banner
banner
banner

Yeni döneme yeni bir yol haritası ile başlanmalı




Okulların yüz yüze eğitime kapalı olduğu süreçte öğrenmenin yanı sıra bilişsel, sosyal ve duygusal kayıpların yaşandığını belirten Girne Koleji CEO’su Dilek Cambazoğlu, yeni eğitim – öğretim dönemi için bir yol haritası çizilmesi gerektiğini söyledi. Cambazoğlu, yeni yol haritasının detaylarını artı eğitim’e anlattı.

dilek_cambazoglu_gkPandemi sonrasına nasıl hazırlanıyorsunuz? Yeni dönem hazırlıklarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
COVID-19’un küresel salgın olarak ilan edildiği günden bugüne bir yıldan uzun bir süre geçti. Eğitim öğretim süreçleri açısından bakıldığında bu süre Türkiye’de yaklaşık üç eğitim öğretim dönemine denk geliyor. Bugüne kadar eğitim öğretimin sürekliliği ve okulların güvenle açılabilmesi için neler yapılması gerektiği üzerinde durulsa da, eğitim sistemleri artık okuldan uzakta kalınan sürelerde öğrencilerin yaşadıkları kayıpların telafisine yönelik eylemlerin acil müdahale gerektirdiği görüşünde birleşiyor.
Okulların kapalı kaldığı süre uzadıkça öğrencilerin bilişsel, sosyal ve duygusal kayıpları sistemin telafi süreçlerini yönetme kapasitesini giderek aşıyor ve bu durumun bir kuşakta kalıcı sosyal, duygusal ve ekonomik kayıplar oluşturmasından endişe ediliyor. Dolayısıyla bu kayıplar telafi edilmeden eğitim öğretime kaldığımız yerden devam etmemiz mümkün gözükmüyor.
Bundan dolayı yeni döneme hazırlanırken planlamalarımızı aşağıdaki başlıklar üzerine yoğunlaştırıyoruz

* Öğrenci ve öğretmenlerin sosyal ve duygusal iyi olma halleri,
* Öğretmen ve öğrencilerin hatta velilerin teknolojik yetkinliğini artıracak eğitimler,
* Her bir öğrencinin öğrenme kayıpları ve eksikliklerini tespit etmeye kaynaklık edecek geçerli, güvenilir ve aynı zamanda süreç odaklı bir ölçme değerlendirme yaklaşımı,
* Telafi programının okullarımızın ihtiyaçlarına göre uyarlanması,
* Yeni öğretim programı çalışmaları kapsamında mevcut öğretim programları çerçeve program anlayışıyla yeniden uyarlanması, salgında önemi anlaşılan yaşam becerilerine de yer verilmesi,
* Uzaktan öğrenme sürecinde çoğunlukla kapsam dışı bırakılan uygulamalı derslerin öğrencininbütüncül gelişimini de destekleyecek biçimde yeni bir anlayışla düzenlenmesi,
* Uzaktan eğitim sürecinden olumsuz anlamda en çok etkilenen öğrenci grupları için odaklı telafi programları uygulanmalıdır.
* Salgınla birlikte değişen rehberlik ve psikolojik danışma ihtiyacını karşılamak üzere yeni koşullara uygun bir rehberlik anlayışı geliştirmesi,
* Etüt ve hafta sonu kurs çalışmalarında online eğitim süreçlerinin tasarlanması.

MÜFREDAT YENİLİKLERİ YAPILMALI
Akademik eğitimden sosyal ve kültürel aktivitelere gelecek dönem için hedefleriniz neler?
Özel okullar olarak bizlerin gelecek dönem için hedeflerimiz öncelikle öğrencilerde oluşan öğrenme kayıplarının telafisini sağlayarak akademik olarak eksiklerini kapatmak ve sosyal-duygusal olarak iyi olma hallerini geliştirecek çalışmalara öncelik vermek olmalıdır.
Online eğitim sürecinde her ne kadar gerekli planlamalar yapılsa da beceri gerektiren uygulamalı dersler ile ilgili tam da istenilen düzeyde çalışmalar yürütülemedi. Yeni dönemde bu derslerle ilgili program çalışmaları ve müfredat yenilikleri hayata geçirilmeli.
Pandemi sürecinde mecburen çok fazla teknolojiye maruz kalan öğrencilerin bundan sonraki süreçte teknoloji ile geçirdikleri zaman sürelerinde planlı bir takiple seyreltme sağlanmalı ve ihtiyaç halinde belirlenen süreler çerçevesinde faydalanmaları sağlanmalı ki oluşan dijital yorgunlukları daha fazla artmasın.
Pandemi sürecinin en önemli kazanımlarından biri de öğretmen ve öğrencilerin teknolojik yetkinliklerinin artması oldu. Bu süreç yeni dönemde de geliştirilerek devam ettirilmeli. Derslerin zenginleştirilmesi adına öğrenci ve öğretmenlere verilecek eğitimler yıllık olarak takvimlendirilmeli. Aynı zamanda online eğitim döneminin deneyimleri düzenli olarak okul toplantılarında gündemler yapılmalı, pandemi döneminin sunduğu online sosyal ve kültürel zenginleşmeyi sağlayan Müzede Eğitim gibi çalışmalara yer verilmelidir. Online dönemin yarattığı fırsatlar akademik ve kültürel zenginleşmenin tamamlayıcısı olarak devam etmelidir.

Yüz yüze eğitimle birlikte okullarda neler değişecek?
Yüz yüze eğitimle birlikte okullarda pandemi tedbirleri kapsamında sınıf mevcutlarından tutun da kapalı alanlarda bulunan kişi sayılarına kadar birçok başlıkta düzenleme olacak. Kalabalıkların oluşmaması adına teneffüs saatlerinde ve okuldaki kademelerin okula başlama saatlerinde Bakanlığın açıklamalarına göre revizeler yapılacaktır. Özellikle okula uyum, rehberlik görüşmeleri, oryantasyon ve ölçme değerlendirme bu dönemin en fazla gündem olacak başlıkları olacaktır.
Okullarda rutin olarak yapılan toplantılar zamandan faydalanmak ve pandemi sürecinde riski azaltmak adına çoğunlukla online olarak yürütülmeye devam edecek; zaman ve mekandan bağımsız uygulamalar okulun kapsama alanını genişletecektir. Hafta sonu kursları ve hafta içi etütleri için de online çözümlemelere yer verilecek, etkileşim sürekliliği hibrit olarak devam edecektir.

Okul ikliminden uzak kalan öğrencilerin okula uyumu için nasıl bir strateji ortaya konulacak?
COVID-19 salgını ile bireysel ve toplumsal günlük yaşam biçimleri değişikliğe uğrarken, özellikle uzun süre okuldan uzakta kalan çocuklar, COVID- 19'un getirdiği değişiklikleri anlamak, özümsemek ve uyum sağlamak için daha fazla zorlukla başa çıkmak zorunda kalmıştır. Bu süreçte okul çağındaki çocuklar için eğitim öğretim süreçlerinin sekteye uğraması daha çok öğrenme kayıpları ve eksiklikleri üzerinden konuşulsa da salgının çocuklar ve gençlerin sosyal ve duygusal iyi olma hali üzerinde de derin etkileri olması kaçınılmazdır.
Öğrenciler hayatları boyunca yaz tatilinden dönmek, ortaokuldan liseye geçmek gibi birçok geçiş yaşarlar. Bu geçiş zamanlarını nasıl yaşadıkları, öğrencilerin gelişimsel ihtiyaçlarının ne kadar karşılandığı ile ilgilidir. Bu nedenle geçiş sürecinde öğrencilerin gelişimsel düzeylerini dikkate almak oldukça önemlidir. Okula dönüş zamanının da bir geçiş dönemi olacağını düşünerek okul rehberlik birimini de sürece dahil ederek yaş gruplarına göre farklı yaklaşımlar sergilemenin önemli olacağını belirtmek isterim. Bu yaklaşımlar;

* Okul öncesi dönem: Küçük yaş çocuklar için duygularını keşfedecekleri, konuşacakları, tartışacakları ve duygularını düzenlemeyi öğrenecekleri basit yöntemler faydalı olacaktır.

* İlkokul dönemi: Öğrencilerin ilişki yönetimi ve çatışma çözme becerilerini desteklenmeli. Bunu yaparken yeni sınıflarında veya uzaktan öğrenme ortamlarında kullanabilecekleri ortak anlaşmalar ve düzenlemeler geliştirilmeli.

* Ortaokul dönemi: Ergenler için yeniden bağ kurma, geçmiş okul yılını tamamlama, örneğin geçmiş yıldaki arkadaş ve öğretmenlerine mektup yazma, son dönemde yaşananların kendilerini ve bakış açılarını nasıl etkilediği üzerine konuşulmalı.

* Lise dönemi: Bu yaş grubu öğrenciler için deneyimlerini yazı, çizim, resim, kayıt ile ifade etmelerine alan açmak önemlidir. Pandemi sürecinde neler öğrendiklerini, kendilerine dair neler keşfettiklerini anlatma, günlük yazma, sanat, müzik ve diğer yaratıcı alanlar ile ifade etmelerini sağlanmalı.

HİBRİT ÖĞRETMENLİK GÜÇLENECEK
Uzaktan eğitim sürecinde öğrenci ve öğretmenlerde oluşan dijital yorgunluk konusunda yapılması gerekenler hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Bu süreçte eğitim mecburen teknoloji ile çok fazla içli dışlı olmayı gerektirdiği için yaşanılan dijital yorgunluğun azalması adına yapılacak çalışmalarda zorunluluk olmadığı için teknoloji kullanımı azaltılmalı. Öğrencilerin yapacağı teknoloji çalışmalarında görevlendirmeler grup çalışmaları şeklinde verilmeli; online eğitimin pasif öğrenme rolünden aktif öğrenme etkisine olan katkısı sistematize edilerek teknoloji dengesi oluşturulmalıdır. Teknolojiden tamamen uzakta bir yaklaşımdan ziyade teknoloji ile birlikte öğrenme deneyimi kapsamının genişletilmesi teknoloji ile yeni bir bağın kurulmasını da sağlayacaktır.
Bu dönem öğretmenlerin dijital yorgunluktan ziyade deneme yanılma yeniden tasarlama gibi çok farklı deneyimler sağladı. Aslında biz eğitimcilerin temel argümanı yorgunluk değil, belirsiz ve sağlık kaygısının olduğu bir dönemde hızlı öğrenme, hızlı çözüm, yoğun iletişim gibi birçok başlığın sorumluluğu zaten 7/24 olan mesleğimizde yeni sorumluluklar ve yeni beceriler eklemesi oldu. Eminim hibrit öğretmenlik deneyimi pandemi bittiğinde hepimizin motivasyonunu daha da güçlü kıldığı bir sürece dönüşecek.

Yüz yüze eğitim sürecine öğretmenlerin uyumu ile ilgili nasıl bir yol izlenecek?
Bu dönemde okul yöneticilerinin; tüm öğrencilerin ve eğitimcilerin sosyal - duygusal ihtiyaçlarını, okula aidiyet duygularını ve kendilerini güvende, korunaklı hissedecekleri destekleyici öğrenme ortamlarını oluşturmak için öğretmenleri, okulpersonelini, aileleri ve öğrencileri ortak paydalarda bir araya getirmesi gerekmektedir.
Bunun için okullar açılmadan önce ebeveynler, öğrenciler ve okul personelini kapsayan bir ihtiyaç analizi yapmak; yeni döneme hazırlanırken okullara bir yol haritası çizebilir.
Bu yol haritasının başlıkları kısaca şöyle özetleyebiliriz;

* Uzaktan öğrenme sürecinde araya giren uzaklaşma hissini gidermek için fiziksel olarak olmasa da duygusal olarak daha yakın ilişkiler kurmaya çalışılmalı,
* Rehberlik biriminden destek alınarak uyum atölye çalışmaları uygulanmalı,
* Pandemi koşullarına uygun olarak okul dışı etkinlikler planlanmalı,
* Uygulamalı dersler bölümleri ile iş birliği içerisinde okul içi etkinlikler planlanmalı.

EĞİTİM YÖNETİMİNDE VERİMLİ BİR SÜREÇ BAŞLAYACAK
Yüz yüze eğitim sürecinde dijital eğitim uygulamalarına ne kadar ve nasıl yer verilecek?
Yüz yüze eğitime geçildikten sonra da dijital eğitim hayatımızın içerisinde yer alacak. Okullar tam gün açılsa da ders uygulamalarının belli bir kısmının dijital eğitim araçları ile yürütülmesine devam edilecek. Pandemi döneminde öğrenciler teknolojiye çok fazla maruz kaldıkları için teknolojik araçların kullanılmasında dengeli bir dağılıma gidilecektir ve en az 3 yıl yüz yüze yoğunluğu daha fazla olacaktır.
Yabancı dil derslerindeki speaking uygulamaları gelişmiş online platformlar ile devam edecektir. Öğrenme eksikliklerine dayalı olarak yapılacak olan bireysel kazanım destekleme çalışmaları online olarak da sürdürülecektir.
Özellikle ders anlatımından ziyade etkileşimli proje çalışmaları, veli toplantıları, öğrenci danışmanlık görüşmeleri gibi zamandan ve mekânla sınırlı çalışmalar hibrit modelle esneklik kazanarak eğitim yönetiminde verimli bir süreç başlatacaktır.

ÖĞRENME KAYIPLARININ TELAFİSİ İÇİN NELER YAPILMALI?
Öğrencilerin okudukları sınıf seviyesine ilişkin olarak yaşadıkları öğrenme kayıplarının tespiti için öncelikle öğrencilere okudukları seviye ile ilgili bir hazır bulunuşluk sınavı yapılarak gerçekte oldukları durum tespit edilerek çalışmalara başlanılmalıdır. Bu sınavlar sadece test sorularından oluşmamalıdır. Sınav hazır bulunuşluk ölçümlemesinin argumanlarından yalnızca biri olmalıdır.
Bu sınavlarda belirlenen eksikliklere göre bir yol haritası çıkarılarak yapılacak çalışmalar takvimlendirilmeli ve her takvimlendirmenin sonunda hedeflenen yer ile ilgili geçerli ve güvenilir süreç odaklı ölçme değerlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Bu kapsamda geribildirim ve iyileştirme basamakları merkezimizde olmalıdır.
Süreçte öğrencilerimizin sadece öğrenme kayıpları olmadı; uzaktan eğitim yapılması sebebiyle bazı becerilerinin gelişmesinde de eksiklikler yaşandı; bu becerilerinde gelişmesi ve olması gereken seviyeye gelmesi için gerekli çalışmalar multi-disipliner bir anlayışla 2021-2022 dönemi yönetilmelidir.

*Kaynak:TEDMEM Eğitim Raporu  ve Sosyal Duygusal Öğrenme Akademisin Covid-19 raporu

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.