banner
banner
banner

Yaptırımcı değil, iş geliştiren yönetici: Biriz Kutoğlu




İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu,  adil olabilmek, olayları doğru analiz edebilmek ve iletişim biçimi görevini yerine getirirken çok önem verdiği noktalar olduğunu söylüyor.

biriz_kutoglu_ikuDemokratik bir yönetim modelini benimsediğini ifade eden Kutoğlu, “Takım ruhunun oluşması ve takım oyuncusu olabilen lider olmak bence çok önemli. Bunların yanında çalışma barışını sağlayan bir ortamın oluşması da aslında yöneticilerin elinde. Eksiklere karşı yaptırım uygulayan değil iş geliştiren yönetici olabilmeyi önemsiyorum” diye konuşuyor.

1977 Ankara doğumlu olan İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri lisans, Beykent Üniversitesi işletme yüksek lisans sahibi. Özel okullarda ve sivil toplum kuruluşlarında eğitim uzmanlığı, okul geliştirme uzmanlığı, eğitim yönetimi danışmanlığı, okullar koordinatörlüğü ve genel koordinatörlük görevlerinde bulunan Kutoğlu, eğitim yayıncılığı alanında öğretmenlere yönelik yayınların program geliştirme, öğretim yöntem ve teknikleri, materyal geliştirme, ölçme ve değerlendirme bölümlerinde yazarlık yapmış. Türkiye genelinde  öğretmenlerin hizmet içi eğitimlerine yönelik pek çok organizasyonda yönetici ve eğitimci olarak görev alan Biriz Kutoğlu, evli ve 1 çocuk annesi. “Kurumlar ya da statüler değişse de hep, eğitimini aldığım işi yaptım” diyen Kutoğlu, eğitim sektöründe, kadınların sayısı daha fazla olması sebebiyle kariyerinde kadın ayrımcılığına yönelik bir engelle karşılaşmadığını belirtiyor. 

KÜTÜPHANELERİ SEVEN BİR ÖĞRENCİYDİM
Eğitim hayatınızdan bahsedebilir misiniz? Hangi okullarda okudunuz? Nasıl bir öğrenciydiniz?

Lise ve üniversiteyi Ankara’da okudum. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı’nda lisans, Beykent Üniversitesi’nde İşletme yüksek lisansı yaptım. Benim için eğitim ve işletme her zaman bir bütündü. Birbirinden bağımsız düşünemediğim iki alan. Ancak, eğitim hep bir adım öndeydi. Ailemin de isteğiyle eğitimciliği tercih ettim. Hayatında dersten başka bir şeyin olmadığı, öğrenmeyi ve öğretmeyi, kütüphaneleri seven bir öğrenciydim.

Üniversiteden mezun olduktan sonra kariyeriniz nerede başladı ve sonrasında nerelerde devam etti? Kariyer basamaklarını tırmanırken bir kadın olarak ne gibi engellerle karşılaştınız ve bu engelleri nasıl aştınız?

Hacettepe Üniversitesi içindeki bir ilköğretim okulunda eğitim uzmanı olarak iş hayatına atıldım. Sonrasında, vakıf okulları, sivil toplum kuruluşları, eğitim danışmanlığı şirketleri ve eğitim yayıncılığı alanlarında farklı deneyimlerim oldu. Kurumlar ya da statüler değişse de hep, eğitimini aldığım işi yaptım. Eğitim sektöründe, kadınların sayısı daha fazla. Bu sebeple, kariyer konusunda kadın ayrımcılığına yönelik bir engelle karşılaşmadım. Erkek egemen bir sektörde olsaydım, durum böyle olmayabilirdi.

Eğitimciliğe başlarken düşünceleriniz neydi? Bugün eğitimle ilgili neler düşünüyorsunuz? Yaşanan sorunlar ve bu sorunlara ilişkin sizin çözüm önerileriniz nelerdir?

Hep çok idealisttim. Hala da öyleyimdir. Hiç ümitsizliğe kapılmadım. İnandığım şeyleri hep yaptım. Çoğunlukla da başardım. Başaramadıklarım olsa bile, inancımı hiç yitirmedim. Mutlaka bir kez daha denedim. Son 20 yıla bakıldığında, eğitim sektöründe pek çok gelişmenin olduğunu görüyoruz. Artan özel okul sayısı, devlet okullarındaki iyileştirmeler, sınıf kontenjanlarının düşmesi, eğitim teknolojilerinin öğrencilerin hizmetine sunulması olumlu yöndeki gelişmeler. Bunlarla birlikte, eğitimin niteliği tartışma konusu. Biz eğitimcilerin hedefi, gelecek için birey yetiştirebilmek. Ülkeyi ileri götürebilecek, topluma fayda sağlayabilecek, yetişkin bir birey olduğunda aldığı eğitim sayesinde sahip olduğu donanımla hedeflerini gerçekleştirebilecek düzeyde olmalarını sağlamaktır. Bunun için, eğitimcinin kendini geliştirmesi çok önemli. Sürekli araştırması, dünyayı gezmesi, okuması, ilgi alanlarını mesleğine transfer edebilmesi, kaynak taraması yapması… Bunlar bireysel çabalarla yapılabilecekler… Bunların yanı sıra bir de kurumların sorumluluğunda olması gerekenler var. Hizmet içi eğitim olmazsa olmaz. Etkili hizmet içi eğitimler, süpervizyon çalışmaları, üniversitelerin sürekli eğitim merkezlerinin okullarla entegre çalışmaları sürdürülebilir politikalar üretilmesiyle gerçekleşebilir.

DEMOKRATİK BİR YÖNETİM MODELİNİ BENİMSİYORUM

Şu an İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Okullar Koordinatörü olarak görev yapıyorsunuz. Ne zamandır bu görevi yürütüyorsunuz? Görevinizi yerine getirirken nelere dikkat ediyorsunuz? Nasıl bir yönetim modelini benimsiyorsunuz? Ayrıca size göre kadın yönetici ile erkek yönetici arasındaki farklar nelerdir? Bahsedebilir misiniz?

İstanbul Kültür Eğitim Kurumları’ndaki görevime 2015 Temmuz ayında başladım. Adil olabilmek, olayları doğru analiz edebilmek, iletişim biçimi çok önemli. Ben, demokratik bir yönetim modelini benimsiyorum. Takım ruhunun oluşması ve takım oyuncusu olabilen lider olmak bence çok önemli. Bunların yanında çalışma barışını sağlayan bir ortamın oluşması da aslında yöneticilerin elinde. Eksiklere karşı yaptırım uygulayan değil iş geliştiren yönetici olabilmeyi önemsiyorum. Denetleyen değil destek sağlayan yönetici olmak da işin bir başka boyutu. İş yerinde başarı; hedef belirleme, planlama, iletişim, motivasyon ve mutlulukla ortaya çıkıyor. Eğitim sektöründe, kadın ve erkek yönetici olmaktan çok kişilik özelliklerinin daha belirleyici olduğuna inanıyorum. Kadınlar daha detaycı, erkekler daha az duygusal gibi genellemeleri doğru bulmuyorum. Bir kişi eğitim sektöründe çalışıyorsa; çocuk söz konusudur. Detaylar zaten çok önemlidir. Duygu işin odağındadır.

Ülkemizde birçok kadın, eğitim-öğretim imkânlarından ve çalışma hakkından yoksun bırakılıyor. İş hayatına girdiğinde ise ayrımcılık ve gelir adaletsizliği gibi birçok sorunla karşılaşabiliyor. Türkiye’de kadının toplumdaki ve iş dünyasındaki bu konumunun değişmesi sizce neye bağlı? Bu değişimin gerçekleşmesinde kadınların eğitimi ne derece önemli?

Sadece kadın olmanın bile zor olduğu Türkiye'de bir de çalışan kadın olmak, hele hele çalışan anne olmak herkesin kolay kolay altından kalkabileceği bir yaşam tarzı değil. İş hayatının dışında kalan hayatın bütün sorumluluğu da kendi omuzlarına yüklendiği için, hayatını bir gün öncesinden dakika dakika prova etmesi gerekiyor. Ülkemizde kadın erkek  eşitliğine dair yasal gereklilikler çok büyük oranda yerine getirilmiş olsa da, toplumsal hayatta kadın ve erkeğin  eşit görülmesinde sorunlar olduğunu düşünüyorum. "Çalışan erkek" gibi bir kavram yok bildiğim kadarıyla. Ama çalışan kadın, çalışan anne gibi kavramların olması bile kadının iş hayatında yaşadığı zorlukların bir ispatı gibi. İşte çalışan kadın bu algıya karşı dimdik ayakta durduğunda zorunlu değişimler ne olursa olsun yeri sağlamlaşıyor.

Kadınların eğitim dünyasındaki yerini genel anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayrıca yeni mezun olan kadın öğretmenlere ve eğitim sektöründeki genç kadın girişimcilere tavsiyeleriniz neler olur?

Yapılan araştırmalara göre, iş hayatında kadın istihdamında geçtiğimiz yıla oranla yüzde 33’lük bir artış yaşanmış. İstihdam edilen kadınların eğitim seviyesi artarken, kariyer beklentilerinin de yükseldiği gözlemlenmiş. Yine araştırmalar, kadınların en çok tercih ettiği sektörün eğitim sektörü olduğunu söylüyor bize.  Kolejden üniversiteye, anaokullarından dil okullarına kadar farklı biçimlerde hizmet üreten eğitim sektöründe yaklaşık 25 bin kurum faaliyet gösteriyor. Böylesine dev bir istihdam sağlayan bir sektör içinde kadınların hem çalışan hem de girişimci olması çok normal. Eğitim sektörünün kendi içerisinde yarattığı ekosistem her geçen gün daha da büyüyor. Bu durum beraberinde yenilikleri de getirmek durumunda. Bu durumda, biz kadınlara düşen en büyük görev de çevreyi bu yeniliklere adapte etmek.

EN SEVDİĞİM ŞEY BASKETBOL OYNAMAK

Biraz da özel yaşamınıza değinelim. Ev ve iş yaşantınızdaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz? Boş zamanlarınızda neler yapmaktan hoşlanırsınız? Hobileriniz nelerdir?

Açık konuşmak gerekirse dengeyi sağladığım söylenemez. İşkolik biri olarak iş hayatı her zaman ağır basıyor. İş odaklı olmak, sorumluluklarını yerini getirme duygusu ile birleşince ister istemez ağırlığın iş hayatına verilmesine neden oluyor. Bununla birlikte, kendi kendime kaldığımda farklı kültürlere ait müzikleri dinlemeyi tercih ediyorum. Tabi bir de, farklı mimariye sahip okulları incelemek, o okulları araştırmak, eğitim ortamları ile ilgili görselleri, haberleri arşivlemek… Gördüğünüz gibi iş yine evin içinde. En sevdiğim şey ise basketbol oynamak. Okul bahçesinde gezerken ne zaman bir potanın önünden geçsem bir basketbol topu bulup mutlaka bir basket atışı yaparım. Hatta, okulda öğretmenler arası spor turnuvaları yapıyoruz. Basketbol dalında, 3 takım oluşturduk. Ben, bu takımlardan birinde oynuyorum. Benim için, spor çok önemli. Okul bu anlamda, çalışanlarına da hitap edebilmeli. Bunun için, tüm öğretmenlerimize spor yapmalarına yönelik ortamı sunuyoruz.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.