Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Bu plak sadece Tarık Akan'da var. Atatürk, kendi sesiyle Çalın Davullar türküsünü söylüyor.
Tarık Akan, CNN Türk'te yayınlanan Mehmet Yaşin'in sunduğu Bayram Lezzetleri adlı programa konuk oldu. Akan, Atatürk'ün kendi söylediği türkünün kayıtlı olduğu plağı programa getirdi. İşte Atatürk'ün kendi sesinden Çalın Davulları türküsü.
<iframe src="https://www.facebook.com/plugins/video.php?href=https%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2Faydinlanmaci%2Fvideos%2F994791497216152%2F&show_text=0&width=400" width="400" height="400" style="border:none;overflow:hidden" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" allowFullScreen="true"></iframe>
https://www.facebook.com/aydinlanmaci/videos/994791497216152/
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Bu plak sadece Tarık Akan'da var. Atatürk, kendi sesiyle Çalın Davullar türküsünü söylüyor.
Tarık Akan, CNN Türk'te yayınlanan Mehmet Yaşin'in sunduğu Bayram Lezzetleri adlı programa konuk oldu. Akan, Atatürk'ün kendi söylediği türkünün kayıtlı olduğu plağı programa getirdi. İşte Atatürk'ün kendi sesinden Çalın Davulları türküsü.
<iframe src="https://www.facebook.com/plugins/video.php?href=https%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2Faydinlanmaci%2Fvideos%2F994791497216152%2F&show_text=0&width=400" width="400" height="400" style="border:none;overflow:hidden" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" allowFullScreen="true"></iframe>
https://www.facebook.com/aydinlanmaci/videos/994791497216152/
Son Güncelleme: Perşembe, 28 Temmuz 2016 15:09
Gösterim: 1484
Danışmanlık şirketi Mercer'in hazırladığı yabancılar için en pahalı şehir sıralamasının bu yılki listesinde ilk sırayı Hong Kong'un aldığı bildirildi.

BBC'nin haberine göre, danışmanlık şirketi Mercer, yabancılar için en pahalı şehirler sıralamasının yapıldığı bu yılki listesini yayımladı.
Haberde, geçen yıllarda listenin başında yer alan Luanda'nın 2'nci sıraya düştüğü, Angola'nın başkenti Luanda'nın yerini Hong Kong'un aldığı belirtildi.
Listede Zürih 3'üncülüğe, Singapur 4'üncülüğe, Japonya'nın başkenti Tokyo 5'inciliğe yerleşirken, Tokyo'yu sırasıyla Kinşasa, Şanghay, Cenevre, N'Djamena ve Pekin izliyor.
Mercer'in, şirketlerin yurt dışında çalışanların ödeneklerinin hesaplaması için yayınladığı liste, dünya çapında 209 şehirde hayat pahalılığı değerlendirilerek hazırlanıyor.
Dünyanın yabancılar için en pahalı şehri olan Hong Kong'ta 3 odalı bir dairenin kirasının 12 bin 77, kot pantolonun fiyatının 128, bir fincan kahvenin 7,8 ve hamburger menüsünün 4,8 dolar olduğu belirtildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Danışmanlık şirketi Mercer'in hazırladığı yabancılar için en pahalı şehir sıralamasının bu yılki listesinde ilk sırayı Hong Kong'un aldığı bildirildi.

BBC'nin haberine göre, danışmanlık şirketi Mercer, yabancılar için en pahalı şehirler sıralamasının yapıldığı bu yılki listesini yayımladı.
Haberde, geçen yıllarda listenin başında yer alan Luanda'nın 2'nci sıraya düştüğü, Angola'nın başkenti Luanda'nın yerini Hong Kong'un aldığı belirtildi.
Listede Zürih 3'üncülüğe, Singapur 4'üncülüğe, Japonya'nın başkenti Tokyo 5'inciliğe yerleşirken, Tokyo'yu sırasıyla Kinşasa, Şanghay, Cenevre, N'Djamena ve Pekin izliyor.
Mercer'in, şirketlerin yurt dışında çalışanların ödeneklerinin hesaplaması için yayınladığı liste, dünya çapında 209 şehirde hayat pahalılığı değerlendirilerek hazırlanıyor.
Dünyanın yabancılar için en pahalı şehri olan Hong Kong'ta 3 odalı bir dairenin kirasının 12 bin 77, kot pantolonun fiyatının 128, bir fincan kahvenin 7,8 ve hamburger menüsünün 4,8 dolar olduğu belirtildi.
Son Güncelleme: Çarşamba, 22 Haziran 2016 15:19
Gösterim: 1297
19. Araştırma Zirvesi'nde klavye kullanmanın yerine kalemle yazı yazmanın beyni daha çok geliştiren bir eylem olduğu vurgulandı.
Türkiye Araştırmacılar Derneği'nin (TÜAD) düzenlediği 19. Araştırma Zirvesi'nde klavye yerine kalemle yazı yazmanın beyni daha çok geliştiren bir eylem olduğu açıklandı.
19. Araştırma Zirvesi'nde konuşan Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Beyin Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Sinan Canan, 3,5 milyar yıllık bir Ar-Ge ürünü olan beynin ayarlarının aşırı bilgiden bozulduğunu ve strese girdiğini belirtti.
Canan, akıllı telefonların ve dijitalleşmenin yaşam serüveninde çok yoğun bir şekilde yer almasının beyin ve dil gelişimine olumsuz etki ettiğini aktararak, "elleri kullanmanın ve yazı yazmanın" beyni geliştiren eylemler olduğuna vurgu yaptı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
19. Araştırma Zirvesi'nde klavye kullanmanın yerine kalemle yazı yazmanın beyni daha çok geliştiren bir eylem olduğu vurgulandı.
Türkiye Araştırmacılar Derneği'nin (TÜAD) düzenlediği 19. Araştırma Zirvesi'nde klavye yerine kalemle yazı yazmanın beyni daha çok geliştiren bir eylem olduğu açıklandı.
19. Araştırma Zirvesi'nde konuşan Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Beyin Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Sinan Canan, 3,5 milyar yıllık bir Ar-Ge ürünü olan beynin ayarlarının aşırı bilgiden bozulduğunu ve strese girdiğini belirtti.
Canan, akıllı telefonların ve dijitalleşmenin yaşam serüveninde çok yoğun bir şekilde yer almasının beyin ve dil gelişimine olumsuz etki ettiğini aktararak, "elleri kullanmanın ve yazı yazmanın" beyni geliştiren eylemler olduğuna vurgu yaptı.
Son Güncelleme: Salı, 03 May 2016 08:42
Gösterim: 1339
Einstein'in 1916'daki yer çekim dalgalarına ilişkin teorisi ikinci kez ispatlanırken, ilk gözlemin tesadüf olmadığı ortaya konuldu.
Albert Einstein'ın 100 yıl önceki yer çekimi dalgalarının varlığına ilişkin teorisinin bilim adamları tarafından tespit edilmesinin ardından yapılan ikinci gözlemde de yer çekimi dalgaları saptandı ve böylece ünlü bilim adamının İzafiyet Teorisi teyit edildi.
İlk kez Einstein'ın, 1916'da öne sürdüğü yer çekimi dalgalarının varlığı ikinci kez ortaya çıkarıldı. "Lazer Interferometer Yer Çekimi Dalgası Gözlemevi"nin (LIGO) yaptığı ikinci gözlemde iki kara deliğin çarpışmasıyla oluştuğu düşünülen yer çekimi dalgalarına ait sinyaller ikinci kez kaydedildi.
Gök bilimcilerin açıklamasına göre, 1,4 milyar ışık yılı ötede bir birini yutan kara deliklerin ikinci bir çifti tespit edildi. Şimdiye kadar sadece ikinci defa gerçekleşen olayda, iki kara deliğin çarpışarak birbirini yuttuğu ve yer çekimi dalgaları biçiminde enerji ortaya çıkardıkları kaydedildi.
Bilim adamlarının açıklamasına göre ayrıca, güneşin 8 ve 14 katı büyüklüğündeki kara deliklerin birleşmesi, yaklaşık güneşten 21 kat büyüklükte bir kara delik ortaya çıkardı.
Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'ndeki (Caltech) LIGO Laboratuvarı Müdür Yardımcısı Albert Lazzarini, söz konusu gözlemle ilgili yaptığı açıklamada, 4 ay içinde iki güçlü olayın algılanmasıyla, gelecekte yer çekimi dalgalarının hangi sıklıkta duyulabileceği hakkında öngörüler yapmaya başlanabileceğini belirtti.
Birmingham Üniversiesi Öğretim Üyesi ve LIGO'da çalışmalarda bulunan John Veitch de gözlemde kaydedilen dalgaların kara delikler olduğunu aktarırken, yaptıkları keşfi gelecekte keşfedilmeyi bekleyen kara delik topluluğu olduğunun onayı olarak değerlendirdi.
Uzaydaki cisimlerin yer çekim kuvvetinin kütlelerinin büyüklükleriyle doğru orantılı olduğunu öngören Einstein'ın teorisine göre kara delik gibi büyük kütleli cisimlerin zaman çekim kuvveti ve zamanı bükebilme yeteneği bulunuyor. Einstein'ın Şubat 2016'ya kadar hiçbir şekilde tespit edilemeyen yer çekimi kuvvetinin dalgalar halinde yayıldığına ilişkin teorisi 100 yıl sonra şubat ayında yapılan gözlemde doğrulanmıştı.
Einstein'ın yer çekim dalgalarının varlığına ilişkin kuramı, bilim adamları tarafından evrenin işleyişine en uygun teori olarak kabul edilirken, 100 yıl sonra yapılan keşfin, özellikle uzayın teleskoplarla dahi görülemeyen daha büyük olan bölümünü anlamakta işe yarayacağı belirtiliyor.
İzafiyet Teorisi'ni yazarken tüm evrenin yer çekimi dalgalarıyla kaplı olduğu kuramını ortaya atan Einstein, yapılan en son gözlemle bir kez daha haklı çıkarken, bunun hiçbir zaman tespit edilemeyeceği düşüncesinde ise yanıldığı ortaya çıkmış oldu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Einstein'in 1916'daki yer çekim dalgalarına ilişkin teorisi ikinci kez ispatlanırken, ilk gözlemin tesadüf olmadığı ortaya konuldu.
Albert Einstein'ın 100 yıl önceki yer çekimi dalgalarının varlığına ilişkin teorisinin bilim adamları tarafından tespit edilmesinin ardından yapılan ikinci gözlemde de yer çekimi dalgaları saptandı ve böylece ünlü bilim adamının İzafiyet Teorisi teyit edildi.
İlk kez Einstein'ın, 1916'da öne sürdüğü yer çekimi dalgalarının varlığı ikinci kez ortaya çıkarıldı. "Lazer Interferometer Yer Çekimi Dalgası Gözlemevi"nin (LIGO) yaptığı ikinci gözlemde iki kara deliğin çarpışmasıyla oluştuğu düşünülen yer çekimi dalgalarına ait sinyaller ikinci kez kaydedildi.
Gök bilimcilerin açıklamasına göre, 1,4 milyar ışık yılı ötede bir birini yutan kara deliklerin ikinci bir çifti tespit edildi. Şimdiye kadar sadece ikinci defa gerçekleşen olayda, iki kara deliğin çarpışarak birbirini yuttuğu ve yer çekimi dalgaları biçiminde enerji ortaya çıkardıkları kaydedildi.
Bilim adamlarının açıklamasına göre ayrıca, güneşin 8 ve 14 katı büyüklüğündeki kara deliklerin birleşmesi, yaklaşık güneşten 21 kat büyüklükte bir kara delik ortaya çıkardı.
Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'ndeki (Caltech) LIGO Laboratuvarı Müdür Yardımcısı Albert Lazzarini, söz konusu gözlemle ilgili yaptığı açıklamada, 4 ay içinde iki güçlü olayın algılanmasıyla, gelecekte yer çekimi dalgalarının hangi sıklıkta duyulabileceği hakkında öngörüler yapmaya başlanabileceğini belirtti.
Birmingham Üniversiesi Öğretim Üyesi ve LIGO'da çalışmalarda bulunan John Veitch de gözlemde kaydedilen dalgaların kara delikler olduğunu aktarırken, yaptıkları keşfi gelecekte keşfedilmeyi bekleyen kara delik topluluğu olduğunun onayı olarak değerlendirdi.
Uzaydaki cisimlerin yer çekim kuvvetinin kütlelerinin büyüklükleriyle doğru orantılı olduğunu öngören Einstein'ın teorisine göre kara delik gibi büyük kütleli cisimlerin zaman çekim kuvveti ve zamanı bükebilme yeteneği bulunuyor. Einstein'ın Şubat 2016'ya kadar hiçbir şekilde tespit edilemeyen yer çekimi kuvvetinin dalgalar halinde yayıldığına ilişkin teorisi 100 yıl sonra şubat ayında yapılan gözlemde doğrulanmıştı.
Einstein'ın yer çekim dalgalarının varlığına ilişkin kuramı, bilim adamları tarafından evrenin işleyişine en uygun teori olarak kabul edilirken, 100 yıl sonra yapılan keşfin, özellikle uzayın teleskoplarla dahi görülemeyen daha büyük olan bölümünü anlamakta işe yarayacağı belirtiliyor.
İzafiyet Teorisi'ni yazarken tüm evrenin yer çekimi dalgalarıyla kaplı olduğu kuramını ortaya atan Einstein, yapılan en son gözlemle bir kez daha haklı çıkarken, bunun hiçbir zaman tespit edilemeyeceği düşüncesinde ise yanıldığı ortaya çıkmış oldu.
Son Güncelleme: Perşembe, 16 Haziran 2016 11:11
Gösterim: 1079
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan araştırmada, göz hastalıklarının romatizma, kalp ve tansiyon gibi çeşitli sağlık problemlerinin habercisi olabileceği ortaya çıktı.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümünde yürütülen araştırmada, "Gözlerin vücudun aynası olduğunu" kanıtlayan bulgular elde edildi. Çalışmanın, göz rahatsızlığı bulunanlarda kalp, romatizma, tansiyon ve diyabetgibi hastalıklara karşı önlem alınması açısından önem taşıdığı bildirildi. Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Kemal Türkyılmaz, göz hastalıklarına bağlı farklı rahatsızlıkların tespiti ve gözle bağlantı nedenlerin belirlenmesi amacıyla yaklaşık bir yıl süren çalışma yürüttüklerini belirtti. Özellikle 40 yaş üstü hastalarda göz muayenesi ile mevcut hastalıkların tespit edilebildiğini vurgulayan Türkyılmaz, "Göz, insanın dünyaya açılan penceresidir ve bir anlamda insanın kalp damar sağlığını yansıtır. Gözün histolojik yapısı ve damar sertliğini ölçen cihazlar yardımıyla hastanın gerek göz gerekse de diğer rahatsızlıklarını araştırdık" dedi.
Türkyılmaz, araştırmayla göz hastalıklarının tanımlandığını, sınıflandırıldığını ve diğer hastalıklarla ilişkilerinin tespit edildiğini belirterek, "Araştırmamızın sonuçları, adeta gözlerin vücudun aynası olduğu görüşünü destekledi. Araştırmaya katılan hastaların 51'inde kalp-damar, romatizma, 59'unda tansiyon, kolesterol ve diyabete bağlı rahatsızlıklar, 14'ünde ise boyun damarında darlık gibi sorunları tespit ettik. Hastalarımızın 76'sında ise göz rahatsızlıkları dışında bulguya rastlamadık" diye konuştu.
Göz damarlarında bozulma olan hastalarda, göz sinirlerinde de incelme tespit ettiklerine dikkati çeken Türkyılmaz, "Kişinin göz damarlarında sertlik ve incelik varsa kalp ve iç hastalıkları bölümüne erkenden yönlendirerek daha ciddi problemleri önceden engellemeyi amaçlıyoruz. Araştırmamız, önleyici sağlık tedbirleri açısından son derece önemli" dedi.
"Rahatsızlığı gözden tanıyabiliyoruz"
Doç. Dr. Türkyılmaz, araştırmaya ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Romatizmal hastalıkları, beyin ve tansiyon hastalıkları, şeker hastalığının safhaları, vitamin ve demir eksikliği, vücutta madde birikimine bağlı hastalıklar gibi birçok rahatsızlığı gözden tanıyabiliyoruz. Göz muayenesi için bize gelen hastaları bazı ilave bulgular açısından araştırıyoruz. Şüphe doğuracak bulgulara rastladığımızda kalp doktorlarına sevk ediyor ve erken tedavi alınmasını sağlıyoruz."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan araştırmada, göz hastalıklarının romatizma, kalp ve tansiyon gibi çeşitli sağlık problemlerinin habercisi olabileceği ortaya çıktı.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümünde yürütülen araştırmada, "Gözlerin vücudun aynası olduğunu" kanıtlayan bulgular elde edildi. Çalışmanın, göz rahatsızlığı bulunanlarda kalp, romatizma, tansiyon ve diyabetgibi hastalıklara karşı önlem alınması açısından önem taşıdığı bildirildi. Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Kemal Türkyılmaz, göz hastalıklarına bağlı farklı rahatsızlıkların tespiti ve gözle bağlantı nedenlerin belirlenmesi amacıyla yaklaşık bir yıl süren çalışma yürüttüklerini belirtti. Özellikle 40 yaş üstü hastalarda göz muayenesi ile mevcut hastalıkların tespit edilebildiğini vurgulayan Türkyılmaz, "Göz, insanın dünyaya açılan penceresidir ve bir anlamda insanın kalp damar sağlığını yansıtır. Gözün histolojik yapısı ve damar sertliğini ölçen cihazlar yardımıyla hastanın gerek göz gerekse de diğer rahatsızlıklarını araştırdık" dedi.
Türkyılmaz, araştırmayla göz hastalıklarının tanımlandığını, sınıflandırıldığını ve diğer hastalıklarla ilişkilerinin tespit edildiğini belirterek, "Araştırmamızın sonuçları, adeta gözlerin vücudun aynası olduğu görüşünü destekledi. Araştırmaya katılan hastaların 51'inde kalp-damar, romatizma, 59'unda tansiyon, kolesterol ve diyabete bağlı rahatsızlıklar, 14'ünde ise boyun damarında darlık gibi sorunları tespit ettik. Hastalarımızın 76'sında ise göz rahatsızlıkları dışında bulguya rastlamadık" diye konuştu.
Göz damarlarında bozulma olan hastalarda, göz sinirlerinde de incelme tespit ettiklerine dikkati çeken Türkyılmaz, "Kişinin göz damarlarında sertlik ve incelik varsa kalp ve iç hastalıkları bölümüne erkenden yönlendirerek daha ciddi problemleri önceden engellemeyi amaçlıyoruz. Araştırmamız, önleyici sağlık tedbirleri açısından son derece önemli" dedi.
"Rahatsızlığı gözden tanıyabiliyoruz"
Doç. Dr. Türkyılmaz, araştırmaya ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Romatizmal hastalıkları, beyin ve tansiyon hastalıkları, şeker hastalığının safhaları, vitamin ve demir eksikliği, vücutta madde birikimine bağlı hastalıklar gibi birçok rahatsızlığı gözden tanıyabiliyoruz. Göz muayenesi için bize gelen hastaları bazı ilave bulgular açısından araştırıyoruz. Şüphe doğuracak bulgulara rastladığımızda kalp doktorlarına sevk ediyor ve erken tedavi alınmasını sağlıyoruz."
Son Güncelleme: Perşembe, 10 Mart 2016 14:16
Gösterim: 1289

