Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
MEB'in düzenlediği meslek kursları işsiz vatandaşların umudu haline geldi
Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) düzenlediği meslek kursları, işsiz vatandaşların umudu haline geldi.
Bakanlıkça "uzaktan eğitimle" verilen elektrik tesisatçılığı yetki belgesi, bilgisayar işletmenliği, bilgisayar destekli tasarım, ön muhasebe, emlak danışmanlığı kurslarına bugüne kadar katılan 74 bin vatandaşın çoğu, aldıkları belgelerle ya kendi işini kurdu ya da bir işe girdi.
AA muhabirinin MEB yetkililerinden aldığı bilgiye göre, özellikle KOSGEB kredilerinden yararlanmak isteyen girişimciler ile herhangi bir ulusal veya uluslararası projeye dahil olmak isteyenlerin karşılaştıkları sorunların başında, girişimcilerin alanlarıyla ilgili bilge, beceri ve deneyimlerini belgelendirememeleri geliyor.
Meslekte yeterlilik belgeleri
Milli Eğitim Bakanlığı, kurum bünyesinde açılan kurs ve sertifika programları ile meslekte yeterlilik belgesi vererek, işsiz vatandaşların kabiliyetlerini geliştirmeleri ve işgücü piyasasında yer almalarını sağladı.
10. Kalkınma Planı'nda eğitim-iş gücü-istihdam ilişkisinin daha sağlıklı yürütülmesine yönelik hedefler konulurken, planda işe başvuranların sahip oldukları yetenek ve becerileri iş gücü piyasasında belgelendirmeleri isteniyor, böylece işverenlerin de bu belgelere göre doğru insanı doğru işe yerleştirmesi hedefleniyor.
Milli Eğitim Bakanlığı da herhangi bir eğitim almadan çalışarak beceri kazananların sahip oldukları becerilerini belgelendirmelerine ve böylelikle istihdam imkanını arttırmaya yönelik uygulamalar geliştiriyor.
MEB verilerine göre, işsiz gençlerin iş bulmalarının önündeki en büyük engel, yapmayı düşündükleri meslekle ilgili belge veya sertifikaya sahip olmamaları olarak gösteriliyor. MEB'e bağlı Mesleki ve Teknik Açık Öğretim Okulu, açtığı meslek kursları ile işsiz gençlerin meslek edinmelerini ve önceki öğrenmelerini belgelendirmelerini sağladı.
Okulun uzaktan eğitim yoluyla verdiği eğitimlerden geçen birçok işsiz vatandaş, aldığı belgeyle ya kendi işini kurdu ya da bir işe girdi.
Çalışanlar için uzaktan eğitim büyük fırsat
Özellikle AB'ye uyum sürecinde sertifika ve belgeler, her geçen gün daha önemli hale geldi. Belgesi olmayan işsiz vatandaşlar gerek kamuda, gerekse özel sektörde iş bulmakta zorlanıyor.
İş yeri açmak veya bazı teşviklerden yararlanmak isteyenlerden de kurmayı düşündüğü işle ilgili bir sertifika ya da belgeye sahip olması isteniyor. MEB, uzaktan öğretimle meslek kazandırmayı ve bu yolla onları hayata hazırlamayı amaçlıyor.
Kurumun uzaktan eğitimle belge vermesi ise herhangi bir kursa devam edecek zamanı olmayanlar için oldukça cazip görünüyor.
Sertifika programına katılanlar, kurs sonrası Bakanlık tarafından yapılan merkezi sınavda başarılı olmaları durumunda Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifikaya sahip oluyorlar. Bakanlıkça "uzaktan eğitimle" verilen elektrik tesisatçılığı yetki belgesi, bilgisayar işletmenliği, bilgisayar destekli tasarım, ön muhasebe, emlak danışmanlığı kurslarına bugüne kadar 74 bin vatandaş katıldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
MEB'in düzenlediği meslek kursları işsiz vatandaşların umudu haline geldi
Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) düzenlediği meslek kursları, işsiz vatandaşların umudu haline geldi.
Bakanlıkça "uzaktan eğitimle" verilen elektrik tesisatçılığı yetki belgesi, bilgisayar işletmenliği, bilgisayar destekli tasarım, ön muhasebe, emlak danışmanlığı kurslarına bugüne kadar katılan 74 bin vatandaşın çoğu, aldıkları belgelerle ya kendi işini kurdu ya da bir işe girdi.
AA muhabirinin MEB yetkililerinden aldığı bilgiye göre, özellikle KOSGEB kredilerinden yararlanmak isteyen girişimciler ile herhangi bir ulusal veya uluslararası projeye dahil olmak isteyenlerin karşılaştıkları sorunların başında, girişimcilerin alanlarıyla ilgili bilge, beceri ve deneyimlerini belgelendirememeleri geliyor.
Meslekte yeterlilik belgeleri
Milli Eğitim Bakanlığı, kurum bünyesinde açılan kurs ve sertifika programları ile meslekte yeterlilik belgesi vererek, işsiz vatandaşların kabiliyetlerini geliştirmeleri ve işgücü piyasasında yer almalarını sağladı.
10. Kalkınma Planı'nda eğitim-iş gücü-istihdam ilişkisinin daha sağlıklı yürütülmesine yönelik hedefler konulurken, planda işe başvuranların sahip oldukları yetenek ve becerileri iş gücü piyasasında belgelendirmeleri isteniyor, böylece işverenlerin de bu belgelere göre doğru insanı doğru işe yerleştirmesi hedefleniyor.
Milli Eğitim Bakanlığı da herhangi bir eğitim almadan çalışarak beceri kazananların sahip oldukları becerilerini belgelendirmelerine ve böylelikle istihdam imkanını arttırmaya yönelik uygulamalar geliştiriyor.
MEB verilerine göre, işsiz gençlerin iş bulmalarının önündeki en büyük engel, yapmayı düşündükleri meslekle ilgili belge veya sertifikaya sahip olmamaları olarak gösteriliyor. MEB'e bağlı Mesleki ve Teknik Açık Öğretim Okulu, açtığı meslek kursları ile işsiz gençlerin meslek edinmelerini ve önceki öğrenmelerini belgelendirmelerini sağladı.
Okulun uzaktan eğitim yoluyla verdiği eğitimlerden geçen birçok işsiz vatandaş, aldığı belgeyle ya kendi işini kurdu ya da bir işe girdi.
Çalışanlar için uzaktan eğitim büyük fırsat
Özellikle AB'ye uyum sürecinde sertifika ve belgeler, her geçen gün daha önemli hale geldi. Belgesi olmayan işsiz vatandaşlar gerek kamuda, gerekse özel sektörde iş bulmakta zorlanıyor.
İş yeri açmak veya bazı teşviklerden yararlanmak isteyenlerden de kurmayı düşündüğü işle ilgili bir sertifika ya da belgeye sahip olması isteniyor. MEB, uzaktan öğretimle meslek kazandırmayı ve bu yolla onları hayata hazırlamayı amaçlıyor.
Kurumun uzaktan eğitimle belge vermesi ise herhangi bir kursa devam edecek zamanı olmayanlar için oldukça cazip görünüyor.
Sertifika programına katılanlar, kurs sonrası Bakanlık tarafından yapılan merkezi sınavda başarılı olmaları durumunda Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifikaya sahip oluyorlar. Bakanlıkça "uzaktan eğitimle" verilen elektrik tesisatçılığı yetki belgesi, bilgisayar işletmenliği, bilgisayar destekli tasarım, ön muhasebe, emlak danışmanlığı kurslarına bugüne kadar 74 bin vatandaş katıldı.
Son Güncelleme: Pazartesi, 27 Ocak 2014 12:35
Gösterim: 1444
MEB, özel eğitim kurumları ve rehberlik hizmetlerine ilişkin yeni yönetmelik taslağı hazırladı
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), özel eğitime ihtiyacı olan bireylere yönelik eğitim imkanlarının artırılması ve daha etkin hale getirilmesi için özel eğitim kurumları ve rehberlik hizmetlerine ilişkin yönetmelik taslağı hazırladı. Bakanlık taslağı paydaşların görüşüne açtı.
Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği taslağı paydaşların görüşüne açıldı. Görüşlerin alınmasının ardından yönetmelik yeniden gözden geçirilerek son hali verilecek.
Taslakta, özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin akranlarıyla birlikte kaynaştırma ve bütünleştirme uygulamalarından daha etkin bir şekilde yararlanması amacıyla düzenlemeler yapıldı. Bu kapsamda hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrenciler için ilkokul ve ortaokul kademelerinde artık özel eğitim okulu ve özel eğitim sınıfı açılmamasına karar verildi. Böylece bu öğrenciler kaynaştırma ve bütünleştirme uygulamalarından yararlandırılarak akranlarıyla birlikte eğitim görmesinin sağlanması amaçlanıyor. Taslağa göre, hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin gittiği okullara veya sınıflara yeni öğrenci kaydı yapılmayacak. Halen kayıtlı öğrenciler ise mezun oluncaya kadar eğitimlerini bu okullarda veya sınıflarda sürdürecek.
Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerden çeşitli nedenlerle okula hiç kayıt yaptırmamış olanların eğitim sistemine dahil edilmeleri ve eğitim imkanlarından yararlanmaları için tamamlama programı uygulamasına yer verildi. 10 yaşına girmiş ve 18 yaşını tamamlamamış, okula hiç kayıt yaptırmamış bireyler; eğitim uygulama ilkokullarına yerleştirme kararı verilenlerin, okullara devamının sağlanması amacıyla tamamlama programları düzenlenecek. Bu programın yürütülmesine ilişkin planlama okul yönetimince yapılacak. Programda, toplumsal uyum becerileri, hayat bilgisi, dil ve konuşma gelişimi, okuma yazma, matematik, beslenme eğitimi, din kültürü ve ahlak bilgisi, trafik ve ilk yardım zorunlu dersler arasında yer alacak. Bu derslerin öğretim programları temel alınarak Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) hazırlanacak. Program günlük 6 ders saati olmak üzere 12 haftada tamamlanacak. Programı bitiren öğrenciler ilkokulu tamamlamış sayılacak ve ortaokula kaydedilecek. Programın uygulanacağı sınıf mevcutları en fazla; orta veya ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olanlar için 8, otistik öğrenciler için 6 öğrenciden oluşacak.
Refakatçi ücretsiz taşınacak
Özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için velinin kendisinin ya da veli tarafından sağlanacak bir kişinin öğrenciye destek olması amacıyla okulda veya sınıfta bulunabilmesine yönelik düzenleme yapıldı. Okul veya kurum müdürlüklerince refakat edilmesine karar verilen bireyin, velisi veya vasisi ya da yazılı olarak yetkilendirdiği kişi ücretsiz taşıma hizmetinden yararlandırılacak.
Özel yetenekli öğrencilerin velisi veya vasisinin eylül ayında yazılı talebi ve BEP geliştirme biriminin kararı doğrultusunda, her tür ve kademede birer defa olmak üzere sınıf yükseltme yapılabilinecek. Ayrıca bu öğrenciler için BİLSEM modelinin ortaokul ve lise düzeyinde 81 ilde yaygınlaştırılmasına yönelik de düzenlemeler yapıldı.
Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde (RAM) sunulan hizmetlere erişimin ve hizmetlerin niteliğinin arttırılması, bu hizmetlerin daha sistematik şekilde sunulması, insan kaynaklarının daha etkin kullanımının sağlanması amacıyla RAM’lar yeniden yapılandırılarak yeni birimler oluşturulması öngörüldü. Bu kapsamda RAM'lar, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri birimi, özel eğitim hizmetleri birimi, eğitim programları ve materyalleri birimi, araştırma, izleme ve değerlendirme biriminden oluşacak.
Sunulan hizmetlerin ülke genelinde standardını oluşturmak ve daha sistematik bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla psikososyal önleme, koruma ve müdahale hizmetlerine ilişkin hükümler de taslak metinde yer aldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
MEB, özel eğitim kurumları ve rehberlik hizmetlerine ilişkin yeni yönetmelik taslağı hazırladı
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), özel eğitime ihtiyacı olan bireylere yönelik eğitim imkanlarının artırılması ve daha etkin hale getirilmesi için özel eğitim kurumları ve rehberlik hizmetlerine ilişkin yönetmelik taslağı hazırladı. Bakanlık taslağı paydaşların görüşüne açtı.
Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği taslağı paydaşların görüşüne açıldı. Görüşlerin alınmasının ardından yönetmelik yeniden gözden geçirilerek son hali verilecek.
Taslakta, özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin akranlarıyla birlikte kaynaştırma ve bütünleştirme uygulamalarından daha etkin bir şekilde yararlanması amacıyla düzenlemeler yapıldı. Bu kapsamda hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrenciler için ilkokul ve ortaokul kademelerinde artık özel eğitim okulu ve özel eğitim sınıfı açılmamasına karar verildi. Böylece bu öğrenciler kaynaştırma ve bütünleştirme uygulamalarından yararlandırılarak akranlarıyla birlikte eğitim görmesinin sağlanması amaçlanıyor. Taslağa göre, hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin gittiği okullara veya sınıflara yeni öğrenci kaydı yapılmayacak. Halen kayıtlı öğrenciler ise mezun oluncaya kadar eğitimlerini bu okullarda veya sınıflarda sürdürecek.
Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerden çeşitli nedenlerle okula hiç kayıt yaptırmamış olanların eğitim sistemine dahil edilmeleri ve eğitim imkanlarından yararlanmaları için tamamlama programı uygulamasına yer verildi. 10 yaşına girmiş ve 18 yaşını tamamlamamış, okula hiç kayıt yaptırmamış bireyler; eğitim uygulama ilkokullarına yerleştirme kararı verilenlerin, okullara devamının sağlanması amacıyla tamamlama programları düzenlenecek. Bu programın yürütülmesine ilişkin planlama okul yönetimince yapılacak. Programda, toplumsal uyum becerileri, hayat bilgisi, dil ve konuşma gelişimi, okuma yazma, matematik, beslenme eğitimi, din kültürü ve ahlak bilgisi, trafik ve ilk yardım zorunlu dersler arasında yer alacak. Bu derslerin öğretim programları temel alınarak Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) hazırlanacak. Program günlük 6 ders saati olmak üzere 12 haftada tamamlanacak. Programı bitiren öğrenciler ilkokulu tamamlamış sayılacak ve ortaokula kaydedilecek. Programın uygulanacağı sınıf mevcutları en fazla; orta veya ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olanlar için 8, otistik öğrenciler için 6 öğrenciden oluşacak.
Refakatçi ücretsiz taşınacak
Özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için velinin kendisinin ya da veli tarafından sağlanacak bir kişinin öğrenciye destek olması amacıyla okulda veya sınıfta bulunabilmesine yönelik düzenleme yapıldı. Okul veya kurum müdürlüklerince refakat edilmesine karar verilen bireyin, velisi veya vasisi ya da yazılı olarak yetkilendirdiği kişi ücretsiz taşıma hizmetinden yararlandırılacak.
Özel yetenekli öğrencilerin velisi veya vasisinin eylül ayında yazılı talebi ve BEP geliştirme biriminin kararı doğrultusunda, her tür ve kademede birer defa olmak üzere sınıf yükseltme yapılabilinecek. Ayrıca bu öğrenciler için BİLSEM modelinin ortaokul ve lise düzeyinde 81 ilde yaygınlaştırılmasına yönelik de düzenlemeler yapıldı.
Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde (RAM) sunulan hizmetlere erişimin ve hizmetlerin niteliğinin arttırılması, bu hizmetlerin daha sistematik şekilde sunulması, insan kaynaklarının daha etkin kullanımının sağlanması amacıyla RAM’lar yeniden yapılandırılarak yeni birimler oluşturulması öngörüldü. Bu kapsamda RAM'lar, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri birimi, özel eğitim hizmetleri birimi, eğitim programları ve materyalleri birimi, araştırma, izleme ve değerlendirme biriminden oluşacak.
Sunulan hizmetlerin ülke genelinde standardını oluşturmak ve daha sistematik bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla psikososyal önleme, koruma ve müdahale hizmetlerine ilişkin hükümler de taslak metinde yer aldı.
Son Güncelleme: Pazar, 26 Ocak 2014 19:57
Gösterim: 1564
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Yakıncı, bir eğitim-öğretim yılında iki kez yarıyıl tatili yapılmasını önerdi.
Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlusu Yakıncı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sömestir tatilinde ailelerin ders çalışma konusunda çocuklarına baskı yapmamaları ve çocuklarının karne notlarını başka öğrencilerin notlarıyla karşılaştırmamaları gerektiğini söyledi.
Çocukların eksik kaldıkları derslere çalışmak için yarıyıl tatilini kullanmalarının doğru olmadığını belirten Yakıncı, "Sömestir tatilinin dinlenmek için kullanılması gerekir çünkü çocuklar yaklaşık 4 aydır yoğun bir tempoda çalışıyor. Bu 2 haftalık tatili de yalnızca bilgisayara ve televizyona bağlı değil de oyun oynayarak ve aileleriyle, arkadaşlarıyla zaman geçirerek, yani fiziksel aktivite yaparak geçirmeleri gerekir" diye konuştu.
Yakıncı, eğitim-öğretim yılında birden fazla sömestir tatili olması gerektiğini savundu. Uygulanan tatil sisteminin değişmesi gerektiği yönünde görüş belirten Yakıncı, şunları kaydetti:
"Yarıyıl tatilinden 3-4 ay sonra bir sömestir tatili daha olması lazım. Yani 4 ayda bir değil de 3 ayda bir, 2 hafta sömestir tatili olması gerekir. Yani 9 aylık bir eğitimin olması gerektiği kanısındayım. Yaz tatili, şu an çok uzun bir tatil. Bu yaz tatili eskiden kalma, tarım toplumunda uygulanan bir sistem ama şu an toplumumuzun çoğu, yüzde 70'i şehirli. Belki belli bölgeler için uygulanmakta olan tatil uygulanabilir ama bu tatil Türkiye'nin yüzde 70'i için en azından uygun değil. Çocuklar eylül ayının başından itibaren havaların çok ılıman olduğu bir dönemde hemen eğitime başlayıp 3 ay sonra 1-2 haftalık sömestir tatili yapmalı. Sonra tekrar 3 aylık bir eğitimden sonra yine 1-2 haftalık sömestir tatili, ondan sonra da yaz tatili yapılmalı. Böyle düşündüğünüz zaman zaten yaz tatili kendiliğinden 1,5 aya düşecek."
"Yaz tatilinin uzun olması çocukları olumsuz etkiliyor"
Prof. Dr. Yakıncı, 3 aylık yaz tatilinde öğrencilerin ne yapacağını şaşırdığını ve verimli olamadığını belirterek, bu yüzden tatil sisteminin değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Yaz tatilinin uzun olmasının çocukları olumsuz etkilediğini savunan Yakıncı, "Yaz tatili uzun olduğu için çocuklar ve aileler bu tatili nasıl değerlendireceğini bilmiyor. Yani tatil, çalışmanın ödülü aslında. Çalışacaksın, sonra da dinlenmek için tatil yapacaksın. Nasıl ki uzun süreli çalışmak insanı yoruyorsa uzun süreli tatil de rahatlığa ve rehavete yol açıyor. Yani her şeyin aşırısı zararlı. O yüzden orta yol olması lazım" diye konuştu.
Yakıncı, "Bir an önce el atılıp sömestir tatilinin 2'ye çıkarılması, yaz tatilinin de kısaltılması gerekir" dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Yakıncı, bir eğitim-öğretim yılında iki kez yarıyıl tatili yapılmasını önerdi.
Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlusu Yakıncı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sömestir tatilinde ailelerin ders çalışma konusunda çocuklarına baskı yapmamaları ve çocuklarının karne notlarını başka öğrencilerin notlarıyla karşılaştırmamaları gerektiğini söyledi.
Çocukların eksik kaldıkları derslere çalışmak için yarıyıl tatilini kullanmalarının doğru olmadığını belirten Yakıncı, "Sömestir tatilinin dinlenmek için kullanılması gerekir çünkü çocuklar yaklaşık 4 aydır yoğun bir tempoda çalışıyor. Bu 2 haftalık tatili de yalnızca bilgisayara ve televizyona bağlı değil de oyun oynayarak ve aileleriyle, arkadaşlarıyla zaman geçirerek, yani fiziksel aktivite yaparak geçirmeleri gerekir" diye konuştu.
Yakıncı, eğitim-öğretim yılında birden fazla sömestir tatili olması gerektiğini savundu. Uygulanan tatil sisteminin değişmesi gerektiği yönünde görüş belirten Yakıncı, şunları kaydetti:
"Yarıyıl tatilinden 3-4 ay sonra bir sömestir tatili daha olması lazım. Yani 4 ayda bir değil de 3 ayda bir, 2 hafta sömestir tatili olması gerekir. Yani 9 aylık bir eğitimin olması gerektiği kanısındayım. Yaz tatili, şu an çok uzun bir tatil. Bu yaz tatili eskiden kalma, tarım toplumunda uygulanan bir sistem ama şu an toplumumuzun çoğu, yüzde 70'i şehirli. Belki belli bölgeler için uygulanmakta olan tatil uygulanabilir ama bu tatil Türkiye'nin yüzde 70'i için en azından uygun değil. Çocuklar eylül ayının başından itibaren havaların çok ılıman olduğu bir dönemde hemen eğitime başlayıp 3 ay sonra 1-2 haftalık sömestir tatili yapmalı. Sonra tekrar 3 aylık bir eğitimden sonra yine 1-2 haftalık sömestir tatili, ondan sonra da yaz tatili yapılmalı. Böyle düşündüğünüz zaman zaten yaz tatili kendiliğinden 1,5 aya düşecek."
"Yaz tatilinin uzun olması çocukları olumsuz etkiliyor"
Prof. Dr. Yakıncı, 3 aylık yaz tatilinde öğrencilerin ne yapacağını şaşırdığını ve verimli olamadığını belirterek, bu yüzden tatil sisteminin değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Yaz tatilinin uzun olmasının çocukları olumsuz etkilediğini savunan Yakıncı, "Yaz tatili uzun olduğu için çocuklar ve aileler bu tatili nasıl değerlendireceğini bilmiyor. Yani tatil, çalışmanın ödülü aslında. Çalışacaksın, sonra da dinlenmek için tatil yapacaksın. Nasıl ki uzun süreli çalışmak insanı yoruyorsa uzun süreli tatil de rahatlığa ve rehavete yol açıyor. Yani her şeyin aşırısı zararlı. O yüzden orta yol olması lazım" diye konuştu.
Yakıncı, "Bir an önce el atılıp sömestir tatilinin 2'ye çıkarılması, yaz tatilinin de kısaltılması gerekir" dedi.
Son Güncelleme: Pazartesi, 27 Ocak 2014 09:28
Gösterim: 1651
Milli Eğitim Bakanılığı (MEB), terör, deprem, sel, toprak baskını, toprak kayması, yangın gibi doğal afetlerle trafik kazası veya saldırı sonucu görevleri başında şehit olan öğretmenlerin tespiti için valiliklere yazı gönderdi.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Valilikler, illerinde 1998'den beri hayatını kaybeden öğretmenlerin bilgilerini, MEB tarafından hazırlanan bilgi edinme formunu doldurularak, 7 Şubat'a kadar Bakanlığın, "
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
" adresine gönderecek.
MEB 1917'den itibaren şehit olan öğretmenlerin ismini 2008'de hazırladığı internet sitesinde yaşatıyor.
Sitede, öğretmenlerin memleketleri, anne ve baba adları, medeni durumları, çocuk sayıları, mezun oldukları okul, şehit oldukları yere ait bilgiler bulunuyor.
Öğretmene ait bilgiler, Türk bayrağının asılı bulunduğu bir okul binasının altına siyah zemin içinde veriliyor. Siteye 'www.meb.gov.tr/belirligunler/sehitogretmenler" adresinden ulaşılıyor.
Valiliklerden toplanan bilgiler sonrası sitenin güncellenmesi ve şehit öğretmenlerle ilgili yapılacak diğer çalışmalarda bu bilgilerin kullanılması amaçlanıyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanılığı (MEB), terör, deprem, sel, toprak baskını, toprak kayması, yangın gibi doğal afetlerle trafik kazası veya saldırı sonucu görevleri başında şehit olan öğretmenlerin tespiti için valiliklere yazı gönderdi.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Valilikler, illerinde 1998'den beri hayatını kaybeden öğretmenlerin bilgilerini, MEB tarafından hazırlanan bilgi edinme formunu doldurularak, 7 Şubat'a kadar Bakanlığın, "
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
" adresine gönderecek.
MEB 1917'den itibaren şehit olan öğretmenlerin ismini 2008'de hazırladığı internet sitesinde yaşatıyor.
Sitede, öğretmenlerin memleketleri, anne ve baba adları, medeni durumları, çocuk sayıları, mezun oldukları okul, şehit oldukları yere ait bilgiler bulunuyor.
Öğretmene ait bilgiler, Türk bayrağının asılı bulunduğu bir okul binasının altına siyah zemin içinde veriliyor. Siteye 'www.meb.gov.tr/belirligunler/sehitogretmenler" adresinden ulaşılıyor.
Valiliklerden toplanan bilgiler sonrası sitenin güncellenmesi ve şehit öğretmenlerle ilgili yapılacak diğer çalışmalarda bu bilgilerin kullanılması amaçlanıyor.
Son Güncelleme: Cumartesi, 25 Ocak 2014 12:13
Gösterim: 1301
Milli Eğitim Bakanı Avcı, KPSS’ye giremden öğretmen atama iddialarına cevap verdi. Avcı, "Milli Eğitim Bakanlığında bahsedilen tarihte KPSS'siz öğretmen ataması söz konusu değildir" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, "KPSS'ye girmeden öğretmen atandığı" iddialarına ilişkin "Milli Eğitim Bakanlığında bahsedilen tarihte KPSS'siz öğretmen ataması söz konusu değildir. Olayı araştırdığımızda görüyoruz ki atanan öğretmen, 1994'te göreve atanmış, 3 yıl öğretmen olarak çalışmış, Yalova ve Bingöl'de. Yani asaleti tasdik edilmiş. Sonra özel nedenlerle istifa edip ayrılmış. 2012'de tekrar dönmek için başvuru yapmış" dedi.
Arnavutköy Şehit Çavuş Selçuk Gürdal Yatılı Bölge Ortaokulu'nda yarıyıl tatilinin başlaması dolayısıyla karne dağıtım törenine katılan Avcı, bir sınıfta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Bir soru üzerine Nabi Avcı, son zamanlarda Milli Eğitim Bakanlığı ile ilgili çok da doğru olmayan ve özellikle öğretmenlerin çalışma şevkini kıran bazı haberlerin yapıldığını ifade etti.
Bu konuda medyadan daha duyarlı olmasını rica eden Avcı, Milli Eğitim Bakanı ile uğraşmanın başka, Milli Eğitim Bakanlığı ile uğraşmanın ise başka bir şey olduğunu kaydetti.
"Öğretmenlerimiz ile uğraşmasınlar" diyen Avcı, çocuklar, okullar ve bakanlıkla ilgili astı astarı olmayan haberler üzerinden yıpratma çabası içine giren bazı yayın organları bulunduğunu söyledi.
Avcı, bunun en son örneği olarak, bir gazetede "KPSS'ye girmeden öğretmen atandığı" yönündeki haber olduğunu anımsatarak, "Bu, sözünü ettiğim dezenformasyon çabalarının çok somut bir örneğidir. Milli Eğitim Bakanlığında bahsedilen tarihte KPSS'siz öğretmen ataması söz konusu değildir. Çünkü olayı araştırdığımızda görüyoruz ki atanan öğretmen, 1994'te göreve atanmış, 3 yıl öğretmen olarak çalışmış, Yalova ve Bingöl'de. Yani asaleti tasdik edilmiş. Sonra özel nedenlerle istifa edip ayrılmış. 2012'de tekrar dönmek için başvuru yapmış" diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Avcı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile öğretmen atama ve yerleştirme yönetmeliğine göre asaleti tasdik edilmiş bir memur ya da öğretmenin istifa ederek ayrılırsa tekrar geri dönme şansı bulunduğunu hatırlattı.
"1994'te KPSS diye bir sınav yok"
Habere konu olan kişinin de 2012'de tekrar göreve dönmek için müracat ettiğini belirten Avcı, şu bilgileri verdi:
"2012 yılının Ocak ayında, yani ben bakan olmadan bir yıl önce bu arkadaşımız yasalara uygun olarak tekrar öğretmenlik görevine iade edilmiş. Şimdi bu kadar açık bir konu. Bu arkadaşımız göreve başladığı 1994'te KPSS diye bir sınav yok. Devlet memurları ya da öğretmenler o tarihte KPSS ile alınmıyordu. O zaman ki koşullarda yürürlükte olan mevzuata göre göreve başlamış. 1997'de istifa etmiş, sonra tekrar göreve dönmüş 2012 yılında. Her şey yasalara çok uygun ama Milli Eğitim Bakanı, üstelik ben bakan olmadan 1 yıl önce yapılan bir işlem bu. 'KPPS'siz öğretmen atıyor' diye böyle bütün öğretmen kitlesini, öğretmen adaylarını rahatsız edecek yalan haberler, öğretmenlerimizi de bizi de üzüyor. O yüzden böyle aslı astarı olmayan şeylerle milli eğitim camiamızı yıpratmayalım."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Avcı, KPSS’ye giremden öğretmen atama iddialarına cevap verdi. Avcı, "Milli Eğitim Bakanlığında bahsedilen tarihte KPSS'siz öğretmen ataması söz konusu değildir" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, "KPSS'ye girmeden öğretmen atandığı" iddialarına ilişkin "Milli Eğitim Bakanlığında bahsedilen tarihte KPSS'siz öğretmen ataması söz konusu değildir. Olayı araştırdığımızda görüyoruz ki atanan öğretmen, 1994'te göreve atanmış, 3 yıl öğretmen olarak çalışmış, Yalova ve Bingöl'de. Yani asaleti tasdik edilmiş. Sonra özel nedenlerle istifa edip ayrılmış. 2012'de tekrar dönmek için başvuru yapmış" dedi.
Arnavutköy Şehit Çavuş Selçuk Gürdal Yatılı Bölge Ortaokulu'nda yarıyıl tatilinin başlaması dolayısıyla karne dağıtım törenine katılan Avcı, bir sınıfta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Bir soru üzerine Nabi Avcı, son zamanlarda Milli Eğitim Bakanlığı ile ilgili çok da doğru olmayan ve özellikle öğretmenlerin çalışma şevkini kıran bazı haberlerin yapıldığını ifade etti.
Bu konuda medyadan daha duyarlı olmasını rica eden Avcı, Milli Eğitim Bakanı ile uğraşmanın başka, Milli Eğitim Bakanlığı ile uğraşmanın ise başka bir şey olduğunu kaydetti.
"Öğretmenlerimiz ile uğraşmasınlar" diyen Avcı, çocuklar, okullar ve bakanlıkla ilgili astı astarı olmayan haberler üzerinden yıpratma çabası içine giren bazı yayın organları bulunduğunu söyledi.
Avcı, bunun en son örneği olarak, bir gazetede "KPSS'ye girmeden öğretmen atandığı" yönündeki haber olduğunu anımsatarak, "Bu, sözünü ettiğim dezenformasyon çabalarının çok somut bir örneğidir. Milli Eğitim Bakanlığında bahsedilen tarihte KPSS'siz öğretmen ataması söz konusu değildir. Çünkü olayı araştırdığımızda görüyoruz ki atanan öğretmen, 1994'te göreve atanmış, 3 yıl öğretmen olarak çalışmış, Yalova ve Bingöl'de. Yani asaleti tasdik edilmiş. Sonra özel nedenlerle istifa edip ayrılmış. 2012'de tekrar dönmek için başvuru yapmış" diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Avcı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile öğretmen atama ve yerleştirme yönetmeliğine göre asaleti tasdik edilmiş bir memur ya da öğretmenin istifa ederek ayrılırsa tekrar geri dönme şansı bulunduğunu hatırlattı.
"1994'te KPSS diye bir sınav yok"
Habere konu olan kişinin de 2012'de tekrar göreve dönmek için müracat ettiğini belirten Avcı, şu bilgileri verdi:
"2012 yılının Ocak ayında, yani ben bakan olmadan bir yıl önce bu arkadaşımız yasalara uygun olarak tekrar öğretmenlik görevine iade edilmiş. Şimdi bu kadar açık bir konu. Bu arkadaşımız göreve başladığı 1994'te KPSS diye bir sınav yok. Devlet memurları ya da öğretmenler o tarihte KPSS ile alınmıyordu. O zaman ki koşullarda yürürlükte olan mevzuata göre göreve başlamış. 1997'de istifa etmiş, sonra tekrar göreve dönmüş 2012 yılında. Her şey yasalara çok uygun ama Milli Eğitim Bakanı, üstelik ben bakan olmadan 1 yıl önce yapılan bir işlem bu. 'KPPS'siz öğretmen atıyor' diye böyle bütün öğretmen kitlesini, öğretmen adaylarını rahatsız edecek yalan haberler, öğretmenlerimizi de bizi de üzüyor. O yüzden böyle aslı astarı olmayan şeylerle milli eğitim camiamızı yıpratmayalım."
Son Güncelleme: Cuma, 24 Ocak 2014 11:26
Gösterim: 1413

