Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Bazı okullarda öğrenci velileriyle siyasi toplantılar yapıldığını belirleyen MEB, seçim öncesi tedbir almak için harekete geçti.
Haziranda yapılacak Genel Seçimlere az bir zaman kala Milli Eğitim Bakanlığı, bazı okullarda eğitim ve öğretim faaliyetinin amaç ve hedefi dışında öğrenci velileriyle siyasi, ideolojik konularda toplantı ve görüşmeler yapıldığını belirledi. Bunun üzerine harekete geçen Bakanlık, maarif müfettişlerine ve yöneticilere talimat vererek bu konudaki her türlü ihbar, şikâyet ve duyumun değerlendirilmesini istedi.
MEB Rehberlik ve Denetim Başkanı Atıf Ala imzasıyla il milli eğitim müdürlüklerine bir uyarı yazısı gönderildi. Devlet memurlarının hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda bulunamayacaklarını ve bu mahiyetteki eylemlere katılamayacaklarını kaydeden Ala, mevzuata aykırı eylemlere girişen öğretmenler hakkında gereğinin yapılması talimatını verdi.
Kaynak Türkiye
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Bazı okullarda öğrenci velileriyle siyasi toplantılar yapıldığını belirleyen MEB, seçim öncesi tedbir almak için harekete geçti.
Haziranda yapılacak Genel Seçimlere az bir zaman kala Milli Eğitim Bakanlığı, bazı okullarda eğitim ve öğretim faaliyetinin amaç ve hedefi dışında öğrenci velileriyle siyasi, ideolojik konularda toplantı ve görüşmeler yapıldığını belirledi. Bunun üzerine harekete geçen Bakanlık, maarif müfettişlerine ve yöneticilere talimat vererek bu konudaki her türlü ihbar, şikâyet ve duyumun değerlendirilmesini istedi.
MEB Rehberlik ve Denetim Başkanı Atıf Ala imzasıyla il milli eğitim müdürlüklerine bir uyarı yazısı gönderildi. Devlet memurlarının hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda bulunamayacaklarını ve bu mahiyetteki eylemlere katılamayacaklarını kaydeden Ala, mevzuata aykırı eylemlere girişen öğretmenler hakkında gereğinin yapılması talimatını verdi.
Kaynak Türkiye
Son Güncelleme: Pazartesi, 02 Şubat 2015 09:23
Gösterim: 2061
Başbakan Davutoğlu, pazartesi günü Bakanlar Kurulu'ndan çıkarılacak kararla bütün okullarda sütle birlikte kuru üzüm dağıtılacağını açıkladı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda düzenlenen partisinin Manisa 5. Olağan Kongresi'nde konuştu.
Bu ay çok sayıda reform paketini kamuoyuyla paylaştığını anlatan Davutoğlu, kasım, aralık, ocak aylarında 25 sektörel dönüşüm programını açıkladıklarını anımsattı.
Esnaf paketi konusunda da bilgi veren Davutoğlu, çalışan anneler ile KOBİ'lere verecekleri desteklere, konut ve tarım teşviklerine de değindi.
Manisa ile ilgili birkaç müjdeyi paylaşmak istediğini ifade eden Davutoğlu, yaptıkları spor salonunun nisanda tamamlanacağını, miting için Manisa'ya geldiğinde salonu açmış olacaklarını kaydetti.
Tüm üzüm üreticilerine de müjde vermek istediğini dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Geçen hafta içinde Milli Eğitim Bakanımıza gerekli talimatları vermiştim. Bütün okullarımızda sütle birlikte bu bereketli, bu şifalı Manisa üzümlerinin de dağıtılması için talimat verdik. Pazartesi günü Bakanlar Kurulu kararını çıkarıyoruz inşallah. Bütün okullarda sütle birlikte gençlerimizin, çocuklarımızın sağlıklı yetişmesi için kuru üzüm dağıtacağız. Yılda 60 bin ton kuru üzüm dağıtacağız."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Başbakan Davutoğlu, pazartesi günü Bakanlar Kurulu'ndan çıkarılacak kararla bütün okullarda sütle birlikte kuru üzüm dağıtılacağını açıkladı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda düzenlenen partisinin Manisa 5. Olağan Kongresi'nde konuştu.
Bu ay çok sayıda reform paketini kamuoyuyla paylaştığını anlatan Davutoğlu, kasım, aralık, ocak aylarında 25 sektörel dönüşüm programını açıkladıklarını anımsattı.
Esnaf paketi konusunda da bilgi veren Davutoğlu, çalışan anneler ile KOBİ'lere verecekleri desteklere, konut ve tarım teşviklerine de değindi.
Manisa ile ilgili birkaç müjdeyi paylaşmak istediğini ifade eden Davutoğlu, yaptıkları spor salonunun nisanda tamamlanacağını, miting için Manisa'ya geldiğinde salonu açmış olacaklarını kaydetti.
Tüm üzüm üreticilerine de müjde vermek istediğini dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Geçen hafta içinde Milli Eğitim Bakanımıza gerekli talimatları vermiştim. Bütün okullarımızda sütle birlikte bu bereketli, bu şifalı Manisa üzümlerinin de dağıtılması için talimat verdik. Pazartesi günü Bakanlar Kurulu kararını çıkarıyoruz inşallah. Bütün okullarda sütle birlikte gençlerimizin, çocuklarımızın sağlıklı yetişmesi için kuru üzüm dağıtacağız. Yılda 60 bin ton kuru üzüm dağıtacağız."
Son Güncelleme: Cumartesi, 31 Ocak 2015 23:54
Gösterim: 2322
ÖSYM, Tıpta Uzmanlık Sınavı'nı (TUS) 'Yazılı Teknik' ile yapacağını açıklamıştı. Bu sınavın nasıl yapılacağına ilişkin ayrıntılar netleşmeye başladı. Gelecek yıldan itibaren yazılı sınav tekniğinin, Üniversiteye Giriş Sınavı YGS ve LYS'de de uygulanacağı bildiriliyor.
Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi ( ÖSYM ) geçtiğimiz günlerde Tıpta Uzmanlık Sınavı'nı (TUS) 'Yazılı Teknik' ile yapacağını açıklamıştı. Bu sınavın nasıl yapılacağına ilişkin ayrıntılar da netleşmeye başladı. Türkiye gazetesinden Gökhan Kaya'nın haberine göre yazılı sınavda soruların iki yöntemi olacak.
Kısa cevaplı sorular: Cevabı tek kelime, tek bir sayı, tarih veya bir cümle ile oluşturulabilecek.
Cevabı sınırlandırılmış açık uçlu sorular: Adaydan, verilen sınırlamalara uygun cevap yazması beklenecek. "Sebep sonuç ilişkisini açıklayın", "ilgili hipotezi oluşturun", "yöntem ve süreçleri belirtin" gibi cevabın niteliği, uzunluğu veya organizasyonu ile ilgili olabilecek.
Bu sorularda dereceli puanlama anahtarı kullanılacak. Cevaplar daha önce sınav uzmanları tarafından hazırlanan 'dereceli puanlama anahtarı' ile karşılaştırılarak değerlendirme güvenilir yapılacak.
ÖSYM yetkilileri, gelecek yıldan itibaren yazılı sınav tekniğini bazı sorularda Üniversiteye Giriş Sınavı YGS ve LYS'de uygulanması için çalışmalar yaptıklarını açıkladı.
Üst hakeme başvurulacak
Sınavdan sonra adayların cevap kağıtları bilgisayar ortamına taranacak. İsmi, numarası ya da adaya ilişkin hiçbir bilginin olmadığı cevap alanları ÖSYM tarafından seçilen alanın uzmanları ÖSYM'nin güvenli bilgisayar ağın üzerinde değerlendirilecek. Her cevap kağıdını birbirinden habersiz iki uzman değerlendirecek. İki uzmanın değerlendirmesinde puan farkı oluşursa bu kez aynı cevap alanı Üst Hakeme gönderilecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ÖSYM, Tıpta Uzmanlık Sınavı'nı (TUS) 'Yazılı Teknik' ile yapacağını açıklamıştı. Bu sınavın nasıl yapılacağına ilişkin ayrıntılar netleşmeye başladı. Gelecek yıldan itibaren yazılı sınav tekniğinin, Üniversiteye Giriş Sınavı YGS ve LYS'de de uygulanacağı bildiriliyor.
Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi ( ÖSYM ) geçtiğimiz günlerde Tıpta Uzmanlık Sınavı'nı (TUS) 'Yazılı Teknik' ile yapacağını açıklamıştı. Bu sınavın nasıl yapılacağına ilişkin ayrıntılar da netleşmeye başladı. Türkiye gazetesinden Gökhan Kaya'nın haberine göre yazılı sınavda soruların iki yöntemi olacak.
Kısa cevaplı sorular: Cevabı tek kelime, tek bir sayı, tarih veya bir cümle ile oluşturulabilecek.
Cevabı sınırlandırılmış açık uçlu sorular: Adaydan, verilen sınırlamalara uygun cevap yazması beklenecek. "Sebep sonuç ilişkisini açıklayın", "ilgili hipotezi oluşturun", "yöntem ve süreçleri belirtin" gibi cevabın niteliği, uzunluğu veya organizasyonu ile ilgili olabilecek.
Bu sorularda dereceli puanlama anahtarı kullanılacak. Cevaplar daha önce sınav uzmanları tarafından hazırlanan 'dereceli puanlama anahtarı' ile karşılaştırılarak değerlendirme güvenilir yapılacak.
ÖSYM yetkilileri, gelecek yıldan itibaren yazılı sınav tekniğini bazı sorularda Üniversiteye Giriş Sınavı YGS ve LYS'de uygulanması için çalışmalar yaptıklarını açıkladı.
Üst hakeme başvurulacak
Sınavdan sonra adayların cevap kağıtları bilgisayar ortamına taranacak. İsmi, numarası ya da adaya ilişkin hiçbir bilginin olmadığı cevap alanları ÖSYM tarafından seçilen alanın uzmanları ÖSYM'nin güvenli bilgisayar ağın üzerinde değerlendirilecek. Her cevap kağıdını birbirinden habersiz iki uzman değerlendirecek. İki uzmanın değerlendirmesinde puan farkı oluşursa bu kez aynı cevap alanı Üst Hakeme gönderilecek.
Son Güncelleme: Cuma, 30 Ocak 2015 10:47
Gösterim: 1708
Tıp ve hukuk fakültelerinin 2014-2015 taban puanları belli oldu.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Saraç, bu yıl tıp ve hukuk programlarına ilk kez "başarı sırası sınırlamasına" göre öğrenci alınacağını bildirdi.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, bu yıl üniversiteye girişte, ilk kez tıp ve hukuk programlarına, "başarı sırası sınırlamasına" göre öğrenci alınmasının kararlaştırıldığını bildirdi.
Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yükseköğretim kurumları tıp ve hukuk programları kontenjanlarına ve yerleşen öğrenci sayılarına ilişkin bir çalışma yapıldığını, bu çalışma sonunda da bu programlara yerleşen ve aynı bölümde okuyan öğrenciler arasındaki puan farkının yıllar geçtikçe açıldığının gözlemlendiğini ifade etti. Yekta Saraç, tıp programına 2010 ÖSYS'de, 20 bin 200'üncü, 2014 ÖSYS'de 101 bininci, hukuk programına 2010 yılında 177 bininci, 2014 ÖSYS'de ise 366 bininci adayın yerleştiğini kaydetti.
"Uygulama, eğitim seviyesinin yükselmesine katkı sağlayacak"
YÖK tarafından " hukuk vetıp fakültelerine başarı sırasına göre" bir sınırlama getirildiğini bildiren Saraç, bu uygulamayla, bu bölümlerin belli bir aralıkta yer alan öğrencilerden oluşmasının ve bu şekilde eğitim seviyesinin yükselmesine katkı sağlanmasının amaçlandığını vurguladı.
Saraç, "Ayrıca, dileyen vakıf yükseköğretim kurumlarının bu programlar için daha üst başarı sıralaması koymasına da imkan tanındı" dedi.
Yükseköğretim kurumlarındaki tıp ve hukuk programlarına son yıllarda yerleşen öğrencilerin başarı sıraları da dikkate alınarak yapılan çalışmaya ilişkin, Saraç, "Çalışma sonucunda, 2015 ÖSYS'de, Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarına yerleştirme işlemlerinde tıp programlarına başarı sırası en düşük 40 bininci sırada olan, hukuk programlarına ise başarı sırası en düşük 150 bininci sırada olan adayların yerleştirme işlemine alınarak kontenjan dahilinde yerleştirilmesine karar verildi" açıklamasını yaptı.
KKTC'den yatay geçişte de dikkate alınacak
Vakıf yükseköğretim kurumlarının da senato kararıyla söz konusu başarı sıralarına ilişkin daha üstte başarı sırası belirleyebileceklerini dile getiren Saraç, şunları kaydetti:
"Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hukukuna Göre Kurulmuş Olan Üniversitelerin Karşılıklı Tanınmasına Dair Milletlerarası Anlaşma dikkate alınarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bulunan üniversitelerdeki tıp ve hukuk programlarına 2015 yılından itibaren yerleşerek kayıt yaptıran öğrencilerin de Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarına yatay geçiş yapabilmesi için 'Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik' şartlarının yanı sıra birinci maddede belirlenen başarı sırası şartını da sağlamaları gerekecek."
YÖK Başkanı Saraç, yükseköğretimde eğitim öğretimin niteliğini yükseltecek faaliyetler kapsamında, üniversiteye girişte bu yıl ilk kez tıp ve hukuk programlarında gerçekleştirilecek olan bu uygulamanın, önümüzdeki yıllarda diğer yapılandırılmış mesleklerden başlanarak yaygınlaştırılacağını sözlerine ekledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Tıp ve hukuk fakültelerinin 2014-2015 taban puanları belli oldu.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Saraç, bu yıl tıp ve hukuk programlarına ilk kez "başarı sırası sınırlamasına" göre öğrenci alınacağını bildirdi.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, bu yıl üniversiteye girişte, ilk kez tıp ve hukuk programlarına, "başarı sırası sınırlamasına" göre öğrenci alınmasının kararlaştırıldığını bildirdi.
Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yükseköğretim kurumları tıp ve hukuk programları kontenjanlarına ve yerleşen öğrenci sayılarına ilişkin bir çalışma yapıldığını, bu çalışma sonunda da bu programlara yerleşen ve aynı bölümde okuyan öğrenciler arasındaki puan farkının yıllar geçtikçe açıldığının gözlemlendiğini ifade etti. Yekta Saraç, tıp programına 2010 ÖSYS'de, 20 bin 200'üncü, 2014 ÖSYS'de 101 bininci, hukuk programına 2010 yılında 177 bininci, 2014 ÖSYS'de ise 366 bininci adayın yerleştiğini kaydetti.
"Uygulama, eğitim seviyesinin yükselmesine katkı sağlayacak"
YÖK tarafından " hukuk vetıp fakültelerine başarı sırasına göre" bir sınırlama getirildiğini bildiren Saraç, bu uygulamayla, bu bölümlerin belli bir aralıkta yer alan öğrencilerden oluşmasının ve bu şekilde eğitim seviyesinin yükselmesine katkı sağlanmasının amaçlandığını vurguladı.
Saraç, "Ayrıca, dileyen vakıf yükseköğretim kurumlarının bu programlar için daha üst başarı sıralaması koymasına da imkan tanındı" dedi.
Yükseköğretim kurumlarındaki tıp ve hukuk programlarına son yıllarda yerleşen öğrencilerin başarı sıraları da dikkate alınarak yapılan çalışmaya ilişkin, Saraç, "Çalışma sonucunda, 2015 ÖSYS'de, Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarına yerleştirme işlemlerinde tıp programlarına başarı sırası en düşük 40 bininci sırada olan, hukuk programlarına ise başarı sırası en düşük 150 bininci sırada olan adayların yerleştirme işlemine alınarak kontenjan dahilinde yerleştirilmesine karar verildi" açıklamasını yaptı.
KKTC'den yatay geçişte de dikkate alınacak
Vakıf yükseköğretim kurumlarının da senato kararıyla söz konusu başarı sıralarına ilişkin daha üstte başarı sırası belirleyebileceklerini dile getiren Saraç, şunları kaydetti:
"Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hukukuna Göre Kurulmuş Olan Üniversitelerin Karşılıklı Tanınmasına Dair Milletlerarası Anlaşma dikkate alınarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bulunan üniversitelerdeki tıp ve hukuk programlarına 2015 yılından itibaren yerleşerek kayıt yaptıran öğrencilerin de Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarına yatay geçiş yapabilmesi için 'Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik' şartlarının yanı sıra birinci maddede belirlenen başarı sırası şartını da sağlamaları gerekecek."
YÖK Başkanı Saraç, yükseköğretimde eğitim öğretimin niteliğini yükseltecek faaliyetler kapsamında, üniversiteye girişte bu yıl ilk kez tıp ve hukuk programlarında gerçekleştirilecek olan bu uygulamanın, önümüzdeki yıllarda diğer yapılandırılmış mesleklerden başlanarak yaygınlaştırılacağını sözlerine ekledi.
Son Güncelleme: Cuma, 30 Ocak 2015 12:25
Gösterim: 5708
Milli Eğitim Bakanı Avcı, Türkiye'nin yurt dışındaki eğitim hizmetlerine yapacağı katkının, vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün öne çıktığını bildirdi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Türkiye'nin yurt dışındaki eğitim hizmetlerine yapacağı katkının, bir vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün öne çıktığını bildirdi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, yurtdışındaki okulların dönüştürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulundaki sunumda, Türkiye'nin yurtdışındaki bütün eğitim hizmetlerine yapacağı katkının bir vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün daha ön plana çıktığını bildirdi.
Avcı, Sakıp Sabancı Basın Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Yurtdışındaki okulların dönüştürülmesinde "vakıf" ve "ajans" seçeneklerine ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine Avcı, yurtdışındaki okullar denildiğinde 150'yi aşkın ülkedeki kurumlardan söz edildiğini belirtti.
Değişik isimler altında açılmış okulların bazılarının yerel bir sivil toplum örgütü görüntüsü altında, bazılarının bir ticari kuruluş statüsünde, bazılarının da o ülkenin yetkili makamlarının izniyle o ülkenin eğitim otoritesine bağlı olarak açıldığını anlatan Avcı, şöyle devam etti:
"Özellikle o ülkenin eğitim otoritesinin iznine bağlı olarak açılan okulların büyük bölümü de bizim hükümet olarak gerek bir önceki cumhurbaşkanımızın gerek şimdiki Cumhurbaşbakanımızın gerek başbakanlarımızın dışişleri bakanlarımızın müzaheretleriyle o ülkeler nezdinde kefalet beyan eden ifadeleri nedeniyle açılmış okullardır. Dolayısıyla her birinin açılması, kapanması veya dönüştürülmesi de o ülkelerin mevzuatına göre yapılacak demektir. Bizim üzerinde yüzde 100 tasarruf yetkimiz olan okullar, elçiliğimize bağlı olan okullardır. Yani Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliklerinin bünyesinde açılmış olan Türk okulları var. Bunların sayısı 66. Onlarla ilgili dolayısıyla yapılacak yeni düzenlemede bu okulların da büyükelçiliklerimize bağlı Milli Eğitim Bakanlığının açtığı ve bugüne kadar da Milli Eğitim Bakanlığının denetiminde görev yapan, öğretmenleri, Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenleri arasından seçilip gönderilen okullarımızla ilgili de düzenlemeyi bu çerçevede ele almaya niyetliyiz. Çok farklı statüdeki yüzlerce okul veya kurum. Sadece okul da değil, bunların bir kısmı kurs statüsünde açılmış olabilir. Yani farklı ülkelerde farklı statülerde açılmış kurumlar var."
Bakanlar Kurulu sunumu
Bakan Avcı, Bakanlar Kurulunda yaptığı sunumda, Türkiye'nin yurtdışındaki bütün eğitim hizmetlerine yapacağı katkının bir vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün daha ön plana çıktığını bildirdi.
Bugüne kadar zaten devlet olarak büyükelçilikler aracılığıyla resmi okulların açıldığını ifade eden Avcı, şunları belirtti:
"Şimdi farklı statüdeki okullarda farklı mevzuatlara yönelik bir çalışma yapılacağı için değişik ülkelerde, her biri farklı bir mevzuatı olan, her biriyle ilişkilerimizin dozu, tonu, kapsamı farklı olan ülkelere götürülecek veya yapılmakta olan eğitim hizmetlerinin dönüştürülmesine ilişkin düzenlemelerin de sivil bir yapılanma içerisinde olmasının daha makul olacağı... Dünyadaki uygulamaların da zaten bu doğrultuda olduğu, yani ABD'lilerin de İngilizlerin de Almanların da yurt dışında yaptıkları eğitim çalışmalarında, eğer devlet bir şekilde işin bir tarafında her zaman vardır ama aynı zamanda vakıflar üzerinden daha esnek bir yapılanmayla bu hizmetler götürülür. Dolayısıyla burada da böyle bir yapılanmanın daha esnek ve dolayısıyla daha fonksiyonel olacağı görüşü ağır bastı. Buraya kadar konuştuklarım, geçen haftaki Bakanlar Kuruluna yaptığımız sunum ve oradan aldığımız dönüşler ve değerlendirmelerin ışığında söyleyebileceklerim. Dolayısıyla Bakanlar Kurulunda önümüzdeki hafta da bu çerçevede görüşler tekrar müzakereye açılacak. O zaman ortaya çıkacak olan daha ayrıntıları bilgileri paylaşırız."
Bakan Avcı, "66 okul, büyükelçilik bünyesinde açılan ve MEB'in ilk planda dönüştürebileceği okullar. Geriye kaç okul kalıyor" sorusuna şu yanıtı verdi:
"160 ülkedeki bir şekilde Türkiye'ye atfedilebilecek, Türkiye'nin eğitimiyle irtibatlandırılabilecek veya Türk okulu olarak anılabilecek okulların sayısının 2 bine yaklaştığını biliyoruz. Ama bunların bir kısmı Türkler tarafından kurulmuş olmakla birlikte tamamen o ülkenin mevzuatına uygun bir yabancı okul statüsünde olanlar da var. Yani bunların istisnasız hepsinde aynı eğitim programları, aynı yönetim modelleri, aynı finansman modelleri uygulanıyor değil. Dolayısıyla her birinin özel bir durumu var. O nedenle zaten bunların bir vakıf çalışmasıyla envanterinin çıkartılması ve uygun olanlarının sadece eğitim amaçlı olmak üzere bu kapsamda yeniden düzenlenmeleri düşünülüyor."
"Eğitim dışı çalışmanın kendi ülkelerinde de yapılmasından endişe ediyorlar"
Bakan Avcı, bir soru üzerine yurtdışındaki okullarla ilgili çalışmanın vakıf üzerinden yürütüleceğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Vakıf esnek bir yapılanmadır. Yurtdışındaki okulların büyük bir bölümü, 'elçilik okulları dışındakileri söylüyorum, bu okullar da dolaylı olarak milletin okullarıdır.' Yani bunlar milletten değişik adlar altında toplanan paralarla yapılmış yani milletin emeğine dayanan yapılanmalardır. Bunların kötü amaçlı kullanıldığına dair farklı ülkelerden Türkiye'ye de şikayetler gelmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı, Afrika gezisinde bunun bir örneğini söyledi. Bunun gibi farklı ülkelerde bir de Türkiye'de olup bitenlere bakarak o ülke otoriteleri, benzer bir uygulamanın benzer bir eğitim dışı çalışmanın kendi ülkelerinde de yapılmasından endişe ederler, ediyorlar, ettiklerini de bize zaman zaman ifade ediyorlar."
"Bu okulların büyük bir bölümü, ya cumhurbaşkanı ya başbakan ya bakan ya elçilik düzeyinde verilmiş referanslarla bugünlere gelmişlerdir" ifadesini kullanan Avcı, bu referansların tekrar teyidini istemenin bu ülkelerin de hakkı olduğunu vurguladı.
Avcı, "Bu teyit verilir mi? Hayır bu teyit bugün verilmiyor. Yaşananlardan sonra böyle bir tekeffül, böyle bir kefalet hiçbir makam tarafından verilmiyor, verilmez. Bunlarla ilgili yapılacak düzenlemelerde eğer o ülkenin otoriteleri bizden yardım isterlerse ki istiyorlar. O yardım kendilerine nasıl verilir? Nasıl örgütleyebiliriz, nasıl bir kurumsallaşma içinde bu destek sürdürülebilir? Onun arayışı içerisinde bu çalışmalar yapılmıştır. Bunun da en uygun yönteminin sivil bir yapılanma, bir vakıf yapılanması olduğu, devletin de bu yapılanmaya eskiden olduğu gibi destek olması..." diye konuştu.
Bakan Avcı, bir başka soru üzerine vakfın içinde devletin de katkısının olacağını ancak o katkının genel bütçeden mi karşılanacağı, başka bir kaynaktan mı buraya aktarılacağının ayrıntı olduğunu söyledi.
Bir takvimin belirlenip belirlenmediğine ilişkin bir soru üzerine de Bakan Nabi Avcı, çalışmaların herhangi bir aksaklık olmaması için olabildiğince hızlı bir şekilde yürütüleceğini kaydederek, "Önümüzdeki ders yılında da olabildiğince eğitim amaçlı çalışan kurumlar zarar görmeden asli misyonlarına uygun çalışır hale getirilsinler. Mümkün olan en kısa zamanda bütün yurt dışındaki eğitim kurumlarının gerçekten sadece eğitim veren kurumlar haline gelmesi için ne mümkünse yapmak..." dedi.
Ayrıntılar geliyor...
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Avcı, Türkiye'nin yurt dışındaki eğitim hizmetlerine yapacağı katkının, vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün öne çıktığını bildirdi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Türkiye'nin yurt dışındaki eğitim hizmetlerine yapacağı katkının, bir vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün öne çıktığını bildirdi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, yurtdışındaki okulların dönüştürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulundaki sunumda, Türkiye'nin yurtdışındaki bütün eğitim hizmetlerine yapacağı katkının bir vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün daha ön plana çıktığını bildirdi.
Avcı, Sakıp Sabancı Basın Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Yurtdışındaki okulların dönüştürülmesinde "vakıf" ve "ajans" seçeneklerine ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine Avcı, yurtdışındaki okullar denildiğinde 150'yi aşkın ülkedeki kurumlardan söz edildiğini belirtti.
Değişik isimler altında açılmış okulların bazılarının yerel bir sivil toplum örgütü görüntüsü altında, bazılarının bir ticari kuruluş statüsünde, bazılarının da o ülkenin yetkili makamlarının izniyle o ülkenin eğitim otoritesine bağlı olarak açıldığını anlatan Avcı, şöyle devam etti:
"Özellikle o ülkenin eğitim otoritesinin iznine bağlı olarak açılan okulların büyük bölümü de bizim hükümet olarak gerek bir önceki cumhurbaşkanımızın gerek şimdiki Cumhurbaşbakanımızın gerek başbakanlarımızın dışişleri bakanlarımızın müzaheretleriyle o ülkeler nezdinde kefalet beyan eden ifadeleri nedeniyle açılmış okullardır. Dolayısıyla her birinin açılması, kapanması veya dönüştürülmesi de o ülkelerin mevzuatına göre yapılacak demektir. Bizim üzerinde yüzde 100 tasarruf yetkimiz olan okullar, elçiliğimize bağlı olan okullardır. Yani Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliklerinin bünyesinde açılmış olan Türk okulları var. Bunların sayısı 66. Onlarla ilgili dolayısıyla yapılacak yeni düzenlemede bu okulların da büyükelçiliklerimize bağlı Milli Eğitim Bakanlığının açtığı ve bugüne kadar da Milli Eğitim Bakanlığının denetiminde görev yapan, öğretmenleri, Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenleri arasından seçilip gönderilen okullarımızla ilgili de düzenlemeyi bu çerçevede ele almaya niyetliyiz. Çok farklı statüdeki yüzlerce okul veya kurum. Sadece okul da değil, bunların bir kısmı kurs statüsünde açılmış olabilir. Yani farklı ülkelerde farklı statülerde açılmış kurumlar var."
Bakanlar Kurulu sunumu
Bakan Avcı, Bakanlar Kurulunda yaptığı sunumda, Türkiye'nin yurtdışındaki bütün eğitim hizmetlerine yapacağı katkının bir vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün daha ön plana çıktığını bildirdi.
Bugüne kadar zaten devlet olarak büyükelçilikler aracılığıyla resmi okulların açıldığını ifade eden Avcı, şunları belirtti:
"Şimdi farklı statüdeki okullarda farklı mevzuatlara yönelik bir çalışma yapılacağı için değişik ülkelerde, her biri farklı bir mevzuatı olan, her biriyle ilişkilerimizin dozu, tonu, kapsamı farklı olan ülkelere götürülecek veya yapılmakta olan eğitim hizmetlerinin dönüştürülmesine ilişkin düzenlemelerin de sivil bir yapılanma içerisinde olmasının daha makul olacağı... Dünyadaki uygulamaların da zaten bu doğrultuda olduğu, yani ABD'lilerin de İngilizlerin de Almanların da yurt dışında yaptıkları eğitim çalışmalarında, eğer devlet bir şekilde işin bir tarafında her zaman vardır ama aynı zamanda vakıflar üzerinden daha esnek bir yapılanmayla bu hizmetler götürülür. Dolayısıyla burada da böyle bir yapılanmanın daha esnek ve dolayısıyla daha fonksiyonel olacağı görüşü ağır bastı. Buraya kadar konuştuklarım, geçen haftaki Bakanlar Kuruluna yaptığımız sunum ve oradan aldığımız dönüşler ve değerlendirmelerin ışığında söyleyebileceklerim. Dolayısıyla Bakanlar Kurulunda önümüzdeki hafta da bu çerçevede görüşler tekrar müzakereye açılacak. O zaman ortaya çıkacak olan daha ayrıntıları bilgileri paylaşırız."
Bakan Avcı, "66 okul, büyükelçilik bünyesinde açılan ve MEB'in ilk planda dönüştürebileceği okullar. Geriye kaç okul kalıyor" sorusuna şu yanıtı verdi:
"160 ülkedeki bir şekilde Türkiye'ye atfedilebilecek, Türkiye'nin eğitimiyle irtibatlandırılabilecek veya Türk okulu olarak anılabilecek okulların sayısının 2 bine yaklaştığını biliyoruz. Ama bunların bir kısmı Türkler tarafından kurulmuş olmakla birlikte tamamen o ülkenin mevzuatına uygun bir yabancı okul statüsünde olanlar da var. Yani bunların istisnasız hepsinde aynı eğitim programları, aynı yönetim modelleri, aynı finansman modelleri uygulanıyor değil. Dolayısıyla her birinin özel bir durumu var. O nedenle zaten bunların bir vakıf çalışmasıyla envanterinin çıkartılması ve uygun olanlarının sadece eğitim amaçlı olmak üzere bu kapsamda yeniden düzenlenmeleri düşünülüyor."
"Eğitim dışı çalışmanın kendi ülkelerinde de yapılmasından endişe ediyorlar"
Bakan Avcı, bir soru üzerine yurtdışındaki okullarla ilgili çalışmanın vakıf üzerinden yürütüleceğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Vakıf esnek bir yapılanmadır. Yurtdışındaki okulların büyük bir bölümü, 'elçilik okulları dışındakileri söylüyorum, bu okullar da dolaylı olarak milletin okullarıdır.' Yani bunlar milletten değişik adlar altında toplanan paralarla yapılmış yani milletin emeğine dayanan yapılanmalardır. Bunların kötü amaçlı kullanıldığına dair farklı ülkelerden Türkiye'ye de şikayetler gelmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı, Afrika gezisinde bunun bir örneğini söyledi. Bunun gibi farklı ülkelerde bir de Türkiye'de olup bitenlere bakarak o ülke otoriteleri, benzer bir uygulamanın benzer bir eğitim dışı çalışmanın kendi ülkelerinde de yapılmasından endişe ederler, ediyorlar, ettiklerini de bize zaman zaman ifade ediyorlar."
"Bu okulların büyük bir bölümü, ya cumhurbaşkanı ya başbakan ya bakan ya elçilik düzeyinde verilmiş referanslarla bugünlere gelmişlerdir" ifadesini kullanan Avcı, bu referansların tekrar teyidini istemenin bu ülkelerin de hakkı olduğunu vurguladı.
Avcı, "Bu teyit verilir mi? Hayır bu teyit bugün verilmiyor. Yaşananlardan sonra böyle bir tekeffül, böyle bir kefalet hiçbir makam tarafından verilmiyor, verilmez. Bunlarla ilgili yapılacak düzenlemelerde eğer o ülkenin otoriteleri bizden yardım isterlerse ki istiyorlar. O yardım kendilerine nasıl verilir? Nasıl örgütleyebiliriz, nasıl bir kurumsallaşma içinde bu destek sürdürülebilir? Onun arayışı içerisinde bu çalışmalar yapılmıştır. Bunun da en uygun yönteminin sivil bir yapılanma, bir vakıf yapılanması olduğu, devletin de bu yapılanmaya eskiden olduğu gibi destek olması..." diye konuştu.
Bakan Avcı, bir başka soru üzerine vakfın içinde devletin de katkısının olacağını ancak o katkının genel bütçeden mi karşılanacağı, başka bir kaynaktan mı buraya aktarılacağının ayrıntı olduğunu söyledi.
Bir takvimin belirlenip belirlenmediğine ilişkin bir soru üzerine de Bakan Nabi Avcı, çalışmaların herhangi bir aksaklık olmaması için olabildiğince hızlı bir şekilde yürütüleceğini kaydederek, "Önümüzdeki ders yılında da olabildiğince eğitim amaçlı çalışan kurumlar zarar görmeden asli misyonlarına uygun çalışır hale getirilsinler. Mümkün olan en kısa zamanda bütün yurt dışındaki eğitim kurumlarının gerçekten sadece eğitim veren kurumlar haline gelmesi için ne mümkünse yapmak..." dedi.
Ayrıntılar geliyor...
Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ocak 2015 19:02
Gösterim: 1928

