Üniversite yerleşme sürecinde doğru ve akıllı bir tercih stratejisi
- Ayrıntılar
- Kategori: Gündem
- Cuma, 24 Temmuz 2026 12:12 tarihinde oluşturuldu
Salim Ünsal – Psikolog / Eğitim Uzmanı
ÖĞRENCİLERİN TERCİH EĞİLİMLERİ NE YÖNDE?
YKS’de başarılı olmanın ilk basamağı sınav performansıyken ikinci ve çok önemli bir diğer basamağı da tercih eğilimleri. Sınavda ne kadar yüksek başarı elde edilirse edilsin eğer bunu doğru ve akıllı bir tercih stratejisine dönüştürülmüyorsa başarının nihai koşulu olan üniversiteye yerleşme süreci gerçekleşmeyebiliyor.
Tercih yönelimlerini pek çok faktör etkiliyor. Bir bölümün sosyal algısı, iş ve istihdam olanakları, gelecekte o bölüme duyulan toplumsal ihtiyaç, bölümün mezun trafiği, uluslararası geçerliliği gibi birçok faktör bölüme bağlı tercih eğilimlerini belirlerken, üniversitelerin niteliği, geleneği ve mezunlarının çalışma hayatına erişimi gibi faktörler de üniversiteye bağlı tercih eğilimlerini belirliyor.
SIRALAMALARIN YOĞUN OLDUĞU ARALIKLARDA REKABET ARTIYOR
Bir bölümün çok tercih alması elbette o bölüme ilginin yüksek olması ile ne kadar ilişkili ise aynı bölümü tercih edecek başarı düzeyindeki öğrencilerin de puan ve sıralama yığılmalarının olduğu bölgede bulunması da tercih yönelimi ile yakından ilişkili. Örneğin uzun yıllardan beri hep zirvede olan Tıbba ilgi yüksek olmasına rağmen sağlık bilimleri alanında en çok tercih ilgisini Hemşirelik programı görüyor. Çünkü hemşireliğe puanı yetecek aday sayısı çok daha fazla olunca trafik orada daha fazla sıkışıyor. Hatta 2 yıllık İlk ve Acil yardım ile Tıbbi Sekreterlik gibi programlar Tıp, Diş Hekimliği ve Hemşirelik gibi lisans dallarından çok daha fazla tercih listelerine girmeyi başarıyor.
GÖZDE ÜNİVERSİTELER NEDEN DAHA AZ TERCİH ALIYORLAR?
Yukarıdakine benzer bir durumu Üniversitelerde de görüyoruz. Sistemin verilerini yakından takip etmiyorsanız ve üniversiteler hakkında az da olsa bir fikir sahibiyseniz ülkemizde en çok tercih edilen üniversitelerin başta Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ, Hacettepe ve Yıldız Teknik gibi üniversiteler olduğunu düşünebilirsiniz. Oysa hiç de öyle değil ve durum burada da farklı. Zira son yıllarda tercih listelerine en yüksek sayıda giren üniversitelerin Anadolu’daki köklü taşra üniversiteleri olduğunu görüyoruz. Örneğin YKS’nin son 4 yılında örgün öğretim programları bakımından en yüksek tercihi Antalya Akdeniz, Konya Selçuk, Bursa Uludağ ve Aydın Adnan Menderes üniversiteleri aldı.
NEDEN METROPOL DEĞİL DE TAŞRA ÜNİVERSİTELER DAHA ÇOK TERCİH EDİLİYOR?
Bunun ilk nedeni metropol üniversitelerinin nispeten puanlarının daha yüksek çıkma olasılığı. Üniversite programlarının puanları yükseldikçe tercih edecek aday sayısı azalıyor. Örneğin metropol devlet üniversitelerindeki çoğu köklü tıp programı genelde ilk 4-5 bin içindeki adaylarla kontenjanını doldurunca doğal olarak o sıralamanın altında olan adaylar bu üniversiteleri gereksiz tercih olur diye listelerine almıyorlar. Bu durum, niteliğine en az bunlar kadar güvendikleri köklü taşra üniversitelerine yönelmelerine neden oluyor.
İkinci nedeni ise üniversitelerin kapasiteleri ile ilişkili. Eğer bir üniversitenin program ve aldığı öğrenci sayısı fazla ise doğal olarak bu üniversitelerin tercih listesinde yer alma şansları da artıyor. Örneğin Ankara’da Ankara Üniversitesi son 4 yılda 38 binin üzerinde öğrenci aldığı için 1 milyon kez tercih listelerine girebilmişken, klasmanda ondan daha yeni ve daha az nitelikli olduğu düşünülen Hacı Bayram Üniversitesi 4 yılda 17 bin üzeri kontenjanı olduğu için 373 bin kez tercih listesinde ancak yer bulabiliyor. Yine bu tezimize çarpıcı bir örnek olarak Galatasaray Üniversitesi’ni verebiliriz. Galatasaray Üniversitesi 4 yılda toplam 1.779 öğrenci aldığı için yine sadece 52 bin 321 kez tercih listelerinde ancak yer bulabiliyor.
KONTENJAN ARTTIKÇA TERCİH ETME EĞİLİMİ DE ARTIYOR
Kontenjan yüksekliğine dayalı tercih eğilimleri bakımından da en yüksek sayıyı yine Konya Selçuk Üniversitesi’nde görüyoruz. 4 Yıllık toplam kontenjanı 52 bin 630 olduğu için 1 milyon 185 binin üzerinde tercih listesinde yer bulabiliyor. Örneğin Antalya Akdeniz, Erzurum Atatürk, Bursa Uludağ, Aydın Adnan Menderes ve Kocaeli Üniversiteleri de kontenjanı yüksek olduğu için çok sayıda tercih listesine girmeyi başaran üniversiteler arasında.
PUAN TÜRLERİ ARASINDA REKABET EŞİT DEĞİL
Puan türlerindeki aday sayıları da tercih eğilimlerinin yüksek ya da düşük olmasında etkili. Sınavda her adayın TYT puanı hesaplandığı için 2 yıllık programları 2,3 milyon aday tercih bildirim listesine almaya hak kazanırken Dil puan türünde bu sayının 156 bin olması Yabancı Dil puanıyla girilecek programların daha az tercih almasına yol açıyor.
Puanı hesaplanan aday sayısı arttıkça rekabetin de arttığını söylememiz mümkün. Örneğin Sayısal puan türünde 1,291 milyon aday puanı hesaplanıp tercih hakkı elde ediyorken Eşit Ağırlıklı puan türünde bu sayının 1,494 milyona çıkması o puan türündeki rekabeti daha da artırıyor. Örneğin Sayısal puanla öğrenci alan Fen Bilgisi Öğretmenliği ve ilköğretim Matematik Öğretmenliği gibi öğretmenlikler kontenjanını tam dolduramazken, Eşit Ağırlıklı puanla öğrenci alan Sınıf Öğretmenliği önünde büyük yığılmalar yaşanıyor ve kontenjanını tam dolduruyor. Benzer rekabet Sözel Puanla öğrenci alan Özel Eğitim ve Okul Öncesi Öğretmenliklerinde de görülüyor ve bu iki öğretmenlik dalı da ful çekiyor.
TERCİH HAKKI OLANLARIN TAMAMI TERCİH YAPMIYOR
Geçen yıl 2,3 milyon aday tercih hakkı elde etse de bunları sadece 900 bini bu hakkını kullanmıyor. Tercih bildiriminde bulunan aday sayısının baraj uygulaması öncesinde ortalama 1,1 milyon, baraj uygulaması kalktıktan sonra da yine ortalama 1,4 milyon olduğunu gözlemliyoruz. Hatta bu sayı her yıl biraz daha azalıyor. Örneğin baraj uygulamasının kalktığı 2022 yılında 2 milyon 138 bin aday tercih bildiriminde bulunurken 2025 yılında bu sayının 1 milyon 412 bine düştüğünü görüyoruz.
2 YILLIK PROGRAMLAR KAPALI GİŞE OYNUYOR
Toplam tercih sayıları bakımından 2 yıllık programlar 4 yıllık programlardan daha çok tercih listesine giriyor. Toplam 18 milyon tercihin yapıldığı 2025 YKS’de bunun 11 milyonunu 2 yıllık önlisans programları 7,5 milyonunu da 4, 5 ya da 6 yıllık lisans programları oluşturuyor.
VAKIF ÜNİVERSİTESİ TERCİHLERİ GİTTİKÇE AZALIYOR
Sistemdeki tercih trafiğinden üniversite türleri de etkileniyor. Toplam 18 milyon tercihin 16,6 milyonu Devlet üniversitelerine yönelik tercihlerken 1,8 milyonunun vakıf üniversitesi tercihleri olduğunu görüyoruz. Bunda Vakıf üniversitelerinin ücretli ya da kısmi ücretli olmasının etkisi oldukça yüksek. KKTC ve Yabancı Üniversite tercihleri ise 112 bini biraz geçiyor.
SON YILLARDA ADAYLAR KAÇ TERCİH YAPIYORLAR?
Sistem tercih hakkı elde eden bir adaya 24 tercih yapabilme şansı sunuyor. Ancak adaylardan bazıları bu hakkı sonuna kadar kullanırken çoğu aday 24 tercih bildiriminde bulunmayarak daha az sayıda programdan oluşan bir tercih listesi ile yetiniyorlar. Uzun yıllardan beri adayların ortalama 12-13 arası tercih ile süreci noktaladıklarını gözlemliyoruz.
Yüksek puanlı adaylar daha noktasal tercihler yaparken, düşük puanlı adaylar daha geniş bir yelpaze içinden seçimlerini tamamlıyorlar. Yerleşme şansını garanti gören aday 24 tercihi doldurma gereği duymazken geniş yelpaze içinden seçim yapan adaylar şanslarını artırmak ve yerleşme olasılıklarını yükseltmek için 24 tercih yapma eğiliminde oluyorlar.
AÇIKÖĞRETİM PROGRAMLARI DA TERCİH YOĞUNLUĞU YAŞIYORLAR
Ülkemiz üniversitelerinde örgün yüz yüze programlar tercih edildiği gibi açık ve uzaktan öğretim programları da tercih listelerine girmek zorunda. Geçmiş yıllarda bu programların kontenjan kısıtlaması yokken tercih eden her aday açık ve uzaktan öğretim programlarına yerleşme şansı yakalarken günümüzde bu programların da kontenjanlarının olması burada da bir rekabeti beraberinde getiriyor. Puanları nispeten örgün yüz yüze programlardan daha düşük olacağı beklentisi ile daha çok aday tarafından tercih ediliyor. Özellikle akademik eğitimde yaş sınırı olmamasına rağmen ileri yaşlardaki adayların devam zorunluluğu olmayan bir programda eğitim alma isteği Açıköğretim programlarına ilgiyi artırıyor. 18 milyon toplam tercihin 3 milyon 485 bini açık ve uzaktan öğretim programları tercihlerinden oluşuyordu 2025 YKS’de.
TRENDLER BELİRLEYİCİ
Son olarak trendi yükselen program tercihlerinin de çeşitli değişkenlikler gösterdiğini söylememiz mümkün. Özellikle tercih yönelimlerinin sosyal, ekonomik ve kamusal hayatla da ilişkili olduğunu belirtmeliyiz. Örneğin 2023 öncesinde en çok tercih alan programlar listesinin en üst sırasında yer alan İlk ve Acil Yardım önlisans programı, kamuda yoğun bir tıbbi sekreter atamasından sonra 2024 yılında zirveyi Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik programına kaptırdı. Ancak bir yıl sonra 2025’de ilk ve Acil Yardım yine zirvedeki bayrak törenini devraldı. Benzer bir durumu 2024 yılında yaşadık. Öğretmen atamaları bir kaosa dönünce öğretmenlik programlarının yüzde 97’lik doluluk oranları bir anda yüzde 80’ler düzeyine geriledi. Pek çok öğretmenlik dalı 2025 yılında daha az tercih listesine girdi.
YASAL UYARI:
Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
DİĞER GÜNDEM HABERLERİ
-
Üniversite yerleşme sürecinde doğru ve akıllı bir tercih stratejisi
-
Türkiye’den Finlandiya’ya Uzanan Öğrenme Köprüsü Kuruldu
-
‘Dijital vatandaşlık, eğitim sürecinin bir parçası haline getirilmelidir’
-
EĞİTİMDE ETKİ PLATFORMU KOLEKTİF BİR HAREKET BAŞLATIYOR
-
İTO Başkanı’ndan çağrı: Özel okullarda KDV % 1’e çekilsin
-
Sürdürülebilir Eğitim Sempozyumuna 6 ülke ve 47 şehirden 3 bin kişi katıldı
-
3 ve 4. Sürdürülebilir Eğitim Sempozyumları kapılarını açmaya hazırlanıyor
-
‘Kadın eğitimcilerin liderlik ettikleri okullarda başarı oranları artış gösteriyor’
-
‘Geleceğin eğitiminde kadınlar sistemin şekillendiricileri ve dönüştürücüleri olacak’
-
‘Bakanlığın destekleyici politikalarıyla eğitimde kadın yönetici sayısı artıyor’


