Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Okul servislerinin denetimleri gerektiği gibi yapılıyor mu?

Tüketici Yararına Araştırma Derneği (TÜYADER), okul servislerindeki sorunların denetimsizlikten kaynaklandığını bildirdi.

 Okul servislerinin denetimleri gerektiği gibi yapılıyor mu? 2012-2013 eğitim-öğretim yılı başlamadan okul servisleriyle ilgili tartışmalarda gün yüzüne çıkmaya başladı. TÜYADER'den yapılan yazılı açıklamada, ailelerin çocuklarını okula kaydettikten sonra onları emanet ettikleri servisleri hiç incelemediğini öne sürerek, okul yönetimlerinin öğrenci servislerinin şartlarını belirlemesi gerektiği kaydedildi.

TÜYADER'in bu konuya dikkati çekmek istediği ifade edilen açıklamada, çözüm önerileri şöyle sıralandı:

''Öğrenci servis taşımacılığı yapacak firma bağımsız bir denetleme kuruluşu tarafından denetlenmeli ve sertifikalanmalıdır. Bu denetlemeler sertifika alındıktan sonrada devam etmelidir. Sertifikasyon denetimindeki firmalar Kalite Yönetimi, Ürün Hizmet Yönetimi, Personel Yönetimi, Çevresel ve Temizlik Yönetimi başlıkları altında kontrol listeleri oluşturularak incelenmelidir.''

Velilere de çağrıda bulunulan açıklamada, ''Geleceğimizi çocuklarımızı emanet ettiğimiz servis araçlarını bizlerde kontrol edelim. İyi olanlar bu işi yapsınlar. Kaliteli güvenli işini iyi yapan firmaların çoğalmasını sağlayalım ki geleceğimiz olan çocuklarımızı rahatlıkla emanet edebilelim'' ifadesi kullanıldı.

> Binlerce veliyi kaygılandıran soru?

Okul servislerinin denetimleri gerektiği gibi yapılıyor mu?

Tüketici Yararına Araştırma Derneği (TÜYADER), okul servislerindeki sorunların denetimsizlikten kaynaklandığını bildirdi.

 Okul servislerinin denetimleri gerektiği gibi yapılıyor mu? 2012-2013 eğitim-öğretim yılı başlamadan okul servisleriyle ilgili tartışmalarda gün yüzüne çıkmaya başladı. TÜYADER'den yapılan yazılı açıklamada, ailelerin çocuklarını okula kaydettikten sonra onları emanet ettikleri servisleri hiç incelemediğini öne sürerek, okul yönetimlerinin öğrenci servislerinin şartlarını belirlemesi gerektiği kaydedildi.

TÜYADER'in bu konuya dikkati çekmek istediği ifade edilen açıklamada, çözüm önerileri şöyle sıralandı:

''Öğrenci servis taşımacılığı yapacak firma bağımsız bir denetleme kuruluşu tarafından denetlenmeli ve sertifikalanmalıdır. Bu denetlemeler sertifika alındıktan sonrada devam etmelidir. Sertifikasyon denetimindeki firmalar Kalite Yönetimi, Ürün Hizmet Yönetimi, Personel Yönetimi, Çevresel ve Temizlik Yönetimi başlıkları altında kontrol listeleri oluşturularak incelenmelidir.''

Velilere de çağrıda bulunulan açıklamada, ''Geleceğimizi çocuklarımızı emanet ettiğimiz servis araçlarını bizlerde kontrol edelim. İyi olanlar bu işi yapsınlar. Kaliteli güvenli işini iyi yapan firmaların çoğalmasını sağlayalım ki geleceğimiz olan çocuklarımızı rahatlıkla emanet edebilelim'' ifadesi kullanıldı.

Son Güncelleme: Perşembe, 09 Ağustos 2012 11:12

Gösterim: 2344

Zenginin malı, züğürdün; öğretmenin tatili, cahilin çenesini yorar

Dünya Gazetesi Yazarı DR. UĞUR TANDOĞAN / NOT DEFTERİ’nden 

Okul tatil ama yine de gel

Bir özel okuldaki öğretmen anlatıyordu. "Okul tatile girdi. Okulda öğrenci kalmadı. Ama yönetim bizim hala okula gelmemizde ısrarcı. Üstelik binada bir de tamirat var. Bütün gün matkap sesi dinliyoruz. Yapacak bir şey de yok. Bu sıcakta okula gelip öyle oturuyoruz ve günün sonunda kalkıp eve dönüyoruz. Sanki insanlar öğretmenin tatilini kıskanıyor. Tatilde de İstanbul’un o trafik çilesini çekiyoruz."

İşverenlere şöyle bir soru sorsak: "Siz çalışanınızın neyini istiyorsunuz? Fiziksel varlığını mı, yoksa yaptığı işi mi?" . Acaba cevap ne olurdu? Aklı başında herkesin "Tabii ki yaptığı işini" dediğini duyar gibiyim. Ama nedense yönetimler çalışanlarını hep yanı başlarında isterler. Nedense okulda ders olmadığı halde öğretmeni okula çağırırlar.

Öğretmen ne iş yapar?

Madem ki işverenlerin gönlü çalışanın yaptığı iştedir, önce öğretmen ne iş yapar sorusunu yanıtlamak gerekir. Öğretmenin birinci işi, öğretmektir. Öğretmen bunu çoğunlukla sınıfta yapar. Ama öğretmeni sadece sınıfta görmüş kişilerde bir yanlış algılama oluşur. Öğretmenin yaptığı iş gündeme geldiğinde sadece ders saatlerine bakarlar. Halbuki sınıfta geçen saatler, bir buzdağının görünen kısmıdır.

Öğretmen ders saatleri dışında ne yapar? Öğretmen ders hazırlar. Her yıl aynı dersi verse bile konusundaki yeni gelişmeleri öğrencilerine aktarmak için hazırlanmak zorundadır. Öğretmen, ödev hazırlar ve sonra da gelen ödevleri okur. Öğretmen sınav hazırlar ve sonra da öğrencilerin yaptığı sınavları değerlendirir. Okullarda öğrencilerin ders dışı faaliyet kolları vardır; öğretmen bunlarda görev alır. Bunların dışında öğretmenin angarya sayılabilecek başka idari görevleri de olur. Bir de öğretmen, beşeri sermayesini yenilemek için sürekli okumak ve araştırmak zorundadır.

Öğretmen işini nerede yapar?

Sınıftaki ders saatleri, öğrencilerin kol faaliyetleri ve idari işlerin dışındaki işleri öğretmen her yerde yapabilir. Kitabın ve/veya internet bağlantısının olduğu her yerde yapabilir. Yani, öğretmenin her an okulda olmasını gerektirecek bir neden yoktur. Ama nedense, kıskanç eşler gibi, yönetimler öğretmenleri gün boyu öğretmen odalarına kapatma içgüdüsünün önüne geçemezler.

Peki neden böyle davranır yönetimler? Öğretmenin bir fikir işçisi olduğunu unuturlar; öğretmeni bir tekstil işçisi olarak görürler. Yöneticiler, "Biz okulda zaten kalıyoruz, onlar neden kalmasın?" duygusu içinde davranırlar. Öğretmenin yaptığı işi değerlendirecek, kontrol edecek yöntemleri bilmezler; tek bildikleri kontrol sistemi, yoklamadır. Onun için "Ders olmasa da okula gelin; dersiniz olmasa da okulda kalın" davranışı bu mantığın ürünüdür.

Öğretmenlik zor iştir

Öğretmeni hoş tutmak, öğretmeni her fırsatta rahat ettirmek, rahatlatmak gerekir. Çünkü öğretmenlik eğitimin her seviyesinde zor zanaattır. Alın en alt seviyeyi. Öğretmen, hem çocukları sosyal bir varlık haline getirmek için hem de her şeyi öğretmek için uğraşacaktır. Seviye büyüdükçe uğraştıkları öğrenci grubunun sorunları da büyür. Çocukluktan ergenliğe geçen her bir öğrenci adeta patlamaya hazır bomba gibidir. Türk dilindeki "delikanlı" sözcüğünün tam hakkını verir bu öğrenciler. Öğretmenin karşısında kanı deli 30 genç durur. Onlara laf anlatmak, sınıfta belli bir düzeni sağlamak bile başlı başına bir başarıdır. Anne ve babalar başlarındaki bir çocukla uğraşırken zaman zaman "illallah" derler. Ama öğretmen her an okulda en az 30 çocukla karşı karşıyadır.

İşte böylesine yorulan bir öğretmeni gelecek güne, gelecek ders yılına bataryaları dolmuş vaziyette istiyorsak ona dinlenme fırsatını da vermeliyiz.

Bir yorum

Eğer eğitim önemli diyorsak, öğretmeni önemsemeliyiz. Çünkü eğitim kalitesindeki en önemli faktör öğretmendir. Öğretmenlik de yıpratıcı bir meslektir. Her gün yeniliklerin olduğu bir ortamda öğretmenin beşeri sermayesi sürekli yıpranır. Bu nedenle öğretmene kendini toparlama, kendini yenileme fırsatı verilmelidir. Öğretmen de bunu okul ortamından uzaklaştığında yapar.

Okul tatil olduğunda öğretmeni okulda tutmamak gerekir. Öğrencisi yokken öğretmeni okulda tutmak için suni faaliyetler yaratmak beşeri sermayeye zarar verir. Hele hele, öğretmenin tatiline göz dikmek, öğretim ve öğretmenlik olayını kavramamak demektir.

(dünya)

> Öğretmenlere: Okul tatil ama yine de gel!

Zenginin malı, züğürdün; öğretmenin tatili, cahilin çenesini yorar

Dünya Gazetesi Yazarı DR. UĞUR TANDOĞAN / NOT DEFTERİ’nden 

Okul tatil ama yine de gel

Bir özel okuldaki öğretmen anlatıyordu. "Okul tatile girdi. Okulda öğrenci kalmadı. Ama yönetim bizim hala okula gelmemizde ısrarcı. Üstelik binada bir de tamirat var. Bütün gün matkap sesi dinliyoruz. Yapacak bir şey de yok. Bu sıcakta okula gelip öyle oturuyoruz ve günün sonunda kalkıp eve dönüyoruz. Sanki insanlar öğretmenin tatilini kıskanıyor. Tatilde de İstanbul’un o trafik çilesini çekiyoruz."

İşverenlere şöyle bir soru sorsak: "Siz çalışanınızın neyini istiyorsunuz? Fiziksel varlığını mı, yoksa yaptığı işi mi?" . Acaba cevap ne olurdu? Aklı başında herkesin "Tabii ki yaptığı işini" dediğini duyar gibiyim. Ama nedense yönetimler çalışanlarını hep yanı başlarında isterler. Nedense okulda ders olmadığı halde öğretmeni okula çağırırlar.

Öğretmen ne iş yapar?

Madem ki işverenlerin gönlü çalışanın yaptığı iştedir, önce öğretmen ne iş yapar sorusunu yanıtlamak gerekir. Öğretmenin birinci işi, öğretmektir. Öğretmen bunu çoğunlukla sınıfta yapar. Ama öğretmeni sadece sınıfta görmüş kişilerde bir yanlış algılama oluşur. Öğretmenin yaptığı iş gündeme geldiğinde sadece ders saatlerine bakarlar. Halbuki sınıfta geçen saatler, bir buzdağının görünen kısmıdır.

Öğretmen ders saatleri dışında ne yapar? Öğretmen ders hazırlar. Her yıl aynı dersi verse bile konusundaki yeni gelişmeleri öğrencilerine aktarmak için hazırlanmak zorundadır. Öğretmen, ödev hazırlar ve sonra da gelen ödevleri okur. Öğretmen sınav hazırlar ve sonra da öğrencilerin yaptığı sınavları değerlendirir. Okullarda öğrencilerin ders dışı faaliyet kolları vardır; öğretmen bunlarda görev alır. Bunların dışında öğretmenin angarya sayılabilecek başka idari görevleri de olur. Bir de öğretmen, beşeri sermayesini yenilemek için sürekli okumak ve araştırmak zorundadır.

Öğretmen işini nerede yapar?

Sınıftaki ders saatleri, öğrencilerin kol faaliyetleri ve idari işlerin dışındaki işleri öğretmen her yerde yapabilir. Kitabın ve/veya internet bağlantısının olduğu her yerde yapabilir. Yani, öğretmenin her an okulda olmasını gerektirecek bir neden yoktur. Ama nedense, kıskanç eşler gibi, yönetimler öğretmenleri gün boyu öğretmen odalarına kapatma içgüdüsünün önüne geçemezler.

Peki neden böyle davranır yönetimler? Öğretmenin bir fikir işçisi olduğunu unuturlar; öğretmeni bir tekstil işçisi olarak görürler. Yöneticiler, "Biz okulda zaten kalıyoruz, onlar neden kalmasın?" duygusu içinde davranırlar. Öğretmenin yaptığı işi değerlendirecek, kontrol edecek yöntemleri bilmezler; tek bildikleri kontrol sistemi, yoklamadır. Onun için "Ders olmasa da okula gelin; dersiniz olmasa da okulda kalın" davranışı bu mantığın ürünüdür.

Öğretmenlik zor iştir

Öğretmeni hoş tutmak, öğretmeni her fırsatta rahat ettirmek, rahatlatmak gerekir. Çünkü öğretmenlik eğitimin her seviyesinde zor zanaattır. Alın en alt seviyeyi. Öğretmen, hem çocukları sosyal bir varlık haline getirmek için hem de her şeyi öğretmek için uğraşacaktır. Seviye büyüdükçe uğraştıkları öğrenci grubunun sorunları da büyür. Çocukluktan ergenliğe geçen her bir öğrenci adeta patlamaya hazır bomba gibidir. Türk dilindeki "delikanlı" sözcüğünün tam hakkını verir bu öğrenciler. Öğretmenin karşısında kanı deli 30 genç durur. Onlara laf anlatmak, sınıfta belli bir düzeni sağlamak bile başlı başına bir başarıdır. Anne ve babalar başlarındaki bir çocukla uğraşırken zaman zaman "illallah" derler. Ama öğretmen her an okulda en az 30 çocukla karşı karşıyadır.

İşte böylesine yorulan bir öğretmeni gelecek güne, gelecek ders yılına bataryaları dolmuş vaziyette istiyorsak ona dinlenme fırsatını da vermeliyiz.

Bir yorum

Eğer eğitim önemli diyorsak, öğretmeni önemsemeliyiz. Çünkü eğitim kalitesindeki en önemli faktör öğretmendir. Öğretmenlik de yıpratıcı bir meslektir. Her gün yeniliklerin olduğu bir ortamda öğretmenin beşeri sermayesi sürekli yıpranır. Bu nedenle öğretmene kendini toparlama, kendini yenileme fırsatı verilmelidir. Öğretmen de bunu okul ortamından uzaklaştığında yapar.

Okul tatil olduğunda öğretmeni okulda tutmamak gerekir. Öğrencisi yokken öğretmeni okulda tutmak için suni faaliyetler yaratmak beşeri sermayeye zarar verir. Hele hele, öğretmenin tatiline göz dikmek, öğretim ve öğretmenlik olayını kavramamak demektir.

(dünya)

Son Güncelleme: Salı, 07 Ağustos 2012 12:23

Gösterim: 3015

Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye genelinde tüm okullarda engelliler için düzenleme yapıyor.

MEB’den okullara engelli düzenlemesi12 yıllık zorunlu eğitim, engellilerin okul çilesini bitirecek yeniliklerle başlıyor. Türkiye genelinde bini aşkın okulda seferberlik başlatıldı. Okullara rampalar yapıldı, bina yapısı uygun olanlara asansörler konuldu. Sadece İstanbul'da 340 lisede engeller aşıldı. Önemli bir değişiklik de ulaşımla ilgili. Yeni dönemde zihinsel engelli öğrenci, servisle ücret ödemeden evinden alınıp tekrar evine bırakılacak.

Yıllardır ilköğretimi bitirdikten sonra gittikleri liselerin kapısından fiziki şartlarının yetersizliği sebebiyle geri dönen engelliler, sonunda hayallerine kavuşuyor. Bu yıl hayata geçirilen 12 yıllık zorunlu eğitim devlete, bedensel engellilere eğitim için uygun ortamı hazırlama yükümlülüğü getirdi. Yeni eğitim-öğretim yılı öncesi Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Türkiye genelinde 1.000'in üzerinde liseyi, engellilerin eğitimine uygun hale getirmek için seferberlik başlattı.

MEB'in çalışmaları çerçevesinde dönüştürülen en çok lise, 45 bin engellinin okul çağında olduğu İstanbul'da bulunuyor. 39 ilçede ve mahallede seçilen 340 lisenin giriş ve çıkışlarına bedensel engellilerin ulaşımı için rampalar yapıldı. Bu okullarda tuvalet ve lavabolar engellilere göre yenilendi. Ayrıca sınıfların kapı kolları da engellilere uygun hale getirildi. Bina yapısı uygun olan okullara asansör eklendi. Okulları dönüştürme işlemleri yeni eğitim yılı öncesi büyük oranda tamamlandı. Eksik olanlar da bitirilmeye çalışılıyor. Halen İstanbul'da eğitim veren 59 özel eğitim okulunun sayısı ise 130'a çıkarıldı.

Şartları uygun hale getirilen ilköğretim veya liselerde okumak isteyen engelliler, il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri bünyesinde kurulan kayıt komisyonlarına başvurabilecek. Komisyon, engelli öğrenciyi evine en yakın dönüştürülmüş okula yönlendirecek. Dönüştürülen okullara başvuran engelli öğrenci sayısının fazla olması halinde özel eğitim sınıfı açılacak. Öğrenci sayısının az olması halinde ise engelliler, diğer öğrencilerle aynı sınıflarda eğitimlerini sürdürecek. 4+4+4 eğitim sistemiyle ilgili okullardaki düzenleme ve yenileme çalışmalarının tüm hızıyla sürdüğünü belirten İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, yeni eğitim yılı başlamadan önce ilk, orta ve lise kademelerinde engellilerin eğitimlerini sürdürebilmesi için uygun ortamın hazırlanacağını söyledi.

Zihinsel engelliye ücretsiz servis

Bu yıl eğitime başlayacak zihinsel engelli öğrencilerin okula ulaşımı için önemli değişiklikler söz konusu. Yeni dönemde zihinsel engelli öğrencilerin okula ulaşımı devlet tarafından ücretsiz olarak sağlanacak. MEB yetkilileri, bu öğrencilerin valiliklerce görevlendirilen servislerce evlerinden alınıp yine evlerine bırakılacağını ifade ediyor. Ancak bu durum, bedensel engelli öğrenciler için geçerli değil. Aynı ayrıcalığın bedensel engellilere de tanınmasını isteyen engelli annesi Fatma Özkan, "Bedensel engelliler okula bin bir zorluklarla ulaşıyor. Ancak devlet zihinsel engellilere servis verirken bizi görmüyor. Oğlumun eğitimini tamamlamasını istiyorum. Ancak ben de hastayım. Her gün 'ya bugün oğlumu okula götüremezsem' korkusu yaşıyorum." diyor. Fatma Özkan'ın 8. sınıf öğrencisi olan oğlu Oktay ise okulunda hayli başarılı. Oktay, yapılan düzenlemelerden memnun olduğunu ancak kendisine servis sağlanırsa okula daha kolay ulaşacağını söylüyor.

(zaman)

> MEB okullardaki tüm engelleri kaldırıyor

Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye genelinde tüm okullarda engelliler için düzenleme yapıyor.

MEB’den okullara engelli düzenlemesi12 yıllık zorunlu eğitim, engellilerin okul çilesini bitirecek yeniliklerle başlıyor. Türkiye genelinde bini aşkın okulda seferberlik başlatıldı. Okullara rampalar yapıldı, bina yapısı uygun olanlara asansörler konuldu. Sadece İstanbul'da 340 lisede engeller aşıldı. Önemli bir değişiklik de ulaşımla ilgili. Yeni dönemde zihinsel engelli öğrenci, servisle ücret ödemeden evinden alınıp tekrar evine bırakılacak.

Yıllardır ilköğretimi bitirdikten sonra gittikleri liselerin kapısından fiziki şartlarının yetersizliği sebebiyle geri dönen engelliler, sonunda hayallerine kavuşuyor. Bu yıl hayata geçirilen 12 yıllık zorunlu eğitim devlete, bedensel engellilere eğitim için uygun ortamı hazırlama yükümlülüğü getirdi. Yeni eğitim-öğretim yılı öncesi Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Türkiye genelinde 1.000'in üzerinde liseyi, engellilerin eğitimine uygun hale getirmek için seferberlik başlattı.

MEB'in çalışmaları çerçevesinde dönüştürülen en çok lise, 45 bin engellinin okul çağında olduğu İstanbul'da bulunuyor. 39 ilçede ve mahallede seçilen 340 lisenin giriş ve çıkışlarına bedensel engellilerin ulaşımı için rampalar yapıldı. Bu okullarda tuvalet ve lavabolar engellilere göre yenilendi. Ayrıca sınıfların kapı kolları da engellilere uygun hale getirildi. Bina yapısı uygun olan okullara asansör eklendi. Okulları dönüştürme işlemleri yeni eğitim yılı öncesi büyük oranda tamamlandı. Eksik olanlar da bitirilmeye çalışılıyor. Halen İstanbul'da eğitim veren 59 özel eğitim okulunun sayısı ise 130'a çıkarıldı.

Şartları uygun hale getirilen ilköğretim veya liselerde okumak isteyen engelliler, il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri bünyesinde kurulan kayıt komisyonlarına başvurabilecek. Komisyon, engelli öğrenciyi evine en yakın dönüştürülmüş okula yönlendirecek. Dönüştürülen okullara başvuran engelli öğrenci sayısının fazla olması halinde özel eğitim sınıfı açılacak. Öğrenci sayısının az olması halinde ise engelliler, diğer öğrencilerle aynı sınıflarda eğitimlerini sürdürecek. 4+4+4 eğitim sistemiyle ilgili okullardaki düzenleme ve yenileme çalışmalarının tüm hızıyla sürdüğünü belirten İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, yeni eğitim yılı başlamadan önce ilk, orta ve lise kademelerinde engellilerin eğitimlerini sürdürebilmesi için uygun ortamın hazırlanacağını söyledi.

Zihinsel engelliye ücretsiz servis

Bu yıl eğitime başlayacak zihinsel engelli öğrencilerin okula ulaşımı için önemli değişiklikler söz konusu. Yeni dönemde zihinsel engelli öğrencilerin okula ulaşımı devlet tarafından ücretsiz olarak sağlanacak. MEB yetkilileri, bu öğrencilerin valiliklerce görevlendirilen servislerce evlerinden alınıp yine evlerine bırakılacağını ifade ediyor. Ancak bu durum, bedensel engelli öğrenciler için geçerli değil. Aynı ayrıcalığın bedensel engellilere de tanınmasını isteyen engelli annesi Fatma Özkan, "Bedensel engelliler okula bin bir zorluklarla ulaşıyor. Ancak devlet zihinsel engellilere servis verirken bizi görmüyor. Oğlumun eğitimini tamamlamasını istiyorum. Ancak ben de hastayım. Her gün 'ya bugün oğlumu okula götüremezsem' korkusu yaşıyorum." diyor. Fatma Özkan'ın 8. sınıf öğrencisi olan oğlu Oktay ise okulunda hayli başarılı. Oktay, yapılan düzenlemelerden memnun olduğunu ancak kendisine servis sağlanırsa okula daha kolay ulaşacağını söylüyor.

(zaman)

Son Güncelleme: Salı, 07 Ağustos 2012 10:19

Gösterim: 2504

Milli Eğtim Bakanlığı'nın 4+4+4 eğitim sistemini uygulamaya koymasıyla birlikte sıkıntılar da bir bir ortaya çıkmaya başladı.Bunların başında kalabalık nüfuslu yerlerde derslik açığı geliyor.

Öğretmenler 45 m2'de öğrencilerle oyun oynayacak!'4+4+4'ün uygulaması her semt ve okulda farklı. Kimi okula göre yeni sistem 30-35 kişiyle ders, kimi okul için de laboratuvarlarını kapatıp sınıf yapsa da yine 90 kişilik sınıflar demek. Öğretmenler bir sınıfta 5.5-7 yaşlarında 90 öğrencili 'oyun'a hazırlanıyor...

4+4+4 eğitim sisteminin getirdiği değişiklikler, okullarda yaşanan dönüşüm, özellikle kalabalık nüfuslu, derslik açığı olan okulları vurdu. Bir yanda sınıf mevcudu 90 olmasın diye laboratuvarlarını kapatan okullar, diğer yanda ideal olan kişi sayısı 30-35’i yakalayabilenler. Radikal , kentin en başarısız, derslik açığı çok okullarının bulunduğu Sultangazi ve başarı sıralamasında birinci olan Beşiktaş ’taki okullarda 4+4+4 ’ün getirdiği dönüşümü yerinde inceledi.

Tahtaya yapışık ders

100 binle kentin en kalabalık öğrenci nüfusuna sahip ilçelerinden Sultangazi’de yeni sistem yeni dertler demek. Yaşanan sıkıntıyı rakamlar daha net ortaya koyuyor. 1982’den kalma 18 derslikli ve yaklaşık 1600 öğrencili Gazi ılköğretim Okulu, yoluna hem ilkokul hem ortaokul olarak devam ediyor. Bu yıl 293 zorunlu kayıt olacak, 150 de isteğe bağlı yani 60-66 aylık çocuklar gelecek. ısteğe bağlı olsa da varoşlarda ailelerin tümü bir an önce çocukları okula başlasın istiyor. ıki rakamın toplamı geçen sene kaydolan öğrenci sayısının iki katı. Zaten 45-50 mevcutlu sınıflarla eğitim verilen okulda eğitimcilerin en büyük sorunu öğrenci sayısının artması ama dersliğin olmaması. Eğitim-Sen 4 No’lu şube ışyeri Temsilcisi Bülent Kirsiz çaresizce anlatıyor:

“Her sınıfa 24 sıra sığıyor, daha fazlası zaten sığmaz, çocuklar tahtayla birleşik oturacak. ılkokul için dokuz derslik gerekirken var olan ise beş. Bu durumda sınıf mevcudu 90’ı bulacak. Geçen sene derslik yok diye müzik sınıfını kapattık. Bu sene de fen laboratuvarını, teknoloji tasarım atölyesini kapatabiliriz. Ancak yine de yetmiyor. 90 kişilik sınıfta 5 - 7 yaş öğrenci bir arada olacak. Hatta geçen sene kaydını ertelemiş 80 ayın üstü çocuklar da bu sınıflarda olacak. Bakanlık 60-66 ay çocukları bir sınıf yapabilirsiniz diyor ama yer yok ki. Bu sistem çıktığında en çok ‘5-6-7-8 sınıf öğrencileri ile küçük öğrenciler ayrı binalarda okuyacak’ denmesine sevindik. Ama o da bizim okullar için hayata geçemiyor ki.”

Aslangazi ılköğretim Okulu’nda durum daha da kötü. 3 bin mevcutlu okulun bu yıl 460 zorunlu, 183 de isteği bağlı kaydı var. ılkokulun kullanacağı sadece sekiz sınıf var. Yani sınıf başına 80 öğrenci ediyor. MEB ’in istediği gibi en fazla 35 kişilik sınıflar olması için sadece 1,2,3 ve 4. sınıflara 17 derslik lazım. Eğitimciler, isteğe bağlı kayıt yaptıracak velileri çocuklarını bu yıl okula vermemeleri için ikna etmeye çalışıyor. Öğretmenler “30-40 metrekarede 80 kişinin olduğu bir sınıfta oyunla nasıl eğitim yapılsın” diye soruyor.

Atatürk Çiftliği ılköğretim Okulu’nun durumu ‘iyi’ olarak nitelendiriliyor. Ancak kötünün iyisi. 42 kişilik sınıflar 60’a çıkacak. 329 zorunlu, 132 isteğe bağlı kayıtları var. 1. sınıfta sekiz derslikleri var ama üç derslik daha gerekiyor. Burada da en yakın çözüm fen laboratuvarını, iş eğitim sınıfını derslik yapmak. Üstelik bu yıl kademeli olarak sınıflara göre ders saatleri artacak. 6,7 ve 8. sınıflar 30 saat ders görürken 5. sınıflar 36 saat ders yapacak. Sabahçı-öğlenci okullarda bu da sorun. Çünkü öğlenci olan 1,2,3,4. sınıf öğrencileri geldiğinde 5. sınıfın dersi henüz bitmediği için sınıf boşalmayacak. 5. sınıf çıkmayınca diğer öğrenci nereye gidecek?

Yıldız’ın çözüm önerisi

İstanbul ıl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız’ın kalabalık sınıf sorununa karşıbir fikri var. Yıldız geçen sene 1. sınıfa kaydolan çocuk sayısının 220 bin iken bu yıl 373 bine yükseldiğini belirterek, “Kalabalık okullardaki öğrencilerin bir kısımını valilik izniyle daha az mevcutlu ilçedeki diğer okullara kaydırıp kaydıramayacağımıza bakacağız. Ancak çok uzak olmamalı. Öğren-ciye servis masrafı çıkarsa bunu ne veli ne de devlet üstlenebilir” diyor.

Yiğit’in suçu ne

5. 5 yaşındaki oğlunu Sultangazi’deki Gazi İlköğretim Okulu’na kaydettiren Sevda Erdost, kötünün iyisi için mücadele ediyor. “Kalabalıkta ne kadar eğitim alacak, bari öğretmeni iyi olsun” diyerek, okul yöneticilerinden çocuğunun yeni atanan değil, deneyimli bir öğretmenin sınıfına verilmesini istiyor. Erdost, “İmkânlarımız bu kadar. Yollayabileceğimiz okul da burası. Eşim tekstil işçisi, iki çocuğum var. Maddi imkânlarımız iyi olsa, biz de daha iyi ilçelerde otursak, çocuklarımız daha düzenli, imkânlı okullarda okurdu” diye konuşuyor.

Zaten iyi değildi

Kızını Sultangazi’de okula kaydettiren Esra Özkaynak isyanını böyle dile getiriyor: “Zaten memnun değildik okuldan, 50 kişilik sınıfta oğlum geçen sene sadece okuma yazmayı söktü. şimdi kızım Mervenur’u yazdıracağım. Onun okuyacağı sınıf bu sene 4+4+4 sistemiyle okul başlama yaşı düştüğü için 80-90 kişilik olacak. Üstelik 5 yaşındaki çocukla aynı sınıfta olacak. Öğretmenler onlar küçük diye daha çok ilgilenmek zorunda kalacak. Benim çocuğumun suçu ne, neden yaşıtlarına göre hayata geriden başlıyor?”

‘Zengin’lerin okul acelesi yok

Kentin en başarılı ve sosyo ekonomik düzeyi daha yüksek ilçesiBeşiktaş ’ta ise manzara farklı. Normalde de sınıf mevcutları az, fiziksel altyapıları kuvvetli olan okullar, 4+4+4 ’ten fazla etkilenmeyecek. Örneğin Gayrettepe’deki Şair Nedim İlköğretim Okulu, etüt beslenme okulu iken, ilkokul ve ortaokul olarak dönüştürüldü. 1400 öğrencisi okulun yemekhaneden spor salonuna, bilişim laboratuvarından müzik odasına kadar pek çok imkânı mevcut. Varoşların tersine bölgedeki aileler 60-66 aylık çocuklarını birinci sınıfa değil ana sınıfına yazdırmak istiyorlar. Bu sene kayıt yaptıracak öğrenci sayısı da sadece 100. Bunların içinde isteğe bağlı olup kayıt yaptırmayacaklar da var üstelik. 36 mevcutlu sınıfların durumu değişmeyecek.

Balmumcu Mahallesi’ndeki 100. Yıl Mustafa Kemal İlköğretim Okulu da hem ilkokul hem ortaokul olmuş. 11 derslikli, 770 öğrencili okulda 75 zorunlu, 16 isteğe bağlı kayıt var.

Sınıflar 30-40 mevcutlu olacak. Ancak Sultangazi’deki gibi bu okul da sabahçı -öğlenci olarak eğitim vereceği için 5. sınıfların diğer sınıflardan uzun olan ders saati bitmediği için öğlenci sınıflardan biri için sınıf sorunu olacak.

Dikilitaş’taki 150 öğrencili Mehmetçik İlköğretim Okulu, sadece ilkokul olarak devam edecek. İsteğe bağlı öğrencilerle birlikte alacağı öğrenci sayısı 80. Sekiz derslikli okulda ek dersliğe ihtiyaç yok.

1. Levent’teki Lütfi Banat İlköğretim Okulu, hem ilkokul hem orta okul olacak. 1. sınıfa kayıt sayısı isteğe bağlılar dahil 72. Toplam 22 derslikli okulda müdür sıkıntı olmayacağı görüşünde. Sınıf mevcutları ise olması gerektiği gibi 30 kişi.

4. Levent’teki İsmail Tarman İlköğretim Okulu 36 derslikli. Hem orta okul hem de ilkokul olacak. İki ayrı binasıyla buna uygun.

(radikal)

> Öğretmenler 45 m2'de öğrencilerle oyun oynayacak!

Milli Eğtim Bakanlığı'nın 4+4+4 eğitim sistemini uygulamaya koymasıyla birlikte sıkıntılar da bir bir ortaya çıkmaya başladı.Bunların başında kalabalık nüfuslu yerlerde derslik açığı geliyor.

Öğretmenler 45 m2'de öğrencilerle oyun oynayacak!'4+4+4'ün uygulaması her semt ve okulda farklı. Kimi okula göre yeni sistem 30-35 kişiyle ders, kimi okul için de laboratuvarlarını kapatıp sınıf yapsa da yine 90 kişilik sınıflar demek. Öğretmenler bir sınıfta 5.5-7 yaşlarında 90 öğrencili 'oyun'a hazırlanıyor...

4+4+4 eğitim sisteminin getirdiği değişiklikler, okullarda yaşanan dönüşüm, özellikle kalabalık nüfuslu, derslik açığı olan okulları vurdu. Bir yanda sınıf mevcudu 90 olmasın diye laboratuvarlarını kapatan okullar, diğer yanda ideal olan kişi sayısı 30-35’i yakalayabilenler. Radikal , kentin en başarısız, derslik açığı çok okullarının bulunduğu Sultangazi ve başarı sıralamasında birinci olan Beşiktaş ’taki okullarda 4+4+4 ’ün getirdiği dönüşümü yerinde inceledi.

Tahtaya yapışık ders

100 binle kentin en kalabalık öğrenci nüfusuna sahip ilçelerinden Sultangazi’de yeni sistem yeni dertler demek. Yaşanan sıkıntıyı rakamlar daha net ortaya koyuyor. 1982’den kalma 18 derslikli ve yaklaşık 1600 öğrencili Gazi ılköğretim Okulu, yoluna hem ilkokul hem ortaokul olarak devam ediyor. Bu yıl 293 zorunlu kayıt olacak, 150 de isteğe bağlı yani 60-66 aylık çocuklar gelecek. ısteğe bağlı olsa da varoşlarda ailelerin tümü bir an önce çocukları okula başlasın istiyor. ıki rakamın toplamı geçen sene kaydolan öğrenci sayısının iki katı. Zaten 45-50 mevcutlu sınıflarla eğitim verilen okulda eğitimcilerin en büyük sorunu öğrenci sayısının artması ama dersliğin olmaması. Eğitim-Sen 4 No’lu şube ışyeri Temsilcisi Bülent Kirsiz çaresizce anlatıyor:

“Her sınıfa 24 sıra sığıyor, daha fazlası zaten sığmaz, çocuklar tahtayla birleşik oturacak. ılkokul için dokuz derslik gerekirken var olan ise beş. Bu durumda sınıf mevcudu 90’ı bulacak. Geçen sene derslik yok diye müzik sınıfını kapattık. Bu sene de fen laboratuvarını, teknoloji tasarım atölyesini kapatabiliriz. Ancak yine de yetmiyor. 90 kişilik sınıfta 5 - 7 yaş öğrenci bir arada olacak. Hatta geçen sene kaydını ertelemiş 80 ayın üstü çocuklar da bu sınıflarda olacak. Bakanlık 60-66 ay çocukları bir sınıf yapabilirsiniz diyor ama yer yok ki. Bu sistem çıktığında en çok ‘5-6-7-8 sınıf öğrencileri ile küçük öğrenciler ayrı binalarda okuyacak’ denmesine sevindik. Ama o da bizim okullar için hayata geçemiyor ki.”

Aslangazi ılköğretim Okulu’nda durum daha da kötü. 3 bin mevcutlu okulun bu yıl 460 zorunlu, 183 de isteği bağlı kaydı var. ılkokulun kullanacağı sadece sekiz sınıf var. Yani sınıf başına 80 öğrenci ediyor. MEB ’in istediği gibi en fazla 35 kişilik sınıflar olması için sadece 1,2,3 ve 4. sınıflara 17 derslik lazım. Eğitimciler, isteğe bağlı kayıt yaptıracak velileri çocuklarını bu yıl okula vermemeleri için ikna etmeye çalışıyor. Öğretmenler “30-40 metrekarede 80 kişinin olduğu bir sınıfta oyunla nasıl eğitim yapılsın” diye soruyor.

Atatürk Çiftliği ılköğretim Okulu’nun durumu ‘iyi’ olarak nitelendiriliyor. Ancak kötünün iyisi. 42 kişilik sınıflar 60’a çıkacak. 329 zorunlu, 132 isteğe bağlı kayıtları var. 1. sınıfta sekiz derslikleri var ama üç derslik daha gerekiyor. Burada da en yakın çözüm fen laboratuvarını, iş eğitim sınıfını derslik yapmak. Üstelik bu yıl kademeli olarak sınıflara göre ders saatleri artacak. 6,7 ve 8. sınıflar 30 saat ders görürken 5. sınıflar 36 saat ders yapacak. Sabahçı-öğlenci okullarda bu da sorun. Çünkü öğlenci olan 1,2,3,4. sınıf öğrencileri geldiğinde 5. sınıfın dersi henüz bitmediği için sınıf boşalmayacak. 5. sınıf çıkmayınca diğer öğrenci nereye gidecek?

Yıldız’ın çözüm önerisi

İstanbul ıl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız’ın kalabalık sınıf sorununa karşıbir fikri var. Yıldız geçen sene 1. sınıfa kaydolan çocuk sayısının 220 bin iken bu yıl 373 bine yükseldiğini belirterek, “Kalabalık okullardaki öğrencilerin bir kısımını valilik izniyle daha az mevcutlu ilçedeki diğer okullara kaydırıp kaydıramayacağımıza bakacağız. Ancak çok uzak olmamalı. Öğren-ciye servis masrafı çıkarsa bunu ne veli ne de devlet üstlenebilir” diyor.

Yiğit’in suçu ne

5. 5 yaşındaki oğlunu Sultangazi’deki Gazi İlköğretim Okulu’na kaydettiren Sevda Erdost, kötünün iyisi için mücadele ediyor. “Kalabalıkta ne kadar eğitim alacak, bari öğretmeni iyi olsun” diyerek, okul yöneticilerinden çocuğunun yeni atanan değil, deneyimli bir öğretmenin sınıfına verilmesini istiyor. Erdost, “İmkânlarımız bu kadar. Yollayabileceğimiz okul da burası. Eşim tekstil işçisi, iki çocuğum var. Maddi imkânlarımız iyi olsa, biz de daha iyi ilçelerde otursak, çocuklarımız daha düzenli, imkânlı okullarda okurdu” diye konuşuyor.

Zaten iyi değildi

Kızını Sultangazi’de okula kaydettiren Esra Özkaynak isyanını böyle dile getiriyor: “Zaten memnun değildik okuldan, 50 kişilik sınıfta oğlum geçen sene sadece okuma yazmayı söktü. şimdi kızım Mervenur’u yazdıracağım. Onun okuyacağı sınıf bu sene 4+4+4 sistemiyle okul başlama yaşı düştüğü için 80-90 kişilik olacak. Üstelik 5 yaşındaki çocukla aynı sınıfta olacak. Öğretmenler onlar küçük diye daha çok ilgilenmek zorunda kalacak. Benim çocuğumun suçu ne, neden yaşıtlarına göre hayata geriden başlıyor?”

‘Zengin’lerin okul acelesi yok

Kentin en başarılı ve sosyo ekonomik düzeyi daha yüksek ilçesiBeşiktaş ’ta ise manzara farklı. Normalde de sınıf mevcutları az, fiziksel altyapıları kuvvetli olan okullar, 4+4+4 ’ten fazla etkilenmeyecek. Örneğin Gayrettepe’deki Şair Nedim İlköğretim Okulu, etüt beslenme okulu iken, ilkokul ve ortaokul olarak dönüştürüldü. 1400 öğrencisi okulun yemekhaneden spor salonuna, bilişim laboratuvarından müzik odasına kadar pek çok imkânı mevcut. Varoşların tersine bölgedeki aileler 60-66 aylık çocuklarını birinci sınıfa değil ana sınıfına yazdırmak istiyorlar. Bu sene kayıt yaptıracak öğrenci sayısı da sadece 100. Bunların içinde isteğe bağlı olup kayıt yaptırmayacaklar da var üstelik. 36 mevcutlu sınıfların durumu değişmeyecek.

Balmumcu Mahallesi’ndeki 100. Yıl Mustafa Kemal İlköğretim Okulu da hem ilkokul hem ortaokul olmuş. 11 derslikli, 770 öğrencili okulda 75 zorunlu, 16 isteğe bağlı kayıt var.

Sınıflar 30-40 mevcutlu olacak. Ancak Sultangazi’deki gibi bu okul da sabahçı -öğlenci olarak eğitim vereceği için 5. sınıfların diğer sınıflardan uzun olan ders saati bitmediği için öğlenci sınıflardan biri için sınıf sorunu olacak.

Dikilitaş’taki 150 öğrencili Mehmetçik İlköğretim Okulu, sadece ilkokul olarak devam edecek. İsteğe bağlı öğrencilerle birlikte alacağı öğrenci sayısı 80. Sekiz derslikli okulda ek dersliğe ihtiyaç yok.

1. Levent’teki Lütfi Banat İlköğretim Okulu, hem ilkokul hem orta okul olacak. 1. sınıfa kayıt sayısı isteğe bağlılar dahil 72. Toplam 22 derslikli okulda müdür sıkıntı olmayacağı görüşünde. Sınıf mevcutları ise olması gerektiği gibi 30 kişi.

4. Levent’teki İsmail Tarman İlköğretim Okulu 36 derslikli. Hem orta okul hem de ilkokul olacak. İki ayrı binasıyla buna uygun.

(radikal)

Son Güncelleme: Salı, 07 Ağustos 2012 10:39

Gösterim: 2737

Öğrenci değişim programıyla geldiği Eskişehir’de gözaltına alınan ve yaklaşık 3 aydır tutuklu bulunan Fransa Lyon’da üniversitesi öğrencisi Sevil Sevimli dün sürpriz bir şekilde tahliye edildi.

Ve sonunda Erasmus öğrencisi Sevim tahliye olduFransa’dan Erasmus programı ile okumaya geldiği Eskişehir’de “1 Mayıs gösterilerine katılmak, Grup Yorum konseri izlemek ve parasız eğitim pankartı açmak”tan gözaltına alınıp 9 Mayıs’ta tutuklanan 21 yaşındaki Sevil Sevimli dün öğleden sonra tahliye edildi.

Fransız vatandaşı da olan Sevimli’nin avukatı Sami Karaman, kendisi için de sürpriz olan mahkeme kararıyla ilgili savcılıktan ayrıntılı bilgi edinemediğini, dolayısıyla Sevimli’nin yurtdışına çıkış yasağı olup olmadığını bilmediklerini söyledi. Sevimli’yle birlikte 3 arkadaşının da tahliye edildiği belirtildi.

‘Sevinçten havalara uçtum’

Hürriyet’e konuşan Sevil Sevimli ise şunları söyledi: “Çok mutluyum. Saat 16.00’da gardiyanlar geldi, ‘Serbest bırakılacaksın’ dediler. Sevinçten kendimi ranzadan yere attım, havalara uçtuğumu biliyorum. Hapishanenin kapısından nasıl çıktığımı bile hatırlamıyorum. Anneme sarıldığımda ve ağladığımızda kendime geldim.” Daha önce kızının bırakılmaması halinde ölüm orucuna başlayacağını söyleyen anne Sevim Sevimli “haberi defalarca sayfalarına taşıyan” Hürriyet’e teşekkür etti.

(hürriyet)

> Ve sonunda Erasmus öğrencisi Sevim tahliye oldu

Öğrenci değişim programıyla geldiği Eskişehir’de gözaltına alınan ve yaklaşık 3 aydır tutuklu bulunan Fransa Lyon’da üniversitesi öğrencisi Sevil Sevimli dün sürpriz bir şekilde tahliye edildi.

Ve sonunda Erasmus öğrencisi Sevim tahliye olduFransa’dan Erasmus programı ile okumaya geldiği Eskişehir’de “1 Mayıs gösterilerine katılmak, Grup Yorum konseri izlemek ve parasız eğitim pankartı açmak”tan gözaltına alınıp 9 Mayıs’ta tutuklanan 21 yaşındaki Sevil Sevimli dün öğleden sonra tahliye edildi.

Fransız vatandaşı da olan Sevimli’nin avukatı Sami Karaman, kendisi için de sürpriz olan mahkeme kararıyla ilgili savcılıktan ayrıntılı bilgi edinemediğini, dolayısıyla Sevimli’nin yurtdışına çıkış yasağı olup olmadığını bilmediklerini söyledi. Sevimli’yle birlikte 3 arkadaşının da tahliye edildiği belirtildi.

‘Sevinçten havalara uçtum’

Hürriyet’e konuşan Sevil Sevimli ise şunları söyledi: “Çok mutluyum. Saat 16.00’da gardiyanlar geldi, ‘Serbest bırakılacaksın’ dediler. Sevinçten kendimi ranzadan yere attım, havalara uçtuğumu biliyorum. Hapishanenin kapısından nasıl çıktığımı bile hatırlamıyorum. Anneme sarıldığımda ve ağladığımızda kendime geldim.” Daha önce kızının bırakılmaması halinde ölüm orucuna başlayacağını söyleyen anne Sevim Sevimli “haberi defalarca sayfalarına taşıyan” Hürriyet’e teşekkür etti.

(hürriyet)

Son Güncelleme: Salı, 07 Ağustos 2012 09:00

Gösterim: 1785


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.