Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Türkiye'nin refah, yaşanabilirlik ve kültürel düzey bakımından en yüksek dereceye sahip A+ ilçeleri Ankara, İstanbul ve İzmir'de yer alıyor. 2013'te İstanbul'un refah seviyesi ve eğitim düzeyi en yüksek ilçesi Beşiktaş olurken, en düşük ilçesi ise Sultanbeyli oldu
REIDIN, Sosyo-Ekonomik Derecelendirme (SED) ile Adana, Ankara, Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir ve Kocaeli illerine ait 71 ilçe ve bunlara bağlı 481 mahalleyi refah, yaşanabilirlik ve kültürel düzey açısından derecelendirdiği çalışmasında 2013 yılı 1'nci yarı verilerini açıkladı.
İlçe ve mahallelerin göreli sosyo-ekonomik derecelerini ve sıralamalarını gösteren çalışma, kullanılan değişkenler yardımıyla bölgeleri refah, yaşanabilirlik ve kültürel düzeylerine göre sıraladı.
AA muhabirinin REIDIN-SED ortak çalışmasından derlediği bilgiye göre, Türkiye'nin refah, yaşanabilirlik ve kültürel düzey bakımından en yüksek dereceye sahip A+ ilçeleri Ankara, İstanbul ve İzmir'de yer alıyor. Diğer taraftan, Adana, Bursa ve Kocaeli ilçelerinin derecelerinde yılın ilk yarısına göre bir yükselişin olduğu görülürken, Antalya ilçeleri genelinde dönemler arası değişim nispeten daha az yaşandı.
2013 yılının ilk beş A+ ilçeleri şöyle sıralandı:
|
Şehir |
İlçe |
Derece |
Sıralama |
|
İstanbul |
Beşiktaş |
A+ |
1. |
|
İstanbul |
Adalar |
A+ |
2. |
|
İstanbul |
Kadıköy |
A+ |
3. |
|
İstanbul |
Bakırköy |
A+ |
4. |
|
İstanbul |
Sarıyer |
A+ |
5. |
2013 yılını A+ derecesi ile geçiren ilçelere baktığımızda, sırasını ve derecesini koruyan Beşiktaş’ın yanında Adalar ve Sarıyer yıl içerisinde yükselerek yerini alan ilçeler olarak öne çıkıyor. Kadıköy ve Bakırköy ilçeleri A+ derecesini koruyan fakat puan olarak 2013 yılını kayıpla kapatan ilçeler olarak göze çarpıyor.
Refah, yaşanabilirlik ve kültürel düzey bakımından İstanbul'un en düşük dereceye sahip C- ilçelerinin başında ise Sultanbeyli geliyor Onu Arnavutköy ve Sultangazi takip ediyor.
| Şehir | İlçe | Derece | Sıralama |
| İstanbul | Sultangazi | C- | 68. |
| İstanbul | Arnavutköy | C- | 69. |
| İstanbul | Sultanbeyli | C- | 71. |
İzmir’in Karşıyaka ve Narlıdere ilçeleri bir önceki döneme göre gelişim göstererek A+ derecesine sahip olan ilçeler olarak dikkat çekiyor. İstanbul Eyüp, Maltepe, Zeytinburnu ve Antalya Konyaaltı gelişim göstererek bir üst dereceye ulaşan ilçelere örnek olarak gösterilebilir.
Sosyo-ekonomik derecelendirmede esas alınan yüksek öğretim oranı ve konut yoğunluğu değişkenleri için ilçelerdeki duruma bakıldığında birinci sırada yer alan Beşiktaş, yüzde 34 ile yüksek öğretim oranının en yüksek olduğu ilçe konumunda bulunuyor. İncelenen 71 ilçe arasında 68'nci sırada bulunan Sultangazi ile 69'ncu ve 71'nci sırada yer alan Arnavutköy ile Sultanbeyli, yüzde 3 ile yüksek öğretim oranının en düşük olduğu ilçeler olarak dikkat çekiyor.
343 bin 696 daire sayısı ile konut yoğunluğunun en yüksek olduğu ilçe konumundaki Ankara’nın Çankaya ilçesi 7'nci sırada olup, 8 bin 364 daire sayısı ile konut yoğunluğu en düşük olduğu İstanbul’un Şile ilçesi ise 19' ncu sırada yer alıyor..
2013 yılının ilk 5 A+ mahalleleri ise şöyle:
|
Şehir |
İlçe |
Mahalle |
Derece |
Sıralama |
|
İstanbul |
Beşiktaş |
Bebek |
A+ |
1. |
|
İstanbul |
Beşiktaş |
Etiler |
A+ |
2. |
|
İstanbul |
Beşiktaş |
Arnavutköy |
A+ |
3. |
|
İstanbul |
Kadıköy |
Fenerbahçe |
A+ |
4. |
|
İstanbul |
Şişli |
Teşvikiye |
A+ |
5. |
Sıralamanın değişmez isimlerinden Bebek, Etiler, Levent, Caddebostan, Arnavutköy, Gümüşsuyu, Fenerbahçe, Teşvikiye gibi mahalleler A+ derecesinde yerlerini korurken, İstanbul dışında A+ derecesinde mahallesi bulunan şehir bulunmuyor.
Bunun yanında, gelişim göstererek bir üst dereceye tırmanan ve dönemsel olarak tutarlı şekilde değer kazanan bölgelerden olan Maslak bir önceki döneme göre sıralamada 19, Fikirtepe ise 20 sıra yükseldi.
Eğitimin en yüksek olduğu mahalle İzmir'deki Mavişehir, en düşük olduğu mahalle ise Esenyurt'taki Pınar Mahallesi
Sosyo-ekonomik derecelendirmede esas alınan yüksek öğretim oranı ve konut yoğunluğu değişkenleri için mahallelerde durum incelendiğinde, 481 mahalle arasında yüzde 50 ile yüksek öğretim oranının en yüksek olduğu mahalle 37'nci sırada bulunan İzmir/Karşıyaka/Mavişehir iken, yüzde 2 ile yüksek öğretim oranının en düşük olduğu mahalle 481'nci sırada bulunan İstanbul/Esenyurt/Pınar mahallesi oldu.
37 bin 637 daire sayısı ile konut yoğunluğu en yüksek olan İstanbul/Küçükçekmece/Atakent mahallesi sıralamada 49'ncu, 324 daire sayısı ile konut yoğunluğu en düşük olan İzmir/Konak/Namık Kemal Mahallesi ise 445'nci sırada yer aldı.
Konu ile ilgili görüşlerini aktaran, REIDIN Veri Uzmanı Burcu Köksal, çalışma kapsamında alınan sonuçlara bakıldığında, oturmuş bir düzene sahip olan mahallelerin derecelendirmelerinde aşırı değişkenliklerin görülmediğini ancak yıldızı parlayan bölgelerin, çeşitli değişimlerle nitelikli gayrimenkul ve demografinin bölgeye kazandırılması neticesinde yüksek derecelere doğru kaydığını söyledi.
Dünya genelinde özellikle ulaşılabilir veriler doğrultusunda, il bazında yapılan ve bölgenin karakteristiğini ortaya koyan çalışmalara rastlamanın mümkün olduğunu anlatan Köksal, "REIDIN olarak bu çalışmaları Türkiye’nin mahalleleri seviyesinde yapmak ve bölgelerin birbirlerine görece üstünlükleri ile derecelerini ölçümlüyor olmak şeffaflık ve ulaşılabilir veri anlamında büyük önem taşıyor. Bu araştırmalardan başta gayrimenkul geliştiricileri, yatırımcı ve danışmanları olmak üzere telekom, perakende ve hızlı tüketim şirketlerinin de faydalandığını görüyoruz" dedi.
Yakın dönemde Türkiye genelindeki bütün mahallelerin çalışmaya dahil edileceğini belirten Köksal, bu sayede İstanbul mahallelerinin kendi içinde karşılaştırmasını yapabilecekleri gibi Gaziantep, Samsun, Kayseri gibi bütün ülke illerinin mahallelerinin de görece üstünlüklerini ölçümleyebileceklerini kaydetti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Türkiye'nin refah, yaşanabilirlik ve kültürel düzey bakımından en yüksek dereceye sahip A+ ilçeleri Ankara, İstanbul ve İzmir'de yer alıyor. 2013'te İstanbul'un refah seviyesi ve eğitim düzeyi en yüksek ilçesi Beşiktaş olurken, en düşük ilçesi ise Sultanbeyli oldu
REIDIN, Sosyo-Ekonomik Derecelendirme (SED) ile Adana, Ankara, Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir ve Kocaeli illerine ait 71 ilçe ve bunlara bağlı 481 mahalleyi refah, yaşanabilirlik ve kültürel düzey açısından derecelendirdiği çalışmasında 2013 yılı 1'nci yarı verilerini açıkladı.
İlçe ve mahallelerin göreli sosyo-ekonomik derecelerini ve sıralamalarını gösteren çalışma, kullanılan değişkenler yardımıyla bölgeleri refah, yaşanabilirlik ve kültürel düzeylerine göre sıraladı.
AA muhabirinin REIDIN-SED ortak çalışmasından derlediği bilgiye göre, Türkiye'nin refah, yaşanabilirlik ve kültürel düzey bakımından en yüksek dereceye sahip A+ ilçeleri Ankara, İstanbul ve İzmir'de yer alıyor. Diğer taraftan, Adana, Bursa ve Kocaeli ilçelerinin derecelerinde yılın ilk yarısına göre bir yükselişin olduğu görülürken, Antalya ilçeleri genelinde dönemler arası değişim nispeten daha az yaşandı.
2013 yılının ilk beş A+ ilçeleri şöyle sıralandı:
|
Şehir |
İlçe |
Derece |
Sıralama |
|
İstanbul |
Beşiktaş |
A+ |
1. |
|
İstanbul |
Adalar |
A+ |
2. |
|
İstanbul |
Kadıköy |
A+ |
3. |
|
İstanbul |
Bakırköy |
A+ |
4. |
|
İstanbul |
Sarıyer |
A+ |
5. |
2013 yılını A+ derecesi ile geçiren ilçelere baktığımızda, sırasını ve derecesini koruyan Beşiktaş’ın yanında Adalar ve Sarıyer yıl içerisinde yükselerek yerini alan ilçeler olarak öne çıkıyor. Kadıköy ve Bakırköy ilçeleri A+ derecesini koruyan fakat puan olarak 2013 yılını kayıpla kapatan ilçeler olarak göze çarpıyor.
Refah, yaşanabilirlik ve kültürel düzey bakımından İstanbul'un en düşük dereceye sahip C- ilçelerinin başında ise Sultanbeyli geliyor Onu Arnavutköy ve Sultangazi takip ediyor.
| Şehir | İlçe | Derece | Sıralama |
| İstanbul | Sultangazi | C- | 68. |
| İstanbul | Arnavutköy | C- | 69. |
| İstanbul | Sultanbeyli | C- | 71. |
İzmir’in Karşıyaka ve Narlıdere ilçeleri bir önceki döneme göre gelişim göstererek A+ derecesine sahip olan ilçeler olarak dikkat çekiyor. İstanbul Eyüp, Maltepe, Zeytinburnu ve Antalya Konyaaltı gelişim göstererek bir üst dereceye ulaşan ilçelere örnek olarak gösterilebilir.
Sosyo-ekonomik derecelendirmede esas alınan yüksek öğretim oranı ve konut yoğunluğu değişkenleri için ilçelerdeki duruma bakıldığında birinci sırada yer alan Beşiktaş, yüzde 34 ile yüksek öğretim oranının en yüksek olduğu ilçe konumunda bulunuyor. İncelenen 71 ilçe arasında 68'nci sırada bulunan Sultangazi ile 69'ncu ve 71'nci sırada yer alan Arnavutköy ile Sultanbeyli, yüzde 3 ile yüksek öğretim oranının en düşük olduğu ilçeler olarak dikkat çekiyor.
343 bin 696 daire sayısı ile konut yoğunluğunun en yüksek olduğu ilçe konumundaki Ankara’nın Çankaya ilçesi 7'nci sırada olup, 8 bin 364 daire sayısı ile konut yoğunluğu en düşük olduğu İstanbul’un Şile ilçesi ise 19' ncu sırada yer alıyor..
2013 yılının ilk 5 A+ mahalleleri ise şöyle:
|
Şehir |
İlçe |
Mahalle |
Derece |
Sıralama |
|
İstanbul |
Beşiktaş |
Bebek |
A+ |
1. |
|
İstanbul |
Beşiktaş |
Etiler |
A+ |
2. |
|
İstanbul |
Beşiktaş |
Arnavutköy |
A+ |
3. |
|
İstanbul |
Kadıköy |
Fenerbahçe |
A+ |
4. |
|
İstanbul |
Şişli |
Teşvikiye |
A+ |
5. |
Sıralamanın değişmez isimlerinden Bebek, Etiler, Levent, Caddebostan, Arnavutköy, Gümüşsuyu, Fenerbahçe, Teşvikiye gibi mahalleler A+ derecesinde yerlerini korurken, İstanbul dışında A+ derecesinde mahallesi bulunan şehir bulunmuyor.
Bunun yanında, gelişim göstererek bir üst dereceye tırmanan ve dönemsel olarak tutarlı şekilde değer kazanan bölgelerden olan Maslak bir önceki döneme göre sıralamada 19, Fikirtepe ise 20 sıra yükseldi.
Eğitimin en yüksek olduğu mahalle İzmir'deki Mavişehir, en düşük olduğu mahalle ise Esenyurt'taki Pınar Mahallesi
Sosyo-ekonomik derecelendirmede esas alınan yüksek öğretim oranı ve konut yoğunluğu değişkenleri için mahallelerde durum incelendiğinde, 481 mahalle arasında yüzde 50 ile yüksek öğretim oranının en yüksek olduğu mahalle 37'nci sırada bulunan İzmir/Karşıyaka/Mavişehir iken, yüzde 2 ile yüksek öğretim oranının en düşük olduğu mahalle 481'nci sırada bulunan İstanbul/Esenyurt/Pınar mahallesi oldu.
37 bin 637 daire sayısı ile konut yoğunluğu en yüksek olan İstanbul/Küçükçekmece/Atakent mahallesi sıralamada 49'ncu, 324 daire sayısı ile konut yoğunluğu en düşük olan İzmir/Konak/Namık Kemal Mahallesi ise 445'nci sırada yer aldı.
Konu ile ilgili görüşlerini aktaran, REIDIN Veri Uzmanı Burcu Köksal, çalışma kapsamında alınan sonuçlara bakıldığında, oturmuş bir düzene sahip olan mahallelerin derecelendirmelerinde aşırı değişkenliklerin görülmediğini ancak yıldızı parlayan bölgelerin, çeşitli değişimlerle nitelikli gayrimenkul ve demografinin bölgeye kazandırılması neticesinde yüksek derecelere doğru kaydığını söyledi.
Dünya genelinde özellikle ulaşılabilir veriler doğrultusunda, il bazında yapılan ve bölgenin karakteristiğini ortaya koyan çalışmalara rastlamanın mümkün olduğunu anlatan Köksal, "REIDIN olarak bu çalışmaları Türkiye’nin mahalleleri seviyesinde yapmak ve bölgelerin birbirlerine görece üstünlükleri ile derecelerini ölçümlüyor olmak şeffaflık ve ulaşılabilir veri anlamında büyük önem taşıyor. Bu araştırmalardan başta gayrimenkul geliştiricileri, yatırımcı ve danışmanları olmak üzere telekom, perakende ve hızlı tüketim şirketlerinin de faydalandığını görüyoruz" dedi.
Yakın dönemde Türkiye genelindeki bütün mahallelerin çalışmaya dahil edileceğini belirten Köksal, bu sayede İstanbul mahallelerinin kendi içinde karşılaştırmasını yapabilecekleri gibi Gaziantep, Samsun, Kayseri gibi bütün ülke illerinin mahallelerinin de görece üstünlüklerini ölçümleyebileceklerini kaydetti.
Son Güncelleme: Cumartesi, 01 Şubat 2014 11:23
Gösterim: 3579
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üstün Dökmen, dershanelerin özel okula dönüştürülmesinin yanlış olacağını, bazı dershanelerin apartman katlarında hizmet verdiğini, okulların ise belirli kriterleri olması gerektiğini belirtti.
Antalya'da düzenlenen Türkiye Özel Okullar Birliği 13. Geleneksel Eğitim Sempozyumu'na katılan Dökmen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk eğitim sisteminin 1950'li yıllardan bu yana "karışık bir kafayla" yönetildiğini savundu. 1970'li yıllardan bu yana var olan dershanelerin hiç gerek yokken ortaya çıktığını ifade eden Dökmen, dünyada var olmayan bir kavramın Türkiye'de ciddi bir potansiyele sahip olduğunu kaydetti.
Dünyanın aklına gelmeyen bir uygulamanın Türkiye tarafından geliştirildiğine işaret eden Dökmen, "Dershaneler, dünya eğitim sistemine Türkiye'nin bir hediyesi. 1,5 milyon genci okula, koleje gönderiyorsunuz, aynı genci olduğu gibi bir de dershaneye gönderiyorsunuz. Olacak iş değil. Bir de bu çocuklara özel ders veriyorsunuz" diye konuştu.
Dershanelerin özel okula dönüştürülmesinin de yanlış olacağını savunan Dökmen, bazı dershanelerin apartman katlarında hizmet verdiğini, okulların ise belirli kriterleri olması gerektiğini vurguladı. Dökmen, "Yanlışı yanlışla düzeltmek büyük bir felaket olur. İsteyen evinin bir katında okul açabilir. 70'lerden bu yana eğitim sistemimizde ciddi bir sıkıntı var" ifadelerini kullandı.
"Bilim insanlarına danışılmıyor" sitemi
Prof. Dr. Dökmen, eğitimle ilgili alınacak kararlarda bilim insanlarına danışılmadığını öne sürdü. İnsanların nasıl, ne için eğitilmesi gerektiği konusunda toplumda net bir fikrin olmadığını savunan Dökmen, şunları söyledi:
"Eğitim alanında bir karar alınıyor ama bilim insanlarına danışılmıyor. 5,5 yaşında eğitime başlanıldı, evet güzel. Peki bir sene sonra kaldırıldı, niye? Kimse bize danışmadı. Bilirkişi olarak bizim çağrılmamız gerekirdi. Son 10 yılda Türkiye, eğitim bakımından bir şans yakalayacaktı. Çünkü 10 yıldır aynı parti iktidarda. Keşke tek bir milli eğitim bakanı olsaydı, hiç olmasa tecrübe kazanırdı o bakan, kendini geliştirirdi. 4-5 bakan değişti, her bakan kendi fikirleriyle, ekibiyle iyi niyetiyle geldi. Anadolu kahvesinde insanlar 20 yaşındaki öğretmeni ciddiye alır dinler, ülke çapında bu ülkenin bilim insanlarını dinleyen yok."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üstün Dökmen, dershanelerin özel okula dönüştürülmesinin yanlış olacağını, bazı dershanelerin apartman katlarında hizmet verdiğini, okulların ise belirli kriterleri olması gerektiğini belirtti.
Antalya'da düzenlenen Türkiye Özel Okullar Birliği 13. Geleneksel Eğitim Sempozyumu'na katılan Dökmen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk eğitim sisteminin 1950'li yıllardan bu yana "karışık bir kafayla" yönetildiğini savundu. 1970'li yıllardan bu yana var olan dershanelerin hiç gerek yokken ortaya çıktığını ifade eden Dökmen, dünyada var olmayan bir kavramın Türkiye'de ciddi bir potansiyele sahip olduğunu kaydetti.
Dünyanın aklına gelmeyen bir uygulamanın Türkiye tarafından geliştirildiğine işaret eden Dökmen, "Dershaneler, dünya eğitim sistemine Türkiye'nin bir hediyesi. 1,5 milyon genci okula, koleje gönderiyorsunuz, aynı genci olduğu gibi bir de dershaneye gönderiyorsunuz. Olacak iş değil. Bir de bu çocuklara özel ders veriyorsunuz" diye konuştu.
Dershanelerin özel okula dönüştürülmesinin de yanlış olacağını savunan Dökmen, bazı dershanelerin apartman katlarında hizmet verdiğini, okulların ise belirli kriterleri olması gerektiğini vurguladı. Dökmen, "Yanlışı yanlışla düzeltmek büyük bir felaket olur. İsteyen evinin bir katında okul açabilir. 70'lerden bu yana eğitim sistemimizde ciddi bir sıkıntı var" ifadelerini kullandı.
"Bilim insanlarına danışılmıyor" sitemi
Prof. Dr. Dökmen, eğitimle ilgili alınacak kararlarda bilim insanlarına danışılmadığını öne sürdü. İnsanların nasıl, ne için eğitilmesi gerektiği konusunda toplumda net bir fikrin olmadığını savunan Dökmen, şunları söyledi:
"Eğitim alanında bir karar alınıyor ama bilim insanlarına danışılmıyor. 5,5 yaşında eğitime başlanıldı, evet güzel. Peki bir sene sonra kaldırıldı, niye? Kimse bize danışmadı. Bilirkişi olarak bizim çağrılmamız gerekirdi. Son 10 yılda Türkiye, eğitim bakımından bir şans yakalayacaktı. Çünkü 10 yıldır aynı parti iktidarda. Keşke tek bir milli eğitim bakanı olsaydı, hiç olmasa tecrübe kazanırdı o bakan, kendini geliştirirdi. 4-5 bakan değişti, her bakan kendi fikirleriyle, ekibiyle iyi niyetiyle geldi. Anadolu kahvesinde insanlar 20 yaşındaki öğretmeni ciddiye alır dinler, ülke çapında bu ülkenin bilim insanlarını dinleyen yok."
Son Güncelleme: Cuma, 31 Ocak 2014 13:44
Gösterim: 2043
Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı yerleştirme sonuçları 19:30 itibariyle açıklandı. Pedagojik formasyon tercihi yapan 65 bin 735 adaydan 28 bin 763’ü yerleşirken, bin 237 kontenjan boş kaldı.
Formasyon sonucunuzu öğrenme için Tıklayın
2013 Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı yerleştirme sonuçları açıklandı. Adaylar, sonuçlarını, 30 Ocak 2014 günü saat 19:30'dan itibaren ÖSYM'nin
internet adresinden öğrenebilecek. Formasyon programlarına yerleşen adaylar kayıtlarını 3-7 Şubat tarihleri arasında yerleştikleri üniversiteler aracılığıyla yapabilecek.
Pedagojik formasyon tercihi yapan 65 bin 735 adaydan 28 bin 763’ü yerleşirken, bin 237 kontenjan boş kaldı.
ÖSYM'den yapılan açıklama;
2013 yılına ait üniversiteler bünyesinde açılacak Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına katılacak adayların yerleştirme işlemi tamamlanmıştır. Sonuçlar, 30 Ocak 2014 günü saat 19:30'dan itibaren ÖSYM'nin https://sonuc.osym.gov.tr internet adresinden açıklanacaktır. Adaylar sonuçlarını belirtilen internet adresinden T.C. Kimlik Numaraları ve şifreleri ile öğrenebileceklerdir. Yerleştirme işlemine ait Sonuç Belgesi basılmayacak ve adayların adreslerine gönderilmeyecektir.
Programlara yerleşen adayları gösteren fotoğraflı yerleştirme sonuçları, adayların yerleştirildikleri programların bağlı olduğu üniversite rektörlüklerine ÖSYM tarafından elektronik ortamda gönderilecektir.
Üniversiteler tarafından kayıtlar 3-7 Şubat tarihleri arasında yapılacaktır.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı yerleştirme sonuçları 19:30 itibariyle açıklandı. Pedagojik formasyon tercihi yapan 65 bin 735 adaydan 28 bin 763’ü yerleşirken, bin 237 kontenjan boş kaldı.
Formasyon sonucunuzu öğrenme için Tıklayın
2013 Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı yerleştirme sonuçları açıklandı. Adaylar, sonuçlarını, 30 Ocak 2014 günü saat 19:30'dan itibaren ÖSYM'nin
internet adresinden öğrenebilecek. Formasyon programlarına yerleşen adaylar kayıtlarını 3-7 Şubat tarihleri arasında yerleştikleri üniversiteler aracılığıyla yapabilecek.
Pedagojik formasyon tercihi yapan 65 bin 735 adaydan 28 bin 763’ü yerleşirken, bin 237 kontenjan boş kaldı.
ÖSYM'den yapılan açıklama;
2013 yılına ait üniversiteler bünyesinde açılacak Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına katılacak adayların yerleştirme işlemi tamamlanmıştır. Sonuçlar, 30 Ocak 2014 günü saat 19:30'dan itibaren ÖSYM'nin https://sonuc.osym.gov.tr internet adresinden açıklanacaktır. Adaylar sonuçlarını belirtilen internet adresinden T.C. Kimlik Numaraları ve şifreleri ile öğrenebileceklerdir. Yerleştirme işlemine ait Sonuç Belgesi basılmayacak ve adayların adreslerine gönderilmeyecektir.
Programlara yerleşen adayları gösteren fotoğraflı yerleştirme sonuçları, adayların yerleştirildikleri programların bağlı olduğu üniversite rektörlüklerine ÖSYM tarafından elektronik ortamda gönderilecektir.
Üniversiteler tarafından kayıtlar 3-7 Şubat tarihleri arasında yapılacaktır.
Son Güncelleme: Perşembe, 30 Ocak 2014 20:09
Gösterim: 2441
Liselerde haftada kaç saat ders olacak? MEB lise ders saatlerinde değişiklik yaptı
Genel liselerde haftalık ders saati 35'e indi
MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, gelecek eğitim öğretim dönemi için genel liselerde haftalık ders saati sayısını 37'den 35'e indirdi. Bu karar ile ikili öğretim yapan ve genel lise programı uygulayan ortaöğretim kurumlarında çizelgelerin uygulanmasında rahatlama sağlanacağı belirtildi
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, genel liselerde haftalık ders saati sayısını 37'den 35'e indirdi.
Bu karar ile ikili öğretim yapan ve genel lise programı uygulayan ortaöğretim kurumlarında çizelgelerin uygulanmasında rahatlama sağlanacağı belirtildi.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, 2014-2015 öğretim yılında liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında uygulanacak olan çizelgede edebiyat, dil ve anlatım, matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerinin 9 ve 10. sınıflarda ortak dersler olarak okutulması öngörülüyor.
2013 yılında öğretim programları yenilenen matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerinde 9 ile 10. sınıf programlarının içeriklerinin yoğunluğu azaltılmıştı. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından yayımlanan çizelgeler, bu derslerin programlarında yapılan güncellemelerin hayata geçirilmesini sağlayacak.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından genel liselerde haftalık ders saati sayısının 37'den 35'e indirilmesiyle ikili öğretim yapan ve genel lise programı uygulayan ortaöğretim kurumlarında çizelgelerin uygulanmasında rahatlama sağlanacağı belirtildi.
Çizelgelerde haftada 4 saat matematik ve 2 saat geometri olarak okutulan iki ayrı ders de haftada 6 saat matematik dersi şeklinde düzenlendi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Liselerde haftada kaç saat ders olacak? MEB lise ders saatlerinde değişiklik yaptı
Genel liselerde haftalık ders saati 35'e indi
MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, gelecek eğitim öğretim dönemi için genel liselerde haftalık ders saati sayısını 37'den 35'e indirdi. Bu karar ile ikili öğretim yapan ve genel lise programı uygulayan ortaöğretim kurumlarında çizelgelerin uygulanmasında rahatlama sağlanacağı belirtildi
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, genel liselerde haftalık ders saati sayısını 37'den 35'e indirdi.
Bu karar ile ikili öğretim yapan ve genel lise programı uygulayan ortaöğretim kurumlarında çizelgelerin uygulanmasında rahatlama sağlanacağı belirtildi.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, 2014-2015 öğretim yılında liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında uygulanacak olan çizelgede edebiyat, dil ve anlatım, matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerinin 9 ve 10. sınıflarda ortak dersler olarak okutulması öngörülüyor.
2013 yılında öğretim programları yenilenen matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerinde 9 ile 10. sınıf programlarının içeriklerinin yoğunluğu azaltılmıştı. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından yayımlanan çizelgeler, bu derslerin programlarında yapılan güncellemelerin hayata geçirilmesini sağlayacak.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından genel liselerde haftalık ders saati sayısının 37'den 35'e indirilmesiyle ikili öğretim yapan ve genel lise programı uygulayan ortaöğretim kurumlarında çizelgelerin uygulanmasında rahatlama sağlanacağı belirtildi.
Çizelgelerde haftada 4 saat matematik ve 2 saat geometri olarak okutulan iki ayrı ders de haftada 6 saat matematik dersi şeklinde düzenlendi.
Son Güncelleme: Pazar, 02 Şubat 2014 21:29
Gösterim: 3789
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Dershane konusu imzaya açıldığında çok ağır şekilde siz bunları yaparsanız biz de bunları yaparız diye tehditler alıyorduk. Sonunda taslak çıktı. Sonunda bize teşekküre geldiler.” dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç NTV’de canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Arınç dershane konusunda da şu açıklamayı yaptı;
“Dershaneler konusu imzaya açıldı. İlk çıktığında çok ağır şekilde siz bunları yaparsanız biz de bunları yaparız diye tehditler alıyorduk. Sonunda taslak çıktı. Sonunda bize teşekküre geldiler. O günden bu yana dershanecilik kitlesi hep bizimle beraber oldu. Biz onlara gelin bu düzenlemeleri beraber yapalım diyoruz.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Dershane konusu imzaya açıldığında çok ağır şekilde siz bunları yaparsanız biz de bunları yaparız diye tehditler alıyorduk. Sonunda taslak çıktı. Sonunda bize teşekküre geldiler.” dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç NTV’de canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Arınç dershane konusunda da şu açıklamayı yaptı;
“Dershaneler konusu imzaya açıldı. İlk çıktığında çok ağır şekilde siz bunları yaparsanız biz de bunları yaparız diye tehditler alıyorduk. Sonunda taslak çıktı. Sonunda bize teşekküre geldiler. O günden bu yana dershanecilik kitlesi hep bizimle beraber oldu. Biz onlara gelin bu düzenlemeleri beraber yapalım diyoruz.”
Son Güncelleme: Perşembe, 30 Ocak 2014 12:58
Gösterim: 1788

