Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
OECD Bir Bakışta Eğitim Raporu’na gör, Türkiye, OECD ülkeleri arasında öğretmen maaşlarını en fazla artıran ülke olmasına rağmen, Türkiye’de öğretmenler OECD ortalamasının altında maaş alıyor. İşte OECD'nin "Bir Bakışta Eğitim Raporu"
OECD, üye ülkelerin eğitim standartlarını, gelişmelerini inceleyen “Bir Bakışta Eğitim 2014” yıllık raporunu yayınladı. Rapora göre Türkiye, OECD ülkeleri arasında öğretmen maaşlarını en fazla artıran ülke olmasına rağmen, Türkiye’de öğretmenler OECD ortalamasının altında kazanıyor.
Merkezi Paris’te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından, “Bir Bakışta Eğitim 2014” raporu yayınlandı. OECD’ye göre Brezilya, Kore, Meksika ve Türkiye’de lise mezunları ortaokul diploması olanlardan daha fazla işsiz kalıyor. İlkokul sınıflarının mevcudunu 12 yılda 31’den 24’lere düşürerek OECD ortalamasına yaklaşan Türkiye, öğretmen maaşlarında 12 yılda reel yüzde 50 artış yaparak OECD’de öğretmen maaşlarını en fazla yükselten ülkeler arasında ilk sıralarda yer aldı. Okul öncesi eğitimde OECD ortalamasında 3 yaşından büyük çocuk başına yılda 7 bin 428 dolar harcanırken Türkiye, 2 bin 412 dolar ile en az harcama yapılan ülke oluyor. Lüksemburg’da ise bir çocuğa okul öncesi için yılda 25 bin 74 bin dolar harcanıyor.
Öğretmen maaşlarını en fazla artıran ülkeyiz
Türkiye 2000-2012 yılları arasında ilkokullarda sınıf mevcudunu 31’den 24’e düşürdü ve 21 olan OECD ortalamasına yaklaştı. Çin’de sınıf mevcutları 40. En iyi Lüksemburg’ta ise sınıflar 17 kişilik. Rapora göre, 2000-2012 arası ilkokul sınıf boyu en dikkat çekici şekilde Kore ve Türkiye’de azaldı. Buralarda öğrenci sayısı 4’ten fazla azalış gösterdi. Türkiye mesleki yükseköğretimde ise öğretmen başına en kalabalık öğrenci düşen ülke. Mesleki yükseköğretimde 53 öğrenciye bir normal üniversite eğitiminde ise 16 öğrenciye bir öğretmen düşüyor.
2000-2012 döneminde öğretmen maaşları reel anlamda birçok OECD ülkesinde yükseldi. Fransa, Yunanistan ve Japonya’da yüzde 10 düştü. Çek Cumhuriyeti, Estonya ve Türkiye’de ilkokul ve lisede maaşlar bu dönemde en az yüzde 50 arttı. Türkiye’de örneğin 2000’de ilkokul öğretmeni maaşı endeksi 55 iken, 2012’de endeks 107’ye çıktı. Lise öğretmenlerinin maaşında ise endeks 2000’de 50 iken 2012’de 110’a yükseldi. Türkiye bu rakamlarla OECD’de öğretmen maaşlarını en fazla artıran ülkeler arasında ilk sıralarda yer aldı.
İlk ve orta mezunları liselilerden daha kolay iş buluyor
2012’de OECD’de lise öncesi eğitim alan yetişkinlerin yüzde 14’ü işsiz kaldı, oran 2005’ten bu yana fazla değişmemişti. Ancak Yunanistan, Macaristan, İrlanda ve İspanya’da düşük eğitim görenlerde işsizlik dikkat çekici şekilde 2005-2012’de yüzde 10’dan fazla arttı. 2010-2012 arasında ise Kanada, Estonya, Almanya, Türkiye ve ABD’de orta eğitimliler arası işsizlikte önemli düşüş görüldü.
Bazı ülkelerde yüksek ve düşük seviye eğitim almış yetişkinler arasındaki işsizlik oranları farklı dar ya da ters orantılı. Örneğin Brezilya, Kore, Meksika ve Türkiye’de lise mezunları için işsizlik; daha alt diplomaları olanların yaşadığından daha yüksek. Meksika’da lise eğitimi almış yetişkinler arasında işsizlik, üniversite mezunu yetişkinlerin yaşadığı işsizlikten daha düşük.
Türkiye’de üniversite eğitimi almış kadınların yüzde 11’i, erkeklerin yüzde 6’sı işsiz. Yunanistan’da işsizlik oranı kadınlarda yüzde 20, erkeklerde yüzde 14. Kadın erkek işsizliği farkı lise mezunları için daha belirgin. Türkiye’de lise mezunu kızların yüzde 17’si, erkeklerin yüzde 7’si işsiz. Yunanistan’da bu oranlar yüzde 30 ve 21.
Kadınlar maaş mücadelesinde erkeklerden önde
Veriler cinsiyetler arası gelir uçurumunun en fazla üniversite mezunları arasında olduğunu ortaya koydu. OECD’de üniversite mezunu kadınlar, üniversite mezunu erkeklerin kazandıkları ücretin yüzde 75’ini kazanıyor. Sadece Belçika, Slovenya, İspanya ve Türkiye’de kadınların kazançları, erkeklerin kazançlarının yüzde 80’i ya da fazlasına ulaşıyor. Brezilya, Şili ve Macaristan’da üniversite diplomalı kadınların kazançları ise erkeklerin kazançlarının yüzde 65 ve altı oluyor. Şili, Brezilya, Macaristan’da üniversite diplomalılar lise mezunlarının iki katı ücret alıyor. Brezilya, Türkiye ve ABD’de lise mezunu olmayanlar, mezun olanların kazançlarının üçte ikisine ulaşabiliyor.
Türkiye okul öncesi eğitimde en az harcama yapan ülke
İlkokuldan üniversiteye kadar öğrenci başına ortalama yıllık harcama Türkiye, Brezilya, Endonezya ve Meksika’da görülen 4 bin dolardan en düşük miktarlardan, büyük Avrupa ülkeleri ve Japonya’daki 10 bin dolarla, İsviçre ve ABD’deki 15 bin dolara kadar ulaşıyor. Üniversite ve okul öncesi hariç kurumlarında öğrenci başına harcama kamu-özel toplamında OECD ortalaması 7 bin 996 dolar. Ancak en düşük rakamlar Meksika, Türkiye ve ortak ülke Kolombiya’da 2 bin 300 dolar şeklinde hesaplandı. ABD Avusturya, Belçika, Lüksemburg, İsveç, Norveç’te ise 10 bin dolara çıkıyor.
Okul öncesi eğitimde OECD ortalamasında 3 yaşından büyük çocuk başına yılda 7 bin 428 dolar harcanırken Türkiye, 2 bin 412 dolar ile en az harcama yapılan ülke oluyor. Lüksemburg’da ise bir çocuğa okul öncesi için yılda 25 bin 74 bin dolar harcanıyor. OECD ülkeleri genelinde bir üniversite öğrencisi için ilkokul öğrencisinden ortalama 1.7 kat daha fazla harcama yapılıyor. Rakam Türkiye’de 3 kata çıkıyor.
OECD genelinde ilk ve orta öğretim kurumlarına harcamalar GSYH’nın yüzde 3.8’ini oluşturuyor. Harcamalar Arjantin ve Yeni Zelanda’da oran yüzde 5 ve üzeri, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Japonya, Letonya, Rusya, Slovak Cumhuriyeti ve Türkiye’de yüzde 3 ve aşağısına karşılık geliyor. Türkiye tüm eğitim kurumlarına yapılan harcamalar GSYH’dan daha fazla arttı, böylece GSYH’dan eğitime ayrılan payın arttığı birkaç ülke arasında yer aldı. Türkiye’de 2000-2011 arasında eğitim harcamalarının GSYH’deki payı yüzde 2.5’tan yüzde 4.2’ye çıktı.
Eğitim seviyelerine göre, GSYİH yüzdesi olarak eğitim kurumlarına yapılan harcama miktarı, 2010

Türkiye’de okullaşma yüzde 30 arttı
1995-2012 arası 15-19 yaş arası öğrencilerin okullaşma oranı OECD ülkelerinde yüzde 74’ten yüzde 84’e çıktı. Üye ülkeler arasında en büyük artış yüzde 30 ile Türkiye’de görüldü, izleyen Çek Cumhuriyeti, Yunanistan ve Macaristan’da artış yüzde 20 oldu. Buna rağmen Türkiye’de 15-19 yaş grubu okullaşması yüzde 40’ı geçti. Almanya’da yüzde 90, Belçika’da yüzde 94.
İlkokul ve öncesi eğitimi Batı ve Kuzey Avrupa ülkeleri, İtalya ve İspanya’da çocukların yüzde 95’ini, Finlandiya, Endonezya, Türkiye, Yunanistan ve İsviçre’de yüzde 60’tan aşağılarını içine alıyor. Türkiye’de okul öncesi eğitim nadir görülüyor, 15 yaş öncesi çocukların ise yüzde 30’undan azı okul öncesi eğitime gitmiş bulunuyor.
2000-2012 arası iki yıllık meslek yüksekokullarına giden öğrenci oranı OECD’de değişmedi, sadece Macaristan, İspanya ve Türkiye’de öğrenci sayılarında yüzde 10’dan çok artış görüldü.
15-29 yaş arası eğitimde değil ve çalışmıyor
OECD’de eğitim ya da öğretim içinde bulunmayan, çalışmayan ve iş aramayan 15-19 yaş arası genç oranı yüzde 5. Bu gençlerin gelecekte de eğitim ya da iş umutları bulunmaması kendilerini risk grubuna sokuyor. Brezilya, Şili, Meksika ve Türkiye’de 15-19 yaş gençlerin yüzde 15’i bu grupta. Türkiye’de “15-29” yaş arası gençlerin ise yüzde 20’sinden fazlası eğitim görmeyen ve çalışmayan grubunda yer alıyor. Türkiye’nin 2011-2012 döneminde okumayan ve çalışmayan 15-29 yaş nüfusunu en fazla “azaltan” ülke olduğu da çıktı.
Meksika, İspanya ve Türkiye 1995 - 2012 arasında lise mezunu sayısında en büyük artışı yaşadı. Yıllık artış Türkiye’de yüzde 2’yi geçti, OECD ortalaması yüzde 0.8 idi.
Şekil 4. Eğitimdeki başarı oranlarına ve çalışma durumlarına göre, 15-29 yaşındaki eğitimini sürdüren ve sürdürmeyen kişilerin yüzdesi

Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
OECD Bir Bakışta Eğitim Raporu’na gör, Türkiye, OECD ülkeleri arasında öğretmen maaşlarını en fazla artıran ülke olmasına rağmen, Türkiye’de öğretmenler OECD ortalamasının altında maaş alıyor. İşte OECD'nin "Bir Bakışta Eğitim Raporu"
OECD, üye ülkelerin eğitim standartlarını, gelişmelerini inceleyen “Bir Bakışta Eğitim 2014” yıllık raporunu yayınladı. Rapora göre Türkiye, OECD ülkeleri arasında öğretmen maaşlarını en fazla artıran ülke olmasına rağmen, Türkiye’de öğretmenler OECD ortalamasının altında kazanıyor.
Merkezi Paris’te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından, “Bir Bakışta Eğitim 2014” raporu yayınlandı. OECD’ye göre Brezilya, Kore, Meksika ve Türkiye’de lise mezunları ortaokul diploması olanlardan daha fazla işsiz kalıyor. İlkokul sınıflarının mevcudunu 12 yılda 31’den 24’lere düşürerek OECD ortalamasına yaklaşan Türkiye, öğretmen maaşlarında 12 yılda reel yüzde 50 artış yaparak OECD’de öğretmen maaşlarını en fazla yükselten ülkeler arasında ilk sıralarda yer aldı. Okul öncesi eğitimde OECD ortalamasında 3 yaşından büyük çocuk başına yılda 7 bin 428 dolar harcanırken Türkiye, 2 bin 412 dolar ile en az harcama yapılan ülke oluyor. Lüksemburg’da ise bir çocuğa okul öncesi için yılda 25 bin 74 bin dolar harcanıyor.
Öğretmen maaşlarını en fazla artıran ülkeyiz
Türkiye 2000-2012 yılları arasında ilkokullarda sınıf mevcudunu 31’den 24’e düşürdü ve 21 olan OECD ortalamasına yaklaştı. Çin’de sınıf mevcutları 40. En iyi Lüksemburg’ta ise sınıflar 17 kişilik. Rapora göre, 2000-2012 arası ilkokul sınıf boyu en dikkat çekici şekilde Kore ve Türkiye’de azaldı. Buralarda öğrenci sayısı 4’ten fazla azalış gösterdi. Türkiye mesleki yükseköğretimde ise öğretmen başına en kalabalık öğrenci düşen ülke. Mesleki yükseköğretimde 53 öğrenciye bir normal üniversite eğitiminde ise 16 öğrenciye bir öğretmen düşüyor.
2000-2012 döneminde öğretmen maaşları reel anlamda birçok OECD ülkesinde yükseldi. Fransa, Yunanistan ve Japonya’da yüzde 10 düştü. Çek Cumhuriyeti, Estonya ve Türkiye’de ilkokul ve lisede maaşlar bu dönemde en az yüzde 50 arttı. Türkiye’de örneğin 2000’de ilkokul öğretmeni maaşı endeksi 55 iken, 2012’de endeks 107’ye çıktı. Lise öğretmenlerinin maaşında ise endeks 2000’de 50 iken 2012’de 110’a yükseldi. Türkiye bu rakamlarla OECD’de öğretmen maaşlarını en fazla artıran ülkeler arasında ilk sıralarda yer aldı.
İlk ve orta mezunları liselilerden daha kolay iş buluyor
2012’de OECD’de lise öncesi eğitim alan yetişkinlerin yüzde 14’ü işsiz kaldı, oran 2005’ten bu yana fazla değişmemişti. Ancak Yunanistan, Macaristan, İrlanda ve İspanya’da düşük eğitim görenlerde işsizlik dikkat çekici şekilde 2005-2012’de yüzde 10’dan fazla arttı. 2010-2012 arasında ise Kanada, Estonya, Almanya, Türkiye ve ABD’de orta eğitimliler arası işsizlikte önemli düşüş görüldü.
Bazı ülkelerde yüksek ve düşük seviye eğitim almış yetişkinler arasındaki işsizlik oranları farklı dar ya da ters orantılı. Örneğin Brezilya, Kore, Meksika ve Türkiye’de lise mezunları için işsizlik; daha alt diplomaları olanların yaşadığından daha yüksek. Meksika’da lise eğitimi almış yetişkinler arasında işsizlik, üniversite mezunu yetişkinlerin yaşadığı işsizlikten daha düşük.
Türkiye’de üniversite eğitimi almış kadınların yüzde 11’i, erkeklerin yüzde 6’sı işsiz. Yunanistan’da işsizlik oranı kadınlarda yüzde 20, erkeklerde yüzde 14. Kadın erkek işsizliği farkı lise mezunları için daha belirgin. Türkiye’de lise mezunu kızların yüzde 17’si, erkeklerin yüzde 7’si işsiz. Yunanistan’da bu oranlar yüzde 30 ve 21.
Kadınlar maaş mücadelesinde erkeklerden önde
Veriler cinsiyetler arası gelir uçurumunun en fazla üniversite mezunları arasında olduğunu ortaya koydu. OECD’de üniversite mezunu kadınlar, üniversite mezunu erkeklerin kazandıkları ücretin yüzde 75’ini kazanıyor. Sadece Belçika, Slovenya, İspanya ve Türkiye’de kadınların kazançları, erkeklerin kazançlarının yüzde 80’i ya da fazlasına ulaşıyor. Brezilya, Şili ve Macaristan’da üniversite diplomalı kadınların kazançları ise erkeklerin kazançlarının yüzde 65 ve altı oluyor. Şili, Brezilya, Macaristan’da üniversite diplomalılar lise mezunlarının iki katı ücret alıyor. Brezilya, Türkiye ve ABD’de lise mezunu olmayanlar, mezun olanların kazançlarının üçte ikisine ulaşabiliyor.
Türkiye okul öncesi eğitimde en az harcama yapan ülke
İlkokuldan üniversiteye kadar öğrenci başına ortalama yıllık harcama Türkiye, Brezilya, Endonezya ve Meksika’da görülen 4 bin dolardan en düşük miktarlardan, büyük Avrupa ülkeleri ve Japonya’daki 10 bin dolarla, İsviçre ve ABD’deki 15 bin dolara kadar ulaşıyor. Üniversite ve okul öncesi hariç kurumlarında öğrenci başına harcama kamu-özel toplamında OECD ortalaması 7 bin 996 dolar. Ancak en düşük rakamlar Meksika, Türkiye ve ortak ülke Kolombiya’da 2 bin 300 dolar şeklinde hesaplandı. ABD Avusturya, Belçika, Lüksemburg, İsveç, Norveç’te ise 10 bin dolara çıkıyor.
Okul öncesi eğitimde OECD ortalamasında 3 yaşından büyük çocuk başına yılda 7 bin 428 dolar harcanırken Türkiye, 2 bin 412 dolar ile en az harcama yapılan ülke oluyor. Lüksemburg’da ise bir çocuğa okul öncesi için yılda 25 bin 74 bin dolar harcanıyor. OECD ülkeleri genelinde bir üniversite öğrencisi için ilkokul öğrencisinden ortalama 1.7 kat daha fazla harcama yapılıyor. Rakam Türkiye’de 3 kata çıkıyor.
OECD genelinde ilk ve orta öğretim kurumlarına harcamalar GSYH’nın yüzde 3.8’ini oluşturuyor. Harcamalar Arjantin ve Yeni Zelanda’da oran yüzde 5 ve üzeri, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Japonya, Letonya, Rusya, Slovak Cumhuriyeti ve Türkiye’de yüzde 3 ve aşağısına karşılık geliyor. Türkiye tüm eğitim kurumlarına yapılan harcamalar GSYH’dan daha fazla arttı, böylece GSYH’dan eğitime ayrılan payın arttığı birkaç ülke arasında yer aldı. Türkiye’de 2000-2011 arasında eğitim harcamalarının GSYH’deki payı yüzde 2.5’tan yüzde 4.2’ye çıktı.
Eğitim seviyelerine göre, GSYİH yüzdesi olarak eğitim kurumlarına yapılan harcama miktarı, 2010

Türkiye’de okullaşma yüzde 30 arttı
1995-2012 arası 15-19 yaş arası öğrencilerin okullaşma oranı OECD ülkelerinde yüzde 74’ten yüzde 84’e çıktı. Üye ülkeler arasında en büyük artış yüzde 30 ile Türkiye’de görüldü, izleyen Çek Cumhuriyeti, Yunanistan ve Macaristan’da artış yüzde 20 oldu. Buna rağmen Türkiye’de 15-19 yaş grubu okullaşması yüzde 40’ı geçti. Almanya’da yüzde 90, Belçika’da yüzde 94.
İlkokul ve öncesi eğitimi Batı ve Kuzey Avrupa ülkeleri, İtalya ve İspanya’da çocukların yüzde 95’ini, Finlandiya, Endonezya, Türkiye, Yunanistan ve İsviçre’de yüzde 60’tan aşağılarını içine alıyor. Türkiye’de okul öncesi eğitim nadir görülüyor, 15 yaş öncesi çocukların ise yüzde 30’undan azı okul öncesi eğitime gitmiş bulunuyor.
2000-2012 arası iki yıllık meslek yüksekokullarına giden öğrenci oranı OECD’de değişmedi, sadece Macaristan, İspanya ve Türkiye’de öğrenci sayılarında yüzde 10’dan çok artış görüldü.
15-29 yaş arası eğitimde değil ve çalışmıyor
OECD’de eğitim ya da öğretim içinde bulunmayan, çalışmayan ve iş aramayan 15-19 yaş arası genç oranı yüzde 5. Bu gençlerin gelecekte de eğitim ya da iş umutları bulunmaması kendilerini risk grubuna sokuyor. Brezilya, Şili, Meksika ve Türkiye’de 15-19 yaş gençlerin yüzde 15’i bu grupta. Türkiye’de “15-29” yaş arası gençlerin ise yüzde 20’sinden fazlası eğitim görmeyen ve çalışmayan grubunda yer alıyor. Türkiye’nin 2011-2012 döneminde okumayan ve çalışmayan 15-29 yaş nüfusunu en fazla “azaltan” ülke olduğu da çıktı.
Meksika, İspanya ve Türkiye 1995 - 2012 arasında lise mezunu sayısında en büyük artışı yaşadı. Yıllık artış Türkiye’de yüzde 2’yi geçti, OECD ortalaması yüzde 0.8 idi.
Şekil 4. Eğitimdeki başarı oranlarına ve çalışma durumlarına göre, 15-29 yaşındaki eğitimini sürdüren ve sürdürmeyen kişilerin yüzdesi

Son Güncelleme: Çarşamba, 15 Ekim 2014 12:35
Gösterim: 2442
İstanbul’da Şehit Binbaşı Bedir Karabıyık Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde okuyan 9, 10 ve 11’inci sınıf öğrencileri haftaiçi okula 5 yerine 4 gün gidiyor.
Derslik yetersizliği nedeniyle günde 8 saat yerine 10 saat ders yapıyorlar. Hürriyet Gazetesi'nden Gülseven Özkan'ın haberine göre, Sefaköy’deki lisenin 9’uncu sınıflarına bu yıl 400 yerine 600 öğrenci yerleştirilmesi üzerine toplam mevcudu 1100 olan okulda derslik sorunu yaşanmaya başladı. 50’nin üzerinde öğretmenin görev yaptığı okulun 20 dersliği var. Ortalama 40 kişilik sınıflarla 36 şube verilince okul yönetimi çareyi 9, 10 ve 11’inci sınıfların günlük ders saatlerini arttırıp, hafta içi 4 gün eğitim yapmakta buldu. Böylece öğrencilerin haftasonu tatiline hafta içi 1 gün de eklenmiş oldu. 12’nci sınıf öğrencilerinde ise sorun yok, çünkü haftada 3 gün staja, 2 gün de okula gidiyorlar. Ancak diğer sınıflarda okul idaresince hazırlanan ders programına göre derslerin 08.30-16.45 saatleri arasında yapılması gerekirken, öğretmenler sabah 08.00’de derse başlayıp, 17.35’e kadar devam ediyor. Teneffüsler 10 dakika, öğle yemeği arası ise 30 dakika oluyor. Günde 8 yerine 10-11 saat ders yapılıyor. Her gün 4 farklı sınıf haftaiçi 1 gün okula gitmiyor.
Okul yönetimi: Çare yok
Öğretmenler uygulamanın kendilerini etkilediğini ve ilk defa 10 saat derse girdiklerini belirterek uzun saatler ders yapmanın yorucu olduğunu anlattı. Öğrenciler de aynı düşüncede. Okul yetkileri ise velilere ‘mecburiyet’ten böyle bir uygulama başlattıklarını belirterek, “Derslik yok. Elimizden bir şey gelmiyor. Bu yıl böyle devam edecek. Sabahçı-öğlenci olarak ikili eğitim yapsaydık çocuklar akşam saat 21.00’de okuldan çıkacaktı” diyor.
10 ders yapınca çok yoruluyoruz
Doğa Güler (9’uncu sınıf öğrencisi): Pazartesi günleri C şubesi olarak okula gelmiyoruz. Sınıf olmadığı için böyle bir uygulama başlatıldı. Bir günün tatil olması güzel ama 10 ders yapınca eve gittiğimde derslere bakmak istemiyorum. Uykum geliyor. Bu uygulama yerine günde, diğer okullardaki öğrenciler kadar ders programı olmalı.
Murat Dengiz (11’inci sınıf öğrencisi): Geçen yıl tam gün eğitim vardı. Günde 7 derse giriyor, 14.30’da okuldan çıkıyorduk. Bu yıl ise şube yetersizliği nedeniyle günde 10 ders yapıyoruz. Akşama kadar ders olması yorucu oluyor. Bizi olumsuz etkiliyor ama alıştık gibi. Pazartesi günleri okula gelmiyorum.
Mehmet Demirel (9’uncu sınıf öğrencisi): Cuma günü okula gelmiyoruz. Onun yerine haftaiçi diğer günler saat 17.00’ye doğru okuldan çıkıyoruz. Bazen yorucu oluyor. Fazla öğrenci olduğu için böyle olduğunu biliyorum.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
İstanbul’da Şehit Binbaşı Bedir Karabıyık Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde okuyan 9, 10 ve 11’inci sınıf öğrencileri haftaiçi okula 5 yerine 4 gün gidiyor.
Derslik yetersizliği nedeniyle günde 8 saat yerine 10 saat ders yapıyorlar. Hürriyet Gazetesi'nden Gülseven Özkan'ın haberine göre, Sefaköy’deki lisenin 9’uncu sınıflarına bu yıl 400 yerine 600 öğrenci yerleştirilmesi üzerine toplam mevcudu 1100 olan okulda derslik sorunu yaşanmaya başladı. 50’nin üzerinde öğretmenin görev yaptığı okulun 20 dersliği var. Ortalama 40 kişilik sınıflarla 36 şube verilince okul yönetimi çareyi 9, 10 ve 11’inci sınıfların günlük ders saatlerini arttırıp, hafta içi 4 gün eğitim yapmakta buldu. Böylece öğrencilerin haftasonu tatiline hafta içi 1 gün de eklenmiş oldu. 12’nci sınıf öğrencilerinde ise sorun yok, çünkü haftada 3 gün staja, 2 gün de okula gidiyorlar. Ancak diğer sınıflarda okul idaresince hazırlanan ders programına göre derslerin 08.30-16.45 saatleri arasında yapılması gerekirken, öğretmenler sabah 08.00’de derse başlayıp, 17.35’e kadar devam ediyor. Teneffüsler 10 dakika, öğle yemeği arası ise 30 dakika oluyor. Günde 8 yerine 10-11 saat ders yapılıyor. Her gün 4 farklı sınıf haftaiçi 1 gün okula gitmiyor.
Okul yönetimi: Çare yok
Öğretmenler uygulamanın kendilerini etkilediğini ve ilk defa 10 saat derse girdiklerini belirterek uzun saatler ders yapmanın yorucu olduğunu anlattı. Öğrenciler de aynı düşüncede. Okul yetkileri ise velilere ‘mecburiyet’ten böyle bir uygulama başlattıklarını belirterek, “Derslik yok. Elimizden bir şey gelmiyor. Bu yıl böyle devam edecek. Sabahçı-öğlenci olarak ikili eğitim yapsaydık çocuklar akşam saat 21.00’de okuldan çıkacaktı” diyor.
10 ders yapınca çok yoruluyoruz
Doğa Güler (9’uncu sınıf öğrencisi): Pazartesi günleri C şubesi olarak okula gelmiyoruz. Sınıf olmadığı için böyle bir uygulama başlatıldı. Bir günün tatil olması güzel ama 10 ders yapınca eve gittiğimde derslere bakmak istemiyorum. Uykum geliyor. Bu uygulama yerine günde, diğer okullardaki öğrenciler kadar ders programı olmalı.
Murat Dengiz (11’inci sınıf öğrencisi): Geçen yıl tam gün eğitim vardı. Günde 7 derse giriyor, 14.30’da okuldan çıkıyorduk. Bu yıl ise şube yetersizliği nedeniyle günde 10 ders yapıyoruz. Akşama kadar ders olması yorucu oluyor. Bizi olumsuz etkiliyor ama alıştık gibi. Pazartesi günleri okula gelmiyorum.
Mehmet Demirel (9’uncu sınıf öğrencisi): Cuma günü okula gelmiyoruz. Onun yerine haftaiçi diğer günler saat 17.00’ye doğru okuldan çıkıyoruz. Bazen yorucu oluyor. Fazla öğrenci olduğu için böyle olduğunu biliyorum.
Son Güncelleme: Salı, 14 Ekim 2014 08:06
Gösterim: 1728
Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 4'üncü sınıf öğrencilerinin "sınavlarda kopya çekilmesine ilişkin görüşlerinin değerlendirildiği" araştırmada, ankete katılanların yüzde 61'inin, üniversiteyi kazanmadan önceki eğitim kademelerinde kopyaya başvurduğu belirlendi.
ÇOMÜ Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 4'üncü sınıf öğrencilerinin katılımıyla "kopya çekme" konusunda araştırma yapıldı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 4'üncü sınıf öğrencilerinin "sınavlarda kopya çekilmesine ilişkin görüşlerinin değerlendirildiği" araştırmada, ankete katılanların yüzde 61'inin, üniversiteyi kazanmadan önceki eğitim kademelerinde bu yola başvurduğu belirlendi.
ÇOMÜ Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kaan Demir ile aynı bölümde görev yapan araştırma görevlisi Serdar Arcagök'ün, "Sınıf Öğretmeni Adaylarının Sınavlarda Kopya Çekilmesine İlişkin Görüşlerinin Değerlendirilmesi" başlıklı araştırmasında, sınıf öğretmeni adaylarının kopya çekmeye ilişkin görüşleri incelenerek öğrencilerin sınavlarda kopya çekmeye duyduğu ihtiyaç ve bunun nedenleri ortaya konuldu.
Demir, bölümde öğrenim gören 194 öğrenciden 179'unun örneklem olarak ele alındığını, elde edilen verilerin istatistiki olarak değerlendirilip gerekli yorum ve açıklamaların yapıldığını söyledi.
Araştırmanın sonuçlarına ilişkin bilgi veren Demir, erkek sınıf öğretmeni adayları ile ikinci öğretim öğrencilerinin, kopya çekenler arasında çoğunluğu oluşturduğunu anlattı.
Adayların yüzde 61'inin, üniversiteyi kazanmadan önceki eğitim kademelerinde kopya çektiğinin belirlendiğini dile getiren Demir, şöyle devam etti:
"İlköğretim 6 ve 8'inci sınıf, daha çok kopyayla tanışılan dönem olduğu sonucuna ulaşıldı. Öğretmen adaylarının yüzde 35'i, sınav sorularının kopya çekmeye teşvik ettiğini düşünüyor. Adayların yaklaşık üçte ikisi kadın öğretim elemanlarının derslerinde, dörtte üçü ise yaşlı öğretim elemanlarının derslerinde daha çok kopya çektiğini ifade etti. Öğretmen adaylarının dörtte birinin ise kopya çeken bir öğrenci fark edildiğinde, sınav kağıdına işaret konulup sınava devam etmesinin sağlanması yönünde görüş bildirdi. Araştırmanın en önemli sonuçlarından biri de adayların yüzde 29'unun kopyayı şartların gerektirdiğini, hoşgörüyle bakılması yönünde olmasıdır. Bu ifadedeki 'şartlar', sınav ortamları, öğrenciler ya da öğretim elemanlarından kaynaklanabilir."
Kopya çekilmesinin azaltılması için yapılması gerekenler
Demir, sınavlarda kopya çekmenin azaltılması ya da engellenmesi için öğretim elemanlarının dikkat etmesi gerekenlere de değindi.
Öğrencilerde, kopya çekmenin yanlışlığı konusunda içsel disiplin oluşturmak için onlarla konuşmak gerektiğini vurgulayan Demir, şunları kaydetti: "Sorular, bilgiyi ölçmek yerine üst düzey düşünmeyi gerektirici özellikte olmalı. Sınav sayıları artırılmalı, böylece ortalamaya etkisi düşürülmeli. Sınav harici performansların da değerlendirmede önemli hale gelmeli, öğretirken ölçme yaklaşımının esas alınmasıyla sürecin değerlendirilmesi lazım. Sınav salonlarındaki gözetmen sayıları öğrenci sayısına göre yeterli olmalı. Sınav kağıtlarında gruplamalar yapılmalı. Artan zaman kopyaya teşvik edebileceğinden sınav süresi bir sınırlılık olarak soru sayısına göre düzenlenmeli. Gözetmenler yeni kopya çekme yöntemleri konusunda bilinçlendirilmeli, uyarılmalı. Sınav ortamlarına öğrencilerin önceden girmemelerini sağlanıp, kopya hazırlığı yapmaları engellenebilir."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 4'üncü sınıf öğrencilerinin "sınavlarda kopya çekilmesine ilişkin görüşlerinin değerlendirildiği" araştırmada, ankete katılanların yüzde 61'inin, üniversiteyi kazanmadan önceki eğitim kademelerinde kopyaya başvurduğu belirlendi.
ÇOMÜ Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 4'üncü sınıf öğrencilerinin katılımıyla "kopya çekme" konusunda araştırma yapıldı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 4'üncü sınıf öğrencilerinin "sınavlarda kopya çekilmesine ilişkin görüşlerinin değerlendirildiği" araştırmada, ankete katılanların yüzde 61'inin, üniversiteyi kazanmadan önceki eğitim kademelerinde bu yola başvurduğu belirlendi.
ÇOMÜ Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kaan Demir ile aynı bölümde görev yapan araştırma görevlisi Serdar Arcagök'ün, "Sınıf Öğretmeni Adaylarının Sınavlarda Kopya Çekilmesine İlişkin Görüşlerinin Değerlendirilmesi" başlıklı araştırmasında, sınıf öğretmeni adaylarının kopya çekmeye ilişkin görüşleri incelenerek öğrencilerin sınavlarda kopya çekmeye duyduğu ihtiyaç ve bunun nedenleri ortaya konuldu.
Demir, bölümde öğrenim gören 194 öğrenciden 179'unun örneklem olarak ele alındığını, elde edilen verilerin istatistiki olarak değerlendirilip gerekli yorum ve açıklamaların yapıldığını söyledi.
Araştırmanın sonuçlarına ilişkin bilgi veren Demir, erkek sınıf öğretmeni adayları ile ikinci öğretim öğrencilerinin, kopya çekenler arasında çoğunluğu oluşturduğunu anlattı.
Adayların yüzde 61'inin, üniversiteyi kazanmadan önceki eğitim kademelerinde kopya çektiğinin belirlendiğini dile getiren Demir, şöyle devam etti:
"İlköğretim 6 ve 8'inci sınıf, daha çok kopyayla tanışılan dönem olduğu sonucuna ulaşıldı. Öğretmen adaylarının yüzde 35'i, sınav sorularının kopya çekmeye teşvik ettiğini düşünüyor. Adayların yaklaşık üçte ikisi kadın öğretim elemanlarının derslerinde, dörtte üçü ise yaşlı öğretim elemanlarının derslerinde daha çok kopya çektiğini ifade etti. Öğretmen adaylarının dörtte birinin ise kopya çeken bir öğrenci fark edildiğinde, sınav kağıdına işaret konulup sınava devam etmesinin sağlanması yönünde görüş bildirdi. Araştırmanın en önemli sonuçlarından biri de adayların yüzde 29'unun kopyayı şartların gerektirdiğini, hoşgörüyle bakılması yönünde olmasıdır. Bu ifadedeki 'şartlar', sınav ortamları, öğrenciler ya da öğretim elemanlarından kaynaklanabilir."
Kopya çekilmesinin azaltılması için yapılması gerekenler
Demir, sınavlarda kopya çekmenin azaltılması ya da engellenmesi için öğretim elemanlarının dikkat etmesi gerekenlere de değindi.
Öğrencilerde, kopya çekmenin yanlışlığı konusunda içsel disiplin oluşturmak için onlarla konuşmak gerektiğini vurgulayan Demir, şunları kaydetti: "Sorular, bilgiyi ölçmek yerine üst düzey düşünmeyi gerektirici özellikte olmalı. Sınav sayıları artırılmalı, böylece ortalamaya etkisi düşürülmeli. Sınav harici performansların da değerlendirmede önemli hale gelmeli, öğretirken ölçme yaklaşımının esas alınmasıyla sürecin değerlendirilmesi lazım. Sınav salonlarındaki gözetmen sayıları öğrenci sayısına göre yeterli olmalı. Sınav kağıtlarında gruplamalar yapılmalı. Artan zaman kopyaya teşvik edebileceğinden sınav süresi bir sınırlılık olarak soru sayısına göre düzenlenmeli. Gözetmenler yeni kopya çekme yöntemleri konusunda bilinçlendirilmeli, uyarılmalı. Sınav ortamlarına öğrencilerin önceden girmemelerini sağlanıp, kopya hazırlığı yapmaları engellenebilir."
Son Güncelleme: Pazartesi, 13 Ekim 2014 12:57
Gösterim: 1418
Yüksekova ilçesinde IŞİD'e tepki bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde hasar gören okullarda onarım çalışması başlatıldı.
Alınan bilgiye göre, yakılan ve kullanılamaz hale getirilen Gazi ve Cumhuriyet ilk ve ortaokullarındaki öğrencilerin onarım çalışmaları tamamlanana kadar ilçedeki diğer okullarda eğitim görmesi kararlaştırıldı.
Bu okullardaki öğrenciler eğitim görecekleri okullara öğrenci servisleriyle taşınacak.
Öte yandan ilçede az hasarlı 15 okulda ise eğitim-öğretime yeniden başlandı.
Yüksekova'da düzenlenen izinsiz gösterilerde 17 okul zarar görmüştü.

Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Yüksekova ilçesinde IŞİD'e tepki bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde hasar gören okullarda onarım çalışması başlatıldı.
Alınan bilgiye göre, yakılan ve kullanılamaz hale getirilen Gazi ve Cumhuriyet ilk ve ortaokullarındaki öğrencilerin onarım çalışmaları tamamlanana kadar ilçedeki diğer okullarda eğitim görmesi kararlaştırıldı.
Bu okullardaki öğrenciler eğitim görecekleri okullara öğrenci servisleriyle taşınacak.
Öte yandan ilçede az hasarlı 15 okulda ise eğitim-öğretime yeniden başlandı.
Yüksekova'da düzenlenen izinsiz gösterilerde 17 okul zarar görmüştü.

Son Güncelleme: Pazartesi, 13 Ekim 2014 17:56
Gösterim: 1698
IŞİD bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde eylemcilerin saldırdığı bin 113 binadan 212'sinin eğitim kurumu olması dikkati çekti.
IŞİD bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde, eğitim ve kültür kurumları da eylemcilerin hedefi oldu. Gösterilerde en ağır bilançonun yaşandığı iller arasındaki Diyarbakır ile Mardin'de saldırılan 70 okuldan 15'i kullanılamaz hale geldi.
Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) 6 Ekim'de, Kobani'de (Ayn el Arap) yaşananlara karşı bütün uluslararası kurumların, demokratik kitle, emek ve meslek örgütlerinin harekete geçmesi gerektiği yönündeki çağrısının ardından IŞİD terör saldırıları bahane edilerek 35 ilde gösteriler başladı.
İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın iki gün önce açıkladığı resmi rakamlara göre, sivil ve polis araçlarına yapılan saldırıların yanı sıra gösterilerde 25 kaymakamlık binası,67'si emniyet, 29'u siyasi parti, 212'si okul olmak üzere bin 113 bina da hasar gördü.
Çok sayıda kentte okul binaları molotofkokteyli atılarak yakıldı. Öte yandan Diyarbakır, Siirt ve Muş'un Varto ilçesindeki müze, kültür merkezi ve kütüphaneler de saldırıların hedefi oldu.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, yakılan okullara ilişkin tepkisini İstanbul'da yaptığı açıklamayla ortaya koymuştu. Avcı, olaylara ilişkin değerlendirmesinde, "Bir kere daha hatırlatıyoruz. Bu tür terör girişimleriyle Türkiye'de ve o bölgede eğitimin önünü kesemezler. O halk çocuklarının eğitimini engelleyemezler. Bir kere daha şiddetle kınıyoruz. Eğitim kurumlarını kundaklamak halk düşmanlığıdır. Bununla eğitimin önünü kesemezler, biz o okulların daha iyisini yaparız" demişti.
AA muhabirlerinin Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Basın Müşavirliği ve çeşitli illerdeki il milli eğitim müdürlerinden aldığı bilgiye göre, özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki illerde bulunan eğitim kurumları, saldırıların hedefi haline geldi. Saldırılar, genellikle molotofkokteyli ve taş atılarak gerçekleşti. Okulların önemli bölümü, çıkan yangınlar sonucu kullanılamaz hale geldi.
Buna göre, Tunceli merkezde gösterilerin başlamasından bugüne kadar 2 okul ve bir spor salonuna molotofkokteylli ve taşlarla saldırı düzenlendi.
Camları kırılan ve idari bölümlerinde yangın çıkan okullar ile spor salonunda 140 bin liralık hasar meydana geldi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü, söz konusu binalarda onarım başlattı. Okullarda bugün eğitime başlanması hedefleniyor.
Mersin ve Tarsus'ta 3 okul saldırganların hedefi oldu. Abdullah Günaydın ve Alsancak Lions İlköğretim Okulları ile Tarsus Fen Lisesi göstericilerin saldırısına uğradı. Kundaklanan Tarsus Fen Lisesi, kullanılamaz hale geldi.
Diyarbakır ve Şırnak'ta 47 okula saldırı
Diyarbakır'da ise 34 okula saldırıda bulunuldu. Bunlardan 10'unun, eğitim yapılamaz durumda olduğu belirtildi.
Şırnak'ta yaşanan olaylarda 13 eğitim kurumu saldırıya uğradı. Yakılan Silopi Milli Eğitim Müdürlüğü binası kullanılamaz hale geldi.
İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alagöz, ağır hasar gören okullar için bin 500 sıra ve masa sipariyi verdiklerini belirterek, "Binalarda onarım çalışmalarına başlandı. En kısa sürede bu kurumlarda eğitim öğretime yeniden başlanılacak. Bu okullardaki öğrenciler onarım çalışmaları tamamlanana kadar yakın okullarda eğitim görecek" açıklamasını yaptı.
Saldırganların hedefinde Adıyaman'daki bir okul da vardı. Yetkililer, ilde eğitim öğretimde bir aksama olmadığını bildirdi.
Batman'da 4 okul ile bir öğretmenevine de saldırıda bulunuldu. Bunlardan bir ilkokul ile bir anaokulu kullanılamaz hale geldi.
Diyarbakır'da hasarın bedeli 8 milyon lira
Diyarbakır Valiliğinden yapılan açıklamada, izinsiz gösterilerde hasar gören 34 okuldan 10'unun kullanılamaz halde olduğu belirtildi. Bu 34 okuldan 6'sının Bağlar, 2'sinin Yenişehir, 11'inin Silvan, 4'ünün Bismil, 1'inin Ergani, 4'ünün Kocaköy, 2'sinin Hani ve 4'ünün Lice ilçesinde bulunduğu ifade edilen açıklamada, okullardaki zararın (inşaat onarımı, bilgisayar ve teknoloji altyapısı, masa, sıra vesair tefrişatlar dahil) yaklaşık 6 milyon lira tutarında olduğu kaydedildi.
Sur ilçesindeki Ziya Gökalp Müzesi'ne 5 gün önce gelen 60-70 kişilik grubun avlunun ahşap kapısını kırdıktan sonra içeri girdiği ve güvenlik görevlisini etkisiz hale getirip müze binasını yanıcı madde kullanarak ateşe verdiği hatırlatılan açıklamada, "14 eser ile 11 kamera ve kayıt cihazının çalındığı binanın tamamen tahrip edildiği, müzenin demirbaşına kayıtlı çok sayıda kitabın yandığı tespit edilmiştir. Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü teknik personeli tarafından yapılan değerlendirmede restorasyon için tahmini 2 milyon liralık bir ödeneğe ihtiyaç bulunmaktadır" ifadelerine yer verildi.
Şanlıurfa'da 19 eğitim kurumunda hasar
Şanlıurfa'daki izinsiz gösterilerde 19 eğitim kurumu zarar gördü.
İl Milli Eğitim Müdürü Metin İlci, Ceylanpınar'da 6, Suruç'ta 7, viranşehir'de 4 ve Hilvan'da 2 olmak üzere 19 eğitim kurumuna eylemciler tarafından taş ve molotof kokteyli ile saldırı bulunduğunu bildirdi. Okullarda hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini belirten İlci, "Eğitimin aksamaması için her türlü tedbiri aldık. Büyük çapta zarar gören okullarda eğitim gören öğrenciler, yakın bir okulda eğitimlerine devam edecek" değerlendirmesinde bulundu.
Bitlis'te ise 8 okula saldırı düzenlenirken, eğitim öğretim faaliyetlerinde aksamanın olmadığı öğrenildi.
Bursa'da göstericilerin saldırdığı Hasan Ali Yücel İlkokulu ile Fatih Sultan Mehmet Ortaokulu'nun camları kırılırken, güvenlik kameralarının da hasar gördüğü bildirildi.
Gösterilerde Gaziantep'teki bir okul da hedef alındı.
Mardin'de 5 okul kullanılamaz durumda
Mardin'de 36 okula saldırı düzenleyen eylemciler, 5 okulu kullanılamaz hale getirdi. Kentin bazı ilçelerinde okulların tatil edildiği belirtildi. Mardin Milli Eğitim MüdürüMevlüt Kuntoğlu, hasar gören eğitim kurumlarında hasar gören okullarda onarım çalışmalarına başlandığını belirtti.
Muş'taki gösterilerde ise 6 okul hedef alınırken, bu okulların tamamı kullanılamaz hale geldi. Saldırıya uğrayan Bulanık İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü binası da ağır hasar gördü.
İstanbul'da 11 okul
İstanbul'daki eğitim kurumları da IŞİD bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerin hedefi haline geldi. Valilikten alınan bilgiye göre, kentteki 11 okul eylemcilerin saldırısına uğradı. Bu okulların bazılarında hasarın büyük olduğu bildirildi.
IŞİD'i bahane eden göstericilerin çıkardığı olaylarda, Bingöl'e bağlı Karlıova ilçesindeki Karlıova İmam Hatip Anadolu Lisesi, Karlıova Halk Eğitim Merkezi ve 11 Mart İlkokullarının camları kırıldı. Söz konusu okullar, hasarın giderilmesinin ardından eğitim-öğretime açıldı.
Hakkari'deki eğitim kurumları da eylemcilerin hedefleri arasında yer buldu. Kent merkezinde 4, Yüksekova'da 17, Çukurca'da 5 ve Şemdinli'de 2 olmak üzere 28 okulda hasar meydana geldi. Ayrıca Yüksekova ilçesinde kaymakamlığa bağlı etüt merkezi ile kültür merkezine de zarar verildi. Çukurca ilçesinde ise halk eğitim binası tahrip edildi.
Siirt'te 13 okul ve 2 halk eğitim merkezi binasına saldırıda bulunuldu.
Siirt Milli Eğitim Müdürü Fethi Suay, kent merkezindeki Hürriyet Ortaokulu, Akşam Sanat Okulu ve Halk Eğitim Müdürlüğü ile bir anaokulu binasının kullanılamaz hale geldiğini söyledi.
Van'da 18 eğitim kurumu hedef alındı
Van'da IŞİD bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde 18 eğitim kurumu hedef alındı. İl genelinde bazı öğretmenevi, kültür müdürlüğü ve milli eğitim müdürlüğü binaları da tahrip edildi.
Müze ve kütüphanelere de saldırı
Öte yandan gösterilerde eğitim kurumlarının yanı sıra Diyarbakır, Siirt ve Muş'un Varto ilçesindeki kültür kurumları da eylemcilerin hedefi oldu.
Diyarbakır'ın Sur ilçesindeki Ziya Gökalp Müzesi, 7 Ekim'de molotofkokteylleri ile yapılan saldırıda çıkan yangın sonucu kullanılamaz hale geldi. Saldırıda ayrıca müzenin envanterinde bulunan 20 eser çalındı, çok sayıda kitap yandı.
Siirt'te ise molotofkokteylleri ile yapılan saldırının ardından çıkan yangında 3 katlı İl Halk Kütüphanesinin zemin katında bulunan arşiv, çocuk ile engelliler bölümleri hasar gördü. Büyük bölümü kullanılamaz hale gelen kütüphanenin 1964 yılından bugüne kadarki tüm arşivi kül oldu. Kütüphanedeki 58 bin kitabın yüzde 80'i ise kurtarıldı.
Muş'un Varto ilçesinde ise bünyesinde 190 kişilik çok amaçlı salon, kütüphane, sergi salonu, atölyeler ile idari ve teknik mekanlar bulunan kültür merkezi de saldırılardan büyük zarar gördü.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
IŞİD bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde eylemcilerin saldırdığı bin 113 binadan 212'sinin eğitim kurumu olması dikkati çekti.
IŞİD bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde, eğitim ve kültür kurumları da eylemcilerin hedefi oldu. Gösterilerde en ağır bilançonun yaşandığı iller arasındaki Diyarbakır ile Mardin'de saldırılan 70 okuldan 15'i kullanılamaz hale geldi.
Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) 6 Ekim'de, Kobani'de (Ayn el Arap) yaşananlara karşı bütün uluslararası kurumların, demokratik kitle, emek ve meslek örgütlerinin harekete geçmesi gerektiği yönündeki çağrısının ardından IŞİD terör saldırıları bahane edilerek 35 ilde gösteriler başladı.
İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın iki gün önce açıkladığı resmi rakamlara göre, sivil ve polis araçlarına yapılan saldırıların yanı sıra gösterilerde 25 kaymakamlık binası,67'si emniyet, 29'u siyasi parti, 212'si okul olmak üzere bin 113 bina da hasar gördü.
Çok sayıda kentte okul binaları molotofkokteyli atılarak yakıldı. Öte yandan Diyarbakır, Siirt ve Muş'un Varto ilçesindeki müze, kültür merkezi ve kütüphaneler de saldırıların hedefi oldu.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, yakılan okullara ilişkin tepkisini İstanbul'da yaptığı açıklamayla ortaya koymuştu. Avcı, olaylara ilişkin değerlendirmesinde, "Bir kere daha hatırlatıyoruz. Bu tür terör girişimleriyle Türkiye'de ve o bölgede eğitimin önünü kesemezler. O halk çocuklarının eğitimini engelleyemezler. Bir kere daha şiddetle kınıyoruz. Eğitim kurumlarını kundaklamak halk düşmanlığıdır. Bununla eğitimin önünü kesemezler, biz o okulların daha iyisini yaparız" demişti.
AA muhabirlerinin Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Basın Müşavirliği ve çeşitli illerdeki il milli eğitim müdürlerinden aldığı bilgiye göre, özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki illerde bulunan eğitim kurumları, saldırıların hedefi haline geldi. Saldırılar, genellikle molotofkokteyli ve taş atılarak gerçekleşti. Okulların önemli bölümü, çıkan yangınlar sonucu kullanılamaz hale geldi.
Buna göre, Tunceli merkezde gösterilerin başlamasından bugüne kadar 2 okul ve bir spor salonuna molotofkokteylli ve taşlarla saldırı düzenlendi.
Camları kırılan ve idari bölümlerinde yangın çıkan okullar ile spor salonunda 140 bin liralık hasar meydana geldi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü, söz konusu binalarda onarım başlattı. Okullarda bugün eğitime başlanması hedefleniyor.
Mersin ve Tarsus'ta 3 okul saldırganların hedefi oldu. Abdullah Günaydın ve Alsancak Lions İlköğretim Okulları ile Tarsus Fen Lisesi göstericilerin saldırısına uğradı. Kundaklanan Tarsus Fen Lisesi, kullanılamaz hale geldi.
Diyarbakır ve Şırnak'ta 47 okula saldırı
Diyarbakır'da ise 34 okula saldırıda bulunuldu. Bunlardan 10'unun, eğitim yapılamaz durumda olduğu belirtildi.
Şırnak'ta yaşanan olaylarda 13 eğitim kurumu saldırıya uğradı. Yakılan Silopi Milli Eğitim Müdürlüğü binası kullanılamaz hale geldi.
İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alagöz, ağır hasar gören okullar için bin 500 sıra ve masa sipariyi verdiklerini belirterek, "Binalarda onarım çalışmalarına başlandı. En kısa sürede bu kurumlarda eğitim öğretime yeniden başlanılacak. Bu okullardaki öğrenciler onarım çalışmaları tamamlanana kadar yakın okullarda eğitim görecek" açıklamasını yaptı.
Saldırganların hedefinde Adıyaman'daki bir okul da vardı. Yetkililer, ilde eğitim öğretimde bir aksama olmadığını bildirdi.
Batman'da 4 okul ile bir öğretmenevine de saldırıda bulunuldu. Bunlardan bir ilkokul ile bir anaokulu kullanılamaz hale geldi.
Diyarbakır'da hasarın bedeli 8 milyon lira
Diyarbakır Valiliğinden yapılan açıklamada, izinsiz gösterilerde hasar gören 34 okuldan 10'unun kullanılamaz halde olduğu belirtildi. Bu 34 okuldan 6'sının Bağlar, 2'sinin Yenişehir, 11'inin Silvan, 4'ünün Bismil, 1'inin Ergani, 4'ünün Kocaköy, 2'sinin Hani ve 4'ünün Lice ilçesinde bulunduğu ifade edilen açıklamada, okullardaki zararın (inşaat onarımı, bilgisayar ve teknoloji altyapısı, masa, sıra vesair tefrişatlar dahil) yaklaşık 6 milyon lira tutarında olduğu kaydedildi.
Sur ilçesindeki Ziya Gökalp Müzesi'ne 5 gün önce gelen 60-70 kişilik grubun avlunun ahşap kapısını kırdıktan sonra içeri girdiği ve güvenlik görevlisini etkisiz hale getirip müze binasını yanıcı madde kullanarak ateşe verdiği hatırlatılan açıklamada, "14 eser ile 11 kamera ve kayıt cihazının çalındığı binanın tamamen tahrip edildiği, müzenin demirbaşına kayıtlı çok sayıda kitabın yandığı tespit edilmiştir. Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü teknik personeli tarafından yapılan değerlendirmede restorasyon için tahmini 2 milyon liralık bir ödeneğe ihtiyaç bulunmaktadır" ifadelerine yer verildi.
Şanlıurfa'da 19 eğitim kurumunda hasar
Şanlıurfa'daki izinsiz gösterilerde 19 eğitim kurumu zarar gördü.
İl Milli Eğitim Müdürü Metin İlci, Ceylanpınar'da 6, Suruç'ta 7, viranşehir'de 4 ve Hilvan'da 2 olmak üzere 19 eğitim kurumuna eylemciler tarafından taş ve molotof kokteyli ile saldırı bulunduğunu bildirdi. Okullarda hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini belirten İlci, "Eğitimin aksamaması için her türlü tedbiri aldık. Büyük çapta zarar gören okullarda eğitim gören öğrenciler, yakın bir okulda eğitimlerine devam edecek" değerlendirmesinde bulundu.
Bitlis'te ise 8 okula saldırı düzenlenirken, eğitim öğretim faaliyetlerinde aksamanın olmadığı öğrenildi.
Bursa'da göstericilerin saldırdığı Hasan Ali Yücel İlkokulu ile Fatih Sultan Mehmet Ortaokulu'nun camları kırılırken, güvenlik kameralarının da hasar gördüğü bildirildi.
Gösterilerde Gaziantep'teki bir okul da hedef alındı.
Mardin'de 5 okul kullanılamaz durumda
Mardin'de 36 okula saldırı düzenleyen eylemciler, 5 okulu kullanılamaz hale getirdi. Kentin bazı ilçelerinde okulların tatil edildiği belirtildi. Mardin Milli Eğitim MüdürüMevlüt Kuntoğlu, hasar gören eğitim kurumlarında hasar gören okullarda onarım çalışmalarına başlandığını belirtti.
Muş'taki gösterilerde ise 6 okul hedef alınırken, bu okulların tamamı kullanılamaz hale geldi. Saldırıya uğrayan Bulanık İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü binası da ağır hasar gördü.
İstanbul'da 11 okul
İstanbul'daki eğitim kurumları da IŞİD bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerin hedefi haline geldi. Valilikten alınan bilgiye göre, kentteki 11 okul eylemcilerin saldırısına uğradı. Bu okulların bazılarında hasarın büyük olduğu bildirildi.
IŞİD'i bahane eden göstericilerin çıkardığı olaylarda, Bingöl'e bağlı Karlıova ilçesindeki Karlıova İmam Hatip Anadolu Lisesi, Karlıova Halk Eğitim Merkezi ve 11 Mart İlkokullarının camları kırıldı. Söz konusu okullar, hasarın giderilmesinin ardından eğitim-öğretime açıldı.
Hakkari'deki eğitim kurumları da eylemcilerin hedefleri arasında yer buldu. Kent merkezinde 4, Yüksekova'da 17, Çukurca'da 5 ve Şemdinli'de 2 olmak üzere 28 okulda hasar meydana geldi. Ayrıca Yüksekova ilçesinde kaymakamlığa bağlı etüt merkezi ile kültür merkezine de zarar verildi. Çukurca ilçesinde ise halk eğitim binası tahrip edildi.
Siirt'te 13 okul ve 2 halk eğitim merkezi binasına saldırıda bulunuldu.
Siirt Milli Eğitim Müdürü Fethi Suay, kent merkezindeki Hürriyet Ortaokulu, Akşam Sanat Okulu ve Halk Eğitim Müdürlüğü ile bir anaokulu binasının kullanılamaz hale geldiğini söyledi.
Van'da 18 eğitim kurumu hedef alındı
Van'da IŞİD bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde 18 eğitim kurumu hedef alındı. İl genelinde bazı öğretmenevi, kültür müdürlüğü ve milli eğitim müdürlüğü binaları da tahrip edildi.
Müze ve kütüphanelere de saldırı
Öte yandan gösterilerde eğitim kurumlarının yanı sıra Diyarbakır, Siirt ve Muş'un Varto ilçesindeki kültür kurumları da eylemcilerin hedefi oldu.
Diyarbakır'ın Sur ilçesindeki Ziya Gökalp Müzesi, 7 Ekim'de molotofkokteylleri ile yapılan saldırıda çıkan yangın sonucu kullanılamaz hale geldi. Saldırıda ayrıca müzenin envanterinde bulunan 20 eser çalındı, çok sayıda kitap yandı.
Siirt'te ise molotofkokteylleri ile yapılan saldırının ardından çıkan yangında 3 katlı İl Halk Kütüphanesinin zemin katında bulunan arşiv, çocuk ile engelliler bölümleri hasar gördü. Büyük bölümü kullanılamaz hale gelen kütüphanenin 1964 yılından bugüne kadarki tüm arşivi kül oldu. Kütüphanedeki 58 bin kitabın yüzde 80'i ise kurtarıldı.
Muş'un Varto ilçesinde ise bünyesinde 190 kişilik çok amaçlı salon, kütüphane, sergi salonu, atölyeler ile idari ve teknik mekanlar bulunan kültür merkezi de saldırılardan büyük zarar gördü.
Son Güncelleme: Pazartesi, 13 Ekim 2014 09:14
Gösterim: 1826

