Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Hami Koç - ÖZKURBİR Yönetim Kurulu Başkanı / Eğitimci - Sosyolog

hami_kocBir süredir okulların 15 Şubat tarihinde mutlaka açılmasına dair fikirlerimizi çeşitli platformlarda ilettik ve sürecin takipçisi olduk. Ve nihayet 1 Şubat Pazartesi günü sayın cumhurbaşkanımız bakanlar kurulu toplantısı akabinde ikinci yarıyıl eğitim öğretim sürecini özet olarak açıkladı. 2 Şubat Salı günü de sayın Milli Eğitim Bakanımız yaklaşık yedi dakikalık bir basın açıklaması ile süreci daha da vuzuha kavuşturacak açıklamalarda bulundu.

Öncelikle belirtmemiz lazım ki, hükümetimiz ve sayın bakanımız salgın sürecinde insan sağlığı konusunda bütün dünyaya örnek olacak tedbir ve eylemleri ortaya koymuşlardır. Ayrıca aksama ve eksiklere rağmen Milli Eğitim Bakanlığı uzaktan eğitimde dünyanın en iyi ülkelerinden biri olarak temayüz etmiştir. Özel öğretim kurumları ise her imkanı kullanarak öğrencilerine çok güzel hizmet vermişlerdir. 

Geçtiğimiz yıl boyunca bu sütunlarda yayınlanan yazılarımızda biz de milli eğitim camiası adına tekliflerimizi sunduk. Her fırsatta virüsle sürdürdüğümüz bu amansız mücadelenin zayiatı çocuklar ve gençler olmasın diye haykırdık. Tekliflerimizi, dünya ülkelerindeki eğitim uygulamalarıyla destekledik. Ve bir nesil heba olmasın diye verdiğimiz mücadelede ne kadar haklı olduğumuzu da aslında görmüş olduk. Çünkü yollar döndü dolaştı, bizim söylediğimiz yere çıktı. Bazı yollarda ise hala yapım çalışmaları sürüyor.

Şimdi çocuklarımızı ekranlardan koparıp tekrar akranlarıyla kavuşmaları için gün sayıyoruz. İnşallah en kısa zamanda sağlık ve eğitim arasındaki köprüyü sağlam bir şekilde kurarız ve gençlerimiz o köprüden gönül rahatlığıyla yürüyüp giderler.

Çünkü artık bekleyecek gücümüz ve takatimiz kalmadı. 

ÇÖZÜM BEKLEYEN MESELELER ve ÖNERİLER

Önce sayın bakanımızın sosyal medyada paylaştıkları konu başlıklarını aynen sunalım ve ardından konuyla ilgili yorumlarımızı, tespit ve çözüme dair net tekliflerimizi yapalım.

15 Şubat 2021 

-       İkinci yarıyıl başlıyor.

-       Köy okulları tüm kademelerde tam zamanlı yüz yüze açılıyor.

-       Anaokulları tam gün olarak açılıyor.

-       Diğer tüm okullar ve sınıflar uzaktan eğitime devam ediyor. 

1 Mart 2021 

-       İlkokulun tüm sınıf düzeyleri, seyreltilmiş sınıflarda haftada iki gün yüz yüze eğitime başlıyor.

-       8. ve 12. sınıflar, seyreltilmiş tam zamanlı yüz yüze eğitime başlıyor. 

-       Özel gereksinimli çocuklar için özel eğitim okulları ve sınıfları açılıyor.

-       Veli isteğine göre, okullara beyan etmek koşuluyla öğrencinin yüz yüze eğitime katılmama hakkı vardır. öğrenci devamsız sayılmayacak ama müfredattan sorumlu olacaktır.

Salgın sürecinin başlangıcından itibaren hemen her platformda belirttiğimizi bazı hususların nihayet karşılık bulması memnuniyet verici. Bazı kararlarda biraz geç kalınmış olsa da hayırlı olsun. 

Son gelişmeler ışığında şunları söyleyebiliriz. Köy statüsündeki bütün eğitim-öğretim kurumlarına yüz yüze hizmet imkanı sunulmalıdır. Zaten bir sıkıntı oluşursa kurul kararı ile yüz yüze eğitime bölgesel ara vermeler uygulanabilecektir. Bizim teklifimiz, köy statüsü dışındaki yerlerde bulunan kurumlarda da bu mantıkla yüz yüze eğitim verilebilmesi yönündedir. Yani salgının ciddi tehdit oluşturmadığı yerleşim yerlerinde, il hıfzıssıhha kurulları kararı ile yüz yüze eğitim verilebilir.

Bu arada okul öncesi kurumların tamamı ve ilkokullar ihtiyari olarak tam zamanlı olarak açık olmalıdır. Gerektiğinde en son uygulama ile geçici olarak yüz yüze eğitime ara verilebilir. Bu mantıkla 1 Mart tarihinden itibaren, okul ve sınıf mevcudunda bir sıkıntı olmayan, gerekli sağlık tedbirlerini alabilen ilkokulların bütün sınıf seviyeleri hafta içi tam gün açık olmalıdır. Böylece çalışan ebeveynler rahatlayacak ve henüz eğitim yolculuğunun başında olan minik öğrenciler yola devam edeceklerdir.

Ayrıca DYK kapsamı ile 7. ve 11. sınıfların da 1 Mart tarihine kadar haftada üç gün kurumlarında yüz yüze eğitim almalarına imkan sağlanmalıdır. 1 Marttan sonra da mümkünse haftanın tamamında, değilse okul yönetiminin değerlendirmesi ile haftada 2 veya 3 gün okullarına gidebilmelidirler.

Bir de özel öğretim kursları meselesi var. Çeşitli alanlarda hizmet veren bu kurslar da 1 Marttan itibaren yüz yüze öğretime haftanın her günü açık olmalıdır. Zaten sürücü kursları, sanat kursları, dil kursları veya özel öğretim kurslarının tamamı veli ve öğrenci tercihi ile hizmet vermektedirler ve okul statüsünde değillerdir. Bu anlamda devam mecburiyetleri de yoktur.

Bu süreçten sonra fevkalade bir mani olmazsa, okul öncesi bütün kurumlar, ilkokullar, özel eğitim kurumları, 7. 8. 11 ve 12. sınıflar yüz yüze eğitime tam zamanlı olarak başlamalıdır. Diğer ara sınıflar da şartlar olumlu bir şekilde geliştikçe, hibrit eğitimden tam güne geçebilirler.

Bilhassa büyük şehirlerde anne babası çalışan çocukların evde yalnız kalmaları, Covid-19 riskinden çok daha büyük riskleri beraberinde getirmektedir. Yukarıda belirttiğimiz teklifler gerçekleşirse, maddi manevi kayıplarımız daha az olacaktır.

Bu teklileri yaparken, ülkemizin tamamının şartlarını göz önünde bulundurduğumuzu,

Avrupa ülkelerini yakinen takip ettiğimizi ve öğrencilerimizin, ailelerinin maddi manevi kayıp ve kazançlarını ve sosyolojik gerçekleri de göz önünde bulundurduğumuzu ifade etmek isterim.

Anadolu kültüründe yemek sofralarında sıkça kullanılan “Teklif var, ısrar yok” ifadesi, içinde bulunduğumuz eğitim gündemine uyarlandığında değişmek zorundadır. Teklifi yapıp geriye çekilme lüksümüz yok.

Bu yüzden çocuklarımız ve geleceğimiz için teklif de var, ısrar da.

Sonraki yazımızda görüşmek üzere…

 

 

 

 

> Verdiğimiz Savaşın Zayiatı Gençler Olmasın

Hami Koç - ÖZKURBİR Yönetim Kurulu Başkanı / Eğitimci - Sosyolog

hami_kocBir süredir okulların 15 Şubat tarihinde mutlaka açılmasına dair fikirlerimizi çeşitli platformlarda ilettik ve sürecin takipçisi olduk. Ve nihayet 1 Şubat Pazartesi günü sayın cumhurbaşkanımız bakanlar kurulu toplantısı akabinde ikinci yarıyıl eğitim öğretim sürecini özet olarak açıkladı. 2 Şubat Salı günü de sayın Milli Eğitim Bakanımız yaklaşık yedi dakikalık bir basın açıklaması ile süreci daha da vuzuha kavuşturacak açıklamalarda bulundu.

Öncelikle belirtmemiz lazım ki, hükümetimiz ve sayın bakanımız salgın sürecinde insan sağlığı konusunda bütün dünyaya örnek olacak tedbir ve eylemleri ortaya koymuşlardır. Ayrıca aksama ve eksiklere rağmen Milli Eğitim Bakanlığı uzaktan eğitimde dünyanın en iyi ülkelerinden biri olarak temayüz etmiştir. Özel öğretim kurumları ise her imkanı kullanarak öğrencilerine çok güzel hizmet vermişlerdir. 

Geçtiğimiz yıl boyunca bu sütunlarda yayınlanan yazılarımızda biz de milli eğitim camiası adına tekliflerimizi sunduk. Her fırsatta virüsle sürdürdüğümüz bu amansız mücadelenin zayiatı çocuklar ve gençler olmasın diye haykırdık. Tekliflerimizi, dünya ülkelerindeki eğitim uygulamalarıyla destekledik. Ve bir nesil heba olmasın diye verdiğimiz mücadelede ne kadar haklı olduğumuzu da aslında görmüş olduk. Çünkü yollar döndü dolaştı, bizim söylediğimiz yere çıktı. Bazı yollarda ise hala yapım çalışmaları sürüyor.

Şimdi çocuklarımızı ekranlardan koparıp tekrar akranlarıyla kavuşmaları için gün sayıyoruz. İnşallah en kısa zamanda sağlık ve eğitim arasındaki köprüyü sağlam bir şekilde kurarız ve gençlerimiz o köprüden gönül rahatlığıyla yürüyüp giderler.

Çünkü artık bekleyecek gücümüz ve takatimiz kalmadı. 

ÇÖZÜM BEKLEYEN MESELELER ve ÖNERİLER

Önce sayın bakanımızın sosyal medyada paylaştıkları konu başlıklarını aynen sunalım ve ardından konuyla ilgili yorumlarımızı, tespit ve çözüme dair net tekliflerimizi yapalım.

15 Şubat 2021 

-       İkinci yarıyıl başlıyor.

-       Köy okulları tüm kademelerde tam zamanlı yüz yüze açılıyor.

-       Anaokulları tam gün olarak açılıyor.

-       Diğer tüm okullar ve sınıflar uzaktan eğitime devam ediyor. 

1 Mart 2021 

-       İlkokulun tüm sınıf düzeyleri, seyreltilmiş sınıflarda haftada iki gün yüz yüze eğitime başlıyor.

-       8. ve 12. sınıflar, seyreltilmiş tam zamanlı yüz yüze eğitime başlıyor. 

-       Özel gereksinimli çocuklar için özel eğitim okulları ve sınıfları açılıyor.

-       Veli isteğine göre, okullara beyan etmek koşuluyla öğrencinin yüz yüze eğitime katılmama hakkı vardır. öğrenci devamsız sayılmayacak ama müfredattan sorumlu olacaktır.

Salgın sürecinin başlangıcından itibaren hemen her platformda belirttiğimizi bazı hususların nihayet karşılık bulması memnuniyet verici. Bazı kararlarda biraz geç kalınmış olsa da hayırlı olsun. 

Son gelişmeler ışığında şunları söyleyebiliriz. Köy statüsündeki bütün eğitim-öğretim kurumlarına yüz yüze hizmet imkanı sunulmalıdır. Zaten bir sıkıntı oluşursa kurul kararı ile yüz yüze eğitime bölgesel ara vermeler uygulanabilecektir. Bizim teklifimiz, köy statüsü dışındaki yerlerde bulunan kurumlarda da bu mantıkla yüz yüze eğitim verilebilmesi yönündedir. Yani salgının ciddi tehdit oluşturmadığı yerleşim yerlerinde, il hıfzıssıhha kurulları kararı ile yüz yüze eğitim verilebilir.

Bu arada okul öncesi kurumların tamamı ve ilkokullar ihtiyari olarak tam zamanlı olarak açık olmalıdır. Gerektiğinde en son uygulama ile geçici olarak yüz yüze eğitime ara verilebilir. Bu mantıkla 1 Mart tarihinden itibaren, okul ve sınıf mevcudunda bir sıkıntı olmayan, gerekli sağlık tedbirlerini alabilen ilkokulların bütün sınıf seviyeleri hafta içi tam gün açık olmalıdır. Böylece çalışan ebeveynler rahatlayacak ve henüz eğitim yolculuğunun başında olan minik öğrenciler yola devam edeceklerdir.

Ayrıca DYK kapsamı ile 7. ve 11. sınıfların da 1 Mart tarihine kadar haftada üç gün kurumlarında yüz yüze eğitim almalarına imkan sağlanmalıdır. 1 Marttan sonra da mümkünse haftanın tamamında, değilse okul yönetiminin değerlendirmesi ile haftada 2 veya 3 gün okullarına gidebilmelidirler.

Bir de özel öğretim kursları meselesi var. Çeşitli alanlarda hizmet veren bu kurslar da 1 Marttan itibaren yüz yüze öğretime haftanın her günü açık olmalıdır. Zaten sürücü kursları, sanat kursları, dil kursları veya özel öğretim kurslarının tamamı veli ve öğrenci tercihi ile hizmet vermektedirler ve okul statüsünde değillerdir. Bu anlamda devam mecburiyetleri de yoktur.

Bu süreçten sonra fevkalade bir mani olmazsa, okul öncesi bütün kurumlar, ilkokullar, özel eğitim kurumları, 7. 8. 11 ve 12. sınıflar yüz yüze eğitime tam zamanlı olarak başlamalıdır. Diğer ara sınıflar da şartlar olumlu bir şekilde geliştikçe, hibrit eğitimden tam güne geçebilirler.

Bilhassa büyük şehirlerde anne babası çalışan çocukların evde yalnız kalmaları, Covid-19 riskinden çok daha büyük riskleri beraberinde getirmektedir. Yukarıda belirttiğimiz teklifler gerçekleşirse, maddi manevi kayıplarımız daha az olacaktır.

Bu teklileri yaparken, ülkemizin tamamının şartlarını göz önünde bulundurduğumuzu,

Avrupa ülkelerini yakinen takip ettiğimizi ve öğrencilerimizin, ailelerinin maddi manevi kayıp ve kazançlarını ve sosyolojik gerçekleri de göz önünde bulundurduğumuzu ifade etmek isterim.

Anadolu kültüründe yemek sofralarında sıkça kullanılan “Teklif var, ısrar yok” ifadesi, içinde bulunduğumuz eğitim gündemine uyarlandığında değişmek zorundadır. Teklifi yapıp geriye çekilme lüksümüz yok.

Bu yüzden çocuklarımız ve geleceğimiz için teklif de var, ısrar da.

Sonraki yazımızda görüşmek üzere…

 

 

 

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 22 Şubat 2021 12:03

Gösterim: 1734

15 Şubat'tan itibaren kademeli başlatılacak yüz yüze eğitime ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

mebBirleştirilmiş sınıflarda, köy ve benzeri seyrek nüfuslu yerleşim yerlerinde, il/ilçe hıfzıssıhha kurullarının il ve ilçe millî eğitim müdürlükleri iş birliği ile alınacak kararlar doğrultusunda tüm ilkokul ve ortaokullar, tüm bağımsız anaokulu ve özel eğitim anaokullarında yüz yüze eğitim 15 Şubat itibarıyla başlatılacak. İlkokul, ortaokul ve imam hatip ortaokullarındaki yüz yüze ve uzaktan eğitimlerde bir ders 30 dakika, teneffüsler ise onar dakika olacak. Bilim ve Sanat Merkezleri de 1 Mart itibarıyla ortaokul 8. sınıflarla birlikte yüz yüze eğitime geçecek.
15 Şubat'tan itibaren kademeli başlatılacak yüz yüze eğitime ilişkin usul ve esaslar belirlenerek illere gönderildi.

Bu kapsamda 15 Şubat itibarıyla, "birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılan okulların tamamı, köy ve benzeri seyrek nüfuslu yerleşim yerlerinde il/ilçe hıfzıssıhha kurullarının il ve ilçe millî eğitim müdürlükleri iş birliği içinde alacağı kararlar doğrultusunda tüm ilkokul ve ortaokullar ile tüm bağımsız anaokulu ve özel eğitim anaokullarında haftada 5 gün yüz yüze eğitime geçilecek.

1 Mart'tan itibaren ise tüm resmi ve özel ilkokullarda ve bu ilkokulların bünyesindeki ana sınıfları ile özel eğitim sınıflarında, haftada 2 gün yüz yüze eğitim yapılacak, tüm resmi ve özel ortaokullar ile imam hatip ortaokullarının 8. sınıflarında da yüz yüze eğitime başlanacak. 8. sınıflarda yüz yüze eğitim yapılacak günler ile eğitime başlama ve bitiş saatleri okul yönetimleri tarafından öğretmenlerle birlikte belirlenecek.

Ortaokul 5, 6 ve 7. sınıflarda tüm dersler uzaktan eğitim yoluyla işlenmeye devam edilecek.

Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı ilkokul ve ortaokul kademesinde eğitim veren özel eğitim okulları ve özel eğitim anasınıfları ile diğer okullar bünyesindeki özel eğitim sınıflarında da 1 Mart itibarıyla haftada 5 gün yüz yüze eğitim yapılmaya başlanacak. Bilim ve Sanat Merkezleri de programları dahilinde yüz yüze eğitime geçecek.

Öğrenciler müfredatın tamamından sorumlu olacak. Yüz yüze eğitim saatleri dışındaki diğer saatlerde uzaktan eğitim yoluyla dersler işlenmeye devam edilecek. Bu durumdaki öğrenciler, EBA TV, EBA canlı ders ve harici canlı ders canlı ders uygulamaları gibi yollarla uzaktan eğitim almayı sürdürecek.

Yüz yüze eğitim için çocuğunu okula göndermek istemeyen veliler, okul müdürlüklerine yazılı başvuru yapabilecek. Yüz yüze eğitime gelmeyen öğrenciler devamsız sayılmayacak.

İlkokul, ortaokul ve imam hatip ortaokullarındaki yüz yüze ve uzaktan eğitimlerde bir ders 30 dakika, teneffüsler ise onar dakika olacak.

> Yüz yüze eğitimin yol haritası açıklandı

15 Şubat'tan itibaren kademeli başlatılacak yüz yüze eğitime ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

mebBirleştirilmiş sınıflarda, köy ve benzeri seyrek nüfuslu yerleşim yerlerinde, il/ilçe hıfzıssıhha kurullarının il ve ilçe millî eğitim müdürlükleri iş birliği ile alınacak kararlar doğrultusunda tüm ilkokul ve ortaokullar, tüm bağımsız anaokulu ve özel eğitim anaokullarında yüz yüze eğitim 15 Şubat itibarıyla başlatılacak. İlkokul, ortaokul ve imam hatip ortaokullarındaki yüz yüze ve uzaktan eğitimlerde bir ders 30 dakika, teneffüsler ise onar dakika olacak. Bilim ve Sanat Merkezleri de 1 Mart itibarıyla ortaokul 8. sınıflarla birlikte yüz yüze eğitime geçecek.
15 Şubat'tan itibaren kademeli başlatılacak yüz yüze eğitime ilişkin usul ve esaslar belirlenerek illere gönderildi.

Bu kapsamda 15 Şubat itibarıyla, "birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılan okulların tamamı, köy ve benzeri seyrek nüfuslu yerleşim yerlerinde il/ilçe hıfzıssıhha kurullarının il ve ilçe millî eğitim müdürlükleri iş birliği içinde alacağı kararlar doğrultusunda tüm ilkokul ve ortaokullar ile tüm bağımsız anaokulu ve özel eğitim anaokullarında haftada 5 gün yüz yüze eğitime geçilecek.

1 Mart'tan itibaren ise tüm resmi ve özel ilkokullarda ve bu ilkokulların bünyesindeki ana sınıfları ile özel eğitim sınıflarında, haftada 2 gün yüz yüze eğitim yapılacak, tüm resmi ve özel ortaokullar ile imam hatip ortaokullarının 8. sınıflarında da yüz yüze eğitime başlanacak. 8. sınıflarda yüz yüze eğitim yapılacak günler ile eğitime başlama ve bitiş saatleri okul yönetimleri tarafından öğretmenlerle birlikte belirlenecek.

Ortaokul 5, 6 ve 7. sınıflarda tüm dersler uzaktan eğitim yoluyla işlenmeye devam edilecek.

Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı ilkokul ve ortaokul kademesinde eğitim veren özel eğitim okulları ve özel eğitim anasınıfları ile diğer okullar bünyesindeki özel eğitim sınıflarında da 1 Mart itibarıyla haftada 5 gün yüz yüze eğitim yapılmaya başlanacak. Bilim ve Sanat Merkezleri de programları dahilinde yüz yüze eğitime geçecek.

Öğrenciler müfredatın tamamından sorumlu olacak. Yüz yüze eğitim saatleri dışındaki diğer saatlerde uzaktan eğitim yoluyla dersler işlenmeye devam edilecek. Bu durumdaki öğrenciler, EBA TV, EBA canlı ders ve harici canlı ders canlı ders uygulamaları gibi yollarla uzaktan eğitim almayı sürdürecek.

Yüz yüze eğitim için çocuğunu okula göndermek istemeyen veliler, okul müdürlüklerine yazılı başvuru yapabilecek. Yüz yüze eğitime gelmeyen öğrenciler devamsız sayılmayacak.

İlkokul, ortaokul ve imam hatip ortaokullarındaki yüz yüze ve uzaktan eğitimlerde bir ders 30 dakika, teneffüsler ise onar dakika olacak.

Son Güncelleme: Cuma, 05 Şubat 2021 11:50

Gösterim: 2689

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Türkiye'de görevlendirilen yabancı uyruklu öğretmenlerin Türkçe yeterliklerinin ölçülmesi için sınav düzenleme hazırlıklarına başladıklarını belirterek, çalışmayı öncelikle Fransa'dan görevlendirilecek öğretmenlerin Türkçe okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla yürüteceklerini, ardından tüm yabancı öğretmenlere uygulanmasını sağlayacaklarını bildirdi.

ziya_selcukMillî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Bakanlığın e-sınav merkezlerinin kapasitesinin artırılması hazırlıklarını ve bu merkezlerde yürütülecek dört beceride Türkçe yeterliliklerinin ölçülmesine yönelik yeni planlamalarını açıkladı.
Bakanlık olarak 2019'da yeni bir uygulama başlatarak ilk kez okuma, yazma, konuşma ve dinleme olmak üzere dört beceride Türkçe sınav pilot çalışması başlattıklarını hatırlatan Selçuk, bu amaçla; Adıyaman, Ankara, Antalya, Aydın, Bursa, Denizli, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, Kütahya, Konya, Muğla, Samsun, Trabzon, Şanlıurfa olmak üzere 15 pilot ilde e-sınav merkezinde dil laboratuvarları kurularak ilk pilot uygulamayı 7. sınıf öğrencileri için Mart-Nisan aylarında gerçekleştirdiklerini anlattı.
Selçuk, pilot uygulamanın sonuçlarını bu ay Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Analiz ve Değerlendirme Raporları Serisinin 11. raporu olarak "Dört Beceride Türkçe Dil Sınavı: Pilot Çalışma Sonuçları" adıyla kamuoyu ile paylaştıklarını dile getirdi.
İlkokul 4, ortaokul 7 ve lise 11. sınıf öğrencilerine yönelik dört beceride Türkçe ölçme pilot çalışmalarının 7. sınıf seviyesini 2019'da başarıyla tamamladıklarını hatırlatan Selçuk, projenin 4 ve 11. sınıflara yönelik aşamasını yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle ertelediklerini belirterek, "Bu çalışmaları 2021'de 81 ilde uygulayacağız. 2020'de bu amaçla 52 e-sınav salonunu Türkçe dört beceride sınav yapacak şekilde kurduk. Bu yılın sonuna kadar e-sınav salon sayısının artırılması kapsamında 81 ilde yaklaşık 400 e-sınav merkezinde Türkçe dört beceride sınav yapılabilecek duruma geleceğiz. Böylece bu uygulamaya 81 ilde yaygınlaştırma imkanımız olacak." bilgisini paylaştı.

Yetişkinler için dört beceri Türkçe ölçme
Bakan Selçuk, dört beceride Türkçe ölçme sınavlarına ilişkin yeni bir çalışma yapacaklarını bildirdi.
"Çalışma kapsamında planlanan yeni bir uygulama olarak 16 yaş ve üzeri bireylerin ana dili olarak Türkçe dört temel dil beceri seviyelerini ölçebilmek amacıyla test geliştirme çalışmalarına da başladık." diyen Selçuk, alanında uzman akademisyenler ve Bakanlık uzmanlarının katılımıyla 10-12 Şubat 2020'de Ankara'da kapsamlı bir çalıştay gerçekleştirdiklerini aktardı.
Ziya Selçuk, bu kapsamdaki çalışmaların test uygulamalarını bu yıl tamamlamayı ve 2022'de yaygın bir şekilde uygulanabilir hâle getirmeyi hedeflediklerini belirtti.

Yabancılara yönelik Türkçe dil yeterliliklerine yönelik çalışma başlatıldı
"Yabancıların Türkçe yeterliklerinin değerlendirilmesi için de çalışma da başlattık." bilgisini paylaşan Selçuk, şöyle devam etti:
"Bu kapsamdaki çalışmayı öncelikle Fransa'dan ülkemizdeki okullarda çalışmak üzere görevlendirilecek öğretmenlerin Türkçe okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla başlattık. Bu çalışma kapsamında geliştirilecek sınavın herhangi bir ülkeden Türkiye'ye görevlendirilecek tüm yabancı öğretmenlere uygulanabilecek nitelikte olmasını hedefliyoruz. Böylece ülkemizde görev yapacak yabancı uyruklu çalışanların Türkçe yeterliklerinin hangi düzeyde olduğunu belirlemeye yönelik bir sınav hizmeti sunabileceğiz. Bu kapsamda yapılacak sınav A1'den C1'e kadar olan tüm dil seviyelerini kapsayacaktır. Bu çalışma da 2021 yılında tamamlanacaktır. "
Bakan Selçuk, MEB olarak nihai hedeflerinin bir taraftan kendi öğrencilerinin dört beceride Türkçe yeterliliklerini ölçüp iyileştirilmesi ile ilgili gerekli destekleri sağlarken diğer taraftan ALTE (The Association of Language Testers in Europe) gibi uluslararası farklı kuruluşlar tarafından da tanınan yabancılara yönelik dört beceride Türkçe yeterlilikleri ölçme sınavı yapabilmek olduğunu söyledi.
ALTE'nin organize ettiği etkinliklerle üye kurumların değerlendirme standartlarına uyum sağlamalarını teşvik ettiğini, denetiminden geçen kurumların dil sınavlarını onayladığını anlatan Selçuk, şunları kaydetti: "MEB, başta Dört Beceride Türkçe Sınavı olmak üzere dil becerilerine odaklanan değerlendirmeleriyle birlikte 2019'da ALTE'ye kurumsal üyelik başvurusu yapmış ve 9 Ekim 2019 itibarıyla ALTE kurumsal üyelerinin arasında yerini almıştır. MEB'in 2021 yılındaki hedefi, Dört Beceride Türkçe Sınavının yapısını ALTE'nin standartlarıyla tamamen uyumlu hâle getirerek ALTE onayı almak (Q-Mark) ve ALTE'nin tam üyeleri arasında yer almaktır. Bu süreçlerde büyük emek veren Bakan Yardımcım Mahmut Özer'e, Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürü Sadri Şensoy ve Araştırma-Geliştirme ve Projeler Daire Başkanlığı çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Ayrıca, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Burcu Eyisoy Dalkıran, Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Özgür Türk, Bakan Müşavirleri Emine Eroğlu ve Hayri Eren Suna ile Bakanlık çalışanlarımıza ve dış paydaşlarımıza teşekkür ediyorum."

> Yabancı öğretmenler Türkçe sınavında

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Türkiye'de görevlendirilen yabancı uyruklu öğretmenlerin Türkçe yeterliklerinin ölçülmesi için sınav düzenleme hazırlıklarına başladıklarını belirterek, çalışmayı öncelikle Fransa'dan görevlendirilecek öğretmenlerin Türkçe okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla yürüteceklerini, ardından tüm yabancı öğretmenlere uygulanmasını sağlayacaklarını bildirdi.

ziya_selcukMillî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Bakanlığın e-sınav merkezlerinin kapasitesinin artırılması hazırlıklarını ve bu merkezlerde yürütülecek dört beceride Türkçe yeterliliklerinin ölçülmesine yönelik yeni planlamalarını açıkladı.
Bakanlık olarak 2019'da yeni bir uygulama başlatarak ilk kez okuma, yazma, konuşma ve dinleme olmak üzere dört beceride Türkçe sınav pilot çalışması başlattıklarını hatırlatan Selçuk, bu amaçla; Adıyaman, Ankara, Antalya, Aydın, Bursa, Denizli, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, Kütahya, Konya, Muğla, Samsun, Trabzon, Şanlıurfa olmak üzere 15 pilot ilde e-sınav merkezinde dil laboratuvarları kurularak ilk pilot uygulamayı 7. sınıf öğrencileri için Mart-Nisan aylarında gerçekleştirdiklerini anlattı.
Selçuk, pilot uygulamanın sonuçlarını bu ay Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Analiz ve Değerlendirme Raporları Serisinin 11. raporu olarak "Dört Beceride Türkçe Dil Sınavı: Pilot Çalışma Sonuçları" adıyla kamuoyu ile paylaştıklarını dile getirdi.
İlkokul 4, ortaokul 7 ve lise 11. sınıf öğrencilerine yönelik dört beceride Türkçe ölçme pilot çalışmalarının 7. sınıf seviyesini 2019'da başarıyla tamamladıklarını hatırlatan Selçuk, projenin 4 ve 11. sınıflara yönelik aşamasını yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle ertelediklerini belirterek, "Bu çalışmaları 2021'de 81 ilde uygulayacağız. 2020'de bu amaçla 52 e-sınav salonunu Türkçe dört beceride sınav yapacak şekilde kurduk. Bu yılın sonuna kadar e-sınav salon sayısının artırılması kapsamında 81 ilde yaklaşık 400 e-sınav merkezinde Türkçe dört beceride sınav yapılabilecek duruma geleceğiz. Böylece bu uygulamaya 81 ilde yaygınlaştırma imkanımız olacak." bilgisini paylaştı.

Yetişkinler için dört beceri Türkçe ölçme
Bakan Selçuk, dört beceride Türkçe ölçme sınavlarına ilişkin yeni bir çalışma yapacaklarını bildirdi.
"Çalışma kapsamında planlanan yeni bir uygulama olarak 16 yaş ve üzeri bireylerin ana dili olarak Türkçe dört temel dil beceri seviyelerini ölçebilmek amacıyla test geliştirme çalışmalarına da başladık." diyen Selçuk, alanında uzman akademisyenler ve Bakanlık uzmanlarının katılımıyla 10-12 Şubat 2020'de Ankara'da kapsamlı bir çalıştay gerçekleştirdiklerini aktardı.
Ziya Selçuk, bu kapsamdaki çalışmaların test uygulamalarını bu yıl tamamlamayı ve 2022'de yaygın bir şekilde uygulanabilir hâle getirmeyi hedeflediklerini belirtti.

Yabancılara yönelik Türkçe dil yeterliliklerine yönelik çalışma başlatıldı
"Yabancıların Türkçe yeterliklerinin değerlendirilmesi için de çalışma da başlattık." bilgisini paylaşan Selçuk, şöyle devam etti:
"Bu kapsamdaki çalışmayı öncelikle Fransa'dan ülkemizdeki okullarda çalışmak üzere görevlendirilecek öğretmenlerin Türkçe okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla başlattık. Bu çalışma kapsamında geliştirilecek sınavın herhangi bir ülkeden Türkiye'ye görevlendirilecek tüm yabancı öğretmenlere uygulanabilecek nitelikte olmasını hedefliyoruz. Böylece ülkemizde görev yapacak yabancı uyruklu çalışanların Türkçe yeterliklerinin hangi düzeyde olduğunu belirlemeye yönelik bir sınav hizmeti sunabileceğiz. Bu kapsamda yapılacak sınav A1'den C1'e kadar olan tüm dil seviyelerini kapsayacaktır. Bu çalışma da 2021 yılında tamamlanacaktır. "
Bakan Selçuk, MEB olarak nihai hedeflerinin bir taraftan kendi öğrencilerinin dört beceride Türkçe yeterliliklerini ölçüp iyileştirilmesi ile ilgili gerekli destekleri sağlarken diğer taraftan ALTE (The Association of Language Testers in Europe) gibi uluslararası farklı kuruluşlar tarafından da tanınan yabancılara yönelik dört beceride Türkçe yeterlilikleri ölçme sınavı yapabilmek olduğunu söyledi.
ALTE'nin organize ettiği etkinliklerle üye kurumların değerlendirme standartlarına uyum sağlamalarını teşvik ettiğini, denetiminden geçen kurumların dil sınavlarını onayladığını anlatan Selçuk, şunları kaydetti: "MEB, başta Dört Beceride Türkçe Sınavı olmak üzere dil becerilerine odaklanan değerlendirmeleriyle birlikte 2019'da ALTE'ye kurumsal üyelik başvurusu yapmış ve 9 Ekim 2019 itibarıyla ALTE kurumsal üyelerinin arasında yerini almıştır. MEB'in 2021 yılındaki hedefi, Dört Beceride Türkçe Sınavının yapısını ALTE'nin standartlarıyla tamamen uyumlu hâle getirerek ALTE onayı almak (Q-Mark) ve ALTE'nin tam üyeleri arasında yer almaktır. Bu süreçlerde büyük emek veren Bakan Yardımcım Mahmut Özer'e, Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürü Sadri Şensoy ve Araştırma-Geliştirme ve Projeler Daire Başkanlığı çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Ayrıca, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Burcu Eyisoy Dalkıran, Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Özgür Türk, Bakan Müşavirleri Emine Eroğlu ve Hayri Eren Suna ile Bakanlık çalışanlarımıza ve dış paydaşlarımıza teşekkür ediyorum."

Son Güncelleme: Perşembe, 28 Ocak 2021 12:48

Gösterim: 2068

ÖSYM, YKS 2021 için başvuruların başladığını duyurdu. Başvurular 04 Şubat- 02 Mart 2021 tarihleri arasında 2021 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2021-YKS), 26-27 Haziran 2021 tarihlerinde yapılacak. 

yks2021 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2021-YKS), 26-27 Haziran 2021 tarihlerinde yapılacaktır. 26 Haziran 2021 tarihinde Temel Yeterlilik Testi (TYT), 27 Haziran 2021 tarihinde sabah oturumunda Alan Yeterlilik Testleri (AYT), öğleden sonra oturumunda Yabancı Dil Testi (YDT) uygulanacaktır.

Sınava başvurular, 04 Şubat- 02 Mart 2021 tarihleri arasında yapılacaktır.

Adaylar başvurularını, 04 Şubat 2021 tarihinden itibaren elektronik ortamda ÖSYM Başvuru Merkezleri aracılığıyla veya bireysel olarak saat 10.00’dan itibaren ÖSYM'nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil Uygulamasından yapabileceklerdir.

Sınava başvuruda HES kodu bilgisi alınacağından adayların, sınava başvuru işlemi yapmadan veya başvuru için başvuru merkezlerine gitmeden önce HES kodunu edinmiş olmaları gerekmektedir. Adaylar, HES kodunun nasıl edinileceği bilgisine Sağlık Bakanlığının https://hayatevesigar.saglik.gov.tr internet adresinden ulaşabileceklerdir.

Sınava ilişkin ayrıntılı bilgi 2021-YKS Kılavuzunda yer almaktadır. Sınava başvurmak isteyen adaylar, 2021-YKS Kılavuzuna aşağıdaki bağlantıdan erişebileceklerdir. Sınava başvuracak adayların bu Kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir.

2020-TYT puanı 200 ve üzeri olan adaylardan, 2021-YKS'nin hiçbir oturumuna girmeden 2021-YKS yerleştirme işlemlerinde 2020-TYT puanını kullanmak isteyen adaylar ile 2021 yılında sadece "Özel Yetenek Sınavı" sonuçlarına göre öğrenci alacak yükseköğretim programlarına başvurmak isteyen adayların, 2020-TYT Dönüştürülmüş Puanlarının hesaplanabilmesi için başvuru süresi içinde 2021-YKS başvurularını yapmaları gerekmektedir. 2021 Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavına (2021-MSÜ) başvuran adayların da Milli Savunma Bakanlığı tarafından Milli Savunma Üniversitesine yerleştirme işlemlerine alınabilmeleri için 2021-YKS’ye başvuru yapmaları zorunludur. Ayrıntılı bilgi 2021-MSÜ Kılavuzunda yer almaktadır.

https://www.osym.gov.tr/TR,20843/2021-yks-basvurularinin-alinmasi-04022021 https://indipill.com/.html

> YKS 2021 başvuruları başladı

ÖSYM, YKS 2021 için başvuruların başladığını duyurdu. Başvurular 04 Şubat- 02 Mart 2021 tarihleri arasında 2021 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2021-YKS), 26-27 Haziran 2021 tarihlerinde yapılacak. 

yks2021 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2021-YKS), 26-27 Haziran 2021 tarihlerinde yapılacaktır. 26 Haziran 2021 tarihinde Temel Yeterlilik Testi (TYT), 27 Haziran 2021 tarihinde sabah oturumunda Alan Yeterlilik Testleri (AYT), öğleden sonra oturumunda Yabancı Dil Testi (YDT) uygulanacaktır.

Sınava başvurular, 04 Şubat- 02 Mart 2021 tarihleri arasında yapılacaktır.

Adaylar başvurularını, 04 Şubat 2021 tarihinden itibaren elektronik ortamda ÖSYM Başvuru Merkezleri aracılığıyla veya bireysel olarak saat 10.00’dan itibaren ÖSYM'nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil Uygulamasından yapabileceklerdir.

Sınava başvuruda HES kodu bilgisi alınacağından adayların, sınava başvuru işlemi yapmadan veya başvuru için başvuru merkezlerine gitmeden önce HES kodunu edinmiş olmaları gerekmektedir. Adaylar, HES kodunun nasıl edinileceği bilgisine Sağlık Bakanlığının https://hayatevesigar.saglik.gov.tr internet adresinden ulaşabileceklerdir.

Sınava ilişkin ayrıntılı bilgi 2021-YKS Kılavuzunda yer almaktadır. Sınava başvurmak isteyen adaylar, 2021-YKS Kılavuzuna aşağıdaki bağlantıdan erişebileceklerdir. Sınava başvuracak adayların bu Kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir.

2020-TYT puanı 200 ve üzeri olan adaylardan, 2021-YKS'nin hiçbir oturumuna girmeden 2021-YKS yerleştirme işlemlerinde 2020-TYT puanını kullanmak isteyen adaylar ile 2021 yılında sadece "Özel Yetenek Sınavı" sonuçlarına göre öğrenci alacak yükseköğretim programlarına başvurmak isteyen adayların, 2020-TYT Dönüştürülmüş Puanlarının hesaplanabilmesi için başvuru süresi içinde 2021-YKS başvurularını yapmaları gerekmektedir. 2021 Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavına (2021-MSÜ) başvuran adayların da Milli Savunma Bakanlığı tarafından Milli Savunma Üniversitesine yerleştirme işlemlerine alınabilmeleri için 2021-YKS’ye başvuru yapmaları zorunludur. Ayrıntılı bilgi 2021-MSÜ Kılavuzunda yer almaktadır.

https://www.osym.gov.tr/TR,20843/2021-yks-basvurularinin-alinmasi-04022021 https://indipill.com/.html

Son Güncelleme: Perşembe, 04 Şubat 2021 12:07

Gösterim: 1911

KPMG, küresel pandemide 100 yıllık geleneklere veda eden yüksek öğrenim sektörünün geleceğini araştırdı. KPMG’nin hazırladığı rapora göre yol ayrımına gelen üniversitelerin parlak dönemi bitiyor. Özellikle eğitim ücretleriyle üst ligde yer alan dünyanın en büyük üniversiteleri yol ayrımında. Ya geleneksel kalacaklar ya da yeni eğitim modellerini sisteme dahil edecekler.

alper_karacar_kpmgPandemi nedeniyle çok kısa sürede radikal dönüşümler geçiren sektörlerden biri de eğitim. Tüm dünyada ülkeler ilk ve orta öğrenimi düzene koymaya çalışırken, sistemin bir sonraki halkası üniversiteler kritik bir kavşağın eşiğinde. KPMG pandeminin dünyada yüksek öğrenimi nasıl değiştirdiğini araştırdı. KPMG’nin hazırladığı rapora göre, gelişmiş dünyada 20’nci yüzyılın ortalarından beri yüksek öğrenimin odağı olan üniversitelerin altın çağı sona eriyor.
KPMG Türkiye Kamu Sektör Lideri Alper Karaçar, raporun yüksek öğrenim ve ülkelerin sosyo-ekonomik gelişimi arasındaki bağlantının geçmişini ve geleceğini anlattığını söyledi. Karaçar, “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yüksek öğrenim, elit bir sistemden kitlesel veya yüksek katılımlı bir sisteme geçişin olağanüstü bir büyüme hikayesidir. Bu genişleme, hayatın zenginleştirilmesine, ulus inşasına, sosyal refaha ve teknolojik ilerlemeye büyük katkı sağladı. 1990’dan sonra özellikle Kanada, Avustralya, İngiltere ve ABD uluslararası eğitimde kendi başına bir sektör haline geldi. Ancak bu dönemin artık sonuna geldik. Artan maliyetler ve hükümetlerin de öğrencilerin de bu maliyetleri karşılamaya isteksiz oluşu üniversiteleri bir noktaya getirdi. Pandemi ise bu noktayı hızla ileriye attı.”
KPMG’nin hazırladığı raporda dikkat çeken bulgular ve bazı başlıklar şöyle;
 1960'lardan bu yana toplumlarda önemli yeri olan üniversitelere verilen geniş destek sarsılıyor. Yüksek maliyetlere bağlı yüksek ücretler ve bu bedelin karşılığı sorgulanıyor.
 Geleneksel üniversiteler kritik eşiğe yaklaşıyor. Toplumdaki değişime ve ihtiyaçlara paralel yeni tür yapılara dönüştürüp dönüşmeyeceklerine, daha fazla verimlilik ve daha fazla yetenek arayışında mevcut operasyonlarını optimize edip etmeyeceklerine karar vermeleri gerekiyor.
 Enflasyonun üzerinde artan eğitim ücretleri, yükselen öğrenci borçları fırsat eşitliğini zedeledi. Yoksul öğrenciler eğitim ücretlerini karşılayamıyor ve ödeyemeyecekleri borçların altına giriyor.
 Öğrenciler ödedikleri yüksek ücretlere rağmen birçok okulda kadrolu öğretim üyeleri değil yardımcı eğitimcileri görüyor.
 Bu durum pahalı ve parlak üniversitelerin üzerine gölge düşürdü. Çünkü kimse bu üniversitelere şu andakinden daha fazla ödemek istemiyor.
İşe alım kriterleri değişti
 İşveren tarafında da durum karışık. Ekonomik değişim hızlandıkça, endüstri üniversitelerden gelen yeni mezunları eğitmek yerine işe hazır insanları tercih ediyor. Birçok işveren, üniversitelerin doğrudan öğretmediği sosyal beceriler, duygusal zeka, takım çalışması, iletişim ve zaman yönetimi gibi kriterlere sahip adaylar daha şanslı.
 İngiltere’de yüksek öğrenim gören her beş kişiden birinin maliyetinin, gelecekte kazanılacak paranın altında kalacağı hesaplanıyor. Yani bu para üniversite eğitimine harcanmasaydı bu öğrencilerin mali durumları daha iyi olacaktı. İngiltere’de 2020’de yapılan bir araştırmaya katılanların yüzde 61’i bir lisans diplomasının 10 yıl öncesine göre daha az değerli olduğunu söylüyor.
Mesleki eğitime dönüş trendi
 Yüksek öğrenimin ücretli olduğu birçok Avrupa ülkesinde ebeveynler, çocuklarının üniversiteye gitmesini istiyorlar, ancak eve tesisatçı çağırmaya paraları yetmiyor. Çünkü beceri eğitimi ve çıraklık, yüksek öğrenimdeki genişleme nedeniyle geri plana atıldı. Orta öğrenim sonrası yüksek öğrenim ve mesleki öğrenim planlamaları arasında ciddi dengesizlikler var.
 Gelecek her sektörde olduğu gibi beklenmedik anda ve erken geldi. Dünyada birçok üniversite Şubat 2020’de kapatıldı ve halen açılmadı. Toplumların geleceği sayılan üniversiteler, ülkeleri kurtarma paketlerinde önceliği alamadı. Online eğitime karşı çıkan birçok akademisyen hızla çok sayıda dersi çevrimiçi vermeye başladı. Üniversiteler birçok sektör ve kuruluşun geçirdiği dönüşümü inceleyerek daha iyi uygulamalarla kendi süreçlerini yapılandırabilir.
 Teknolojik değişim ve yeni çalışma dünyası, ortaöğretim sonrası eğitim türleri için yeni beklentiler ortaya çıkarıyor. Demografik değişim muhtemelen çoğu liberal demokraside daha küçük yerel öğrenci gruplarının oluşmasına neden olacak.
 Çin, yerel üniversite sistemini bir eğitim modeli olacak şekilde hızla geliştiriyor. Hindistan, orta öğretim sonrası kurumlarına büyük yatırım yapıyor. Uluslararası talep, geleneksel üniversite eğitiminden mesleki ve pratik kurslarla yeteneklerini geliştiren teknik insanlara kayıyor.
Karma gerçeklik kampüsleri
 Tüm iddialar ve tahminler, yüksek öğrenimin tekdüzelikten büyük çeşitliliğe geçeceğini işaret ediyor. Fiziksel olarak, gerçek kampüsler, artırılmış kampüsler (karma gerçeklik ve analog dünyanın birleştiği yer) ve sanal öğrenme ortamlarının karışımını göreceğiz.
 Eğitimsel olarak, içerik ve sunumla ilgili çok daha fazla deneyime tanık olacağız. Bu çeşitliliğe, bireysel öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılama arayışı yön verecek.
 Kişiselleştirilmiş öğreniminin kalitesi, kurumsal başarının anahtarı olacak.
 Dönüşüm sadece müfredat, eğitimin devamı, öğrenci desteği ve araştırmayla sınırlı kalmayacak. Arka ofis, işletme modeli, teknoloji ve temelde her organizasyonda bulunması gereken esneklik, çeviklik gibi yeteneklerin toplamı da dönüşümün parçası. Bu yeteneklere yüksek seviyede sahip olan kurumlar, yıkımdan kurtulmak ve yeni sistemi yaratmak konusunda çok daha donanımlı olacaklar. Daha verimli ve daha düşük maliyetli bir yapı mümkün. Buna karşılık yüksek öğrenim kurumları, öğrenme ve araştırma için daha fazla kaynağa sahip olacaklar.
e-öğrenme, botlar, hologram
 Dijital devrim, özellikle daha uygun fiyatlı çevrimiçi eğitimde yeni rakipler yaratıyor. Dünyada, e-öğrenmenin 2018-2024 arasında yıllık yüzde 7,5 ila 10,5 oranında büyümesi bekleniyor. Birçok geleneksel üniversitenin organizasyonel olarak bu sisteme geçemeyeceği, çoğunun da kültürel anlamda buna isteksiz olduğu görülüyor. Bu tablo rakipleri daha güçlü hale getirecek.
 Kurslar bugüne kadarki kurgunun aksine teknoloji yardımıyla öncelikle dijital sunulacak şekilde tasarlanacak ve yüz yüze eğitimde insanla desteklenecek.
 Yazılı metin ve sunumlara eşlik eden video, karma gerçeklik ve simülasyonların yanı sıra hologramlar da eğitimin parçası olacak.
 Her konu için akıllı botlar, gelişmiş öğrenme analitiği tarafından izlenen, geniş ölçekte kişiselleştirilmiş öğrenme imkanı sağlayacak. Öğrenciler bu deneyimi yaşamak için evden ayrılmak zorunda kalmayacak.

> Üniversitelerin altın çağı sona mı eriyor?

KPMG, küresel pandemide 100 yıllık geleneklere veda eden yüksek öğrenim sektörünün geleceğini araştırdı. KPMG’nin hazırladığı rapora göre yol ayrımına gelen üniversitelerin parlak dönemi bitiyor. Özellikle eğitim ücretleriyle üst ligde yer alan dünyanın en büyük üniversiteleri yol ayrımında. Ya geleneksel kalacaklar ya da yeni eğitim modellerini sisteme dahil edecekler.

alper_karacar_kpmgPandemi nedeniyle çok kısa sürede radikal dönüşümler geçiren sektörlerden biri de eğitim. Tüm dünyada ülkeler ilk ve orta öğrenimi düzene koymaya çalışırken, sistemin bir sonraki halkası üniversiteler kritik bir kavşağın eşiğinde. KPMG pandeminin dünyada yüksek öğrenimi nasıl değiştirdiğini araştırdı. KPMG’nin hazırladığı rapora göre, gelişmiş dünyada 20’nci yüzyılın ortalarından beri yüksek öğrenimin odağı olan üniversitelerin altın çağı sona eriyor.
KPMG Türkiye Kamu Sektör Lideri Alper Karaçar, raporun yüksek öğrenim ve ülkelerin sosyo-ekonomik gelişimi arasındaki bağlantının geçmişini ve geleceğini anlattığını söyledi. Karaçar, “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yüksek öğrenim, elit bir sistemden kitlesel veya yüksek katılımlı bir sisteme geçişin olağanüstü bir büyüme hikayesidir. Bu genişleme, hayatın zenginleştirilmesine, ulus inşasına, sosyal refaha ve teknolojik ilerlemeye büyük katkı sağladı. 1990’dan sonra özellikle Kanada, Avustralya, İngiltere ve ABD uluslararası eğitimde kendi başına bir sektör haline geldi. Ancak bu dönemin artık sonuna geldik. Artan maliyetler ve hükümetlerin de öğrencilerin de bu maliyetleri karşılamaya isteksiz oluşu üniversiteleri bir noktaya getirdi. Pandemi ise bu noktayı hızla ileriye attı.”
KPMG’nin hazırladığı raporda dikkat çeken bulgular ve bazı başlıklar şöyle;
 1960'lardan bu yana toplumlarda önemli yeri olan üniversitelere verilen geniş destek sarsılıyor. Yüksek maliyetlere bağlı yüksek ücretler ve bu bedelin karşılığı sorgulanıyor.
 Geleneksel üniversiteler kritik eşiğe yaklaşıyor. Toplumdaki değişime ve ihtiyaçlara paralel yeni tür yapılara dönüştürüp dönüşmeyeceklerine, daha fazla verimlilik ve daha fazla yetenek arayışında mevcut operasyonlarını optimize edip etmeyeceklerine karar vermeleri gerekiyor.
 Enflasyonun üzerinde artan eğitim ücretleri, yükselen öğrenci borçları fırsat eşitliğini zedeledi. Yoksul öğrenciler eğitim ücretlerini karşılayamıyor ve ödeyemeyecekleri borçların altına giriyor.
 Öğrenciler ödedikleri yüksek ücretlere rağmen birçok okulda kadrolu öğretim üyeleri değil yardımcı eğitimcileri görüyor.
 Bu durum pahalı ve parlak üniversitelerin üzerine gölge düşürdü. Çünkü kimse bu üniversitelere şu andakinden daha fazla ödemek istemiyor.
İşe alım kriterleri değişti
 İşveren tarafında da durum karışık. Ekonomik değişim hızlandıkça, endüstri üniversitelerden gelen yeni mezunları eğitmek yerine işe hazır insanları tercih ediyor. Birçok işveren, üniversitelerin doğrudan öğretmediği sosyal beceriler, duygusal zeka, takım çalışması, iletişim ve zaman yönetimi gibi kriterlere sahip adaylar daha şanslı.
 İngiltere’de yüksek öğrenim gören her beş kişiden birinin maliyetinin, gelecekte kazanılacak paranın altında kalacağı hesaplanıyor. Yani bu para üniversite eğitimine harcanmasaydı bu öğrencilerin mali durumları daha iyi olacaktı. İngiltere’de 2020’de yapılan bir araştırmaya katılanların yüzde 61’i bir lisans diplomasının 10 yıl öncesine göre daha az değerli olduğunu söylüyor.
Mesleki eğitime dönüş trendi
 Yüksek öğrenimin ücretli olduğu birçok Avrupa ülkesinde ebeveynler, çocuklarının üniversiteye gitmesini istiyorlar, ancak eve tesisatçı çağırmaya paraları yetmiyor. Çünkü beceri eğitimi ve çıraklık, yüksek öğrenimdeki genişleme nedeniyle geri plana atıldı. Orta öğrenim sonrası yüksek öğrenim ve mesleki öğrenim planlamaları arasında ciddi dengesizlikler var.
 Gelecek her sektörde olduğu gibi beklenmedik anda ve erken geldi. Dünyada birçok üniversite Şubat 2020’de kapatıldı ve halen açılmadı. Toplumların geleceği sayılan üniversiteler, ülkeleri kurtarma paketlerinde önceliği alamadı. Online eğitime karşı çıkan birçok akademisyen hızla çok sayıda dersi çevrimiçi vermeye başladı. Üniversiteler birçok sektör ve kuruluşun geçirdiği dönüşümü inceleyerek daha iyi uygulamalarla kendi süreçlerini yapılandırabilir.
 Teknolojik değişim ve yeni çalışma dünyası, ortaöğretim sonrası eğitim türleri için yeni beklentiler ortaya çıkarıyor. Demografik değişim muhtemelen çoğu liberal demokraside daha küçük yerel öğrenci gruplarının oluşmasına neden olacak.
 Çin, yerel üniversite sistemini bir eğitim modeli olacak şekilde hızla geliştiriyor. Hindistan, orta öğretim sonrası kurumlarına büyük yatırım yapıyor. Uluslararası talep, geleneksel üniversite eğitiminden mesleki ve pratik kurslarla yeteneklerini geliştiren teknik insanlara kayıyor.
Karma gerçeklik kampüsleri
 Tüm iddialar ve tahminler, yüksek öğrenimin tekdüzelikten büyük çeşitliliğe geçeceğini işaret ediyor. Fiziksel olarak, gerçek kampüsler, artırılmış kampüsler (karma gerçeklik ve analog dünyanın birleştiği yer) ve sanal öğrenme ortamlarının karışımını göreceğiz.
 Eğitimsel olarak, içerik ve sunumla ilgili çok daha fazla deneyime tanık olacağız. Bu çeşitliliğe, bireysel öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılama arayışı yön verecek.
 Kişiselleştirilmiş öğreniminin kalitesi, kurumsal başarının anahtarı olacak.
 Dönüşüm sadece müfredat, eğitimin devamı, öğrenci desteği ve araştırmayla sınırlı kalmayacak. Arka ofis, işletme modeli, teknoloji ve temelde her organizasyonda bulunması gereken esneklik, çeviklik gibi yeteneklerin toplamı da dönüşümün parçası. Bu yeteneklere yüksek seviyede sahip olan kurumlar, yıkımdan kurtulmak ve yeni sistemi yaratmak konusunda çok daha donanımlı olacaklar. Daha verimli ve daha düşük maliyetli bir yapı mümkün. Buna karşılık yüksek öğrenim kurumları, öğrenme ve araştırma için daha fazla kaynağa sahip olacaklar.
e-öğrenme, botlar, hologram
 Dijital devrim, özellikle daha uygun fiyatlı çevrimiçi eğitimde yeni rakipler yaratıyor. Dünyada, e-öğrenmenin 2018-2024 arasında yıllık yüzde 7,5 ila 10,5 oranında büyümesi bekleniyor. Birçok geleneksel üniversitenin organizasyonel olarak bu sisteme geçemeyeceği, çoğunun da kültürel anlamda buna isteksiz olduğu görülüyor. Bu tablo rakipleri daha güçlü hale getirecek.
 Kurslar bugüne kadarki kurgunun aksine teknoloji yardımıyla öncelikle dijital sunulacak şekilde tasarlanacak ve yüz yüze eğitimde insanla desteklenecek.
 Yazılı metin ve sunumlara eşlik eden video, karma gerçeklik ve simülasyonların yanı sıra hologramlar da eğitimin parçası olacak.
 Her konu için akıllı botlar, gelişmiş öğrenme analitiği tarafından izlenen, geniş ölçekte kişiselleştirilmiş öğrenme imkanı sağlayacak. Öğrenciler bu deneyimi yaşamak için evden ayrılmak zorunda kalmayacak.

Son Güncelleme: Perşembe, 28 Ocak 2021 12:25

Gösterim: 1631


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.