Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Okul servislerinde yeni yasaklar dönemi! Polis, okul servisi sürücülerinden elbiselerinin temiz ve ütülü olmasını, tespih, zincir sallamamasını, konuşma ve davranışlarıyla öğrencilere iyi örnek olmasını istedi.
Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı, okulların açılmasına kısa süre kala, okul servisi sürücülerine uyulması gereken kurallar hakkında eğitim verdi.
Kıyafetleri, davranışları, konuşmaları, araç kullanma ve trafik kurallarına uyma alışkanlıkları açısından servis sürücülerinin, çocuklar tarafından örnek alındığını belirten emniyet yetkilileri, şoförlerden tutum ve davranışlarıyla örnek olmalarını istedi.
Öğrencilere güvenli bir trafik ortamı oluşturmak için gerekli tedbirler alan polisler, servis sürücülerinin öğrenci, veli, servis rehberi, okul idarecileri, şirket yöneticileri ya da çalışanlarıyla ilişkilerinde ve trafikte daima nazik ve hoşgörülü olmalarını gerektiğini vurguladı.
Eğitim kapsamında, servis sürücülerinden her gün sakal tıraşı olmaları ve kişisel bakımlarına dikkat etmeleri istendi. Görev süresi boyunca firmaların belirlediği kıyafetleri giymeleri gereken sürücülerin elbiseleri temiz ve ütülü olacak.
Sürücüler, görev alanlarında araç içinde veya dışında kesinlikle sigara içmeyecek, tespih ve zincir gibi nesneler kullanmayacak.
Geç kalan öğrenciye kızılmayacak
Sabah geç kalan, emniyet kemerini takmayan, araç içi kurallara uymayan ve benzeri davranışlarda bulunan öğrencilere kırıcı sözler söylenmeyecek, uygun olmayan bir davranış varsa "Araç İçi Uygunsuzluk Formu" dolduracak ve servis müdürlüklerine iletilecek.
Sürücüler, öğrencileri araca bindirme veya indirmede, çevre trafiğini de dikkate alarak güvenli bir yer seçecek. Öğrencilerin araca binme veya inmeleri sırasında belirlenmiş duraklar varsa bu alanlar tercih edilecek.
Öğrencilerin, tespit edilen güzergah dışında farklı yerlerde inme talepleri kabul edilmeyecek, sorun çıkması durumunda ilgililere ve velilere bilgi verilecek. Öğrencilerin eve bırakılmalarında, aile bireylerinden birine teslim edilmiş olduğundan emin olunacak. Okul servis araçlarına taşınması zorunlu öğrencilerden başka kimse alınmayacak.
Öğrencinin tuttuğu takım hakkında olumsuz şeyler konuşulmayacak
Sürücüler, öğrencinin kendisini, ailesini, arkadaşlarını, tuttuğu takımı ve benzeri değerleriyle ilgili hiçbir koşulda olumsuz şeyler konuşmayacak. Öğrencilerle iletişim kurulurken sürücüler, laubali davranışlardan kaçınacak, şaka yapmayacak ve konuşurken argo sözcükler kullanmayacak.
Emniyet yetkilileri, sürücülerden kıyafet, konuşma ve davranışlarla öğrencilere iyi bir örnek olmalarını istedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Okul servislerinde yeni yasaklar dönemi! Polis, okul servisi sürücülerinden elbiselerinin temiz ve ütülü olmasını, tespih, zincir sallamamasını, konuşma ve davranışlarıyla öğrencilere iyi örnek olmasını istedi.
Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı, okulların açılmasına kısa süre kala, okul servisi sürücülerine uyulması gereken kurallar hakkında eğitim verdi.
Kıyafetleri, davranışları, konuşmaları, araç kullanma ve trafik kurallarına uyma alışkanlıkları açısından servis sürücülerinin, çocuklar tarafından örnek alındığını belirten emniyet yetkilileri, şoförlerden tutum ve davranışlarıyla örnek olmalarını istedi.
Öğrencilere güvenli bir trafik ortamı oluşturmak için gerekli tedbirler alan polisler, servis sürücülerinin öğrenci, veli, servis rehberi, okul idarecileri, şirket yöneticileri ya da çalışanlarıyla ilişkilerinde ve trafikte daima nazik ve hoşgörülü olmalarını gerektiğini vurguladı.
Eğitim kapsamında, servis sürücülerinden her gün sakal tıraşı olmaları ve kişisel bakımlarına dikkat etmeleri istendi. Görev süresi boyunca firmaların belirlediği kıyafetleri giymeleri gereken sürücülerin elbiseleri temiz ve ütülü olacak.
Sürücüler, görev alanlarında araç içinde veya dışında kesinlikle sigara içmeyecek, tespih ve zincir gibi nesneler kullanmayacak.
Geç kalan öğrenciye kızılmayacak
Sabah geç kalan, emniyet kemerini takmayan, araç içi kurallara uymayan ve benzeri davranışlarda bulunan öğrencilere kırıcı sözler söylenmeyecek, uygun olmayan bir davranış varsa "Araç İçi Uygunsuzluk Formu" dolduracak ve servis müdürlüklerine iletilecek.
Sürücüler, öğrencileri araca bindirme veya indirmede, çevre trafiğini de dikkate alarak güvenli bir yer seçecek. Öğrencilerin araca binme veya inmeleri sırasında belirlenmiş duraklar varsa bu alanlar tercih edilecek.
Öğrencilerin, tespit edilen güzergah dışında farklı yerlerde inme talepleri kabul edilmeyecek, sorun çıkması durumunda ilgililere ve velilere bilgi verilecek. Öğrencilerin eve bırakılmalarında, aile bireylerinden birine teslim edilmiş olduğundan emin olunacak. Okul servis araçlarına taşınması zorunlu öğrencilerden başka kimse alınmayacak.
Öğrencinin tuttuğu takım hakkında olumsuz şeyler konuşulmayacak
Sürücüler, öğrencinin kendisini, ailesini, arkadaşlarını, tuttuğu takımı ve benzeri değerleriyle ilgili hiçbir koşulda olumsuz şeyler konuşmayacak. Öğrencilerle iletişim kurulurken sürücüler, laubali davranışlardan kaçınacak, şaka yapmayacak ve konuşurken argo sözcükler kullanmayacak.
Emniyet yetkilileri, sürücülerden kıyafet, konuşma ve davranışlarla öğrencilere iyi bir örnek olmalarını istedi.
Son Güncelleme: Cumartesi, 14 Eylül 2013 12:17
Gösterim: 3030
2013-2014 eğitim-öğretim yılı, 16 Eylül Pazartesi günü başlıyor. Yaklaşık 17 milyon öğrenci ve 800 bin öğretmen ders başı yapacak. Öğrenciler ve öğretmenler üç ay süren yaz tatilinin ardından pazartesi günü, 13 Haziran 2014'e kadar sürecek yeni eğitim-öğretim yılı maratonuna başlayacak
2013-2014 eğitim-öğretim yılı, 16 Eylül Pazartesi günü başlıyor. Yaklaşık 17 milyon öğrenci ve 800 bin öğretmen ders başı yapacak.
Öğrenciler ve öğretmenler üç ay süren yaz tatilinin ardından pazartesi günü, 13 Haziran 2014'e kadar sürecek yeni eğitim-öğretim yılı maratonuna başlayacak.
Eğitim-öğretim yılı, Etimesgut Cahit Zarifoğlu İlkokulunda, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın katılacağı törenle başlayacak.
Tören sonunda, bu yıl ilk kez bir uygulama gerçekleştirilecek. Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Güvenliği Platformunca öğrenci servis kuralları temsili gösterilecek. Öğrenci ve velilere yönelik emniyet kemeri simülatörü uygulaması yapılacak.
Ortaöğretime geçiş sistemin yenilendi
İlköğretim birinci sınıf ve okulöncesi eğitim alan öğrenciler, 9-13 Eylül tarihleri arasında uyum programına alındı.
Yeni eğitim yılında öğrencileri pek çok yenilik bekliyor. Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) açıkladığı ortaöğretime yeni geçiş sistemiyle, bu yıl 8'inci sınıfta olacak öğrenciler, sınavla öğrenci alan liselere yerleşebilmek için 6 temel dersten iki dönemde Bakanlıkça yapılacak sınavlara girecek.
Bu dersler arasında fen ve teknoloji, matematik, Türkçe, yabancı dil, din kültürü ve ahlak bilgisi ile T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük yer alıyor.
Ortaöğretime yerleştirmede esas olan puan, öğrencinin 6, 7 ve 8'inci sınıf yıl sonu başarı puanlarının aritmetik ortalamasının yüzde 30'u ile 8'inci sınıf ağırlıklandırılmış merkezi sınav puanının yüzde 70'inin toplamı alınarak hesaplanacak.
Birinci dönem sınavının kasım, ikinci dönem sınavının ise nisan ayında yapılması öngörülüyor. Sınavda her dersten 20'şer soru sorulacak.
Kıyafet düzenlemesi
Bakanlık, okullarda serbest kıyafet uygulamasına ilişkin mevzuatta da düzenlemeye gitti. Bundan sonra tüm okullarda velilerin yüzde 50'sinden fazlasının onayı alınarak ilgili eğitim öğretim yılı için okul kıyafetleri belirlenebilecek.
Kılık ve kıyafetlerinin seçimine yönelik oylama veya anket çalışmaları 4 yılda bir yapılacak. Velilerin çoğunluk kararına göre, okul forması tercih edilirse 2012-2013 eğitim öğretim yılındaki formalar kullanılacak.
Ders saatleri eşitlendi
Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nde yapılan düzenlemeyle özürsüz devamsızlık 10 günle, özürlü özürsüz toplam devamsızlık ise 45 günle sınırlandırıldı.
Fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, spor liseleri, güzel sanatlar liseleri ile Anadolu sağlık ve sağlık meslek liselerinin sınıf mevcudu 30, diğer ortaöğretim kurumlarının ise 34 olacak. Tüm ortaöğretim kurumlarında bir ders saati 40 dakika olarak eşitlendi.
Ortaöğrenim süresince en az 3 öğretim yılının bütün dönemlerinde takdir belgesi alan öğrencilere üstün başarı belgesi verilecek.
Başarı puanı 45'ten 50 puana yükseltildi, öğrencinin, ders yılı sonunda herhangi bir dersten başarılı sayılabilmesine yönelik puanlar yeniden belirlendi. Buna göre iki dönem puanının aritmetik ortalaması en az 50 veya birinci dönem puanı ne olursa olsun ikinci dönem puanı en az 70 olan öğrenciler başarılı sayılacak.
Ortalama yükseltme sınavları kaldırıldı, komisyon marifetiyle yapılan sorumluluk sınavları ise ilgili dersin öğretmeni tarafından yılda 2 kez yapılacak. Sınıf bazında başarısız ders sayısı en fazla 3 olanlarla alt sınıflar da dahil toplam 6 dersten başarısız olanların sorumlu olarak sınıf geçmelerine imkan verildi.
İlkokula kayıtta düzenleme
Kamuoyunda ''düz lise'' olarak bilinen genel liselerin tümü Anadolu lisesine dönüştürüldü. Merkezi sınav sonucuna göre öğrenci alan okullara yerleşemeyenler, meslek liselerine, bu liselerin bünyesindeki çok programlı liselere, imam hatip liselerine yönlenebilecek.
Öte yandan bakanlık bu yıl ilk kez, liselerde de uyum eğitim programı başlattı. Özellikle okul terklerini azaltmak ve okula uyumu sağlamak amacıyla lise 9'uncu sınıf öğrencileri için düzenlenen uyum eğitiminin pilot uygulaması belirlenen 10 ilde yapıldı.
Liseye yeni başlayan öğrencilere 3 gün süreyle okul tanıtıldı, ortaöğretim sınıf geçme, ödül ve disiplin yönetmeliklerinde kendileriyle ilgili kılık-kıyafet, devam-devamsızlık gibi konularda genel bilgiler aktarıldı.
İlkokullara kayıt işlemlerinde de düzenlemeye gidildi. İlkokula yaşça kayıt hakkını elde eden çocuklardan 66, 67 ve 68 aylık olanları (2008 Ocak-Mart doğumlular) velisinin vereceği dilekçeyle, 69, 70 ve 71 aylık olanlar (2007 Ekim-Aralık doğumlular) ise ilkokula başlamaya hazır olmadıklarını belgeleyen sağlık raporuyla okul öncesi eğitime yönlendirilebilecek veya kayıtları bir yıl ertelenebilecek.
Öğretmen camiasına son yapılan atamalarla 40 bin öğretmen daha katıldı. Bakanlık 87 branşta, ilk kez KPSS'deki öğretmenlik alan bilgisi sınavı sonuçlarını da kullanarak öğretmen ataması yaptı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
2013-2014 eğitim-öğretim yılı, 16 Eylül Pazartesi günü başlıyor. Yaklaşık 17 milyon öğrenci ve 800 bin öğretmen ders başı yapacak. Öğrenciler ve öğretmenler üç ay süren yaz tatilinin ardından pazartesi günü, 13 Haziran 2014'e kadar sürecek yeni eğitim-öğretim yılı maratonuna başlayacak
2013-2014 eğitim-öğretim yılı, 16 Eylül Pazartesi günü başlıyor. Yaklaşık 17 milyon öğrenci ve 800 bin öğretmen ders başı yapacak.
Öğrenciler ve öğretmenler üç ay süren yaz tatilinin ardından pazartesi günü, 13 Haziran 2014'e kadar sürecek yeni eğitim-öğretim yılı maratonuna başlayacak.
Eğitim-öğretim yılı, Etimesgut Cahit Zarifoğlu İlkokulunda, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın katılacağı törenle başlayacak.
Tören sonunda, bu yıl ilk kez bir uygulama gerçekleştirilecek. Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Güvenliği Platformunca öğrenci servis kuralları temsili gösterilecek. Öğrenci ve velilere yönelik emniyet kemeri simülatörü uygulaması yapılacak.
Ortaöğretime geçiş sistemin yenilendi
İlköğretim birinci sınıf ve okulöncesi eğitim alan öğrenciler, 9-13 Eylül tarihleri arasında uyum programına alındı.
Yeni eğitim yılında öğrencileri pek çok yenilik bekliyor. Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) açıkladığı ortaöğretime yeni geçiş sistemiyle, bu yıl 8'inci sınıfta olacak öğrenciler, sınavla öğrenci alan liselere yerleşebilmek için 6 temel dersten iki dönemde Bakanlıkça yapılacak sınavlara girecek.
Bu dersler arasında fen ve teknoloji, matematik, Türkçe, yabancı dil, din kültürü ve ahlak bilgisi ile T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük yer alıyor.
Ortaöğretime yerleştirmede esas olan puan, öğrencinin 6, 7 ve 8'inci sınıf yıl sonu başarı puanlarının aritmetik ortalamasının yüzde 30'u ile 8'inci sınıf ağırlıklandırılmış merkezi sınav puanının yüzde 70'inin toplamı alınarak hesaplanacak.
Birinci dönem sınavının kasım, ikinci dönem sınavının ise nisan ayında yapılması öngörülüyor. Sınavda her dersten 20'şer soru sorulacak.
Kıyafet düzenlemesi
Bakanlık, okullarda serbest kıyafet uygulamasına ilişkin mevzuatta da düzenlemeye gitti. Bundan sonra tüm okullarda velilerin yüzde 50'sinden fazlasının onayı alınarak ilgili eğitim öğretim yılı için okul kıyafetleri belirlenebilecek.
Kılık ve kıyafetlerinin seçimine yönelik oylama veya anket çalışmaları 4 yılda bir yapılacak. Velilerin çoğunluk kararına göre, okul forması tercih edilirse 2012-2013 eğitim öğretim yılındaki formalar kullanılacak.
Ders saatleri eşitlendi
Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nde yapılan düzenlemeyle özürsüz devamsızlık 10 günle, özürlü özürsüz toplam devamsızlık ise 45 günle sınırlandırıldı.
Fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, spor liseleri, güzel sanatlar liseleri ile Anadolu sağlık ve sağlık meslek liselerinin sınıf mevcudu 30, diğer ortaöğretim kurumlarının ise 34 olacak. Tüm ortaöğretim kurumlarında bir ders saati 40 dakika olarak eşitlendi.
Ortaöğrenim süresince en az 3 öğretim yılının bütün dönemlerinde takdir belgesi alan öğrencilere üstün başarı belgesi verilecek.
Başarı puanı 45'ten 50 puana yükseltildi, öğrencinin, ders yılı sonunda herhangi bir dersten başarılı sayılabilmesine yönelik puanlar yeniden belirlendi. Buna göre iki dönem puanının aritmetik ortalaması en az 50 veya birinci dönem puanı ne olursa olsun ikinci dönem puanı en az 70 olan öğrenciler başarılı sayılacak.
Ortalama yükseltme sınavları kaldırıldı, komisyon marifetiyle yapılan sorumluluk sınavları ise ilgili dersin öğretmeni tarafından yılda 2 kez yapılacak. Sınıf bazında başarısız ders sayısı en fazla 3 olanlarla alt sınıflar da dahil toplam 6 dersten başarısız olanların sorumlu olarak sınıf geçmelerine imkan verildi.
İlkokula kayıtta düzenleme
Kamuoyunda ''düz lise'' olarak bilinen genel liselerin tümü Anadolu lisesine dönüştürüldü. Merkezi sınav sonucuna göre öğrenci alan okullara yerleşemeyenler, meslek liselerine, bu liselerin bünyesindeki çok programlı liselere, imam hatip liselerine yönlenebilecek.
Öte yandan bakanlık bu yıl ilk kez, liselerde de uyum eğitim programı başlattı. Özellikle okul terklerini azaltmak ve okula uyumu sağlamak amacıyla lise 9'uncu sınıf öğrencileri için düzenlenen uyum eğitiminin pilot uygulaması belirlenen 10 ilde yapıldı.
Liseye yeni başlayan öğrencilere 3 gün süreyle okul tanıtıldı, ortaöğretim sınıf geçme, ödül ve disiplin yönetmeliklerinde kendileriyle ilgili kılık-kıyafet, devam-devamsızlık gibi konularda genel bilgiler aktarıldı.
İlkokullara kayıt işlemlerinde de düzenlemeye gidildi. İlkokula yaşça kayıt hakkını elde eden çocuklardan 66, 67 ve 68 aylık olanları (2008 Ocak-Mart doğumlular) velisinin vereceği dilekçeyle, 69, 70 ve 71 aylık olanlar (2007 Ekim-Aralık doğumlular) ise ilkokula başlamaya hazır olmadıklarını belgeleyen sağlık raporuyla okul öncesi eğitime yönlendirilebilecek veya kayıtları bir yıl ertelenebilecek.
Öğretmen camiasına son yapılan atamalarla 40 bin öğretmen daha katıldı. Bakanlık 87 branşta, ilk kez KPSS'deki öğretmenlik alan bilgisi sınavı sonuçlarını da kullanarak öğretmen ataması yaptı.
Son Güncelleme: Cumartesi, 14 Eylül 2013 12:05
Gösterim: 2199
Milli Eğitim bakanlığı kira sözleşmesi gönderilmediği gerekçesiyle Hatay'da bulunan Atalar Koleji’ni kapattı
Milli Eğitim Bakanlığı, kira sözleşmesi gönderilmediği gerekçesiyle Hatay'da bulunan Atalar Koleji’ni gece yarısı operasyonuyla kapattı.
Bakanlık Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden 11 Eylül'de Hatay Valiliğine gönderilen yazıda, kolejin kira sözleşmesini göndermediği gerekçesiyle kapatılmasına karar verildiği belirtildi. Bu karara hem kolejin sahibi hem de veliler tepkili..
Kolejde eğitim gören öğrencilerin velileri, BİMER'e başvurarak, kira kontratı olmadığından dolayı kolejin kapatılmasının yanlış olduğunu dile getiriyorlar. Ayrıca, bina sahibi ile kolej sahibi arasındaki iki kişinin ihtilafında Bakanlığın taraflardan birisinin yanında görünüyor olması tepki topluyor.
Memurlar.net haber sitesinin haberine göre, kolejin kapatılmasına dair resmi yazı, gece yarısı saat 02:00'de Bakanlıktan hem ilgili resmi kuruma hem de bina sahibinin özel işyerine faks çekilerek bildirilmiş. Olayın bu hızlı gelişimi normal görünmemektedir. Bakanlığın gece yarısı saat 02:00'de faks çekerek bir kolej kapatmaya çalışması, farklı şeyler düşündürtmektedir.
Diğer taraftan kolejin kapatılmasına dair yazı resmi olarak Hatay'a ulaşmamış olmasına ve kolej resmi olarak kapatılmamış olmasına rağmen, faks yazı Hatay'daki basınla paylaşılmıştır. Ayrıca kolejin bulunduğu binanın sahibi olan kişi, 500'e yakın velinin cep telefonuna mesaj çekerek; kolejin resmi olarak kapatıldığını, binanın Yükseliş adlı koleje kiraya verileceğini, aynı öğretmen kadrosuyla yola devam edileceğini, koleje ödeme yapan velilerin Atalar kolejinin sahiplerinden ücretlerini geri talep etmelerini istemiştir.
500 yakın bir öğrenciye eğitim veren kuruma makul bir süre tanınmaksızın kapatılma işlemi uygulanması, üstelik kapatılma gerekçesinin kira kontratına dayandırılması karşısında sesini duyurmaya çalışan kolej sahipleri, Bakanlığın seslerini duymamasına isyan ediyor.
Kaynak Memurlarnet
İşte Bakanlıktan gece saat 02:00'de gönderilen faks yazı

Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim bakanlığı kira sözleşmesi gönderilmediği gerekçesiyle Hatay'da bulunan Atalar Koleji’ni kapattı
Milli Eğitim Bakanlığı, kira sözleşmesi gönderilmediği gerekçesiyle Hatay'da bulunan Atalar Koleji’ni gece yarısı operasyonuyla kapattı.
Bakanlık Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden 11 Eylül'de Hatay Valiliğine gönderilen yazıda, kolejin kira sözleşmesini göndermediği gerekçesiyle kapatılmasına karar verildiği belirtildi. Bu karara hem kolejin sahibi hem de veliler tepkili..
Kolejde eğitim gören öğrencilerin velileri, BİMER'e başvurarak, kira kontratı olmadığından dolayı kolejin kapatılmasının yanlış olduğunu dile getiriyorlar. Ayrıca, bina sahibi ile kolej sahibi arasındaki iki kişinin ihtilafında Bakanlığın taraflardan birisinin yanında görünüyor olması tepki topluyor.
Memurlar.net haber sitesinin haberine göre, kolejin kapatılmasına dair resmi yazı, gece yarısı saat 02:00'de Bakanlıktan hem ilgili resmi kuruma hem de bina sahibinin özel işyerine faks çekilerek bildirilmiş. Olayın bu hızlı gelişimi normal görünmemektedir. Bakanlığın gece yarısı saat 02:00'de faks çekerek bir kolej kapatmaya çalışması, farklı şeyler düşündürtmektedir.
Diğer taraftan kolejin kapatılmasına dair yazı resmi olarak Hatay'a ulaşmamış olmasına ve kolej resmi olarak kapatılmamış olmasına rağmen, faks yazı Hatay'daki basınla paylaşılmıştır. Ayrıca kolejin bulunduğu binanın sahibi olan kişi, 500'e yakın velinin cep telefonuna mesaj çekerek; kolejin resmi olarak kapatıldığını, binanın Yükseliş adlı koleje kiraya verileceğini, aynı öğretmen kadrosuyla yola devam edileceğini, koleje ödeme yapan velilerin Atalar kolejinin sahiplerinden ücretlerini geri talep etmelerini istemiştir.
500 yakın bir öğrenciye eğitim veren kuruma makul bir süre tanınmaksızın kapatılma işlemi uygulanması, üstelik kapatılma gerekçesinin kira kontratına dayandırılması karşısında sesini duyurmaya çalışan kolej sahipleri, Bakanlığın seslerini duymamasına isyan ediyor.
Kaynak Memurlarnet
İşte Bakanlıktan gece saat 02:00'de gönderilen faks yazı

Son Güncelleme: Cuma, 13 Eylül 2013 12:50
Gösterim: 1846
Yeni bir eğitim-öğretim yılına çeşitli problemler ve soru işaretleriyle başlamaktayız.
4+4+4 sistemi ile zorunlu 12 yıllık öğrenime geçtik ancak 8’inci sınıftan mezun olan tüm öğrencilerimize yetecek kadar ortaöğretim okulu hazırlayamadık. İlköğretim seviyesinde okullaşma oranımız % 98’in üzerindeyken ortaöğretimde bu oran ancak % 70’in üzerine çıkabilmekte. Bu durumda süratle öğrencilerimizin okul ihtiyacını tamamlamamız gerekir. Diğer yandan böylesine büyük bir açığı kısa sürede ve bütçe imkanlarıyla kapatmakta oldukça zor gözükmekte. İlköğretimde % 98 okullaşma oranlarına 1997-1999 sürecinde sağlanan bütçe dışı ek fon imkanları ve hayırseverlerin bağışları ile ulaşılmıştır. Biz büyük bir ülkeyiz bir kez daha çocuklarımızı açıkta bırakmamak adına ek katkıların toplanmasına ve bağış hareketine başlamamız gerekir. Aksi takdirde bir kısım yavrumuzun örgün eğitim-öğretim imkanlarından bir kaç yıl daha hakkıyla faydalanması mümkün olamayacaktır.
Diğer yandan ortaöğretim seviyesinde tüm genel liseler Anadolu lisesi haline getirilmiştir. Eğer bu Anadolu liselerinde sınıflar 30 kişilik olacak ve Anadolu liseleri programındaki haftalık dersler uygulanacaksa bu dönüşüm olumlu bir dönüşümdür. Eğer ödün verilecek, sınıf mevcutları artacak ve yeterli yabancı dil öğretmeni bulunamayacaksa bu dönüşüm sadece isim değişikliği olarak kalacak ve yeni problemler doğmasına neden olacaktır.
Bu dönüşümün şu an için yarattığı bir diğer problem öğrencilerin okul türü seçimi ile ilgilidir. Normal şartlarda bir kısım öğrenci meslek liselerini ve imam hatip liselerini seçmekteydi. Ancak yeni durumda bu okullar ve açık liseler sınav kazanamayan öğrencilerin gideceği kurumlar haline gelmiştir. Psikolojik olarak bu okulları seçecek öğrenciler dahi tereddüt yaşamakta ve bu kurumları ikinci sınıf seçenekler olarak görmektedir. Bu nedenle Devlet tüm öğrencilerinin arzularına göre okul seçimi imkanı sağlamalıdır.
Bunların yanında yapılan müfredat değişiklikleri, derslerdeki gereksiz yüklerin kaldırılması, 66-69 ay arası çocukların velilerine tanınan tercihlerine göre birinci sınıfa başlama veya başlamama kolaylığı, resmi okul velileri de istediği takdirde forma seçme hakkı tanınması ve öğrenciler tanınan bir kısım kolaylıklar bu dönemde yaşanan olumlu gelişmelerdir.
Bu yazı hazırlanırken, hala sonuca bağlanmayan ve belki de velileri, öğrencileri ve kurumları en çok rahatsız eden soru işareti ise ortaöğretime geçiş sisteminin belirsizliğidir. SBS’nin kalktığı ilan edilmektedir. Dönem içinde 6 dersten yapılacak sınavların merkezden yapılması düşünülmektedir. Bu sınavlara farklı gözlemcilerin gideceği dile getirilmektedir. Öğrencilerin adreslerine yakın Anadolu liselerine yerleştirileceği konusunda söylentiler duyulmaktadır. Tüm bu belirsizlikler sonuca bağlanmadan önce önemle üzerinde durulması gereken konuları bir kez daha dile getirmek gerekir.
Öncelikle bu sınavlara ihtiyaç duyulmasının nedeni ülkemizde ki tüm ortaöğretim kurumlarının aynı kalite seviyesinde bulunmamasıdır. Bazı resmi okullar çok iyi seviyede olup öğrenciler bu kurumlara yoğun talep göstermektedir. Adrese dayalı diyerek, Sayın Bakanın da ifade ettiği gibi hormonlu okul notlarına dayanarak veya standart çalışmayacak öğretmenler kurulu kararları ile bu çok talep gören okullara öğrenci seçmek yanlış olur. Doğru olan belli sayıda öğrencinin adil seçme kriterleri ile belirlenmesi ve bu okullar için yapılacak tek bir merkezi sınava alınmasıdır. Örneğin şu an planlanan 6 sınavın sonucuna göre öğrencilerin % 90’ı adreslerine göre Anadolu liselerine yönlendirilip en üst seviyedeki 150.000 öğrenci bu talep gören okullar için merkezi son bir sınava alınabilir. Bu sınav son derece adil ve her türlü hatadan arındırılmış olmalıdır.
Şu an düşünülen planlamada 6 adet yıl içinde yapılacak sınavdan söz edilmektedir. Bir tek sınavda bile inanılmaz sorunlar ve güvenlik riskleri yaşanırken, sorunları altı katına çıkarmak ciddi anlamda düşünülmesi gereken bir konudur. Üstelik yıl içinde yapılması düşünülen sınavlar merkezden ve çoktan seçmeli hazırlanacağı için tüm Türkiye’de o tarih itibarı ile tüm öğrencilerin müfredatta aynı noktaya ulaşmış olması gerekir. Aksi takdirde sınav sistemi baştan çökmüş olacaktır. Bu kadar büyük bir coğrafyada ve değişik iklim şartlarının yaşandığı bir ortamda tüm öğrencilerin sınav anında aynı hedefe ulaşması mümkün olamayacaktır. Bu sorunu düşünen yetkililer önceki dönemlere ait asgari kazanımları veya bir önceki sınıfın kazanımlarını ölçmeyi düşünebilirler. Bu durumda da sekizinci sınıf eğitim-öğretimine boş verilecek ve ülke çapında bu sınıf kaybedilecektir.
Eğer tüm bunlar dershanelerin kaldırılması için düşünülüyorsa aksine dershaneye olan ihtiyaç artacaktır. Eğer o tarih itibarı ile dershanelerde kaldırılmışsa öğrenciler merdiven altı kurum ya da kişilerin eline düşecektir. Kaçak ekonomi bir yana çocuğun özel derse gittiği kişilerin öğretmen olup olmadığından hatta ahlaklarından dahi emin olma ihtimali ortadan kalkacaktır.
Bunların dışında öğrencinin kendi okulunda mı başka okulda mı sınava gireceği, gözetmenin nereden geleceği, soruların ne şekilde okullara ve geriye merkeze ulaşacağı, ne zaman okunup sonuçlarının ne zaman duyurulacağı, bu hizmetlerin paralı mı bedava mı olacağı, bir yıla dağılacak bu yoğun trafikte güvenliğin nasıl sağlanacağı, torpil yapılacağı iddiaları gibi pek çok problem gündeme gelecektir.
Kısacası belirsizlikler ve zorluklar içeren bir döneme başlamak üzereyiz. Tüm ülkemize, öğrencilerimize, velilerimize, öğretmenlerimize, okullarımıza bu sorunların aşıldığı, huzurlu ve başarılı bir eğitim-öğretim yılı dileriz.
Cem GÜLAN
Türkiye Özel Okullar Birliği derneği Yönetim Kurulu Eş Başkanı
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Yeni bir eğitim-öğretim yılına çeşitli problemler ve soru işaretleriyle başlamaktayız.
4+4+4 sistemi ile zorunlu 12 yıllık öğrenime geçtik ancak 8’inci sınıftan mezun olan tüm öğrencilerimize yetecek kadar ortaöğretim okulu hazırlayamadık. İlköğretim seviyesinde okullaşma oranımız % 98’in üzerindeyken ortaöğretimde bu oran ancak % 70’in üzerine çıkabilmekte. Bu durumda süratle öğrencilerimizin okul ihtiyacını tamamlamamız gerekir. Diğer yandan böylesine büyük bir açığı kısa sürede ve bütçe imkanlarıyla kapatmakta oldukça zor gözükmekte. İlköğretimde % 98 okullaşma oranlarına 1997-1999 sürecinde sağlanan bütçe dışı ek fon imkanları ve hayırseverlerin bağışları ile ulaşılmıştır. Biz büyük bir ülkeyiz bir kez daha çocuklarımızı açıkta bırakmamak adına ek katkıların toplanmasına ve bağış hareketine başlamamız gerekir. Aksi takdirde bir kısım yavrumuzun örgün eğitim-öğretim imkanlarından bir kaç yıl daha hakkıyla faydalanması mümkün olamayacaktır.
Diğer yandan ortaöğretim seviyesinde tüm genel liseler Anadolu lisesi haline getirilmiştir. Eğer bu Anadolu liselerinde sınıflar 30 kişilik olacak ve Anadolu liseleri programındaki haftalık dersler uygulanacaksa bu dönüşüm olumlu bir dönüşümdür. Eğer ödün verilecek, sınıf mevcutları artacak ve yeterli yabancı dil öğretmeni bulunamayacaksa bu dönüşüm sadece isim değişikliği olarak kalacak ve yeni problemler doğmasına neden olacaktır.
Bu dönüşümün şu an için yarattığı bir diğer problem öğrencilerin okul türü seçimi ile ilgilidir. Normal şartlarda bir kısım öğrenci meslek liselerini ve imam hatip liselerini seçmekteydi. Ancak yeni durumda bu okullar ve açık liseler sınav kazanamayan öğrencilerin gideceği kurumlar haline gelmiştir. Psikolojik olarak bu okulları seçecek öğrenciler dahi tereddüt yaşamakta ve bu kurumları ikinci sınıf seçenekler olarak görmektedir. Bu nedenle Devlet tüm öğrencilerinin arzularına göre okul seçimi imkanı sağlamalıdır.
Bunların yanında yapılan müfredat değişiklikleri, derslerdeki gereksiz yüklerin kaldırılması, 66-69 ay arası çocukların velilerine tanınan tercihlerine göre birinci sınıfa başlama veya başlamama kolaylığı, resmi okul velileri de istediği takdirde forma seçme hakkı tanınması ve öğrenciler tanınan bir kısım kolaylıklar bu dönemde yaşanan olumlu gelişmelerdir.
Bu yazı hazırlanırken, hala sonuca bağlanmayan ve belki de velileri, öğrencileri ve kurumları en çok rahatsız eden soru işareti ise ortaöğretime geçiş sisteminin belirsizliğidir. SBS’nin kalktığı ilan edilmektedir. Dönem içinde 6 dersten yapılacak sınavların merkezden yapılması düşünülmektedir. Bu sınavlara farklı gözlemcilerin gideceği dile getirilmektedir. Öğrencilerin adreslerine yakın Anadolu liselerine yerleştirileceği konusunda söylentiler duyulmaktadır. Tüm bu belirsizlikler sonuca bağlanmadan önce önemle üzerinde durulması gereken konuları bir kez daha dile getirmek gerekir.
Öncelikle bu sınavlara ihtiyaç duyulmasının nedeni ülkemizde ki tüm ortaöğretim kurumlarının aynı kalite seviyesinde bulunmamasıdır. Bazı resmi okullar çok iyi seviyede olup öğrenciler bu kurumlara yoğun talep göstermektedir. Adrese dayalı diyerek, Sayın Bakanın da ifade ettiği gibi hormonlu okul notlarına dayanarak veya standart çalışmayacak öğretmenler kurulu kararları ile bu çok talep gören okullara öğrenci seçmek yanlış olur. Doğru olan belli sayıda öğrencinin adil seçme kriterleri ile belirlenmesi ve bu okullar için yapılacak tek bir merkezi sınava alınmasıdır. Örneğin şu an planlanan 6 sınavın sonucuna göre öğrencilerin % 90’ı adreslerine göre Anadolu liselerine yönlendirilip en üst seviyedeki 150.000 öğrenci bu talep gören okullar için merkezi son bir sınava alınabilir. Bu sınav son derece adil ve her türlü hatadan arındırılmış olmalıdır.
Şu an düşünülen planlamada 6 adet yıl içinde yapılacak sınavdan söz edilmektedir. Bir tek sınavda bile inanılmaz sorunlar ve güvenlik riskleri yaşanırken, sorunları altı katına çıkarmak ciddi anlamda düşünülmesi gereken bir konudur. Üstelik yıl içinde yapılması düşünülen sınavlar merkezden ve çoktan seçmeli hazırlanacağı için tüm Türkiye’de o tarih itibarı ile tüm öğrencilerin müfredatta aynı noktaya ulaşmış olması gerekir. Aksi takdirde sınav sistemi baştan çökmüş olacaktır. Bu kadar büyük bir coğrafyada ve değişik iklim şartlarının yaşandığı bir ortamda tüm öğrencilerin sınav anında aynı hedefe ulaşması mümkün olamayacaktır. Bu sorunu düşünen yetkililer önceki dönemlere ait asgari kazanımları veya bir önceki sınıfın kazanımlarını ölçmeyi düşünebilirler. Bu durumda da sekizinci sınıf eğitim-öğretimine boş verilecek ve ülke çapında bu sınıf kaybedilecektir.
Eğer tüm bunlar dershanelerin kaldırılması için düşünülüyorsa aksine dershaneye olan ihtiyaç artacaktır. Eğer o tarih itibarı ile dershanelerde kaldırılmışsa öğrenciler merdiven altı kurum ya da kişilerin eline düşecektir. Kaçak ekonomi bir yana çocuğun özel derse gittiği kişilerin öğretmen olup olmadığından hatta ahlaklarından dahi emin olma ihtimali ortadan kalkacaktır.
Bunların dışında öğrencinin kendi okulunda mı başka okulda mı sınava gireceği, gözetmenin nereden geleceği, soruların ne şekilde okullara ve geriye merkeze ulaşacağı, ne zaman okunup sonuçlarının ne zaman duyurulacağı, bu hizmetlerin paralı mı bedava mı olacağı, bir yıla dağılacak bu yoğun trafikte güvenliğin nasıl sağlanacağı, torpil yapılacağı iddiaları gibi pek çok problem gündeme gelecektir.
Kısacası belirsizlikler ve zorluklar içeren bir döneme başlamak üzereyiz. Tüm ülkemize, öğrencilerimize, velilerimize, öğretmenlerimize, okullarımıza bu sorunların aşıldığı, huzurlu ve başarılı bir eğitim-öğretim yılı dileriz.
Cem GÜLAN
Türkiye Özel Okullar Birliği derneği Yönetim Kurulu Eş Başkanı
Son Güncelleme: Cumartesi, 14 Eylül 2013 09:11
Gösterim: 1927
Sağlık Bakanlığı yeni eğitim-öğretim yılı öncesi, ilkokula giden çocukların yeterli ve dengeli beslenmesi için örnek haftalık menü hazırladı. Beslenme çantasında taze sebze ve meyve, hazır kek ve bisküviler yerine evde hazırlanan yiyecekler bulunması önerildi
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, okul öncesi, gelişme çağındaki çocukların yeterli ve dengeli beslenmesinin sağlanabilmesi amacıyla ailelere ve öğretmenlere uyarılarda bulunuldu.
Öğretmenlerden, yeterli ve dengeli beslenme konusunda bilgi yarışması, sınıf gazetesi, beslenme köşesi gibi etkinlikler düzenlemesi, bu konunun öğrenciler arasında tartışılmasına zemin hazırlaması, öğrencilerin kahvaltı yapıp yapmadıklarını sorgulaması, dışarıda açıkta satılan yiyecekleri tüketmemeleri konusunda sık sık uyarıda bulunması istendi.
Çocukların beslenme çantasının Sağlık Bakanlığı tarafından önerilen menü örneklerine göre hazırlanmasının sağlanması ve içeriklerinin sıklıkla kontrol edilmesi gerektiği belirtilerek, beslenme saatlerinde patates kızartması ve çikolata gibi yiyecekler yerine, peynir, yumurta, ekmek, taze sebze ve meyve, gazlı ve diğer hazır içecekler yerine de süt, ayran ve taze sıkılmış meyve suyunun tercih edilmesi konusunda çocukların uyarılması, bu konuda velilerle işbirliği yapılması önerildi. Ayrıca öğrencilerin boy ve ağırlık artışlarının takip edilerek değerlendirilmesi de tavsiye edildi.
Günde 2-3 bardak süt
Çocukların, dört besin grubundaki gıdalardan yeterli miktarda ve dengeli tüketmeleri gerektiği, süt, yoğurt, et, tavuk, yumurta, peynir, kuru baklagiller, sebze ve meyve ile ekmek, bulgur, makarna, pirinç gibi besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmesi istendi.
Çocukların özellikle kemik ve diş gelişimi için günde 2-3 su bardağı süt veya yoğurt, bir kibrit kutusu kadar beyaz peynir, hastalıklara karşı daha dirençli olmaları, göz, cilt ve sindirim sistemlerinin sağlıklı olması için her gün mevsimine göre 5 porsiyon taze sebze veya meyve tüketmelerinin önem taşıdığı bildirildi.
Öğrenciler için en önemli öğün olan kahvaltının yapılmadığı takdirde dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olduğu ifade edildi. Güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltıyla başlamanın öğrencilerin okul başarısının artmasında son derece etkili olduğu, çocukların her sabah düzenli kahvaltı yapma alışkanlığı kazanmalarına özen gösterilmesi gerektiği kaydedildi. Dengeli bir kahvaltı için peynir, haşlanmış yumurta, taze meyve suyu, birkaç dilim ekmek veya bir bardak süt, poğaça ve meyve tüketilebileceği belirtildi.
Öğün atlanmaması, besinlerin 3 ana ve 2 ara öğünde alınması, okulda veya evde dinlenirken ve ders çalışırken açlık hissedildiğinde tüketilen besinlere dikkat edilmesi, şeker ve şekerli besinler, çikolata, cips, gazlı içecekler yerine süt, yoğurt, sütlü tatlılar, ekmek arası peynir, taze sıkılmış meyve suları ve kuru meyve tercih edilmesinin sağlıklı beslenme açısından daha yararlı olduğu aktarıldı.
Vücudun düzenli çalışması, tüketilen besinlerin vücuda yararlılığının artırılması, çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimine olumlu katkı sağlaması açısından fiziksel aktivitenin artırılmasına önem verilmesi, çocukların bir spor dalıyla ilgilenmesinin teşvik edilmesi istendi.
Sağlıklı yaşam için çocuklara el yıkama ve diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması, özellikle yemek yemeden önce ve sonra, tuvalete girdikten sonra, oyun oynadıktan sonra eve gelince ellerini ılık akan su altında, sabunla iyice ovuşturarak yıkamaları konusunda alışkanlık kazandırılması gerektiği vurgulandı.
Çocukların okul kantini ve büfe gibi yerlerden satın aldıkları besinlerin seçiminde dikkatli olması, süt, ayran gibi ambalajlı besinleri satın alırken etiket bilgisinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından üretim izninin bulunmasına ve son kullanım tarihinin geçmemiş olmasına, ambalajsız satılan tost, simit, poğaça gibi yiyeceklerin de temiz ve güvenilir şekilde hazırlanmış olmasına dikkat edilmesi gerektiği bildirildi.
Beslenme çantası için örnek menü
Sağlık Bakanlığının ilkokullara yönelik beslenme çantası için hazırladığı örnek menüde şunlar yer alıyor:
Pazartesi: Börek veya poğaça, ayran, meyve (Mevsimine göre 1 küçük boy elma, 1 orta boy portakal, 1 büyük boy mandalina, 1 salkım üzüm veya 5 erik şeklindeki seçeneklerden biri)
Salı: Haşlanmış yumurtalı sandviç, 5 adet zeytin, meyve suyu
Çarşamba: Peynirli tost veya sandviç, ayran, çiğ sebze (Mevsimine göre 1 küçük boy domates, 4-5 orta boy yeşil biber, 1 orta boy havuç veya 5-6 yaprak marul şeklindeki seçeneklerden biri)
Perşembe: Kek (tercihen meyveli), süt, meyve (Mevsimine göre 1 küçük boy elma, 1 orta boy portakal, 1 büyük boy mandalina, 1 salkım üzüm veya 5 erik erik şeklindeki seçeneklerden biri)
Cuma: 1 kibrit kutusu peynir, 5 adet zeytin, tam buğday ekmek, süt, çiğ sebze (Mevsimine göre 1 küçük boy domates, 4-5 orta boy yeşil biber, 1 orta boy havuç veya 5-6 yaprak marul şeklindeki seçeneklerden biri)
Beslenme çantasının temizliğine dikkat
Sağlık Bakanlığınca ayrıca beslenme çantasının her gün çok iyi bir şekilde yıkanması, beslenme örtüsü, peçete ve suyun unutulmaması, sebze ve meyvelerin çok iyi yıkanması, okula getirilecek ambalajlı yiyeceklerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından izinli olup olmadığına ve son kullanma tarihine dikkat edilmesi, öğrencilerin okula götürdüğü besinleri tüketip tüketmediğinin izlenmesi, beslenme çantası hazırlanırken hazır kek ve bisküviler yerine evde hazırlanan yiyeceklerin tercih edilmesi gerektiği belirtilerek, velilerin ekonomik durumları gözönünde tutularak beslenme çantasına fındık ve ceviz gibi kuruyemiş ya da kuru meyve ilave edilebileceği bildirildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Sağlık Bakanlığı yeni eğitim-öğretim yılı öncesi, ilkokula giden çocukların yeterli ve dengeli beslenmesi için örnek haftalık menü hazırladı. Beslenme çantasında taze sebze ve meyve, hazır kek ve bisküviler yerine evde hazırlanan yiyecekler bulunması önerildi
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, okul öncesi, gelişme çağındaki çocukların yeterli ve dengeli beslenmesinin sağlanabilmesi amacıyla ailelere ve öğretmenlere uyarılarda bulunuldu.
Öğretmenlerden, yeterli ve dengeli beslenme konusunda bilgi yarışması, sınıf gazetesi, beslenme köşesi gibi etkinlikler düzenlemesi, bu konunun öğrenciler arasında tartışılmasına zemin hazırlaması, öğrencilerin kahvaltı yapıp yapmadıklarını sorgulaması, dışarıda açıkta satılan yiyecekleri tüketmemeleri konusunda sık sık uyarıda bulunması istendi.
Çocukların beslenme çantasının Sağlık Bakanlığı tarafından önerilen menü örneklerine göre hazırlanmasının sağlanması ve içeriklerinin sıklıkla kontrol edilmesi gerektiği belirtilerek, beslenme saatlerinde patates kızartması ve çikolata gibi yiyecekler yerine, peynir, yumurta, ekmek, taze sebze ve meyve, gazlı ve diğer hazır içecekler yerine de süt, ayran ve taze sıkılmış meyve suyunun tercih edilmesi konusunda çocukların uyarılması, bu konuda velilerle işbirliği yapılması önerildi. Ayrıca öğrencilerin boy ve ağırlık artışlarının takip edilerek değerlendirilmesi de tavsiye edildi.
Günde 2-3 bardak süt
Çocukların, dört besin grubundaki gıdalardan yeterli miktarda ve dengeli tüketmeleri gerektiği, süt, yoğurt, et, tavuk, yumurta, peynir, kuru baklagiller, sebze ve meyve ile ekmek, bulgur, makarna, pirinç gibi besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmesi istendi.
Çocukların özellikle kemik ve diş gelişimi için günde 2-3 su bardağı süt veya yoğurt, bir kibrit kutusu kadar beyaz peynir, hastalıklara karşı daha dirençli olmaları, göz, cilt ve sindirim sistemlerinin sağlıklı olması için her gün mevsimine göre 5 porsiyon taze sebze veya meyve tüketmelerinin önem taşıdığı bildirildi.
Öğrenciler için en önemli öğün olan kahvaltının yapılmadığı takdirde dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olduğu ifade edildi. Güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltıyla başlamanın öğrencilerin okul başarısının artmasında son derece etkili olduğu, çocukların her sabah düzenli kahvaltı yapma alışkanlığı kazanmalarına özen gösterilmesi gerektiği kaydedildi. Dengeli bir kahvaltı için peynir, haşlanmış yumurta, taze meyve suyu, birkaç dilim ekmek veya bir bardak süt, poğaça ve meyve tüketilebileceği belirtildi.
Öğün atlanmaması, besinlerin 3 ana ve 2 ara öğünde alınması, okulda veya evde dinlenirken ve ders çalışırken açlık hissedildiğinde tüketilen besinlere dikkat edilmesi, şeker ve şekerli besinler, çikolata, cips, gazlı içecekler yerine süt, yoğurt, sütlü tatlılar, ekmek arası peynir, taze sıkılmış meyve suları ve kuru meyve tercih edilmesinin sağlıklı beslenme açısından daha yararlı olduğu aktarıldı.
Vücudun düzenli çalışması, tüketilen besinlerin vücuda yararlılığının artırılması, çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimine olumlu katkı sağlaması açısından fiziksel aktivitenin artırılmasına önem verilmesi, çocukların bir spor dalıyla ilgilenmesinin teşvik edilmesi istendi.
Sağlıklı yaşam için çocuklara el yıkama ve diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması, özellikle yemek yemeden önce ve sonra, tuvalete girdikten sonra, oyun oynadıktan sonra eve gelince ellerini ılık akan su altında, sabunla iyice ovuşturarak yıkamaları konusunda alışkanlık kazandırılması gerektiği vurgulandı.
Çocukların okul kantini ve büfe gibi yerlerden satın aldıkları besinlerin seçiminde dikkatli olması, süt, ayran gibi ambalajlı besinleri satın alırken etiket bilgisinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından üretim izninin bulunmasına ve son kullanım tarihinin geçmemiş olmasına, ambalajsız satılan tost, simit, poğaça gibi yiyeceklerin de temiz ve güvenilir şekilde hazırlanmış olmasına dikkat edilmesi gerektiği bildirildi.
Beslenme çantası için örnek menü
Sağlık Bakanlığının ilkokullara yönelik beslenme çantası için hazırladığı örnek menüde şunlar yer alıyor:
Pazartesi: Börek veya poğaça, ayran, meyve (Mevsimine göre 1 küçük boy elma, 1 orta boy portakal, 1 büyük boy mandalina, 1 salkım üzüm veya 5 erik şeklindeki seçeneklerden biri)
Salı: Haşlanmış yumurtalı sandviç, 5 adet zeytin, meyve suyu
Çarşamba: Peynirli tost veya sandviç, ayran, çiğ sebze (Mevsimine göre 1 küçük boy domates, 4-5 orta boy yeşil biber, 1 orta boy havuç veya 5-6 yaprak marul şeklindeki seçeneklerden biri)
Perşembe: Kek (tercihen meyveli), süt, meyve (Mevsimine göre 1 küçük boy elma, 1 orta boy portakal, 1 büyük boy mandalina, 1 salkım üzüm veya 5 erik erik şeklindeki seçeneklerden biri)
Cuma: 1 kibrit kutusu peynir, 5 adet zeytin, tam buğday ekmek, süt, çiğ sebze (Mevsimine göre 1 küçük boy domates, 4-5 orta boy yeşil biber, 1 orta boy havuç veya 5-6 yaprak marul şeklindeki seçeneklerden biri)
Beslenme çantasının temizliğine dikkat
Sağlık Bakanlığınca ayrıca beslenme çantasının her gün çok iyi bir şekilde yıkanması, beslenme örtüsü, peçete ve suyun unutulmaması, sebze ve meyvelerin çok iyi yıkanması, okula getirilecek ambalajlı yiyeceklerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından izinli olup olmadığına ve son kullanma tarihine dikkat edilmesi, öğrencilerin okula götürdüğü besinleri tüketip tüketmediğinin izlenmesi, beslenme çantası hazırlanırken hazır kek ve bisküviler yerine evde hazırlanan yiyeceklerin tercih edilmesi gerektiği belirtilerek, velilerin ekonomik durumları gözönünde tutularak beslenme çantasına fındık ve ceviz gibi kuruyemiş ya da kuru meyve ilave edilebileceği bildirildi.
Son Güncelleme: Cuma, 13 Eylül 2013 12:39
Gösterim: 3480

