Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Eğitim fakültesi sayısı son 10 yılda 63'ten 97'ye, fen edebiyat fakültesi sayısı 91'den 184'e çıktı. Halen 600 bin öğretmen adayı var. Formasyon kararına tepkiler sürüyor. İstanbul Üniversitesi’nde de yüzlerce öğrenci dün kararı protesto etti.
YÖK’ün, fen edebiyat, dil tarih coğrafya ve ilahiyat fakültelerindeki öğrencilerin öğretmen olmalarını sağlayan pedagojik formasyonu kaldırması üniversitelerde gösterilere yol açarken, bu kararı aldıran istatistikler hem mezunların istihdam sorunları, hem de üniversitelerdeki arz talep dengesi dikkate alınmadan gerçekleşen büyümeyi gözler önüne seriyor: Eğitim fakültelerinin sayısı son 10 yılda 63’ten 97’ye, fen edebiyat fakültelerinin sayısı ise 91’den 184’e yükseldi. Eğitim fakülteleri yüzde 54, fen edebiyat fakülteleri yüzde 102 büyüdü. Halen, mevcut öğretmen sayısına eşdeğer sayıda, yani 600 bin öğretmen adayı eğitim görüyor.
YÖK’ün 5 Nisan’daki genel kurul toplantısında aldığı karar sadece fen edebiyat fakülteleriyle ilgili değil. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’ndeki okulöncesi öğretmenliği ve İngilizce öğretmenliği programlarına, mevcut uzaktan eğitim öğretmenlik programlarına öğrenci alınmayacak. Bu bölümler kapatılacak. Okulöncesi öğretmenliği, rehberlik ve psikolojik danışmanlık, özel eğitim bölümü öğretmenlikleri hariç tutularak eğitim fakültelerindeki ikinci öğretim programları kapatılacak. Bu yolla 15 bin kontenjan kısıtlanmış olacak. Bu karardan mevcut fen edebiyat fakültesi öğrencilerinin etkilenmemesi ve mağdur olmaması içinse YÖK’ün çalışmaları sürüyor. 3 Mayıs’taki genel kurulda bu yönde karar alınması bekleniyor.
YÖK üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman pedagojik formasyonun kaldırılmasının ardında MEB ile birlikte yaptığı öğretmen istihdamındaki sıkıntıları, arz talep dengesizliğini gidermeye yönelik çalışmaların olduğunu belirtiyor. Şişman, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, öğretmen yetiştirme ile ilgili bir stratejik belge ve plan hazırlama çabası içinde olduğunu belirterek “Temel konu, nicelikten çok nitelik üzerinde yoğunlaşma gereğidir. Bu çerçevede Mili Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen ihtiyacı, beklentileri ve mezunlar dikkate alınarak Öğretmen Yetiştirme Çalışma Grubu, YÖK Genel Kurulu’nun takdirine bazı öneriler sundu” diye konuştu. Prof. Dr. Şişman rakamlarla ortaya konan durumun öğretmen yetiştirmede yeni bir strateji geliştirilmesini gerekli kıldığını belirterek şu istatistikleri verdi:
* Fen edebiyat fakülteleri sayısı yüzde 102 arttı
* Türkiye’de 87 temel alanda ve 146 branşta öğretmen istihdamı gerçekleştiriliyor.
* Eğitim fakülteleri her yıl 40 bin mezun veriyor.
* Eğitim fakültelerinin sayısı son 10 yılda 63’ten 97’ye, fen edebiyat fakültelerinin sayısı ise 91’den 184’e yükseldi.
* Son 10 yılda eğitim fakülteleri yüzde 54 büyürken fen edebiyat fakülteleri yüzde 102 büyüdü.
* Fen edebiyat fakültelerindeki öğrenci ve mezun sayısında da önemli artış var. 2001-2002 ile 2009-2010 yılları arasında eğitim fakültelerinde okuyan öğrenci oranı yüzde 13.63, mezun öğrenci oranı da ise yüzde 27.39 arttı.
* Son 10 yılda fen edebiyat fakültelerinde okuyan öğrenci sayısındaki artış çöküşü göz önüne seririyor. Okullarda artış oranı yüzde 67.12, mezun öğrenci oranı ise yüzde 44.63 olarak gerçekleşti.
* Şu anda halen MEB’de istihdam edilen öğretmen sayısına eşdeğer sayıda öğretmen adayı, eğitim fakülteleri ve öğretmenliğe kaynaklık eden diğer fakültelerde eğitim görüyor.
10 yıl önce 72 bin kişi atama bekliyordu, şimdi 350 bin kişi
Türkiye’de 148 bin öğretmen açığı varken Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 10 yıl önce atama bekleyen öğretmen sayısı 72 binken bugün yanlış politikalar yüzünden 350 binlere çıktığı görüşünde:
“Adam gibi atama politikası oluşturamayanlar, en kolay yolu bulmuş ve fen edebiyat fakültelerini oyun dışı bırakmayı tercih etmiştir. 200 bin öğrencinin umutlarını tükettiklerini fark edemeyenler, bir çırpıda fen edebiyat fakültelerini gözden çıkarıyor. Eğitim fakültesi mezunlarının öğretmen olarak, öncelikli atanmasına kimsenin itirazı yok. Ancak, bugüne kadar fen edebiyat mezunlarını öğretmen olarak atayanlar sizler değil miydiniz? Bugün, sadece 11 üniversiteye bağlı eğitim fakültesinde, lise branş öğretmeni yetiştirilmektedir. Bu kararınız, gelecekte lise branş öğretmeni ihtiyacı yaratmayacak mıdır? Yeni ihdas ettiğiniz 4+4+4 sisteminin branş öğretmeni ihtiyacını arttıracağını da söyleyen, aynı Milli Eğitim Bakanlığı değil mi?”
(radikal)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Eğitim fakültesi sayısı son 10 yılda 63'ten 97'ye, fen edebiyat fakültesi sayısı 91'den 184'e çıktı. Halen 600 bin öğretmen adayı var. Formasyon kararına tepkiler sürüyor. İstanbul Üniversitesi’nde de yüzlerce öğrenci dün kararı protesto etti.
YÖK’ün, fen edebiyat, dil tarih coğrafya ve ilahiyat fakültelerindeki öğrencilerin öğretmen olmalarını sağlayan pedagojik formasyonu kaldırması üniversitelerde gösterilere yol açarken, bu kararı aldıran istatistikler hem mezunların istihdam sorunları, hem de üniversitelerdeki arz talep dengesi dikkate alınmadan gerçekleşen büyümeyi gözler önüne seriyor: Eğitim fakültelerinin sayısı son 10 yılda 63’ten 97’ye, fen edebiyat fakültelerinin sayısı ise 91’den 184’e yükseldi. Eğitim fakülteleri yüzde 54, fen edebiyat fakülteleri yüzde 102 büyüdü. Halen, mevcut öğretmen sayısına eşdeğer sayıda, yani 600 bin öğretmen adayı eğitim görüyor.
YÖK’ün 5 Nisan’daki genel kurul toplantısında aldığı karar sadece fen edebiyat fakülteleriyle ilgili değil. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’ndeki okulöncesi öğretmenliği ve İngilizce öğretmenliği programlarına, mevcut uzaktan eğitim öğretmenlik programlarına öğrenci alınmayacak. Bu bölümler kapatılacak. Okulöncesi öğretmenliği, rehberlik ve psikolojik danışmanlık, özel eğitim bölümü öğretmenlikleri hariç tutularak eğitim fakültelerindeki ikinci öğretim programları kapatılacak. Bu yolla 15 bin kontenjan kısıtlanmış olacak. Bu karardan mevcut fen edebiyat fakültesi öğrencilerinin etkilenmemesi ve mağdur olmaması içinse YÖK’ün çalışmaları sürüyor. 3 Mayıs’taki genel kurulda bu yönde karar alınması bekleniyor.
YÖK üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman pedagojik formasyonun kaldırılmasının ardında MEB ile birlikte yaptığı öğretmen istihdamındaki sıkıntıları, arz talep dengesizliğini gidermeye yönelik çalışmaların olduğunu belirtiyor. Şişman, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, öğretmen yetiştirme ile ilgili bir stratejik belge ve plan hazırlama çabası içinde olduğunu belirterek “Temel konu, nicelikten çok nitelik üzerinde yoğunlaşma gereğidir. Bu çerçevede Mili Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen ihtiyacı, beklentileri ve mezunlar dikkate alınarak Öğretmen Yetiştirme Çalışma Grubu, YÖK Genel Kurulu’nun takdirine bazı öneriler sundu” diye konuştu. Prof. Dr. Şişman rakamlarla ortaya konan durumun öğretmen yetiştirmede yeni bir strateji geliştirilmesini gerekli kıldığını belirterek şu istatistikleri verdi:
* Fen edebiyat fakülteleri sayısı yüzde 102 arttı
* Türkiye’de 87 temel alanda ve 146 branşta öğretmen istihdamı gerçekleştiriliyor.
* Eğitim fakülteleri her yıl 40 bin mezun veriyor.
* Eğitim fakültelerinin sayısı son 10 yılda 63’ten 97’ye, fen edebiyat fakültelerinin sayısı ise 91’den 184’e yükseldi.
* Son 10 yılda eğitim fakülteleri yüzde 54 büyürken fen edebiyat fakülteleri yüzde 102 büyüdü.
* Fen edebiyat fakültelerindeki öğrenci ve mezun sayısında da önemli artış var. 2001-2002 ile 2009-2010 yılları arasında eğitim fakültelerinde okuyan öğrenci oranı yüzde 13.63, mezun öğrenci oranı da ise yüzde 27.39 arttı.
* Son 10 yılda fen edebiyat fakültelerinde okuyan öğrenci sayısındaki artış çöküşü göz önüne seririyor. Okullarda artış oranı yüzde 67.12, mezun öğrenci oranı ise yüzde 44.63 olarak gerçekleşti.
* Şu anda halen MEB’de istihdam edilen öğretmen sayısına eşdeğer sayıda öğretmen adayı, eğitim fakülteleri ve öğretmenliğe kaynaklık eden diğer fakültelerde eğitim görüyor.
10 yıl önce 72 bin kişi atama bekliyordu, şimdi 350 bin kişi
Türkiye’de 148 bin öğretmen açığı varken Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 10 yıl önce atama bekleyen öğretmen sayısı 72 binken bugün yanlış politikalar yüzünden 350 binlere çıktığı görüşünde:
“Adam gibi atama politikası oluşturamayanlar, en kolay yolu bulmuş ve fen edebiyat fakültelerini oyun dışı bırakmayı tercih etmiştir. 200 bin öğrencinin umutlarını tükettiklerini fark edemeyenler, bir çırpıda fen edebiyat fakültelerini gözden çıkarıyor. Eğitim fakültesi mezunlarının öğretmen olarak, öncelikli atanmasına kimsenin itirazı yok. Ancak, bugüne kadar fen edebiyat mezunlarını öğretmen olarak atayanlar sizler değil miydiniz? Bugün, sadece 11 üniversiteye bağlı eğitim fakültesinde, lise branş öğretmeni yetiştirilmektedir. Bu kararınız, gelecekte lise branş öğretmeni ihtiyacı yaratmayacak mıdır? Yeni ihdas ettiğiniz 4+4+4 sisteminin branş öğretmeni ihtiyacını arttıracağını da söyleyen, aynı Milli Eğitim Bakanlığı değil mi?”
(radikal)
Son Güncelleme: Cumartesi, 28 Nisan 2012 12:27
Gösterim: 2817
Lüksemburg'da toplanan AB içişleri bakanları, Almanya, Avusturya ve Fransa'nın karşı tutumu nedeniyle Türkiye'yle vizesiz seyahat müzakerelerini yürütmesi için AB Komisyonu'na yetki veremedi.
AB içişleri bakanlarının Türkiye ile ilgili açıklamasında, ''Özellikle Türkiye'ye odaklanılarak AB'nin üçüncü ülkelerle geri kabul anlaşmalarının durumu tartışıldı. Danimarka dönem başkanlığının hedefi bununla ilgili kararın daha sonraki aşamada alınmasıdır'' denildi.
Bu arada Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Temel Haklar, Adalet ve İçişleri Komisyonu, AB'nin vize uyguladığı ülkelerle ilgili raporunda, vizelerin kaldırılacağı ülkeler belirlenirken Avrupa Adalet Divanı'nın kararlarının da dikkate alınmasını istedi.
Türk asıllı Hollandalı Sosyalist Emine Bozkurt'un verdiği değişiklik önergesiyle rapora giren bu ifade sayesinde, Avrupa Adalet Divanı'nın ''hizmet sunumu'' için AB'ye seyahat eden Türk vatandaşlarından vize istenmemesine yönelik kararıyla uyumlu düzenlemelere gidilmesi gerekecek.
Emine Bozkurt, AP Temel Haklar, Adalet ve İçişleri Komisyonu'nunda kabul edilen vize raporuyla ilgili yaptığı açıklamada, ''Avrupa Adalet Divanı'nın hizmet sunumu için Avrupa Birliği'ne gelecek Türklere vize serbestisi sağlanması konusundaki Soysal Kararı gibi önemli kararlar uygulanmamakta ve bu konudaki Avrupa yasaları da mahkeme kararlarını yansıtmamakta. Temel Haklar Komisyonu bu durumun bu şekilde devam etmemesi gerektiğini söyledi. Bu rapor, Türk vatandaşları için vize serbestisi konusunda atılmış önemli bir adım'' dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Lüksemburg'da toplanan AB içişleri bakanları, Almanya, Avusturya ve Fransa'nın karşı tutumu nedeniyle Türkiye'yle vizesiz seyahat müzakerelerini yürütmesi için AB Komisyonu'na yetki veremedi.
AB içişleri bakanlarının Türkiye ile ilgili açıklamasında, ''Özellikle Türkiye'ye odaklanılarak AB'nin üçüncü ülkelerle geri kabul anlaşmalarının durumu tartışıldı. Danimarka dönem başkanlığının hedefi bununla ilgili kararın daha sonraki aşamada alınmasıdır'' denildi.
Bu arada Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Temel Haklar, Adalet ve İçişleri Komisyonu, AB'nin vize uyguladığı ülkelerle ilgili raporunda, vizelerin kaldırılacağı ülkeler belirlenirken Avrupa Adalet Divanı'nın kararlarının da dikkate alınmasını istedi.
Türk asıllı Hollandalı Sosyalist Emine Bozkurt'un verdiği değişiklik önergesiyle rapora giren bu ifade sayesinde, Avrupa Adalet Divanı'nın ''hizmet sunumu'' için AB'ye seyahat eden Türk vatandaşlarından vize istenmemesine yönelik kararıyla uyumlu düzenlemelere gidilmesi gerekecek.
Emine Bozkurt, AP Temel Haklar, Adalet ve İçişleri Komisyonu'nunda kabul edilen vize raporuyla ilgili yaptığı açıklamada, ''Avrupa Adalet Divanı'nın hizmet sunumu için Avrupa Birliği'ne gelecek Türklere vize serbestisi sağlanması konusundaki Soysal Kararı gibi önemli kararlar uygulanmamakta ve bu konudaki Avrupa yasaları da mahkeme kararlarını yansıtmamakta. Temel Haklar Komisyonu bu durumun bu şekilde devam etmemesi gerektiğini söyledi. Bu rapor, Türk vatandaşları için vize serbestisi konusunda atılmış önemli bir adım'' dedi.
Son Güncelleme: Cumartesi, 28 Nisan 2012 09:47
Gösterim: 1909
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yetkilileri, pazar günü yapılacak ÖMSS'ye girecek adayları arayarak, sınav merkezlerine ulaşımları konusunda görüştü. İl müdürlükleri sınav günü tekerlekli sandalye kullanan ve ihtiyacı olan adaylara ulaşım desteği sağlayacak.
Bakanlıktan ÖMSS ve kura düzenlemesiyle ilgili alınan bilgiye göre, kurum ve kuruluşların özürlü kontenjan açığı bulunduğu sürece, devlet memuru olarak atanacaklar için açılan diğer sınavlardan ayrı zamanlı bir defada tüm özürlü memur kadroları için yapılacak.
Sınav sonuçları 2 yıl süreyle geçerli olacak. Ancak 2 yıl içerisinde yeni bir sınavın yapılamaması durumunda sınav sonuçları yeni bir sınav yapılıncaya kadar geçerli olmaya devam edecek.
ÖMSS için sınav izleme ve çözüm masası
Öte yandan, ÖSYM, Pazar günü ilk defa yapılacak sınavda öngörülemeyen durumlarda sağlıklı bir iletişimi tesis etmek ve olası sorunların anında çözülmesi için sınav izleme ve çözüm masasında çalışma yürütecek.
Özürlü adaylara yardım etmek amacıyla sınav binalarında hasta bakıcı ile sınav merkezlerinde ambulans ve sağlık personeli hazır bulundurulacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yetkilileri, pazar günü yapılacak ÖMSS'ye girecek adayları arayarak, sınav merkezlerine ulaşımları konusunda görüştü. İl müdürlükleri sınav günü tekerlekli sandalye kullanan ve ihtiyacı olan adaylara ulaşım desteği sağlayacak.
Bakanlıktan ÖMSS ve kura düzenlemesiyle ilgili alınan bilgiye göre, kurum ve kuruluşların özürlü kontenjan açığı bulunduğu sürece, devlet memuru olarak atanacaklar için açılan diğer sınavlardan ayrı zamanlı bir defada tüm özürlü memur kadroları için yapılacak.
Sınav sonuçları 2 yıl süreyle geçerli olacak. Ancak 2 yıl içerisinde yeni bir sınavın yapılamaması durumunda sınav sonuçları yeni bir sınav yapılıncaya kadar geçerli olmaya devam edecek.
ÖMSS için sınav izleme ve çözüm masası
Öte yandan, ÖSYM, Pazar günü ilk defa yapılacak sınavda öngörülemeyen durumlarda sağlıklı bir iletişimi tesis etmek ve olası sorunların anında çözülmesi için sınav izleme ve çözüm masasında çalışma yürütecek.
Özürlü adaylara yardım etmek amacıyla sınav binalarında hasta bakıcı ile sınav merkezlerinde ambulans ve sağlık personeli hazır bulundurulacak.
Son Güncelleme: Cumartesi, 28 Nisan 2012 02:08
Gösterim: 1702
Eğitim-Bir-Sen, eğitimcilerin şiddete maruz kalmasına ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) “öğretmenlere yönelik artan şiddet olaylarına sessiz kalmasına tepki göstermek” amacıyla bir saat derse girmeme kararı aldığını açıkladı.
Eğitim-Bir-Sen’den yapılan yazılı açıklamada, Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’nde görev yapan Dr. Ersin Arslan’ın, uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi üzerine gündeme gelen şiddet olaylarının eğitime de sıçramasının eğitimcileri kaygılandırdığı belirtildi. Dr. Ersin Arslan’ın görevi başında hayatını kaybetmesine Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın “Sağlıkçılara yapılan saldırı bana yapılmıştır” açıklamasıyla kendi çalışanına sahip çıkmasına karşılık, MEB’in öğretmene karşı yaşanan şiddete sessiz kalmasının, eğitimcilerin tepkisine neden olduğu vurgulanan açıklamada, şöyle denildi:
“Servis şoförlerinin öğretmeni dövmesi, öğrencinin kendisini derse almayan öğretmeni kalbinden bıçaklaması, baba ve oğlunun öğretmenin kolunu kırması, liseli öğrencilerinin öğretmeni darp etmesi gibi şiddet olaylarından sonra son olarak İstanbul Esenyurt’ta Edebiyat Öğretmeni Narife Çekcen’in öğrencisi tarafından bıçaklı saldırıya uğraması öğretmene şiddetin geldiği noktayı gözler önüne serdi.
Eğitim-Bir-Sen öğretmenlere karşı yapılan saldırılara tepki göstermek için 30 Nisan Pazartesi günü ilk derse girmeme kararı aldı. Alınan karara göre, öğretmenler haftanın ilk günü olan Pazartesi, İstiklal Marşı törenlerinden sonra bir saat derse girmeyecek. Diğer taraftan Genel Merkez, Ankara şubeleriyle birlikte Ankara’da merkezi bir okulda iş bırakma eylemine destek vererek basın açıklaması yaparken, Türkiye genelinde şubeler ise merkezi bir okulda iş bırakan öğretmenlerle birlikte basın açıklaması yapacak.”
(hürriyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Eğitim-Bir-Sen, eğitimcilerin şiddete maruz kalmasına ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) “öğretmenlere yönelik artan şiddet olaylarına sessiz kalmasına tepki göstermek” amacıyla bir saat derse girmeme kararı aldığını açıkladı.
Eğitim-Bir-Sen’den yapılan yazılı açıklamada, Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’nde görev yapan Dr. Ersin Arslan’ın, uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi üzerine gündeme gelen şiddet olaylarının eğitime de sıçramasının eğitimcileri kaygılandırdığı belirtildi. Dr. Ersin Arslan’ın görevi başında hayatını kaybetmesine Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın “Sağlıkçılara yapılan saldırı bana yapılmıştır” açıklamasıyla kendi çalışanına sahip çıkmasına karşılık, MEB’in öğretmene karşı yaşanan şiddete sessiz kalmasının, eğitimcilerin tepkisine neden olduğu vurgulanan açıklamada, şöyle denildi:
“Servis şoförlerinin öğretmeni dövmesi, öğrencinin kendisini derse almayan öğretmeni kalbinden bıçaklaması, baba ve oğlunun öğretmenin kolunu kırması, liseli öğrencilerinin öğretmeni darp etmesi gibi şiddet olaylarından sonra son olarak İstanbul Esenyurt’ta Edebiyat Öğretmeni Narife Çekcen’in öğrencisi tarafından bıçaklı saldırıya uğraması öğretmene şiddetin geldiği noktayı gözler önüne serdi.
Eğitim-Bir-Sen öğretmenlere karşı yapılan saldırılara tepki göstermek için 30 Nisan Pazartesi günü ilk derse girmeme kararı aldı. Alınan karara göre, öğretmenler haftanın ilk günü olan Pazartesi, İstiklal Marşı törenlerinden sonra bir saat derse girmeyecek. Diğer taraftan Genel Merkez, Ankara şubeleriyle birlikte Ankara’da merkezi bir okulda iş bırakma eylemine destek vererek basın açıklaması yaparken, Türkiye genelinde şubeler ise merkezi bir okulda iş bırakan öğretmenlerle birlikte basın açıklaması yapacak.”
(hürriyet)
Son Güncelleme: Cumartesi, 28 Nisan 2012 02:24
Gösterim: 2696
Emek Partisi (EMEP) Kayseri Gençlik Örgütü lise yapılanması, YGS'yi kefenli eylemle protesto etti.
Kayseri Cumhuriyet Meydanı'nda yapılan basın açıklamasında yaklaşık 50 öğrenci sınav sistemini protesto etti. Grubun sözcüsü Utku Yağan, öğrenciler olarak yarış atı gibi değerlendirilmelerini eleştirdi. Geçtiğimiz yıl meydana gelen şifre skandallarına da değinen Yağan, "Geçen sene ki şifre skandallarına ve yüz binlerce öğrencinin hakkının yenmesine rağmen yine aynı sınav sisteminde üniversitelere uzanmaya çalışıyoruz. Bu yıl YGS 3 üniversite hazırlık öğrencisinin ölümüne neden oldu. Damla, Tuğba ve Hakan arkadaşlarımız sınav sistemleri yüzünden canlarından oldu. Onların sınav sistemleri bize ölümleri dayatıyor" dedi. Yağan, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
"Hiçbir şekilde eşit olmayan ve adaletsizliğe dayanan, parası olanın özel liselerde, butik dershanelerde hazırlandığı bir sınavda elenmek istemiyoruz. Bizi dershanelere mahkûm etmek istiyorlar. Anne babalarımızın kazandığı 3-5 kuruşu da dershane yollarında bitirecekler. İşte bu yüzden bu sorun bizim değil ailelerimizin de sorunudur. Buradan herkese sesleniyoruz bu stresi çekmek zorunda mıyız? İşçi arkadaşlar sizlere soruyoruz asgari ücretin açlık sınırının olduğu bir ülkede dershanelere çocuklarınızı göndermekte zorluk çekmiyor musunuz? Göndermediğiniz zamanda içinize dert olmuyor mu? Bizde diyoruz ki bize dert olmasın hükümet görevini yapsın."
Öğrenciler sık sık, 'YGS bizi de öldürecek, YGS'ye inat yaşasın hayat, İşçi gençlik birlik iş, ekmek, özgürlük' sloganları attılar.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Emek Partisi (EMEP) Kayseri Gençlik Örgütü lise yapılanması, YGS'yi kefenli eylemle protesto etti.
Kayseri Cumhuriyet Meydanı'nda yapılan basın açıklamasında yaklaşık 50 öğrenci sınav sistemini protesto etti. Grubun sözcüsü Utku Yağan, öğrenciler olarak yarış atı gibi değerlendirilmelerini eleştirdi. Geçtiğimiz yıl meydana gelen şifre skandallarına da değinen Yağan, "Geçen sene ki şifre skandallarına ve yüz binlerce öğrencinin hakkının yenmesine rağmen yine aynı sınav sisteminde üniversitelere uzanmaya çalışıyoruz. Bu yıl YGS 3 üniversite hazırlık öğrencisinin ölümüne neden oldu. Damla, Tuğba ve Hakan arkadaşlarımız sınav sistemleri yüzünden canlarından oldu. Onların sınav sistemleri bize ölümleri dayatıyor" dedi. Yağan, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
"Hiçbir şekilde eşit olmayan ve adaletsizliğe dayanan, parası olanın özel liselerde, butik dershanelerde hazırlandığı bir sınavda elenmek istemiyoruz. Bizi dershanelere mahkûm etmek istiyorlar. Anne babalarımızın kazandığı 3-5 kuruşu da dershane yollarında bitirecekler. İşte bu yüzden bu sorun bizim değil ailelerimizin de sorunudur. Buradan herkese sesleniyoruz bu stresi çekmek zorunda mıyız? İşçi arkadaşlar sizlere soruyoruz asgari ücretin açlık sınırının olduğu bir ülkede dershanelere çocuklarınızı göndermekte zorluk çekmiyor musunuz? Göndermediğiniz zamanda içinize dert olmuyor mu? Bizde diyoruz ki bize dert olmasın hükümet görevini yapsın."
Öğrenciler sık sık, 'YGS bizi de öldürecek, YGS'ye inat yaşasın hayat, İşçi gençlik birlik iş, ekmek, özgürlük' sloganları attılar.
Son Güncelleme: Cumartesi, 28 Nisan 2012 01:56
Gösterim: 1889

