Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Hayal güçleri gelişmiş olan 6 yaşından küçük çocukların gerçeklik ve fanteziyi ayırt etmekte güçlük çektikleri için hayallerle ilgili ifadeleri gerçek gibi anlatmaları normal karşılanıyor. 5 yaşından itibaren çocukların gerçeklikle yalanı fark etmeye ve kavramaya başladığını söyleyen uzmanlar, 7 yaş sonrası yalan söyleme eyleminin devam etmesi durumunda dikkat edilmesi gerektiğini ifade ediyor.

cocukÜsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Nuran Günana, çocukların yalan söyleme nedenleri hakkında bilgiler paylaştı ve ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.
5 yaşında gerçeklikle yalanı kavramaya başlıyorlar.
‘Çocuklar neden yalan söyler ve yalan söyleyen çocuğa nasıl davranılması gerekir?’ konusu ile sıklıkla karşılaştıklarını belirten Klinik Psikolog Nuran Günana, “6 yaşından küçük çocuklar gerçeklik ve fanteziyi ayırt etmekte güçlük çekerler. Hayal güçleri gelişmiş olduğu için ve gerçeklik duygusu henüz oluşmadığından hayallerle ilgili ifadeleri gerçek gibi anlatmaları normaldir. Çocuklar 5 yaşından itibaren gerçeklikle yalanı fark etmeye ve kavramaya başlar. Eğer 7 yaş sonrası yalan söyleme eylemi hala devam ediyorsa dikkat edilmesi gerekir” dedi.
Baskı çocuğa yalan söyletiyor
Günana, üzerinde oluşan baskı sonucu çocuğun yalan söyleyebileceğine dikkat çekti ve sözlerine şöyle devam etti: “Çocuklar yanlış yapmaktan korktuğunda, ebeveynlerini hayal kırıklığına uğratmaktan ya da onlar tarafından cezalandırılmaktan korktuğunda yalan söyler. Yalan söylemek çocuğun yanlış bir şey yaptığının farkında olduğunu gösterir. Çocuk ödevini tamamlamadıysa bu sorunu yalan söyleyerek ve yaptığını söyleyerek çözmeye çalışır. Sokağa çıkma izni dolmasına rağmen eve geç gelen bir çocuk da nerede ve kiminle olduğu konusunda yalan söyleyebilir. Yalan söylemek, sonuçlarla yüzleşmek yerine onlardan kaçınmak için kullanılır. Bazen de bir sorunu nasıl çözeceklerini bilmediklerinden kaynaklanır. Eğer ödevini zamanında tamamlamadığı için yalan söylüyorsa, bunun nedeni ödevi zamanında nasıl yapacağını çözemediğidir. Ya da çatışmayla başa çıkmanın başka bir yolunu bulamadıklarında yalana başvurabilirler. Yani yalan söylemek bir tür problem çözme sorunu, beceri eksikliği ve sonuçlardan kaçınma sorunudur.”

nuran_gunanaEbeveynler yalanın nedenini öğrenmeli
Ebeveynlerin bu konuda dikkatli olmaları ve çocuklarının neden yalan söylediklerini anlamaya çalışmaları gerektiğini ifade eden Günana, “Ebeveynlerin birçoğu çocuklarının bir şeyi elde etmek için veya yapmak istemedikleri bir şeyden kaçmak için yalan söylediklerini düşünürler. Ancak, çocukların yalan söylemeye dair bu motivasyonunun yanı sıra daha farklı sebepleri de olabilir. Bu sebeplerden biri yeni bir fikri keşfetmeleri ve sonucunda ne olacağını görmek istemeleri olabilir. Yani, ‘bu konu hakkında yalan söylersem ne olur, karşımdaki kişi benim için ne yapar veya nasıl hareket eder? Bana ne kazandırır?’ gibi varsayımlarla ebeveynlerini veya diğer insanları denemek için yalan söyleyebilirler” dedi.

Özgüveni olmayan çocuk yalana başvuruyor
Yalan söyleyerek başkalarının ne hissettiğini ve ne düşündüğünü bilmenin çocuklar için önemli bir sosyal beceri olduğunu söyleyen Günana, “Ancak, yalan söylemek çocuğun yaşamında süreklilik kazanmışsa ve gündelik yaşam becerilerini etkiliyorsa o zaman sorun teşkil ettiği anlamına gelir. Kendine güveni olmayan çocuklar, kendilerini başkalarının gözünde daha yetenekli ve özel olduğunu gösterebilmek için yalana başvurabilirler. Ayrıca başkalarının onayını alabilmek için de yalana başvurabilirler. Dürtüselliğin belirgin olduğu dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunu yaşayan çocukların ayırt edici özelliklerinden biri düşünmeden önce konuşmalarıdır. Bu sebepten dolayı çoğu zaman yalan söyleme eğiliminde olurlar. Bazen de ebeveynler çocukları iyi bir şey uğruna küçük yalanlar söylemeye teşvik edebilirler fakat bu durumun nasıl bir sonuca varacağını göremeyebilirler” diye konuştu.
Ebeveynler de davranışlarına dikkat etmeli
Klinik Psikolog Nuran Günana, ‘Ebeveynlerin önemsemeleri gereken konulardan biri öncelikle kendi tutum ve davranışlarına dikkat etmeleridir’ dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aşırı tepki veren ve aşırı olumsuz olan ebeveynler çocukları yalan söylemeye iterler. Çocuğun ne tür yalanlar söylediği, ne için söylediği ve hangi koşullar altında yalan söylediğine dikkat etmekte fayda vardır. Yani önemli olan şey yalanı gerekli kılan temelde yatan davranışa değinmektir. Eğer temelde yatan davranış değişir ve gelişirse yalan söylemenin nedeni ortadan kalkacaktır. Yalan söylemesini gerektirecek bir sebep bir daha olmayacaktır. Çocuk ev kuralları çok katı olduğunu düşündüğü için yalan söyleyebilir veya ev ödevleriyle ilgili çok baskı yapan anne ve babasına başka bir yol bulamadığı için yalan söyleyebilir. Bunun gibi birçok sebep gösterilebilir. Eğer ebeveynler çocuğa yalan söylediği için öfkelenip kızarsa çocuk daha da içine kapanır ve sebebin ne olduğu asla öğrenilemez. Bu tutum, çocuğun yalan söylemesini gerekli kılan davranışı değiştirmesine yardımcı olmaz.”

Çocuğa güven aşılanmalı
Çocukların dikkat çekmek için söylediği yalanlar konusunda ebeveynlerin durumu görmezden gelmelerinde fayda olduğunu belirten Günana, “Sert bir şekilde uyarmak veya kızmak yerine, ‘bu bir yalan ve bunun senin başına gelmediğini biliyorum’ demelerinde fayda vardır. Çocuğa öfke ile cevap vermek yerine güven aşılanmalıdır. ‘Bana gerçekte ne olduğunu anlatabileceğine inanıyorum’ gibi cesaret verici geri bildirimler işe yarayacaktır. Çocukları yalan söylemeye iten olayları yeniden çerçevelendirip cesaretlendirerek tekrar denemeleri için fırsat yaratılmalıdır” dedi.
Yalanın altında psikiyatrik sebep olabilir

‘Diğer yönden özgüven eksikliğinden dolayı yalan söyleme eğiliminde olan çocuklar için çok fazla o konu hakkında soru sormamakta fayda vardır’ diyen Uzman Klinik Psikolog Nuran Günana sözlerine şöyle devam etti: “Soru soruldukça çocuk dikkat çektiğini anlayarak kendini tatmin edecek ve yalan söyleme davranışı pekişmiş olacaktır. Genellikle çocuklar keyfi olarak yalan söylemezler, ne kadar yanlış olursa olsun bir nedenleri vardır. Ebeveynlerin görevi, çocuklara sorunları çözmenin uygun ve etkili yollarını öğretmek ve onlara yol gösterici olmaktır. Eğer her şeye rağmen çocuk patolojik yalan söyleme davranışı gösteriyorsa altında yatan birçok psikiyatrik sebep olabilir. Bu nedenle destek ve tedavi almak doğru bir yol olacaktır.”

> Çocuklar yalan söylemeye ne zaman başlıyor?

Hayal güçleri gelişmiş olan 6 yaşından küçük çocukların gerçeklik ve fanteziyi ayırt etmekte güçlük çektikleri için hayallerle ilgili ifadeleri gerçek gibi anlatmaları normal karşılanıyor. 5 yaşından itibaren çocukların gerçeklikle yalanı fark etmeye ve kavramaya başladığını söyleyen uzmanlar, 7 yaş sonrası yalan söyleme eyleminin devam etmesi durumunda dikkat edilmesi gerektiğini ifade ediyor.

cocukÜsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Nuran Günana, çocukların yalan söyleme nedenleri hakkında bilgiler paylaştı ve ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.
5 yaşında gerçeklikle yalanı kavramaya başlıyorlar.
‘Çocuklar neden yalan söyler ve yalan söyleyen çocuğa nasıl davranılması gerekir?’ konusu ile sıklıkla karşılaştıklarını belirten Klinik Psikolog Nuran Günana, “6 yaşından küçük çocuklar gerçeklik ve fanteziyi ayırt etmekte güçlük çekerler. Hayal güçleri gelişmiş olduğu için ve gerçeklik duygusu henüz oluşmadığından hayallerle ilgili ifadeleri gerçek gibi anlatmaları normaldir. Çocuklar 5 yaşından itibaren gerçeklikle yalanı fark etmeye ve kavramaya başlar. Eğer 7 yaş sonrası yalan söyleme eylemi hala devam ediyorsa dikkat edilmesi gerekir” dedi.
Baskı çocuğa yalan söyletiyor
Günana, üzerinde oluşan baskı sonucu çocuğun yalan söyleyebileceğine dikkat çekti ve sözlerine şöyle devam etti: “Çocuklar yanlış yapmaktan korktuğunda, ebeveynlerini hayal kırıklığına uğratmaktan ya da onlar tarafından cezalandırılmaktan korktuğunda yalan söyler. Yalan söylemek çocuğun yanlış bir şey yaptığının farkında olduğunu gösterir. Çocuk ödevini tamamlamadıysa bu sorunu yalan söyleyerek ve yaptığını söyleyerek çözmeye çalışır. Sokağa çıkma izni dolmasına rağmen eve geç gelen bir çocuk da nerede ve kiminle olduğu konusunda yalan söyleyebilir. Yalan söylemek, sonuçlarla yüzleşmek yerine onlardan kaçınmak için kullanılır. Bazen de bir sorunu nasıl çözeceklerini bilmediklerinden kaynaklanır. Eğer ödevini zamanında tamamlamadığı için yalan söylüyorsa, bunun nedeni ödevi zamanında nasıl yapacağını çözemediğidir. Ya da çatışmayla başa çıkmanın başka bir yolunu bulamadıklarında yalana başvurabilirler. Yani yalan söylemek bir tür problem çözme sorunu, beceri eksikliği ve sonuçlardan kaçınma sorunudur.”

nuran_gunanaEbeveynler yalanın nedenini öğrenmeli
Ebeveynlerin bu konuda dikkatli olmaları ve çocuklarının neden yalan söylediklerini anlamaya çalışmaları gerektiğini ifade eden Günana, “Ebeveynlerin birçoğu çocuklarının bir şeyi elde etmek için veya yapmak istemedikleri bir şeyden kaçmak için yalan söylediklerini düşünürler. Ancak, çocukların yalan söylemeye dair bu motivasyonunun yanı sıra daha farklı sebepleri de olabilir. Bu sebeplerden biri yeni bir fikri keşfetmeleri ve sonucunda ne olacağını görmek istemeleri olabilir. Yani, ‘bu konu hakkında yalan söylersem ne olur, karşımdaki kişi benim için ne yapar veya nasıl hareket eder? Bana ne kazandırır?’ gibi varsayımlarla ebeveynlerini veya diğer insanları denemek için yalan söyleyebilirler” dedi.

Özgüveni olmayan çocuk yalana başvuruyor
Yalan söyleyerek başkalarının ne hissettiğini ve ne düşündüğünü bilmenin çocuklar için önemli bir sosyal beceri olduğunu söyleyen Günana, “Ancak, yalan söylemek çocuğun yaşamında süreklilik kazanmışsa ve gündelik yaşam becerilerini etkiliyorsa o zaman sorun teşkil ettiği anlamına gelir. Kendine güveni olmayan çocuklar, kendilerini başkalarının gözünde daha yetenekli ve özel olduğunu gösterebilmek için yalana başvurabilirler. Ayrıca başkalarının onayını alabilmek için de yalana başvurabilirler. Dürtüselliğin belirgin olduğu dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunu yaşayan çocukların ayırt edici özelliklerinden biri düşünmeden önce konuşmalarıdır. Bu sebepten dolayı çoğu zaman yalan söyleme eğiliminde olurlar. Bazen de ebeveynler çocukları iyi bir şey uğruna küçük yalanlar söylemeye teşvik edebilirler fakat bu durumun nasıl bir sonuca varacağını göremeyebilirler” diye konuştu.
Ebeveynler de davranışlarına dikkat etmeli
Klinik Psikolog Nuran Günana, ‘Ebeveynlerin önemsemeleri gereken konulardan biri öncelikle kendi tutum ve davranışlarına dikkat etmeleridir’ dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aşırı tepki veren ve aşırı olumsuz olan ebeveynler çocukları yalan söylemeye iterler. Çocuğun ne tür yalanlar söylediği, ne için söylediği ve hangi koşullar altında yalan söylediğine dikkat etmekte fayda vardır. Yani önemli olan şey yalanı gerekli kılan temelde yatan davranışa değinmektir. Eğer temelde yatan davranış değişir ve gelişirse yalan söylemenin nedeni ortadan kalkacaktır. Yalan söylemesini gerektirecek bir sebep bir daha olmayacaktır. Çocuk ev kuralları çok katı olduğunu düşündüğü için yalan söyleyebilir veya ev ödevleriyle ilgili çok baskı yapan anne ve babasına başka bir yol bulamadığı için yalan söyleyebilir. Bunun gibi birçok sebep gösterilebilir. Eğer ebeveynler çocuğa yalan söylediği için öfkelenip kızarsa çocuk daha da içine kapanır ve sebebin ne olduğu asla öğrenilemez. Bu tutum, çocuğun yalan söylemesini gerekli kılan davranışı değiştirmesine yardımcı olmaz.”

Çocuğa güven aşılanmalı
Çocukların dikkat çekmek için söylediği yalanlar konusunda ebeveynlerin durumu görmezden gelmelerinde fayda olduğunu belirten Günana, “Sert bir şekilde uyarmak veya kızmak yerine, ‘bu bir yalan ve bunun senin başına gelmediğini biliyorum’ demelerinde fayda vardır. Çocuğa öfke ile cevap vermek yerine güven aşılanmalıdır. ‘Bana gerçekte ne olduğunu anlatabileceğine inanıyorum’ gibi cesaret verici geri bildirimler işe yarayacaktır. Çocukları yalan söylemeye iten olayları yeniden çerçevelendirip cesaretlendirerek tekrar denemeleri için fırsat yaratılmalıdır” dedi.
Yalanın altında psikiyatrik sebep olabilir

‘Diğer yönden özgüven eksikliğinden dolayı yalan söyleme eğiliminde olan çocuklar için çok fazla o konu hakkında soru sormamakta fayda vardır’ diyen Uzman Klinik Psikolog Nuran Günana sözlerine şöyle devam etti: “Soru soruldukça çocuk dikkat çektiğini anlayarak kendini tatmin edecek ve yalan söyleme davranışı pekişmiş olacaktır. Genellikle çocuklar keyfi olarak yalan söylemezler, ne kadar yanlış olursa olsun bir nedenleri vardır. Ebeveynlerin görevi, çocuklara sorunları çözmenin uygun ve etkili yollarını öğretmek ve onlara yol gösterici olmaktır. Eğer her şeye rağmen çocuk patolojik yalan söyleme davranışı gösteriyorsa altında yatan birçok psikiyatrik sebep olabilir. Bu nedenle destek ve tedavi almak doğru bir yol olacaktır.”

Son Güncelleme: Perşembe, 27 Ağustos 2020 12:01

Gösterim: 2385

OMO, 15 yılı aşkın süredir Kirlenmek Güzeldir çalışmaları için uzmanlığına başvurduğu Dr. Yankı Yazgan’a, evlerinde kalan ebeveynlerin ve çocukların hayatına değer katacak tavsiyelerini sordu. Yazgan’ın önerileri Evde Olmak Güzeldir başlığı ile omo.com.tr’de ebeveynlerle buluşuyor.

yanki_yazganEvde olmanın toplum sağlığı açısından sağladığı faydaların yanı sıra ebeveynlerin çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmesine de olanak tanıyor. Ancak aynı zamanda yetersiz fiziksel aktivite, bozulan uyku düzeni gibi olumsuz sonuçlar da doğurabiliyor. Hayat düzenindeki değişiklik, öğretmen ve okul arkadaşlarından soyutlanma, kaygı, kişisel alanın olmaması aile bireyleri arasında gerginliğe sebep olabiliyor. Ayrıca bu süreçte dışarı çıkamayan çocuklar, enerjilerini atmanın, çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmeye başlayan ebeveynler ise çocukları hem eğlendirecek hem de gelişimlerini destekleyecek aktivitelerin arayışına giriyor. “Kirlenmek Güzeldir” yaklaşımıyla 15 yılı aşkın süredir ebeveynlere çocuklarının gelişiminde deneyimlere ve keşfederek öğrenmeye yer vermeleri konusunda ilham veren OMO, omo.com.tr’de Dr. Yankı Yazgan’ın ebeveynlerin ve çocukların hayatına değer katacak önerilerini sunuyor. Sitede ayrıca çocukların keyif alacağı el işi kâğıt vitray, zencefilli kurabiye adam tarifi ve bilimsel deneyler gibi birçok aktivite önerileri de yer alıyor.

Dr. Yankı Yazgan, içinden geçtiğimiz ve belirsizliğin hâkim olduğu bu dönemde, çevrelerinden duydukları ile kafalarında soru işaretleri oluşan çocukların en büyük ihtiyacının güvende olduğunu bilmek ve güven duymak olduğunun altını çiziyor: “Çocuklarınıza yaşadıkları stresin normal olduğunu, kendi yaşadığınız stresle başa çıkmak için neler yaptığınızı anlatmalı ve streslerini yönetmek için neler yapabileceklerini öğretmelisiniz. Diğer taraftan ebeveynler sık sık el yıkama, iyi bir uyku düzeni, gün içinde egzersiz, düzenli ve sağlıklı beslenme gibi sağlıklı alışkanlıklarla da çocuklara örnek olmalı. Bu süreçte çocukların tepkileri farklılaşabilir. Ağlama ve kızgınlık hali, asabi davranışlar, yüksek kaygı ve üzüntü hali, sağlıksız yemek ve uyku alışkanlıkları, dikkat ve konsantrasyonda zorlanmanın yanı sıra fiziksel ağrılar ve yatağı ıslatma gibi eski alışkanlıklara dönüş bu dönemde gözlemlenebilir. Ancak çocukların yanında sakinliği korumak onlar için en büyük destek olacaktır. Unutulmamalıdır ki, çocuklar etraflarındaki yetişkinleri örnek alır ve onlardan gördükleri şekilde davranırlar. Çocukların kaygılarını ebeveynleriyle paylaşmaya teşvik etmek, konuşmaya ihtiyaç duyduklarında dinlemek, salgın hakkında onlara doğru bilgiler vermek ve sorularını yanıtlamak onların kaygılarının azalmasına yardımcı olabilir. Tüm bu süreç ailece hep beraber yönetilebilir” diyor.


Evdeki düzenin korunması önemli…

Evdeki düzeni koruyun:Çocuklarınızla günlük bir düzen planlayın. Okuma, ödev, serbest zaman, yemek saati, aile aktivite saati, uyku saati gibi… Günlük aktivitelerin arasına molalar da koyun. Evden çalışıyorsanız bu günlük programı çocuklarınıza anlatın ve ne zaman meşgul olduğunuzu anlamalarını sağlayın. Siz çalışırken onların da bir şeyle ilgilendiğinden emin olun ve düzenli olarak onları kontrol edin. Ayrıca çocuklarınızı ev işleri konusunda size yardım etmeleri için teşvik edin.
Televizyon ve bilgisayar kurallarını düzenleyin:Çocukların ekran kullanımını sınırlandırmak önemli olsa da bu dönemde kurallar biraz esneyebilir. Belirli aralıklarla birkaç saat TV izlemelerine ve bilgisayar oyunu oynamalarına müsaade edin.
Serbest oyun için bir alan yaratın:Evinizde oyun için ayırabileceğiniz bir alan varsa çocuklarınıza oyuncaklar ve oyun aktiviteleri konusunda birden fazla seçenek sunun. Çocuklar kendi başlarına etrafı keşfederek oyunlar üretebilir.
Ailece zaman geçirin: Birlikte kutu oyunları oynayın, egzersiz yapın, çocuğunuzun yaşına uygun dizi ve filmleri izleyin.
Sabit bir uyku düzeni kurun:Özellikle yaşı büyük çocuklar daha geç uyumak ve uyanmak isteyebilirler. Beden ve zihin sağlığı için yararlı olmayan bu duruma karşı bir uyku düzeni oluşturun ve uyku saatinden en az 1 saat önce ekran kullanımını sınırlayın.
Çocuklarınızın bireysel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurun:Bazı çocuklar diğerlerine göre daha fazla kurala ve düzenlemeye ihtiyaç duyabilir. Çocuklarınızın ihtiyaçlarına göre kurallar belirleyin ve gerektiğinde esnetin.
Kendinize zaman ayırın:Çocuklarınıza kendinize zaman ayırmaya ihtiyaç duyduğunuzu anlatın ve onları da bireysel vakit geçirmeye teşvik edin.

Çocuklar için evde yapılabilecek eğlenceli aktivite önerileri omo.com.tr’de

Okulları kapanan ve bu süreçte dışarı çıkamayan çocuklar enerjilerini atmanın, çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmeye başlayan ebeveynler ise onları hem eğlendirecek hem de gelişimlerini destekleyecek aktiviteler arıyor. OMO bu dönemde evde de olsa çocukların deneyimleyerek, kirlenerek, keşfederek öğrenmelerine destek olacak keyifli aktivite önerileriyle ebeveynlere destek vermeye devam ediyor.

Çocuklar İçin Eğlenceli Bilimsel Deneyler

Yeni bir şeyler öğrenmek için deney yapmayı tüm çocuklar sever. Evde eğlenceli bilimsel deneyler için ihtiyacınız olanlar şunlar: Gazete, tıraş köpüğü, renkli pasta süsü şeker çubukları, kaşıklar, bir muffin tepsisi, gıda boyaları, sirke, sodyum bikarbonat, orta boy bir kâse, çamur ve çim…

Sıra eğlenceli deneylere geldi:

Önce gazete serin. Ortalık biraz dağılacak ama unutmayın kirlenmek de eğlencenin bir parçası!

Tıraş köpüğü ve şeker çubuğu deneyi ile başlayalım. Muffin tepsisine biraz tıraş köpüğü sıkın. Renkli şeker çubuklarını köpüğün üstüne serpin ve çubuklar köpüğün içinde erirken renklerin nasıl karıştığını gözlemleyin.

Şimdi farklı renkleri karıştırmayı öğrenelim. İki ayrı renkte gıda boyasını iki plastik şişede biraz suyla karıştırın. Hangisi daha çok beğendiniz? Parlak olanı mı yoksa soluk olan mı?

Gazlı muffin diye bir şey duydunuz mu? Muffin tepsisindeki bütün çukurları sirke ile doldurun. Sonra her deliğe farklı renkte bir gıda boyasından bir damla damlatın. Şimdi de hepsine birer kaşık karbonat ekleyin ve renklerin köpürmesini izleyin!

Biraz daha sihir ve sihirbazlık için dışarı çıkın. Kaşık, kâse, su ve bolca hayal gücü kullanarak kendi kahverengi veya yeşil iksirinizi hazırlayın.

> Yankı Yazgan'dan ebeveynlere öneriler

OMO, 15 yılı aşkın süredir Kirlenmek Güzeldir çalışmaları için uzmanlığına başvurduğu Dr. Yankı Yazgan’a, evlerinde kalan ebeveynlerin ve çocukların hayatına değer katacak tavsiyelerini sordu. Yazgan’ın önerileri Evde Olmak Güzeldir başlığı ile omo.com.tr’de ebeveynlerle buluşuyor.

yanki_yazganEvde olmanın toplum sağlığı açısından sağladığı faydaların yanı sıra ebeveynlerin çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmesine de olanak tanıyor. Ancak aynı zamanda yetersiz fiziksel aktivite, bozulan uyku düzeni gibi olumsuz sonuçlar da doğurabiliyor. Hayat düzenindeki değişiklik, öğretmen ve okul arkadaşlarından soyutlanma, kaygı, kişisel alanın olmaması aile bireyleri arasında gerginliğe sebep olabiliyor. Ayrıca bu süreçte dışarı çıkamayan çocuklar, enerjilerini atmanın, çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmeye başlayan ebeveynler ise çocukları hem eğlendirecek hem de gelişimlerini destekleyecek aktivitelerin arayışına giriyor. “Kirlenmek Güzeldir” yaklaşımıyla 15 yılı aşkın süredir ebeveynlere çocuklarının gelişiminde deneyimlere ve keşfederek öğrenmeye yer vermeleri konusunda ilham veren OMO, omo.com.tr’de Dr. Yankı Yazgan’ın ebeveynlerin ve çocukların hayatına değer katacak önerilerini sunuyor. Sitede ayrıca çocukların keyif alacağı el işi kâğıt vitray, zencefilli kurabiye adam tarifi ve bilimsel deneyler gibi birçok aktivite önerileri de yer alıyor.

Dr. Yankı Yazgan, içinden geçtiğimiz ve belirsizliğin hâkim olduğu bu dönemde, çevrelerinden duydukları ile kafalarında soru işaretleri oluşan çocukların en büyük ihtiyacının güvende olduğunu bilmek ve güven duymak olduğunun altını çiziyor: “Çocuklarınıza yaşadıkları stresin normal olduğunu, kendi yaşadığınız stresle başa çıkmak için neler yaptığınızı anlatmalı ve streslerini yönetmek için neler yapabileceklerini öğretmelisiniz. Diğer taraftan ebeveynler sık sık el yıkama, iyi bir uyku düzeni, gün içinde egzersiz, düzenli ve sağlıklı beslenme gibi sağlıklı alışkanlıklarla da çocuklara örnek olmalı. Bu süreçte çocukların tepkileri farklılaşabilir. Ağlama ve kızgınlık hali, asabi davranışlar, yüksek kaygı ve üzüntü hali, sağlıksız yemek ve uyku alışkanlıkları, dikkat ve konsantrasyonda zorlanmanın yanı sıra fiziksel ağrılar ve yatağı ıslatma gibi eski alışkanlıklara dönüş bu dönemde gözlemlenebilir. Ancak çocukların yanında sakinliği korumak onlar için en büyük destek olacaktır. Unutulmamalıdır ki, çocuklar etraflarındaki yetişkinleri örnek alır ve onlardan gördükleri şekilde davranırlar. Çocukların kaygılarını ebeveynleriyle paylaşmaya teşvik etmek, konuşmaya ihtiyaç duyduklarında dinlemek, salgın hakkında onlara doğru bilgiler vermek ve sorularını yanıtlamak onların kaygılarının azalmasına yardımcı olabilir. Tüm bu süreç ailece hep beraber yönetilebilir” diyor.


Evdeki düzenin korunması önemli…

Evdeki düzeni koruyun:Çocuklarınızla günlük bir düzen planlayın. Okuma, ödev, serbest zaman, yemek saati, aile aktivite saati, uyku saati gibi… Günlük aktivitelerin arasına molalar da koyun. Evden çalışıyorsanız bu günlük programı çocuklarınıza anlatın ve ne zaman meşgul olduğunuzu anlamalarını sağlayın. Siz çalışırken onların da bir şeyle ilgilendiğinden emin olun ve düzenli olarak onları kontrol edin. Ayrıca çocuklarınızı ev işleri konusunda size yardım etmeleri için teşvik edin.
Televizyon ve bilgisayar kurallarını düzenleyin:Çocukların ekran kullanımını sınırlandırmak önemli olsa da bu dönemde kurallar biraz esneyebilir. Belirli aralıklarla birkaç saat TV izlemelerine ve bilgisayar oyunu oynamalarına müsaade edin.
Serbest oyun için bir alan yaratın:Evinizde oyun için ayırabileceğiniz bir alan varsa çocuklarınıza oyuncaklar ve oyun aktiviteleri konusunda birden fazla seçenek sunun. Çocuklar kendi başlarına etrafı keşfederek oyunlar üretebilir.
Ailece zaman geçirin: Birlikte kutu oyunları oynayın, egzersiz yapın, çocuğunuzun yaşına uygun dizi ve filmleri izleyin.
Sabit bir uyku düzeni kurun:Özellikle yaşı büyük çocuklar daha geç uyumak ve uyanmak isteyebilirler. Beden ve zihin sağlığı için yararlı olmayan bu duruma karşı bir uyku düzeni oluşturun ve uyku saatinden en az 1 saat önce ekran kullanımını sınırlayın.
Çocuklarınızın bireysel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurun:Bazı çocuklar diğerlerine göre daha fazla kurala ve düzenlemeye ihtiyaç duyabilir. Çocuklarınızın ihtiyaçlarına göre kurallar belirleyin ve gerektiğinde esnetin.
Kendinize zaman ayırın:Çocuklarınıza kendinize zaman ayırmaya ihtiyaç duyduğunuzu anlatın ve onları da bireysel vakit geçirmeye teşvik edin.

Çocuklar için evde yapılabilecek eğlenceli aktivite önerileri omo.com.tr’de

Okulları kapanan ve bu süreçte dışarı çıkamayan çocuklar enerjilerini atmanın, çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmeye başlayan ebeveynler ise onları hem eğlendirecek hem de gelişimlerini destekleyecek aktiviteler arıyor. OMO bu dönemde evde de olsa çocukların deneyimleyerek, kirlenerek, keşfederek öğrenmelerine destek olacak keyifli aktivite önerileriyle ebeveynlere destek vermeye devam ediyor.

Çocuklar İçin Eğlenceli Bilimsel Deneyler

Yeni bir şeyler öğrenmek için deney yapmayı tüm çocuklar sever. Evde eğlenceli bilimsel deneyler için ihtiyacınız olanlar şunlar: Gazete, tıraş köpüğü, renkli pasta süsü şeker çubukları, kaşıklar, bir muffin tepsisi, gıda boyaları, sirke, sodyum bikarbonat, orta boy bir kâse, çamur ve çim…

Sıra eğlenceli deneylere geldi:

Önce gazete serin. Ortalık biraz dağılacak ama unutmayın kirlenmek de eğlencenin bir parçası!

Tıraş köpüğü ve şeker çubuğu deneyi ile başlayalım. Muffin tepsisine biraz tıraş köpüğü sıkın. Renkli şeker çubuklarını köpüğün üstüne serpin ve çubuklar köpüğün içinde erirken renklerin nasıl karıştığını gözlemleyin.

Şimdi farklı renkleri karıştırmayı öğrenelim. İki ayrı renkte gıda boyasını iki plastik şişede biraz suyla karıştırın. Hangisi daha çok beğendiniz? Parlak olanı mı yoksa soluk olan mı?

Gazlı muffin diye bir şey duydunuz mu? Muffin tepsisindeki bütün çukurları sirke ile doldurun. Sonra her deliğe farklı renkte bir gıda boyasından bir damla damlatın. Şimdi de hepsine birer kaşık karbonat ekleyin ve renklerin köpürmesini izleyin!

Biraz daha sihir ve sihirbazlık için dışarı çıkın. Kaşık, kâse, su ve bolca hayal gücü kullanarak kendi kahverengi veya yeşil iksirinizi hazırlayın.

Son Güncelleme: Cuma, 08 May 2020 10:52

Gösterim: 3438

Sosyal medya platformları, eğlenmek ve kişi ya da topluluklarla iletişim kurmak gibi amaçların yanında maalesef siber zorbalık için de oldukça yaygın bir şekilde kullanılıyor. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, siber zorbalıkla ilgili 11 gerçeği sıralayarak ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulunuyor. 

  • Kızlar erkeklere göre 3 kat daha fazla siber zorbalığa uğruyor
  • Her 10 gençten sadece 1’i siber zorbalığı anne babasına anlatıyor

siber_zorbalik_ogrenciSosyal medya platformları, eğlenmek ve kişi ya da topluluklarla iletişim kurmak gibi amaçların yanında maalesef siber zorbalık için de oldukça yaygın bir şekilde kullanılıyor. Sosyal medya kullanımının gençler arasında daha yoğun olmasından dolayı da ebeveynlere birçok sorumluluk düşüyor. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, siber zorbalıkla ilgili 11 gerçeği sıralayarak ebeveynleri uyarıyor ve önemli tavsiyelerde bulunuyor.

1. 12 ile 17 yaş arasındaki gençlerin yaklaşık %37'si siber zorbalığa maruz kalıyor.

2. Gençlerin %95'i sosyal medya kullanıyor ve büyük çoğunluğu mobil cihazlarından internete erişiyor. Bu da mobil cihazları siber zorbalık için en yaygın araç haline getiriyor.

3. Öğrencilerin %23'ü online ortamda başka bir kişiye kötü veya acımasız bir şey söylediğini veya yaptığını belirtiyor. Aynı zamanda öğrencilerin %27’si de kendilerine siber zorbalık yapıldığını söylüyor.

4. Kızların siber zorbalığa uğramaları da erkeklerden daha fazla. Genç kızların %15'i en az dört farklı türde taciz edici online davranışın hedefi oluyorken, erkeklerde bu oran ise %5.

5. LGBTQ+ öğrencilerinin yaklaşık yarısı online ortamlarda taciz yaşıyor. Bu oran ortalamadan daha yüksek.

6. Instagram, çoğu genç insanın en fazla siber zorbalığa maruz kaldığı sosyal medya platformu. Ankete katılanların %42'si bu platformda taciz yaşadığını belirtti.

7. Siber zorbalığa maruz kalan gençler, hem kendine zarar verme hem de intihar girişiminde siber zorbalığa maruz kalmayanlara oranla daha fazla risk altında.

8. Gençlerin %83'ü, sosyal medya şirketlerinin kendi platformlarında siber zorbalıkla mücadele etmek için daha fazlasını yapması gerektiğine inanıyor.

9. Gençlerin %60'ı bir arkadaşının siber zorbalığa uğradığına tanık olmuş ancak hiçbir müdahalede bulunmamışlar.

10. Her 10 genç kurbandan sadece 1'i, bir ebeveyni veya güvenilir bir yetişkini yaşadığı zorbalık konusunda bilgilendiriyor.

11. Her 5 öğrenciden 4'ü (%81), anonim olarak siber zorbalığa müdahale etmelerinin daha kolay olduğunu söylüyor. 

alev_akkoyunluEBEVEYNLER NELER YAPMALI?

Çocuklarının siber zorbalığa maruz kaldığını fark eden ya da öğrenen ebeveynlerin dikkatli davranmaları gerektiğini ifade eden Alev Akkoyunlu, siber zorbalık karşısında ailelerin nasıl davranması gerektiğini 7 maddede sıralıyor.

1. Çocuğunuzu dinleyin. Çocuğunuza, siber zorbalık kurbanı olduğunda bunun utanılacak bir şey olmadığını hatırlatın.

2. Çocuğunuza güven verin. Ne olursa olsun onun yanında olacağınızı hissettirin ve yardımcı olmaya çalışın.

3. Zorbalığı durdurmak için birlikte çalışın. Çocuklarınıza karşı gerçekleşen zorbalıkları ve kanıtları kaydedin, ekran görüntüsünü alın, ilgili yerlere raporlayın ve zorbayı engelleyin.

4. Okul yöneticileri ve diğer ebeveynlerle konuşun. Konuyla ilgili öğretmenlerle ve diğer ebeveynlerle konuşun. Sorunun farkında olmalarını ve endişelerinizi anlamalarını sağlayın.

5. Durumu takip edin. Çocuğunuzla konuşmaya devam edin ve onu daima dinleyin. “Bugün okul nasıldı?” gibi soruların çoğu zaman “İyiydi” cevapları olması normal. Takibe devam edin, bu duruma karşı homurdansa dahi, olumlu olmaya çalışın ve bunu sürdürün.

6. Zorbalıkla ilgilenen kurumlara danışın. Daha fazla tavsiye için, zorbalıkla mücadele eden kuruluşlarla iletişim kurmayı deneyin.

7. Ebeveyn kontrolü içeren bir güvenlik yazılımı kullanın. Çocuğunuzun çevrimiçi aktivitelerini izleyebileceğiniz ebeveyn kontrolü içeren bir güvenlik çözümü edinin.

 

> SİBER ZORBALIK İLE İLGİLİ 11 GERÇEK

Sosyal medya platformları, eğlenmek ve kişi ya da topluluklarla iletişim kurmak gibi amaçların yanında maalesef siber zorbalık için de oldukça yaygın bir şekilde kullanılıyor. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, siber zorbalıkla ilgili 11 gerçeği sıralayarak ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulunuyor. 

  • Kızlar erkeklere göre 3 kat daha fazla siber zorbalığa uğruyor
  • Her 10 gençten sadece 1’i siber zorbalığı anne babasına anlatıyor

siber_zorbalik_ogrenciSosyal medya platformları, eğlenmek ve kişi ya da topluluklarla iletişim kurmak gibi amaçların yanında maalesef siber zorbalık için de oldukça yaygın bir şekilde kullanılıyor. Sosyal medya kullanımının gençler arasında daha yoğun olmasından dolayı da ebeveynlere birçok sorumluluk düşüyor. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, siber zorbalıkla ilgili 11 gerçeği sıralayarak ebeveynleri uyarıyor ve önemli tavsiyelerde bulunuyor.

1. 12 ile 17 yaş arasındaki gençlerin yaklaşık %37'si siber zorbalığa maruz kalıyor.

2. Gençlerin %95'i sosyal medya kullanıyor ve büyük çoğunluğu mobil cihazlarından internete erişiyor. Bu da mobil cihazları siber zorbalık için en yaygın araç haline getiriyor.

3. Öğrencilerin %23'ü online ortamda başka bir kişiye kötü veya acımasız bir şey söylediğini veya yaptığını belirtiyor. Aynı zamanda öğrencilerin %27’si de kendilerine siber zorbalık yapıldığını söylüyor.

4. Kızların siber zorbalığa uğramaları da erkeklerden daha fazla. Genç kızların %15'i en az dört farklı türde taciz edici online davranışın hedefi oluyorken, erkeklerde bu oran ise %5.

5. LGBTQ+ öğrencilerinin yaklaşık yarısı online ortamlarda taciz yaşıyor. Bu oran ortalamadan daha yüksek.

6. Instagram, çoğu genç insanın en fazla siber zorbalığa maruz kaldığı sosyal medya platformu. Ankete katılanların %42'si bu platformda taciz yaşadığını belirtti.

7. Siber zorbalığa maruz kalan gençler, hem kendine zarar verme hem de intihar girişiminde siber zorbalığa maruz kalmayanlara oranla daha fazla risk altında.

8. Gençlerin %83'ü, sosyal medya şirketlerinin kendi platformlarında siber zorbalıkla mücadele etmek için daha fazlasını yapması gerektiğine inanıyor.

9. Gençlerin %60'ı bir arkadaşının siber zorbalığa uğradığına tanık olmuş ancak hiçbir müdahalede bulunmamışlar.

10. Her 10 genç kurbandan sadece 1'i, bir ebeveyni veya güvenilir bir yetişkini yaşadığı zorbalık konusunda bilgilendiriyor.

11. Her 5 öğrenciden 4'ü (%81), anonim olarak siber zorbalığa müdahale etmelerinin daha kolay olduğunu söylüyor. 

alev_akkoyunluEBEVEYNLER NELER YAPMALI?

Çocuklarının siber zorbalığa maruz kaldığını fark eden ya da öğrenen ebeveynlerin dikkatli davranmaları gerektiğini ifade eden Alev Akkoyunlu, siber zorbalık karşısında ailelerin nasıl davranması gerektiğini 7 maddede sıralıyor.

1. Çocuğunuzu dinleyin. Çocuğunuza, siber zorbalık kurbanı olduğunda bunun utanılacak bir şey olmadığını hatırlatın.

2. Çocuğunuza güven verin. Ne olursa olsun onun yanında olacağınızı hissettirin ve yardımcı olmaya çalışın.

3. Zorbalığı durdurmak için birlikte çalışın. Çocuklarınıza karşı gerçekleşen zorbalıkları ve kanıtları kaydedin, ekran görüntüsünü alın, ilgili yerlere raporlayın ve zorbayı engelleyin.

4. Okul yöneticileri ve diğer ebeveynlerle konuşun. Konuyla ilgili öğretmenlerle ve diğer ebeveynlerle konuşun. Sorunun farkında olmalarını ve endişelerinizi anlamalarını sağlayın.

5. Durumu takip edin. Çocuğunuzla konuşmaya devam edin ve onu daima dinleyin. “Bugün okul nasıldı?” gibi soruların çoğu zaman “İyiydi” cevapları olması normal. Takibe devam edin, bu duruma karşı homurdansa dahi, olumlu olmaya çalışın ve bunu sürdürün.

6. Zorbalıkla ilgilenen kurumlara danışın. Daha fazla tavsiye için, zorbalıkla mücadele eden kuruluşlarla iletişim kurmayı deneyin.

7. Ebeveyn kontrolü içeren bir güvenlik yazılımı kullanın. Çocuğunuzun çevrimiçi aktivitelerini izleyebileceğiniz ebeveyn kontrolü içeren bir güvenlik çözümü edinin.

 

Son Güncelleme: Perşembe, 19 Mart 2020 11:33

Gösterim: 1347

Kültür ve Kültür 2000 İlkokulu Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Birimi

etkinlik_rehberlikDünya çapında COVID-19 salgını sonrası, virüsün yayılmasını en aza indirgemenin bir yöntemi olarak sosyal mesafelendirme önlemleri dünyada olduğu gibi ülkemizde de alınmaktadır. Bu önlemlerin günlük rutininizde radikal değişikliklere sebep olması kaçınılmazdır. Sosyal mesafelendirme gereği alışkanlıklarınızı bir süre askıya almak zorunda olmanız insanın doğası gereği aradığınız belirlilik ve kontrol hissi deneyimine tehdit oluşturabilmektedir.  Bu süreçte çocuğunuzla birlikte korku, kaygı, öfke veya kendini değersiz hissetme gibi duygular hissetmeniz mümkündür. Bu duyguları kabullenmenin ve çatışmamanın ilk yolu içinde bulunduğumuz durumun süreklilik içermediğini fark etmektir. Bunun yanı sıra alışkanlıklarınızı sürdürme isteğinin normal olduğunu fakat kendi kontrolünüz dışındaki bazı nedenlerle isteğinizi anında yapamayacağınızı kabul etmeniz yeni duruma adapte olmanızı kolaylaştıracaktır. Yeni durumlara alışmak için sizin ve çocuğunuzun zamana ihtiyacı olduğunu unutmayın.  Bu koşulları günlük yaşam pratiğiniz içinde zaman ayırmakta güçlük çektiğiniz ‘kendinizi yeniden keşfetme, çocuğunuzun kendini keşfetmesine destek olma’  fırsatı olarak görmeniz mümkündür.

Kültür ve Kültür 2000 İlkokulu Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Birimi uzmanları, Koronavirüs tedbirleri sürecini ailecek iyi değerlendirebileceğiniz ve öğrencilerin kendilerini keşfetmeleri yolunda destek olacağını düşündükleri ev etkinliklerini derlediler.

  • Sayfalarını kendisinin tasarladığı, boya kalemleriyle renklendirdiği bir günlük tutabilir.
  • Rahat hissettiği bir köşe oluşturup kitap okuyabilir. Bu süreçte sizler de eşlik edebilirsiniz. 
  • Eğitici videolar izleyebilir. Minute Earth, Art for Kids Hub vb. 
  • Ailecek bir film seçerek izleyebilirsiniz. Filmin ardından çocuğunuza eğer senarist/yönetmen olsaydı nasıl değişiklikler yapardı,hatırında kalan sahneleri sorabilir ve bir paylaşım ortamı yaratabilirsiniz. 
  • Louvre Müzesi, Doğa Tarih Müzesi, Guggenheim Müzesi, Zeugma Mozaik Müzesi, Salvador Dali Müzesi, Ayasofya Müzesi, Beylerbeyi Sarayı, Vatikan Müzeleri ve Sistina Şapeli gibi dünyaca ünlü birçok müzeye internet adreslerinden girerek sanal turlar gerçekleştirebilirsiniz. 
  • Sevdiği bir müzik açıp dans edebilir/spor yapabilir. 
  • İnternet dergilerini takip edebilirsiniz.Tüm TUBİTAK dergilerine (Bilim Teknik, Bilim Genç, Bilim Çocuk ve Meraklı Minik dergileri) internet sitesinden ücretsiz ulaşabilirsiniz. 
  • Yeni ve eğlenceli yemek tarifleri deneyebilirsiniz. 
  • Hayal ettiğiniz her şey ile ilgili hayal panosu hazırlayabilirsiniz. 
  • Haritadan seçtiğiniz bir yer hakkında bilgi toplayabilir,araştırmanın ardından bu ülkeyi/şehri ziyaret etmek istiyorsanız araştırmalarınızı hayal panosuna asabilirsiniz. 
  • Birlikte tohum/çiçek ekebilir. Takibini yapmasını çocuğunuzdan isteyebilirsiniz. 
  • İnternet üzerinden yapılan masal saatlerine katılabilirsiniz. Okutopya vb. 
  • İllüstratör Gözde Eyce’nin sosyal medya hesabında çocuklara hayvan çizmeyi öğreten paylaşımlarını takip edebilirsiniz. 
  • Birlikte dikkat ve konsantrasyonu destekleyen kutu oyunları oynayabilirsiniz. 
  • Dilediğiniz kadar kelime yazıp bir kavonoza atabilir ardından her oyuncunun çektiği kelimeyi canlandırmasını sağlayabilirsiniz. 
  • Baharın gelmesiyle birlikte dolap içlerinde değişiklikler yapabilirsiniz. Örneğin en renkli kış kıyafetleri yarışması düzenleyebilirsiniz. 
  • Basit ve eğlenceli deneyler öğrenip evde deneyebilirsiniz. 
  • Evdeki atık malzemelerden faydalarak ailecek resim baskıları yapabilirsiniz. Belirlediğiniz tarih ve saatte evinizin uygun bir alanında resimlerinizi sergileyebilirsiniz. 
  • Çocuklarınızın hareket ihtiyaçlarını gidermek adına uygun koşullar dahilinde minderlerden,sandalyelerden ve kutulardan yararlanarak parkur oluşturabilirsiniz. 
  • Birlikte sihirli bir değnek yapıp neleri değiştirmek istediğiniz hakkında paylaşımlarda bulunabilirsiniz. 
  • Gözlerinizi bağlayarak körebe oynayabilirsiniz.
  • Origami yapmayı öğrenebilirsiniz. 
  • Bu ve benzeri etkinliklerin yanı sıra çocuğunuzun kendi yeterliliğini geliştirmesine fırsat vermek adına oyun kurgulaması için serbest zaman tanıyabilirsiniz.

 

> Ev içi etkinliklerle çocuklar kendilerini keşfediyor

Kültür ve Kültür 2000 İlkokulu Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Birimi

etkinlik_rehberlikDünya çapında COVID-19 salgını sonrası, virüsün yayılmasını en aza indirgemenin bir yöntemi olarak sosyal mesafelendirme önlemleri dünyada olduğu gibi ülkemizde de alınmaktadır. Bu önlemlerin günlük rutininizde radikal değişikliklere sebep olması kaçınılmazdır. Sosyal mesafelendirme gereği alışkanlıklarınızı bir süre askıya almak zorunda olmanız insanın doğası gereği aradığınız belirlilik ve kontrol hissi deneyimine tehdit oluşturabilmektedir.  Bu süreçte çocuğunuzla birlikte korku, kaygı, öfke veya kendini değersiz hissetme gibi duygular hissetmeniz mümkündür. Bu duyguları kabullenmenin ve çatışmamanın ilk yolu içinde bulunduğumuz durumun süreklilik içermediğini fark etmektir. Bunun yanı sıra alışkanlıklarınızı sürdürme isteğinin normal olduğunu fakat kendi kontrolünüz dışındaki bazı nedenlerle isteğinizi anında yapamayacağınızı kabul etmeniz yeni duruma adapte olmanızı kolaylaştıracaktır. Yeni durumlara alışmak için sizin ve çocuğunuzun zamana ihtiyacı olduğunu unutmayın.  Bu koşulları günlük yaşam pratiğiniz içinde zaman ayırmakta güçlük çektiğiniz ‘kendinizi yeniden keşfetme, çocuğunuzun kendini keşfetmesine destek olma’  fırsatı olarak görmeniz mümkündür.

Kültür ve Kültür 2000 İlkokulu Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Birimi uzmanları, Koronavirüs tedbirleri sürecini ailecek iyi değerlendirebileceğiniz ve öğrencilerin kendilerini keşfetmeleri yolunda destek olacağını düşündükleri ev etkinliklerini derlediler.

  • Sayfalarını kendisinin tasarladığı, boya kalemleriyle renklendirdiği bir günlük tutabilir.
  • Rahat hissettiği bir köşe oluşturup kitap okuyabilir. Bu süreçte sizler de eşlik edebilirsiniz. 
  • Eğitici videolar izleyebilir. Minute Earth, Art for Kids Hub vb. 
  • Ailecek bir film seçerek izleyebilirsiniz. Filmin ardından çocuğunuza eğer senarist/yönetmen olsaydı nasıl değişiklikler yapardı,hatırında kalan sahneleri sorabilir ve bir paylaşım ortamı yaratabilirsiniz. 
  • Louvre Müzesi, Doğa Tarih Müzesi, Guggenheim Müzesi, Zeugma Mozaik Müzesi, Salvador Dali Müzesi, Ayasofya Müzesi, Beylerbeyi Sarayı, Vatikan Müzeleri ve Sistina Şapeli gibi dünyaca ünlü birçok müzeye internet adreslerinden girerek sanal turlar gerçekleştirebilirsiniz. 
  • Sevdiği bir müzik açıp dans edebilir/spor yapabilir. 
  • İnternet dergilerini takip edebilirsiniz.Tüm TUBİTAK dergilerine (Bilim Teknik, Bilim Genç, Bilim Çocuk ve Meraklı Minik dergileri) internet sitesinden ücretsiz ulaşabilirsiniz. 
  • Yeni ve eğlenceli yemek tarifleri deneyebilirsiniz. 
  • Hayal ettiğiniz her şey ile ilgili hayal panosu hazırlayabilirsiniz. 
  • Haritadan seçtiğiniz bir yer hakkında bilgi toplayabilir,araştırmanın ardından bu ülkeyi/şehri ziyaret etmek istiyorsanız araştırmalarınızı hayal panosuna asabilirsiniz. 
  • Birlikte tohum/çiçek ekebilir. Takibini yapmasını çocuğunuzdan isteyebilirsiniz. 
  • İnternet üzerinden yapılan masal saatlerine katılabilirsiniz. Okutopya vb. 
  • İllüstratör Gözde Eyce’nin sosyal medya hesabında çocuklara hayvan çizmeyi öğreten paylaşımlarını takip edebilirsiniz. 
  • Birlikte dikkat ve konsantrasyonu destekleyen kutu oyunları oynayabilirsiniz. 
  • Dilediğiniz kadar kelime yazıp bir kavonoza atabilir ardından her oyuncunun çektiği kelimeyi canlandırmasını sağlayabilirsiniz. 
  • Baharın gelmesiyle birlikte dolap içlerinde değişiklikler yapabilirsiniz. Örneğin en renkli kış kıyafetleri yarışması düzenleyebilirsiniz. 
  • Basit ve eğlenceli deneyler öğrenip evde deneyebilirsiniz. 
  • Evdeki atık malzemelerden faydalarak ailecek resim baskıları yapabilirsiniz. Belirlediğiniz tarih ve saatte evinizin uygun bir alanında resimlerinizi sergileyebilirsiniz. 
  • Çocuklarınızın hareket ihtiyaçlarını gidermek adına uygun koşullar dahilinde minderlerden,sandalyelerden ve kutulardan yararlanarak parkur oluşturabilirsiniz. 
  • Birlikte sihirli bir değnek yapıp neleri değiştirmek istediğiniz hakkında paylaşımlarda bulunabilirsiniz. 
  • Gözlerinizi bağlayarak körebe oynayabilirsiniz.
  • Origami yapmayı öğrenebilirsiniz. 
  • Bu ve benzeri etkinliklerin yanı sıra çocuğunuzun kendi yeterliliğini geliştirmesine fırsat vermek adına oyun kurgulaması için serbest zaman tanıyabilirsiniz.

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 25 Mart 2020 11:55

Gösterim: 1262

Çocuk gelişim uzmanı ve akademisyen Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal, Bilkent Center’da annelerle buluştu. Çocukların davranışları ve annelik konusunda bilgiler veren ünlü isim “Çocuklarınızın elinizde telefon görürse telefon, kitap görürse kitaba merakı olur. Akıllı telefonlara dokunduğumuz kadar çocuklara dokunmuyoruz” dedi.

Saniye_Bencik_KangalBu yıl 20. yılını kutlayan Bilkent Center, Mart ayında düzenlediği etkinliklere bir yenisini daha ekledi. Instagram’da 1 milyona yakın takipçisi bulunan, Akademisyen Anne hesabından çocuk gelişimi ve annelik üzerine yaptığı paylaşımlarla dikkat çeken Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal, çocukların teknolojiyle uyumunun da anlatıldığı bir söyleşi düzenledi. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte genç annelerle bir araya gelen Kangal, çocukların küçük yaştaki öğrenme alışkanlıklarının bütün hayatını etkilediğine dikkat çekerek, özellikle ailelerin çocuklarına doğru mesajlar verip doğru bir rol model olmaları gerektiğini ifade etti.
ÖĞRENME ŞEKLİNİ DEĞİŞTİRİYOR
Çocuklarının gelişimi konusunda zamane annelerinin daha dikkatli davrandığını ifade eden Akademisyen Anne, toplum tarafından kabul görülen bazı yanlış bilgilere de açıklık getirdi. Bilgilerini deneyimleriyle harmanlayan Kangal “Çocuklarınız akıllı telefonları zeki oldukları için değil sizden gördüğü için taklit ediyor. Çocuklarınızın elinizde telefon görürse telefon, kitap görürse kitaba merakı olur. Çocuklarınıza doğru mesajlar verin. Teknoloji bir nimet ve bunu düzgün kullanmamız gerekiyor. Akıllı telefonlara dokunduğumuz kadar çocuklara dokunmuyoruz ve gözlerine bakmıyoruz. Onlarla sağlıklı iletişim kurarak hayatı daha kolay öğrenmesini sağlayın” dedi. Küçük çocukların oyalanmaları için TV, telefon ve tablet karşısında en az 3-4 saat vakit geçirmelerinin doğru olmadığını ifade eden Akademisyen Anne, “Oradaki görüntüler çok hareketli ve renkli. Eğitici videolar, programlar çocuğunuza belki bir şeyler öğretiyor fakat çocuklarınızın öğrenme şeklini değiştiriyor. Küçük yaşta hareketli renkli bir öğrenme kabiliyetini kavrayan çocuk, okula başladığında ise durağan öğretmenlerden bir şey öğrenemiyor. Bu durum okula ve hayata uyum konusunda büyük sorunlar oluşturuyor” dedi.
ÇEVRE ÇOCUĞUN İKİNCİ ÖĞRETMENİDİR
Genç annelerle tecrübelerini paylaşan Kangal, “Çevre çocuğun ikinci öğretmenidir. Çocuklarınızı ıssız bir sokağa bırakabilir misiniz? Sosyal paylaşım siteleri tıpkı o sokaklar gibi. Tamamen kontrol dışı bilinçaltına mesajlar gönderen videolar, çocukların gelişimini olumsuz etkiliyor. Hiç izletmemektense kulağınızı izlediği videolara verin, kontrol edin ve odalarında tek başına izlemelerine izin vermeyin” ifadelerini kullandı. Söyleşinin sonunda annelerin sorularını da yanıtlayan Kangal, sağlıklı bireylerin yetişebilmesi için altın değerinde önerilerde bulundu. Annelere rehber niteliğindeki söyleşinin ardından Kangal, Oyunperest isimli kitabını sevenleri için imzaladı.

> Akıllı telefonlara dokunduğumuz kadar çocuklara dokunmuyoruz

Çocuk gelişim uzmanı ve akademisyen Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal, Bilkent Center’da annelerle buluştu. Çocukların davranışları ve annelik konusunda bilgiler veren ünlü isim “Çocuklarınızın elinizde telefon görürse telefon, kitap görürse kitaba merakı olur. Akıllı telefonlara dokunduğumuz kadar çocuklara dokunmuyoruz” dedi.

Saniye_Bencik_KangalBu yıl 20. yılını kutlayan Bilkent Center, Mart ayında düzenlediği etkinliklere bir yenisini daha ekledi. Instagram’da 1 milyona yakın takipçisi bulunan, Akademisyen Anne hesabından çocuk gelişimi ve annelik üzerine yaptığı paylaşımlarla dikkat çeken Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal, çocukların teknolojiyle uyumunun da anlatıldığı bir söyleşi düzenledi. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte genç annelerle bir araya gelen Kangal, çocukların küçük yaştaki öğrenme alışkanlıklarının bütün hayatını etkilediğine dikkat çekerek, özellikle ailelerin çocuklarına doğru mesajlar verip doğru bir rol model olmaları gerektiğini ifade etti.
ÖĞRENME ŞEKLİNİ DEĞİŞTİRİYOR
Çocuklarının gelişimi konusunda zamane annelerinin daha dikkatli davrandığını ifade eden Akademisyen Anne, toplum tarafından kabul görülen bazı yanlış bilgilere de açıklık getirdi. Bilgilerini deneyimleriyle harmanlayan Kangal “Çocuklarınız akıllı telefonları zeki oldukları için değil sizden gördüğü için taklit ediyor. Çocuklarınızın elinizde telefon görürse telefon, kitap görürse kitaba merakı olur. Çocuklarınıza doğru mesajlar verin. Teknoloji bir nimet ve bunu düzgün kullanmamız gerekiyor. Akıllı telefonlara dokunduğumuz kadar çocuklara dokunmuyoruz ve gözlerine bakmıyoruz. Onlarla sağlıklı iletişim kurarak hayatı daha kolay öğrenmesini sağlayın” dedi. Küçük çocukların oyalanmaları için TV, telefon ve tablet karşısında en az 3-4 saat vakit geçirmelerinin doğru olmadığını ifade eden Akademisyen Anne, “Oradaki görüntüler çok hareketli ve renkli. Eğitici videolar, programlar çocuğunuza belki bir şeyler öğretiyor fakat çocuklarınızın öğrenme şeklini değiştiriyor. Küçük yaşta hareketli renkli bir öğrenme kabiliyetini kavrayan çocuk, okula başladığında ise durağan öğretmenlerden bir şey öğrenemiyor. Bu durum okula ve hayata uyum konusunda büyük sorunlar oluşturuyor” dedi.
ÇEVRE ÇOCUĞUN İKİNCİ ÖĞRETMENİDİR
Genç annelerle tecrübelerini paylaşan Kangal, “Çevre çocuğun ikinci öğretmenidir. Çocuklarınızı ıssız bir sokağa bırakabilir misiniz? Sosyal paylaşım siteleri tıpkı o sokaklar gibi. Tamamen kontrol dışı bilinçaltına mesajlar gönderen videolar, çocukların gelişimini olumsuz etkiliyor. Hiç izletmemektense kulağınızı izlediği videolara verin, kontrol edin ve odalarında tek başına izlemelerine izin vermeyin” ifadelerini kullandı. Söyleşinin sonunda annelerin sorularını da yanıtlayan Kangal, sağlıklı bireylerin yetişebilmesi için altın değerinde önerilerde bulundu. Annelere rehber niteliğindeki söyleşinin ardından Kangal, Oyunperest isimli kitabını sevenleri için imzaladı.

Son Güncelleme: Cuma, 22 Mart 2019 11:16

Gösterim: 1980


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.