Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Banka kartı kullanıcıları artık 19 ve 20 ile başlayan şifreleri kullanamıyor

Kart şifreniz bunlardan biriyse dikkat!Banka kartı kullanıcıları artık 19 ve 20 ile başlayan şifreleri kullanamıyor. BKM Genel Müdürü Soner Canko, “Tüketicelerin şifre tercihleri daha çok 1903, 1905 ve 1907 gibi futbol kulüplerinin kuruluş tarihleri oluyor. Bu da güvenliği tehdit ediyor. Bazı bankalar 19 ile başlayan şifreleri kabul etmiyor” dedi.

Bankalar kart şifrelerinin ilk iki numarasına “19-20” yasağı koydu. Bankaların yaptığı araştırmalara göre kart şifresi alacak tüketicilerin, en çok kullandığı rakamların başında futbol kulüplerinin kuruluş tarihi ve doğum yılları olduğu belirlendi. Tüketicilerin şifre bilgilerinin korunması için çalışmalar yaptıklarını belirten Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Genel Müdürü Soner Canko, “Futbol tutkusu kart şifrelerine yansıyor. 1903, 1905 ve 1907 gibi rakamlar çok sık kullanılıyor. Bunun dışında doğum tarihleri de tüketicilerin kullandığı şifrelerin başında geliyor. İçinde bulunduğumuz yıla ait rakamlar da şifre olarak tercih ediliyor. Bunun önüne geçmek için bankalar bir çok farklı uygulama yapıyor” dedi.

Değişiklik de yapılmıyor

Bankaların kredi kartı sahiplerini korumak için bir çok farklı önlem aldığını anlatan Soner Canko, şunları vurguladı: “Hayatımızı kolaylaştıracak işlemler gerçekleştirirken bir çok şifre kullanıyoruz. Türkiye’de bu şifreler ise belli numaralardan oluşuyor. Burada da futbol sevgisi öne çıkıyor. Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarları destekledikleri takımların kuruluş tarihlerini ATM ve kredi kartı şifresi olarak kullanıyor. Bunun dışında doğum yılları da çok sık tercih ediliyor. Bu yüzden de bankalar ilk şifre alımlarında 19 ile başlayan şifreleri kabul etmiyor. Önceden kullanıcılar şifrelerini ATM’lerden istedikleri şekilde değiştirebiliyorlardı. Ancak şimdi bazı bankalar ATM’lerden de değişiklik yapılmasına izin vermiyor. Son dönemlerde ise 20 ile başlayan şifreler de kabul edilmiyor. Bunda da içinde bulunduğumuz yıla ait numaralar tercih ediliyor.”

Ardışık sıralı sayılar

Tüketicilerin bilinçlenmesi gerektiğinin altını çizen Soner Canko, şunları anlattı: “Şifre tercihlerinde doğum tarihi, hesap müşteri numarası, nüfus cüzdanı numarası, ardaşık sıralı sayılar, telefon numarası gibi kolay tahmin edilebilir numaralar olmamasına dikkat etmeli. Kartların çalınması durumunda bir kaç defalık denemeler sonrasında kullanım kolayca gerçekleşebiliyor. Bu tür numaraların kullanılmasının önüne geçilmesi lazım.”

Mail şifresi gibi olmalı

GOOGLE ve Yahoo gibi internet sitelerinden alınan maillerde şifre kullanımlarında güvenlik uygulaması bulunduğunu dile getiren Soner Canko, şu bilgileri verdi: “Bu adreslerden mail alırken şifrelerde güvenlik uygulaması var. Tercih edilen şifrenin güvenli olup olmadığı belli kriterlerle kullanıcıya iletiliyor. ‘Az güvenli, güvenli ve güvenli değil’ uyarıları yapılıyor. Belki bu tür uygulamalar kullanıcılar için daha sağlıklı olabilir. Çünkü çok fazla zorlamamak gerekiyor. Ancak bankalar da her zaman tüketicilerin güvenliğini düşünüyor. Sektörün sağlıklı büyümesi için de

güvenlik yatırımları her

zaman artıyor.”

Rakamlarla kartlı ödeme sistemleri

Türkiye’de banka kartı sayısı 81 milyon 879 bine ulaştı.

Kullanılan kredi kartı sayısı 51 milyon 360 bin 809 adet oldu.

Türkiye’deki ATM sayısı 32 bin 462 adet oldu.

Pos cihazlarının sayısı ise 1 milyon 976 bin 843 adeti buldu.

Banka kartıyla 2011’de 1 milyardan fazla işlem gerçekleşti.

Kredi kartı işlem sayısı 2.2 milyar adet oldu.

Bu kartlarla toplam 3.3 milyar adet işlem gerçekleşti.

Banka kartının işlem cirosu 255 milyar lira oldu.

Kredi kartının işlem cirosu 291 milyarı buldu.

Bu kartlarla toplam 545 milyar liralık işlem gerçekleşti.

İnternet kullanımı büyüyor

BANKALARARASI Kart Merkezi’nin (BKM) 2011 yılı verileri, hızlı ve kolay alışveriş olanağı sağlayan e-ticareti tercih edenlerin her geçen gün arttığını dile getiren Soner Canko, “2011 sonu itibariyle yerli kredi kartları ile yerli ve yabancı sitelerde 135 milyon adedinde ve 22 milyar TL tutarında e-ticaret işlemi gerçekleştirildi. E-ticaret alanında kullanım arttıkça güvenlik uygulamaları önem kazandı. Bu alanda da tüketicilerin bilinçli hareket etmesi

gerekiyor” dedi.

(milliyet)

> Kart şifreniz bunlardan biriyse dikkat!

Banka kartı kullanıcıları artık 19 ve 20 ile başlayan şifreleri kullanamıyor

Kart şifreniz bunlardan biriyse dikkat!Banka kartı kullanıcıları artık 19 ve 20 ile başlayan şifreleri kullanamıyor. BKM Genel Müdürü Soner Canko, “Tüketicelerin şifre tercihleri daha çok 1903, 1905 ve 1907 gibi futbol kulüplerinin kuruluş tarihleri oluyor. Bu da güvenliği tehdit ediyor. Bazı bankalar 19 ile başlayan şifreleri kabul etmiyor” dedi.

Bankalar kart şifrelerinin ilk iki numarasına “19-20” yasağı koydu. Bankaların yaptığı araştırmalara göre kart şifresi alacak tüketicilerin, en çok kullandığı rakamların başında futbol kulüplerinin kuruluş tarihi ve doğum yılları olduğu belirlendi. Tüketicilerin şifre bilgilerinin korunması için çalışmalar yaptıklarını belirten Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Genel Müdürü Soner Canko, “Futbol tutkusu kart şifrelerine yansıyor. 1903, 1905 ve 1907 gibi rakamlar çok sık kullanılıyor. Bunun dışında doğum tarihleri de tüketicilerin kullandığı şifrelerin başında geliyor. İçinde bulunduğumuz yıla ait rakamlar da şifre olarak tercih ediliyor. Bunun önüne geçmek için bankalar bir çok farklı uygulama yapıyor” dedi.

Değişiklik de yapılmıyor

Bankaların kredi kartı sahiplerini korumak için bir çok farklı önlem aldığını anlatan Soner Canko, şunları vurguladı: “Hayatımızı kolaylaştıracak işlemler gerçekleştirirken bir çok şifre kullanıyoruz. Türkiye’de bu şifreler ise belli numaralardan oluşuyor. Burada da futbol sevgisi öne çıkıyor. Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarları destekledikleri takımların kuruluş tarihlerini ATM ve kredi kartı şifresi olarak kullanıyor. Bunun dışında doğum yılları da çok sık tercih ediliyor. Bu yüzden de bankalar ilk şifre alımlarında 19 ile başlayan şifreleri kabul etmiyor. Önceden kullanıcılar şifrelerini ATM’lerden istedikleri şekilde değiştirebiliyorlardı. Ancak şimdi bazı bankalar ATM’lerden de değişiklik yapılmasına izin vermiyor. Son dönemlerde ise 20 ile başlayan şifreler de kabul edilmiyor. Bunda da içinde bulunduğumuz yıla ait numaralar tercih ediliyor.”

Ardışık sıralı sayılar

Tüketicilerin bilinçlenmesi gerektiğinin altını çizen Soner Canko, şunları anlattı: “Şifre tercihlerinde doğum tarihi, hesap müşteri numarası, nüfus cüzdanı numarası, ardaşık sıralı sayılar, telefon numarası gibi kolay tahmin edilebilir numaralar olmamasına dikkat etmeli. Kartların çalınması durumunda bir kaç defalık denemeler sonrasında kullanım kolayca gerçekleşebiliyor. Bu tür numaraların kullanılmasının önüne geçilmesi lazım.”

Mail şifresi gibi olmalı

GOOGLE ve Yahoo gibi internet sitelerinden alınan maillerde şifre kullanımlarında güvenlik uygulaması bulunduğunu dile getiren Soner Canko, şu bilgileri verdi: “Bu adreslerden mail alırken şifrelerde güvenlik uygulaması var. Tercih edilen şifrenin güvenli olup olmadığı belli kriterlerle kullanıcıya iletiliyor. ‘Az güvenli, güvenli ve güvenli değil’ uyarıları yapılıyor. Belki bu tür uygulamalar kullanıcılar için daha sağlıklı olabilir. Çünkü çok fazla zorlamamak gerekiyor. Ancak bankalar da her zaman tüketicilerin güvenliğini düşünüyor. Sektörün sağlıklı büyümesi için de

güvenlik yatırımları her

zaman artıyor.”

Rakamlarla kartlı ödeme sistemleri

Türkiye’de banka kartı sayısı 81 milyon 879 bine ulaştı.

Kullanılan kredi kartı sayısı 51 milyon 360 bin 809 adet oldu.

Türkiye’deki ATM sayısı 32 bin 462 adet oldu.

Pos cihazlarının sayısı ise 1 milyon 976 bin 843 adeti buldu.

Banka kartıyla 2011’de 1 milyardan fazla işlem gerçekleşti.

Kredi kartı işlem sayısı 2.2 milyar adet oldu.

Bu kartlarla toplam 3.3 milyar adet işlem gerçekleşti.

Banka kartının işlem cirosu 255 milyar lira oldu.

Kredi kartının işlem cirosu 291 milyarı buldu.

Bu kartlarla toplam 545 milyar liralık işlem gerçekleşti.

İnternet kullanımı büyüyor

BANKALARARASI Kart Merkezi’nin (BKM) 2011 yılı verileri, hızlı ve kolay alışveriş olanağı sağlayan e-ticareti tercih edenlerin her geçen gün arttığını dile getiren Soner Canko, “2011 sonu itibariyle yerli kredi kartları ile yerli ve yabancı sitelerde 135 milyon adedinde ve 22 milyar TL tutarında e-ticaret işlemi gerçekleştirildi. E-ticaret alanında kullanım arttıkça güvenlik uygulamaları önem kazandı. Bu alanda da tüketicilerin bilinçli hareket etmesi

gerekiyor” dedi.

(milliyet)

Son Güncelleme: Perşembe, 19 Temmuz 2012 11:39

Gösterim: 1680

Tayvan'da bir internet kafede 40 saat boyunca Diablo 3 oynayan 18 yaşındaki bir genç, uzun süre hareketsiz kaldığı için hayatını kaybetti.

diabloTayvan’da yaşayan 18 yaşındaki Chuang adındaki bir genç, Diablo 3 ismli oyunu oynamak için bir intenet kafede özel bir oda kiraladı. , 40 saat boyunca hareketsiz kalıp yemek yemeyi de ihmal eden Chuang , odaya giren internet kafe görevlisi tarafından baygın halde bulundu.

Hastaneye kaldırılan genç, kısa bir süre sonra yaşamını yitirdi.

Otopsi raporunda ise ölüm sebebi olarak uzun süre aynı pozisyonda kalmasına bağlı olarak oluşan kalp ve damarlarıyla ilgili sorun gösterildi.

'HABERİ DUYDUĞUMUZA ÜZÜLDÜK'

Oyunun yapımcı firması Blizzard, gencin ölümü üzerine yaptığı açıklamada, “Haberi duyduğumuza üzüldük. Her bireyin, ya da ailelerinin onlar üzerinde bir oyun dengesi oluşturması gerektiğini düşünüyoruz. Bir kişinin günlük yaşamı ve aktiviteleri kesinlikle herhangi bir eğlence anlayışının üstünde tutulmalı.” ifadelerini kullandı.

Tayvan’da geçen şubat ayında da bir kişi 23 saatlik oyundan sonra kalp krizi nedeniyle ölmüştü.( haberturk)

> 40 saat oyun oynayan genç öldü

Tayvan'da bir internet kafede 40 saat boyunca Diablo 3 oynayan 18 yaşındaki bir genç, uzun süre hareketsiz kaldığı için hayatını kaybetti.

diabloTayvan’da yaşayan 18 yaşındaki Chuang adındaki bir genç, Diablo 3 ismli oyunu oynamak için bir intenet kafede özel bir oda kiraladı. , 40 saat boyunca hareketsiz kalıp yemek yemeyi de ihmal eden Chuang , odaya giren internet kafe görevlisi tarafından baygın halde bulundu.

Hastaneye kaldırılan genç, kısa bir süre sonra yaşamını yitirdi.

Otopsi raporunda ise ölüm sebebi olarak uzun süre aynı pozisyonda kalmasına bağlı olarak oluşan kalp ve damarlarıyla ilgili sorun gösterildi.

'HABERİ DUYDUĞUMUZA ÜZÜLDÜK'

Oyunun yapımcı firması Blizzard, gencin ölümü üzerine yaptığı açıklamada, “Haberi duyduğumuza üzüldük. Her bireyin, ya da ailelerinin onlar üzerinde bir oyun dengesi oluşturması gerektiğini düşünüyoruz. Bir kişinin günlük yaşamı ve aktiviteleri kesinlikle herhangi bir eğlence anlayışının üstünde tutulmalı.” ifadelerini kullandı.

Tayvan’da geçen şubat ayında da bir kişi 23 saatlik oyundan sonra kalp krizi nedeniyle ölmüştü.( haberturk)

Son Güncelleme: Perşembe, 19 Temmuz 2012 11:16

Gösterim: 2079

Hürriyet Gazetesi Yazarı Mehmet Y. Yılmaz’ın bugünkü yazısı

Samsun ’da 19 Mayıs Üniversitesi’ne gelen Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ı protesto

etmek için bir basın açıklaması yapmak isteyen öğrencilerin, üniversitenin güvenlik görevlileri tarafından tekme tokat dövüldüklerini hatırlayacaksınız.

Kız öğrencilerin saçlarından tutulup yerlerde sürüklendiğini, erkek öğrencilerin tekme tokat dövüldüğünü televizyonlarda izlemişsinizdir.

Öğrenciler daha sonra da gözaltına alınmışlardı. Şu anda bununla ilgili olarak adli bir soruşturma sürüyor mu bilmiyorum ama üniversite 31 protestocu öğrenciden yazılı savunma istemiş.

Bizde böyle “savunma” istemek, bir prosedürün yerine getirilmesinden ibarettir.

Karar çoktan verilmiştir, ama işi kitabına uydurmak gerekir, savunma istenir.

O savunmalarda ne yazıldığının pek önemi yoktur, çünkü belli ki üniversite yönetimi kararını vermiş, çocukları cezalandıracak.

Savunması istenen öğrencilerin, tekme tokat ile güvenlik bariyerlerine saldırdıkları iddia ediliyor çünkü. Belli ki üniversitenin yönetim odalarından bakılınca öyle görünüyor, biz televizyonlarda başka bir şey görmüştük oysa!

Hep yazıyorum ama yine yazayım: Demokratik bir ülkede, protesto gösterisi yapmak bir haktır. Güvenlik güçlerinin görevi, bu protestonun olaylara neden olmadan yapılıp bitmesini sağlamaktır. Elbette çevreye zarar verecek taşkınlıklara izin verilmeyecektir ama protestosunu barışçı biçimde gerçekleştirmek isteyenlere böyle müdahale edilmez.

Üniversite yönetimi, eğer “üniversite” kavramının farkında olmuş olsaydı, soruşturmayı öğrencilere değil, onların demokratik haklarını kullanmalarını aşırı şiddet kullanarak engelleyen üniversite güvenlikçilerine yönelik olarak açardı.

Ama 12 Eylül ile “hesaplaşılan” Türkiye’de, üniversiteler 12 Eylül zihniyetinden kurtulabilmiş değil, bunu her gün bir kez daha öğreniyoruz.

> 12 Eylül üniversitesi böyle olur

Hürriyet Gazetesi Yazarı Mehmet Y. Yılmaz’ın bugünkü yazısı

Samsun ’da 19 Mayıs Üniversitesi’ne gelen Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ı protesto

etmek için bir basın açıklaması yapmak isteyen öğrencilerin, üniversitenin güvenlik görevlileri tarafından tekme tokat dövüldüklerini hatırlayacaksınız.

Kız öğrencilerin saçlarından tutulup yerlerde sürüklendiğini, erkek öğrencilerin tekme tokat dövüldüğünü televizyonlarda izlemişsinizdir.

Öğrenciler daha sonra da gözaltına alınmışlardı. Şu anda bununla ilgili olarak adli bir soruşturma sürüyor mu bilmiyorum ama üniversite 31 protestocu öğrenciden yazılı savunma istemiş.

Bizde böyle “savunma” istemek, bir prosedürün yerine getirilmesinden ibarettir.

Karar çoktan verilmiştir, ama işi kitabına uydurmak gerekir, savunma istenir.

O savunmalarda ne yazıldığının pek önemi yoktur, çünkü belli ki üniversite yönetimi kararını vermiş, çocukları cezalandıracak.

Savunması istenen öğrencilerin, tekme tokat ile güvenlik bariyerlerine saldırdıkları iddia ediliyor çünkü. Belli ki üniversitenin yönetim odalarından bakılınca öyle görünüyor, biz televizyonlarda başka bir şey görmüştük oysa!

Hep yazıyorum ama yine yazayım: Demokratik bir ülkede, protesto gösterisi yapmak bir haktır. Güvenlik güçlerinin görevi, bu protestonun olaylara neden olmadan yapılıp bitmesini sağlamaktır. Elbette çevreye zarar verecek taşkınlıklara izin verilmeyecektir ama protestosunu barışçı biçimde gerçekleştirmek isteyenlere böyle müdahale edilmez.

Üniversite yönetimi, eğer “üniversite” kavramının farkında olmuş olsaydı, soruşturmayı öğrencilere değil, onların demokratik haklarını kullanmalarını aşırı şiddet kullanarak engelleyen üniversite güvenlikçilerine yönelik olarak açardı.

Ama 12 Eylül ile “hesaplaşılan” Türkiye’de, üniversiteler 12 Eylül zihniyetinden kurtulabilmiş değil, bunu her gün bir kez daha öğreniyoruz.

Son Güncelleme: Perşembe, 19 Temmuz 2012 10:07

Gösterim: 1883

Tercih dönemlerinin başlamasıyla birlikte üniversitelerin rekabeti de gittikçe kızışmaya başladı. Nişantaşı Üniversitesi öğrencilerine mezun olduktan sonra iş bulamamaları durumunda 1000 lira işsizlik maaşı ödemeyi vaat ediyor.

Üniversiteden öğrenciye‘işsizlik maaşı’ promosyonuNişantaşı Üniversitesi, 2012-2013 eğitim yılına 3 fakülte ve 10 bölümle başlayacak.

Farklı sektörlerde gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda tespit edilen kalifiye eleman açıklarına paralel olarak açılması kararlaştırılan bölümler ''İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi'', ''Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi'' ile ''Sanat ve Tasarım Fakültesi'', üniversitenin lokomotifi olacak.

Üniversitenin ''iddialı'' bölümleri arasında, ''Uluslararası Ticaret ve Lojistik'', ''Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği'', ''Moda Tasarımı'', ''Çocuk Gelişimi'' ve ''Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik'' yer alıyor.

İlk yıl İngilizce hazırlık sınıfını okuyacak öğrenciler, ikinci yıldan itibaren kendi tercih ettikleri 4 yıllık bölümlerde okuyabilecek. Son yıl olan 6'ncı yılda başarı puanı belli bir ortalamanın üzerinde olan öğrenciler, ücretsiz olarak tezsiz yüksek lisans yapabilecek.

Nişantaşı Üniversitesi, öğrencilerine yüzde 25'ten yüzde 100'e kadar burs olanağı sunarken, kardeşlere yüzde 5, şehit çocuklarına tam burslu, ilk 100-1000-5 bin -10 bin derecesine giren öğrencilere derecelerine göre burslar sağlanıyor.

Üniversitede yarım gün teorik, yarım gün pratik eğitim uygulanacak. İkinci bir sınava gerek kalmadan yüksek lisans yapma olanağına da sahip olacak öğrenciler, hem okuyup hem çalışabilecekleri bir sistemle mezun olacak.

Mezuniyet sonrasında işe giren öğrencilerinin, işsiz kalması durumunda insan kaynakları atölyesi ile destek olan üniversite ayda 1.000 lira işsizlik maaşı ile öğrencilerin azami ihtiyaçlarını karşılayabilmesini sağlayacak.

> Öğrencilere ‘işsizlik maaşı’

Tercih dönemlerinin başlamasıyla birlikte üniversitelerin rekabeti de gittikçe kızışmaya başladı. Nişantaşı Üniversitesi öğrencilerine mezun olduktan sonra iş bulamamaları durumunda 1000 lira işsizlik maaşı ödemeyi vaat ediyor.

Üniversiteden öğrenciye‘işsizlik maaşı’ promosyonuNişantaşı Üniversitesi, 2012-2013 eğitim yılına 3 fakülte ve 10 bölümle başlayacak.

Farklı sektörlerde gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda tespit edilen kalifiye eleman açıklarına paralel olarak açılması kararlaştırılan bölümler ''İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi'', ''Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi'' ile ''Sanat ve Tasarım Fakültesi'', üniversitenin lokomotifi olacak.

Üniversitenin ''iddialı'' bölümleri arasında, ''Uluslararası Ticaret ve Lojistik'', ''Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği'', ''Moda Tasarımı'', ''Çocuk Gelişimi'' ve ''Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik'' yer alıyor.

İlk yıl İngilizce hazırlık sınıfını okuyacak öğrenciler, ikinci yıldan itibaren kendi tercih ettikleri 4 yıllık bölümlerde okuyabilecek. Son yıl olan 6'ncı yılda başarı puanı belli bir ortalamanın üzerinde olan öğrenciler, ücretsiz olarak tezsiz yüksek lisans yapabilecek.

Nişantaşı Üniversitesi, öğrencilerine yüzde 25'ten yüzde 100'e kadar burs olanağı sunarken, kardeşlere yüzde 5, şehit çocuklarına tam burslu, ilk 100-1000-5 bin -10 bin derecesine giren öğrencilere derecelerine göre burslar sağlanıyor.

Üniversitede yarım gün teorik, yarım gün pratik eğitim uygulanacak. İkinci bir sınava gerek kalmadan yüksek lisans yapma olanağına da sahip olacak öğrenciler, hem okuyup hem çalışabilecekleri bir sistemle mezun olacak.

Mezuniyet sonrasında işe giren öğrencilerinin, işsiz kalması durumunda insan kaynakları atölyesi ile destek olan üniversite ayda 1.000 lira işsizlik maaşı ile öğrencilerin azami ihtiyaçlarını karşılayabilmesini sağlayacak.

Son Güncelleme: Cumartesi, 21 Temmuz 2012 16:03

Gösterim: 4088

Hürriyet Gazetesi Yazarı Özgür Bolat’ın bugünkü yazısı

Veliler ve öğretmenler genelde soruyor:

‘Oğlum çok zeki ama çalışmıyor.’

‘Sınıfımda çok zeki bir öğrenci var, ama bir türlü motive edemiyorum.’

Onları motive etmek için ilk olarak ‘zeki ama başarısız’ olan öğrencilerin genel özelliklerini bilmek gerekiyor.

ÖZELLİKLERİ

Bu tür öğrenciler, kendilerinin zeki olarak göründüğünü bilir.

İşlerini genelde son dakikada yapar.

Zeki olarak kabul gördükleri için çalışmadan yaparım, imajı verir.

Çalışmalarını sık sık erteler ve çok endişe duymaz.

Anne/baba endişelenir ama onlar rahattır.

‘Ya işte sorunsuz dersleri geçiyorum ya yeter!’ der.

Kendisinin başarılı olduğunu ifade eder. ‘Durumum bence gayet iyi’ der.

Başarılarından birkaç örnek verir.

Bahaneleri çoktur. Ödül ya da ceza onlara işlemez.

Bazen heyecanla ödev yaparlar, ama heyecanları çabuk kaybolur.

Anne-baba bazen çalışması için ikna eder. Söz verir ama sözünü çabuk unutur.

Okul ve ders ile ilgili sorulara da üstü kapalı yanıt verir.

NEDEN BÖYLE ?

Bu çocukların aileleri genelde eğitimli (ya da eğitim bilinci olan), mutlu, düzgün ve ilgilidir. Ama farkında olmadan bazı yanlışlar yapmaktadırlar.

Bana göre en büyük yanlış şudur:

Çocuklarının zekasını ön plana çıkartır ve onları zeki olarak etiketler. Çocuklar da zeka görünümlerini kaybetmemek için çalışıp başarısız olmaktansa hiç çalışmamayı tercih eder.

(Bu konuya daha önce ayrıntılı yazmıştım. O yazımı buradan okuyabilirsiniz. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12574290.asp?yazarid=313 )

ÇALIŞMANIN ÖNEMİ

Bu aileler genelde orta sınıf ve üstüdür. Yani o konumlarına çalışarak gelmişlerdir. Bu bağlamda da çocuklarından aynısını beklerler.

Bu durumda çocukla ilişkileri genelde koşulludur. Koşullu ilişkinin olduğu yerde çocuklar olumsuzluk yaratarak, ailelerini test edebilir.

GELECEĞİ ERTELEMEK

Ailesinin okulla ilgili kendisinden beklentisi yüksek olduğu için daha fazla başarı, daha fazla beklenti ve koşul getirecektir. Çocuk bu sorumluluktan kaçar.

Aslında geleceği ertelemektedirler.

DEMOKRATİK İLİŞKİLER

Yine bu aileler genelde eğitimli olduğu için çocukları ile demokratik ilişkiler kurar.

Çocuklar ile tartışsalar da yüzleşmezler. Katı kurallar koymazlar. Denetleme mekanizması kurmazlar. Bu da başarıyı engeller.

BAŞARININ TANIMI

Ender de olsa bu tür aileler çocuklarının toplum tarafından kabul gören alanlarda başarılı olmasını ister. Bu durumda da sevdiği alanda motivasyonu çok yüksek olan bu çocukların görüşlerini reddetmiş olur.

Aslında daha da tehlikeli olan bunu manipülasyon ile yapmalarıdır.

Bu da koşuldur ve çocukta tepki yaratır.

SORUMLULUK VERME

Bu tür aileler çocuklarının başarılı olmasını istediği için çocukları ile ilgilenir ve farkında olmadan çocuklarının sorunları sahiplenir.

Aslında sorun çocuğundur. Aile bunu göze almaz. Bu durumda da çocuk kendi sorunundan sorumlu hissetmez. Eyleme geçmez.

NE YAPILMALI?

Genelde aileler ‘Tamam güzel de ne yapacağız?’ diye soruyor.

En çok buna yanıt vermekte zorlanıyorum. Çünkü sorunu tespit etmek kolay ama çözüm zor.

Doktor kalp rahatsızlığını 1 saatte bulur ama sizin sorunu çözmeniz için yaşam tarzınızı değiştirmeniz, spor yapmanız ve beslenme alışkanlığınızı değiştirmeniz gerekir.

Bunun da çözümü böyle.

Birazcık  ailenin kültürel yapısını ve çocuğunuzla ilişkinizi değiştirmeniz gerekiyor. Bu zor bir süreç ama mümkün.

Bunları ilerde ayrıntılı yazacağım ama şimdilik şunu yapabilirsiniz:

İlk olarak unutmayın çocuğunuzun motivasyonu çok yüksek ama okulla ilgili olmayabilir. Ona koşul koymadan, sevdiği alana yönlendirin.

Bununla başlayın yeter.

(Aslında başarısız öğrencileri 6 kategoriye ayırabiliriz. Bugün bu kategorileri yazacaktım ama zeki ama başarısız öğrencileri anlatırken yazı bitti. Diğer kategoriler diğer yazılara.)

https://twitter.com/ozgurbolat

> Zeki öğrenciler neden başarısız olur?

Hürriyet Gazetesi Yazarı Özgür Bolat’ın bugünkü yazısı

Veliler ve öğretmenler genelde soruyor:

‘Oğlum çok zeki ama çalışmıyor.’

‘Sınıfımda çok zeki bir öğrenci var, ama bir türlü motive edemiyorum.’

Onları motive etmek için ilk olarak ‘zeki ama başarısız’ olan öğrencilerin genel özelliklerini bilmek gerekiyor.

ÖZELLİKLERİ

Bu tür öğrenciler, kendilerinin zeki olarak göründüğünü bilir.

İşlerini genelde son dakikada yapar.

Zeki olarak kabul gördükleri için çalışmadan yaparım, imajı verir.

Çalışmalarını sık sık erteler ve çok endişe duymaz.

Anne/baba endişelenir ama onlar rahattır.

‘Ya işte sorunsuz dersleri geçiyorum ya yeter!’ der.

Kendisinin başarılı olduğunu ifade eder. ‘Durumum bence gayet iyi’ der.

Başarılarından birkaç örnek verir.

Bahaneleri çoktur. Ödül ya da ceza onlara işlemez.

Bazen heyecanla ödev yaparlar, ama heyecanları çabuk kaybolur.

Anne-baba bazen çalışması için ikna eder. Söz verir ama sözünü çabuk unutur.

Okul ve ders ile ilgili sorulara da üstü kapalı yanıt verir.

NEDEN BÖYLE ?

Bu çocukların aileleri genelde eğitimli (ya da eğitim bilinci olan), mutlu, düzgün ve ilgilidir. Ama farkında olmadan bazı yanlışlar yapmaktadırlar.

Bana göre en büyük yanlış şudur:

Çocuklarının zekasını ön plana çıkartır ve onları zeki olarak etiketler. Çocuklar da zeka görünümlerini kaybetmemek için çalışıp başarısız olmaktansa hiç çalışmamayı tercih eder.

(Bu konuya daha önce ayrıntılı yazmıştım. O yazımı buradan okuyabilirsiniz. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12574290.asp?yazarid=313 )

ÇALIŞMANIN ÖNEMİ

Bu aileler genelde orta sınıf ve üstüdür. Yani o konumlarına çalışarak gelmişlerdir. Bu bağlamda da çocuklarından aynısını beklerler.

Bu durumda çocukla ilişkileri genelde koşulludur. Koşullu ilişkinin olduğu yerde çocuklar olumsuzluk yaratarak, ailelerini test edebilir.

GELECEĞİ ERTELEMEK

Ailesinin okulla ilgili kendisinden beklentisi yüksek olduğu için daha fazla başarı, daha fazla beklenti ve koşul getirecektir. Çocuk bu sorumluluktan kaçar.

Aslında geleceği ertelemektedirler.

DEMOKRATİK İLİŞKİLER

Yine bu aileler genelde eğitimli olduğu için çocukları ile demokratik ilişkiler kurar.

Çocuklar ile tartışsalar da yüzleşmezler. Katı kurallar koymazlar. Denetleme mekanizması kurmazlar. Bu da başarıyı engeller.

BAŞARININ TANIMI

Ender de olsa bu tür aileler çocuklarının toplum tarafından kabul gören alanlarda başarılı olmasını ister. Bu durumda da sevdiği alanda motivasyonu çok yüksek olan bu çocukların görüşlerini reddetmiş olur.

Aslında daha da tehlikeli olan bunu manipülasyon ile yapmalarıdır.

Bu da koşuldur ve çocukta tepki yaratır.

SORUMLULUK VERME

Bu tür aileler çocuklarının başarılı olmasını istediği için çocukları ile ilgilenir ve farkında olmadan çocuklarının sorunları sahiplenir.

Aslında sorun çocuğundur. Aile bunu göze almaz. Bu durumda da çocuk kendi sorunundan sorumlu hissetmez. Eyleme geçmez.

NE YAPILMALI?

Genelde aileler ‘Tamam güzel de ne yapacağız?’ diye soruyor.

En çok buna yanıt vermekte zorlanıyorum. Çünkü sorunu tespit etmek kolay ama çözüm zor.

Doktor kalp rahatsızlığını 1 saatte bulur ama sizin sorunu çözmeniz için yaşam tarzınızı değiştirmeniz, spor yapmanız ve beslenme alışkanlığınızı değiştirmeniz gerekir.

Bunun da çözümü böyle.

Birazcık  ailenin kültürel yapısını ve çocuğunuzla ilişkinizi değiştirmeniz gerekiyor. Bu zor bir süreç ama mümkün.

Bunları ilerde ayrıntılı yazacağım ama şimdilik şunu yapabilirsiniz:

İlk olarak unutmayın çocuğunuzun motivasyonu çok yüksek ama okulla ilgili olmayabilir. Ona koşul koymadan, sevdiği alana yönlendirin.

Bununla başlayın yeter.

(Aslında başarısız öğrencileri 6 kategoriye ayırabiliriz. Bugün bu kategorileri yazacaktım ama zeki ama başarısız öğrencileri anlatırken yazı bitti. Diğer kategoriler diğer yazılara.)

https://twitter.com/ozgurbolat

Son Güncelleme: Perşembe, 19 Temmuz 2012 08:55

Gösterim: 2768


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.