Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Herkes CEO olmak ister, peki herkes CEO olabilir mi?
Yönetici, işi iyi yapan, lider ise işin iyi yapılmasını sağlayan olarak özetlenebilir. Küreselleşmeyle birlikte şirketler arasında rekabet arttıkça, şirketlerin en üst düzey yöneticilerinin hem iyi bir lider, hem de iyi bir yönetici olmalarının önemi daha iyi anlaşılmaya başlandı. Sadece yönetmek değil, aynı zamanda yönlendirebilme yeteneğine sahip olmak gerek.
Peki, herkes CEO olabilir mi?
Optimizm yani iyimserlik dünyadaki CEO’ların ortak özelliklerin başında gelir. Doğru kriz yönetimi, kaos ortamlarında düzen sağlamak, paniğe kapılmamak başarılı bir yöneticinin olmazsa olmazıdır. Girişimci, liderlik özelliği, insan ilişkileri ve hesaplı risk alabilmek başarılı bir yönetici olmanın altın kurallarından sadece birkaçıdır. Bu özellikler sizde var mı? Sorgulamanın tam vaktidir.
Hayatta ne yapacağınızı bilin!
Hayatta ne yapmak istediğini bilme kaygısı genç yaşlarda başlamalı. Ne demiş atalarımız erken kalkan erken yol alır. Ne yapacağınızı bilmek size korkutucu gelmesin. Hayat kolay değil, başarılı bir kariyere sahip olmanız için erken hareket etmeniz şart. Gençken risk almak, belki biraz duvara çarpmak, ileride hiç risk almamış olmaktan ve keşke demekten kat kat iyidir.
Olabildiğince çok çalışın, sonra daha çok çalışın!
Ünlü yatırımcı ve girişimci Bing Gordona’a ait bu sözü gerçekten çok seviyorum. Unutmayın, başarı hiçbir zaman tesadüf değildir.
Hangi bölümde olursanız olun, mezuniyet seviyesine gelen her öğrenci kendini bir anda zirvede görür. Örneğin Spor Yüksekokulu, Antrenörlük bölümünden mezun olan her öğrenci bir anda Fatih Terim havalarına giriyor. Başka bir örnek, Tekstil Moda Tasarımı okuyan öğrencinin, mezun olur olmaz tasarımlarını Tom Ford ile kıyaslaması. Maalesef sonları hüsran. Fatih Terim ya da Tom Ford olmak için yalnızca üniversite okumak yetmiyor. Bilgi, birikim, tecrübe, kendine güven ama en önemlisi çok çalışmak şart.
Dünyanın en iyi Girişimcilik Okulları
Lisans seviyesinde dünyada bulunan iyi Girişimcilik Okullarının ortak özelliği derslerin tamamı bizzat girişimciler tarafından veriliyor olmasıdır.
1. Babson College – Arthur M. Blank Center for Entrepreneurship
2. University of Houston – Wolff Center for Entrepreneurship
3. University of Southern California – Lloyd Greif Center for Entrepreneurial Studies
4. Syracuse University – Entrepreneurship and Emerging Enterprises
5. Baylor University – Baylor Entrepreneurship
6. University of Oklahoma – Center for Entrepreneurship
7. Stanford University – Center for Entrepreneurial Studies
8. Washington University in St. Louis – Skandalaris Center for Entrepreneurial Studies
9. Baruch College, Lawrence N. Field Center for Entrepreneurship, NY
10. Miami University, Institute for Entrepreneurship
Kaynak: Entrepreneur.com
“İnsana hiçbir şey öğretemezsin; öğrenmeyi ancak kendi içinde bulacağını öğretebilirsin.”
Galileo
Yasemin Çiçekçisoy
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
twitter: @yccsoy
Üst Kategori: ROOT Kategori: Yasemin Çiçekçisoy - Ulus. Eğ. Uz.
Herkes CEO olmak ister, peki herkes CEO olabilir mi?
Yönetici, işi iyi yapan, lider ise işin iyi yapılmasını sağlayan olarak özetlenebilir. Küreselleşmeyle birlikte şirketler arasında rekabet arttıkça, şirketlerin en üst düzey yöneticilerinin hem iyi bir lider, hem de iyi bir yönetici olmalarının önemi daha iyi anlaşılmaya başlandı. Sadece yönetmek değil, aynı zamanda yönlendirebilme yeteneğine sahip olmak gerek.
Peki, herkes CEO olabilir mi?
Optimizm yani iyimserlik dünyadaki CEO’ların ortak özelliklerin başında gelir. Doğru kriz yönetimi, kaos ortamlarında düzen sağlamak, paniğe kapılmamak başarılı bir yöneticinin olmazsa olmazıdır. Girişimci, liderlik özelliği, insan ilişkileri ve hesaplı risk alabilmek başarılı bir yönetici olmanın altın kurallarından sadece birkaçıdır. Bu özellikler sizde var mı? Sorgulamanın tam vaktidir.
Hayatta ne yapacağınızı bilin!
Hayatta ne yapmak istediğini bilme kaygısı genç yaşlarda başlamalı. Ne demiş atalarımız erken kalkan erken yol alır. Ne yapacağınızı bilmek size korkutucu gelmesin. Hayat kolay değil, başarılı bir kariyere sahip olmanız için erken hareket etmeniz şart. Gençken risk almak, belki biraz duvara çarpmak, ileride hiç risk almamış olmaktan ve keşke demekten kat kat iyidir.
Olabildiğince çok çalışın, sonra daha çok çalışın!
Ünlü yatırımcı ve girişimci Bing Gordona’a ait bu sözü gerçekten çok seviyorum. Unutmayın, başarı hiçbir zaman tesadüf değildir.
Hangi bölümde olursanız olun, mezuniyet seviyesine gelen her öğrenci kendini bir anda zirvede görür. Örneğin Spor Yüksekokulu, Antrenörlük bölümünden mezun olan her öğrenci bir anda Fatih Terim havalarına giriyor. Başka bir örnek, Tekstil Moda Tasarımı okuyan öğrencinin, mezun olur olmaz tasarımlarını Tom Ford ile kıyaslaması. Maalesef sonları hüsran. Fatih Terim ya da Tom Ford olmak için yalnızca üniversite okumak yetmiyor. Bilgi, birikim, tecrübe, kendine güven ama en önemlisi çok çalışmak şart.
Dünyanın en iyi Girişimcilik Okulları
Lisans seviyesinde dünyada bulunan iyi Girişimcilik Okullarının ortak özelliği derslerin tamamı bizzat girişimciler tarafından veriliyor olmasıdır.
1. Babson College – Arthur M. Blank Center for Entrepreneurship
2. University of Houston – Wolff Center for Entrepreneurship
3. University of Southern California – Lloyd Greif Center for Entrepreneurial Studies
4. Syracuse University – Entrepreneurship and Emerging Enterprises
5. Baylor University – Baylor Entrepreneurship
6. University of Oklahoma – Center for Entrepreneurship
7. Stanford University – Center for Entrepreneurial Studies
8. Washington University in St. Louis – Skandalaris Center for Entrepreneurial Studies
9. Baruch College, Lawrence N. Field Center for Entrepreneurship, NY
10. Miami University, Institute for Entrepreneurship
Kaynak: Entrepreneur.com
“İnsana hiçbir şey öğretemezsin; öğrenmeyi ancak kendi içinde bulacağını öğretebilirsin.”
Galileo
Yasemin Çiçekçisoy
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
twitter: @yccsoy
Son Güncelleme: Cuma, 16 Ocak 2015 09:45
Gösterim: 3123
Yenilikçi fikirlerin ticarileşmesi ve faydaya dönüşmesi için üniversitelerde “Teknoloji Transfer Ofisi” kurulmalı
Hiç şüphesiz ki günümüz dünyasında söz sahibi olabilmek için ülkelerin teknoloji üretmesine ihtiyaç var. TÜBİTAK, 2012 yılından bu yana her yıl, üniversitelerin Yenilikçi ve Girişimci endeksine göre sıralamasını yapıyor. Girişimci ve Yenilikçi Üniversite endeksinin amacı üniversiteler arası girişimci ve yenilikçi rekabeti arttırarak, yenilikçi kültürün ekonomiye katkı sağlamasına olanak vermek. Endeks 23 göstergeden oluşuyor, ana kriterler temel olarak üniversitelerin Ar-Ge faaliyetleri, bilimsel yayınları, patent başvuru sayısı, üniversite-sanayi işbirliği projeleri ve Teknoloji Transfer Ofisi faaliyetlerini kapsıyor. 2014 yılı endeks sıralamasında, ilk üçte, Orta Doğu Teknik, Sabancı ve Boğaziçi üniversiteleri var. Bence ilerleyen yıllarda bu endekste yer almak üniversitenin kalitesini ve Türkiye’deki konumunu belirleyecek. Üniversitelerde yenilikçi ve uluslararası faaliyetlerin arttırılması şart. Bunun da en etkili yolu Teknoloji Transfer Ofisleri’nin aktif hale getirilmesidir. Teknoloji Transfer Ofisleri’nin temel amaçlarını sıralayacak olursak:
• Bilimsel araştırmalarda karşılaşılabilecek riskleri önleyen stratejiler oluşturmak
• Sanayicilerin ve girişimcilerin araştırmacılarla buluşmasını sağlamak
• Girişimcilik, inovasyon, Ar-Ge eğitimleri vermek
• Girişimcilere yurt içi veya yurt dışında geçerli patent belgelerinin hazırlanmasında yardımcı olmak
• Nitelikli elemanları ilgili şirketlere yönlendirmek
• Patent temini, fikri mülkiyet hakları, lisanslama akademik tabanlı yeni şirketlerin kurulmasını teşvik ve proje fonlanması konularında çalışmalar yapmak olarak özetleyebiliriz.
Üniversite ile sanayi neden işbirliği yapmalıdır?
Aslında dünyadaki gelişim süreçlerini incelediğimizde üniversite sanayi işbirliği İngiltere’de başlayan Sanayi Devrimi’nin temelini oluşturmuştur. Globalleşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte üniversite-sanayi işbirliğinin önemi daha da artmış, ülkelerin gelişim süreçlerinin vazgeçilmezi olmuştur.
Üniversitenin temel fonksiyonlarından birisi de araştırma faaliyetleridir. Bilgi üretimi ve bilginin yayılması ile ilgili faaliyetler genel olarak finansmana ihtiyaç duyar. Aynı zamanda sanayide üretimin kolay ve sorunsuz ilerleyebilmesi için Ar-Ge faaliyetleri yapmalıdır. İşte tam bu noktada üniversite-sanayi işbirlikleri, kazan-kazan ilişkileri kurularak ülkelerin gelişiminde öncü rol alır. Üniversite-sanayi işbirlikleri ülkelerin sürdürülebilir gelişmesine katkıda bulunur. Sanayi, yüksek donanımlı işgücüne erişimine olanak sağlanırken, üniversite araştırmalara fon sağlayıp bir de üstüne mezun öğrencilerinin istihdam koşullarını kuvvetlendirebilir. Daha ne olsun!
Üniversitelerde Patent Destek Birimi kurulmasına ihtiyaç var.
Yenilikçi ve girişimci olmaktan bahsediyoruz, tüm bu faaliyetler aslında bir bütün. Ar-Ge çalışmaları, üniversite sanayi işbirlikleri, teknoloji transfer ofis faaliyetlerini patent birimleri ile desteklemek gereklidir. Akademisyenlere patent almak için gerekli olan eğitim desteğinin yanı sıra, patent başvurusu yapılmak istenilen konuya ilişkin mevcut veri tabanlarından ön araştırma yapma yollarının gösterilmesi gereklidir. Patent endüstride en güçlü rekabet aracınızdır. Patent sayesinde rekabet üstünlüğünüzü korursunuz. İşte bu nedenle üniversitelerde patent alımını kolaylaştıran birimlerin kurulmasına ihtiyaç var.
“Sanayi toplumunun yakıtı paraydı. Bilgi toplumunda yakıt da, güç de bilgidir.”
John Kenneth Galbraith
Yasemin Çiçekçisoy
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Twitter: @yccsoy
Üst Kategori: ROOT Kategori: Yasemin Çiçekçisoy - Ulus. Eğ. Uz.
Yenilikçi fikirlerin ticarileşmesi ve faydaya dönüşmesi için üniversitelerde “Teknoloji Transfer Ofisi” kurulmalı
Hiç şüphesiz ki günümüz dünyasında söz sahibi olabilmek için ülkelerin teknoloji üretmesine ihtiyaç var. TÜBİTAK, 2012 yılından bu yana her yıl, üniversitelerin Yenilikçi ve Girişimci endeksine göre sıralamasını yapıyor. Girişimci ve Yenilikçi Üniversite endeksinin amacı üniversiteler arası girişimci ve yenilikçi rekabeti arttırarak, yenilikçi kültürün ekonomiye katkı sağlamasına olanak vermek. Endeks 23 göstergeden oluşuyor, ana kriterler temel olarak üniversitelerin Ar-Ge faaliyetleri, bilimsel yayınları, patent başvuru sayısı, üniversite-sanayi işbirliği projeleri ve Teknoloji Transfer Ofisi faaliyetlerini kapsıyor. 2014 yılı endeks sıralamasında, ilk üçte, Orta Doğu Teknik, Sabancı ve Boğaziçi üniversiteleri var. Bence ilerleyen yıllarda bu endekste yer almak üniversitenin kalitesini ve Türkiye’deki konumunu belirleyecek. Üniversitelerde yenilikçi ve uluslararası faaliyetlerin arttırılması şart. Bunun da en etkili yolu Teknoloji Transfer Ofisleri’nin aktif hale getirilmesidir. Teknoloji Transfer Ofisleri’nin temel amaçlarını sıralayacak olursak:
• Bilimsel araştırmalarda karşılaşılabilecek riskleri önleyen stratejiler oluşturmak
• Sanayicilerin ve girişimcilerin araştırmacılarla buluşmasını sağlamak
• Girişimcilik, inovasyon, Ar-Ge eğitimleri vermek
• Girişimcilere yurt içi veya yurt dışında geçerli patent belgelerinin hazırlanmasında yardımcı olmak
• Nitelikli elemanları ilgili şirketlere yönlendirmek
• Patent temini, fikri mülkiyet hakları, lisanslama akademik tabanlı yeni şirketlerin kurulmasını teşvik ve proje fonlanması konularında çalışmalar yapmak olarak özetleyebiliriz.
Üniversite ile sanayi neden işbirliği yapmalıdır?
Aslında dünyadaki gelişim süreçlerini incelediğimizde üniversite sanayi işbirliği İngiltere’de başlayan Sanayi Devrimi’nin temelini oluşturmuştur. Globalleşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte üniversite-sanayi işbirliğinin önemi daha da artmış, ülkelerin gelişim süreçlerinin vazgeçilmezi olmuştur.
Üniversitenin temel fonksiyonlarından birisi de araştırma faaliyetleridir. Bilgi üretimi ve bilginin yayılması ile ilgili faaliyetler genel olarak finansmana ihtiyaç duyar. Aynı zamanda sanayide üretimin kolay ve sorunsuz ilerleyebilmesi için Ar-Ge faaliyetleri yapmalıdır. İşte tam bu noktada üniversite-sanayi işbirlikleri, kazan-kazan ilişkileri kurularak ülkelerin gelişiminde öncü rol alır. Üniversite-sanayi işbirlikleri ülkelerin sürdürülebilir gelişmesine katkıda bulunur. Sanayi, yüksek donanımlı işgücüne erişimine olanak sağlanırken, üniversite araştırmalara fon sağlayıp bir de üstüne mezun öğrencilerinin istihdam koşullarını kuvvetlendirebilir. Daha ne olsun!
Üniversitelerde Patent Destek Birimi kurulmasına ihtiyaç var.
Yenilikçi ve girişimci olmaktan bahsediyoruz, tüm bu faaliyetler aslında bir bütün. Ar-Ge çalışmaları, üniversite sanayi işbirlikleri, teknoloji transfer ofis faaliyetlerini patent birimleri ile desteklemek gereklidir. Akademisyenlere patent almak için gerekli olan eğitim desteğinin yanı sıra, patent başvurusu yapılmak istenilen konuya ilişkin mevcut veri tabanlarından ön araştırma yapma yollarının gösterilmesi gereklidir. Patent endüstride en güçlü rekabet aracınızdır. Patent sayesinde rekabet üstünlüğünüzü korursunuz. İşte bu nedenle üniversitelerde patent alımını kolaylaştıran birimlerin kurulmasına ihtiyaç var.
“Sanayi toplumunun yakıtı paraydı. Bilgi toplumunda yakıt da, güç de bilgidir.”
John Kenneth Galbraith
Yasemin Çiçekçisoy
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Twitter: @yccsoy
Son Güncelleme: Cuma, 05 Aralık 2014 07:47
Gösterim: 2732
Bu yıl 66.si düzenlenen NAFSA fuarına “Study In Turkey” standında bulunan temsilci üniversitelerimiz çok popülerdi.
NAFSA, her yıl Mayıs ayının son haftasında Amerika’da düzenlenen tüm dünyadan üniversite uluslar arası temsilcilerini buluşturan en önemli eğitim fuarlarından biridir. Bana göre eğitim fuarları içinde en iyisi, en profesyonelidir. Uluslararası işbirliklerini arttırma ve geliştirme için en faydalı fuarlardan biri olmasının yanında NAFSA, sunulan eğitimler ve oturumlarla oldukça faydalı etkinliklere sahiptir. Türkiye’de özellikle DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi ile birlikte NAFSA fuarına her geçen sene daha aktif katılım sağlamayı başarıyor.
Study in Turkey standı ve Türk Üniversiteleri çok popülerdi
Bu yıl 66.si düzenlenen NAFSA fuarına “Study In Turkey” standında bulunan temsilci üniversitelerimiz çok popülerdi.
NAFSA, ülkemiz üniversitelerine yönelik görünürlük ve farkındalığın arttırılması noktasında önemli bir öneme sahip. NAFSA’ya katılan yaklaşık 20 üniversite temsilcileri üniversitelerimizin yanında Türk Eğitim sisteminin de tanıtımını yapıyor. Bu bilinçle katılan tüm üniversitelere ve temsilcilerine teşekkür ederiz.
Dileğim üniversitelerle yapılan bu işbirliklerinin sadece yazıda kalmaması mutlaka işbirliklerinin derinleştirilmesi, öğrencilerin ve fakültelerin yüksek düzeyde faydalanmasıdır. Maalesef kağıtta duran birçok anlaşmalar yapılıyor, öğrencilerimize fayda sağlamayan anlaşma gerçek amacına ulaşmış sayılmaz.
Ben de Haliç Üniversitesini temsilen NAFSA fuarına katıldım. Önümüzdeki yıllarda öğrencilerimize farklı yurtdışı olanakların kapısının açılacağı birçok anlaşma zeminini hazırladım.
YÖK üst düzeyde NAFSA’ya katılım sağladı.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya ve heyeti NAFSA’ya katılarak Türk standında bulunan üniversiteleri bizzat ziyaret etti. Bu ziyaret bana göre YÖK’ün yükseköğretimde uluslararasılaşma vizyonuna desteği açısından çok değerliydi. YÖK ve DEİK tarafından ortaklaşa düzenlenen o "Kıtalararası Eğitim Köprüsü" başlıklı oturumda Türkiye'deki yükseköğretim ve eğitim sektörünün uluslararası alanda artan önemi değerlendirildi. Çetinsaya, "Türkiye son on yılda yükseköğretime 21'inci yüzyıl ulusal ve uluslararası hedefleri kapsamında yapılan yatırımları anlattı. Tüm dünya ülkeleriyle eğitimde işbirliğine açık olduğumuzu ve sistem olarak bu ortaklığa hazır olduğumuzu vurguladı.
Ne mutlu ki artık üniversitelerimiz uluslararasılaşmanın önemini algıladı ve faaliyetlerini oldukça üst seviyede gerçekleştirmeye başladı. Eksikliklerimiz tabii ki var ama farkındalığın yaratılmış olması ve en önemlisi ülkenin en üst makamlarının desteğinin sağlanmış olması büyük avantaj. Daha da ileri gideceğimizden kısa zamanda üniversitelerimizin dünya çapında tanınan üniversitelerin arasına gireceğinden eminim. Kim bilir belki de dünya üniversiteler sıralamalarında üst seviyelerde üniversitelerimizi bir gün görebiliriz. Hayali bile güzel.
Yasemin Çiçekçisoy
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Twitter: @yccsoy
Üst Kategori: ROOT Kategori: Yasemin Çiçekçisoy - Ulus. Eğ. Uz.
Bu yıl 66.si düzenlenen NAFSA fuarına “Study In Turkey” standında bulunan temsilci üniversitelerimiz çok popülerdi.
NAFSA, her yıl Mayıs ayının son haftasında Amerika’da düzenlenen tüm dünyadan üniversite uluslar arası temsilcilerini buluşturan en önemli eğitim fuarlarından biridir. Bana göre eğitim fuarları içinde en iyisi, en profesyonelidir. Uluslararası işbirliklerini arttırma ve geliştirme için en faydalı fuarlardan biri olmasının yanında NAFSA, sunulan eğitimler ve oturumlarla oldukça faydalı etkinliklere sahiptir. Türkiye’de özellikle DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi ile birlikte NAFSA fuarına her geçen sene daha aktif katılım sağlamayı başarıyor.
Study in Turkey standı ve Türk Üniversiteleri çok popülerdi
Bu yıl 66.si düzenlenen NAFSA fuarına “Study In Turkey” standında bulunan temsilci üniversitelerimiz çok popülerdi.
NAFSA, ülkemiz üniversitelerine yönelik görünürlük ve farkındalığın arttırılması noktasında önemli bir öneme sahip. NAFSA’ya katılan yaklaşık 20 üniversite temsilcileri üniversitelerimizin yanında Türk Eğitim sisteminin de tanıtımını yapıyor. Bu bilinçle katılan tüm üniversitelere ve temsilcilerine teşekkür ederiz.
Dileğim üniversitelerle yapılan bu işbirliklerinin sadece yazıda kalmaması mutlaka işbirliklerinin derinleştirilmesi, öğrencilerin ve fakültelerin yüksek düzeyde faydalanmasıdır. Maalesef kağıtta duran birçok anlaşmalar yapılıyor, öğrencilerimize fayda sağlamayan anlaşma gerçek amacına ulaşmış sayılmaz.
Ben de Haliç Üniversitesini temsilen NAFSA fuarına katıldım. Önümüzdeki yıllarda öğrencilerimize farklı yurtdışı olanakların kapısının açılacağı birçok anlaşma zeminini hazırladım.
YÖK üst düzeyde NAFSA’ya katılım sağladı.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya ve heyeti NAFSA’ya katılarak Türk standında bulunan üniversiteleri bizzat ziyaret etti. Bu ziyaret bana göre YÖK’ün yükseköğretimde uluslararasılaşma vizyonuna desteği açısından çok değerliydi. YÖK ve DEİK tarafından ortaklaşa düzenlenen o "Kıtalararası Eğitim Köprüsü" başlıklı oturumda Türkiye'deki yükseköğretim ve eğitim sektörünün uluslararası alanda artan önemi değerlendirildi. Çetinsaya, "Türkiye son on yılda yükseköğretime 21'inci yüzyıl ulusal ve uluslararası hedefleri kapsamında yapılan yatırımları anlattı. Tüm dünya ülkeleriyle eğitimde işbirliğine açık olduğumuzu ve sistem olarak bu ortaklığa hazır olduğumuzu vurguladı.
Ne mutlu ki artık üniversitelerimiz uluslararasılaşmanın önemini algıladı ve faaliyetlerini oldukça üst seviyede gerçekleştirmeye başladı. Eksikliklerimiz tabii ki var ama farkındalığın yaratılmış olması ve en önemlisi ülkenin en üst makamlarının desteğinin sağlanmış olması büyük avantaj. Daha da ileri gideceğimizden kısa zamanda üniversitelerimizin dünya çapında tanınan üniversitelerin arasına gireceğinden eminim. Kim bilir belki de dünya üniversiteler sıralamalarında üst seviyelerde üniversitelerimizi bir gün görebiliriz. Hayali bile güzel.
Yasemin Çiçekçisoy
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Twitter: @yccsoy
Son Güncelleme: Pazartesi, 09 Haziran 2014 08:17
Gösterim: 3500
Uzun bir eğitim öğretim sürecinden sonra sıcak yaz günlerinde tatilin, denizin keyfini çıkarmak yerine staj vb çalışma imkânlarından faydalanmak kulağa hiç de hoş gelmese de kendimiz için bunu yapmalıyız.
Uzun bir eğitim öğretim sürecinden sonra sıcak yaz günlerinde tatilin, denizin keyfini çıkarmak yerine staj vb çalışma imkânlarından faydalanmak kulağa hiç de hoş gelmese de kendimiz için bunu yapmalıyız. Hedef koyma, planlama ve disiplin kariyerimizi oluşturan en önemli unsurlar. Kendimizi geliştirme serüvenimizde özellikle yaz tatillerimizden feragat etmek durumundayız. Bir sürü alternatifimiz var, mutlaka değerlendirmeliyiz. Yurtdışı yaz okulları, Work and Travel, Erasmus yaz stajı, yabancı dil geliştirme programları vb daha birçok alternatifleri sıralayabiliriz. Hedefinize ve ihtiyacınıza göre bir program oluşturmalı ve kendinizi, sınırlarınızı zorlamalısınız. Maddi külfetini kışın çalışıp para biriktirerek çözme yoluna gidebilirsiniz.
Dil Okulları
Yabancı dil seviyeniz, özellikle İngilizcenizi geliştirmek için yaz dönemi bulunmaz bir fırsattır. İngiltere, Amerika, Kanada’nın yanı sıra, Malta gibi diğer merkezlere göre çok daha ucuz programlar bulabileceğiniz dil okullarına gidebilirsiniz. Dil okulu seçiminizi yaparken, maliyetleri göz önünde bulundurup, gideceğiniz yerin daha sakin ve uygun olmasına dikkat etmelisiniz.
Erasmus + Yaz Stajı
Hepimizin bildiği Erasmus + programının yükseköğretim öğrencileri için hibe desteği alacağınız yaz stajı programı, kariyer yolculuğunda özellikle Avrupa’yı tanımanın en güzel yolu. Üniversiteler Erasmus Placement programında oldukça başarılı staj olanaklarını öğrencilere sunuyor. Bana göre yükseköğretim hayatında Erasmus programına katılmamış bir öğrencinin, mezun olduktan sonra iş bulması oldukça zor. Şirketlerin işe alma süreçlerinde Erasmus + programına katılmış olmak oldukça önemli bir kriter olmaya başladı. Benden söylemesi.
Work and Travel
Yazılarımı takip edenler bilir. Work and Travel programından korkarım, çekincelerim vardır. Amerika’da çalışmak kulağa hep hoş gelmiştir ancak maalesef program çerçevesinde kötü deneyimler yaşayanların sayısı hiç de az değildir. Danışmanlık şirketini iyi seçip, Amerika merkez bölgelerinden birinde çalıştığınız taktirde yaz aylarını geçirmek için iyi bir alternatiftir, Work and Travel programı. Bir de kariyer hedefleriniz doğrultusunda bir kurumda çalışırsanız, başarısız olmak için hiçbir sebebiniz olmaz.
Yaz okulları
Avrupa, Amerika, Kore, Kanada, Japonya vb. birçok ülkede üniversitelerin yaz okulu programları mevcut. Bu programlarda hem kredi alabiliyor hem de kendinizi geliştirebiliyorsunuz. Özellikle İşletme, Hukuk ve Mühendislik bölümlerinde okuyan öğrenciler için bu programlar bulunmaz fırsat. Maliyetler dil okullarıyla karşılaştırıldığında daha uygun diyebiliriz.
Tüm bu yaz okulu alternatiflerinin ayarlamaları tabii ki en geç Mart ayı gibi tamamlanmış olmalı. Aksi halde programlardan faydalanamazsınız.
Erasmus+ yeni dönemi hayırlı olsun
2014-2020 yılları arasında Türkiye’nin Erasmus+ Programına katılımına ilişkin Katılım Anlaşması 19 Mayıs 2014 tarihinde imzalandı.. Bu anlaşma ile ülkemiz Program Üyesi Ülke sıfatıyla Erasmus + programından faydalanacak. Program Üyesi ülke olması demek, Türkiye’nin tüm hak ve sorumluluklarının AB üyesi ülkelerle eşit olması anlamına gelir. Anlaşma Bakanlar Kurulunda da onaylanmış olup, 17.06.2014 tarihli 29033 sayılı Resmi Gazetede de yayımlanmıştır. Yeni dönem hepimize hayırlı olsun.
Yeter derecede eğitime sahip olmalısın ki, çevrende insanları gereğinden büyük görmeyesin; fakat bilgeliği sağlayacak kadar da eğitimin olmalı ki, onları küçük görmeyesin. (M.L. BOREN)
Yasemin Çiçekçisoy
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Twitter: @yccsoy
Üst Kategori: ROOT Kategori: Yasemin Çiçekçisoy - Ulus. Eğ. Uz.
Uzun bir eğitim öğretim sürecinden sonra sıcak yaz günlerinde tatilin, denizin keyfini çıkarmak yerine staj vb çalışma imkânlarından faydalanmak kulağa hiç de hoş gelmese de kendimiz için bunu yapmalıyız.
Uzun bir eğitim öğretim sürecinden sonra sıcak yaz günlerinde tatilin, denizin keyfini çıkarmak yerine staj vb çalışma imkânlarından faydalanmak kulağa hiç de hoş gelmese de kendimiz için bunu yapmalıyız. Hedef koyma, planlama ve disiplin kariyerimizi oluşturan en önemli unsurlar. Kendimizi geliştirme serüvenimizde özellikle yaz tatillerimizden feragat etmek durumundayız. Bir sürü alternatifimiz var, mutlaka değerlendirmeliyiz. Yurtdışı yaz okulları, Work and Travel, Erasmus yaz stajı, yabancı dil geliştirme programları vb daha birçok alternatifleri sıralayabiliriz. Hedefinize ve ihtiyacınıza göre bir program oluşturmalı ve kendinizi, sınırlarınızı zorlamalısınız. Maddi külfetini kışın çalışıp para biriktirerek çözme yoluna gidebilirsiniz.
Dil Okulları
Yabancı dil seviyeniz, özellikle İngilizcenizi geliştirmek için yaz dönemi bulunmaz bir fırsattır. İngiltere, Amerika, Kanada’nın yanı sıra, Malta gibi diğer merkezlere göre çok daha ucuz programlar bulabileceğiniz dil okullarına gidebilirsiniz. Dil okulu seçiminizi yaparken, maliyetleri göz önünde bulundurup, gideceğiniz yerin daha sakin ve uygun olmasına dikkat etmelisiniz.
Erasmus + Yaz Stajı
Hepimizin bildiği Erasmus + programının yükseköğretim öğrencileri için hibe desteği alacağınız yaz stajı programı, kariyer yolculuğunda özellikle Avrupa’yı tanımanın en güzel yolu. Üniversiteler Erasmus Placement programında oldukça başarılı staj olanaklarını öğrencilere sunuyor. Bana göre yükseköğretim hayatında Erasmus programına katılmamış bir öğrencinin, mezun olduktan sonra iş bulması oldukça zor. Şirketlerin işe alma süreçlerinde Erasmus + programına katılmış olmak oldukça önemli bir kriter olmaya başladı. Benden söylemesi.
Work and Travel
Yazılarımı takip edenler bilir. Work and Travel programından korkarım, çekincelerim vardır. Amerika’da çalışmak kulağa hep hoş gelmiştir ancak maalesef program çerçevesinde kötü deneyimler yaşayanların sayısı hiç de az değildir. Danışmanlık şirketini iyi seçip, Amerika merkez bölgelerinden birinde çalıştığınız taktirde yaz aylarını geçirmek için iyi bir alternatiftir, Work and Travel programı. Bir de kariyer hedefleriniz doğrultusunda bir kurumda çalışırsanız, başarısız olmak için hiçbir sebebiniz olmaz.
Yaz okulları
Avrupa, Amerika, Kore, Kanada, Japonya vb. birçok ülkede üniversitelerin yaz okulu programları mevcut. Bu programlarda hem kredi alabiliyor hem de kendinizi geliştirebiliyorsunuz. Özellikle İşletme, Hukuk ve Mühendislik bölümlerinde okuyan öğrenciler için bu programlar bulunmaz fırsat. Maliyetler dil okullarıyla karşılaştırıldığında daha uygun diyebiliriz.
Tüm bu yaz okulu alternatiflerinin ayarlamaları tabii ki en geç Mart ayı gibi tamamlanmış olmalı. Aksi halde programlardan faydalanamazsınız.
Erasmus+ yeni dönemi hayırlı olsun
2014-2020 yılları arasında Türkiye’nin Erasmus+ Programına katılımına ilişkin Katılım Anlaşması 19 Mayıs 2014 tarihinde imzalandı.. Bu anlaşma ile ülkemiz Program Üyesi Ülke sıfatıyla Erasmus + programından faydalanacak. Program Üyesi ülke olması demek, Türkiye’nin tüm hak ve sorumluluklarının AB üyesi ülkelerle eşit olması anlamına gelir. Anlaşma Bakanlar Kurulunda da onaylanmış olup, 17.06.2014 tarihli 29033 sayılı Resmi Gazetede de yayımlanmıştır. Yeni dönem hepimize hayırlı olsun.
Yeter derecede eğitime sahip olmalısın ki, çevrende insanları gereğinden büyük görmeyesin; fakat bilgeliği sağlayacak kadar da eğitimin olmalı ki, onları küçük görmeyesin. (M.L. BOREN)
Yasemin Çiçekçisoy
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Twitter: @yccsoy
Son Güncelleme: Salı, 08 Temmuz 2014 10:03
Gösterim: 3013
İngilizce bilmenin en az Türkçe bilmek yada bilgisayar bilmek gibi doğal bir özellik olduğu günümüz iş dünyasında, başarılı olabilmek ve iyi bir kariyere sahip olabilmek için ikinci bir dile daha ihtiyaç duyuluyor. Yüksek düzeyde İngilizce konuşurken en azından İspanyolca, Japonca ya da Rusça gibi dillerden birinden orta düzeyde bilmek oldukça önemli. Tabi bir de önemli olan bu dilleri öğrenirken ülkelerin kültürlerini de öğrenmek kariyerinize zenginlik katacaktır.
Dil ülkelerin iletişim aracıdır
Ülkelerin küreselleşme seviyeleri, internet erişimi, ekonomisi, kültürü ve eğitim düzeyi İngilizce yeterliğini belirleyen faktörlerdir. Türkiye’de yabancı dil seviyesinin düşük olması maalesef eğitim sistemimizin kötü olması ile doğrudan alakalıdır.
Yabancı dil bilmeden bir kariyer sahibi olabilirsiniz elbette ancak maalesef kariyerinizde ilerlemeniz mümkün olamayacaktır. Yabancı dil öğrenmek, o dili konuşan ülkelerin kültürlerini de öğrenmektir aynı zamanda. Bilgi birikim ve deneyimler, yabancı dil ve kültürle birleştirildiği ölçüde zenginliğiniz artıyor. Bu bilinçle gençlerin ortaöğretim yıllarını geçirmelerini sağlamalıyız. Maalesef Orta Öğretim sistemimiz üniversite kontenjanlarına aday yetiştirmek ve çocukları eleme üzerine kurulmuş bir sistem üzerine inşa edilmiş durumda. Lise mezunu statüsündeki öğrencilerimiz test çözmek dışında, farklı birikimlere sahip olmadığı sürece başarılı olmalarına imkân yok. Dışarıda maalesef çok acımasız bir dünya var. Gençleri üniversite sınavında başarılı olmaları için test çözmeyi öğretmek yerine daha farklı birikimlere sahip olmalarını sağlamalıyız.
Yabancı dil öğrenimi okul öncesi eğitimle başlar!
Eğitim sistemimizde İngilizce programının ağırlığı düşüktür. Türkiye’de yabancı dil ve İngilizce öğretimi okul öncesinden başlatılıp, ilköğretimin birinci sınıfından itibaren İngilizce öğretmenleri tarafından verilmelidir. Finlandiya’nın PISA’daki başarısının temel sebebi okul öncesi eğitime verilen önemde saklıdır.
Finlandiya’nın sırrı ne?
Finlandiya eğitim sistemini başarıya götüren temel özelliğini eğitim altyapısının doğru kurgulanmasına bağlayabiliriz. Finlandiya eğitimde fırsat eşitliğini yaratmış, dil, din, ırk, ekonomik durum vb. ayırmaksızın tüm öğrencilere eşit haklar tanınmıştır. Özel eğitime ihtiyacı olan çocuklara ihtimam gösterilip, öğrencileri aşağılamayan ve yarıştırmayan bir sistem oluşturulmuştur. Merkezden yönetilmeyen esnek eğitim programlarına sahip Finlandiya’da işbirliğini esas alan eğitim yöntemleri kullanılmaktadır. Başarı kurulan sistemin başarısıdır, şansa bırakılmamıştır.
İskandinav ülkeleri İngilizce öğrenimi için çok iyi bir fırsat
İskandinav ülkelerinde İngilizce öğretimi bütün öğrencilere zorunlu olarak verilmektedir. Ülkelerin İngilizce seviyelerinin yüksek olması bu durumun güzel bir sonucudur. Okul öncesi eğitimden yetişkin eğitimine kadar her kısımda İngilizce eğitimi almanız mümkündür. Tavsiyem yurtdışı özellikle yaz programlarını İskandinav ülkelerinde değerlendirmeniz. Programlar sanıldığı kadar pahalı da değil. Daha uygun maliyetlerde yaz programlara katılabileceğiniz Norveç, İsveç gibi İskandinav ülkelerini tercih edebilirsiniz. Bu ülkelerde programların maliyetleri daha uygundur.
Yasemin Çiçekçisoy
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Twitter: @yccsoy
Üst Kategori: ROOT Kategori: Yasemin Çiçekçisoy - Ulus. Eğ. Uz.
İngilizce bilmenin en az Türkçe bilmek yada bilgisayar bilmek gibi doğal bir özellik olduğu günümüz iş dünyasında, başarılı olabilmek ve iyi bir kariyere sahip olabilmek için ikinci bir dile daha ihtiyaç duyuluyor. Yüksek düzeyde İngilizce konuşurken en azından İspanyolca, Japonca ya da Rusça gibi dillerden birinden orta düzeyde bilmek oldukça önemli. Tabi bir de önemli olan bu dilleri öğrenirken ülkelerin kültürlerini de öğrenmek kariyerinize zenginlik katacaktır.
Dil ülkelerin iletişim aracıdır
Ülkelerin küreselleşme seviyeleri, internet erişimi, ekonomisi, kültürü ve eğitim düzeyi İngilizce yeterliğini belirleyen faktörlerdir. Türkiye’de yabancı dil seviyesinin düşük olması maalesef eğitim sistemimizin kötü olması ile doğrudan alakalıdır.
Yabancı dil bilmeden bir kariyer sahibi olabilirsiniz elbette ancak maalesef kariyerinizde ilerlemeniz mümkün olamayacaktır. Yabancı dil öğrenmek, o dili konuşan ülkelerin kültürlerini de öğrenmektir aynı zamanda. Bilgi birikim ve deneyimler, yabancı dil ve kültürle birleştirildiği ölçüde zenginliğiniz artıyor. Bu bilinçle gençlerin ortaöğretim yıllarını geçirmelerini sağlamalıyız. Maalesef Orta Öğretim sistemimiz üniversite kontenjanlarına aday yetiştirmek ve çocukları eleme üzerine kurulmuş bir sistem üzerine inşa edilmiş durumda. Lise mezunu statüsündeki öğrencilerimiz test çözmek dışında, farklı birikimlere sahip olmadığı sürece başarılı olmalarına imkân yok. Dışarıda maalesef çok acımasız bir dünya var. Gençleri üniversite sınavında başarılı olmaları için test çözmeyi öğretmek yerine daha farklı birikimlere sahip olmalarını sağlamalıyız.
Yabancı dil öğrenimi okul öncesi eğitimle başlar!
Eğitim sistemimizde İngilizce programının ağırlığı düşüktür. Türkiye’de yabancı dil ve İngilizce öğretimi okul öncesinden başlatılıp, ilköğretimin birinci sınıfından itibaren İngilizce öğretmenleri tarafından verilmelidir. Finlandiya’nın PISA’daki başarısının temel sebebi okul öncesi eğitime verilen önemde saklıdır.
Finlandiya’nın sırrı ne?
Finlandiya eğitim sistemini başarıya götüren temel özelliğini eğitim altyapısının doğru kurgulanmasına bağlayabiliriz. Finlandiya eğitimde fırsat eşitliğini yaratmış, dil, din, ırk, ekonomik durum vb. ayırmaksızın tüm öğrencilere eşit haklar tanınmıştır. Özel eğitime ihtiyacı olan çocuklara ihtimam gösterilip, öğrencileri aşağılamayan ve yarıştırmayan bir sistem oluşturulmuştur. Merkezden yönetilmeyen esnek eğitim programlarına sahip Finlandiya’da işbirliğini esas alan eğitim yöntemleri kullanılmaktadır. Başarı kurulan sistemin başarısıdır, şansa bırakılmamıştır.
İskandinav ülkeleri İngilizce öğrenimi için çok iyi bir fırsat
İskandinav ülkelerinde İngilizce öğretimi bütün öğrencilere zorunlu olarak verilmektedir. Ülkelerin İngilizce seviyelerinin yüksek olması bu durumun güzel bir sonucudur. Okul öncesi eğitimden yetişkin eğitimine kadar her kısımda İngilizce eğitimi almanız mümkündür. Tavsiyem yurtdışı özellikle yaz programlarını İskandinav ülkelerinde değerlendirmeniz. Programlar sanıldığı kadar pahalı da değil. Daha uygun maliyetlerde yaz programlara katılabileceğiniz Norveç, İsveç gibi İskandinav ülkelerini tercih edebilirsiniz. Bu ülkelerde programların maliyetleri daha uygundur.
Yasemin Çiçekçisoy
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Twitter: @yccsoy
Son Güncelleme: Salı, 11 Mart 2014 08:16
Gösterim: 2065

