banner
banner
banner

Vatan’da yeni dönem ORTAK AKIL ile planlanıyor




“Yeni Okul olarak adlandırabileceğimiz hibrit eğitim modelini çağın gereği olarak teknolojiyle desteklemek ve bunu farklı eğitim felsefeleriyle harmanlamak en temel hedefimizdir” diyen Vatan Eğitim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Atilla Aktaş, pandemiyle oluşan yeni süreci ve kurumda gerçekleştirdikleri çalışmaları artı eğitim’e anlattı.

atilla_aktas_vatanEğitimde geçmişin anlayış ve uygulamalarıyla yeni dönemi yönetmek mümkün mü? Neler, nasıl değişiyor?

Günümüz dünyasının en belirgin özelliği, birçok alanda ve yerde görülen hızlı değişimlerdir. Bu hızlı değişim ve dönüşümlerle beraber günümüzde öğrencilere kazandırılması gereken bilgi ve becerilerin yoğunluğu ve çeşitliliği azımsanmayacak derecede artmıştır. Bilgi çağı olarak adlandırılan bu dönemde; bilgi hızla üretilmekte, yayılmakta ve çok hızlı bir şekilde değişip dönüşmektedir. Dolayısıyla bilgiyi sadece elinde tutup aktaran sistem üzerine temellenmiş bir eğitim sistemi gereksinip duyulan yeni çağdaş insan modelini yaratmada yetersiz kalmaktadır. Bu anlamda eğitimde yeni uygulamaların ve farklı modellerin uygulanması da kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır. Bu ihtiyaçların ne kadar elzem olduğu Covid-19’un küresel salgın olarak ortaya çıkmasıyla beraber daha da belirginleşti. Dolayısıyla geçmişin anlayış ve uygulamalarının bazılarında yenilenmeye ve değişime ihtiyaç olduğu çok açık. Elbette eğitimde devam eden anlayış ve uygulamaların bazılarında ısrarcı olmak gerekir; ancak birçok alanda “yeni dönemi” eğitimdeki mevcut anlayış ve uygulamalarla yönetmek mümkün değildir. Bilgi çağı olarak adlandırdığımız bu dönemde özellikle teknolojik alanlarda meydana gelen hızlı değişimlerin hayatın her alanında etkisinin hissedildiğini biliyoruz. Ayrıca Z kuşağı olarak adlandırdığımız günümüz öğrencilerinin hayatı anlama tarzları, yaşayış biçimleri, beklenti ve hayallerin bir önceki kuşağa göre farklı olduğunu, yine onların kendilerini birçok alanda geliştirebilecek deneyim ve vizyona sahip olduklarını görmekteyiz.

TELAFİ PROGRAMIMIZ 2021-2022 BOYUNCA SÜRECEK

Pandemi ile birlikte uzaktan ve hibrit eğitimin ön plana çıkması Yeni Okul kavramını da gündeme getirdi? Sizce Yeni Okul hangi parametreler üzerine inşa edilecek? Bu anlamda kurumunuzdaki dönüşümler neler olacak ve nasıl hayata geçirilecek?

Yukarıda da belirttiğim üzere Covid-19’un aslında kaçınılmaz olanı (eğitimde değişim ihtiyaçlarını) daha da hızlandırdığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla öğrencilerimizi sadece geleneksel metotlarla yeni döneme hazırlama şansımız yok. Bu nedenle karma eğitim modeli olarak adlandırdığımız hibrit ve uzaktan eğitim modeline geçiş kaçınılmazdır. Karma öğrenme olarak da adlandırabileceğimiz bu modelde geleneksel eğitim uygulamalarının çevrimiçi eğitim materyalleriyle zenginleştirilmesi, farklı eğitim felsefelerinin geleneksel öğrenme ortamlarında birlikte kullanılması gerekmektedir.

Bizler; kurumlarımızda uyguladığımız yapılandırmacı eğitim modelini teknolojiyle zaten destekliyorduk ancak yaşanan bu süreçte yaptığımız bu uygulamaların aslında ne kadar da önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Dolayısıyla “Yeni Okul” olarak adlandırabileceğimiz hibrit eğitim modelini çağın gereği olarak teknolojiyle desteklemek ve bunu farklı eğitim felsefeleriyle harmanlamak en temel hedefimizdir.

Öte yandan bu dönemde ilk önceliğimiz; öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin çalışan personelimizin ve velilerimizin yaşadıkları bilişsel, sosyal, psikolojik, duygusal ve ekonomik kayıplarını tamamlamaya yönelik ihtiyaç ve kazanım temelli çalışmalar yaparak bu kayıpları en aza indirmektir. Bu süreçte yaşanan eğitim kayıplarını sadece yazın telafi programları şeklinde değil 2021/2022 eğitim öğretim dönemi boyunca yapmayı planlamaktayız. Öğrencilerimizin bu dönemde yaşadıkları bu kayıpları tamamlamadan yeni döneme sağlıklı başlamaları mümkün değildir. Tabi bu durum sadece öğrenciler açısından değil aynı zamanda öğretmenlerimiz açısından da böyle. Dolayısıyla uygulayacağımız ihtiyaç ve kazanım temelli programlarla hem öğrencilerimizin hem de öğretmenlerimizin bu alanlarda yaşadıkları kayıpları ve duygu durumlarını tespit edip(bunu her bir öğrencimizin, konu eksikliklerini, öğrenme kayıplarını ortaya çıkaracak bilişsel haritalar ve gelişim karneleri oluşturarak yapmaktayız ) telafi programlarımızı buna göre müfredatla bütünleştirecek yeni bir program hazırlamaktayız. Ayrıca rehberlik birimlerimizle yeni bir anlayışla kurmuş olduğumuz; veli, öğrenci ve öğretmen akademileriyle de hem öğrencilerimize, hem öğretmenlerimize,  hem de velilerimize destek olacak çalışmalar yapmaktayız. Öğrencilerimizin bu süreçte bir yandan akademik kayıplarını gidermeye yönelik çalışmalar yapılırken öte yandan onların sosyal ve duygusal açıdan da destekleyecek farklı programları hayata geçirdik. 

Eğitimde MEB’in belirlediği müfredat üzerinden planlamalar yapılıyor. Bu anlayışın değişmesini bekliyor musunuz? Bu konuda önerileriniz nelerdir?

Milli Eğitim Bakanlığımız aslında son birkaç senedir bu konuda bazı değişimlerin olacağının sinyallerini vermişti. Özellikle 40 saatlik ders saati yerine 20 saatlik ders programı, geri kalan zamanda da atölye çalışmalarının yapılacağı yönünde adımlar atılmıştı. Fakat bunun uygulamaya geçmesi çok mümkün olmadı. Ancak yeni dönemde seyreltilmiş sınıf ortamlarında ders saatlerinin hatta sürelerinin kısaltılması ve benzeri düzenlemelerin yapılması bana göre kaçınılmazdır. Bu dönemde veli ve öğrenci akademileri kurularak öğrencilerimizin bu yeni karma eğitim modeline daha rahat ayak uydurmaları sağlanmalıdır. Öğrencilerimizin sadece akademik derslere yönelmelerinin önüne geçilerek onları sosyal duygusal yönden besleyecek ve yeteneklerini ortaya koyabilecekleri bir eğitim modelinin hayata geçirilmesi gerekmektedir. 

KARARLAR ORTAK AKIL İLE ALINIYOR

Eğitim yönetiminde yukarıdan aşağıya bir yönetim modelinin hakim olduğunu görüyoruz. Bu yönetim anlayışı günümüzün dinamiklerini karşılamaya yetiyor mu? Eğitim yönetiminde demokratik bir model nasıl inşa edilebilir? Bu anlamda Kurumunuzdaki yönetim modeli hakkında bilgi verebilir misiniz?

Aslında bu sorunun cevabı kolay ancak bir o kadar da karmaşık. Günümüz eğitim sistemlerinde okulları etkili yönetmek için sosyal, politik, ekonomik, teknolojik birçok faktörü göz önünde bulundurmak zorundayız. Yönetim süreçlerini ortaya koyarken somut gerçeklerden kopuk, eğitimin öznesi olan öğrencileri sürecin içine sadece pasif olarak almakla başarıya ulaşma şansımız yok. Böyle düşündüğümüzde yukarıdan aşağıya bir yönetim anlayışının çok da sağlıklı olmadığını görüyoruz. Aslolan bu konuda eğitimin tüm bileşenlerinin bir araya gelerek demokratik bir yönetim anlayışıyla ortak kararlar almasıdır.

Bizler kurumlarımızda yaptığımız çalıştaylarda eğitimin tüm kademelerinde uygulayacağımız programları öncelikli olarak öğrencilerimizin beklentilerini ve düşüncelerini akademik, sosyal, bilişsel ve duygusal açıdan destekleyecek şekilde planlamaya özen gösteririz. Eğitimle ilgili kararları alırken öğrencilerimizin, zümrelerimizin, bölüm başkanlarımızın, eğitim koordinatörlerimizin yaptıkları çalışmalar sonucunda ortaya çıkan ortak akıl sonucunda oluşturuyoruz. 

Yeni Okul’un değerler skalasında neler ön plana geçecek? Sürdürülebilir eğitimin belirleyici ilkeleri neler olmalı ve nasıl hayata geçirilmeli?

Yeni Okulun değerler skalasına baktığımızda; öğrencilerin yönetimde daha çok söz sahibi olduğu, düşüncelerini ve görüşlerini özgür bir ortamda ifade edebilmeleri çok önemli. Ayrıca öğrencilerimizin öz değerlendirme kapasitelerini güçlendirmek, onlara öğrenecekleri konuları seçmede daha fazla özgürlük vermek, kendilerini öğrenme konusunda özgür hissetmelerini sağlamak temel amaçlarımızdan olmalıdır. Bunun için de okul iklimini ön yargısız, tarafsızlığı koruyacak şekilde materyallerle donatmak ve bu alanları öğrencilerin öğrenme tarzlarının farklı olduğunu unutmadan düzenlememiz gerekir. Bunun sürdürülebilir olması için eğitim yöneticilerimizin ve öğretmenlerimizin demokratik yaşam biçimini özümsemiş, vizyon sahibi, yeniliklere açık ve kendini sürekli geliştiren ve toplumsal düzeyde meydana gelen değişimleri yakından takip eden bir yapıda olmaları gerekir. 

Beceri temelli eğitim yeni eğitim modelinin temellerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu çerçevede Yeni Okul’un beceri kriterleri neler olacak?

Yeni eğitim modelinin gerektirdiği yetkinliklere yada becerilere baktığımızda değişen dünya ve bilgi çağıyla birlikte öğrencilerden sadece akademik başarısı yüksek bireyler olarak değil, 21. yüzyıl becerileri olarak tanımlanan üst düzey becerilere sahip, okuduğunu anlama, eleştirel düşünme, karar verme, sorumluluk alma, problem çözme ve benzeri yetkinliklere sahip bireyler olmaları beklenmektedir. Bu nedenle eğitim yöneticilerinin öğrenme ortamlarını tasarlarken ve uygulayacakları programları oluştururken disiplinler arası bir yaklaşımla öğrencilerini araştıran, sorgulayan, bugün aldıkları eğitimle geleceği inşa eden bir eğitim felsefesiyle yetiştirmeleri gerekmektedir. 

“Öğrencilerimizin; teknolojik faktörlerle hızlı değişen dünyayı yakalamaları ve gelecekte söz sahibi olabilmeleri için; onların kendine güvenen, yönetimlerde inisiyatif alabilen, girişimci, yeniliğe açık ve dinamik öğrenciler olarak yetiştirebilen Yeni Okul modelini oluşturmamız gerekir.” 

“Uzun zamandır öğrencilerimizi mümkün olduğunca ezbere dayalı bilgi ile yüklenmiş bireyler olarak değil; kurumlarımızda sağladığımız teknoloji desteği ve öğrenci merkezli eğitim politikamızla öğrencilerimizin daha yaratıcı, yenilikçi, etkin iletişim kuran,  eleştirel düşünebilen ve teknolojiyi ihtiyaç duydukları bilgiye ulaşmak için etkin kullanabilen bireyler olarak yetişmelerini sağlıyoruz.”

 

 

 

 

 

 

 

Vatan’da yeni dönem ORTAK AKIL ile planlanıyor

 

 

“Yeni Okul olarak adlandırabileceğimiz hibrit eğitim modelini çağın gereği olarak teknolojiyle desteklemek ve bunu farklı eğitim felsefeleriyle harmanlamak en temel hedefimizdir” diyen Vatan Eğitim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Atilla Aktaş, pandemiyle oluşan yeni süreci ve kurumda gerçekleştirdikleri çalışmaları artı eğitim’e anlattı.

 

Eğitimde geçmişin anlayış ve uygulamalarıyla yeni dönemi yönetmek mümkün mü? Neler, nasıl değişiyor?

Günümüz dünyasının en belirgin özelliği, birçok alanda ve yerde görülen hızlı değişimlerdir. Bu hızlı değişim ve dönüşümlerle beraber günümüzde öğrencilere kazandırılması gereken bilgi ve becerilerin yoğunluğu ve çeşitliliği azımsanmayacak derecede artmıştır. Bilgi çağı olarak adlandırılan bu dönemde; bilgi hızla üretilmekte, yayılmakta ve çok hızlı bir şekilde değişip dönüşmektedir. Dolayısıyla bilgiyi sadece elinde tutup aktaran sistem üzerine temellenmiş bir eğitim sistemi gereksinip duyulan yeni çağdaş insan modelini yaratmada yetersiz kalmaktadır. Bu anlamda eğitimde yeni uygulamaların ve farklı modellerin uygulanması da kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır. Bu ihtiyaçların ne kadar elzem olduğu Covid-19’un küresel salgın olarak ortaya çıkmasıyla beraber daha da belirginleşti. Dolayısıyla geçmişin anlayış ve uygulamalarının bazılarında yenilenmeye ve değişime ihtiyaç olduğu çok açık. Elbette eğitimde devam eden anlayış ve uygulamaların bazılarında ısrarcı olmak gerekir; ancak birçok alanda “yeni dönemi” eğitimdeki mevcut anlayış ve uygulamalarla yönetmek mümkün değildir. Bilgi çağı olarak adlandırdığımız bu dönemde özellikle teknolojik alanlarda meydana gelen hızlı değişimlerin hayatın her alanında etkisinin hissedildiğini biliyoruz. Ayrıca Z kuşağı olarak adlandırdığımız günümüz öğrencilerinin hayatı anlama tarzları, yaşayış biçimleri, beklenti ve hayallerin bir önceki kuşağa göre farklı olduğunu, yine onların kendilerini birçok alanda geliştirebilecek deneyim ve vizyona sahip olduklarını görmekteyiz.

 

TELAFİ PROGRAMIMIZ 2021-2022 BOYUNCA SÜRECEK
Pandemi ile birlikte uzaktan ve hibrit eğitimin ön plana çıkması Yeni Okul kavramını da gündeme getirdi? Sizce Yeni Okul hangi parametreler üzerine inşa edilecek? Bu anlamda kurumunuzdaki dönüşümler neler olacak ve nasıl hayata geçirilecek?

Yukarıda da belirttiğim üzere Covid-19’un aslında kaçınılmaz olanı (eğitimde değişim ihtiyaçlarını) daha da hızlandırdığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla öğrencilerimizi sadece geleneksel metotlarla yeni döneme hazırlama şansımız yok. Bu nedenle karma eğitim modeli olarak adlandırdığımız hibrit ve uzaktan eğitim modeline geçiş kaçınılmazdır. Karma öğrenme olarak da adlandırabileceğimiz bu modelde geleneksel eğitim uygulamalarının çevrimiçi eğitim materyalleriyle zenginleştirilmesi, farklı eğitim felsefelerinin geleneksel öğrenme ortamlarında birlikte kullanılması gerekmektedir.

Bizler; kurumlarımızda uyguladığımız yapılandırmacı eğitim modelini teknolojiyle zaten destekliyorduk ancak yaşanan bu süreçte yaptığımız bu uygulamaların aslında ne kadar da önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Dolayısıyla “Yeni Okul” olarak adlandırabileceğimiz hibrit eğitim modelini çağın gereği olarak teknolojiyle desteklemek ve bunu farklı eğitim felsefeleriyle harmanlamak en temel hedefimizdir.

Öte yandan bu dönemde ilk önceliğimiz; öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin çalışan personelimizin ve velilerimizin yaşadıkları bilişsel, sosyal, psikolojik, duygusal ve ekonomik kayıplarını tamamlamaya yönelik ihtiyaç ve kazanım temelli çalışmalar yaparak bu kayıpları en aza indirmektir. Bu süreçte yaşanan eğitim kayıplarını sadece yazın telafi programları şeklinde değil 2021/2022 eğitim öğretim dönemi boyunca yapmayı planlamaktayız. Öğrencilerimizin bu dönemde yaşadıkları bu kayıpları tamamlamadan yeni döneme sağlıklı başlamaları mümkün değildir. Tabi bu durum sadece öğrenciler açısından değil aynı zamanda öğretmenlerimiz açısından da böyle. Dolayısıyla uygulayacağımız ihtiyaç ve kazanım temelli programlarla hem öğrencilerimizin hem de öğretmenlerimizin bu alanlarda yaşadıkları kayıpları ve duygu durumlarını tespit edip(bunu her bir öğrencimizin, konu eksikliklerini, öğrenme kayıplarını ortaya çıkaracak bilişsel haritalar ve gelişim karneleri oluşturarak yapmaktayız ) telafi programlarımızı buna göre müfredatla bütünleştirecek yeni bir program hazırlamaktayız. Ayrıca rehberlik birimlerimizle yeni bir anlayışla kurmuş olduğumuz; veli, öğrenci ve öğretmen akademileriyle de hem öğrencilerimize, hem öğretmenlerimize,  hem de velilerimize destek olacak çalışmalar yapmaktayız. Öğrencilerimizin bu süreçte bir yandan akademik kayıplarını gidermeye yönelik çalışmalar yapılırken öte yandan onların sosyal ve duygusal açıdan da destekleyecek farklı programları hayata geçirdik.

 

Eğitimde MEB’in belirlediği müfredat üzerinden planlamalar yapılıyor. Bu anlayışın değişmesini bekliyor musunuz? Bu konuda önerileriniz nelerdir?

Milli Eğitim Bakanlığımız aslında son birkaç senedir bu konuda bazı değişimlerin olacağının sinyallerini vermişti. Özellikle 40 saatlik ders saati yerine 20 saatlik ders programı, geri kalan zamanda da atölye çalışmalarının yapılacağı yönünde adımlar atılmıştı. Fakat bunun uygulamaya geçmesi çok mümkün olmadı. Ancak yeni dönemde seyreltilmiş sınıf ortamlarında ders saatlerinin hatta sürelerinin kısaltılması ve benzeri düzenlemelerin yapılması bana göre kaçınılmazdır. Bu dönemde veli ve öğrenci akademileri kurularak öğrencilerimizin bu yeni karma eğitim modeline daha rahat ayak uydurmaları sağlanmalıdır. Öğrencilerimizin sadece akademik derslere yönelmelerinin önüne geçilerek onları sosyal duygusal yönden besleyecek ve yeteneklerini ortaya koyabilecekleri bir eğitim modelinin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

 

KARARLAR ORTAK AKIL İLE ALINIYOR

Eğitim yönetiminde yukarıdan aşağıya bir yönetim modelinin hakim olduğunu görüyoruz. Bu yönetim anlayışı günümüzün dinamiklerini karşılamaya yetiyor mu? Eğitim yönetiminde demokratik bir model nasıl inşa edilebilir? Bu anlamda Kurumunuzdaki yönetim modeli hakkında bilgi verebilir misiniz?

Aslında bu sorunun cevabı kolay ancak bir o kadar da karmaşık. Günümüz eğitim sistemlerinde okulları etkili yönetmek için sosyal, politik, ekonomik, teknolojik birçok faktörü göz önünde bulundurmak zorundayız. Yönetim süreçlerini ortaya koyarken somut gerçeklerden kopuk, eğitimin öznesi olan öğrencileri sürecin içine sadece pasif olarak almakla başarıya ulaşma şansımız yok. Böyle düşündüğümüzde yukarıdan aşağıya bir yönetim anlayışının çok da sağlıklı olmadığını görüyoruz. Aslolan bu konuda eğitimin tüm bileşenlerinin bir araya gelerek demokratik bir yönetim anlayışıyla ortak kararlar almasıdır.

Bizler kurumlarımızda yaptığımız çalıştaylarda eğitimin tüm kademelerinde uygulayacağımız programları öncelikli olarak öğrencilerimizin beklentilerini ve düşüncelerini akademik, sosyal, bilişsel ve duygusal açıdan destekleyecek şekilde planlamaya özen gösteririz. Eğitimle ilgili kararları alırken öğrencilerimizin, zümrelerimizin, bölüm başkanlarımızın, eğitim koordinatörlerimizin yaptıkları çalışmalar sonucunda ortaya çıkan ortak akıl sonucunda oluşturuyoruz.

 

Yeni Okul’un değerler skalasında neler ön plana geçecek? Sürdürülebilir eğitimin belirleyici ilkeleri neler olmalı ve nasıl hayata geçirilmeli?

Yeni Okulun değerler skalasına baktığımızda; öğrencilerin yönetimde daha çok söz sahibi olduğu, düşüncelerini ve görüşlerini özgür bir ortamda ifade edebilmeleri çok önemli. Ayrıca öğrencilerimizin öz değerlendirme kapasitelerini güçlendirmek, onlara öğrenecekleri konuları seçmede daha fazla özgürlük vermek, kendilerini öğrenme konusunda özgür hissetmelerini sağlamak temel amaçlarımızdan olmalıdır. Bunun için de okul iklimini ön yargısız, tarafsızlığı koruyacak şekilde materyallerle donatmak ve bu alanları öğrencilerin öğrenme tarzlarının farklı olduğunu unutmadan düzenlememiz gerekir. Bunun sürdürülebilir olması için eğitim yöneticilerimizin ve öğretmenlerimizin demokratik yaşam biçimini özümsemiş, vizyon sahibi, yeniliklere açık ve kendini sürekli geliştiren ve toplumsal düzeyde meydana gelen değişimleri yakından takip eden bir yapıda olmaları gerekir.

 

Beceri temelli eğitim yeni eğitim modelinin temellerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu çerçevede Yeni Okul’un beceri kriterleri neler olacak?

Yeni eğitim modelinin gerektirdiği yetkinliklere yada becerilere baktığımızda değişen dünya ve bilgi çağıyla birlikte öğrencilerden sadece akademik başarısı yüksek bireyler olarak değil, 21. yüzyıl becerileri olarak tanımlanan üst düzey becerilere sahip, okuduğunu anlama, eleştirel düşünme, karar verme, sorumluluk alma, problem çözme ve benzeri yetkinliklere sahip bireyler olmaları beklenmektedir. Bu nedenle eğitim yöneticilerinin öğrenme ortamlarını tasarlarken ve uygulayacakları programları oluştururken disiplinler arası bir yaklaşımla öğrencilerini araştıran, sorgulayan, bugün aldıkları eğitimle geleceği inşa eden bir eğitim felsefesiyle yetiştirmeleri gerekmektedir.

 

 

“Öğrencilerimizin; teknolojik faktörlerle hızlı değişen dünyayı yakalamaları ve gelecekte söz sahibi olabilmeleri için; onların kendine güvenen, yönetimlerde inisiyatif alabilen, girişimci, yeniliğe açık ve dinamik öğrenciler olarak yetiştirebilen Yeni Okul modelini oluşturmamız gerekir.”

 

“Uzun zamandır öğrencilerimizi mümkün olduğunca ezbere dayalı bilgi ile yüklenmiş bireyler olarak değil; kurumlarımızda sağladığımız teknoloji desteği ve öğrenci merkezli eğitim politikamızla öğrencilerimizin daha yaratıcı, yenilikçi, etkin iletişim kuran,  eleştirel düşünebilen ve teknolojiyi ihtiyaç duydukları bilgiye ulaşmak için etkin kullanabilen bireyler olarak yetişmelerini sağlıyoruz.”

 

 

 

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.