Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Eğitimde 56 yıllık bir deneyimi temsil eden Kültür Eğitim Kurumları’nın çatısını oluşturan İstanbul Kültür Üniversitesi, 19. Yılında eğitim ve staj programları, yurtdışı üniversitelerle kurduğu işbirliği olanaklarıyla global bir üniversite olma yolunda hızla ilerliyor.
İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Bahar Akıngüç Günver, göreve başladığı günden itibaren İstanbul Kültür Üniversitesi’ni daha ileriye taşıyacak projeleri hayata geçirerek büyüdüklerini belirterek, gelecek dönemde Sağlık Bilimleri Fakültesi’ni kuracaklarını söyledi.
İstanbul Kültür Üniversitesi hakkında bilgi alabilir miyiz? Üniversitenizin öne çıkan özellikleri nelerdir?
İstanbul Kültür Üniversitesi 1997 yılında kuruldu. Ancak, Kültür Eğitim Kurumları’nın geçmişi 1960 yılına dayanıyor. Babam Fahamettin Akıngüç’ün 56 yıl önce kurduğu Kültür Koleji ile Türk eğitim sisteminde yeni bir yaklaşım, yeni bir vizyon oluşturduk. Babam İnşaat Yüksek Mühendisi olmasına rağmen hayatını eğitime adamış birisi. Bu adanmışlık duygusu da dedem Halil Akıngüç’ten geliyor. Kısacası, İstanbul Kültür Üniversitesi’nin en güçlü yönlerinden birisi yarım asırlık bir eğitim kurum geçmişine sahip olmasıdır. Kültür Eğitim Kurumları olarak bu 56 yıl içerisinde kendi “Kültür Anasayamızı” oluşturduk. Bugün bütün eğitim kurumlarımızda bu anayasa çerçevesinde hareket ediyoruz. Atatürk ilke ve inkılaplarına, çağdaşlık, ilericilik, yenilikçilik fikirlerine sıkı sıkıya bağlı, güçlü bir kurumsal yapımız ve eğitim anlayışımız var. Üç kuşak eğitimci bir ailenin bu kadar idealist olmasının sebebi başka bir şey olamazdı zaten diye düşünüyorum. Üniversitemizin misyonu da toplum sorunlarıyla yakından ilgili olmak ve çözümler üreterek sosyal fayda yaratmaktır. İşte İstanbul Kültür Üniversitesi’nin en güçlü yönü budur. 19 yaşına giren üniversitemizin bir başka önemli özelliği ise, yetkin akademik kadrolarımız ve sürekli ödüller kazanarak bizleri gururlandıran araştırma merkezlerimiz ile sahip olduğumuz güçlü Kültür Ailesi duygusudur.
ERASMUS PROGRAMINI BAŞARIYLA UYGULUYORUZ
Uluslararası alandaki çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Üniversitenin Mütevelli Heyet Başkanı olduğumda Onursal Başkanımız Fahamettin Akıngüç’ten üniversite yönetimini o kadar iyi bir durumda almıştım ki; projeleri, stratejik planları tamamen hazırdı. O dönem Türkiye’de art arda büyük gelişmeler yaşanıyordu ve biz de üniversitemizin globalleşmesi adına Onursal Başkanımızın yaptıklarına nasıl katkı sağlayabiliriz diye düşündük. Bu noktada üniversiteyi uluslararasılaştırmaya karar verdik ve ilk olarak uluslararası ağlarımızı genişletmeye başladık. Erasmus öğrenci değişim programını ülkemizde başarıyla gerçekleştiren üniversitelerden birisiyiz. Çok sayıda öğrencimizin faydalandığı Erasmus anlaşmalarımız var. Ayrıca değişim programıyla üniversitemize gelen birçok yabancı uyruklu öğrenciyi misafir ediyoruz. Bu açıdan kampüsümüz uluslararasılaşmıştır. Küreselleşen dünyada üniversitemiz uluslararasılaşma yolunda sürekli yeni adımlar atıyor ve atmaya da devam edecek.
Yurt ve barınma olanaklarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Yurtlarımızda öğrencilerimizin rahat, hijyenik, güvenli ve samimi bir ortamda ikamet etmeleri için gerekli olan her şey düşünülmüş vaziyette. Öğrencilerimize yurtlarımızda başarılı olmaları için uygun çalışma ortamı sağlamak en önemli görevlerimizden birisidir. Kız ve erkek olmak üzere iki ayrı yurdumuz var ve her ikisinde de isteğe göre 2, 3 ve 4 kişilik odalar bulunuyor. Yurtlarımız öğrenciler için yalnızca bir barınma yeri değil, gerçekleştirilen çeşitli etkinliklerle sürekli yaşayan sosyal bir ortamdır.
İKÜ AYNI ZAMANDA BİR KÜLTÜR MERKEZİDİR
Üniversitenizin yabancı dil, sosyal, kültürel, sportif ve diğer olanakları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Yabancı dil eğitimini çok önemsiyoruz ve %100 İngilizce eğitim verdiğimiz çok sayıda bölümümüz var. Bu nedenle güçlü bir İngilizce Hazırlık Eğitimi programımız mevcut. Yabancı Diller Merkezimizin sunduğu kaliteli eğitim içeriği ile ilk aşamada öğrencilerimizin derslerini takip edebileceği, ödev, sınav ve tezlerinde kullanacakları akademik düzeyde yabancı dil bilgisine sahip olmalarını hedefliyoruz. Sürekli değişen ve gelişen öğretim yöntemlerini yakından takip ediyoruz ve çağdaş bir eğitim olanağı sunuyoruz. Üniversitemizi tercih eden öğrencilerimizin bölümleri İngilizce olmasa bile İngilizce hazırlık eğitimi almasını destekliyoruz. Bu noktada hazırlık eğitiminde de çeşitli burs olanaklarımız var ve bütün öğrencilerimizin bu imkanlardan yararlanmasını istiyoruz. Bölümlerimizin müfredatına göre İngilizce haricinde farklı dillerin de öğretilmesine gayret gösteriyoruz; Almanca, Fransızca, Rusça gibi…
İstanbul Kültür Üniversitesi yalnızca müfredat kapsamında eğitim sunan bir üniversite değil, aynı zamanda bir kültür merkezi konumundadır. Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezimiz ile İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerimiz (İKÜSAG) birçok kültür-sanat faaliyetine ev sahipliği yapıyor. Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezimizde de birçok konser, dans gösterisi gerçekleştiriliyor, tiyatro oyunu sahneleniyor.
Öğrencilerimizin aktif bir eğitim hayatı geçirmelerine ve sosyalleşmeleri de önemsediğimiz konulardan birisidir. Öğrencilerimizin bir hayli aktif olduğu 50’ye yakın öğrenci kulübümüz var. Bu kulüplerde öğrencilerimiz özgürce etkinlikler düzenliyor; geziler, konferanslar, söyleşiler gerçekleştiriyor. Üniversitemizin spor olanaklarına değinecek olursak, bütün öğrencilerimizin sporla ilgilenmesini ve spor yapmasını teşvik ediyoruz. Basketbol, futbol, voleybol, rugby, tenis, bilardo, sualtı, dağcılık, kampçılık, atletizm ve yamaç paraşütçülüğü gibi çeşitli branşlara öğrencilerimizin faaliyetlerini destekliyor, katılımın artması için onları yüreklendiriyoruz.
SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ GELİYOR
Hedefleriniz nelerdir? Yakın zamanda yeni bölüm ve fakülte açma gibi bir planınız var mı?
Mütevelli Heyet Başkanı olduğum günden bugüne hedeflerimiz aynı doğrultuda devam ediyor. O gün çağdaş düzeyde bir eğitim kurumu olarak üniversite misyonumuz ve Kültür Anayasası çerçevesinde atılımlar yapmayı hedefliyordum. Bugün de aynı motivasyonla devam ediyoruz. Toplumumuza bu şekilde faydalı olabileceğimizin farkındayız. Bu anlamda fakülte ve meslek yüksekokulu ağımızı genişlettik; Eğitim Fakültemizi ve Adalet Meslek Yüksekokulumuzu açtık. Kurulduğunda birlikte olan Mimarlık ve Mühendislik Fakültemizi ayırarak iki fakülte haline getirdik. Şu anda Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki ayrı Mimarlık bölümü eğitimi veriyoruz. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültemizin bünyesinde Uluslararası Ticaret ve İngilizce İşletme bölümlerimizi açtık. Yine Meslek Yüksekokullarımızda Çocuk Gelişimi, Uçak Elektroniği ve Moda Tasarımı programlarımızı ve ikinci öğretim programlarımızı açtık. Yeni bölüm ve fakülte açma planlarımız da var. Örneğin şu anda Beslenme ve Diyatetik, Ebelik, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Sağlık Yönetimi, Sosyal Hizmetler, Hemşirelik ve Odyoloji bölümlerinden oluşan Sağlık Bilimleri Fakültesi’ni açmayı planlıyoruz. Bu konuda bütün altyapı çalışmalarımız tamamlandı ve ilgili mercilerimizden onay bekliyoruz. Umuyorum ki, kısa süre içerisinde Sağlık Bilimleri Fakültemizi de açarak bu alanda da misyon ve vizyonumuz doğrultusunda üst düzey bir eğitim vereceğiz.
İKÜ’DE ÜÇÜNCÜ NESİL İŞ BAŞINDA
Bir Aile İşletmesi’nin yöneticisi olarak Aile İşletmelerinde kuşak geçişi sürecinde kurumsal süreklilik özelinde karşılaşılan zorluklar hakkında ne söylemek istersiniz?
Nesiller arası geçiş, her aile işletmesi için gündemde olan bir başlık. İşletmelerin sonraki nesle devir süreci ortalama 14 yıl alıyor ve çoğunlukla şirketlerin yok olma nedeni devir planlama eksikliğinden kaynaklanıyor.
Aile işletmesinin sürdürülebilirliğinde elbette bütün kuşaklar arasındaki iletişim ve ilişki çok önemli. Ancak ilk iki kuşak arasındaki devrin sağlıklı yürütülmesi, işletmenin kuşaklar boyu yaşayabilmesi için hayati değere sahip. Ailenin duygusallığı ile işletmenin realiteleri arasındaki dengenin temelleri bu süreçte atılabilirse, nesiller boyu yaşayacak bir yapı kurma hedefi de o ölçüde gerçek olur. Kuşaklararasındaki geçişin doğru yönetimi için nesillere atfedilen rollerin, nesillerin temsil ettiği simgelerin de doğru yorumlanmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Birinci nesil kurucuyu, kurucunun emeklerini, aldığı riskleri ve vizyonu, işletmenin dayandığı kökleri temsil ederken ikinci nesil bir aile işletmesinde yaşanan ilk radikal değişimi temsil eder. Ben dedem Halil Akıngüç ve babam Fahamettin Akıngüç’ten sonra üçüncü nesli temsil ediyorum ve benzer durumlar benim için de geçerli.
İKÜ’DEN FARK YARATAN HAMLE: AVRUPA STAJ KONSORSİYUMU
Öğrencilerinize sunduğunuz staj ve iş imkanları hakkında da bilgi alabilir miyiz? Üniversite sanayi işbirliğine yönelik hangi çalışmaları gerçekleştiriyorsunuz?
Öğrencilerimize kariyer planlamaları, staj ve iş imkanlarıyla ilgili olarak danışmanlık yapmak üzere Kariyer ve İş Dünyası İlişkileri birimimizi kurduk. Birimimiz her geçen gün sektörel ağlarını genişletiyor ve öğrencilerimiz ile işverenler arasında ilişki kuruyor. Öğrencilerimizin ve mezunlarımızın kariyer yolculuklarında İstanbul Kültür Üniversitesi’nin desteğini arkalarında hissetmelerini istiyoruz. Kültür Ailesi’nin mensupları başarı elde ettikçe ve topluma fayda sağladıkça göğsümüz kabarıyor, misyonumuz doğrultusunda bir şeyleri başarmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Üniversite – sanayi iş birliği hususunda da yine Avrupa Staj Konsorsiyumu’ndan bahsetmek isterim. İstanbul Sanayi Odası da bu konsorsiyumun üyelerinden birisidir. Yurtdışında stajlarını tamamlayan öğrencilerimiz bu deneyimin kendileri için çok yararlı olduğu görüşündeler. İşverenler de bu uygulamadan çok memnun. Sektörün ihtiyaçlarına göre eğitilen ve donanım sahibi olan öğrencilerin böyle bir tecrübe elde ettikten sonra yurda dönmesi işverenlerimiz için oldukça olumlu karşılanıyor. Kısaca söylemek gerekirse üniversite-sanayi iş birliği kapsamında öğrencilerimize sunduğumuz staj ve iş imkanları ulusal ve uluslararası boyutta gelişerek devam ediyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Eğitimde 56 yıllık bir deneyimi temsil eden Kültür Eğitim Kurumları’nın çatısını oluşturan İstanbul Kültür Üniversitesi, 19. Yılında eğitim ve staj programları, yurtdışı üniversitelerle kurduğu işbirliği olanaklarıyla global bir üniversite olma yolunda hızla ilerliyor.
İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Bahar Akıngüç Günver, göreve başladığı günden itibaren İstanbul Kültür Üniversitesi’ni daha ileriye taşıyacak projeleri hayata geçirerek büyüdüklerini belirterek, gelecek dönemde Sağlık Bilimleri Fakültesi’ni kuracaklarını söyledi.
İstanbul Kültür Üniversitesi hakkında bilgi alabilir miyiz? Üniversitenizin öne çıkan özellikleri nelerdir?
İstanbul Kültür Üniversitesi 1997 yılında kuruldu. Ancak, Kültür Eğitim Kurumları’nın geçmişi 1960 yılına dayanıyor. Babam Fahamettin Akıngüç’ün 56 yıl önce kurduğu Kültür Koleji ile Türk eğitim sisteminde yeni bir yaklaşım, yeni bir vizyon oluşturduk. Babam İnşaat Yüksek Mühendisi olmasına rağmen hayatını eğitime adamış birisi. Bu adanmışlık duygusu da dedem Halil Akıngüç’ten geliyor. Kısacası, İstanbul Kültür Üniversitesi’nin en güçlü yönlerinden birisi yarım asırlık bir eğitim kurum geçmişine sahip olmasıdır. Kültür Eğitim Kurumları olarak bu 56 yıl içerisinde kendi “Kültür Anasayamızı” oluşturduk. Bugün bütün eğitim kurumlarımızda bu anayasa çerçevesinde hareket ediyoruz. Atatürk ilke ve inkılaplarına, çağdaşlık, ilericilik, yenilikçilik fikirlerine sıkı sıkıya bağlı, güçlü bir kurumsal yapımız ve eğitim anlayışımız var. Üç kuşak eğitimci bir ailenin bu kadar idealist olmasının sebebi başka bir şey olamazdı zaten diye düşünüyorum. Üniversitemizin misyonu da toplum sorunlarıyla yakından ilgili olmak ve çözümler üreterek sosyal fayda yaratmaktır. İşte İstanbul Kültür Üniversitesi’nin en güçlü yönü budur. 19 yaşına giren üniversitemizin bir başka önemli özelliği ise, yetkin akademik kadrolarımız ve sürekli ödüller kazanarak bizleri gururlandıran araştırma merkezlerimiz ile sahip olduğumuz güçlü Kültür Ailesi duygusudur.
ERASMUS PROGRAMINI BAŞARIYLA UYGULUYORUZ
Uluslararası alandaki çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Üniversitenin Mütevelli Heyet Başkanı olduğumda Onursal Başkanımız Fahamettin Akıngüç’ten üniversite yönetimini o kadar iyi bir durumda almıştım ki; projeleri, stratejik planları tamamen hazırdı. O dönem Türkiye’de art arda büyük gelişmeler yaşanıyordu ve biz de üniversitemizin globalleşmesi adına Onursal Başkanımızın yaptıklarına nasıl katkı sağlayabiliriz diye düşündük. Bu noktada üniversiteyi uluslararasılaştırmaya karar verdik ve ilk olarak uluslararası ağlarımızı genişletmeye başladık. Erasmus öğrenci değişim programını ülkemizde başarıyla gerçekleştiren üniversitelerden birisiyiz. Çok sayıda öğrencimizin faydalandığı Erasmus anlaşmalarımız var. Ayrıca değişim programıyla üniversitemize gelen birçok yabancı uyruklu öğrenciyi misafir ediyoruz. Bu açıdan kampüsümüz uluslararasılaşmıştır. Küreselleşen dünyada üniversitemiz uluslararasılaşma yolunda sürekli yeni adımlar atıyor ve atmaya da devam edecek.
Yurt ve barınma olanaklarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Yurtlarımızda öğrencilerimizin rahat, hijyenik, güvenli ve samimi bir ortamda ikamet etmeleri için gerekli olan her şey düşünülmüş vaziyette. Öğrencilerimize yurtlarımızda başarılı olmaları için uygun çalışma ortamı sağlamak en önemli görevlerimizden birisidir. Kız ve erkek olmak üzere iki ayrı yurdumuz var ve her ikisinde de isteğe göre 2, 3 ve 4 kişilik odalar bulunuyor. Yurtlarımız öğrenciler için yalnızca bir barınma yeri değil, gerçekleştirilen çeşitli etkinliklerle sürekli yaşayan sosyal bir ortamdır.
İKÜ AYNI ZAMANDA BİR KÜLTÜR MERKEZİDİR
Üniversitenizin yabancı dil, sosyal, kültürel, sportif ve diğer olanakları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Yabancı dil eğitimini çok önemsiyoruz ve %100 İngilizce eğitim verdiğimiz çok sayıda bölümümüz var. Bu nedenle güçlü bir İngilizce Hazırlık Eğitimi programımız mevcut. Yabancı Diller Merkezimizin sunduğu kaliteli eğitim içeriği ile ilk aşamada öğrencilerimizin derslerini takip edebileceği, ödev, sınav ve tezlerinde kullanacakları akademik düzeyde yabancı dil bilgisine sahip olmalarını hedefliyoruz. Sürekli değişen ve gelişen öğretim yöntemlerini yakından takip ediyoruz ve çağdaş bir eğitim olanağı sunuyoruz. Üniversitemizi tercih eden öğrencilerimizin bölümleri İngilizce olmasa bile İngilizce hazırlık eğitimi almasını destekliyoruz. Bu noktada hazırlık eğitiminde de çeşitli burs olanaklarımız var ve bütün öğrencilerimizin bu imkanlardan yararlanmasını istiyoruz. Bölümlerimizin müfredatına göre İngilizce haricinde farklı dillerin de öğretilmesine gayret gösteriyoruz; Almanca, Fransızca, Rusça gibi…
İstanbul Kültür Üniversitesi yalnızca müfredat kapsamında eğitim sunan bir üniversite değil, aynı zamanda bir kültür merkezi konumundadır. Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezimiz ile İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerimiz (İKÜSAG) birçok kültür-sanat faaliyetine ev sahipliği yapıyor. Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezimizde de birçok konser, dans gösterisi gerçekleştiriliyor, tiyatro oyunu sahneleniyor.
Öğrencilerimizin aktif bir eğitim hayatı geçirmelerine ve sosyalleşmeleri de önemsediğimiz konulardan birisidir. Öğrencilerimizin bir hayli aktif olduğu 50’ye yakın öğrenci kulübümüz var. Bu kulüplerde öğrencilerimiz özgürce etkinlikler düzenliyor; geziler, konferanslar, söyleşiler gerçekleştiriyor. Üniversitemizin spor olanaklarına değinecek olursak, bütün öğrencilerimizin sporla ilgilenmesini ve spor yapmasını teşvik ediyoruz. Basketbol, futbol, voleybol, rugby, tenis, bilardo, sualtı, dağcılık, kampçılık, atletizm ve yamaç paraşütçülüğü gibi çeşitli branşlara öğrencilerimizin faaliyetlerini destekliyor, katılımın artması için onları yüreklendiriyoruz.
SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ GELİYOR
Hedefleriniz nelerdir? Yakın zamanda yeni bölüm ve fakülte açma gibi bir planınız var mı?
Mütevelli Heyet Başkanı olduğum günden bugüne hedeflerimiz aynı doğrultuda devam ediyor. O gün çağdaş düzeyde bir eğitim kurumu olarak üniversite misyonumuz ve Kültür Anayasası çerçevesinde atılımlar yapmayı hedefliyordum. Bugün de aynı motivasyonla devam ediyoruz. Toplumumuza bu şekilde faydalı olabileceğimizin farkındayız. Bu anlamda fakülte ve meslek yüksekokulu ağımızı genişlettik; Eğitim Fakültemizi ve Adalet Meslek Yüksekokulumuzu açtık. Kurulduğunda birlikte olan Mimarlık ve Mühendislik Fakültemizi ayırarak iki fakülte haline getirdik. Şu anda Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki ayrı Mimarlık bölümü eğitimi veriyoruz. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültemizin bünyesinde Uluslararası Ticaret ve İngilizce İşletme bölümlerimizi açtık. Yine Meslek Yüksekokullarımızda Çocuk Gelişimi, Uçak Elektroniği ve Moda Tasarımı programlarımızı ve ikinci öğretim programlarımızı açtık. Yeni bölüm ve fakülte açma planlarımız da var. Örneğin şu anda Beslenme ve Diyatetik, Ebelik, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Sağlık Yönetimi, Sosyal Hizmetler, Hemşirelik ve Odyoloji bölümlerinden oluşan Sağlık Bilimleri Fakültesi’ni açmayı planlıyoruz. Bu konuda bütün altyapı çalışmalarımız tamamlandı ve ilgili mercilerimizden onay bekliyoruz. Umuyorum ki, kısa süre içerisinde Sağlık Bilimleri Fakültemizi de açarak bu alanda da misyon ve vizyonumuz doğrultusunda üst düzey bir eğitim vereceğiz.
İKÜ’DE ÜÇÜNCÜ NESİL İŞ BAŞINDA
Bir Aile İşletmesi’nin yöneticisi olarak Aile İşletmelerinde kuşak geçişi sürecinde kurumsal süreklilik özelinde karşılaşılan zorluklar hakkında ne söylemek istersiniz?
Nesiller arası geçiş, her aile işletmesi için gündemde olan bir başlık. İşletmelerin sonraki nesle devir süreci ortalama 14 yıl alıyor ve çoğunlukla şirketlerin yok olma nedeni devir planlama eksikliğinden kaynaklanıyor.
Aile işletmesinin sürdürülebilirliğinde elbette bütün kuşaklar arasındaki iletişim ve ilişki çok önemli. Ancak ilk iki kuşak arasındaki devrin sağlıklı yürütülmesi, işletmenin kuşaklar boyu yaşayabilmesi için hayati değere sahip. Ailenin duygusallığı ile işletmenin realiteleri arasındaki dengenin temelleri bu süreçte atılabilirse, nesiller boyu yaşayacak bir yapı kurma hedefi de o ölçüde gerçek olur. Kuşaklararasındaki geçişin doğru yönetimi için nesillere atfedilen rollerin, nesillerin temsil ettiği simgelerin de doğru yorumlanmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Birinci nesil kurucuyu, kurucunun emeklerini, aldığı riskleri ve vizyonu, işletmenin dayandığı kökleri temsil ederken ikinci nesil bir aile işletmesinde yaşanan ilk radikal değişimi temsil eder. Ben dedem Halil Akıngüç ve babam Fahamettin Akıngüç’ten sonra üçüncü nesli temsil ediyorum ve benzer durumlar benim için de geçerli.
İKÜ’DEN FARK YARATAN HAMLE: AVRUPA STAJ KONSORSİYUMU
Öğrencilerinize sunduğunuz staj ve iş imkanları hakkında da bilgi alabilir miyiz? Üniversite sanayi işbirliğine yönelik hangi çalışmaları gerçekleştiriyorsunuz?
Öğrencilerimize kariyer planlamaları, staj ve iş imkanlarıyla ilgili olarak danışmanlık yapmak üzere Kariyer ve İş Dünyası İlişkileri birimimizi kurduk. Birimimiz her geçen gün sektörel ağlarını genişletiyor ve öğrencilerimiz ile işverenler arasında ilişki kuruyor. Öğrencilerimizin ve mezunlarımızın kariyer yolculuklarında İstanbul Kültür Üniversitesi’nin desteğini arkalarında hissetmelerini istiyoruz. Kültür Ailesi’nin mensupları başarı elde ettikçe ve topluma fayda sağladıkça göğsümüz kabarıyor, misyonumuz doğrultusunda bir şeyleri başarmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Üniversite – sanayi iş birliği hususunda da yine Avrupa Staj Konsorsiyumu’ndan bahsetmek isterim. İstanbul Sanayi Odası da bu konsorsiyumun üyelerinden birisidir. Yurtdışında stajlarını tamamlayan öğrencilerimiz bu deneyimin kendileri için çok yararlı olduğu görüşündeler. İşverenler de bu uygulamadan çok memnun. Sektörün ihtiyaçlarına göre eğitilen ve donanım sahibi olan öğrencilerin böyle bir tecrübe elde ettikten sonra yurda dönmesi işverenlerimiz için oldukça olumlu karşılanıyor. Kısaca söylemek gerekirse üniversite-sanayi iş birliği kapsamında öğrencilerimize sunduğumuz staj ve iş imkanları ulusal ve uluslararası boyutta gelişerek devam ediyor.
Son Güncelleme: Pazartesi, 18 Ocak 2016 16:28
Gösterim: 1853
Diploma sahteciliğinin önüne geçmek için "Mezun Sorgulama ve Doğrulama Sistemi"ni başlatan YÖK, MEB tarafından gönderilen yaklaşık bir milyon 30 bin diplomanın sorgulanması çalışmalarına devam ediyor.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından diploma sahteciliğinin önüne geçmek için uygulamaya sokulan "Mezun Sorgulama ve Doğrulama Sistemi" ile Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) gönderilen yaklaşık bir milyon 30 bin diploma bilgisinin sorgulanması için çalışma yürütülüyor.Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın "sahte diplomalarla öğretmenlik yapanların tespit edildiğini" açıklamasının ardından gündeme gelen diploma sahteciliği konusunda, YÖK ve MEB arasındaki işbirliği artırılıyor. MEB, merkez ve taşra teşkilatında muhtelif kadrolarda görevli yaklaşık bir milyon 30 bin personelinin yüksek okul, lisans, yüksek lisans ve doktora mezuniyeti bulunanların diploma bilgilerini doğrulanması için YÖK'e gönderdi. YÖK de bu kapsamda çalışma başlattı.
Doğrulama işlemi, YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın sahte diplomalara ilişkin başlattığı çalışma sonucu, 25 Kasım'da hizmete sunulan "Mezun Belgesi Sorgulama/Doğrulama Sistemi" üzerinden yapılıyor. Bu kapsamda YÖK, MEB tarafından gönderilen bilgiler çerçevesinde diplomaların sorgulamalarını yaparak bilgilerin doğruluğunu kontrol ediyor.
Çalışma çerçevesinde iki aylık sürede ülke genelindeki tüm üniversitelerden sisteme yüklenen diploma sayısı 6 milyon 398 bin 310 oldu. 2010 sonrası mezun olanların diplomalarının sisteme yüklenmesi işleminde sona yaklaşıldı, önceki yıllara ilişkin diplomaları yükleme işlemi ise devam ediyor.
Çalışma sonlandığında ülkenin yüksek öğretim sisteminden alınan tüm diplomalar, YÖK’ün sisteminde toplanmış olacak. Bakanlıklar ve diğer kurumların memur adayları ile personelin bilgilerini teyit etmesiyle "kötü niyetli" kişilerin sahtecilik yapma şansı azalacak.
63 kişinin bilgileri savcılığa yollandı
MEB yetkilileri, özellikle Kamu Personeli Seçme ve Yerleştirme Sınavı sonuç belgesi üzerinde yer alan "Lisans" mezuniyeti bilgisinin hangi bölüm ve programa ilişkin olduğunun yer almamasını fırsat bilen sahtecilerin, diplomalar üzerinde tahrifat yaparak mezuniyet bilgilerini değiştirdiğini ve daha düşük puanla öğretmenlik hakkını elde edebildiğini bildirdi. Bu kapsamda, kendisini özel eğitim ve rehberlik alanı mezunu gibi gösteren 63 kişinin bilgileri savcılığa yollandı ve bu kişilerin bakanlıkla ilişikleri kesildi.
Bakanlılarla yeni protokoller yolda
Tüm kamu kurum kuruluşları ve bakanlıklarla protokol sürecinin tamamlamasının ardından ülke genelindeki tüm memur ve personelin diploma bilgeleri sistem üzerinden sorgulanabilecek. Ayrıca üniversiteler, yüksek lisans ve doktora başvurularında da lisans diplomalarını bu sistem üzerinden kontrol edebilecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Diploma sahteciliğinin önüne geçmek için "Mezun Sorgulama ve Doğrulama Sistemi"ni başlatan YÖK, MEB tarafından gönderilen yaklaşık bir milyon 30 bin diplomanın sorgulanması çalışmalarına devam ediyor.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından diploma sahteciliğinin önüne geçmek için uygulamaya sokulan "Mezun Sorgulama ve Doğrulama Sistemi" ile Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) gönderilen yaklaşık bir milyon 30 bin diploma bilgisinin sorgulanması için çalışma yürütülüyor.Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın "sahte diplomalarla öğretmenlik yapanların tespit edildiğini" açıklamasının ardından gündeme gelen diploma sahteciliği konusunda, YÖK ve MEB arasındaki işbirliği artırılıyor. MEB, merkez ve taşra teşkilatında muhtelif kadrolarda görevli yaklaşık bir milyon 30 bin personelinin yüksek okul, lisans, yüksek lisans ve doktora mezuniyeti bulunanların diploma bilgilerini doğrulanması için YÖK'e gönderdi. YÖK de bu kapsamda çalışma başlattı.
Doğrulama işlemi, YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın sahte diplomalara ilişkin başlattığı çalışma sonucu, 25 Kasım'da hizmete sunulan "Mezun Belgesi Sorgulama/Doğrulama Sistemi" üzerinden yapılıyor. Bu kapsamda YÖK, MEB tarafından gönderilen bilgiler çerçevesinde diplomaların sorgulamalarını yaparak bilgilerin doğruluğunu kontrol ediyor.
Çalışma çerçevesinde iki aylık sürede ülke genelindeki tüm üniversitelerden sisteme yüklenen diploma sayısı 6 milyon 398 bin 310 oldu. 2010 sonrası mezun olanların diplomalarının sisteme yüklenmesi işleminde sona yaklaşıldı, önceki yıllara ilişkin diplomaları yükleme işlemi ise devam ediyor.
Çalışma sonlandığında ülkenin yüksek öğretim sisteminden alınan tüm diplomalar, YÖK’ün sisteminde toplanmış olacak. Bakanlıklar ve diğer kurumların memur adayları ile personelin bilgilerini teyit etmesiyle "kötü niyetli" kişilerin sahtecilik yapma şansı azalacak.
63 kişinin bilgileri savcılığa yollandı
MEB yetkilileri, özellikle Kamu Personeli Seçme ve Yerleştirme Sınavı sonuç belgesi üzerinde yer alan "Lisans" mezuniyeti bilgisinin hangi bölüm ve programa ilişkin olduğunun yer almamasını fırsat bilen sahtecilerin, diplomalar üzerinde tahrifat yaparak mezuniyet bilgilerini değiştirdiğini ve daha düşük puanla öğretmenlik hakkını elde edebildiğini bildirdi. Bu kapsamda, kendisini özel eğitim ve rehberlik alanı mezunu gibi gösteren 63 kişinin bilgileri savcılığa yollandı ve bu kişilerin bakanlıkla ilişikleri kesildi.
Bakanlılarla yeni protokoller yolda
Tüm kamu kurum kuruluşları ve bakanlıklarla protokol sürecinin tamamlamasının ardından ülke genelindeki tüm memur ve personelin diploma bilgeleri sistem üzerinden sorgulanabilecek. Ayrıca üniversiteler, yüksek lisans ve doktora başvurularında da lisans diplomalarını bu sistem üzerinden kontrol edebilecek.
Son Güncelleme: Pazartesi, 18 Ocak 2016 11:44
Gösterim: 2066
YÖK Başkanı Yekta Saraç, bu yıl 4 bin olarak belirlenen akademik kadro tahsisinin 5 bine çıkarıldığını bildirdi.
YÖK Başkanı Yekta Saraç, Twitter hesabından üniversitelerdeki kadrolara ilişkin paylaşımda bulunarak, "Üniversitelerimiz ve akademisyen adaylarımıza güzel bir haberimiz var. Bilindiği üzere 2016 yılı için üniversitelerimize bir önceki yıl olduğu gibi 4 bin akademik kadro tahsis edilmişti. Hükümetimize yapmış olduğumuz teklif ve görüşmelerimiz neticesinde bu sayı bin daha artırılarak 5 bine çıkarılmıştır" açıklamasını yaptı.
"İlave verilen bin kadro için planlama yapılacak"
4 bin kadronun dağıtımında önceki yıllarda uygulanan usulün takip edileceğini belirten Saraç, ilk defa ilave verilen bin kadro için yükseköğretimin önceliklerine göre alan esaslı bir planlama yapılacağını ifade etti.
Saraç, "Ayrıca, son dönemlerde 'Yeni YÖK' tarafından başlatılan üniversitelerin ihtisaslaşması çerçevesinde bu imkan da değerlendirilecektir. Bu kapsamda yapmış olduğumuz artış teklifini kabul eden başta Sayın Başbakanımız ve bütün hükümet erkanına Yükseköğretim Kurulu camiası adına teşekkür ederiz" değerlendirmesinde bulundu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
YÖK Başkanı Yekta Saraç, bu yıl 4 bin olarak belirlenen akademik kadro tahsisinin 5 bine çıkarıldığını bildirdi.
YÖK Başkanı Yekta Saraç, Twitter hesabından üniversitelerdeki kadrolara ilişkin paylaşımda bulunarak, "Üniversitelerimiz ve akademisyen adaylarımıza güzel bir haberimiz var. Bilindiği üzere 2016 yılı için üniversitelerimize bir önceki yıl olduğu gibi 4 bin akademik kadro tahsis edilmişti. Hükümetimize yapmış olduğumuz teklif ve görüşmelerimiz neticesinde bu sayı bin daha artırılarak 5 bine çıkarılmıştır" açıklamasını yaptı.
"İlave verilen bin kadro için planlama yapılacak"
4 bin kadronun dağıtımında önceki yıllarda uygulanan usulün takip edileceğini belirten Saraç, ilk defa ilave verilen bin kadro için yükseköğretimin önceliklerine göre alan esaslı bir planlama yapılacağını ifade etti.
Saraç, "Ayrıca, son dönemlerde 'Yeni YÖK' tarafından başlatılan üniversitelerin ihtisaslaşması çerçevesinde bu imkan da değerlendirilecektir. Bu kapsamda yapmış olduğumuz artış teklifini kabul eden başta Sayın Başbakanımız ve bütün hükümet erkanına Yükseköğretim Kurulu camiası adına teşekkür ederiz" değerlendirmesinde bulundu.
Son Güncelleme: Cuma, 15 Ocak 2016 13:52
Gösterim: 1523
Türkiye'deki üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin sayısı, son 14 yılda 2 katın üzerinde artışla 70 bin 12'den, 150 bin 886'ya yükseldi.
Yükseköğretim istatistiklerine göre, 2002'de 73 olan üniversite sayısı 2016'da 193’e çıktı. Buna bağlı olarak 2002'de 70 bin 12 olan akademisyen sayısı da 14 yıllık süreçte, 80 bin 874 artarak 150 bin 886'ya ulaştı. Akademisyen sayısı 2003'te 74 bin 134, 2004'te 77 bin 65, 2005'te 79 bin 555, 2006'da 82 bin 250, 2007'de 86 bin 522, 2008'de 96 bin 105, 2009'da 97 bin 923, 2010'da 102 bin 682, 2011'de 108 bin 462, 2012'de 115 bin 798, 2013'te 127 bin 441, 2014'te 142 bin 437, 2015’te 148 bin 903, 2016'da ise 150 bin 886 oldu.
150 bin 886 akademisyenin, 22 bin 16'sı profesör, 14 bin 595'i doçent, 33 bin 956'sı yardımcı doçent, 21 bin 216'sı öğretim görevlisi, 10 bin 274'ü okutman, 3 bin 775'i uzman ve 45 bin 14'ü araştırma görevlisi olarak çalışıyor. Öte yandan üniversitelerde 21 çevirmen ve 19 eğitim öğretim planlamacısı da bulunuyor.
Kadın akademisyen sayısındaki artış, erkek akademisyenlerden fazla
İstatistiklere göre, son 14 yıllık süreçte kadın akademisyenlerin sayısındaki artış, erkek akademisyenlerden fazla oldu. Kadın akademisyen sayısı 2002'de 26 bin 2 iken bu sayı 2016'da 65 bin 126'ya yükselerek yaklaşık 2,5 kat arttı. Erkek akademisyenlerin 2002'de 44 bin 10 olan sayısı yaklaşık iki kat artışla, 2016'da 85 bin 760'a yükseldi.
Üniversitelerde görev yapan kadın akademisyenlerin 6 bin 469'unu profesörler, 5 bin 122'sini doçentler, 13 bin 613'ünü yardımcı doçentler, 9 bin 279'ünü öğretim görevlileri, 6 bin 328'ini okutmanlar, bin 850'sini uzmanlar ve 22 bin 441'ini araştırma görevlileri oluşturuyor.
Erkek akademisyenlerin 15 bin 547'si profesörler, 9 bin 473'ü doçentler, 20 bin 343'ünü yardımcı doçentler, 11 bin 937'si öğretim görevlileri, 3 bin 946'ü okutmanlar, bin 925'ini uzmanlar ve 22 bin 573'si de araştırma görevlilerinden oluşuyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Türkiye'deki üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin sayısı, son 14 yılda 2 katın üzerinde artışla 70 bin 12'den, 150 bin 886'ya yükseldi.
Yükseköğretim istatistiklerine göre, 2002'de 73 olan üniversite sayısı 2016'da 193’e çıktı. Buna bağlı olarak 2002'de 70 bin 12 olan akademisyen sayısı da 14 yıllık süreçte, 80 bin 874 artarak 150 bin 886'ya ulaştı. Akademisyen sayısı 2003'te 74 bin 134, 2004'te 77 bin 65, 2005'te 79 bin 555, 2006'da 82 bin 250, 2007'de 86 bin 522, 2008'de 96 bin 105, 2009'da 97 bin 923, 2010'da 102 bin 682, 2011'de 108 bin 462, 2012'de 115 bin 798, 2013'te 127 bin 441, 2014'te 142 bin 437, 2015’te 148 bin 903, 2016'da ise 150 bin 886 oldu.
150 bin 886 akademisyenin, 22 bin 16'sı profesör, 14 bin 595'i doçent, 33 bin 956'sı yardımcı doçent, 21 bin 216'sı öğretim görevlisi, 10 bin 274'ü okutman, 3 bin 775'i uzman ve 45 bin 14'ü araştırma görevlisi olarak çalışıyor. Öte yandan üniversitelerde 21 çevirmen ve 19 eğitim öğretim planlamacısı da bulunuyor.
Kadın akademisyen sayısındaki artış, erkek akademisyenlerden fazla
İstatistiklere göre, son 14 yıllık süreçte kadın akademisyenlerin sayısındaki artış, erkek akademisyenlerden fazla oldu. Kadın akademisyen sayısı 2002'de 26 bin 2 iken bu sayı 2016'da 65 bin 126'ya yükselerek yaklaşık 2,5 kat arttı. Erkek akademisyenlerin 2002'de 44 bin 10 olan sayısı yaklaşık iki kat artışla, 2016'da 85 bin 760'a yükseldi.
Üniversitelerde görev yapan kadın akademisyenlerin 6 bin 469'unu profesörler, 5 bin 122'sini doçentler, 13 bin 613'ünü yardımcı doçentler, 9 bin 279'ünü öğretim görevlileri, 6 bin 328'ini okutmanlar, bin 850'sini uzmanlar ve 22 bin 441'ini araştırma görevlileri oluşturuyor.
Erkek akademisyenlerin 15 bin 547'si profesörler, 9 bin 473'ü doçentler, 20 bin 343'ünü yardımcı doçentler, 11 bin 937'si öğretim görevlileri, 3 bin 946'ü okutmanlar, bin 925'ini uzmanlar ve 22 bin 573'si de araştırma görevlilerinden oluşuyor.
Son Güncelleme: Pazartesi, 18 Ocak 2016 11:42
Gösterim: 1547
İstanbul Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" olarak kendilerini tanımlayan ve bildiriye imza atan bazı akademisyenler hakkında soruşturma başlattı.
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" olarak kendilerini tanımlayan ve başsavcılığın yargı çevresinde bulunan üniversitelerde görev yapan bazı akademisyenler hakkında soruşturma başlattı.
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, yargı alanı içerisinde bulunan Avcılar, Başakşehir ve Küçükçekmece’deki üniversitelerde akademisyen olarak görev yapan ve "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" bildirisine imza atanlar hakkında resen soruşturma açıldı. Bu akademisyenler hakkında "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik, halkı kanunlara uymamaya tahrik, Türklüğü, cumhuriyeti, devletin kurum ve organlarını aşağılama ve terör örgütü propagandası yapmak" suçlarından işlem yapılacağı belirtildi. Başsavcılığın söz konusu akademisyenleri ifadeye çağırabileceği öğrenildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
İstanbul Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" olarak kendilerini tanımlayan ve bildiriye imza atan bazı akademisyenler hakkında soruşturma başlattı.
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" olarak kendilerini tanımlayan ve başsavcılığın yargı çevresinde bulunan üniversitelerde görev yapan bazı akademisyenler hakkında soruşturma başlattı.
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, yargı alanı içerisinde bulunan Avcılar, Başakşehir ve Küçükçekmece’deki üniversitelerde akademisyen olarak görev yapan ve "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" bildirisine imza atanlar hakkında resen soruşturma açıldı. Bu akademisyenler hakkında "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik, halkı kanunlara uymamaya tahrik, Türklüğü, cumhuriyeti, devletin kurum ve organlarını aşağılama ve terör örgütü propagandası yapmak" suçlarından işlem yapılacağı belirtildi. Başsavcılığın söz konusu akademisyenleri ifadeye çağırabileceği öğrenildi.
Son Güncelleme: Perşembe, 14 Ocak 2016 13:53
Gösterim: 1298

