Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Dijital okuryazarlık ve dijital ebeveynlik bilincinin yaygınlaştırılması amacıyla Netflix, Habitat Derneği ve ICC Türkiye iş birliği ile gerçekleştirilen “Geleceğin Ekranı” projesi öğretmen ve ebeveyn eğitimleri ile başlıyor. İlk eğitim 12-13 Ekim tarihlerinde öğretmenlere online olarak verilecek. Yıl sonuna kadar devam edecek olan eğitimlerle üç bini aşkın öğretmen ve aileye ulaşılması hedefleniyor.
Netflix, Habitat Derneği ve Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Türkiye Milli Komitesi işbirliğiyle hayata geçirilen “Geleceğin Ekranı” projesi öğretmenlerle buluşmaya hazırlanıyor. Dijital eğitim ve dijital okuryazarlık alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilecek eğitimler 12-13 Ekim tarihlerinde öğretmenler ile başlıyor. Habitat alanında uzman eğitmenler tarafından Ekim – Aralık ayları arasında online olarak gerçekleştirilecek eğitimler öğretmenlerin yanı sıra ebeveynleri de kapsayacak. Toplamda sekiz buluşmadan oluşacak eğitimlerde yıl sonuna kadar bine yakın öğretmen ve aileye ulaşılması planlanıyor. Ders içerikleri öğrencilerin dijital dünyada bilinçli içerik tüketimi yapmasını kolaylaştıracak özel bir eğitim seti ile desteklenecek.
Moderatörlüğünü Dr. Elif Posos Devrani’nin üstleneceği buluşmaların eğitimci kadrosunda Türk-Alman Üniversitesi Öğr. Gör. Sultan Edip, Türk-Alman Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Mona Aykul, Avukat Yaşar Canpolat ve Psikolog Dr. Hale Ogel Balaban bulunuyor. Teknolojinin çocuk gelişimindeki rolünden günümüzde çocuk haklarına ve ortak deneyime sahip olmanın öneminden aile içi medya planı hazırlamaya kadar birçok konuda kapsamlı bilgiler verilecek. Öğretmen ve ebeveyn eğitimleriyle dijital okuryazarlık ve ebeveynlik anlayışının toplum geneline yayılması ve genç nesillere bilinçli içerik tüketim alışkanlıkları kazandırılması hedefleniyor. “Geleceğin Ekranı” projesi kapsamında eğitimlere dahil olmak isteyen tüm öğretmen ve ebeveynler Habitat’ın resmi web sitesi üzerinden başvuru yapabilecek.
Öğretmenler İçin Dijital Dünya Dersleri
Dijital çağda öğretmenlik için ihtiyaç duyulan yetkinliklerin uzmanlar tarafından aktarılacağı eğitimlerde dijital dünyanın ve ekran güvenliğinin öğrenciler için önemine vurgu yapılacak. “Öğretmen Buluşmaları” ilk olarak 12 – 13 Ekim’de başlayacak. 2 – 3 Kasım, 30 Kasım – 1 Aralık ve 14 – 15 Aralık tarihlerinde devam edecek olan buluşmalarda Türkiye’nin dört bir yanından farklı branşlardaki 400’ü aşkın öğretmen, öğrencilerin dijital okuryazarlık bilincini artırmak amacıyla bir araya gelecek.
Dijital Çağda Ebeveyn Olmanın İncelikleri
“Geleceğin Ekranı” projesi kapsamında dijital ebeveynlik kavramı detaylarının ve dikkat edilmesi gereken noktalarının ebeveynlere etkili ve interaktif yöntemlerle paylaşılması amaçlanıyor. İlkinin 19 – 20 Ekim tarihleri arasında gerçekleşeceği “Ebeveyn Buluşmaları” 23 - 24 Kasım, 7 – 8 Aralık ve 21 – 22 Aralık tarihlerinde devam edecek. Dijital çağda ebeveynlik için ihtiyaç duyulan yetkinliklerin ve dijital dünyada ekran kullanımının öneminin konuşulacağı eğitimlerde uygulamalı olarak aile içi medya planı örnekleri de paylaşılacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Dijital okuryazarlık ve dijital ebeveynlik bilincinin yaygınlaştırılması amacıyla Netflix, Habitat Derneği ve ICC Türkiye iş birliği ile gerçekleştirilen “Geleceğin Ekranı” projesi öğretmen ve ebeveyn eğitimleri ile başlıyor. İlk eğitim 12-13 Ekim tarihlerinde öğretmenlere online olarak verilecek. Yıl sonuna kadar devam edecek olan eğitimlerle üç bini aşkın öğretmen ve aileye ulaşılması hedefleniyor.
Netflix, Habitat Derneği ve Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Türkiye Milli Komitesi işbirliğiyle hayata geçirilen “Geleceğin Ekranı” projesi öğretmenlerle buluşmaya hazırlanıyor. Dijital eğitim ve dijital okuryazarlık alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilecek eğitimler 12-13 Ekim tarihlerinde öğretmenler ile başlıyor. Habitat alanında uzman eğitmenler tarafından Ekim – Aralık ayları arasında online olarak gerçekleştirilecek eğitimler öğretmenlerin yanı sıra ebeveynleri de kapsayacak. Toplamda sekiz buluşmadan oluşacak eğitimlerde yıl sonuna kadar bine yakın öğretmen ve aileye ulaşılması planlanıyor. Ders içerikleri öğrencilerin dijital dünyada bilinçli içerik tüketimi yapmasını kolaylaştıracak özel bir eğitim seti ile desteklenecek.
Moderatörlüğünü Dr. Elif Posos Devrani’nin üstleneceği buluşmaların eğitimci kadrosunda Türk-Alman Üniversitesi Öğr. Gör. Sultan Edip, Türk-Alman Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Mona Aykul, Avukat Yaşar Canpolat ve Psikolog Dr. Hale Ogel Balaban bulunuyor. Teknolojinin çocuk gelişimindeki rolünden günümüzde çocuk haklarına ve ortak deneyime sahip olmanın öneminden aile içi medya planı hazırlamaya kadar birçok konuda kapsamlı bilgiler verilecek. Öğretmen ve ebeveyn eğitimleriyle dijital okuryazarlık ve ebeveynlik anlayışının toplum geneline yayılması ve genç nesillere bilinçli içerik tüketim alışkanlıkları kazandırılması hedefleniyor. “Geleceğin Ekranı” projesi kapsamında eğitimlere dahil olmak isteyen tüm öğretmen ve ebeveynler Habitat’ın resmi web sitesi üzerinden başvuru yapabilecek.
Öğretmenler İçin Dijital Dünya Dersleri
Dijital çağda öğretmenlik için ihtiyaç duyulan yetkinliklerin uzmanlar tarafından aktarılacağı eğitimlerde dijital dünyanın ve ekran güvenliğinin öğrenciler için önemine vurgu yapılacak. “Öğretmen Buluşmaları” ilk olarak 12 – 13 Ekim’de başlayacak. 2 – 3 Kasım, 30 Kasım – 1 Aralık ve 14 – 15 Aralık tarihlerinde devam edecek olan buluşmalarda Türkiye’nin dört bir yanından farklı branşlardaki 400’ü aşkın öğretmen, öğrencilerin dijital okuryazarlık bilincini artırmak amacıyla bir araya gelecek.
Dijital Çağda Ebeveyn Olmanın İncelikleri
“Geleceğin Ekranı” projesi kapsamında dijital ebeveynlik kavramı detaylarının ve dikkat edilmesi gereken noktalarının ebeveynlere etkili ve interaktif yöntemlerle paylaşılması amaçlanıyor. İlkinin 19 – 20 Ekim tarihleri arasında gerçekleşeceği “Ebeveyn Buluşmaları” 23 - 24 Kasım, 7 – 8 Aralık ve 21 – 22 Aralık tarihlerinde devam edecek. Dijital çağda ebeveynlik için ihtiyaç duyulan yetkinliklerin ve dijital dünyada ekran kullanımının öneminin konuşulacağı eğitimlerde uygulamalı olarak aile içi medya planı örnekleri de paylaşılacak.
Son Güncelleme: Cuma, 08 Ekim 2021 12:14
Gösterim: 1844
Türkiye Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği tarafından 5 yıl önce hayata geçirilen “Yarını Kodlayanlar” projesinde yeni bir adım daha atıldı. Proje kapsamında, kırsal bölgelerdeki öğrencilerin teknolojiye erişimini artırmak amacıyla 20 köy okulunda tam donanımlı teknoloji sınıfları açıldı. Ekim sonuna kadar toplam 30 okula ulaşması hedeflenen projede, bir yılda 60 öğretmenle çevre köyler dahil olmak üzere toplam 6 bin çocuğa kodlama başta olmak üzere çeşitli teknoloji eğitimleri verilecek.
Türkiye Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği tarafından dijital geleceğe hazır nesiller yetiştirilmesi hedefiyle hayata geçirilen “Yarını Kodlayanlar” projesinde, eğitimde fırsat eşitliği sağlamak üzere atılan adımlara bir yenisi daha eklendi. Beşinci yılına giren projede, kırsal bölgelerdeki öğrencilerin teknolojiye erişimini artırmak amacıyla 20 köy okulunda tam donanımlı teknoloji sınıfları açıldı. Projeksiyon cihazı, 3D kalem, bilgisayar, 3D yazıcı, eğitim ve STEM kitleri, Zoom iletişim ve etkinlik araçlarının yer aldığı sınıflarda öğrencilere kodlama başta olmak üzere çeşitli teknoloji eğitimleri verilecek. Ekim sonuna kadar toplam 30 okula ulaşması hedeflenen projede, bir yılda 60 öğretmenle çevre köyler dahil olmak üzere toplam 6 bin çocuğa ulaşılacak. Ayrıca, ailelere yönelik düzenlenecek özel buluşma ve eğitimlerle yaklaşık 2 bin 500 veliye ulaşılması hedefleniyor.
“Yarını Kodlayanlar” projesi kapsamında kırsalda kurulan teknoloji sınıfları için, Kocaeli Vali Yardımcısı Abdul Rauf Ulusoy, Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Akmanşen, Derince Belediye Başkanı Zeki Aygün, Derince İlçe Milli Eğitim Müdürü Turgut Cüre, Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır ve sevilen sanatçı Aras Bulut İynemli’nin katılımıyla Kocaeli Derince İshakcılar Ortaokulu’nda açılış töreni düzenlendi.
Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, şöyle konuştu:
“Vodafone olarak, yaptığımız her işin bir amaca dokunması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye Vodafone Vakfı çatısı altında çocukların teknoloji okuryazarlığını artırmak hedefiyle 5 yıl önce Habitat Derneği işbirliğiyle başlattığımız ‘Yarını Kodlayanlar’ projesiyle bugüne kadar 81 ilde 195 bine yakın çocuğumuza kodlama öğrettik. Geçtiğimiz Nisan ayında önemli bir adım daha atarak, ülkemizin farklı noktalarındaki 30 köy okulunda tam donanımlı teknoloji sınıfları açacağımızı duyurmuştuk. Bugün de bu sözümüzü tutmanın ve toplam 20 köy okulunda teknoloji sınıflarımızı öğrencilerimizin kullanımına sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Geriye kalan 10 okulumuzda da Ekim sonuna kadar teknoloji sınıflarımızı açmayı hedefliyoruz. Köy Okulları projesinde öğrenci, öğretmen ve velileri kapsayan 3 farklı eğitim programı uyguluyoruz. Bu programlarla, önümüzdeki bir yıllık süreçte, 30 ilde toplam 60 öğretmenle çevre köyler dahil olmak üzere 6 bin çocuk ve 2 bin 500 veliye ulaşmayı hedefliyoruz. Köy okullarında kurduğumuz teknoloji sınıflarıyla, dijitalleşmeye ihtiyacı olan ama erişim imkânı olmayan öğrencilerimiz için bir fırsat penceresi açmanın, teknolojiyi çocuklarımızın ayağına getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sınıflarımızdan hepimizi gururlandıracak yeni başarı hikâyelerinin çıkması, en büyük dileğimiz. Türkiye Vodafone Vakfı olarak, teknolojinin gücünü kullanarak çocuklarımıza eğitimde fırsat eşitliği sağlamak için kaynaklarımızı seferber etmeyi sürdüreceğiz.”
Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır, şunları kaydetti:
“Teknolojinin sadece kullanıcısı değil aynı zamanda üreticisi de olacak genç nesillerin yetişmesine katkıda bulunmak için 5 yıl önce Türkiye Vodafone Vakfı’nın da işbirliği ile başlattığımız ‘Yarını Kodlayanlar’ projemizin kapsamını her geçen gün artırmanın haklı sevinci ve gururu içerisindeyiz. Bu bağlamda, ülkemizin farklı noktalarında çeşitli köy okullarına tam donanımlı teknoloji sınıfları kurduk ve kurmaya devam ediyoruz. Özellikle pandemi döneminde dezavantajlı bölgelerdeki çocuklarımızın eğitim ve teknolojiye erişim durumları daha da zorlaştı. İnanıyoruz ki bu sınıflar vesilesiyle çocuklarımızın bilgiye erişimi, teknolojiyle öğrenme yolları kolaylaşacak ve 21. yüzyılın gerektirdiği yetkinlikleri kazanabilmek adına imkanları artacaktır. Çünkü biliyoruz ki 21. yüzyıl yetkinlik sahibi bireylerin toplumları dönüştüreceği bir zaman dilimi olacaktır. İçerikleri zenginleşen ve daha fazla çocuğun yararlanacağı bu değerli proje ile toplumları dönüştüren ve liderlik eden bireylerin ortaya çıkmasına destek olacağız.”
Aras Bulut İynemli ise şunları söyledi:
“Dijital gelecekte çocuklarımızın en önemli gereksinimlerinden biri kodlama bilgisi olacak. Bu bilgiyle dijital dünyaya yön verebilecekler. Kodlama, artık evrensel bir dil. Dolayısıyla, tüm çocukların kodlamayı öğrenmesi önem taşıyor. Bugün açılışı yapılan teknoloji sınıfları da köy okullarında okuyan çocuklarımıza eğitimde fırsat eşitliği sunması bakımından çok kıymetli. Bu projeyi gönülden destekliyorum. Türkiye Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği’ne çocuklarımıza kazandırdıkları tüm imkânlar için teşekkür ediyorum.”
Toplam 30 ilde kurulacak
Proje kapsamında teknoloji sınıfı kurulan köy okullarının bulunduğu iller şöyle: Kocaeli, Trabzon, Çankırı, Karaman, Kırklareli, Çanakkale, Manisa, Uşak, Aydın, Denizli, Burdur, Amasya, Ordu, Ardahan, Kars, İstanbul, Bilecik, Bolu, Ankara ve Sivas. Ekim sonuna kadar Tunceli, Siirt, Hakkari, Van, Şırnak, Adana, Hatay, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Adıyaman illerinde de kurulumların tamamlanması hedefleniyor.
3 ana başlıkta 35 farklı konuda eğitim
Teknoloji sınıflarında öğrencilere 3 ana başlıkta 35 farklı konuda eğitim alma imkânı sunuluyor. Buna göre, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine “İlk Kodumu Yazıyorum”, “Kendi Kuklamı Çiziyorum”, “Görsel Efektler”, “Kendi Oyunumu Tasarlıyorum”, “Balık Avı Oyunu” gibi başlıklar altında Scratch eğitimleri; ilkokul öğrencilerine “Anahtarlık Yapımı”, “Hediye Kutusu Yapımı”, “Desenli Kalemlik Tasarımı”, “Şampiyonluk Kupası”, “Lego Tasarımı” gibi başlıklarda Tinkercad eğitimleri; ortaokul öğrencilerine de “Micro:bit ve Sensörler”, “Dot Matrix Kullanımı”, “İki Buton ile LED Kontrolü”, “Geliştirme Kartı ile Çalışma” gibi başlıklarda Micro:bit eğitimleri veriliyor. Ayrıca, her sınıfta bir bilim kitaplığı köşesi de bulunuyor.
Her okulda 2 öğretmen gönüllü olarak destek verecek
Teknoloji sınıfları için her köy okulunda 2 öğretmen olacak şekilde toplam 60 kişilik özel bir eğitmen kadrosu eğitim süreçlerine destek vermek için gönüllü oldu. Yarını Kodlayanlar Projesi Eğitmen Eğitimi’ne dahil edilen bu öğretmenlere “Scratch ile Kodlama Öğrenme”, “Tinkercad ile Üç Boyutlu Dünyalar”, “Micro:bit ile Elektronik Dünyalar”, “Dijital Pedagoji”, “3D Yazıcı ve 3D Kalemle Üretim” başlıklarında eğitimler verildi. Aylık buluşmalarla öğretmenlere güncel bilgi aktarımının sürdürülmesi hedefleniyor.
Ailelere dijitalleşme eğitimleri
Köy Okulları projesi kapsamında ailelere yönelik özel buluşmalar ve eğitimler de düzenlenecek. Bu buluşmalarda, “Dijitali Güvenli Kullanma”, “E-devlet, E-bankacılık Gibi Elektronik Uygulamalar” ve “Dijital Ebeveynlik” gibi konularda eğitimler verilerek ebeveynlerin 21. yüzyıl yetkinlikleri, dijital dünyada yararlanabilecekleri kaynaklar ve dikkat etmeleri gereken önemli konular hakkında bilgi sahibi olmaları sağlanacak.
“Teknoloji kardeşliği” sağlanacak
Köy okullarında kurulan teknoloji sınıfları, “Yarını Kodlayanlar” okulları ve kulüpleri oluşturulmasının yanı sıra okullararası uzman buluşmaları gibi “teknoloji kardeşliğine” yönelik çalışmalar yapılması açısından da fırsat sunacak. Bu sınıflar sayesinde, çocuklarla ve öğretmenlerle derinlemesine eğitim yapmak, çocuklardaki etki ve değişimleri takip etmek, yeni fırsatlar sağlamak ve başarı hikâyeleri oluşturmak mümkün olacak. Aynı zamanda bir paylaşma kültürü yaratılmasına vesile olacak olan teknoloji sınıfları, 3D yazıcı ve 3D kalem ile kırsalın ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretmeye, ortak çalışma kültürünü diğer köylerle birlikte dijital süreçlerle oluşturmaya, sınıfın ve materyallerin başka öğrenciler ve ebeveynler tarafından kullanılmasını sağlamaya da imkân verecek.
195 bine yakın çocuğa ulaşıldı
“Yarını Kodlayanlar” projesiyle Türkiye’nin dört bir yanında yaşları 7-14 arasında değişen çocuklara gönüllü eğitmenlerin yönetiminde programlamaya giriş, algoritma mantığı, uygulama yapma, hikâye oluşturma ve oyun yapma gibi konularda teorik ve uygulamalı eğitimler veriliyor. Eğitimlerde çocuklara programlama hakkında fikir sahibi olma, yaratıcılıklarını ortaya çıkaracak çalışmalar yapma, kendi hayal dünyalarını oluşturma, kendi oyunlarını üretme imkânı sunuluyor. Proje kapsamında 1 yılda elde edilen toplam sosyal değer yaklaşık 6,6 milyon TL olurken, projeye yapılan her 1 TL’lik yatırım 4,4 TL değerinde sosyal fayda yarattı. Projeyle bugüne kadar 81 ilde 195 bine yakın çocuğa ulaşıldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Türkiye Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği tarafından 5 yıl önce hayata geçirilen “Yarını Kodlayanlar” projesinde yeni bir adım daha atıldı. Proje kapsamında, kırsal bölgelerdeki öğrencilerin teknolojiye erişimini artırmak amacıyla 20 köy okulunda tam donanımlı teknoloji sınıfları açıldı. Ekim sonuna kadar toplam 30 okula ulaşması hedeflenen projede, bir yılda 60 öğretmenle çevre köyler dahil olmak üzere toplam 6 bin çocuğa kodlama başta olmak üzere çeşitli teknoloji eğitimleri verilecek.
Türkiye Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği tarafından dijital geleceğe hazır nesiller yetiştirilmesi hedefiyle hayata geçirilen “Yarını Kodlayanlar” projesinde, eğitimde fırsat eşitliği sağlamak üzere atılan adımlara bir yenisi daha eklendi. Beşinci yılına giren projede, kırsal bölgelerdeki öğrencilerin teknolojiye erişimini artırmak amacıyla 20 köy okulunda tam donanımlı teknoloji sınıfları açıldı. Projeksiyon cihazı, 3D kalem, bilgisayar, 3D yazıcı, eğitim ve STEM kitleri, Zoom iletişim ve etkinlik araçlarının yer aldığı sınıflarda öğrencilere kodlama başta olmak üzere çeşitli teknoloji eğitimleri verilecek. Ekim sonuna kadar toplam 30 okula ulaşması hedeflenen projede, bir yılda 60 öğretmenle çevre köyler dahil olmak üzere toplam 6 bin çocuğa ulaşılacak. Ayrıca, ailelere yönelik düzenlenecek özel buluşma ve eğitimlerle yaklaşık 2 bin 500 veliye ulaşılması hedefleniyor.
“Yarını Kodlayanlar” projesi kapsamında kırsalda kurulan teknoloji sınıfları için, Kocaeli Vali Yardımcısı Abdul Rauf Ulusoy, Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Akmanşen, Derince Belediye Başkanı Zeki Aygün, Derince İlçe Milli Eğitim Müdürü Turgut Cüre, Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır ve sevilen sanatçı Aras Bulut İynemli’nin katılımıyla Kocaeli Derince İshakcılar Ortaokulu’nda açılış töreni düzenlendi.
Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, şöyle konuştu:
“Vodafone olarak, yaptığımız her işin bir amaca dokunması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye Vodafone Vakfı çatısı altında çocukların teknoloji okuryazarlığını artırmak hedefiyle 5 yıl önce Habitat Derneği işbirliğiyle başlattığımız ‘Yarını Kodlayanlar’ projesiyle bugüne kadar 81 ilde 195 bine yakın çocuğumuza kodlama öğrettik. Geçtiğimiz Nisan ayında önemli bir adım daha atarak, ülkemizin farklı noktalarındaki 30 köy okulunda tam donanımlı teknoloji sınıfları açacağımızı duyurmuştuk. Bugün de bu sözümüzü tutmanın ve toplam 20 köy okulunda teknoloji sınıflarımızı öğrencilerimizin kullanımına sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Geriye kalan 10 okulumuzda da Ekim sonuna kadar teknoloji sınıflarımızı açmayı hedefliyoruz. Köy Okulları projesinde öğrenci, öğretmen ve velileri kapsayan 3 farklı eğitim programı uyguluyoruz. Bu programlarla, önümüzdeki bir yıllık süreçte, 30 ilde toplam 60 öğretmenle çevre köyler dahil olmak üzere 6 bin çocuk ve 2 bin 500 veliye ulaşmayı hedefliyoruz. Köy okullarında kurduğumuz teknoloji sınıflarıyla, dijitalleşmeye ihtiyacı olan ama erişim imkânı olmayan öğrencilerimiz için bir fırsat penceresi açmanın, teknolojiyi çocuklarımızın ayağına getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sınıflarımızdan hepimizi gururlandıracak yeni başarı hikâyelerinin çıkması, en büyük dileğimiz. Türkiye Vodafone Vakfı olarak, teknolojinin gücünü kullanarak çocuklarımıza eğitimde fırsat eşitliği sağlamak için kaynaklarımızı seferber etmeyi sürdüreceğiz.”
Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır, şunları kaydetti:
“Teknolojinin sadece kullanıcısı değil aynı zamanda üreticisi de olacak genç nesillerin yetişmesine katkıda bulunmak için 5 yıl önce Türkiye Vodafone Vakfı’nın da işbirliği ile başlattığımız ‘Yarını Kodlayanlar’ projemizin kapsamını her geçen gün artırmanın haklı sevinci ve gururu içerisindeyiz. Bu bağlamda, ülkemizin farklı noktalarında çeşitli köy okullarına tam donanımlı teknoloji sınıfları kurduk ve kurmaya devam ediyoruz. Özellikle pandemi döneminde dezavantajlı bölgelerdeki çocuklarımızın eğitim ve teknolojiye erişim durumları daha da zorlaştı. İnanıyoruz ki bu sınıflar vesilesiyle çocuklarımızın bilgiye erişimi, teknolojiyle öğrenme yolları kolaylaşacak ve 21. yüzyılın gerektirdiği yetkinlikleri kazanabilmek adına imkanları artacaktır. Çünkü biliyoruz ki 21. yüzyıl yetkinlik sahibi bireylerin toplumları dönüştüreceği bir zaman dilimi olacaktır. İçerikleri zenginleşen ve daha fazla çocuğun yararlanacağı bu değerli proje ile toplumları dönüştüren ve liderlik eden bireylerin ortaya çıkmasına destek olacağız.”
Aras Bulut İynemli ise şunları söyledi:
“Dijital gelecekte çocuklarımızın en önemli gereksinimlerinden biri kodlama bilgisi olacak. Bu bilgiyle dijital dünyaya yön verebilecekler. Kodlama, artık evrensel bir dil. Dolayısıyla, tüm çocukların kodlamayı öğrenmesi önem taşıyor. Bugün açılışı yapılan teknoloji sınıfları da köy okullarında okuyan çocuklarımıza eğitimde fırsat eşitliği sunması bakımından çok kıymetli. Bu projeyi gönülden destekliyorum. Türkiye Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği’ne çocuklarımıza kazandırdıkları tüm imkânlar için teşekkür ediyorum.”
Toplam 30 ilde kurulacak
Proje kapsamında teknoloji sınıfı kurulan köy okullarının bulunduğu iller şöyle: Kocaeli, Trabzon, Çankırı, Karaman, Kırklareli, Çanakkale, Manisa, Uşak, Aydın, Denizli, Burdur, Amasya, Ordu, Ardahan, Kars, İstanbul, Bilecik, Bolu, Ankara ve Sivas. Ekim sonuna kadar Tunceli, Siirt, Hakkari, Van, Şırnak, Adana, Hatay, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Adıyaman illerinde de kurulumların tamamlanması hedefleniyor.
3 ana başlıkta 35 farklı konuda eğitim
Teknoloji sınıflarında öğrencilere 3 ana başlıkta 35 farklı konuda eğitim alma imkânı sunuluyor. Buna göre, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine “İlk Kodumu Yazıyorum”, “Kendi Kuklamı Çiziyorum”, “Görsel Efektler”, “Kendi Oyunumu Tasarlıyorum”, “Balık Avı Oyunu” gibi başlıklar altında Scratch eğitimleri; ilkokul öğrencilerine “Anahtarlık Yapımı”, “Hediye Kutusu Yapımı”, “Desenli Kalemlik Tasarımı”, “Şampiyonluk Kupası”, “Lego Tasarımı” gibi başlıklarda Tinkercad eğitimleri; ortaokul öğrencilerine de “Micro:bit ve Sensörler”, “Dot Matrix Kullanımı”, “İki Buton ile LED Kontrolü”, “Geliştirme Kartı ile Çalışma” gibi başlıklarda Micro:bit eğitimleri veriliyor. Ayrıca, her sınıfta bir bilim kitaplığı köşesi de bulunuyor.
Her okulda 2 öğretmen gönüllü olarak destek verecek
Teknoloji sınıfları için her köy okulunda 2 öğretmen olacak şekilde toplam 60 kişilik özel bir eğitmen kadrosu eğitim süreçlerine destek vermek için gönüllü oldu. Yarını Kodlayanlar Projesi Eğitmen Eğitimi’ne dahil edilen bu öğretmenlere “Scratch ile Kodlama Öğrenme”, “Tinkercad ile Üç Boyutlu Dünyalar”, “Micro:bit ile Elektronik Dünyalar”, “Dijital Pedagoji”, “3D Yazıcı ve 3D Kalemle Üretim” başlıklarında eğitimler verildi. Aylık buluşmalarla öğretmenlere güncel bilgi aktarımının sürdürülmesi hedefleniyor.
Ailelere dijitalleşme eğitimleri
Köy Okulları projesi kapsamında ailelere yönelik özel buluşmalar ve eğitimler de düzenlenecek. Bu buluşmalarda, “Dijitali Güvenli Kullanma”, “E-devlet, E-bankacılık Gibi Elektronik Uygulamalar” ve “Dijital Ebeveynlik” gibi konularda eğitimler verilerek ebeveynlerin 21. yüzyıl yetkinlikleri, dijital dünyada yararlanabilecekleri kaynaklar ve dikkat etmeleri gereken önemli konular hakkında bilgi sahibi olmaları sağlanacak.
“Teknoloji kardeşliği” sağlanacak
Köy okullarında kurulan teknoloji sınıfları, “Yarını Kodlayanlar” okulları ve kulüpleri oluşturulmasının yanı sıra okullararası uzman buluşmaları gibi “teknoloji kardeşliğine” yönelik çalışmalar yapılması açısından da fırsat sunacak. Bu sınıflar sayesinde, çocuklarla ve öğretmenlerle derinlemesine eğitim yapmak, çocuklardaki etki ve değişimleri takip etmek, yeni fırsatlar sağlamak ve başarı hikâyeleri oluşturmak mümkün olacak. Aynı zamanda bir paylaşma kültürü yaratılmasına vesile olacak olan teknoloji sınıfları, 3D yazıcı ve 3D kalem ile kırsalın ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretmeye, ortak çalışma kültürünü diğer köylerle birlikte dijital süreçlerle oluşturmaya, sınıfın ve materyallerin başka öğrenciler ve ebeveynler tarafından kullanılmasını sağlamaya da imkân verecek.
195 bine yakın çocuğa ulaşıldı
“Yarını Kodlayanlar” projesiyle Türkiye’nin dört bir yanında yaşları 7-14 arasında değişen çocuklara gönüllü eğitmenlerin yönetiminde programlamaya giriş, algoritma mantığı, uygulama yapma, hikâye oluşturma ve oyun yapma gibi konularda teorik ve uygulamalı eğitimler veriliyor. Eğitimlerde çocuklara programlama hakkında fikir sahibi olma, yaratıcılıklarını ortaya çıkaracak çalışmalar yapma, kendi hayal dünyalarını oluşturma, kendi oyunlarını üretme imkânı sunuluyor. Proje kapsamında 1 yılda elde edilen toplam sosyal değer yaklaşık 6,6 milyon TL olurken, projeye yapılan her 1 TL’lik yatırım 4,4 TL değerinde sosyal fayda yarattı. Projeyle bugüne kadar 81 ilde 195 bine yakın çocuğa ulaşıldı.
Son Güncelleme: Perşembe, 30 Eylül 2021 12:37
Gösterim: 1333
Ericsson Raporu’na göre, COVID-19 nedeniyle Türkiye'de okullarda ve üniversitelerde çevrimiçi eğitim yüzde 90 oranında artarken uzaktan çalışma ise yüzde 45 oranında artış gösterdi. Uzaktan eğitim ve çalışmanın gelecekte yüzde 48 düzeyinde seyretmesi bekleniyor.
Ericsson Türkiye Genel Müdürü Işıl Yalçın, gazetecilerle internet üzerinden gerçekleştirilen basın toplantısında raporların bulgularını yorumladı: "Araştırmamız 2021 yılının sonunda 5G abone sayısının yaklaşık 580 milyon olacağını ve 2026 yılında dünya mobil veri trafiğinin yarısından fazlasını 5G ağlarının taşıyacağını gösteriyor. 5G, hızlı iletişimin simgesi haline gelirken, pandemi sürecinde bağlantı hızının ne derece önemli olduğunu gördük. Bu da 5G’nin tüketicilere ve işletmelere sunacağı değeri daha da vurguladı. Pandemi sürecinde dijital dönüşüm büyük önem kazanırken müşteri alışkanlıklarında da çok önemli değişiklikler yaşandı. Tüketicilerin 2025 yılına kadar dijital alışkanlıklarını daha da genişletmeyi bekledikleri göz önüne alındığında, geleceğin daha güçlü toplumlarını inşa etmek için dijital kapsayıcılığı gündemin en üst sıralarına yerleştirmek gerekiyor. Bu nedenle, Ericsson olarak 5G ve sonrasındaki teknolojiler ile ilgili araştırma ve geliştirme çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz ve dijital dönüşüm taleplerinin hızına ayak uydurmak için operatörlerle çok yakın çalışıyoruz."
COVID-19 pandemisi, tüketicilerin önceliklendirme biçimlerinde değişikliklere neden oldu. Araştırma, Türkiye'deki tüketicilerin yüzde 57'sinin 2025 yılına kadar bir diploma almak veya becerilerini geliştirmek için e-öğrenme ve çevrimiçi eğitim programlarına yöneleceğini gösteriyor. Ayrıca tüketicilerin yüzde 53'ü çevrimiçi alışverişin fiziksel mağazaya gitmekten daha iyi bir deneyim olacağına inanıyor. Bu süreçteki en önemli değişikliklerden biri de yerel alışverişin önceliklendirilmesi: Tüketicilerin yarısı, kısmen çevresel kaygılar nedeniyle 2025 yılında genel olarak yerel ürünleri tercih edeceklerini belirtiyor ve bunun gelecekte bir norm haline geleceğini düşünüyor. 2025 yılına kadar Türkiye’deki tüketicilerin yüzde 58'i yalnızca yerel olarak üretilen yiyecek ve ürünleri satın alacağını düşünüyor.
Ericsson, pandemi sonrasını ve 5G'nin geleceğini ele alan iki ayrı rapor yayınladı. Farklı pazarlardaki eğilimleri vurgulayan yerel verilerin yer aldığı Ericsson Mobilite Raporu'nun (EMR) 20'nci sürümü geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Ericsson, 5G abone sayısının her gün yaklaşık bir milyon artarak toplam abone sayısının 2021 yılının sonunda 580 milyonu aşacağını öngörüyor. Son raporda yer alan bu öngörü, 5G'nin şimdiye kadar en hızlı benimsenen mobil nesil olacağı beklentisini güçlendiriyor. 5G'nin 4G ile karşılaştırıldığında aynı kilometre taşına iki yıl daha önce gelmesi ve bir milyar abone sayısını aşması bekleniyor.
Ericsson Mobilite Raporu'nun son sayısının yanı sıra 5G'nin penetrasyonunu ve dünya genelinde pazarlarda sahip olduğu muazzam potansiyelin değerlendirildiği, Ericsson ConsumerLab tarafından hazırlanan "Kentsel Gerçekliğin Geleceği" başlıklı Küresel Telekom Pazarı Raporu (GTM) raporu yayınlandı.
Ericsson'ın şu ana kadarki en büyük tüketici araştırması olan Ericsson ConsumerLab'ın bu raporu, Türkiye'deki tüketicilerin 15-79 yaş arası 1.000 ila 2.000 arasında kişinin katıldığı bir anket aracılığıyla pandemi sonrasında 2025 yılına kadar neler olacağına dair temel görüşlerini ortaya koyuyor.
Rapor, tüketicilerin "bir sonraki normale" girerken 2025 yılına kadar günlük çevrimiçi faaliyetlerine 2 yeni çevrimiçi hizmetin daha ekleneceğini ve pandemi öncesine göre çevrimiçi faaliyetlere 9 saat daha fazla zaman ayrılacağını ortaya koyuyor. Orta düzey çevrimiçi kullanıcıların pandemi sürecinde günlük yaşamlarında daha fazla hizmet kullanmaya başladığının altını çizen raporda önümüzdeki süreçte çevrimiçi faaliyetlerdeki bu değişimle birlikte orta ve ileri düzey kullanıcılar arasındaki boşluğun kapanacağı belirtiliyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Ericsson Raporu’na göre, COVID-19 nedeniyle Türkiye'de okullarda ve üniversitelerde çevrimiçi eğitim yüzde 90 oranında artarken uzaktan çalışma ise yüzde 45 oranında artış gösterdi. Uzaktan eğitim ve çalışmanın gelecekte yüzde 48 düzeyinde seyretmesi bekleniyor.
Ericsson Türkiye Genel Müdürü Işıl Yalçın, gazetecilerle internet üzerinden gerçekleştirilen basın toplantısında raporların bulgularını yorumladı: "Araştırmamız 2021 yılının sonunda 5G abone sayısının yaklaşık 580 milyon olacağını ve 2026 yılında dünya mobil veri trafiğinin yarısından fazlasını 5G ağlarının taşıyacağını gösteriyor. 5G, hızlı iletişimin simgesi haline gelirken, pandemi sürecinde bağlantı hızının ne derece önemli olduğunu gördük. Bu da 5G’nin tüketicilere ve işletmelere sunacağı değeri daha da vurguladı. Pandemi sürecinde dijital dönüşüm büyük önem kazanırken müşteri alışkanlıklarında da çok önemli değişiklikler yaşandı. Tüketicilerin 2025 yılına kadar dijital alışkanlıklarını daha da genişletmeyi bekledikleri göz önüne alındığında, geleceğin daha güçlü toplumlarını inşa etmek için dijital kapsayıcılığı gündemin en üst sıralarına yerleştirmek gerekiyor. Bu nedenle, Ericsson olarak 5G ve sonrasındaki teknolojiler ile ilgili araştırma ve geliştirme çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz ve dijital dönüşüm taleplerinin hızına ayak uydurmak için operatörlerle çok yakın çalışıyoruz."
COVID-19 pandemisi, tüketicilerin önceliklendirme biçimlerinde değişikliklere neden oldu. Araştırma, Türkiye'deki tüketicilerin yüzde 57'sinin 2025 yılına kadar bir diploma almak veya becerilerini geliştirmek için e-öğrenme ve çevrimiçi eğitim programlarına yöneleceğini gösteriyor. Ayrıca tüketicilerin yüzde 53'ü çevrimiçi alışverişin fiziksel mağazaya gitmekten daha iyi bir deneyim olacağına inanıyor. Bu süreçteki en önemli değişikliklerden biri de yerel alışverişin önceliklendirilmesi: Tüketicilerin yarısı, kısmen çevresel kaygılar nedeniyle 2025 yılında genel olarak yerel ürünleri tercih edeceklerini belirtiyor ve bunun gelecekte bir norm haline geleceğini düşünüyor. 2025 yılına kadar Türkiye’deki tüketicilerin yüzde 58'i yalnızca yerel olarak üretilen yiyecek ve ürünleri satın alacağını düşünüyor.
Ericsson, pandemi sonrasını ve 5G'nin geleceğini ele alan iki ayrı rapor yayınladı. Farklı pazarlardaki eğilimleri vurgulayan yerel verilerin yer aldığı Ericsson Mobilite Raporu'nun (EMR) 20'nci sürümü geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Ericsson, 5G abone sayısının her gün yaklaşık bir milyon artarak toplam abone sayısının 2021 yılının sonunda 580 milyonu aşacağını öngörüyor. Son raporda yer alan bu öngörü, 5G'nin şimdiye kadar en hızlı benimsenen mobil nesil olacağı beklentisini güçlendiriyor. 5G'nin 4G ile karşılaştırıldığında aynı kilometre taşına iki yıl daha önce gelmesi ve bir milyar abone sayısını aşması bekleniyor.
Ericsson Mobilite Raporu'nun son sayısının yanı sıra 5G'nin penetrasyonunu ve dünya genelinde pazarlarda sahip olduğu muazzam potansiyelin değerlendirildiği, Ericsson ConsumerLab tarafından hazırlanan "Kentsel Gerçekliğin Geleceği" başlıklı Küresel Telekom Pazarı Raporu (GTM) raporu yayınlandı.
Ericsson'ın şu ana kadarki en büyük tüketici araştırması olan Ericsson ConsumerLab'ın bu raporu, Türkiye'deki tüketicilerin 15-79 yaş arası 1.000 ila 2.000 arasında kişinin katıldığı bir anket aracılığıyla pandemi sonrasında 2025 yılına kadar neler olacağına dair temel görüşlerini ortaya koyuyor.
Rapor, tüketicilerin "bir sonraki normale" girerken 2025 yılına kadar günlük çevrimiçi faaliyetlerine 2 yeni çevrimiçi hizmetin daha ekleneceğini ve pandemi öncesine göre çevrimiçi faaliyetlere 9 saat daha fazla zaman ayrılacağını ortaya koyuyor. Orta düzey çevrimiçi kullanıcıların pandemi sürecinde günlük yaşamlarında daha fazla hizmet kullanmaya başladığının altını çizen raporda önümüzdeki süreçte çevrimiçi faaliyetlerdeki bu değişimle birlikte orta ve ileri düzey kullanıcılar arasındaki boşluğun kapanacağı belirtiliyor.
Son Güncelleme: Çarşamba, 07 Temmuz 2021 14:41
Gösterim: 1182
Covid-19 döneminde eğitime dair tüm algılar, tüm uygulamalar değişti. Online ve hibrit eğitim hayatımızın bir parçası haline geldi.
Önümüzdeki dönemde Covid-19 hayatımızdan çıksa bile dijitalleşme hayatımızda kalacak. Artık bu dönüşüme katılmak, dijital dönüşümü en iyi şekilde yönetmek eğitim sektöründe başarılı olmanın tartışmasız bir koşulu.
Bu yalnızca bir alışkanlık olmanın ötesinde, online eğitimin avantajlarının deneyim yoluyla öğrenilmesinden kaynaklanıyor. Bütün dünya 2020 ve 2021 eğitim öğretim dönemlerini, online ya da hibrit eğitim modeliyle geçirdi. Uzaktan eğitim için teknolojik altyapıyı sağlayan Vedubox olarak bizim öngörümüz, online eğitimin belli alanlarda devam ederken örgün eğitimde hibrit eğitime geçeceği yönünde.
HİBRİT EĞİTİM NEDİR?
Hibrit eğitim, en basit haliyle online eğitim ile yüz yüze eğitimi harmanlamak olarak açıklanabilir. Pek çok pratiği bir araya getiren eğitim sürecinde eğitmenler ve yöneticiler, eğitim programını en yüksek verim alacak şekilde online ve yüz yüze dersler birlikte tasarlayabiliyor. Örneğin, yüz yüze yapılan konu anlatımları, tüm öğrencilerin istediği cihazdan istediği zaman ulaşabileceği paneli kullanarak yapılacak pratiklerle pekiştirilebilir.
Hibrit eğitim modelinde bu tip çalışmalarla, online eğitim ile yüz yüze eğitim birbirine entegre edilerek daha verimli dersler işlenebilir. Böylelikle eğitimden alınacak sonuçlar daha kalıcı olabilir.
Eğitimin uzaktan uygulanacak kısmını en iyi şekilde yönetebilmek için velilere, öğrencilere, öğretmenlere ve yöneticilere kendine özel arayüzler sunan LMS, yani öğrenme yönetim sistemleri kullanılıyor. Vedubox LMS olarak, tamamen online ya da hibrit eğitim için gerekli tüm özellikleri bir arada sunuyoruz.
LMS İLE NELER YAPILABİLİR?
Böylece;
● Okullar uzaktan eğitim sistemine öğrencilerini kolayca kaydedebilir,
● İnteraktif ve farklı formatlardaki eğitim içeriklerini tek platformdan paylaşabilir,
● Yöneticiler, gerektiğinde öğretmenlerle ve öğrencilerle buradan iletişime geçebilir,
● Öğretmenler kolayca ödev verebilir veya sınav yapabilir,
● Öğrencilerin derlere aktif katılımını takip edebilir,
● Bunların yanı sıra tıpkı yüz yüze eğitimde olduğu gibi herkesin etkileşimine açık akıllı tahtada ders işleyebilir.
Siz de okulunuzun dijital dönüşümünü tamamlamak için Vedubox ekibi ile hemen iletişime geçin: www.vedubox.com
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Covid-19 döneminde eğitime dair tüm algılar, tüm uygulamalar değişti. Online ve hibrit eğitim hayatımızın bir parçası haline geldi.
Önümüzdeki dönemde Covid-19 hayatımızdan çıksa bile dijitalleşme hayatımızda kalacak. Artık bu dönüşüme katılmak, dijital dönüşümü en iyi şekilde yönetmek eğitim sektöründe başarılı olmanın tartışmasız bir koşulu.
Bu yalnızca bir alışkanlık olmanın ötesinde, online eğitimin avantajlarının deneyim yoluyla öğrenilmesinden kaynaklanıyor. Bütün dünya 2020 ve 2021 eğitim öğretim dönemlerini, online ya da hibrit eğitim modeliyle geçirdi. Uzaktan eğitim için teknolojik altyapıyı sağlayan Vedubox olarak bizim öngörümüz, online eğitimin belli alanlarda devam ederken örgün eğitimde hibrit eğitime geçeceği yönünde.
HİBRİT EĞİTİM NEDİR?
Hibrit eğitim, en basit haliyle online eğitim ile yüz yüze eğitimi harmanlamak olarak açıklanabilir. Pek çok pratiği bir araya getiren eğitim sürecinde eğitmenler ve yöneticiler, eğitim programını en yüksek verim alacak şekilde online ve yüz yüze dersler birlikte tasarlayabiliyor. Örneğin, yüz yüze yapılan konu anlatımları, tüm öğrencilerin istediği cihazdan istediği zaman ulaşabileceği paneli kullanarak yapılacak pratiklerle pekiştirilebilir.
Hibrit eğitim modelinde bu tip çalışmalarla, online eğitim ile yüz yüze eğitim birbirine entegre edilerek daha verimli dersler işlenebilir. Böylelikle eğitimden alınacak sonuçlar daha kalıcı olabilir.
Eğitimin uzaktan uygulanacak kısmını en iyi şekilde yönetebilmek için velilere, öğrencilere, öğretmenlere ve yöneticilere kendine özel arayüzler sunan LMS, yani öğrenme yönetim sistemleri kullanılıyor. Vedubox LMS olarak, tamamen online ya da hibrit eğitim için gerekli tüm özellikleri bir arada sunuyoruz.
LMS İLE NELER YAPILABİLİR?
Böylece;
● Okullar uzaktan eğitim sistemine öğrencilerini kolayca kaydedebilir,
● İnteraktif ve farklı formatlardaki eğitim içeriklerini tek platformdan paylaşabilir,
● Yöneticiler, gerektiğinde öğretmenlerle ve öğrencilerle buradan iletişime geçebilir,
● Öğretmenler kolayca ödev verebilir veya sınav yapabilir,
● Öğrencilerin derlere aktif katılımını takip edebilir,
● Bunların yanı sıra tıpkı yüz yüze eğitimde olduğu gibi herkesin etkileşimine açık akıllı tahtada ders işleyebilir.
Siz de okulunuzun dijital dönüşümünü tamamlamak için Vedubox ekibi ile hemen iletişime geçin: www.vedubox.com
Son Güncelleme: Cuma, 16 Temmuz 2021 11:44
Gösterim: 1554
Çevrimiçi sınav sistemi ve çevrimiçi sınav güvenliği teknolojileri odağında yapay zeka ve makine öğrenmesiyle desteklenmiş yazılım çözümleri sunan Türk girişim Witwiser, pandemi döneminde de çok sayıda üniversite, sertifika merkezi ve büyük şirketi ölçme-değerlendirme ve mülakat süreçlerinde bu teknoloji ile buluşturdu.
Çevrimiçi sınav güvenliği konusunda yerli yazılım ihracatı gerçekleştiren ilk şirket olma özelliğini taşıyan Witwiser’ın CEO’su Volkan Baran: “Halihazırda Belçika, Suudi Arabistan ve Azerbaycan’da faaliyetlerini sürdüren Witwiser, çevrimiçi sınav güvenliği sektöründe ilk akla gelen yenilikçi teknoloji şirketi ve referans kurumu olma hedefiyle Orta Doğu ve Avrupa’da iletişim çalışmalarına ivme kazandırıyor” sözlerini ifade etti.
Pandemi süreciyle fiziksel ortamda gerçekleşemeyen sınavların adil ve güvenli bir şekilde tasarlanması birçok kurum için kaçınılmaz bir ihtiyaç haline geldi. Üniversiteler, eğitim kurumları, sertifikasyon merkezleri, dil sınavı merkezleri, kurumsal şirketlerin işe alım ve eğitim departmanları başta olmak üzere ölçme-değerlendirme süreçlerini çevrimiçi gerçekleştirmek isteyen birçok kurum bu teknolojileri kullanmaya başladı. Dijitalleşen kullanıcı alışkanlıklarıyla birlikte özellikle akreditasyon kalitesini arttırmak ve güçlü bir itibar yaratmak için çevrimiçi sınav güvenlik sisteminin kullanılması önemli bir ihtiyaç haline geldi.
Bütünsel bir güvenlik platformu şart
Sınav güvenliği için; kısa süre, çok soru, açık uçlu soru, rastgele soru, video konferans uygulamalarıyla kamera gözlemesi gibi tedbirler alınabiliyor. Bu yöntemler bazı noktalarda çözüm sağlasa da güvenlik ihlali noktasında farklı ve büyük açıklar bulunabiliyor. Sınav esnasında kullanıcıların izniyle kamera, ekran, ortam kayıtlarının alınması; sınav sırasında farklı uygulamaların açılmasının ve internet aramalarının engellenmesi, ölçme-değerlendirme içeriğinin korunması gibi birçok kontrolün tüm öğrencilere/adaylara uygulanabileceği bir çözüm ihtiyaç haline geliyor. Bu doğrultuda çevrimiçi sınavlarda kopya engellemeye yönelik yapay zeka desteğiyle süreçleri otomatize eden ve önyargıyı ortadan kaldıran çözümlere de ilgi her geçen gün artıyor. Bu sınavların çevrimiçi ortamda yapılması lojistik maliyetleri ortadan kaldırırken, içerik güvenliği açısından da kurumlara kolaylık sağlıyor.
Yapay zeka ile kullanımı kolay bir sistem sunuyor
Kurumlara özelleştirilebilir, ölçeklenebilir teknolojik çözümler sunan Witwiser, sınav güvenliği konusunda çalışan ilk yerli girişim olma özelliği taşıyor. Witwiser çözümleri kurumların halihazırda sahip olduğu bir öğrenme yönetim sistemine veya sınav sistemine de kolayca entegre olabiliyor. Geliştirilen sistemler sayesinde kuruluşlar, basitten karmaşığa her türlü sınavı hazırlayabiliyor, yapay zeka destekli ve kullanımı kolay ürünlerle çevrimiçi ölçme ve değerlendirme güvenliğini sağlayabiliyor. Witwiser, toplanan veriler üzerinden makine öğrenmesi ve özel algoritmalarla analizler yaparak çok fazla zaman ve insan kaynağı gerektiren bu sürecin optimize edilmesini sağlıyor. Son bir yılda 100.000’den fazla oturumu başarıyla tamamlayan Witwiser, ayrıca kurumların ihtiyaçlarına göre sürekli olarak yeni entegrasyonlar eklemeye ve gelişmeye devam ediyor.
Çevrimiçi sınav güvenliği alanında yerli yazılım ihracatı yapan ilk şirket
Çevrimiçi sınav sistemi ve güvenliği konusunda lider çözümler sunan yerli girişim Witwiser’ın CEO’su Volkan Baran, pandemiyle birlikte ölçme-değerlendirme süreçlerinin dijitalleşmesine yönelik yatırımların arttığını belirterek şu sözleri ifade ediyor:“Türkiye’de önemli üniversiteler başta olmak üzere çok sayıda şirketle iş birliği gerçekleştiriyoruz. Öte yandan, Witwiser olarak Suudi Arabistan’ın akreditasyon değerlendiricileri için otorite kurumu TAQEEM’e teknoloji sağlıyoruz. Bu çerçevede de alanımızda yerli yazılım ihracatı gerçekleştiren ilk şirket konumundayız. Çevrimiçi sınav sistemi ve çevrimiçi sınav güvenliği sistemi ürünleri ile uzaktan değerlendirme süreçlerini daha iyiye götürecek yenilikçi çözümler ortaya koyarak değerlendirme sektöründe ilk akla gelen yenilikçi bir teknoloji şirketi olmak, farklı ülkelere uzaktan ölçme-değerlendirmede hizmet vermek, küresel pazardaki rakiplerimiz arasında yapılan değerlendirmede ilk sıralarda tercih edilen bir kurum olmak ve dünya çapında kullanıcılar arasında güvenilir bir noktaya gelmek hedefiyle çalışmalarımıza devam ediyoruz
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Çevrimiçi sınav sistemi ve çevrimiçi sınav güvenliği teknolojileri odağında yapay zeka ve makine öğrenmesiyle desteklenmiş yazılım çözümleri sunan Türk girişim Witwiser, pandemi döneminde de çok sayıda üniversite, sertifika merkezi ve büyük şirketi ölçme-değerlendirme ve mülakat süreçlerinde bu teknoloji ile buluşturdu.
Çevrimiçi sınav güvenliği konusunda yerli yazılım ihracatı gerçekleştiren ilk şirket olma özelliğini taşıyan Witwiser’ın CEO’su Volkan Baran: “Halihazırda Belçika, Suudi Arabistan ve Azerbaycan’da faaliyetlerini sürdüren Witwiser, çevrimiçi sınav güvenliği sektöründe ilk akla gelen yenilikçi teknoloji şirketi ve referans kurumu olma hedefiyle Orta Doğu ve Avrupa’da iletişim çalışmalarına ivme kazandırıyor” sözlerini ifade etti.
Pandemi süreciyle fiziksel ortamda gerçekleşemeyen sınavların adil ve güvenli bir şekilde tasarlanması birçok kurum için kaçınılmaz bir ihtiyaç haline geldi. Üniversiteler, eğitim kurumları, sertifikasyon merkezleri, dil sınavı merkezleri, kurumsal şirketlerin işe alım ve eğitim departmanları başta olmak üzere ölçme-değerlendirme süreçlerini çevrimiçi gerçekleştirmek isteyen birçok kurum bu teknolojileri kullanmaya başladı. Dijitalleşen kullanıcı alışkanlıklarıyla birlikte özellikle akreditasyon kalitesini arttırmak ve güçlü bir itibar yaratmak için çevrimiçi sınav güvenlik sisteminin kullanılması önemli bir ihtiyaç haline geldi.
Bütünsel bir güvenlik platformu şart
Sınav güvenliği için; kısa süre, çok soru, açık uçlu soru, rastgele soru, video konferans uygulamalarıyla kamera gözlemesi gibi tedbirler alınabiliyor. Bu yöntemler bazı noktalarda çözüm sağlasa da güvenlik ihlali noktasında farklı ve büyük açıklar bulunabiliyor. Sınav esnasında kullanıcıların izniyle kamera, ekran, ortam kayıtlarının alınması; sınav sırasında farklı uygulamaların açılmasının ve internet aramalarının engellenmesi, ölçme-değerlendirme içeriğinin korunması gibi birçok kontrolün tüm öğrencilere/adaylara uygulanabileceği bir çözüm ihtiyaç haline geliyor. Bu doğrultuda çevrimiçi sınavlarda kopya engellemeye yönelik yapay zeka desteğiyle süreçleri otomatize eden ve önyargıyı ortadan kaldıran çözümlere de ilgi her geçen gün artıyor. Bu sınavların çevrimiçi ortamda yapılması lojistik maliyetleri ortadan kaldırırken, içerik güvenliği açısından da kurumlara kolaylık sağlıyor.
Yapay zeka ile kullanımı kolay bir sistem sunuyor
Kurumlara özelleştirilebilir, ölçeklenebilir teknolojik çözümler sunan Witwiser, sınav güvenliği konusunda çalışan ilk yerli girişim olma özelliği taşıyor. Witwiser çözümleri kurumların halihazırda sahip olduğu bir öğrenme yönetim sistemine veya sınav sistemine de kolayca entegre olabiliyor. Geliştirilen sistemler sayesinde kuruluşlar, basitten karmaşığa her türlü sınavı hazırlayabiliyor, yapay zeka destekli ve kullanımı kolay ürünlerle çevrimiçi ölçme ve değerlendirme güvenliğini sağlayabiliyor. Witwiser, toplanan veriler üzerinden makine öğrenmesi ve özel algoritmalarla analizler yaparak çok fazla zaman ve insan kaynağı gerektiren bu sürecin optimize edilmesini sağlıyor. Son bir yılda 100.000’den fazla oturumu başarıyla tamamlayan Witwiser, ayrıca kurumların ihtiyaçlarına göre sürekli olarak yeni entegrasyonlar eklemeye ve gelişmeye devam ediyor.
Çevrimiçi sınav güvenliği alanında yerli yazılım ihracatı yapan ilk şirket
Çevrimiçi sınav sistemi ve güvenliği konusunda lider çözümler sunan yerli girişim Witwiser’ın CEO’su Volkan Baran, pandemiyle birlikte ölçme-değerlendirme süreçlerinin dijitalleşmesine yönelik yatırımların arttığını belirterek şu sözleri ifade ediyor:“Türkiye’de önemli üniversiteler başta olmak üzere çok sayıda şirketle iş birliği gerçekleştiriyoruz. Öte yandan, Witwiser olarak Suudi Arabistan’ın akreditasyon değerlendiricileri için otorite kurumu TAQEEM’e teknoloji sağlıyoruz. Bu çerçevede de alanımızda yerli yazılım ihracatı gerçekleştiren ilk şirket konumundayız. Çevrimiçi sınav sistemi ve çevrimiçi sınav güvenliği sistemi ürünleri ile uzaktan değerlendirme süreçlerini daha iyiye götürecek yenilikçi çözümler ortaya koyarak değerlendirme sektöründe ilk akla gelen yenilikçi bir teknoloji şirketi olmak, farklı ülkelere uzaktan ölçme-değerlendirmede hizmet vermek, küresel pazardaki rakiplerimiz arasında yapılan değerlendirmede ilk sıralarda tercih edilen bir kurum olmak ve dünya çapında kullanıcılar arasında güvenilir bir noktaya gelmek hedefiyle çalışmalarımıza devam ediyoruz
Son Güncelleme: Çarşamba, 23 Haziran 2021 12:20
Gösterim: 1292

