Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Milliyet Yazarı Derya Sazak’ın bugünkü yazısı.

Milliyet Yazarı Derya Sazak8 yıllık kesintisiz eğitime son veren yasa teklifi Meclis’e geldiğinde AKP’nin hedefinin “28 Şubat süreci”nde kapatılan imam hatiplerin orta kısmını yeniden açmak olduğu belirtilmişti.

Başbakan Erdoğan, “4+4+4” şeklinde kademelendirilen 12 yıllık zorunlu eğitim yasası Meclis’ten geçtikten sonra AKP’li milletvekillerine “Sizler bugün Türkiye’de bir dönemi kapattınız. 28 Şubat’ın son izlerini de sildiniz” diye teşekkür etti.

TBMM’den geçen yasayla bir başka uygulamanın da önü açıldı.

İlköğretimin ikinci kademesinde Kuran-ı Kerim ve Hz. Peygamberin hayatı “seçmeli ders” olarak okutulacak.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Müslüman bir ülkede herhangi bir insanın isteğine bağlı olarak çağdaş okul ortamında İslam dininin en temel kaynağı olan Kuran-ı Kerim’i ve anlamını öğrenme talebi kadar makul, masum bir talep olamaz. Din eğitimi konusunu, asla bir ayrışma ve bir tartışma konusu haline getirmemeliyiz.

88 yıldır zaten bir takım vehimler, korkular, endişeler sebebiyle toplum olarak birbirimizi üzdük, birtakım gönül kırgınlıklarına yol açtık. Bunları tekrarlamamız doğru değil” diyor.

Diyanet İşleri Başkanı’nın sözleri Başbakan’ın 28 Şubat’la ilgili değerlendirmesini 88 yıl önceye, Cumhuriyet’in kuruluşuna götürüyor. CHP’nin da itirazı buna; bir “rövanş” söz konusuysa “Cumhuriyet’ten rövanş alınıyor!”

Üstelik Alevilerle ilgili hiçbir düzenleme yapılmaksızın.

Başbakan Erdoğan ise daha ilk günden, CHP liderine “Kemal Efendi sen torununu oraya gönderme, gerek yok, isteğe bağlı. İster gönderirsin, ister göndermezsin rahat ol. Cebren yok” diye meydan okuyor.

Sözlerinin 28 Şubat bölümünde ise Erdoğan, “Bırakın okulları, camiye gönderemiyorsun o yasaklandı” diye konuşuyor.

Din meselesi olunca merkez sağ-muhafazakâr iktidarların “mağduriyet” söylemi -1930-40’ları saymazsak- altmış yıldır değişmiyor. Köy Enstitüleri Sovyet modeline benzetilerek devletçe kapatılmamış mıydı?

CHP ve SHP’nin zayıf koalisyon dönemleri hariç Türkiye’yi 60 yıldır merkez sağ-muhafazakâr iktidarlar yönetiyor.

Darbeler de 1980’lere dek “sol”u ezdiği için Menderes’li, Demirel’li, Erbakan’lı hükümet modellerinde insanları dininden alıkoyan uygulamalar bir yana imam hatipler çığ gibi büyüdü. Ama sağ siyaset din meselesini hep sömürdü. 12 Eylül rejimi zorunlu din dersi getirdi.

AKP de şimdi, “dindar gençlik yetiştireceğiz” diye 9-10 yaşındaki çocuklara Kuran-ı Kerim öğretilmesini istiyor. Dersler -şimdilik- seçmeli ama bu din sömürüsü yarışı sürdükçe, ilerde zorunlu hale de getirilebilir.

Çocuklar ailelerinden bağımsız bu seçimi özgürce nasıl yapacaklar o da tartışmalı.  

Başbakan Erdoğan, “ustalık” dönemi diye adlandırdığı üçüncü periyodda partisinin “muhafazakâr” rengini iyice belli etti. Demokratlık ve hoşgörünün yerini ise otoriter renkler alıyor.

Sıra Anayasa’yı değiştirmeye geldi.

(Derya Sazak-milliyet)

> Din eğitimi

Milliyet Yazarı Derya Sazak’ın bugünkü yazısı.

Milliyet Yazarı Derya Sazak8 yıllık kesintisiz eğitime son veren yasa teklifi Meclis’e geldiğinde AKP’nin hedefinin “28 Şubat süreci”nde kapatılan imam hatiplerin orta kısmını yeniden açmak olduğu belirtilmişti.

Başbakan Erdoğan, “4+4+4” şeklinde kademelendirilen 12 yıllık zorunlu eğitim yasası Meclis’ten geçtikten sonra AKP’li milletvekillerine “Sizler bugün Türkiye’de bir dönemi kapattınız. 28 Şubat’ın son izlerini de sildiniz” diye teşekkür etti.

TBMM’den geçen yasayla bir başka uygulamanın da önü açıldı.

İlköğretimin ikinci kademesinde Kuran-ı Kerim ve Hz. Peygamberin hayatı “seçmeli ders” olarak okutulacak.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Müslüman bir ülkede herhangi bir insanın isteğine bağlı olarak çağdaş okul ortamında İslam dininin en temel kaynağı olan Kuran-ı Kerim’i ve anlamını öğrenme talebi kadar makul, masum bir talep olamaz. Din eğitimi konusunu, asla bir ayrışma ve bir tartışma konusu haline getirmemeliyiz.

88 yıldır zaten bir takım vehimler, korkular, endişeler sebebiyle toplum olarak birbirimizi üzdük, birtakım gönül kırgınlıklarına yol açtık. Bunları tekrarlamamız doğru değil” diyor.

Diyanet İşleri Başkanı’nın sözleri Başbakan’ın 28 Şubat’la ilgili değerlendirmesini 88 yıl önceye, Cumhuriyet’in kuruluşuna götürüyor. CHP’nin da itirazı buna; bir “rövanş” söz konusuysa “Cumhuriyet’ten rövanş alınıyor!”

Üstelik Alevilerle ilgili hiçbir düzenleme yapılmaksızın.

Başbakan Erdoğan ise daha ilk günden, CHP liderine “Kemal Efendi sen torununu oraya gönderme, gerek yok, isteğe bağlı. İster gönderirsin, ister göndermezsin rahat ol. Cebren yok” diye meydan okuyor.

Sözlerinin 28 Şubat bölümünde ise Erdoğan, “Bırakın okulları, camiye gönderemiyorsun o yasaklandı” diye konuşuyor.

Din meselesi olunca merkez sağ-muhafazakâr iktidarların “mağduriyet” söylemi -1930-40’ları saymazsak- altmış yıldır değişmiyor. Köy Enstitüleri Sovyet modeline benzetilerek devletçe kapatılmamış mıydı?

CHP ve SHP’nin zayıf koalisyon dönemleri hariç Türkiye’yi 60 yıldır merkez sağ-muhafazakâr iktidarlar yönetiyor.

Darbeler de 1980’lere dek “sol”u ezdiği için Menderes’li, Demirel’li, Erbakan’lı hükümet modellerinde insanları dininden alıkoyan uygulamalar bir yana imam hatipler çığ gibi büyüdü. Ama sağ siyaset din meselesini hep sömürdü. 12 Eylül rejimi zorunlu din dersi getirdi.

AKP de şimdi, “dindar gençlik yetiştireceğiz” diye 9-10 yaşındaki çocuklara Kuran-ı Kerim öğretilmesini istiyor. Dersler -şimdilik- seçmeli ama bu din sömürüsü yarışı sürdükçe, ilerde zorunlu hale de getirilebilir.

Çocuklar ailelerinden bağımsız bu seçimi özgürce nasıl yapacaklar o da tartışmalı.  

Başbakan Erdoğan, “ustalık” dönemi diye adlandırdığı üçüncü periyodda partisinin “muhafazakâr” rengini iyice belli etti. Demokratlık ve hoşgörünün yerini ise otoriter renkler alıyor.

Sıra Anayasa’yı değiştirmeye geldi.

(Derya Sazak-milliyet)

Son Güncelleme: Pazar, 01 Nisan 2012 09:34

Gösterim: 2174

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanuna ilişkin, "Emeği geçen her milletvekiline ve siyasi partiye teşekkür ediyorum" dedi.

devlet_bahceliMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanunla ilgili yazılı açıklamasında, MHP'nin söz konusu teklifin gündeme gelmesinden itibaren ilkeli, tavizsiz ve donanımlı itirazlar yaptığını belirtti.
Bahçeli,''MHP, AKP'nin uzlaşmadan kaçan, diyalogu dışlayan, sinsi niyetlerini meşrulaştıran ve dayatmacı anlayışına esastan ve usulden karşı çıkmıştır. Eleştirilerini sıralamış ve kanun teklifinin muhteviyatındaki mahsurları yeri ve zamanı geldiğinde tüm açıklığıyla muhataplarına bildirmiştir'' ifadesini kullandı.
MHP'nin milletin milli ve manevi hasletlerinin muhafaza edilmesi için elinden gelen çabayı gösterdiğini ve şahsiyetli bir siyasi tutum izlediğini kaydeden Bahçeli, ''Bu kapsamda ortaokul ve liselerde Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin hayatının isteğe bağlı ders olarak okutulması ve imam hatip liselerinin orta kısmının tekrardan açılması Milliyetçi Hareket Partisi'nin samimi gayret ve destekleriyle hayat bulmuştur'' ifadesine yer verdi.
Temel eğitim içinde isteyen ve dileyen herkesin dininin ve inançlarının gereğini tam ve eksiksiz öğrenmesinin ve bu konudaki taleplerinin karşılanmasının, her şeyden önce devletin zorunlu görevi olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:
''Konuyla ilgili AKP'nin baştan soğuk ve mesafeli tavrı, partimizin kararlı tutumuyla aşılmış ve iktidar partisi de kendi önergesini vererek önemli bir eşik bu şekilde aşılmıştır. Eğitim sistemiyle ilgili yeni düzenlemenin en olumlu ve hayırlı yönü ise şüphesiz bu husus olmuştur. Bu konuda emeği ve katkısı geçen her milletvekiline ve siyasi partiye içtenlikle teşekkür ediyor, yeni uygulamanın aziz milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.''

> MHP Lideri de 4+4+4 Yasası için teşekkür etti

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanuna ilişkin, "Emeği geçen her milletvekiline ve siyasi partiye teşekkür ediyorum" dedi.

devlet_bahceliMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanunla ilgili yazılı açıklamasında, MHP'nin söz konusu teklifin gündeme gelmesinden itibaren ilkeli, tavizsiz ve donanımlı itirazlar yaptığını belirtti.
Bahçeli,''MHP, AKP'nin uzlaşmadan kaçan, diyalogu dışlayan, sinsi niyetlerini meşrulaştıran ve dayatmacı anlayışına esastan ve usulden karşı çıkmıştır. Eleştirilerini sıralamış ve kanun teklifinin muhteviyatındaki mahsurları yeri ve zamanı geldiğinde tüm açıklığıyla muhataplarına bildirmiştir'' ifadesini kullandı.
MHP'nin milletin milli ve manevi hasletlerinin muhafaza edilmesi için elinden gelen çabayı gösterdiğini ve şahsiyetli bir siyasi tutum izlediğini kaydeden Bahçeli, ''Bu kapsamda ortaokul ve liselerde Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin hayatının isteğe bağlı ders olarak okutulması ve imam hatip liselerinin orta kısmının tekrardan açılması Milliyetçi Hareket Partisi'nin samimi gayret ve destekleriyle hayat bulmuştur'' ifadesine yer verdi.
Temel eğitim içinde isteyen ve dileyen herkesin dininin ve inançlarının gereğini tam ve eksiksiz öğrenmesinin ve bu konudaki taleplerinin karşılanmasının, her şeyden önce devletin zorunlu görevi olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:
''Konuyla ilgili AKP'nin baştan soğuk ve mesafeli tavrı, partimizin kararlı tutumuyla aşılmış ve iktidar partisi de kendi önergesini vererek önemli bir eşik bu şekilde aşılmıştır. Eğitim sistemiyle ilgili yeni düzenlemenin en olumlu ve hayırlı yönü ise şüphesiz bu husus olmuştur. Bu konuda emeği ve katkısı geçen her milletvekiline ve siyasi partiye içtenlikle teşekkür ediyor, yeni uygulamanın aziz milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.''

Son Güncelleme: Cumartesi, 31 Mart 2012 23:30

Gösterim: 1936

Başbakan Erdoğan, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanunla ilgili, "Dün, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir kez daha tarih yazdı" dedi.

tayyip_erdoganBaşbakan Erdoğan, Türk İşadamları ve Sanayicileri Konfederasyonu (TUSKON) 4. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, ''Eminim sizler de yakından takip ettiniz. Dün, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir kez daha tarih yazdı, bir kez daha egemenliğin millete ait olduğunu, altını kalın çizgilerle teyit etti. 28 Şubat sürecinin en önemli izi, dün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin hür iradesiyle ortadan kaldırıldı. Dün, genel kurulda, dayatma değil, faşizan baskı değil, tehdit değil, hür irade, millet iradesi, demokrasi galip geldi ve millet egemenliği bir kez daha anlam kazandı. Duvarındaki 'Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir' ifadesi ilk defa yerini buldu. Çünkü çoğu kez o ifadeye rağmen bir şeyler yapılıyordu. Ancak şimdi ona rağmen yapılamadı. Milletin iradesi tecelli etti. Statükonun tüm direnişine, tüm tahriklerine, tüm provokasyonlarına rağmen, dün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde sadece ve sadece millet iradesi hükmünü verdi. Köhne bir zihniyet, dayatmacı zihniyet, değişime direnen zihniyet dün Ankara'da parlamentoda milletten gereken cevabı aldı.''

Milletin parasını har vurup harman savurmadık
''Bu hükümet, Merkez Bankası'nın kaynaklarını hortumlayan, milletin parasını har vurup harman savuran bir hükümet olmadı'' diyen Erdoğan, ''Tam tersine bu hükümet, yeni kur ayarlamasıyla söylüyorum, 27 milyar dolar olarak aldığı Merkez Bankası döviz rezervini, dün itibarıyla 91 milyar dolara yükseltti. Şimdi IMF'ye olan borç dün itibarıyla 2,3 milyar dolara kadar düştü. Daha ne olacak? Onlar borçlandı, biz ödüyoruz. Yolsuzlukla bu olur mu? Hortumculukta bu olur mu? Hortumları keserek bu olur. Biz kestik, onun için oluyor. Şimdi biz ödüyoruz. Şunu da söyleyeyim, biz istesek şu anda IMF'nin borcunu hemen tıkır tıkır öderiz. 'Al paranı, git' deriz. Fakat gerek yok. Çünkü önümüzdeki yıla kadar vakit var. Çok küçük, basit bir şey veriliyor. O da önemli değil" diye konuştu.

Büyüyen bir ekonominin, gelişen bir ekonominin en büyük ihtiyacı olan kalifiye elemanları artık çok daha yoğun, çok daha donanımlı şekilde yetiştireceklerini, bu alanda Türkiye'de yeni bir dönemi başlatacaklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Artık dayatma yok. Artık eğitimin önünde engel yok. 4 yıllık ilkokulu bitiren öğrenci ya da ailesi, istediği tercihi yapacak ve geleceği hür iradesiyle şekillendirecek. Biz devlet olarak tüm vatandaşımızın önüne, anne ve babalarının önüne seçenekleri, tercihleri koyuyoruz, koyacağız. Seçici olan kim? Anne, baba, öğrenci onlar seçecek. Nereye isterse oraya. Diyoruz ki, artık zihinlerdeki prangaları kırıp atalım, ayaklardaki prangaları bileklerimizden söküp atalım. Bırakalım yavrularımız nereye isterse oraya gitsin. Yahu kazanırsa gidecek, bu bir lütuf değil ki... Kazanırsa, başarırsa gidecek. 4 yıllık ortaokulu bitiren öğrenci ya da velisi tercihini yapacak, geleceğini istediği yönde şekillendirecek. 4 yıllık liseyi bitiren öğrenci, katsayı adaletsizliğine takılmadan, üniversite kapılarında çağ dışı engellere takılmadan geleceği hakkında kendisi kararını verecek.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hür vicdanlarıyla karar veren, milletin sesine kulak verip, milletin arzusu doğrultusunda oy kullanan ve tarih yazan milletvekillerini yürekten şahsı ve millet adına tebrik ederek, statükonun değil, milletin izinden giden tüm arkadaşlarına teşekkür etti.
Başbakan Erdoğan, ''Kesintisiz eğitim dayatmasına, 8 yıllık kesintisiz eğitim baskısına itiraz eden, itiraz gerekçelerini sokakta cam çerçeve kırarak değil, polise taş atarak değil, raporlarıyla, akademik çalışmalarıyla, deneyimleriyle ortaya koyan tüm sivil toplum örgütlerine de buradan ayrıca teşekkür ediyorum'' diye konuştu.

> Başbakan: Artık eğitimin önünde engel yok

Başbakan Erdoğan, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanunla ilgili, "Dün, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir kez daha tarih yazdı" dedi.

tayyip_erdoganBaşbakan Erdoğan, Türk İşadamları ve Sanayicileri Konfederasyonu (TUSKON) 4. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, ''Eminim sizler de yakından takip ettiniz. Dün, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir kez daha tarih yazdı, bir kez daha egemenliğin millete ait olduğunu, altını kalın çizgilerle teyit etti. 28 Şubat sürecinin en önemli izi, dün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin hür iradesiyle ortadan kaldırıldı. Dün, genel kurulda, dayatma değil, faşizan baskı değil, tehdit değil, hür irade, millet iradesi, demokrasi galip geldi ve millet egemenliği bir kez daha anlam kazandı. Duvarındaki 'Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir' ifadesi ilk defa yerini buldu. Çünkü çoğu kez o ifadeye rağmen bir şeyler yapılıyordu. Ancak şimdi ona rağmen yapılamadı. Milletin iradesi tecelli etti. Statükonun tüm direnişine, tüm tahriklerine, tüm provokasyonlarına rağmen, dün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde sadece ve sadece millet iradesi hükmünü verdi. Köhne bir zihniyet, dayatmacı zihniyet, değişime direnen zihniyet dün Ankara'da parlamentoda milletten gereken cevabı aldı.''

Milletin parasını har vurup harman savurmadık
''Bu hükümet, Merkez Bankası'nın kaynaklarını hortumlayan, milletin parasını har vurup harman savuran bir hükümet olmadı'' diyen Erdoğan, ''Tam tersine bu hükümet, yeni kur ayarlamasıyla söylüyorum, 27 milyar dolar olarak aldığı Merkez Bankası döviz rezervini, dün itibarıyla 91 milyar dolara yükseltti. Şimdi IMF'ye olan borç dün itibarıyla 2,3 milyar dolara kadar düştü. Daha ne olacak? Onlar borçlandı, biz ödüyoruz. Yolsuzlukla bu olur mu? Hortumculukta bu olur mu? Hortumları keserek bu olur. Biz kestik, onun için oluyor. Şimdi biz ödüyoruz. Şunu da söyleyeyim, biz istesek şu anda IMF'nin borcunu hemen tıkır tıkır öderiz. 'Al paranı, git' deriz. Fakat gerek yok. Çünkü önümüzdeki yıla kadar vakit var. Çok küçük, basit bir şey veriliyor. O da önemli değil" diye konuştu.

Büyüyen bir ekonominin, gelişen bir ekonominin en büyük ihtiyacı olan kalifiye elemanları artık çok daha yoğun, çok daha donanımlı şekilde yetiştireceklerini, bu alanda Türkiye'de yeni bir dönemi başlatacaklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Artık dayatma yok. Artık eğitimin önünde engel yok. 4 yıllık ilkokulu bitiren öğrenci ya da ailesi, istediği tercihi yapacak ve geleceği hür iradesiyle şekillendirecek. Biz devlet olarak tüm vatandaşımızın önüne, anne ve babalarının önüne seçenekleri, tercihleri koyuyoruz, koyacağız. Seçici olan kim? Anne, baba, öğrenci onlar seçecek. Nereye isterse oraya. Diyoruz ki, artık zihinlerdeki prangaları kırıp atalım, ayaklardaki prangaları bileklerimizden söküp atalım. Bırakalım yavrularımız nereye isterse oraya gitsin. Yahu kazanırsa gidecek, bu bir lütuf değil ki... Kazanırsa, başarırsa gidecek. 4 yıllık ortaokulu bitiren öğrenci ya da velisi tercihini yapacak, geleceğini istediği yönde şekillendirecek. 4 yıllık liseyi bitiren öğrenci, katsayı adaletsizliğine takılmadan, üniversite kapılarında çağ dışı engellere takılmadan geleceği hakkında kendisi kararını verecek.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hür vicdanlarıyla karar veren, milletin sesine kulak verip, milletin arzusu doğrultusunda oy kullanan ve tarih yazan milletvekillerini yürekten şahsı ve millet adına tebrik ederek, statükonun değil, milletin izinden giden tüm arkadaşlarına teşekkür etti.
Başbakan Erdoğan, ''Kesintisiz eğitim dayatmasına, 8 yıllık kesintisiz eğitim baskısına itiraz eden, itiraz gerekçelerini sokakta cam çerçeve kırarak değil, polise taş atarak değil, raporlarıyla, akademik çalışmalarıyla, deneyimleriyle ortaya koyan tüm sivil toplum örgütlerine de buradan ayrıca teşekkür ediyorum'' diye konuştu.

Son Güncelleme: Cumartesi, 31 Mart 2012 17:19

Gösterim: 1717

Kamuoyunda ''4+4+4'' olarak bilinen ve zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanun, Cumhurbaşkanlığı'na gönderildi.

cumhurbaskanligiTBMM Genel Kurulu'nda dün kabul edilerek yasalaşan kanun, TBMM Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı'ndaki son okumadan sonra Meclis Başkanı Cemil Çiçek tarafından imzalandı. Kanun, Cumhurbaşkanı Gül'ün onayına sunulmak üzere Çankaya Köşkü'ne gönderildi.
Anayasa'ya göre, Cumhurbaşkanı Gül'ün TBMM tarafından kabul edilen kanunları 15 gün inceleme süresi bulunuyor.
Kanuna göre, ilköğretim kurumları; 4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşacak. Zorunlu ilköğretim çağı, 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsayacak. Kur'an-ı Kerim ve ''Hz. Peygamberimizin hayatı'', ortaokul ve liselerde seçmeli ders olarak okutulacak. Zorunlu ortaöğretim, 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanacak.

> 4+4+4 Yasası Köşk’te

Kamuoyunda ''4+4+4'' olarak bilinen ve zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanun, Cumhurbaşkanlığı'na gönderildi.

cumhurbaskanligiTBMM Genel Kurulu'nda dün kabul edilerek yasalaşan kanun, TBMM Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı'ndaki son okumadan sonra Meclis Başkanı Cemil Çiçek tarafından imzalandı. Kanun, Cumhurbaşkanı Gül'ün onayına sunulmak üzere Çankaya Köşkü'ne gönderildi.
Anayasa'ya göre, Cumhurbaşkanı Gül'ün TBMM tarafından kabul edilen kanunları 15 gün inceleme süresi bulunuyor.
Kanuna göre, ilköğretim kurumları; 4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşacak. Zorunlu ilköğretim çağı, 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsayacak. Kur'an-ı Kerim ve ''Hz. Peygamberimizin hayatı'', ortaokul ve liselerde seçmeli ders olarak okutulacak. Zorunlu ortaöğretim, 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanacak.

Son Güncelleme: Cumartesi, 31 Mart 2012 23:22

Gösterim: 2266

MEB'e alınacak uzmanların kriterleri belli oldu -Milli Eğitim Bakanlığı'nda istihdam edilecek uzman yardımcısı ve uzmanların atamalarına ilişkin esasları düzenleyen Milli Eğitim Uzmanlığı Yönetmeliği yayımlandı -Uzman yardımcıları, yazılı ve sözlü veya sadece sözlü sınavla alınacak .Sınava, 35 yaşını dolduran, eğitim, fen-edebiyat, hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler, iktisat, işletme fakültesi mezunları başvurabilecek .Uzman yardımcılarından yeterlik sınavında başarılı olan ve KPDS'den asgari C düzeyinde bir belgeye uzman yardımcılığı süresi içerisinde veya yeterlik sınavından itibaren en geç iki yıl içinde sahip olanlar uzmanlığa atanacak
Milli Eğitim Bakanlığı'nda istihdam edilecek uzman yardımcısı ve uzmanların atamalarına ilişkin kriterler belli oldu. 

  Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan ''Milli Eğitim Uzmanlığı Yönetmeliği'', Milli Eğitim Uzman Yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, Milli Eğitim Uzmanlığına atanmaları ile Milli Eğitim Uzman Yardımcıları ve Milli Eğitim Uzmanlarının görev ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarını düzenliyor. 
    Uzman yardımcıları mesleğe özel yarışma sınavıyla alınacak. Yarışma sınavına katılacaklarda şu şarlar aranacak: 
  657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde yer alan genel şartları taşımak, 
 
Son başvuru tarihi itibarıyla geçerlik süresi dolmamış KPSS'den, yarışma sınavı duyurusunda belirtilen puan türlerine göre asgari puanı almış olmak, 

  En az dört yıllık lisans eğitimi veren eğitim, fen-edebiyat, hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler, iktisat, işletme fakülteleri ile bakanlığın hizmet birimlerinin görev alanına giren ve yarışma sınavı duyurusu ile sınav kılavuzunda belirtilen bölümlerden ya da bunlara denkliği YÖK tarafından kabul edilen yurtiçindeki veya yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak, 
Sınav tarihi itibarıyla 35 yaşını doldurmamış olmak. 
     
     Yarışma sınavı, yazılı ve sözlü veya yalnızca sözlü olacak
Yarışma sınavı, yazılı ve sözlü veya yalnızca sözlü sınavdan oluşacak.Yazılı sınav, Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünce; sözlü sınav, Yarışma Sınavı Komisyonunca yapılacak. 
Yazılı sınava, atama yapılacak kadro sayısının en çok 20 katı kadar adayın başvurusu kabul edilecek. 
Sözlü sınava, 70 puandan az olmamak kaydıyla en yüksek puandan başlanarak ilan edilen her KPSS puan türünde başvuran adaylardan veya yazılı sınavda başarılı olanlardan, atama yapılacak kadro sayısının en fazla dört katı kadar aday çağrılacak. 
 
   Sınavlarda son sıradaki aday ile eşit puan alan diğer adayların da başvuruları kabul edilecek. 

Yarışma sınavına katılabilmek için, ilanda belirtilen süre içinde elektronik ortamda doldurulacak ''Milli Eğitim Uzman Yardımcılığı Yarışma Sınavı Başvuru Formu'' ile birlikte istenen belgelerin, sınav ilanında belirtilen tarihe kadar bakanlığa şahsen veya posta yoluyla teslim edilmesi gerekiyor. 
Yarışma Sınavı Komisyonu, müsteşar veya görevlendireceği müsteşar yardımcısının başkanlığında, genel müdür ile müsteşar tarafından diğer birim amirleri ve grup başkanları arasından belirlenecek başkan dahil beş asıl ve üç yedek üyeden oluşacak. Gerek görüldüğünde yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri arasından en çok iki üye seçilebilecek. 
Yarışma sınav komisyonu üyeleri kendilerinin, boşanmış olsalar dahi eşlerinin, ikinci dereceye kadar kan ve kayın hısımlarının veya evlatlıklarının katıldığı sınavda görev alamayacaklar. 
     
  Yazılıda, genel kültür, genel yetenek ve alan bilgisi
Yazılı sınav, genel kültür ve genel yetenek ile ihtiyaç duyulan uzmanlık alanları arasından Yarışma Sınavı Komisyonunca belirlenecek alan bilgisi konularından oluşacak.      Yazılı sınav, test veya klasik usulde düzenlenebilecek. 
 Sınav sorularının yüzde 30'unu genel kültür ve genel yetenek, yüzde 70'ini alan bilgisi oluşturacak. Yazılı sınav 100 tam puan üzerinden değerlendirilecek. Yazılı sınavda başarılı sayılmak için en az 70 puan almak gerekecek. 
Sözlü sınavda ise adaylar, ''Milli Eğitim Uzman Yardımcılığı Yarışma Sınavı Değerlendirme Formu'' üzerinden; ''alan bilgisi konularına ilişkin bilgi düzeyi, bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü, liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu, özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı, genel yetenek ve genel kültürü, bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı'' yönlerinden değerlendirilecek. 
 Sözlü sınavda başarılı sayılmak için alınan puanların aritmetik ortalamasının en az 70 olması şart olacak. 
     
     KPDS'den asgari C düzeyi
 Yarışma sınavı sonucu; yazılı ve sözlü sınav puanlarının, yalnızca sözlü sınav yapılması durumunda ise adayın KPSS puanı ile sözlü sınavının aritmetik ortalaması alınarak puanı en yüksek adaydan başlanarak atama yapılacak kadro sayısı kadar asıl, asıl aday sayısının yarısı kadar da yedek aday belirlenecek. 
 Sınav puanlarının eşitliği halinde sırasıyla yazılı sınav yapılmışsa yazılı sınav puanı, yapılmamışsa sözlü sınav puanı, KPSS puanı, diploma notu yüksek olan aday sıralamada üstte yer alacak. 
 Yarışma sınavında başarılı olanlar uzman yardımcılığına atanacak ve görev süresi en az üç yıl olacak. 
 Uzman yardımcısı olarak atananlar, bu kadroda bulundukları sürece, uzmanlığın gerektirdiği bilgi, beceri ve etik değerleri kazanmaları maksadıyla verilecek görevlerin yanı sıra, bakanlığın teşkilat yapısı, görevleri ve çalışma usul ve esasları hakkında bilgi ve tecrübe kazanmaya, mesleki konularda ilmi ve teknik çalışma ve araştırma alışkanlığını kazanmaya, yabancı dil bilgisini geliştirmeye, bakanlığın hizmet sahası ile ilgili olarak, milli ve milletlerarası konferans, seminer ve eğitim programlarına iştirake ve temsil kabiliyetini geliştirmeye yönelik çalışmalarda bulunacaklar. 
 Uzman yardımcılarının hazırladığı uzmanlık tezi değerlendirilecek. Tezi başarılı olan uzman yardımcıları yeterlik sınavına girecek. Sınavda 100 tam puan üzerinden en az 70 puan alanlar başarılı sayılacak. 
 Uzman yardımcılarından yeterlik sınavında başarılı olan ve Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından asgari (C) düzeyinde veya dil yeterliği bakımından buna denkliği kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan başka bir belgeye uzman yardımcılığı süresi içerisinde veya yeterlik sınavından itibaren en geç iki yıl içinde sahip olanlar uzmanlığa atanacak. 
     
    Yurt dışında eğitim

  Yönetmelik, uzman ve uzman yardımcılarının görev sorumluluklarını şöyle belirledi: 
 ''Bakanlığın görev alanına ilişkin olarak politika, strateji ve hedeflerin tespiti maksadıyla araştırma ve incelemeler yapmak. Uluslararası kurum ve kuruluşlar nezdinde yapılacak ve bakanlıkça uygun görülecek toplantı ve çalışmalara katılmak. Eğitim sistemleri ve uygulamaları konusunda çalışmalarda bulunmak, yeni stratejiler geliştirmek, bakanlığın hizmet kapasite ve kalitelerinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapmak, hazırlanmakta olan çalışmalara katılmak, eğitim sistemleri ve uygulamaları konusunda ulusal ve uluslararası çalışmaları takip etmek ve Türkiye'de uygulanabilir metotlar üzerinde çalışmalarda bulunmak. Verilen görevleri mevzuat hükümleri çerçevesinde yerine getirmek.'' 
  Uzmanlar, 21 Ocak 1974 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Yetiştirilmek Amacıyla Yurt Dışına Gönderilecek Devlet Memurları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde, staj veya araştırma yapmak, mesleki bilgi ve görgülerini artırmak veya yurt dışındaki üniversitelerden kabul belgesi almaları şartıyla akademik çalışma yapmak üzere yurt dışına gönderilebilecek. 

> MEB uzmanların atama kriterlerini belirledi

MEB'e alınacak uzmanların kriterleri belli oldu -Milli Eğitim Bakanlığı'nda istihdam edilecek uzman yardımcısı ve uzmanların atamalarına ilişkin esasları düzenleyen Milli Eğitim Uzmanlığı Yönetmeliği yayımlandı -Uzman yardımcıları, yazılı ve sözlü veya sadece sözlü sınavla alınacak .Sınava, 35 yaşını dolduran, eğitim, fen-edebiyat, hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler, iktisat, işletme fakültesi mezunları başvurabilecek .Uzman yardımcılarından yeterlik sınavında başarılı olan ve KPDS'den asgari C düzeyinde bir belgeye uzman yardımcılığı süresi içerisinde veya yeterlik sınavından itibaren en geç iki yıl içinde sahip olanlar uzmanlığa atanacak
Milli Eğitim Bakanlığı'nda istihdam edilecek uzman yardımcısı ve uzmanların atamalarına ilişkin kriterler belli oldu. 

  Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan ''Milli Eğitim Uzmanlığı Yönetmeliği'', Milli Eğitim Uzman Yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, Milli Eğitim Uzmanlığına atanmaları ile Milli Eğitim Uzman Yardımcıları ve Milli Eğitim Uzmanlarının görev ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarını düzenliyor. 
    Uzman yardımcıları mesleğe özel yarışma sınavıyla alınacak. Yarışma sınavına katılacaklarda şu şarlar aranacak: 
  657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde yer alan genel şartları taşımak, 
 
Son başvuru tarihi itibarıyla geçerlik süresi dolmamış KPSS'den, yarışma sınavı duyurusunda belirtilen puan türlerine göre asgari puanı almış olmak, 

  En az dört yıllık lisans eğitimi veren eğitim, fen-edebiyat, hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler, iktisat, işletme fakülteleri ile bakanlığın hizmet birimlerinin görev alanına giren ve yarışma sınavı duyurusu ile sınav kılavuzunda belirtilen bölümlerden ya da bunlara denkliği YÖK tarafından kabul edilen yurtiçindeki veya yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak, 
Sınav tarihi itibarıyla 35 yaşını doldurmamış olmak. 
     
     Yarışma sınavı, yazılı ve sözlü veya yalnızca sözlü olacak
Yarışma sınavı, yazılı ve sözlü veya yalnızca sözlü sınavdan oluşacak.Yazılı sınav, Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünce; sözlü sınav, Yarışma Sınavı Komisyonunca yapılacak. 
Yazılı sınava, atama yapılacak kadro sayısının en çok 20 katı kadar adayın başvurusu kabul edilecek. 
Sözlü sınava, 70 puandan az olmamak kaydıyla en yüksek puandan başlanarak ilan edilen her KPSS puan türünde başvuran adaylardan veya yazılı sınavda başarılı olanlardan, atama yapılacak kadro sayısının en fazla dört katı kadar aday çağrılacak. 
 
   Sınavlarda son sıradaki aday ile eşit puan alan diğer adayların da başvuruları kabul edilecek. 

Yarışma sınavına katılabilmek için, ilanda belirtilen süre içinde elektronik ortamda doldurulacak ''Milli Eğitim Uzman Yardımcılığı Yarışma Sınavı Başvuru Formu'' ile birlikte istenen belgelerin, sınav ilanında belirtilen tarihe kadar bakanlığa şahsen veya posta yoluyla teslim edilmesi gerekiyor. 
Yarışma Sınavı Komisyonu, müsteşar veya görevlendireceği müsteşar yardımcısının başkanlığında, genel müdür ile müsteşar tarafından diğer birim amirleri ve grup başkanları arasından belirlenecek başkan dahil beş asıl ve üç yedek üyeden oluşacak. Gerek görüldüğünde yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri arasından en çok iki üye seçilebilecek. 
Yarışma sınav komisyonu üyeleri kendilerinin, boşanmış olsalar dahi eşlerinin, ikinci dereceye kadar kan ve kayın hısımlarının veya evlatlıklarının katıldığı sınavda görev alamayacaklar. 
     
  Yazılıda, genel kültür, genel yetenek ve alan bilgisi
Yazılı sınav, genel kültür ve genel yetenek ile ihtiyaç duyulan uzmanlık alanları arasından Yarışma Sınavı Komisyonunca belirlenecek alan bilgisi konularından oluşacak.      Yazılı sınav, test veya klasik usulde düzenlenebilecek. 
 Sınav sorularının yüzde 30'unu genel kültür ve genel yetenek, yüzde 70'ini alan bilgisi oluşturacak. Yazılı sınav 100 tam puan üzerinden değerlendirilecek. Yazılı sınavda başarılı sayılmak için en az 70 puan almak gerekecek. 
Sözlü sınavda ise adaylar, ''Milli Eğitim Uzman Yardımcılığı Yarışma Sınavı Değerlendirme Formu'' üzerinden; ''alan bilgisi konularına ilişkin bilgi düzeyi, bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü, liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu, özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı, genel yetenek ve genel kültürü, bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı'' yönlerinden değerlendirilecek. 
 Sözlü sınavda başarılı sayılmak için alınan puanların aritmetik ortalamasının en az 70 olması şart olacak. 
     
     KPDS'den asgari C düzeyi
 Yarışma sınavı sonucu; yazılı ve sözlü sınav puanlarının, yalnızca sözlü sınav yapılması durumunda ise adayın KPSS puanı ile sözlü sınavının aritmetik ortalaması alınarak puanı en yüksek adaydan başlanarak atama yapılacak kadro sayısı kadar asıl, asıl aday sayısının yarısı kadar da yedek aday belirlenecek. 
 Sınav puanlarının eşitliği halinde sırasıyla yazılı sınav yapılmışsa yazılı sınav puanı, yapılmamışsa sözlü sınav puanı, KPSS puanı, diploma notu yüksek olan aday sıralamada üstte yer alacak. 
 Yarışma sınavında başarılı olanlar uzman yardımcılığına atanacak ve görev süresi en az üç yıl olacak. 
 Uzman yardımcısı olarak atananlar, bu kadroda bulundukları sürece, uzmanlığın gerektirdiği bilgi, beceri ve etik değerleri kazanmaları maksadıyla verilecek görevlerin yanı sıra, bakanlığın teşkilat yapısı, görevleri ve çalışma usul ve esasları hakkında bilgi ve tecrübe kazanmaya, mesleki konularda ilmi ve teknik çalışma ve araştırma alışkanlığını kazanmaya, yabancı dil bilgisini geliştirmeye, bakanlığın hizmet sahası ile ilgili olarak, milli ve milletlerarası konferans, seminer ve eğitim programlarına iştirake ve temsil kabiliyetini geliştirmeye yönelik çalışmalarda bulunacaklar. 
 Uzman yardımcılarının hazırladığı uzmanlık tezi değerlendirilecek. Tezi başarılı olan uzman yardımcıları yeterlik sınavına girecek. Sınavda 100 tam puan üzerinden en az 70 puan alanlar başarılı sayılacak. 
 Uzman yardımcılarından yeterlik sınavında başarılı olan ve Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından asgari (C) düzeyinde veya dil yeterliği bakımından buna denkliği kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan başka bir belgeye uzman yardımcılığı süresi içerisinde veya yeterlik sınavından itibaren en geç iki yıl içinde sahip olanlar uzmanlığa atanacak. 
     
    Yurt dışında eğitim

  Yönetmelik, uzman ve uzman yardımcılarının görev sorumluluklarını şöyle belirledi: 
 ''Bakanlığın görev alanına ilişkin olarak politika, strateji ve hedeflerin tespiti maksadıyla araştırma ve incelemeler yapmak. Uluslararası kurum ve kuruluşlar nezdinde yapılacak ve bakanlıkça uygun görülecek toplantı ve çalışmalara katılmak. Eğitim sistemleri ve uygulamaları konusunda çalışmalarda bulunmak, yeni stratejiler geliştirmek, bakanlığın hizmet kapasite ve kalitelerinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapmak, hazırlanmakta olan çalışmalara katılmak, eğitim sistemleri ve uygulamaları konusunda ulusal ve uluslararası çalışmaları takip etmek ve Türkiye'de uygulanabilir metotlar üzerinde çalışmalarda bulunmak. Verilen görevleri mevzuat hükümleri çerçevesinde yerine getirmek.'' 
  Uzmanlar, 21 Ocak 1974 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Yetiştirilmek Amacıyla Yurt Dışına Gönderilecek Devlet Memurları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde, staj veya araştırma yapmak, mesleki bilgi ve görgülerini artırmak veya yurt dışındaki üniversitelerden kabul belgesi almaları şartıyla akademik çalışma yapmak üzere yurt dışına gönderilebilecek. 

Son Güncelleme: Cumartesi, 31 Mart 2012 12:35

Gösterim: 2412


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.