banner
banner

Eğitim kurumları başarı için pozitif farklarına odaklanmalılar




Ülke eğitimine hizmette kalitenin arttırılması, sorunların dile getirilmesi, problemlerin çözülmesi konusunda dernek ve birliklerin çalışmalara devam ettiğini belirten ÖZKURBİR Yönetim Kurulu Üyesi, Doğru Cevap Eğitim Kurumları CEO’su Eğitimci – Sosyolog Hami Koç, “Birliklerimizin birbirleri ve Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak ve verimli çalışmalarının artarak devam etmesi sorunların çözümüne katkıda bulunacak, etik ilkelere bağlılığı artıracaktır.” diye konuştu.

hami_kocYaklaşık 2 yıldır eğitim sektöründe pandemi nedeniyle bir daralma yaşanıyor. Bu daralmanın yakın zamanda tersine döneceğini düşünüyor musunuz? Buradan çıkış için MEB ve özel kurumların yapması gerekenler neler?
Hepimizin bildiği gibi Mart 2019 itibariyle ülkemiz ve bütün dünya pandemi ile karşı karşıya kalmıştı. Günümüze kadar geçen süre Ekim 2021 itibariyle 18 ayı biraz geçmiştir. Bu sürenin tamamında eğitim öğretimden toptan uzak kalındığı söylenemez. Bizim savunduğumuz husus, yüz yüze eğitimin uzaktan veya hibrit eğitimin yerini tutamayacağı için, eğitim eksikliğinin yaşanmış olmasıdır. Eğitim sektöründeki daralma ise rakamlarla ortadadır. Bu daralma, hem öğrenci sayısında, hem öğretmen, hem okul, hem de tedarikçilerin içinde bulunduğu ve milyonları bulan çalışanlarının oluşturduğu bir yelpazeyi etkilemektedir. Bu durum, genel ekonomik daralma ile de birleşince, ortaya daha vahim bir tablo çıkmıştır. Söz konusu daralma kolay atlatılacak bir husus değildir. Ki pandemi süreci ve etkisi de henüz bitmemiştir. Görünen o ki, değişik sektörlerde bu etki en az bir yıl daha devam edebilecektir. Eğitim sektörünün eğitim ihtiyacı ve eğitim eksikliğini tamamlama gereği olarak, devletin ve milletin ortak bir refleksi ile, tahmin edilenden daha çabuk toparlayacağını düşünüyorum. Bunun süresi, kalitesi, ancak hükümetimizin olaya bakışı ve alacağı ek tedbirlerle orantılı olacaktır.

RUSYA YÜZDE 15’E ULAŞIRKEN TÜRKİYE YÜZDE 8’DE
MEB’in özel okullaşmada hedef olarak belirlediği yüzde 15 oranına ulaşılabilmesi nasıl mümkün olabilir?
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki 1980’li yıllarda Türkiye’de özel okullaşma oranı yüzde 2-3’lerde iken Rusya'da yüzde 0 idi. Günümüzde Türkiye’de yüzde 8’lerde olan bu oran Rusya’da yüzde 15’in üzerine çıkmıştır. Sadece bu örnek bile bu alanda olmamız gerekenin neresinde olunduğunu göstermektedir. Dünyada yüzde 30 özel okullaşma oranı olan veya özel okulu hemen hemen olmayan gelişmiş, az gelişmiş veya gelişmemiş ülke örnekleri tabii ki vardır. Özel okul yapısı ile ilgili de çeşitlilik mevcuttur. Özel okul olup, öğretmen maaşını devletin verdiği okullar, değişik teşvikler veya hiç teşvik olmayanlar ve ekonomisi çok güçlü olan ülkelerde devlet okullarının özel okulları aratmayacak imkânlara sahip olan ülkeler mevcuttur. Her ülkeyi kendi iç dinamikleri ile değerlendirmek gerekir. Ülkemiz özel girişimi teşvik etmede büyük aşamaya ulaşmasına rağmen, eğitim sektörüne bu açılım yansımamıştır. Türkiye’de Özel Okullar, devletin belirlediği şartlarda adı özel olan resmi okullardır. Özel okullar, asgari uyması gereken şartlara haiz, kendi programlarını uygulayan, kendilerine hiç karışılmayan kurumlar değildir. Standartları resmi okullara göre ağır olarak belirlenmiş, devlet ve çıktıları ile de veli tarafından hatta toplum tarafından değerlendirilen, denetlenen kurumlardır. Ülkemiz, bazı gelişmiş ülke örneklerinde olduğu gibi ve bizlerin de yıllardır üzerinde durduğumuz birkaç alanda –kendi yükünü hafifletmek, eğitimin kalitesini artırmak gayesi ile- özel sektörü desteklediği ölçüde bu amaca ulaşılabilecektir. Beklentimiz ve gayretimiz bu yöndedir.

DOĞRU CEVAP İLERLİYOR
Son 2 yıldır sektörde yaşanan bu olumsuz tablonun kurumunuza etkileri neler oldu? Süreci nasıl yönettiniz?
 
Doğru Cevap Eğitim Kurumları, kurumlarının geçmişi ve yöneticilerinin eğitim deneyimleri ile uzaktan eğitim uygulamaları yapmış ve başarıya ulaşmış bir yapıya sahiptir. Kuş gribi gibi, okulların çok kısa dönemli tatillerinde, kar vb tatil durumlarında uzaktan eğitimi senkron ve asenkron olarak uygulama tecrübesine sahip olduğumuz için yeni durum bizi çok zorlamadı. Eğitim-öğretimin uzaktan ve olabildiğince verimli yürütülmesinde eğitim-öğretim kadrolarımız ve teknik ekip tam kapasite ve özveri ile çalıştı. Öğrenci ve velilerimizin de hızlı bir adaptasyonunun olduğunu söylememiz gerekiyor. Eğitim-öğretimde “maruz kalmak” diye bir tabir vardır. Karşı karşıya kalınan durumlar, önceden tahmin edilerek hazırlanılmaya çalışılan duruma göre çözüm için bireyi veya kurumları zorlar. Kurum olarak, velilerimizi ve bütün tedarik zincirini etkileyen pandemi, sonuç olarak bizleri de etkilemiştir. Özel eğitim-öğretim kurumları, okullar ve kurslar olarak bir daralmayı geçtiğimiz yıl yaşadık. Bu yıl ise bu daralmanın- küçülmenin durduğunu ve pozitif bir ilerleme olduğunu söyleyebilirim. Bu ivme artarak devam edecektir. Kurumun uzaktan eğitim sürecinde öğrencileri ile ilgisi, alakası, takip sisteminin çalışıyor olması, koçluk sistemimizin verimli çalışması sonucu, ulusal sınavlardaki yüksek başarımızın da etkisi olmuştur. Bu başarıda emeği olan bütün eğitim çalışanlarımızı buradan tekrar kutlamak istiyorum.

KURS VE OKUL İÇİN İSİM HAKKI VERİYORUZ
Eğitim sektöründe büyüme modeli olarak Franchise sistemi öne çıkıyor. Markanızın bu konuda politikası hakkında bilgi verebilir misiniz? Franchise sisteminizde nasıl bir büyüklüğe ulaştınız? Hedefleriniz ne olacak?

Doğru Cevap Eğitim Kurumları ülkemizin büyük zincir kurumlarından biridir. Merkez olarak, şubelerimize birçok alanda hizmet vermeye, desteklemeye devam ediyoruz. Milli Eğitim bakanımız sayın Mahmut Özer'in öğretmen eğitimine önem verdiğini biliyoruz. Biz de bu konuda eğitim akademilerimizle; Öğretmenlerimize, öğrencilerimize, velilerimize ve yöneticilerimize yıllık planlar dahilinde eğitimler veriyoruz. Ve biz yöneticiler de daha dazla eğitim almaya devam ediyoruz!  Ayrıca, 2021 Aralık ayında gerçekleştirilecek Milli Eğitim Şurasının ''eğitimde fırsat eşitliği'' konusunun gereğini en iyi şartlarda, öğrencilerimize verdiğimiz hizmetlerle şubelerimizde yerine getiriyoruz. Birçok ilimiz ve ilçemizde şubelerimiz var. Münhal yerlerde kurs ve okul için isim hakkı vermeye devam ediyoruz.

Franchise modelinizin temel unsurları nelerdir? Uygulamalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?Franchise yatırımcılarınıza sunduğunuz avantajlar nelerdir?
Doğru Cevap Eğitim Kurumları ulusal kurs markası olmanın yanı sıra kendisini yükselen bir okul değeri olarak da görmektedir. Kurumun merkeze bağlı kurumları olması yanında büyüme trendini çoğunlukla Franchise sistemi ile gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Genel merkezimiz, bir eğitim öğretim kurumunun kuruluşunda yer belirlemesi, ihtiyaç analizinden kuruluş aşamasına, fizibilite çalışmalarından programlarının hazırlanmasına, tefrişatından personel eğitimlerine kadar bütün alanlarda hizmet vermektedir. Bu hizmet isim verme sürecinden sonra rehberlik, kontrol ve iyileştirme basamaklarında süreç boyunca devam etmektedir. Doğru Cevap Eğitim Kurumları birbirlerini destekleyen, inanan, paylaşan eğitim gönüllülerinden oluşan bir büyük aile haline gelmiştir.

DENEME AMAÇLI KURUM AÇILAMAZ
Franchise sisteminin eğitimde markalaşmayla ilgili olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?
Eğitim işi ciddi bir iştir. Eğitim sürekliliği, olması beklenen bir olgudur. Günübirlik, birkaç yıllık sürelerde bir eğitim yapısı oluşturulamaz, tarz ortaya konulamaz ve beklentilere kavuşulamaz. Deneme amaçlı kurum açılamaz. Bu açılardan sektördeki kurumlardan, güçlü bir eğitim ve ekonomik altyapılarının olması beklenir. Burada bireysel veya marka açısından olaya bakmak yerine, güçlü bir yapı olarak bakmak yerinde olacaktır. Zira, bir şubesi olan bir kurum marka olabildiği gibi, çok şubeli bir kurum ise, marka olma yolunda henüz yolun başında olabilir. Güçlü yapı markayı beraberinde getirir. Burada markanın bilinirliğinden ziyade, verdiği hizmetin ve çıktılarının değerli olması ile bir marka olmasını önemsiyorum.

HİÇBİR KURUM BİR DİĞER KURUMUN KURUMSAL KİMLİĞİNİ HEDEF ALMAMALIDIR
Franchise sistemi ile sektörde aşırı rekabetten şikâyet ediliyor. Bu alanda olması gereken etik ilkeler neler olmalı? Bu alanda bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz?

Sektörde aşırı rekabetin olduğunu düşünmüyorum. Sektör büyüklüğü, olması gerekenin çok gerisindedir. Defalarca izah ettiğimiz gibi Türk Eğitim sektörüne, özel kurumların; ekonomik, kalite, yönetilebilirlik gibi alanlarda katkısı çok büyüktür. Yetkililerin bu durumu bilmesine rağmen henüz yeterince ilerleme olamamasını anlamakta zorluk çekiyoruz. Franchise yapısı ile ilgili görüşlerimizi yukarıda ifade etmiştik. Zincir bir yapıya, bir markaya ulaşmak için, sayıca fazla olmanın yanında, güvenli bir yapıya ve belli bir kaliteye ulaşmanın zorunluluğu bilinmelidir. Hiçbir kurum bir diğer kurumun kurumsal kimliğini hedef almamalıdır. Özel Eğitim Kurumları Milli Eğitime bağlı olarak, kanun, yönetmelik ve yönergeler ile yönetilen, denitimi yapılan bir sistemin içindeki kurumlardır. Yapı, devletin denetimine tabidir. Yapının bazı düzenlemelere ihtiyacı vardır. Öncelikle özel öğretim sektörünün şu an herkes tarafından bilinen ve Milli Eğitim Bakanlığına defalarca sunulan sorunlarının çözümlenmesi için adım atılması gerekmektedir. Yapının sağlıklı olması, sürdürülebilir olmasını ve kaliteyi beraberinde getirecektir.
Özel öğretim kurumları için, sağlık kuruluşlarında olduğu gibi kurum açmada bir sınırlandırma olması, mevcut yapıların sürdürülebilirliğini, sağlıklı büyümeyi, dengeli dağılım gibi pek çok alanda fayda sağlayacaktır. Kurumların birbirleri ile kaliteli, seviyeli bir hizmet yarışı içinde olması normaldir. Bunun ötesinde öğrenci, yönetici, öğretmen transferleri şeklindeki tutumlar sektöre hem maddi hem manevi zararlar verebilmektedir. Açıklamalar, reklamlar başka kurumların eksik ve aleyhte değerlendirilebilecek yönlerine değil, kendi pozitif farklarına odaklanmalıdır. Farkı başkalarının eksiği ile değil, kendi artılarının ortaya çıkaracağı gerçeği ortadadır. Bütün bunların yanında şu an ülkemizde eğitim sektörünü temsil etmek için kurulmuş özel okul birlikleri var. Bu birlik ve yöneticileri birbirleri ile çok uyum içinde çalışmaktadır. Ülke eğitimine hizmette kalitenin arttırılması, sorunların dile getirilmesi, problemlerin çözülmesi konusunda çalışmalar devam etmektedir. Düzenlenen organizasyonlarda ortak kararlar alınabilmekte, muhatabı olan bütün kurumlara, Milli Eğitim bakanlığına teklifler iletilmektedir. Birliklerimizin birbirleri ve Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak ve verimli çalışmalarının artarak devam etmesi sorunların çözümüne katkıda bulunacak, etik ilkelere bağlılığı artıracaktır.

Özel okulculukta kısa ve orta vadede hangi gelişmelerin yaşanmasını bekliyorsunuz?
Yukarıda belirtilen hususlarda, sorunlar ve çözüm yöntemleri konusunda sahada bulunan Özel Öğretim Kurum Birlikleri, Dernekleri olarak bizler sempozyumlar, konferanslar düzenliyoruz. Çıkan sonuçları, görüş ve önerilerimizi raporlarla Milli Eğitim Bakanlığına veya ilgili birimlere göndermekteyiz. Değerlendirme ve çözüm önerilerimizi pekçok yazımda dile getirdim. Herşeyden önce özel öğretim kurumları devletin asli ve resmi unsuru olduğu ve Milli Eğitime katma değer kattığı gerçeğinden hareket edilmelidir. Bu arada tabi ki, Özel Öğretim Kurumları öz değerlendirmelerini, kendi içlerinde iyileştirmeleri görüşüyor, kararlar alıp uyguluyor. Bakanlık ve sektör temsilcileri sıklıkla biraraya geliyorlar, toplantılar yapıyorlar, kararlar alıyorlar. Beklentilerimiz, bu toplantı kararları ve raporlar ışığında ivedi adımların atılmasıdır. Böylece özel öğretim kurumları Türk Eğitim Sistemine ve ülkemizin geleceğine çok daha büyük katkılar yapmaya devam edecektir. Ülkemizin özel öğretim kurumlarının sayı ve kalite bakımından hak ettikleri yere geleceğine olan inancımı yenilemek istiyorum.


BİR EĞİTİM GİRİŞİMCİSİ NASIL OLMALIDIR?
Franchise sisteminiz içinde yer alan ve alacak yatırımcılardan beklentileriniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?
 
Eğitime yatırım, geleceğimize yatırımdır. Eğitim yatırımlarını başka yatırımlar ile aynı kefeye koymak büyük haksızlık olur. Eğitim Gönüllere Dokunmaktır. Eğitim girişimcisi gönüllere dokunmayı, ülkenin geleceğini şekillendirmede ortak rol olmayı hedeflemiş, idealist girişimciler olmalıdır. Eğitim kurumları basit anlamda birer yatırım, girişim, şirketi değildirler. Kendi çocuklarının, aile ve akrabalarının geleceğini şekillendiren, onların yaşayacağı topluma yön verecek bir yapıda etkin olma iradesinde olan kişiler eğitimin içinde olmalıdır. Çocuğu sevemeyen, insanı sevemeyen, başkalarına faydayı ana eksenine koyamayan kişilerin işi değildir eğitim. Eğitim, zor, meşakkatli ama bir anlam ifade eden özel bir alandır, bir değerdir. Eğitim girişimcisi, milli eğitim ile birlikte çalışma ve ortak bir misyonun parçası olma iradesinde olmalıdır. Bunların ardından eğitim girişimcisi veya yöneticisinden iyi bir ekip oluşturması ve ekibini iyi yönetmede liderlik becerisine sahip olması beklenir. Sonra iyi bir planlama, yer seçimi, fiziki imkan oluşturma ve eğitimin diğer gereklilikleri konusunda yeterli bilgi ve tecrübe birikimine sahip olması beklenir. Eğitim girişimcisi ülkedeki ve dünyadaki eğitim gelişmelerini yakından takip edebilecek, bunları kendi kurumuna, ülke ve kurum vizyonu çerçevesinde adapte edebilecek yapıda olmalıdır. Bunlar olduktan sonra kalite ve sürdürülebilirlik kendiliğinden gelecektir.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.