Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Milliyet Gazetesi Yazarı Melih Aşık’ın bugünkü yazısından

AKP Milletvekili Ali Boğa, önce imam hatip ortaokullarına yapılan kayıtların yetersizliğinden yakınmış. Peşinden şöyle konuşmuş:

“Bütün okulları imam hatip okulu yapma şansını elde etmiş durumdayız. 4+4+4’ten sonra Kuran-ı Kerim ve Peygamberimizin hayatının seçmeli ders olmasından sonra bu şansımız var...”

Bu sözler abartılı gelebilir... Evet. Kuran, Siyer (peygamberin hayatı) gibi dersleri almak zorunlu değil, bu dersler seçmeli. Ancak pratikte durum çok farklı... Nasıl mı?

Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e göre seçmeli ders haftada 8 saat verilecek.

Öğrenci seçmeli olarak müzik, resim, teknoloji, güzel sanatlar, hukuk, çevre, tasarım gibi dersler alabilecek.

Ancak Bakan Dinçer bir seçmeli dersin yapılabilmesi için en az 12 öğrenci gerektiğini söylüyor...

Her seçmeli derse 12 öğrenci nasıl bulunacak? İkincisi... Ülkenin dört bir yanında ana konularda öğretmen sıkıntısı çekilirken seçmeli müzik, resim, hukuk, tasarım gibi dersleri verecek öğretmenleri nasıl bulacaksınız?

Elbet bulamayacaksınız...

Peki istediği seçmeli derse giremeyen öğrenci ne yapacak? Haftada 8 saat boş mu oturacak?

Bir eğitimci anlatıyor:

- Bir öğrencinin istediği seçmeli ders mümkün değilse veya öğretmeni yoksa biz o öğrenciyi var olan seçmeli derslere yönlendiririz...

Yani eğer seçmeli müzik dersine yeterli öğrenci veya öğretmen yoksa, o öğrenciye hadi çocuğum sen din dersine denilecek...

Milletvekili Ali Boğa işte bu duruma dayanarak bütün okuları imam hatip yapma şansını yakaladık diyor...

Ne şans değil mi?

Bu muhterem bu arada torununu Fransız okuluna yazdırmış... Demek imam olmayı kendi ailesi açısından şans saymıyor.

> Dört dörtlük dert

Milliyet Gazetesi Yazarı Melih Aşık’ın bugünkü yazısından

AKP Milletvekili Ali Boğa, önce imam hatip ortaokullarına yapılan kayıtların yetersizliğinden yakınmış. Peşinden şöyle konuşmuş:

“Bütün okulları imam hatip okulu yapma şansını elde etmiş durumdayız. 4+4+4’ten sonra Kuran-ı Kerim ve Peygamberimizin hayatının seçmeli ders olmasından sonra bu şansımız var...”

Bu sözler abartılı gelebilir... Evet. Kuran, Siyer (peygamberin hayatı) gibi dersleri almak zorunlu değil, bu dersler seçmeli. Ancak pratikte durum çok farklı... Nasıl mı?

Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e göre seçmeli ders haftada 8 saat verilecek.

Öğrenci seçmeli olarak müzik, resim, teknoloji, güzel sanatlar, hukuk, çevre, tasarım gibi dersler alabilecek.

Ancak Bakan Dinçer bir seçmeli dersin yapılabilmesi için en az 12 öğrenci gerektiğini söylüyor...

Her seçmeli derse 12 öğrenci nasıl bulunacak? İkincisi... Ülkenin dört bir yanında ana konularda öğretmen sıkıntısı çekilirken seçmeli müzik, resim, hukuk, tasarım gibi dersleri verecek öğretmenleri nasıl bulacaksınız?

Elbet bulamayacaksınız...

Peki istediği seçmeli derse giremeyen öğrenci ne yapacak? Haftada 8 saat boş mu oturacak?

Bir eğitimci anlatıyor:

- Bir öğrencinin istediği seçmeli ders mümkün değilse veya öğretmeni yoksa biz o öğrenciyi var olan seçmeli derslere yönlendiririz...

Yani eğer seçmeli müzik dersine yeterli öğrenci veya öğretmen yoksa, o öğrenciye hadi çocuğum sen din dersine denilecek...

Milletvekili Ali Boğa işte bu duruma dayanarak bütün okuları imam hatip yapma şansını yakaladık diyor...

Ne şans değil mi?

Bu muhterem bu arada torununu Fransız okuluna yazdırmış... Demek imam olmayı kendi ailesi açısından şans saymıyor.

Son Güncelleme: Salı, 28 Ağustos 2012 08:25

Gösterim: 1750

Sabah Gazetesi Yazarı Nazlı Ilıcak’ın bugünkü yazısı

4+4+4 uygulamasında ilk adım 17 Eylül'de. Bir değişim her zaman sorun yaratır. Bence bekleyip sonuçlarına göre değerlendirmekte fayda var. Belki, gelişmeler, Ömer Dinçer'i haklı çıkarır ve çocuklarımız daha iyi bir eğitim görür.

 Her şeyden önce, çok küçük yaşta okula başlanıyor iddiasının doğru olmadığı ortaya çıktı. 60 ay (5 yaş) ilâ 66 ay arasında tercih ebeveyne bırakılıyor. 67 aydan itibaren ilköğretime devam mecburiyeti var. (Yasa + Yönetmelik, 31 Aralık'ta 69 ayı dolduranların okula başlamasını şart koşuyor. Evvelce 72 aydı.)

 Anne-baba, 69 ayı da erken buluyorsa, rapor almak suretiyle çocuğunu okula göndermeyebilecek. Ama bu konuda yoğun itiraz mevcut. Haklı olarak kimse, evlâdını yetersiz gösterecek bir raporu arzu etmiyor. Burada da "Takdir hakkı veliye bırakılsın" deniliyor.

 "Küçük çocuk okula nasıl adapte olacak?" sorusuna verilen cevap ise şöyle: "Müfredatta değişiklik var. Meselâ nisandan itibaren okuma yazma öğrenmeleri yeterli sayılıyor."

***

Ömer Dinçer hayallerini gerçekleştirebilirse, eğitimde eşitlik sağlanmış olacak. Nasıl mı? Milli Eğitim Bakanı, önümüzdeki 2-3 yıl, senede 50 bin öğretmen istihdam edilerek, her okulun Anadolu ve Fen lisesi seviyesine çıkarılacağını söyledi. 5'inci sınıftan itibaren haftada 8 saat yabancı dil eğitimi var. İsteyen seçmeli olarak da ilave yabancı dil alabilecek. Fen ağırlıklı eğitim de, her lisede tercihe bağlı olarak verilecek. Başarılı bir çocuğun ayrıca SBS ile Fen lisesine gitmesine gerek kalmayacak.

Tabii ki bunlar Ömer Dinçer'in hayalleri... Ama her proje bir hayalle başlar, unutmayalım.

Vicdan

Öğretmenler çok büyük bir kitle. Önemli sorunları var. Nitekim Batı'da ihtiyaç duyulmadığı için, eş durumundan bazı nakiller gerçekleşemedi. Buna mutlaka bir çare bulmak gerekiyor. Bir yıl bekledikten sonra, onlara "Bir yıl daha, gelecek ağustosa kadar eşinizden ayrı kalacaksınız" demek vicdana sığmaz.

Öğretmenler kızdı

Milli Eğitim Bakanı öğretmenleri kızdıran adımlar attı:

a) Eş durumundan dolayı sadece ağustosta tek bir atama yapıyor.

b) Depo tayinler kalktı. Merkezde ihtiyaç bulunmamasına rağmen, eş durumu yüzünden il emrine öğretmen atanıyordu. Artık, merkezde ihtiyaç yoksa yakın ilçelere tayin yapılacak.

c) Milli Eğitim kadrosunda bulunmakla birlikte, başka kamu kurumlarında çalışan 70 bin kadar kişinin de işine son verildi.

Özetlemek gerekirse: 1) Öğretmen kadrosuyla başka kurumlarda çalışma imkânı artık yok. 2) Yılda birkaç kere eş durumundan başka bir ile atanmak isteyen öğretmenlerin, senenin ortasında ders saatlerinin boş geçmesine yol açmaları engellendi. 3) Eş durumundan atamalarda, il merkezi yerine ihtiyaca göre yakın ilçeler seçiliyor.

Buna mukabil Dinçer, 2012'de 57 bin yeni öğretmeni işe başlattı. Önümüzdeki yıllarda da yoğun öğretmen istihdamı öngörülüyor; yılda 50 bin istihdam, öğretmenlerin yüzünü güldürecek. Tabii ön şart, bu kadar kadroyu Maliye Bakanlığı'nın vermesi.

> Ömer Dinçer'in hayalleri

Sabah Gazetesi Yazarı Nazlı Ilıcak’ın bugünkü yazısı

4+4+4 uygulamasında ilk adım 17 Eylül'de. Bir değişim her zaman sorun yaratır. Bence bekleyip sonuçlarına göre değerlendirmekte fayda var. Belki, gelişmeler, Ömer Dinçer'i haklı çıkarır ve çocuklarımız daha iyi bir eğitim görür.

 Her şeyden önce, çok küçük yaşta okula başlanıyor iddiasının doğru olmadığı ortaya çıktı. 60 ay (5 yaş) ilâ 66 ay arasında tercih ebeveyne bırakılıyor. 67 aydan itibaren ilköğretime devam mecburiyeti var. (Yasa + Yönetmelik, 31 Aralık'ta 69 ayı dolduranların okula başlamasını şart koşuyor. Evvelce 72 aydı.)

 Anne-baba, 69 ayı da erken buluyorsa, rapor almak suretiyle çocuğunu okula göndermeyebilecek. Ama bu konuda yoğun itiraz mevcut. Haklı olarak kimse, evlâdını yetersiz gösterecek bir raporu arzu etmiyor. Burada da "Takdir hakkı veliye bırakılsın" deniliyor.

 "Küçük çocuk okula nasıl adapte olacak?" sorusuna verilen cevap ise şöyle: "Müfredatta değişiklik var. Meselâ nisandan itibaren okuma yazma öğrenmeleri yeterli sayılıyor."

***

Ömer Dinçer hayallerini gerçekleştirebilirse, eğitimde eşitlik sağlanmış olacak. Nasıl mı? Milli Eğitim Bakanı, önümüzdeki 2-3 yıl, senede 50 bin öğretmen istihdam edilerek, her okulun Anadolu ve Fen lisesi seviyesine çıkarılacağını söyledi. 5'inci sınıftan itibaren haftada 8 saat yabancı dil eğitimi var. İsteyen seçmeli olarak da ilave yabancı dil alabilecek. Fen ağırlıklı eğitim de, her lisede tercihe bağlı olarak verilecek. Başarılı bir çocuğun ayrıca SBS ile Fen lisesine gitmesine gerek kalmayacak.

Tabii ki bunlar Ömer Dinçer'in hayalleri... Ama her proje bir hayalle başlar, unutmayalım.

Vicdan

Öğretmenler çok büyük bir kitle. Önemli sorunları var. Nitekim Batı'da ihtiyaç duyulmadığı için, eş durumundan bazı nakiller gerçekleşemedi. Buna mutlaka bir çare bulmak gerekiyor. Bir yıl bekledikten sonra, onlara "Bir yıl daha, gelecek ağustosa kadar eşinizden ayrı kalacaksınız" demek vicdana sığmaz.

Öğretmenler kızdı

Milli Eğitim Bakanı öğretmenleri kızdıran adımlar attı:

a) Eş durumundan dolayı sadece ağustosta tek bir atama yapıyor.

b) Depo tayinler kalktı. Merkezde ihtiyaç bulunmamasına rağmen, eş durumu yüzünden il emrine öğretmen atanıyordu. Artık, merkezde ihtiyaç yoksa yakın ilçelere tayin yapılacak.

c) Milli Eğitim kadrosunda bulunmakla birlikte, başka kamu kurumlarında çalışan 70 bin kadar kişinin de işine son verildi.

Özetlemek gerekirse: 1) Öğretmen kadrosuyla başka kurumlarda çalışma imkânı artık yok. 2) Yılda birkaç kere eş durumundan başka bir ile atanmak isteyen öğretmenlerin, senenin ortasında ders saatlerinin boş geçmesine yol açmaları engellendi. 3) Eş durumundan atamalarda, il merkezi yerine ihtiyaca göre yakın ilçeler seçiliyor.

Buna mukabil Dinçer, 2012'de 57 bin yeni öğretmeni işe başlattı. Önümüzdeki yıllarda da yoğun öğretmen istihdamı öngörülüyor; yılda 50 bin istihdam, öğretmenlerin yüzünü güldürecek. Tabii ön şart, bu kadar kadroyu Maliye Bakanlığı'nın vermesi.

Son Güncelleme: Salı, 28 Ağustos 2012 08:18

Gösterim: 2237

Türk Eğitim-Sen üyeleri, Milli Eğitim Bakanlığı önünde; ''eş durumu, sağlık, öğrenim özrü, il içi ve il değiştirme mağdurları'' için protesto gösterisinde bulundu. Ellerinde dövizler taşıyan grup üyeleri, Bakan Dinçer aleyhine slogan da attı.

MEB önünde ‘tayin’ protestosuTürkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, burada yaptığı konuşmada, Dinçer'in bakanlıkla ilgili uygulamalarını eleştirerek, yaptıkları ile eski Milli Eğitim Bakanlarından Hüseyin Çelik ve Nimet Çubukçu'yu arattığını savundu.

Bakan Dinçer'in çocukları ailelerinden ayırdığını ifade eden Koncuk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek, ''O kadar çocuğunuz var birinden vazgeçebilir misiniz-'' diye sordu.

Siyasi ya da ideolojik olarak toplanmadıklarını sadece mağduriyetlerinin giderilmesini istediklerini belirten Koncuk, ''Biz de öğretmen açılımı istiyoruz'' dedi.

Bakan Dinçer'in ''Norm kadro fazlası olmayacağı yönündeki açıklamasına rağmen binlerce öğretmenin 4+4+4 eğitim sistemi dolayısıyla açığa çıktığını'' belirten Koncuk, Bakan Dinçer'i doğruyu söylememekle suçladı.

Koncuk ayrıca eşi özel sektörde çalışan eğitimcilere tayin hakkı verilmeyeceği yönündeki açıklamaları da eleştirerek, ''Onlar bu ülkeye vergi vermiyorlar mı, hizmet üretmiyorlar mı-'' diye sordu.

Koncuk, Van depremi sonrasında tayin isteyen eğitimi çalışanlarına Bakan Dinçer'in ''olur vermemesine'' karşın Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın tayin isteyen sağlıkçılara ''olur verdiğini'' anımsatarak ''O da bakan, Bu da bakan, farkı görün'' dedi.

Bir süre bakanlık önünde slogan atmayı sürdüren grup daha sonra olaysız şekilde dağıldı.

> MEB önünde ‘tayin’ protestosu

Türk Eğitim-Sen üyeleri, Milli Eğitim Bakanlığı önünde; ''eş durumu, sağlık, öğrenim özrü, il içi ve il değiştirme mağdurları'' için protesto gösterisinde bulundu. Ellerinde dövizler taşıyan grup üyeleri, Bakan Dinçer aleyhine slogan da attı.

MEB önünde ‘tayin’ protestosuTürkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, burada yaptığı konuşmada, Dinçer'in bakanlıkla ilgili uygulamalarını eleştirerek, yaptıkları ile eski Milli Eğitim Bakanlarından Hüseyin Çelik ve Nimet Çubukçu'yu arattığını savundu.

Bakan Dinçer'in çocukları ailelerinden ayırdığını ifade eden Koncuk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek, ''O kadar çocuğunuz var birinden vazgeçebilir misiniz-'' diye sordu.

Siyasi ya da ideolojik olarak toplanmadıklarını sadece mağduriyetlerinin giderilmesini istediklerini belirten Koncuk, ''Biz de öğretmen açılımı istiyoruz'' dedi.

Bakan Dinçer'in ''Norm kadro fazlası olmayacağı yönündeki açıklamasına rağmen binlerce öğretmenin 4+4+4 eğitim sistemi dolayısıyla açığa çıktığını'' belirten Koncuk, Bakan Dinçer'i doğruyu söylememekle suçladı.

Koncuk ayrıca eşi özel sektörde çalışan eğitimcilere tayin hakkı verilmeyeceği yönündeki açıklamaları da eleştirerek, ''Onlar bu ülkeye vergi vermiyorlar mı, hizmet üretmiyorlar mı-'' diye sordu.

Koncuk, Van depremi sonrasında tayin isteyen eğitimi çalışanlarına Bakan Dinçer'in ''olur vermemesine'' karşın Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın tayin isteyen sağlıkçılara ''olur verdiğini'' anımsatarak ''O da bakan, Bu da bakan, farkı görün'' dedi.

Bir süre bakanlık önünde slogan atmayı sürdüren grup daha sonra olaysız şekilde dağıldı.

Son Güncelleme: Salı, 28 Ağustos 2012 10:17

Gösterim: 1899

Hürriyet Gazetesi'nin haberine göre; askeri liselerden sonra polis kolejlerine başvurular da azaldı. Bu yıl sadece 155.557 ilköğretim mezunu bu yıl polis kolejinde eğitim almak için başvurdu.

Ankara Polis Koleji Müdür Yardımcısı Orhan Yıldız, Türkiye’de sadece Ankara ve Bursa’da polis koleji olduğunu belirterek, tercihlerdeki azalmayı şöyle açıkladı: “Okullardaki rehberlik servisleri öğrencilerin okul seçimlerini yönlendiriyor. Zaten başvuru sayısı kaç olursa olsun polis kolejlerine kontenjan sayısı kadar öğrenci alınıyor. Her yıl Polis Koleji Aday Tespit Sınavı sonucuna göre en yüksekten en düşük puana doğru o yıl koleje alınacak öğrenci sayısının on katı kadar aday başarılı sayılıyor. Ama koleje başvuru sayısı dikkate alınarak bu sayı Kolej Müdürü’nün teklifi, Genel Müdürü’nün onayı ile arttırılabilir hükmüne göre sınırlı sayıda öğrenci kabul alıyor. Durum böyle olunca da girişlerde taban puanları her yıl bir önceki yıla göre artıyor” dedi.  Rehberlik öğretmenlerinin sadece başarılı öğrencileri polis kolejlerine yönlendirdiğini anlatan Yıldız, şöyle devam etti: “Tercih yapma konusunda uzman öğretmenler her öğrenciyi değil, sadece kazanma ihtimali olan öğrencileri polis kolejine yönlendiriyor. Bu da başvurulara daha az sayıda öğrencinin katılmasına neden oluyor. Rehber öğretmenlerin doğru yönlendirmesiyle öğrencilerin gerçeğe uymayan beklentilerini, yeterliliklerini ve gerçek başarılarını fark etmeleri sağlanıyor. Böylece polis kolejlerine yapılan müracaatlardaki şişkinlikler de azaltılıyor.”

Polis Kolejine Giriş Yönetmeliği’ne göre iki aşamada yapılıyor. Birinci aşama; Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan Seviye Belirleme Sınavları sonunda hesaplanan Ortaöğretim Yerleştirme Puanına (OYP) göre polis kolejine giriş sınavına katılacak adaylar belirleniyor. İkinci aşamada ise belirlenen adaylar Ankara Polis Koleji’nde mülakat, beden ve yazılı sınav aşamalarından oluşan Polis Kolejine Giriş Sınavı yapılıyor. Adayın, ilköğretim okulunu 3.00 ve daha yukarı diploma notu ile bitirmiş olması ve 16 yaşından gün almış olmaması ve Sağlık Yönetmeliği’nde belirtilen şartları taşımış olması gerekiyor.

(hürriyeteğitim)

> Polis kolejlerine başvurular azaldı

Hürriyet Gazetesi'nin haberine göre; askeri liselerden sonra polis kolejlerine başvurular da azaldı. Bu yıl sadece 155.557 ilköğretim mezunu bu yıl polis kolejinde eğitim almak için başvurdu.

Ankara Polis Koleji Müdür Yardımcısı Orhan Yıldız, Türkiye’de sadece Ankara ve Bursa’da polis koleji olduğunu belirterek, tercihlerdeki azalmayı şöyle açıkladı: “Okullardaki rehberlik servisleri öğrencilerin okul seçimlerini yönlendiriyor. Zaten başvuru sayısı kaç olursa olsun polis kolejlerine kontenjan sayısı kadar öğrenci alınıyor. Her yıl Polis Koleji Aday Tespit Sınavı sonucuna göre en yüksekten en düşük puana doğru o yıl koleje alınacak öğrenci sayısının on katı kadar aday başarılı sayılıyor. Ama koleje başvuru sayısı dikkate alınarak bu sayı Kolej Müdürü’nün teklifi, Genel Müdürü’nün onayı ile arttırılabilir hükmüne göre sınırlı sayıda öğrenci kabul alıyor. Durum böyle olunca da girişlerde taban puanları her yıl bir önceki yıla göre artıyor” dedi.  Rehberlik öğretmenlerinin sadece başarılı öğrencileri polis kolejlerine yönlendirdiğini anlatan Yıldız, şöyle devam etti: “Tercih yapma konusunda uzman öğretmenler her öğrenciyi değil, sadece kazanma ihtimali olan öğrencileri polis kolejine yönlendiriyor. Bu da başvurulara daha az sayıda öğrencinin katılmasına neden oluyor. Rehber öğretmenlerin doğru yönlendirmesiyle öğrencilerin gerçeğe uymayan beklentilerini, yeterliliklerini ve gerçek başarılarını fark etmeleri sağlanıyor. Böylece polis kolejlerine yapılan müracaatlardaki şişkinlikler de azaltılıyor.”

Polis Kolejine Giriş Yönetmeliği’ne göre iki aşamada yapılıyor. Birinci aşama; Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan Seviye Belirleme Sınavları sonunda hesaplanan Ortaöğretim Yerleştirme Puanına (OYP) göre polis kolejine giriş sınavına katılacak adaylar belirleniyor. İkinci aşamada ise belirlenen adaylar Ankara Polis Koleji’nde mülakat, beden ve yazılı sınav aşamalarından oluşan Polis Kolejine Giriş Sınavı yapılıyor. Adayın, ilköğretim okulunu 3.00 ve daha yukarı diploma notu ile bitirmiş olması ve 16 yaşından gün almış olmaması ve Sağlık Yönetmeliği’nde belirtilen şartları taşımış olması gerekiyor.

(hürriyeteğitim)

Son Güncelleme: Salı, 28 Ağustos 2012 08:15

Gösterim: 1614

Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi'nden, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi'ne yatay geçiş için evraklarını kargoyla gönderen öğrenci, kargonun evrakları 3 gün geç teslim etmesi nedeniyle yatay geçiş hakkını kaybedince ortaya kaldı.

Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü 2. sınıf öğrencisi Dilara Gizem İşler, maddi imkansızlıklar nedeniyle yatay geçiş yapmaya karar vererek, evraklarını Antalya'dan kargo yolu ile Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi'ne (GOÜ) gönderdi. Yatay geçiş listesi başvurularını kontrol ettiğinde ismini göremeyen İşler, yaptığı araştırmada evrakının üniversiteye zamanında ulaşmadığını öğrendi. Evrakının geç teslim edilmesi nedeniyle kayıt yaptıramayacağını öğrenen İşler, şok yaşadı. Beklemedikleri olay karşısında şaşkınlık yaşayan anne Fatma Akgün ise mağduriyetlerinin giderilmesi için başvuruda bulunsa da çözüm yolu bulamadı.

Bir kamu kuruluşundan emekli olduğunu ifade eden Fatma Akgün, bir süre önce eşinden ayrıldığını ve 2 çocuğuna hem annelik hem babalık yaptığını, maddi imkansızlıklar nedeniyle kızını yurt dışında okutamayacağını belirterek, "Antalya'dan evrakları PTT'ye, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi'ne 2 gün içinde ulaşacağını söyledikleri için verdim. Fakat PTT'den kaynaklanan bazı nedenlerden dolay evrakımız üniversiteye geç ulaşmış ve işleme alınmamış. Bu nedenle hemen üniversiteye sorunun bizden kaynaklanmadığı yönünde mail attım. Bununla birlikte PTT'ye de mail attım ve oradan cevap geldi. Hatanın kendilerinden kaynaklandığına dair bu evrakı ben PTT'den aldım. Ayın 10'nun da ulaşması gereken evrakımız 13'nde ulaşmış. Bu evrakımız üniversitede kayda sokulmadan geri gönderiliyor ve bizim elimize bu evrak henüz geçmiş değil. Antalya'dan Tokat'a hakkımızı aramak gerekli başvurulurda bulunmak için geldik. Çünkü ben çocuğumu bir daha özel okulda okutamayacak durumdayım. Bizden kaynaklanmayan sebeplerden dolayı hakkımız elimizden alındı. Çocuğumun okul hayatı bitti. Okuluna devam edemeyecek. Bu hakkımızın geri almak istiyoruz. Kızımın eğitim hayatının kararmasını istemiyorum. Yetkililerden sesimizi duymalarını ve bizlere yardım etmelerini bekliyorum" dedi.

Dilara Gizem İşler de yatay geçiş hakkının elinden alındığını ileri sürerek, sorunu çözemedikleri takdirde maddi manevi tazminat davası açacaklarını söyledi. Ayrıca evraklarının kayıt altına alınmadığını ve posta yolu ile geri gönderildiğini ileri süren İşler, evrakların ellerine geçmediğini ve bu nedenle başka bir yere de başvuramadıklarını kaydetti. İşler, "Eğer bu geçişi yapamazsam 2 yıl okuduğum boşa gitmiş olacak. Tamamen okul hayatım bitecek. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve YÖK Başkanımızın eğitime ve öğrencilere ne kadar değer verdiklerini biliyoruz. En kısa sürede bize yardım etmelerini istiyoruz" diye konuştu.

GOÜ yetkilileri ise posta yolu ile yapılan başvurularda gecikmeli başvuruların işleme konulamayacağını bildirdi.

Öte yandan Akgün'ün talebi üzerine PTT Genel Müdürlüğü tarafından yapılan bilgilendirme yazısında şu bilgilere yer verildi:

"Otomasyon sistemi üzerinden yapılan incelemede 08/08/2012 tarihinden Antalya/Konyaaltı PTT merkezinden GOÜ Rektörlüğü'ne gönderilen kurye gönderisinin 10/08/2012 tarihinde teslim edilmesi gerekirken, işletme aksaklığı nedeni ile 13/08/2012 tarihinde gecikmeli olarak üniversitenin ilgili birimine teslim edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu gönderiyle ilgili idarece araştırma başlatılırken, meydana gelen gecikmeden dolayı üzüntülerimizi iletir, bilgilerinize sunarız."

> Yatay geçişi kargoya takıldı

Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi'nden, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi'ne yatay geçiş için evraklarını kargoyla gönderen öğrenci, kargonun evrakları 3 gün geç teslim etmesi nedeniyle yatay geçiş hakkını kaybedince ortaya kaldı.

Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü 2. sınıf öğrencisi Dilara Gizem İşler, maddi imkansızlıklar nedeniyle yatay geçiş yapmaya karar vererek, evraklarını Antalya'dan kargo yolu ile Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi'ne (GOÜ) gönderdi. Yatay geçiş listesi başvurularını kontrol ettiğinde ismini göremeyen İşler, yaptığı araştırmada evrakının üniversiteye zamanında ulaşmadığını öğrendi. Evrakının geç teslim edilmesi nedeniyle kayıt yaptıramayacağını öğrenen İşler, şok yaşadı. Beklemedikleri olay karşısında şaşkınlık yaşayan anne Fatma Akgün ise mağduriyetlerinin giderilmesi için başvuruda bulunsa da çözüm yolu bulamadı.

Bir kamu kuruluşundan emekli olduğunu ifade eden Fatma Akgün, bir süre önce eşinden ayrıldığını ve 2 çocuğuna hem annelik hem babalık yaptığını, maddi imkansızlıklar nedeniyle kızını yurt dışında okutamayacağını belirterek, "Antalya'dan evrakları PTT'ye, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi'ne 2 gün içinde ulaşacağını söyledikleri için verdim. Fakat PTT'den kaynaklanan bazı nedenlerden dolay evrakımız üniversiteye geç ulaşmış ve işleme alınmamış. Bu nedenle hemen üniversiteye sorunun bizden kaynaklanmadığı yönünde mail attım. Bununla birlikte PTT'ye de mail attım ve oradan cevap geldi. Hatanın kendilerinden kaynaklandığına dair bu evrakı ben PTT'den aldım. Ayın 10'nun da ulaşması gereken evrakımız 13'nde ulaşmış. Bu evrakımız üniversitede kayda sokulmadan geri gönderiliyor ve bizim elimize bu evrak henüz geçmiş değil. Antalya'dan Tokat'a hakkımızı aramak gerekli başvurulurda bulunmak için geldik. Çünkü ben çocuğumu bir daha özel okulda okutamayacak durumdayım. Bizden kaynaklanmayan sebeplerden dolayı hakkımız elimizden alındı. Çocuğumun okul hayatı bitti. Okuluna devam edemeyecek. Bu hakkımızın geri almak istiyoruz. Kızımın eğitim hayatının kararmasını istemiyorum. Yetkililerden sesimizi duymalarını ve bizlere yardım etmelerini bekliyorum" dedi.

Dilara Gizem İşler de yatay geçiş hakkının elinden alındığını ileri sürerek, sorunu çözemedikleri takdirde maddi manevi tazminat davası açacaklarını söyledi. Ayrıca evraklarının kayıt altına alınmadığını ve posta yolu ile geri gönderildiğini ileri süren İşler, evrakların ellerine geçmediğini ve bu nedenle başka bir yere de başvuramadıklarını kaydetti. İşler, "Eğer bu geçişi yapamazsam 2 yıl okuduğum boşa gitmiş olacak. Tamamen okul hayatım bitecek. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve YÖK Başkanımızın eğitime ve öğrencilere ne kadar değer verdiklerini biliyoruz. En kısa sürede bize yardım etmelerini istiyoruz" diye konuştu.

GOÜ yetkilileri ise posta yolu ile yapılan başvurularda gecikmeli başvuruların işleme konulamayacağını bildirdi.

Öte yandan Akgün'ün talebi üzerine PTT Genel Müdürlüğü tarafından yapılan bilgilendirme yazısında şu bilgilere yer verildi:

"Otomasyon sistemi üzerinden yapılan incelemede 08/08/2012 tarihinden Antalya/Konyaaltı PTT merkezinden GOÜ Rektörlüğü'ne gönderilen kurye gönderisinin 10/08/2012 tarihinde teslim edilmesi gerekirken, işletme aksaklığı nedeni ile 13/08/2012 tarihinde gecikmeli olarak üniversitenin ilgili birimine teslim edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu gönderiyle ilgili idarece araştırma başlatılırken, meydana gelen gecikmeden dolayı üzüntülerimizi iletir, bilgilerinize sunarız."

Son Güncelleme: Pazartesi, 27 Ağustos 2012 14:02

Gösterim: 2412


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.