banner
banner
banner

Kadınların 4 büyük sorunu




Kadınların yaşadığı en büyük sorunu , 'Şiddet'. İkinci sırada ‘işsizlik', üçüncü sırada “eşitsizlik” dördüncü sırada ise ‘eğitimsizlik’ olarak sıralayan Vatan Eğitim Kurumları Basın Ekspres Kampüsü Anaokul - İlkokul Müdürü Nihal Can, "Kadınlar, ne yazık ki sadece "kadın" olmaktan kaynaklı, sosyal, siyasal ve ekonomik olarak, her dönem ve pek çok toplumda, en dezavantajlı kesimlerinden birini oluşturuyorlar." diye konuştu. 

nihal_can_vatanNihal Hanım öncelikle eğitimde kadın yönetici olmanın avantaj ve dezavantajları hakkında düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?
Eğitim bir milletin en temel ve vazgeçilmez unsuru olmakla birlikte dinamik özelliğiyle ön plana çıkmakta ve önemini korumaktadır. Gelişmiş ülkelerin yapısal olarak vazgeçilmez ögesi olan eğitim gelişmekte olan ülkelerin de üzerinde önemle durduğu bir konudur. 2000’li yıllardan sonra dünya daha süratli bir şekilde dönüşüm ve değişim süreci içine girmiştir. Bu değişimler ve dönüşümlerden en çok eğitim etkilenmekte ve bu değişim ve dönüşümü en fazla etkileyen de yine eğitimdir. Eğitim cinsiyet farklılığı gözetmeksizin her bireyin temel hakkı olarak kabul görmüş durumdadır. Bu anlamda dünya nüfusunun yaklaşık olarak %50’sini oluşturan kadınların eğitimi ve toplumsal hayata katılımı büyük önem arz etmektedir.
Bir kadının hayatın insan eliyle kurgulanmış hi
çbir alanında avantajlı olduğunu sanmıyorum. Benim bulunduğum sektörde de durum farklı değil.
Toplumsal hayat, dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de erkek eliyle şekilleniyor. Bu da ister istemez, rekabetin doğasına erkek lehine bir anlayışın ve önyargının oluşmasına hizmet ediyor. Bunun birçok nedeni var ama basit bir örnekle bu 'haksız' rekabet ortamını açıklamaya çalışayım. Yöneticilik, ister istemez apaçık rekabetin ve zaman zaman mücadelelerin yaşandığı bir alan. Öte yandan uzun saatler mesai gerektiren bir pozisyon. Ancak kadının günlük hayatı, işinden ibaret değil ki! O hem evini çekip çeviren hem anne olan, bu vasfını ve sorumluluğunu ömür boyu sürdürmek zorunda olan birisi. Erkek yönetici, istisnalar dışında işinden evine döner, işin dışındaki hayatı annesi ya da eşi tarafından çoktan dizayn edilmiştir. Oysa kadının işi kadar önemli olan bir diğer uğraşı da işinden evine döndüğünde başlar. O ev denilen küçük fabrikada sayısız iş ve emek üretilir. Bu emeğin çok büyük bir bölümünden erkeğin haberi bile olmaz. Çalışan kadın bu işleri üretedursun, erkek çoktan aktif dinlenmeye geçmiştir. O geç gelecektir, arkadaşıyla buluşacaktır, yemeği o gün dışarıda yiyecektir. Ancak aynı saatlerde çalışan kadın, eviyle, çocuğuyla ilgilenmek, onların ihtiyaçlarını karşılamak durumundadır. Yıllar boyunca sosyal düzen böyle devam ediyorsa kadın yöneticinin ne gibi bir avantajı olabilir ki!
Öte yandan hep yakınılan bir şeydir ve genellikle doğrudur da: Kadınlar daha az ücret alır... Kariyer yükselişinde daha büyük engellerle karşılaşır. İş ortamında hakkını savunma noktasında daha kırılgan davranışlar sergilerler. Ama yine de istisnai durum için bir parantez açmalıyım. Çok nadiren de olsa bütün bunların böyle ilerlemediği aileler, evler ve işyerleri de vardır.

EĞİTİM KADINLARIN DOĞASINA DAHA UYGUN
Siz eğitim sektörünü neden tercih ettiniz?
Bu soruya kendi adıma cevap versem de eğitim sektöründe sayısız kadın öğretmen ve yöneticinin hislerine tercüman olurum diye düşünüyorum. Kadının bir anne ya da anne adayı olarak çocuklarla kurduğu dolaysız ilişki, eğitim sektöründeki varlık nedenini de açıklamaktadır. Kadınlar, eğiticiliği, öğretmenliği daha çok seviyorlar. Çünkü bu onların doğasına, şefkatli ve sabırlı yapısına daha uygun bir iş. Belki bir önceki soruya bir farklı cevap da olabilir bu durum. Kadınların çocuklarla kurduğu dolaysız, görece daha sevgi dolu ilişki, onların eğitim sektöründeki tek avantajı gibi görülebilir.

İş yaşamında ne türden zorluklar yaşadınız? Bu engelleri nasıl aştınız?
Uzun yıllardır aynı kurumda çalışıyorum. Bunun nedenlerinden biri de bana bir kadın yönetici olarak anlayışlı davranılması ve zaman zaman destek olunmasıdır. Ama her kurumda böyle olmadığını, kadın yöneticilerin iş hayatı dışındaki süreçleri yönetirken çok ciddi sorunlar yaşadığını, aile düzenlerinin bozulduğunu, çocuklarına ve ailenin diğer fertlerine 'yeterince' zaman ayıramadıklarını, bütün bunlar yüzünden birçok sıkıntı yaşayıp, suçlandıklarını ya da suçluluk duyduklarını biliyorum.

TEKNOLOJİ ÇALIŞAN KADINLARIN ÖNÜNÜ AÇTI
Teknolojinin yarattığı imkanlar kadınların iş yaşamını nasıl etkiliyor?
Sanırım teknoloji, kadının toplumsal hayattaki varlığına önemli katkıda bulundu. Özellikle dijital teknoloji, iş ve üretim ortamını ofislere ve konforlu ortamlara taşıdı. Bu da kadınların o ortamlarda daha rahat meslek edinip çalışabilmesi, daha kolay iş talep edebilmesi anlamına geliyor. Bu anlamda teknoloji, çalışan kadınların önünü açtı diyebiliriz.

YÖNETİCİLİK STRESLİ BİR GÖREV
Diğer sektörlerle karşılaştırıldığında eğitim sektöründe yönetici olmanın zor ve kolay yanları neler?
Dışarıdan bakıldığında yönetici olmak daha az stresli bir iştir. Yöneticiler toplantı yaparlar, plan yaparlar, koordine ederler, yol gösterirler, karar alırlar. Üstelik yöneticilerin sahip oldukları ayrıcalıklar her çalışanı cezbeder.
Ama gerçekte durum dışarıdan göründüğü gibi değildir. Hangi kademede olursa olsun yöneticilik aynı anda birçok rolü üstlenmeyi gerektiren son derece stresli bir görevdir. Bir yönetici ne kadar sorumluluk alıp yükselirse, stresi de o kadar artar.
Eğitimden söz ettiğimizde ise çocuk ve gençlerin hayata hazırlanmasından söz ediyoruz. Kadın bunu zaten anne olarak yapıyor ve bu konuda tecrübeli. Öte yandan belki bu yatkınlık eğitim sektöründe kadını bir yönetici ve eğitmen olarak bir adım önde yapıyor. Öte yandan eğitim çok uzun vadeli ve müthiş sabır isteyen bir iş. Ben yine hayatın odağındaki kadının erkeğe nazaran daha sabırlı olduğunu, sabrın da eğitim sektöründe çok insani bir vasıf olduğunu biliyorum kıymetli bir şey olduğunu biliyorum.

KADINLAR 4 DUVARDAN KURTULMALI!
Türkiye'de kadınların öncelikli sorunları hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu bağlamda neler yapılmalı?
Kadınlarının en büyük sorunu, 'Şiddet'. İkinci sırada ‘işsizlik', üçüncü sırada “eşitsizlik” dördüncü sırada ise ‘eğitimsizlik’ geliyor.
Bugün, altı buçuk milyarı aşan dünya nüfusunun yarısı kadındır. Kadınlar, ne yazık ki sadece "kadın" olmaktan kaynaklı, sosyal, siyasal ve ekonomik olarak, her dönem ve pek çok toplumda, en dezavantajlı kesimlerinden birini oluşturuyorlar. Bu "dezavantajlılık" hali, "süreğen" olmasına karşın, kamuoyunun dikkatini ancak 8 Mart"larda kimi başlıklara çekmek mümkün olabiliyor.
Toplumun bir kesiminde çalışan kadına dair bir önyargı var. Nedir o ön yargı? Kadının varlık nedenini evin dört duvarları içinde hapsetmek. Bunu el birliğiyle çözersek kadınlar diğer sorunların üstesinden kolayca gelecektir.

“Kadının iş hayatındaki rolünün ve payının artması her şeyden önce ideolojik, siyasi ve sosyal tercihlerle ve kabullerle ilgilidir. Ülkemizde hala kızlarını okutup bir meslek sahibi yapmak istemeyen, annesini, eşini, kız kardeşini eve hapsetmek isteyen kesimler vardır ve bu kesimler öyle marjinal bir orandan ibaret değildir. Bu direnç kırılmadığı sürece sadece eğitim sektöründe değil, toplumsal hayatın hiçbir alanında kadınlar layığıyla yer alamazlar.”

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.