BİL’de geleceğe ilk adımlar: Keşif Temelli Öğrenme




Doç. Dr. Ömer Faruk Tavşanlı - BİL Eğitim Kurumları Anaokulu İlkokul Koordinatörü

omer_faruk_tavsanli_nisan_2026“Eğitim yaklaşımımızın merkezinde keşif yoluyla öğrenme yer alıyor. Çocuklar doğaları gereği merak eden, soru soran ve araştıran bireylerdir. Ancak zamanla bu doğal merakın zayıflayabildiğini biliyoruz. Bu yüzden amacımız, çocukların soru sorma cesaretini koruyan, merak duygusunu canlı tutan ve bilgiye ulaşma isteğini destekleyen öğrenme ortamları oluşturmaktır.”

Okul öncesi eğitimde benimsediğiniz temel eğitim yaklaşımı nedir?
Okul öncesi eğitimde benimsediğimiz temel yaklaşım, çocuğun bütüncül gelişimini merkeze alan bir eğitim anlayışıdır. Bu dönemde çocukların yalnızca bilişsel değil; aynı zamanda duyuşsal, psikomotor, dilsel ve ruhsal gelişimlerinin birlikte ve birbirini destekleyecek şekilde ilerlediğini düşünüyoruz. Çünkü gelişimi kesikli değil, süreklilik gösteren bir süreç olarak ele almak gerekir.
Bu nedenle okul öncesi eğitimi yalnızca “okula hazırlık” olarak değil; hem çocuğun keyifle öğrenmesini sağlayan bir süreç, hem de onu gelecek eğitim kademelerine ve hayata hazırlayan güçlü bir temel olarak görüyoruz.
Eğitim yaklaşımımızın merkezinde keşif yoluyla öğrenme yer alıyor. Çocuklar doğaları gereği merak eden, soru soran ve araştıran bireylerdir. Ancak zamanla bu doğal merakın zayıflayabildiğini biliyoruz. Bu yüzden amacımız, çocukların soru sorma cesaretini koruyan, merak duygusunu canlı tutan ve bilgiye ulaşma isteğini destekleyen öğrenme ortamları oluşturmaktır.
Bu süreçte en güçlü aracımız ise oyundur. Oyun sayesinde çocuk hem eğlenir hem öğrenir; deneyimler, dener, keşfeder ve anlamlandırır. Örneğin hazırlık gruplarında uyguladığımız “en uzun fasulye” çalışmasında, çocukların bir bitkinin büyüme serüvenini merak etmelerini sağlıyoruz. Kendi ektikleri fasulyenin her gün nasıl değiştiğini gözlemleyen çocuklar; büyüme, bakım, sabır ve sorumluluk gibi kavramları yaşayarak öğreniyor. Bu süreci küçük bir yarışma ve heyecan unsuru ile oyunlaştırarak hem merak duygusunu canlı tutuyor hem de doğal bir öğretim sürecine dönüştürüyoruz.
Bizim için önemli olan, çocukların öğrenmeye istek duyduğu, soru sormaktan çekinmediği ve keşfederek ilerlediği bir eğitim ortamı oluşturmaktır. Bu yaklaşımın, onların hem bugünkü mutluluğunu hem de gelecekteki öğrenme yolculuklarını güçlendirdiğine inanıyoruz.

HER ÇOCUĞUN GÜÇLÜ YÖNLERİNİ GÖRÜNÜR KILIYORUZ
Çocukların bireysel farklılıklarını sınıf içinde nasıl destekliyorsunuz?
Çocukların bireysel farklılıklarını desteklerken temel yaklaşımımız, her çocuğun öğrenme hızının, ilgi alanlarının ve gelişim profilinin farklı olduğu gerçeğini sınıf ortamının doğal bir parçası olarak kabul etmektir. Bu doğrultuda etkinlikleri tek tip değil, farklı katılım yolları sunacak şekilde yapılandırıyoruz. Örneğin aynı öğrenme hedefi doğrultusunda kimi çocuklar gözlem yaparak, kimi hareket ederek, kimi konuşarak ya da üreterek sürece katılabiliyor. Bu yaklaşım, Vygotsky’nin yakınsak gelişim alanı kavramı ve Tomlinson’un farklılaştırılmış öğretim modeli ile uyumludur; yani öğretmen rehberliğinde çocuğun mevcut potansiyelinin bir adım ötesine geçmesini destekler. Ayrıca sınıf içi gözlem ve süreç odaklı değerlendirme yoluyla her çocuğun güçlü yönlerini görünür kılmaya ve öğrenmeye katılımını artırmaya özen gösteriyoruz. Böylece çocuklar hem kendi hızlarında ilerleyebiliyor hem de kendilerini değerli hissettikleri bir öğrenme ortamında gelişimlerini sürdürebiliyorlar.

KEŞİF TEMELLİ ÖĞRENME SÜRECİ
Oyun temelli öğrenmeyi programınıza nasıl entegre ediyorsunuz?
Oyun temelli öğrenmeyi programımıza entegre ederken oyunu tek başına bir etkinlik olarak değil, keşif temelli öğrenme sürecinin doğal bir parçası olarak ele alıyoruz. Öncelikle çocukta merak uyandıran bir durum oluşturuyor, ardından küçük bir amaç vererek öğrenme sürecini başlatıyoruz. Bu amaç bazen bir problem çözme, bazen bir gözlem yapma, bazen de bir ürün ortaya koyma şeklinde olabiliyor. Sonrasında ise öğrenilecek bilgi ve becerileri oyunlaştırılmış etkinlikler aracılığıyla yapılandırıyoruz. Böylece çocuklar yalnızca oyuna katılan değil, oyunun içinde anlam kuran ve keşfeden aktif öğrenenler hâline geliyor.
Bu yaklaşım, uluslararası literatürde de vurgulanan amaçlı oyun (guided play) anlayışıyla örtüşmektedir. Özellikle Weisberg ve arkadaşlarının çalışmaları, yetişkin rehberliği ile yapılandırılan oyun ortamlarının çocukların dil gelişimi, problem çözme ve kavramsal öğrenme becerilerini önemli ölçüde desteklediğini göstermektedir. Benzer şekilde Hirsh-Pasek ve Golinkoff’un araştırmaları da oyun temelli öğrenmenin erken çocukluk döneminde hem akademik hazırbulunuşluğu hem de yürütücü işlev becerilerini güçlendirdiğini ortaya koymaktadır.
Biz de sınıf içinde oyunu; merak, keşif ve anlamlandırma süreçleriyle birlikte ele alarak çocukların yalnızca eğlenmesini değil, aynı zamanda sorgulayan, ilişki kuran ve öğrendiklerini günlük yaşamla bağlantılandırabilen bireyler olarak gelişmelerini hedefliyoruz. Bu sayede oyun, çocuklar için bir etkinlikten öte, öğrenmenin en doğal ve en etkili yolu hâline geliyor.

SOSYAL-DUYGUSAL AÇIDAN GÜÇLÜ ÇOCUKLAR
Çocukların sosyal-duygusal gelişimini desteklemek için hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?
Çocukların sosyal-duygusal gelişimini desteklerken temel yaklaşımımız, eğitimin yalnızca akademik beceriler kazandıran bir süreç değil, aynı zamanda çocuğu gerçek hayata hazırlayan güçlü bir gelişim alanı olduğu düşüncesine dayanır. Bu nedenle sınıf içinde iş birliği yapma, sıra bekleme, duygularını ifade edebilme, başkalarının duygularını fark edebilme, sorumluluk alma ve problem durumlarında çözüm üretme gibi becerileri günlük öğrenme ortamlarının doğal bir parçası hâline getiriyoruz. Araştırmalar, erken çocukluk döneminde yapılandırılmış sosyal etkileşim fırsatlarının çocukların öz düzenleme, empati ve iletişim becerilerini anlamlı biçimde geliştirdiğini göstermektedir.
Bu çerçevede özellikle önem verdiğimiz becerilerden biri yılmazlık (resilience) gelişimidir. Sabretme, azmetme, vazgeçmeme, emek verme ve karşılaşılan küçük zorluklarla baş edebilme gibi deneyimleri çocukların güvenli bir öğrenme ortamında yaşamalarını destekliyoruz. Örneğin uzun süreli gözlem gerektiren etkinlikler, grup çalışmaları, süreç odaklı görevler ve sorumluluk içeren sınıf uygulamaları sayesinde çocukların çaba göstermeyi öğrenmelerini önemsiyoruz. Bu tür uygulamaların erken yaşta gelişen öz düzenleme ve dayanıklılık becerilerinin ilerleyen eğitim yaşamında güçlü bir belirleyici olduğunu ortaya koyan çok sayıda çalışma bulunmaktadır.
Amacımız, çocukların yalnızca mutlu oldukları değil, aynı zamanda zorlandıklarında yeniden denemeyi bilen, emek vermekten kaçınmayan ve kendine güvenen bireyler olarak gelişmelerini desteklemektir. Çünkü sosyal-duygusal açıdan güçlü çocukların akademik öğrenmeye de daha açık olduklarını biliyoruz.

SANAT TEMELLİ ETKİNLİKLER
Sanat, müzik, drama gibi etkinliklere ne ölçüde yer veriyorsunuz?

Sanat, müzik ve drama etkinliklerini programımızın destekleyici değil, temel öğrenme alanlarından biri olarak görüyoruz. Bu etkinlikler sayesinde çocukların yalnızca estetik duyarlılıkları değil; dil gelişimleri, hayal kurma becerileri, kendini ifade etme yolları ve sosyal etkileşimleri de güçleniyor. Özellikle drama çalışmaları çocukların farklı bakış açılarını deneyimlemelerine, müzik etkinlikleri ritim ve dikkat becerilerini geliştirmelerine, sanat çalışmaları ise özgün düşünme ve üretme süreçlerine katkı sağlıyor. Uluslararası araştırmalar da erken çocukluk döneminde sanat temelli etkinliklerin yaratıcılık, öz düzenleme ve problem çözme becerilerini desteklediğini göstermektedir. Ayrıca bu alanlarda yürüttüğümüz çalışmaları kurumsal olarak güçlendirmek amacıyla her branşta bölüm başkanlıklarıyla ve üniversitelerle iş birliği içinde etkinlik içeriklerini, ders planlarını ve bu çalışmaların eğitim programına nasıl sistemli ve sürdürülebilir şekilde entegre edileceğini düzenli olarak değerlendiriyor ve geliştiriyoruz. Bu sayede çocukların sanatla karşılaşmaları süreklilik gösteren planlı bir öğrenme sürecine dönüşüyor.

Ailelerle gelişim takibi konusunda nasıl bir iletişim kuruyorsunuz? Evde destekleyici aktiviteler için ailelere rehberlik ediyor musunuz?
Ailelerle gelişim takibi konusunda düzenli, şeffaf ve rehberlik edici bir iletişim kurmayı çok önemsiyoruz. Süreç boyunca yalnızca dönemsel bilgilendirmeler yapmakla kalmıyor; gözlem temelli geri bildirimler, gelişim görüşmeleri ve ev ortamında uygulanabilecek küçük destekleyici etkinlik önerileriyle aileleri sürece aktif olarak dahil ediyoruz. Uluslararası araştırmalar, erken çocukluk döneminde okul–aile iş birliğinin çocukların dil gelişimi, öz düzenleme becerileri ve öğrenme motivasyonu üzerinde belirleyici bir etkisi olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ailelere evde çocukların sorumluluk almalarına fırsat tanımalarını, günlük yaşam içinde küçük görevler vermelerini, merak ettikleri konularda birlikte araştırma yapmalarını ve özellikle çocukların yerine işleri tamamlamak yerine onların çaba göstermelerine alan açmalarını öneriyoruz. Böylece çocukların hem bağımsızlık duyguları güçleniyor hem de okulda desteklenen becerilerin ev ortamında da sürdürülebilir hâle gelmesi sağlanıyor.

GÜVENLİ ÖĞRENME ORTAMLARI
Okulunuzda çocuk güvenliği için hangi önlemler alınmaktadır?

Okulumuzda çocuk güvenliğini yalnızca fiziksel tedbirlerle sınırlı olmayan, çok boyutlu bir koruyucu yaklaşım olarak ele alıyoruz. Bu doğrultuda okul giriş-çıkış kontrol sistemleri, güvenli sınıf ve oyun alanları, yaşa uygun materyal seçimi ve düzenli risk değerlendirmeleri gibi fiziksel önlemlerin yanı sıra öğretmenlerin çocuk koruma, kriz yönetimi ve acil durum farkındalığı konularında hizmet içi eğitim almalarını önemsiyoruz. Uluslararası erken çocukluk eğitimi araştırmaları, güvenli öğrenme ortamlarının çocukların aidiyet duygusunu, öğrenmeye katılımını ve duygusal iyi oluşunu doğrudan desteklediğini göstermektedir. Bu nedenle çocukların kendilerini ifade edebildikleri, sınırlarını koruyabildikleri ve yetişkinlerle güven temelli ilişkiler kurabildikleri bir okul iklimi oluşturmayı temel hedeflerimizden biri olarak görüyoruz. Ayrıca ailelerle düzenli iletişim kurarak güvenlik süreçlerini şeffaf biçimde paylaşmak ve çocukların güvenli davranış alışkanlıklarını desteklemek de uygulamalarımızın önemli bir parçasını oluşturmaktadır.

ÇOCUKLARIN YABANCI DİLİ DOĞAL BİR SÜREÇ İÇİNDE KAZANMALARINI HEDEFLİYORUZ
Yabancı dil eğitimi veriyor musunuz? Veriyorsanız nasıl bir yöntem izliyorsunuz?
BİL Eğitim Kurumları olarak yabancı dil eğitiminde uluslararası standartları temel alıyor, öğretim sürecimizi Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) doğrultusunda yapılandırıyoruz. Ancak yaklaşımımız yalnızca teknik bir çerçeveye dayanmıyor; “insan dili öğrenmez, edinir” anlayışından hareketle çocukların dili doğal bir süreç içinde kazanmalarını hedefliyoruz. Bu nedenle erken yaşta dil ediniminin en etkili yolunun, çocuğun hedef dile sürekli ve anlamlı biçimde maruz kalması olduğuna inanıyoruz.
Bu doğrultuda anaokullarımızda uyguladığımız Half Day English (Yarım Gün İngilizce) programı ile çocukların günün önemli bir bölümünü İngilizce etkileşim içinde geçirmelerini sağlıyoruz. Bu süreçte öğrenciler dil bilgisi kurallarını ezberlemek yerine; şarkılar, tekerlemeler, eğitsel oyunlar, drama çalışmaları ve etkileşimli etkinlikler aracılığıyla dili doğal bir akış içinde deneyimliyorlar. Ayrıca küçük sunumlar ve proje temelli çalışmalarla çocukların öğrendikleri ifadeleri hareket, görsel ve deneyimle ilişkilendirerek kullanmaları destekleniyor.
Yabancı dil ediniminde benimsediğimiz bir diğer temel ilke ise dinlemenin konuşmadan önce gelmesidir. Çünkü dili anlayabilmek, etkili iletişimin ön koşuludur. Bu nedenle dinleme odaklı etkinlikler programımızın merkezinde yer alır; çocukların dili baskı hissetmeden, güvenli ve eğlenceli bir ortamda içselleştirmelerini önemsiyoruz. Böylece yabancı dil, çocuklar için bir ders olmaktan çıkarak doğal bir iletişim aracına dönüşür.

 

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.