‘Okul öncesinde mizaç odaklı, bütünsel bir eğitim modelini esas alıyoruz’




Ferhat Argın - Mektebim Koleji Eğitim Direktörü

ferhat_argin“Mektebim Koleji’nde her çocuğun öğrenme hızının, ilgisinin ve mizacının kendine has olduğunu biliyoruz. Sınıf içindeki yaklaşımımızı, çocukları tek bir kalıba sığdırmak yerine, onların bu bireysel potansiyellerini en üst seviyeye çıkarmak üzerine kuruyoruz. Bu noktada en büyük gücümüz, mizaç odaklı rehberlik anlayışımız ve öğretmenlerimizin bireysel gözlemleri.”

Mektebim Koleji olarak okul öncesi eğitimde benimsediğiniz temel eğitim yaklaşımı nedir?Mektebim Koleji’nde okul öncesi eğitimini, çocuğun gelişimindeki en kritik yapı taşlarının atıldığı bir dönem olarak görüyoruz. Bu süreci, “Dünya Benim Oyun Alanım” mottomuzla ele alıyor; öğrenmeyi çocuğun doğal merakı, deneyimleme isteği ve oyunla kurduğu bağ üzerinden şekillendiriyoruz.
Programlarımızda, mizaç odaklı, bütünsel bir eğitim modelini esas alıyoruz. Erken çocukluk dönemi üzerine yapılan araştırmalarda sıkça vurguladığı gibi, bu yaşlarda kurulan duygusal bağ ve kazanılan öz güven, ileriki akademik başarının en büyük belirleyicisi. Bu nedenle her çocuğun bireysel özelliklerini dikkate alarak; akademik, sosyal ve duygusal gelişimlerini dengeli bir şekilde desteklemeye odaklanıyoruz.
Öğrenme süreçlerimizi sadece bilgi aktarımı üzerinden kurgulamıyoruz. Bunun yerine deneyim, etkileşim ve aktif katılımı ön plana çıkarıyoruz. Erken yaşta yabancı dil edinimi, yaşam becerileri ve oyun temelli öğrenme gibi yaklaşımlar eğitimimizin doğal bir parçası. Temel amacımız; kendini ifade edebilen, merak eden, öğrenmeye istekli ve öz güveni yüksek bireylerin, eğitim hayatına güçlü bir temel ile başlamasını sağlamak.

EĞİTİM ORTAMLARIMIZI ESNEK VE ZENGİN TUTUYORUZ 
Çocukların bireysel farklılıklarını sınıf içinde nasıl destekliyorsunuz?
Mektebim Koleji’nde her çocuğun öğrenme hızının, ilgisinin ve mizacının kendine has olduğunu biliyoruz. Sınıf içindeki yaklaşımımızı, çocukları tek bir kalıba sığdırmak yerine, onların bu bireysel potansiyellerini en üst seviyeye çıkarmak üzerine kuruyoruz.
Bu noktada en büyük gücümüz, mizaç odaklı rehberlik anlayışımız ve öğretmenlerimizin bireysel gözlemleri. Eğitimcilerimiz, her çocuğun dünyayı nasıl algıladığını ve hangi öğrenme stiliyle daha rahat ilerlediğini yakından takip ediyor. Kimi öğrencimiz bir kavramı dokunarak ve hareket ederek çok daha hızlı kavrarken, bir diğeri görsel materyallerle veya hikayeleştirme yoluyla çok daha rahat ilerleyebiliyor. Biz de eğitim ortamlarımızı ve materyallerimizi bu çeşitliliği destekleyecek şekilde esnek ve zengin tutuyoruz. Mektebim çatısı altında temel hedefimiz, her öğrencinin kendi hızında ilerleyebileceği, kendini güvende ve değerli hissedeceği o özel öğrenme iklimini korumaktır.

OYUN EĞİTİMİN KENDİSİDİR
Oyun temelli öğrenmeyi programınıza nasıl entegre ediyorsunuz?
Mektebim Koleji’nde oyun, eğitimin bir parçası olmaktan öte, bizzat eğitimin kendisidir. Biz dersleri oyunla desteklemiyoruz; öğrenme sürecini oyunun doğal akışı içinde kurguluyoruz. Programımızın merkezindeki “Dünya Benim Oyun Alanım” anlayışı tam olarak buna dayanıyor.
Okullarımızda kurduğumuz tematik alanlar ve atölyeler, çocuklarımızın merakını tetikleyerek onları keşfetmeye yönlendiriyor. Örneğin, Finansal Okuryazarlık derslerimizde kurguladığımız 'mini pazar' uygulamaları veya yaşam becerileri atölyesindeki simülasyonlar sayesinde çocuklarımız hayatın içindeki karmaşık kavramları eğlenerek, bizzat deneyimleyerek kavrıyorlar. Çünkü oyun, soyut kavramları somutlaştıran ve çocuğun öğrenme isteğini canlı tutan en güçlü bağdır.
Bilimsel araştırmalar da oyun sırasında aktifleşen zihnin, öğrenilen bilgiyi çok daha kalıcı hale getirdiğini ve sosyal becerileri geliştirdiğini gösteriyor. Mektebim çatısı altında her oyun, aslında bir keşif anına ve çocuğun kendi yeteneklerini test ettiği birer deneyim alanına dönüşüyor.

Çocukların sosyal-duygusal gelişimini desteklemek için hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?
Mektebim Koleji’nde biz, akademik donanımın ancak güçlü bir karakter ve duygusal denge ile anlam kazandığına inanıyoruz. Bu yüzden çocukların sosyal ve duygusal becerilerini okulun her anında destekleyen bir yaklaşım sergiliyoruz.
Öğrencilerimizin kendi duygularını fark etmelerini ve bu duyguları sağlıklı yollarla ifade edebilmelerini önemsiyoruz. Bunu yaparken yine mizaç odaklı rehberlik anlayışımızdan güç alıyoruz; çünkü her çocuğun kaygıyla baş etme veya empati kurma biçimi birbirinden farklıdır. Sınıf içindeki grup projelerimizde, çocuklarımızın iş birliği yapma, sırasını bekleme ve bir sorunu müzakere ederek çözme becerilerini bizzat deneyimleyerek geliştirmelerini sağlıyoruz. Toplumsal sorumluluk ve etik değerleri ise birer ders konusu olarak değil, günlük yaşam pratiklerimizin doğal bir sonucu olarak onlara kazandırıyoruz.
Örneğin, sınıflarımızdaki paylaşım çemberlerinde çocuklarımız o günkü hislerini özgürce dile getirirken, aslında birbirlerinin bakış açılarına saygı duymayı öğreniyorlar. Yapılan güncel çalışmalar da erken yaşta bu güven ortamını soluyan çocukların, ileride stres altında çok daha dayanıklı ve çözüm odaklı kaldığını gösteriyor. 

SANAT MÜFREDATIMIZIN ANA TAŞIYICISI
Sanat, müzik, drama gibi etkinliklere ne ölçüde yer veriyorsunuz?
Erken yaşta sanatla iç içe büyümenin zihinsel esnekliği ve problem çözme yeteneğini önemli ölçüde artırdığı biliyoruz. Bu bilinçle sanat, müzik ve drama branşlarını müfredatımızın ana taşıyıcıları olarak konumlandırıyoruz. Bu alanları, çocukların sadece boş zamanlarını değerlendirdikleri birer aktivite olarak görmüyor, kendilerini ifade etme dilleri olarak kabul ediyoruz.
Okullarımızda kurduğumuz Görsel Sanatlar, Müzik ve özellikle Sahne ve Hikaye Atölyelerimiz, çocuklarımızın yaratıcılıklarını özgürce sergileyebilecekleri profesyonel alanlar sunuyor. Drama çalışmalarımızda öğrencilerimiz kurguladıkları hikayelerle empati kurmayı, beden dillerini doğru kullanmayı ve topluluk önünde öz güvenle konuşmayı öğreniyorlar. Müzik ve sanat atölyelerimizde ise estetik bir bakış açısı kazanırken, ince motor becerilerini ve ritim duygularını en doğal yollarla pekiştiriyorlar. 

BAŞARI OKUL – AİLE İŞBİRLİĞİNDEN GEÇİYOR
Ailelerle gelişim takibi konusunda nasıl bir iletişim kuruyorsunuz? Evde destekleyici aktiviteler için ailelere rehberlik ediyor musunuz?
Eğitimde başarının, okul ve aile arasındaki güçlü ve tutarlı bir iş birliğinden geçtiğine inanıyoruz. Bu nedenle aile iletişimini, çocuğun gelişim yolculuğunu birlikte yönettiğimiz bir ortaklık olarak görüyoruz.
Gelişim takibi konusunda oldukça şeffaf ve düzenli bir sistem yürütüyoruz. Periyodik bültenlerimiz ve bireysel görüşmelerimiz aracılığıyla, her bir öğrencimizin akademik, sosyal ve fiziksel gelişimini ailelerimizle paylaşıyoruz. Bu süreçte mizaç odaklı rehberlik anlayışımız çerçevesinde, her çocuğun ihtiyaçlarına özel geri bildirimler veriyoruz. Ailelerimize okulda yapılanları anlatmakla kalmıyor, okulda kazanılan becerilerin ev ortamında nasıl süreklilik kazanabileceğine dair somut öneriler içeren rehberlik dokümanları sağlıyoruz.
Özellikle Yaşam Becerileri gibi uygulamalarımızın evdeki devamlılığı için ailelerimize pratik aktivite önerileri sunuyoruz. Araştırmalar, okul ve ev ortamı arasında kurulan bu tutarlılığın, çocuğun öğrenme sürecini %30’a varan oranda hızlandırdığını gösteriyor. Biz de Mektebim çatısı altında velilerimizi eğitimin heyecan verici keşif sürecinin aktif birer parçası olarak konumlandırıyoruz.

İNGİLİZCEYİ GÜNÜN HER ANINA YAYIYORUZ 
Okul öncesinde yabancı dil eğitimi veriyor musunuz? Veriyorsanız nasıl bir yöntem izliyorsunuz?
Erken yaşta dil edinimine başlamanın çocuklarda sadece konuşma becerisini değil, zihinsel esnekliği de geliştirdiği bilimsel bir gerçek. Bu nedenle Mektebim Koleji’nde yabancı dil eğitimini hayatın doğal akışında bir iletişim aracı olarak görüyoruz.
Bu gelişimsel avantajı değerlendirmek amacıyla, 5 yaş grubumuzda uyguladığımız Half Day English programı ile okul öncesi ve ilkokulda uyguladığımız MEK-DUO çift dil programlarımızla İngilizceyi günün her anına yayıyoruz. Çocuklarımız oyun oynarken, yemek yerken veya sanatla uğraşırken İngilizceye yoğun şekilde maruz kalarak dili farkında olmadan, kendi ana dillerini öğrendikleri o doğal süreçle kavrıyorlar.
Mektebim çatısı altında yabancı dili sınıf duvarlarının dışına çıkarıyor; onu şarkıların, oyunların ve günlük rutinlerin vazgeçilmez bir parçası haline getirerek kalıcı bir yaşam pratiğine dönüştürüyoruz.

 

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.