Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Giresun’un Espiye İlçesi Ericek Köyü’ndeki ilköğretim okuluna taşımalı eğitim kapsamında servis minibüsleriyle gitmeye çalışan öğrenciler çamur nedeniyle araçların çıkamadığı 5 kilometrelik yolu her gün yaya gidip gelmek zorunda kalıyor.
tasimali_egitimEspiye’nin en büyük köylerinden biri olan Ericek İlköğretim Okulu’nda taşımalı olarak eğitim gören öğrenciler yaklaşık 2 aydır çok zor şartlar altında eğitimlerini sürdürüyor. Engelli olan Semra Sağır ise okul servislerinin çamurdan hizmet verememesi nedeniyle annesinin sırtında okula gidebiliyor.
Köy yollarına çakıl dökülmesiyle çözülebilecek bir sorunun 2 aydır çileye dönüştüğünü belirten öğrenci velilerinden Murat Akaya ise “Kış mevsiminin ağır şartlarından dolayı araçlar köye kadar gidemediğinden bu öğrenciler her gün bir buçuk saat yürümek zorunda kalıyor. Öğrenciler okuldan alınarak sadece bir, ya da iki kilometre taşınıyor.
Buradan yukarı gidemeyen araçlar öğrencileri bırakıyor ve öğrenciler kalan 5 kilometrelik yolu çamur deryası içerisinde bir buçuk saat yürümek zorunda kalıyor” dedi.
Engelli kızını her gün sırtında okula götürüp getirmek zorunda kalan anne Aynur Sağır ise “Kızım doğuştan engelli. Yürümekte zorlanıyor. Okul servisleri evden alıp okula bırakmasıyla bir sıkıntı yoktu.
Ama şimdi mecburen ben sırtımda taşıyabilirsem okula gidip geliyor. Bende her gün götüremediğimden birkaç aydır okulunu aksatmış durumda” şeklinde konuştu.

> SORU: NE YAPIYORLAR? CEVAP: TAŞIMALI EĞİTİM!!!

Giresun’un Espiye İlçesi Ericek Köyü’ndeki ilköğretim okuluna taşımalı eğitim kapsamında servis minibüsleriyle gitmeye çalışan öğrenciler çamur nedeniyle araçların çıkamadığı 5 kilometrelik yolu her gün yaya gidip gelmek zorunda kalıyor.
tasimali_egitimEspiye’nin en büyük köylerinden biri olan Ericek İlköğretim Okulu’nda taşımalı olarak eğitim gören öğrenciler yaklaşık 2 aydır çok zor şartlar altında eğitimlerini sürdürüyor. Engelli olan Semra Sağır ise okul servislerinin çamurdan hizmet verememesi nedeniyle annesinin sırtında okula gidebiliyor.
Köy yollarına çakıl dökülmesiyle çözülebilecek bir sorunun 2 aydır çileye dönüştüğünü belirten öğrenci velilerinden Murat Akaya ise “Kış mevsiminin ağır şartlarından dolayı araçlar köye kadar gidemediğinden bu öğrenciler her gün bir buçuk saat yürümek zorunda kalıyor. Öğrenciler okuldan alınarak sadece bir, ya da iki kilometre taşınıyor.
Buradan yukarı gidemeyen araçlar öğrencileri bırakıyor ve öğrenciler kalan 5 kilometrelik yolu çamur deryası içerisinde bir buçuk saat yürümek zorunda kalıyor” dedi.
Engelli kızını her gün sırtında okula götürüp getirmek zorunda kalan anne Aynur Sağır ise “Kızım doğuştan engelli. Yürümekte zorlanıyor. Okul servisleri evden alıp okula bırakmasıyla bir sıkıntı yoktu.
Ama şimdi mecburen ben sırtımda taşıyabilirsem okula gidip geliyor. Bende her gün götüremediğimden birkaç aydır okulunu aksatmış durumda” şeklinde konuştu.

Son Güncelleme: Cumartesi, 24 Mart 2012 11:30

Gösterim: 2688

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, “Benzincideki pompacı sözleşmeye ‘aidat ödemeyeceğim’ diye yazmış, ödemiyormuş. Bu kadar basit. Sözleşme geldiğinde bunu şart koyun, olmazsa başka bankaya gidersiniz” dedi.

KART AİDATINA son noktayı BDDK Başkanı koyduBankalar ile kredi kartı kullananlar arasında aidat tartışması sürerken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Tevfik Bilgin’den ilginç bir ‘tavsiye’ geldi. Bilgin, “Kredi kartı sözleşmesine el yazınızla ‘aidatı ödemeyeceğim’ yazın ve ödemeyin” dedi.

Finans Derneği’nin Ankara’daki yemeğinde konuşan Bilgin, şunları söyledi: “Cuma günü benzin almak için girdiğim istasyonda pompacı, kredi kartı aidatını ödemediğini söyledi.

‘Nasıl ödemiyorsun’ diye sorduğumda, ‘Sözleşme geldiğinde arkasına aidatı ödemeyeceğim diye not düşüp öyle imzaladım’ dedi. Bu kadar basit. Bankacı kredi kartı için geldiğinde bu notu ekleme şartı koyun. İzin vermiyorsa başka bankaya gidersiniz.”

Yargıtay kredi kartlarından alınan ücretin yasal olmadığı yönünde bir karar almıştı. Bankalar Birliği ise tüketicinin altında imzası bulunan sözleşmelere istinaden ücretlerin tahsil edildiğine dikkat çekerek, ‘yasal bir işlem yapıyoruz’ demişti. Bu açıklamayı tüketici derneklerinin ‘tepki olarak kart kullanmayın’ çağrısı izlemişti. Bilgin, “Gelişmeleri biz de yakından izliyoruz” diye konuştu. Cnbc-e’nin haberine göre Bilgin, bugünlerde en acil konulardan birinin de uzun, en az 2 - 3 yıl vadeli finansman ve kaynak bulma sorunu olduğunu söyledi.

Bilgin, “Bu konuda vergisel veya bize özel diğer avantajlar olabilir. Acil bir şeyler yapmak lazım” diye ekledi. Sektör rakamlarına da değinen Bilgin, bankacılık sektörünün 2012 Ocak’ta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18’lik kar artışı ile ilgili, “Bankalarımızın faiz marjlarında bir iyileşme oldu. Temel sebebi budur” diye konuştu.

(haber7)

> 'KART AİDATI'NA son noktayı BDDK Başkanı koydu

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, “Benzincideki pompacı sözleşmeye ‘aidat ödemeyeceğim’ diye yazmış, ödemiyormuş. Bu kadar basit. Sözleşme geldiğinde bunu şart koyun, olmazsa başka bankaya gidersiniz” dedi.

KART AİDATINA son noktayı BDDK Başkanı koyduBankalar ile kredi kartı kullananlar arasında aidat tartışması sürerken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Tevfik Bilgin’den ilginç bir ‘tavsiye’ geldi. Bilgin, “Kredi kartı sözleşmesine el yazınızla ‘aidatı ödemeyeceğim’ yazın ve ödemeyin” dedi.

Finans Derneği’nin Ankara’daki yemeğinde konuşan Bilgin, şunları söyledi: “Cuma günü benzin almak için girdiğim istasyonda pompacı, kredi kartı aidatını ödemediğini söyledi.

‘Nasıl ödemiyorsun’ diye sorduğumda, ‘Sözleşme geldiğinde arkasına aidatı ödemeyeceğim diye not düşüp öyle imzaladım’ dedi. Bu kadar basit. Bankacı kredi kartı için geldiğinde bu notu ekleme şartı koyun. İzin vermiyorsa başka bankaya gidersiniz.”

Yargıtay kredi kartlarından alınan ücretin yasal olmadığı yönünde bir karar almıştı. Bankalar Birliği ise tüketicinin altında imzası bulunan sözleşmelere istinaden ücretlerin tahsil edildiğine dikkat çekerek, ‘yasal bir işlem yapıyoruz’ demişti. Bu açıklamayı tüketici derneklerinin ‘tepki olarak kart kullanmayın’ çağrısı izlemişti. Bilgin, “Gelişmeleri biz de yakından izliyoruz” diye konuştu. Cnbc-e’nin haberine göre Bilgin, bugünlerde en acil konulardan birinin de uzun, en az 2 - 3 yıl vadeli finansman ve kaynak bulma sorunu olduğunu söyledi.

Bilgin, “Bu konuda vergisel veya bize özel diğer avantajlar olabilir. Acil bir şeyler yapmak lazım” diye ekledi. Sektör rakamlarına da değinen Bilgin, bankacılık sektörünün 2012 Ocak’ta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18’lik kar artışı ile ilgili, “Bankalarımızın faiz marjlarında bir iyileşme oldu. Temel sebebi budur” diye konuştu.

(haber7)

Son Güncelleme: Cumartesi, 24 Mart 2012 10:20

Gösterim: 2567

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Devletin, Müslüman dindar yetiştirmek gibi bir görevi yok” dedi.
bulent_arincÇankaya Üniversitesi öğrencileriyle Başbakanlık’ta bir araya gelen Arınç, “Devletin dindar nesil yetiştirme gibi bir rolü olmalı mı?” sorusunu soran öğrenciye, “Bu sorunun cevabını Tayyip Bey duymasa daha iyi olur değil mi? Soruyu 19.00’dan sonra sorsaydın, o Güney Kore’ye gitmiş olurdu ben de rahatlıkla konuşurdum” diye espri yaptı. Demokratik bir eğitim sistemi yaratmanın hükümetlerin görevlerinden olduğunu ifade eden Arınç, Erdoğan’ın “dindar nesil” demekten kastının “inançlı nesil yetiştirmek” olduğunu düşündüğünü söyledi. Arınç, şöyle devam etti: “Ben dindarlığı samimiyet anlamında söylüyorum. Bir insan inanıyorsa, o inancını yerine getirmesi, onu yaşaması dindarlığıdır. Toplulumuzda da herkes inandığını söyler. Bunu söylemek zorunda da değil. Ama inançlı bir gençliğin ülkesine, vatanına, kendi ailesine, kendisine daha faydalı birtakım argümanlarla desteklenmesi bir amaç olabilir. Sayın Başbakan bu konuda samimidir ve bence de masumdur.”
(Hürriyet)

> Bülent Arınç dindar nesil konusunda ne dedi?

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Devletin, Müslüman dindar yetiştirmek gibi bir görevi yok” dedi.
bulent_arincÇankaya Üniversitesi öğrencileriyle Başbakanlık’ta bir araya gelen Arınç, “Devletin dindar nesil yetiştirme gibi bir rolü olmalı mı?” sorusunu soran öğrenciye, “Bu sorunun cevabını Tayyip Bey duymasa daha iyi olur değil mi? Soruyu 19.00’dan sonra sorsaydın, o Güney Kore’ye gitmiş olurdu ben de rahatlıkla konuşurdum” diye espri yaptı. Demokratik bir eğitim sistemi yaratmanın hükümetlerin görevlerinden olduğunu ifade eden Arınç, Erdoğan’ın “dindar nesil” demekten kastının “inançlı nesil yetiştirmek” olduğunu düşündüğünü söyledi. Arınç, şöyle devam etti: “Ben dindarlığı samimiyet anlamında söylüyorum. Bir insan inanıyorsa, o inancını yerine getirmesi, onu yaşaması dindarlığıdır. Toplulumuzda da herkes inandığını söyler. Bunu söylemek zorunda da değil. Ama inançlı bir gençliğin ülkesine, vatanına, kendi ailesine, kendisine daha faydalı birtakım argümanlarla desteklenmesi bir amaç olabilir. Sayın Başbakan bu konuda samimidir ve bence de masumdur.”
(Hürriyet)

Son Güncelleme: Cumartesi, 24 Mart 2012 10:08

Gösterim: 2229

Avrupa Komisyonu tarafından desteklenen İstanbul Bilgi Üniversitesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ortaklığında yürütülen ''Dijital Avrupa Birliği: Türkçe e-kitap'' projesi kamuoyuna tanıtıldı.

Öğrenciler AB'yi e-kitaptan öğrenecekİstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü Enerji Müzesi'ndeki sinema salonunda ''Dijital Avrupa Birliği: Lise ve ilköğretim öğrencileri için Türkçe e-kitap'' projesinin tanıtımı amacıyla düzenlenen toplantıda konuşan İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, birkaç bileşeni olan projenin, Bilgi Üniversitesi'nin birikimleriyle Türkiye'nin Avrupa Birliği gibi temel hedeflerinden birini konu aldığını söyledi.

Müdürlük olarak projede seve seve görev aldıklarını belirten Yıldız, ''Proje bize teklif edildiği zaman hiç tereddüt etmeksizin hemen havada kaptık. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı, son yıllarda reform niteliğinde özellikle müfredat geliştirme süreciyle başlayan, FATİH projesi ile taçlanan ve tartışmaya değer bulduğumuz, 4 4 4 sistemiyle yeni bir döneme giriyor. Dolayısıyla bu kadar ortak bileşen üzerinde böyle bir projenin hayata geçmiş olması bizim açımızdan çok önemli'' diye konuştu.

Yıldız, çalışmanın FATİH projesinin içeriğini zenginleştireceğini kaydederek, ''Bu çalışmanın, bu projenin güzelliğiyle bu bileşenleri bir araya getirerek iyi bir eğitim çıtası ortaya koyacak inşallah ve biz de bakanlığımızla bu sonuçları birlikte ortaya koymuş olacağız'' dedi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Remzi Sanver de üniversite olarak hem sosyal sorumluluk, hem de uluslararası işbirliği alanında ellerinden geldiği kadar aktif olmaya çalıştıklarını anlattı.

Söz konusu projenin hem eğitimle ilgili yönü, hem de eğitmenler ve üniversitenin işbirliği boyutuyla başarılı projelere bir örnek olarak gösterebilecek nitelikte olduğunu vurgulayan Sanver, ''Dönemsel bunalımların ötesini görebilmek, bir barış ve birlikte yaşama hedefi olarak AB'nin gerçek değerlerini ortaya çıkarmak, orta vadede bize yol gösterecek olan düşünsel harita olarak ortaya çıkmış bulunuyor. Avrupa Komisyonu bu tür projeleri destekleyerek, hem çalışmalarımıza hayatiyet kazandırıyor, hem de toplumdaki olumsuz yargıların önüne geçmek konusunda önemli bir rol oynuyor'' dedi.

Üniversitenin Avrupa Birliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayhan Kaya da projeye ilişkin yaptığı sunumda, e-kitap çalışmalarının 1 Ocak 2012 tarihinde başladığını ve 31 Aralık 2012 tarihinde sona ereceğini bildirdi.

Kaya, ''Hazırlık, pilot uygulama ve final konferansı'' olmak üzere 3 aşamadan meydana gelen çalışmalarının henüz ilk safhasında bulundukları kaydederek, bugünden itibaren akademisyenler, öğretmenler, sivil toplum kuruluşları ve uzmanlarla yapacakları toplantılarda dersin içeriğini oluşturacaklarını ifade etti.

Pilot uygulamayı da 15 öğretmen ve 150 öğrenciyle yapacaklarını belirten Kaya, alınan geri dönüşlere göre projenin yeniden gözden geçirileceğini, sonuçların da final konferansıyla tüm kamuoyuna duyurulacağını anlattı.

E-kitap ders içeriğini İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınlarının ''Avrupa Birliğine Giriş, Tarih, Kurumlar ve Politikalar'' adlı kitabı sadeleştirerek oluşturacaklarını belirten Kaya, ''Amacımız gençlerin, AB süreçlerine daha iyi katılımına katkıda bulunmak. İnsan hakları ve demokrasi yoluyla AB'ye yönelik ön yargıların oluşmamasına katkıda bulunmak, AB ile ilgili olarak ilkokul ve lise düzeylerine yönelik bir kaynak kitap hazırlamak.

(haber7)

> Öğrenciler AB'yi e-kitaptan öğrenecek

Avrupa Komisyonu tarafından desteklenen İstanbul Bilgi Üniversitesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ortaklığında yürütülen ''Dijital Avrupa Birliği: Türkçe e-kitap'' projesi kamuoyuna tanıtıldı.

Öğrenciler AB'yi e-kitaptan öğrenecekİstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü Enerji Müzesi'ndeki sinema salonunda ''Dijital Avrupa Birliği: Lise ve ilköğretim öğrencileri için Türkçe e-kitap'' projesinin tanıtımı amacıyla düzenlenen toplantıda konuşan İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, birkaç bileşeni olan projenin, Bilgi Üniversitesi'nin birikimleriyle Türkiye'nin Avrupa Birliği gibi temel hedeflerinden birini konu aldığını söyledi.

Müdürlük olarak projede seve seve görev aldıklarını belirten Yıldız, ''Proje bize teklif edildiği zaman hiç tereddüt etmeksizin hemen havada kaptık. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı, son yıllarda reform niteliğinde özellikle müfredat geliştirme süreciyle başlayan, FATİH projesi ile taçlanan ve tartışmaya değer bulduğumuz, 4 4 4 sistemiyle yeni bir döneme giriyor. Dolayısıyla bu kadar ortak bileşen üzerinde böyle bir projenin hayata geçmiş olması bizim açımızdan çok önemli'' diye konuştu.

Yıldız, çalışmanın FATİH projesinin içeriğini zenginleştireceğini kaydederek, ''Bu çalışmanın, bu projenin güzelliğiyle bu bileşenleri bir araya getirerek iyi bir eğitim çıtası ortaya koyacak inşallah ve biz de bakanlığımızla bu sonuçları birlikte ortaya koymuş olacağız'' dedi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Remzi Sanver de üniversite olarak hem sosyal sorumluluk, hem de uluslararası işbirliği alanında ellerinden geldiği kadar aktif olmaya çalıştıklarını anlattı.

Söz konusu projenin hem eğitimle ilgili yönü, hem de eğitmenler ve üniversitenin işbirliği boyutuyla başarılı projelere bir örnek olarak gösterebilecek nitelikte olduğunu vurgulayan Sanver, ''Dönemsel bunalımların ötesini görebilmek, bir barış ve birlikte yaşama hedefi olarak AB'nin gerçek değerlerini ortaya çıkarmak, orta vadede bize yol gösterecek olan düşünsel harita olarak ortaya çıkmış bulunuyor. Avrupa Komisyonu bu tür projeleri destekleyerek, hem çalışmalarımıza hayatiyet kazandırıyor, hem de toplumdaki olumsuz yargıların önüne geçmek konusunda önemli bir rol oynuyor'' dedi.

Üniversitenin Avrupa Birliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayhan Kaya da projeye ilişkin yaptığı sunumda, e-kitap çalışmalarının 1 Ocak 2012 tarihinde başladığını ve 31 Aralık 2012 tarihinde sona ereceğini bildirdi.

Kaya, ''Hazırlık, pilot uygulama ve final konferansı'' olmak üzere 3 aşamadan meydana gelen çalışmalarının henüz ilk safhasında bulundukları kaydederek, bugünden itibaren akademisyenler, öğretmenler, sivil toplum kuruluşları ve uzmanlarla yapacakları toplantılarda dersin içeriğini oluşturacaklarını ifade etti.

Pilot uygulamayı da 15 öğretmen ve 150 öğrenciyle yapacaklarını belirten Kaya, alınan geri dönüşlere göre projenin yeniden gözden geçirileceğini, sonuçların da final konferansıyla tüm kamuoyuna duyurulacağını anlattı.

E-kitap ders içeriğini İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınlarının ''Avrupa Birliğine Giriş, Tarih, Kurumlar ve Politikalar'' adlı kitabı sadeleştirerek oluşturacaklarını belirten Kaya, ''Amacımız gençlerin, AB süreçlerine daha iyi katılımına katkıda bulunmak. İnsan hakları ve demokrasi yoluyla AB'ye yönelik ön yargıların oluşmamasına katkıda bulunmak, AB ile ilgili olarak ilkokul ve lise düzeylerine yönelik bir kaynak kitap hazırlamak.

(haber7)

Son Güncelleme: Cumartesi, 24 Mart 2012 10:03

Gösterim: 2488

Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla her yıl yapılan ileri saat (yaz saati) uygulaması kapsamında, bütün yurtta saatler, 25 Mart Pazar günü saat 03.00'den itibaren bir saat ileri alınacak.

Kış saati uygulamasına 30 Ekim 2011 tarihinde geçilirken saatler 04.00'de bir saat geri alınmıştı. Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla yapılan uygulamaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı da 13 Mart 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmıştı.

Karar çerçevesinde, bütün yurtta saatler, 25 Mart Pazar günü saat 03.00'den (cumartesi gününü pazar gününe bağlayan gece) itibaren saatler bir saat ileri alınacak. Saatler, 28 Ekim 2012 Pazar günü saat 04.00'den itibaren de geri alınacak.

Yaz saati uygulaması, çalışma saatlerinin günün güneşli bölümüne alınması suretiyle, gün ışığından daha fazla yararlanılması, elektrik enerjisinin aydınlatmada kullanılan bölümünden tasarruf sağlanması amacını taşıyor. Ayrıca, yaz saati uygulamasıyla, akşam saatlerinde en yüksek değerine ulaşan enerji talebinin azaltılması hedefleniyor.

697 sayılı Kanunun 3097 sayılı Kanuna değişik 2. maddesi "Greenwich'e göre 30. derecede bulunan boylam dairesi bütün Türkiye Cumhuriyeti saatleri için esas alınıyor. Ayrıca başlangıç ve bitiş tarihleri belirtilmek ve bir saati aşmamak şartıyla yaz saati uygulamaya Bakanlar Kurulu yetkilidir" hükmü gereğince, yaz saati uygulamasının başlangıç ve bitiş tarihleri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla belirleniyor.

> Bu gece yaz saati uygulamasına geçiliyor

Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla her yıl yapılan ileri saat (yaz saati) uygulaması kapsamında, bütün yurtta saatler, 25 Mart Pazar günü saat 03.00'den itibaren bir saat ileri alınacak.

Kış saati uygulamasına 30 Ekim 2011 tarihinde geçilirken saatler 04.00'de bir saat geri alınmıştı. Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla yapılan uygulamaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı da 13 Mart 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmıştı.

Karar çerçevesinde, bütün yurtta saatler, 25 Mart Pazar günü saat 03.00'den (cumartesi gününü pazar gününe bağlayan gece) itibaren saatler bir saat ileri alınacak. Saatler, 28 Ekim 2012 Pazar günü saat 04.00'den itibaren de geri alınacak.

Yaz saati uygulaması, çalışma saatlerinin günün güneşli bölümüne alınması suretiyle, gün ışığından daha fazla yararlanılması, elektrik enerjisinin aydınlatmada kullanılan bölümünden tasarruf sağlanması amacını taşıyor. Ayrıca, yaz saati uygulamasıyla, akşam saatlerinde en yüksek değerine ulaşan enerji talebinin azaltılması hedefleniyor.

697 sayılı Kanunun 3097 sayılı Kanuna değişik 2. maddesi "Greenwich'e göre 30. derecede bulunan boylam dairesi bütün Türkiye Cumhuriyeti saatleri için esas alınıyor. Ayrıca başlangıç ve bitiş tarihleri belirtilmek ve bir saati aşmamak şartıyla yaz saati uygulamaya Bakanlar Kurulu yetkilidir" hükmü gereğince, yaz saati uygulamasının başlangıç ve bitiş tarihleri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla belirleniyor.

Son Güncelleme: Cumartesi, 24 Mart 2012 09:49

Gösterim: 2870


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.