Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Dünyanın farklı coğrafyalarındaki 191 ülkeden 48 bin öğrenci, 157 devlet ve vakıf üniversitesinde, lisans, lisansüstü ve doktora eğitimini Türkiye'de alıyor.

Dünyanın farklı coğrafyalarındaki 191 ülkeden 48 bin öğrenci, lisans, lisansüstü ve doktora eğitimini Türkiye'de alıyor. Dünyanın hemen hemen her yerinden Türkiye'ye gelen yabancı öğrenciler, 157 devlet ve vakıf üniversitesinde öğrenim görüyor.

AA muhabirinin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın (YÖK) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'de 2013-2014 öğretim döneminde 13 bin 196'sı yeni kayıt, 33 bin 431'i erkek, 14 bin 752'si kız olmak üzere 48 bin 183 yabancı öğrenci eğitim alıyor.

Türkiye'yi tercih eden yabancı öğrenciler arasında dünyanın önde gelen üniversitelerini bünyelerinde barındıran ülkelerden öğrenciler de yer alıyor.

ABD'den 246, Rusya'dan 825, Çin'den 691, Almanya'dan 396, İngiltere'den 85, Fransa'dan 44, Japonya'dan 28 öğrenci de Türkiye'deki çeşitli üniversitelerde yüksek öğrenim görüyor.

Suriyeli 1784 öğrenci üniversite eğitimi alıyor

Türkiye'de yüksek öğrenim tercihinde bulunan öğrencilerin ülkeleri sıralamasında ise Türkmenistan ve Azerbaycan ilk iki sırada yer alıyor. Türkmenistan'dan 6 bin 945, Azerbaycan'dan 6 bin 906, İran'dan 4 bin 342, Afganistan'dan 2 bin 333, Suriye'den bin 784, Yunanistan'dan bin 500 öğrencinin tercihini Türkiye oluşturuyor.

Uzakdoğu ülkesi Vietnam, Güney Amerika ülkesi Uruguay gibi binlerce kilometre uzaklıkta bulunan ülkelerden de öğrenciler de Türkiye'nin farklı kentlerindeki üniversitelere eğitime geliyor.

Yabancı öğrencilerin ilk tercihi İstanbul

Yabancı öğrencilerin tercihinde İstanbul Üniversitesi ilk sırada yer alıyor. İstanbul Üniversitesi'nde 3 bin 51 yabancı öğrenci öğrenim görürken, bu eğitim kurumunu 2 bin 146 öğrenciyle Marmara Üniversitesi, 2 bin 78 öğrenciyle Anadolu Üniversitesi takip ediyor.

Ankara Üniversitesi'nde 2 bin 18, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde bin 817, Gazi Üniversitesi'nde bin 695, Trakya Üniversitesi'nde bin 329, Ege Üniversitesi'nde bin 316, Fatih Üniversitesi'nde bin 214, Uludağ Üniversitesi'nde bin 124, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde bin 75, Hacettepe Üniversitesi'nde bin 42 yabancı öğrencinin kaydı bulunuyor.

Yabancı öğrencilerce az tercih edilen yüksek öğretim kurumları arasında  ise 1 öğrenciyle Tunceli Üniversitesi, 3 öğrenciyle Siirt Üniversitesi, 13 öğrenciyle Iğdır Üniversitesi, 25 öğrenciyle Mardin Artuklu Üniversitesi yer alıyor.

> 191 ülkeden 48 bin öğrenci Türkiye’de öğrenim görüyor

Dünyanın farklı coğrafyalarındaki 191 ülkeden 48 bin öğrenci, 157 devlet ve vakıf üniversitesinde, lisans, lisansüstü ve doktora eğitimini Türkiye'de alıyor.

Dünyanın farklı coğrafyalarındaki 191 ülkeden 48 bin öğrenci, lisans, lisansüstü ve doktora eğitimini Türkiye'de alıyor. Dünyanın hemen hemen her yerinden Türkiye'ye gelen yabancı öğrenciler, 157 devlet ve vakıf üniversitesinde öğrenim görüyor.

AA muhabirinin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın (YÖK) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'de 2013-2014 öğretim döneminde 13 bin 196'sı yeni kayıt, 33 bin 431'i erkek, 14 bin 752'si kız olmak üzere 48 bin 183 yabancı öğrenci eğitim alıyor.

Türkiye'yi tercih eden yabancı öğrenciler arasında dünyanın önde gelen üniversitelerini bünyelerinde barındıran ülkelerden öğrenciler de yer alıyor.

ABD'den 246, Rusya'dan 825, Çin'den 691, Almanya'dan 396, İngiltere'den 85, Fransa'dan 44, Japonya'dan 28 öğrenci de Türkiye'deki çeşitli üniversitelerde yüksek öğrenim görüyor.

Suriyeli 1784 öğrenci üniversite eğitimi alıyor

Türkiye'de yüksek öğrenim tercihinde bulunan öğrencilerin ülkeleri sıralamasında ise Türkmenistan ve Azerbaycan ilk iki sırada yer alıyor. Türkmenistan'dan 6 bin 945, Azerbaycan'dan 6 bin 906, İran'dan 4 bin 342, Afganistan'dan 2 bin 333, Suriye'den bin 784, Yunanistan'dan bin 500 öğrencinin tercihini Türkiye oluşturuyor.

Uzakdoğu ülkesi Vietnam, Güney Amerika ülkesi Uruguay gibi binlerce kilometre uzaklıkta bulunan ülkelerden de öğrenciler de Türkiye'nin farklı kentlerindeki üniversitelere eğitime geliyor.

Yabancı öğrencilerin ilk tercihi İstanbul

Yabancı öğrencilerin tercihinde İstanbul Üniversitesi ilk sırada yer alıyor. İstanbul Üniversitesi'nde 3 bin 51 yabancı öğrenci öğrenim görürken, bu eğitim kurumunu 2 bin 146 öğrenciyle Marmara Üniversitesi, 2 bin 78 öğrenciyle Anadolu Üniversitesi takip ediyor.

Ankara Üniversitesi'nde 2 bin 18, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde bin 817, Gazi Üniversitesi'nde bin 695, Trakya Üniversitesi'nde bin 329, Ege Üniversitesi'nde bin 316, Fatih Üniversitesi'nde bin 214, Uludağ Üniversitesi'nde bin 124, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde bin 75, Hacettepe Üniversitesi'nde bin 42 yabancı öğrencinin kaydı bulunuyor.

Yabancı öğrencilerce az tercih edilen yüksek öğretim kurumları arasında  ise 1 öğrenciyle Tunceli Üniversitesi, 3 öğrenciyle Siirt Üniversitesi, 13 öğrenciyle Iğdır Üniversitesi, 25 öğrenciyle Mardin Artuklu Üniversitesi yer alıyor.

Son Güncelleme: Pazartesi, 17 Kasım 2014 12:21

Gösterim: 1612

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından YÖK başkanı seçilen Prof. Dr. Yekta Saraç, üniversitelerin toplumsal meselelerle ilgili konuşmada isteksiz olduğunu kabul ediyor ve ekliyor: “Fakat üniversite hocaları eleştiri ile hakareti de iyi ayırmalı.”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından YÖK başkanı seçilen Prof. Dr. Yekta Saraç, Hürriyeteğitim Editörü Nuran Çakmakçı’ya önemli açıklamalarda bulundu.

PROF. Dr. Gökhan Çetinsaya’nın ardından boşalan YÖK Başkanlığı koltuğuna Prof. Dr. Yekta Saraç oturdu. YÖK üyeliğine ilk olarak 2005’te Bakanlar Kurulu kararıyla atanan Saraç, kurum tarihinin en genç üyesi olmuştu. 3 dönem üst üste atanan tek üye unvanına da sahip Saraç, Prof. Dr. Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı döneminde atandı. İsmi 10 yıldır bu koltuk için geçen Saraç, son olarak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından YÖK Başkanı olarak seçildi. Saraç, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kendisini çağırıp görev vermesinin hemen ardından ilk kez geldiği YÖK’teki odasında Hürriyet’e konuştu:

Devletin diğer kurumlarında ‘Paralel Yapı’ operasyonları yapılıyor. Yükseköğretim’de ise bu operasyonların olmadığı, sizin bu görev için seçildiğiniz yönünde iddialar var. Bu konuda bir telkin aldınız mı?

Belki bu sorular, dışarıdan YÖK’e başkan olarak atanan birine sorulabilirdi. Bana sorulduğunda yanlış oluyor. Zira ben 10 sene önce YÖK’e üye seçildim. Bugün farklı anlamda kullandığınız ‘paralel’in o zaman sözlük anlamı dışında bir anlamı yoktu. Evet, elbette bizim düşündüğümüz operasyonlar da var. Temel bilimlerle ilgili mevcut sorunlara karşı operasyon yapacağız, akademik yükseltilmelerin adil ve meşruiyet zemininde olmasını sağlamak için operasyon yapacağız. Orta vadedeki en önemli operasyonumuz ise kalite kurulu kurulması için olacaktır. Bizim gündemimizdeki operasyonlar bunlar ve benzerleridir. Bu operasyonlar da kesin olacak, zamanlı olacak, kamuoyu önünde cereyan edecek. Biz yükseköğretim kurumlarında bulunan öğretim elemanlarının huzursuzluğunu değil, huzurunu istiyoruz. Bize yapılan telkinler ise yükseköğretim çıtasını yükseltmek için gayret sarf etmemiz ve sonuç almamız yönündedir.

Başkanlık koltuğuna oturur oturmaz 14 üniversitenin rektör seçimiyle ilgileneceksiniz. Kriterleriniz ne olacak?

Rektör seçimi 3 aşamada yapılır. Üniversitelerde seçim yapılır, meşrudur. Yükseköğretim Kurulu’nda seçim yapılır, meşrudur. Cumhurbaşkanlığı tarafından seçim yapılır, meşrudur. Her 3’ü de yasal zemine dayanmaktadır. Bu aşamaların sadece ilkini meşru zemin kabul etmek yanlıştır. Olur ki bir üniversitede öğretim üyeleri şu veya bu sebeple, mesela insani ilişkilerinin iyiliği dolayısıyla bir kişiye rektör olarak teveccüh edebilir. Fakat ikinci aşamada seçim yapılırken öğretim üyelerinin memnuniyetinin yanı sıra mesela o üniversitede kamu kaynaklarının doğru harcanıp harcanmadığına da bakılır. Bu sadece bir örnek. Dolayısıyla her aşamada aynı bakış açısının korunmasını beklemek doğru olmayabilir. Kaldı ki Yükseköğretim Kurulu’nun performansını sadece rektör seçimleri ile değerlendirmek çok yanlış. Fakat rektör seçimine dair uygulamanın tekrar gözden geçirilmesi gerektiği hususunda herkes hemfikir.

Röportajın devamını okumak için Tıklayın

> YÖK Başkanı Saraç’tan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından YÖK başkanı seçilen Prof. Dr. Yekta Saraç, üniversitelerin toplumsal meselelerle ilgili konuşmada isteksiz olduğunu kabul ediyor ve ekliyor: “Fakat üniversite hocaları eleştiri ile hakareti de iyi ayırmalı.”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından YÖK başkanı seçilen Prof. Dr. Yekta Saraç, Hürriyeteğitim Editörü Nuran Çakmakçı’ya önemli açıklamalarda bulundu.

PROF. Dr. Gökhan Çetinsaya’nın ardından boşalan YÖK Başkanlığı koltuğuna Prof. Dr. Yekta Saraç oturdu. YÖK üyeliğine ilk olarak 2005’te Bakanlar Kurulu kararıyla atanan Saraç, kurum tarihinin en genç üyesi olmuştu. 3 dönem üst üste atanan tek üye unvanına da sahip Saraç, Prof. Dr. Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı döneminde atandı. İsmi 10 yıldır bu koltuk için geçen Saraç, son olarak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından YÖK Başkanı olarak seçildi. Saraç, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kendisini çağırıp görev vermesinin hemen ardından ilk kez geldiği YÖK’teki odasında Hürriyet’e konuştu:

Devletin diğer kurumlarında ‘Paralel Yapı’ operasyonları yapılıyor. Yükseköğretim’de ise bu operasyonların olmadığı, sizin bu görev için seçildiğiniz yönünde iddialar var. Bu konuda bir telkin aldınız mı?

Belki bu sorular, dışarıdan YÖK’e başkan olarak atanan birine sorulabilirdi. Bana sorulduğunda yanlış oluyor. Zira ben 10 sene önce YÖK’e üye seçildim. Bugün farklı anlamda kullandığınız ‘paralel’in o zaman sözlük anlamı dışında bir anlamı yoktu. Evet, elbette bizim düşündüğümüz operasyonlar da var. Temel bilimlerle ilgili mevcut sorunlara karşı operasyon yapacağız, akademik yükseltilmelerin adil ve meşruiyet zemininde olmasını sağlamak için operasyon yapacağız. Orta vadedeki en önemli operasyonumuz ise kalite kurulu kurulması için olacaktır. Bizim gündemimizdeki operasyonlar bunlar ve benzerleridir. Bu operasyonlar da kesin olacak, zamanlı olacak, kamuoyu önünde cereyan edecek. Biz yükseköğretim kurumlarında bulunan öğretim elemanlarının huzursuzluğunu değil, huzurunu istiyoruz. Bize yapılan telkinler ise yükseköğretim çıtasını yükseltmek için gayret sarf etmemiz ve sonuç almamız yönündedir.

Başkanlık koltuğuna oturur oturmaz 14 üniversitenin rektör seçimiyle ilgileneceksiniz. Kriterleriniz ne olacak?

Rektör seçimi 3 aşamada yapılır. Üniversitelerde seçim yapılır, meşrudur. Yükseköğretim Kurulu’nda seçim yapılır, meşrudur. Cumhurbaşkanlığı tarafından seçim yapılır, meşrudur. Her 3’ü de yasal zemine dayanmaktadır. Bu aşamaların sadece ilkini meşru zemin kabul etmek yanlıştır. Olur ki bir üniversitede öğretim üyeleri şu veya bu sebeple, mesela insani ilişkilerinin iyiliği dolayısıyla bir kişiye rektör olarak teveccüh edebilir. Fakat ikinci aşamada seçim yapılırken öğretim üyelerinin memnuniyetinin yanı sıra mesela o üniversitede kamu kaynaklarının doğru harcanıp harcanmadığına da bakılır. Bu sadece bir örnek. Dolayısıyla her aşamada aynı bakış açısının korunmasını beklemek doğru olmayabilir. Kaldı ki Yükseköğretim Kurulu’nun performansını sadece rektör seçimleri ile değerlendirmek çok yanlış. Fakat rektör seçimine dair uygulamanın tekrar gözden geçirilmesi gerektiği hususunda herkes hemfikir.

Röportajın devamını okumak için Tıklayın

Son Güncelleme: Pazartesi, 17 Kasım 2014 10:25

Gösterim: 1539

Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye'de geçici koruma altında bulunan eğitim çağındaki Suriyeli çocukların okullara elektronik sistem üzerinden kayıt olmasını sağlayan "Yabancı Öğrenci Bilgi İşletim Sistemi"ni kurdu.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hayata geçirilen Yabancı Öğrenci Bilgi İşletim Sistemi'ni (YÖBİS) sayesinde Suriyeli öğrencilerin okula devam durumları, sınav başarıları, artık e-okul sistemine benzer bir şekilde takip edilebilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de geçici koruma altında bulunan yaklaşık 1 milyon 600 bin Suriye vatandaşının çocuklarının eğitimi için 2011'den itibaren pek çok faaliyet yürütüldüğünü ifade etti.

Bakanlığa bağlı her tür ve seviyedeki okulda geçen yıl geçici kimlik numarası alan 8 bin dolayında Suriyeli öğrencinin Türk akranları ile birlikte eğitimlerine devam ettiklerini, bu yıl bu rakamın daha da artacağını bildiren Büyük, AFAD tarafından oluşturulan kamp merkezlerinde ise 70 binin üzerinde Suriyeli öğrencinin eğitim aldığını aktardı. Büyük, şehir merkezlerinde 73 bine yakın Suriyeli öğrencinin de sivil toplum kuruluşları  ile işbirliği içerisinde oluşturulan geçici eğitim merkezlerinde eğitimlerine kaldıkları yerden devam edebilme imkanı bulduklarını belirtti.

Henüz eğitim öğretime ulaşamayan 180-200 bin arasında çocuğun bulunduğunu tahmin ettiklerini dile getiren Büyük, bu öğrencilerin eğitim öğretime kazandırılması için YÖBİS sistemini kullanıma açtıklarını bildirdi.

YÖBİS, Türkçe, İngilizce ve Arapça

UNICEF işbirliğiyle kurulan YÖBİS sayesinde, oturum izni ve geçici kimlik bilgisi alamayan,  Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yabancı tanıtma belgesi verilerek kayıt altına alınan Suriyeli öğrencilerin, hem MEB okullarından hem de geçici eğitim merkezlerinden takip edilebileceğini duyuran Büyük, şöyle konuştu:

"Artık Suriyeli öğrencilerin devam durumları, sınavlardan aldıkları notlar sisteme girilmiş olacak. e-okuldan bizim öğrencilerimizi nasıl takip ediyorsak, YÖBİS sisteminde de Suriyeli öğrencileri takip edeceğiz.

Birinci ve ikinci kanaat döneminde bu öğrencilere belge vereceğiz. 12. sınıfı bitirmiş olan öğrencilere de  ülkemizde ortaöğretim seviyesinde bir eğitim aldığını ve başarı ile tamamladığını gösteren bir belge verilebilecek."

Yusuf Büyük, sistem sayesinde Suriyeli öğrencilerle ilgili her türlü istatistiki bilgiye ulaşabileceklerini belirterek, "Böylece basın mensupları, siyasilerimiz ya da uluslararası kuruluşlar bize 'ülkenizde ne kadar Suriyeli öğrenci var' dediğinde tek tuşla hangi ilde kaç Suriyeli öğrenci ve öğretmen var doğru bir şekilde bildirmiş olacağız" diye konuştu.

UNICEF, Türkiye Diyanet Vakfı, İHH başta olmak üzere Türkiye'de pek çok dernek, vakıf, hayır sahibi Türk ya da Suriyeli ile işbirliği içerisinde açılan  90'a yakın geçici eğitim merkezinin bulunduğunun altını çizen Büyük, YÖBİS'le birlikte bu merkezlere kayıtların da hızlanacağını kaydetti.

Geçtiğimiz dönemde MEB'in okullarına oturum izni ve kimlik numarası almadan kayıt olunamadığını vurgulayan Büyük, şöyle konuştu:

"Geçtiğimiz Eylül ayında yayımlamış olduğumuz 2014/21 sayılı Yabancılara Yönelik Eğitim Öğretim Hizmetleri Genelgemiz ile kayıt altına alınma işlemleri devam eden Suriyeli kardeşlerimizin eğitime erişimlerinin önündeki engelleri kaldırmamızın ardından halihazırda eğitimlerini sürdüren yaklaşık 150 bin Suriyeli öğrencimiz YÖBİS sistemimiz üzerinden kayıt altında tutulacak. Bununla beraber eğitimlerine ara vermek zorunda kalmış yaklaşık 200 bin Suriyeli yavrumuzu önümüzdeki dönemde da hızlı bir şekilde okullaştırarak yine YÖBİS sistemimiz üzerinden kayıt altına alacağız. Bu öğrencilerimizin kendi geleceklerini inşa etmeleri ve kayıp nesil olmamaları için bizler, merkez ve taşra teşkilatındaki değerli arkadaşlarımız bugüne kadar sürdürdüğümüz yoğun gayretlerimizi hazırlamış olduğumuz yeni otomasyonumuz üzerinden daha sistemli bir şekilde yürütmeye devam edeceğiz. Devlet okullarındaki Suriyeli öğrencileri de  bu sisteme girildiğinde tek tuşla görmüş olacağız."

Yusuf Büyük, YÖBİS'in Türkçe, Arapça ve İngilizce veri girişi, belge düzenleme ve rapor alma özelliklerine sahip olacak şekilde hizmete açıldığını sözlerine ekledi.

> MEB’den Suriyeli öğrencilere elektronik kayıt

Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye'de geçici koruma altında bulunan eğitim çağındaki Suriyeli çocukların okullara elektronik sistem üzerinden kayıt olmasını sağlayan "Yabancı Öğrenci Bilgi İşletim Sistemi"ni kurdu.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hayata geçirilen Yabancı Öğrenci Bilgi İşletim Sistemi'ni (YÖBİS) sayesinde Suriyeli öğrencilerin okula devam durumları, sınav başarıları, artık e-okul sistemine benzer bir şekilde takip edilebilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de geçici koruma altında bulunan yaklaşık 1 milyon 600 bin Suriye vatandaşının çocuklarının eğitimi için 2011'den itibaren pek çok faaliyet yürütüldüğünü ifade etti.

Bakanlığa bağlı her tür ve seviyedeki okulda geçen yıl geçici kimlik numarası alan 8 bin dolayında Suriyeli öğrencinin Türk akranları ile birlikte eğitimlerine devam ettiklerini, bu yıl bu rakamın daha da artacağını bildiren Büyük, AFAD tarafından oluşturulan kamp merkezlerinde ise 70 binin üzerinde Suriyeli öğrencinin eğitim aldığını aktardı. Büyük, şehir merkezlerinde 73 bine yakın Suriyeli öğrencinin de sivil toplum kuruluşları  ile işbirliği içerisinde oluşturulan geçici eğitim merkezlerinde eğitimlerine kaldıkları yerden devam edebilme imkanı bulduklarını belirtti.

Henüz eğitim öğretime ulaşamayan 180-200 bin arasında çocuğun bulunduğunu tahmin ettiklerini dile getiren Büyük, bu öğrencilerin eğitim öğretime kazandırılması için YÖBİS sistemini kullanıma açtıklarını bildirdi.

YÖBİS, Türkçe, İngilizce ve Arapça

UNICEF işbirliğiyle kurulan YÖBİS sayesinde, oturum izni ve geçici kimlik bilgisi alamayan,  Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yabancı tanıtma belgesi verilerek kayıt altına alınan Suriyeli öğrencilerin, hem MEB okullarından hem de geçici eğitim merkezlerinden takip edilebileceğini duyuran Büyük, şöyle konuştu:

"Artık Suriyeli öğrencilerin devam durumları, sınavlardan aldıkları notlar sisteme girilmiş olacak. e-okuldan bizim öğrencilerimizi nasıl takip ediyorsak, YÖBİS sisteminde de Suriyeli öğrencileri takip edeceğiz.

Birinci ve ikinci kanaat döneminde bu öğrencilere belge vereceğiz. 12. sınıfı bitirmiş olan öğrencilere de  ülkemizde ortaöğretim seviyesinde bir eğitim aldığını ve başarı ile tamamladığını gösteren bir belge verilebilecek."

Yusuf Büyük, sistem sayesinde Suriyeli öğrencilerle ilgili her türlü istatistiki bilgiye ulaşabileceklerini belirterek, "Böylece basın mensupları, siyasilerimiz ya da uluslararası kuruluşlar bize 'ülkenizde ne kadar Suriyeli öğrenci var' dediğinde tek tuşla hangi ilde kaç Suriyeli öğrenci ve öğretmen var doğru bir şekilde bildirmiş olacağız" diye konuştu.

UNICEF, Türkiye Diyanet Vakfı, İHH başta olmak üzere Türkiye'de pek çok dernek, vakıf, hayır sahibi Türk ya da Suriyeli ile işbirliği içerisinde açılan  90'a yakın geçici eğitim merkezinin bulunduğunun altını çizen Büyük, YÖBİS'le birlikte bu merkezlere kayıtların da hızlanacağını kaydetti.

Geçtiğimiz dönemde MEB'in okullarına oturum izni ve kimlik numarası almadan kayıt olunamadığını vurgulayan Büyük, şöyle konuştu:

"Geçtiğimiz Eylül ayında yayımlamış olduğumuz 2014/21 sayılı Yabancılara Yönelik Eğitim Öğretim Hizmetleri Genelgemiz ile kayıt altına alınma işlemleri devam eden Suriyeli kardeşlerimizin eğitime erişimlerinin önündeki engelleri kaldırmamızın ardından halihazırda eğitimlerini sürdüren yaklaşık 150 bin Suriyeli öğrencimiz YÖBİS sistemimiz üzerinden kayıt altında tutulacak. Bununla beraber eğitimlerine ara vermek zorunda kalmış yaklaşık 200 bin Suriyeli yavrumuzu önümüzdeki dönemde da hızlı bir şekilde okullaştırarak yine YÖBİS sistemimiz üzerinden kayıt altına alacağız. Bu öğrencilerimizin kendi geleceklerini inşa etmeleri ve kayıp nesil olmamaları için bizler, merkez ve taşra teşkilatındaki değerli arkadaşlarımız bugüne kadar sürdürdüğümüz yoğun gayretlerimizi hazırlamış olduğumuz yeni otomasyonumuz üzerinden daha sistemli bir şekilde yürütmeye devam edeceğiz. Devlet okullarındaki Suriyeli öğrencileri de  bu sisteme girildiğinde tek tuşla görmüş olacağız."

Yusuf Büyük, YÖBİS'in Türkçe, Arapça ve İngilizce veri girişi, belge düzenleme ve rapor alma özelliklerine sahip olacak şekilde hizmete açıldığını sözlerine ekledi.

Son Güncelleme: Pazartesi, 17 Kasım 2014 06:47

Gösterim: 2634

Milli Eğitim Bakanı Avcı, 33. İstanbul Kitap Fuarı'nda bir gazetecinin "Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim ve Kültür Yayınları Yönetmeliği'nin aynı zamanda sansür uygulamasına dönüşebileceği yönünde kaygılar var. Bu konuda değerlendirmeniz nedir?" şeklindeki sorusuna, "Yönetmeliğin ne anlama geldiği ve gelmediğiyle ilgili yayıncılarla görüştük ve görüşüyoruz. Dolayısıyla öyle bir sansür söz konusu olmaz" karşılığını verdi.

Avcı, Beylikdüzü'ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen 33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'nı gezdi. 

Milli Eğitim Bakanlığı'nın standında gazetecilerin sorularını cevaplayan Avcı, fuara gelmekten çok memnun olduğunu söyledi. Özellikle öğrenci ve öğretmenlerin fuara ve kitaba gösterdikleri ilgiden mutlu olduğunu ifade eden Avcı, fuarların, ilkokuldan itibaren çocukların kitapla daha yakından tanışmak için güzel fırsatlar sunduğunu vurguladı.

Yayınevlerinin çok cazip reyonlar oluşturduklarını anlatan Avcı, yayıncılığın niteliğinin ve niceliğinin arttığına dikkati çekti. Çocuklar ve gençler açısından yazarlarla tanışmanın önemine işaret eden Avcı, fuarların Anadolu'da da sık yapılması gerektiğini aktardı. 

Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayınlarıyla ilgili bir soru üzerine Nabi Avcı, şunları söyledi:

"Bazı kitaplar var ki, onların telif hakları Milli Eğitim Bakanlığı'nda. Dolayısıyla onların zaten sektör tarafından basılması söz konusu değil. Onun dışında yine bazı kitaplar var ve olacak ki, onlar da sektör açısından çok karlı bulunmayabilir. Mutlaka bir şekilde okuyucu ve özellikle öğretmenlerimizle buluşturulması gereken kitaplar bunlar. Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayıncılığını, sektöre alternatif olarak görmüyoruz. Tam tersine yayıncılık sektörünün ticari yahut da kendisi açısından cazip bulmadığı için basmaktan imtina ettiği kitapları, Milli Eğitim Bakanlığı olarak eskiden basmıştık, şimdi de onları basacağız."

Yayıncıların sahasına girilmeyeceğine dikkati çeken Bakan Avcı, onların alanını paylaşmak gibi niyetleri olmadığını ifade etti. Ders kitaplarını Milli Eğitim Bakanlığı olarak bastıklarını dile getiren Avcı, bunların dışında yardımcı kitaplar da yayınlayacaklarını anlattı.

Bakan Nabi Avcı, bir gazetecinin "Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim ve Kültür Yayınları Yönetmeliği'nin aynı zamanda sansür uygulamasına dönüşebileceği yönünde kaygılar var. Bu konuda değerlendirmeniz nedir?" şeklindeki sorusuna, "Yönetmeliğin ne anlama geldiği ve gelmediğiyle ilgili yayıncılarla görüştük ve görüşüyoruz. Dolayısıyla öyle bir sansür söz konusu olmaz" karşılığını verdi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, fuarda "Eğitimde Fatih Projesi" sınıfındaki uygulama etkinliğine iştirak eden öğrencilere, katılım belgelerini verdi.

Çocuklar ve aileleriyle sohbet eden Avcı, eğitimle ilgili sorunlarını dinledi. Fuardaki kitapları inceleyen Nabi Avcı, vatandaşlarla hatıra fotoğrafı da çektirdi.

> Bakan Avcı: Sansür söz konusu olmaz

Milli Eğitim Bakanı Avcı, 33. İstanbul Kitap Fuarı'nda bir gazetecinin "Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim ve Kültür Yayınları Yönetmeliği'nin aynı zamanda sansür uygulamasına dönüşebileceği yönünde kaygılar var. Bu konuda değerlendirmeniz nedir?" şeklindeki sorusuna, "Yönetmeliğin ne anlama geldiği ve gelmediğiyle ilgili yayıncılarla görüştük ve görüşüyoruz. Dolayısıyla öyle bir sansür söz konusu olmaz" karşılığını verdi.

Avcı, Beylikdüzü'ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen 33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'nı gezdi. 

Milli Eğitim Bakanlığı'nın standında gazetecilerin sorularını cevaplayan Avcı, fuara gelmekten çok memnun olduğunu söyledi. Özellikle öğrenci ve öğretmenlerin fuara ve kitaba gösterdikleri ilgiden mutlu olduğunu ifade eden Avcı, fuarların, ilkokuldan itibaren çocukların kitapla daha yakından tanışmak için güzel fırsatlar sunduğunu vurguladı.

Yayınevlerinin çok cazip reyonlar oluşturduklarını anlatan Avcı, yayıncılığın niteliğinin ve niceliğinin arttığına dikkati çekti. Çocuklar ve gençler açısından yazarlarla tanışmanın önemine işaret eden Avcı, fuarların Anadolu'da da sık yapılması gerektiğini aktardı. 

Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayınlarıyla ilgili bir soru üzerine Nabi Avcı, şunları söyledi:

"Bazı kitaplar var ki, onların telif hakları Milli Eğitim Bakanlığı'nda. Dolayısıyla onların zaten sektör tarafından basılması söz konusu değil. Onun dışında yine bazı kitaplar var ve olacak ki, onlar da sektör açısından çok karlı bulunmayabilir. Mutlaka bir şekilde okuyucu ve özellikle öğretmenlerimizle buluşturulması gereken kitaplar bunlar. Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayıncılığını, sektöre alternatif olarak görmüyoruz. Tam tersine yayıncılık sektörünün ticari yahut da kendisi açısından cazip bulmadığı için basmaktan imtina ettiği kitapları, Milli Eğitim Bakanlığı olarak eskiden basmıştık, şimdi de onları basacağız."

Yayıncıların sahasına girilmeyeceğine dikkati çeken Bakan Avcı, onların alanını paylaşmak gibi niyetleri olmadığını ifade etti. Ders kitaplarını Milli Eğitim Bakanlığı olarak bastıklarını dile getiren Avcı, bunların dışında yardımcı kitaplar da yayınlayacaklarını anlattı.

Bakan Nabi Avcı, bir gazetecinin "Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim ve Kültür Yayınları Yönetmeliği'nin aynı zamanda sansür uygulamasına dönüşebileceği yönünde kaygılar var. Bu konuda değerlendirmeniz nedir?" şeklindeki sorusuna, "Yönetmeliğin ne anlama geldiği ve gelmediğiyle ilgili yayıncılarla görüştük ve görüşüyoruz. Dolayısıyla öyle bir sansür söz konusu olmaz" karşılığını verdi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, fuarda "Eğitimde Fatih Projesi" sınıfındaki uygulama etkinliğine iştirak eden öğrencilere, katılım belgelerini verdi.

Çocuklar ve aileleriyle sohbet eden Avcı, eğitimle ilgili sorunlarını dinledi. Fuardaki kitapları inceleyen Nabi Avcı, vatandaşlarla hatıra fotoğrafı da çektirdi.

Son Güncelleme: Pazartesi, 17 Kasım 2014 07:28

Gösterim: 1061

TBMM'de bütçe maratonu bugün başlıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSYM, YÖk ve 104 üniversitenin bütçeleri 21 Kasım Cuma günü görüşülecek.

Meclis, hem bütçe hem de önemli düzenlemeler için mesai yapacağı yeni bir haftaya giriyor. 2015 yılı bütçe maratonu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bu hafta da sürecek. Bugün başlayacak bütçe görüşmelerinde Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSYM, YÖk ve 104 üniversitenin bütçeleri 21 Kasım Cuma günü görüşülecek.

 

 

 

> MEB, ÖSYM, YÖK ve üniversitelerin bütçe görüşmeleri başlıyor

TBMM'de bütçe maratonu bugün başlıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSYM, YÖk ve 104 üniversitenin bütçeleri 21 Kasım Cuma günü görüşülecek.

Meclis, hem bütçe hem de önemli düzenlemeler için mesai yapacağı yeni bir haftaya giriyor. 2015 yılı bütçe maratonu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bu hafta da sürecek. Bugün başlayacak bütçe görüşmelerinde Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSYM, YÖk ve 104 üniversitenin bütçeleri 21 Kasım Cuma günü görüşülecek.

 

 

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 17 Kasım 2014 06:43

Gösterim: 2612


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.