Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Bakan Nihat Ergün, son 5 yılda, bilim olimpiyatlarında derece alan 26 öğrencinin mühendislik ve tıp alanında sınavsız olarak üniversiteye girdiklerini belirterek, "Kendilerini uluslararası alanda ispat ettiklerine göre, onları başka bir yarışa daha sokmak haksızlık olur" dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, (TÜBİTAK yarışmalarında ödül alan öğrenciler) uluslararası olimpiyatlarda madalya alan çocukların başka bir sınava tabi tutulma ihtiyacı olmayan çocuklar olduğunu belirterek, "Kendilerini uluslararası alanda ispat ettiklerine göre, onları başka bir yarışa daha sokmak haksızlık olur" dedi.

Bakan Ergün, Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonunda düzenlenen "9. Uluslararası Tasarım Olimpiyatı Proje Yarışması" ödül töreninin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bazı internet sitelerindeki, Otomobil Kanunu'na göre üretim yetkisi verilen şirketlerin sadece üretim yapacağı ve lüks araçlara kota geleceği iddialarının sorulması üzerine Bakan Ergün, "Ben ilk defa sizden duyuyorum" cevabını verdi.

TÜBİTAK yarışmalarında ödül alan öğrencilere sınavsız üniversite projesinin detaylarının sorulması üzerine Ergün, bunun, son 10 yıldır uygulanan bir yöntem olduğunu söyledi.

Son 5 yılda, bilim olimpiyatlarında derece alan 26 öğrencinin mühendislik ve tıp alanında sınavsız olarak üniversiteye girdiklerini anlatan Ergün, şunları kaydetti:

"Ancak bazı derece alan öğrencilere de katsayı uygulamasıyla daha fazla puan almalarına imkan tanınmaktadır. Zannedersem 160 öğrenci de ek katsayı alarak istedikleri bölümlere daha kolay girme imkanı elde ettiler. Uluslararası olimpiyatlarda madalya almış çocuklar, başka bir sınava tabi tutulma ihtiyacı olmayan çocuklardır. Kendilerini uluslararası alanda ispat ettiklerine göre onları başka bir yarışa daha sokmak haksızlık olur."

Söz konusu öğrencilerin, devlet üniversitelerinden temel bilimler, mühendislik ve tıp alanında istedikleri üniversiteleri tercih edeceklerini ifade eden Ergün, "2012'de zannediyorum 8 kişiydi. 8 öğrenci istedikleri üniversiteyi tercih etti" dedi.

İşsizlik rakamları

Bakan Ergün, ocak ayı işsizlik rakamına ilişkin soru üzerine, 2012 yılındaki büyüme rakamlarıyla değerlendirildiğinde veya mevsimsel etkiler de dikkate alındığında, işsizlik rakamlarında bir miktar artış gözlendiğini belirtti.

Ergün, yüzde 4'lük bir büyüme hedefiyle yola çıkıldığını ama yüzde 2,2 ile tamamlandığını, bunun yansımaları olduğunu ifade ederek, "2013 itibariyle yeniden işsizlik rakamlarında düşme olacak. Çünkü sanayi üretiminde, ihracatta, büyüme rakamındaki artışların paralelinde 2013 yılında, tekrar işsizlik rakamında aşağıya doğru bir gidişin gerçekleşeceğini görüyoruz" diye konuştu.

> Başarılı öğrencilere ikinci bir sınav gereksiz

Bakan Nihat Ergün, son 5 yılda, bilim olimpiyatlarında derece alan 26 öğrencinin mühendislik ve tıp alanında sınavsız olarak üniversiteye girdiklerini belirterek, "Kendilerini uluslararası alanda ispat ettiklerine göre, onları başka bir yarışa daha sokmak haksızlık olur" dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, (TÜBİTAK yarışmalarında ödül alan öğrenciler) uluslararası olimpiyatlarda madalya alan çocukların başka bir sınava tabi tutulma ihtiyacı olmayan çocuklar olduğunu belirterek, "Kendilerini uluslararası alanda ispat ettiklerine göre, onları başka bir yarışa daha sokmak haksızlık olur" dedi.

Bakan Ergün, Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonunda düzenlenen "9. Uluslararası Tasarım Olimpiyatı Proje Yarışması" ödül töreninin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bazı internet sitelerindeki, Otomobil Kanunu'na göre üretim yetkisi verilen şirketlerin sadece üretim yapacağı ve lüks araçlara kota geleceği iddialarının sorulması üzerine Bakan Ergün, "Ben ilk defa sizden duyuyorum" cevabını verdi.

TÜBİTAK yarışmalarında ödül alan öğrencilere sınavsız üniversite projesinin detaylarının sorulması üzerine Ergün, bunun, son 10 yıldır uygulanan bir yöntem olduğunu söyledi.

Son 5 yılda, bilim olimpiyatlarında derece alan 26 öğrencinin mühendislik ve tıp alanında sınavsız olarak üniversiteye girdiklerini anlatan Ergün, şunları kaydetti:

"Ancak bazı derece alan öğrencilere de katsayı uygulamasıyla daha fazla puan almalarına imkan tanınmaktadır. Zannedersem 160 öğrenci de ek katsayı alarak istedikleri bölümlere daha kolay girme imkanı elde ettiler. Uluslararası olimpiyatlarda madalya almış çocuklar, başka bir sınava tabi tutulma ihtiyacı olmayan çocuklardır. Kendilerini uluslararası alanda ispat ettiklerine göre onları başka bir yarışa daha sokmak haksızlık olur."

Söz konusu öğrencilerin, devlet üniversitelerinden temel bilimler, mühendislik ve tıp alanında istedikleri üniversiteleri tercih edeceklerini ifade eden Ergün, "2012'de zannediyorum 8 kişiydi. 8 öğrenci istedikleri üniversiteyi tercih etti" dedi.

İşsizlik rakamları

Bakan Ergün, ocak ayı işsizlik rakamına ilişkin soru üzerine, 2012 yılındaki büyüme rakamlarıyla değerlendirildiğinde veya mevsimsel etkiler de dikkate alındığında, işsizlik rakamlarında bir miktar artış gözlendiğini belirtti.

Ergün, yüzde 4'lük bir büyüme hedefiyle yola çıkıldığını ama yüzde 2,2 ile tamamlandığını, bunun yansımaları olduğunu ifade ederek, "2013 itibariyle yeniden işsizlik rakamlarında düşme olacak. Çünkü sanayi üretiminde, ihracatta, büyüme rakamındaki artışların paralelinde 2013 yılında, tekrar işsizlik rakamında aşağıya doğru bir gidişin gerçekleşeceğini görüyoruz" diye konuştu.

Son Güncelleme: Pazartesi, 15 Nisan 2013 14:41

Gösterim: 1393

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bütçenin beşte birini eğitime ayırdıklarını ve eğitime yapılan yardımların Türkiye'ye kar olarak döneceğini söyledi.

Şimşek, Zambak Yayın Grubu'nun ihtiyaç sahibi öğrencilerin eğitim giderlerini karşılamak amacıyla yaptığı bağış dolayısıyla Sakarya İlköğretim Okulunda düzenlenen törende, vatandaşları Kürtçe selamladı.

Eğitimi önemsediklerini, bütçenin beşte birini eğitime ayırdıklarını kaydeden Şimşek, sivil toplum kuruluşlarının da yardımlarının değerli olduğunu anlattı.

Batman'da okul sayısını ikiye, öğretmen sayısını üçe katladıklarını ifade eden Şimşek, "Eğitime yapılan katkı ülkemize kar olarak dönecektir. Kimse Yok mu Derneği, takdir edilmesi ve desteklenmesi gereken çalışmalar yapıyor. Zambak Yayın Grubu'nun da dernek aracıyla yapacağı 700 bin lira destek çok önemli" şeklinde konuştu.

Kimse Yok mu Derneği Başkan Yardımcısı Metin Çetiner ise 9 yılda 40 şube açtıklarını, 97 ülkeye ulaştıklarını vurgulayarak, "Din, dil, ırk ayrımı yapmıyoruz. Kendi ellerimizle yardımları götürüyoruz" diye konuştu.

Zambak Yayın Grubu Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Ceylan ve Çetiner'in, Şimşek'e bağış çekini vermesinin ardından öğrencilere çeşitli hediyeler dağıtıldı.

> Bütçenin beşte biri eğitime

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bütçenin beşte birini eğitime ayırdıklarını ve eğitime yapılan yardımların Türkiye'ye kar olarak döneceğini söyledi.

Şimşek, Zambak Yayın Grubu'nun ihtiyaç sahibi öğrencilerin eğitim giderlerini karşılamak amacıyla yaptığı bağış dolayısıyla Sakarya İlköğretim Okulunda düzenlenen törende, vatandaşları Kürtçe selamladı.

Eğitimi önemsediklerini, bütçenin beşte birini eğitime ayırdıklarını kaydeden Şimşek, sivil toplum kuruluşlarının da yardımlarının değerli olduğunu anlattı.

Batman'da okul sayısını ikiye, öğretmen sayısını üçe katladıklarını ifade eden Şimşek, "Eğitime yapılan katkı ülkemize kar olarak dönecektir. Kimse Yok mu Derneği, takdir edilmesi ve desteklenmesi gereken çalışmalar yapıyor. Zambak Yayın Grubu'nun da dernek aracıyla yapacağı 700 bin lira destek çok önemli" şeklinde konuştu.

Kimse Yok mu Derneği Başkan Yardımcısı Metin Çetiner ise 9 yılda 40 şube açtıklarını, 97 ülkeye ulaştıklarını vurgulayarak, "Din, dil, ırk ayrımı yapmıyoruz. Kendi ellerimizle yardımları götürüyoruz" diye konuştu.

Zambak Yayın Grubu Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Ceylan ve Çetiner'in, Şimşek'e bağış çekini vermesinin ardından öğrencilere çeşitli hediyeler dağıtıldı.

Son Güncelleme: Pazartesi, 15 Nisan 2013 09:45

Gösterim: 1160

Turgay Polat, Türkiye’de liselerin başarı kriterinin, lisenin ÖSYS’deki başarısıyla algılandığını bunun da başarı için doğru bir değerlendirme olmadığını iddia etti.

Turgay Polat, Akşam Gazetesi’ndeki köşesinde Türkiye’deki lise eğitimini eleştirdi. Liselerin isimlerinin kamuoyunda değerli görünse de içeriklerinin ve verdiği eğitimin yeterli ve aynı oranda değerli olmadığını belirtti. Polat, fen ve anadolu liselerinin dershanelerin biraz daha homojeni olarak işlev gördüğünü ifade etti.

Genellikle, Türkiye’de liselerin başarı kriterinin, lisenin ÖSYS’deki başarısıyla algılandığını bunun da başarı için doğru bir değerlendirme olmadığını belirten Polat, “Eğer üniversite sınavındaki başarı liseyi başarılı saymamız için yeterliyse liseleri kapatıp hepsini bu işi en iyi yapan dershanelere çevirelim daha da başarıları artacaktır” yorumunda bulundu.

Polat yazısında “Liselerin en temel misyonu olan öğrencileri hayata hazırlamak konusunda maalesef liselerimiz sınıfta kalıyor. Liselerimiz işin bu tarafıyla pek ilgilenmiyor. Onun yerine sadece öğrencilerine üniversite sınavını hedef olarak göstermekle yetiniyor zaten bu işi de dershanelere havale edip kurtuluyorlar” diyerek liselerin nasıl olması gerektiği konusunda da şu yorumda bulundu; “İyi lise öğrencisini teknoloji okur yazarı yapar, iyi lise öğrencisine girişimcilik inovasyon gibi konuları öğretir, iyi lise öğrencisini sosyalleştirir, iyi lise öğrencisinin kişisel farklılıklarını fark ettirir. İyi lise öğrencisini hayata hazırlar.” dedi.

Polat fen liseleri için de şunları belirtti; “Ben fen liselerinin çağa uydurulması gerektiğini hep söylüyorum. Ben liselerin, öğrencilerine teknoloji projeleri, buluşlar yaptırmalarını bekliyorum. Patent alan lisemiz olsun istiyorum.”

Turgay Polat’ın yazısını okumak  için Tıklayın

> Liselerin başarı kriteri ne? Ne olmalı?

Turgay Polat, Türkiye’de liselerin başarı kriterinin, lisenin ÖSYS’deki başarısıyla algılandığını bunun da başarı için doğru bir değerlendirme olmadığını iddia etti.

Turgay Polat, Akşam Gazetesi’ndeki köşesinde Türkiye’deki lise eğitimini eleştirdi. Liselerin isimlerinin kamuoyunda değerli görünse de içeriklerinin ve verdiği eğitimin yeterli ve aynı oranda değerli olmadığını belirtti. Polat, fen ve anadolu liselerinin dershanelerin biraz daha homojeni olarak işlev gördüğünü ifade etti.

Genellikle, Türkiye’de liselerin başarı kriterinin, lisenin ÖSYS’deki başarısıyla algılandığını bunun da başarı için doğru bir değerlendirme olmadığını belirten Polat, “Eğer üniversite sınavındaki başarı liseyi başarılı saymamız için yeterliyse liseleri kapatıp hepsini bu işi en iyi yapan dershanelere çevirelim daha da başarıları artacaktır” yorumunda bulundu.

Polat yazısında “Liselerin en temel misyonu olan öğrencileri hayata hazırlamak konusunda maalesef liselerimiz sınıfta kalıyor. Liselerimiz işin bu tarafıyla pek ilgilenmiyor. Onun yerine sadece öğrencilerine üniversite sınavını hedef olarak göstermekle yetiniyor zaten bu işi de dershanelere havale edip kurtuluyorlar” diyerek liselerin nasıl olması gerektiği konusunda da şu yorumda bulundu; “İyi lise öğrencisini teknoloji okur yazarı yapar, iyi lise öğrencisine girişimcilik inovasyon gibi konuları öğretir, iyi lise öğrencisini sosyalleştirir, iyi lise öğrencisinin kişisel farklılıklarını fark ettirir. İyi lise öğrencisini hayata hazırlar.” dedi.

Polat fen liseleri için de şunları belirtti; “Ben fen liselerinin çağa uydurulması gerektiğini hep söylüyorum. Ben liselerin, öğrencilerine teknoloji projeleri, buluşlar yaptırmalarını bekliyorum. Patent alan lisemiz olsun istiyorum.”

Turgay Polat’ın yazısını okumak  için Tıklayın

Son Güncelleme: Cumartesi, 13 Nisan 2013 11:18

Gösterim: 2087

Türkiye’deki okullarda bin öğrenciye bir rehber öğretmen düşüyor. 

Adana'daki Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Banu İnanç, açık nedeniyle Türkiye'deki okullarda 1000 öğrenci için 1 rehber öğretmen (PDR uzmanı) görevlendirildiğini söyledi.

Normal şartlarda 200 öğrenciye 1 uzmanın görevlendirilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. İnanç, okullarda yaşanan şiddet olayları ve sosyal sorunlara dikkat çekerek, öğrencilerin sağlıklı gelişimi ve sosyal gereksinimleri için okullardaki PDR uzmanı açığının giderilmesini istedi.

Prof. Dr. İnanç, rehber öğretmenin okullarda çok önemli görevler üstlendiğini, öğretmen, öğrenci, veli ve okul yöneticiler arasında iletişim kurduğunu ifade etti. Prof. Dr. İnanç, "Çağdaş eğitim anlayışı, bireylerin sadece bilgi ve beceri ile donanmasını değil aynı zamanda psikoloji ile yapmaya sahip olmasını da amaçlar. Okul dışında ki yaşanan sorun, çocuğun uyumuna yansır, PDR uzmanları gerek müdahaleyi yaparak çocukların okul dışında yaşadığı psikolojik sorunlarla baş etmeye yardımcı olur. Bazen de çocuğun okulda yaşadığı başarısızlıklar onun psikolojik dengesini bozar. PDR uzmanları onun kendine olan güveninin sağlamlaştırır" dedi.

'Üniversiteler yeterli mezun vermiyor'

Prof. Dr. Banu İnanç, Türkiye'deki neredeyse bütün üniversitelerde PDR ile ilgili bilim dalının bulunduğunu ve yılda yaklaşık 850 öğrencinin mezun olduğunu aktardı. Prof. Dr. Banu İnanç, şunları kaydetti:

"Mezunların büyük çoğunluğu da ihtiyaç gözetilerek Milli Eğitim Bakanlığı'nca ataması yapılarak okullarda görevlendirilmektedir. Ama ülkemizdeki öğrencinin fazla olması nedeniyle, ataması yapılan bu kadar PDR uzmanı dahi yeterli değildir. Açık nedeniyle PDR uzmanı birden fazla okul ile ilgilenmek durumunda kalabiliyor. Bu kadar özverili çalışmaya karşın yine de bazı okullarda psikolojik danışman bulunmamaktadır. Uygulama gereği psikolojik danışmanın bazı okullarda görevini sınıf öğretmenleri üstleniyor. Yine de bu uygulamada yeterli olmuyor. Çocukların okula, eğitim sistemine uyumu sosyal ve zihinsel gelişimleri için etkin olan uzmanların boşluğu hissedilebilmektedir. Bu açığın kapatılması her açıdan topluma faydalı olacaktır."

> Türkiye'de bin öğrenciye bir rehber öğretmen düşüyor

Türkiye’deki okullarda bin öğrenciye bir rehber öğretmen düşüyor. 

Adana'daki Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Banu İnanç, açık nedeniyle Türkiye'deki okullarda 1000 öğrenci için 1 rehber öğretmen (PDR uzmanı) görevlendirildiğini söyledi.

Normal şartlarda 200 öğrenciye 1 uzmanın görevlendirilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. İnanç, okullarda yaşanan şiddet olayları ve sosyal sorunlara dikkat çekerek, öğrencilerin sağlıklı gelişimi ve sosyal gereksinimleri için okullardaki PDR uzmanı açığının giderilmesini istedi.

Prof. Dr. İnanç, rehber öğretmenin okullarda çok önemli görevler üstlendiğini, öğretmen, öğrenci, veli ve okul yöneticiler arasında iletişim kurduğunu ifade etti. Prof. Dr. İnanç, "Çağdaş eğitim anlayışı, bireylerin sadece bilgi ve beceri ile donanmasını değil aynı zamanda psikoloji ile yapmaya sahip olmasını da amaçlar. Okul dışında ki yaşanan sorun, çocuğun uyumuna yansır, PDR uzmanları gerek müdahaleyi yaparak çocukların okul dışında yaşadığı psikolojik sorunlarla baş etmeye yardımcı olur. Bazen de çocuğun okulda yaşadığı başarısızlıklar onun psikolojik dengesini bozar. PDR uzmanları onun kendine olan güveninin sağlamlaştırır" dedi.

'Üniversiteler yeterli mezun vermiyor'

Prof. Dr. Banu İnanç, Türkiye'deki neredeyse bütün üniversitelerde PDR ile ilgili bilim dalının bulunduğunu ve yılda yaklaşık 850 öğrencinin mezun olduğunu aktardı. Prof. Dr. Banu İnanç, şunları kaydetti:

"Mezunların büyük çoğunluğu da ihtiyaç gözetilerek Milli Eğitim Bakanlığı'nca ataması yapılarak okullarda görevlendirilmektedir. Ama ülkemizdeki öğrencinin fazla olması nedeniyle, ataması yapılan bu kadar PDR uzmanı dahi yeterli değildir. Açık nedeniyle PDR uzmanı birden fazla okul ile ilgilenmek durumunda kalabiliyor. Bu kadar özverili çalışmaya karşın yine de bazı okullarda psikolojik danışman bulunmamaktadır. Uygulama gereği psikolojik danışmanın bazı okullarda görevini sınıf öğretmenleri üstleniyor. Yine de bu uygulamada yeterli olmuyor. Çocukların okula, eğitim sistemine uyumu sosyal ve zihinsel gelişimleri için etkin olan uzmanların boşluğu hissedilebilmektedir. Bu açığın kapatılması her açıdan topluma faydalı olacaktır."

Son Güncelleme: Cumartesi, 13 Nisan 2013 13:13

Gösterim: 2139

İsmet Berkan, Hürriyet Gazetesi’ndeki bugünkü köşesinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın performans değerlendirmesini yaptı. Berkan Milli Eğitim Bakanları için “YGS’nin yapıldığı gün onlar da ofislerinde ‘Acaba çocuklar ne yapıyor’ diyerek ter dökmeli." dedi.

İsmet Berkan, Hürriyet Gazetesi’ndeki bugünkü köşesinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın performans değerlendirmesini yaptı. Berkan, Bakanlığın performansını anlamak için büyük veri setlerine vs bakmaya gerek olmadığını, ülkedeki dershane endüstrisinin büyüklüğü ve yaygınlığına bakarak da bunun kolaylıkla anlaşılacağının mümkün olduğunu belirtti. YGS sonuçlarına göre yaptığı performans değerlendirmesinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın iyi bir performans göstermediğini rakamlarla açıkladı.

Berkan Milli Eğitim Bakanlığı için şunu önerdi;

“YGS’nin yapıldığı gün onlar da ofislerinde ‘Acaba çocuklar ne yapıyor’ diyerek ter dökmeli.

Bu olmadıkça, bizim bakanlarımız bina yapmakla, atama yapmakla, atanmayan öğretmenlerin sorunlarını çözmekle övünür dururlar, o kadar.”

İsmet Berkan’ın bugünkü yazısı;

ÇOCUKLARIMIZI 5.5-6 yaşındayken Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim ediyoruz; 12 yıl sonra, yani 17-18 yaşında da geri alıyoruz.

Devamı için Tıklayın

> Milli Eğitim Bakanları için bir performans kriteri

İsmet Berkan, Hürriyet Gazetesi’ndeki bugünkü köşesinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın performans değerlendirmesini yaptı. Berkan Milli Eğitim Bakanları için “YGS’nin yapıldığı gün onlar da ofislerinde ‘Acaba çocuklar ne yapıyor’ diyerek ter dökmeli." dedi.

İsmet Berkan, Hürriyet Gazetesi’ndeki bugünkü köşesinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın performans değerlendirmesini yaptı. Berkan, Bakanlığın performansını anlamak için büyük veri setlerine vs bakmaya gerek olmadığını, ülkedeki dershane endüstrisinin büyüklüğü ve yaygınlığına bakarak da bunun kolaylıkla anlaşılacağının mümkün olduğunu belirtti. YGS sonuçlarına göre yaptığı performans değerlendirmesinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın iyi bir performans göstermediğini rakamlarla açıkladı.

Berkan Milli Eğitim Bakanlığı için şunu önerdi;

“YGS’nin yapıldığı gün onlar da ofislerinde ‘Acaba çocuklar ne yapıyor’ diyerek ter dökmeli.

Bu olmadıkça, bizim bakanlarımız bina yapmakla, atama yapmakla, atanmayan öğretmenlerin sorunlarını çözmekle övünür dururlar, o kadar.”

İsmet Berkan’ın bugünkü yazısı;

ÇOCUKLARIMIZI 5.5-6 yaşındayken Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim ediyoruz; 12 yıl sonra, yani 17-18 yaşında da geri alıyoruz.

Devamı için Tıklayın

Son Güncelleme: Cumartesi, 13 Nisan 2013 13:43

Gösterim: 1868


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.