Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

MEB, eğitim öğretimde devlet desteği kapsamında verilen teşvikin ilk taksiti olan 187 milyon 376 bin 875 lirayı okullara gönderdi

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitim öğretimde devlet desteği kapsamında verilen teşvikin ilk taksiti olan 187 milyon 376 bin 875 lirayı okullara gönderdi. 

AA muhabirinin MEB yetkililerinden aldığı bilgiye göre, MEB tarafından bu yıl ilk kez özel okullarda eğitim gören öğrencilere verilen eğitim öğretim teşvikinden, 3 bin 859 özel okul, 167 bin 942 öğrenci yararlandı. Özel okullara bu yıl 535 milyon 362 bin 500 lira ödenecek. Öğrencilerin eğitim ve öğretim destek bedelinin yüzde 35’i olan 187 milyon 376 bin 875 lira okullara verilmesi için il ve ilçe saymanlıklarına gönderildi. Taksitin yüzde 35’i şubat ve yüzde 30’u ise haziranda teşvik almaya hak kazanan öğrencilerin, öğrenim gördükleri okullara ödenecek.

Bakanlık ayrıca, 2014-2015 eğitim öğretim yılı için organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren 20 özel mesleki ve teknik lisesi için de destek ödemesi yaptı. Özel meslek liselerine de teşvik kapsamında 15 milyon 745 bin 110 lira kaynak aktarıldı. Bu eğitim öğretim yılında özel meslek liselerinde öğrenim gören öğrenciler için kurumlara toplam 44 milyon 969 bin 28 lira ödeme yapılacak.

Özel okullarda eğitim gören öğrenciler için verilen eğitim ve öğretim desteği ve OSB’lerdeki teşviklerle birlikte destek kapsamında ilk taksit olarak, okullara 203 bin 121 bin 985 lira kaynak aktarıldı. Bakanlık, öğrenciler için kurumlara 2014-2015 öğretim yılında yaklaşık 580 milyon  lira ödeyecek. 

Eğitim ve öğretim desteği verilebilecek öğrencilerin tespitinde, öğrencinin akademik ve sosyal başarı durumu, ailesinin aylık geliri, ailede öğrenim gören kardeş sayısı, anne babanın durumu, öğrencinin aldığı disiplin cezaları gibi faktörler belirleyici oldu. Eğitim ve öğretim desteği verilebilecek özel okulların tespitinde ise yürürlükteki mevzuat hükmünce değerlendirme yapıldı. Öğrenci adına özel okullara okul öncesinde 2 bin 500, ilkokulda 3 bin, ortaokulda 3 bin 500, liselerde 3 bin 500, temel lisede 3 bin lira destek ödeniyor.

> Özel okula teşvikte ilk taksit yatırıldı

MEB, eğitim öğretimde devlet desteği kapsamında verilen teşvikin ilk taksiti olan 187 milyon 376 bin 875 lirayı okullara gönderdi

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitim öğretimde devlet desteği kapsamında verilen teşvikin ilk taksiti olan 187 milyon 376 bin 875 lirayı okullara gönderdi. 

AA muhabirinin MEB yetkililerinden aldığı bilgiye göre, MEB tarafından bu yıl ilk kez özel okullarda eğitim gören öğrencilere verilen eğitim öğretim teşvikinden, 3 bin 859 özel okul, 167 bin 942 öğrenci yararlandı. Özel okullara bu yıl 535 milyon 362 bin 500 lira ödenecek. Öğrencilerin eğitim ve öğretim destek bedelinin yüzde 35’i olan 187 milyon 376 bin 875 lira okullara verilmesi için il ve ilçe saymanlıklarına gönderildi. Taksitin yüzde 35’i şubat ve yüzde 30’u ise haziranda teşvik almaya hak kazanan öğrencilerin, öğrenim gördükleri okullara ödenecek.

Bakanlık ayrıca, 2014-2015 eğitim öğretim yılı için organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren 20 özel mesleki ve teknik lisesi için de destek ödemesi yaptı. Özel meslek liselerine de teşvik kapsamında 15 milyon 745 bin 110 lira kaynak aktarıldı. Bu eğitim öğretim yılında özel meslek liselerinde öğrenim gören öğrenciler için kurumlara toplam 44 milyon 969 bin 28 lira ödeme yapılacak.

Özel okullarda eğitim gören öğrenciler için verilen eğitim ve öğretim desteği ve OSB’lerdeki teşviklerle birlikte destek kapsamında ilk taksit olarak, okullara 203 bin 121 bin 985 lira kaynak aktarıldı. Bakanlık, öğrenciler için kurumlara 2014-2015 öğretim yılında yaklaşık 580 milyon  lira ödeyecek. 

Eğitim ve öğretim desteği verilebilecek öğrencilerin tespitinde, öğrencinin akademik ve sosyal başarı durumu, ailesinin aylık geliri, ailede öğrenim gören kardeş sayısı, anne babanın durumu, öğrencinin aldığı disiplin cezaları gibi faktörler belirleyici oldu. Eğitim ve öğretim desteği verilebilecek özel okulların tespitinde ise yürürlükteki mevzuat hükmünce değerlendirme yapıldı. Öğrenci adına özel okullara okul öncesinde 2 bin 500, ilkokulda 3 bin, ortaokulda 3 bin 500, liselerde 3 bin 500, temel lisede 3 bin lira destek ödeniyor.

Son Güncelleme: Cuma, 19 Aralık 2014 12:00

Gösterim: 1697

Türkiye’de 2002 yılında 450 imam hatip lisesi ve bu okullarda 71 bin 100 öğrenci vardı. 2013’te ise imam hatip ortaokul ve liselerinin sayısı 2 bini buldu.

Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın hazırladığı ‘Gençlerin Potansiyeli ve Din Eğitimi: İmam-Hatipler ve Din Dersleri’ raporuna göre, 2002 yılında Türkiye’de 450 imam hatip lisesi ve bu okullarda 71 bin 100 öğrenci vardı. 2013’te ise imam hatip ortaokul ve liselerinin sayısı 2 bini buldu.

İmam hatiplerin öğrenci sayısı 10 kattan fazla artarak 714 bin 135’e ulaştı. PISA 2012 verilerinden yola çıkılarak hazırlanan raporun çarpıcı sonuçlarından bazıları şöyle:

- Eğitime erişim en temel sorun.

- Ortaokuldan liseye geçiş ve üniversiteye girişteki sınavlarda diğer akademik ders konuları gibi din derslerinden de sorular soruluyor. Dini eğitimin ağırlık kazandığı, genel ve mesleki eğitimin yerini aldığı bir eğitim sisteminin bilgi üretebilen, donanımlı yeni nesiller yetiştirmesi zor.

- Ak Parti’nin iktidara geldiği 2002’de Türkiye’de 450 imam-hatip lisesi ve 71 bin 100 öğrenci vardı. 2013 verilerine göre sayıları 2 bini bulan imam-hatip ortaokul ve liselerinde 10 katın üstünde bir artışla 714 bin 135 öğrenci eğitim görüyor.

Haberin devamını okumak için Tıklayın

> İmam hatip 10’a katladı

Türkiye’de 2002 yılında 450 imam hatip lisesi ve bu okullarda 71 bin 100 öğrenci vardı. 2013’te ise imam hatip ortaokul ve liselerinin sayısı 2 bini buldu.

Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın hazırladığı ‘Gençlerin Potansiyeli ve Din Eğitimi: İmam-Hatipler ve Din Dersleri’ raporuna göre, 2002 yılında Türkiye’de 450 imam hatip lisesi ve bu okullarda 71 bin 100 öğrenci vardı. 2013’te ise imam hatip ortaokul ve liselerinin sayısı 2 bini buldu.

İmam hatiplerin öğrenci sayısı 10 kattan fazla artarak 714 bin 135’e ulaştı. PISA 2012 verilerinden yola çıkılarak hazırlanan raporun çarpıcı sonuçlarından bazıları şöyle:

- Eğitime erişim en temel sorun.

- Ortaokuldan liseye geçiş ve üniversiteye girişteki sınavlarda diğer akademik ders konuları gibi din derslerinden de sorular soruluyor. Dini eğitimin ağırlık kazandığı, genel ve mesleki eğitimin yerini aldığı bir eğitim sisteminin bilgi üretebilen, donanımlı yeni nesiller yetiştirmesi zor.

- Ak Parti’nin iktidara geldiği 2002’de Türkiye’de 450 imam-hatip lisesi ve 71 bin 100 öğrenci vardı. 2013 verilerine göre sayıları 2 bini bulan imam-hatip ortaokul ve liselerinde 10 katın üstünde bir artışla 714 bin 135 öğrenci eğitim görüyor.

Haberin devamını okumak için Tıklayın

Son Güncelleme: Cuma, 19 Aralık 2014 09:44

Gösterim: 1356

İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ile Deniz Feneri Derneği arasında "İyilik Okulu Projesi"nin protokolü imzalandı.

Dernekten yapılan açıklamaya göre, imza töreni İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız'ın makamında gerçekleşti.

Proje ilçe milli eğitim müdürlüklerinin eğitim öğretimden sorumlu şube müdürleri ile yapılacak toplantı sonrası İstanbul'un 39 ilçesinde belirlenecek birer okulda uygulanacak. Proje kapsamında "iyilikte sınır yoktur anlayışı" ile istekli okullar, öğretmenler, öğrenciler ve veliler projeye gönüllü dahil olabilecek. Projeye katılan her okulu temsilen seçilecek 60 öğrenci ve 6 öğretmen, Deniz Feneri Derneği'nin Zeytinburnu ve Ümraniye'deki merkezlerinde misafir edilecek, iyilik, yardımlaşma ve dayanışmayı anlatan kısa film sunumları izleyecek, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan yardım kolilerinin hazırlanma sürecini görecek, ihtiyaç sahiplerinin nasıl belirlendiği ve yardımların nasıl ulaştırıldığı hakkında yetkililerle söyleşiler gerçekleştirecek. 

Proje kapsamında ziyaretçi öğrencilere "İyilik Günlüğü", "Minik Gönüllü Rozeti", "Deniz Feneri Balonu" hediye edilecek. Projeye katılan okullara Deniz Feneri Derneği yetkilileri ziyaretler gerçekleştirerek, veli, öğretmen ve öğrencilere projenin tanıtımını ve amacını anlatan toplantılar yapacak.

Bu kapsamda okullarda "İyilik Okulu" kumbaraları dağıtılarak, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere yardımlar toplanacak ve bu yardımlar Deniz Feneri Derneği'nin katılımcı okul adına düzenleyeceği makbuzlar ile okul panolarında ilan edilecek.

Katılımcı okulun yaptığı bağışın kullanıldığı proje veya etkinlik Deniz Feneri Derneği yetkilileri aracılığıyla okul idaresi, katılımcı veli, öğrenci ve öğretmenlerle paylaşılacak. Projeye katılım tamamen gönüllülük esasına göre gerçekleşecek. Öğrenciler, velilerinden muvafakat belgeleri alınarak projeye dahil edilecek. Eğitim öğretim yılı sonunda proje kapsamındaki etkinlikler rapor haline getirilecek. Raporda projeye katılan öğrenci sayısı, öğretmen ve gönüllü veli sayısı, toplanan bağış miktarı, bağışların kullanıldığı etkinlikler ve projeler belirtilecek.

"Yardımlaşma ruhunu hep canlı tutmalıyız"

İmza töreninde konuşan İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, iyiliği, yardımlaşmayı, dayanışmayı, ihtiyaç sahiplerine el uzatmayı amaç edinen bu projede yer almaktan son derece mutlu olduklarını kaydetti. 

Çocuklarda iyilik ve yardımlaşma konusunda farkındalık oluşturmak istediklerine dikkati çeken Yıldız, şunları aktardı:

"19. Milli Eğitim Şurası'nda okul öncesi eğitiminden liselere kadar her kademede 'Değerler Eğitimi' konusunda eğitim verilmesi gerektiğini dile getirdik ve destekledik. Değerler eğitiminin temel kavramı iyiliktir. Bu proje Milli Eğitim Bakanlığımızın Değerler Eğitimi projesini destekler niteliktedir. İstanbul'da başlayacak bu projenin diğer illerde de uygulanmasını ve iyiliğin tüm ülkemize yayılmasını dilerim. 'Mürüvvete endaze olmaz' demiş atalarımız. Yani yardımseverliğin ölçüsü olmaz. Bu noktada gün içerisinde gözümüzden kaçan bizim için değersiz olan bir çok harcama var ki ihtiyaç sahipleri için değerli ve önemli. 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir' diyen bir Peygamberin ümmeti, camilere alanın da verenin de görmediği sadaka taşları koyan bir ceddin torunlarıyız ve bunları asla unutmamalıyız. Biz eğitimciler olarak, dernekler, vakıflar, kurumlar olarak bu yardımlaşma, dayanışma ruhunu hep canlı tutmalıyız." 

"İyilik Takımları" oluşturulacak

Deniz Feneri Derneği Başkanı Mehmet Cengiz, derneğin 18 senedir sosyal yardım, dayanışma ve yardımlaşma alanında faaliyetler gösterdiğini anımsatarak, bu projenin tek amacının iyilik konusunda farkındalık oluşturmak olduğunu vurguladı. 

Projenin eğitime ve geleceğe yapılacak güzel bir iyilik yatırımı olduğunu anlatan Cengiz, "Projemizin devamında okullarımızda 'İyilik Takımları' oluşturarak, ülkemizin geleceğinde sivil toplum kuruluşlarından iyiliği, yardımlaşmayı, dayanışmayı bilen ve özümseyen insanların bulunmasını hedefliyoruz. Proje kapsamında yapılacak bağışlar konusunda en az bağışçılarımız kadar hassas davranıyoruz, bu doğrultuda her bağışın makbuzu okullarla paylaşıldığı gibi yapılan bağışların hangi projede ya da etkinlikte kullanıldığı da okullarımızla paylaşılacaktır" ifadelerini kullandı.

> ‘İyilik Okulu Projesi’ hayata geçiyor

İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ile Deniz Feneri Derneği arasında "İyilik Okulu Projesi"nin protokolü imzalandı.

Dernekten yapılan açıklamaya göre, imza töreni İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız'ın makamında gerçekleşti.

Proje ilçe milli eğitim müdürlüklerinin eğitim öğretimden sorumlu şube müdürleri ile yapılacak toplantı sonrası İstanbul'un 39 ilçesinde belirlenecek birer okulda uygulanacak. Proje kapsamında "iyilikte sınır yoktur anlayışı" ile istekli okullar, öğretmenler, öğrenciler ve veliler projeye gönüllü dahil olabilecek. Projeye katılan her okulu temsilen seçilecek 60 öğrenci ve 6 öğretmen, Deniz Feneri Derneği'nin Zeytinburnu ve Ümraniye'deki merkezlerinde misafir edilecek, iyilik, yardımlaşma ve dayanışmayı anlatan kısa film sunumları izleyecek, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan yardım kolilerinin hazırlanma sürecini görecek, ihtiyaç sahiplerinin nasıl belirlendiği ve yardımların nasıl ulaştırıldığı hakkında yetkililerle söyleşiler gerçekleştirecek. 

Proje kapsamında ziyaretçi öğrencilere "İyilik Günlüğü", "Minik Gönüllü Rozeti", "Deniz Feneri Balonu" hediye edilecek. Projeye katılan okullara Deniz Feneri Derneği yetkilileri ziyaretler gerçekleştirerek, veli, öğretmen ve öğrencilere projenin tanıtımını ve amacını anlatan toplantılar yapacak.

Bu kapsamda okullarda "İyilik Okulu" kumbaraları dağıtılarak, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere yardımlar toplanacak ve bu yardımlar Deniz Feneri Derneği'nin katılımcı okul adına düzenleyeceği makbuzlar ile okul panolarında ilan edilecek.

Katılımcı okulun yaptığı bağışın kullanıldığı proje veya etkinlik Deniz Feneri Derneği yetkilileri aracılığıyla okul idaresi, katılımcı veli, öğrenci ve öğretmenlerle paylaşılacak. Projeye katılım tamamen gönüllülük esasına göre gerçekleşecek. Öğrenciler, velilerinden muvafakat belgeleri alınarak projeye dahil edilecek. Eğitim öğretim yılı sonunda proje kapsamındaki etkinlikler rapor haline getirilecek. Raporda projeye katılan öğrenci sayısı, öğretmen ve gönüllü veli sayısı, toplanan bağış miktarı, bağışların kullanıldığı etkinlikler ve projeler belirtilecek.

"Yardımlaşma ruhunu hep canlı tutmalıyız"

İmza töreninde konuşan İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, iyiliği, yardımlaşmayı, dayanışmayı, ihtiyaç sahiplerine el uzatmayı amaç edinen bu projede yer almaktan son derece mutlu olduklarını kaydetti. 

Çocuklarda iyilik ve yardımlaşma konusunda farkındalık oluşturmak istediklerine dikkati çeken Yıldız, şunları aktardı:

"19. Milli Eğitim Şurası'nda okul öncesi eğitiminden liselere kadar her kademede 'Değerler Eğitimi' konusunda eğitim verilmesi gerektiğini dile getirdik ve destekledik. Değerler eğitiminin temel kavramı iyiliktir. Bu proje Milli Eğitim Bakanlığımızın Değerler Eğitimi projesini destekler niteliktedir. İstanbul'da başlayacak bu projenin diğer illerde de uygulanmasını ve iyiliğin tüm ülkemize yayılmasını dilerim. 'Mürüvvete endaze olmaz' demiş atalarımız. Yani yardımseverliğin ölçüsü olmaz. Bu noktada gün içerisinde gözümüzden kaçan bizim için değersiz olan bir çok harcama var ki ihtiyaç sahipleri için değerli ve önemli. 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir' diyen bir Peygamberin ümmeti, camilere alanın da verenin de görmediği sadaka taşları koyan bir ceddin torunlarıyız ve bunları asla unutmamalıyız. Biz eğitimciler olarak, dernekler, vakıflar, kurumlar olarak bu yardımlaşma, dayanışma ruhunu hep canlı tutmalıyız." 

"İyilik Takımları" oluşturulacak

Deniz Feneri Derneği Başkanı Mehmet Cengiz, derneğin 18 senedir sosyal yardım, dayanışma ve yardımlaşma alanında faaliyetler gösterdiğini anımsatarak, bu projenin tek amacının iyilik konusunda farkındalık oluşturmak olduğunu vurguladı. 

Projenin eğitime ve geleceğe yapılacak güzel bir iyilik yatırımı olduğunu anlatan Cengiz, "Projemizin devamında okullarımızda 'İyilik Takımları' oluşturarak, ülkemizin geleceğinde sivil toplum kuruluşlarından iyiliği, yardımlaşmayı, dayanışmayı bilen ve özümseyen insanların bulunmasını hedefliyoruz. Proje kapsamında yapılacak bağışlar konusunda en az bağışçılarımız kadar hassas davranıyoruz, bu doğrultuda her bağışın makbuzu okullarla paylaşıldığı gibi yapılan bağışların hangi projede ya da etkinlikte kullanıldığı da okullarımızla paylaşılacaktır" ifadelerini kullandı.

Son Güncelleme: Perşembe, 18 Aralık 2014 14:30

Gösterim: 1634

Üniversitelerin işletme ve iktisat fakültelerinde İslam ekonomisi ve faizsiz finans, ilahiyat fakültelerinde ise ekonomi ve finans alanlarında seçmeli veya zorunlu dersler programlara konulacak.

Öncelikli Dönüşüm Programları Eylem Planı'nında,  "Yurt İçi Tasarrufların Artırılması ve İsrafın Önlenmesi Programı",  "İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Programı" ile Kamu Harcamalarının Rasyonelleştirilmesi Programı Eylem Planlarında, Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK'ün yürüteceği çalışmalara yer verildi.

Yurt İçi Tasarrufların Artırılması ve İsrafın Önlenmesi Programı Eylem Planı'na göre, MEB'in sorumluğunda, ilk ve orta öğretim düzeyinde müfredattaki ve yaygın eğitim programlarındaki temel finans konularının geliştirilmesi ve öğretmenlerle eğitim yöneticilerinin eğitimi sağlanacak. 

Çocuklara ve ailelere tasarruf alışkanlığı kazandırılması kapsamında, müfredatta yer alan ihtiyaç, tasarruf ve israfa ilişkin bilinçlendirici nitelikteki içerik geliştirilecek. Bu çerçevede, öncelikli olarak konunun müfredata dahil edilmesi, daha sonra sistematik olarak uygun yaş gruplarının ders kitaplarında ele alınması hedefleniyor.

Ayrıca, okullarda "Tüketici Haftası" etkinlikleri de düzenlenecek. Tüketici Haftası içerisinde her yıl belirlenecek tasarruf alanlarına ilişkin bilinçlendirici ve özendirici faaliyetler yürütülecek.

İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Programı Eylem Planı kapsamında ise MEB'in sorumluluğunda, finans alanında lisansüstü eğitim görmeleri amacıyla yurtdışına gönderilen öğrenci sayısı arttırılacak.

YÖK'ün sorumluluğunda ise finans alanına yönelik lisans ve lisansüstü programlarda Arapça ve Rusça seçmeli ders olarak yer alacak. Uygulama 2016'ya kadar YÖK tarafından belirlenecek 2 pilot üniversitede başlatılacak.

Yurtdışı eğitim ve staj faaliyetleri desteklenecek

YÖK, uluslararası öğrenci değişim programı kapsamında, finans alanına yönelik lisans ve yüksek lisans yapan öğrenci sayısını arttıracak. Finans alanında yurtdışı eğitim ve staj faaliyetleri için öğrencilerin ulusal ve uluslararası kaynaklarla değişim programlarından faydalanması desteklenecek. 2012-2013'te 1 bin 517 olan Erasmus programlarından yararlanan öğrenci sayısı her yıl ortalama 2 bin öğrenciye çıkartılacak.

Finans alanına yönelik lisans ve lisansüstü programlarda ileri düzey matematik kazanımları artırılacak. Finans alanına yönelik lisans ve lisansüstü programların durum analizlerinin yapılması için 2015 Haziranı sonuna kadar bir çalıştay yapılacak. Çalıştay çıktıları YÖK tarafından belirlenecek 5 pilot üniversitenin finans müfredatına yansıtılacak.

Finans alanındaki çalışma konularının envanteri çıkarılacak 

İstanbul’un finans alanında ulusal ve uluslararası bir lisansüstü eğitim merkezi olması sağlanacak. Bu kapsamda, İstanbul Uluslararası Finans Merkezinin (İFM)  işgücü ihtiyaç analizi yapılarak, hangi alanlarda lisansüstü program açılması gerektiği tespit edilecek. Bu alanlara yönelik lisansüstü programların, belirlenecek pilot üniversitelerde açılması teşvik edilecek. Ayrıca finans alanında uluslararası alanda tanınırlığı olan lisansüstü programlar yaygınlaştırılacak. Eylem bütçesi, açılacak olan programların eğitim materyali, donanım ve insan kaynağı ihtiyaçları için kullanılacak.

Finans alanına yönelik programlarda yetişmiş akademik personelin nicelik yönünden mevcut durum tespiti yapılacak ve ihtiyaca göre akademik personel yetiştirmeye yönelik çalışmalar gerçekleştirilecek. Bu eylem çerçevesinde, finans alanındaki akademik personelin çalışma konuları itibarıyla envanteri 2016 Haziranı sonuna kadar çıkarılacak. Bu envanter dikkate alınarak ihtiyaç duyulan çalışma konuları tespit edilecek ve bu konularda araştırma yapacak akademisyenlerin tespitine ilişkin usul ve esaslar belirlenecek. Buna göre, 100 akademik araştırmaya 2 milyon lira, bilgi ve tecrübe artırımı amacıyla finans merkezlerine 200 akademisyenin kısa süreli çalışma ziyareti için 2 milyon lira, finans alanında 50 yabancı akademisyenin Türkiye’de yapacağı kısa süreli akademik çalışma ziyareti için 1 milyon lira destek verilecek.

Üniversiteler bünyesinde bulunan enstitülerde aktüerya, para ve banka ile sermaye piyasası ve finans programlarının açılması ve yaygınlaştırılması teşvik edilecek. YÖK tarafından belirlenecek 3 pilot üniversitede, aktüerya, para ve banka ile sermaye piyasası ve finans alanlarında lisansüstü programlar açılacak.

Finans alanındaki araştırmalar teşvik edilecek

Üniversiteler ile finans sektörü arasındaki işbirliğini güçlendirmek amacıyla üniversite-sektör platformu oluşturulacak. 

Bu kapsamda, finans sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikteki personelin yetiştirilmesi amacıyla üniversitelerin müfredatının tespitine yönelik işbirliği için bir platform oluşturulması öngörülüyor. 

Öğrencilerin pratik becerilerini geliştirmek amacıyla finans kuruluşlarında staj gören öğrenci sayısı ve staj süresinin artırılması sağlanacak. Üniversite ve özel sektör işbirliğiyle yapılacak finans alanındaki araştırmalar teşvik edilecek ve üniversitelerin finansal sektörle ilgili verilere ulaşması kolaylaştırılacak. 

İstekli üniversitelerin programlarına faizsiz finans dersi eklenecek

Üniversitelerin işletme ve iktisat fakültelerinde İslam ekonomisi ve faizsiz finans, ilahiyat fakültelerinde ise ekonomi ve finans alanlarında seçmeli veya zorunlu dersler programlara konulacak. 

İlk aşamada 2015'de YÖK, üniversiteler, Türkiye Katılım Bankaları Birliği ve BDDK temsilcileri İslam ekonomisi ve faizsiz finans derslerinin bu konuda istekli üniversitelerde programlara eklenmesi konusunda toplantılar yapacak.

Toplantılar neticesinde söz konusu dersleri programlarına koymayı düşünen üniversitelerin öğretim üyesi ve diğer ihtiyaçları belirlenecek. Ayrıca, 2017-2018 eğitim-öğretim döneminde en az 2 ilahiyat fakültesinde ekonomi ve finans dersleri, 5 İİBF’de faizsiz finans ve İslam ekonomisi dersleri müfredata eklenecek.

Belirlenecek bir üniversitede faizsiz finans alanında çalışacak bir enstitü veya araştırma merkezi kurulacak. Faizsiz finans alanında bilimsel çalışmaların gerçekleştirilmesi ve desteklenmesi, bu alanda yetkin akademik ve uygulayıcı insan kaynağının yetiştirilmesi, dünya ve Türkiye uygulamalarının araştırılması ve uygulamaya ilişkin standartların belirlemesi amacıyla YÖK tarafından belirlenecek bir üniversite bünyesinde bir enstitü veya araştırma merkezi kurulacak.

Söz konusu araştırma merkezini kuracak üniversite projeye ilişkin eylem planını 2015 yılı Aralık ayına kadar hazırlayacak. Öngörülen eylem planı çerçevesinde araştırma merkezi/enstitünün ihtiyaç duyduğu altyapı ve insan kaynağı temin edilerek belirlenecek müfredata uygun olarak faaliyete geçmesi sağlanacak.

Taşımalı eğitim harcamaları gözden geçirilecek

Kamu Harcamalarının Rasyonelleştirilmesi Programı Eylem Planı'na göre ise Maliye Bakanlığı ve MEB sorumluluğunda, taşımalı eğitim harcamaları gözden geçirilerek karşılaştırmalı maliyet analizi yapılacak ve bu harcamaya ilişkin farklı uygulama yapıları geliştirilecek. 

İl harcamaları incelenecek ve karşılaştırmalı öğrenci sayıları ve maliyet analizi yapılacak. Taşımalı eğitimde kamu kaynaklarının etkin kullanımı, tasarrufun sağlanması amaçlarıyla farklı uygulama modelleri geliştirilecek. Sınavla öğrenci alan okulların yaygınlaştırılması politikası sonucu, taşımalı eğitimdeki artışın etkisi incelenerek önceliğin büyük oranda kırsal kesimlere yönlendirilmesi sağlanacak.

Ayrıca öğle yemekleri sağlıklı koşullarda ve belirli kalori miktarını sağlayacak şekilde sunulacak.

Pansiyon uygulamasında seçim kriterleri yeniden değerlendirilecek

MEB'in pansiyon uygulamasının etkinliği analiz edilecek. Pansiyon uygulaması taşımalı eğitim uygulamasıyla birlikte değerlendirilecek, illere göre harcamaları, öğrenci sayıları ve kapasiteleri incelenecek, pansiyon bütçesinin hazırlanması ve uygulanması gözden geçirilecek. 

Ayrıca pansiyon imkanlarından ihtiyaç sahibi öğrencilerin öncelikli olarak yararlanması amacıyla mevcut seçim kriterleri yeniden değerlendirilecek.

Özel (engelli) eğitim desteği harcamaları gözden geçirilecek, farklı uygulama yapıları geliştirilecek. İl harcamaları incelenecek ve karşılaştırmalı maliyet analizi yapılacak. Destek kapsamı, hak sahipliği ve destek süreleri gözden geçirilecek. Özel eğitim desteğinde kamu kaynaklarının etkin kullanımı amacıyla farklı uygulama modelleri geliştirilecek.

> İşletme ve iktisat fakültelerine faizsiz finans dersi geliyor

Üniversitelerin işletme ve iktisat fakültelerinde İslam ekonomisi ve faizsiz finans, ilahiyat fakültelerinde ise ekonomi ve finans alanlarında seçmeli veya zorunlu dersler programlara konulacak.

Öncelikli Dönüşüm Programları Eylem Planı'nında,  "Yurt İçi Tasarrufların Artırılması ve İsrafın Önlenmesi Programı",  "İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Programı" ile Kamu Harcamalarının Rasyonelleştirilmesi Programı Eylem Planlarında, Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK'ün yürüteceği çalışmalara yer verildi.

Yurt İçi Tasarrufların Artırılması ve İsrafın Önlenmesi Programı Eylem Planı'na göre, MEB'in sorumluğunda, ilk ve orta öğretim düzeyinde müfredattaki ve yaygın eğitim programlarındaki temel finans konularının geliştirilmesi ve öğretmenlerle eğitim yöneticilerinin eğitimi sağlanacak. 

Çocuklara ve ailelere tasarruf alışkanlığı kazandırılması kapsamında, müfredatta yer alan ihtiyaç, tasarruf ve israfa ilişkin bilinçlendirici nitelikteki içerik geliştirilecek. Bu çerçevede, öncelikli olarak konunun müfredata dahil edilmesi, daha sonra sistematik olarak uygun yaş gruplarının ders kitaplarında ele alınması hedefleniyor.

Ayrıca, okullarda "Tüketici Haftası" etkinlikleri de düzenlenecek. Tüketici Haftası içerisinde her yıl belirlenecek tasarruf alanlarına ilişkin bilinçlendirici ve özendirici faaliyetler yürütülecek.

İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Programı Eylem Planı kapsamında ise MEB'in sorumluluğunda, finans alanında lisansüstü eğitim görmeleri amacıyla yurtdışına gönderilen öğrenci sayısı arttırılacak.

YÖK'ün sorumluluğunda ise finans alanına yönelik lisans ve lisansüstü programlarda Arapça ve Rusça seçmeli ders olarak yer alacak. Uygulama 2016'ya kadar YÖK tarafından belirlenecek 2 pilot üniversitede başlatılacak.

Yurtdışı eğitim ve staj faaliyetleri desteklenecek

YÖK, uluslararası öğrenci değişim programı kapsamında, finans alanına yönelik lisans ve yüksek lisans yapan öğrenci sayısını arttıracak. Finans alanında yurtdışı eğitim ve staj faaliyetleri için öğrencilerin ulusal ve uluslararası kaynaklarla değişim programlarından faydalanması desteklenecek. 2012-2013'te 1 bin 517 olan Erasmus programlarından yararlanan öğrenci sayısı her yıl ortalama 2 bin öğrenciye çıkartılacak.

Finans alanına yönelik lisans ve lisansüstü programlarda ileri düzey matematik kazanımları artırılacak. Finans alanına yönelik lisans ve lisansüstü programların durum analizlerinin yapılması için 2015 Haziranı sonuna kadar bir çalıştay yapılacak. Çalıştay çıktıları YÖK tarafından belirlenecek 5 pilot üniversitenin finans müfredatına yansıtılacak.

Finans alanındaki çalışma konularının envanteri çıkarılacak 

İstanbul’un finans alanında ulusal ve uluslararası bir lisansüstü eğitim merkezi olması sağlanacak. Bu kapsamda, İstanbul Uluslararası Finans Merkezinin (İFM)  işgücü ihtiyaç analizi yapılarak, hangi alanlarda lisansüstü program açılması gerektiği tespit edilecek. Bu alanlara yönelik lisansüstü programların, belirlenecek pilot üniversitelerde açılması teşvik edilecek. Ayrıca finans alanında uluslararası alanda tanınırlığı olan lisansüstü programlar yaygınlaştırılacak. Eylem bütçesi, açılacak olan programların eğitim materyali, donanım ve insan kaynağı ihtiyaçları için kullanılacak.

Finans alanına yönelik programlarda yetişmiş akademik personelin nicelik yönünden mevcut durum tespiti yapılacak ve ihtiyaca göre akademik personel yetiştirmeye yönelik çalışmalar gerçekleştirilecek. Bu eylem çerçevesinde, finans alanındaki akademik personelin çalışma konuları itibarıyla envanteri 2016 Haziranı sonuna kadar çıkarılacak. Bu envanter dikkate alınarak ihtiyaç duyulan çalışma konuları tespit edilecek ve bu konularda araştırma yapacak akademisyenlerin tespitine ilişkin usul ve esaslar belirlenecek. Buna göre, 100 akademik araştırmaya 2 milyon lira, bilgi ve tecrübe artırımı amacıyla finans merkezlerine 200 akademisyenin kısa süreli çalışma ziyareti için 2 milyon lira, finans alanında 50 yabancı akademisyenin Türkiye’de yapacağı kısa süreli akademik çalışma ziyareti için 1 milyon lira destek verilecek.

Üniversiteler bünyesinde bulunan enstitülerde aktüerya, para ve banka ile sermaye piyasası ve finans programlarının açılması ve yaygınlaştırılması teşvik edilecek. YÖK tarafından belirlenecek 3 pilot üniversitede, aktüerya, para ve banka ile sermaye piyasası ve finans alanlarında lisansüstü programlar açılacak.

Finans alanındaki araştırmalar teşvik edilecek

Üniversiteler ile finans sektörü arasındaki işbirliğini güçlendirmek amacıyla üniversite-sektör platformu oluşturulacak. 

Bu kapsamda, finans sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikteki personelin yetiştirilmesi amacıyla üniversitelerin müfredatının tespitine yönelik işbirliği için bir platform oluşturulması öngörülüyor. 

Öğrencilerin pratik becerilerini geliştirmek amacıyla finans kuruluşlarında staj gören öğrenci sayısı ve staj süresinin artırılması sağlanacak. Üniversite ve özel sektör işbirliğiyle yapılacak finans alanındaki araştırmalar teşvik edilecek ve üniversitelerin finansal sektörle ilgili verilere ulaşması kolaylaştırılacak. 

İstekli üniversitelerin programlarına faizsiz finans dersi eklenecek

Üniversitelerin işletme ve iktisat fakültelerinde İslam ekonomisi ve faizsiz finans, ilahiyat fakültelerinde ise ekonomi ve finans alanlarında seçmeli veya zorunlu dersler programlara konulacak. 

İlk aşamada 2015'de YÖK, üniversiteler, Türkiye Katılım Bankaları Birliği ve BDDK temsilcileri İslam ekonomisi ve faizsiz finans derslerinin bu konuda istekli üniversitelerde programlara eklenmesi konusunda toplantılar yapacak.

Toplantılar neticesinde söz konusu dersleri programlarına koymayı düşünen üniversitelerin öğretim üyesi ve diğer ihtiyaçları belirlenecek. Ayrıca, 2017-2018 eğitim-öğretim döneminde en az 2 ilahiyat fakültesinde ekonomi ve finans dersleri, 5 İİBF’de faizsiz finans ve İslam ekonomisi dersleri müfredata eklenecek.

Belirlenecek bir üniversitede faizsiz finans alanında çalışacak bir enstitü veya araştırma merkezi kurulacak. Faizsiz finans alanında bilimsel çalışmaların gerçekleştirilmesi ve desteklenmesi, bu alanda yetkin akademik ve uygulayıcı insan kaynağının yetiştirilmesi, dünya ve Türkiye uygulamalarının araştırılması ve uygulamaya ilişkin standartların belirlemesi amacıyla YÖK tarafından belirlenecek bir üniversite bünyesinde bir enstitü veya araştırma merkezi kurulacak.

Söz konusu araştırma merkezini kuracak üniversite projeye ilişkin eylem planını 2015 yılı Aralık ayına kadar hazırlayacak. Öngörülen eylem planı çerçevesinde araştırma merkezi/enstitünün ihtiyaç duyduğu altyapı ve insan kaynağı temin edilerek belirlenecek müfredata uygun olarak faaliyete geçmesi sağlanacak.

Taşımalı eğitim harcamaları gözden geçirilecek

Kamu Harcamalarının Rasyonelleştirilmesi Programı Eylem Planı'na göre ise Maliye Bakanlığı ve MEB sorumluluğunda, taşımalı eğitim harcamaları gözden geçirilerek karşılaştırmalı maliyet analizi yapılacak ve bu harcamaya ilişkin farklı uygulama yapıları geliştirilecek. 

İl harcamaları incelenecek ve karşılaştırmalı öğrenci sayıları ve maliyet analizi yapılacak. Taşımalı eğitimde kamu kaynaklarının etkin kullanımı, tasarrufun sağlanması amaçlarıyla farklı uygulama modelleri geliştirilecek. Sınavla öğrenci alan okulların yaygınlaştırılması politikası sonucu, taşımalı eğitimdeki artışın etkisi incelenerek önceliğin büyük oranda kırsal kesimlere yönlendirilmesi sağlanacak.

Ayrıca öğle yemekleri sağlıklı koşullarda ve belirli kalori miktarını sağlayacak şekilde sunulacak.

Pansiyon uygulamasında seçim kriterleri yeniden değerlendirilecek

MEB'in pansiyon uygulamasının etkinliği analiz edilecek. Pansiyon uygulaması taşımalı eğitim uygulamasıyla birlikte değerlendirilecek, illere göre harcamaları, öğrenci sayıları ve kapasiteleri incelenecek, pansiyon bütçesinin hazırlanması ve uygulanması gözden geçirilecek. 

Ayrıca pansiyon imkanlarından ihtiyaç sahibi öğrencilerin öncelikli olarak yararlanması amacıyla mevcut seçim kriterleri yeniden değerlendirilecek.

Özel (engelli) eğitim desteği harcamaları gözden geçirilecek, farklı uygulama yapıları geliştirilecek. İl harcamaları incelenecek ve karşılaştırmalı maliyet analizi yapılacak. Destek kapsamı, hak sahipliği ve destek süreleri gözden geçirilecek. Özel eğitim desteğinde kamu kaynaklarının etkin kullanımı amacıyla farklı uygulama modelleri geliştirilecek.

Son Güncelleme: Perşembe, 18 Aralık 2014 15:05

Gösterim: 1489

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Genel Kurulu´nda bakanlığının 2015 yılı bütçesi üzerinde Hükümet adına konuşma yaptı. Avcı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesinin 2015 yılı için 5 milyar 494 milyon liraya yükseltildiğini açıkladı.

İşte Avcı’nın o konuşması; TBMM Genel Kurulu´nda bakanlığının 2015 yılı bütçesi üzerinde Hükümet adına konuşma yapmak üzere kürsüye gelen Bakan Avcı, Pakistan´da yaşanan olaya değinerek, "Meslektaşlarımı aradım ama olayın sıcaklığı içinde çok meşgullerdi, mesajlarımızı ilettik, taziye mektuplarımızı gönderdik" diyerek Pakistan halkına başsağlığı dileklerini iletti.

Hükümetleri döneminde özgürlükçü bir eğitim felsefesi temelinde daha esnek, sivil ve demokratik bir eğitim sistemi oluşturmak için eğitim alanının her türlü vesayetçi anlayışından, eşitlik ilkesine aykırı ve yasakçı uygulamadan arındırıldığını belirten Bakan Avcı, bu kapsamda birçok önemli yeniliğin altına imza atıldığını anlattı.

Bakan Avcı, "Zorunlu eğitimin süresini 8 yıldan 12 yıla çıkaran eğitim reformu yine hükümetlerimiz döneminde yapılmıştır. Bu reformlar sayesinde Türkiye´de eğitimin her kademesindeki okullaşmada ve ortalama eğitim süresinde artış sağlanmıştır. Bu konudaki gelişmeler, İnsani Gelişme Raporu´ndaki İnsani Gelişme Endeksi´nde de karşılık bulmuştur. Türkiye´de ortalama eğitim görme süresi 2000´li yılların başında 5,5 yıl iken 2013 yılında 8 yıla yaklaşmıştır. 7,6 yıl" dedi.

Temel eğitimden orta eğitime geçiş sistemiyle okul, öğretmen ve müfredatın merkeze alındığını, temel eğitimden ortaöğretim kurumlarına tek sınavla öğrenci yerleştirme uygulamasına son verildiğini hatırlatan Bakan Avcı, bu sayede elemeli sınav geçiş sisteminin eğitimin bütün alanlarında yarattığı olumsuzlukların önüne geçilmesi, öğrencilerin okul harici kurumlara olan bağımlılıklarının azaltılması ve bağımlılığın velilere getirdiği ek yükün de sona erdirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

Dershanelerin Özel Okula Dönüştürülmesi

Eğitim ve öğretim alanında gerçekleştirilen yeniliklerden birinin de dershanelerin özel okula dönüştürülmesi olduğunu kaydeden Bakan Avcı, bu sayede okulu ikinci plana atan, öğrencileri çoktan seçmeli teste odaklı bir sürecin içine sokarak sosyal hayattan tecrit eden, veliler için ciddi mali külfetler getiren ve alternatif bir eğitim sistemi oluşturan dershanelerin yol açtığı olumsuzluklara son verilmiş olacağını, eğitim ve öğretimde özel eğitimin kapasitesini artıracak bir sürecin başlanmasının sağlanacağını söyledi. Bakan Avcı, "Özel öğretim kurumlarının nitelik ve niceliğinin artırılması, eğitim sistemimizde kalite ve rekabet odaklı eğitim hizmetlerinin verilmesine katkı sağlayacaktır" dedi.

Eğitim ve öğretimde yeniden yapılandırma sürecinin devam edeceğini belirten Bakan Avcı, okul sayılarıyla ilgili bilgi verdi.  2014-2015 eğitim ve öğretim yılından itibaren diğer ortaöğretim kurumlarının tamamında olduğu gibi imam hatip liselerinin de Anadolu imam hatip liselerine dönüştürüldüğünü, halen 1001 Anadolu imam-hatip lisesi bulunduğunu anlatarak, "Bakanlığımızın eğitim ve öğretime erişiminin artırılması, eğitim ve öğretim niteliğinin geliştirilmesiyle kurumsal kapasitenin artırılması yönündeki çabaları geçmişte olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da devam edecektir. Bu çabaların neticesinde eğitim ve öğretimle ilgili göstergelerle her geçen yıl önemli artışlar sağlanmaktadır" diye konuştu.

Bütçedeki Millî Eğitim Bakanlığı’nın Payı

Bütçeden Millî Eğitim Bakanlığı yatırımlarına ayrılan payda 2002 yılına göre oransal olarak bir düşüş görüldüğünü ifade eden Bakan Avcı, "Evet ancak reel olarak bir düşüş söz konusu değil. Kümülatif olarak 2002´de 1 milyar 281 milyon 690 bin Türk lirası olan bakanlık yatırım ödeneği, 2015 yılında 5 milyar 494 milyon liraya yükseltilerek yüzde 328,65 artış sağlanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı yatırımlarının 2002 yılına göre oransal olarak düşük görünmesinin nedeni, Hükümetimizin toplam kamu yatırımlarına yüksek oranda pay ayırmasıdır. Yani, toplam kamu yatırımları çok arttığından, onun içinde oransal olarak bir düşüş varmış gibi görünüyor. Pasta büyümüş... 2002 yılında bütün kamu yatırımlarına ayrılan pay 5 milyar 736 milyon lira iken, 2015 yılında 40 milyar 454 milyon 52 bin liraya yükselmiş yani yüzde 605´lik bir artış sağlanmış. Oransal olarak düşük gibi görünmesinin sebebi de bu" dedi.

Öğretmen Sayıları

Bakan Avcı, 880 bin öğretmenin görev yaptığını, Ocak ayından itibaren 15 bin daha alacaklarını, derslik sayısında tekrar eski performansı yakaladıklarını belirtti.

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş

"TEOG sınav sonuç verilerini iki yıldır niye açıklamıyorsunuz?" sorusuna Bakan Avcı,"ÖSYM sınav sonuçları açıklanmıyor. Çünkü bir soru havuzu oluşturmak ve gelecek yıllarda da onu kullanmak istiyorlar. TEOG sınavların sonuçları hemen o gün açıklanıyor. Hatta biz medyadan rica ettik, ´Çocuklar iki gün arka arkaya sınava giriyorlar, birinci günün sonuçlarını lütfen açıklamayın´ dedik, İkinci gün sınavlar bitsin, çocuklar diğer derslerden de sınavına girsin. Çünkü birinci günün girdiği derslerden bakarsınız çocuk istediği kadar başarılı olmadığını düşünüyordur; ikinci güne morali bozuk girmesin diye iki gün sonra açıklanıyor." karşılığını verdi.

Bakan Avcı, kamuoyunda zaman zaman çok gündeme getirilen ortaöğretime geçiş sınavlarıyla ilgili olarak "çocukların istemedikleri okullara yerleştirildiğine dair bir şehir efsanesi köpürtüldüğünü" belirterek, şu bilgiyi verdi:

"1 milyon 300 bin giriyor ama tercih yapan 1 milyon 57 bin. Yani sisteme giren, tercih yapan çocuk sayısı 1 milyon 57 bin. Bunun 550 bini ilk 3 tercihine yerleşti. Birinci  tercihine yerleşenlerin sayısı 244 bin 395, ikinci tercihine yerleşenlerin sayısı 171 bin 273, üçüncü tercihine yerleşenler 143 bin 662. Topladığınız zaman 550 bini geçiyor ilk 3 tercihine yerleşenler.  Bir de hiç sisteme girmeyen, tercih yapmayan öğrencilerimiz var. Bunların 71 bini Anadolu meslek programına, 18 bin 900´ü Anadolu lisesini, 42 bin 885´i Anadolu imam hatip lisesine yerleşmiş. ´Bu imam hatipler çok zorlanıyor, çocuklar zorla imam hatibe yönlendiriliyor, İmam hatiplerin sayısı şöyle arttı, bütün okullar imam hatipleştirildi´ söylemleri var.  Bütün okul türlerimizin içinde meslek liseleri oranı yüzde 59, genel liselerin oranı yüzde 33, imam hatip liselerinin toplamı da yüzde 8. Ortaöğretimde okuyan öğrencilerimizin yüzde 46´5´u meslek liselerinde, yüzde 40´ı genel liselerde, yüzde 13,7´si imam hatip liselerinde okuyor. Okul türleri itibarıyla ortaokulların yüzde 90´ı normal genel ortaokullar, yüzde 9,5´u da imam hatip ortaokulu.  Öğrenci sayısı olarak baktığımız zaman da ortaokullarda okuyan öğrencilerimizin yüzde 92,5´u genel ortaokullarda, yüzde 7,5´u da imam hatip ortaokullarında okuyor."

PISA Sonuçları

PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sonuçları konusunda milletvekillerinin eleştirilerde bulunduğunu hatırlatan Bakan Avcı, "PISA´da iyi bir durumda değiliz. OECD ülkelerine göre ölçüldüğü zaman da iyi bir durumda değiliz. Evet, sıralamada yavaş yavaş yukarıya çıkıyoruz ama durumunu en iyi toparlayan, en iyi düzelten ülke sıralamasında, Türkiye, OECD´de matematikte, okumada, fende üçünde de en hızlı toparlayan ülke yani durumumuzu hızla toparlıyoruz, yukarıya doğru çıkıyoruz ama istediğimiz yerde değiliz. O eleştirilerinizde haklısınız. Çok daha iyi yerde olmamız lazım" diye konuştu.

FATİH Projesi

FATİH Projesi´yle ilgili de bilgi veren Bakan Avcı, internet altyapısı kablolamasında kablolanan okul sayısının 8 bine yaklaştığını belirterek, "Yeni faz ihalesi de yapıldı. Diğer kalanlar da aynı şekilde İnternet sistemine bağlanacak. FATİH Projesinde yaptığımız işlerden biri de sınıflara etkileşimli tahtalar yerleştirmek. Genellikle ´akıllı tahta´ deniyor; tahtanın akıllısı olmaz diye biz ´etkileşimli tahta´ tabirini kullanmayı öneriyoruz. 186 bin 565 dersliğimizde etkileşimli tahtalar yerleştirilmiş 2014 yılında. Daha önceden de 84 bin 921. Bunlarla bağlantılı çalışan çok fonksiyonlu yazıcılarımız 20 bin 269. Her sınıfa yapmak gerekmiyor, okulda bir tane çok fonksiyonlu yazıcı olunca bütün okulun işlevini görüyor. 2013´te 3 bin 657, 2014´te 20 bin 269" dedi.

Osmanlıca Türkçesi

Bakan Avcı, 185 tavsiye kararı alınan Millî Eğitim Şurası´nın altı gün boyunca çok verimli bir çalışma yaptığını ifade ederek, ancak bunların tartışılmadığını söyledi. Türkiye´de 10 yıldan beri sosyal bilimler liselerinde Osmanlıca´nın zorunlu ders olarak zaten okutulduğunu hatırlatan Bakan Avcı, eski Millî Eğitim Bakanları Hüseyin Çelik, Nimet Baş ve Ömer Dinçer´e teşekkür etti.

Bakan Avcı, "Oradan aldığımız birikim, deneyim, uygulamalardan çıkardığımız örneklemeler üzerinden Şura´da bunun yaygınlaştırılması konusunda, komisyonda bütün okullara, bütün ortaöğretim okullarına yaygınlaştırılması için bir tavsiye kararı önerisi geldi. Genel Kurulda bu, özellikle nitelikli öğretmen temininde karşılaşılabilecek sorunları göz önüne alarak şimdilik Anadolu imam-hatip liselerinde zorunlu olsun, diğerlerinde bir süre daha seçmeli devam etsin, gerekli altyapı sağlandıktan sonra oralarda da… Belki zorunlu yapmaya da gerek yok çünkü zaten bu derslere ciddi bir talep var. Ayrıca bizim halk eğitim merkezlerinde açtığımız kurslar var. Buralardaki Osmanlıca, Osmanlı Türkçesi kursu gören, sertifika alan vatandaşlarımızın sayısı da 175 bin bu sene itibarıyla" dedi.

> MEB'in 2015 yılı bütçesi belli oldu

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Genel Kurulu´nda bakanlığının 2015 yılı bütçesi üzerinde Hükümet adına konuşma yaptı. Avcı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesinin 2015 yılı için 5 milyar 494 milyon liraya yükseltildiğini açıkladı.

İşte Avcı’nın o konuşması; TBMM Genel Kurulu´nda bakanlığının 2015 yılı bütçesi üzerinde Hükümet adına konuşma yapmak üzere kürsüye gelen Bakan Avcı, Pakistan´da yaşanan olaya değinerek, "Meslektaşlarımı aradım ama olayın sıcaklığı içinde çok meşgullerdi, mesajlarımızı ilettik, taziye mektuplarımızı gönderdik" diyerek Pakistan halkına başsağlığı dileklerini iletti.

Hükümetleri döneminde özgürlükçü bir eğitim felsefesi temelinde daha esnek, sivil ve demokratik bir eğitim sistemi oluşturmak için eğitim alanının her türlü vesayetçi anlayışından, eşitlik ilkesine aykırı ve yasakçı uygulamadan arındırıldığını belirten Bakan Avcı, bu kapsamda birçok önemli yeniliğin altına imza atıldığını anlattı.

Bakan Avcı, "Zorunlu eğitimin süresini 8 yıldan 12 yıla çıkaran eğitim reformu yine hükümetlerimiz döneminde yapılmıştır. Bu reformlar sayesinde Türkiye´de eğitimin her kademesindeki okullaşmada ve ortalama eğitim süresinde artış sağlanmıştır. Bu konudaki gelişmeler, İnsani Gelişme Raporu´ndaki İnsani Gelişme Endeksi´nde de karşılık bulmuştur. Türkiye´de ortalama eğitim görme süresi 2000´li yılların başında 5,5 yıl iken 2013 yılında 8 yıla yaklaşmıştır. 7,6 yıl" dedi.

Temel eğitimden orta eğitime geçiş sistemiyle okul, öğretmen ve müfredatın merkeze alındığını, temel eğitimden ortaöğretim kurumlarına tek sınavla öğrenci yerleştirme uygulamasına son verildiğini hatırlatan Bakan Avcı, bu sayede elemeli sınav geçiş sisteminin eğitimin bütün alanlarında yarattığı olumsuzlukların önüne geçilmesi, öğrencilerin okul harici kurumlara olan bağımlılıklarının azaltılması ve bağımlılığın velilere getirdiği ek yükün de sona erdirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

Dershanelerin Özel Okula Dönüştürülmesi

Eğitim ve öğretim alanında gerçekleştirilen yeniliklerden birinin de dershanelerin özel okula dönüştürülmesi olduğunu kaydeden Bakan Avcı, bu sayede okulu ikinci plana atan, öğrencileri çoktan seçmeli teste odaklı bir sürecin içine sokarak sosyal hayattan tecrit eden, veliler için ciddi mali külfetler getiren ve alternatif bir eğitim sistemi oluşturan dershanelerin yol açtığı olumsuzluklara son verilmiş olacağını, eğitim ve öğretimde özel eğitimin kapasitesini artıracak bir sürecin başlanmasının sağlanacağını söyledi. Bakan Avcı, "Özel öğretim kurumlarının nitelik ve niceliğinin artırılması, eğitim sistemimizde kalite ve rekabet odaklı eğitim hizmetlerinin verilmesine katkı sağlayacaktır" dedi.

Eğitim ve öğretimde yeniden yapılandırma sürecinin devam edeceğini belirten Bakan Avcı, okul sayılarıyla ilgili bilgi verdi.  2014-2015 eğitim ve öğretim yılından itibaren diğer ortaöğretim kurumlarının tamamında olduğu gibi imam hatip liselerinin de Anadolu imam hatip liselerine dönüştürüldüğünü, halen 1001 Anadolu imam-hatip lisesi bulunduğunu anlatarak, "Bakanlığımızın eğitim ve öğretime erişiminin artırılması, eğitim ve öğretim niteliğinin geliştirilmesiyle kurumsal kapasitenin artırılması yönündeki çabaları geçmişte olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da devam edecektir. Bu çabaların neticesinde eğitim ve öğretimle ilgili göstergelerle her geçen yıl önemli artışlar sağlanmaktadır" diye konuştu.

Bütçedeki Millî Eğitim Bakanlığı’nın Payı

Bütçeden Millî Eğitim Bakanlığı yatırımlarına ayrılan payda 2002 yılına göre oransal olarak bir düşüş görüldüğünü ifade eden Bakan Avcı, "Evet ancak reel olarak bir düşüş söz konusu değil. Kümülatif olarak 2002´de 1 milyar 281 milyon 690 bin Türk lirası olan bakanlık yatırım ödeneği, 2015 yılında 5 milyar 494 milyon liraya yükseltilerek yüzde 328,65 artış sağlanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı yatırımlarının 2002 yılına göre oransal olarak düşük görünmesinin nedeni, Hükümetimizin toplam kamu yatırımlarına yüksek oranda pay ayırmasıdır. Yani, toplam kamu yatırımları çok arttığından, onun içinde oransal olarak bir düşüş varmış gibi görünüyor. Pasta büyümüş... 2002 yılında bütün kamu yatırımlarına ayrılan pay 5 milyar 736 milyon lira iken, 2015 yılında 40 milyar 454 milyon 52 bin liraya yükselmiş yani yüzde 605´lik bir artış sağlanmış. Oransal olarak düşük gibi görünmesinin sebebi de bu" dedi.

Öğretmen Sayıları

Bakan Avcı, 880 bin öğretmenin görev yaptığını, Ocak ayından itibaren 15 bin daha alacaklarını, derslik sayısında tekrar eski performansı yakaladıklarını belirtti.

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş

"TEOG sınav sonuç verilerini iki yıldır niye açıklamıyorsunuz?" sorusuna Bakan Avcı,"ÖSYM sınav sonuçları açıklanmıyor. Çünkü bir soru havuzu oluşturmak ve gelecek yıllarda da onu kullanmak istiyorlar. TEOG sınavların sonuçları hemen o gün açıklanıyor. Hatta biz medyadan rica ettik, ´Çocuklar iki gün arka arkaya sınava giriyorlar, birinci günün sonuçlarını lütfen açıklamayın´ dedik, İkinci gün sınavlar bitsin, çocuklar diğer derslerden de sınavına girsin. Çünkü birinci günün girdiği derslerden bakarsınız çocuk istediği kadar başarılı olmadığını düşünüyordur; ikinci güne morali bozuk girmesin diye iki gün sonra açıklanıyor." karşılığını verdi.

Bakan Avcı, kamuoyunda zaman zaman çok gündeme getirilen ortaöğretime geçiş sınavlarıyla ilgili olarak "çocukların istemedikleri okullara yerleştirildiğine dair bir şehir efsanesi köpürtüldüğünü" belirterek, şu bilgiyi verdi:

"1 milyon 300 bin giriyor ama tercih yapan 1 milyon 57 bin. Yani sisteme giren, tercih yapan çocuk sayısı 1 milyon 57 bin. Bunun 550 bini ilk 3 tercihine yerleşti. Birinci  tercihine yerleşenlerin sayısı 244 bin 395, ikinci tercihine yerleşenlerin sayısı 171 bin 273, üçüncü tercihine yerleşenler 143 bin 662. Topladığınız zaman 550 bini geçiyor ilk 3 tercihine yerleşenler.  Bir de hiç sisteme girmeyen, tercih yapmayan öğrencilerimiz var. Bunların 71 bini Anadolu meslek programına, 18 bin 900´ü Anadolu lisesini, 42 bin 885´i Anadolu imam hatip lisesine yerleşmiş. ´Bu imam hatipler çok zorlanıyor, çocuklar zorla imam hatibe yönlendiriliyor, İmam hatiplerin sayısı şöyle arttı, bütün okullar imam hatipleştirildi´ söylemleri var.  Bütün okul türlerimizin içinde meslek liseleri oranı yüzde 59, genel liselerin oranı yüzde 33, imam hatip liselerinin toplamı da yüzde 8. Ortaöğretimde okuyan öğrencilerimizin yüzde 46´5´u meslek liselerinde, yüzde 40´ı genel liselerde, yüzde 13,7´si imam hatip liselerinde okuyor. Okul türleri itibarıyla ortaokulların yüzde 90´ı normal genel ortaokullar, yüzde 9,5´u da imam hatip ortaokulu.  Öğrenci sayısı olarak baktığımız zaman da ortaokullarda okuyan öğrencilerimizin yüzde 92,5´u genel ortaokullarda, yüzde 7,5´u da imam hatip ortaokullarında okuyor."

PISA Sonuçları

PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sonuçları konusunda milletvekillerinin eleştirilerde bulunduğunu hatırlatan Bakan Avcı, "PISA´da iyi bir durumda değiliz. OECD ülkelerine göre ölçüldüğü zaman da iyi bir durumda değiliz. Evet, sıralamada yavaş yavaş yukarıya çıkıyoruz ama durumunu en iyi toparlayan, en iyi düzelten ülke sıralamasında, Türkiye, OECD´de matematikte, okumada, fende üçünde de en hızlı toparlayan ülke yani durumumuzu hızla toparlıyoruz, yukarıya doğru çıkıyoruz ama istediğimiz yerde değiliz. O eleştirilerinizde haklısınız. Çok daha iyi yerde olmamız lazım" diye konuştu.

FATİH Projesi

FATİH Projesi´yle ilgili de bilgi veren Bakan Avcı, internet altyapısı kablolamasında kablolanan okul sayısının 8 bine yaklaştığını belirterek, "Yeni faz ihalesi de yapıldı. Diğer kalanlar da aynı şekilde İnternet sistemine bağlanacak. FATİH Projesinde yaptığımız işlerden biri de sınıflara etkileşimli tahtalar yerleştirmek. Genellikle ´akıllı tahta´ deniyor; tahtanın akıllısı olmaz diye biz ´etkileşimli tahta´ tabirini kullanmayı öneriyoruz. 186 bin 565 dersliğimizde etkileşimli tahtalar yerleştirilmiş 2014 yılında. Daha önceden de 84 bin 921. Bunlarla bağlantılı çalışan çok fonksiyonlu yazıcılarımız 20 bin 269. Her sınıfa yapmak gerekmiyor, okulda bir tane çok fonksiyonlu yazıcı olunca bütün okulun işlevini görüyor. 2013´te 3 bin 657, 2014´te 20 bin 269" dedi.

Osmanlıca Türkçesi

Bakan Avcı, 185 tavsiye kararı alınan Millî Eğitim Şurası´nın altı gün boyunca çok verimli bir çalışma yaptığını ifade ederek, ancak bunların tartışılmadığını söyledi. Türkiye´de 10 yıldan beri sosyal bilimler liselerinde Osmanlıca´nın zorunlu ders olarak zaten okutulduğunu hatırlatan Bakan Avcı, eski Millî Eğitim Bakanları Hüseyin Çelik, Nimet Baş ve Ömer Dinçer´e teşekkür etti.

Bakan Avcı, "Oradan aldığımız birikim, deneyim, uygulamalardan çıkardığımız örneklemeler üzerinden Şura´da bunun yaygınlaştırılması konusunda, komisyonda bütün okullara, bütün ortaöğretim okullarına yaygınlaştırılması için bir tavsiye kararı önerisi geldi. Genel Kurulda bu, özellikle nitelikli öğretmen temininde karşılaşılabilecek sorunları göz önüne alarak şimdilik Anadolu imam-hatip liselerinde zorunlu olsun, diğerlerinde bir süre daha seçmeli devam etsin, gerekli altyapı sağlandıktan sonra oralarda da… Belki zorunlu yapmaya da gerek yok çünkü zaten bu derslere ciddi bir talep var. Ayrıca bizim halk eğitim merkezlerinde açtığımız kurslar var. Buralardaki Osmanlıca, Osmanlı Türkçesi kursu gören, sertifika alan vatandaşlarımızın sayısı da 175 bin bu sene itibarıyla" dedi.

Son Güncelleme: Perşembe, 18 Aralık 2014 12:11

Gösterim: 2732


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.