Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

DAS Akademie, kurulduğu 1998 yılından bu yana, Almanca eğitimi odağında bütünleşik çözümler sunan bir eğitim, yazılım ve hizmet kurumu olarak çalışmalarını başarıyla sürdürüyor. Çalışan bağlılığını oluşturmak ve artırmak için gerçekleştirilen İK uygulamaları ile ilgili olarak, DAS Akademie İK Müdürü Hande Sucuka sorularımızı yanıtladı. 

hande_sucuka_das_akademieDAS Akademie hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?
Ülkeler, insanlar ve kültürler arasındaki iletişim engellerini ortadan kaldırmak; faaliyet gösterdiğimiz tüm branşlarda, gelenekselden güç alarak ve yenilikçi metotlar ile dil eğitim sistemleri tasarlayarak, yabancı dil eğitimi alanında dünya çapında akla gelen ilk isimlerden olmak vizyonuyla hareket ediyoruz. DAS Akademie, kurulduğu 1998 yılından bugüne kadar, Almanca eğitimi odağında bütünleşik çözümler sunan bir eğitim, yazılım ve hizmet kurumudur. İzmir, Berlin ve İstanbul merkezlerinde görev alan 60’ın üzerinde çalışanıyla, AB Dil Standartları doğrultusunda Almanca eğitimleri vermekte, uluslararası geçerliliğe sahip telc sınavlarını düzenlemekte, dil kampları organize etmekte, yurtdışı eğitim danışmanlığı yapmakta, dijital ve basılı yayıncılık faaliyetlerinde bulunmaktadır. LTA Teknoloji A.Ş. ise, DAS Akademie bünyesinde faaliyet gösteren yazılım ve teknoloji firmamızdır. DAS Akademie ve LTA Teknoloji, kendi kulvarında dünyada ilk ve tek olma özelliğine sahip İnteraktif Almanca Öğrenme Platformu Minticity’nin de yaratıcısıdır. DAS Akademie ve LTA Teknoloji A.Ş.; Eğitim, Eğitim Operasyonları, Mali İşler, Satış, Eğitim İnovasyon, Kurumsal İletişim, İdari İşler, İnsan Kaynakları, Minticity Akademik Koordinatörlüğü ve Yazılım departmanlarından oluşmaktadır. DAS Akademie’de Kadın çalışan oranımız %56 iken erkek çalışan oranı %44’tür. Çalışanlarımızın yaş ortalaması yaklaşık 38’dir.

STRATEJİK ROL ÜSTLENİYORUZ
Bu yapı içerisinde İK’nın nasıl bir yeri var? Hangi süreçleri yönetiyorsunuz?
İK departmanı olarak; önceliğimiz Kurumumuzun genel başarısına önemli katkılarda bulunmak. İK, yalnızca personel alımı ve bordro işlemleri gibi günlük operasyonel görevlerle sınırlı kalmamalı ve Personel müdürlüğü kavramından stratejik rolleri ile de ayrışmalıdır. Bu açıdan BİZ; aynı zamanda, Kurumumuzun uzun vadeli hedeflerine ulaşmasında stratejik bir rol üstlenmekteyiz.
Kurumumuzun ihtiyaçlarına uygun nitelikli iş gücünü sağlamak için uzun vadeli iş gücü planlarının geliştirilmesi, personellerimizin performanslarını değerlendirmek için sistem ve süreçlerin geliştirilmesi, yalnızca verimlilik artırmaya yönelik değil aynı zamanda karşılıklı doğru süreçlerin işletilerek çalışanların motivasyonunun ve bağlılığının güçlendirilmesine yönelik stratejilerin geliştirilerek işletilmesi hatta iyileştirilmesi, Kurumumuzun misyonu ve vizyonuyla uyumlu bir çalışma ortamının oluşturulması, hem tüm personellerin pozitif bir deneyim yaşaması hem de onların verimliliğini artıran bir Kurum olarak itibarımızın sürekliliğinin sağlanması yönünde İK Departmanı olarak önemli bir rol oynamaktayız.

Çalışanlarınıza yönelik İK ve motivasyonel uygulamalarınızı anlatır mısınız?
Çalışanlarımızın motivasyonunu artırmak için “Açık ve şeffaf bir iletişim kültürü” oluşturuyoruz. Düzenli olarak geri bildirimlerle çalışanlarımızın görüş ve önerilerini alıyor, 2 ayda bir İdari Birim Müdürleri toplantıları yaparak Birim Müdürleri ile geri bildirimleri paylaşıp, süreçlerde iyileştirmeler için stratejik olarak efektif değerlendirmeler oluşturuyoruz.
Yılda 2 defa 6’şar aylık periyodlarla; “Personelin burada çalışmaya ihtiyacı var” mottosu ile değil, “Personel burada çalışmayı istemeli” bakış açısı ile yaklaşarak gerçek yaratıcılığı, üretkenliği, verimliliği ve bağlılığı ortaya çıkarmak amacıyla, “Personelin Sesini Dinleme” niteliğinde, herhangi bir sayısal ölçek ve puanlama ile yürütmediğimiz, personelimize ve ileteceklerine değer verdiğimizi de hissettirdiğimiz “Çalışan Memnuniyet Anketleri” düzenliyoruz. Personellerimizin memnuniyetini artırmaya yönelik stratejiler geliştirecek yönde çalışıyoruz.
Düzenli olarak her yıl, ilgili yeni yıla güçlü bir başlangıç yapmak adına KICK OFF etkinliği düzenliyoruz. Hep birlikte aynı çatı altında buluşarak hedeflerimizi değerlendiriyor, yeni yıl için heyecan verici gelişmeleri ve planları konuşuyoruz.
Çalışanlarımızın sağlığı bizim için çok önemli. Çalışanlarımızın sağlık ihtiyaçlarını karşılamak ve kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak amacıyla kapsamlı tamamlayıcı sağlık sigortası, karşılaşabilecekleri olası bir kaza durumunda güvence altına alınmaları amaçlı Ferdi Kaza Sigortası imkânı sağlıyoruz. Tüm çalışanlarımıza, yasal izin hakları dışında doğum günlerinde "Doğum Günü Bonus İzni" hakkı tanıyarak, kendilerine özel bir zaman yaratmalarına ve keyifli bir gün geçirmelerine olanak sunuyoruz. Ekip ruhuyla birlikte olacağımız milli bayramları, resmî tatilleri, özel ve önemli günleri oldukça önemsiyor, bu günlerde farklı etkinlikler gerçekleştiriyor ve çalışanlarımız ile hediyeler paylaşıyoruz. Çalışanlarımıza ve ailelerine, yan hak olarak ücretsiz yararlanabilecekleri Almanca eğitim imkânını sunuyoruz.

İnsan Kaynakları yönetimi önümüzdeki yıllarda nasıl bir evrim geçirecek? İK'nın gelecekteki rolü hakkında öngörüleriniz nelerdir?
Veriye dayalı kararlar, İK'nın gelecekteki en önemli odaklarından biri olacak. Çalışanların verimliliği, bağlılık oranları, eğitim ihtiyaçları ve işe alım başarıları gibi veriler, İK'nın karar alma süreçlerini daha da şekillendirecek. Veri analitiği, daha kişiselleştirilmiş İK stratejileri ve çözümleri geliştirilmesine olanak sağlayacak.
Çalışan sağlığı, sadece fiziksel değil, zihinsel sağlık da önemli bir konu haline gelecek. İK, çalışanların mental sağlıklarını destekleyecek programlar geliştirecek. Psikolojik destek hizmetleri, stres yönetimi, iş-yaşam dengesi gibi konular ön plana çıkacak. Çalışanların sağlıklı bir şekilde iş hayatlarına devam edebilmeleri için İK, sürekli destekleyici ortamlar yaratacak.
Gelecekte, İK'nın çalışan bağlılığını ve memnuniyetini sürekli olarak izlemek ve artırmak için daha proaktif stratejiler geliştirmesi gerekecek. Bu, anketler, geribildirim sistemleri, ödüllendirme ve tanıma programları gibi araçlarla desteklenecek. İK, çalışanların motivasyonlarını en üst düzeye çıkarmak için kişiselleştirilmiş stratejiler geliştirmekle baş başa kalacak. İK'nın geleceği, teknolojinin ve iş gücü dinamiklerinin etkisiyle daha stratejik, veri odaklı ve esnek olacak.

DAS Akademie iş ve staj fırsatları hakkında bilgi alabilir miyiz?
Öncelikle; DAS İnsan Kaynakları Departmanı olarak, kurumsal web sitemiz üzerinden genel başvuruları topluyoruz. Açık iş ilanlarımızı ise Linkedin kurumsal hesabımızdan vermekteyiz ve sosyal medya aracılığıyla da geniş kitleye duyuruyoruz. İşe alım sürecinde kriterlerimiz için; aranılan pozisyon kapsamında ilgili işin gerektirdiği nitelikler (öğrenim durumu, teknik bilgi ve beceri, tecrübe ve yetkinlikler vb.) ile yaptığımız işlerde yol gösterici olan değerlerimiz de işe alım sürecimize rehberlik etmesini, en önemli iki kriter olarak sayabiliriz.
DAS Akademie Staj Programı ile üniversitelerin 3. veya 4. sınıf öğrencilerine, zorunlu stajları kapsamında kendilerini geliştirebilecekleri gerçek bir iş deneyimi yaşatmayı hedefliyoruz. Bu staj programı, genç yeteneklerin veya benim deyimimle “Geleceğin Liderleri” nin kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapmalarını sağlayacak önemli bir adımdır.
2019 yılında kurulan DAS Akademie Almanca Öğretmenleri Kariyer Merkezi (DAÖKM), özellikle Almanca’yı yabancı dil olarak öğrenmiş olan öğretmenler için Almanca becerilerini ve telaffuzlarını geliştirmelerine yardımcı olan önemli bir merkezdir. Bu Merkez ile öğretmenlere kariyerlerini planlayabilmeleri ve geliştirebilmeleri için çok sayıda program sunuyoruz.

EĞİTİM SEKTÖRÜNDE İK NEDEN FARKLIDIR?
Eğitim sektörü, genellikle hiyerarşik yapılar yerine daha eşitlikçi ve iş birliğine dayalı çalışma kültürlerine sahiptir. Öğretmenler, akademik yöneticiler ve idari personel arasındaki ilişki, daha çok ortak amaçlar doğrultusunda çalışmayı gerektirir. İK'nın bu ortamı desteklemesi için daha katılımcı ve açık iletişime dayalı bir yaklaşım benimsemesi önemlidir. Bu, eğitim sektöründe İK'nın, sadece idari bir işlev değil, aynı zamanda kültürel bir liderlik rolü üstlenmesini gerektirir.
Eğitim sektöründe yenilikçi öğretim yöntemleri, eğitim teknolojileri ve pedagojik yaklaşımlar hızla evrimleşiyor ve bu sürece inovasyonel yaklaşımlar ile yapay zekâ (YZ) gibi ileri teknolojiler ekleniyor. İK, bu değişimlere uyum sağlayabilmek için öğretmenler ve diğer çalışanlar arasında iş birliğini teşvik ederek, sürekli öğrenme ve gelişimi ön planda tutan en önemli ve kilit departmandır.

Hande SUCUKA kimdir?
Hande Sucuka, İzmir’de doğdu. Lisans eğitimlerini, Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme ve ardından Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümlerinde tamamladı. Cambridge English sınav sonucu ile Londra’da okuma fırsatı yakaladı. Yüksek lisansını İnsan Kaynakları alanında tamamlayan Hande Sucuka, halen DEÜ İşletme Anabilim dalı, Yönetim ve Organizasyon doktora programı (tez aşaması) öğrencisidir. İnsan Kaynakları alanında üniversitelerde ders vermiştir. 2003 yılında özel sektörde başladığı İnsan Kaynakları alanındaki çalışmalarını 21 senedir aktif bir şekilde sürdürmektedir. Yurtdışından Koçluk eğitimlerine devam etmektedir.

 

 

> DAS Akademie, insan kaynakları uygulamaları ile fark yaratıyor!

DAS Akademie, kurulduğu 1998 yılından bu yana, Almanca eğitimi odağında bütünleşik çözümler sunan bir eğitim, yazılım ve hizmet kurumu olarak çalışmalarını başarıyla sürdürüyor. Çalışan bağlılığını oluşturmak ve artırmak için gerçekleştirilen İK uygulamaları ile ilgili olarak, DAS Akademie İK Müdürü Hande Sucuka sorularımızı yanıtladı. 

hande_sucuka_das_akademieDAS Akademie hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?
Ülkeler, insanlar ve kültürler arasındaki iletişim engellerini ortadan kaldırmak; faaliyet gösterdiğimiz tüm branşlarda, gelenekselden güç alarak ve yenilikçi metotlar ile dil eğitim sistemleri tasarlayarak, yabancı dil eğitimi alanında dünya çapında akla gelen ilk isimlerden olmak vizyonuyla hareket ediyoruz. DAS Akademie, kurulduğu 1998 yılından bugüne kadar, Almanca eğitimi odağında bütünleşik çözümler sunan bir eğitim, yazılım ve hizmet kurumudur. İzmir, Berlin ve İstanbul merkezlerinde görev alan 60’ın üzerinde çalışanıyla, AB Dil Standartları doğrultusunda Almanca eğitimleri vermekte, uluslararası geçerliliğe sahip telc sınavlarını düzenlemekte, dil kampları organize etmekte, yurtdışı eğitim danışmanlığı yapmakta, dijital ve basılı yayıncılık faaliyetlerinde bulunmaktadır. LTA Teknoloji A.Ş. ise, DAS Akademie bünyesinde faaliyet gösteren yazılım ve teknoloji firmamızdır. DAS Akademie ve LTA Teknoloji, kendi kulvarında dünyada ilk ve tek olma özelliğine sahip İnteraktif Almanca Öğrenme Platformu Minticity’nin de yaratıcısıdır. DAS Akademie ve LTA Teknoloji A.Ş.; Eğitim, Eğitim Operasyonları, Mali İşler, Satış, Eğitim İnovasyon, Kurumsal İletişim, İdari İşler, İnsan Kaynakları, Minticity Akademik Koordinatörlüğü ve Yazılım departmanlarından oluşmaktadır. DAS Akademie’de Kadın çalışan oranımız %56 iken erkek çalışan oranı %44’tür. Çalışanlarımızın yaş ortalaması yaklaşık 38’dir.

STRATEJİK ROL ÜSTLENİYORUZ
Bu yapı içerisinde İK’nın nasıl bir yeri var? Hangi süreçleri yönetiyorsunuz?
İK departmanı olarak; önceliğimiz Kurumumuzun genel başarısına önemli katkılarda bulunmak. İK, yalnızca personel alımı ve bordro işlemleri gibi günlük operasyonel görevlerle sınırlı kalmamalı ve Personel müdürlüğü kavramından stratejik rolleri ile de ayrışmalıdır. Bu açıdan BİZ; aynı zamanda, Kurumumuzun uzun vadeli hedeflerine ulaşmasında stratejik bir rol üstlenmekteyiz.
Kurumumuzun ihtiyaçlarına uygun nitelikli iş gücünü sağlamak için uzun vadeli iş gücü planlarının geliştirilmesi, personellerimizin performanslarını değerlendirmek için sistem ve süreçlerin geliştirilmesi, yalnızca verimlilik artırmaya yönelik değil aynı zamanda karşılıklı doğru süreçlerin işletilerek çalışanların motivasyonunun ve bağlılığının güçlendirilmesine yönelik stratejilerin geliştirilerek işletilmesi hatta iyileştirilmesi, Kurumumuzun misyonu ve vizyonuyla uyumlu bir çalışma ortamının oluşturulması, hem tüm personellerin pozitif bir deneyim yaşaması hem de onların verimliliğini artıran bir Kurum olarak itibarımızın sürekliliğinin sağlanması yönünde İK Departmanı olarak önemli bir rol oynamaktayız.

Çalışanlarınıza yönelik İK ve motivasyonel uygulamalarınızı anlatır mısınız?
Çalışanlarımızın motivasyonunu artırmak için “Açık ve şeffaf bir iletişim kültürü” oluşturuyoruz. Düzenli olarak geri bildirimlerle çalışanlarımızın görüş ve önerilerini alıyor, 2 ayda bir İdari Birim Müdürleri toplantıları yaparak Birim Müdürleri ile geri bildirimleri paylaşıp, süreçlerde iyileştirmeler için stratejik olarak efektif değerlendirmeler oluşturuyoruz.
Yılda 2 defa 6’şar aylık periyodlarla; “Personelin burada çalışmaya ihtiyacı var” mottosu ile değil, “Personel burada çalışmayı istemeli” bakış açısı ile yaklaşarak gerçek yaratıcılığı, üretkenliği, verimliliği ve bağlılığı ortaya çıkarmak amacıyla, “Personelin Sesini Dinleme” niteliğinde, herhangi bir sayısal ölçek ve puanlama ile yürütmediğimiz, personelimize ve ileteceklerine değer verdiğimizi de hissettirdiğimiz “Çalışan Memnuniyet Anketleri” düzenliyoruz. Personellerimizin memnuniyetini artırmaya yönelik stratejiler geliştirecek yönde çalışıyoruz.
Düzenli olarak her yıl, ilgili yeni yıla güçlü bir başlangıç yapmak adına KICK OFF etkinliği düzenliyoruz. Hep birlikte aynı çatı altında buluşarak hedeflerimizi değerlendiriyor, yeni yıl için heyecan verici gelişmeleri ve planları konuşuyoruz.
Çalışanlarımızın sağlığı bizim için çok önemli. Çalışanlarımızın sağlık ihtiyaçlarını karşılamak ve kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak amacıyla kapsamlı tamamlayıcı sağlık sigortası, karşılaşabilecekleri olası bir kaza durumunda güvence altına alınmaları amaçlı Ferdi Kaza Sigortası imkânı sağlıyoruz. Tüm çalışanlarımıza, yasal izin hakları dışında doğum günlerinde "Doğum Günü Bonus İzni" hakkı tanıyarak, kendilerine özel bir zaman yaratmalarına ve keyifli bir gün geçirmelerine olanak sunuyoruz. Ekip ruhuyla birlikte olacağımız milli bayramları, resmî tatilleri, özel ve önemli günleri oldukça önemsiyor, bu günlerde farklı etkinlikler gerçekleştiriyor ve çalışanlarımız ile hediyeler paylaşıyoruz. Çalışanlarımıza ve ailelerine, yan hak olarak ücretsiz yararlanabilecekleri Almanca eğitim imkânını sunuyoruz.

İnsan Kaynakları yönetimi önümüzdeki yıllarda nasıl bir evrim geçirecek? İK'nın gelecekteki rolü hakkında öngörüleriniz nelerdir?
Veriye dayalı kararlar, İK'nın gelecekteki en önemli odaklarından biri olacak. Çalışanların verimliliği, bağlılık oranları, eğitim ihtiyaçları ve işe alım başarıları gibi veriler, İK'nın karar alma süreçlerini daha da şekillendirecek. Veri analitiği, daha kişiselleştirilmiş İK stratejileri ve çözümleri geliştirilmesine olanak sağlayacak.
Çalışan sağlığı, sadece fiziksel değil, zihinsel sağlık da önemli bir konu haline gelecek. İK, çalışanların mental sağlıklarını destekleyecek programlar geliştirecek. Psikolojik destek hizmetleri, stres yönetimi, iş-yaşam dengesi gibi konular ön plana çıkacak. Çalışanların sağlıklı bir şekilde iş hayatlarına devam edebilmeleri için İK, sürekli destekleyici ortamlar yaratacak.
Gelecekte, İK'nın çalışan bağlılığını ve memnuniyetini sürekli olarak izlemek ve artırmak için daha proaktif stratejiler geliştirmesi gerekecek. Bu, anketler, geribildirim sistemleri, ödüllendirme ve tanıma programları gibi araçlarla desteklenecek. İK, çalışanların motivasyonlarını en üst düzeye çıkarmak için kişiselleştirilmiş stratejiler geliştirmekle baş başa kalacak. İK'nın geleceği, teknolojinin ve iş gücü dinamiklerinin etkisiyle daha stratejik, veri odaklı ve esnek olacak.

DAS Akademie iş ve staj fırsatları hakkında bilgi alabilir miyiz?
Öncelikle; DAS İnsan Kaynakları Departmanı olarak, kurumsal web sitemiz üzerinden genel başvuruları topluyoruz. Açık iş ilanlarımızı ise Linkedin kurumsal hesabımızdan vermekteyiz ve sosyal medya aracılığıyla da geniş kitleye duyuruyoruz. İşe alım sürecinde kriterlerimiz için; aranılan pozisyon kapsamında ilgili işin gerektirdiği nitelikler (öğrenim durumu, teknik bilgi ve beceri, tecrübe ve yetkinlikler vb.) ile yaptığımız işlerde yol gösterici olan değerlerimiz de işe alım sürecimize rehberlik etmesini, en önemli iki kriter olarak sayabiliriz.
DAS Akademie Staj Programı ile üniversitelerin 3. veya 4. sınıf öğrencilerine, zorunlu stajları kapsamında kendilerini geliştirebilecekleri gerçek bir iş deneyimi yaşatmayı hedefliyoruz. Bu staj programı, genç yeteneklerin veya benim deyimimle “Geleceğin Liderleri” nin kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapmalarını sağlayacak önemli bir adımdır.
2019 yılında kurulan DAS Akademie Almanca Öğretmenleri Kariyer Merkezi (DAÖKM), özellikle Almanca’yı yabancı dil olarak öğrenmiş olan öğretmenler için Almanca becerilerini ve telaffuzlarını geliştirmelerine yardımcı olan önemli bir merkezdir. Bu Merkez ile öğretmenlere kariyerlerini planlayabilmeleri ve geliştirebilmeleri için çok sayıda program sunuyoruz.

EĞİTİM SEKTÖRÜNDE İK NEDEN FARKLIDIR?
Eğitim sektörü, genellikle hiyerarşik yapılar yerine daha eşitlikçi ve iş birliğine dayalı çalışma kültürlerine sahiptir. Öğretmenler, akademik yöneticiler ve idari personel arasındaki ilişki, daha çok ortak amaçlar doğrultusunda çalışmayı gerektirir. İK'nın bu ortamı desteklemesi için daha katılımcı ve açık iletişime dayalı bir yaklaşım benimsemesi önemlidir. Bu, eğitim sektöründe İK'nın, sadece idari bir işlev değil, aynı zamanda kültürel bir liderlik rolü üstlenmesini gerektirir.
Eğitim sektöründe yenilikçi öğretim yöntemleri, eğitim teknolojileri ve pedagojik yaklaşımlar hızla evrimleşiyor ve bu sürece inovasyonel yaklaşımlar ile yapay zekâ (YZ) gibi ileri teknolojiler ekleniyor. İK, bu değişimlere uyum sağlayabilmek için öğretmenler ve diğer çalışanlar arasında iş birliğini teşvik ederek, sürekli öğrenme ve gelişimi ön planda tutan en önemli ve kilit departmandır.

Hande SUCUKA kimdir?
Hande Sucuka, İzmir’de doğdu. Lisans eğitimlerini, Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme ve ardından Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümlerinde tamamladı. Cambridge English sınav sonucu ile Londra’da okuma fırsatı yakaladı. Yüksek lisansını İnsan Kaynakları alanında tamamlayan Hande Sucuka, halen DEÜ İşletme Anabilim dalı, Yönetim ve Organizasyon doktora programı (tez aşaması) öğrencisidir. İnsan Kaynakları alanında üniversitelerde ders vermiştir. 2003 yılında özel sektörde başladığı İnsan Kaynakları alanındaki çalışmalarını 21 senedir aktif bir şekilde sürdürmektedir. Yurtdışından Koçluk eğitimlerine devam etmektedir.

 

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 25 Ocak 2025 14:20

Gösterim: 1049

Yeni Türkiye Eğitim Vakfı (YETEV) ile Boğaziçi Üniversitesi arasında, “Montessori Eğitmen Eğitimi Uygulamaları ve Eğitim İş Birliği Protokolü" imzalandı. Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Toplantı Salonu’nda yapılan protokolün imza törenine; YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci İnci, YETEV Okulları Genel Müdürü Hayati Oktay, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan katıldı.

yetev_bogaziciİmza töreninde konuşma yapan YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, 2011'de Palet Okullarıyla Montessori metodunu anaokulu düzeyinde uygulamaya başladıklarını söyledi. Bu sistemi ilkokulda da Türkiye'de uygulayan ilk okul olarak devam ettiklerini belirten Erdoğan, "Bundan yaklaşık 5, 6 yıllık bir süreçte de kendi Palet Montessori eğitim programımızı hazırladık, Talim Terbiye Kurulumuzda da onaylattık, şu anda da onu uyguluyoruz." dedi.
Erdoğan, Montessori metodunu yurt dışı menşeili bir pedagojik yaklaşım olması hasebiyle değil; insan doğasını en doğru değerlendiren, özellikle çocuğun nörolojik gelişiminin en aktif olduğu, en yoğun olduğu erken dönemlerde tahrip etmeden yetiştirmeye dayanan bir pedagojik yaklaşım olduğu için benimseyip, uyguladıklarını vurguladı. Erdoğan, "Biz Montessori metodunun aynı zamanda eğitimin uygulandığı toplumların kültürel ve kimlik özelliklerine de çok saygılı bir metot olduğunu değerlendiriyoruz, görüyoruz. Aslında bir fıtrat pedagojisi olarak değerlendirip yorumlanan bir yaklaşım" ifadelerini kullandı.

Öğretmen adayları montessori öğretici sertifikası alacak
2011'den beri dünya çapında uluslararası iş birlikleriyle Türkiye'de pedagojik yaklaşımı en başarıyla uygulayan okulların vakıflarının bünyesinde bulunduğunun altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti: "Türkiye'de uluslararası anaokulu öğretici sertifikasını da veren bir kurum hüviyetimiz var. Bunu Boğaziçi Üniversitemizle beraber sürekli eğitim merkezi bünyesinde paylaşmış olacağız. Dışarıdan bu eğitimlere katılmak isteyen öğretmen adaylarının montessori öğretici sertifikası almasına vesile olmuş olacağız. Biz YETEV bünyesindeki okullarımızda montessori metodunun dışında da yenilikçi uygulamalara imza atıyoruz. Özellikle bunların içerisinde çocuklar için felsefenin ilkokulda çok önemli bir uygulama sahası olduğunu görüyoruz. Çocukların analitik gelişimleri, analitik kabiliyetleri için çok faydalı erken dönem uygulama olarak çocuklar için felsefeyle ilgili ve montessori ile olduğu gibi sempozyumlar düzenlemeye devam ediyoruz."
Erdoğan, eğitimle ilgili kamuoyunda yapılan tartışmaların, konuşmaların eğitimin kendisini çok fazla ilgilendirmeyen meseleler olduğunu gördüklerini ifade etti. Eğitimin kendisinin öğretmenle, sınıfta, okulda olduğunu dile getiren Erdoğan, "Aslında sadece okulda da değil, eğitimin kendisini bütün hayatta olması lazım. Bu işin merkezinde öğretmenimiz var. Dolayısıyla öğretmenlerimizin yetkinliklerini, motivasyonlarını arttıracak her türlü çalışmanın bütün kamuoyunun, bütün toplumun yoğun gündeminde olması gerektiğine derinde inanan birisiyim." dedi.
Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci İnci ise Montessori Eğitmen Eğitimi Uygulamaları ve Eğitim İş Birliği Protokolü’nün hayırlı olmasını dileyerek, "Bu anlaşmayla Boğaziçi Üniversitemizin akademik birikimi ve YETEV'in saha tecrübesi birleşecek. Bunun çok faydalı, çok hayırlı olacağına gönülden inanıyoruz." diye konuştu.

Bu iş birliği öğretmen eğitimine kapılar açacak
İmza töreninde konuşma yapan YETEV Okulları Genel Müdürü Hayati Oktay şöyle konuştu: “Milli Eğitim Bakanlığımız bugünlerde hepimizin tanık olduğu Öğretmen Akademisi’ni kurarak aslında öğretmen eğitiminin ne kadar önemli olduğunu hepimize bir kez daha göstermiş oldu. Bunun için bizler de 2011 yılından beri uluslararası montessori eğitim sistemini, eğitim müfredatımızın bir parçası haline getirdik. Bu doğrultuda da özellikle öğretmen eğitimi konusunda uluslararası MACTE akreditasyonuyla da bunu perçinlemiş olduk. Bugün ülkemizin en köklü üniversitelerinden olan Boğaziçi Üniversitesi’nde bu iş birliğini güçlendirerek öğretmen eğitimine daha güzel kapılar açacağımıza inanıyorum. Eminim ki bu imza töreninden sonra Boğaziçi Üniversitesi'ndeki eğitim fakültesi öğrencileri hem okullarda doğrudan staj yapmayı bir teorik bilgiden ziyade; uygulayarak, yaparak, yaşayarak öğrenme konusunda bir fırsat elde edecekler hem de bizim okullarımızda istihdama dahil olma fırsatı elde edecekler. Bununla birlikte kendi öğretmenlerimiz de Boğaziçi Üniversitesi’nin güçlü eğitim felsefesinden yararlanarak, kariyerlerine de önemli bir katkı sunacaklar diye düşünüyorum.”
Yeni Türkiye Eğitim Vakfı Okulları ile yapılan iş birliğinden dolayı memnun olduklarını ifade eden Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan, “Sayın Bilal Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye'deki eğitim çalışmalarına yapılan değerli katkıları yakından izliyoruz. Kendilerine eğitim çalışmaları için, binlerce cana dokunan öğretmenleri için, okulları için şükran duyuyoruz. İş birliğimiz BÜYEM’in temelinde çeşitli sertifika programlarıyla başlayacak ve devam edecek. Akabinde çocuklar için felsefe adıyla bir çalıştay düzenlemek üzere planlar yapmaktayız. Yeni Türkiye Eğitim Vakfı, Türkiye'deki eğitimle ilgili gerçekten özgün işlere imza atmakta. Bilhassa müzik okulu Türk eğitim sistemi için iftihar edilecek bir kurumdur. Türkiye'deki eğitim sistemi için örnek alınacak çalışmalar yapan YETEV ile çalışmalar yapmaktan mutluluk duyacağız. Biz bir şeyleri aktarmaya çalışırken kendimiz de tabii ki üniversite olarak bu tecrübeden istifade edeceğiz” diye konuştu.

III. ULUSLARARASI MONTESSORI ZİRVESİ PALET OKULLARI’NDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Yeni Türkiye Eğitim Vakfı’na bağlı Palet Montessori Akademisi MATEPP tarafından düzenlenen III. Uluslararası Montessori Zirvesi Palet Okulları Çamlıca Kampüsü’nde gerçekleşti. “Değişen Dünyada Montessori: Yenilikçi, İlham Veren, Etkileyici“ temasıyla düzenlenen zirvede konuşma yapan Necmeddin Bilal Erdoğan, 2011'de küçük bir Palet Anaokulu ile başladıkları montessori yolculuğunda hem ilkokulda hem de daha sonra YETEV bünyesindeki okullarda yaptıklarıyla eğitime yeni bir soluk getirmeye çalıştıklarını söyledi. Montessorinin bütün çocukların aynı sınıfa doldurulup, aynı şekilde yetiştirilemeyeceğini ve hepsinin bireysel iştiyaklarının ve özelliklerinin dikkate alınarak gelişme eğrilerinde ilerlenmesi gerektiğini ortaya koyduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti: "Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Tabii bunu yaparken 2011 yılından bu yana zaman zaman yurtdışından uzmanları okullarımıza getirdik, zaman zaman buradaki öğretmenlerimizi yurtdışına eğitime gönderdik. Şu anda hiç olmadığı kadar tecrübeli bir eğitim kadrosuyla bu işi yapmaya çalışıyoruz. Başarılı bir Montessori sınıfının merkezinde rehberimiz, öğretmenimiz var. Onun daha tecrübeli, donanımlı, öz güvenli olması için çalışmaya özellikle ağırlık veriyoruz. MATEPP bunun için çalışıyor. MACTE sertifikasıyla uluslararası okul öncesi eğitimde öğretmenlik eğitimi veriyoruz, 3-6 yaşta. Önümüzdeki dönemde 6-9 yaş grubunun da eğitimlerini sertifikalı bir şekilde verebilmek istiyoruz. Bu bizim için önemli. Çünkü Türkiye'de montessori ilkokul eğitimini bizim yaptığımız düzeyde yapan yok. Bunu yapmak için de tabii ki bu tür uluslararası etkinlikler, uluslararası misafirlerle çalışmalar bizim için çok önemli.” Maria Montessori'den bu yana 100 yılı aşkın bir süre geçtiğini ve yeni non-lineer arayışlara, yeni muhalif eğitim yaklaşımlarına hala çok ihtiyaçları olduğunu dile getiren Erdoğan, "Çünkü kendini yenileyemeyen, yenilemekten sadece teknolojiyi anlayan bir pedagojik düşünce dünyası insanın ufkunu, evrenini yakalamaktan aciz kalacak" diye konuştu.

İnsani ilişkiler yapay zekada yok
Bir Montessori Yaşam Tarzı: Belirsizlik Çağında Çocukları ve Kendimizi Eğitmek” adlı konferans konuşmasını yapan eğitimci Dr. Paul Epstein, günümüz teknolojisi ve yapay zekâ gelişmeleri hakkında bir endişe taşımadığını belirtti ve şunları söyledi: "ChatGPT gibi yapay zekâ araçları hızlı ve etkileyici olsa da, insani ilişkiler konusunda eksikler. Montessori yaşam tarzı, insani ilişkilerin temel alındığı bir sistemdir." Yapay zekânın gelecekte daha gelişeceğine inandığını belirten eğitimci, ancak bu sistemlerin “insani bir dokunuş” sunma konusunda sınırlı olduklarını savundu. Son olarak Montessori metodunun çocukların doğasına uygun, duyusal öğrenmeye dayalı bir eğitim sistemi olduğunu belirten eğitimci, "Montessori yaşam tarzı sadece akademik bilgi ile sınırlı değildir; çocuğun tüm gelişimi ile ilgilidir. Bu insani ilişkileri yapay zekada bulamayız," diyerek, eğitimde duyuların ve bağımsızlığın önemini bir kez daha vurguladı.

Montessori Okullarında Liderlik konuşuldu
MATEPP Program Direktörü Liliya Yakımova Özyavaş moderatörlüğünde, YETEV Okulları Genel Müdürü Hayati Oktay, Polonya Warsaw Montessori Okulları Kurucusu Malgosia Tarnowska, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Kevser Koç’un katılım sağladığı “Montessori Okullarında Liderlik: Değişen Eğitim İhtiyaçlarına Yanıt” paneli gerçekleştirildi.

> YETEV ve Boğaziçi Üniversitesi Montessori Eğitiminde öğretmenlere yeni kapılar açacak

Yeni Türkiye Eğitim Vakfı (YETEV) ile Boğaziçi Üniversitesi arasında, “Montessori Eğitmen Eğitimi Uygulamaları ve Eğitim İş Birliği Protokolü" imzalandı. Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Toplantı Salonu’nda yapılan protokolün imza törenine; YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci İnci, YETEV Okulları Genel Müdürü Hayati Oktay, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan katıldı.

yetev_bogaziciİmza töreninde konuşma yapan YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, 2011'de Palet Okullarıyla Montessori metodunu anaokulu düzeyinde uygulamaya başladıklarını söyledi. Bu sistemi ilkokulda da Türkiye'de uygulayan ilk okul olarak devam ettiklerini belirten Erdoğan, "Bundan yaklaşık 5, 6 yıllık bir süreçte de kendi Palet Montessori eğitim programımızı hazırladık, Talim Terbiye Kurulumuzda da onaylattık, şu anda da onu uyguluyoruz." dedi.
Erdoğan, Montessori metodunu yurt dışı menşeili bir pedagojik yaklaşım olması hasebiyle değil; insan doğasını en doğru değerlendiren, özellikle çocuğun nörolojik gelişiminin en aktif olduğu, en yoğun olduğu erken dönemlerde tahrip etmeden yetiştirmeye dayanan bir pedagojik yaklaşım olduğu için benimseyip, uyguladıklarını vurguladı. Erdoğan, "Biz Montessori metodunun aynı zamanda eğitimin uygulandığı toplumların kültürel ve kimlik özelliklerine de çok saygılı bir metot olduğunu değerlendiriyoruz, görüyoruz. Aslında bir fıtrat pedagojisi olarak değerlendirip yorumlanan bir yaklaşım" ifadelerini kullandı.

Öğretmen adayları montessori öğretici sertifikası alacak
2011'den beri dünya çapında uluslararası iş birlikleriyle Türkiye'de pedagojik yaklaşımı en başarıyla uygulayan okulların vakıflarının bünyesinde bulunduğunun altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti: "Türkiye'de uluslararası anaokulu öğretici sertifikasını da veren bir kurum hüviyetimiz var. Bunu Boğaziçi Üniversitemizle beraber sürekli eğitim merkezi bünyesinde paylaşmış olacağız. Dışarıdan bu eğitimlere katılmak isteyen öğretmen adaylarının montessori öğretici sertifikası almasına vesile olmuş olacağız. Biz YETEV bünyesindeki okullarımızda montessori metodunun dışında da yenilikçi uygulamalara imza atıyoruz. Özellikle bunların içerisinde çocuklar için felsefenin ilkokulda çok önemli bir uygulama sahası olduğunu görüyoruz. Çocukların analitik gelişimleri, analitik kabiliyetleri için çok faydalı erken dönem uygulama olarak çocuklar için felsefeyle ilgili ve montessori ile olduğu gibi sempozyumlar düzenlemeye devam ediyoruz."
Erdoğan, eğitimle ilgili kamuoyunda yapılan tartışmaların, konuşmaların eğitimin kendisini çok fazla ilgilendirmeyen meseleler olduğunu gördüklerini ifade etti. Eğitimin kendisinin öğretmenle, sınıfta, okulda olduğunu dile getiren Erdoğan, "Aslında sadece okulda da değil, eğitimin kendisini bütün hayatta olması lazım. Bu işin merkezinde öğretmenimiz var. Dolayısıyla öğretmenlerimizin yetkinliklerini, motivasyonlarını arttıracak her türlü çalışmanın bütün kamuoyunun, bütün toplumun yoğun gündeminde olması gerektiğine derinde inanan birisiyim." dedi.
Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci İnci ise Montessori Eğitmen Eğitimi Uygulamaları ve Eğitim İş Birliği Protokolü’nün hayırlı olmasını dileyerek, "Bu anlaşmayla Boğaziçi Üniversitemizin akademik birikimi ve YETEV'in saha tecrübesi birleşecek. Bunun çok faydalı, çok hayırlı olacağına gönülden inanıyoruz." diye konuştu.

Bu iş birliği öğretmen eğitimine kapılar açacak
İmza töreninde konuşma yapan YETEV Okulları Genel Müdürü Hayati Oktay şöyle konuştu: “Milli Eğitim Bakanlığımız bugünlerde hepimizin tanık olduğu Öğretmen Akademisi’ni kurarak aslında öğretmen eğitiminin ne kadar önemli olduğunu hepimize bir kez daha göstermiş oldu. Bunun için bizler de 2011 yılından beri uluslararası montessori eğitim sistemini, eğitim müfredatımızın bir parçası haline getirdik. Bu doğrultuda da özellikle öğretmen eğitimi konusunda uluslararası MACTE akreditasyonuyla da bunu perçinlemiş olduk. Bugün ülkemizin en köklü üniversitelerinden olan Boğaziçi Üniversitesi’nde bu iş birliğini güçlendirerek öğretmen eğitimine daha güzel kapılar açacağımıza inanıyorum. Eminim ki bu imza töreninden sonra Boğaziçi Üniversitesi'ndeki eğitim fakültesi öğrencileri hem okullarda doğrudan staj yapmayı bir teorik bilgiden ziyade; uygulayarak, yaparak, yaşayarak öğrenme konusunda bir fırsat elde edecekler hem de bizim okullarımızda istihdama dahil olma fırsatı elde edecekler. Bununla birlikte kendi öğretmenlerimiz de Boğaziçi Üniversitesi’nin güçlü eğitim felsefesinden yararlanarak, kariyerlerine de önemli bir katkı sunacaklar diye düşünüyorum.”
Yeni Türkiye Eğitim Vakfı Okulları ile yapılan iş birliğinden dolayı memnun olduklarını ifade eden Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan, “Sayın Bilal Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye'deki eğitim çalışmalarına yapılan değerli katkıları yakından izliyoruz. Kendilerine eğitim çalışmaları için, binlerce cana dokunan öğretmenleri için, okulları için şükran duyuyoruz. İş birliğimiz BÜYEM’in temelinde çeşitli sertifika programlarıyla başlayacak ve devam edecek. Akabinde çocuklar için felsefe adıyla bir çalıştay düzenlemek üzere planlar yapmaktayız. Yeni Türkiye Eğitim Vakfı, Türkiye'deki eğitimle ilgili gerçekten özgün işlere imza atmakta. Bilhassa müzik okulu Türk eğitim sistemi için iftihar edilecek bir kurumdur. Türkiye'deki eğitim sistemi için örnek alınacak çalışmalar yapan YETEV ile çalışmalar yapmaktan mutluluk duyacağız. Biz bir şeyleri aktarmaya çalışırken kendimiz de tabii ki üniversite olarak bu tecrübeden istifade edeceğiz” diye konuştu.

III. ULUSLARARASI MONTESSORI ZİRVESİ PALET OKULLARI’NDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Yeni Türkiye Eğitim Vakfı’na bağlı Palet Montessori Akademisi MATEPP tarafından düzenlenen III. Uluslararası Montessori Zirvesi Palet Okulları Çamlıca Kampüsü’nde gerçekleşti. “Değişen Dünyada Montessori: Yenilikçi, İlham Veren, Etkileyici“ temasıyla düzenlenen zirvede konuşma yapan Necmeddin Bilal Erdoğan, 2011'de küçük bir Palet Anaokulu ile başladıkları montessori yolculuğunda hem ilkokulda hem de daha sonra YETEV bünyesindeki okullarda yaptıklarıyla eğitime yeni bir soluk getirmeye çalıştıklarını söyledi. Montessorinin bütün çocukların aynı sınıfa doldurulup, aynı şekilde yetiştirilemeyeceğini ve hepsinin bireysel iştiyaklarının ve özelliklerinin dikkate alınarak gelişme eğrilerinde ilerlenmesi gerektiğini ortaya koyduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti: "Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Tabii bunu yaparken 2011 yılından bu yana zaman zaman yurtdışından uzmanları okullarımıza getirdik, zaman zaman buradaki öğretmenlerimizi yurtdışına eğitime gönderdik. Şu anda hiç olmadığı kadar tecrübeli bir eğitim kadrosuyla bu işi yapmaya çalışıyoruz. Başarılı bir Montessori sınıfının merkezinde rehberimiz, öğretmenimiz var. Onun daha tecrübeli, donanımlı, öz güvenli olması için çalışmaya özellikle ağırlık veriyoruz. MATEPP bunun için çalışıyor. MACTE sertifikasıyla uluslararası okul öncesi eğitimde öğretmenlik eğitimi veriyoruz, 3-6 yaşta. Önümüzdeki dönemde 6-9 yaş grubunun da eğitimlerini sertifikalı bir şekilde verebilmek istiyoruz. Bu bizim için önemli. Çünkü Türkiye'de montessori ilkokul eğitimini bizim yaptığımız düzeyde yapan yok. Bunu yapmak için de tabii ki bu tür uluslararası etkinlikler, uluslararası misafirlerle çalışmalar bizim için çok önemli.” Maria Montessori'den bu yana 100 yılı aşkın bir süre geçtiğini ve yeni non-lineer arayışlara, yeni muhalif eğitim yaklaşımlarına hala çok ihtiyaçları olduğunu dile getiren Erdoğan, "Çünkü kendini yenileyemeyen, yenilemekten sadece teknolojiyi anlayan bir pedagojik düşünce dünyası insanın ufkunu, evrenini yakalamaktan aciz kalacak" diye konuştu.

İnsani ilişkiler yapay zekada yok
Bir Montessori Yaşam Tarzı: Belirsizlik Çağında Çocukları ve Kendimizi Eğitmek” adlı konferans konuşmasını yapan eğitimci Dr. Paul Epstein, günümüz teknolojisi ve yapay zekâ gelişmeleri hakkında bir endişe taşımadığını belirtti ve şunları söyledi: "ChatGPT gibi yapay zekâ araçları hızlı ve etkileyici olsa da, insani ilişkiler konusunda eksikler. Montessori yaşam tarzı, insani ilişkilerin temel alındığı bir sistemdir." Yapay zekânın gelecekte daha gelişeceğine inandığını belirten eğitimci, ancak bu sistemlerin “insani bir dokunuş” sunma konusunda sınırlı olduklarını savundu. Son olarak Montessori metodunun çocukların doğasına uygun, duyusal öğrenmeye dayalı bir eğitim sistemi olduğunu belirten eğitimci, "Montessori yaşam tarzı sadece akademik bilgi ile sınırlı değildir; çocuğun tüm gelişimi ile ilgilidir. Bu insani ilişkileri yapay zekada bulamayız," diyerek, eğitimde duyuların ve bağımsızlığın önemini bir kez daha vurguladı.

Montessori Okullarında Liderlik konuşuldu
MATEPP Program Direktörü Liliya Yakımova Özyavaş moderatörlüğünde, YETEV Okulları Genel Müdürü Hayati Oktay, Polonya Warsaw Montessori Okulları Kurucusu Malgosia Tarnowska, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Kevser Koç’un katılım sağladığı “Montessori Okullarında Liderlik: Değişen Eğitim İhtiyaçlarına Yanıt” paneli gerçekleştirildi.

Son Güncelleme: Çarşamba, 20 Kasım 2024 10:42

Gösterim: 1071

Millî Eğitim Bakanlığınca, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde ebeveyn rolünün önemine vurgu yapmak ve ailelerin eğitim süreçlerine daha fazla dâhil olmasını sağlamak amacıyla "Maarif Modeli Ebeveyn Okulu" kursları açılacak.

maarif_modeli_ebeveynlerYeni müfredatla getirilen ve öğrenciyi akademik, zihinsel, sosyal, duygusal, duyuşsal, fiziksel ve ahlaki açıdan bir bütün olarak gören "bütüncül eğitim yaklaşımı" modeli kapsamında ebeveynlere de eğitim verilecek.
Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, çocukların bütüncül gelişiminde ailenin en önemli etkenlerden biri olduğunu gösteren araştırma sonuçlarından hareketle halk eğitimi merkezlerindeki "Aile Okulları" kapsamına Maarif Modeli Ebeveyn Okulu kurs programını da dâhil etti.
Öğrenci velilerinin katılabileceği kursların programı, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli", "Türk sosyal hayatında aile", "ailece nitelikli zaman", "ailede kültürel zenginlik", "çocuğun başarısında aile", "sosyal etkinliklere katılımın ve çevre bilincinin aile ve çocuk üzerindeki etkisi", "hane içi dijital eğitim" ve "akran ve arkadaşlık ilişkileri" olmak üzere 8 konudan oluşuyor.
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı halk eğitimi merkezlerinde, yüz yüze uygulanacak ve ücretsiz düzenlenecek kurslar; 32 ders saati olarak planlandı. Kurslar, Maarif Modeli formatörleri tarafından verilecek.

Velilere çocukları ile yapabilecekleri etkinlikler hazırlandı
Kurslar için alan uzmanlarınca çocukların bilişsel, fiziksel, sosyal ve duygusal iyi olma durumunu ve sosyal yönlerini geliştirecek; doğal ortamda, aileleriyle, arkadaşlarıyla uyum içinde nitelikli zaman geçirmelerini sağlayacak oyun ve etkinlikler hazırlandı.
Velilerin öneri niteliğindeki bu etkinlikleri kursun ardından çocuklarıyla da gerçekleştirmesi beklenecek. Kurslarda, Millî Eğitim Bakanlığınca okul ile aile iş birliğini güçlendirmek amacıyla çekilen "Ailem" dizisinden de bölümler izletilecek.
Kurslara katılmak isteyen tüm öğrenci velileri, "e-yaygin.meb.gov.tr" üzerinden ya da şahsen başvuru yapabilecek.

Beceriler çerçevesine yönelik veli rolleri anlatılacak
"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" konulu derslerde modelin felsefesi hakkında bilgiler aktarılacak, yeni öğretim programlarının beceriler çerçevesine yönelik yapısı ile velilerin rolü anlatılacak.
Ayrıca modelin eylemlerden değerlere, değerlerden erdemli insana, erdemli insandan ise nihai hedef olan yaşanabilir çevrede, aile ve toplum ile huzurlu insana ulaşmayı amaçlayan yapısı aktarılacak.
Kurslarda, çocuğun akademik başarıları ve sosyal ve duygusal becerilerden oluşan bütüncül gelişiminde ailenin rolüne ilişkin bilgiler de aktarılacak. Modelin uygulanmasında veliye düşen görev ve sorumluluklar detaylandırılacak.

"Türk sosyal hayatında aile" dersleri
"Türk sosyal hayatında aile" başlıklı derslerde ise toplumsal bir kurum olarak aile, tarihsel süreçte Türk aile yapısı, Türk aile yapısındaki değişim ve dönüşüm, Türk aile yapısının karşılaştığı güncel sorunlar, mahalle kültürü ve komşuluk ilişkileri aktarılacak.
Çocukla nitelikli zaman geçirmenin önemi vurgulanacak
"Ailece nitelikli zaman" başlıklı derslerde de çocukla nitelikli zaman geçirmek, oyunun aile içi iletişimdeki yeri, oyunun çocuk gelişimine etkisi ile oyun ve etkinlikler anlatılacak.
"Ailede kültürel zenginlik" başlıklı derslerde de kitap okuma alışkanlığı kazandırmada, çocukların kültürel ve sanatsal yönlerini güçlendirmede ailenin görev ve sorumlulukları ile kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılımın önemine ilişkin içerikler sunulacak.

Çocuğun başarısında ailenin önemine vurgu
"Çocuğun başarısında aile" başlıklı derslerde rol model olarak aile tiplerine vurgu yapılacak, "sosyal ekinliklere katılımın ve çevre bilincinin aile ve çocuk üzerindeki etkisi" başlıklı derslerdeki başlıklar ise örneklerle anlatılacak.
Kurslarda, dijital ortamların çocuklar üzerindeki etkisine vurgu yapmak üzere "hane içi dijital eğitim" başlıklı ayrı bir program oluşturuldu.
Bu kapsamda, ailelere bilinçli ve güvenli teknoloji kullanımındaki rolleri anlatılacak. Dijital ortamların çocuklar üzerindeki etkileri ile dijital bağımlılık ve bağımlılığı önleme yollarına ilişkin bilgiler verilecek.
"Akran ve arkadaşlık ilişkileri" konulu derslerde de akran gruplarının olumlu ve olumsuz işlevleri, akran ilişkilerini iyileştirme ve geliştirme yolları ile özel eğitime ihtiyaç duyan çocukların velilerine yönelik eğitimler verilecek.

> Ebeveynler için Maarif Modeli

Millî Eğitim Bakanlığınca, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde ebeveyn rolünün önemine vurgu yapmak ve ailelerin eğitim süreçlerine daha fazla dâhil olmasını sağlamak amacıyla "Maarif Modeli Ebeveyn Okulu" kursları açılacak.

maarif_modeli_ebeveynlerYeni müfredatla getirilen ve öğrenciyi akademik, zihinsel, sosyal, duygusal, duyuşsal, fiziksel ve ahlaki açıdan bir bütün olarak gören "bütüncül eğitim yaklaşımı" modeli kapsamında ebeveynlere de eğitim verilecek.
Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, çocukların bütüncül gelişiminde ailenin en önemli etkenlerden biri olduğunu gösteren araştırma sonuçlarından hareketle halk eğitimi merkezlerindeki "Aile Okulları" kapsamına Maarif Modeli Ebeveyn Okulu kurs programını da dâhil etti.
Öğrenci velilerinin katılabileceği kursların programı, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli", "Türk sosyal hayatında aile", "ailece nitelikli zaman", "ailede kültürel zenginlik", "çocuğun başarısında aile", "sosyal etkinliklere katılımın ve çevre bilincinin aile ve çocuk üzerindeki etkisi", "hane içi dijital eğitim" ve "akran ve arkadaşlık ilişkileri" olmak üzere 8 konudan oluşuyor.
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı halk eğitimi merkezlerinde, yüz yüze uygulanacak ve ücretsiz düzenlenecek kurslar; 32 ders saati olarak planlandı. Kurslar, Maarif Modeli formatörleri tarafından verilecek.

Velilere çocukları ile yapabilecekleri etkinlikler hazırlandı
Kurslar için alan uzmanlarınca çocukların bilişsel, fiziksel, sosyal ve duygusal iyi olma durumunu ve sosyal yönlerini geliştirecek; doğal ortamda, aileleriyle, arkadaşlarıyla uyum içinde nitelikli zaman geçirmelerini sağlayacak oyun ve etkinlikler hazırlandı.
Velilerin öneri niteliğindeki bu etkinlikleri kursun ardından çocuklarıyla da gerçekleştirmesi beklenecek. Kurslarda, Millî Eğitim Bakanlığınca okul ile aile iş birliğini güçlendirmek amacıyla çekilen "Ailem" dizisinden de bölümler izletilecek.
Kurslara katılmak isteyen tüm öğrenci velileri, "e-yaygin.meb.gov.tr" üzerinden ya da şahsen başvuru yapabilecek.

Beceriler çerçevesine yönelik veli rolleri anlatılacak
"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" konulu derslerde modelin felsefesi hakkında bilgiler aktarılacak, yeni öğretim programlarının beceriler çerçevesine yönelik yapısı ile velilerin rolü anlatılacak.
Ayrıca modelin eylemlerden değerlere, değerlerden erdemli insana, erdemli insandan ise nihai hedef olan yaşanabilir çevrede, aile ve toplum ile huzurlu insana ulaşmayı amaçlayan yapısı aktarılacak.
Kurslarda, çocuğun akademik başarıları ve sosyal ve duygusal becerilerden oluşan bütüncül gelişiminde ailenin rolüne ilişkin bilgiler de aktarılacak. Modelin uygulanmasında veliye düşen görev ve sorumluluklar detaylandırılacak.

"Türk sosyal hayatında aile" dersleri
"Türk sosyal hayatında aile" başlıklı derslerde ise toplumsal bir kurum olarak aile, tarihsel süreçte Türk aile yapısı, Türk aile yapısındaki değişim ve dönüşüm, Türk aile yapısının karşılaştığı güncel sorunlar, mahalle kültürü ve komşuluk ilişkileri aktarılacak.
Çocukla nitelikli zaman geçirmenin önemi vurgulanacak
"Ailece nitelikli zaman" başlıklı derslerde de çocukla nitelikli zaman geçirmek, oyunun aile içi iletişimdeki yeri, oyunun çocuk gelişimine etkisi ile oyun ve etkinlikler anlatılacak.
"Ailede kültürel zenginlik" başlıklı derslerde de kitap okuma alışkanlığı kazandırmada, çocukların kültürel ve sanatsal yönlerini güçlendirmede ailenin görev ve sorumlulukları ile kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılımın önemine ilişkin içerikler sunulacak.

Çocuğun başarısında ailenin önemine vurgu
"Çocuğun başarısında aile" başlıklı derslerde rol model olarak aile tiplerine vurgu yapılacak, "sosyal ekinliklere katılımın ve çevre bilincinin aile ve çocuk üzerindeki etkisi" başlıklı derslerdeki başlıklar ise örneklerle anlatılacak.
Kurslarda, dijital ortamların çocuklar üzerindeki etkisine vurgu yapmak üzere "hane içi dijital eğitim" başlıklı ayrı bir program oluşturuldu.
Bu kapsamda, ailelere bilinçli ve güvenli teknoloji kullanımındaki rolleri anlatılacak. Dijital ortamların çocuklar üzerindeki etkileri ile dijital bağımlılık ve bağımlılığı önleme yollarına ilişkin bilgiler verilecek.
"Akran ve arkadaşlık ilişkileri" konulu derslerde de akran gruplarının olumlu ve olumsuz işlevleri, akran ilişkilerini iyileştirme ve geliştirme yolları ile özel eğitime ihtiyaç duyan çocukların velilerine yönelik eğitimler verilecek.

Son Güncelleme: Perşembe, 14 Kasım 2024 11:58

Gösterim: 588

Antalya’da, İyi Bir Eğitim Platformu tarafından düzenlenen Sürdürülebilir Eğitim Sempozyumu, 11-12-13 Kasım tarihlerinde 2000’e yakın katılımcı ile ikinci kez gerçekleştirildi. Sempozyum, 21. yüzyılda eğitim, sürdürülebilir eğitimin engelleri ve çözüm yolları, eğitimde yapay zekâ gibi pek çok önemli konunun tartışıldığı bir platform sundu.

umit_kalko_ses_2024Açılış konuşmasını yapan İyi Bir Eğitim Platformu Kurucusu Ümit Kalko, şu sözleriyle sempozyumun önemini vurguladı: “Konuşmacılarımızın söylemleriyle, bizim yapacağımız atölye çalışmalarıyla burada 2000 kişi, 3 gün boyunca nasıl iyi bir eğitim verebileceği yönünde çalışmalar yapacak. Nisan ayında ilkini gerçekleştirdiğimiz sempozyuma 850 kişi katılmıştı. Her defasında daha da büyüyeceğiz. Biz kar amacı güden bir organizasyon yapmıyoruz. Ama yaptığımız organizasyona teveccühün her geçen gün artmış olması da bizi mutlu ediyor. Her şeyden ziyade vatansever birisi olarak ülkemizin daha iyi bir eğitim ve sürdürülebilir kalkınması için bu çalışmaların çok önemli olduğunun bilincindeyiz.”

'ÖĞRETMEN OKULLARI YENİDEN AÇILMALI'
TÖDER Başkanı İbrahim Taşel, sempozyumda özel eğitim kurumlarının sorunlarına değinerek çözüm önerileri sundu. Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Eğitim Eski Genel Müdürü Ömer Balıbey ise eğitimdeki deneyimlerini paylaştı ve öğretmen okullarının yeniden açılması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Atatürk zamanında olduğu gibi öğretmen okulları yeniden açılmalı, yakalarına yıldız takılmalı ve Anadolu’ya gönderilmeli. Eğitimde nitelik artmalı. Meslek liselerinde orta sınıfların açılması için çalışmalıyız. Sektörlerde ara eleman yetişmeli. Her yıl 60 bin öğretmen eğitim fakültelerinden mezun oluyor. Bu sayıyı düşürmeliyiz. Bunu da öğretmen liseleri ile yapacağız.”

‘OKUL ÖNCESİ ve REHBERLİK ZİRVESİ DE YAPILACAK’
Sempozyumda bir sonraki durağının İstanbul olacağını belirten Kalko, “Sempozyumumuzu Antalya'da gerçekleştirdikten sonra İyi Bir Eğitim Platformu olarak İstanbul'da Nisan ayından başlayarak tüm Türkiye genelinde bir Okul Öncesi ve Rehberlik Zirvesi yapmayı planlıyoruz. Bu sempozyumun bugün Antalya ve yarın İstanbul'da ama daha sonra Türkiye'nin dört bir yanında olmasını istiyoruz. Tüm gücümüzle ve ekibimizle mücadele edeceğiz. Bu platform, iyi bir eğitim arayan herkesin platformu. Dolayısıyla bu platformumuzun her geçen gün büyüyerek ülkemizin dört bir yanına ulaşması en büyük temennidir" ifadelerini kullandı.
Etkinliğin bir sonraki adresinin İstanbul olacağını belirten Ümit Kalko, şu açıklamayı yaptı: “Sempozyumumuzu Antalya’da gerçekleştirdikten sonra, İstanbul’da Nisan ayından başlayarak tüm Türkiye genelinde bir okul öncesi ve rehberlik eğitim zirvesi yapmayı planlıyoruz. Bu sempozyumun bugün Antalya’da, yarın İstanbul’da, ama daha sonra Türkiye’nin dört bir yanında olmasını istiyoruz. Tüm gücümüzle ve ekibimizle mücadele edeceğiz. Bu platform, iyi bir eğitim arayan herkesin platformu. Dolayısıyla bu platformun her geçen gün büyüyerek ülkemizin dört bir yanına ulaşması en büyük temennimizdir.”

YILDIZLAR GEÇİDİ
Sempozyumun açılışında ve atölye çalışmalarında birçok değerli isim yer aldı. Prof. Dr. Sinan Canan, Dr. Bahar Eriş, OECD PISA Okullar Proje Yöneticisi Tanja Vujicic, Doç. Dr. Özgür Bolat, Prof. Dr. Emre Alkin, Dilek Livaneli, Ahmet Şerif İzgören, Prof. Dr. Uğur Batı, Sunay Akın, Prof. Dr. Selçuk Şirin, Doç. Dr. Esef Hakan Toytok, Prof. Dr. Korkut Ulucan ve Emrah Kozan, sempozyumda eğitim, bilim, sanat ve ekonomiyi harmanlayan konuşmalar yaptı.
Sempozyumun ikinci gününde ise sahneye ünlü oyuncu Zafer Algöz, stand-up gösterisi ile çıktı. Akşam, sanatçı Ebru Yaşar, Öğretmenler Günü’ne özel bir konser verdi.

> Eğitimin farklı ‘SES’leri Antalya’da buluştu

Antalya’da, İyi Bir Eğitim Platformu tarafından düzenlenen Sürdürülebilir Eğitim Sempozyumu, 11-12-13 Kasım tarihlerinde 2000’e yakın katılımcı ile ikinci kez gerçekleştirildi. Sempozyum, 21. yüzyılda eğitim, sürdürülebilir eğitimin engelleri ve çözüm yolları, eğitimde yapay zekâ gibi pek çok önemli konunun tartışıldığı bir platform sundu.

umit_kalko_ses_2024Açılış konuşmasını yapan İyi Bir Eğitim Platformu Kurucusu Ümit Kalko, şu sözleriyle sempozyumun önemini vurguladı: “Konuşmacılarımızın söylemleriyle, bizim yapacağımız atölye çalışmalarıyla burada 2000 kişi, 3 gün boyunca nasıl iyi bir eğitim verebileceği yönünde çalışmalar yapacak. Nisan ayında ilkini gerçekleştirdiğimiz sempozyuma 850 kişi katılmıştı. Her defasında daha da büyüyeceğiz. Biz kar amacı güden bir organizasyon yapmıyoruz. Ama yaptığımız organizasyona teveccühün her geçen gün artmış olması da bizi mutlu ediyor. Her şeyden ziyade vatansever birisi olarak ülkemizin daha iyi bir eğitim ve sürdürülebilir kalkınması için bu çalışmaların çok önemli olduğunun bilincindeyiz.”

'ÖĞRETMEN OKULLARI YENİDEN AÇILMALI'
TÖDER Başkanı İbrahim Taşel, sempozyumda özel eğitim kurumlarının sorunlarına değinerek çözüm önerileri sundu. Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Eğitim Eski Genel Müdürü Ömer Balıbey ise eğitimdeki deneyimlerini paylaştı ve öğretmen okullarının yeniden açılması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Atatürk zamanında olduğu gibi öğretmen okulları yeniden açılmalı, yakalarına yıldız takılmalı ve Anadolu’ya gönderilmeli. Eğitimde nitelik artmalı. Meslek liselerinde orta sınıfların açılması için çalışmalıyız. Sektörlerde ara eleman yetişmeli. Her yıl 60 bin öğretmen eğitim fakültelerinden mezun oluyor. Bu sayıyı düşürmeliyiz. Bunu da öğretmen liseleri ile yapacağız.”

‘OKUL ÖNCESİ ve REHBERLİK ZİRVESİ DE YAPILACAK’
Sempozyumda bir sonraki durağının İstanbul olacağını belirten Kalko, “Sempozyumumuzu Antalya'da gerçekleştirdikten sonra İyi Bir Eğitim Platformu olarak İstanbul'da Nisan ayından başlayarak tüm Türkiye genelinde bir Okul Öncesi ve Rehberlik Zirvesi yapmayı planlıyoruz. Bu sempozyumun bugün Antalya ve yarın İstanbul'da ama daha sonra Türkiye'nin dört bir yanında olmasını istiyoruz. Tüm gücümüzle ve ekibimizle mücadele edeceğiz. Bu platform, iyi bir eğitim arayan herkesin platformu. Dolayısıyla bu platformumuzun her geçen gün büyüyerek ülkemizin dört bir yanına ulaşması en büyük temennidir" ifadelerini kullandı.
Etkinliğin bir sonraki adresinin İstanbul olacağını belirten Ümit Kalko, şu açıklamayı yaptı: “Sempozyumumuzu Antalya’da gerçekleştirdikten sonra, İstanbul’da Nisan ayından başlayarak tüm Türkiye genelinde bir okul öncesi ve rehberlik eğitim zirvesi yapmayı planlıyoruz. Bu sempozyumun bugün Antalya’da, yarın İstanbul’da, ama daha sonra Türkiye’nin dört bir yanında olmasını istiyoruz. Tüm gücümüzle ve ekibimizle mücadele edeceğiz. Bu platform, iyi bir eğitim arayan herkesin platformu. Dolayısıyla bu platformun her geçen gün büyüyerek ülkemizin dört bir yanına ulaşması en büyük temennimizdir.”

YILDIZLAR GEÇİDİ
Sempozyumun açılışında ve atölye çalışmalarında birçok değerli isim yer aldı. Prof. Dr. Sinan Canan, Dr. Bahar Eriş, OECD PISA Okullar Proje Yöneticisi Tanja Vujicic, Doç. Dr. Özgür Bolat, Prof. Dr. Emre Alkin, Dilek Livaneli, Ahmet Şerif İzgören, Prof. Dr. Uğur Batı, Sunay Akın, Prof. Dr. Selçuk Şirin, Doç. Dr. Esef Hakan Toytok, Prof. Dr. Korkut Ulucan ve Emrah Kozan, sempozyumda eğitim, bilim, sanat ve ekonomiyi harmanlayan konuşmalar yaptı.
Sempozyumun ikinci gününde ise sahneye ünlü oyuncu Zafer Algöz, stand-up gösterisi ile çıktı. Akşam, sanatçı Ebru Yaşar, Öğretmenler Günü’ne özel bir konser verdi.

Son Güncelleme: Cuma, 15 Kasım 2024 14:22

Gösterim: 744

Nida KOÇ - Nida Koç Akademi Kurucusu

“Nida Koç Akademi hem öğrencilerin hem öğretmenlerin kişisel gelişimlerini göz önüne alarak ‘gelişim odaklı model’ içeriği benimsemektedir. Dünden bugüne sektördeki birçok kurumsal özel okul ile birlikte bir Eğitim-Danışmanlık-Yazılım desteği vermektedir.Aynı zamanda birçok devlet ve özel kurumların yazılımlarını üreten bir firma olarak sektördeki öncü markalar arasında yer almaktayız.”

nida_koc_ekim_2024Öncelikle bize kendinizden bahsedebilir misiniz? Nida Koç kimdir?
Başkent Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin bölümü Sınıf Öğretmenliği Bölümü mezunuyum. Uzun yıllar özel sektördeki bilgi ve tecrübelerimle ulusal ve uluslararası projelerdeki öncülüklerim ile tutkuyla yaptığım mesleğimi geliştirmek adına çok önemli deneyimlerini bir araya getirerek eğitim sektörüne içerik modelleri sunarak bir girişimci olarak Nida Koç Akademi kurucusuyum.

SEKTÖRDEKİ ÖNCÜ MARKALAR ARASINDAYIZ
Nida Koç Akademi nasıl ve hangi amaçlarla kuruldu? Markanızın dünden bugüne gelişimini kısaca anlatabilir misiniz?
Nida Koç Akademi Eğitim / Danışmanlık ve Yazılım firmasıdır. Sektördeki danışmanlık tecrübeleri ile eğitim alanında birçok içeriklere öncülük etmektedir. Özel Okullar, Kurs Merkezleri, Üniversiteler, Bakanlıklar, Belediyeler, Özel Şirketler ile Eğitim ve Danışmanlık kısmında çalışılmaktadır. Bununla birlikte Danışmanlık ve Yazılım tarafında ise birçok kuruma içerik üretmekle birlikte kurum ihtiyaç analizi çıkartılarak yeni yazılımlar üretilmektedir.
Eğitim sektöründeki öncülükleri ile ve eğitimci kimliği ile Nida Koç Akademi; Eğitim ve Danışmanlık vererek devlet ve özel kurumlar ile iş birliği yaparak ülkemizde eğitim sektörüne katkıda bulunmak hedefi ile kurulmuştur.
Nida Koç Akademi öğrenci ve öğretmenlerin Eğitim-Öğretim yılı içerisinde dijital içerikler hakkında verimliliğini artırmayı ve nitelikli hizmet içi eğitim programı oluşturmayı amaçlayan bir kurumdur. Bu yönde hem eğitim hem yazılım tarafında kurumlara destek sunmaktadır. Nida Koç Akademi hem öğrencileri hem öğretmenleri kişisel gelişimlerini de göz önüne alarak “gelişim odaklı model” içeriği benimsenmektedir. Dünden bugüne sektördeki birçok kurumsal özel okul ile birlikte bir Eğitim-Danışmanlık-Yazılım desteği vermektedir. Aynı zamanda birçok devlet ve özel kurumların yazılımlarını üreten bir firma olarak sektördeki öncü markalar arasında yer almaktadır.

Eğitim kurumlarına yönelik verdiğiniz hizmetler nelerdir?
Nida Koç Akademi Eğitim sektöründe birçok kurum ve kuruluş ile iş birliği yapmaktadır. Özel okullar sektöründe; Hızlı Okuma ve Okuduğunu Anlama Becerileri, Kodlama ve Robotik, Zihin Haritaları Eğitimi, Yeni Nesil Öğrenme Araçları eğitimleri vermektedir. Burada Hızlı Okuma ve Okuduğunu Anlama Eğitiminde uluslararası belge ile kişisel gelişimlerini de göz önüne alarak bir içerik sunulmaktadır. Verilen eğitimlerin hepsini bir dijital yazılım ile birleştirerek kuruma bir dijital yazılım materyali sunulmaktadır. Bunun yanı sıra özel okul öğretmen ve personellerine yönelik Kurum Kültürü Eğitimi, Swot Analizi Eğitimi, Etkili İletişim Becerileri Eğitimi, Takım Çalışması Eğitimleri sunulmaktadır. Aynı şekilde özel şirketler, bakanlıklar ve belediyelere de personel eğitim içerikleri ile eğitimler düzenlenmektedir.

SÜREKLİ ÜRETEN NESİLLER İÇİN ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ
Nida Koç Akademi markası olarak hedefleriniz nelerdir?
Ulusal ve uluslararası birçok yazılıma öncülük ederek özellikle eğitim sektöründe gelişimlere açık, ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek amacıyla büyümeyi hedefleyen bir marka olarak çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Burada özellikle bireylerin gelişimlerini takip ederek ve günümüz teknolojilerini en iyi şekilde eğitim sektörü ile buluşturmak asıl hedeflerimizdendir. Özellikle yurtdışında farklı Eğitim ve Teknoloji konularında bir içerik sunmak adına birçok girişimlerimiz bulunmaktadır. Bir kadın girişimci olarak ülkemizin dört bir yanından öğrenci ve öğretmenlerimizin gelişimlerine katkıda bulunmak, onların daha iyi nesiller yetiştirmesi için sürekli üreten nesiller olmamız için farklı değer markaları ile sektörde buluşmak ve bunları büyütmek hedeflerimiz arasındadır. Ulusal ve uluslararası fuarlarda temsilimizin ne kadar önemli olduğunun bilincinde olarak kaliteli içerik sunarak ve bunu sürdürülebilir kılarak eğitim sektörünün çok daha başarılı noktalara taşınması konusundaki hedeflerimiz her zaman sürecektir.

HIZLI OKUMA İLE ÖĞRENCİLERİN AKADEMİK VE SOSYAL BECERİLERİ ARTIYOR
Öğrencilere yönelik hızlı okuma ve anlayarak okuma eğitimi veriyorsunuz. Bu eğitimin özellikleri nelerdir ve neden önemlidir?
Öğrencilere Hızlı Okuma ve Okuduğunu Anlama Becerileri üzerine verilen eğitimin en önemli özelliği 21.yüzyıl becerileri dikkate alınarak öğrencilerde göz kaslarını geliştirmek, geriye dönmeme, 5N1K yöntemi ile yeni nesil yapay zeka destekli dijital öğrenme araçlarını birleştirerek Kişiselleştirilmiş Öğretim Modeli sunulmaktadır. Burada özellikle öğrencilere yönelik içerikler her kademe düzeyine göre ayrı içerikler oluşturulmuştur. Eğitimlerin en önemli kısımlarından birisi her zaman takiptir. Yazılımımız içerisinde öğrencilerin gelişimlerini takip edecek bir sistemimiz vardır. Öğrencilerin hayatları boyunca aslında kişisel gelişimlerini destekleyecek bir eğitim ile teknik ve öğretim modeli sunuyoruz. Burada hem akademik hem de sosyal becerileri artarken onların hayatlarında hız ve okuduğunu anlama kavramını doğru şekilde kullanmaları yönünde geliştiriyoruz.
Öğrenciler bu eğitimi aldıktan sonra hayatlarında hem okuduğunu anlama hem de hız konularında yeniliklere yol açıyorlar. Doğru ve etkili şekilde kullanma tekniklerini öğreniyorlar. Burada aslında zihinsel becerileri doğru ve etkili şekilde kullanarak bu durumun stratejisini etkili halde öğrenme becerileri elde etmektedirler. Burada ise eğitimi almayan öğrenci ile bu eğitimi alan öğrenciler arasındaki farklılıkları göz önüne aldığımızda gelişimlerindeki farklılıklardan bahsedebiliriz.

ÖĞRETMENLERE YÖNELİK EĞİTİMLERİMİZ:
* Hızlı Okuma Eğitimi
* Zihin Haritaları Eğitimi
* Web 2.0/3.0 Öğretmen Araçları Eğitimi
* Kurum Kültürü Eğitimi
* Etkili İletişim Becerileri Eğitimi
* Takım Çalışması Eğitimi
* Dijital Dünya Eğitimi

 

> Nida Koç Akademi Gelişim Odaklı Model ile eğitim sektörüne güç katıyor

Nida KOÇ - Nida Koç Akademi Kurucusu

“Nida Koç Akademi hem öğrencilerin hem öğretmenlerin kişisel gelişimlerini göz önüne alarak ‘gelişim odaklı model’ içeriği benimsemektedir. Dünden bugüne sektördeki birçok kurumsal özel okul ile birlikte bir Eğitim-Danışmanlık-Yazılım desteği vermektedir.Aynı zamanda birçok devlet ve özel kurumların yazılımlarını üreten bir firma olarak sektördeki öncü markalar arasında yer almaktayız.”

nida_koc_ekim_2024Öncelikle bize kendinizden bahsedebilir misiniz? Nida Koç kimdir?
Başkent Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin bölümü Sınıf Öğretmenliği Bölümü mezunuyum. Uzun yıllar özel sektördeki bilgi ve tecrübelerimle ulusal ve uluslararası projelerdeki öncülüklerim ile tutkuyla yaptığım mesleğimi geliştirmek adına çok önemli deneyimlerini bir araya getirerek eğitim sektörüne içerik modelleri sunarak bir girişimci olarak Nida Koç Akademi kurucusuyum.

SEKTÖRDEKİ ÖNCÜ MARKALAR ARASINDAYIZ
Nida Koç Akademi nasıl ve hangi amaçlarla kuruldu? Markanızın dünden bugüne gelişimini kısaca anlatabilir misiniz?
Nida Koç Akademi Eğitim / Danışmanlık ve Yazılım firmasıdır. Sektördeki danışmanlık tecrübeleri ile eğitim alanında birçok içeriklere öncülük etmektedir. Özel Okullar, Kurs Merkezleri, Üniversiteler, Bakanlıklar, Belediyeler, Özel Şirketler ile Eğitim ve Danışmanlık kısmında çalışılmaktadır. Bununla birlikte Danışmanlık ve Yazılım tarafında ise birçok kuruma içerik üretmekle birlikte kurum ihtiyaç analizi çıkartılarak yeni yazılımlar üretilmektedir.
Eğitim sektöründeki öncülükleri ile ve eğitimci kimliği ile Nida Koç Akademi; Eğitim ve Danışmanlık vererek devlet ve özel kurumlar ile iş birliği yaparak ülkemizde eğitim sektörüne katkıda bulunmak hedefi ile kurulmuştur.
Nida Koç Akademi öğrenci ve öğretmenlerin Eğitim-Öğretim yılı içerisinde dijital içerikler hakkında verimliliğini artırmayı ve nitelikli hizmet içi eğitim programı oluşturmayı amaçlayan bir kurumdur. Bu yönde hem eğitim hem yazılım tarafında kurumlara destek sunmaktadır. Nida Koç Akademi hem öğrencileri hem öğretmenleri kişisel gelişimlerini de göz önüne alarak “gelişim odaklı model” içeriği benimsenmektedir. Dünden bugüne sektördeki birçok kurumsal özel okul ile birlikte bir Eğitim-Danışmanlık-Yazılım desteği vermektedir. Aynı zamanda birçok devlet ve özel kurumların yazılımlarını üreten bir firma olarak sektördeki öncü markalar arasında yer almaktadır.

Eğitim kurumlarına yönelik verdiğiniz hizmetler nelerdir?
Nida Koç Akademi Eğitim sektöründe birçok kurum ve kuruluş ile iş birliği yapmaktadır. Özel okullar sektöründe; Hızlı Okuma ve Okuduğunu Anlama Becerileri, Kodlama ve Robotik, Zihin Haritaları Eğitimi, Yeni Nesil Öğrenme Araçları eğitimleri vermektedir. Burada Hızlı Okuma ve Okuduğunu Anlama Eğitiminde uluslararası belge ile kişisel gelişimlerini de göz önüne alarak bir içerik sunulmaktadır. Verilen eğitimlerin hepsini bir dijital yazılım ile birleştirerek kuruma bir dijital yazılım materyali sunulmaktadır. Bunun yanı sıra özel okul öğretmen ve personellerine yönelik Kurum Kültürü Eğitimi, Swot Analizi Eğitimi, Etkili İletişim Becerileri Eğitimi, Takım Çalışması Eğitimleri sunulmaktadır. Aynı şekilde özel şirketler, bakanlıklar ve belediyelere de personel eğitim içerikleri ile eğitimler düzenlenmektedir.

SÜREKLİ ÜRETEN NESİLLER İÇİN ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ
Nida Koç Akademi markası olarak hedefleriniz nelerdir?
Ulusal ve uluslararası birçok yazılıma öncülük ederek özellikle eğitim sektöründe gelişimlere açık, ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek amacıyla büyümeyi hedefleyen bir marka olarak çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Burada özellikle bireylerin gelişimlerini takip ederek ve günümüz teknolojilerini en iyi şekilde eğitim sektörü ile buluşturmak asıl hedeflerimizdendir. Özellikle yurtdışında farklı Eğitim ve Teknoloji konularında bir içerik sunmak adına birçok girişimlerimiz bulunmaktadır. Bir kadın girişimci olarak ülkemizin dört bir yanından öğrenci ve öğretmenlerimizin gelişimlerine katkıda bulunmak, onların daha iyi nesiller yetiştirmesi için sürekli üreten nesiller olmamız için farklı değer markaları ile sektörde buluşmak ve bunları büyütmek hedeflerimiz arasındadır. Ulusal ve uluslararası fuarlarda temsilimizin ne kadar önemli olduğunun bilincinde olarak kaliteli içerik sunarak ve bunu sürdürülebilir kılarak eğitim sektörünün çok daha başarılı noktalara taşınması konusundaki hedeflerimiz her zaman sürecektir.

HIZLI OKUMA İLE ÖĞRENCİLERİN AKADEMİK VE SOSYAL BECERİLERİ ARTIYOR
Öğrencilere yönelik hızlı okuma ve anlayarak okuma eğitimi veriyorsunuz. Bu eğitimin özellikleri nelerdir ve neden önemlidir?
Öğrencilere Hızlı Okuma ve Okuduğunu Anlama Becerileri üzerine verilen eğitimin en önemli özelliği 21.yüzyıl becerileri dikkate alınarak öğrencilerde göz kaslarını geliştirmek, geriye dönmeme, 5N1K yöntemi ile yeni nesil yapay zeka destekli dijital öğrenme araçlarını birleştirerek Kişiselleştirilmiş Öğretim Modeli sunulmaktadır. Burada özellikle öğrencilere yönelik içerikler her kademe düzeyine göre ayrı içerikler oluşturulmuştur. Eğitimlerin en önemli kısımlarından birisi her zaman takiptir. Yazılımımız içerisinde öğrencilerin gelişimlerini takip edecek bir sistemimiz vardır. Öğrencilerin hayatları boyunca aslında kişisel gelişimlerini destekleyecek bir eğitim ile teknik ve öğretim modeli sunuyoruz. Burada hem akademik hem de sosyal becerileri artarken onların hayatlarında hız ve okuduğunu anlama kavramını doğru şekilde kullanmaları yönünde geliştiriyoruz.
Öğrenciler bu eğitimi aldıktan sonra hayatlarında hem okuduğunu anlama hem de hız konularında yeniliklere yol açıyorlar. Doğru ve etkili şekilde kullanma tekniklerini öğreniyorlar. Burada aslında zihinsel becerileri doğru ve etkili şekilde kullanarak bu durumun stratejisini etkili halde öğrenme becerileri elde etmektedirler. Burada ise eğitimi almayan öğrenci ile bu eğitimi alan öğrenciler arasındaki farklılıkları göz önüne aldığımızda gelişimlerindeki farklılıklardan bahsedebiliriz.

ÖĞRETMENLERE YÖNELİK EĞİTİMLERİMİZ:
* Hızlı Okuma Eğitimi
* Zihin Haritaları Eğitimi
* Web 2.0/3.0 Öğretmen Araçları Eğitimi
* Kurum Kültürü Eğitimi
* Etkili İletişim Becerileri Eğitimi
* Takım Çalışması Eğitimi
* Dijital Dünya Eğitimi

 

Son Güncelleme: Perşembe, 24 Ekim 2024 11:26

Gösterim: 845


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.