Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Yaz saati uygulamasının sona ermesiyle saatler, 8 Kasım'da 1 saat geri alınacak.
Yaz saati uygulamasının sona ermesiyle saatler, bu Cumartesi'yi Pazar gününe bağlayan gece yarısından sonra, 04.00 itibariyle 1 saat geri alınacak.
Kış saati uygulamasının, 1 Kasım Milletvekili Genel Seçimi nedeniyle 8 Kasım'a ertelenmesine yönelik düzenleme, daha önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Ali Rıza Alaboyun'un imzasıyla Başbakanlığa gönderilmişti.
Yapılan yeni düzenleme doğrultusunda, 25 Ekim'de sona ermesi gereken yaz saati uygulaması, bu yıl 8 Kasım'da sona erecek ve bu tarihte saatler 04.00'ten 03.00'e alınacak.
Bakanlar Kurulu kararıyla yaz saati uygulaması kapsamında, gün ışığından daha fazla yararlanmak ve elektrik tasarrufu için saatler 29 Mart'ta 03.00'ten itibaren 1 saat ileri alınmıştı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Yaz saati uygulamasının sona ermesiyle saatler, 8 Kasım'da 1 saat geri alınacak.
Yaz saati uygulamasının sona ermesiyle saatler, bu Cumartesi'yi Pazar gününe bağlayan gece yarısından sonra, 04.00 itibariyle 1 saat geri alınacak.
Kış saati uygulamasının, 1 Kasım Milletvekili Genel Seçimi nedeniyle 8 Kasım'a ertelenmesine yönelik düzenleme, daha önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Ali Rıza Alaboyun'un imzasıyla Başbakanlığa gönderilmişti.
Yapılan yeni düzenleme doğrultusunda, 25 Ekim'de sona ermesi gereken yaz saati uygulaması, bu yıl 8 Kasım'da sona erecek ve bu tarihte saatler 04.00'ten 03.00'e alınacak.
Bakanlar Kurulu kararıyla yaz saati uygulaması kapsamında, gün ışığından daha fazla yararlanmak ve elektrik tasarrufu için saatler 29 Mart'ta 03.00'ten itibaren 1 saat ileri alınmıştı.
Son Güncelleme: Cuma, 06 Kasım 2015 12:23
Gösterim: 1057
KPSS’de usulsüzlük nedeniyle dün gözaltına alınan 3 şüpheli, adliyeye sevk edildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2010 KPSS'deki usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan biri kadın 3 ÖSYM çalışanı, adliyeye sevk edildi.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suç ve Suç Gelirleriyle Mücadele Şubesindeki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildi.
Gözaltındaki biri kadın 3 zanlı, daha sonra Ankara Adliyesine getirildi.
Şüphelilerin, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman'a ifade vermesi bekleniyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
KPSS’de usulsüzlük nedeniyle dün gözaltına alınan 3 şüpheli, adliyeye sevk edildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2010 KPSS'deki usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan biri kadın 3 ÖSYM çalışanı, adliyeye sevk edildi.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suç ve Suç Gelirleriyle Mücadele Şubesindeki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildi.
Gözaltındaki biri kadın 3 zanlı, daha sonra Ankara Adliyesine getirildi.
Şüphelilerin, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman'a ifade vermesi bekleniyor.
Son Güncelleme: Cuma, 06 Kasım 2015 12:03
Gösterim: 1435
Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, eğitim politikasının her 2 senede bir değiştirilmesinin çocuklar, öğretmenler ve gelecek için yanlış olacağını ifade ederek, "Yüksek eğitim politikamızın, üniversitelerle ilgili konuların çok önceden çözülmesi ve yeni bir kapsama kavuşturulması gerekirdi. Önceleri 8 yıllık kesintisiz zorunlu, daha sonra biraz farklılaşma ve en sonunda 4+4+4 ortaya çıkan durum, yeni sorunları beraberinde getirdi ve henüz eğitim politikamız netleşmedi" dedi.
Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) tarafından düzenlenen Medeniyet İnşası Türkiye Vizyonu Uluslararası Kongresi'nde konuşan Arınç, seçim sonuçlarının Türkiye için hayırlı sonuçlar vermesini diledi.
Arınç, "Güçlü bir iktidar, güçlü bir hükümet, güçlü bir parlamento yapısıyla biz, mademki ilk günkü aşkla 'Haydi bismillah' diyoruz, medeniyet inşasına da 'Haydi bismillah' diyerek belki başlamamız gerekecek. Bunun için teorik tartışmaların son bulmasını diliyorum, artık billurlaşmış, somutlaşmış bir programın ortaya çıkmasını arzu ediyorum" diye konuştu.
Bülent Arınç, 13 yıllık hükümet döneminde en fazla bakan değişiminin Milli Eğitim Bakanlığı'nda yaşandığına değinerek, şöyle devam etti:
"Eğitim politikası her 2 senede bir değiştirilir, değiştirilmek zorunda kalırsa bu çocuklarımız için de öğretmenlerimiz için de geleceğimiz için de bence yanlıştır. Yüksek eğitim politikamızın, üniversitelerle ilgili konuların çok önceden çözülmesi ve yeni bir kapsama kavuşturulması gerekirdi. Çocuklarımızın daha okul öncesi programlarından üniversite sonuna 20 milyonu aşkın genç kitleden bahsediyoruz. Önceleri 8 yıllık kesintisiz zorunlu, daha sonra biraz farklılaşma ve en sonunda 4+4+4 ortaya çıkan durum yeni sorunları beraberinde getirdi ve henüz eğitim politikamız netleşmedi. 'Çocuklar hangi imtihana girecekler, hangisinden muaf olacaklar, hangisinden çıkıp hangisine yetişecekler veya müfredat programları ne olacak?' Hükümetin sorumluluk taşıyan bir bakanı olarak bu konulara kafamı verdiğimde çok olumlu neticeler almadığımı ifade etmeliyim."
Dilin zenginleştirilmesi gerekir
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün son dönem çalışmalarına değinen Arınç, vakıfların, yeni medeniyet inşasında ayrı başlık altında kullanılması gerektiğini belirtti.
Arınç, ortak kültür değerleri içerisinde dine, dile ve tarihe çok daha fazla önem verdiğini ifade ederek, "Tarihin yeniden bilinir, anlaşılabilir olması lazım ki bugünkü sorunlarımıza ve gelecek perspektifimize katkısı olabilirsin" dedi.
Dilin de zenginleştirilmesi gerektiğine dikkati çeken Arınç, "Bugün maalesef 3-5 yaşındaki çocuklarımızın elinde bile Iphonelarla, tabletlerle sadece oyun oynadıklarını, onlarla meşgul renkli bir dünyaya daldıklarını görüyoruz. İçeriye babası mı girmiş, dedesi mi girmiş, bir şey mi söylemiş, 'Bana bir su getir' mi demiş, hiçbirisi farkında değil. Herkes sohbeti, birbirini dinlemeyi, birbirinin gözünün içine bakmayı, sevgiyi, dostluğu bırakmış elindeki tabletle saatlerce... Artık SMS diliyle insanlar birbirleriyle koşmaya başlamışlar. 'Nbr?', 'Ne haber?' diyor. 'Slm', 'Selam' diyor. 'Hadi şu konuda bir konuşma yap' dediğinde 25-30 kelimenin dışında çıkaramayan bir gençlikle karşı karşıyaysak, bence bu, bir büyük tehlikeyi haber veriyor" ifadelerini kullandı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, eğitim politikasının her 2 senede bir değiştirilmesinin çocuklar, öğretmenler ve gelecek için yanlış olacağını ifade ederek, "Yüksek eğitim politikamızın, üniversitelerle ilgili konuların çok önceden çözülmesi ve yeni bir kapsama kavuşturulması gerekirdi. Önceleri 8 yıllık kesintisiz zorunlu, daha sonra biraz farklılaşma ve en sonunda 4+4+4 ortaya çıkan durum, yeni sorunları beraberinde getirdi ve henüz eğitim politikamız netleşmedi" dedi.
Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) tarafından düzenlenen Medeniyet İnşası Türkiye Vizyonu Uluslararası Kongresi'nde konuşan Arınç, seçim sonuçlarının Türkiye için hayırlı sonuçlar vermesini diledi.
Arınç, "Güçlü bir iktidar, güçlü bir hükümet, güçlü bir parlamento yapısıyla biz, mademki ilk günkü aşkla 'Haydi bismillah' diyoruz, medeniyet inşasına da 'Haydi bismillah' diyerek belki başlamamız gerekecek. Bunun için teorik tartışmaların son bulmasını diliyorum, artık billurlaşmış, somutlaşmış bir programın ortaya çıkmasını arzu ediyorum" diye konuştu.
Bülent Arınç, 13 yıllık hükümet döneminde en fazla bakan değişiminin Milli Eğitim Bakanlığı'nda yaşandığına değinerek, şöyle devam etti:
"Eğitim politikası her 2 senede bir değiştirilir, değiştirilmek zorunda kalırsa bu çocuklarımız için de öğretmenlerimiz için de geleceğimiz için de bence yanlıştır. Yüksek eğitim politikamızın, üniversitelerle ilgili konuların çok önceden çözülmesi ve yeni bir kapsama kavuşturulması gerekirdi. Çocuklarımızın daha okul öncesi programlarından üniversite sonuna 20 milyonu aşkın genç kitleden bahsediyoruz. Önceleri 8 yıllık kesintisiz zorunlu, daha sonra biraz farklılaşma ve en sonunda 4+4+4 ortaya çıkan durum yeni sorunları beraberinde getirdi ve henüz eğitim politikamız netleşmedi. 'Çocuklar hangi imtihana girecekler, hangisinden muaf olacaklar, hangisinden çıkıp hangisine yetişecekler veya müfredat programları ne olacak?' Hükümetin sorumluluk taşıyan bir bakanı olarak bu konulara kafamı verdiğimde çok olumlu neticeler almadığımı ifade etmeliyim."
Dilin zenginleştirilmesi gerekir
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün son dönem çalışmalarına değinen Arınç, vakıfların, yeni medeniyet inşasında ayrı başlık altında kullanılması gerektiğini belirtti.
Arınç, ortak kültür değerleri içerisinde dine, dile ve tarihe çok daha fazla önem verdiğini ifade ederek, "Tarihin yeniden bilinir, anlaşılabilir olması lazım ki bugünkü sorunlarımıza ve gelecek perspektifimize katkısı olabilirsin" dedi.
Dilin de zenginleştirilmesi gerektiğine dikkati çeken Arınç, "Bugün maalesef 3-5 yaşındaki çocuklarımızın elinde bile Iphonelarla, tabletlerle sadece oyun oynadıklarını, onlarla meşgul renkli bir dünyaya daldıklarını görüyoruz. İçeriye babası mı girmiş, dedesi mi girmiş, bir şey mi söylemiş, 'Bana bir su getir' mi demiş, hiçbirisi farkında değil. Herkes sohbeti, birbirini dinlemeyi, birbirinin gözünün içine bakmayı, sevgiyi, dostluğu bırakmış elindeki tabletle saatlerce... Artık SMS diliyle insanlar birbirleriyle koşmaya başlamışlar. 'Nbr?', 'Ne haber?' diyor. 'Slm', 'Selam' diyor. 'Hadi şu konuda bir konuşma yap' dediğinde 25-30 kelimenin dışında çıkaramayan bir gençlikle karşı karşıyaysak, bence bu, bir büyük tehlikeyi haber veriyor" ifadelerini kullandı.
Son Güncelleme: Perşembe, 05 Kasım 2015 17:38
Gösterim: 1072
Askeri darbe ürünü olduğu gerekçesi ve üniversiteler üzerindeki yetki ve denetimi nedeniyle eleştirilen YÖK, 35'inci yılında "imajını" yenilemeye hazırlanıyor.
Kuruluşundan bugüne kadar sık sık 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olduğu gerekçesiyle ve üniversiteler üzerindeki yetki ile denetimi nedeniyle eleştirilen Yükseköğretim Kurulu (YÖK), kuruma ilişkin kamuoyundaki olumsuz algıdan kurtularak 35'inci yılında "imajını" yenilemeye ve bazı yetkilerini üniversiteye devretmeye hazırlanıyor.
İkinci öğretimde ders saatleri, bahar döneminde yatay geçiş ve bütünleme sınavları konusundaki yetkilerini üniversitelere devreden YÖK, altyapıları ve mevzuatı hazırlanmış kurullara yetki devri konusunda çalışmalarını sürdürecek.
YÖK bu yıl Kalite Kurulu kapsamında kurumsal değerlendirme ve program akreditasyonu merkezli bir dış değerlendirme sistemini hayata geçirmeye hazırlanıyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Askeri darbe ürünü olduğu gerekçesi ve üniversiteler üzerindeki yetki ve denetimi nedeniyle eleştirilen YÖK, 35'inci yılında "imajını" yenilemeye hazırlanıyor.
Kuruluşundan bugüne kadar sık sık 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olduğu gerekçesiyle ve üniversiteler üzerindeki yetki ile denetimi nedeniyle eleştirilen Yükseköğretim Kurulu (YÖK), kuruma ilişkin kamuoyundaki olumsuz algıdan kurtularak 35'inci yılında "imajını" yenilemeye ve bazı yetkilerini üniversiteye devretmeye hazırlanıyor.
İkinci öğretimde ders saatleri, bahar döneminde yatay geçiş ve bütünleme sınavları konusundaki yetkilerini üniversitelere devreden YÖK, altyapıları ve mevzuatı hazırlanmış kurullara yetki devri konusunda çalışmalarını sürdürecek.
YÖK bu yıl Kalite Kurulu kapsamında kurumsal değerlendirme ve program akreditasyonu merkezli bir dış değerlendirme sistemini hayata geçirmeye hazırlanıyor.
Son Güncelleme: Cuma, 06 Kasım 2015 11:38
Gösterim: 1142
Artvin’de bir kamu kurumunda hizmetli olarak çalışan Emin Keskin, çocuklarının eğitimi için mesai saatlerinden arta kalan zamanlarda inşaatlarda ve farklı işlerde çalışarak 4 çocuğunu da üniversitede okutmanın gururunu yaşıyor.
İlkokul mezunu olan 54 yaşındaki Emin Keskin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kendisi gibi ilkokul mezunu eşiyle kendilerini çocuklarının eğitimine adadıklarını belirtti. Keskin, çok zor günler geçirmelerine rağmen 4 çocuğundan 2’sinin ODTÜ Mimarlık ile İnşaat Mühendisliği Bölümünü, en büyük oğlunun Anadolu Üniversitesi Bilgisayar Mühendislik Bölümünü bitirdiğini ifade etti. Keskin, "Bu yıl ise en küçük oğlum Ersin, il birinciliği ile Türkiye’de derece yaparak ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümünü kazandı" dedi.
Zorlandım ama başardım
Bir kamu kurumunda yaklaşık 25 yıldır hizmetli kadrosunda çalıştığını anlatan Keskin, "En büyük hayalim, çocuklarımın hepsini okutup iyi bir üniversite kazanmalarını sağlamaktı. 4 çocuğumu da çok zor şartlar altında okuttum. Öyle yıllar oldu ki üç çocuğumu aynı anda üniversitede okuttum. İnanın yemedim içmedim, uyumadım çalıştım ama başardım. Bir baba olarak çocuklarımın eğitimine katkı sunduğum için çok mutlu ve bir o kadarda gururluyum" diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Artvin’de bir kamu kurumunda hizmetli olarak çalışan Emin Keskin, çocuklarının eğitimi için mesai saatlerinden arta kalan zamanlarda inşaatlarda ve farklı işlerde çalışarak 4 çocuğunu da üniversitede okutmanın gururunu yaşıyor.
İlkokul mezunu olan 54 yaşındaki Emin Keskin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kendisi gibi ilkokul mezunu eşiyle kendilerini çocuklarının eğitimine adadıklarını belirtti. Keskin, çok zor günler geçirmelerine rağmen 4 çocuğundan 2’sinin ODTÜ Mimarlık ile İnşaat Mühendisliği Bölümünü, en büyük oğlunun Anadolu Üniversitesi Bilgisayar Mühendislik Bölümünü bitirdiğini ifade etti. Keskin, "Bu yıl ise en küçük oğlum Ersin, il birinciliği ile Türkiye’de derece yaparak ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümünü kazandı" dedi.
Zorlandım ama başardım
Bir kamu kurumunda yaklaşık 25 yıldır hizmetli kadrosunda çalıştığını anlatan Keskin, "En büyük hayalim, çocuklarımın hepsini okutup iyi bir üniversite kazanmalarını sağlamaktı. 4 çocuğumu da çok zor şartlar altında okuttum. Öyle yıllar oldu ki üç çocuğumu aynı anda üniversitede okuttum. İnanın yemedim içmedim, uyumadım çalıştım ama başardım. Bir baba olarak çocuklarımın eğitimine katkı sunduğum için çok mutlu ve bir o kadarda gururluyum" diye konuştu.
Son Güncelleme: Perşembe, 05 Kasım 2015 17:14
Gösterim: 976

