Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarı Emin Zararsız, zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran düzenleme kapsamında, çözülmesi gereken çok acil bir-iki konu bulunduğunu belirterek, ''Bunlardan biri mecburi ilköğretime başlama yaşı meselesi. ''60-72 ay çağ grubunda ne kadar öğrenci var, bunu Nüfus Vatandaşlık İşleri ile Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi ile belirlemeye çalışıyoruz. Bunu bizim bilmemiz ve okullarda şube sayısını buna göre artırmamız gerekiyor'' dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, kamuoyunda ''4+4+4'' olarak bilinen ve zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran 6287 sayılı ''İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun''u onaylamasıyla Milli Eğitim Bakanlığı çalışmalarını hızlandırdı.

Bakanlık Müsteşarı Emin Zararsız, konuya ilişkin bakanlığın yaptığı çalışmaları AA muhabirine anlatırken, kanunun 30 Mart'ta TBMM'de kabul edilmesinin ertesi gününden itibaren toplantılar yaptıklarını, görev dağılımlarını gerçekleştirdiklerini anlatan Zararsız, her genel müdürlüğün bu görev dağılımı çerçevesinde çalışmalarını yoğun şekilde yürüttüğünü söyledi.

En acil konu

Çözülmesi gereken çok acil bir, iki konu bulunduğunun altını çizen Zararsız, ''En acil ve en çok da insanların kafasında soru işareti olan konu, yaş meselesi'' diye konuştu.

İlköğretime kayıtların 1 Haziran itibariyle başlayacağını belirten Zararsız, kanundaki tanımlamaya göre eylül sonu itibariyle 5 yaşını tamamlayıp, 6 yaşından gün almış kişilerin ilköğretim çağına girdiğine ilişkin bir hüküm bulunduğunu anımsattı.

Okullara kayıtların otomatik yapıldığını anımsatan Zararsız, ilköğretime, 72 aydan büyük olanların her şekilde kayıt olacağını vurguladı. 60-72 ay arasında çağ nüfusunu belirlenmesi için çalıştıklarını anlatan Zararsız,"Bu şu açıdan önemli, eğer belli bir aşaması velisinin isteğine bırakılıp, belli bir aşaması zorunlu olursa ne kadar öğrenci fazladan gelecek, bunu bizim bilmemiz gerekiyor. Okullarda şube sayısını buna göre artırmamız gerekiyor. Yok tamamı gelecekse o belli, 1 milyon 250 bin civarında yeni ilave öğrenci gelecek'' diye konuştu.

Zararsız, bu konuda genelge hazırlığı içerisinde olduklarını bildirerek, bütün valiliklere, il milli eğitim müdürlüklerine duyuru yapacaklarını kaydetti.

> MEB ‘Okula Başlama Yaşı’ için acil toplandı

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarı Emin Zararsız, zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran düzenleme kapsamında, çözülmesi gereken çok acil bir-iki konu bulunduğunu belirterek, ''Bunlardan biri mecburi ilköğretime başlama yaşı meselesi. ''60-72 ay çağ grubunda ne kadar öğrenci var, bunu Nüfus Vatandaşlık İşleri ile Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi ile belirlemeye çalışıyoruz. Bunu bizim bilmemiz ve okullarda şube sayısını buna göre artırmamız gerekiyor'' dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, kamuoyunda ''4+4+4'' olarak bilinen ve zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran 6287 sayılı ''İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun''u onaylamasıyla Milli Eğitim Bakanlığı çalışmalarını hızlandırdı.

Bakanlık Müsteşarı Emin Zararsız, konuya ilişkin bakanlığın yaptığı çalışmaları AA muhabirine anlatırken, kanunun 30 Mart'ta TBMM'de kabul edilmesinin ertesi gününden itibaren toplantılar yaptıklarını, görev dağılımlarını gerçekleştirdiklerini anlatan Zararsız, her genel müdürlüğün bu görev dağılımı çerçevesinde çalışmalarını yoğun şekilde yürüttüğünü söyledi.

En acil konu

Çözülmesi gereken çok acil bir, iki konu bulunduğunun altını çizen Zararsız, ''En acil ve en çok da insanların kafasında soru işareti olan konu, yaş meselesi'' diye konuştu.

İlköğretime kayıtların 1 Haziran itibariyle başlayacağını belirten Zararsız, kanundaki tanımlamaya göre eylül sonu itibariyle 5 yaşını tamamlayıp, 6 yaşından gün almış kişilerin ilköğretim çağına girdiğine ilişkin bir hüküm bulunduğunu anımsattı.

Okullara kayıtların otomatik yapıldığını anımsatan Zararsız, ilköğretime, 72 aydan büyük olanların her şekilde kayıt olacağını vurguladı. 60-72 ay arasında çağ nüfusunu belirlenmesi için çalıştıklarını anlatan Zararsız,"Bu şu açıdan önemli, eğer belli bir aşaması velisinin isteğine bırakılıp, belli bir aşaması zorunlu olursa ne kadar öğrenci fazladan gelecek, bunu bizim bilmemiz gerekiyor. Okullarda şube sayısını buna göre artırmamız gerekiyor. Yok tamamı gelecekse o belli, 1 milyon 250 bin civarında yeni ilave öğrenci gelecek'' diye konuştu.

Zararsız, bu konuda genelge hazırlığı içerisinde olduklarını bildirerek, bütün valiliklere, il milli eğitim müdürlüklerine duyuru yapacaklarını kaydetti.

Son Güncelleme: Perşembe, 12 Nisan 2012 14:27

Gösterim: 2256

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında 'Okul Sütü Projesi' kapsamında dağıtılacak süt için ihale yapıldı.
 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında, 'Okul Sütü Projesi' kapsamında dağıtılacak süt için ihale, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı işbirliğiyle yapıldı. İhale Komisyonu Başkanı Mustafa Kayhan, ihale komisyonunun 'Okul Sütü Projesi' kapsamında mal alım işiyle ilgili toplandıklarını belirterek, "Mal alım işimiz Kamu İhale Kanunu'nun 21. madde B bendine göre yapılmaktadır. Bakanlığımız tarafından süt üreten sanayi işletmelerinin hepsinin faaliyeti izne tabi olup kayıtları Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğümüzde mevcuttur. Genel müdürlük olarak bu firmaların isim listesi alınarak 32 adet firmanın hepsine ihaleye katılma amaçlı davetiye yazılmıştır. Aynı zamanda teknik şartname ve alım usulü web sitemizde paylaşıma açılmıştır. 32 firmadan 19 adedi ihale dokümanını idaremizden satın almıştır. Rekabete açık ve fırsat eşitliğine Sayın Bakanımızın talimatı doğrultusunda maksimum düzeyde hassasiyet gösterilmiştir. Alım işlemi kısımlara bölünerek, her bir bölge bir kısım olarak tanımlanmış ve 7 kısım şeklinde teklif imkanı sağlandığı gibi kısımlar üzerinde ülkesel potansiyele de teklif verme imkanı sağlanmıştır. İhale iki tekliften oluşuyor" diye konuştu.

İhalenin ilk bölümünde dosya adedi açıklanıp, yeterlilik incelemeleri, maliyet bedelleri ve teklifler incelendi. İhale için teklif veren firmalar, Pınar, Yavuz Blok Bims İnşaat Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti., Dimes Gıda San. Tic. Anonim Şirketi, Yörükoğlu Süt ve Süt Ürünleri San. Tic. Anonim Şirketi ile ortak girişim zarfı olan ve içinde Sütaş AŞ, Danone Tikveşli Süt Ürünleri A.Ş, Yörükler Dış Ticaret AŞ ve Tad Konserve San. A.Ş'yi barındıran Ak Gıda San. Tic. Anonim Şirketi oldu. Teklif veren Pınar firmasının teklifi, zarfta üst bilgileri olmaması nedeniyle değerlendirmeye alınmazken diğer zarfların yeterliliğinde bir sorun çıkmadı. Zarflar incelendikten sonra teklifler açıklandı.

Firma teklifleri şöyle: “Yavuz Blok Bims İnşaat Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti, İç Anadolu Bölgesi için birim süte 0,52 kuruş, 26 milyon 350 bin 275 adet süte, 13 milyon 587 bin 743 TL teklif verdi.

Dimes Gıda San. Tic. Anonim Şirketi, Ege Bölgesi için birim süte 0,50 kuruş, 19 milyon 256 bin adet süte, 9 milyon 628 bin TL teklif verdi.

Yörükoğlu Süt ve Süt Ürünleri San. Tic. Anonim Şirketi, Akdeniz Bölgesi için birim süte 0,52 kuruş, 21 milyon 650 bin 400 adet süte, 11 milyon 258 bin 208 TL teklif verdi.

Ak Gıda San. Tic. Anonim Şirketi, Marmara Bölgesi için birim süte 0,48 kuruş, 45 milyon 508 bin 400 adet süte, 21 milyon 844 bin 32 TL teklif verdi.”

Teklif sonuçları kapalı oturumda değerlendirilip daha sonra açıklanacak.

> Okul Sütü ihalesi tamamlandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında 'Okul Sütü Projesi' kapsamında dağıtılacak süt için ihale yapıldı.
 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında, 'Okul Sütü Projesi' kapsamında dağıtılacak süt için ihale, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı işbirliğiyle yapıldı. İhale Komisyonu Başkanı Mustafa Kayhan, ihale komisyonunun 'Okul Sütü Projesi' kapsamında mal alım işiyle ilgili toplandıklarını belirterek, "Mal alım işimiz Kamu İhale Kanunu'nun 21. madde B bendine göre yapılmaktadır. Bakanlığımız tarafından süt üreten sanayi işletmelerinin hepsinin faaliyeti izne tabi olup kayıtları Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğümüzde mevcuttur. Genel müdürlük olarak bu firmaların isim listesi alınarak 32 adet firmanın hepsine ihaleye katılma amaçlı davetiye yazılmıştır. Aynı zamanda teknik şartname ve alım usulü web sitemizde paylaşıma açılmıştır. 32 firmadan 19 adedi ihale dokümanını idaremizden satın almıştır. Rekabete açık ve fırsat eşitliğine Sayın Bakanımızın talimatı doğrultusunda maksimum düzeyde hassasiyet gösterilmiştir. Alım işlemi kısımlara bölünerek, her bir bölge bir kısım olarak tanımlanmış ve 7 kısım şeklinde teklif imkanı sağlandığı gibi kısımlar üzerinde ülkesel potansiyele de teklif verme imkanı sağlanmıştır. İhale iki tekliften oluşuyor" diye konuştu.

İhalenin ilk bölümünde dosya adedi açıklanıp, yeterlilik incelemeleri, maliyet bedelleri ve teklifler incelendi. İhale için teklif veren firmalar, Pınar, Yavuz Blok Bims İnşaat Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti., Dimes Gıda San. Tic. Anonim Şirketi, Yörükoğlu Süt ve Süt Ürünleri San. Tic. Anonim Şirketi ile ortak girişim zarfı olan ve içinde Sütaş AŞ, Danone Tikveşli Süt Ürünleri A.Ş, Yörükler Dış Ticaret AŞ ve Tad Konserve San. A.Ş'yi barındıran Ak Gıda San. Tic. Anonim Şirketi oldu. Teklif veren Pınar firmasının teklifi, zarfta üst bilgileri olmaması nedeniyle değerlendirmeye alınmazken diğer zarfların yeterliliğinde bir sorun çıkmadı. Zarflar incelendikten sonra teklifler açıklandı.

Firma teklifleri şöyle: “Yavuz Blok Bims İnşaat Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti, İç Anadolu Bölgesi için birim süte 0,52 kuruş, 26 milyon 350 bin 275 adet süte, 13 milyon 587 bin 743 TL teklif verdi.

Dimes Gıda San. Tic. Anonim Şirketi, Ege Bölgesi için birim süte 0,50 kuruş, 19 milyon 256 bin adet süte, 9 milyon 628 bin TL teklif verdi.

Yörükoğlu Süt ve Süt Ürünleri San. Tic. Anonim Şirketi, Akdeniz Bölgesi için birim süte 0,52 kuruş, 21 milyon 650 bin 400 adet süte, 11 milyon 258 bin 208 TL teklif verdi.

Ak Gıda San. Tic. Anonim Şirketi, Marmara Bölgesi için birim süte 0,48 kuruş, 45 milyon 508 bin 400 adet süte, 21 milyon 844 bin 32 TL teklif verdi.”

Teklif sonuçları kapalı oturumda değerlendirilip daha sonra açıklanacak.

Son Güncelleme: Perşembe, 12 Nisan 2012 13:43

Gösterim: 2061

ABD'de yüzlerce okulda, düzeni sağlamak için bahçe ve koridorlarda polis memurları görev yapıyor. Fakat, bazı aileler, polisin varlığının giderek daha fazla sayıda çocuğun, sınıftaki küçük kabahatlerinden dolayı kendileri yargıç önünde bulmasına neden olduğunu söylüyor.

Siyah cübbesiyle iki Amerikan bayrağının arasında oturan yargıç John Sholden isimleri okuyor.

Karşısında okulu "astığı" için yargılanan çocuklar ve aileleri var.

Teksas eyaletine bağlı Dallas kentinde mazeretsiz okula gelmeyenler ya da sürekli geç gelenler okul mahkemelerinde 500 dolara kadar para cezası alabiliyor.

Yargıç Sholden, öğrencilerin yargılandıkları "C sınıfı" bu suçun trafikte dur işaretine uymamak gibi bir suç olduğunu söylüyor. Öğrencilere ceza olarak bazen ödev de verilebiliyor.

Okullarda disiplini sağlamak için mahkemelerden yararlanılması tüm Teksas'ta yaygın bir uygulama.

Yılda 300 bin öğrenciye ceza

Son bir araştırmaya göre, "C sınıfı" suçlardan yılda ortalama 300 bin öğrenci ceza alıyor.

Cezaların çoğunun sınıfın huzurunu bozmak, okula gelmemek gibi suçlar ve diğer kabahatler nedeniyle verildiği belirtiliyor.

Düşük ve orta gelirli ailelerin oluşturduğu Texas Organizing Project adlı gruptan Alison Brim, bazen çok küçük disiplin suçlarının bile okulda görevli polis memurlarına bildirildiğine dikkat çekiyor.

Brim, "Okulda tahtaya fosforlu kalemle adını yazdığı için kızı ağır suç kapsamında cezalandırılan bir anneye bile rastladım" diyor:

"Her lisede polis var. Dallas'ta okullardan sorumlu idari birim, her yıl okulların güvenliği ve izlenmesi için 20 milyon dolar harcıyor."

Bazıları güvenliğin sağlanmasından memnun olsa da, polisin rolünün artması, okul disipliniyle ceza adaleti sistemi arasındaki ayrımın kaybolmaya başladığına dikkat çekiliyor.

Sınıfta sorun çıkaran çocuğun polise bildirilmesi halinde, konunun mahkemeye taşınması olasılığı artıyor.

Yerel okullarda gönüllü olarak çalışan emekli öğretmen Dortothy Robinson, ömrünün 50 yılının çocuklarla iç içe geçtiğini söylüyor.

Okullardaki disiplin suçlarının hüküm giymeye kadar varmasından üzüntü duyduğunu belirten Robinson, "Yanlış kemer taktığı için, tenis ayakkabısı söylenen renkte olmadığı için ceza alan çocuklar var. Cezaların çoğunluğu bunun gibi aptalca sebeplerden veriliyor. Bunlar çocukların doğalından yaptığı şeyler; derste konuşmak, biraz yaramaz olmak gibi." diyor.

Robinson eskiden polisin ihtiyaten okulda bulunduğunu ancak şimdi memurların sürekli öğrencilere müdahale ettiğini vurguluyor.

Ne kadar etkili?

Teksas eyalet meclisi üyesi Jerry Madden, eyalet hapishanelerinde okullardan gelen suçluların sayısının artması üzerine yaptıkları incelemede çocuklarının çoğunun basit kuralları ihlal ettiği buralara geldiğini gördüklerini belirterek, örneğin üniforma kurallarını çiğnemek küçük kabahatleri "C sınıfı" suçlar kapsamında değerlendirilmemesine yönelik bir yasa çıkarttıklarını söylüyor.

Ancak bu yasa 2007'de geçmesine rağmen hala çok sayıda öğrenci, kolye taktığı ya da küfrettiği için ceza alıyor.

Geçen yıl disiplin cezaları konusunda "sıfır hoşgörü" kuralı uygulayan bir okula giden 13 yaşındaki Joseph Wallace gömleğini içine sokmadığı için ceza alan arkadaşları olduğunu anlatıyor.

Ancak mahkemeye gönderilme tehdidi disiplini sağlamada istenen sonucu vermiyor.

7 öğrenciden biri mahkemelik

Wallace, "Mahkemeden gelen kağıdı yırtıp cezalarını ödemeyen çocuklar gördüm. Bir ay sonra polis gelip onları hapse götürdü" diyor.

Mahkemeye rağmen aynı suçların defalarca işlendiği örnekler var. Örneğin John Sholden'in önündeki gençlerden biri olan 17 yaşındaki Scott, okulu "kırdığı" için dördüncü kez buraya geliyor. Dişlerinde teller olan ve bol kot pantolon giyen Scott, cezası 2500 doları bulmasına rağmen okula geri dönmeyi düşünmediğini söylüyor.

Abisi de aynı suçtan ceza almış ve şimdi yetişkinlerin tutulduğu bir hapishanede.

Scott, abisiyle aynı kaderi paylaşmak istemediğini söylüyor.

Ancak her yedi öğrenciden birinin mahkemelik olduğu Teksas'ta Scott'un işi kolay görünmüyor.

(bbc)

> Gömleğini içine sokmayan öğrenciye hapis!

ABD'de yüzlerce okulda, düzeni sağlamak için bahçe ve koridorlarda polis memurları görev yapıyor. Fakat, bazı aileler, polisin varlığının giderek daha fazla sayıda çocuğun, sınıftaki küçük kabahatlerinden dolayı kendileri yargıç önünde bulmasına neden olduğunu söylüyor.

Siyah cübbesiyle iki Amerikan bayrağının arasında oturan yargıç John Sholden isimleri okuyor.

Karşısında okulu "astığı" için yargılanan çocuklar ve aileleri var.

Teksas eyaletine bağlı Dallas kentinde mazeretsiz okula gelmeyenler ya da sürekli geç gelenler okul mahkemelerinde 500 dolara kadar para cezası alabiliyor.

Yargıç Sholden, öğrencilerin yargılandıkları "C sınıfı" bu suçun trafikte dur işaretine uymamak gibi bir suç olduğunu söylüyor. Öğrencilere ceza olarak bazen ödev de verilebiliyor.

Okullarda disiplini sağlamak için mahkemelerden yararlanılması tüm Teksas'ta yaygın bir uygulama.

Yılda 300 bin öğrenciye ceza

Son bir araştırmaya göre, "C sınıfı" suçlardan yılda ortalama 300 bin öğrenci ceza alıyor.

Cezaların çoğunun sınıfın huzurunu bozmak, okula gelmemek gibi suçlar ve diğer kabahatler nedeniyle verildiği belirtiliyor.

Düşük ve orta gelirli ailelerin oluşturduğu Texas Organizing Project adlı gruptan Alison Brim, bazen çok küçük disiplin suçlarının bile okulda görevli polis memurlarına bildirildiğine dikkat çekiyor.

Brim, "Okulda tahtaya fosforlu kalemle adını yazdığı için kızı ağır suç kapsamında cezalandırılan bir anneye bile rastladım" diyor:

"Her lisede polis var. Dallas'ta okullardan sorumlu idari birim, her yıl okulların güvenliği ve izlenmesi için 20 milyon dolar harcıyor."

Bazıları güvenliğin sağlanmasından memnun olsa da, polisin rolünün artması, okul disipliniyle ceza adaleti sistemi arasındaki ayrımın kaybolmaya başladığına dikkat çekiliyor.

Sınıfta sorun çıkaran çocuğun polise bildirilmesi halinde, konunun mahkemeye taşınması olasılığı artıyor.

Yerel okullarda gönüllü olarak çalışan emekli öğretmen Dortothy Robinson, ömrünün 50 yılının çocuklarla iç içe geçtiğini söylüyor.

Okullardaki disiplin suçlarının hüküm giymeye kadar varmasından üzüntü duyduğunu belirten Robinson, "Yanlış kemer taktığı için, tenis ayakkabısı söylenen renkte olmadığı için ceza alan çocuklar var. Cezaların çoğunluğu bunun gibi aptalca sebeplerden veriliyor. Bunlar çocukların doğalından yaptığı şeyler; derste konuşmak, biraz yaramaz olmak gibi." diyor.

Robinson eskiden polisin ihtiyaten okulda bulunduğunu ancak şimdi memurların sürekli öğrencilere müdahale ettiğini vurguluyor.

Ne kadar etkili?

Teksas eyalet meclisi üyesi Jerry Madden, eyalet hapishanelerinde okullardan gelen suçluların sayısının artması üzerine yaptıkları incelemede çocuklarının çoğunun basit kuralları ihlal ettiği buralara geldiğini gördüklerini belirterek, örneğin üniforma kurallarını çiğnemek küçük kabahatleri "C sınıfı" suçlar kapsamında değerlendirilmemesine yönelik bir yasa çıkarttıklarını söylüyor.

Ancak bu yasa 2007'de geçmesine rağmen hala çok sayıda öğrenci, kolye taktığı ya da küfrettiği için ceza alıyor.

Geçen yıl disiplin cezaları konusunda "sıfır hoşgörü" kuralı uygulayan bir okula giden 13 yaşındaki Joseph Wallace gömleğini içine sokmadığı için ceza alan arkadaşları olduğunu anlatıyor.

Ancak mahkemeye gönderilme tehdidi disiplini sağlamada istenen sonucu vermiyor.

7 öğrenciden biri mahkemelik

Wallace, "Mahkemeden gelen kağıdı yırtıp cezalarını ödemeyen çocuklar gördüm. Bir ay sonra polis gelip onları hapse götürdü" diyor.

Mahkemeye rağmen aynı suçların defalarca işlendiği örnekler var. Örneğin John Sholden'in önündeki gençlerden biri olan 17 yaşındaki Scott, okulu "kırdığı" için dördüncü kez buraya geliyor. Dişlerinde teller olan ve bol kot pantolon giyen Scott, cezası 2500 doları bulmasına rağmen okula geri dönmeyi düşünmediğini söylüyor.

Abisi de aynı suçtan ceza almış ve şimdi yetişkinlerin tutulduğu bir hapishanede.

Scott, abisiyle aynı kaderi paylaşmak istemediğini söylüyor.

Ancak her yedi öğrenciden birinin mahkemelik olduğu Teksas'ta Scott'un işi kolay görünmüyor.

(bbc)

Son Güncelleme: Perşembe, 12 Nisan 2012 11:31

Gösterim: 1616

"YGS'deki şifre" iddialarıyla ilgili ÖSYM Başkanı hakkında soruşturma izni verilmemesi kararının kaldırılmasına yapılan itiraz reddedildi.

''YGS'deki şifre'' iddialarıyla ilgili, YÖK'ün, ÖSYM Başkanı Ali Demir'in de arasında bulunduğu 17 kişi hakkında soruşturma izni vermemesi kararının kaldırılması istemiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yaptığı itiraz, Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nce reddedildi.

''YGS'deki şifre'' iddialarına ilişkin soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan, ÖSYM Başkanı Demir ile 2011 YGS'de sorumluluğu bulunan bazı kişiler hakkında, YÖK'ten soruşturma izni talep etmişti.

YÖK Genel Kurulu ise soruşturma izni talebini oy çokluğuyla reddetmişti. Ret kararında, ''cezai sorumluluğun (görevin kötüye kullanılması) şartları oluşmadığından'' soruşturma talebinin reddine karar verildiği belirtilmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Sakınan, YÖK Genel Kurulu'nun bu kararının kaldırılması için Danıştay'a itirazda bulunmuştu.

İtirazı inceleyen Danıştay 1. Dairesi, konunun Bölge İdare Mahkemesi'nin yetkisi dahilinde bulunduğu gerekçesiyle, itirazı buraya göndermişti.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi, itiraz başvurusunu reddetti. Bölge İdare Mahkemesi'nin kararı kesin nitelik taşıyor.

> YGS’nin şifreleri çözülemiyor

"YGS'deki şifre" iddialarıyla ilgili ÖSYM Başkanı hakkında soruşturma izni verilmemesi kararının kaldırılmasına yapılan itiraz reddedildi.

''YGS'deki şifre'' iddialarıyla ilgili, YÖK'ün, ÖSYM Başkanı Ali Demir'in de arasında bulunduğu 17 kişi hakkında soruşturma izni vermemesi kararının kaldırılması istemiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yaptığı itiraz, Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nce reddedildi.

''YGS'deki şifre'' iddialarına ilişkin soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan, ÖSYM Başkanı Demir ile 2011 YGS'de sorumluluğu bulunan bazı kişiler hakkında, YÖK'ten soruşturma izni talep etmişti.

YÖK Genel Kurulu ise soruşturma izni talebini oy çokluğuyla reddetmişti. Ret kararında, ''cezai sorumluluğun (görevin kötüye kullanılması) şartları oluşmadığından'' soruşturma talebinin reddine karar verildiği belirtilmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Sakınan, YÖK Genel Kurulu'nun bu kararının kaldırılması için Danıştay'a itirazda bulunmuştu.

İtirazı inceleyen Danıştay 1. Dairesi, konunun Bölge İdare Mahkemesi'nin yetkisi dahilinde bulunduğu gerekçesiyle, itirazı buraya göndermişti.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi, itiraz başvurusunu reddetti. Bölge İdare Mahkemesi'nin kararı kesin nitelik taşıyor.

Son Güncelleme: Perşembe, 12 Nisan 2012 13:32

Gösterim: 1940

53 yaşında hayatını kaybeden Meral Okay'ın, mal varlığını Prof. Ali Nesin'in başında olduğu İzmir'deki Matematik Köyü'ne bağışladığı öğrenildi.

Yaşama veda eden senarist, söz yazarı ve oyuncu Meral Okay, mal varlığını İzmir Selçuk Şirince'deki Matematik Köyü'ne bağışladı. Çocuğu bulunmayan Okay'ın mallarını bıraktığı ve kısa süre önce maddi imkansızlıklar nedeniyle kapatılma tehlikesi yaşayan köyün başında Prof. Dr. Ali Nesin bulunuyor. 1995 yılında ölen Aziz Nesin tarafından kurulan Nesin Vakfı'na bağlı olarak faaliyet gösteren köyde, ünlü matematikçiler 7'den 70'e herkese ücretsiz eğitim veriyor.

Bu arada, imzasını attığı işlerle televizyon sektöründe çığır açan Okay'ın, masasında 3 projeyi bırakarak aramızdan ayrıldığı öğrenildi. Okay'ın, "Allah uzun ömür verirse yazmayı çok isterim" dediği Sultan Abdülhamid dönemi ile Ahmet Altan'ın 'Kılıç Yarası' ve 'İsyan Günleri'nde Aşk' romanlarını senaryolaştırmak üzerinde çalıştığı belirtildi.

(radikal)

> Mirasının tümünü Matematik Köy’üne bağışladı

53 yaşında hayatını kaybeden Meral Okay'ın, mal varlığını Prof. Ali Nesin'in başında olduğu İzmir'deki Matematik Köyü'ne bağışladığı öğrenildi.

Yaşama veda eden senarist, söz yazarı ve oyuncu Meral Okay, mal varlığını İzmir Selçuk Şirince'deki Matematik Köyü'ne bağışladı. Çocuğu bulunmayan Okay'ın mallarını bıraktığı ve kısa süre önce maddi imkansızlıklar nedeniyle kapatılma tehlikesi yaşayan köyün başında Prof. Dr. Ali Nesin bulunuyor. 1995 yılında ölen Aziz Nesin tarafından kurulan Nesin Vakfı'na bağlı olarak faaliyet gösteren köyde, ünlü matematikçiler 7'den 70'e herkese ücretsiz eğitim veriyor.

Bu arada, imzasını attığı işlerle televizyon sektöründe çığır açan Okay'ın, masasında 3 projeyi bırakarak aramızdan ayrıldığı öğrenildi. Okay'ın, "Allah uzun ömür verirse yazmayı çok isterim" dediği Sultan Abdülhamid dönemi ile Ahmet Altan'ın 'Kılıç Yarası' ve 'İsyan Günleri'nde Aşk' romanlarını senaryolaştırmak üzerinde çalıştığı belirtildi.

(radikal)

Son Güncelleme: Perşembe, 12 Nisan 2012 11:14

Gösterim: 3962


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.