Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı’nın (TEOG) birinci dönem ikinci oturumu Fen ve Teknoloji, T.C. İnkılap tarihi ve Atatürkçülük ile İngilizce dersi sınavlarıyla bugün tamamlandı. Uzmanlar TEOG ikinci oturum sonrası soruları değerlendirdi.

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı’nın (TEOG) ikinci gününde öğrenciler Fen ve Teknoloji, T.C. İnkılap tarihi ve Atatürkçülük ile İngilizce dersinden sınava girdiler. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ile İngilizce sorularının geçen yıla göre zorluk derecesinin yükseldiği sınavda, Fen ve Teknoloji dersinin bir sorusunun çok eleyici olduğu gözlendi. Bilfen İlköğretim Kurumları Bölüm Başkanları ikinci gün TEOG sınavını yorumladı… 

Bilfen Fen ve Teknoloji Bölüm Başkanı Yasemin Dündar

FENDE SAYISAL DÜŞÜNME BECERİSİ ELEDİ

Fen ve Teknoloji soruları kazanımlara uygun olup soru dağılımı beklenildiği gibi olmuştur. Sınavın biyoloji kısmındaki sorular bilgi hâkimiyeti ile yorum becerisini ölçen sorulardan oluşmaktadır. Dört kazanımı olan “Genetik Mühendisliği ve Biyoteknoloji” konusu ile ilgili ilk kez soru sorulmuştur. Fizik kısmındaki sorular beklenildiği gibi deneysel ağırlıklı olup laboratuvarda dinamometre ile ölçüm yapan öğrencilere avantaj sağlamıştır. Sıvıların kaldırma kuvveti ile ilgili A kitapçığındaki 9. soru sınavdaki ayırt ediciliği ve zorluk düzeyi en yüksek soru olmuştur. Soruyu ancak hem bu konu ile ilgili kazanımı özümseyen hem de sayısal düşünme becerisi yüksek olan öğrenciler çözebilmiştir.

Bilfen İlköğretim Kurumları T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Bölüm Başkanı Havva Güneş

İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK ZORLADI

2014-2015 TEOG-1 T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük testinde sorulan sorular, müfredata ve kazanımlara uygundur. Sınav, çalışan ve çalışmayan öğrenciyi en iyi şekilde ayırt edecek nitelikte sorulardan oluşmaktadır. Sınavda dikkat çeken en önemli unsur, soruların seçeneklerinde kullanılan terimsel ifadelerin güçlük derecesinin beklenenin üstünde olmasıdır. Geçen seneki TEOG ile karşılaştırdığımızda zorluk derecesinin yükseldiği görülmüştür.

Bilfen İlköğretim Kurumları İngilizce Bölüm Başkanı Çınla Sezgin: 

DİYALOG SORULARINI İYİ ÇÖZÜMLEYENLER İNGİLİZCE’DE KAZANIR

TEOG İngilizce sınavında, kelimelerin anlamları; paragraf, okuma parçası veya diyaloglardan çıkarımlar yoluyla bulunabilecek nitelikte. Diyalog ağırlıklı özellikle Ünite 4’deki ifadelerin yer aldığı, diyalog tamamlama soruları gözlenmiştir. Boşluk doldurma sorularında, boşluktan önce veya sonra yazılan cümleler açıklayıcı ve cevabı bulmaya yöneliktedir. Diyalogları anlama ve uygun karşılığı veren ifadeyi bulma tarzı sorulara çokça rastlanmıştır. Her sene olduğu gibi bu sene de diyaloglarda kullanılan cümlelere uygun ifadeler sorulmuştur. Soru kalıplarının yer aldığı diyalog tamamlama sorularına yer verilmiştir. Geçen seneki 1. TEOG sınavında tablo sorusuna yer verilmişken bu seneki TEOG  sınavında tablo sorusu yerine görsellerin kullanıldığı sorulara yer verilmiştir. Kazanımları iyi tarayan bir sınav olmuş diyebiliriz.

> Uzmanlar TEOG sorularını yorumladı

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı’nın (TEOG) birinci dönem ikinci oturumu Fen ve Teknoloji, T.C. İnkılap tarihi ve Atatürkçülük ile İngilizce dersi sınavlarıyla bugün tamamlandı. Uzmanlar TEOG ikinci oturum sonrası soruları değerlendirdi.

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı’nın (TEOG) ikinci gününde öğrenciler Fen ve Teknoloji, T.C. İnkılap tarihi ve Atatürkçülük ile İngilizce dersinden sınava girdiler. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ile İngilizce sorularının geçen yıla göre zorluk derecesinin yükseldiği sınavda, Fen ve Teknoloji dersinin bir sorusunun çok eleyici olduğu gözlendi. Bilfen İlköğretim Kurumları Bölüm Başkanları ikinci gün TEOG sınavını yorumladı… 

Bilfen Fen ve Teknoloji Bölüm Başkanı Yasemin Dündar

FENDE SAYISAL DÜŞÜNME BECERİSİ ELEDİ

Fen ve Teknoloji soruları kazanımlara uygun olup soru dağılımı beklenildiği gibi olmuştur. Sınavın biyoloji kısmındaki sorular bilgi hâkimiyeti ile yorum becerisini ölçen sorulardan oluşmaktadır. Dört kazanımı olan “Genetik Mühendisliği ve Biyoteknoloji” konusu ile ilgili ilk kez soru sorulmuştur. Fizik kısmındaki sorular beklenildiği gibi deneysel ağırlıklı olup laboratuvarda dinamometre ile ölçüm yapan öğrencilere avantaj sağlamıştır. Sıvıların kaldırma kuvveti ile ilgili A kitapçığındaki 9. soru sınavdaki ayırt ediciliği ve zorluk düzeyi en yüksek soru olmuştur. Soruyu ancak hem bu konu ile ilgili kazanımı özümseyen hem de sayısal düşünme becerisi yüksek olan öğrenciler çözebilmiştir.

Bilfen İlköğretim Kurumları T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Bölüm Başkanı Havva Güneş

İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK ZORLADI

2014-2015 TEOG-1 T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük testinde sorulan sorular, müfredata ve kazanımlara uygundur. Sınav, çalışan ve çalışmayan öğrenciyi en iyi şekilde ayırt edecek nitelikte sorulardan oluşmaktadır. Sınavda dikkat çeken en önemli unsur, soruların seçeneklerinde kullanılan terimsel ifadelerin güçlük derecesinin beklenenin üstünde olmasıdır. Geçen seneki TEOG ile karşılaştırdığımızda zorluk derecesinin yükseldiği görülmüştür.

Bilfen İlköğretim Kurumları İngilizce Bölüm Başkanı Çınla Sezgin: 

DİYALOG SORULARINI İYİ ÇÖZÜMLEYENLER İNGİLİZCE’DE KAZANIR

TEOG İngilizce sınavında, kelimelerin anlamları; paragraf, okuma parçası veya diyaloglardan çıkarımlar yoluyla bulunabilecek nitelikte. Diyalog ağırlıklı özellikle Ünite 4’deki ifadelerin yer aldığı, diyalog tamamlama soruları gözlenmiştir. Boşluk doldurma sorularında, boşluktan önce veya sonra yazılan cümleler açıklayıcı ve cevabı bulmaya yöneliktedir. Diyalogları anlama ve uygun karşılığı veren ifadeyi bulma tarzı sorulara çokça rastlanmıştır. Her sene olduğu gibi bu sene de diyaloglarda kullanılan cümlelere uygun ifadeler sorulmuştur. Soru kalıplarının yer aldığı diyalog tamamlama sorularına yer verilmiştir. Geçen seneki 1. TEOG sınavında tablo sorusuna yer verilmişken bu seneki TEOG  sınavında tablo sorusu yerine görsellerin kullanıldığı sorulara yer verilmiştir. Kazanımları iyi tarayan bir sınav olmuş diyebiliriz.

Son Güncelleme: Perşembe, 27 Kasım 2014 13:24

Gösterim: 2449

Milli Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hamza Aydoğdu, 15 bin öğretmenin, eş atamalarından sonra alınacağını belirterek, "2015 yılıyla ilgili takvimi de Aralık'ta açıklayacağız. Öğretmenlerimiz, eş durumu ve ilk atama tayinlerinin, iller arası atama, il içi atama ve rotasyonun ne zaman olacağını takvimle görmüş olacak" dedi. 

Aydoğdu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğretmen atamalarında branş dağılımına ilişkin öğretmen adaylarının bazı eleştirilerini anladığını söyledi.

Üniversiteyi bitiren öğretmen adaylarının çevresinin, ailesinin bir an önce atanmasını beklediğini ve bu durumun gençler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu dile getiren Aydoğdu, ancak sorumluluk makamında oturan kişilerin, halkın iradesini kullanan bir yetkili olarak, toplumun istek ve taleplerini ortak bir paydada buluşturması gerektiğini vurguladı.

"MEB bir istihdam kapısı mı yoksa öğretmenleri alıp eğitim öğretime kazandıran, onları nitelik yönünden geliştiren bir Bakanlık mı?" sorusuna samimi olarak cevap verilmesi gerektiğinin altını çizen Aydoğdu, alanları dağıtırken mezunlara göre bir dağılım yapılmadığını belirtti. 

Bakanlığa, gelen öğretmen adaylarından bazılarının çok fazla mezunlarının olduğunu ve atanmak istediklerini söylediğini aktaran Aydoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mezuna göre atama yapmıyoruz. O alandan ne kadar öğretmen ihtiyacımız var, ona göre yapıyoruz. Ocak ayında atama yaptığımız zaman, bu alanlara göre yapacağız. Ekim'de norm güncellemesi yaptık. Onun sonucunda bizim en çok ihtiyacımız olan 25 alan var, öncelik bunlar olacak. Örneğin İngilizce, din kültürü ve ahlak bilgisi, Türkçe, sınıf öğretmenliği, rehberlik, ilköğretim matematik, okul öncesi öğretmenliği, beden eğitimi, fen bilgisi, matematik, bilişim teknolojileri, Türk dili edebiyatı, biyoloji, müzik, imam hatip meslek dersleri, sosyal bilgiler teknolojik tasarım, Arapça, görsel sanatlar, kimya, fizik, coğrafya, tarih ve Almanca alanlarında ihtiyaç görünüyor. Bu alanlarda en çok ihtiyaca göre bir dağılım yapılacak."

Aydoğdu, 2012'de alan değişikliği hakkı verildiğini anımsatarak, bu dönemde sınıf öğretmenlerinin zihinsel engelliler öğretmenliğine geçtiğini, değişikliğin daha sonra mahkeme tarafından bozulduğunu anımsattı. 

Bu nedenle sınıf öğretmenliğine bu yıl 6 bin dolayında bir atama yapıldığını kaydeden Aydoğdu, sınıf öğretmeni fazlalığının Ankara, İzmir ve Bursa'da bulunduğunu, bu kişileri buradan alıp Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'ya gönderemedikleri için oradaki öğretmen ihtiyacının atama sürecinde karşılanamadığına dikkati çekti.

Masa başında oturarak hangi alana ne kadar atama yapılacağına karar vermediklerinin altını çizen Aydoğdu, Ocak atamasında eleştirileri ve talepleri de dikkate alarak, objektif ve eşit bir dağılımın yapacaklarını söyledi. 

358 kadro için ilana çıkılacak

Bu yıl Eylül’de yapılan 40 bin atamadan kalan 358 kadro için de atama yapacaklarını kaydeden Aydoğdu, "Yarın (bugün) inşallah bununla ilgili ilana çıkacağız. Yeniden bir müracaat almıyoruz. Mevcut arkadaşlarımızın müracaatlarını puan üstünlüğüne göre alıp arkadaşlarımızı göndereceğiz" diye konuştu.

Aydoğdu, 26. tercihine gitmek istemeyen ve Ocak'ta atamaya müracaat etmek isteyen öğretmen adaylarına "26. tercihinize gitmek istiyor musunuz" diye soracaklarını, "evet"  diyenlerin ekranında okulları açılacağını, "Hayır" diyenlerin ise Ocak'taki atamaya müracaat edebileceğini belirtti. 

Okullar açılmadan öğretmenler sınıflarında olacak

Ocak'ta 15 bin öğretmen ataması gerçekleştireceklerini kaydeden Aydoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Arkadaşlarımızın, okullar başlamadan sınıflarında hazır olmalarını istiyoruz. Bunu yaparken öncelikle eş atamalarını yapmamız gerekiyor. Eş atamalarından sonra 15 bin atamayı yapacağız. 2015 yılı ile ilgili takvimi de Aralık ayında açıklayacağız. Öğretmenlerimiz, eş durumu ve ilk atama tayinlerinin, iller arası atama, il içi atama ve rotasyonun ne zaman olacak konularını bu takvimle, bütün takvimi görmüş olacak. "

MEB artık alan değişikliği yapmayacak

"MEB, prensip olarak artık alan değişikliği yapmak istemiyor" diyen Aydoğdu, eskiden öğretmenlerin başka alanlara geçebildiğini ancak artık her alandan mezun olan öğretmen adaylarının bulunduğunu belirtti. 

Hamza Aydoğdu, daha önceki yıllarda bin fizik öğretmenine ihtiyaç bulunduğunu ve bunun için alan değişikliği yapıldığına dikkati çekerek, "Fizik öğretmeni olarak 200 öğretmene ihtiyacım var. Dışarıda bekleyen arkadaşlarımıza bir haksızlık oldu diye düşünüyorum. Çünkü, sistemin içinde öğretmenlik yapan arkadaşlarımız, haklarını zaten elde etmişler. Ama bir alan değişikliği yaparak başka alana geçmek, dışarıda kuyrukta bekleyen, sıra bekleyen emek veren arkadaşlarımıza haksızlık oluyor diye düşünüyoruz" diye konuştu.

Alan değişikliğinin sınırlı tutulması ve bundan böyle uygulanmaması kararı aldıklarını açıklayan Aydoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Öğretmenlikte, artık orantılı olarak doğru bir dağılım var. Sınırlı alanlar birincisi, zihinsel engelliler öğretmeni. Mahkeme kararı gereği 540 saat kursu almaları gerekiyordu. Bu kursu alanları ve teknoloji tasarımdan 90 saati tamamlayanları da alacağız. Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürlüğünün okulları kapandı. Orada 90-100 arkadaşlarımız var. Talim Terbiye, onların kararını aldı. Onları zaten ilana çıkmadan, otomatik olarak başka bir alana aktaracağız ve böylece alan değişikliğini bitireceğiz. Burada samimi olmamız gerekiyor. Siz yıllardır yan alan da olsa bir alanı yapıyorsanız o alanın gereklerini yerine getirmiş oluyorsunuz. Başka bir alana geçtiğiniz zaman çok ciddi anlamda adaptasyon problemleri var. Geçmiş yıllarda değişikliğinden dolayı iptaller oldu. Öğretmenlerimiz, 'biz bu alandan uzun zamandır uzak kaldığımız için pedagojik formasyonla ilgili sıkıntılar yaşıyoruz. Lütfen bunları iptal edelim' dediler. Onun için biz prensipte  bakanlık olarak bundan sonra alan değişikliğine sıcak bakmıyoruz. Mahkeme kararı gereği bu iki alan değişikliğini yaptıktan sonra alan değişikliğini zorunluluk olmadığı sürece MEB düşünmüyor."

> Öğretmen atama takvimi Aralık'ta açıklanacak

Milli Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hamza Aydoğdu, 15 bin öğretmenin, eş atamalarından sonra alınacağını belirterek, "2015 yılıyla ilgili takvimi de Aralık'ta açıklayacağız. Öğretmenlerimiz, eş durumu ve ilk atama tayinlerinin, iller arası atama, il içi atama ve rotasyonun ne zaman olacağını takvimle görmüş olacak" dedi. 

Aydoğdu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğretmen atamalarında branş dağılımına ilişkin öğretmen adaylarının bazı eleştirilerini anladığını söyledi.

Üniversiteyi bitiren öğretmen adaylarının çevresinin, ailesinin bir an önce atanmasını beklediğini ve bu durumun gençler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu dile getiren Aydoğdu, ancak sorumluluk makamında oturan kişilerin, halkın iradesini kullanan bir yetkili olarak, toplumun istek ve taleplerini ortak bir paydada buluşturması gerektiğini vurguladı.

"MEB bir istihdam kapısı mı yoksa öğretmenleri alıp eğitim öğretime kazandıran, onları nitelik yönünden geliştiren bir Bakanlık mı?" sorusuna samimi olarak cevap verilmesi gerektiğinin altını çizen Aydoğdu, alanları dağıtırken mezunlara göre bir dağılım yapılmadığını belirtti. 

Bakanlığa, gelen öğretmen adaylarından bazılarının çok fazla mezunlarının olduğunu ve atanmak istediklerini söylediğini aktaran Aydoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mezuna göre atama yapmıyoruz. O alandan ne kadar öğretmen ihtiyacımız var, ona göre yapıyoruz. Ocak ayında atama yaptığımız zaman, bu alanlara göre yapacağız. Ekim'de norm güncellemesi yaptık. Onun sonucunda bizim en çok ihtiyacımız olan 25 alan var, öncelik bunlar olacak. Örneğin İngilizce, din kültürü ve ahlak bilgisi, Türkçe, sınıf öğretmenliği, rehberlik, ilköğretim matematik, okul öncesi öğretmenliği, beden eğitimi, fen bilgisi, matematik, bilişim teknolojileri, Türk dili edebiyatı, biyoloji, müzik, imam hatip meslek dersleri, sosyal bilgiler teknolojik tasarım, Arapça, görsel sanatlar, kimya, fizik, coğrafya, tarih ve Almanca alanlarında ihtiyaç görünüyor. Bu alanlarda en çok ihtiyaca göre bir dağılım yapılacak."

Aydoğdu, 2012'de alan değişikliği hakkı verildiğini anımsatarak, bu dönemde sınıf öğretmenlerinin zihinsel engelliler öğretmenliğine geçtiğini, değişikliğin daha sonra mahkeme tarafından bozulduğunu anımsattı. 

Bu nedenle sınıf öğretmenliğine bu yıl 6 bin dolayında bir atama yapıldığını kaydeden Aydoğdu, sınıf öğretmeni fazlalığının Ankara, İzmir ve Bursa'da bulunduğunu, bu kişileri buradan alıp Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'ya gönderemedikleri için oradaki öğretmen ihtiyacının atama sürecinde karşılanamadığına dikkati çekti.

Masa başında oturarak hangi alana ne kadar atama yapılacağına karar vermediklerinin altını çizen Aydoğdu, Ocak atamasında eleştirileri ve talepleri de dikkate alarak, objektif ve eşit bir dağılımın yapacaklarını söyledi. 

358 kadro için ilana çıkılacak

Bu yıl Eylül’de yapılan 40 bin atamadan kalan 358 kadro için de atama yapacaklarını kaydeden Aydoğdu, "Yarın (bugün) inşallah bununla ilgili ilana çıkacağız. Yeniden bir müracaat almıyoruz. Mevcut arkadaşlarımızın müracaatlarını puan üstünlüğüne göre alıp arkadaşlarımızı göndereceğiz" diye konuştu.

Aydoğdu, 26. tercihine gitmek istemeyen ve Ocak'ta atamaya müracaat etmek isteyen öğretmen adaylarına "26. tercihinize gitmek istiyor musunuz" diye soracaklarını, "evet"  diyenlerin ekranında okulları açılacağını, "Hayır" diyenlerin ise Ocak'taki atamaya müracaat edebileceğini belirtti. 

Okullar açılmadan öğretmenler sınıflarında olacak

Ocak'ta 15 bin öğretmen ataması gerçekleştireceklerini kaydeden Aydoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Arkadaşlarımızın, okullar başlamadan sınıflarında hazır olmalarını istiyoruz. Bunu yaparken öncelikle eş atamalarını yapmamız gerekiyor. Eş atamalarından sonra 15 bin atamayı yapacağız. 2015 yılı ile ilgili takvimi de Aralık ayında açıklayacağız. Öğretmenlerimiz, eş durumu ve ilk atama tayinlerinin, iller arası atama, il içi atama ve rotasyonun ne zaman olacak konularını bu takvimle, bütün takvimi görmüş olacak. "

MEB artık alan değişikliği yapmayacak

"MEB, prensip olarak artık alan değişikliği yapmak istemiyor" diyen Aydoğdu, eskiden öğretmenlerin başka alanlara geçebildiğini ancak artık her alandan mezun olan öğretmen adaylarının bulunduğunu belirtti. 

Hamza Aydoğdu, daha önceki yıllarda bin fizik öğretmenine ihtiyaç bulunduğunu ve bunun için alan değişikliği yapıldığına dikkati çekerek, "Fizik öğretmeni olarak 200 öğretmene ihtiyacım var. Dışarıda bekleyen arkadaşlarımıza bir haksızlık oldu diye düşünüyorum. Çünkü, sistemin içinde öğretmenlik yapan arkadaşlarımız, haklarını zaten elde etmişler. Ama bir alan değişikliği yaparak başka alana geçmek, dışarıda kuyrukta bekleyen, sıra bekleyen emek veren arkadaşlarımıza haksızlık oluyor diye düşünüyoruz" diye konuştu.

Alan değişikliğinin sınırlı tutulması ve bundan böyle uygulanmaması kararı aldıklarını açıklayan Aydoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Öğretmenlikte, artık orantılı olarak doğru bir dağılım var. Sınırlı alanlar birincisi, zihinsel engelliler öğretmeni. Mahkeme kararı gereği 540 saat kursu almaları gerekiyordu. Bu kursu alanları ve teknoloji tasarımdan 90 saati tamamlayanları da alacağız. Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürlüğünün okulları kapandı. Orada 90-100 arkadaşlarımız var. Talim Terbiye, onların kararını aldı. Onları zaten ilana çıkmadan, otomatik olarak başka bir alana aktaracağız ve böylece alan değişikliğini bitireceğiz. Burada samimi olmamız gerekiyor. Siz yıllardır yan alan da olsa bir alanı yapıyorsanız o alanın gereklerini yerine getirmiş oluyorsunuz. Başka bir alana geçtiğiniz zaman çok ciddi anlamda adaptasyon problemleri var. Geçmiş yıllarda değişikliğinden dolayı iptaller oldu. Öğretmenlerimiz, 'biz bu alandan uzun zamandır uzak kaldığımız için pedagojik formasyonla ilgili sıkıntılar yaşıyoruz. Lütfen bunları iptal edelim' dediler. Onun için biz prensipte  bakanlık olarak bundan sonra alan değişikliğine sıcak bakmıyoruz. Mahkeme kararı gereği bu iki alan değişikliğini yaptıktan sonra alan değişikliğini zorunluluk olmadığı sürece MEB düşünmüyor."

Son Güncelleme: Perşembe, 27 Kasım 2014 11:17

Gösterim: 1442

Türk Tabipler Birliği’nden TÜSEB yasasına tepki: 'Amaç tıp fakültelerinin özerkliğini yok etmek'

Uzmanlar, sağlık teknolojileri alanında hizmet verecek Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı'nın (TÜSEB) üniversite hastanelerine ciddi zararlar vereceğini savunuyor.

Resmi Gazete 'de yayınlanan “ Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”a göre sağlık bilim ve teknolojileri alanında hizmet etmek amacıyla kamu tüzel kişiliğine sahip TÜSEB kurulacak. Merkezi İstanbul ’da olacak olan TÜSEB özel bütçeye sahip özerk bir yapıda olacak.

Radikal Gazetesi’nden İdris Emen’in haberine göre,  TÜSEB’in kurulmasını sağlayan kanunla ilgili Türk Tabipler Birliği bir inceleme raporu hazırladı. Akademisyenler tarafından hazırlanan raporda, TÜSEB’in, mevcut haliyle ekonomik krizlerle boğuşan Tıp fakültelerini olumsuz etkileyeceği belirtildi. Raporda şu noktalara değinildi:

1) Tasarı yasalaşırsa Tıp Fakülteleri siyasi iktidarın baskısı altında, tamamen özerklikten uzaklaşacaktır. Daha da ötesi bilim de ancak siyasi otoritenin izin verdiği ölçüde yapılabilecektir. Yapılmak istenen diğer alanlarda olduğu gibi tıp alanında da özerkliği yok etmek ve tıp eğitimini siyasi otoritenin kontrolüne almaktır.

2) Niteliğe hiç önem vermeden sadece sayıları artırılan tıp fakültesi ve tıp öğrenci sayıları ile birlikte, niteliği belirsiz birçok yeni öğretim üyesi de bu şekilde Türkiye istatistiklerini yükseltme amacına hizmet edecektir. Zaten köklü tıp fakülteleri dışında batı standartlarına göre çok düşük olan tıp eğitimi düzeyi daha da düşecek; bilimsel araştırmalar da bu nitelik yoksunluğundan olumsuz etkilenecektir.

3) Tıp fakültelerinin büyük çoğunluğunun alt yapıları ve öğretim üyeleri yeterli değildir. Hal böyleyken, Sağlık Bakanlığı’nın yeni ve çok büyük bir tıp fakültesi açma girişimi doğru değildir.

4) Sağlık Bakanlığı yönetiminde, tüm eğitim araştırma hastanelerini bünyesine alarak ülkenin en büyük tıp fakültesini barındıracak olan Sağlık Bilimleri Üniversitesi, siyasi iktidarın gölgesinde ve bilimsel özerklikten tamamen uzak yapıda kurulmaktadır.

5) Tasarı ile Türkiye’de sağlık alanında Ar-Ge için ayrılan kamu kaynaklarının büyük ölçüde TÜSEB tarafından kullanılacağını öngörmek olanaklıdır. Bu durum bir yandan Ar-Ge için kaynak ayırmalarına gerek kalmaksızın özel şirketlerin daha fazla kar elde etmesine yol açacak; diğer yandan da mevcut tıp fakültelerindeki araştırmacıların zaten kıt olan kaynaklardan yararlanmalarını daha da sınırlayacaktır.

6) Yetkinlik aranmaksızın 400 kişiye kadro verilmesi söz konusudur. Bilimsel bir enstitüde çalışabilecek yeterliğe sahip olmaksızın hükümet tarafından yapılacak görevlendirmeler yalnızca yandaş kişilerin istihdam edilmesine yönelik yeni bir kurum oluşturulması anlamına gelecektir. Böylesi kadrolardan bilimsel liderlik beklemek hayaldir.

7) Enstitüde (TÜSEB) özerk bir karar verme mekanizması kurulmamaktadır. Üyelerinin tamamı Sağlık Bakanı tarafından belirlenen bir Yönetim Kurulu'nun bilimsel liderlik yapabilmesi olanaklı değildir. Bu yapıdan TÜSEB’in amaçları içerisinde yer alan konulardan yalnızca mevcut hükümetlerin politikalarına uygun olan rekabet ve akreditasyon gibi ticari girişimler beklenebilir.

> Tıp fakültelerine el mi konuyor?

Türk Tabipler Birliği’nden TÜSEB yasasına tepki: 'Amaç tıp fakültelerinin özerkliğini yok etmek'

Uzmanlar, sağlık teknolojileri alanında hizmet verecek Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı'nın (TÜSEB) üniversite hastanelerine ciddi zararlar vereceğini savunuyor.

Resmi Gazete 'de yayınlanan “ Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”a göre sağlık bilim ve teknolojileri alanında hizmet etmek amacıyla kamu tüzel kişiliğine sahip TÜSEB kurulacak. Merkezi İstanbul ’da olacak olan TÜSEB özel bütçeye sahip özerk bir yapıda olacak.

Radikal Gazetesi’nden İdris Emen’in haberine göre,  TÜSEB’in kurulmasını sağlayan kanunla ilgili Türk Tabipler Birliği bir inceleme raporu hazırladı. Akademisyenler tarafından hazırlanan raporda, TÜSEB’in, mevcut haliyle ekonomik krizlerle boğuşan Tıp fakültelerini olumsuz etkileyeceği belirtildi. Raporda şu noktalara değinildi:

1) Tasarı yasalaşırsa Tıp Fakülteleri siyasi iktidarın baskısı altında, tamamen özerklikten uzaklaşacaktır. Daha da ötesi bilim de ancak siyasi otoritenin izin verdiği ölçüde yapılabilecektir. Yapılmak istenen diğer alanlarda olduğu gibi tıp alanında da özerkliği yok etmek ve tıp eğitimini siyasi otoritenin kontrolüne almaktır.

2) Niteliğe hiç önem vermeden sadece sayıları artırılan tıp fakültesi ve tıp öğrenci sayıları ile birlikte, niteliği belirsiz birçok yeni öğretim üyesi de bu şekilde Türkiye istatistiklerini yükseltme amacına hizmet edecektir. Zaten köklü tıp fakülteleri dışında batı standartlarına göre çok düşük olan tıp eğitimi düzeyi daha da düşecek; bilimsel araştırmalar da bu nitelik yoksunluğundan olumsuz etkilenecektir.

3) Tıp fakültelerinin büyük çoğunluğunun alt yapıları ve öğretim üyeleri yeterli değildir. Hal böyleyken, Sağlık Bakanlığı’nın yeni ve çok büyük bir tıp fakültesi açma girişimi doğru değildir.

4) Sağlık Bakanlığı yönetiminde, tüm eğitim araştırma hastanelerini bünyesine alarak ülkenin en büyük tıp fakültesini barındıracak olan Sağlık Bilimleri Üniversitesi, siyasi iktidarın gölgesinde ve bilimsel özerklikten tamamen uzak yapıda kurulmaktadır.

5) Tasarı ile Türkiye’de sağlık alanında Ar-Ge için ayrılan kamu kaynaklarının büyük ölçüde TÜSEB tarafından kullanılacağını öngörmek olanaklıdır. Bu durum bir yandan Ar-Ge için kaynak ayırmalarına gerek kalmaksızın özel şirketlerin daha fazla kar elde etmesine yol açacak; diğer yandan da mevcut tıp fakültelerindeki araştırmacıların zaten kıt olan kaynaklardan yararlanmalarını daha da sınırlayacaktır.

6) Yetkinlik aranmaksızın 400 kişiye kadro verilmesi söz konusudur. Bilimsel bir enstitüde çalışabilecek yeterliğe sahip olmaksızın hükümet tarafından yapılacak görevlendirmeler yalnızca yandaş kişilerin istihdam edilmesine yönelik yeni bir kurum oluşturulması anlamına gelecektir. Böylesi kadrolardan bilimsel liderlik beklemek hayaldir.

7) Enstitüde (TÜSEB) özerk bir karar verme mekanizması kurulmamaktadır. Üyelerinin tamamı Sağlık Bakanı tarafından belirlenen bir Yönetim Kurulu'nun bilimsel liderlik yapabilmesi olanaklı değildir. Bu yapıdan TÜSEB’in amaçları içerisinde yer alan konulardan yalnızca mevcut hükümetlerin politikalarına uygun olan rekabet ve akreditasyon gibi ticari girişimler beklenebilir.

Son Güncelleme: Perşembe, 27 Kasım 2014 09:08

Gösterim: 1405

Milli Eğitim Bakanlığı, Eylül ayı içinde 40 bin öğretmen ataması sonucunda boş kalan 358 kontenjan için tercihlerin 1-5 Aralık 2014 tarihleri arasında alınacağını duyurdu. Atamalar 8 Aralık’ta yapılacak.

Milli Eğitim Bakanlığı, Eylül ayı içinde 40 bin öğretmen ataması sonucunda boş kalan 358 kontenjan için tercih duyurusu yaptı. Bakanlıktan yapılan duyuruya göre, 2014 Yılı Eylül Dönemi Öğretmenlik için Başvuru ve Atama Duyurusu çerçevesinde ilk atama kapsamında başvuruda bulunan adaylar arasında 26’ncı seçenek olarak “Tercihlerim dışındaki başka bir eğitim kurumuna atanmak istiyorum.” Seçeneğini işaretleyenlerden boş kalan 358 kontenjana 15 alanda öğretmen ataması yapılacağı belirtildi. Adaylar, tercihlerini 1-5 Aralık 2014 tarihleri arasında http://mebbis.meb.gov.tr vehttp://ikgm.meb.gov.tr adreslerinden Elektronik Başvuru Formu ile yapacak. Başvuru formları başvuru süresi içerisinde il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerine onaylattırılacak.

Atamalar Elektronik Başvuru Formunda evet seçeneğinin işaretleyenler arasından alanlar itibarıyla KPSS10 ve KPSS121 puan üstünlüğüne göre yapılacak sıralama sonucunda Bakanlıkça öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumlarına kura ile 8 Aralık 2014 tarihinde yapılacak.

Ek Atama Yapılacak Alanlar ve Kontenjan Listesi (2014 Aralık)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

> Ek öğretmen ataması için başvurular 1 Aralık’ta başlıyor

Milli Eğitim Bakanlığı, Eylül ayı içinde 40 bin öğretmen ataması sonucunda boş kalan 358 kontenjan için tercihlerin 1-5 Aralık 2014 tarihleri arasında alınacağını duyurdu. Atamalar 8 Aralık’ta yapılacak.

Milli Eğitim Bakanlığı, Eylül ayı içinde 40 bin öğretmen ataması sonucunda boş kalan 358 kontenjan için tercih duyurusu yaptı. Bakanlıktan yapılan duyuruya göre, 2014 Yılı Eylül Dönemi Öğretmenlik için Başvuru ve Atama Duyurusu çerçevesinde ilk atama kapsamında başvuruda bulunan adaylar arasında 26’ncı seçenek olarak “Tercihlerim dışındaki başka bir eğitim kurumuna atanmak istiyorum.” Seçeneğini işaretleyenlerden boş kalan 358 kontenjana 15 alanda öğretmen ataması yapılacağı belirtildi. Adaylar, tercihlerini 1-5 Aralık 2014 tarihleri arasında http://mebbis.meb.gov.tr vehttp://ikgm.meb.gov.tr adreslerinden Elektronik Başvuru Formu ile yapacak. Başvuru formları başvuru süresi içerisinde il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerine onaylattırılacak.

Atamalar Elektronik Başvuru Formunda evet seçeneğinin işaretleyenler arasından alanlar itibarıyla KPSS10 ve KPSS121 puan üstünlüğüne göre yapılacak sıralama sonucunda Bakanlıkça öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumlarına kura ile 8 Aralık 2014 tarihinde yapılacak.

Ek Atama Yapılacak Alanlar ve Kontenjan Listesi (2014 Aralık)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Son Güncelleme: Perşembe, 27 Kasım 2014 10:42

Gösterim: 2410

Sınavsız hukuk fakültesi düzenlemesi Yargı Paketi’nden çıkarıldı

İdari yargıda 5 yıl süreyle görev yapan hakim veya savcılarla Cumhurbaşkanınca seçilen Danıştay üyelerinden hukuk fakültesi mezunu olmayanların sınavsız olarak hukuk fakültelerine yerleştirilmesi uygulamasından vazgeçildi.

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen, kamuoyunda "yargı paketi" olarak bilinen Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 1. bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor.

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu ve arkadaşları, 1. bölümde yer alan 7. maddenin tekliften çıkartılması için önerge verdi. Önerge kabul edildi.

Böylece, "idari yargıda 5 yıl süreyle görev yapan hakim veya savcılarla Cumhurbaşkanınca seçilen Danıştay üyelerinden hukuk fakültesi mezunu olmayanların, YÖK tarafından mevcut kontenjanlara ilave olarak, hukuk fakültelerine sınavsız yerleştirilmesi" uygulamasından vazgeçildi.

> Sınavsız hukuk fakültesi düzenlemesinde geri adım

Sınavsız hukuk fakültesi düzenlemesi Yargı Paketi’nden çıkarıldı

İdari yargıda 5 yıl süreyle görev yapan hakim veya savcılarla Cumhurbaşkanınca seçilen Danıştay üyelerinden hukuk fakültesi mezunu olmayanların sınavsız olarak hukuk fakültelerine yerleştirilmesi uygulamasından vazgeçildi.

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen, kamuoyunda "yargı paketi" olarak bilinen Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 1. bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor.

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu ve arkadaşları, 1. bölümde yer alan 7. maddenin tekliften çıkartılması için önerge verdi. Önerge kabul edildi.

Böylece, "idari yargıda 5 yıl süreyle görev yapan hakim veya savcılarla Cumhurbaşkanınca seçilen Danıştay üyelerinden hukuk fakültesi mezunu olmayanların, YÖK tarafından mevcut kontenjanlara ilave olarak, hukuk fakültelerine sınavsız yerleştirilmesi" uygulamasından vazgeçildi.

Son Güncelleme: Perşembe, 27 Kasım 2014 08:45

Gösterim: 1929


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.