Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, YKS ve LGS sınav tarihlerinin belli olmasının ardından “Sınav kaygısını azaltmak, motivasyonu artırmak için neler yapılmalı?” konusuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Sınav tarihlerinin belli olmasının öğrencilerde pandemi kaygısına ilave olarak kaygı oluşturduğuna dikkat çeken Tarhan, “Ölçülü stres, dikkati ve öğrenme gücünü artırır” dedi.

 

nevzat_tarhan_12Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Prof. Dr. Nevzat Tarhan, öğrencilerin bir yandan evlerinde uzaktan eğitim görmelerinin bir yandan da sınava hazırlanmalarının ciddi bir kaygı ortamı oluşturduğuna dikkat çekti. 

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sınav tarihlerinin belli olması öğrenci kitlesinde pandemi kaygısı dışında ilave bir kaygı oluşturdu. Böyle durumlarda stres olağan bir durum. ‘Stres var panik yok’ diyoruz. Ölçülü stres, dikkati ve öğrenme gücünü artırır ve motivasyonumuzu olumlu yönde etkiler. Sıfır stres, yani gamsızlık kişiyi kayba ve yok olmaya götürür. Hayat bisiklet kullanmak gibidir. Fazla hızlı giderseniz düşersiniz, sürekli aynı hızda gidip birden yavaşlarsanız da düşersiniz. Hayat da aynı şekilde belli bir tempo gerekli. Boş kalmak kişinin hem beyin sağlığı açısından hem de ruh sağlığı açısından olumsuz etkileyen bir durum. Boş kalmak aynı zamanda Alzheimer’ın da sebeplerinden birisi” şeklinde konuştu.
 

Stresi düşman gibi görmeyelim 

Stresi düşman gibi görmemek gerektiğine dikkat çeken Tarhan, “Biz stresi düşman gibi görmeyelim. Stres konusu olduğunda stresi yenmek denmez, stres yönetimi denir. Stres yenilecek bir şey değil, faydalanacak bir şeydir. Siz stresinizi yönetirseniz o stres sizi amacınıza götürür. Yönetemezseniz sizi yıkıma götürür. Kişinin stressiz olması doğasına aykırı. İnsanı tembelleştiren ve insanı zevk tuzaklarına da düşüren bir şey. Bağımlılığın artma sebeplerinden birisi de zevkçilik ve stresten kaçma. Bizim genetik dizilimimizde bir amaç belirlemek ve bu amaç için çalışmak var. İnsanın genetik dizilimi buna göre kodlanmış. Bunu yapmadığımız zaman aradaki kısa hedefler bizi sadece oyalar” ifadelerini kullandı.
 

Stresi yönetilmesi gereken bir araç olarak görmeliyiz

Prof. Dr. Tarhan, stresin bir kaynak yönetimi mantığı ile yönetilmesi gerektiğini vurgulayarak önce hedefin belirlenmesi aksi halde plansız bir gidişin olacağının altını çizdi ve ekledi: “Şöyle düşünelim, elinizde bir harita var, nereye gideceğin belli ama nerede olduğunu bilmezsen nereye gideceğini bilmenin bir anlamı olmaz. Kişinin kendi stresini yönetmesi de aynı şekilde hayat planları için çok önemli. Kişinin sağlıklı kararlar vermesine neden olur. Stresi tehdit olarak değil, yönetilmesi gereken bir araç olarak görmeliyiz.”

 

Başaramama korkusu çocuğu strese sokar

Yüksek motivasyonun da düşük motivasyon kadar tehlikeli olduğuna dikkat çeken Tarhan, “Yüksek motivasyonu olan çocuklarda genellikle kaygı artar. Motivasyon verirken çocukta aynı zamanda sorumluluk duygusunun da geliştirilmesi lazım. Başaramama korkusu çocuğu strese sokar. Böyle durumlarda çocuğa önceki başarılarını hatırlatmak ve güç vermek faydalı olur.” dedi.

 

Motivasyonu yönetememek stres sebebi

Stresin sebeplerinden birisinin de motivasyonu yönetememek olduğuna dikkat çeken Tarhan, “İnsan kendisini harekete geçirebilmeli, motive edebilmeli. İki türlü gemi var. Yelkenli ve buharlı. Buharlı gemiler kendi motivasyonludur. Ama yelkenliler dış motivasyonludur. Biz motivasyon eğitiminde iç motivasyonu öğretiyoruz. İç motivasyon amaç ve istek uyandırır. İstek uyanınca kişi kendini harekete geçirir. Yani istek ihtiyacı oluşturur. Amaç yoksa istek oluşmaz, istek uyanmazsa da ihtiyaç oluşmaz. Anne babalar şu an benim çocuğum ders çalışmıyor derken, çocuğun ders çalışmak için bir amacı var mı diye sorsunlar” ifadelerini kullandı.

 

Hisler bizi tembelleştirir

Sözlerinin devamında ergenlik döneminde duyguların daha baskın olduğunu ifade eden Tarhan, “Özellikle ergenlik döneminde akıl değil, duygular ön plandadır. Bunun sebebi de beynimizin ön bölgesindeki frontal lobun olgunlaşma dönemi, ergenliktir. İrade eğitimi dediğimiz dönemdir. Fakat eğitim gibi konularda hisler değil, akıl devreye girmeli. Hisler bizi tembelleştirir” dedi.

 

Anne-baba-çocuk ilişkisini bozmadan çocuğu ders çalışmaya yönlendirin

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sözlerinin sonunda ise şu ifadeleri kullandı: “Şimdiki gençler hayattaki birçok şeyi garanti görüyorlar. “Neden evleneyim ki?” diyorlar. Bilinçli anne babalar küçük yaştan itibaren çocuğa ego ideali oluşturur. Bir insanın bağımsız düşünce ve bağımsız karar verme mekanizması gelişirse o insan kendi kendini yönetebilir. Gençleri zorla çalışmaya itmek onları savunmaya iter ve onları pasif agresif yapar. Pasif agresif çocuklar da anneye babaya tamam der ama bildiğini okur. Kitap oku dendiğinde kitabı açar ama arasına cep telefonu koyar. Anne babayı kızdırmaktan zevk alır. Böyle konularda anne baba uyarıcı bir rol oynamalı zorlayıcı olmamalı. Seçenekleri çocuğa sunmalı. Hayat senin, çalışırsan bu, çalışmazsan şu olur demeliler. Anne babanın aynı zamanda çocuğa bazen sahip olduğu şeylerden mahrum olacağını hissetmesi gerekiyor. Burada anne babanın üzüldüğünü bilse bile çocuk ondan ders alır. Eğer sevgiyle büyümüş bir çocuksa anne babası üzülmesin diye ders çalışır. Anne- baba -çocuk ilişkisini bozmadan çocuğu ders çalışmaya yönlendirmek lazım. Anne babadan kopuk olup ders çalışan çocuk da akademik başarı elde eder belki ama iyi bir çocuk olmaz. Hayat başarısı yok gibi olur” dedi.

 

> Stres ve ders çalışma nasıl yönetilmeli?

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, YKS ve LGS sınav tarihlerinin belli olmasının ardından “Sınav kaygısını azaltmak, motivasyonu artırmak için neler yapılmalı?” konusuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Sınav tarihlerinin belli olmasının öğrencilerde pandemi kaygısına ilave olarak kaygı oluşturduğuna dikkat çeken Tarhan, “Ölçülü stres, dikkati ve öğrenme gücünü artırır” dedi.

 

nevzat_tarhan_12Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Prof. Dr. Nevzat Tarhan, öğrencilerin bir yandan evlerinde uzaktan eğitim görmelerinin bir yandan da sınava hazırlanmalarının ciddi bir kaygı ortamı oluşturduğuna dikkat çekti. 

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sınav tarihlerinin belli olması öğrenci kitlesinde pandemi kaygısı dışında ilave bir kaygı oluşturdu. Böyle durumlarda stres olağan bir durum. ‘Stres var panik yok’ diyoruz. Ölçülü stres, dikkati ve öğrenme gücünü artırır ve motivasyonumuzu olumlu yönde etkiler. Sıfır stres, yani gamsızlık kişiyi kayba ve yok olmaya götürür. Hayat bisiklet kullanmak gibidir. Fazla hızlı giderseniz düşersiniz, sürekli aynı hızda gidip birden yavaşlarsanız da düşersiniz. Hayat da aynı şekilde belli bir tempo gerekli. Boş kalmak kişinin hem beyin sağlığı açısından hem de ruh sağlığı açısından olumsuz etkileyen bir durum. Boş kalmak aynı zamanda Alzheimer’ın da sebeplerinden birisi” şeklinde konuştu.
 

Stresi düşman gibi görmeyelim 

Stresi düşman gibi görmemek gerektiğine dikkat çeken Tarhan, “Biz stresi düşman gibi görmeyelim. Stres konusu olduğunda stresi yenmek denmez, stres yönetimi denir. Stres yenilecek bir şey değil, faydalanacak bir şeydir. Siz stresinizi yönetirseniz o stres sizi amacınıza götürür. Yönetemezseniz sizi yıkıma götürür. Kişinin stressiz olması doğasına aykırı. İnsanı tembelleştiren ve insanı zevk tuzaklarına da düşüren bir şey. Bağımlılığın artma sebeplerinden birisi de zevkçilik ve stresten kaçma. Bizim genetik dizilimimizde bir amaç belirlemek ve bu amaç için çalışmak var. İnsanın genetik dizilimi buna göre kodlanmış. Bunu yapmadığımız zaman aradaki kısa hedefler bizi sadece oyalar” ifadelerini kullandı.
 

Stresi yönetilmesi gereken bir araç olarak görmeliyiz

Prof. Dr. Tarhan, stresin bir kaynak yönetimi mantığı ile yönetilmesi gerektiğini vurgulayarak önce hedefin belirlenmesi aksi halde plansız bir gidişin olacağının altını çizdi ve ekledi: “Şöyle düşünelim, elinizde bir harita var, nereye gideceğin belli ama nerede olduğunu bilmezsen nereye gideceğini bilmenin bir anlamı olmaz. Kişinin kendi stresini yönetmesi de aynı şekilde hayat planları için çok önemli. Kişinin sağlıklı kararlar vermesine neden olur. Stresi tehdit olarak değil, yönetilmesi gereken bir araç olarak görmeliyiz.”

 

Başaramama korkusu çocuğu strese sokar

Yüksek motivasyonun da düşük motivasyon kadar tehlikeli olduğuna dikkat çeken Tarhan, “Yüksek motivasyonu olan çocuklarda genellikle kaygı artar. Motivasyon verirken çocukta aynı zamanda sorumluluk duygusunun da geliştirilmesi lazım. Başaramama korkusu çocuğu strese sokar. Böyle durumlarda çocuğa önceki başarılarını hatırlatmak ve güç vermek faydalı olur.” dedi.

 

Motivasyonu yönetememek stres sebebi

Stresin sebeplerinden birisinin de motivasyonu yönetememek olduğuna dikkat çeken Tarhan, “İnsan kendisini harekete geçirebilmeli, motive edebilmeli. İki türlü gemi var. Yelkenli ve buharlı. Buharlı gemiler kendi motivasyonludur. Ama yelkenliler dış motivasyonludur. Biz motivasyon eğitiminde iç motivasyonu öğretiyoruz. İç motivasyon amaç ve istek uyandırır. İstek uyanınca kişi kendini harekete geçirir. Yani istek ihtiyacı oluşturur. Amaç yoksa istek oluşmaz, istek uyanmazsa da ihtiyaç oluşmaz. Anne babalar şu an benim çocuğum ders çalışmıyor derken, çocuğun ders çalışmak için bir amacı var mı diye sorsunlar” ifadelerini kullandı.

 

Hisler bizi tembelleştirir

Sözlerinin devamında ergenlik döneminde duyguların daha baskın olduğunu ifade eden Tarhan, “Özellikle ergenlik döneminde akıl değil, duygular ön plandadır. Bunun sebebi de beynimizin ön bölgesindeki frontal lobun olgunlaşma dönemi, ergenliktir. İrade eğitimi dediğimiz dönemdir. Fakat eğitim gibi konularda hisler değil, akıl devreye girmeli. Hisler bizi tembelleştirir” dedi.

 

Anne-baba-çocuk ilişkisini bozmadan çocuğu ders çalışmaya yönlendirin

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sözlerinin sonunda ise şu ifadeleri kullandı: “Şimdiki gençler hayattaki birçok şeyi garanti görüyorlar. “Neden evleneyim ki?” diyorlar. Bilinçli anne babalar küçük yaştan itibaren çocuğa ego ideali oluşturur. Bir insanın bağımsız düşünce ve bağımsız karar verme mekanizması gelişirse o insan kendi kendini yönetebilir. Gençleri zorla çalışmaya itmek onları savunmaya iter ve onları pasif agresif yapar. Pasif agresif çocuklar da anneye babaya tamam der ama bildiğini okur. Kitap oku dendiğinde kitabı açar ama arasına cep telefonu koyar. Anne babayı kızdırmaktan zevk alır. Böyle konularda anne baba uyarıcı bir rol oynamalı zorlayıcı olmamalı. Seçenekleri çocuğa sunmalı. Hayat senin, çalışırsan bu, çalışmazsan şu olur demeliler. Anne babanın aynı zamanda çocuğa bazen sahip olduğu şeylerden mahrum olacağını hissetmesi gerekiyor. Burada anne babanın üzüldüğünü bilse bile çocuk ondan ders alır. Eğer sevgiyle büyümüş bir çocuksa anne babası üzülmesin diye ders çalışır. Anne- baba -çocuk ilişkisini bozmadan çocuğu ders çalışmaya yönlendirmek lazım. Anne babadan kopuk olup ders çalışan çocuk da akademik başarı elde eder belki ama iyi bir çocuk olmaz. Hayat başarısı yok gibi olur” dedi.

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 09 May 2020 15:23

Gösterim: 2128

Oğuzkaan Koleji Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Koordinatörü Hatice Yılmaz, LGS ve YKS sınav tarihlerinin değişmesini ve Milli Eğitim Bakanlığının aldığı kararları değerlendirdi.

haticeyilmazYılmaz, "Şimdi hızla çalışma planlarını güncellemek gerekiyor. LGS ye girecek öğrencilerin sınavın iki hafta ertelenmesine YKS ye girecek öğrencilerin de yaklaşık bir ay geriye alınmasına üzülmüş olduklarını tahmin etmek hiç zor değil. Bu saatten sonra ahlayıp puflamak yerine çok çalışın. Bu işe biraz iyi tarafından bakmaya çalışalım. Öncelikle her iki grup içinde sınava girecek tüm öğrenciler için şartlar aynı. Bu arada hem LGS ye hem YKS ye girecek öğrenciler için iyi haberlerde var. LGS ye girecek öğrenciler sınava kendi okullarında girecekler. Okullarında onları kendi rehber öğretmenleri ve okul yöneticileri karşılayacak. Tanıdıkları bir ortamda sınava girebilecekler.

YKS ye girecek öğrenciler için de iki yenilik var. Birincisi TYT de de sınav süresi 135 dakikadan 165 dakikaya çıkarıldı. Yani yarım saat uzatıldı. İkincisi ise baraj 180 puandan 170 puana düşürüldü. Bunlarda iyi haberler.

Özellikle YKS tarihinin geri çekilmesi bu güne kadar neredeyse üç aydır evde oturmak zorunda kalan ve Temmuz sonuna kalırsa beş ay süreyle öğrencilerin yaşayacağı stresin bir an önce bitmesini sağlayacak. Üstelik temmuz sıcağında herkes tatil yaparken ders çalışmak zorunda kalmak öğrenciler için işkenceye dönüşecekti. Ayrıca temmuzda öğretmenlerin de tatilde olacağını unutmamak gerekiyor. Ama şimdi iki ay sıkı çalışıp temmuz için tatil planı yapabilirsiniz. Bu düşünce belki öğrencileri biraz rahatlatabilir.

Bugün yapmamız gereken, neden LGS iki hafta ertelendi yada neden YKS bir ay öne alındı diye hayıflanmak yerine önümüzde kalan süreyi yeni duruma göre en doğru şekilde planlamak. Bu haftayla birlikte LGS ye 7, YKS ye 8 hafta var. Bu sürenin Mayıs sonuna kadar olan 4 haftasını, 23 marttan bu yana yaptığımız gibi evde çalışarak geçireceksiniz. Haziran ayında okullarınıza giderek, LGS ye girecekler 3 hafta, YKS ye girecekler 4 hafta öğretmenlerinden yardım alabileceksiniz.

Sınava kadar olan süreyi etkin değerlendirmek için;

• Mayıs ayı boyunca evde çalışmayı sürdüreceğinizden günün hangi saatlerinde çalışıp hangi saatlerinde dinleneceğinizi net olarak belirleyiniz ve programınızı aksatmayacak şekilde azimli olunuz.
• Sınavda sorumlu olacağınız derslerle ilgili bir tekrar programı oluşturunuz. Tekrar programında eksik olduğunuz derslere daha çok zaman ayırınız.
• Kolay tekrar yapmak için geçmiş yılların sınav sorularını ve yayınlanmış örnek soruların tümünü anlayarak çözmeye çalışınız.
• EBA'da hem 8.sınıf hem de 12.sınıf öğrencileri için açılmış olan sınavlara hazırlık derslerini takip ediniz. EBA'da yayınlanmış olan dokümanları ve örnek soruları çözmeyi ihmal etmeyiniz.
• Çalışırken çözemediğiniz sorularla ilgili arkadaşlarınızdan yardım alabileceğiniz gibi okul açıldığında öğretmenlerinize sormak üzere işaretleyiniz..
• Haziran ayında okul açıldığında çalışmalarınıza okulda devam ediniz. Böylece takıldığınız her soruyu öğretmenlerinize sorabilirsiniz. Okulların açılması durumunda öğretmenleriniz haziran sonuna kadar okulda olacaklar.
• Sınava 10 gün kala her gün bir deneme sınavı çözerek yanlışlarınızın doğru çözümünü öğrenerek son tekrarlarınızı yapınız.

Unutmayın verdiğiniz emek harcadığınız çaba ne kadar çoksa başarı şansınız da o kadar yüksek olacaktır.

> Hatice Yılmaz: Ahlayıp puflamak yerine çok çalışın

Oğuzkaan Koleji Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Koordinatörü Hatice Yılmaz, LGS ve YKS sınav tarihlerinin değişmesini ve Milli Eğitim Bakanlığının aldığı kararları değerlendirdi.

haticeyilmazYılmaz, "Şimdi hızla çalışma planlarını güncellemek gerekiyor. LGS ye girecek öğrencilerin sınavın iki hafta ertelenmesine YKS ye girecek öğrencilerin de yaklaşık bir ay geriye alınmasına üzülmüş olduklarını tahmin etmek hiç zor değil. Bu saatten sonra ahlayıp puflamak yerine çok çalışın. Bu işe biraz iyi tarafından bakmaya çalışalım. Öncelikle her iki grup içinde sınava girecek tüm öğrenciler için şartlar aynı. Bu arada hem LGS ye hem YKS ye girecek öğrenciler için iyi haberlerde var. LGS ye girecek öğrenciler sınava kendi okullarında girecekler. Okullarında onları kendi rehber öğretmenleri ve okul yöneticileri karşılayacak. Tanıdıkları bir ortamda sınava girebilecekler.

YKS ye girecek öğrenciler için de iki yenilik var. Birincisi TYT de de sınav süresi 135 dakikadan 165 dakikaya çıkarıldı. Yani yarım saat uzatıldı. İkincisi ise baraj 180 puandan 170 puana düşürüldü. Bunlarda iyi haberler.

Özellikle YKS tarihinin geri çekilmesi bu güne kadar neredeyse üç aydır evde oturmak zorunda kalan ve Temmuz sonuna kalırsa beş ay süreyle öğrencilerin yaşayacağı stresin bir an önce bitmesini sağlayacak. Üstelik temmuz sıcağında herkes tatil yaparken ders çalışmak zorunda kalmak öğrenciler için işkenceye dönüşecekti. Ayrıca temmuzda öğretmenlerin de tatilde olacağını unutmamak gerekiyor. Ama şimdi iki ay sıkı çalışıp temmuz için tatil planı yapabilirsiniz. Bu düşünce belki öğrencileri biraz rahatlatabilir.

Bugün yapmamız gereken, neden LGS iki hafta ertelendi yada neden YKS bir ay öne alındı diye hayıflanmak yerine önümüzde kalan süreyi yeni duruma göre en doğru şekilde planlamak. Bu haftayla birlikte LGS ye 7, YKS ye 8 hafta var. Bu sürenin Mayıs sonuna kadar olan 4 haftasını, 23 marttan bu yana yaptığımız gibi evde çalışarak geçireceksiniz. Haziran ayında okullarınıza giderek, LGS ye girecekler 3 hafta, YKS ye girecekler 4 hafta öğretmenlerinden yardım alabileceksiniz.

Sınava kadar olan süreyi etkin değerlendirmek için;

• Mayıs ayı boyunca evde çalışmayı sürdüreceğinizden günün hangi saatlerinde çalışıp hangi saatlerinde dinleneceğinizi net olarak belirleyiniz ve programınızı aksatmayacak şekilde azimli olunuz.
• Sınavda sorumlu olacağınız derslerle ilgili bir tekrar programı oluşturunuz. Tekrar programında eksik olduğunuz derslere daha çok zaman ayırınız.
• Kolay tekrar yapmak için geçmiş yılların sınav sorularını ve yayınlanmış örnek soruların tümünü anlayarak çözmeye çalışınız.
• EBA'da hem 8.sınıf hem de 12.sınıf öğrencileri için açılmış olan sınavlara hazırlık derslerini takip ediniz. EBA'da yayınlanmış olan dokümanları ve örnek soruları çözmeyi ihmal etmeyiniz.
• Çalışırken çözemediğiniz sorularla ilgili arkadaşlarınızdan yardım alabileceğiniz gibi okul açıldığında öğretmenlerinize sormak üzere işaretleyiniz..
• Haziran ayında okul açıldığında çalışmalarınıza okulda devam ediniz. Böylece takıldığınız her soruyu öğretmenlerinize sorabilirsiniz. Okulların açılması durumunda öğretmenleriniz haziran sonuna kadar okulda olacaklar.
• Sınava 10 gün kala her gün bir deneme sınavı çözerek yanlışlarınızın doğru çözümünü öğrenerek son tekrarlarınızı yapınız.

Unutmayın verdiğiniz emek harcadığınız çaba ne kadar çoksa başarı şansınız da o kadar yüksek olacaktır.

Son Güncelleme: Perşembe, 07 May 2020 15:12

Gösterim: 1427

Girişimcilik konusunda dünyanın en prestijli iş dünyası ödül programı olarak kabul edilen ve Türkiye’de bu yıl 12’ncisi düzenlenen ‘EY Yılın Girişimcisi’ programının Türkiye kazananı belli oldu. Yılın Girişimcisi seçilen BAU Global Başkanı ve Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Enver Yücel, bu yıl ilk kez sanal ortamda düzenlenecek ‘EY Dünya Yılın Girişimcisi’ yarışmasında Türkiye’yi temsil edecek.

enver_yucelUluslararası denetim ve danışmanlık firması EY (Ernst & Young) tarafından 30 yılı aşkın süredir düzenlenen ve girişimcilik konusunda dünyanın en prestijli iş dünyası ödül programı olarak kabul edilen ‘EY Entrepreneur Of The Year - EY Yılın Girişimcisi’ programının dünya finalinde ülkemizi temsil edecek isim belli oldu. Türkiye’de “Yılın Girişimcisi” seçilen BAU Global Başkanı ve Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Enver Yücel, 4 Haziran 2020 tarihinde COVID-19 pandemisi dolayısıyla sanal ortamda gerçekleşecek ‘EY Dünya Yılın Girişimcisi’ yarışmasında Türkiye’yi temsil edecek. Dünya genelinde 145 şehirde düzenlenen ödül programına 60’tan fazla ülkeden girişimci katılıyor. Ödül programının sonucunda seçilen dünya birincisi https://www.ey.com/en_gl/weoy adresinden duyurulacak.

‘Yılın Girişimcisi’ Enver Yücel Hakkında: Tüm hayatını eğitime adayan Enver Yücel, 1974 yılından bu yana başta Türkiye olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden öğrenciye eğitim hizmeti sunmaktadır. 3 kıtada, 12 ülkede, 124 farklı ülkeden 200 binin üzerinde öğrenciye 6 üniversite, 12 dil okulu, 250 K12 okulu ve 115 kurs kurumunda eğitim hizmeti sunan Yücel, Türkiye’de Capital Dergisi tarafından 3 yıl üst üste ‘en çok burs sağlayan’ iş insanları listesinde ilk 10’a girmiştir. Özellikle 2006 yılında kurduğu ve sayıları 15’e ulaşan Fen ve Teknoloji liselerinde her yıl binlerce yetenekli öğrenciye burslu eğitim olanağı sunmaktadır. Türkiye ve yurt dışında burs ve eğitim veren BAU Global Başkanı ve Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Yücel, Uğur Okulları, Bahçeşehir Koleji, Bahçeşehir Koleji Fen ve Teknoloji Liseleri, Bahçeşehir Üniversitesi, Bay Atlantic University "Washington’’, Berlin International University of Applied Sciences "Berlin", BAU International University ‘’Batumi’’, Bahçeşehir Cyprus University "Cyprus" ve Mentora Dil Okulları kurucusudur. MLA College "Plymouth" ve Fulford Academy "Toronto" kurumlarının BAU Global bünyesine katılmasını sağlayan Yücel, Bahçeşehir Koleji Basketbol Kulübü ve İngiltere Plymouth Raiders basketbol takımlarının sahibidir. Yücel, küresel eğitim misyonuna Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Danışma Kurulu Üyesi olarak devam etmektedir.

> EY Dünya Yılın Girişimcisi Enver Yücel oldu

Girişimcilik konusunda dünyanın en prestijli iş dünyası ödül programı olarak kabul edilen ve Türkiye’de bu yıl 12’ncisi düzenlenen ‘EY Yılın Girişimcisi’ programının Türkiye kazananı belli oldu. Yılın Girişimcisi seçilen BAU Global Başkanı ve Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Enver Yücel, bu yıl ilk kez sanal ortamda düzenlenecek ‘EY Dünya Yılın Girişimcisi’ yarışmasında Türkiye’yi temsil edecek.

enver_yucelUluslararası denetim ve danışmanlık firması EY (Ernst & Young) tarafından 30 yılı aşkın süredir düzenlenen ve girişimcilik konusunda dünyanın en prestijli iş dünyası ödül programı olarak kabul edilen ‘EY Entrepreneur Of The Year - EY Yılın Girişimcisi’ programının dünya finalinde ülkemizi temsil edecek isim belli oldu. Türkiye’de “Yılın Girişimcisi” seçilen BAU Global Başkanı ve Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Enver Yücel, 4 Haziran 2020 tarihinde COVID-19 pandemisi dolayısıyla sanal ortamda gerçekleşecek ‘EY Dünya Yılın Girişimcisi’ yarışmasında Türkiye’yi temsil edecek. Dünya genelinde 145 şehirde düzenlenen ödül programına 60’tan fazla ülkeden girişimci katılıyor. Ödül programının sonucunda seçilen dünya birincisi https://www.ey.com/en_gl/weoy adresinden duyurulacak.

‘Yılın Girişimcisi’ Enver Yücel Hakkında: Tüm hayatını eğitime adayan Enver Yücel, 1974 yılından bu yana başta Türkiye olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden öğrenciye eğitim hizmeti sunmaktadır. 3 kıtada, 12 ülkede, 124 farklı ülkeden 200 binin üzerinde öğrenciye 6 üniversite, 12 dil okulu, 250 K12 okulu ve 115 kurs kurumunda eğitim hizmeti sunan Yücel, Türkiye’de Capital Dergisi tarafından 3 yıl üst üste ‘en çok burs sağlayan’ iş insanları listesinde ilk 10’a girmiştir. Özellikle 2006 yılında kurduğu ve sayıları 15’e ulaşan Fen ve Teknoloji liselerinde her yıl binlerce yetenekli öğrenciye burslu eğitim olanağı sunmaktadır. Türkiye ve yurt dışında burs ve eğitim veren BAU Global Başkanı ve Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Yücel, Uğur Okulları, Bahçeşehir Koleji, Bahçeşehir Koleji Fen ve Teknoloji Liseleri, Bahçeşehir Üniversitesi, Bay Atlantic University "Washington’’, Berlin International University of Applied Sciences "Berlin", BAU International University ‘’Batumi’’, Bahçeşehir Cyprus University "Cyprus" ve Mentora Dil Okulları kurucusudur. MLA College "Plymouth" ve Fulford Academy "Toronto" kurumlarının BAU Global bünyesine katılmasını sağlayan Yücel, Bahçeşehir Koleji Basketbol Kulübü ve İngiltere Plymouth Raiders basketbol takımlarının sahibidir. Yücel, küresel eğitim misyonuna Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Danışma Kurulu Üyesi olarak devam etmektedir.

Son Güncelleme: Pazartesi, 04 May 2020 14:07

Gösterim: 738

İstanbul Bilgi Üniversitesi, 18-22 yaş arası öğrencilerin online derslere adapte olmakta güçlük çektiğini vurguluyor. Üniversitelerin 15 Haziran’da eğitime başlaması bu noktada doğru bir adım olarak değerlendiriliyor. Sosyalleşmenin birinci sırada yer aldığı bu yaş grubunu yakalamak için öğretim görevlilerine verilecek özel pedagojik eğitim büyük önem taşıyor.

bilgi_bahcePandemi dolayısıyla sosyal mesafenin korunması gerekliliği üniversitelerin 23 Mart itibariyle online eğitim sistemine geçmesine neden oldu. Bu süreçte üniversiteler dijitalleşmedeki deneyim ve becerileriyle öne çıktı. Alınan son karar ile birlikte yaklaşık 3 aylık aranın ardından 15 Haziran’da üniversiteler eğitime başlayacak. 20 yıllık uzaktan eğitim tecrübesine sahip İstanbul Bilgi Üniversitesi, pandemi sonrasında da sınıf içi ve online dersleri buluşturan harmanlanmış eğitim modeliyle yola devam etme kararı aldı. BİLGİ, yüzde 16 olan online eğitim oranını, önümüzdeki eğitim döneminde YÖK tarafından belirlenmiş en üst seviye olan yüzde 30’a yükseltmeyi planlıyor.

18-22 yaş kampüste sosyalleşiyor

Uzaktan eğitim sistemine 2000’li yıllarda MBA ile başlayan İstanbul Bilgi Üniversitesi, korona nedeniyle hızlı geçiş sağlanan online eğitime, bünyesindeki uzaktan eğitim merkezi (UZEM) ile sorunsuz devam sağladı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi (UZEM) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Tuğtan, koronavirüs sürecinde dünyada ve Türkiye’de uzaktan eğitime geçiş sürecinde en önemli iki faktörün eğitmen ve öğrenci olduğuna dikkat çekerek, ön lisans ve lisans programlarındaki 18-22 yaş gurubu öğrenciler için en önemli unsurun sosyalleşmek olduğunu söyledi. Dr. Tuğtan, “Bu yaş grubundaki öğrenciler kampüste sosyalleşmeye ihtiyaç duyuyor. Henüz kişiliklerinin oluşum aşamasındalar. Bu grup online eğitimde kendini izole hissettiğini, çok mutsuz olduğunu söylüyor ve büyük bir çoğunluk ders sırasında kopukluklar yaşıyor. Bizler bu sebeple uzun yıllardır harmanlanmış eğitim modelini benimsiyoruz ve üniversitelerin 15 Haziran’da açılma kararını önemsiyoruz. Bu modelle hem fiziksel kampüsün, yüz yüze eğitimin sosyalleşme imkanlarından hem de dijital araçların avantajlarından faydalanıyoruz. Öğrenciler birbirleriyle iletişim halinde olmak, konuşmak, kampüs ortamını deneyimlemek istiyor. Lisans öğrencilerinde durum böyle iken yüksek lisans tarafındaki öğrenci grubunda böyle bir sisteme gerek olmuyor. Çünkü bu yaştakiler artık sosyalleşme sürecini tamamlamış gündüz işi olan, aile sorumlulukları olan grup. Bu kitle fiziksel kampüse ihtiyaç duymuyor, kampüse gidip gelmek onlara yük haline geliyor. İşte bu kitleye full online eğitim yoluyla içerik vermek gerekiyor” dedi.

Uzaktan eğitim teknolojik sihir değil

Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Tuğtan uzaktan eğitim sistemine yeni başlayacak kurumlar için şu önerilerde bulunuyor: “Bu işe yeni başlayacaklar öncelikle uzaktan eğitimin literatürünü takip etmeli. Teknolojiden önce insana yatırım yapmalı. Bu bağlamda, uzaktan eğitim alanında uzmanlaşan kişileri istihdam etmeli. Uzaktan eğitim teknolojik bir sihir gibi görülmemeli. Salgın döneminde acil duruma yanıt olarak uzaktan eğitime geçildi. Bu sistemler yüz yüze eğitimin birebir karşılığı olamaz. Bunu bilmek ve bu sistemlerin imkan ve limitleri çerçevesinde hareket etmek lazım.”

Online eğitim için mevzuat olması şart

Yaklaşık 20 yıldır online eğitim veren, bu konuda uzmanlaşmış İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans Program Direktörü Dr. Öğr. Üyesi Metehan Sekban, online eğitimin kuruluş aşamasında hocaların dersle ilgili materyalleri paylaşacağı ve chat gibi iletişim ağının olduğu hibrit eğitim modelini tasarladıklarını belirtti. Online eğitim vermek için bir mevzuatın olması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Sekban “Kaldıraçlı ve öngörülü bir sistemin yaratılması lazım. Türkiye'de nitelikli işletme yüksek lisansına herkesin ihtiyacı var. Biz bu amaçla yola çıktık. Gelemeyenler için bir fırsat yaratmayı istedik. Yazılı metinler üzerinden vakalar oluşturarak eş zamanlı olması gerekmeden kişilerin karşılıklı yazıştığı sistem tasarladık” dedi.

Türkiye online eğitimi başardı

Türkiye’de zor durumlara hızlı adapte olma ve hızlıca çözüm bulma refleksinin online eğitim için de geçerli olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Sekban, “Salgın nedeniyle eğitim sektöründeki kurumlar bir anda online eğitim modeliyle karşı karşıya kaldı ancak kültürümüzün getirdiği kolay adapte olma ve hızlı çözüm bulma alışkanlığı bu işin üstesinden kolaylıkla gelmemizi sağladı. Eğitimcilerin hazır olmaması ve içerik oluşturulması konularında zorlansak da bu işi başardığımızı söylemeliyiz. Dünyada yüz binlerce çalışanı olan şirketlerin online eğitim ve çalışma konusunda koordine olmaya ve tüm çalışanlarını bu konuda eğitmeyi planlamaya başladığını görüyoruz. Bizler de başardık diye kenara çekilmemeli, bu işin üzerine gitmeliyiz. Online eğitimde eğitmen için de öğrenci için de en önemli unsur motivasyon. Önemli olan akademisyen altyapısını yeniden kurgulamak ve akademisyen ve eğitmenlerimizi bu yolda eğitmeye bir an önce başlamak” dedi.

> 18-22 yaş arası online derslerde kopukluk yaşıyor

İstanbul Bilgi Üniversitesi, 18-22 yaş arası öğrencilerin online derslere adapte olmakta güçlük çektiğini vurguluyor. Üniversitelerin 15 Haziran’da eğitime başlaması bu noktada doğru bir adım olarak değerlendiriliyor. Sosyalleşmenin birinci sırada yer aldığı bu yaş grubunu yakalamak için öğretim görevlilerine verilecek özel pedagojik eğitim büyük önem taşıyor.

bilgi_bahcePandemi dolayısıyla sosyal mesafenin korunması gerekliliği üniversitelerin 23 Mart itibariyle online eğitim sistemine geçmesine neden oldu. Bu süreçte üniversiteler dijitalleşmedeki deneyim ve becerileriyle öne çıktı. Alınan son karar ile birlikte yaklaşık 3 aylık aranın ardından 15 Haziran’da üniversiteler eğitime başlayacak. 20 yıllık uzaktan eğitim tecrübesine sahip İstanbul Bilgi Üniversitesi, pandemi sonrasında da sınıf içi ve online dersleri buluşturan harmanlanmış eğitim modeliyle yola devam etme kararı aldı. BİLGİ, yüzde 16 olan online eğitim oranını, önümüzdeki eğitim döneminde YÖK tarafından belirlenmiş en üst seviye olan yüzde 30’a yükseltmeyi planlıyor.

18-22 yaş kampüste sosyalleşiyor

Uzaktan eğitim sistemine 2000’li yıllarda MBA ile başlayan İstanbul Bilgi Üniversitesi, korona nedeniyle hızlı geçiş sağlanan online eğitime, bünyesindeki uzaktan eğitim merkezi (UZEM) ile sorunsuz devam sağladı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi (UZEM) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Tuğtan, koronavirüs sürecinde dünyada ve Türkiye’de uzaktan eğitime geçiş sürecinde en önemli iki faktörün eğitmen ve öğrenci olduğuna dikkat çekerek, ön lisans ve lisans programlarındaki 18-22 yaş gurubu öğrenciler için en önemli unsurun sosyalleşmek olduğunu söyledi. Dr. Tuğtan, “Bu yaş grubundaki öğrenciler kampüste sosyalleşmeye ihtiyaç duyuyor. Henüz kişiliklerinin oluşum aşamasındalar. Bu grup online eğitimde kendini izole hissettiğini, çok mutsuz olduğunu söylüyor ve büyük bir çoğunluk ders sırasında kopukluklar yaşıyor. Bizler bu sebeple uzun yıllardır harmanlanmış eğitim modelini benimsiyoruz ve üniversitelerin 15 Haziran’da açılma kararını önemsiyoruz. Bu modelle hem fiziksel kampüsün, yüz yüze eğitimin sosyalleşme imkanlarından hem de dijital araçların avantajlarından faydalanıyoruz. Öğrenciler birbirleriyle iletişim halinde olmak, konuşmak, kampüs ortamını deneyimlemek istiyor. Lisans öğrencilerinde durum böyle iken yüksek lisans tarafındaki öğrenci grubunda böyle bir sisteme gerek olmuyor. Çünkü bu yaştakiler artık sosyalleşme sürecini tamamlamış gündüz işi olan, aile sorumlulukları olan grup. Bu kitle fiziksel kampüse ihtiyaç duymuyor, kampüse gidip gelmek onlara yük haline geliyor. İşte bu kitleye full online eğitim yoluyla içerik vermek gerekiyor” dedi.

Uzaktan eğitim teknolojik sihir değil

Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Tuğtan uzaktan eğitim sistemine yeni başlayacak kurumlar için şu önerilerde bulunuyor: “Bu işe yeni başlayacaklar öncelikle uzaktan eğitimin literatürünü takip etmeli. Teknolojiden önce insana yatırım yapmalı. Bu bağlamda, uzaktan eğitim alanında uzmanlaşan kişileri istihdam etmeli. Uzaktan eğitim teknolojik bir sihir gibi görülmemeli. Salgın döneminde acil duruma yanıt olarak uzaktan eğitime geçildi. Bu sistemler yüz yüze eğitimin birebir karşılığı olamaz. Bunu bilmek ve bu sistemlerin imkan ve limitleri çerçevesinde hareket etmek lazım.”

Online eğitim için mevzuat olması şart

Yaklaşık 20 yıldır online eğitim veren, bu konuda uzmanlaşmış İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans Program Direktörü Dr. Öğr. Üyesi Metehan Sekban, online eğitimin kuruluş aşamasında hocaların dersle ilgili materyalleri paylaşacağı ve chat gibi iletişim ağının olduğu hibrit eğitim modelini tasarladıklarını belirtti. Online eğitim vermek için bir mevzuatın olması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Sekban “Kaldıraçlı ve öngörülü bir sistemin yaratılması lazım. Türkiye'de nitelikli işletme yüksek lisansına herkesin ihtiyacı var. Biz bu amaçla yola çıktık. Gelemeyenler için bir fırsat yaratmayı istedik. Yazılı metinler üzerinden vakalar oluşturarak eş zamanlı olması gerekmeden kişilerin karşılıklı yazıştığı sistem tasarladık” dedi.

Türkiye online eğitimi başardı

Türkiye’de zor durumlara hızlı adapte olma ve hızlıca çözüm bulma refleksinin online eğitim için de geçerli olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Sekban, “Salgın nedeniyle eğitim sektöründeki kurumlar bir anda online eğitim modeliyle karşı karşıya kaldı ancak kültürümüzün getirdiği kolay adapte olma ve hızlı çözüm bulma alışkanlığı bu işin üstesinden kolaylıkla gelmemizi sağladı. Eğitimcilerin hazır olmaması ve içerik oluşturulması konularında zorlansak da bu işi başardığımızı söylemeliyiz. Dünyada yüz binlerce çalışanı olan şirketlerin online eğitim ve çalışma konusunda koordine olmaya ve tüm çalışanlarını bu konuda eğitmeyi planlamaya başladığını görüyoruz. Bizler de başardık diye kenara çekilmemeli, bu işin üzerine gitmeliyiz. Online eğitimde eğitmen için de öğrenci için de en önemli unsur motivasyon. Önemli olan akademisyen altyapısını yeniden kurgulamak ve akademisyen ve eğitmenlerimizi bu yolda eğitmeye bir an önce başlamak” dedi.

Son Güncelleme: Perşembe, 07 May 2020 13:24

Gösterim: 1348

25 Temmuz’a ertelenen YKS tarihinin öne çekileceği yönünde oluşan kaygılarını twitter’e taşıyan YKS adayları ve öğrencilere rehberlik yapan kanaat önderlerinin twitter’da #ykstarihimedokunma hashtag’i ile başlatılan kampanya 1 milyonu aşan paylaşımla Türkiye gündemine oturdu.

salim_unsalYÖK’ün YKS tarihini öne çekeceği yönündeki söylentiler kamuoyunda sert tartışma ve tepkilere neden oldu. Rehberlik uzmanı Salim Ünsal’ın öncülüğüyle oluşturulan #ykstarihimedokunma kampanyasına 1 milyonun üzerinde tweet ile katılım ve paylaşım yapıldı.

25 Temmuz tarihi ile ilgili değişiklik yapılmaması taleplerini iletildiği twitter kampanyası ile 4 Mayıs’ta yapılacak Kabine toplantısına güçlü bir mesaj verildi.

> YKS adayları twitter’ı salladı

25 Temmuz’a ertelenen YKS tarihinin öne çekileceği yönünde oluşan kaygılarını twitter’e taşıyan YKS adayları ve öğrencilere rehberlik yapan kanaat önderlerinin twitter’da #ykstarihimedokunma hashtag’i ile başlatılan kampanya 1 milyonu aşan paylaşımla Türkiye gündemine oturdu.

salim_unsalYÖK’ün YKS tarihini öne çekeceği yönündeki söylentiler kamuoyunda sert tartışma ve tepkilere neden oldu. Rehberlik uzmanı Salim Ünsal’ın öncülüğüyle oluşturulan #ykstarihimedokunma kampanyasına 1 milyonun üzerinde tweet ile katılım ve paylaşım yapıldı.

25 Temmuz tarihi ile ilgili değişiklik yapılmaması taleplerini iletildiği twitter kampanyası ile 4 Mayıs’ta yapılacak Kabine toplantısına güçlü bir mesaj verildi.

Son Güncelleme: Cumartesi, 02 May 2020 12:14

Gösterim: 1550


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.