Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Eğitim ve Öğretimine Yönelik Kurslar ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
kuran_kursuOkulların tatil olduğu zamanlarda, kişiler kendi isteğine, küçükler de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olarak yaz Kur'an kurslarına gidebilecek.
Yaz Kur'an kursları, Kur'an kurslarında, camilerde ve müftülüklerce uygun görülecek yerlerde, mülki amirin onayıyla açılacak.
Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Eğitim ve Öğretimine Yönelik Kurslar ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Yönetmelikle, Kur'an eğitim ve öğretimine yönelik kursların, Kur'an kursu yurt ve pansiyonlarının açılış ve çalışmaları, kurslarda verilen eğitim-öğretim hizmetleri ile bunların yönetim ve denetim esaslarının belirlenmesi amaçlanıyor.
 Yönetmeliğe göre, Kur'an kurslarındaki kurs yöneticisi, müftünün teklifi ve mülki amirin onayıyla; kurs yöneticisinin nitelikleri ile öğretici, nöbetçi öğretici ve diğer personelin görevleri, Başkanlığın internet adresinde yayımlanacak bir yönergeyle belirlenecek.
Kur'an kurslarında öğretici ihtiyacının kadrolu veya sözleşmeli öğreticilerle karşılanması esas olacak. Bu ihtiyacın kadrolu veya sözleşmeli öğreticilerle karşılanamaması halinde vekil veya geçici öğretici görevlendirilebilecek.
Öğrencisi kalmayan kursların öğreticileri, ihtiyaç olan başka Kur'an kursları ile diğer din hizmetlerinde müftülükçe görevlendirilecek.
Öğreticilerin yıllık izinlerini, kurslarda eğitim-öğretime ara verildiği tarihlerde kullanmaları esas olacak. Ancak öğreticiler yaz Kur'an kurslarında da eğitimi aksatmayacak şekilde izin kullanabilecek. Hafızlık eğitiminde görevli öğreticiler ise müftünün uygun gördüğü zamanlarda izin kullanacak.
     
Kur'an kursları nasıl açılacak
     
Diyanet İşleri Başkanlığınca düzenlenen yaygın din eğitimi kurslarında görevlendirilenlerin ders ve ek ders ücretleri, ilgili mali mevzuat hükümlerine göre ödenecek.
Kursların eğitim takvimi, öğretim programları ve illerin özellikleri dikkate alınarak Başkanlıkça belirlenecek. Kur'an kurslarında ihtiyaca ve talebe bağlı olarak hafta sonu ve mesai saatleri dışında da eğitim yapılabilecek.
Kur'an kursları, il, ilçe, belde ve köylerde ilgili il müftülüğünün teklifi ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın onayıyla eğitim-öğretime açılacak.
Kur'an kursları, öğrenci sayısı, verilecek eğitimin ve öğretimin niteliğiyle kullanılacak binanın fiziki koşulları gibi ölçütler dikkate alınarak A, B, C ve D grubu olarak tasnif edilecek.
Çeşitli nedenlerle Kur'an kurslarına gelemeyen veya bu hizmetlerden yararlanamayan vatandaşlar için uygun görülen yerlerde müftülüğün teklifi, mülki amirin onayıyla Kur'an eğitim ve öğretim kursu düzenlenebilecek.     
Kurslarda dini içerikli etkinlikler düzenlenecek     
Kur'an kurslarında gerçekleştirilecek faaliyetler, yönetmelikle şöyle düzenlendi:
     ''-Kur'an-ı Kerim'i usulüne uygun olarak yüzünden okumayı öğretmek,
     -Tecvid, tashih-i huruf ve talim gibi Kur'an-ı Kerim'i usulüne uygun ve güzel okumayı sağlayıcı bilgileri uygulamalı olarak öğretmek,
     -İbadetler için gerekli sure, ayet ve duaları ezberletmek ve anlamlarını öğretmek,
     -Hafızlık yaptırmak,
     -Kur'an-ı Kerim'in anlaşılmasını sağlamak,
     -İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile Hazreti Peygamberin hayatı ve örnek ahlakı hakkında bilgiler vermek,
     -Dini içerikli sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlemek.''
     
Kur'an eğitiminde ''e-eğitim'' de kullanılabilecek    
Yönetmeliğe göre, Kur'an Eğitim ve Öğretimi Kurulu; Diyanet İşleri Başkanı veya eğitimden sorumlu Başkan Yardımcısının başkanlığında, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü, Dini Yayınlar Genel Müdürü, Din İşleri Yüksek Kurulu'ndan bir üye, Hukuk Müşaviri, Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu'ndan bir üye, Yaygın Din Eğitimi Daire Başkanı ve Program Geliştirme Daire Başkanından oluşacak.
Kurul çoğunlukla toplanacak ve kararlarını çoğunlukla alacak. Eşitlik halinde kurul başkanının tarafı çoğunluk sayılacak. Kurul kararları Başkan onayıyla yürürlüğe girecek.
Her yıl eylül ayında ve ayrıca Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün önerisi üzerine Başkanlığın uygun göreceği tarihlerde toplanacak Kurul'un görevleri şöyle olacak: ''Taslak hazırlanan eğitim ve öğretim programları, ders kitapları, yardımcı kitaplar ve öğretici kılavuz kitaplarını incelemek ve uygulanmasını sağlamak, eğitim ve öğretimi geliştirme, değerlendirme ile ilgili görev ve hizmetleri yürütmek, yaygın din eğitiminde uygulanan programlara göre ders veya yardımcı ders kitapları ile materyal hazırlamak, hazırlatmak veya satın almak, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kişilerce hazırlanan ders materyallerini inceleyerek bunların uygulanmasına karar vermek.''
Kur'an eğitim ve öğretiminde Başkanlıkça hazırlanan eğitim ve öğretim programları uygulanacak. Bu eğitimlerde Başkanlıkça hazırlanan ders kitapları kullanılacak ve uygun görülen ders materyalleri de takip edilecek. Bu hizmetlerde e-eğitim de kullanılabilecek.     
Kurslara kayıtlar     
Kur'an kurslarına kayıtlar, uygulanan eğitim-öğretim programlarına göre Başkanlıkça belirlenecek esaslara ve sürelere uygun olarak yapılacak.
Kursa müracaatlar form dilekçeyle kabul edilecek. Kursa kayıt olacaklarda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma şartı aranacak. Yabancı uyruklu olanlar, Dışişleri Bakanlığının görüşü alındıktan sonra Başkanlığın izniyle kursa kaydedilebilecek. Ancak Türkiye'de oturum veya eğitim izni alanlar doğrudan kayıt yaptırabilecek.
Kurslarda sınıf mevcudunun; yüzünden okuyanlar için 12, hafızlığa çalışanlar için ise 8 öğrenci olması esas olacak. Ancak kurslarda öğrenci sayısının yüzünden okuyanlar için 10'un, hafızlığa çalışanlar için 5'in altına düşmesi halinde müftünün teklifi ve mülki amirin onayıyla ilgili dönemde eğitim-öğretime devam edilecek.
Ayrı bir eğitim metodu uygulanmak durumunda olunan engellilere yönelik oluşturulacak sınıflarda, sınıf mevcudu için aranan öğrenci sayıları dikkate alınmayacak.
Kurslarda, resmi bayramlarda eğitim-öğretime ara verilecek. Ancak hafızlık eğitimiyle ilgili çalışmalara, hafta sonu ve tatil günlerinde de devam edilebilecek.     
Hafızlık eğitimi, komisyonlar, sınavlar ve belge işlemleri    
Hafızlık eğitim süreçlerini takip etmek ve değerlendirmek üzere il ve ilçe müftülüklerinde hafızlık takip komisyonu kurulacak. Komisyon, müftünün teklifi ve mülki amirin onayıyla ikisi hafız en az 3 kişiden oluşacak. Komisyona müftü veya görevlendireceği personel başkanlık edecek.
Hafızlık eğitimi için öğrenci seçimi ve hafızlık eğitim süresi, Hafızlık Eğitim Programı esaslarına göre belirlenecek. Hafızlık tespit sınavı, Kur'an kurslarında veya kendi imkanları ile hafızlıklarını tamamlayanların tespiti amacıyla başta Başkanlığa bağlı eğitim merkezleri olmak üzere uygun görülen yerlerde ve tarihlerde Başkanlıkça sözlü olarak yapılacak.
Hafızlık tespit sınavı komisyonları, ikisi hafız en az 3 kişiden oluşacak ve bunlar Başkanlıkça belirlenecek.
Hafızlık eğitimi dışındaki kurslarda değerlendirme sınavı isteğe bağlı olarak yapılacak, sınav sonuçlarına göre başarı belgesi verilecek. Sınava katılmayanlara kurs katılım belgesi verilecek.
Hafızlık tespit sınavlarında değerlendirme, 100 puan üzerinden yapılacak. Başarılı sayılabilmek için en az 70 puan alınması şart olacak. Sınavda başarılı olanlara Başkanlıkça Hafızlık Belgesi verilecek.     
Yaz Kur'an Kursları    
Okulların tatil olduğu zamanlarda, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olarak Kur'an-ı Kerim'i ve mealini öğrenmeleri, dini bilgilerini geliştirmeleri, dini içerikli sosyal ve kültürel etkinliklerden yararlanmaları amacıyla Kur'an kurslarında, camilerde ve müftülüklerce uygun görülecek yerlerde mülki amirin onayıyla yaz Kur'an kursları açılacak.
Bu kursların süresi 2 ayı ve haftada 5 günü geçmeyecek. Kursa müracaatlar form dilekçeyle olacak.
Kur'an kursu bulunmayan veya bulunup da ihtiyaca cevap veremeyen yerlerde veya arzu eden vatandaşlara Kur'an-ı Kerim ve meali ile gerekli dini bilgileri öğretmek üzere ilgili müftülüğün teklifi ve mülki amirin onayıyla camilerde Kur'an öğretimi kursları açılacak. Bu kurslar, eğitim-öğretime uygun fiziki şartları haiz camilerde, müştemilatında veya müftülükçe uygun görülen yerlerde açılabilecek. Kursa müracaat, form dilekçeyle kabul edilecek.
Yaz Kur'an kurslarında öncelikli olarak din hizmetleri sınıfında bulunan personele görev verilecek. Gerektiğinde aranan şartları haiz olmaları kaydıyla kurum personeli veya kurum dışından vekil veya geçici öğretici görevlendirilebilecek.
Camilerde Kur'an öğretimi kurslarında, din hizmetleri sınıfından nitelikleri Başkanlıkça belirlenen personel, öğretici olarak görevlendirilecek. Bu kurslarda görevlendirilenlere, öğrenci sayısı mevzuatında belirtilen rakama ulaşması halinde ders ücreti tahakkuk ettirilecek.     
Yurt ve pansiyonlara ilişkin düzenleme     
Kur'an eğitim ve öğretimi kursu hizmetlerinin yürütülmesinde barınma ve beslenme ihtiyacını karşılamak üzere müftünün teklifi ve mülki amirin onayıyla aranan şartları haiz olan yurt ve pansiyonlar açılacak. Bu yurt ve pansiyonlardan yaz Kur'an kursu öğrencileri de faydalanacak. Yurt ve pansiyonlar, yönetmelik çerçevesinde yürütülen eğitim-öğretim faaliyetleri devam ettiği sürece hizmete açık bulundurulacak. Yurt ve pansiyonlara öğrenci kabulünde şehit yakını, öksüz, yetim, fakir, anne veya babası yurt dışında olanlara, çevresinde devam edeceği türde Kur'an kursu bulunmayan veya bulunup da ihtiyaca cevap vermeyen yerlerden gelenlere öncelik verilecek. Yurt ve pansiyonların yönetimi ile diğer hizmetleri müftülüklerce yürütülecek. Öğrencilere yurt ve pansiyon yöneticisi tarafından ihtiyaç halinde izin verilebilecek.
Kur'an kursları ile yurt ve pansiyonların denetimi, Diyanet İşleri Başkanlığı müfettişleri, ilgili müftü veya müftünün görevlendireceği personel tarafından yapılacak. Yurt ve pansiyon binasında eğitim-öğretime devam edilmesinin öğrencilerin güvenliği için tehlike oluşturduğuna ilişkin teknik bilirkişi raporu bulunması halinde, yeni yurt ve pansiyon yapılmak üzere ancak kapatılabilecek. Kapatılma işlemleri, pansiyonlarda kalan öğrencilerin barınmaları konusunda gerekli tedbirler alındıktan sonra müftünün teklifi ve mülki amirin onayıyla yapılacak.
     
Kurslardaki yayınları Diyanet belirleyecek
     
Kur'an kursları, yurt ve pansiyonların bütçeleri, kursların öğrenci sayıları dikkate alınarak Başkanlıkça mali yıl itibarıyla düzenlenecek. Kur'an kursları, yurt ve pansiyonların, yemek, temizlik, güvenlik ve benzeri ihtiyaçlarını karşılamak üzere hizmet satın alınabilecek.
Kur'an eğitimi ve öğretimi kurslarında bulundurulacak yazılı ve görsel yayınların nitelik ve türleri Başkanlık internet adresinde yayımlanacak bir yönergeyle belirlenecek.
Kurslarda kurs aile birliği oluşturulabilecek. Kurs aile birliği, dini, kültürel, eğitsel, sosyal ve sportif etkinlikleri kurs yönetimiyle koordineli yapacak.
Öte yandan, bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Kursları ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği ile Diyanet İşleri Başkanlığı Hafızlık Tespit Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı.

> Kur'an kursları yönetmeliği yeniden düzenlendi

Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Eğitim ve Öğretimine Yönelik Kurslar ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
kuran_kursuOkulların tatil olduğu zamanlarda, kişiler kendi isteğine, küçükler de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olarak yaz Kur'an kurslarına gidebilecek.
Yaz Kur'an kursları, Kur'an kurslarında, camilerde ve müftülüklerce uygun görülecek yerlerde, mülki amirin onayıyla açılacak.
Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Eğitim ve Öğretimine Yönelik Kurslar ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Yönetmelikle, Kur'an eğitim ve öğretimine yönelik kursların, Kur'an kursu yurt ve pansiyonlarının açılış ve çalışmaları, kurslarda verilen eğitim-öğretim hizmetleri ile bunların yönetim ve denetim esaslarının belirlenmesi amaçlanıyor.
 Yönetmeliğe göre, Kur'an kurslarındaki kurs yöneticisi, müftünün teklifi ve mülki amirin onayıyla; kurs yöneticisinin nitelikleri ile öğretici, nöbetçi öğretici ve diğer personelin görevleri, Başkanlığın internet adresinde yayımlanacak bir yönergeyle belirlenecek.
Kur'an kurslarında öğretici ihtiyacının kadrolu veya sözleşmeli öğreticilerle karşılanması esas olacak. Bu ihtiyacın kadrolu veya sözleşmeli öğreticilerle karşılanamaması halinde vekil veya geçici öğretici görevlendirilebilecek.
Öğrencisi kalmayan kursların öğreticileri, ihtiyaç olan başka Kur'an kursları ile diğer din hizmetlerinde müftülükçe görevlendirilecek.
Öğreticilerin yıllık izinlerini, kurslarda eğitim-öğretime ara verildiği tarihlerde kullanmaları esas olacak. Ancak öğreticiler yaz Kur'an kurslarında da eğitimi aksatmayacak şekilde izin kullanabilecek. Hafızlık eğitiminde görevli öğreticiler ise müftünün uygun gördüğü zamanlarda izin kullanacak.
     
Kur'an kursları nasıl açılacak
     
Diyanet İşleri Başkanlığınca düzenlenen yaygın din eğitimi kurslarında görevlendirilenlerin ders ve ek ders ücretleri, ilgili mali mevzuat hükümlerine göre ödenecek.
Kursların eğitim takvimi, öğretim programları ve illerin özellikleri dikkate alınarak Başkanlıkça belirlenecek. Kur'an kurslarında ihtiyaca ve talebe bağlı olarak hafta sonu ve mesai saatleri dışında da eğitim yapılabilecek.
Kur'an kursları, il, ilçe, belde ve köylerde ilgili il müftülüğünün teklifi ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın onayıyla eğitim-öğretime açılacak.
Kur'an kursları, öğrenci sayısı, verilecek eğitimin ve öğretimin niteliğiyle kullanılacak binanın fiziki koşulları gibi ölçütler dikkate alınarak A, B, C ve D grubu olarak tasnif edilecek.
Çeşitli nedenlerle Kur'an kurslarına gelemeyen veya bu hizmetlerden yararlanamayan vatandaşlar için uygun görülen yerlerde müftülüğün teklifi, mülki amirin onayıyla Kur'an eğitim ve öğretim kursu düzenlenebilecek.     
Kurslarda dini içerikli etkinlikler düzenlenecek     
Kur'an kurslarında gerçekleştirilecek faaliyetler, yönetmelikle şöyle düzenlendi:
     ''-Kur'an-ı Kerim'i usulüne uygun olarak yüzünden okumayı öğretmek,
     -Tecvid, tashih-i huruf ve talim gibi Kur'an-ı Kerim'i usulüne uygun ve güzel okumayı sağlayıcı bilgileri uygulamalı olarak öğretmek,
     -İbadetler için gerekli sure, ayet ve duaları ezberletmek ve anlamlarını öğretmek,
     -Hafızlık yaptırmak,
     -Kur'an-ı Kerim'in anlaşılmasını sağlamak,
     -İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile Hazreti Peygamberin hayatı ve örnek ahlakı hakkında bilgiler vermek,
     -Dini içerikli sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlemek.''
     
Kur'an eğitiminde ''e-eğitim'' de kullanılabilecek    
Yönetmeliğe göre, Kur'an Eğitim ve Öğretimi Kurulu; Diyanet İşleri Başkanı veya eğitimden sorumlu Başkan Yardımcısının başkanlığında, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü, Dini Yayınlar Genel Müdürü, Din İşleri Yüksek Kurulu'ndan bir üye, Hukuk Müşaviri, Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu'ndan bir üye, Yaygın Din Eğitimi Daire Başkanı ve Program Geliştirme Daire Başkanından oluşacak.
Kurul çoğunlukla toplanacak ve kararlarını çoğunlukla alacak. Eşitlik halinde kurul başkanının tarafı çoğunluk sayılacak. Kurul kararları Başkan onayıyla yürürlüğe girecek.
Her yıl eylül ayında ve ayrıca Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün önerisi üzerine Başkanlığın uygun göreceği tarihlerde toplanacak Kurul'un görevleri şöyle olacak: ''Taslak hazırlanan eğitim ve öğretim programları, ders kitapları, yardımcı kitaplar ve öğretici kılavuz kitaplarını incelemek ve uygulanmasını sağlamak, eğitim ve öğretimi geliştirme, değerlendirme ile ilgili görev ve hizmetleri yürütmek, yaygın din eğitiminde uygulanan programlara göre ders veya yardımcı ders kitapları ile materyal hazırlamak, hazırlatmak veya satın almak, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kişilerce hazırlanan ders materyallerini inceleyerek bunların uygulanmasına karar vermek.''
Kur'an eğitim ve öğretiminde Başkanlıkça hazırlanan eğitim ve öğretim programları uygulanacak. Bu eğitimlerde Başkanlıkça hazırlanan ders kitapları kullanılacak ve uygun görülen ders materyalleri de takip edilecek. Bu hizmetlerde e-eğitim de kullanılabilecek.     
Kurslara kayıtlar     
Kur'an kurslarına kayıtlar, uygulanan eğitim-öğretim programlarına göre Başkanlıkça belirlenecek esaslara ve sürelere uygun olarak yapılacak.
Kursa müracaatlar form dilekçeyle kabul edilecek. Kursa kayıt olacaklarda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma şartı aranacak. Yabancı uyruklu olanlar, Dışişleri Bakanlığının görüşü alındıktan sonra Başkanlığın izniyle kursa kaydedilebilecek. Ancak Türkiye'de oturum veya eğitim izni alanlar doğrudan kayıt yaptırabilecek.
Kurslarda sınıf mevcudunun; yüzünden okuyanlar için 12, hafızlığa çalışanlar için ise 8 öğrenci olması esas olacak. Ancak kurslarda öğrenci sayısının yüzünden okuyanlar için 10'un, hafızlığa çalışanlar için 5'in altına düşmesi halinde müftünün teklifi ve mülki amirin onayıyla ilgili dönemde eğitim-öğretime devam edilecek.
Ayrı bir eğitim metodu uygulanmak durumunda olunan engellilere yönelik oluşturulacak sınıflarda, sınıf mevcudu için aranan öğrenci sayıları dikkate alınmayacak.
Kurslarda, resmi bayramlarda eğitim-öğretime ara verilecek. Ancak hafızlık eğitimiyle ilgili çalışmalara, hafta sonu ve tatil günlerinde de devam edilebilecek.     
Hafızlık eğitimi, komisyonlar, sınavlar ve belge işlemleri    
Hafızlık eğitim süreçlerini takip etmek ve değerlendirmek üzere il ve ilçe müftülüklerinde hafızlık takip komisyonu kurulacak. Komisyon, müftünün teklifi ve mülki amirin onayıyla ikisi hafız en az 3 kişiden oluşacak. Komisyona müftü veya görevlendireceği personel başkanlık edecek.
Hafızlık eğitimi için öğrenci seçimi ve hafızlık eğitim süresi, Hafızlık Eğitim Programı esaslarına göre belirlenecek. Hafızlık tespit sınavı, Kur'an kurslarında veya kendi imkanları ile hafızlıklarını tamamlayanların tespiti amacıyla başta Başkanlığa bağlı eğitim merkezleri olmak üzere uygun görülen yerlerde ve tarihlerde Başkanlıkça sözlü olarak yapılacak.
Hafızlık tespit sınavı komisyonları, ikisi hafız en az 3 kişiden oluşacak ve bunlar Başkanlıkça belirlenecek.
Hafızlık eğitimi dışındaki kurslarda değerlendirme sınavı isteğe bağlı olarak yapılacak, sınav sonuçlarına göre başarı belgesi verilecek. Sınava katılmayanlara kurs katılım belgesi verilecek.
Hafızlık tespit sınavlarında değerlendirme, 100 puan üzerinden yapılacak. Başarılı sayılabilmek için en az 70 puan alınması şart olacak. Sınavda başarılı olanlara Başkanlıkça Hafızlık Belgesi verilecek.     
Yaz Kur'an Kursları    
Okulların tatil olduğu zamanlarda, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olarak Kur'an-ı Kerim'i ve mealini öğrenmeleri, dini bilgilerini geliştirmeleri, dini içerikli sosyal ve kültürel etkinliklerden yararlanmaları amacıyla Kur'an kurslarında, camilerde ve müftülüklerce uygun görülecek yerlerde mülki amirin onayıyla yaz Kur'an kursları açılacak.
Bu kursların süresi 2 ayı ve haftada 5 günü geçmeyecek. Kursa müracaatlar form dilekçeyle olacak.
Kur'an kursu bulunmayan veya bulunup da ihtiyaca cevap veremeyen yerlerde veya arzu eden vatandaşlara Kur'an-ı Kerim ve meali ile gerekli dini bilgileri öğretmek üzere ilgili müftülüğün teklifi ve mülki amirin onayıyla camilerde Kur'an öğretimi kursları açılacak. Bu kurslar, eğitim-öğretime uygun fiziki şartları haiz camilerde, müştemilatında veya müftülükçe uygun görülen yerlerde açılabilecek. Kursa müracaat, form dilekçeyle kabul edilecek.
Yaz Kur'an kurslarında öncelikli olarak din hizmetleri sınıfında bulunan personele görev verilecek. Gerektiğinde aranan şartları haiz olmaları kaydıyla kurum personeli veya kurum dışından vekil veya geçici öğretici görevlendirilebilecek.
Camilerde Kur'an öğretimi kurslarında, din hizmetleri sınıfından nitelikleri Başkanlıkça belirlenen personel, öğretici olarak görevlendirilecek. Bu kurslarda görevlendirilenlere, öğrenci sayısı mevzuatında belirtilen rakama ulaşması halinde ders ücreti tahakkuk ettirilecek.     
Yurt ve pansiyonlara ilişkin düzenleme     
Kur'an eğitim ve öğretimi kursu hizmetlerinin yürütülmesinde barınma ve beslenme ihtiyacını karşılamak üzere müftünün teklifi ve mülki amirin onayıyla aranan şartları haiz olan yurt ve pansiyonlar açılacak. Bu yurt ve pansiyonlardan yaz Kur'an kursu öğrencileri de faydalanacak. Yurt ve pansiyonlar, yönetmelik çerçevesinde yürütülen eğitim-öğretim faaliyetleri devam ettiği sürece hizmete açık bulundurulacak. Yurt ve pansiyonlara öğrenci kabulünde şehit yakını, öksüz, yetim, fakir, anne veya babası yurt dışında olanlara, çevresinde devam edeceği türde Kur'an kursu bulunmayan veya bulunup da ihtiyaca cevap vermeyen yerlerden gelenlere öncelik verilecek. Yurt ve pansiyonların yönetimi ile diğer hizmetleri müftülüklerce yürütülecek. Öğrencilere yurt ve pansiyon yöneticisi tarafından ihtiyaç halinde izin verilebilecek.
Kur'an kursları ile yurt ve pansiyonların denetimi, Diyanet İşleri Başkanlığı müfettişleri, ilgili müftü veya müftünün görevlendireceği personel tarafından yapılacak. Yurt ve pansiyon binasında eğitim-öğretime devam edilmesinin öğrencilerin güvenliği için tehlike oluşturduğuna ilişkin teknik bilirkişi raporu bulunması halinde, yeni yurt ve pansiyon yapılmak üzere ancak kapatılabilecek. Kapatılma işlemleri, pansiyonlarda kalan öğrencilerin barınmaları konusunda gerekli tedbirler alındıktan sonra müftünün teklifi ve mülki amirin onayıyla yapılacak.
     
Kurslardaki yayınları Diyanet belirleyecek
     
Kur'an kursları, yurt ve pansiyonların bütçeleri, kursların öğrenci sayıları dikkate alınarak Başkanlıkça mali yıl itibarıyla düzenlenecek. Kur'an kursları, yurt ve pansiyonların, yemek, temizlik, güvenlik ve benzeri ihtiyaçlarını karşılamak üzere hizmet satın alınabilecek.
Kur'an eğitimi ve öğretimi kurslarında bulundurulacak yazılı ve görsel yayınların nitelik ve türleri Başkanlık internet adresinde yayımlanacak bir yönergeyle belirlenecek.
Kurslarda kurs aile birliği oluşturulabilecek. Kurs aile birliği, dini, kültürel, eğitsel, sosyal ve sportif etkinlikleri kurs yönetimiyle koordineli yapacak.
Öte yandan, bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Kursları ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği ile Diyanet İşleri Başkanlığı Hafızlık Tespit Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı.

Son Güncelleme: Cumartesi, 07 Nisan 2012 12:31

Gösterim: 2440

Bakan Ömer Dinçer son 2 yılda soruşturma açılan 7 bin üniversiteliden 4 bin 600’ünün okuldan uzaklaştırıldığını, 55’inin atıldığını açıkladı. CHP’li Ağbaba ‘üniversitelerde faşizm yaşanıyor’ dedi.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 2010 ve 2011’de toplam “7 bin 43 üniversite öğrencisi hakkında soruşturma açıldığını”, bu öğrencilerden 4 bin 602’sinin okuldan uzaklaştırıldığını, 55’inin ise atıldığını açıkladı.

İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, Başbakan Tayyip Erdoğan’a “son 2 yıl içinde üniversite öğrencilerine YÖK’ün ve rektörlüklerin uygulamalarını, hükümetin eğitim politiklarını protesto etmek, harç, ulaşım, yurt, kantin, yemekhane fiyatlarını protesto etmek, öğrencileri eyleme ya da etkinliğe katılmak üzere galeyana getirmek, okula soda getirmek, okula simit, poğaça, ekmek ile girmek, anadilde eğitim haklarını savunmak, ıslık çalmak, halay çekmek, toplu şekilde müzik dinlemek, puşi takmak, Evrensel gazetesi dağıtmak, duyuru ve tanıtım amacıyla okul içerisinde masa açmak, afiş asmak, bildiri dağıtmak, toplantı, eylem, müzik dinletisi, panel, film gösterimi, kitap okuma etkinliği düzenlemek gibi gerekçelerle kaç soruşturma açıldığını” sordu. Tüzel, soruşturmalar sonucunda öğrencilerin aldığı cezaların da bilgisini istedi. Bakan Dinçer, soru önergesine YÖK verilerine dayanarak verdiği yanıtta, “2010 ve 2011 yıllarında toplam 7 bin 43 öğrenciye soruşturma açıldığını” belirtti. Dinçer, açılan soruşturmalar sonucunda “iki yılda 1477 öğrencinin uyarı, 897 öğrencinin kınama, 4 bin 602 öğrencinin okuldan uzaklaştırma, 55 öğrencinin ise okuldan atılma cezası aldığını” kaydetti.

YARGIDAN ÖNCE ÜNİVERSİTE CEZASI

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise üniversitelerdeki soruşturmaları “12 Eylül’den daha karanlık bir tablo” olarak nitelendirdi. Ağbaba, öğrencileri yargıdan önce üniversitelerin cezalandırdığını belirterek, “Rektörler kendilerini mahkeme yerine koyuyor. 12 Eylül’de askerler vardı, şimdi rektörler, dekanlar, üniversite öğretim görevlileri, Milli Eğitim Bakanlığı var. Yaşananlar 12 Eylül’den beterdir, üniversite faşizmidir” dedi. Öte yandan Türkiye’de 500’den fazla üniversite öğrencisinin de “sudan bahanelerle” tutuklu bulunduğunu dile getiren Ağbaba, “Rusça tercümanı olduğu için ya da gazetecilik yaptığı için tutuklu olan öğrencilerimiz var” diye konuştu.

> 4 bin 600’ü okuldan uzaklaştırıldı 55’i atıldı

Bakan Ömer Dinçer son 2 yılda soruşturma açılan 7 bin üniversiteliden 4 bin 600’ünün okuldan uzaklaştırıldığını, 55’inin atıldığını açıkladı. CHP’li Ağbaba ‘üniversitelerde faşizm yaşanıyor’ dedi.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 2010 ve 2011’de toplam “7 bin 43 üniversite öğrencisi hakkında soruşturma açıldığını”, bu öğrencilerden 4 bin 602’sinin okuldan uzaklaştırıldığını, 55’inin ise atıldığını açıkladı.

İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, Başbakan Tayyip Erdoğan’a “son 2 yıl içinde üniversite öğrencilerine YÖK’ün ve rektörlüklerin uygulamalarını, hükümetin eğitim politiklarını protesto etmek, harç, ulaşım, yurt, kantin, yemekhane fiyatlarını protesto etmek, öğrencileri eyleme ya da etkinliğe katılmak üzere galeyana getirmek, okula soda getirmek, okula simit, poğaça, ekmek ile girmek, anadilde eğitim haklarını savunmak, ıslık çalmak, halay çekmek, toplu şekilde müzik dinlemek, puşi takmak, Evrensel gazetesi dağıtmak, duyuru ve tanıtım amacıyla okul içerisinde masa açmak, afiş asmak, bildiri dağıtmak, toplantı, eylem, müzik dinletisi, panel, film gösterimi, kitap okuma etkinliği düzenlemek gibi gerekçelerle kaç soruşturma açıldığını” sordu. Tüzel, soruşturmalar sonucunda öğrencilerin aldığı cezaların da bilgisini istedi. Bakan Dinçer, soru önergesine YÖK verilerine dayanarak verdiği yanıtta, “2010 ve 2011 yıllarında toplam 7 bin 43 öğrenciye soruşturma açıldığını” belirtti. Dinçer, açılan soruşturmalar sonucunda “iki yılda 1477 öğrencinin uyarı, 897 öğrencinin kınama, 4 bin 602 öğrencinin okuldan uzaklaştırma, 55 öğrencinin ise okuldan atılma cezası aldığını” kaydetti.

YARGIDAN ÖNCE ÜNİVERSİTE CEZASI

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise üniversitelerdeki soruşturmaları “12 Eylül’den daha karanlık bir tablo” olarak nitelendirdi. Ağbaba, öğrencileri yargıdan önce üniversitelerin cezalandırdığını belirterek, “Rektörler kendilerini mahkeme yerine koyuyor. 12 Eylül’de askerler vardı, şimdi rektörler, dekanlar, üniversite öğretim görevlileri, Milli Eğitim Bakanlığı var. Yaşananlar 12 Eylül’den beterdir, üniversite faşizmidir” dedi. Öte yandan Türkiye’de 500’den fazla üniversite öğrencisinin de “sudan bahanelerle” tutuklu bulunduğunu dile getiren Ağbaba, “Rusça tercümanı olduğu için ya da gazetecilik yaptığı için tutuklu olan öğrencilerimiz var” diye konuştu.

Son Güncelleme: Cumartesi, 07 Nisan 2012 12:25

Gösterim: 1836

TÜRKİYE’de eğitimle ilgili sivil toplum örgütleri yıllardır kampanyalar yürütüyor. En akılda kalan slogan ‘7 çok geç’ sloganı.

Söylenmek istenen, okul öncesi eğitimin önemi. Çocuk okulla yedi yaşında tanışırsa, hayata da dezavantajlı başlıyor çünkü.
İşte bu sloganla birlikte yürütülen kampanyalar sonucu, çok kısa zamanda çok büyük bir başarı elde edildi ve Türkiye’de okul öncesi eğitimde okullaşma oranı yüzde 60’a kadar geldi. Sıfırdan gelinen bu nokta gerçekten mucizevi bir başarı öyküsü. Kampanyalar aynı hızda devam etse, iki yıla kalınmadan yüzde 100 okullaşmaya da ulaşılacaktı.
Ama artık ulaşılamayacak. Çünkü, artık eğitime başlama yaşı yedi değil altı, hatta beş ile altı yaş arası.
E siz ilkokul birinci sınıfa 5-6 yaş arası çocuğu alırsanız ana sınıfına da 4-5 yaş arasını mı alacaksınız? Siz olsanız kendi çocuğunuzu gönderir misiniz o yaşta, o çağda?
Yeni eğitim yasasının ilk kurbanı ana sınıfları olacaktır. Son 6-8 yıla sığan olağanüstü çabalar, olağanüstü başarılar ve akan inanılmaz kaynak şimdi heba olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Okula başlama yaşının erkene alınmasının çıkaracağı pedagojik güçlükler de cabası.
Belli ki Milli Eğitim Bakanlığı bu güçlüklerin farkında, ilkokul birinci sınıf müfredatı tamamen değişecekmiş. Böyle haberler çıkıyor gazetelerde. Artık okuma-yazma oyunlarla öğretilecekmiş.
Mecburen oyunla öğretilecek, çünkü o yaştaki çocuğu düz okul sıralarında günde beş saat oturtmak imkansız. Onları oyun çemberlerine alacaksınız, dersi sıralarda değil halıların üzerinde yerde yapacaksınız vs.
Sadece bu da değil. Dersin öğretmenlerini de ya baştan sona değiştirecek ya da kapsamlı bir eğitimden geçireceksiniz. Bugün varolan birinci ve ikinci sınıf sınıf öğretmenlerinin daha küçük bir yaş grubu için ayrıca formasyon kazanması, o yaş grubuna başka türlü bir sevecenlikle yaklaşıp eğitim vermesi gerekecek.
İdeal durumda sınıf araç gereçlerinin de değişmesi gerekir. Oyuncaklar, oyun blokları, oyun hamurları vs gibi yepyeni araç gereçlerin birinci sınıflara girmesi gerekir.
Kısacası, ilkokulun birinci sınıfı okuma yazma da öğretilen bir ana sınıfına dönüşmek durumunda. Yoksa yaşanacak travmanın, erken eğitim döneminde yaşanacak başarısızlıkların hesabını tutamaz hale gelebiliriz. Bir kuşak çocuğumuzu feda edebilir miyiz?
Doğrusu, okul öncesi eğitimin de zorunlu eğitim kapsamına alınarak 1-5-3-4 düzeni kurulmasıydı. Dörder yıllık kademelendirmede
inat edilse bile başlangıca 1 yıllık okul öncesi eklenmeliydi ve en önemlisi bugün yazılı olan okula başlama yaşı (60-72 ay aralığı yani) okul öncesi eğitime başlama aralığı olmalıydı.
‘Çocuklarımıza 1 yıl kazandırıyoruz’ cümlesi bana göre çok sakıncalı bir cümle.

Gaziantep’te var, Eskişehir’de var ama İstanbul’da yok...

İKİ gün önce gazetelerde haberini okudum, Sabancı Grubu finansmanını üstlenmiş, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi de arsayı vermiş ve böylece Eskişehir’e bir ‘planeteryum’ yapılmış.
Daha önce de CNN Türk’ün bir hafta boyunca süren Gaziantep çıkarması sırasında Göksel Özköylü’nün haberinden öğreniştim, bu şehrimizde de yepyeni bir ‘planeteryum’ var.
Bilmiyorum başka bir şehrimizde eski veya yeni başka planateryumlarımız var mı ama bildiğim bir şey var: Yıllardır bu konuda uğraşılmasına rağmen koca İstanbul’da bir planeteryumumuz hâlâ yok.
Planeteryum, tepesi kubbe olan büyükçe bir salon demek. O kubbede gökyüzünü yansıtıyorlar size. Yıldızları, uzak ve yakın gök adalarını vs görebiliyorsunuz. Burası bir eğlence merkezi olmaktan çok bir eğitim
merkezi.
Dünyanın büyük şehirlerinde onlarca planeteryuma gitmiş biri olarak söylüyorum, buralar sürekli okullar tarafından ziyaret edilen ve küçük çocuklara astronomi ile fiziğin bu güzel dalı ile ilgili çok ilgi çekici bilgilerin verildiği birer merkez.
İstanbul’da iki tane çok güzel ve devasa boyutlarda akvaryumumuz var. Bu akvaryumlara da oğlumla birlikte defalarca gittim. Her seferinde içeride büyük kalabalıklar gördüm. Yani özel şirketlerin işlettiği böyle yerler aslında kârlı da olabilir.
En son İstanbul’da, Topkapı civarında, kaldırılan eski otobüs garajlarının orada bir planeteryum yapma tasarıları vardı, acaba ne oldu?

Okula başlama yaşı: İki feryat...

OKUYUCULARIM eğitimle ilgili ideolojik olmayan teknik konuları yazıyorum diye beni mektup bombardımanına tutuyor. En çok sorulan soru, çocuklarının ne zaman okula başlayacağı sorusu.
Bakın dün aldığım mektuplardan ikisini paylaşmak istiyorum:
‘Yasayı açıkça maddeleştirdiğiniz için teşekkürler. Anlamadığım bir konu şu: Bu sene 2006 doğumlular ilkokul 1’e başlıyor. Örneğin benim kızım Aralık 2006 doğumlu ve
okula başladığında 69 aylık olacak. Bu yasa geçmiş olsa ne fark edecekti?’
İkinci mektup şu:
‘Sizin yazınızdan sonra Fikri Işık ve Nabi Avcı’nın Meclis’teki ofislerini aradım ve danışmanlarıyla görüştüm. Onlar 60-72 ay arasındaki çocukların okula başlamak zorunda olduklarını, örneğin Eylül 2012’de 67 aylık öğrenci okula başlamazsa 1 yıl sonra 79 aylık olacağı için (üst limiti -72 ay- geçeceğinden dolayı) okula başlamak zorunda olduğunu ifade ettiler.
Siz yazınızda bunun isteğe bağlı olduğunu ifade etmiştiniz. Bir baba olarak şu anda büyük bir karışıklık yaşıyorum. Çocuğumu 67 aylık olarak okula göndermek istemiyorum, bu hakkımın olması gerektiğini düşünüyorum ve benim gibi düşünen bir çok veli var. Bizlere bu hak verilmeli. Bu konuda sesimiz olursanız sevinirim.’
Bu konuda yasanın amir hükmü olduğu ve çocuğu okula göndermemenin cezası gün başına 15 lira gibi büyük bir para olduğu için, önümüzde tek bir ümit kapısı var: Bakanlar Kurulu yasanın uygulamasını 2012-13 değil de 2013-14 öğretim yılına bırakır, bu arada da okula başlama yaşı konusunda yeni bir düzenleme yapılabilir.
Yoksa 72 aydan küçük çocuklarımızı bağırta bağırta okula göndereceğiz.
İsmet  Berkan
 (hürriyet) 

> 7 çok geç... 6 çok erken...

TÜRKİYE’de eğitimle ilgili sivil toplum örgütleri yıllardır kampanyalar yürütüyor. En akılda kalan slogan ‘7 çok geç’ sloganı.

Söylenmek istenen, okul öncesi eğitimin önemi. Çocuk okulla yedi yaşında tanışırsa, hayata da dezavantajlı başlıyor çünkü.
İşte bu sloganla birlikte yürütülen kampanyalar sonucu, çok kısa zamanda çok büyük bir başarı elde edildi ve Türkiye’de okul öncesi eğitimde okullaşma oranı yüzde 60’a kadar geldi. Sıfırdan gelinen bu nokta gerçekten mucizevi bir başarı öyküsü. Kampanyalar aynı hızda devam etse, iki yıla kalınmadan yüzde 100 okullaşmaya da ulaşılacaktı.
Ama artık ulaşılamayacak. Çünkü, artık eğitime başlama yaşı yedi değil altı, hatta beş ile altı yaş arası.
E siz ilkokul birinci sınıfa 5-6 yaş arası çocuğu alırsanız ana sınıfına da 4-5 yaş arasını mı alacaksınız? Siz olsanız kendi çocuğunuzu gönderir misiniz o yaşta, o çağda?
Yeni eğitim yasasının ilk kurbanı ana sınıfları olacaktır. Son 6-8 yıla sığan olağanüstü çabalar, olağanüstü başarılar ve akan inanılmaz kaynak şimdi heba olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Okula başlama yaşının erkene alınmasının çıkaracağı pedagojik güçlükler de cabası.
Belli ki Milli Eğitim Bakanlığı bu güçlüklerin farkında, ilkokul birinci sınıf müfredatı tamamen değişecekmiş. Böyle haberler çıkıyor gazetelerde. Artık okuma-yazma oyunlarla öğretilecekmiş.
Mecburen oyunla öğretilecek, çünkü o yaştaki çocuğu düz okul sıralarında günde beş saat oturtmak imkansız. Onları oyun çemberlerine alacaksınız, dersi sıralarda değil halıların üzerinde yerde yapacaksınız vs.
Sadece bu da değil. Dersin öğretmenlerini de ya baştan sona değiştirecek ya da kapsamlı bir eğitimden geçireceksiniz. Bugün varolan birinci ve ikinci sınıf sınıf öğretmenlerinin daha küçük bir yaş grubu için ayrıca formasyon kazanması, o yaş grubuna başka türlü bir sevecenlikle yaklaşıp eğitim vermesi gerekecek.
İdeal durumda sınıf araç gereçlerinin de değişmesi gerekir. Oyuncaklar, oyun blokları, oyun hamurları vs gibi yepyeni araç gereçlerin birinci sınıflara girmesi gerekir.
Kısacası, ilkokulun birinci sınıfı okuma yazma da öğretilen bir ana sınıfına dönüşmek durumunda. Yoksa yaşanacak travmanın, erken eğitim döneminde yaşanacak başarısızlıkların hesabını tutamaz hale gelebiliriz. Bir kuşak çocuğumuzu feda edebilir miyiz?
Doğrusu, okul öncesi eğitimin de zorunlu eğitim kapsamına alınarak 1-5-3-4 düzeni kurulmasıydı. Dörder yıllık kademelendirmede
inat edilse bile başlangıca 1 yıllık okul öncesi eklenmeliydi ve en önemlisi bugün yazılı olan okula başlama yaşı (60-72 ay aralığı yani) okul öncesi eğitime başlama aralığı olmalıydı.
‘Çocuklarımıza 1 yıl kazandırıyoruz’ cümlesi bana göre çok sakıncalı bir cümle.

Gaziantep’te var, Eskişehir’de var ama İstanbul’da yok...

İKİ gün önce gazetelerde haberini okudum, Sabancı Grubu finansmanını üstlenmiş, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi de arsayı vermiş ve böylece Eskişehir’e bir ‘planeteryum’ yapılmış.
Daha önce de CNN Türk’ün bir hafta boyunca süren Gaziantep çıkarması sırasında Göksel Özköylü’nün haberinden öğreniştim, bu şehrimizde de yepyeni bir ‘planeteryum’ var.
Bilmiyorum başka bir şehrimizde eski veya yeni başka planateryumlarımız var mı ama bildiğim bir şey var: Yıllardır bu konuda uğraşılmasına rağmen koca İstanbul’da bir planeteryumumuz hâlâ yok.
Planeteryum, tepesi kubbe olan büyükçe bir salon demek. O kubbede gökyüzünü yansıtıyorlar size. Yıldızları, uzak ve yakın gök adalarını vs görebiliyorsunuz. Burası bir eğlence merkezi olmaktan çok bir eğitim
merkezi.
Dünyanın büyük şehirlerinde onlarca planeteryuma gitmiş biri olarak söylüyorum, buralar sürekli okullar tarafından ziyaret edilen ve küçük çocuklara astronomi ile fiziğin bu güzel dalı ile ilgili çok ilgi çekici bilgilerin verildiği birer merkez.
İstanbul’da iki tane çok güzel ve devasa boyutlarda akvaryumumuz var. Bu akvaryumlara da oğlumla birlikte defalarca gittim. Her seferinde içeride büyük kalabalıklar gördüm. Yani özel şirketlerin işlettiği böyle yerler aslında kârlı da olabilir.
En son İstanbul’da, Topkapı civarında, kaldırılan eski otobüs garajlarının orada bir planeteryum yapma tasarıları vardı, acaba ne oldu?

Okula başlama yaşı: İki feryat...

OKUYUCULARIM eğitimle ilgili ideolojik olmayan teknik konuları yazıyorum diye beni mektup bombardımanına tutuyor. En çok sorulan soru, çocuklarının ne zaman okula başlayacağı sorusu.
Bakın dün aldığım mektuplardan ikisini paylaşmak istiyorum:
‘Yasayı açıkça maddeleştirdiğiniz için teşekkürler. Anlamadığım bir konu şu: Bu sene 2006 doğumlular ilkokul 1’e başlıyor. Örneğin benim kızım Aralık 2006 doğumlu ve
okula başladığında 69 aylık olacak. Bu yasa geçmiş olsa ne fark edecekti?’
İkinci mektup şu:
‘Sizin yazınızdan sonra Fikri Işık ve Nabi Avcı’nın Meclis’teki ofislerini aradım ve danışmanlarıyla görüştüm. Onlar 60-72 ay arasındaki çocukların okula başlamak zorunda olduklarını, örneğin Eylül 2012’de 67 aylık öğrenci okula başlamazsa 1 yıl sonra 79 aylık olacağı için (üst limiti -72 ay- geçeceğinden dolayı) okula başlamak zorunda olduğunu ifade ettiler.
Siz yazınızda bunun isteğe bağlı olduğunu ifade etmiştiniz. Bir baba olarak şu anda büyük bir karışıklık yaşıyorum. Çocuğumu 67 aylık olarak okula göndermek istemiyorum, bu hakkımın olması gerektiğini düşünüyorum ve benim gibi düşünen bir çok veli var. Bizlere bu hak verilmeli. Bu konuda sesimiz olursanız sevinirim.’
Bu konuda yasanın amir hükmü olduğu ve çocuğu okula göndermemenin cezası gün başına 15 lira gibi büyük bir para olduğu için, önümüzde tek bir ümit kapısı var: Bakanlar Kurulu yasanın uygulamasını 2012-13 değil de 2013-14 öğretim yılına bırakır, bu arada da okula başlama yaşı konusunda yeni bir düzenleme yapılabilir.
Yoksa 72 aydan küçük çocuklarımızı bağırta bağırta okula göndereceğiz.
İsmet  Berkan
 (hürriyet) 

Son Güncelleme: Cumartesi, 07 Nisan 2012 11:03

Gösterim: 2428

TÜBİTAK'ın ABD'deki Türk araştırmacılara yönelik “Avrupa Komisyonu'nun desteğiyle Amerika'dan Türkiye'ye dön” sloganıyla etkinlik başlattı...

Ankara 06 Nisan 2012 –Türkiye’nin araştırmacılar için bir cazibe merkezi haline geldiğini göstermek amacıyla, TÜBİTAK tarafından 2010 yılında başlatılan “Hedef Türkiye” çalıştaylarının üçüncü serisi Nisan 2012 ayında ABD’de gerçekleştirecek.

Çalıştaylar, TÜBİTAK temsilcileri ve Türkiye’den 20’ye yakın üniversite ve sanayi kuruluşunun katılımıyla, 10 Nisan’da Maryland/Washington D.C., 12 Nisan’da New York ve 14 Nisan’da Chicago’da gerçekleştirilecek.

Cazip imkânlar nedeniyle araştırmalarını ABD’de sürdüren Türk ve yabancı araştırmacılara "Avrupa Komisyonu ve TÜBİTAK destekleri ile Amerika’dan Türkiye’ye dönebilecekleri” çağrısının yapıldığı “Hedef Türkiye Çalıştayları”, 2010 yılından bu yana TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Ulusal Koordinasyon Ofisi (TUBİTAK UKO) tarafından organize ediliyor. Çalıştaylar ile; araştırmacıların gerek ulusal gerekse de uluslararası Ar-Ge desteklerini kullanarak Türkiye Araştırma Alanı'na katkı yapabilecekleri mekanizmalardan haberdar olmaları hedefleniyor.

Çalıştaylarda, ABD’deki araştırmacılar Türk akademi ve sanayi kuruluşları temsilcileri ile biraraya gelme imkanı elde ederek, Türkiye’deki kurumları yakından tanıma fırsatı buluyor. Kendilerine sunulan burs ve araştırma destekleri hakkında güncel bilgiler alan araştırmacılar Türkiye’nin kendileri için nasıl bir cazibe merkezi haline geldiğine de tanık oluyor. Çalıştaylar ile ayrıca, yurtdışındaki Türk araştırmacılarımız, AB destekli fonları kullanarak Türkiye’de kısa süreli araştırma yapma konusunda da teşvik ediliyor.

TÜBİTAK bilim-teknoloji insan kaynağı stratejilerinde, dünya çapında bilimsel faaliyette bulunan, dünya standartlarında Ar-Ge yapan, dünyaya açık bir Türkiye Araştırma Alanı’na ulaşılması için, beyin dolaşımından, yani bilgi kazanımı için beyinlerin etkileşiminden yana bir politika izliyor. Bu çalışmalarla Türkiye, Avrupa dışından Avrupa’ya gelmek üzere yapılan araştırma desteği başvurularında en çok başvuruyu alan ülke oldu. TÜBİTAK UKO’nun yürüttüğü faaliyetler özelinde ise bugüne kadar 155 Türk araştırmacı Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı “Marie Curie Araştırma Programları ve Bursları” desteklerinden yararlanarak Türkiye’ye geri döndü.

> TÜBİTAK'tan Türkler'e dön çağrısı

TÜBİTAK'ın ABD'deki Türk araştırmacılara yönelik “Avrupa Komisyonu'nun desteğiyle Amerika'dan Türkiye'ye dön” sloganıyla etkinlik başlattı...

Ankara 06 Nisan 2012 –Türkiye’nin araştırmacılar için bir cazibe merkezi haline geldiğini göstermek amacıyla, TÜBİTAK tarafından 2010 yılında başlatılan “Hedef Türkiye” çalıştaylarının üçüncü serisi Nisan 2012 ayında ABD’de gerçekleştirecek.

Çalıştaylar, TÜBİTAK temsilcileri ve Türkiye’den 20’ye yakın üniversite ve sanayi kuruluşunun katılımıyla, 10 Nisan’da Maryland/Washington D.C., 12 Nisan’da New York ve 14 Nisan’da Chicago’da gerçekleştirilecek.

Cazip imkânlar nedeniyle araştırmalarını ABD’de sürdüren Türk ve yabancı araştırmacılara "Avrupa Komisyonu ve TÜBİTAK destekleri ile Amerika’dan Türkiye’ye dönebilecekleri” çağrısının yapıldığı “Hedef Türkiye Çalıştayları”, 2010 yılından bu yana TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Ulusal Koordinasyon Ofisi (TUBİTAK UKO) tarafından organize ediliyor. Çalıştaylar ile; araştırmacıların gerek ulusal gerekse de uluslararası Ar-Ge desteklerini kullanarak Türkiye Araştırma Alanı'na katkı yapabilecekleri mekanizmalardan haberdar olmaları hedefleniyor.

Çalıştaylarda, ABD’deki araştırmacılar Türk akademi ve sanayi kuruluşları temsilcileri ile biraraya gelme imkanı elde ederek, Türkiye’deki kurumları yakından tanıma fırsatı buluyor. Kendilerine sunulan burs ve araştırma destekleri hakkında güncel bilgiler alan araştırmacılar Türkiye’nin kendileri için nasıl bir cazibe merkezi haline geldiğine de tanık oluyor. Çalıştaylar ile ayrıca, yurtdışındaki Türk araştırmacılarımız, AB destekli fonları kullanarak Türkiye’de kısa süreli araştırma yapma konusunda da teşvik ediliyor.

TÜBİTAK bilim-teknoloji insan kaynağı stratejilerinde, dünya çapında bilimsel faaliyette bulunan, dünya standartlarında Ar-Ge yapan, dünyaya açık bir Türkiye Araştırma Alanı’na ulaşılması için, beyin dolaşımından, yani bilgi kazanımı için beyinlerin etkileşiminden yana bir politika izliyor. Bu çalışmalarla Türkiye, Avrupa dışından Avrupa’ya gelmek üzere yapılan araştırma desteği başvurularında en çok başvuruyu alan ülke oldu. TÜBİTAK UKO’nun yürüttüğü faaliyetler özelinde ise bugüne kadar 155 Türk araştırmacı Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı “Marie Curie Araştırma Programları ve Bursları” desteklerinden yararlanarak Türkiye’ye geri döndü.

Son Güncelleme: Cumartesi, 07 Nisan 2012 12:16

Gösterim: 1662

Annesinin üstten kollarından, alt kattaki komşusunun da ayaklarından tutup düşmesini engelemeye çalıştıkları M.Ç., diğer komşularının da yardımıyla kollarından tutulup içeri çekilerek kurtarıldı.

Olay, bugün saat 13.10 sıralarında 10 katlı apartmanın 8’inci katında meydana geldi. İddiaya göre, 9’uncu sınıf öğrencisi M.Ç.’nin elinde cep telefonu gören annesi 42 yaşındaki H.Ç., ”Senin telefonun yok. Bu cep telefonu kimin?” dedi. Ardından anne ve kız tartıştı. Odasına giren M.Ç. pencereden sarkıp intihara kalkıştı. Durumu fark eden annesi H.Ç., kızının düşmemesi için kollarından tututup içeri çekmek istedi.
Bu sırada gürültüyü duyan alt kattaki komşu da genç kızın ayaklarından tututtup düşmesini engellemeye çalıştı. Anne H.Ç.’nin yardımına komşuları koştu H.Ç., yardıma gelen komşularına kapıyı açmaya giderken M.Ç. de pencerenin pervazından tutunarak bekledi.

Liseli kız daha sonra komşular ve annesi tarafından güçlükle içeri çekirelerek ölümden son anda kuruldu. M.Ç., ambulansla Selçuklu Ünivertesi Selçuklu Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

> Lise öğrencisinin cep telefonu isyanı!

Annesinin üstten kollarından, alt kattaki komşusunun da ayaklarından tutup düşmesini engelemeye çalıştıkları M.Ç., diğer komşularının da yardımıyla kollarından tutulup içeri çekilerek kurtarıldı.

Olay, bugün saat 13.10 sıralarında 10 katlı apartmanın 8’inci katında meydana geldi. İddiaya göre, 9’uncu sınıf öğrencisi M.Ç.’nin elinde cep telefonu gören annesi 42 yaşındaki H.Ç., ”Senin telefonun yok. Bu cep telefonu kimin?” dedi. Ardından anne ve kız tartıştı. Odasına giren M.Ç. pencereden sarkıp intihara kalkıştı. Durumu fark eden annesi H.Ç., kızının düşmemesi için kollarından tututup içeri çekmek istedi.
Bu sırada gürültüyü duyan alt kattaki komşu da genç kızın ayaklarından tututtup düşmesini engellemeye çalıştı. Anne H.Ç.’nin yardımına komşuları koştu H.Ç., yardıma gelen komşularına kapıyı açmaya giderken M.Ç. de pencerenin pervazından tutunarak bekledi.

Liseli kız daha sonra komşular ve annesi tarafından güçlükle içeri çekirelerek ölümden son anda kuruldu. M.Ç., ambulansla Selçuklu Ünivertesi Selçuklu Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Son Güncelleme: Cuma, 06 Nisan 2012 18:23

Gösterim: 1955


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.