Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Ömrünün 55 yılını eğitime adayan ve nice başarılı nesillerin yetişmesine olanak sağlayan Arı Okulları ve Çankaya Üniversitesi Kurucusu Sıtkı Alp kendi eğitimi ile birlikte mesleğe adım atışını uzun, zahmetli; ama bir o kadar da umut dolu bir yolculuk olarak nitelendiriyor.
1984 yılında Özel Arı Lisesi, 1985 yılında Özel Arı İlkokulu, 1991 yılında ise Özel Arı Fen Lisesini Türk Milli Eğitimine kazandıran Sıtkı Alp; başarılı öğrencileri ödüllendirmek ve eğitimde fırsat eşitliği sağlamak amacıyla 01.10.1996'da Sıtkı ALP Eğitim Vakfını (SEV) kurdu. Çankaya Üniversitesini 09.07.1997'de yükseköğretim dünyasına kazandıran Alp, 2000 yılında Arı Önokulun açılması ile de her yaş düzeyindeki bireye eğitim-öğretim olanağı sunma ayrıcalığını yaşadı.
İlkokul öğretmenine olan hayranlığı ile öğretmen olmaya karar veren ve eğitim sektörünün öncü girişimcisi olan Alp, gurur ve başarılarla dolu eğitimcilik öyküsünü artı eğitim’e anlattı.
Öncelikle eğitim yaşamınızdan ve öğretmenlik mesleğini nasıl seçtiğinizden bahseder misiniz?
Ömrünü eğitime adamış, bu ülkenin çocuklarının ve gençlerinin en iyi biçimde yetişmesi için 55 yıldır bu alanda çalışmakta olan bir eğitim gönüllüsüyüm. Kendi öğrencilik yıllarım, mesleğe adım atışım ve sonraki aşamalar uzun, zahmetli; ama bir o kadar da yarınlara dair umut dolu bir yolculuk. Köyümüzde ilkokul 1946 yılında açılmıştı ve ben yedi ya da 8 yaşındaydım. Öğretmenim Nurettin Ören’i saygıyla anıyorum. Öğretmenimiz bir odada 5 sınıfı bir arada okutuyordu. Sobalı bir sınıftı, herkesin evinden getirdiği odunlarla ısınırdık. Biz öğrenciler ve tüm köy halkı öğretmenimizi çok severdik, saygı duyardık. Öğretmenlik mesleğine ilgim sınıf öğretmenime olan sevgim ve saygımla başladı diyebilirim.
ÖĞRETMENLERİM BENİ BEN DE ONLARI ETKİLEDİM
Nasıl bir öğrenciydiniz? Matematik branşını neden tercih ettiniz?
Öğretmenimi çok sevdiğim için derslerime çok çalışırdım. Daha 3.sınıftayken kendi kendime matematik problemleri oluşturur, o problemleri çözerdim. İlkokul öğretmenimiz bana ve arkadaşlarıma çok şey öğretti. İlkokulda düzenli çalışma alışkanlığı edindim ve ilkokulu pekiyi derece ile bitirdim. Sınıf öğretmenimden sonra Yavuz Selim Öğretmen Okulunda matematik öğretmenim Zihni Çavdar ve Eğitim enstitüsündeki matematik öğretmenim Nabi Kutlu beni çok etkiledi. Ben de onları başarılı bir öğrenci olarak etkiledim. Matematik branşına gelecek olursak, matematiği çok sevdim. Matematik, problemler hep ilgi odağım oldu. Matematik, insan zekasını ve mantığını geliştiren, problem çözme becerisi kazandıran ve doğru kararlar vermeyi sağlayan önemli bir alandır. Matematik dersi fen derslerinin lokomotifidir, bütünleyicisidir. Matematik ortak bir dildir, bir kültürdür, küreseldir, ülke, ırk, din, dil ayrımına izin vermez ve bana göre yüksek teknolojik gelişimlerin ve iş yaşamındaki gelişimlerin en önemli ögesidir.
İYİ YETİŞMİŞ AHLAKLI İNSANLARDA ÖĞRETMENLERİNİN İZİ VARDIR
Eğitim alanı dışında yatırım yapmayı hiç düşündünüz mü?
Eğitim çok farklı bir sektördür. Eğitim hizmetinin değerinin ölçütü yoktur. Büyük devlet adamlarında, geleceğin dürüst politikacılarında, güvenilir avukatlarda, başarılı doktorlarda, çalışkan işçilerde, donanımlı mühendislerde, adil hâkimlerde, başarılı iş adamlarında, iyi yetişmiş ahlaklı insanlarda hep öğretmenlik mesleğinin kutsal izi vardır. İçtenlikle söylemeliyim ki bugün meslek tercihi yapacak olsam yine öğretmenlik mesleğini seçerdim. Bu nedenle tüm yatırımlarımı eğitim alanına yapmayı tercih ettim.
Arı Eğitim kurumlarının gelişmesinde birlikte çalıştığınız öğretmenlerin yeri nedir?
Beni eğitim sektöründe yatırım yapmaya yönelten bir öğretmen olarak eğitimci bakış açım, ideallerim ve deneyimim oldu. Eğitimcilik sürecinde kuruculuğunu üstlendiğim Arı Dershanesi ile başlayan Arı Eğitim Kurumlarının başarılarındaki en önemli etken donanımlı, nitelikli ve çalışmaları ile fark yaratan öğretim kadrolarıdır. İşte bu güçlü ekiplerin gelişime açık, ilkeli, sevgi dolu ve özverili ve çok çalışan üyeleri ile Atatürk’ün devrimleri ışığında bir “ARI KÜLTÜRÜ” yarattık. Arı’nın farkı, öğretmen olmanın çok yönlü sorumluluklarını içselleştirmiş, derin alan bilgisinin yanı sıra öğrencileri için etik ve doğru bir rol model olma bilinciyle hareket eden bir eğitim kadrosuna sahip oluşudur. Nitelikli ve başarılı eğitim yolculuğundaki yol arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, onlarla gurur duyuyorum.
Eğitimcilik yolculuğunda şu anda 2. kuşak görev başında. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Oluşturduğumuz sağlam yapının kurumsallaşma sürecinde ön koşulun çalışanlara yetki vermek ve üstlendikleri görevin sonuna kadar izleyicisi olmalarını sağlamak olduğunu gördük. Biz iyi bir ekip kurduk, birbirimize güvendik, sorumluluğumuzun bilincinde olarak bugünlere geldik. Bu arada bütün bu başarılı çalışmalarda her zaman en büyük destekçim, daha sonra Anadolu Üniversitesi Matematik Bölümü’nde lisansını tamamlayan emekli sınıf öğretmeni eşim Süheyla ALP oldu.
Arı Okulları ve Çankaya Üniversitesinin bugün yönetiminde olan büyük kızım Dr. Seva Demiröz, oğlum E. Sedat Alp ve ikinci kızım Seda Tarman bu kurumlarımızda kökleşen doğrularla büyüdüler, çok deneyim kazandılar. Özverili çalışmalarıyla yeteneklerini birleştirerek kurumlarımızı daha da ileriye taşıyacaklarına gönülden inanıyorum.
3. kuşağa devredilen çok az kurum var. Büyük emekler, özverili çalışmalarla kurulan, hedeflerini sürekli büyüten Arı Okullarının 3. ve ardından gelen kuşaklarca sahiplenilmesi ve hep daha ileriye gitmesi en büyük dileğim.
DERSHANECİLİKTEN OKULCULUĞA GEÇEN İLK EĞİTİMCİ OLDUM
Eğitim İşletmeciliğine nasıl başladınız? Arı Okulları ve Çankaya Üniversitesi nasıl kuruldu?
Üniversite yaşamımın ardından Adana’da kaldığım yıllarda öğretmenlik, eğitim dünyası ve eğitim öğretim alanındaki yenilikleri görmeme olanak sağlayan bir kolejde kısa bir dönem çalıştım. Özel okul sistemi, dershanecilik gibi yeni yeni girişimler ilgimi çekti. Ankara’da Ekim 1966’da bir dershanede çalışmaya başladım. O sıralar az sayıda olan dershanelerin iyi yetişmiş, nitelikli öğretmenlere ihtiyacı vardı. Sabah 08.00’den akşam 22.00’ye kadar derse giriyordum. 1969 yılının Ekim ayında 3 yıldır çalışmakta olduğum dershaneden ayrıldım ve kendi olanaklarımla Arı Dershanesini açtım. Dershanemde hem derse giriyor hem de yönetsel işleri yürütüyordum. 1982 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı biz dershanecilerle toplantı yaparak özel okul kurmaya yönelmemiz ve oluşturduğumuz altyapıyı o alana taşımamız gerektiği konusunda bizleri yönlendirdi. Okul açma fikri beni çok heyecanlandırdı. Gereken koşulların sağlanması için o dönem çok yoğun çalıştım. Öncelikle iyi bir eğitim kadrosu oluşturmak, bir okul kültürünü yaşatacak fiziksel donanıma ulaşmak derken 1984 yılı Eylül ayında Anadolu Liseleri statüsünde olan Arı Koleji’ni Kızılay Karanfil Sokak 45 numaralı binamızda hizmete açtım ve Türkiye’de dershanecilikten okula geçen ilk eğitimci oldum.
Çankaya Üniversitesinin kuruluşuna gelecek olursak; 1996 yılında Sıtkı Alp Eğitim Vakfını kurarak hem öğrencilere burs vererek eğitimde fırsat eşitliği yaratmaya destek olmak hem de verdiğimiz kaliteli, çağdaş eğitim hizmetini yükseköğretime taşımak düşüncesiyle vakıf faaliyetlerine başladık. Ardından 9 Temmuz 1997’de 4282 sayılı kanunla Çankaya Üniversitesi’nin kuruluşu TBMM’de kabul edildi ve 5 Kasım 1997’de dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in teşrifleriyle üniversitemiz hizmete açıldı.
“Eğitimcilik sürecinde kuruculuğunu üstlendiğim Arı Dershanesi ile başlayan Arı Eğitim Kurumlarının başarılarındaki en önemli etken donanımlı, nitelikli ve çalışmaları ile fark yaratan öğretim kadrolarıdır. İşte bu güçlü ekiplerin gelişime açık, ilkeli, sevgi dolu ve özverili ve çok çalışan üyeleri ile Atatürk’ün devrimleri ışığında bir “ARI KÜLTÜRÜ” yarattık.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Ömrünün 55 yılını eğitime adayan ve nice başarılı nesillerin yetişmesine olanak sağlayan Arı Okulları ve Çankaya Üniversitesi Kurucusu Sıtkı Alp kendi eğitimi ile birlikte mesleğe adım atışını uzun, zahmetli; ama bir o kadar da umut dolu bir yolculuk olarak nitelendiriyor.
1984 yılında Özel Arı Lisesi, 1985 yılında Özel Arı İlkokulu, 1991 yılında ise Özel Arı Fen Lisesini Türk Milli Eğitimine kazandıran Sıtkı Alp; başarılı öğrencileri ödüllendirmek ve eğitimde fırsat eşitliği sağlamak amacıyla 01.10.1996'da Sıtkı ALP Eğitim Vakfını (SEV) kurdu. Çankaya Üniversitesini 09.07.1997'de yükseköğretim dünyasına kazandıran Alp, 2000 yılında Arı Önokulun açılması ile de her yaş düzeyindeki bireye eğitim-öğretim olanağı sunma ayrıcalığını yaşadı.
İlkokul öğretmenine olan hayranlığı ile öğretmen olmaya karar veren ve eğitim sektörünün öncü girişimcisi olan Alp, gurur ve başarılarla dolu eğitimcilik öyküsünü artı eğitim’e anlattı.
Öncelikle eğitim yaşamınızdan ve öğretmenlik mesleğini nasıl seçtiğinizden bahseder misiniz?
Ömrünü eğitime adamış, bu ülkenin çocuklarının ve gençlerinin en iyi biçimde yetişmesi için 55 yıldır bu alanda çalışmakta olan bir eğitim gönüllüsüyüm. Kendi öğrencilik yıllarım, mesleğe adım atışım ve sonraki aşamalar uzun, zahmetli; ama bir o kadar da yarınlara dair umut dolu bir yolculuk. Köyümüzde ilkokul 1946 yılında açılmıştı ve ben yedi ya da 8 yaşındaydım. Öğretmenim Nurettin Ören’i saygıyla anıyorum. Öğretmenimiz bir odada 5 sınıfı bir arada okutuyordu. Sobalı bir sınıftı, herkesin evinden getirdiği odunlarla ısınırdık. Biz öğrenciler ve tüm köy halkı öğretmenimizi çok severdik, saygı duyardık. Öğretmenlik mesleğine ilgim sınıf öğretmenime olan sevgim ve saygımla başladı diyebilirim.
ÖĞRETMENLERİM BENİ BEN DE ONLARI ETKİLEDİM
Nasıl bir öğrenciydiniz? Matematik branşını neden tercih ettiniz?
Öğretmenimi çok sevdiğim için derslerime çok çalışırdım. Daha 3.sınıftayken kendi kendime matematik problemleri oluşturur, o problemleri çözerdim. İlkokul öğretmenimiz bana ve arkadaşlarıma çok şey öğretti. İlkokulda düzenli çalışma alışkanlığı edindim ve ilkokulu pekiyi derece ile bitirdim. Sınıf öğretmenimden sonra Yavuz Selim Öğretmen Okulunda matematik öğretmenim Zihni Çavdar ve Eğitim enstitüsündeki matematik öğretmenim Nabi Kutlu beni çok etkiledi. Ben de onları başarılı bir öğrenci olarak etkiledim. Matematik branşına gelecek olursak, matematiği çok sevdim. Matematik, problemler hep ilgi odağım oldu. Matematik, insan zekasını ve mantığını geliştiren, problem çözme becerisi kazandıran ve doğru kararlar vermeyi sağlayan önemli bir alandır. Matematik dersi fen derslerinin lokomotifidir, bütünleyicisidir. Matematik ortak bir dildir, bir kültürdür, küreseldir, ülke, ırk, din, dil ayrımına izin vermez ve bana göre yüksek teknolojik gelişimlerin ve iş yaşamındaki gelişimlerin en önemli ögesidir.
İYİ YETİŞMİŞ AHLAKLI İNSANLARDA ÖĞRETMENLERİNİN İZİ VARDIR
Eğitim alanı dışında yatırım yapmayı hiç düşündünüz mü?
Eğitim çok farklı bir sektördür. Eğitim hizmetinin değerinin ölçütü yoktur. Büyük devlet adamlarında, geleceğin dürüst politikacılarında, güvenilir avukatlarda, başarılı doktorlarda, çalışkan işçilerde, donanımlı mühendislerde, adil hâkimlerde, başarılı iş adamlarında, iyi yetişmiş ahlaklı insanlarda hep öğretmenlik mesleğinin kutsal izi vardır. İçtenlikle söylemeliyim ki bugün meslek tercihi yapacak olsam yine öğretmenlik mesleğini seçerdim. Bu nedenle tüm yatırımlarımı eğitim alanına yapmayı tercih ettim.
Arı Eğitim kurumlarının gelişmesinde birlikte çalıştığınız öğretmenlerin yeri nedir?
Beni eğitim sektöründe yatırım yapmaya yönelten bir öğretmen olarak eğitimci bakış açım, ideallerim ve deneyimim oldu. Eğitimcilik sürecinde kuruculuğunu üstlendiğim Arı Dershanesi ile başlayan Arı Eğitim Kurumlarının başarılarındaki en önemli etken donanımlı, nitelikli ve çalışmaları ile fark yaratan öğretim kadrolarıdır. İşte bu güçlü ekiplerin gelişime açık, ilkeli, sevgi dolu ve özverili ve çok çalışan üyeleri ile Atatürk’ün devrimleri ışığında bir “ARI KÜLTÜRÜ” yarattık. Arı’nın farkı, öğretmen olmanın çok yönlü sorumluluklarını içselleştirmiş, derin alan bilgisinin yanı sıra öğrencileri için etik ve doğru bir rol model olma bilinciyle hareket eden bir eğitim kadrosuna sahip oluşudur. Nitelikli ve başarılı eğitim yolculuğundaki yol arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, onlarla gurur duyuyorum.
Eğitimcilik yolculuğunda şu anda 2. kuşak görev başında. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Oluşturduğumuz sağlam yapının kurumsallaşma sürecinde ön koşulun çalışanlara yetki vermek ve üstlendikleri görevin sonuna kadar izleyicisi olmalarını sağlamak olduğunu gördük. Biz iyi bir ekip kurduk, birbirimize güvendik, sorumluluğumuzun bilincinde olarak bugünlere geldik. Bu arada bütün bu başarılı çalışmalarda her zaman en büyük destekçim, daha sonra Anadolu Üniversitesi Matematik Bölümü’nde lisansını tamamlayan emekli sınıf öğretmeni eşim Süheyla ALP oldu.
Arı Okulları ve Çankaya Üniversitesinin bugün yönetiminde olan büyük kızım Dr. Seva Demiröz, oğlum E. Sedat Alp ve ikinci kızım Seda Tarman bu kurumlarımızda kökleşen doğrularla büyüdüler, çok deneyim kazandılar. Özverili çalışmalarıyla yeteneklerini birleştirerek kurumlarımızı daha da ileriye taşıyacaklarına gönülden inanıyorum.
3. kuşağa devredilen çok az kurum var. Büyük emekler, özverili çalışmalarla kurulan, hedeflerini sürekli büyüten Arı Okullarının 3. ve ardından gelen kuşaklarca sahiplenilmesi ve hep daha ileriye gitmesi en büyük dileğim.
DERSHANECİLİKTEN OKULCULUĞA GEÇEN İLK EĞİTİMCİ OLDUM
Eğitim İşletmeciliğine nasıl başladınız? Arı Okulları ve Çankaya Üniversitesi nasıl kuruldu?
Üniversite yaşamımın ardından Adana’da kaldığım yıllarda öğretmenlik, eğitim dünyası ve eğitim öğretim alanındaki yenilikleri görmeme olanak sağlayan bir kolejde kısa bir dönem çalıştım. Özel okul sistemi, dershanecilik gibi yeni yeni girişimler ilgimi çekti. Ankara’da Ekim 1966’da bir dershanede çalışmaya başladım. O sıralar az sayıda olan dershanelerin iyi yetişmiş, nitelikli öğretmenlere ihtiyacı vardı. Sabah 08.00’den akşam 22.00’ye kadar derse giriyordum. 1969 yılının Ekim ayında 3 yıldır çalışmakta olduğum dershaneden ayrıldım ve kendi olanaklarımla Arı Dershanesini açtım. Dershanemde hem derse giriyor hem de yönetsel işleri yürütüyordum. 1982 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı biz dershanecilerle toplantı yaparak özel okul kurmaya yönelmemiz ve oluşturduğumuz altyapıyı o alana taşımamız gerektiği konusunda bizleri yönlendirdi. Okul açma fikri beni çok heyecanlandırdı. Gereken koşulların sağlanması için o dönem çok yoğun çalıştım. Öncelikle iyi bir eğitim kadrosu oluşturmak, bir okul kültürünü yaşatacak fiziksel donanıma ulaşmak derken 1984 yılı Eylül ayında Anadolu Liseleri statüsünde olan Arı Koleji’ni Kızılay Karanfil Sokak 45 numaralı binamızda hizmete açtım ve Türkiye’de dershanecilikten okula geçen ilk eğitimci oldum.
Çankaya Üniversitesinin kuruluşuna gelecek olursak; 1996 yılında Sıtkı Alp Eğitim Vakfını kurarak hem öğrencilere burs vererek eğitimde fırsat eşitliği yaratmaya destek olmak hem de verdiğimiz kaliteli, çağdaş eğitim hizmetini yükseköğretime taşımak düşüncesiyle vakıf faaliyetlerine başladık. Ardından 9 Temmuz 1997’de 4282 sayılı kanunla Çankaya Üniversitesi’nin kuruluşu TBMM’de kabul edildi ve 5 Kasım 1997’de dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in teşrifleriyle üniversitemiz hizmete açıldı.
“Eğitimcilik sürecinde kuruculuğunu üstlendiğim Arı Dershanesi ile başlayan Arı Eğitim Kurumlarının başarılarındaki en önemli etken donanımlı, nitelikli ve çalışmaları ile fark yaratan öğretim kadrolarıdır. İşte bu güçlü ekiplerin gelişime açık, ilkeli, sevgi dolu ve özverili ve çok çalışan üyeleri ile Atatürk’ün devrimleri ışığında bir “ARI KÜLTÜRÜ” yarattık.”
Son Güncelleme: Cuma, 25 Kasım 2016 15:42
Gösterim: 9354
Son dönemde yapılan kitlesel alımlarla öğretmen ihtiyacının büyük oranda azaltıldığını belirten MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Doç. Dr. Semih Aktekin, bundan sonra önceliğin geniş bir öğretmen adayı havuzu içerisinden en yüksek niteliklere sahip olanların seçilip en iyi şekilde mesleğe hazırlanabilmesi olduğunu söylüyor.
“Hizmet öncesinde yetiştirme ve mesleğe kabul süreçlerinden meslek içerisindeki geliştirme faaliyetleri ve öğretmenlerin çalışma şartlarına kadar süreç bir bütün olarak değerlendirilmelidir” diyen Aktekin, Bakanlığın sürece yönelik tüm politikalarını içeren “Öğretmen Strateji Belgesi” hazırlandığını ve Yüksek Planlama Kurulunun onayıyla bu eylemlerin gerçekleştirilmesi çalışmalarına başlanacağını dile getiriyor.
Eğitimde kalitesi tescilli ülkeler, öğretmenlerin niteliğine verdikleri önemle dikkat çekiyorlar. Öğretmen yetiştirme sistemlerini ve üniversitelerde öğretmen yetiştirme programlarını hayli sıkı tutuyorlar. Her isteyen ve puanı tutan eğitim fakültelerine kabul edilmiyor. Bu kapsamda Türkiye, öğretmen yetiştirme politikalarında ne kadar başarılı? Bu konudaki eksiklerimiz nelerdir? Nasıl çözümler planlanıyor?
Eğitim fakültelerine yerleştirme puanlarına baraj uygulama düşüncesi Türkiye gündeminde de bir süredir tartışılmaktadır. Ancak önemli olan genel nitelikli bir merkezi sınavdan elde edilen puandan ziyade, öğretmenlik mesleğini başarıyla yürütebilecek öğrencilerin bu programlara seçilebilmesidir. Ayrıca seçilen öğrencilerin uygulama ağırlıklı ve öğretmenlik becerilerini sergileyebilecekleri bir eğitim programı çerçevesinde iyi bir eğitim ve yetiştirme sürecinden geçmeleri gerekmektedir. Bu da öğretmen yetiştiren fakültelerin belirli kalite standartlarını yakalamasıyla mümkün olabilir.
Hizmet öncesinde yetiştirme sürecinin yanı sıra mesleğe kabul şartları da son derece önemlidir. Mesleğe kabul için yalnızca bir sınav yeterli değildir. Adayın süreç boyunca elde etmiş olduğu başarılar, mesleki anlamda tutum ve davranışları ile nihai olarak görev başındaki başarısı da gözlemlenip objektif şekilde değerlendirilebilmelidir. Ancak bu şekilde yüksek nitelikli bir seçme süreci oluşturulabilir. Bu hususta gerekli planlamaları ve çalışmaları gerçekleştirmekteyiz.
Türkiye’de öğretmen yetiştirme politikaları değerlendirildiğinde, özellikle öğretmen yetiştirme ve istihdamı konusunda günümüze değin pek çok uygulamanın gerçekleştirildiği görülmektedir. Ancak Cumhuriyet tarihi boyunca öncelikle yüksek sayıda öğretmen ihtiyacını karşılamaya dönük olarak niceliksel çözümler üretilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda eleme ve seçme sınavı bir yana, farklı kaynaklardan öğretmen istihdam edebilmeye yönelik çalışmalar görmekteyiz. Bu alanda gerçekleştirilmiş çeşitli akademik çalışmalarda da belirtildiği üzere özellikle 1960’lardan sonra; Yedek subay öğretmenler (1960), vekil öğretmenler (1961), barış gönüllüleri (1962), öğretmenlik formasyonu (1970), mektupla öğretmen yetiştirme (1974), hızlandırılmış programlarla öğretmen yetiştirme (1975), öğretmen olarak askerlik yapanlar (1987), yalnızca yükseköğretim mezunu olma koşuluyla öğretmen ataması (1996) bu istihdam denemelerine örnek olarak gösterilebilir. Bu uygulamaların pek çoğunda öğretmenlerimizin başarılı bir meslek öncesi yetiştirme sürecine tabi tutulduğunu söylemek elbette ki çok zor. Türkiye’de öğretmenlerin tamamının en az lisans düzeyinde eğitim almaları ise ancak 1980’li yıllardan sonra sağlanabilmiş bir olgu olarak dikkat çekmektedir.
Son yıllara değin öğretmen ihtiyacının karşılanmasına dönük olarak eğitim fakültelerinin sayıları ve kontenjanları gittikçe artmış ve kamuya büyük ölçüde kitlesel alımlar yapılmıştır. Böylelikle gelinen noktada öğretmen ihtiyacı büyük ölçüde azaltılmıştır. Artık öncelik geniş bir öğretmen adayı havuzu içerisinden en yüksek niteliklere sahip olanların seçilip en iyi şekilde mesleğe hazırlanabilmesidir.
Öğretmen yetiştirme sürecini takip edenlerin de geniş bir uzlaşı içerisinde olduğu temel mesele, öğretmen yetiştirme ve geliştirme sürecinin tüm boyutlarıyla bir bütünlük arz ettiğidir. Gerek hizmet öncesinde yetiştirme ve mesleğe kabul süreçleri gerekse meslek içerisindeki geliştirme faaliyetleri ve pek tabii öğretmenlerin çalışma şartları bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Bu anlayışla Bakanlığımızın sürece yönelik tüm politikalarını içeren “Öğretmen Strateji Belgesi” hazırlandı. İnşallah önümüzdeki günlerde Yüksek Planlama Kurulunun onayıyla bu eylemlerin gerçekleştirilmesi çalışmalarına başlanacaktır.
Öğretmenlerin niteliğini artırmak için MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü olarak gerçekleştirdiğiniz projeler nelerdir?
Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün yapmış olduğu çalışmaların büyük bir çoğunluğu öğretmen niteliğini arttırmaya dönük faaliyetlerdir. Kamuoyunca da bilindiği üzere öğretmenlere yönelik olarak gerçekleştirilen mesleki gelişim faaliyetlerinin tamamı ya doğrudan Genel Müdürlüğümüzce planlanıp yürütülmekte ya da Genel Müdürlüğümüzün koordinasyon ve onayıyla gerçekleştirilmektedir. Ayrıca öğretmenlerimizin sahip olmaları gereken nitelik ve yeterliklerin belirlenmesi ve sürekli olarak geliştirilmesi, adaylık ve yetiştirme süreçleri, performans değerlendirme sistemlerinin geliştirilmesi, kariyer basamaklarının oluşturulması, öğretmenlik mesleğine yönelik algının iyileştirilmesi gibi pek çok önemli görev hâlihazırda Genel Müdürlüğümüzce yürütülmektedir. Tüm bu süreçlerin iyileştirilmesi adına az önce de belirtmiş olduğum “Öğretmen Strateji Belgesi” bizlere önemli bir yol haritası olacaktır.
Hâlihazırda devam eden projelerimize somut birkaç örnek vermek gerekirse; mesleğe yeni başlayan aday öğretmenlerin yetiştirme süreciyle ilgili çalışmalar, öğretmen yeterliklerinin güncelleme çalışmaları, öğretmenlerin sürekli mesleki gelişimlerini sağlamaya yönelik “Okul Temelli Mesleki Gelişim Modeli”nin oluşturulması ve yaygınlaştırılması, TÜBA ile iş birliği içerisinde yürüttüğümüz “Uygulamalı öğretim yoluyla öğretmenlerin kapasitelerinin geliştirilmesi ve öğrenci başarılarının artırılması” projesi, UNICEF desteğiyle yürüttüğümüz Türkiye’deki geçici eğitim merkezlerinde görev yapan Suriyeli öğretmenlerin eğitimiyle ilgili çalışmalarımız, Avrupa Birliği Hibe Projesi kapsamında “Öğretmenlerin ve eğitim yöneticilerin niteliklerinin artırılması” projesi, aday öğretmen ve mevcut öğretmenlerin gelişim ihtiyaçlarının tespitini sağlayacak performans değerlendirme sistemlerinin geliştirilmesi çalışmaları şu anda sürdürdüğümüz faaliyetlerden bazılarıdır.
FATİH PROJESİ KAPSAMINDA BİNLERCE ADAY ÖĞRETMENE KURS VERİLDİ
Günümüzde bilim ve teknoloji hızla gelişiyor ve değişiyor. Eğitim sistemimizin ve sistemin en önemli öğesi olan öğretmenlerimiz bu gelişim ve değişime uyum sağlayabiliyorlar mı? Bu uyumu sağlamaları adına genel müdürlüğünüzce yaptığınız çalışmalar nelerdir?
Bilim ve teknolojinin gelişimi ve değişimi karşısında eğitim programları ve eğitim öğretim materyalleri bu gelişmelere uygun şekilde Bakanlığımızca sürekli güncellenmektedir. Bunun yanı sıra öğretmenlerimiz bu değişim ve dönüşüme uyum sağlayabilmeleri için çok çeşitli mesleki gelişim faaliyetlerine dâhil edilmektedir. Teknoloji ve teknolojinin eğitimde etkin şekilde kullanımına yönelik 2016 yılı içerisinde 47’si uzaktan eğitim olmak üzere 124 eğitim faaliyeti düzenlenmiştir. Bu faaliyetlerde 4500 kişi yüz yüze eğitim almış, yaklaşık 350.000 kişi de uzaktan eğitimlerimize katılmıştır. Örneğin yalnızca FATİH (Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme) projesi kapsamında 2016 yılı içerisinde tüm aday öğretmenlere yönelik olarak 6 merkezi uzaktan hizmetiçi eğitim düzenlenmiş olup bu eğitimlerle 65.000 aday öğretmene “FATİH Projesi Etkileşimli Sınıf Yönetimi” kursu verilmiştir.
ÖĞRETMEN AKADEMİSİ ÖĞRETMENLERE NELER SAĞLAYACAK?
Öğretmen Akademisi’nin kurulması ile ilgili yapılan çalışmalar nelerdir? Akademinin amaç ve işlevleri neler olacak? Bu konuda nasıl bir takvim yürütülecek?
Akademinin hayata geçirilmesine yönelik kanun tasarısı çalışmaları çeşitli paydaşların da katkısıyla halen devam etmektedir. Kanun tasarı taslağı, nihai hali verildikten sonra kısa süre içerisinde ilgili makamların onayına sunulacaktır.
Akademi; öğretmenlere, eğitim yönetici ve denetçilerine yönelik hayat boyu öğrenme fırsatlarının oluşturulması, meslekî gelişim programları düzenlenmesi, eğitim-öğretim alanında yurt içi ve yurt dışındaki bilimsel, teknolojik gelişmeleri inceleme, araştırma, proje ve yayın yapılması, Bakanlık personelinin eğitimleriyle ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel toplantı, sempozyum, kongre, konferans gerçekleştirilmesi, görev alanına giren konularda danışmanlık hizmeti sunulması, ilgili kanun çerçevesinde yurt dışına gönderileceklere hazırlık eğitimi verilmesi, eğitim kurumlarının standartlarının belirlenmesinde konularında ilgili kuruluşlarla iş birliği içerisinde kendisine tanımlanmış görevleri gerçekleştirmesi amacıyla kurulmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde 18 binin üzerinde sözleşmeli öğretmen ataması yapıldı. Sözleşmeli öğretmenliğe neden ihtiyaç duyuldu? Sözleşmeli öğretmenleri diğer öğretmelerden ayıran unsurlar nelerdir?
Sözleşmeli öğretmenliğe ilişkin usul ve esaslar öncelikle İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda yürütülmektedir. Ancak bu konudaki kişisel görüşümü belirteyim. Kamuoyu tarafından da bilindiği üzere dezavantajlı kimi bölgelerde yer alan eğitim kurumlarında öğretmen istihdamına ilişkin bazı sorunlar bulunmaktadır. Bu bölgelere atanan öğretmenler genellikle eş durumu tayinleri, sağlık ve benzeri özel durumları sebepleriyle yoğun olarak farklı bölgelere tayin istemektedirler. Örneğin Şanlıurfa ilinde bir öğretmenin aynı kurumda çalışma süresi ortalaması 2 yıl 1 aydır. Bu durum sirkülâsyonun ne ölçüde hızlı gerçekleştiğini göstermektedir. Dezavantajlı bölgelerde bu sebeple oluşan öğretmen açığı ücretli öğretmenlik gibi geçici çözümlerle giderilmeye çalışılmaktadır. Bu sorun eğitim öğretim sürecinde sürekliliğin sağlanması konusunda çeşitli sıkıntılara yol açmaktadır ve başta nitelik sorunu olmak üzere pek çok sorunu da beraberinde getirmektedir.
Sözleşmeli öğretmenler ile kadrolu öğretmenler arasında özlük hakları bakımından önemli bir fark olmamakla birlikte sözleşmeli öğretmenler özellikle sözünü ettiğimiz sorunların giderilebilmesi için 6 yıllık zorunlu hizmetleri döneminde başka bir okula tayin talebinde bulunamayacaktır. Bu sayede özellikle dezavantajlı bazı bölgeler ile imkânların zengin olduğu büyük şehirler arasında eğitimde fırsat eşitliğinin gerçekleştirilmesine katkı sağlanacaktır. Memleketimizin her köşesindeki çocuklarımız kendilerini tanıyan ve güven ilişkisi geliştirmiş olduğu öğretmenleriyle eğitimlerine devam edebilecektir. Bir taraftan bu gelişmeler sağlanırken bir taraftan da Bakanlığımızca buralarda görev yapan öğretmenlerimizin başta fiziki imkânlar olmak üzere çalışma şartlarını iyileştirici çeşitli tedbirler planlanmaktadır.
515 BİN KİŞİ ÖĞRETMEN OLAMAK İÇİN KPSS’YE GİRİYOR
Öğretmenlik mesleğine yönelik gençlerin ilgisi hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu alanda yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlar var mı? Varsa değerlendirmeleriniz nelerdir?
Öğretmenlik mesleği hâlihazırda öğrenciler tarafından en çok tercih edilen meslekler arasında yer almaktadır. Yükseköğretim Kurulu verilerine göre son on beş yılda eğitim fakültelerinin sayısı 63’ten 92’ye, öğrenci sayısı ise 141 binden 220 bine çıkmıştır. Eğitim fakültesi dışındaki bölümlerden öğretmen olmak isteyen gençlerimizi de göz önünde bulundurduğumuzda sayının daha da arttığını belirtebiliriz. ÖSYM verilerine göre 2014 yılında yapılan KPSS’ye öğretmen olarak atanabilmek amacıyla toplam 314.065 kişi katılmışken 2016 yılı itibariyle bu sayı yaklaşık olarak 515.000 kişidir.
Öğretmenlik gençler arasında hala en popüler meslekler arasında yer almaktadır. Ancak Bakanlığımızın öğretmen ihtiyacının büyük ölçüde azalması sebebiyle eğitim fakültelerinde okuyan pek çok öğrencimizin öğretmen olarak istihdam edilebilmeleri gerçekçi gözükmemektedir. Bu sebeple eğitim fakültesinde okuyan öğrencilerimizin özel sektör ve kamuda başka alanlarda da istihdam edilebilecekleri becerilerle donatılması gerekmektedir.
21. YÜZYILIN ÖĞRETMENLERİNDE HANGİ NİTELİKLER OLMALI?
21. yüzyıl değişim ve dönüşüm yüzyılı olarak adlandırılabilir. Teknik ve bilim konusunda yaşanan ilerlemeler toplumların yapılarını da köklü şekilde değiştirmektedir. Bu değişim kültürlerarası iletişimi daha önce hiç olmadığı boyutlara ulaştırmıştır. Öğretmenlerimizin de bu değişim ve dönüşümler karşısında sahip olmaları gereken yeni bilgi, beceri, tutum ve değerler ortaya çıkmaktadır. Öğretmenlerimizden değişimi anlayabilme ve ona uyum sağlayabilme, bireysel ve mesleki gelişimini önemseme, sürekli mesleki gelişim için yaşam boyu öğrenme bilinç ve gayretine sahip olma, farklılıklara saygı gösterebilme, teknolojiyi etkin kullanabilme, etkin bir iletişim ve işbirliği gerçekleştirebilme, liderlik ve insanları etkileyebilme, problemlere etkin ve rasyonel çözümler üretebilme gibi önemli becerilere sahip olması beklenmektedir.
Sözünü ettiğimiz bu evrensel ve mesleki niteliklerin yanı sıra kültürel varlığımızı koruyarak dünya medeniyetinin şahsiyetli, özgün ve saygın bir parçası olabilmemiz için, nesillerimizi şekillendiren öğretmenlerimizin sorumluluk bilinciyle kültürel ve geleneksel değerlerimizi de korumaları ve yüceltmeleri, gençlerimize her şeyden önce iyi birer rol model olmaları gerekmektedir.
Yukarıda saydığımız tüm hususlarda öğretmenlerimizin farkındalığını artırmak amacıyla, bu yıl hem aday öğretmenlerimizin yetişme sürecindeki programlarına hem de tüm öğretmenlerimizin katıldığı seminerlere çeşitli konular dâhil ettik ve program içeriklerini zenginleştirdik. Bu içeriklerin tüm öğretmenlerimize katkı sağlayacağına inanıyorum.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Son dönemde yapılan kitlesel alımlarla öğretmen ihtiyacının büyük oranda azaltıldığını belirten MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Doç. Dr. Semih Aktekin, bundan sonra önceliğin geniş bir öğretmen adayı havuzu içerisinden en yüksek niteliklere sahip olanların seçilip en iyi şekilde mesleğe hazırlanabilmesi olduğunu söylüyor.
“Hizmet öncesinde yetiştirme ve mesleğe kabul süreçlerinden meslek içerisindeki geliştirme faaliyetleri ve öğretmenlerin çalışma şartlarına kadar süreç bir bütün olarak değerlendirilmelidir” diyen Aktekin, Bakanlığın sürece yönelik tüm politikalarını içeren “Öğretmen Strateji Belgesi” hazırlandığını ve Yüksek Planlama Kurulunun onayıyla bu eylemlerin gerçekleştirilmesi çalışmalarına başlanacağını dile getiriyor.
Eğitimde kalitesi tescilli ülkeler, öğretmenlerin niteliğine verdikleri önemle dikkat çekiyorlar. Öğretmen yetiştirme sistemlerini ve üniversitelerde öğretmen yetiştirme programlarını hayli sıkı tutuyorlar. Her isteyen ve puanı tutan eğitim fakültelerine kabul edilmiyor. Bu kapsamda Türkiye, öğretmen yetiştirme politikalarında ne kadar başarılı? Bu konudaki eksiklerimiz nelerdir? Nasıl çözümler planlanıyor?
Eğitim fakültelerine yerleştirme puanlarına baraj uygulama düşüncesi Türkiye gündeminde de bir süredir tartışılmaktadır. Ancak önemli olan genel nitelikli bir merkezi sınavdan elde edilen puandan ziyade, öğretmenlik mesleğini başarıyla yürütebilecek öğrencilerin bu programlara seçilebilmesidir. Ayrıca seçilen öğrencilerin uygulama ağırlıklı ve öğretmenlik becerilerini sergileyebilecekleri bir eğitim programı çerçevesinde iyi bir eğitim ve yetiştirme sürecinden geçmeleri gerekmektedir. Bu da öğretmen yetiştiren fakültelerin belirli kalite standartlarını yakalamasıyla mümkün olabilir.
Hizmet öncesinde yetiştirme sürecinin yanı sıra mesleğe kabul şartları da son derece önemlidir. Mesleğe kabul için yalnızca bir sınav yeterli değildir. Adayın süreç boyunca elde etmiş olduğu başarılar, mesleki anlamda tutum ve davranışları ile nihai olarak görev başındaki başarısı da gözlemlenip objektif şekilde değerlendirilebilmelidir. Ancak bu şekilde yüksek nitelikli bir seçme süreci oluşturulabilir. Bu hususta gerekli planlamaları ve çalışmaları gerçekleştirmekteyiz.
Türkiye’de öğretmen yetiştirme politikaları değerlendirildiğinde, özellikle öğretmen yetiştirme ve istihdamı konusunda günümüze değin pek çok uygulamanın gerçekleştirildiği görülmektedir. Ancak Cumhuriyet tarihi boyunca öncelikle yüksek sayıda öğretmen ihtiyacını karşılamaya dönük olarak niceliksel çözümler üretilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda eleme ve seçme sınavı bir yana, farklı kaynaklardan öğretmen istihdam edebilmeye yönelik çalışmalar görmekteyiz. Bu alanda gerçekleştirilmiş çeşitli akademik çalışmalarda da belirtildiği üzere özellikle 1960’lardan sonra; Yedek subay öğretmenler (1960), vekil öğretmenler (1961), barış gönüllüleri (1962), öğretmenlik formasyonu (1970), mektupla öğretmen yetiştirme (1974), hızlandırılmış programlarla öğretmen yetiştirme (1975), öğretmen olarak askerlik yapanlar (1987), yalnızca yükseköğretim mezunu olma koşuluyla öğretmen ataması (1996) bu istihdam denemelerine örnek olarak gösterilebilir. Bu uygulamaların pek çoğunda öğretmenlerimizin başarılı bir meslek öncesi yetiştirme sürecine tabi tutulduğunu söylemek elbette ki çok zor. Türkiye’de öğretmenlerin tamamının en az lisans düzeyinde eğitim almaları ise ancak 1980’li yıllardan sonra sağlanabilmiş bir olgu olarak dikkat çekmektedir.
Son yıllara değin öğretmen ihtiyacının karşılanmasına dönük olarak eğitim fakültelerinin sayıları ve kontenjanları gittikçe artmış ve kamuya büyük ölçüde kitlesel alımlar yapılmıştır. Böylelikle gelinen noktada öğretmen ihtiyacı büyük ölçüde azaltılmıştır. Artık öncelik geniş bir öğretmen adayı havuzu içerisinden en yüksek niteliklere sahip olanların seçilip en iyi şekilde mesleğe hazırlanabilmesidir.
Öğretmen yetiştirme sürecini takip edenlerin de geniş bir uzlaşı içerisinde olduğu temel mesele, öğretmen yetiştirme ve geliştirme sürecinin tüm boyutlarıyla bir bütünlük arz ettiğidir. Gerek hizmet öncesinde yetiştirme ve mesleğe kabul süreçleri gerekse meslek içerisindeki geliştirme faaliyetleri ve pek tabii öğretmenlerin çalışma şartları bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Bu anlayışla Bakanlığımızın sürece yönelik tüm politikalarını içeren “Öğretmen Strateji Belgesi” hazırlandı. İnşallah önümüzdeki günlerde Yüksek Planlama Kurulunun onayıyla bu eylemlerin gerçekleştirilmesi çalışmalarına başlanacaktır.
Öğretmenlerin niteliğini artırmak için MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü olarak gerçekleştirdiğiniz projeler nelerdir?
Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün yapmış olduğu çalışmaların büyük bir çoğunluğu öğretmen niteliğini arttırmaya dönük faaliyetlerdir. Kamuoyunca da bilindiği üzere öğretmenlere yönelik olarak gerçekleştirilen mesleki gelişim faaliyetlerinin tamamı ya doğrudan Genel Müdürlüğümüzce planlanıp yürütülmekte ya da Genel Müdürlüğümüzün koordinasyon ve onayıyla gerçekleştirilmektedir. Ayrıca öğretmenlerimizin sahip olmaları gereken nitelik ve yeterliklerin belirlenmesi ve sürekli olarak geliştirilmesi, adaylık ve yetiştirme süreçleri, performans değerlendirme sistemlerinin geliştirilmesi, kariyer basamaklarının oluşturulması, öğretmenlik mesleğine yönelik algının iyileştirilmesi gibi pek çok önemli görev hâlihazırda Genel Müdürlüğümüzce yürütülmektedir. Tüm bu süreçlerin iyileştirilmesi adına az önce de belirtmiş olduğum “Öğretmen Strateji Belgesi” bizlere önemli bir yol haritası olacaktır.
Hâlihazırda devam eden projelerimize somut birkaç örnek vermek gerekirse; mesleğe yeni başlayan aday öğretmenlerin yetiştirme süreciyle ilgili çalışmalar, öğretmen yeterliklerinin güncelleme çalışmaları, öğretmenlerin sürekli mesleki gelişimlerini sağlamaya yönelik “Okul Temelli Mesleki Gelişim Modeli”nin oluşturulması ve yaygınlaştırılması, TÜBA ile iş birliği içerisinde yürüttüğümüz “Uygulamalı öğretim yoluyla öğretmenlerin kapasitelerinin geliştirilmesi ve öğrenci başarılarının artırılması” projesi, UNICEF desteğiyle yürüttüğümüz Türkiye’deki geçici eğitim merkezlerinde görev yapan Suriyeli öğretmenlerin eğitimiyle ilgili çalışmalarımız, Avrupa Birliği Hibe Projesi kapsamında “Öğretmenlerin ve eğitim yöneticilerin niteliklerinin artırılması” projesi, aday öğretmen ve mevcut öğretmenlerin gelişim ihtiyaçlarının tespitini sağlayacak performans değerlendirme sistemlerinin geliştirilmesi çalışmaları şu anda sürdürdüğümüz faaliyetlerden bazılarıdır.
FATİH PROJESİ KAPSAMINDA BİNLERCE ADAY ÖĞRETMENE KURS VERİLDİ
Günümüzde bilim ve teknoloji hızla gelişiyor ve değişiyor. Eğitim sistemimizin ve sistemin en önemli öğesi olan öğretmenlerimiz bu gelişim ve değişime uyum sağlayabiliyorlar mı? Bu uyumu sağlamaları adına genel müdürlüğünüzce yaptığınız çalışmalar nelerdir?
Bilim ve teknolojinin gelişimi ve değişimi karşısında eğitim programları ve eğitim öğretim materyalleri bu gelişmelere uygun şekilde Bakanlığımızca sürekli güncellenmektedir. Bunun yanı sıra öğretmenlerimiz bu değişim ve dönüşüme uyum sağlayabilmeleri için çok çeşitli mesleki gelişim faaliyetlerine dâhil edilmektedir. Teknoloji ve teknolojinin eğitimde etkin şekilde kullanımına yönelik 2016 yılı içerisinde 47’si uzaktan eğitim olmak üzere 124 eğitim faaliyeti düzenlenmiştir. Bu faaliyetlerde 4500 kişi yüz yüze eğitim almış, yaklaşık 350.000 kişi de uzaktan eğitimlerimize katılmıştır. Örneğin yalnızca FATİH (Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme) projesi kapsamında 2016 yılı içerisinde tüm aday öğretmenlere yönelik olarak 6 merkezi uzaktan hizmetiçi eğitim düzenlenmiş olup bu eğitimlerle 65.000 aday öğretmene “FATİH Projesi Etkileşimli Sınıf Yönetimi” kursu verilmiştir.
ÖĞRETMEN AKADEMİSİ ÖĞRETMENLERE NELER SAĞLAYACAK?
Öğretmen Akademisi’nin kurulması ile ilgili yapılan çalışmalar nelerdir? Akademinin amaç ve işlevleri neler olacak? Bu konuda nasıl bir takvim yürütülecek?
Akademinin hayata geçirilmesine yönelik kanun tasarısı çalışmaları çeşitli paydaşların da katkısıyla halen devam etmektedir. Kanun tasarı taslağı, nihai hali verildikten sonra kısa süre içerisinde ilgili makamların onayına sunulacaktır.
Akademi; öğretmenlere, eğitim yönetici ve denetçilerine yönelik hayat boyu öğrenme fırsatlarının oluşturulması, meslekî gelişim programları düzenlenmesi, eğitim-öğretim alanında yurt içi ve yurt dışındaki bilimsel, teknolojik gelişmeleri inceleme, araştırma, proje ve yayın yapılması, Bakanlık personelinin eğitimleriyle ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel toplantı, sempozyum, kongre, konferans gerçekleştirilmesi, görev alanına giren konularda danışmanlık hizmeti sunulması, ilgili kanun çerçevesinde yurt dışına gönderileceklere hazırlık eğitimi verilmesi, eğitim kurumlarının standartlarının belirlenmesinde konularında ilgili kuruluşlarla iş birliği içerisinde kendisine tanımlanmış görevleri gerçekleştirmesi amacıyla kurulmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde 18 binin üzerinde sözleşmeli öğretmen ataması yapıldı. Sözleşmeli öğretmenliğe neden ihtiyaç duyuldu? Sözleşmeli öğretmenleri diğer öğretmelerden ayıran unsurlar nelerdir?
Sözleşmeli öğretmenliğe ilişkin usul ve esaslar öncelikle İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda yürütülmektedir. Ancak bu konudaki kişisel görüşümü belirteyim. Kamuoyu tarafından da bilindiği üzere dezavantajlı kimi bölgelerde yer alan eğitim kurumlarında öğretmen istihdamına ilişkin bazı sorunlar bulunmaktadır. Bu bölgelere atanan öğretmenler genellikle eş durumu tayinleri, sağlık ve benzeri özel durumları sebepleriyle yoğun olarak farklı bölgelere tayin istemektedirler. Örneğin Şanlıurfa ilinde bir öğretmenin aynı kurumda çalışma süresi ortalaması 2 yıl 1 aydır. Bu durum sirkülâsyonun ne ölçüde hızlı gerçekleştiğini göstermektedir. Dezavantajlı bölgelerde bu sebeple oluşan öğretmen açığı ücretli öğretmenlik gibi geçici çözümlerle giderilmeye çalışılmaktadır. Bu sorun eğitim öğretim sürecinde sürekliliğin sağlanması konusunda çeşitli sıkıntılara yol açmaktadır ve başta nitelik sorunu olmak üzere pek çok sorunu da beraberinde getirmektedir.
Sözleşmeli öğretmenler ile kadrolu öğretmenler arasında özlük hakları bakımından önemli bir fark olmamakla birlikte sözleşmeli öğretmenler özellikle sözünü ettiğimiz sorunların giderilebilmesi için 6 yıllık zorunlu hizmetleri döneminde başka bir okula tayin talebinde bulunamayacaktır. Bu sayede özellikle dezavantajlı bazı bölgeler ile imkânların zengin olduğu büyük şehirler arasında eğitimde fırsat eşitliğinin gerçekleştirilmesine katkı sağlanacaktır. Memleketimizin her köşesindeki çocuklarımız kendilerini tanıyan ve güven ilişkisi geliştirmiş olduğu öğretmenleriyle eğitimlerine devam edebilecektir. Bir taraftan bu gelişmeler sağlanırken bir taraftan da Bakanlığımızca buralarda görev yapan öğretmenlerimizin başta fiziki imkânlar olmak üzere çalışma şartlarını iyileştirici çeşitli tedbirler planlanmaktadır.
515 BİN KİŞİ ÖĞRETMEN OLAMAK İÇİN KPSS’YE GİRİYOR
Öğretmenlik mesleğine yönelik gençlerin ilgisi hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu alanda yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlar var mı? Varsa değerlendirmeleriniz nelerdir?
Öğretmenlik mesleği hâlihazırda öğrenciler tarafından en çok tercih edilen meslekler arasında yer almaktadır. Yükseköğretim Kurulu verilerine göre son on beş yılda eğitim fakültelerinin sayısı 63’ten 92’ye, öğrenci sayısı ise 141 binden 220 bine çıkmıştır. Eğitim fakültesi dışındaki bölümlerden öğretmen olmak isteyen gençlerimizi de göz önünde bulundurduğumuzda sayının daha da arttığını belirtebiliriz. ÖSYM verilerine göre 2014 yılında yapılan KPSS’ye öğretmen olarak atanabilmek amacıyla toplam 314.065 kişi katılmışken 2016 yılı itibariyle bu sayı yaklaşık olarak 515.000 kişidir.
Öğretmenlik gençler arasında hala en popüler meslekler arasında yer almaktadır. Ancak Bakanlığımızın öğretmen ihtiyacının büyük ölçüde azalması sebebiyle eğitim fakültelerinde okuyan pek çok öğrencimizin öğretmen olarak istihdam edilebilmeleri gerçekçi gözükmemektedir. Bu sebeple eğitim fakültesinde okuyan öğrencilerimizin özel sektör ve kamuda başka alanlarda da istihdam edilebilecekleri becerilerle donatılması gerekmektedir.
21. YÜZYILIN ÖĞRETMENLERİNDE HANGİ NİTELİKLER OLMALI?
21. yüzyıl değişim ve dönüşüm yüzyılı olarak adlandırılabilir. Teknik ve bilim konusunda yaşanan ilerlemeler toplumların yapılarını da köklü şekilde değiştirmektedir. Bu değişim kültürlerarası iletişimi daha önce hiç olmadığı boyutlara ulaştırmıştır. Öğretmenlerimizin de bu değişim ve dönüşümler karşısında sahip olmaları gereken yeni bilgi, beceri, tutum ve değerler ortaya çıkmaktadır. Öğretmenlerimizden değişimi anlayabilme ve ona uyum sağlayabilme, bireysel ve mesleki gelişimini önemseme, sürekli mesleki gelişim için yaşam boyu öğrenme bilinç ve gayretine sahip olma, farklılıklara saygı gösterebilme, teknolojiyi etkin kullanabilme, etkin bir iletişim ve işbirliği gerçekleştirebilme, liderlik ve insanları etkileyebilme, problemlere etkin ve rasyonel çözümler üretebilme gibi önemli becerilere sahip olması beklenmektedir.
Sözünü ettiğimiz bu evrensel ve mesleki niteliklerin yanı sıra kültürel varlığımızı koruyarak dünya medeniyetinin şahsiyetli, özgün ve saygın bir parçası olabilmemiz için, nesillerimizi şekillendiren öğretmenlerimizin sorumluluk bilinciyle kültürel ve geleneksel değerlerimizi de korumaları ve yüceltmeleri, gençlerimize her şeyden önce iyi birer rol model olmaları gerekmektedir.
Yukarıda saydığımız tüm hususlarda öğretmenlerimizin farkındalığını artırmak amacıyla, bu yıl hem aday öğretmenlerimizin yetişme sürecindeki programlarına hem de tüm öğretmenlerimizin katıldığı seminerlere çeşitli konular dâhil ettik ve program içeriklerini zenginleştirdik. Bu içeriklerin tüm öğretmenlerimize katkı sağlayacağına inanıyorum.
Son Güncelleme: Perşembe, 24 Kasım 2016 13:45
Gösterim: 3526
Milli Eğitim Bakanlığınca, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla 81 ilden davet edilen 329 öğretmen, sosyal ve kültürel etkinliklerden oluşan bir programla Ankara'da ağırlanacak.
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla tüm illerden davet edilen ve aralarında 15 Temmuz'da şehit olanların yakınları ile gazilerin de bulunduğu 329 öğretmen, sosyal ve kültürel etkinliklerden hazırlanan bir programla Ankara'da ağırlanacak.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın talimatıyla, Öğretmenler Günü etkinlikleri kapsamında her yıl Başkent'te ağırlanan öğretmen sayısı bu yıl 329'a çıkarıldı. 81 ilden gelecek öğretmenler, 3 gün boyunca Ankara'nın tarihi mekanlarını ve müzelerini gezecek, tiyatro gösterisi ve resim sergisi gibi faaliyetlere katılma fırsatı bulacak.
MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Semih Aktekin, Bakanlığın 24 Kasım Öğretmenler Günü için hazırladığı programa ilişkin bilgi verdi.
Aktekin, bu yıl 24 Kasım Öğretmenler Günü için yeni bir konsept oluşturduklarını belirterek, 81 ilden davet ettikleri öğretmen sayısını bu yıl 329'a yükselttiklerini söyledi.
Bakan Yılmaz'ın illere gönderdiği genelgeyle sadece Ankara'daki programın değil, Türkiye genelindeki tüm 24 Kasım Öğretmenler Günü etkinliklerinin kaliteli ve faydalı bir şekilde düzenlenmesini istediğini ifade eden Aktekin, "Bakanlık olarak 24 Kasım'ın yeni bir anlayışla kutlanmasını istiyoruz. 24 Kasım, öğretmenlerin 'Bu benim günüm' diyebileceği bir gün olmalı. Öğretmeni teşvik eden ve merkeze alan programların yapılmasını istiyoruz." dedi.
Aktekin, genelge kapsamında 81 ilde yapılacak kutlamalara mülki idare amirleri ve çevre sakinlerinin de katılacağını, yıl içinde emekli olan öğretmenlere "Hizmet Şeref Belgesi" verilmesini planladıklarını anlattı.
Suriyeli öğretmenler de davet edildi
Aktekin, 81 ilden çağrılan ve farklı hayat hikayelerine sahip 329 eğitim neferini 23 Kasım'dan itibaren Ankara'da ağırlayacaklarını, bu yıl ilk defa geçici eğitim merkezlerinde görev yapan Suriyeli öğretmenler ile halk eğitim merkezlerinde görev yapan usta öğreticilerin de programa katılacaklarını söyledi. Aktekin, "Öğretmenlerimiz için kaliteli ve keyifli bir program yapmayı hedefliyoruz." dedi.
Aktekin'in verdiği bilgiye göre etkinliğin ilk günü, MEB Müsteşarı Yusuf Tekin'in öğretmenlere hitabından sonra, Büyükşehir Belediyesinin henüz hizmete açmadığı Ankapark öğretmenlere tanıtılacak. Konuk öğretmenler Birinci Meclis Müzesini, Cumhuriyet ve Anadolu Medeniyetleri Müzesini ve Rahmi Koç Müzesi'ni ziyaret ettikten sonra Taceddin Dergahı, Ulucanlar Cezaevi, Hamamönü gibi Ankara'nın önemli tarihi mekanlarını gezecek.
Ankara Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği akşam yemeği sonrası öğretmenler, Gençlik Parkı Başkent Tiyatrosu Sahnesi'nde sergilenen oyunu izleyecek.
Öğretmenler, 24 Kasım'da topluca Anıtkabir'i ziyaret edecek. Milli Eğitim Bakanı Yılmaz'ın Sıhhiye'deki Atatürk Lisesi'nde öğretmenlerle birlikte katılacağı programın ardından 15 Temmuz darbe girişimi sırasında şehit olanların ailelerine ve gazilere Türk bayrağı ve plaket takdim edilecek.
Bakan Yılmaz, 2016'da emekli olmuş öğretmenlere, isimlerine özel düzenlenmiş takdim belgeleri ile Ankara'ya davet edilen öğretmenlere hediyeler verecek.
81 ilden gelen öğretmenler, 25 Kasım Cuma günü, Ankara'daki tarihi mekanları ziyaret edecek. Ankara Devlet Tiyatrosu da öğretmenler için özel temsil sunacak.
Öğretmenler ayrıca, Bakanlık merkez teşkilatının işleyişi ve projeleri hakkında bilgilendirilecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Milli Eğitim Bakanlığınca, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla 81 ilden davet edilen 329 öğretmen, sosyal ve kültürel etkinliklerden oluşan bir programla Ankara'da ağırlanacak.
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla tüm illerden davet edilen ve aralarında 15 Temmuz'da şehit olanların yakınları ile gazilerin de bulunduğu 329 öğretmen, sosyal ve kültürel etkinliklerden hazırlanan bir programla Ankara'da ağırlanacak.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın talimatıyla, Öğretmenler Günü etkinlikleri kapsamında her yıl Başkent'te ağırlanan öğretmen sayısı bu yıl 329'a çıkarıldı. 81 ilden gelecek öğretmenler, 3 gün boyunca Ankara'nın tarihi mekanlarını ve müzelerini gezecek, tiyatro gösterisi ve resim sergisi gibi faaliyetlere katılma fırsatı bulacak.
MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Semih Aktekin, Bakanlığın 24 Kasım Öğretmenler Günü için hazırladığı programa ilişkin bilgi verdi.
Aktekin, bu yıl 24 Kasım Öğretmenler Günü için yeni bir konsept oluşturduklarını belirterek, 81 ilden davet ettikleri öğretmen sayısını bu yıl 329'a yükselttiklerini söyledi.
Bakan Yılmaz'ın illere gönderdiği genelgeyle sadece Ankara'daki programın değil, Türkiye genelindeki tüm 24 Kasım Öğretmenler Günü etkinliklerinin kaliteli ve faydalı bir şekilde düzenlenmesini istediğini ifade eden Aktekin, "Bakanlık olarak 24 Kasım'ın yeni bir anlayışla kutlanmasını istiyoruz. 24 Kasım, öğretmenlerin 'Bu benim günüm' diyebileceği bir gün olmalı. Öğretmeni teşvik eden ve merkeze alan programların yapılmasını istiyoruz." dedi.
Aktekin, genelge kapsamında 81 ilde yapılacak kutlamalara mülki idare amirleri ve çevre sakinlerinin de katılacağını, yıl içinde emekli olan öğretmenlere "Hizmet Şeref Belgesi" verilmesini planladıklarını anlattı.
Suriyeli öğretmenler de davet edildi
Aktekin, 81 ilden çağrılan ve farklı hayat hikayelerine sahip 329 eğitim neferini 23 Kasım'dan itibaren Ankara'da ağırlayacaklarını, bu yıl ilk defa geçici eğitim merkezlerinde görev yapan Suriyeli öğretmenler ile halk eğitim merkezlerinde görev yapan usta öğreticilerin de programa katılacaklarını söyledi. Aktekin, "Öğretmenlerimiz için kaliteli ve keyifli bir program yapmayı hedefliyoruz." dedi.
Aktekin'in verdiği bilgiye göre etkinliğin ilk günü, MEB Müsteşarı Yusuf Tekin'in öğretmenlere hitabından sonra, Büyükşehir Belediyesinin henüz hizmete açmadığı Ankapark öğretmenlere tanıtılacak. Konuk öğretmenler Birinci Meclis Müzesini, Cumhuriyet ve Anadolu Medeniyetleri Müzesini ve Rahmi Koç Müzesi'ni ziyaret ettikten sonra Taceddin Dergahı, Ulucanlar Cezaevi, Hamamönü gibi Ankara'nın önemli tarihi mekanlarını gezecek.
Ankara Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği akşam yemeği sonrası öğretmenler, Gençlik Parkı Başkent Tiyatrosu Sahnesi'nde sergilenen oyunu izleyecek.
Öğretmenler, 24 Kasım'da topluca Anıtkabir'i ziyaret edecek. Milli Eğitim Bakanı Yılmaz'ın Sıhhiye'deki Atatürk Lisesi'nde öğretmenlerle birlikte katılacağı programın ardından 15 Temmuz darbe girişimi sırasında şehit olanların ailelerine ve gazilere Türk bayrağı ve plaket takdim edilecek.
Bakan Yılmaz, 2016'da emekli olmuş öğretmenlere, isimlerine özel düzenlenmiş takdim belgeleri ile Ankara'ya davet edilen öğretmenlere hediyeler verecek.
81 ilden gelen öğretmenler, 25 Kasım Cuma günü, Ankara'daki tarihi mekanları ziyaret edecek. Ankara Devlet Tiyatrosu da öğretmenler için özel temsil sunacak.
Öğretmenler ayrıca, Bakanlık merkez teşkilatının işleyişi ve projeleri hakkında bilgilendirilecek.
Son Güncelleme: Pazartesi, 21 Kasım 2016 15:58
Gösterim: 2329
MEB'in, 24 Kasım Öğretmenler Günü etkinlikleri kapsamında Ankara'da ağırlayacağı "Yılın Çalıkuşları" seçilen 329 öğretmen arasında, kendi alanlarında başarılı çalışmalara imza atmış isimler yer alıyor.
Milli Eğitim Bakanlığının (MEB), 24 Kasım Öğretmenler Günü etkinlikleri kapsamında Ankara'da ağırlayacağı öğretmenler arasında kendi alanlarında başarılı çalışmalar gerçekleştirmiş eğitimciler bulunuyor.
Bakanlık, Öğretmenler Günü etkinlikleri kapsamında her yıl başkentte ağırladığı öğretmen sayısını bu yıl 329'a çıkardı. 81 ilden gelecek öğretmenler, 3 gün boyunca Ankara'da ağırlanacak.
Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünce oluşturulan ve aralarında akademisyenlerin bulunduğu komisyon, Öğretmenler Günü kutlamaları kapsamında 81 ilin milli eğitim müdürlüklerince seçilen öğretmenlerin proje ve başarı hikayelerini inceledi.
Kampanya ile 5 bin kitaplı kütüphane
Yılın "çalıkuşları" seçilen öğretmenlerden bazılarının, hikayesi şöyle:
Siirt Merkez 75. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olarak görev yapan Rıdvan Süme, okula ait kütüphane ve konferans salonu bulunmaması nedeniyle, "Her ki̇tap yeni̇ bi̇r umut" kampanyası başlatarak, okuluna 5 bin kitaplı kütüphane yapılmasını sağladı.
Süme, sosyal medya üzerinden pek çok insana ulaşarak, üniversitelerin fakültelerine afişler göndererek, resmi ve özel kurumlara yazı yazarak, yardımsever iş adamlarının da desteğiyle teknolojik donanıma sahip, tam teşekküllü bu kütüphanenin oluşturulmasına öncülük etti. Süme'nin oluşturulmasına öncülük ettiği kütüphanenin okula herhangi bir maliyeti olmadı.
Siirt'teki birçok köy okulunun da bu kampanyadan faydalandırılması için çalışan Süme, okul müdürüyle yaptığı kampanya sonucu, okuluna 150 kişilik tam teşekküllü bir de konferans salonu kazandırdı.
"Doğal Hayat Müzesi" için çalışıyor
Antalya Bilim ve Sanat Merkezinde biyoloji öğretmeni olarak görev yapan Hati̇ce Üstüner de öğrencilerine biyolojiyi daha iyi öğretebilmek amacıyla Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünde doktora öğrenimi görüyor.
Bilimin sadece bilim eğitimi veren okullarda değil, her yerde uygulanabileceğine inanan Üstüner, Antalya ATSO Güzel Sanatlar Lisesinde öğretmenlik yaparken öğrencileriyle "Bilim Fuarı" gerçekleştirdi ve "Bilim Armonisi" isimli bilim ve sanat dergisi çıkardı.
Akdeniz Üniversitesi ile iş birliği yaparak öğretim üyeleri ile öğrencilerinin ortak projeler yapmalarına öncülük eden Üstüner, "Göynük Beldesi Biyoçeşitliliği" ve "Akdeniz Endemik Bitkileri" çalışmalarını öğrencileriyle yürütüyor.
Göynük Fen Lisesinde çalışırken başladığı "Doğal Hayat Müzesi" projesini Antalya Bilim ve Sanat Merkezinde sürdüren Üstüner, bir okul bünyesinde, ilk defa okuldan ayrı müstakil bir binada açılması planlanan bu müze için de çalışmalar yapıyor.
Öğrencileriyle İngilizce gazete çıkarıyor
Osmaniye 80. Yıl Cumhuriyet Anadolu Lisesinde İngilizce öğretmeni olan Uğur Ömür ise öğrencilerine İngilizce'yi sevdirmek ve aktif olarak İngilizce'yi kullanabilmelerini sağlamak amacıyla AB projeleri hazırladı.
"Birds and Butterflies (Kuşlar ve Kelebekler)" projesi, "Superstitions (Batıl İnançlar)" isimli proje ve "Monthly School Newspaper (Aylık Okul Gazetesi)" projesini hazırlayan Ömür, aylık okul gazetesi ile Avrupa'daki okullarla her ay belirledikleri farklı bir konu hakkında öğrencilerin yazdıkları İngilizce kompozisyonları toparladı.
Öğrencilerin yazılarını baskı ve dijital ortamda okunabilen bir gazete haline getiren Ömür, bu projesiyle Ulusal Ajans tarafından "Kalite Etiketi" ile ödüllendirildi.
Ömür, bu projenin devamı niteliğindeki "Newspaper Project 2014-15" isimli projeyle öğrencileriyle aylık İngilizce gazete çıkarmaya devam ediyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
MEB'in, 24 Kasım Öğretmenler Günü etkinlikleri kapsamında Ankara'da ağırlayacağı "Yılın Çalıkuşları" seçilen 329 öğretmen arasında, kendi alanlarında başarılı çalışmalara imza atmış isimler yer alıyor.
Milli Eğitim Bakanlığının (MEB), 24 Kasım Öğretmenler Günü etkinlikleri kapsamında Ankara'da ağırlayacağı öğretmenler arasında kendi alanlarında başarılı çalışmalar gerçekleştirmiş eğitimciler bulunuyor.
Bakanlık, Öğretmenler Günü etkinlikleri kapsamında her yıl başkentte ağırladığı öğretmen sayısını bu yıl 329'a çıkardı. 81 ilden gelecek öğretmenler, 3 gün boyunca Ankara'da ağırlanacak.
Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünce oluşturulan ve aralarında akademisyenlerin bulunduğu komisyon, Öğretmenler Günü kutlamaları kapsamında 81 ilin milli eğitim müdürlüklerince seçilen öğretmenlerin proje ve başarı hikayelerini inceledi.
Kampanya ile 5 bin kitaplı kütüphane
Yılın "çalıkuşları" seçilen öğretmenlerden bazılarının, hikayesi şöyle:
Siirt Merkez 75. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olarak görev yapan Rıdvan Süme, okula ait kütüphane ve konferans salonu bulunmaması nedeniyle, "Her ki̇tap yeni̇ bi̇r umut" kampanyası başlatarak, okuluna 5 bin kitaplı kütüphane yapılmasını sağladı.
Süme, sosyal medya üzerinden pek çok insana ulaşarak, üniversitelerin fakültelerine afişler göndererek, resmi ve özel kurumlara yazı yazarak, yardımsever iş adamlarının da desteğiyle teknolojik donanıma sahip, tam teşekküllü bu kütüphanenin oluşturulmasına öncülük etti. Süme'nin oluşturulmasına öncülük ettiği kütüphanenin okula herhangi bir maliyeti olmadı.
Siirt'teki birçok köy okulunun da bu kampanyadan faydalandırılması için çalışan Süme, okul müdürüyle yaptığı kampanya sonucu, okuluna 150 kişilik tam teşekküllü bir de konferans salonu kazandırdı.
"Doğal Hayat Müzesi" için çalışıyor
Antalya Bilim ve Sanat Merkezinde biyoloji öğretmeni olarak görev yapan Hati̇ce Üstüner de öğrencilerine biyolojiyi daha iyi öğretebilmek amacıyla Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünde doktora öğrenimi görüyor.
Bilimin sadece bilim eğitimi veren okullarda değil, her yerde uygulanabileceğine inanan Üstüner, Antalya ATSO Güzel Sanatlar Lisesinde öğretmenlik yaparken öğrencileriyle "Bilim Fuarı" gerçekleştirdi ve "Bilim Armonisi" isimli bilim ve sanat dergisi çıkardı.
Akdeniz Üniversitesi ile iş birliği yaparak öğretim üyeleri ile öğrencilerinin ortak projeler yapmalarına öncülük eden Üstüner, "Göynük Beldesi Biyoçeşitliliği" ve "Akdeniz Endemik Bitkileri" çalışmalarını öğrencileriyle yürütüyor.
Göynük Fen Lisesinde çalışırken başladığı "Doğal Hayat Müzesi" projesini Antalya Bilim ve Sanat Merkezinde sürdüren Üstüner, bir okul bünyesinde, ilk defa okuldan ayrı müstakil bir binada açılması planlanan bu müze için de çalışmalar yapıyor.
Öğrencileriyle İngilizce gazete çıkarıyor
Osmaniye 80. Yıl Cumhuriyet Anadolu Lisesinde İngilizce öğretmeni olan Uğur Ömür ise öğrencilerine İngilizce'yi sevdirmek ve aktif olarak İngilizce'yi kullanabilmelerini sağlamak amacıyla AB projeleri hazırladı.
"Birds and Butterflies (Kuşlar ve Kelebekler)" projesi, "Superstitions (Batıl İnançlar)" isimli proje ve "Monthly School Newspaper (Aylık Okul Gazetesi)" projesini hazırlayan Ömür, aylık okul gazetesi ile Avrupa'daki okullarla her ay belirledikleri farklı bir konu hakkında öğrencilerin yazdıkları İngilizce kompozisyonları toparladı.
Öğrencilerin yazılarını baskı ve dijital ortamda okunabilen bir gazete haline getiren Ömür, bu projesiyle Ulusal Ajans tarafından "Kalite Etiketi" ile ödüllendirildi.
Ömür, bu projenin devamı niteliğindeki "Newspaper Project 2014-15" isimli projeyle öğrencileriyle aylık İngilizce gazete çıkarmaya devam ediyor.
Son Güncelleme: Çarşamba, 23 Kasım 2016 13:23
Gösterim: 2717
MEB'in "Asli Öğretmenliğe Geçiş Sınavı Kılavuzu"na göre, öğretmen adayları asli öğretmenlik geçiş yazılı sınavına 18 Aralık 2016 Pazar günü girecek. Sözlü sınav 26 Aralık 2016-26 Ocak 2017 tarihleri arasında yapılacak.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) "Asli̇ Öğretmenli̇ğe Geçi̇ş Sınavı Kılavuzu" yayımlandı.
MEB'in internet sitesinden yayımlanan kılavuzuna göre, asli öğretmenliğe geçiş yazılı sınavı, 18 Aralık 2016 pazar günü saat 14.00'te 81 il merkezinde yapılacak.
Yazılı sınava giren adaylar, 26 Aralık 2016 ile 26 Ocak 2017 arasında yazılı sınava girdiği illerde sözlü sınava alınacak.
MEB Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğince performans değerlendirmesi sonucunda başarılı olan aday öğretmenler bir yıl fiilen çalışma şartını yerine getirmeleri halinde yazılı sınava girecek. Yazılı sınava katılan adaylar sözlü sınava katılacak.
Adaylar 65 liralık sınav ücretini MEB Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı Döner Sermaye İşletmesinin "Kurumsal Tahsilat Programı" aracılığı ile T.C Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası veya Türkiye Halk Bankasından herhangi birine, ATM aracılığı veya internet bankacılığıyla 17 Ekim ila 11 Kasım arasında yatıracak.
MEBBİS kayıtlarına göre sınava giriş şartlarını taşıyan ve sınav ücretini yatıran adaylara sınava giriş belgesi düzenlenerek "www.meb.gov.tr" adresinde yayımlanacak. Adaylara sınav giriş belgesi posta yoluyla gönderilmeyecek.
Sınavda 100 soruya 120 dakika
Sınavda, adaylara toplam 100 adet çoktan seçmeli 4 seçenekli soru sorulacak. Soruların yüzde 15'i 657 ve 4483 sayılı kanunlardan, yüzde 30'u bakanlık teşkilatı, görevleri ve mevzuatından, yüzde 50'si öğretmenlik uygulamalarından ve yüzde 5'i İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük konularından oluşacak.18 Aralık Pazar günü saat 14.00'te başlayacak sınav, tek oturum halinde yapılacak ve 120 dakika sürecek.
Sözlü sınav 26 Aralık 2016-26 Ocak 2017 tarihlerinde
Yazılı sınava katılan adaylar yazılı sınavın sonucunu beklemeksizin sözlü sınava katılacak. Sözlü sınav illerde oluşturulacak sözlü sınav komisyonu tarafından yapılacak. Adaylar sözlü sınava yazılı sınava katıldığı ilde girecek ve sözlü sınav için herhangi bir ücret ödemeyecek. Sözlü sınav takvimi il milli eğitim müdürlüğü internet sitesi ana sayfasından en geç 22 Aralık'ta yayımlanacak. Sözlü sınav takviminin yayımlanmasının ardından il milli eğitim müdürlüklerince ilgili adaylara tebliğ edilecek. Sözlü sınavlar 26 Aralık 2016'da başlayarak, en geç 26 Ocak 2017'de tamamlanacak.
Sınav sonuçları 3 Şubat 2017'de "www.meb.gov.tr" adresinden ilan edilecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
MEB'in "Asli Öğretmenliğe Geçiş Sınavı Kılavuzu"na göre, öğretmen adayları asli öğretmenlik geçiş yazılı sınavına 18 Aralık 2016 Pazar günü girecek. Sözlü sınav 26 Aralık 2016-26 Ocak 2017 tarihleri arasında yapılacak.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) "Asli̇ Öğretmenli̇ğe Geçi̇ş Sınavı Kılavuzu" yayımlandı.
MEB'in internet sitesinden yayımlanan kılavuzuna göre, asli öğretmenliğe geçiş yazılı sınavı, 18 Aralık 2016 pazar günü saat 14.00'te 81 il merkezinde yapılacak.
Yazılı sınava giren adaylar, 26 Aralık 2016 ile 26 Ocak 2017 arasında yazılı sınava girdiği illerde sözlü sınava alınacak.
MEB Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğince performans değerlendirmesi sonucunda başarılı olan aday öğretmenler bir yıl fiilen çalışma şartını yerine getirmeleri halinde yazılı sınava girecek. Yazılı sınava katılan adaylar sözlü sınava katılacak.
Adaylar 65 liralık sınav ücretini MEB Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı Döner Sermaye İşletmesinin "Kurumsal Tahsilat Programı" aracılığı ile T.C Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası veya Türkiye Halk Bankasından herhangi birine, ATM aracılığı veya internet bankacılığıyla 17 Ekim ila 11 Kasım arasında yatıracak.
MEBBİS kayıtlarına göre sınava giriş şartlarını taşıyan ve sınav ücretini yatıran adaylara sınava giriş belgesi düzenlenerek "www.meb.gov.tr" adresinde yayımlanacak. Adaylara sınav giriş belgesi posta yoluyla gönderilmeyecek.
Sınavda 100 soruya 120 dakika
Sınavda, adaylara toplam 100 adet çoktan seçmeli 4 seçenekli soru sorulacak. Soruların yüzde 15'i 657 ve 4483 sayılı kanunlardan, yüzde 30'u bakanlık teşkilatı, görevleri ve mevzuatından, yüzde 50'si öğretmenlik uygulamalarından ve yüzde 5'i İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük konularından oluşacak.18 Aralık Pazar günü saat 14.00'te başlayacak sınav, tek oturum halinde yapılacak ve 120 dakika sürecek.
Sözlü sınav 26 Aralık 2016-26 Ocak 2017 tarihlerinde
Yazılı sınava katılan adaylar yazılı sınavın sonucunu beklemeksizin sözlü sınava katılacak. Sözlü sınav illerde oluşturulacak sözlü sınav komisyonu tarafından yapılacak. Adaylar sözlü sınava yazılı sınava katıldığı ilde girecek ve sözlü sınav için herhangi bir ücret ödemeyecek. Sözlü sınav takvimi il milli eğitim müdürlüğü internet sitesi ana sayfasından en geç 22 Aralık'ta yayımlanacak. Sözlü sınav takviminin yayımlanmasının ardından il milli eğitim müdürlüklerince ilgili adaylara tebliğ edilecek. Sözlü sınavlar 26 Aralık 2016'da başlayarak, en geç 26 Ocak 2017'de tamamlanacak.
Sınav sonuçları 3 Şubat 2017'de "www.meb.gov.tr" adresinden ilan edilecek.
Son Güncelleme: Cuma, 14 Ekim 2016 14:05
Gösterim: 2730

