Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği'nin, Sabancı Vakfı desteğiyle 54 ilde yürüttüğü "Çocuk Gelinler"projesi kapsamında toplanan imzalar yarın Meclis'e sunuluyor.

İmza kampanyası için tıklayın

çocuk gelinler’ Eğitim çağındaki çocukların baskı ve zor kullanılarak evlendirilmesiyle gündeme gelen ‘çocuk gelinler’ Türkiye’de yarayan bir kana olmaya devam ediyor. Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği'nin, Sabancı Vakfı desteğiyle 54 ilde yürüttüğü "Çocuk Gelinler" projesinde bugüne dek binlerce imza toplandı. Çocuk evliliklerine dair yasal düzenlemelerin yapılması, reşit olmayanların evliliğine izin verilmemesi ve bu toplumsal sorunun çözümü için somut adımlar atılması talebiyle düzenlenen kampanyada toplanan imzalar TBMM'ye, ilgili bakanlıklar ve komisyonlara iletilecek.

Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre, 18 yaşına kadar her birey çocuktur. Reşit olmayanların evlendirilmesi, ulusal yasalarca kabul edilse bile, çocuk evliliği kapsamına girer. Küçük yaşta evlilik kadınları eğitim, sağlık, istihdam gibi birçok alanda olumsuz etkiler. Küçük yaşta evlilik bir hak ihlalidir; duygusal ve cinsel istismardır; kadınlara karşı şiddetin en erken tanışılan biçimidir.
 

Türkiye’de 18 yaşın altında evlendirilen kadınların oranı yüzde 28

Türkiye’de çocuk evlilikleri hakkında araştırma sonuçları yayınlayan Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği bu konuda çarpıcı bilgiler veriyor. Buna göre: Türkiye’de 18 yaşın altında. (Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü 2008 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması). Türkiye’de 15-19 yaş arası yapılan doğumlarda anne ve bebek ölüm riski, yetişkin hamileliklerine göre dört kat fazla. Dünyada her 10 çocuktan birinin annesi çocuk yaşta. Dünyada son araştırmalara göre, önlem alınmazsa önümüzdeki on yıl içinde çocuk gelin sayısı 100 milyonu geçecek. (ICRW-Uluslararası Kadın Araştırmaları Merkezi). Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği; bu küresel soruna yerelden başlayarak çözüm aramak için yola çıktı. Bu arayışına tüm toplumu ortak ederek kamuoyu oluşturmak ve farkındalık yaratmak üzere her yıl çalışmalarına yenilerini ekleyen Uçan Süpürge, son olarak 54 ilde yürüttüğü “Çocuk Gelinler” projesi ve bu proje kapsamında başlattığı imza kampanyası ile çocuk yaşta evlilikleri ülke gündeminde ilk sıralara taşıdı. Uçan Süpürge çocuk gelinler sorununun çözümü için siyasi iradenin farkındalığı ve kararlılığını olmazsa olmaz kabul ediyor ve bu küresel soruna toplumsal işbirliği önerirken yönünü bir kez daha TBMM’ye çeviriyor. Türkiye’nin bütün illerinden ve başka ülkelerden de duyarlı yurttaşların imzalarıyla büyüyen kampanya, evlilikle ilgili mevzuatın çocuklar lehine gözden geçirilmesini talep ediyor. Biz Uçan Süpürge ve bize Çocuk Gelinler temalı çalışmalarımızda destek veren tüm kişi ve kuruluşlar olarak; Medeni Yasa’da “17 yaşını doldurmuş bireyler” için mümkün olan evlilik izninin, yasa maddesinde değişiklik yapılarak “18 yaşını doldurmuş bireyler” için mümkün kılınmasını, en az bir yıl yukarı taşınacak yasal evlilik yaşının altındaki kadın ve erkek bireyler için, ‘ebeveyn onayı ve mahkeme kararıyla evlenme’ izninin kaldırılmasını, yasal evlilik yaşından önce çocuklarını rızaları olsa bile- evlendiren ebeveynin, para cezası ve hapis cezası dahil cezai yükümlülüğünün artırılmasını istiyoruz.
 

50 bin imza toplandı

Bu talebi destekleyen her yaştan kadın ve erkeklerin katıldığı kampanya kapsamında toplanan yaklaşık 50 bin imzayı, çocuk gelinlere izin vermeyen yasal düzenlemelerin yapılması talebiyle, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Meclis Başkanı Cemil Çiçek’e teslim ediyoruz edmedicom.com.

Türkiye parlamentosuna ve kamuoyuna sesleniyoruz: Çocukların evlendirilmesi suçtur. Bu suça ortak olmayalım! Çocuklarımızı erken evliliklere kurban etmeyelim!..

İmza kampanyasına yarına kadar http://imza.la/cocuk-gelinler adresinden desteğinizi bekliyoruz.

Not: 8 Mart 2012 Perşembe günü saat 14.30’da “Çocuk Gelinler Olmasın” imza kampanyasında toplanan imzaları sanatçılar, sivil toplum örgütü temsilcileri, aktivistler, siyasetçiler ile birlikte Meclis Başkanı Cemil Çiçek’e teslim edeceğiz. Saat 13.50’de TBMM Dikmen Kapısı'nda buluşacağız ve “Çocuk Gelinler Olmasın” diyen herkesi yanımızda olmaya çağırıyoruz. İletişim için Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. , 0312 427 00 20

> 'Çocuk Gelinler' Meclis'e taşınıyor

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği'nin, Sabancı Vakfı desteğiyle 54 ilde yürüttüğü "Çocuk Gelinler"projesi kapsamında toplanan imzalar yarın Meclis'e sunuluyor.

İmza kampanyası için tıklayın

çocuk gelinler’ Eğitim çağındaki çocukların baskı ve zor kullanılarak evlendirilmesiyle gündeme gelen ‘çocuk gelinler’ Türkiye’de yarayan bir kana olmaya devam ediyor. Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği'nin, Sabancı Vakfı desteğiyle 54 ilde yürüttüğü "Çocuk Gelinler" projesinde bugüne dek binlerce imza toplandı. Çocuk evliliklerine dair yasal düzenlemelerin yapılması, reşit olmayanların evliliğine izin verilmemesi ve bu toplumsal sorunun çözümü için somut adımlar atılması talebiyle düzenlenen kampanyada toplanan imzalar TBMM'ye, ilgili bakanlıklar ve komisyonlara iletilecek.

Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre, 18 yaşına kadar her birey çocuktur. Reşit olmayanların evlendirilmesi, ulusal yasalarca kabul edilse bile, çocuk evliliği kapsamına girer. Küçük yaşta evlilik kadınları eğitim, sağlık, istihdam gibi birçok alanda olumsuz etkiler. Küçük yaşta evlilik bir hak ihlalidir; duygusal ve cinsel istismardır; kadınlara karşı şiddetin en erken tanışılan biçimidir.
 

Türkiye’de 18 yaşın altında evlendirilen kadınların oranı yüzde 28

Türkiye’de çocuk evlilikleri hakkında araştırma sonuçları yayınlayan Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği bu konuda çarpıcı bilgiler veriyor. Buna göre: Türkiye’de 18 yaşın altında. (Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü 2008 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması). Türkiye’de 15-19 yaş arası yapılan doğumlarda anne ve bebek ölüm riski, yetişkin hamileliklerine göre dört kat fazla. Dünyada her 10 çocuktan birinin annesi çocuk yaşta. Dünyada son araştırmalara göre, önlem alınmazsa önümüzdeki on yıl içinde çocuk gelin sayısı 100 milyonu geçecek. (ICRW-Uluslararası Kadın Araştırmaları Merkezi). Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği; bu küresel soruna yerelden başlayarak çözüm aramak için yola çıktı. Bu arayışına tüm toplumu ortak ederek kamuoyu oluşturmak ve farkındalık yaratmak üzere her yıl çalışmalarına yenilerini ekleyen Uçan Süpürge, son olarak 54 ilde yürüttüğü “Çocuk Gelinler” projesi ve bu proje kapsamında başlattığı imza kampanyası ile çocuk yaşta evlilikleri ülke gündeminde ilk sıralara taşıdı. Uçan Süpürge çocuk gelinler sorununun çözümü için siyasi iradenin farkındalığı ve kararlılığını olmazsa olmaz kabul ediyor ve bu küresel soruna toplumsal işbirliği önerirken yönünü bir kez daha TBMM’ye çeviriyor. Türkiye’nin bütün illerinden ve başka ülkelerden de duyarlı yurttaşların imzalarıyla büyüyen kampanya, evlilikle ilgili mevzuatın çocuklar lehine gözden geçirilmesini talep ediyor. Biz Uçan Süpürge ve bize Çocuk Gelinler temalı çalışmalarımızda destek veren tüm kişi ve kuruluşlar olarak; Medeni Yasa’da “17 yaşını doldurmuş bireyler” için mümkün olan evlilik izninin, yasa maddesinde değişiklik yapılarak “18 yaşını doldurmuş bireyler” için mümkün kılınmasını, en az bir yıl yukarı taşınacak yasal evlilik yaşının altındaki kadın ve erkek bireyler için, ‘ebeveyn onayı ve mahkeme kararıyla evlenme’ izninin kaldırılmasını, yasal evlilik yaşından önce çocuklarını rızaları olsa bile- evlendiren ebeveynin, para cezası ve hapis cezası dahil cezai yükümlülüğünün artırılmasını istiyoruz.
 

50 bin imza toplandı

Bu talebi destekleyen her yaştan kadın ve erkeklerin katıldığı kampanya kapsamında toplanan yaklaşık 50 bin imzayı, çocuk gelinlere izin vermeyen yasal düzenlemelerin yapılması talebiyle, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Meclis Başkanı Cemil Çiçek’e teslim ediyoruz edmedicom.com.

Türkiye parlamentosuna ve kamuoyuna sesleniyoruz: Çocukların evlendirilmesi suçtur. Bu suça ortak olmayalım! Çocuklarımızı erken evliliklere kurban etmeyelim!..

İmza kampanyasına yarına kadar http://imza.la/cocuk-gelinler adresinden desteğinizi bekliyoruz.

Not: 8 Mart 2012 Perşembe günü saat 14.30’da “Çocuk Gelinler Olmasın” imza kampanyasında toplanan imzaları sanatçılar, sivil toplum örgütü temsilcileri, aktivistler, siyasetçiler ile birlikte Meclis Başkanı Cemil Çiçek’e teslim edeceğiz. Saat 13.50’de TBMM Dikmen Kapısı'nda buluşacağız ve “Çocuk Gelinler Olmasın” diyen herkesi yanımızda olmaya çağırıyoruz. İletişim için Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. , 0312 427 00 20

Son Güncelleme: Çarşamba, 07 Mart 2012 17:31

Gösterim: 4303

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, enerjide tasarruf etmek için mesai saatleri düzenlemesini yeniden meclis gündemine getiriyor.

için mesai saatleri düzenlemesiEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız daha önce gündeme getirdikleri kamuda mesai saatlerinin düzenlemesini öngören teklifi, Bakanlar Kurulu’na getirecek. Teklifle memurun mesai saatleri 07.00-16.00 arasında olacak, cumartesi de yarım gün çalışılacak. Teklifin yasalaşması durumunda kamuda görevli personel, bundan böyle 07.00-16.00 saatleri arasında çalışacak. Teklifle, cumartesi günü yarım gün çalışılması da öngörülüyor. 1980’li yıllarda cumartesi günü de çalışıldığını hatırlatan Bakan Yıldız, “O günlerden sonra refahımızı çok mu artırdık, Avrupa’dan daha mı zenginiz?” diye sordu.

(milliyet)

> Cumartesi mesaisi başlıyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, enerjide tasarruf etmek için mesai saatleri düzenlemesini yeniden meclis gündemine getiriyor.

için mesai saatleri düzenlemesiEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız daha önce gündeme getirdikleri kamuda mesai saatlerinin düzenlemesini öngören teklifi, Bakanlar Kurulu’na getirecek. Teklifle memurun mesai saatleri 07.00-16.00 arasında olacak, cumartesi de yarım gün çalışılacak. Teklifin yasalaşması durumunda kamuda görevli personel, bundan böyle 07.00-16.00 saatleri arasında çalışacak. Teklifle, cumartesi günü yarım gün çalışılması da öngörülüyor. 1980’li yıllarda cumartesi günü de çalışıldığını hatırlatan Bakan Yıldız, “O günlerden sonra refahımızı çok mu artırdık, Avrupa’dan daha mı zenginiz?” diye sordu.

(milliyet)

Son Güncelleme: Çarşamba, 07 Mart 2012 17:00

Gösterim: 2144

Biz siyasetçiler için, toplumun kanaatlerini, düşüncelerini bilmek çok önemlidir. Toplumun düşüncelerini dikkate almayan, halka müracaat etmeyen rejime demokrasi denmeyeceğini herkes bilir. Demokrasinin, temel bir kuralı daha var: O da, halkı doğru bir şekilde bilgilendirmektir.

CHP: Toplumun yüzde 91’inin 4+4+4 ile ilgili bilgisi yokÇağdaş toplumlarda açık olmak, şeffaf olmak yöneticilerin erdemi olarak kabul edilmiyor. Demokrasilerde, açıklık, şeffaflık, yönetimlerin tercihi değil, görevidir. Halkı karar süreçlerine gerçekten katmak istiyorsanız, bütün bilgi kanallarını açık tutmak zorundasınız.

Halka sormayan demokrasi olmaz. Halkı dinlemeyen demokrasi olmaz.

Halka anlatmayan halkı bilgilendirmeyen demokrasi hiç olmaz.
 

Araştırma yaptırdık. Toplumun yüzde 91'inin bilgisi yok

CHP olarak Mart 2012 de bir araştırma yaptırdı: Güncel konularla ilgili algılar araştırması

4+4+4 diye adlandırdığımız yasa teklifi ile ilgili sorular soruldu. Bu araştırmada halka bir soru soruluyor. Soru şu: Size çocuklarınızın veya yakınlarınızın bu kanundan nasıl etkileneceğiniz konusunda yeterince bilgi verildi mi?

Yanıtı çok çarpıcı: Yüzde 91,1 Hayır, bilgi verilmedi diyor.

Yani toplumun yüzde yüzünü ilgilendiren bir konuda, toplumun yüzde 91’inin bilgisi yok.

Emin olunki, kendisine bilgi verildiğini zanneden vatandaşlarımızın bilgisi de üç beş kelimeyi aşmaz.

Dünyanın neresinde böyle bir demokrasi var?

Bana tek bir örnek gösterebilirler mi?

Eğitim gibi bir konuda, halktan habersiz, gizli kapaklı iş çeviren bir hükümetin nesine güvenelim biz?
 

Eğitim yasaları anayasadan önemli

Dün grup toplantısında açıkça ifade ettim, tekrar ediyorum: Eğitim yasaları anayasadan daha önemlidir

Bakınız, 24. dönem TBMM olarak anayasa değişikliği yapmak üzere bir uzlaşma komisyonu kurarak büyük bir ümitle işe başladık… Peki, milletimizin kaderini ilgilendiren, en büyük stratejik önceliğimiz olan eğitimle ilgili bir yasa konusunda neden halkımızı bilgilendirmiyoruz? Neden siyaset kurumu olarak bir uzlaşma aramıyoruz?
 

40 yıl önceki üzüntülerini kin olarak taşımak başbakan'a yakışmaz

Sayın Başbakan dün partisinin grup toplantısında, 'Beni imam hatip okulu mezunu olarak üniversiteye almadılar. Bana gideceksin birde lise bitireceksin dediler. Bize hendek atlattılar, neler yaptılar neler' diyor. Sayın Başbakan; şikâyetinin, 28 Şubatın çok öncesine ait olduğu anlaşılıyor.

Herkes bu ülkede değişik zorluklarla bugüne geldi…

Sende, pekâlâ haksızlığa uğramış duygusuna kapılmış olabilirsin.

Üzülmüş olabilirsin. Bunu anlayabilirim.

Fakat 40 yıl önceki üzüntülerini bugünlere kin olarak taşımak bir Başbakana yakışmaz.

Bu ülke hepimize büyük sorumluluklar yükledi. Bulunduğumuz makamlarla, yerlerle şereflendirdi.Hepimiz koca koca insanlarız…

İntikam duygusuyla, nefret duygusuyla hareket etmekten artık vazgeçmelisin.

Söz konusu olan çocuklarımız, evlatlarımız. Bunun vebalinin altından kalkamazsın…

Hiç kimsenin, çocukluk ve gençlik travmalarını, intikam duygularıyla, çocuklarımız üzerinden tedavi etme lüksü olmamalıdır.

Bir Başbakan'a yakışmaz bu, ayıptır.

Sayın Başbakan bakınız... 'Kız çocuklarının 10 yaşından sonra okulu terk etmesi sizce uygun mudur?' sorusuna yüzde 97,7 oranında “hayır” cevabı gelmektedir.

'Erkek çocuklarının, 10 yaşından sonra okul yerine çıraklık eğitimine giderek çalışmaya başlamaları sizce uygun mudur?' sorusuna verilen cevap, yüzde 86.5 oranında 'hayır'dır.

Sayın Başbakan, millete kulak veriniz. Bu millet, sağduyusu son derece yüksek bir millettir. Halkımız kendisine hiçbir bilgi verilmediği halde sağduyusuyla, irfanıyla gündemdeki eğitim yasası konusunda yanlış bir şeyler olduğunu sezmiştir.
 

Yasa teklifini getiren arkadaşlar okul öncesi eğitim kavramını bile anlamamışlar

Bizim halkımızın, çok önemli bir özelliği daha var. Uzmanların gözünün içine bakan bir halktır bu halk. Bilenlere kulak veren bir halktır. Bakın bu araştırmada çıkan önemli bir bilgi daha var.. Halkın yüzde 87,8’i '5 yaşındaki tüm çocuklara bir yıl süreyle parasız olarak okul öncesi eğitim verilsin' diyor. İnsanımız okul öncesi eğitimin önemini çok iyi anlamıştır. Anlamaması da mümkün değil... Artık aileler çocukları için yaşıyor, çocuklarının eğitimi için yaşıyor. İşin uzmanları okul öncesi eğitim konusunda basında yıllardır konuşuyor, halkı bilgilendiriyorlar.

Okul öncesi eğitim alan çocukların ne kadar ilerlediği ortada. Annelerin babaların bu farkı anlamaması mümkün mü? Fakat bu yasa teklifini getiren arkadaşların daha okul öncesi eğitim kavramını bile anlamadıkları ortaya çıktı.

Bu arkadaşlar, “okul öncesi eğitimi” ilköğretimin içine katmaya karar vermişler.

(hürriyet)

> CHP: Toplumun yüzde 91’inin 4+4+4 ile ilgili bilgisi yok

Biz siyasetçiler için, toplumun kanaatlerini, düşüncelerini bilmek çok önemlidir. Toplumun düşüncelerini dikkate almayan, halka müracaat etmeyen rejime demokrasi denmeyeceğini herkes bilir. Demokrasinin, temel bir kuralı daha var: O da, halkı doğru bir şekilde bilgilendirmektir.

CHP: Toplumun yüzde 91’inin 4+4+4 ile ilgili bilgisi yokÇağdaş toplumlarda açık olmak, şeffaf olmak yöneticilerin erdemi olarak kabul edilmiyor. Demokrasilerde, açıklık, şeffaflık, yönetimlerin tercihi değil, görevidir. Halkı karar süreçlerine gerçekten katmak istiyorsanız, bütün bilgi kanallarını açık tutmak zorundasınız.

Halka sormayan demokrasi olmaz. Halkı dinlemeyen demokrasi olmaz.

Halka anlatmayan halkı bilgilendirmeyen demokrasi hiç olmaz.
 

Araştırma yaptırdık. Toplumun yüzde 91'inin bilgisi yok

CHP olarak Mart 2012 de bir araştırma yaptırdı: Güncel konularla ilgili algılar araştırması

4+4+4 diye adlandırdığımız yasa teklifi ile ilgili sorular soruldu. Bu araştırmada halka bir soru soruluyor. Soru şu: Size çocuklarınızın veya yakınlarınızın bu kanundan nasıl etkileneceğiniz konusunda yeterince bilgi verildi mi?

Yanıtı çok çarpıcı: Yüzde 91,1 Hayır, bilgi verilmedi diyor.

Yani toplumun yüzde yüzünü ilgilendiren bir konuda, toplumun yüzde 91’inin bilgisi yok.

Emin olunki, kendisine bilgi verildiğini zanneden vatandaşlarımızın bilgisi de üç beş kelimeyi aşmaz.

Dünyanın neresinde böyle bir demokrasi var?

Bana tek bir örnek gösterebilirler mi?

Eğitim gibi bir konuda, halktan habersiz, gizli kapaklı iş çeviren bir hükümetin nesine güvenelim biz?
 

Eğitim yasaları anayasadan önemli

Dün grup toplantısında açıkça ifade ettim, tekrar ediyorum: Eğitim yasaları anayasadan daha önemlidir

Bakınız, 24. dönem TBMM olarak anayasa değişikliği yapmak üzere bir uzlaşma komisyonu kurarak büyük bir ümitle işe başladık… Peki, milletimizin kaderini ilgilendiren, en büyük stratejik önceliğimiz olan eğitimle ilgili bir yasa konusunda neden halkımızı bilgilendirmiyoruz? Neden siyaset kurumu olarak bir uzlaşma aramıyoruz?
 

40 yıl önceki üzüntülerini kin olarak taşımak başbakan'a yakışmaz

Sayın Başbakan dün partisinin grup toplantısında, 'Beni imam hatip okulu mezunu olarak üniversiteye almadılar. Bana gideceksin birde lise bitireceksin dediler. Bize hendek atlattılar, neler yaptılar neler' diyor. Sayın Başbakan; şikâyetinin, 28 Şubatın çok öncesine ait olduğu anlaşılıyor.

Herkes bu ülkede değişik zorluklarla bugüne geldi…

Sende, pekâlâ haksızlığa uğramış duygusuna kapılmış olabilirsin.

Üzülmüş olabilirsin. Bunu anlayabilirim.

Fakat 40 yıl önceki üzüntülerini bugünlere kin olarak taşımak bir Başbakana yakışmaz.

Bu ülke hepimize büyük sorumluluklar yükledi. Bulunduğumuz makamlarla, yerlerle şereflendirdi.Hepimiz koca koca insanlarız…

İntikam duygusuyla, nefret duygusuyla hareket etmekten artık vazgeçmelisin.

Söz konusu olan çocuklarımız, evlatlarımız. Bunun vebalinin altından kalkamazsın…

Hiç kimsenin, çocukluk ve gençlik travmalarını, intikam duygularıyla, çocuklarımız üzerinden tedavi etme lüksü olmamalıdır.

Bir Başbakan'a yakışmaz bu, ayıptır.

Sayın Başbakan bakınız... 'Kız çocuklarının 10 yaşından sonra okulu terk etmesi sizce uygun mudur?' sorusuna yüzde 97,7 oranında “hayır” cevabı gelmektedir.

'Erkek çocuklarının, 10 yaşından sonra okul yerine çıraklık eğitimine giderek çalışmaya başlamaları sizce uygun mudur?' sorusuna verilen cevap, yüzde 86.5 oranında 'hayır'dır.

Sayın Başbakan, millete kulak veriniz. Bu millet, sağduyusu son derece yüksek bir millettir. Halkımız kendisine hiçbir bilgi verilmediği halde sağduyusuyla, irfanıyla gündemdeki eğitim yasası konusunda yanlış bir şeyler olduğunu sezmiştir.
 

Yasa teklifini getiren arkadaşlar okul öncesi eğitim kavramını bile anlamamışlar

Bizim halkımızın, çok önemli bir özelliği daha var. Uzmanların gözünün içine bakan bir halktır bu halk. Bilenlere kulak veren bir halktır. Bakın bu araştırmada çıkan önemli bir bilgi daha var.. Halkın yüzde 87,8’i '5 yaşındaki tüm çocuklara bir yıl süreyle parasız olarak okul öncesi eğitim verilsin' diyor. İnsanımız okul öncesi eğitimin önemini çok iyi anlamıştır. Anlamaması da mümkün değil... Artık aileler çocukları için yaşıyor, çocuklarının eğitimi için yaşıyor. İşin uzmanları okul öncesi eğitim konusunda basında yıllardır konuşuyor, halkı bilgilendiriyorlar.

Okul öncesi eğitim alan çocukların ne kadar ilerlediği ortada. Annelerin babaların bu farkı anlamaması mümkün mü? Fakat bu yasa teklifini getiren arkadaşların daha okul öncesi eğitim kavramını bile anlamadıkları ortaya çıktı.

Bu arkadaşlar, “okul öncesi eğitimi” ilköğretimin içine katmaya karar vermişler.

(hürriyet)

Son Güncelleme: Çarşamba, 07 Mart 2012 14:32

Gösterim: 1936

İzmir’de okulun dibindeki kamufle edilmiş baz istasyonu görenleri şaşkına çeviriyor.

Okulun dibinde baz istasyonu!İzmir Güzelyalı'da yüzlerce öğrencinin bulunduğu okula çok yakın olarak bir apartmanın çatısına konulan ve su deposu görünümlü baz istasyonu mahalle sakinlerinin tepkisine neden oldu. GSM operatörleri baca, mobesse ve aydınlatma direği görünümlü baz istasyonlarından sonra su deposu görünümlü baz istasyonu gibi yöntemlerle fark edilmek istemiyor.

GSM vericileri halkın radyasyon yayıyor şeklindeki tepkileri üzerine ilginç yöntemlerle fark edilmeyecek şekilde yeniden monte ediyor. Baz istasyonu olarak adlandırılan bu vericileri gizleme yollarından bir tanesi de su deposu görünümlü baz istasyonu. İzmir Güzelyalı Mehmet Ali Akman Mahallesi sakinleri Türkiye'nin En Büyük Şikayet Portalı Şikayetvar'a gönderdikleri şikayetlerle baz istasyonunun kendilerinden gizlenmesine tepki göstererek kaldırılmasını istediler.
 

Neden kamufle ediyorlar?

Su deposu görünümdeki cihazların baz istasyonu olduğu bilgisini alan bir grup mahalle sakini, istasyonlara tepki gösterdi. Şikayetvar'a gönderilen şikayetlerde; "Apartmanın çatısına su deposu görünümlü baz istasyonu koydular. Daha sonra araştırmalarımız sonrası gsm şirketi tarafından baz istasyonunun bu şekilde kamufle edildiğini öğrendik. Evlerimizin çok yakınında balkon mesafemizde baz istasyonu olmasından çok rahatsızız.Ayrıca baz istasyonu yüzlerce öğrencinin bulunduğu okula çok yakın. Okulların yakınlarına baz istasyonu kurulabiliyor mu? Halkın sağlığını bu derece tehlikeye atan ve bunu değişik şekillere sokarak kandırmacayla yapan bir şirketten şikayetçiyiz. Madem zararlı değil neden kamufle ediyorlar. Mahalle sakinleri olarak baz istasyonunun kaldırılması konusunda yasal işlem başlatacağız. Mücadeleyi bırakmayacağız."dediler.

(zaman)

> Okulun dibinde baz istasyonu!

İzmir’de okulun dibindeki kamufle edilmiş baz istasyonu görenleri şaşkına çeviriyor.

Okulun dibinde baz istasyonu!İzmir Güzelyalı'da yüzlerce öğrencinin bulunduğu okula çok yakın olarak bir apartmanın çatısına konulan ve su deposu görünümlü baz istasyonu mahalle sakinlerinin tepkisine neden oldu. GSM operatörleri baca, mobesse ve aydınlatma direği görünümlü baz istasyonlarından sonra su deposu görünümlü baz istasyonu gibi yöntemlerle fark edilmek istemiyor.

GSM vericileri halkın radyasyon yayıyor şeklindeki tepkileri üzerine ilginç yöntemlerle fark edilmeyecek şekilde yeniden monte ediyor. Baz istasyonu olarak adlandırılan bu vericileri gizleme yollarından bir tanesi de su deposu görünümlü baz istasyonu. İzmir Güzelyalı Mehmet Ali Akman Mahallesi sakinleri Türkiye'nin En Büyük Şikayet Portalı Şikayetvar'a gönderdikleri şikayetlerle baz istasyonunun kendilerinden gizlenmesine tepki göstererek kaldırılmasını istediler.
 

Neden kamufle ediyorlar?

Su deposu görünümdeki cihazların baz istasyonu olduğu bilgisini alan bir grup mahalle sakini, istasyonlara tepki gösterdi. Şikayetvar'a gönderilen şikayetlerde; "Apartmanın çatısına su deposu görünümlü baz istasyonu koydular. Daha sonra araştırmalarımız sonrası gsm şirketi tarafından baz istasyonunun bu şekilde kamufle edildiğini öğrendik. Evlerimizin çok yakınında balkon mesafemizde baz istasyonu olmasından çok rahatsızız.Ayrıca baz istasyonu yüzlerce öğrencinin bulunduğu okula çok yakın. Okulların yakınlarına baz istasyonu kurulabiliyor mu? Halkın sağlığını bu derece tehlikeye atan ve bunu değişik şekillere sokarak kandırmacayla yapan bir şirketten şikayetçiyiz. Madem zararlı değil neden kamufle ediyorlar. Mahalle sakinleri olarak baz istasyonunun kaldırılması konusunda yasal işlem başlatacağız. Mücadeleyi bırakmayacağız."dediler.

(zaman)

Son Güncelleme: Çarşamba, 07 Mart 2012 16:13

Gösterim: 2186

4+4+4 Eğitim modelinin TBMM’de görüşülmesi devam ederken Batı’da nasıl bir eğitim modeli uygulanıyor. Bununla ilgili topladığımız bilgiler her ülkede farklı uygulamaların olduğunu gösteriyor.

Dünyadaki eğitim modeli ABD: 8+4 yıl, 6+3+3 yıl ya da 6+6 yıl eğitim var. Her eyaletin ayrı bir eğitim sistemi varken, eğitim 12 yıl sürüyor. Okula başlama yaşı 6.

HOLLANDA: 4 yaşına basan her çocuk okula gidebiliyor isverigeapotek.com. Zorunlu eğitim ise 5 yaşında başlıyor. İlköğretim 8, orta dereceli okul 4, 5 ile 6 yıl sürüyor.

ALMANYA: Temel eğitim zorunlu ve 6 yaşında başlıyor. Öğrenciler 4 yıl temel eğitim alıyor. Temel eğitimden sonra öğrenciye 3 farklı seçenek sunuluyor.

FRANSA: Eğitim 2 yaşında başlıyor. 2-6 yaş arası çocuklar ilkokula başlamak için hazırlanıyor. 6-11 yaş arası çocuklara basit okuma yazma ve matematik dersleri veriliyor.

BELÇİKA: 3+6+6 yıl formülü uygulanıyor. 18 yaşına kadar eğitim zorunlu. Ancak 16 yaşından itibaren yarı zamanlı okul, yarı zamanlı meslek eğitimi sistemi var. 16 yaşından sonra okurken çalışma imkânı sunuluyor.

İSVEÇ: 9+3 formülü var. Çocuklar 6-7 yaşlarında okula başlıyor. Lise normal ve mesleki liselerde devam ediyor.

ÇİN: Sistem 5+4+3 olarak uygulanıyor.

> Dünyada zorunlu eğitim modeli nasıl?

4+4+4 Eğitim modelinin TBMM’de görüşülmesi devam ederken Batı’da nasıl bir eğitim modeli uygulanıyor. Bununla ilgili topladığımız bilgiler her ülkede farklı uygulamaların olduğunu gösteriyor.

Dünyadaki eğitim modeli ABD: 8+4 yıl, 6+3+3 yıl ya da 6+6 yıl eğitim var. Her eyaletin ayrı bir eğitim sistemi varken, eğitim 12 yıl sürüyor. Okula başlama yaşı 6.

HOLLANDA: 4 yaşına basan her çocuk okula gidebiliyor isverigeapotek.com. Zorunlu eğitim ise 5 yaşında başlıyor. İlköğretim 8, orta dereceli okul 4, 5 ile 6 yıl sürüyor.

ALMANYA: Temel eğitim zorunlu ve 6 yaşında başlıyor. Öğrenciler 4 yıl temel eğitim alıyor. Temel eğitimden sonra öğrenciye 3 farklı seçenek sunuluyor.

FRANSA: Eğitim 2 yaşında başlıyor. 2-6 yaş arası çocuklar ilkokula başlamak için hazırlanıyor. 6-11 yaş arası çocuklara basit okuma yazma ve matematik dersleri veriliyor.

BELÇİKA: 3+6+6 yıl formülü uygulanıyor. 18 yaşına kadar eğitim zorunlu. Ancak 16 yaşından itibaren yarı zamanlı okul, yarı zamanlı meslek eğitimi sistemi var. 16 yaşından sonra okurken çalışma imkânı sunuluyor.

İSVEÇ: 9+3 formülü var. Çocuklar 6-7 yaşlarında okula başlıyor. Lise normal ve mesleki liselerde devam ediyor.

ÇİN: Sistem 5+4+3 olarak uygulanıyor.

Son Güncelleme: Çarşamba, 07 Mart 2012 11:17

Gösterim: 3858


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.