Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
2010 KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin 16'sı tutuklu 51 kişi hakkında "FETÖ üyesi olmak, resmi belgede sahtecilik ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından açılan davanın ilk duruşması başladı.
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatları ile şikayetçi ÖSYM avukatları katıldı. anıkların kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada, Mahkeme Başkanı Cafer Aşık, bazı sanık avukatlarının davadan çekildiğini hatırlatarak, sanıklara avukat isteyip istemediklerini ve avukatsız savunma yapıp yapmayacaklarını sordu. Avukatı olmayan sanıkların savunma yapmak istediklerini belirtmesi üzerine duruşmaya devam edildi.
İddianame
Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosunda görevli cumhuriyet savcısının hazırladığı iddianamede Ali̇ Ağacan Yükselen, Mehmet Güngör, Çi̇ğdem Özdemi̇r, Kemal Sakman, Ati̇la Sağır, Hali̇l İbrahi̇m Toz, Ertan Özkök, Hasan Çınar, Hüdaverdi̇ Taşkın, Seli̇m Akköse, Hasan Doğan, Mustafa Işıkol, Ci̇had Bacanak, Ahmet Hamdi̇ Kalyon, Faruk Cantürk, Ci̇han Çolak, Adem Aydın, Yasemi̇n Düzgün, Hasan Altuntepe, Ümi̇t Demi̇rbaş, Erhan Yıldırım, Fati̇h Aslan, Yakup Dalkılıç, Bi̇lal Karataş, Yusuf Tozanoğlu, Ali̇ Bulutyaran, Erdem Doğan, Raşi̇t Kanyurt, Ali̇ Karakuş, Berri̇n Demi̇r, Mahmut Avcılar, Bünyami̇n Palta, Erkan Kılınç, Hasan Çeti̇n, Meti̇n Sancaklı, Muhammed Ali̇ Özkorkmaz, Murat Ağsu, Tuncay Solmaz, Fatma Kuş, Hati̇ce Akkaya, Fati̇h Cengi̇z, Tevfi̇k Öztaş, Tuğba Aydemi̇r, Mevlüt Yaman, Ali̇ Durmuş, Zeynep Gazi̇oğlu, Adem Aktürk, Beki̇r Düzenli̇, Ahmet Yapalak, Si̇bel Akçay ve Mehmet Sukas sanık olarak gösteriliyor.
İddianamede, 2010 KPSS eğitim bilimleri, genel kültür ve genel yetenek alanlarındaki soruların sınavdan önce elde edilerek dağıtıldığının, jandarma kriminal, Emniyet Bilişim Uzmanlığı, TÜBİTAK raporları, şüpheli, şikayetçi ve tanık beyanlarına göre "kesin ve net" olduğu belirtiliyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
2010 KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin 16'sı tutuklu 51 kişi hakkında "FETÖ üyesi olmak, resmi belgede sahtecilik ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından açılan davanın ilk duruşması başladı.
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatları ile şikayetçi ÖSYM avukatları katıldı. anıkların kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada, Mahkeme Başkanı Cafer Aşık, bazı sanık avukatlarının davadan çekildiğini hatırlatarak, sanıklara avukat isteyip istemediklerini ve avukatsız savunma yapıp yapmayacaklarını sordu. Avukatı olmayan sanıkların savunma yapmak istediklerini belirtmesi üzerine duruşmaya devam edildi.
İddianame
Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosunda görevli cumhuriyet savcısının hazırladığı iddianamede Ali̇ Ağacan Yükselen, Mehmet Güngör, Çi̇ğdem Özdemi̇r, Kemal Sakman, Ati̇la Sağır, Hali̇l İbrahi̇m Toz, Ertan Özkök, Hasan Çınar, Hüdaverdi̇ Taşkın, Seli̇m Akköse, Hasan Doğan, Mustafa Işıkol, Ci̇had Bacanak, Ahmet Hamdi̇ Kalyon, Faruk Cantürk, Ci̇han Çolak, Adem Aydın, Yasemi̇n Düzgün, Hasan Altuntepe, Ümi̇t Demi̇rbaş, Erhan Yıldırım, Fati̇h Aslan, Yakup Dalkılıç, Bi̇lal Karataş, Yusuf Tozanoğlu, Ali̇ Bulutyaran, Erdem Doğan, Raşi̇t Kanyurt, Ali̇ Karakuş, Berri̇n Demi̇r, Mahmut Avcılar, Bünyami̇n Palta, Erkan Kılınç, Hasan Çeti̇n, Meti̇n Sancaklı, Muhammed Ali̇ Özkorkmaz, Murat Ağsu, Tuncay Solmaz, Fatma Kuş, Hati̇ce Akkaya, Fati̇h Cengi̇z, Tevfi̇k Öztaş, Tuğba Aydemi̇r, Mevlüt Yaman, Ali̇ Durmuş, Zeynep Gazi̇oğlu, Adem Aktürk, Beki̇r Düzenli̇, Ahmet Yapalak, Si̇bel Akçay ve Mehmet Sukas sanık olarak gösteriliyor.
İddianamede, 2010 KPSS eğitim bilimleri, genel kültür ve genel yetenek alanlarındaki soruların sınavdan önce elde edilerek dağıtıldığının, jandarma kriminal, Emniyet Bilişim Uzmanlığı, TÜBİTAK raporları, şüpheli, şikayetçi ve tanık beyanlarına göre "kesin ve net" olduğu belirtiliyor.
Son Güncelleme: Pazartesi, 08 Ağustos 2016 12:13
Gösterim: 1575
171 yıllık tarihinde Cumhuriyet döneminde 5 genelkurmay başkanı çıkaran, 8 yıldır da havacılar yetiştiren Işıklar Askeri Lisesi, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından yürütülen çalışmalar kapsamında kapatıldı.
Sultan Abdülmecid döneminde "Mekteb-i Fünun-u İdadi" adıyla açılan, günümüze kadar 4 harbiye reisi ile serasker, 5 genelkurmay başkanı ve çok sayıda kuvvet komutanı yetiştiren 171 yıllık Işıklar Askeri Lisesi, FETÖ mensubu askerlerin darbe girişiminin ardından yürütülen çalışmalar kapsamında kapatılmasıyla sessizliğe büründü. Uzun yıllardır çok sayıda genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanı çıkardığı için "komutanlar ocağı" olarak nitelendirilen Işıklar Askeri Lisesi, Sultan Abdülmecid döneminde, bir kumaş fabrikasının kamulaştırılarak okul haline getirilmesiyle açıldı.
"Mekteb-i Fünun-u İdadi" adı altında 15 Şubat 1845'te eğitim vermeye başlayan lise, 171 yıllık tarihi boyunca ordu kademesine önemli isimler yetiştirdi. 15 Temmuz darbe girişimine kadar eğitim verilen binanın yapımı ise Sultan Abdülhamid zamanında 1890'da başlatılıp, 1892'de tamamlandı.
Yunanların Bursa'yı işgal etmesinden bir hafta önce tarihinde ilk kez kapısına kilit vurulan lise, Kurtuluş Savaşı'nın ardından 28 Kasım 1922'de "Askeri İdadi" adıyla yeniden açıldı.
Milli Savunma Bakanlığının yönetimine 1926'da girerek "Bursa Askeri Lisesi" adını alan "Komutanlar ocağı", 31 Temmuz 1961'de lağvedilerek ikinci kez kapatıldı.
İzmir'deki hava lisesinin 1974 yılında kapanmasıyla oradaki personel ve öğrencilerin Bursa'ya gelmesiyle Işıklar Askeri Lisesi adı altında eğitim öğretime başlayan okul, 2008'de de Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinden Hava Kuvvetleri Komutanlığında devredilerek Işıklar Askeri Hava Lisesi adını aldı.
Son 8 yıldır "gökyüzünün yılmaz bekçileri" olmayı hayal edenlerin ilk adımını attığı lise, Osmanlı zamanında 4 harbiye reisi ile serasker, Cumhuriyet döneminde Hilmi Özkök ve Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun da aralarında bulunduğu 5 genelkurmay başkanı yetiştirdi.
Hava Kuvvetleri Komutanlığına da hava lisesi mezunu 10 hava kuvvetleri komutanı yetiştiren kurum, özellikle son yıllarda uluslararası yarışmalarda aldığı ödüllerle adını duyurdu.
Askeri lise, FETÖ'nün darbe ihanetinin ardından yürütülen çalışmalar kapsamında kapatılmasının ardından sessizliğe büründü.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
171 yıllık tarihinde Cumhuriyet döneminde 5 genelkurmay başkanı çıkaran, 8 yıldır da havacılar yetiştiren Işıklar Askeri Lisesi, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından yürütülen çalışmalar kapsamında kapatıldı.
Sultan Abdülmecid döneminde "Mekteb-i Fünun-u İdadi" adıyla açılan, günümüze kadar 4 harbiye reisi ile serasker, 5 genelkurmay başkanı ve çok sayıda kuvvet komutanı yetiştiren 171 yıllık Işıklar Askeri Lisesi, FETÖ mensubu askerlerin darbe girişiminin ardından yürütülen çalışmalar kapsamında kapatılmasıyla sessizliğe büründü. Uzun yıllardır çok sayıda genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanı çıkardığı için "komutanlar ocağı" olarak nitelendirilen Işıklar Askeri Lisesi, Sultan Abdülmecid döneminde, bir kumaş fabrikasının kamulaştırılarak okul haline getirilmesiyle açıldı.
"Mekteb-i Fünun-u İdadi" adı altında 15 Şubat 1845'te eğitim vermeye başlayan lise, 171 yıllık tarihi boyunca ordu kademesine önemli isimler yetiştirdi. 15 Temmuz darbe girişimine kadar eğitim verilen binanın yapımı ise Sultan Abdülhamid zamanında 1890'da başlatılıp, 1892'de tamamlandı.
Yunanların Bursa'yı işgal etmesinden bir hafta önce tarihinde ilk kez kapısına kilit vurulan lise, Kurtuluş Savaşı'nın ardından 28 Kasım 1922'de "Askeri İdadi" adıyla yeniden açıldı.
Milli Savunma Bakanlığının yönetimine 1926'da girerek "Bursa Askeri Lisesi" adını alan "Komutanlar ocağı", 31 Temmuz 1961'de lağvedilerek ikinci kez kapatıldı.
İzmir'deki hava lisesinin 1974 yılında kapanmasıyla oradaki personel ve öğrencilerin Bursa'ya gelmesiyle Işıklar Askeri Lisesi adı altında eğitim öğretime başlayan okul, 2008'de de Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinden Hava Kuvvetleri Komutanlığında devredilerek Işıklar Askeri Hava Lisesi adını aldı.
Son 8 yıldır "gökyüzünün yılmaz bekçileri" olmayı hayal edenlerin ilk adımını attığı lise, Osmanlı zamanında 4 harbiye reisi ile serasker, Cumhuriyet döneminde Hilmi Özkök ve Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun da aralarında bulunduğu 5 genelkurmay başkanı yetiştirdi.
Hava Kuvvetleri Komutanlığına da hava lisesi mezunu 10 hava kuvvetleri komutanı yetiştiren kurum, özellikle son yıllarda uluslararası yarışmalarda aldığı ödüllerle adını duyurdu.
Askeri lise, FETÖ'nün darbe ihanetinin ardından yürütülen çalışmalar kapsamında kapatılmasının ardından sessizliğe büründü.
Son Güncelleme: Pazar, 07 Ağustos 2016 13:38
Gösterim: 1587
Emniyet Genel Müdürlüğünce Polis Akademisi Başkanlığı Polis Meslek Eğitim Merkezlerine lisans mezunu adaylar arasından 10 bin polis memuru adayı alınacak.
Emniyet Genel Müdürlüğünce Polis Meslek Eğitim Merkezlerine 18. dönem polis meslek eğitimi için bini kadın olmak üzere toplam 10 bin polis memuruadayı alımı yapılacak. Ön başvurular, 8-19 Ağustos 2016 tarihleri arasında Polis Akademisi Başkanlığına ait www.pa.edu.tr adresinden online olarak gerçekleştirilecek.
Polis meslek eğitimi için alınacak adaylarda aranacak şartlar şöyle:
- Lisans mezunu olmak veya denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak.
- 31 Aralık 2016 tarihi itibari ile 30 yaşından gün almamış olmak.
- 2015 veya 2016 yıllarında yapılan KPSS lisans P3 puan türünden en az 60 puan almış olmak.
- Emniyet Teşkilatı personeli şehit veya vazife malulü eş veya çocukları için KPSS lisans P3 puan türünden en az 48 puan almış olmak.
Öğrencilerin yemek, barınma ve sağlık giderleri Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından karşılanacak. Eğitim sonunda başarılı olanlar polis memuru olarak göreve başlayacak. Sınava giriş koşulları, sınav takvimi ve diğer hususlar www.pa.edu.tr resmi internet sitesinden ilan edilecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Emniyet Genel Müdürlüğünce Polis Akademisi Başkanlığı Polis Meslek Eğitim Merkezlerine lisans mezunu adaylar arasından 10 bin polis memuru adayı alınacak.
Emniyet Genel Müdürlüğünce Polis Meslek Eğitim Merkezlerine 18. dönem polis meslek eğitimi için bini kadın olmak üzere toplam 10 bin polis memuruadayı alımı yapılacak. Ön başvurular, 8-19 Ağustos 2016 tarihleri arasında Polis Akademisi Başkanlığına ait www.pa.edu.tr adresinden online olarak gerçekleştirilecek.
Polis meslek eğitimi için alınacak adaylarda aranacak şartlar şöyle:
- Lisans mezunu olmak veya denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak.
- 31 Aralık 2016 tarihi itibari ile 30 yaşından gün almamış olmak.
- 2015 veya 2016 yıllarında yapılan KPSS lisans P3 puan türünden en az 60 puan almış olmak.
- Emniyet Teşkilatı personeli şehit veya vazife malulü eş veya çocukları için KPSS lisans P3 puan türünden en az 48 puan almış olmak.
Öğrencilerin yemek, barınma ve sağlık giderleri Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından karşılanacak. Eğitim sonunda başarılı olanlar polis memuru olarak göreve başlayacak. Sınava giriş koşulları, sınav takvimi ve diğer hususlar www.pa.edu.tr resmi internet sitesinden ilan edilecek.
Son Güncelleme: Cumartesi, 06 Ağustos 2016 12:54
Gösterim: 1569
Yenikapı Miting Alanı'nda gerçekleşecek "Demokrasi ve Şehitler Mitingi" için, vatandaşlar saatler öncesinden miting alanına gelmeye başladı.
Cumhurbaşkanlığı himayesinde, İstanbul Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi desteğiyle düzenlenen "Demokrasi ve Şehitler Mitingi" için Yenikapı Miting Alanı'na saatler öncesinden gelen vatandaşlar alana alınmaya başlandı.
Yenikapı'daki miting için hazırlıkların tamamlanmasının ardından vatandaşlar, arama noktalarından geçerek miting alanına giriyor. Güvenlik noktalarından geçen vatandaşlara, İstanbul Büyükşehir Belediye ekipleri, şapka ve bayrak dağıtıyor. Yenikapı Miting Alanı'na Türk bayrağı, Atatürk ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafları asıldı.

Miting alanı ve çevresinde, özel harekatın da destek verdiği polis ekipleri, dedektör köpekler ve havadan 2 helikopterle güvenliği sağlıyor.
Basın ve engelliler için platform oluşturulan miting alanında, çadır hastane, sağlık noktası, mescit, mobil tuvalet ve şadırvan ile su dağıtım noktaları yer alıyor.
Bu arada Cumhurbaşkanlığı Halkla İlişkiler Başkanlığı personelince, darbe girişimin ardından her akşam Millet Camisinin minarelerinden dalgalandırılan Türk bayrağı, Yenikapı'daki miting boyunca Sultanahmet Camisinin minarelerini süsleyecek.

15 bin polis görevli
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı 15 bin polis memuru, İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi desteğiyle "Demokrasi ve Şehitler Mitingi"nde görev yapacak.
Miting alanı ve çevresinde, denizden sahil güvenlik ve deniz polisi tarafından botlarla miting süresince havadan ise 2 helikopterin gerekli tedbiri alacağı bildirildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Yenikapı Miting Alanı'nda gerçekleşecek "Demokrasi ve Şehitler Mitingi" için, vatandaşlar saatler öncesinden miting alanına gelmeye başladı.
Cumhurbaşkanlığı himayesinde, İstanbul Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi desteğiyle düzenlenen "Demokrasi ve Şehitler Mitingi" için Yenikapı Miting Alanı'na saatler öncesinden gelen vatandaşlar alana alınmaya başlandı.
Yenikapı'daki miting için hazırlıkların tamamlanmasının ardından vatandaşlar, arama noktalarından geçerek miting alanına giriyor. Güvenlik noktalarından geçen vatandaşlara, İstanbul Büyükşehir Belediye ekipleri, şapka ve bayrak dağıtıyor. Yenikapı Miting Alanı'na Türk bayrağı, Atatürk ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafları asıldı.

Miting alanı ve çevresinde, özel harekatın da destek verdiği polis ekipleri, dedektör köpekler ve havadan 2 helikopterle güvenliği sağlıyor.
Basın ve engelliler için platform oluşturulan miting alanında, çadır hastane, sağlık noktası, mescit, mobil tuvalet ve şadırvan ile su dağıtım noktaları yer alıyor.
Bu arada Cumhurbaşkanlığı Halkla İlişkiler Başkanlığı personelince, darbe girişimin ardından her akşam Millet Camisinin minarelerinden dalgalandırılan Türk bayrağı, Yenikapı'daki miting boyunca Sultanahmet Camisinin minarelerini süsleyecek.

15 bin polis görevli
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı 15 bin polis memuru, İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi desteğiyle "Demokrasi ve Şehitler Mitingi"nde görev yapacak.
Miting alanı ve çevresinde, denizden sahil güvenlik ve deniz polisi tarafından botlarla miting süresince havadan ise 2 helikopterin gerekli tedbiri alacağı bildirildi.
Son Güncelleme: Pazar, 07 Ağustos 2016 13:34
Gösterim: 1160
Konya'da yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında şüpheli olarak ifadesine başvurulan örgütün 2014'e kadar sözde "büyük bölge imamı" Ü.Ç, FETÖ yapılanmasına ilişkin bütün bildiklerini anlattı.
Konya'da yürütülen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmasına ilişkin şüpheli olarak ifadesi alınan örgütün sözde"büyük bölge imamı" Ü.Ç, örgütün nasıl elaman kazandığını, himmet toplantılarını ve devletten nasıl vergi kaçırıldığını anlattı. "Etkin Pişmanlık Yasası"ndan faydalanmak isteyen Ü.Ç, polisteki ifadesinde FETÖ/PDY yapılanmasıyla ilgili bildiği bütün her şeyi anlatacağını bildirdi.
Üniversiteyi kazandığı 2004'te öğrenci evlerindeki sohbetlere katıldığını aktaran Ü.Ç, yurt görevlilerinin tavsiyesiyle cemaatin öğrenci evine çıktığını söyledi.
Bir süre sonra mütevelli grubu sohbet hocalığı yapmaya başladığını belirten Ü.Ç, "Selçuklu eyaleti küçük bölge mütevelli sohbet grubunda yer aldım. Mütevelliler telefonla aranarak gelip gelmeyecekleri tek tek sorulur, toplantının yapılacağı yer hatırlatılırdı. Bu sohbetler genellikle sohbete katılan kişilerin evlerinde sırayla yapılıyordu." dedi.
Grubun bir muhasebecisi olduğunu aktaran Ü.Ç, kendisinin üstündeki bir üst kişinin direktifleri doğrultusunda grubunun toplaması gereken kurban, burs ve himmet miktarlarını mütevellilere eşit miktarda dağıttığını söyledi.
"Daha fazla 'himmet' vermesi için zorlanırdı"
Ü.Ç, mütevelli grubundakilerin belirlenen sayıdaki kurban ve burs paralarını çevrelerindeki esnaf, eş ile dostlarından topladığını, eksik kalan parayı ise ceplerinden tamamladıklarını belirterek, şöyle devam etti: "Bu paraları bazen nakit, bazen de müşteri senetlerinden verirlerdi. Toplanan paraların nerede, nasıl kullanıldığını bölge eyalet sorumluları ve il sorumluları bilir. 2012'ye kadar Selçuklu eyaletinde küçük bölge mütevelli ve sohbet grubu imamlığı yaptım. 2012 başında büyük bölge imamı oldum. 2012 sonunda Meram eyaletine büyük bölge imamı olarak atandım. 2014 yılına kadar burada büyük bölge imamlığı yaptım. Bu sürede 6-7 ayrı mütevelli grup imamlığı, 15-20 tane de ayrı ayrı sohbet grup hocalığı yaptım. Her eyalet yılda bir bütün mütevellilerini ramazan ayından önce himmet toplantısına çağırır. Bu toplantılarda konuşmacı olarak İstanbul veya Ankara’dan sohbeti güzel, hitap gücü yüksek eski imamlar gelirler. Genelde konuşmacı olarak Fetullah Gülen'in yanında yetişen, talebesi olan 'molla' olarak isimlendirilen kişiler gelirdi. Burada mütevellilerden yıllık ne kadar himmet vereceği taahhüdü alınır. Mütevelliler yıllık verebilecekleri himmeti söylediklerinde, oradaki imamlar veya diğer şahıslar mütevellinin vermeyi taahhüt ettiği himmetin az olduğuna işaret ederek, miktarın iki katını vermesi için zorlanırdı. Bu zorlama herkesin içerisinde alenen yapıldığı için istenen miktarı sosyal bir baskı olduğundan dolayı vermek zorunda kalıyorlardı."
"Resmi kayıt tutulmazdı"
Örgütün yapısına da değinen Ü.Ç, şu bilgileri verdi: "Cemaat içerisindeki para alışverişlerinin hiçbirisinde makbuz veya belge verilmez. Devlete karşı resmi bir sorumluluk olmaması için resmi bir kayıt tutulmaz ve makbuz ya da belge verilmezdi. Gelir seviyesi yüksek doktor, mühendis gibi mütevelli gruplarına bazen sorumlu imam atanır. Ünite imamlarını, il imamı seçer. Bu şahıslar genelde hitap gücü yüksek, etkileme kabiliyeti olan kişilerden seçilir. Bildiğim kadarıyla ünitelerin toplantıları biraz daha gizli tutulur. İmamlar ortalama 2-3 yılda bir grupları canlı tutmak maksadıyla değiştirilir. Bazen de başarılı imamlar bir üst makama getirilmek için bir üst imamın tavsiyesiyle hiyerarşik bir şekilde bir üstteki imama söylenerek, il imamının kararıyla değiştirilir. Her imama bağlı öğrenci evleri vardır. İmamlar bu evlerde kalan üniversite mezunu öğrenciler arasından eli ayağı düzgün, konuşması düzgün olan para işinden anlayanlar arasından tasarrufuyla kendine bağlı muhasebeciyi seçer. Küçük bölge imamlarının her birine büyük bölge imamları tarafından belirlenen 5-6 öğrenci evi bağlanır. Bu imamlar evdeki öğrencilerin her türlü ihtiyaçlarıyla ilgilenirler."
Ü.Ç, cemaatin ülke içinde 7 bölgeye ayrıldığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunlar Marmara, Karadeniz, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgeleridir. Bu imamlara bölgesindeki iller bağlanır. Her bölgede bir imam bulunur. Bunlara bölge imamı denir. İl imamı, ilden sorumlu olan kişidir. İlde cemaate ait bütün kurum ve yapılanmaların aksaklığa mahal vermeden işlemesi için ildeki bütün işleri denetleyen ve yönlendiren kişidir. İlçe imamı da ilçedeki cemaate ait bütün faaliyetleri takip eden, düzenleyen kişidir."
"Kakao" isimli programı gizlilik açısından kullandım"
Ü.Ç, 17-25 Aralık sürecinden sonra geçimini sağlamak için içerisinde yer aldığı Fetullah Gülen yapılanmasından kopmaya başladığını, 2014'ün Ağustos ayında cemaatle olan bütün bağlarını kestiğini öne sürdü.
Eyalet imamlarından gizlilik açısından iletişim için çeşitli programların kullanılmasının istendiğini dile getiren Ü.Ç, kendisinin de örgüt içerisinde kullanılan "kakao" isimli programı bir süre kullandığını kaydetti.
"Bu programı polisin takip ve tespit etmesinin mümkün olmadığını söyledikleri için gizlilik açısından kullandım." diyen Ü.Ç, şunları ifade etti: "Diğer birçok imamın çeşitli programları gizlilik açısından kullandıklarını biliyorum. Himmet, mütevelli ve sohbet toplantılarına girmeden önce imamlar ve sohbete katılan herkesin telefonları polis tarafından dinlenmesini ve teknik takip yapılmasını önlemek amacıyla sohbet odasının dışına bırakılırdı. Tespit edilen kurumların hiçbirisinde çalışmadım. Kurumların hepsi cemaate bağlı kurumlardır. 2011 ile 2014 yıllarında sigortalı gösterildim. Cemaatin imamlarının sigorta işlemleriyle eyalet muhasebecileri ilgilenmekteydi. Buralarda beni çalışmış gibi gösterenler de onlardır. Bugüne kadar ben cemaatin hiçbir kurumunda çalışmadım."
Ü.Ç, 2014 yerel seçimleri öncesi AK Parti'nin birinci olduğu illerde ikinci olan partiye, diğer illerde ise hangi parti birinci ise ona oy verilmesi talimatı geldiğini aktardı.
AK Parti'nin dershaneleri kapatma kararının cemaat tarafından "cemaati bitirme çalışması" olarak algılandığını belirten Ü.Ç, 2012 sonuna doğru "AK Parti'ye karşı tavır alınması", "sohbete gelen ve mütevelli grubundakilere bu konuların işlenmesi", "AK Parti'nin cemaate yanlış yaptığının söylenmesi"nin üstlerindeki imamlarca iletildiğini anlattı.
Ü.Ç. sosyal medya hesaplarından, "Cumhurbaşkanı ve AK Parti hükümetinin cemaat okullarını kapatmasının yanlış olduğu" şeklinde paylaşımların yapılmasının istendiğine işaret etti.
"İtaat et, kurtul"
Gülen'in cemaat içerisinde nasıl görüldüğüne ilişkin de bilgi veren Ü.Ç, şöyle devam etti: "Cemaat içerisinde Fetullah Gülen'in veli, alim bir zat olduğu, müçtehid yani fetva veren bir kişi olduğu kabul edilirdi. Cemaat içerisinde itaat ile ilgili genel görüş ve anlayış, 'itaat et, kurtul' anlayışıdır. Cemaat içerisinde çok fazla soru soran, söylenen şeylere itiraz edip muhalefet eden kişiler sevilmez. Cemaatten ayrılmak isteyenler 'cemaatten ayrılırsan şefkat tokadı yersin', 'manevi olarak sıkıntı yaşarsın' gibi sözlerle kararından vazgeçirilmeye, ikna edilmeye çalışılırdı."
"Bir dolar gönderme 3-4 yıldır devam eden bir olay"
Cemaate ait okul, öğrenci evi, yurt gibi yerlerde kalan ve okuyanların çevrelerindeki kişileri sohbetlere, yemeğe veya gezilere davet ederek eleman kazanmaya çalıştığına değinen Ü.Ç, şunları kaydetti: "Ayrıca sohbet ve mütevelli gruplarında yer alan kişiler de çevrelerindeki kişileri bu toplantılara çağırarak 'eleman kazanma çalışması' yapmaktadır. Eleman kazanma konusunda genellikle dini duygular istismar edilmektedir. Elemanlarda öncelik olarak aranan kriter itaatkar olmasıdır. Ayrıca Allah rızası için faaliyetlerde bulunacak kişilere öncelik verilir. Dini konular ve kavramlar, örnek şahsiyetler zaman zaman istismar edilmiştir ve tahrif edilerek yozlaştırılmıştır.
Benim düşünceme göre Fetullah Gülen'in diyalog, hoşgörü gibi söylemleri, son günlerde yaşanan olaylara bakıldığında tamamen maske olarak kullanılmıştır. Fetullah Gülen'in bu takiyyeci tutumunu cemaatin hangi düzeyindeki kişilerin bilip bilmediğini bilemiyorum. Yaşanan olaylar ve bugün gelinen noktada olaylar arasındaki tezatlıklardan dolayı cemaate bağlı olan, gönül verenlerin yaklaşık yüzde 80'i cemaatten ayrıldı. Yüzde 20'lik bir bölümün cemaatin talimatlarına ölümüne biat ettiklerini biliyorum. Fetullah Gülen Amerika'dan bir dolar gönderirdi. Hediye niyetiyle sembolik olarak gönderilen, manevi bir bağ oluşturmak için yapılan bir şeydi. Bir dolar gönderme konusu yaklaşık 3-4 yıldır devam eden bir olaydır."
Cemaatin "evlilik"lerdeki rolü
Ü.Ç, örgüt içindeki evliliklerin nasıl yapıldığına ilişkin ise şunları söyledi: "Cemaat içerisindeki bekar imamlara bir üstündeki bağlı olduğu imam gelerek, 'evlenme zamanının geldiğini, evlenmek isteyip istemediğini' sorar. Evlenmek istemeyenler, 'biraz daha bekleyeceğini' söyler. Evlenmek isteyenler evleneceği bayanda olmasını istediği özellikleri (boy, güzellik, kilo, çalışıp çalışmaması, memleketi gibi) bildirir. Onlar da cemaat içerisinden istenen özelliklere uyan bayanın fotoğrafını getirerek gösterir. Fotoğraftaki bayanı beğenmezsen, beğenene kadar farklı farklı bayanların fotoğraflarını gösterirler. Fotoğraftaki bayanı beğenirse fotoğrafı gösteren imamın evinde uygun bir şekilde görüştürülür. Her iki taraf da birbirini beğenirse evlilik sağlanır. Görüşme esnasında eğer taraflardan biri diğerini beğenmezse evlilik olmaz. Bu işlem uygun kişiyi bulana kadar devam eder. Buluşmadan önce erkek şahsın fotoğrafı bayana gösterilmez."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Konya'da yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında şüpheli olarak ifadesine başvurulan örgütün 2014'e kadar sözde "büyük bölge imamı" Ü.Ç, FETÖ yapılanmasına ilişkin bütün bildiklerini anlattı.
Konya'da yürütülen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmasına ilişkin şüpheli olarak ifadesi alınan örgütün sözde"büyük bölge imamı" Ü.Ç, örgütün nasıl elaman kazandığını, himmet toplantılarını ve devletten nasıl vergi kaçırıldığını anlattı. "Etkin Pişmanlık Yasası"ndan faydalanmak isteyen Ü.Ç, polisteki ifadesinde FETÖ/PDY yapılanmasıyla ilgili bildiği bütün her şeyi anlatacağını bildirdi.
Üniversiteyi kazandığı 2004'te öğrenci evlerindeki sohbetlere katıldığını aktaran Ü.Ç, yurt görevlilerinin tavsiyesiyle cemaatin öğrenci evine çıktığını söyledi.
Bir süre sonra mütevelli grubu sohbet hocalığı yapmaya başladığını belirten Ü.Ç, "Selçuklu eyaleti küçük bölge mütevelli sohbet grubunda yer aldım. Mütevelliler telefonla aranarak gelip gelmeyecekleri tek tek sorulur, toplantının yapılacağı yer hatırlatılırdı. Bu sohbetler genellikle sohbete katılan kişilerin evlerinde sırayla yapılıyordu." dedi.
Grubun bir muhasebecisi olduğunu aktaran Ü.Ç, kendisinin üstündeki bir üst kişinin direktifleri doğrultusunda grubunun toplaması gereken kurban, burs ve himmet miktarlarını mütevellilere eşit miktarda dağıttığını söyledi.
"Daha fazla 'himmet' vermesi için zorlanırdı"
Ü.Ç, mütevelli grubundakilerin belirlenen sayıdaki kurban ve burs paralarını çevrelerindeki esnaf, eş ile dostlarından topladığını, eksik kalan parayı ise ceplerinden tamamladıklarını belirterek, şöyle devam etti: "Bu paraları bazen nakit, bazen de müşteri senetlerinden verirlerdi. Toplanan paraların nerede, nasıl kullanıldığını bölge eyalet sorumluları ve il sorumluları bilir. 2012'ye kadar Selçuklu eyaletinde küçük bölge mütevelli ve sohbet grubu imamlığı yaptım. 2012 başında büyük bölge imamı oldum. 2012 sonunda Meram eyaletine büyük bölge imamı olarak atandım. 2014 yılına kadar burada büyük bölge imamlığı yaptım. Bu sürede 6-7 ayrı mütevelli grup imamlığı, 15-20 tane de ayrı ayrı sohbet grup hocalığı yaptım. Her eyalet yılda bir bütün mütevellilerini ramazan ayından önce himmet toplantısına çağırır. Bu toplantılarda konuşmacı olarak İstanbul veya Ankara’dan sohbeti güzel, hitap gücü yüksek eski imamlar gelirler. Genelde konuşmacı olarak Fetullah Gülen'in yanında yetişen, talebesi olan 'molla' olarak isimlendirilen kişiler gelirdi. Burada mütevellilerden yıllık ne kadar himmet vereceği taahhüdü alınır. Mütevelliler yıllık verebilecekleri himmeti söylediklerinde, oradaki imamlar veya diğer şahıslar mütevellinin vermeyi taahhüt ettiği himmetin az olduğuna işaret ederek, miktarın iki katını vermesi için zorlanırdı. Bu zorlama herkesin içerisinde alenen yapıldığı için istenen miktarı sosyal bir baskı olduğundan dolayı vermek zorunda kalıyorlardı."
"Resmi kayıt tutulmazdı"
Örgütün yapısına da değinen Ü.Ç, şu bilgileri verdi: "Cemaat içerisindeki para alışverişlerinin hiçbirisinde makbuz veya belge verilmez. Devlete karşı resmi bir sorumluluk olmaması için resmi bir kayıt tutulmaz ve makbuz ya da belge verilmezdi. Gelir seviyesi yüksek doktor, mühendis gibi mütevelli gruplarına bazen sorumlu imam atanır. Ünite imamlarını, il imamı seçer. Bu şahıslar genelde hitap gücü yüksek, etkileme kabiliyeti olan kişilerden seçilir. Bildiğim kadarıyla ünitelerin toplantıları biraz daha gizli tutulur. İmamlar ortalama 2-3 yılda bir grupları canlı tutmak maksadıyla değiştirilir. Bazen de başarılı imamlar bir üst makama getirilmek için bir üst imamın tavsiyesiyle hiyerarşik bir şekilde bir üstteki imama söylenerek, il imamının kararıyla değiştirilir. Her imama bağlı öğrenci evleri vardır. İmamlar bu evlerde kalan üniversite mezunu öğrenciler arasından eli ayağı düzgün, konuşması düzgün olan para işinden anlayanlar arasından tasarrufuyla kendine bağlı muhasebeciyi seçer. Küçük bölge imamlarının her birine büyük bölge imamları tarafından belirlenen 5-6 öğrenci evi bağlanır. Bu imamlar evdeki öğrencilerin her türlü ihtiyaçlarıyla ilgilenirler."
Ü.Ç, cemaatin ülke içinde 7 bölgeye ayrıldığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunlar Marmara, Karadeniz, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgeleridir. Bu imamlara bölgesindeki iller bağlanır. Her bölgede bir imam bulunur. Bunlara bölge imamı denir. İl imamı, ilden sorumlu olan kişidir. İlde cemaate ait bütün kurum ve yapılanmaların aksaklığa mahal vermeden işlemesi için ildeki bütün işleri denetleyen ve yönlendiren kişidir. İlçe imamı da ilçedeki cemaate ait bütün faaliyetleri takip eden, düzenleyen kişidir."
"Kakao" isimli programı gizlilik açısından kullandım"
Ü.Ç, 17-25 Aralık sürecinden sonra geçimini sağlamak için içerisinde yer aldığı Fetullah Gülen yapılanmasından kopmaya başladığını, 2014'ün Ağustos ayında cemaatle olan bütün bağlarını kestiğini öne sürdü.
Eyalet imamlarından gizlilik açısından iletişim için çeşitli programların kullanılmasının istendiğini dile getiren Ü.Ç, kendisinin de örgüt içerisinde kullanılan "kakao" isimli programı bir süre kullandığını kaydetti.
"Bu programı polisin takip ve tespit etmesinin mümkün olmadığını söyledikleri için gizlilik açısından kullandım." diyen Ü.Ç, şunları ifade etti: "Diğer birçok imamın çeşitli programları gizlilik açısından kullandıklarını biliyorum. Himmet, mütevelli ve sohbet toplantılarına girmeden önce imamlar ve sohbete katılan herkesin telefonları polis tarafından dinlenmesini ve teknik takip yapılmasını önlemek amacıyla sohbet odasının dışına bırakılırdı. Tespit edilen kurumların hiçbirisinde çalışmadım. Kurumların hepsi cemaate bağlı kurumlardır. 2011 ile 2014 yıllarında sigortalı gösterildim. Cemaatin imamlarının sigorta işlemleriyle eyalet muhasebecileri ilgilenmekteydi. Buralarda beni çalışmış gibi gösterenler de onlardır. Bugüne kadar ben cemaatin hiçbir kurumunda çalışmadım."
Ü.Ç, 2014 yerel seçimleri öncesi AK Parti'nin birinci olduğu illerde ikinci olan partiye, diğer illerde ise hangi parti birinci ise ona oy verilmesi talimatı geldiğini aktardı.
AK Parti'nin dershaneleri kapatma kararının cemaat tarafından "cemaati bitirme çalışması" olarak algılandığını belirten Ü.Ç, 2012 sonuna doğru "AK Parti'ye karşı tavır alınması", "sohbete gelen ve mütevelli grubundakilere bu konuların işlenmesi", "AK Parti'nin cemaate yanlış yaptığının söylenmesi"nin üstlerindeki imamlarca iletildiğini anlattı.
Ü.Ç. sosyal medya hesaplarından, "Cumhurbaşkanı ve AK Parti hükümetinin cemaat okullarını kapatmasının yanlış olduğu" şeklinde paylaşımların yapılmasının istendiğine işaret etti.
"İtaat et, kurtul"
Gülen'in cemaat içerisinde nasıl görüldüğüne ilişkin de bilgi veren Ü.Ç, şöyle devam etti: "Cemaat içerisinde Fetullah Gülen'in veli, alim bir zat olduğu, müçtehid yani fetva veren bir kişi olduğu kabul edilirdi. Cemaat içerisinde itaat ile ilgili genel görüş ve anlayış, 'itaat et, kurtul' anlayışıdır. Cemaat içerisinde çok fazla soru soran, söylenen şeylere itiraz edip muhalefet eden kişiler sevilmez. Cemaatten ayrılmak isteyenler 'cemaatten ayrılırsan şefkat tokadı yersin', 'manevi olarak sıkıntı yaşarsın' gibi sözlerle kararından vazgeçirilmeye, ikna edilmeye çalışılırdı."
"Bir dolar gönderme 3-4 yıldır devam eden bir olay"
Cemaate ait okul, öğrenci evi, yurt gibi yerlerde kalan ve okuyanların çevrelerindeki kişileri sohbetlere, yemeğe veya gezilere davet ederek eleman kazanmaya çalıştığına değinen Ü.Ç, şunları kaydetti: "Ayrıca sohbet ve mütevelli gruplarında yer alan kişiler de çevrelerindeki kişileri bu toplantılara çağırarak 'eleman kazanma çalışması' yapmaktadır. Eleman kazanma konusunda genellikle dini duygular istismar edilmektedir. Elemanlarda öncelik olarak aranan kriter itaatkar olmasıdır. Ayrıca Allah rızası için faaliyetlerde bulunacak kişilere öncelik verilir. Dini konular ve kavramlar, örnek şahsiyetler zaman zaman istismar edilmiştir ve tahrif edilerek yozlaştırılmıştır.
Benim düşünceme göre Fetullah Gülen'in diyalog, hoşgörü gibi söylemleri, son günlerde yaşanan olaylara bakıldığında tamamen maske olarak kullanılmıştır. Fetullah Gülen'in bu takiyyeci tutumunu cemaatin hangi düzeyindeki kişilerin bilip bilmediğini bilemiyorum. Yaşanan olaylar ve bugün gelinen noktada olaylar arasındaki tezatlıklardan dolayı cemaate bağlı olan, gönül verenlerin yaklaşık yüzde 80'i cemaatten ayrıldı. Yüzde 20'lik bir bölümün cemaatin talimatlarına ölümüne biat ettiklerini biliyorum. Fetullah Gülen Amerika'dan bir dolar gönderirdi. Hediye niyetiyle sembolik olarak gönderilen, manevi bir bağ oluşturmak için yapılan bir şeydi. Bir dolar gönderme konusu yaklaşık 3-4 yıldır devam eden bir olaydır."
Cemaatin "evlilik"lerdeki rolü
Ü.Ç, örgüt içindeki evliliklerin nasıl yapıldığına ilişkin ise şunları söyledi: "Cemaat içerisindeki bekar imamlara bir üstündeki bağlı olduğu imam gelerek, 'evlenme zamanının geldiğini, evlenmek isteyip istemediğini' sorar. Evlenmek istemeyenler, 'biraz daha bekleyeceğini' söyler. Evlenmek isteyenler evleneceği bayanda olmasını istediği özellikleri (boy, güzellik, kilo, çalışıp çalışmaması, memleketi gibi) bildirir. Onlar da cemaat içerisinden istenen özelliklere uyan bayanın fotoğrafını getirerek gösterir. Fotoğraftaki bayanı beğenmezsen, beğenene kadar farklı farklı bayanların fotoğraflarını gösterirler. Fotoğraftaki bayanı beğenirse fotoğrafı gösteren imamın evinde uygun bir şekilde görüştürülür. Her iki taraf da birbirini beğenirse evlilik sağlanır. Görüşme esnasında eğer taraflardan biri diğerini beğenmezse evlilik olmaz. Bu işlem uygun kişiyi bulana kadar devam eder. Buluşmadan önce erkek şahsın fotoğrafı bayana gösterilmez."
Son Güncelleme: Cumartesi, 06 Ağustos 2016 13:20
Gösterim: 2337

