Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
MEB lise yönetmeliğini yeniledi. Yeni Lise yönetmeliğinde bir çok değişikliğe gidiliyor. Yeni yönetmeliğin tüm detayları.
MEB'in yeni lise yönetmeliğine göre 4 yıllık lise 3 yılda bitirilebilecek, ders süreleri 5 dakika kısalacak. Beden eğitimi, müzik ve görsel sanatlardan sınıfta kalma yok
Milli Eğitim Bakanlığı, 4+4+4 kesintili 12 yıllık zorunlu eğitim sistemiyle birlikte lise yönetmeliğini de sil baştan değiştirdi. Yeni yönetmelik taslağında, başarılı öğrenciye okulu 1 yıl erken bitirme hakkı verilirken, sınıf mevcutlarına da 30'u aşmaması için sınırlama getirildi. Dersliğin yetersiz olduğu okullarda sınıf mevcutları maksimum 40'a kadar çıkabilecek. Taslağa göre, liselerde ders süresi 45 dakikadan 40'a inecek. Ayrıca, dershanelere giden öğrencilerin doktordan rapor derdi de sona erecek. Taslakta, bir yıllık devamsızlık süresi 20 günden 45 güne çıkartılıyor. Özürsüz olarak derse gelmeyen öğrenci aynı gün velisine SMS'le bildirilecek.
SENDİKALARDAN GÖRÜŞ
12 yıllık kademeli ve zorunlu yeni eğitim sisteminin kanunlaşmasının ardından hazırlıklarını sürdüren MEB, liselerdeki işleyişi düzenleyen Ortaöğretim Kurumları Yönetmelik taslağını hazırladı. Sendikalara görüş almak için gönderilen taslakta devrim niteliği taşıyan birçok yeniliğin hayata geçirilmesi öngörülüyor. Taslağa göre, ders yılı 180 iş gününden az olmayacak. Bir ders yılında toplam iş gününün dörtte üçünden daha az okula devam eden öğrenciler, notları ne olursa olsun başarısız sayılacak. Devamsızlığı 40 günü aşan öğrencinin durumu velisine iadeli taahhütlü posta ile bildirilecek ve öğrencinin okula devamının sağlanması istenecek. Devamsızlığı alışkanlık haline getiren öğrencinin durumu, devamsızlığın her onuncu günü bitiminde velisine yazılı olarak iletilecek.
BAŞARIYA ÖDÜL
Taslağa göre isteyen ve belirlenen şartları yerine getiren öğrencilere de bir yıl erken mezuniyet imkânı getiriliyor. 10'ıncı sınıf sonunda bütün derslerden başarılı olup yılsonu başarı puanı en az 90 ve üzeri olan 11'inci sınıf öğrencileri erken mezuniyet hakkından yararlanabilecek. Erken mezuniyet için başvuruda bulunanların o yılın üniversiteye giriş sınavına başvuruları da sağlanacak. Taslağa göre Güzel sanatlar ve spor liseleri hariç beden eğitimi, müzik ve görsel sanatlar derslerinde puanla değerlendirme yapılmayacak. Böylelikle bu tür yetenek derslerinde kalma veya geçme durumu söz konusu olmayacak. Yönetmelikle ayrıca şunlar geliyor:
Okullarda sağlık hizmetlerini yürütmek üzere hemşire görevlendirilebilecek.
Bilişim araçları ile yönetici, öğretmen, personel, öğrenci, memur, diğer görevliler ve ziyaretçilere etik olmayan ses, söz ve görüntülerle zarar verici davranışlarda bulunan öğrencilere disiplin yolu görünecek.
İMAM HATİPLERE MESCİT
İşletmelerdeki mesleki eğitimin gündüz yapılması esas olacak. Ancak bu eğitim, sektörün ve program türünün özelliğine göre, staj 24.00'ü geçmemek koşuluyla gece de yapılabilecek.
Teknik lise veya mesleki ve teknik ortaöğretim okullarından mezun olanlardan isteyenlere, ustalık belgesinin yetki ve sorumluluklarını taşıyan, mesleklerinde bağımsız İşyeri Açma Belgesi verilecek.
Yeni sistemle yeniden açılacak imam hatip liselerine mescit geliyor. İmam hatip liselerinde, meslek dersleri uygulamalarının yapılması için uygun alanlar veya uygulama mescitleri oluşturulacak.
İŞTE YENİ DÜZENLEME
MEB'in yeni lise yönetmeliğine göre 4 yıllık lise 3 yılda bitirilebilecek, ders süreleri 5 dakika kısalacak. Beden eğitimi, müzik ve görsel sanatlardan sınıfta kalma yok
6 ZAYIFLA SINIFTA KALINACAK
Genel liselere nakil ve geçişlerde resmî ve özel Anadolu lisesi, Anadolu öğretmen lisesi, fen lisesi, sosyal bilimler lisesi, polis koleji ve askeri liselerden aynı sınıf seviyesinde zamana bağlı olmaksızın geçiş yapılabilecek. Farklı tür program uygulayan okullardan, 9'uncu sınıflarda zamana bağlı olmaksızın, 10 ve 11'inci sınıfların sonunda ders kesiminden, yeni öğretim yılının başlangıcına kadar nakil yapılabilecek
Doğrudan sınıfını geçemeyen öğrencilerden, başarısız ders sayısı en fazla 4 ders olanlar sorumlu olarak sınıflarını geçecekler. Ancak alt sınıflar da dâhil toplam 6 dersten fazla başarısız dersi bulunanlar sınıf tekrar edecekler.
BAŞARI KRİTERİ DEĞİŞİYOR 0-44 ARASI 'GEÇMEZ' OLUYOR
Puanla değerlendirme sisteminde değişiklik yapılıyor. Şu anda puan olarak 0-24 "Etkisiz", 25-44 "Geçmez" iken yeni şekliyle 0-44 "geçmez" oluyor.
Ders yılı sonunda bir dersten başarılı olma kriterleri değişiyor. Mevcut haliyle birinci dönem notu etkisiz (0-24) ise ikinci dönem notu orta olunca geçiliyordu. Artık geçilemiyor. Birinci dönem en az 35, ikinci dönem ise 45 not almak veya birinci dönem notu 35'ten az ise ikinci dönem en az 70 almak gerekiyor.
Başarısız dersi olanların ortalamayla sınıf geçmesi bazı liselerde kolaylaştırılıyor. Başarısız dersi olanlardan Yılsonu Başarı Notu, fen liseleri ve sosyal bilimler liselerinde 3.50; Anadolu türü liseler ile önünde yabancı dil hazırlık sınıfı bulunan liselerde 3.00; genel liseler, güzel sanatlar ve spor liseleri ile mesleki ve teknik liselerde 2.50 olan öğrenciler ortalama ile sınıflarını geçerken yeni durumda ayrım yapılmaksızın bütün liselerde Yılsonu Başarı Puanı 50 olanlar başarısız dersi olsa dahi sınıf geçebiliyor.
Sorumlu geçmede ders sayısı artırılıyor. Sınıfını geçemeyen öğrencilerden, alt sınıflar da dâhil toplam 5 dersten fazla başarısız olanlar sınıf tekrarı yaparken bu sınır 6 derse çıkarılıyor.
İMAM HATİP ORTAOKULLARI, 15 YIL SONRA YENİDEN
Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun ile 1997- 1998'den bu yana kapalı olan imam hatip okullarının ortaokul bölümleri yeniden açılacak. MEB, bu amaçla çalışmalarını sürdürüyor. Öğrenci sayısı fazla imam hatip liselerinin bünyesinde ortaokul açılamayacağı için bu okulların ayrı yerlerde açılması öngörülüyor. Zorunlu eğitimi 1997-1998 eğitim öğretim yılından itibaren kesintisiz 8 yıla çıkaran düzenlemeyle; 1996-1997 eğitim öğretim yılı verilerine göre sayıları 594 olan, 318 bin 799 öğrencisi bulunan imam hatip ortaokulları kapatılmıştı.
2010'DA TALEP ARTTI
Ortaokulların kapanmasıyla; lise bölümlerinin öğrenci sayılarında da düşüş yaşandı. Bu liselere; 1996-1997'de yeni kayıt olan 64 bin 299 öğrenci sayısı, 1997-1998'de 55 bin 712'ye, 1998-1999'da 38 bin 135'e geriledi. Ancak 2010-2011'dan itibaren öğrenci ve okul sayısında artış yaşandı. MEB'in verilerine göre 493 imam hatip lisesinde 112 bin 608'i erkek, 123 bin 31'i kız öğrenci olmak üzere toplam 235 bin 639 öğrenci okurken bu sayı, 2011- 2012'de 537 imam hatip lisesine, 126 bin 429'u erkek, 141 bin 816'sı kız olmak üzere 268 bin 245 öğrenciye çıktı.
DANIŞTAY'DAN '19 MAYIS' GEREKÇESİ
Danıştay, "19 Mayıs Genelgesi"nin yürütmesini, il ve ilçelerdeki törenlerde öğrencilerin katılımı engellendiği için durdurduğunu açıkladı. Danıştay Başkanlığı, Danıştay 10'uncu Dairesi'nin kararının gerekçesini internet sitesinde yayınladı. Danıştan 10'uncu Dairesi'nin kararında bayram kutlamalarına ilişkin yönetmelik ve yönergelerde, il ve ilçelerde düzenlenecek 19 Mayıs törenlerine öğrencilerin katılımını gerekli kılmasına rağmen genelgenin bunu engellediği ve belirsiz bir durum yarattığı kaydedildi. Kararda şöyle denildi: "İlgi yönetmelik ve yönergeyle yapılan düzenlemelerle, 19 Mayıs'ta il ve ilçe düzeyinde ortak formatta yapılacak törenlerde yetkili komitelerce belirlenecek sayıda öğrencilerin katılımı gerektiği halde bu gerekliliği ortadan kaldıran ifadelere yer veren dava konusu genelge, yönetmelik ve yönergeye aykırı saptamalar içerdiği gibi bir düzenleyici işlemde olması gereken 'açık ve belirgin olma' niteliğini de taşımamaktadır." ANKARA
ÖĞRETMENLER ŞİDDETİ PROTESTO ETTİ
Eğitim-Bir-Sen ve Türk Haber-Sen üyesi öğretmenler, başta İstanbul, Ankara ve İzmir'de olmak üzere pek çok kentte düzenledikleri gösteriler ve basın açıklamalarıyla öğretmenlere yönelik artan şiddeti protesto etti.
(Sabah)
Üst Kategori: ROOT Kategori: İlköğretim ve Liseler
MEB lise yönetmeliğini yeniledi. Yeni Lise yönetmeliğinde bir çok değişikliğe gidiliyor. Yeni yönetmeliğin tüm detayları.
MEB'in yeni lise yönetmeliğine göre 4 yıllık lise 3 yılda bitirilebilecek, ders süreleri 5 dakika kısalacak. Beden eğitimi, müzik ve görsel sanatlardan sınıfta kalma yok
Milli Eğitim Bakanlığı, 4+4+4 kesintili 12 yıllık zorunlu eğitim sistemiyle birlikte lise yönetmeliğini de sil baştan değiştirdi. Yeni yönetmelik taslağında, başarılı öğrenciye okulu 1 yıl erken bitirme hakkı verilirken, sınıf mevcutlarına da 30'u aşmaması için sınırlama getirildi. Dersliğin yetersiz olduğu okullarda sınıf mevcutları maksimum 40'a kadar çıkabilecek. Taslağa göre, liselerde ders süresi 45 dakikadan 40'a inecek. Ayrıca, dershanelere giden öğrencilerin doktordan rapor derdi de sona erecek. Taslakta, bir yıllık devamsızlık süresi 20 günden 45 güne çıkartılıyor. Özürsüz olarak derse gelmeyen öğrenci aynı gün velisine SMS'le bildirilecek.
SENDİKALARDAN GÖRÜŞ
12 yıllık kademeli ve zorunlu yeni eğitim sisteminin kanunlaşmasının ardından hazırlıklarını sürdüren MEB, liselerdeki işleyişi düzenleyen Ortaöğretim Kurumları Yönetmelik taslağını hazırladı. Sendikalara görüş almak için gönderilen taslakta devrim niteliği taşıyan birçok yeniliğin hayata geçirilmesi öngörülüyor. Taslağa göre, ders yılı 180 iş gününden az olmayacak. Bir ders yılında toplam iş gününün dörtte üçünden daha az okula devam eden öğrenciler, notları ne olursa olsun başarısız sayılacak. Devamsızlığı 40 günü aşan öğrencinin durumu velisine iadeli taahhütlü posta ile bildirilecek ve öğrencinin okula devamının sağlanması istenecek. Devamsızlığı alışkanlık haline getiren öğrencinin durumu, devamsızlığın her onuncu günü bitiminde velisine yazılı olarak iletilecek.
BAŞARIYA ÖDÜL
Taslağa göre isteyen ve belirlenen şartları yerine getiren öğrencilere de bir yıl erken mezuniyet imkânı getiriliyor. 10'ıncı sınıf sonunda bütün derslerden başarılı olup yılsonu başarı puanı en az 90 ve üzeri olan 11'inci sınıf öğrencileri erken mezuniyet hakkından yararlanabilecek. Erken mezuniyet için başvuruda bulunanların o yılın üniversiteye giriş sınavına başvuruları da sağlanacak. Taslağa göre Güzel sanatlar ve spor liseleri hariç beden eğitimi, müzik ve görsel sanatlar derslerinde puanla değerlendirme yapılmayacak. Böylelikle bu tür yetenek derslerinde kalma veya geçme durumu söz konusu olmayacak. Yönetmelikle ayrıca şunlar geliyor:
Okullarda sağlık hizmetlerini yürütmek üzere hemşire görevlendirilebilecek.
Bilişim araçları ile yönetici, öğretmen, personel, öğrenci, memur, diğer görevliler ve ziyaretçilere etik olmayan ses, söz ve görüntülerle zarar verici davranışlarda bulunan öğrencilere disiplin yolu görünecek.
İMAM HATİPLERE MESCİT
İşletmelerdeki mesleki eğitimin gündüz yapılması esas olacak. Ancak bu eğitim, sektörün ve program türünün özelliğine göre, staj 24.00'ü geçmemek koşuluyla gece de yapılabilecek.
Teknik lise veya mesleki ve teknik ortaöğretim okullarından mezun olanlardan isteyenlere, ustalık belgesinin yetki ve sorumluluklarını taşıyan, mesleklerinde bağımsız İşyeri Açma Belgesi verilecek.
Yeni sistemle yeniden açılacak imam hatip liselerine mescit geliyor. İmam hatip liselerinde, meslek dersleri uygulamalarının yapılması için uygun alanlar veya uygulama mescitleri oluşturulacak.
İŞTE YENİ DÜZENLEME
MEB'in yeni lise yönetmeliğine göre 4 yıllık lise 3 yılda bitirilebilecek, ders süreleri 5 dakika kısalacak. Beden eğitimi, müzik ve görsel sanatlardan sınıfta kalma yok
6 ZAYIFLA SINIFTA KALINACAK
Genel liselere nakil ve geçişlerde resmî ve özel Anadolu lisesi, Anadolu öğretmen lisesi, fen lisesi, sosyal bilimler lisesi, polis koleji ve askeri liselerden aynı sınıf seviyesinde zamana bağlı olmaksızın geçiş yapılabilecek. Farklı tür program uygulayan okullardan, 9'uncu sınıflarda zamana bağlı olmaksızın, 10 ve 11'inci sınıfların sonunda ders kesiminden, yeni öğretim yılının başlangıcına kadar nakil yapılabilecek
Doğrudan sınıfını geçemeyen öğrencilerden, başarısız ders sayısı en fazla 4 ders olanlar sorumlu olarak sınıflarını geçecekler. Ancak alt sınıflar da dâhil toplam 6 dersten fazla başarısız dersi bulunanlar sınıf tekrar edecekler.
BAŞARI KRİTERİ DEĞİŞİYOR 0-44 ARASI 'GEÇMEZ' OLUYOR
Puanla değerlendirme sisteminde değişiklik yapılıyor. Şu anda puan olarak 0-24 "Etkisiz", 25-44 "Geçmez" iken yeni şekliyle 0-44 "geçmez" oluyor.
Ders yılı sonunda bir dersten başarılı olma kriterleri değişiyor. Mevcut haliyle birinci dönem notu etkisiz (0-24) ise ikinci dönem notu orta olunca geçiliyordu. Artık geçilemiyor. Birinci dönem en az 35, ikinci dönem ise 45 not almak veya birinci dönem notu 35'ten az ise ikinci dönem en az 70 almak gerekiyor.
Başarısız dersi olanların ortalamayla sınıf geçmesi bazı liselerde kolaylaştırılıyor. Başarısız dersi olanlardan Yılsonu Başarı Notu, fen liseleri ve sosyal bilimler liselerinde 3.50; Anadolu türü liseler ile önünde yabancı dil hazırlık sınıfı bulunan liselerde 3.00; genel liseler, güzel sanatlar ve spor liseleri ile mesleki ve teknik liselerde 2.50 olan öğrenciler ortalama ile sınıflarını geçerken yeni durumda ayrım yapılmaksızın bütün liselerde Yılsonu Başarı Puanı 50 olanlar başarısız dersi olsa dahi sınıf geçebiliyor.
Sorumlu geçmede ders sayısı artırılıyor. Sınıfını geçemeyen öğrencilerden, alt sınıflar da dâhil toplam 5 dersten fazla başarısız olanlar sınıf tekrarı yaparken bu sınır 6 derse çıkarılıyor.
İMAM HATİP ORTAOKULLARI, 15 YIL SONRA YENİDEN
Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun ile 1997- 1998'den bu yana kapalı olan imam hatip okullarının ortaokul bölümleri yeniden açılacak. MEB, bu amaçla çalışmalarını sürdürüyor. Öğrenci sayısı fazla imam hatip liselerinin bünyesinde ortaokul açılamayacağı için bu okulların ayrı yerlerde açılması öngörülüyor. Zorunlu eğitimi 1997-1998 eğitim öğretim yılından itibaren kesintisiz 8 yıla çıkaran düzenlemeyle; 1996-1997 eğitim öğretim yılı verilerine göre sayıları 594 olan, 318 bin 799 öğrencisi bulunan imam hatip ortaokulları kapatılmıştı.
2010'DA TALEP ARTTI
Ortaokulların kapanmasıyla; lise bölümlerinin öğrenci sayılarında da düşüş yaşandı. Bu liselere; 1996-1997'de yeni kayıt olan 64 bin 299 öğrenci sayısı, 1997-1998'de 55 bin 712'ye, 1998-1999'da 38 bin 135'e geriledi. Ancak 2010-2011'dan itibaren öğrenci ve okul sayısında artış yaşandı. MEB'in verilerine göre 493 imam hatip lisesinde 112 bin 608'i erkek, 123 bin 31'i kız öğrenci olmak üzere toplam 235 bin 639 öğrenci okurken bu sayı, 2011- 2012'de 537 imam hatip lisesine, 126 bin 429'u erkek, 141 bin 816'sı kız olmak üzere 268 bin 245 öğrenciye çıktı.
DANIŞTAY'DAN '19 MAYIS' GEREKÇESİ
Danıştay, "19 Mayıs Genelgesi"nin yürütmesini, il ve ilçelerdeki törenlerde öğrencilerin katılımı engellendiği için durdurduğunu açıkladı. Danıştay Başkanlığı, Danıştay 10'uncu Dairesi'nin kararının gerekçesini internet sitesinde yayınladı. Danıştan 10'uncu Dairesi'nin kararında bayram kutlamalarına ilişkin yönetmelik ve yönergelerde, il ve ilçelerde düzenlenecek 19 Mayıs törenlerine öğrencilerin katılımını gerekli kılmasına rağmen genelgenin bunu engellediği ve belirsiz bir durum yarattığı kaydedildi. Kararda şöyle denildi: "İlgi yönetmelik ve yönergeyle yapılan düzenlemelerle, 19 Mayıs'ta il ve ilçe düzeyinde ortak formatta yapılacak törenlerde yetkili komitelerce belirlenecek sayıda öğrencilerin katılımı gerektiği halde bu gerekliliği ortadan kaldıran ifadelere yer veren dava konusu genelge, yönetmelik ve yönergeye aykırı saptamalar içerdiği gibi bir düzenleyici işlemde olması gereken 'açık ve belirgin olma' niteliğini de taşımamaktadır." ANKARA
ÖĞRETMENLER ŞİDDETİ PROTESTO ETTİ
Eğitim-Bir-Sen ve Türk Haber-Sen üyesi öğretmenler, başta İstanbul, Ankara ve İzmir'de olmak üzere pek çok kentte düzenledikleri gösteriler ve basın açıklamalarıyla öğretmenlere yönelik artan şiddeti protesto etti.
(Sabah)
Son Güncelleme: Salı, 01 May 2012 14:17
Gösterim: 12818
Amerikan ve Avrupa Genetik Topluluklarının uluslararası düzeyde düzenlediği ''DNA Yarışması''na katılan Türk öğrenci Korhan Özgün ''genetik'' üzerine yazdığı makalesiyle dünya ikincisi oldu.
TED İstanbul Koleji Lise 3. sınıf öğrencisi Korhan Özgün'ün yarışmada sorulan ''Bin avronun altında bir fiyata tüm DNA'nızın sekanslanmasını ister miydiniz?'' sorusuna karşılık yazdığı makalesi, dünyanın en ünlü genetikçilerinin bulunduğu jüride büyük etki yarattı.
Avrupa Genetik Topluluğu Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Komisyonu Başkanı, Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayfun Özçelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, James D. Watson ve Francis Crick'in 28 Şubat 1953'de DNA'nın ikili sarmal yapısını keşfeden ve bu keşifleriyle Nobel tıp ödülüne layık görülen bilim insanları olduğunu anlattı.
Keşfin makalesinin 25 Nisan tarihli Nature dergisinde yayımlanması nedeniyle 2003 yılından bu yana bu haftanın dünya genelinde DNA Day olarak isimlendirildiğini aktardı.
Amerika ve Avrupa Genetik Toplulukları'nın 2008'den itibaren lise öğrencileri arasında düzenlediği ''DNA Yarışması''nın sonuçlarını 25 Nisan'da açıkladığını bildiren Özçelik, bu yılki yarışmada da Türk öğrenci Korhan Özgün'ün dünya ikinciliğine layık görüldüğünü bildirdi.
Binlerce öğrencinin katıldığı yarışmada öğrencilere ''epigenetikle ilgili düşünceleriniz nedir?'' ve ''Bin avronun altında bir fiyata tüm DNA'nızın sekanslanmasını ister miydiniz?'' sorularına karşılık makale yazmalarının istendiğini anlatan Özçelik, şunları söyledi:
''Bine yakın Avrupa liselerinden 14-18 yaş gurubu binlerce öğrencinin katıldığı yarışmaya Türkiye'den de 20 kişi katıldı. Korhan Özgün, yarışmanın dünya ikinciliğine seçildi. Avrupa'nın en zeki öğrencilerinin katıldığı bir yarışma bu. Özgün'ün başarısı çok önemli. Gelecekte genetikle ilgili bir bölümü seçerse dünyanın en iyi üniversiteleri yalnız bu dereceyi elde ettiği için bu Türk öğrencinin peşinde olacaktır.''
Üst Kategori: ROOT Kategori: İlköğretim ve Liseler
Amerikan ve Avrupa Genetik Topluluklarının uluslararası düzeyde düzenlediği ''DNA Yarışması''na katılan Türk öğrenci Korhan Özgün ''genetik'' üzerine yazdığı makalesiyle dünya ikincisi oldu.
TED İstanbul Koleji Lise 3. sınıf öğrencisi Korhan Özgün'ün yarışmada sorulan ''Bin avronun altında bir fiyata tüm DNA'nızın sekanslanmasını ister miydiniz?'' sorusuna karşılık yazdığı makalesi, dünyanın en ünlü genetikçilerinin bulunduğu jüride büyük etki yarattı.
Avrupa Genetik Topluluğu Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Komisyonu Başkanı, Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayfun Özçelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, James D. Watson ve Francis Crick'in 28 Şubat 1953'de DNA'nın ikili sarmal yapısını keşfeden ve bu keşifleriyle Nobel tıp ödülüne layık görülen bilim insanları olduğunu anlattı.
Keşfin makalesinin 25 Nisan tarihli Nature dergisinde yayımlanması nedeniyle 2003 yılından bu yana bu haftanın dünya genelinde DNA Day olarak isimlendirildiğini aktardı.
Amerika ve Avrupa Genetik Toplulukları'nın 2008'den itibaren lise öğrencileri arasında düzenlediği ''DNA Yarışması''nın sonuçlarını 25 Nisan'da açıkladığını bildiren Özçelik, bu yılki yarışmada da Türk öğrenci Korhan Özgün'ün dünya ikinciliğine layık görüldüğünü bildirdi.
Binlerce öğrencinin katıldığı yarışmada öğrencilere ''epigenetikle ilgili düşünceleriniz nedir?'' ve ''Bin avronun altında bir fiyata tüm DNA'nızın sekanslanmasını ister miydiniz?'' sorularına karşılık makale yazmalarının istendiğini anlatan Özçelik, şunları söyledi:
''Bine yakın Avrupa liselerinden 14-18 yaş gurubu binlerce öğrencinin katıldığı yarışmaya Türkiye'den de 20 kişi katıldı. Korhan Özgün, yarışmanın dünya ikinciliğine seçildi. Avrupa'nın en zeki öğrencilerinin katıldığı bir yarışma bu. Özgün'ün başarısı çok önemli. Gelecekte genetikle ilgili bir bölümü seçerse dünyanın en iyi üniversiteleri yalnız bu dereceyi elde ettiği için bu Türk öğrencinin peşinde olacaktır.''
Son Güncelleme: Pazar, 29 Nisan 2012 14:28
Gösterim: 2275
İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği Başkanı Sadık Çelik, "Milli Eğitim Bakanlığı öğrencilere ücretsiz kitap ve I-Pad dağıtabiliyorsa ücretsiz yemek de verebilir. Çünkü öğrencilerin öncelikli sorunu sağlıksız beslenmedir" diyor.
İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği (İYSAD), devlet okullarında okuyan ilköğretim, lise ve üniversite öğrencilerine ücretsiz yemek dağıtımının yapılmasına yönelik 'Okullarda Bedelsiz Yemek' adlı bir proje geliştirdi. İlk uygulaması ise İstanbul Kağıthane'deki Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu'ndaki birinci sınıf öğrencileri için başlatıldı.
Proje kapsamında 130 birinci sınıf öğrencisi her öğlen ücretsiz yemek yiyor. Kağıthane Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde uygulanan projenin sponsorluğunu ise Keyveni Catering üstlendi.
İYSAD Başkanı Sadık Çelik projenin amacını "Öncelikle öğrencilere ilköğretimden itibaren sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak elbette. Ama yoksullukla mücadeleye, öğrencilerin aynı masa etrafında toplanarak sosyalleşmesine katkı sağlamak gibi hedeflerimiz de var" şeklinde özetliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2011-2012 eğitim öğretim yılının başında Sağlık Bakanlığı ile birlikte okul kantinlerinde sağlıksız gıdaların satışının yasaklanmasına yönelik çalışmasını hatırlatan İYSAD Başkanı Çelik, bu uygulamalar üzerine harekete geçtiklerini belirtiyor. Çelik, 'Okullarda Bedelsiz Yemek' projesini Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ile de paylaştıklarını ve Bakan Dinçer'in de desteklediğini belirtiyor.
Hem sağlıklı beslenmeyi öğreniyorlar, hem de sosyalleşiyorlar
Bakan Dinçer'in kendilerinden çalışmanın uygulanması konusunda bir proje istediğini de belirten Çelik, bunun üzerine projeyi uygulamak için Kağıthane Kaymakamı ile görüştüklerini anlattı. Ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün de desteğiyle ilçede en çok yoksul öğrencinin bulunduğu okulda uygulamayı başlattıklarını söyledi. Yarıyıl tatilinden sonra projenin Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu'ndaki birinci sınıf öğrencileri için başlatıldığını belirten Çelik, "Orada öğrencileri aynı masa etrafında bir araya getiriyoruz. Hem sağlıklı beslenmeyi öğreniyorlar, hem de sosyalleşiyorlar. En önemlisi öğretmenlerinin ve okul idaresinin verdiği bilgiden derslerdeki başarılarının da arttığını öğreniyoruz. Öğrenciler bedava yemekle ödüllendirildiklerini de düşünüyorlar. Diğer önemli tarafı ise yoksullukla mücadele için de büyük bir sosyol sorumluluk projesi" dedi.
Projenin dünyada yaklaşık 100 ülkede uygulandığını anlatan Çelik, "Orada sağlıklı beslenme konusu eğitimin bir parçası olarak görülüyor" diyor. Ayrıca Türkiye'de sağlıksız beslenme oranının yüzde 60'larda olduğunu, çocukların yüzde 30-35'inin de obezite tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu anlatan Çelik, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a şu mesajı gönderiyor: "Türkiye'nin obeziteye, kalp ve damar hastalıklarına harcadığı para 55 milyar TL civarında. Bizim önerimizde ise yaklaşık 12,5 milyar TL ile 20 milyon gencimizi (ilk ve ortaöğretimde 16,5 milyon, üniversitede ise 3,5 milyon), çocuğumuzu yeterli ve dengeli besleyebiliriz."
Giderek obez bir toplum olmaya başladığımıza dikkat çeken Çelik son olarak, Türkiye'deki 8 bin civarındaki hazır yemek üreticisinin projeyi uygulamaya hazır olduğunu belirtti.
(hürriyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: İlköğretim ve Liseler
İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği Başkanı Sadık Çelik, "Milli Eğitim Bakanlığı öğrencilere ücretsiz kitap ve I-Pad dağıtabiliyorsa ücretsiz yemek de verebilir. Çünkü öğrencilerin öncelikli sorunu sağlıksız beslenmedir" diyor.
İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği (İYSAD), devlet okullarında okuyan ilköğretim, lise ve üniversite öğrencilerine ücretsiz yemek dağıtımının yapılmasına yönelik 'Okullarda Bedelsiz Yemek' adlı bir proje geliştirdi. İlk uygulaması ise İstanbul Kağıthane'deki Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu'ndaki birinci sınıf öğrencileri için başlatıldı.
Proje kapsamında 130 birinci sınıf öğrencisi her öğlen ücretsiz yemek yiyor. Kağıthane Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde uygulanan projenin sponsorluğunu ise Keyveni Catering üstlendi.
İYSAD Başkanı Sadık Çelik projenin amacını "Öncelikle öğrencilere ilköğretimden itibaren sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak elbette. Ama yoksullukla mücadeleye, öğrencilerin aynı masa etrafında toplanarak sosyalleşmesine katkı sağlamak gibi hedeflerimiz de var" şeklinde özetliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2011-2012 eğitim öğretim yılının başında Sağlık Bakanlığı ile birlikte okul kantinlerinde sağlıksız gıdaların satışının yasaklanmasına yönelik çalışmasını hatırlatan İYSAD Başkanı Çelik, bu uygulamalar üzerine harekete geçtiklerini belirtiyor. Çelik, 'Okullarda Bedelsiz Yemek' projesini Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ile de paylaştıklarını ve Bakan Dinçer'in de desteklediğini belirtiyor.
Hem sağlıklı beslenmeyi öğreniyorlar, hem de sosyalleşiyorlar
Bakan Dinçer'in kendilerinden çalışmanın uygulanması konusunda bir proje istediğini de belirten Çelik, bunun üzerine projeyi uygulamak için Kağıthane Kaymakamı ile görüştüklerini anlattı. Ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün de desteğiyle ilçede en çok yoksul öğrencinin bulunduğu okulda uygulamayı başlattıklarını söyledi. Yarıyıl tatilinden sonra projenin Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu'ndaki birinci sınıf öğrencileri için başlatıldığını belirten Çelik, "Orada öğrencileri aynı masa etrafında bir araya getiriyoruz. Hem sağlıklı beslenmeyi öğreniyorlar, hem de sosyalleşiyorlar. En önemlisi öğretmenlerinin ve okul idaresinin verdiği bilgiden derslerdeki başarılarının da arttığını öğreniyoruz. Öğrenciler bedava yemekle ödüllendirildiklerini de düşünüyorlar. Diğer önemli tarafı ise yoksullukla mücadele için de büyük bir sosyol sorumluluk projesi" dedi.
Projenin dünyada yaklaşık 100 ülkede uygulandığını anlatan Çelik, "Orada sağlıklı beslenme konusu eğitimin bir parçası olarak görülüyor" diyor. Ayrıca Türkiye'de sağlıksız beslenme oranının yüzde 60'larda olduğunu, çocukların yüzde 30-35'inin de obezite tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu anlatan Çelik, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a şu mesajı gönderiyor: "Türkiye'nin obeziteye, kalp ve damar hastalıklarına harcadığı para 55 milyar TL civarında. Bizim önerimizde ise yaklaşık 12,5 milyar TL ile 20 milyon gencimizi (ilk ve ortaöğretimde 16,5 milyon, üniversitede ise 3,5 milyon), çocuğumuzu yeterli ve dengeli besleyebiliriz."
Giderek obez bir toplum olmaya başladığımıza dikkat çeken Çelik son olarak, Türkiye'deki 8 bin civarındaki hazır yemek üreticisinin projeyi uygulamaya hazır olduğunu belirtti.
(hürriyet)
Son Güncelleme: Pazartesi, 16 Nisan 2012 12:34
Gösterim: 2998
Selçuklu ve Osmanlı döneminde kurulmuş 120 vakıf, "Tarihte İlginç Vakıflar" kitabıyla çocuklara tanıtılacak.
Osmanlı ve Selçuklu devletleri döneminde kurulan birçok vakfın yer aldığı kitap, okullara ve kütüphanelere gönderilecek. Bu sayede çocukların sosyal devlet anlayışının vakıflar aracılığıyla yürütüldüğü dönemi anlamaları ve vakıf bilincine sahip olmaları amaçlanıyor.
''Kızlara Çeyiz Hazırlayan Vakıf'', ''Helalleşme Vakfı'', ''Boğaz'da Temiz Hava Aldıran Vakıf'', ''Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Eden Vakıf'', ''Duvar Yazılarını Silen Vakıf'' ve ''Kurucusu Kayserili Olup Erzurum'u Çeşmelerle Donatan Vakıf'' gibi ilginç vakıflara yer verilen kitap kütüphanelere ve okullara gönderilecek.
Kitapta Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın takdim yazısı yer alıyor.
''Bizi binlerce yıllık tarihimiz boyunca orijinal ve değerli kılan üç özelliğimiz oldu; edep, cesaret ve merhamet'' ifadelerini kullanan Arınç, bu özelliklerin Osmanlı Devleti döneminde zirveye çıktığını belirtti.
Devletin her konuda geçmişine sahip çıktığı gibi vakıf eserlerinin ortaya çıkarılması ve korunması konularına da önem verdiğini belirten Arınç, ''Bu azim ve kararlılığımız sebebiyledir ki kısa denilecek bir sürede kıymet biçmeye kimsenin güç yetiremeyeceği 3 bin 600 eserimize el uzatılmış ve eserlerimiz ayağa kaldırılmıştır'' görüşlerine yer verdi.
Bölgesel ve kentsel bir ayrım yapmaksızın hatta ülke sınırları dışında bile harap durumda olan eserler için devletin tüm imkanlarının seferber edildiğine dikkati çeken Arınç, şöyle devam etti:
''Devlet olarak 2023 yılı hedefimiz 10 bin eseri daha abad etmektir. Geçmişte ecdadımızın vakıflar eliyle yeşertmiş olduğu sevgi kültürünü, şefkat ahlakını ve merhamet duygusunu bu topraklarda daimi kılmak bizim için en önemli amaçtır.''
Hayatın bütün cephesini kuşatan bütüncül bir medeniyet
Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Hazırlattığımız 'Tarihte İlginç Vakıflar' kitabımızda vakıf medeniyetinin nasıl bir incelik ve güzellik üzerine inşa edildiğini, toplumun kılcal damarlarına inerek kimsenin aklının ucundan dahi geçirmediği konulara nasıl el atıldığını göstermek istedik. Bu hayır ve hasenat işlerini gerçekleştirenlerin yalnızca Allah rızası ve insanlığa hizmet gayesiyle hareket ettiklerini de unutmamak gerekir.''
Üst Kategori: ROOT Kategori: İlköğretim ve Liseler
Selçuklu ve Osmanlı döneminde kurulmuş 120 vakıf, "Tarihte İlginç Vakıflar" kitabıyla çocuklara tanıtılacak.
Osmanlı ve Selçuklu devletleri döneminde kurulan birçok vakfın yer aldığı kitap, okullara ve kütüphanelere gönderilecek. Bu sayede çocukların sosyal devlet anlayışının vakıflar aracılığıyla yürütüldüğü dönemi anlamaları ve vakıf bilincine sahip olmaları amaçlanıyor.
''Kızlara Çeyiz Hazırlayan Vakıf'', ''Helalleşme Vakfı'', ''Boğaz'da Temiz Hava Aldıran Vakıf'', ''Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Eden Vakıf'', ''Duvar Yazılarını Silen Vakıf'' ve ''Kurucusu Kayserili Olup Erzurum'u Çeşmelerle Donatan Vakıf'' gibi ilginç vakıflara yer verilen kitap kütüphanelere ve okullara gönderilecek.
Kitapta Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın takdim yazısı yer alıyor.
''Bizi binlerce yıllık tarihimiz boyunca orijinal ve değerli kılan üç özelliğimiz oldu; edep, cesaret ve merhamet'' ifadelerini kullanan Arınç, bu özelliklerin Osmanlı Devleti döneminde zirveye çıktığını belirtti.
Devletin her konuda geçmişine sahip çıktığı gibi vakıf eserlerinin ortaya çıkarılması ve korunması konularına da önem verdiğini belirten Arınç, ''Bu azim ve kararlılığımız sebebiyledir ki kısa denilecek bir sürede kıymet biçmeye kimsenin güç yetiremeyeceği 3 bin 600 eserimize el uzatılmış ve eserlerimiz ayağa kaldırılmıştır'' görüşlerine yer verdi.
Bölgesel ve kentsel bir ayrım yapmaksızın hatta ülke sınırları dışında bile harap durumda olan eserler için devletin tüm imkanlarının seferber edildiğine dikkati çeken Arınç, şöyle devam etti:
''Devlet olarak 2023 yılı hedefimiz 10 bin eseri daha abad etmektir. Geçmişte ecdadımızın vakıflar eliyle yeşertmiş olduğu sevgi kültürünü, şefkat ahlakını ve merhamet duygusunu bu topraklarda daimi kılmak bizim için en önemli amaçtır.''
Hayatın bütün cephesini kuşatan bütüncül bir medeniyet
Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Hazırlattığımız 'Tarihte İlginç Vakıflar' kitabımızda vakıf medeniyetinin nasıl bir incelik ve güzellik üzerine inşa edildiğini, toplumun kılcal damarlarına inerek kimsenin aklının ucundan dahi geçirmediği konulara nasıl el atıldığını göstermek istedik. Bu hayır ve hasenat işlerini gerçekleştirenlerin yalnızca Allah rızası ve insanlığa hizmet gayesiyle hareket ettiklerini de unutmamak gerekir.''
Son Güncelleme: Salı, 17 Nisan 2012 13:54
Gösterim: 2735
Eylül ayında okullar açıldığında ilkokullar yeniden hayata geçmiş olacak. Önceki ilkokul uygulamasında okul süresi 5 yıldı ve 7-11 yaş çocuklarına eğitim veriliyordu. Yeni ilkokul yapılanmasında okul süresi 4 yıla düştüğü ve kayıt yaşı erkene alındığı için ilkokullarda 6-9 yaş aralığındaki çocuklar eğitim alacak.
Yeni yapılanmayı, eğitim sistemindeki hataların ortadan kaldırılmasına yönelik bir fırsat olarak değerlendirmek lazım. Düzeltilmesi gereken hatalardan birisi de ders saatleridir.
Eskiden ilkokullarda haftada 25saat ders işlenirdi. Kesintisiz eğitimle birlikte ortaokulla birleşince ders saati 30’a çıktı. Normal öğretim yapılan okullarda bu durum bir sorun teşkil etmese de ikili öğretim yapılan okullarımızda bu durum çocuklarımızın hayatını işkenceye çevirdi.
Çocuklarımızın yarısı sabah ezanıyla uyanmakta, doğru dürüst kahvaltı yapmadan karanlıkta okul yollarına düşmektedir. Bu sabahçı grup, öğleye kadar ders görüp okuldan ayrılırken on dakika sonra diğer grup eğitime başlamaktadır. Yaş grubu daha küçük olan bu grup ise kısa günlerde gün battıktan sonra, neredeyse yatsı vakti okuldan ayrılmaktadır.
Nüfusun yoğun olduğu bütün şehirlerde ikili öğretim uygulaması vardır ve bu sorun milyonlarca kişiyi ilgilendirmektedir. Okullarda yaptığımız araştırmalarda, öğrencilerin tamamının teneffüs sürelerinin kısa olmasından şikayetçi olduğu görülmektedir. İkiliöğretim yapan okullarda teneffüsler 10 dakikadır. Ancak bu 10 dakikalık sürede öğrencinin sınıfından çıkıp birkaç kat inerek bahçede oyun oynaması ve geri gelerek derse hazır olması beklendiğinden gerçek anlamda ancak 5 dakika teneffüs yapabilmektedirler. Teneffüs zili çalınca 6, 7 yaşındaki çocukların okulun üst katlarından uçarcasına inmeye çalışmalarını, bir dakika fazla oynayabilmek için adeta birbirlerini ezerek bahçeye hücum etmelerini görmek içimizi acıtmaktadır. 21. Yüzyılın eğitimi bu olmasa gerek!
6, 7 yaşındaki çocuklardan 10dakikalık sürede tuvalet vb. ihtiyaçlarını gidermelerini, bahçeye inip oyun oynamalarını,rahatlamalarını ve tekrar sınıflarına çıkarak diğer derse hazır hale gelmelerini beklemek kanımca vicdansızlıktır. Birçok okulumuzda küçük yaştaki çocuklar için ikinci teneffüste beslenme yapılmaktadır. Teneffüs süresi öğrencilere yeterli olmadığı için öğretmenler ikinci dersin son 10-15 dakikasını bile beslenmeye ayırmak zorunda kalmaktadırlar.
Başta belirttiğimiz gibi yeni yapılanmayı bir fırsata dönüştürmek ve eğitim sistemimizi hatalardan temizlemek elimizdedir. 6-9 yaşlarındaki çocuklar oyun çağındadır. Bu çocuklar için iki ders arasında en az 20 dk. teneffüs süresi verilmelidir. Bu yaş çocuklarının haftada 25 saat ders görmeleri yeterlidir. Zaten mevcut haliyle 5 saat serbest etkinlikadı altında ders saati uygulaması vardır. Bütün öğrenciler serbest etkinlik saatlerine sınıf olarak katıldığı için bu dersin diğer zorunlu derslerden bir farkı kalmamaktadır. Bu ders nedeniyle haftalık ders saati 30’a çıkmaktadır. İlkokullarda,başka bir çalışmaya gerek kalmaksızın sadece serbest etkinlik dersinin bile iptal edilmesi ders saatini 25’e düşürecek, çocuklarımıza nefes aldıracak bir zaman dilimi ortaya çıkacak ve okullar öğrenciler için daha yaşanabilir hale gelecektir.
Sayın bakanımızın açıklamalarından, ilkokulda okutulacak derslerin öğretim programları üzerinde çalışıldığı bilinmektedir. Bu çalışmalarla birlikte ilkokulun haftalık ders saatinin de 25’e düşürülmesi konusunda bir çalışmanın yapılması son derece isabetli olacaktır.
Böyle bir düzenlemenin eğitim camiası ve kamuoyundan destek alacağı kuşkusuzdur.Ancak sınıf öğretmenlerimizin ek ders saatlerinde bir azalma söz konusu olacağından bu durumu telafi edici tedbirler de alınmalıdır. Örneğin ilköğretimde kulüp danışmanlığı veya sınıf rehber öğretmenliği görevi bulunan branş öğretmenlerine “öğrenci kişilik hizmetleri” adı altında verilen haftalık 2 saat ek ders, mutlaka sınıf öğretmenlerine de verilmelidir. Branş öğretmenlerinin maaş karşılığı 15 saat derse girmesine karşılık sınıf öğretmeninin 18 saat derse girmesi ayrımcılığına da son verilmeli, sınıf öğretmeni de maaş karşılığı 15 saat derse girmelidir. Böylece sınıf öğretmenlerimizi de mağdur etmeden ilkokulda haftalık ders saatini 25’e düşürmüş oluruz.
Çocuklarımız, her şeyden önemlidir. Onların yararına olacak bu düzenlemenin yapılmasını önemle tavsiye ediyor, sendikalarımızdan ve sivil toplum örgütlerinden bu konuda destek bekliyoruz.
(Doğan Ceylan Müfettişler Derneği Başkanı)
Üst Kategori: ROOT Kategori: İlköğretim ve Liseler
Eylül ayında okullar açıldığında ilkokullar yeniden hayata geçmiş olacak. Önceki ilkokul uygulamasında okul süresi 5 yıldı ve 7-11 yaş çocuklarına eğitim veriliyordu. Yeni ilkokul yapılanmasında okul süresi 4 yıla düştüğü ve kayıt yaşı erkene alındığı için ilkokullarda 6-9 yaş aralığındaki çocuklar eğitim alacak.
Yeni yapılanmayı, eğitim sistemindeki hataların ortadan kaldırılmasına yönelik bir fırsat olarak değerlendirmek lazım. Düzeltilmesi gereken hatalardan birisi de ders saatleridir.
Eskiden ilkokullarda haftada 25saat ders işlenirdi. Kesintisiz eğitimle birlikte ortaokulla birleşince ders saati 30’a çıktı. Normal öğretim yapılan okullarda bu durum bir sorun teşkil etmese de ikili öğretim yapılan okullarımızda bu durum çocuklarımızın hayatını işkenceye çevirdi.
Çocuklarımızın yarısı sabah ezanıyla uyanmakta, doğru dürüst kahvaltı yapmadan karanlıkta okul yollarına düşmektedir. Bu sabahçı grup, öğleye kadar ders görüp okuldan ayrılırken on dakika sonra diğer grup eğitime başlamaktadır. Yaş grubu daha küçük olan bu grup ise kısa günlerde gün battıktan sonra, neredeyse yatsı vakti okuldan ayrılmaktadır.
Nüfusun yoğun olduğu bütün şehirlerde ikili öğretim uygulaması vardır ve bu sorun milyonlarca kişiyi ilgilendirmektedir. Okullarda yaptığımız araştırmalarda, öğrencilerin tamamının teneffüs sürelerinin kısa olmasından şikayetçi olduğu görülmektedir. İkiliöğretim yapan okullarda teneffüsler 10 dakikadır. Ancak bu 10 dakikalık sürede öğrencinin sınıfından çıkıp birkaç kat inerek bahçede oyun oynaması ve geri gelerek derse hazır olması beklendiğinden gerçek anlamda ancak 5 dakika teneffüs yapabilmektedirler. Teneffüs zili çalınca 6, 7 yaşındaki çocukların okulun üst katlarından uçarcasına inmeye çalışmalarını, bir dakika fazla oynayabilmek için adeta birbirlerini ezerek bahçeye hücum etmelerini görmek içimizi acıtmaktadır. 21. Yüzyılın eğitimi bu olmasa gerek!
6, 7 yaşındaki çocuklardan 10dakikalık sürede tuvalet vb. ihtiyaçlarını gidermelerini, bahçeye inip oyun oynamalarını,rahatlamalarını ve tekrar sınıflarına çıkarak diğer derse hazır hale gelmelerini beklemek kanımca vicdansızlıktır. Birçok okulumuzda küçük yaştaki çocuklar için ikinci teneffüste beslenme yapılmaktadır. Teneffüs süresi öğrencilere yeterli olmadığı için öğretmenler ikinci dersin son 10-15 dakikasını bile beslenmeye ayırmak zorunda kalmaktadırlar.
Başta belirttiğimiz gibi yeni yapılanmayı bir fırsata dönüştürmek ve eğitim sistemimizi hatalardan temizlemek elimizdedir. 6-9 yaşlarındaki çocuklar oyun çağındadır. Bu çocuklar için iki ders arasında en az 20 dk. teneffüs süresi verilmelidir. Bu yaş çocuklarının haftada 25 saat ders görmeleri yeterlidir. Zaten mevcut haliyle 5 saat serbest etkinlikadı altında ders saati uygulaması vardır. Bütün öğrenciler serbest etkinlik saatlerine sınıf olarak katıldığı için bu dersin diğer zorunlu derslerden bir farkı kalmamaktadır. Bu ders nedeniyle haftalık ders saati 30’a çıkmaktadır. İlkokullarda,başka bir çalışmaya gerek kalmaksızın sadece serbest etkinlik dersinin bile iptal edilmesi ders saatini 25’e düşürecek, çocuklarımıza nefes aldıracak bir zaman dilimi ortaya çıkacak ve okullar öğrenciler için daha yaşanabilir hale gelecektir.
Sayın bakanımızın açıklamalarından, ilkokulda okutulacak derslerin öğretim programları üzerinde çalışıldığı bilinmektedir. Bu çalışmalarla birlikte ilkokulun haftalık ders saatinin de 25’e düşürülmesi konusunda bir çalışmanın yapılması son derece isabetli olacaktır.
Böyle bir düzenlemenin eğitim camiası ve kamuoyundan destek alacağı kuşkusuzdur.Ancak sınıf öğretmenlerimizin ek ders saatlerinde bir azalma söz konusu olacağından bu durumu telafi edici tedbirler de alınmalıdır. Örneğin ilköğretimde kulüp danışmanlığı veya sınıf rehber öğretmenliği görevi bulunan branş öğretmenlerine “öğrenci kişilik hizmetleri” adı altında verilen haftalık 2 saat ek ders, mutlaka sınıf öğretmenlerine de verilmelidir. Branş öğretmenlerinin maaş karşılığı 15 saat derse girmesine karşılık sınıf öğretmeninin 18 saat derse girmesi ayrımcılığına da son verilmeli, sınıf öğretmeni de maaş karşılığı 15 saat derse girmelidir. Böylece sınıf öğretmenlerimizi de mağdur etmeden ilkokulda haftalık ders saatini 25’e düşürmüş oluruz.
Çocuklarımız, her şeyden önemlidir. Onların yararına olacak bu düzenlemenin yapılmasını önemle tavsiye ediyor, sendikalarımızdan ve sivil toplum örgütlerinden bu konuda destek bekliyoruz.
(Doğan Ceylan Müfettişler Derneği Başkanı)
Son Güncelleme: Pazartesi, 16 Nisan 2012 10:23
Gösterim: 6805

