Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Türkiye'nin ilk ve tek Kuruyemiş Üretimi ve İşleme Teknolojisi Bölümü, 3 öğrenci daha bulunamazsa kapanma tehlikesiyle karşı karşıya...

Kuruyemiş sektörüne kalifiye eleman yetiştirilmesi amacıyla Gaziantep Üniversitesi Naci Topçuoğlu Meslek Yüksekokulu bünyesinde 2010-2011 eğitim öğretim yılında Tüm Kuruyemiş Sanayicileri ve İş Adamları Derneği'nin (TÜKSİAD) desteğiyle kurulan Türkiye'nin ilk ve tek Kuruyemiş Üretimi ve İşleme Teknolojisi Bölümünün eğitim öğretim faaliyetine başlayabilmesi için en az 10 öğrencinin kayıt yaptırması gerekiyor. Sadece 7 öğrencinin tercih ettiği bölüme yeni öğrenciler aranıyor.

Naci Topçuoğlu Meslek Yüksek Okulu Gıda İşleme Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hatice Çatal, 30 öğrenci kapasiteli bölümde eğitim yapabilmek için yeterli öğrenci sayısına ulaşamadıklarını belirtti.

En az 10 öğrencinin kayıt yaptırması gereken bölümü 7 öğrencinin tercih ettiğini ifade eden Çatal, "En az 3 öğrenciye daha ihtiyacımız var. O yüzden de öğrencilere tanıtım yapıyoruz. Tanıtım amaçlı broşür ve afişler hazırlayarak meslek liselerine gönderdik. İnşallah bunun sonucunun ek kontenjanlarda görüleceğini düşünüyorum. Bu program Türkiye'de sadece Gaziantep Üniversitesi Naci Topçu Meslek Yüksek Okulunda var. Kontenjan sayısına ulaşılamazsa YÖK tarafından bu program kapatılmış olacak" diye konuştu.

Burslu ve istihdam garantili bölüm

Bölümü tercih eden öğrencilere öğrenimleri süresince burs verileceğini, mezun öğrencilere iş garantisi sunduklarını vurgulayan Çatal, "Bu programı tercih eden ilk 10 öğrenciye öğrenim süresince aylık 200 lira burs veriliyor. Ayrıca TÜKSİAD istihdam sağlıyor. Bizden mezun olan öğrencilerin iş bulmak gibi bir sorunu olmayacak. Kuruyemiş teknikeri olarak çalışacaklar" dedi.

Geçen yıl ilk mezunlarını verdiklerini kaydeden Çatal, tercih yapacak öğrencilere seslenerek, "Burası özel bir meslek yüksekokulu, üniversite ve sanayinin işbirliği yaptığı bir meslek yüksekokulu. Bölüm olarak da oldukça özel bir alan, bu sektörün yetişmiş elemana ihtiyacı var" çağrısında bulundu.

''Bölümün tüketici açısından önemi''

Çatal, bölümden mezun olan öğrencilerin tüketici açısından önemine de değindi.

Mezun olan öğrencilerin kuruyemişte kullanılan hammaddenin alımı, depolanma şartları ve kuruyemiş üretimi konularında bilgi sahibi olacağını anlatan Çatal, şöyle devam etti:

"Kuruyemiş sanayisinde büyük bir yetişmiş kalifiye eleman açığı var. Bunu karşılamak için böyle bir program açılma gereği duyuldu. Gaziantep kuruyemiş sanayisinde ileri bir şehir, o yüzden burada böyle bir bölüm açılması uygun görüldü. Mezun öğrencilerimiz sayesinde tüketici daha denetimli, daha kaliteli, daha temiz kuruyemiş tüketmiş olacak. Ara eleman açığını mezun olan öğrenciler kapatmış olacak."

Gaziantep Üniversitesi Naci Topçu Meslek Yüksek Okulu'nun Türkiye'de "trimester" yöntemi uygulayan ilk üniversite olduğunu hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Hatice Çatal, bu uygulamayla öğrencilerin 4 dönem teorik, 2 dönem iş yeri eğitimi aldığını sözlerine ekledi.

> 200 lira burs ve mezun olunca iş garantisi verdiler ama…

Türkiye'nin ilk ve tek Kuruyemiş Üretimi ve İşleme Teknolojisi Bölümü, 3 öğrenci daha bulunamazsa kapanma tehlikesiyle karşı karşıya...

Kuruyemiş sektörüne kalifiye eleman yetiştirilmesi amacıyla Gaziantep Üniversitesi Naci Topçuoğlu Meslek Yüksekokulu bünyesinde 2010-2011 eğitim öğretim yılında Tüm Kuruyemiş Sanayicileri ve İş Adamları Derneği'nin (TÜKSİAD) desteğiyle kurulan Türkiye'nin ilk ve tek Kuruyemiş Üretimi ve İşleme Teknolojisi Bölümünün eğitim öğretim faaliyetine başlayabilmesi için en az 10 öğrencinin kayıt yaptırması gerekiyor. Sadece 7 öğrencinin tercih ettiği bölüme yeni öğrenciler aranıyor.

Naci Topçuoğlu Meslek Yüksek Okulu Gıda İşleme Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hatice Çatal, 30 öğrenci kapasiteli bölümde eğitim yapabilmek için yeterli öğrenci sayısına ulaşamadıklarını belirtti.

En az 10 öğrencinin kayıt yaptırması gereken bölümü 7 öğrencinin tercih ettiğini ifade eden Çatal, "En az 3 öğrenciye daha ihtiyacımız var. O yüzden de öğrencilere tanıtım yapıyoruz. Tanıtım amaçlı broşür ve afişler hazırlayarak meslek liselerine gönderdik. İnşallah bunun sonucunun ek kontenjanlarda görüleceğini düşünüyorum. Bu program Türkiye'de sadece Gaziantep Üniversitesi Naci Topçu Meslek Yüksek Okulunda var. Kontenjan sayısına ulaşılamazsa YÖK tarafından bu program kapatılmış olacak" diye konuştu.

Burslu ve istihdam garantili bölüm

Bölümü tercih eden öğrencilere öğrenimleri süresince burs verileceğini, mezun öğrencilere iş garantisi sunduklarını vurgulayan Çatal, "Bu programı tercih eden ilk 10 öğrenciye öğrenim süresince aylık 200 lira burs veriliyor. Ayrıca TÜKSİAD istihdam sağlıyor. Bizden mezun olan öğrencilerin iş bulmak gibi bir sorunu olmayacak. Kuruyemiş teknikeri olarak çalışacaklar" dedi.

Geçen yıl ilk mezunlarını verdiklerini kaydeden Çatal, tercih yapacak öğrencilere seslenerek, "Burası özel bir meslek yüksekokulu, üniversite ve sanayinin işbirliği yaptığı bir meslek yüksekokulu. Bölüm olarak da oldukça özel bir alan, bu sektörün yetişmiş elemana ihtiyacı var" çağrısında bulundu.

''Bölümün tüketici açısından önemi''

Çatal, bölümden mezun olan öğrencilerin tüketici açısından önemine de değindi.

Mezun olan öğrencilerin kuruyemişte kullanılan hammaddenin alımı, depolanma şartları ve kuruyemiş üretimi konularında bilgi sahibi olacağını anlatan Çatal, şöyle devam etti:

"Kuruyemiş sanayisinde büyük bir yetişmiş kalifiye eleman açığı var. Bunu karşılamak için böyle bir program açılma gereği duyuldu. Gaziantep kuruyemiş sanayisinde ileri bir şehir, o yüzden burada böyle bir bölüm açılması uygun görüldü. Mezun öğrencilerimiz sayesinde tüketici daha denetimli, daha kaliteli, daha temiz kuruyemiş tüketmiş olacak. Ara eleman açığını mezun olan öğrenciler kapatmış olacak."

Gaziantep Üniversitesi Naci Topçu Meslek Yüksek Okulu'nun Türkiye'de "trimester" yöntemi uygulayan ilk üniversite olduğunu hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Hatice Çatal, bu uygulamayla öğrencilerin 4 dönem teorik, 2 dönem iş yeri eğitimi aldığını sözlerine ekledi.

Son Güncelleme: Cumartesi, 24 Ağustos 2013 10:47

Gösterim: 2021

Seviye Belirleme Sınavı’nda tüm soruları doğru yaparak 16 öğrenci arasına giren Türkiye birincisi Çağlan Turgut'un Robert Koleji'nde okuma hayali gelir engeline takıldı.

Sabah Gazetesi'nin haberine göre, SBS sınavında tüm soruları yapan 16 öğrenci arasına girerek Türkiye birincisi olan Çağlan Turgut'un Robert Koleji'nde okuma hayali yıllık brüt gelire takıldı. Ön kayıt yaptırarak burs başvurusu için gerekli belgeleri okula veren Turgut ailesi, yıllık gelirini gösteren çizelgeyi de sundu. Yıllık brüt geliri 100 bin lira olan ailenin burslu okutma talebi kabul edilmedi. Geliri aylık 2 bin liranın altında olanlara burs verildiğini belirten anne Çiğdem Turgut, "3 çocuğum ve 5 bin lira gelirim var. Gelirimin yarısını bir okul taksidine vereceğiz. Diğerlerine para ayıramayacağım" dedi. Yıllık ücreti 45 bin lira olan okula gönderme imkanları olmadığını kaydeden anne Çiğdem Turgut, "Türkiye birincisi olan bir çocuğa en azından jest yapılabilirdi" diye konuştu.

> Türkiye birincisinin Robert hayali gelir engeline takıldı

Seviye Belirleme Sınavı’nda tüm soruları doğru yaparak 16 öğrenci arasına giren Türkiye birincisi Çağlan Turgut'un Robert Koleji'nde okuma hayali gelir engeline takıldı.

Sabah Gazetesi'nin haberine göre, SBS sınavında tüm soruları yapan 16 öğrenci arasına girerek Türkiye birincisi olan Çağlan Turgut'un Robert Koleji'nde okuma hayali yıllık brüt gelire takıldı. Ön kayıt yaptırarak burs başvurusu için gerekli belgeleri okula veren Turgut ailesi, yıllık gelirini gösteren çizelgeyi de sundu. Yıllık brüt geliri 100 bin lira olan ailenin burslu okutma talebi kabul edilmedi. Geliri aylık 2 bin liranın altında olanlara burs verildiğini belirten anne Çiğdem Turgut, "3 çocuğum ve 5 bin lira gelirim var. Gelirimin yarısını bir okul taksidine vereceğiz. Diğerlerine para ayıramayacağım" dedi. Yıllık ücreti 45 bin lira olan okula gönderme imkanları olmadığını kaydeden anne Çiğdem Turgut, "Türkiye birincisi olan bir çocuğa en azından jest yapılabilirdi" diye konuştu.

Son Güncelleme: Cuma, 23 Ağustos 2013 14:57

Gösterim: 4758

MEB Müsteşarı Yusuf Tekin, bu yıl 40 bin civarında öğretmen ataması yapacaklarını ve atama kuralarının da 9 Eylül’de çekileceğini belirtti.

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, dün akşam Kanal 24’te Açık Görüş Programında Bekir Gür ve Murat Çikçek’in sorularını yanıtladı.

Tekin, “Bu sene 40 bin civarında öğretmen ataması yapılacak. Kuraları 9 Eylül’de çekilmiş olacak. Şubat ayında atama yapılıp yapılmayacağı hükümetin taktiridir.” Açıklamasında bulundu.

 

 

> Öğretmen atamaları 9 Eylül’de

MEB Müsteşarı Yusuf Tekin, bu yıl 40 bin civarında öğretmen ataması yapacaklarını ve atama kuralarının da 9 Eylül’de çekileceğini belirtti.

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, dün akşam Kanal 24’te Açık Görüş Programında Bekir Gür ve Murat Çikçek’in sorularını yanıtladı.

Tekin, “Bu sene 40 bin civarında öğretmen ataması yapılacak. Kuraları 9 Eylül’de çekilmiş olacak. Şubat ayında atama yapılıp yapılmayacağı hükümetin taktiridir.” Açıklamasında bulundu.

 

 

Son Güncelleme: Cuma, 23 Ağustos 2013 10:29

Gösterim: 1686

Gezi Parkı eylemleri sonrası Özyeğin Üniversitesi Rektörlüğü görevinden sürpriz bir şekilde istifa eden Prof. Dr. Erhan Erkut’un tweeti YÖK’ün üniversitelere açılış uyarısı yaptığı yönünde bir iddiayı gündeme getirdi

üniversitelere açılış uyarısı

Özyeğin Üniversitesi Rektörlüğü görevinden kısa süre önce ayrılan Prof. Dr. Erhan Erkut’un dün gece attığı bir tweet dikkatleri çekti. “Üniversite rektörlerine tavsiye” başlığıyla yayınladığı mesajda, “Üniversite açılışlarında öğrenci eylemleri olması bekleniyor. Bu konuda YÖK’ün de rektörlere, açılış töreni yapmamaları için uyardığı konusunda duyumlar alıyorum. Üniversitenizde açılış töreni yapmayın. Yaparsanız da küçük tutun, bayram öncesine denk getirin. Malum, her yer Taksim” ifadeleri yer aldı.

Mesajda yer alan “Malum, her yer Taksim” vurgusu, ‘Üniversiteler açılışlarda olması beklenen öğrenci eylemlerine karşı hazırlık içinde mi?’ sorusunu akıllara getirdi.

Mesajın nedenini Hürriyet’ten Gönül Koca’ya anlatan Prof. Erkut, YÖK’ün rektörlere bu yönde tavsiyelerde bulunduğu duyumları aldığını söyledi.

Detayları çok bilmediğini anlatan Erkut, açılış törenlerinde olması muhtemel öğrenci eylemlerinden duyulan korkunun buna neden olabileceğini söyledi. Erkut, şöyle devam etti:

“Açılışlarda öğrenci eylemi olması yönünde benim bir beklentim var. Bu sadece benim beklentim değil, herkes böyle düşünüyor. YÖK’ün de, rektörlere böyle bir tavsiye yaptığı yolunda duyum aldım. Ben rektör olmadığım için tam olarak bilmiyorum ama bu yönde söylentiler var. Açılışların, öğrencilerin olmadığı Kurban Bayramı’ndan önceki haftaya denk getirilmesi, siyasetçi çağırılmaması, küçük küçük törenler yapılması yönünde tavsiyelerde bulunulduğu duyumları alıyorum. Üniversiteler açıldığında hepimiz göreceğiz. Muhtemelen, öğrencilerin olmadığı Kurban Bayramı’ndan önceki hafta, küçük küçük törenler yapılacaktır.”

“Hükümetin imajını zedeleyen, protestoların yanlış  yönetimi”

Bu uyarının öğrenci eylemlerinden duyulan korkudan kaynaklandığını belirten Erkut, bu korkuyu yersiz bulduğunu anlattı:

“Bunu çok yersiz bir korku olarak görüyorum. Bizim mezuniyet töreninde hiçbir şey olmadı. Öğrenciler bence yeterince sağduyulu. Öğrenci düşündüğünü söylemeyecekse bu çok yersiz olur. Öğrenci eylemlerinin şiddete dönüşme ihtimalini görmüyorum, eğer müdahale olmazsa. Kapanışlarda da öyle oldu. Boğaziçi’nin mezuniyetinde bütün stat inledi, sonra herkes dağıldı. Olsa olsa bu olur. Bunda da korkulacak bir şey yok. Öğrenciden şiddet beklentim yok. Hükümetin imajı zedelenir korkusu vardır. Oysa hükümetin imajını zedeleyen, Gezi protestolarının yanlış yönetilmesidir. Kriz yönetiminin kötü yapılmasıdır. Barışçı protesto hakkını kullanmak isteyenlerin üzerine polis şiddetiyle gidildi, bu da demokrasiyle ilgisi olmayan bir duruş. Protesto, konuşmak, eylem yapmak bir haktır.”

“Akademik özerklik eksik”

Gezi Parkı olaylarındaki tavırları nedeniyle işten çıkarıldıkları iddia edilen öğretim üyelerinin durumuna da değinen Erkut, üniversitelerden ses çıkmamasını baskılara bağladı:

“Medyada 75 kişinin işini kaybettiği bir ortamda, akademisyenlere baskı yapılmamasını ben mümkün görmüyorum. Şu anda Türkiye’de 165 üniversite var, kaç tanesinden ne kadar ses çıktığına bakın. Türkiye son derece hassas bir zamandan geçiyor fakat, topluma yol gösterecek olan üniversitelerden ses çıkmıyor. Çünkü, Türkiye’de akademik özgürlükler ve özerklik eksikli.”

Kaynak Hürriyet

> YÖK’ten ‘Her yer Taksim her yer direniş’ uyarısı!

Gezi Parkı eylemleri sonrası Özyeğin Üniversitesi Rektörlüğü görevinden sürpriz bir şekilde istifa eden Prof. Dr. Erhan Erkut’un tweeti YÖK’ün üniversitelere açılış uyarısı yaptığı yönünde bir iddiayı gündeme getirdi

üniversitelere açılış uyarısı

Özyeğin Üniversitesi Rektörlüğü görevinden kısa süre önce ayrılan Prof. Dr. Erhan Erkut’un dün gece attığı bir tweet dikkatleri çekti. “Üniversite rektörlerine tavsiye” başlığıyla yayınladığı mesajda, “Üniversite açılışlarında öğrenci eylemleri olması bekleniyor. Bu konuda YÖK’ün de rektörlere, açılış töreni yapmamaları için uyardığı konusunda duyumlar alıyorum. Üniversitenizde açılış töreni yapmayın. Yaparsanız da küçük tutun, bayram öncesine denk getirin. Malum, her yer Taksim” ifadeleri yer aldı.

Mesajda yer alan “Malum, her yer Taksim” vurgusu, ‘Üniversiteler açılışlarda olması beklenen öğrenci eylemlerine karşı hazırlık içinde mi?’ sorusunu akıllara getirdi.

Mesajın nedenini Hürriyet’ten Gönül Koca’ya anlatan Prof. Erkut, YÖK’ün rektörlere bu yönde tavsiyelerde bulunduğu duyumları aldığını söyledi.

Detayları çok bilmediğini anlatan Erkut, açılış törenlerinde olması muhtemel öğrenci eylemlerinden duyulan korkunun buna neden olabileceğini söyledi. Erkut, şöyle devam etti:

“Açılışlarda öğrenci eylemi olması yönünde benim bir beklentim var. Bu sadece benim beklentim değil, herkes böyle düşünüyor. YÖK’ün de, rektörlere böyle bir tavsiye yaptığı yolunda duyum aldım. Ben rektör olmadığım için tam olarak bilmiyorum ama bu yönde söylentiler var. Açılışların, öğrencilerin olmadığı Kurban Bayramı’ndan önceki haftaya denk getirilmesi, siyasetçi çağırılmaması, küçük küçük törenler yapılması yönünde tavsiyelerde bulunulduğu duyumları alıyorum. Üniversiteler açıldığında hepimiz göreceğiz. Muhtemelen, öğrencilerin olmadığı Kurban Bayramı’ndan önceki hafta, küçük küçük törenler yapılacaktır.”

“Hükümetin imajını zedeleyen, protestoların yanlış  yönetimi”

Bu uyarının öğrenci eylemlerinden duyulan korkudan kaynaklandığını belirten Erkut, bu korkuyu yersiz bulduğunu anlattı:

“Bunu çok yersiz bir korku olarak görüyorum. Bizim mezuniyet töreninde hiçbir şey olmadı. Öğrenciler bence yeterince sağduyulu. Öğrenci düşündüğünü söylemeyecekse bu çok yersiz olur. Öğrenci eylemlerinin şiddete dönüşme ihtimalini görmüyorum, eğer müdahale olmazsa. Kapanışlarda da öyle oldu. Boğaziçi’nin mezuniyetinde bütün stat inledi, sonra herkes dağıldı. Olsa olsa bu olur. Bunda da korkulacak bir şey yok. Öğrenciden şiddet beklentim yok. Hükümetin imajı zedelenir korkusu vardır. Oysa hükümetin imajını zedeleyen, Gezi protestolarının yanlış yönetilmesidir. Kriz yönetiminin kötü yapılmasıdır. Barışçı protesto hakkını kullanmak isteyenlerin üzerine polis şiddetiyle gidildi, bu da demokrasiyle ilgisi olmayan bir duruş. Protesto, konuşmak, eylem yapmak bir haktır.”

“Akademik özerklik eksik”

Gezi Parkı olaylarındaki tavırları nedeniyle işten çıkarıldıkları iddia edilen öğretim üyelerinin durumuna da değinen Erkut, üniversitelerden ses çıkmamasını baskılara bağladı:

“Medyada 75 kişinin işini kaybettiği bir ortamda, akademisyenlere baskı yapılmamasını ben mümkün görmüyorum. Şu anda Türkiye’de 165 üniversite var, kaç tanesinden ne kadar ses çıktığına bakın. Türkiye son derece hassas bir zamandan geçiyor fakat, topluma yol gösterecek olan üniversitelerden ses çıkmıyor. Çünkü, Türkiye’de akademik özgürlükler ve özerklik eksikli.”

Kaynak Hürriyet

Son Güncelleme: Cuma, 23 Ağustos 2013 13:19

Gösterim: 1809

İTÜ ve 9 Eylül üniversitelerinin Denizcilik Bölümü’nü tercih eden adaylar 49. madde nedeniyle mağdur oldu. YÖK üyesi Prof. Dr. Günay hatalı olduklarını kabul etti.

Vatan Gazetesi’nden Sadık Gültekin köşesinde YÖK’ün yaptığı bir hata yüzünden ÖSYS yerleştirmelerinde üniversite adayların mağdur edildiğini belirtti.

İşte Sadık Gültekin’in o yazısı;

27 Temmuz günü VATAN gazetesindeki yazımda; 2013-ÖSYS Tercih Kılavuzu’nun Özel Koşul ve Açıklamalar sütununda 49’uncu maddede bulunan bölümlerin tümünde yerleştirme hatası olduğunu dile getirmiştim. 49’uncu madde, İTÜ ve Dokuz Eylül üniversitelerinin Denizcilik fakültelerinin 9 programında geçiyor ve bu programlara 500 öğrenci alınıyor ama olay sadece 500 öğrenciyle sınırlı kalmıyor.

İTÜ ve Dokuz Eylül üniversitelerinin Denizcilik Fakültesi’ni tercih eden Anadolu ve genel lise mezunu yüzlerce aday, 49’uncu madde nedeniyle puanları yetmesine rağmen istediklerini bölümleri kazanamadı. Bu hata, LYS’de alanlar kaldırılmasına rağmen 49’uncu maddenin değiştirilmemesinden kaynaklanıyordu. Bu maddeye göre bu bölümleri liselerin Fen Bilimleri, Matematik ya da Türkçe-Matematik alanı öğrencileri seçebiliyordu. Herhalde bu iki üniversitenin yöneticileri, liselerden alanların kaldırıldığından bihaber!

Aradan tam bir ay geçmesine rağmen sorun çözülmedi. Sabırla ‘bir gelişme olur mu’ diye bekledim. Süre daralıyor ama hiçbir gelişme olmuyordu. Dün YÖK’ü aradım. Basın Müşavirliği ‘konu üzerinde çalışılacağını ve sonucun akşam bildirileceğini’ söyledi. Saat 20.39’da YÖK Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay aradı. Olayı değerlendirdiklerini ve hatayı kabul ettiklerini, bu hatanın iki üniversitenin, MEB’in, ÖSYM’nin ve YÖK’ün gözünden kaçtığını ve kimsenin bunu fark edemediğini, dolayısıyla 49’uncu maddenin yanlış olduğunu belirtti.

Şimdi ne olacak?

Sayın Günay, NASA’nın da hata yaptığını, uzay aracının parçalandığını (!) vurguladıktan sonra, sorunun çözüm yollarını sıraladı. Şimdi hazır olun, çünkü çok ilginç açıklamalarla karşılaşacaksınız...

“Hocam, şayet olayı biz düzeltmeye kalkışırsak, 1 milyon 200 bin adayın tekrar tercih yapması gerekir çünkü olayı düzeltmeye çalıştıkça hata hatayı doğuracak ve tüm sistem yerinden oynayacak. Bu durumda en iyisi yeniden tercih yaptırmak olacak. Gerçekten burayı kazanması gerekenleri buraya koyduğunuz zaman, şimdi oraya yerleşenleri kaldırmanız ve diğer tercihlerine yerleştirmeniz gerekecek. Onları yeni yerlerine koyduğunuzda, oradakileri de yerinden oynatmanız lazım. Bu felaket.”

“Peki bu olay nasıl çözülecek hocam?”

“Şöyle, kazanması gerekirken kazanamayan adaylar bizi mahkemeye versin!”

“Kazanacakları kesin, peki bu durumdan yine tüm sistem etkilenmez mi?”

“Yok olmaz, bireysel olduğu için tüm sistemi etkilemez, sadece haklı bulunan hak ettiği yere yerleştirilir.”

“Hocam bunları olduğu gibi yazacağım.”

“Önemli olan sizin nasıl aktaracağınız, sansasyonel mi yoksa çözüm odaklı mı?”

“Amacım sansasyon yaratmak değil, hak edenleri yerleştirmek! Süre daraldı, 2 Eylül’de kayıtlar başlıyor. Adaylar hangi ara bu işi neticelendirecek?”

“Yetişir yetişir, hakimler bunu fark eder!”

“Ya yetişmezse, kayıtlardan sonra dava neticelenirse, çocukların hakkı saklı olacak mı?”

“Olur, alırız o çocukları...”

Adalet mi bu?

Ne kadar ilginç değil mi, hak eden hak ettiği yere mahkeme kararıyla girecek. Peki, bu adayların hepsinin haberi olacak mı, ya haberi olmayanlar n’olacak? Siz bu çocukları uyardınız mı?

ÖSYM, hak ve adalet üzerine kurulan bir kurum. Bundan şüphemiz yok ancak bu olayda haklı olan mağdur duruma düştü. İsteğim şu: Gereğinin yapılması, adil bir değerlendirmenin yapılması.

> YÖK, üniversite adaylarını böyle mağdur etmiş

İTÜ ve 9 Eylül üniversitelerinin Denizcilik Bölümü’nü tercih eden adaylar 49. madde nedeniyle mağdur oldu. YÖK üyesi Prof. Dr. Günay hatalı olduklarını kabul etti.

Vatan Gazetesi’nden Sadık Gültekin köşesinde YÖK’ün yaptığı bir hata yüzünden ÖSYS yerleştirmelerinde üniversite adayların mağdur edildiğini belirtti.

İşte Sadık Gültekin’in o yazısı;

27 Temmuz günü VATAN gazetesindeki yazımda; 2013-ÖSYS Tercih Kılavuzu’nun Özel Koşul ve Açıklamalar sütununda 49’uncu maddede bulunan bölümlerin tümünde yerleştirme hatası olduğunu dile getirmiştim. 49’uncu madde, İTÜ ve Dokuz Eylül üniversitelerinin Denizcilik fakültelerinin 9 programında geçiyor ve bu programlara 500 öğrenci alınıyor ama olay sadece 500 öğrenciyle sınırlı kalmıyor.

İTÜ ve Dokuz Eylül üniversitelerinin Denizcilik Fakültesi’ni tercih eden Anadolu ve genel lise mezunu yüzlerce aday, 49’uncu madde nedeniyle puanları yetmesine rağmen istediklerini bölümleri kazanamadı. Bu hata, LYS’de alanlar kaldırılmasına rağmen 49’uncu maddenin değiştirilmemesinden kaynaklanıyordu. Bu maddeye göre bu bölümleri liselerin Fen Bilimleri, Matematik ya da Türkçe-Matematik alanı öğrencileri seçebiliyordu. Herhalde bu iki üniversitenin yöneticileri, liselerden alanların kaldırıldığından bihaber!

Aradan tam bir ay geçmesine rağmen sorun çözülmedi. Sabırla ‘bir gelişme olur mu’ diye bekledim. Süre daralıyor ama hiçbir gelişme olmuyordu. Dün YÖK’ü aradım. Basın Müşavirliği ‘konu üzerinde çalışılacağını ve sonucun akşam bildirileceğini’ söyledi. Saat 20.39’da YÖK Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay aradı. Olayı değerlendirdiklerini ve hatayı kabul ettiklerini, bu hatanın iki üniversitenin, MEB’in, ÖSYM’nin ve YÖK’ün gözünden kaçtığını ve kimsenin bunu fark edemediğini, dolayısıyla 49’uncu maddenin yanlış olduğunu belirtti.

Şimdi ne olacak?

Sayın Günay, NASA’nın da hata yaptığını, uzay aracının parçalandığını (!) vurguladıktan sonra, sorunun çözüm yollarını sıraladı. Şimdi hazır olun, çünkü çok ilginç açıklamalarla karşılaşacaksınız...

“Hocam, şayet olayı biz düzeltmeye kalkışırsak, 1 milyon 200 bin adayın tekrar tercih yapması gerekir çünkü olayı düzeltmeye çalıştıkça hata hatayı doğuracak ve tüm sistem yerinden oynayacak. Bu durumda en iyisi yeniden tercih yaptırmak olacak. Gerçekten burayı kazanması gerekenleri buraya koyduğunuz zaman, şimdi oraya yerleşenleri kaldırmanız ve diğer tercihlerine yerleştirmeniz gerekecek. Onları yeni yerlerine koyduğunuzda, oradakileri de yerinden oynatmanız lazım. Bu felaket.”

“Peki bu olay nasıl çözülecek hocam?”

“Şöyle, kazanması gerekirken kazanamayan adaylar bizi mahkemeye versin!”

“Kazanacakları kesin, peki bu durumdan yine tüm sistem etkilenmez mi?”

“Yok olmaz, bireysel olduğu için tüm sistemi etkilemez, sadece haklı bulunan hak ettiği yere yerleştirilir.”

“Hocam bunları olduğu gibi yazacağım.”

“Önemli olan sizin nasıl aktaracağınız, sansasyonel mi yoksa çözüm odaklı mı?”

“Amacım sansasyon yaratmak değil, hak edenleri yerleştirmek! Süre daraldı, 2 Eylül’de kayıtlar başlıyor. Adaylar hangi ara bu işi neticelendirecek?”

“Yetişir yetişir, hakimler bunu fark eder!”

“Ya yetişmezse, kayıtlardan sonra dava neticelenirse, çocukların hakkı saklı olacak mı?”

“Olur, alırız o çocukları...”

Adalet mi bu?

Ne kadar ilginç değil mi, hak eden hak ettiği yere mahkeme kararıyla girecek. Peki, bu adayların hepsinin haberi olacak mı, ya haberi olmayanlar n’olacak? Siz bu çocukları uyardınız mı?

ÖSYM, hak ve adalet üzerine kurulan bir kurum. Bundan şüphemiz yok ancak bu olayda haklı olan mağdur duruma düştü. İsteğim şu: Gereğinin yapılması, adil bir değerlendirmenin yapılması.

Son Güncelleme: Cuma, 23 Ağustos 2013 09:20

Gösterim: 3208


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.