Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Ömer Dinçer 12 yıllık zorunlu eğitim yasa tasarısında sorulara cevap verdi. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, zorunlu eğitimin 12 çıkarılmasının dünya ile Türkiye arasında meydana gelen stratejik açıklığı kapatmak için gerekli olduğunu bildirdi.

ömer dinçerDinçer, teklifin tümü üzerinde yaptığı konuşmada, zorunlu eğitimin 12 çıkarılmasına ciddi anlamda ihtiyaç olduğunu söyledi. Dinçer, zorunlu eğitimin 12 çıkarılmasının; dünya ile Türkiye arasında meydana gelen stratejik açıklığı kapatmak için gerekli olduğunu ifade etti.

Pek çok ülkede eğitimin farklı şekillerde de olsa kesintili hale getirildiğini belirten Dinçer, dünyanın pek çok ülkesinde kademeli sistemin 6+3+3, 5+4+3, 5+3+4 veya 4+4+4 şeklinde uygulandığını anlattı. Dinçer, ''Aslında eğitim sisteminin önemli olan boyutu sürenin belirlenmesidir. Kademeli hale getirilmesi zaruridir'' dedi.

Okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesine temel olarak bakıldığında hiç bir mahsur olmadığını vurgulayan Bakan Dinçer, dünyanın hiç bir ülkesinde okul öncesi eğitimin kanunla zorunlu hale getirilmediğini kaydetti. Dinçer, Türkiye'de yaklaşık 36 bin civarında köy, 44 bin civarında mezra bulunduğunu, okul öncesinin zorunlu hale getirilmesinin buralarda tedbir almayı gerektireceğini ifade etti.

36 ay ile 60 ay arasındaki çocukların okullaşma oranını yüzde yüze çıkarmak için her türlü tedbiri alacaklarını ve çaba sarf edeceklerini belirten Dinçer, okula başlamada üst sınırın 72 ay, alt sınırın 60 ay olacağını bildirdi.

Dinçer, 1997-1998 eğitim öğretim yılında mesleki eğitim oranının yüzde 45 olduğunu, ancak 2000-2001 eğitim öğretim yılında yüzde 38'e kadar düştüğünü, 2010-2011 yılı sonu itibariyle yüzde 48 olduğunu kaydetti.

AK Parti'li Milli Eğitim bakanlarının ne kadar başarılı olduğunun 2003 yılından sonra yapılan çalışmalara bakılarak kolayca anlaşılabileceğini belirten Dinçer, okullaşma oranlarındaki artışın bunun en önemli göstergesi olduğunu bildirdi.

Yeni sistemde bazı uygulamaların Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına çıkarılmasının sıkça eleştirildiğini anımsatan Dinçer, ''Bununla ilgili hukuki mevzuatın nasıl yapılacağı düzenlendi. İhaleler şeffaf bir şekilde yapılacak, bunu da tüm kamuoyu görecektir'' diye konuştu.

Yeni sistemin uygulanmasıyla birlikte açığa çıkacak bir öğretmen olmayacağını belirten Dinçer, AK Parti Hükümeti'nin öğretmen kadrosu oluşturma yönündeki yoğun çabalarını herkes tarafından çok iyi bilindiğini söyledi.

Eğitim sisteminin, daha esnek ve daha demokratik bir hale getirilmesine çalıştıklarını anlatan Dinçer, ''Eğitim sistemi demokratikleştikçe ve esnekleştikçe bu ülkede yaşayan herkes hangi etnik ya da dini yapıda olursa hepsi bu demokratikleşmeden faydalanacaktır. İmam hatip okulları da bundan azami derecede yararlanacak'' şeklinde konuştu.

> Bakan DİNÇER'den 4+4+4 açıklaması

TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Ömer Dinçer 12 yıllık zorunlu eğitim yasa tasarısında sorulara cevap verdi. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, zorunlu eğitimin 12 çıkarılmasının dünya ile Türkiye arasında meydana gelen stratejik açıklığı kapatmak için gerekli olduğunu bildirdi.

ömer dinçerDinçer, teklifin tümü üzerinde yaptığı konuşmada, zorunlu eğitimin 12 çıkarılmasına ciddi anlamda ihtiyaç olduğunu söyledi. Dinçer, zorunlu eğitimin 12 çıkarılmasının; dünya ile Türkiye arasında meydana gelen stratejik açıklığı kapatmak için gerekli olduğunu ifade etti.

Pek çok ülkede eğitimin farklı şekillerde de olsa kesintili hale getirildiğini belirten Dinçer, dünyanın pek çok ülkesinde kademeli sistemin 6+3+3, 5+4+3, 5+3+4 veya 4+4+4 şeklinde uygulandığını anlattı. Dinçer, ''Aslında eğitim sisteminin önemli olan boyutu sürenin belirlenmesidir. Kademeli hale getirilmesi zaruridir'' dedi.

Okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesine temel olarak bakıldığında hiç bir mahsur olmadığını vurgulayan Bakan Dinçer, dünyanın hiç bir ülkesinde okul öncesi eğitimin kanunla zorunlu hale getirilmediğini kaydetti. Dinçer, Türkiye'de yaklaşık 36 bin civarında köy, 44 bin civarında mezra bulunduğunu, okul öncesinin zorunlu hale getirilmesinin buralarda tedbir almayı gerektireceğini ifade etti.

36 ay ile 60 ay arasındaki çocukların okullaşma oranını yüzde yüze çıkarmak için her türlü tedbiri alacaklarını ve çaba sarf edeceklerini belirten Dinçer, okula başlamada üst sınırın 72 ay, alt sınırın 60 ay olacağını bildirdi.

Dinçer, 1997-1998 eğitim öğretim yılında mesleki eğitim oranının yüzde 45 olduğunu, ancak 2000-2001 eğitim öğretim yılında yüzde 38'e kadar düştüğünü, 2010-2011 yılı sonu itibariyle yüzde 48 olduğunu kaydetti.

AK Parti'li Milli Eğitim bakanlarının ne kadar başarılı olduğunun 2003 yılından sonra yapılan çalışmalara bakılarak kolayca anlaşılabileceğini belirten Dinçer, okullaşma oranlarındaki artışın bunun en önemli göstergesi olduğunu bildirdi.

Yeni sistemde bazı uygulamaların Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına çıkarılmasının sıkça eleştirildiğini anımsatan Dinçer, ''Bununla ilgili hukuki mevzuatın nasıl yapılacağı düzenlendi. İhaleler şeffaf bir şekilde yapılacak, bunu da tüm kamuoyu görecektir'' diye konuştu.

Yeni sistemin uygulanmasıyla birlikte açığa çıkacak bir öğretmen olmayacağını belirten Dinçer, AK Parti Hükümeti'nin öğretmen kadrosu oluşturma yönündeki yoğun çabalarını herkes tarafından çok iyi bilindiğini söyledi.

Eğitim sisteminin, daha esnek ve daha demokratik bir hale getirilmesine çalıştıklarını anlatan Dinçer, ''Eğitim sistemi demokratikleştikçe ve esnekleştikçe bu ülkede yaşayan herkes hangi etnik ya da dini yapıda olursa hepsi bu demokratikleşmeden faydalanacaktır. İmam hatip okulları da bundan azami derecede yararlanacak'' şeklinde konuştu.

Son Güncelleme: Çarşamba, 28 Mart 2012 16:44

Gösterim: 2543

Türkiye Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi'nin 2011 raporu, madde kullanımıyla ilgili acı gerçeği gözler önüne serdi. Tedavi gören bağımlıların profilini çıkaran rapora göre en küçük hastanın yaşı 12, en büyüğü ise 66. 2010'da yatarak tedavi gören her 3 hastadan 2'si eroin kullanıcısı.

Türkiye Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM), toplumun geleceğini tehdit eden madde bağımlılığıyla ilgili çarpıcı bir rapor hazırladı. 'Türkiye Uyuşturucu Raporu 2011' adıyla hazırlanan raporda tedavi altındaki bağımlıların profiline yer verildi. Buna göre tedaviye daha çok erkekler başvuruyor. Tedavi görenlerin yarıdan fazlası işsiz. Eroin nedeniyle tedavi görenlerin sayısı ise her geçen gün artıyor. 2010 yılında yatarak tedavi gören her 3 hastadan 2'si eroin kullanıcısı. Avrupa Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi'nin destek verdiği rapor, 2004-2010 yılları arasında tedavi gören bağımlılar dikkate alınarak hazırlandı. Raporda yer alan bilgiye göre 2009 yılında ayakta tedavi için başvuru yapanların sayısı 107 bin iken, 2010'da yüzde 26 artışla 134 bin 287'ye çıktı. 2010'da tedavi görenlerin yüzde 52'sini 'denetimli serbestlik'ten yararlananlar oluşturdu. İlk kez tedaviye başvuranların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 12 arttı. Bunlardan yüzde 95'i erkek, yüzde 3'ü ise kadın olarak gerçekleşti. Tedavi olanların yüzde 98'i Türkiye vatandaşı iken yüzde 1'i diğer uyruktan. Tedavi görenlerin yıllara göre dağılımında talebin kadınlar için daha az, erkekler için çok daha fazla olduğu görüldü. Yaş ortalaması ise 28 olarak belirlendi. Tedavi gören en küçük kişinin yaşı 12, en büyüğünki ise 66 oldu. Tedavi gören şahısların ilk kullanma yaşı 21,5 olarak ortaya çıktı. 2004-2010 yılları arasında bu aralığın 21-22 arasında seyrettiği ve herhangi bir değişiklik göstermediği saptandı. Tedavi görenlerin yüzde 33'ünün ilk, yüzde 32'sinin ortaokul, yüzde 24'ünün lise, yüzde 5'inin ise yüksekokul mezunu olduğu tespit edildi. Yüzde 2'sinin hiç okula gitmediği anlaşıldı. Rapor, acı bir gerçeği daha ortaya çıkardı. Buna göre tedavi görenlerin yüzde 57'sinin işsiz, yüzde 3'ünün de öğrenci olduğu belirlendi.

> Uyuşturucu bağımlılığının yaşı 12

Türkiye Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi'nin 2011 raporu, madde kullanımıyla ilgili acı gerçeği gözler önüne serdi. Tedavi gören bağımlıların profilini çıkaran rapora göre en küçük hastanın yaşı 12, en büyüğü ise 66. 2010'da yatarak tedavi gören her 3 hastadan 2'si eroin kullanıcısı.

Türkiye Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM), toplumun geleceğini tehdit eden madde bağımlılığıyla ilgili çarpıcı bir rapor hazırladı. 'Türkiye Uyuşturucu Raporu 2011' adıyla hazırlanan raporda tedavi altındaki bağımlıların profiline yer verildi. Buna göre tedaviye daha çok erkekler başvuruyor. Tedavi görenlerin yarıdan fazlası işsiz. Eroin nedeniyle tedavi görenlerin sayısı ise her geçen gün artıyor. 2010 yılında yatarak tedavi gören her 3 hastadan 2'si eroin kullanıcısı. Avrupa Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi'nin destek verdiği rapor, 2004-2010 yılları arasında tedavi gören bağımlılar dikkate alınarak hazırlandı. Raporda yer alan bilgiye göre 2009 yılında ayakta tedavi için başvuru yapanların sayısı 107 bin iken, 2010'da yüzde 26 artışla 134 bin 287'ye çıktı. 2010'da tedavi görenlerin yüzde 52'sini 'denetimli serbestlik'ten yararlananlar oluşturdu. İlk kez tedaviye başvuranların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 12 arttı. Bunlardan yüzde 95'i erkek, yüzde 3'ü ise kadın olarak gerçekleşti. Tedavi olanların yüzde 98'i Türkiye vatandaşı iken yüzde 1'i diğer uyruktan. Tedavi görenlerin yıllara göre dağılımında talebin kadınlar için daha az, erkekler için çok daha fazla olduğu görüldü. Yaş ortalaması ise 28 olarak belirlendi. Tedavi gören en küçük kişinin yaşı 12, en büyüğünki ise 66 oldu. Tedavi gören şahısların ilk kullanma yaşı 21,5 olarak ortaya çıktı. 2004-2010 yılları arasında bu aralığın 21-22 arasında seyrettiği ve herhangi bir değişiklik göstermediği saptandı. Tedavi görenlerin yüzde 33'ünün ilk, yüzde 32'sinin ortaokul, yüzde 24'ünün lise, yüzde 5'inin ise yüksekokul mezunu olduğu tespit edildi. Yüzde 2'sinin hiç okula gitmediği anlaşıldı. Rapor, acı bir gerçeği daha ortaya çıkardı. Buna göre tedavi görenlerin yüzde 57'sinin işsiz, yüzde 3'ünün de öğrenci olduğu belirlendi.

Son Güncelleme: Çarşamba, 28 Mart 2012 16:03

Gösterim: 4283

AK Parti Milletvekili Özcan Ulupınar'ın ateist gençten kimseye fayda gelmeyeceğini savundu.

AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan UlupınarAK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, Çaycuma ilçesinde katıldığı cami açılışında tartışmalara neden olan sözler sarf etti.

AK Parti’li Ulupınar, şöyle konuştu: “Dindar bir nesilden kime zarar gelir? Vatana, memlekete, dinine, kendisine, ailesine faydası olur.

Ateist, dinsiz bir gençten hiç kimseye fayda gelmez. Kafamızı gözümüzü de yarsalar, bıçak da sallasalar, kurşun da atsalar bu hafta ‘4+4+4’ geçecek.”

AK Parti’li Özcan Ulupınar’ın bu sözlerine Eğitim-Sen’den tepki geldi. Eğitim-Sen Çaycuma Temsilciliği’nden yapılan yazılı açıklamada, “Toplumu dindarlar, dinsizler, ateistler diye kamplara ayrıştırmak ve sadece bir mezhebin, bir inancın sözcülüğünü yapmak, devletin ve devleti yönetenlerin görevi değildir” denildi.

(radikal)

> AKP Milletvekili’nden büyük GAF!

AK Parti Milletvekili Özcan Ulupınar'ın ateist gençten kimseye fayda gelmeyeceğini savundu.

AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan UlupınarAK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, Çaycuma ilçesinde katıldığı cami açılışında tartışmalara neden olan sözler sarf etti.

AK Parti’li Ulupınar, şöyle konuştu: “Dindar bir nesilden kime zarar gelir? Vatana, memlekete, dinine, kendisine, ailesine faydası olur.

Ateist, dinsiz bir gençten hiç kimseye fayda gelmez. Kafamızı gözümüzü de yarsalar, bıçak da sallasalar, kurşun da atsalar bu hafta ‘4+4+4’ geçecek.”

AK Parti’li Özcan Ulupınar’ın bu sözlerine Eğitim-Sen’den tepki geldi. Eğitim-Sen Çaycuma Temsilciliği’nden yapılan yazılı açıklamada, “Toplumu dindarlar, dinsizler, ateistler diye kamplara ayrıştırmak ve sadece bir mezhebin, bir inancın sözcülüğünü yapmak, devletin ve devleti yönetenlerin görevi değildir” denildi.

(radikal)

Son Güncelleme: Çarşamba, 28 Mart 2012 14:47

Gösterim: 3245

ZONGULDAK Ticaret Meslek Lisesi’nde görev yapan öğretmen 32 yaşındaki Mustafa Akyol, okul bahçesinde yönetimindeki otomobille 10’uncu sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Raşid Bıyık’a çarptı. Raşid Bıyık’ın yaralandığını görünce toplanan öğrencilerin tepki göstermesi üçerine kaçarak okul binasına giren öğretmen Mustafa Akyol, polis tarafından ifadesinin alınması için karakola götürüldü.

Olay, saat 12.30 sıralarında meydana geldi. 52 HH 453 plakalı hafif ticari aracıyla okula gelen Bilişim Teknolojileri öğretmeni Mustafa Akyol, nöbetçi öğrencinin bahçe kapısını açmasıyla içeriye girdi ve bahçedeki öğrenci Raşid Bıyık’a çarptı. Yere düşen öğrenci hafif yaralandı.
Kazayı gören ve hemen yaralanan arkadaşlarının yanına koşan diğer öğrenciler, öğretmen Mustafa Akyol’un kasıtlı çarptığını ileri sürerek üzerine yürüdü. Öğrenciler ile öğretmen arasında itiş- kakış sırasında öğrencilerden Tuğba Ekşi, baygınlık geçirdi. Öğrencilerin tepkisinin artması üzerine öğretmen Mustafa Akyol, koşarak okul binasına sığındı.

Haber verilmesi üzerine gelen polis, öğretmen Mustafa Akyol’u ifadesinin alınması için karakola götürdü. Öğretmenin aracıyla çarptığı öğrenci Raşid Bıyık ile baygınlık geçiren Tuğba Ekşi ise Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi’ne götürülerek ifadeleri alındı.

Öğrencilerin şikayetçi olduğu öğretmen Mustafa Akyol’un da ifadesinde, öğrenciye kaza sonucu çarptığını, herhangi bir kastının olmadığını söyledi.

> Öğrencilerden öğretmene linç girişimi!

ZONGULDAK Ticaret Meslek Lisesi’nde görev yapan öğretmen 32 yaşındaki Mustafa Akyol, okul bahçesinde yönetimindeki otomobille 10’uncu sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Raşid Bıyık’a çarptı. Raşid Bıyık’ın yaralandığını görünce toplanan öğrencilerin tepki göstermesi üçerine kaçarak okul binasına giren öğretmen Mustafa Akyol, polis tarafından ifadesinin alınması için karakola götürüldü.

Olay, saat 12.30 sıralarında meydana geldi. 52 HH 453 plakalı hafif ticari aracıyla okula gelen Bilişim Teknolojileri öğretmeni Mustafa Akyol, nöbetçi öğrencinin bahçe kapısını açmasıyla içeriye girdi ve bahçedeki öğrenci Raşid Bıyık’a çarptı. Yere düşen öğrenci hafif yaralandı.
Kazayı gören ve hemen yaralanan arkadaşlarının yanına koşan diğer öğrenciler, öğretmen Mustafa Akyol’un kasıtlı çarptığını ileri sürerek üzerine yürüdü. Öğrenciler ile öğretmen arasında itiş- kakış sırasında öğrencilerden Tuğba Ekşi, baygınlık geçirdi. Öğrencilerin tepkisinin artması üzerine öğretmen Mustafa Akyol, koşarak okul binasına sığındı.

Haber verilmesi üzerine gelen polis, öğretmen Mustafa Akyol’u ifadesinin alınması için karakola götürdü. Öğretmenin aracıyla çarptığı öğrenci Raşid Bıyık ile baygınlık geçiren Tuğba Ekşi ise Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi’ne götürülerek ifadeleri alındı.

Öğrencilerin şikayetçi olduğu öğretmen Mustafa Akyol’un da ifadesinde, öğrenciye kaza sonucu çarptığını, herhangi bir kastının olmadığını söyledi.

Son Güncelleme: Çarşamba, 28 Mart 2012 15:01

Gösterim: 2427

ÖSYM Başkanı Demir, "Uygulayıcı bir kurumuz. Talep edildiği sürece, sınavları yapmakla mükellefiz. Ancak sınavların yapılıp, yapılmaması konusu hükümetin takdiridir" dedi.
 

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, ''YGS'nin kaldırılacağına ilişkin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamaları oldu. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?'' sorusu üzerine şunları söyledi:

Biz, ölçme, seçme, yerleştirme merkezi olarak çalışıyoruz. Türkiye'deki insanımızın, gençlerimizin kendi aralarındaki yarışmalarında ölçmeyi ve kurumların ya da üniversitelerin istedikleri niteliklerde adayları seçmeyi ve onları yerleştirmeyi yapıyoruz. Biz uygulayıcı bir kurumuz. Dolayısıyla bize sınav talep edildiği sürece, biz sınavları yapmakla mükellefiz. Ancak sınavların yapılıp, yapılmaması konusu hükümetin takdiridir.

Kamuoyunu ilgilendiren, çok sayıda adayı, aileyi ilgilendiren bir konu. Eğer sınavın olmamasını gerektiren bir sistem oluşturulabilirse bu da uygulanır. Ancak biz sadece üniversite sınavı yapan bir kurum değiliz. Bizim yaptığımız KPSS gibi, ÖMSS gibi, yabancı dil sınavları gibi pek çok farklı sınavlarımız var. Bu Türkiye'nin ve belki de hayatın bir gerçeği. Her aşamada ölçme mutlaka olacaktır. Dolayısıyla hükümetin takdirine saygı duyarız, fakat sınav her aşamada bir şekilde insanımızın hayat çizgisi içerisinde yer alacaktır.

> ''Sınavların yapılıp, yapılmaması hükümetin takdiridir''

ÖSYM Başkanı Demir, "Uygulayıcı bir kurumuz. Talep edildiği sürece, sınavları yapmakla mükellefiz. Ancak sınavların yapılıp, yapılmaması konusu hükümetin takdiridir" dedi.
 

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, ''YGS'nin kaldırılacağına ilişkin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamaları oldu. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?'' sorusu üzerine şunları söyledi:

Biz, ölçme, seçme, yerleştirme merkezi olarak çalışıyoruz. Türkiye'deki insanımızın, gençlerimizin kendi aralarındaki yarışmalarında ölçmeyi ve kurumların ya da üniversitelerin istedikleri niteliklerde adayları seçmeyi ve onları yerleştirmeyi yapıyoruz. Biz uygulayıcı bir kurumuz. Dolayısıyla bize sınav talep edildiği sürece, biz sınavları yapmakla mükellefiz. Ancak sınavların yapılıp, yapılmaması konusu hükümetin takdiridir.

Kamuoyunu ilgilendiren, çok sayıda adayı, aileyi ilgilendiren bir konu. Eğer sınavın olmamasını gerektiren bir sistem oluşturulabilirse bu da uygulanır. Ancak biz sadece üniversite sınavı yapan bir kurum değiliz. Bizim yaptığımız KPSS gibi, ÖMSS gibi, yabancı dil sınavları gibi pek çok farklı sınavlarımız var. Bu Türkiye'nin ve belki de hayatın bir gerçeği. Her aşamada ölçme mutlaka olacaktır. Dolayısıyla hükümetin takdirine saygı duyarız, fakat sınav her aşamada bir şekilde insanımızın hayat çizgisi içerisinde yer alacaktır.

Son Güncelleme: Çarşamba, 28 Mart 2012 13:30

Gösterim: 2147


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.