banner
banner
banner

Bahar gelmedi diye güneşe küsemeyiz




BAHAR GELMEDİ DİYE GÜNEŞE KÜSEMEYİZ

AYÖP olarak şubat’ta ek atama konusunda her ne kadar sayılar üzerinden verilen mücadele konusunda görüşmelerimizde sayılı atama talep eden arkadaşlarla ortak bir nokta da buluşamamış olsak da ek atama bekleyen öğretmen arkadaşlarımızın bugün içinde bulundukları durumun ciddiyeti gereği AYÖP olarak maneviyeten yanlarında olmamız gerektiği konusunda hepimiz hemfikiriz..Çünkü hiçbir arkadaşımızın ''solan hayatı'' başka birilerinin atanması için pirim oluşturamaz.. Ömer Dinçer''in dün yaptığı açıklamada '' Şubat ayında atama bekleyen eğitim fakültesi mezunlarının bulunduğunu, onların içerisinden başka bir grubun da ''Şubat ataması'' talebiyle meseleyi gündemde tutmaya çalıştığını bildirdi.'' sözleri bizlerin dağınıklığından başka bir şey değildir. Bundan hareketle; bir il temsilcisi arkadaşımızın şu anki duruma paralel şartlarda yaşadığı kötü süreci atama bekleyen arkadaşlardan gelen olumsuz haberlerle bu olumsuzluğu yaşayabilme durumundan hareketle duruma yönelik farkındalık oluşması açısından yazının şubatçılar grubunun adminlerinin dikkatine sunulması gereği doğmuştur. özellikle yıllardır atama bekleyip de sınırda kalmış arkadaşlar şubatta atamanın olmamasından dolayı "KAYIP" duygusuna kapılacaklardır ve bu kayıp sıradan bir kayıp değil, bi nevi hayatın ellerinden alındığı düşüncesinin getirdiği "HAYATİ BİR KAYIP" duygusu olacaktır. Çünkü bu atamada gitmezlerse, puanların bir yıl geçerli olmasıyla puan kaybı, artı alan sınavının da gelmesiyle ders çalışanlardan geri kalacakları, bir daha bu denli puan alamayıp atanamayacakları duygusuyla yaşanacak kayıp "PANİK ATAĞA" dönüşecektir. Çünkü bu hastalık % 99 KAYIP DUYGUSUNDAN kaynaklanıyor ve bu hastalık adı gibi masum değil. Bu güne değin yaşanan öğretmen intiharlarını göz önüne getirirsek (araştırdığım için çoğunun hikayesini biliyorum) intihar eden arkadaşlar ya gece yarısı, ya evde kimsenin olmadığı bir anda ya da aniden bulundukları apartman katından atlayarak intihar etmişlerdir. çünkü panik atak aniden ortaya çıkan, insanın midesini çok kısa bir sürede allak bullak eden, kişide kalp krizi geçireceği, en kötüsü "ÇILDIRACAĞI", hissiyatını tüm hücrelerine yayıyor VE BU DUYGU ÖLÜMDEN KORKMANIN ÖNÜNE GEÇİYOR. ÇÜNKÜ KİŞİ O DEHŞET DUYGULAR İÇİNDE ÖLÜMÜ KURTULUŞ OLARAK ALGILIYOR. Birde bu atağın bir alt seviyesi var. Bu seviyede de kişi hayattan zerre kadar zevk almaz, yine öleceğini düşünür ama bu süreç güçlü panik atağa göre biraz daha geniştir artı kendini dünyadan soyutlanmış, farkındalık duygusu körelmiş dünyanın en yorgun, bitkin insanı olduğunu düşünerekten sürekli intiharı düşünmeye meylediyor.. Bunlardan hareketle kişi panik atak yaşadığını BİLMİYORSA ve panik atak şiddetli derecedeyse malesef.... Ben bu hastalığı ilk yaşadığımda intihar etmemek için öldüm öldüm dirildim ve tam atlatmasamda bunu atlatmama etken olan "FARKINDALIK" oldu. (Farkındalık, yani hastalığı bilmek kişiyi iyileştiren ilk ve en hayati bilgidir) Yeşil kartlar kaldırıldığı, yeni sisteme geçildiği için ücretli öğretmenlikten kaynaklı sigortam askıdaydı, yani onay bekliyordu, bende hastalık belirtilerini googl'da araştırıyordum. karşıma kalp kırizi öncesi belirtiler, kanser ve hep panik atak çıkıyordu; ama panik atağın sıradan basit bir hastalık olduğunu düşündüğüm için okumuyordum neyse bi ara bi okuyayım dedim çünkü hep karşıma çıkıyordu. Okudum ve yaşadıklarımın tümünün panik atak olduğunu, ölmeyeceğimi, çıldırmayacağımı öğrendim çok rahatladım. ve panik atağı yaşayan kişi bu hastalığı bir defada yenebileceği gibi (bir nöbet) içinde bulunduğu şartlardan ötürü belli bir süreçte kademe kademe atlatır. kısaca farkındalıkla doktor yüzü görmeden bu hastalığı %90 atlattım. Şimdi hocam sen atama için sınırda beklemedin ki ataman olmamış olmasından dolayı bu hastalığa yakalanasın derseniz? sınırda beklemedim ama çok şey kabettim geçen yıl, bunları bir araya getirirsek atanamamayla eşdeğer bir kayba yol açtı. Bundan hareketle şubatta atama bekleyen arkadaşların şuan içinde bulunduğu durumu göz önüne alırsak bu konuda arakadaşları bilgilendirmek AYÖP adına çok anlamlı olacaktır.

SAYGILARIMIZLA...

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.