Abdullah Gül Üniversitesi, beyin göçünü tersine çeviriyor
- Ayrıntılar
- Kategori: Üniversiteler
- Perşembe, 07 Ağustos 2014 16:45 tarihinde oluşturuldu
Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ), Türkiye'de yeterli imkan bulamadığı için yıllar önce yurt dışına giden bilim insanlarını getirerek, beyin göçünü tersine çeviriyor.
AGÜ Rektörü Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversite olarak önlerine çok büyük hedef koyduklarını ve bu hedeflere ulaşabilmek için de güçlü ve kaliteli bir kadro oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.
Sabuncuoğlu, 3 fakülte 7 bölümde 260 öğrencinin eğitim gördüğü AGÜ'de kaliteli eğitimden ödün vermemek için kontenjanları sınırlı tuttuklarını belirtti.
20 olan öğretim üyesi ve okutman kadrosunu son 1,5 yılda 60'a yükselttiklerini ifade eden Sabuncuoğlu, öğretim üyelerinin büyük bir kısmının yurt dışından gelen yabancı ve Türk bilim adamlarından oluştuğunu vurguladı.
AGÜ'de tersine beyin göçünün en iyi örneğini gösterdiklerini belirten Sabuncuoğlu, şunları kaydetti:
"Daha iyi eğitim alabilmek ve araştırma yapabilmek için Türkiye'den yurt dışına giden kaliteli bilim insanlarını vakfımızın da yardımıyla üniversitemize, ülkemize kazandırıyoruz. 1,5 yıl içinde aramıza katılan öğretim üyesi arkadaşlarımızın çoğu yurt dışından geldi. Bunlar Türkiye'nin gerek eğitimine, gerekse iş ve sanayi dünyasına katkı sağlayacaklar. 2023 yılına geldiğimizde öğrenci sayımız 7-8 bine ulaşacak. 300 civarında öğretim üyesi olacak. Daha fazla sesimiz duyulacak, daha önemli işleri yapmış olacağız."
Yurt dışından gelen bilim insanlarının nanoteknoloji, moleküler biyoloji ile bilgisayar, endüstri, elektrik-elektronik, makine ve inşaat mühendislikleri alanlarında eğitim vereceğini anlatan Sabuncuoğlu, açtıkları hemen her bölüme dünyada saygın, alanında kaliteli hocaları kazandırmaya çalıştıklarını vurguladı.
Sabuncuoğlu, üniversitenin 15 yıllık bir master planı olduğunu, büyümeyi bu plan çerçevesinde gerçekleştirdiklerini ifade ederek, iyi insan gücü, iyi öğretim üyesi neredeyse ordan eleman alarak istihdam ettiklerini kaydetti.
İyi imkanlar sunulursa bilim adamları Türkiye'ye döner
2014 yılında Biyomühendislik Bölümü de açarak farklı alanlarda mühendis yetiştirmeye başlayacaklarını belirten Sabuncuoğlu, şöyle devam etti:
"Ülke olarak bir genci yetiştirebilmek için 22-23 sene emek sarfediyor, iyi okullarda okutuyoruz. Sonra bu gençler 4-5 yıllığına yüksek lisans veya doktora çalışmaları için Avrupa'ya, Amerika'ya veya Uzak Doğu ülkelerine gidiyor. Tam meyvesini alacak noktaya geldiğimizde bu gençler yurt dışında kalıyor. Dolayısıyla bütün yatırımlar yabancı ülkeler için yapılmış yatırıma dönüşüyor. Bizim gibi iddialı ve kaliteli üniversite sayısı artarsa, bu üniversiteler de öğretim üyelerine, öğrencilerine iyi imkanlar sunabilirse iyi yetişmiş insanlar Türkiye'ye döner. Biraz realist olalım. 'Benim ülkem en güzel ülke', 'vatan, millet, Sakarya' diyerek ülkelerine dönmüyorlar. Kabul edelim etmeyelim insanların ekonomik ve gelecek kaygıları var. Türkiye'ye dönmek onlar için avantajlıysa dönüyorlar, değilse bulundukları ülkelerde kalıyor, tatil için geliyorlar."
Üniversite olarak öğretim üyelerine en iyi bilimsel araştırma olanakları sunduklarını ifade eden Sabuncuoğlu, bilim insanlarını ülkeye çekmek için birçok vakıf üniversitesinden daha iyi maaş politikası uyguladıklarını sözlerine ekledi.
YASAL UYARI:
Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
İLGİLİ HABERLER
-
Tehdit altındaki akademisyenleri desteklemek için yeni AB fonlu program
-
Meslek yüksekokullarında puanlar yükseldi doluluk yüzde 100 oldu
-
YÖK Başkanı: Tıp fakültelerinde 120 bin öğrencimiz okuyor
-
44 Yıllık Tecrübesiyle Uluslararası Final Üniversitesi
-
KOSTÜ, Esnek Eğitim Modeli ile öğrencileri geleceğin dünyasına hazırlıyor
-
Üniversiteliler 'fon' için yarışacak
-
YÖK: Üniversite kampüslerinde çok dilli tabelalar yaygınlaştırılmalı
-
Uluslararası Final Üniversitesi iş garantili programlarıyla öne çıkıyor
-
Prof. Dr. İrfan Erdoğan’dan çağrı: Yeni asırda yeni ve özgün bir Türk Pedagojisi üretmek durumundayız
-
Yükseköğretimde önceliğimiz sistemi ayakta tutmak olmalı


