‘Yeni Nesil Öğretmen, bir öğrenme mimarıdır’




Fatih Haktürk - Kavram Eğitim Kurumları Eğitim Koordinatörü

fatih_hasturk_kasim_2025“Kavram Eğitim Kurumları’nda, öğretmenin insani yönünü güçlendirmek için teknolojiyi stratejik bir araç olarak öğrenme süreçlerimize dâhil ediyoruz. Özellikle ölçme-değerlendirme, geri bildirim, müfredat ve ders tasarımı, deney ve atölye çalışmaları, proje temelli öğrenme modülleri gibi alanlarda öğretmenin rutin iş yükünü azaltan dijital araçları aktif biçimde kullanıyoruz. Yeni Nesil Öğretmen, bilgiyi anlatan değil, bilginin öğrencide nasıl anlam bulacağını planlayan bir öğrenme mimarıdır.”

Eğitimde büyük veri çağında Yeni Nesil Öğretmeni nasıl tanımlıyoruz?
Bugün öğretmenlik, sadece bilgi aktaran bir meslek olmaktan çıktı; öğrenme süreçlerini tasarlayan, yöneten ve izleyen bir uzmanlık alanına dönüştü. Çünkü bilginin kaynağı artık sınıfın içiyle sınırlı değil; öğrenci okul dışında çok farklı dijital kaynaklarla temas hâlinde. Dolayısıyla Yeni Nesil Öğretmen, bilgiyi anlatan değil, bilginin öğrencide nasıl anlam bulacağını planlayan bir öğrenme mimarıdır. Bu öğretmen, öğrencisinin akademik gelişimini yalnızca sınav sonuçlarıyla değil, süreç izleme verileri, performans değerlendirmeleri ve gözlem notlarıyla takip eder; yani veri okuryazarlığı artık öğretmenlik mesleğinin merkezinde yer alır. Bunun yanında sınıf iklimini güven, saygı ve aidiyet duygusu üzerine kurarak, öğrencinin öğrenmeye yönelik duygusal bariyerlerini kaldırır. Kısacası Yeni Nesil Öğretmen; mesleki gelişimini sürekli güncelleyen, teknolojiyi pedagojik amaçla kullanan, öğrenmede fark yaratan kararlı bir liderdir.

MESLEKİ GELİŞİM EKOSİSTEMİ
Okullar öğretmenlerin mesleki gelişimini nasıl desteklemeli?
Okulların öğretmeni yalnız bıraktığı bir yapıda öğrenme kültürünün sürdürülebilir olması mümkün değildir. Bu nedenle öğretmen gelişiminin, yıllık akışa yayılmış planlı, izlenebilir ve sahaya yansıması, görülebilir bir modele oturtulması gerekir. Biz Kavram Eğitim Kurumları'nda öğretmen eğitimini yalnızca dönemsel seminerlerle sınırlandırmıyor, bir mesleki gelişim ekosistemi olarak ele alıyoruz. Üç yıldır paydaşı olmaktan gurur duyduğumuz Sürdürülebilir Eğitim Sempozyumları, bu ekosistemin en önemli bileşenlerinden biri. Merkez kampüslerimizde görev yapan tüm öğretmenlerimiz, geniş bilim kurulumuz ve alanında uzman akademisyenlerin yürüttüğü atölye, vaka analizi, uygulamalı öğrenme tasarımı ve seminer programlarına düzenli olarak katılıyorlar. Bu yıl 11-12-13 Kasım tarihlerinde Antalya’da üçüncüsünü gerçekleştireceğimiz Sürdürülebilir Eğitim Sempozyumu’nu, geçen yıldan itibaren Antalya dışına da taşıyarak İstanbul, Adana, Diyarbakır gibi şehirlerde düzenlemeye başladık. Böylece yalnızca kurumlarımızdaki öğretmenlere değil, ülkemizin öğretmenlerine, yöneticilerine ve tüm eğitim paydaşlarına açık bir paylaşım kültürü oluşturuyoruz. Biz bu sempozyumları, öğretmenin mesleki gelişimine hizmet eden geçici bir etkinlik olarak değil; Türkiye’de öğretmen niteliğine yapılan kalıcı bir yatırım olarak görüyoruz.

Yapay zekâ çağında öğretmenin rolü nasıl değişecek?
Yapay zekâ artık öğrencinin bilgiye erişim hızını artırıyor, içeriği özetliyor, soru üretiyor, örnekler oluşturuyor. Ancak tüm bunlara rağmen sınıfta hâlâ öğretmenin yerini dolduracak bir sistem yok, çünkü öğretmen öğrenmeye duygu, bağlam ve anlam kazandıran kişidir. Öğretmen, öğrenmeyi bir metinden ya da uygulamadan çok daha fazlası hâline getirir: merak uyandırır, ilişki kurar, öğrencinin iç motivasyonunu harekete geçirir. Yapay zekâ, öğretmene iş yükünü azaltan bir destek olabilir, fakat öğrencinin kendisini değerli, görünür ve anlaşılmış hissetmesini sağlayan insani temas yalnızca öğretmenle mümkündür. Bu nedenle önümüzdeki dönemde öğretmenin rolü bilgiyi anlatmak değil, öğrenmeyi yönlendirmek, düşünmeyi geliştirmek ve öğrencinin duygusal dayanıklılığını güçlendirmek olacaktır.

Okullarda robot öğretmenler olacak mı?
Eğitim teknolojileri hızla gelişirken, sınıflarda öğretmenin tamamen yerini alacak robot ya da yapay zekâ sistemlerinin yakın vadede ortaya çıkmasını gerçekçi görmüyoruz. Ancak bu durum, teknolojinin eğitimin dışında kalacağı anlamına gelmiyor. Aksine biz Kavram Eğitim Kurumları’nda, öğretmenin insani yönünü güçlendirmek için teknolojiyi stratejik bir araç olarak öğrenme süreçlerimize dâhil ediyoruz. Özellikle ölçme-değerlendirme, geri bildirim, müfredat ve ders tasarımı, deney ve atölye çalışmaları, proje temelli öğrenme modülleri gibi alanlarda öğretmenin rutin iş yükünü azaltan dijital araçları aktif biçimde kullanıyoruz. Böylece öğretmen, zamanını içerik hazırlamak ya da tekrar işlemeye değil,öğrenciyi tanımaya, ilişki kurmaya, yönlendirmeye ve derinlemesine öğrenmeyi desteklemeyeayırabiliyor. Kısacası teknoloji, sınıfta öğretmenin yerini alan değil; öğretmeninöğrenmeye dokunan yönünü güçlendirendestekleyici bir unsurdur. Bizim yaklaşımımızda teknolojinin amacı, öğretmeni azaltmak değil,öğretmenin insani etkisini artırmaktır.

Yeni Nesil Öğretmenleri yönetecek yöneticiler nasıl olmalı?
Okul yöneticiliğini biz Kavram’da idari bir görev olarak değil, öğrenme kültürüne yön veren bir liderlik rolü olarak görüyoruz. Bu nedenle yöneticilerimizden beklentimiz; öğretmenlerin mesleki gelişim yolculuğuna eşlik etmeleri, sınıf içi uygulamaları düzenli gözlem ve geri bildirim süreçleriyle desteklemeleri ve ekip içinde güvene dayalı bir paylaşım kültürü oluşturmalarıdır. Okuldaki akademik yaklaşımın, sınıf ikliminin ve veli iletişiminin niteliğini belirleyen asıl unsur yöneticinin duruşudur. Bizim yönetici profilimiz, öğretmenlere ne yapmaları gerektiğini söyleyen değil; onlarla birlikte düşünen, yol açan, destekleyen ve gelişim fırsatlarını görünür kılan liderdir. Kısacası yöneticilerimizden, okulun hem insan tarafını hem akademik süreçlerini aynı hassasiyetle taşıyan; öğretmenin gelişimini, öğrencinin başarısını ve okul kültürünü birbirinden koparmadan yöneten bir profesyonellik bekliyoruz.

Türkiye’de öğretmen yetiştirme modeli üzerine düşünceleriniz nelerdir?
Türkiye’de öğretmen yetiştirme sürecinin en büyük eksikliklerinden biri, öğretmen adaylarının sınıf gerçekliğiyle erken dönemde ve yeterince yoğun temas kuramamasıdır. Eğitim fakültelerinde verilen teorik bilgi değerli olmakla birlikte, sınıf yönetimi, ölçme-değerlendirme ve farklılaştırılmış öğretim gibi beceriler ancak uygulamayla güçlenir. Bu nedenle fakülte eğitiminin, okul ekosistemiyle eşzamanlı ve birbirini besleyen bir yapıda ilerlemesi gerekiyor. Öğretmen adaylarının mezun olmadan önce gerçek sınıflarda gözlem–planlama–uygulama–geri bildirim döngülerine dâhil olması, mesleki yeterlik açısından kritik bir basamaktır.
Biz Kavram Koleji olarak bu ihtiyacı yakından görüyor ve Staj ve Kariyer Programlarımız ile öğretmen yetiştirme sürecine aktif biçimde katkı sunuyoruz. Ülkemizin önde gelen üniversitelerinde okuyan ya da yeni mezun olan öğretmen adayları, merkez ve kampüs okullarımızda deneyimli öğretmenlerimizin yanında mentorluk ve saha deneyimi ediniyorlar. İnsan kaynakları politikamızı, yalnızca kadro ihtiyacına göre değil; kıdemli öğretmenlerimizin birikimi ile genç öğretmenlerimizin dinamizmini buluşturan sürdürülebilir bir gelişim ekosistemi olarak tasarlıyoruz. Bu sayede kurum içinde öğreten–öğrenen–gelişen bir kültür kuruluyor; öğretmen yalnızca bilgi aktaran değil, sürekli kendini yenileyen bir profesyonel topluluğun parçası hâline geliyor.
Kısacası biz öğretmen yetiştirmeyi, tek yönlü bir mesleki edinim değil, ortak akıl ve paylaşıma dayalı uzun soluklu bir mesleki yolculuk olarak ele alıyoruz.

ÖĞRETMENLERİMİZİ DE YENİ DÜNYANIN EĞİTİM PRATİKLERİNE HAZIRLIYORUZ
Teknoloji kuşağı olan öğrencilerle etkili öğretmenlik nasıl kurulmalı?
Bugünün öğrencileri bilgiye çok hızlı erişebilen, merak duygusu yüksek ve deneyim talebi güçlü bir kuşak. Bu nedenle öğrenmenin merkezine yalnızca bilgiyi değil, üretim ve uygulama süreçlerini yerleştirmek gerekiyor. Kavram olarak biz bu yaklaşımı Kavram Future Academy dersleriyle somutlaştırıyoruz. Bu programda öğrenciler yalnızca bir konuyu öğrenmekle kalmıyor; projeler, vaka analizleri, araştırmalar, saha uygulamaları ve disiplinler arası görevler yoluyla bilgiyi hayatın içinde deneyimliyor. Girişimcilik, finans, teknoloji ve yeni medya gibi temalar üzerinden öğrencilerimiz ilgi duydukları alanlarda projeler üretiyorlar. Programımızın ders danışmanı Prof. Dr. Mustafa Sever’in liderliğinde öğretmenlerimizi de yeni dünyanın eğitim pratiklerine hazırlıyoruz. Bunun için öğretmen eğitimleri, geliştirilmiş materyal setleri, ortak planlama oturumları ve sürekli sınıf içi gözlem-geri bildirim süreçleri yürütüyoruz. Böylece hem öğretmen hem öğrenci, 21. yüzyıl becerilerini yalnızca teorik olarak bilen değil, günlük öğrenme kültüründe uygulayan bir profil hâline geliyor. Sonuç olarak sınıfta öğretmen, bilgi aktaran kişi olmaktan çıkıyor; öğrenmeyi yapılandıran, merak uyandıran, rehberlik eden bir öğrenme lideri konumuna yükseliyor. Bu da Kavram okullarında yalnızca ders işleme biçimlerini değil, eğitim atmosferinin kendisini dönüştürüyor.

 

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.