Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

“Kavram Yatırım Ortaklığı modelimiz ile Kavramın hep bir adım önde olmasını sağlayacak, eğitimin her alanına ve ulus coğrafyasının her bölgesine yayılan kalitemizle ulusal eğitim başarısının öncüsü olmayı sürdüreceğiz.” diye konuşan Kavram Eğitim Kurumları Genel Müdürü Adem Durmuş, Kavram’ın eğitim politikası, kurumsal kimliği ve franchise sistemi hakkında bilgi verdi.

ademdurmusBİLİMDE ÇAĞDAŞ FİKİRDE ÖZGÜR NESİLLER
Kavram Eğitim Kurumları kurumsal kimliği ve eğitim politikası, bilimde çağdaş, fikirde özgür nesiller yetiştirme ilkesine dayanır.
Kavram, 1974 - 1975 eğitim-öğretim yılında kurucumuz ve onursal başkanımız Sayın Bahattin Durmuş’un vizyonuyla, bilimde çağdaş, fikirde özgür nesiller yetiştirme ilkesini benimseyerek kurulmuştur. Kavram, eğitim denince akla gelen nadide kurumlardan biridir. Kavram, her zaman kendisini yenileyen çağın eğitim argümanlarına uyum sağlayan ülkemizin güzide eğitim kurumlarındandır. Çağın dinamiklerine uygun yenilenme sürecini süreklilik haline getiren Kavram, öğrencilerin ihtiyaçlarını ve velilerin beklentilerini dikkate alarak eğitim sistemini, kurumsal kimliğini, dijital alt yapısını, yönetim kadrosunu, büyüme hedeflerini yapılandırmayı devam ettirir, çünkü Kavram oluşturduğu dinamik yapı ile değişime ve gelişime açıktır.
Aynı başarı bambaşka bir Kavram mottosu ile son dönemin öne çıkan eğitim algısı olmayı başaran Kavram Eğitim Kurumları, yapısında barındırdığı ilkeleri ve değerleri hedefleri doğrultusunda takip edebilmektedir. Her öğrencinin biricik olduğu inancı ve bilinci ile eğitim politikasını şekillendirmiş bir markadır. Bugün 55 kurs ve 21 okul ile eğitim hayatına öğrencilere dokunarak devam etmekteyiz. Kavram Eğitim Kurumları 27 yeni kurumu ve yeni markası Testfen ile 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde de büyümeye devam ediyor.

EN İYİ OKUL ÖĞRENCİSİNİ BAŞARIYA GÖTÜREN OKULDUR
Tam 45 yıldır “En iyi okul öğrencisini başarıya götüren okuldur” bakış açısının öncüsü olduk. Bizim için başarı, herkesin ortak değerlerde buluşması ile mümkündür. İşte bu yüzden Kavram’da eğitim, değerler birlikteliği ile başlar.
Her başarıda güven vardır. Eve giderken de, matematik sorusu çözerken de yeni yollar keşfetmeyi sağlayan güveni, içinde bulabilen öğrenciler var. Çünkü Kavram öğrencisi olmak demek, görüşlerini özgürce ifade edebilmek, hata yapmaktan korkmamak, sorumluluk almayı bilmek demektir. Sağladığımız bu güven ortamında, öğretmen ve öğrencilerimiz eğitim öğretim süreçlerine tutku ile devam ederler. Eğitim tutku ile mümkündür. Eğitim hayatlarında öğrencilerimiz, hangi alana ilgi duyduklarını keşfederler. Profesyonel yönlendirme ve eğitimde bireysel farkındalıklar ile öğrencilerimiz yabancı dil, sanat, spor, teknoloji gibi hayatın birçok alanında kendilerini geliştirme imkânı bulurlar. Eğitim tutkusunu hissettikleri alanda geleceklerinin mimarı olurlar.

KAVRAM’DA EĞİTİMİN KAPSAMA ALANI
Kavram’da eğitimin kapsama alanı, çocukların dünyası ve onların hayal güçleri ile şekillenir.
Bireylerin öğrenme hikâyelerinde hayatına etki eden canlı ve cansız tüm varlıklara yer açan okullarımızda, öğrencilerimizi hayata ve eğitime bir bütün olarak bakan yepyeni bir kapsama alanı ile tanıştırıyoruz. “Okul içinde Okul”konsepti ile “Akademik Okul”, “Yaşayan Okul” ve “Dijital Okul” kapsamında eğitim veriyoruz.
Kavram’da eğitim konseptinin kapsama alanında ‘akademik okul’ ve ‘yaşayan okul’ süreçlerinin yanı sıra ‘dijital okul’ ile 21.yüzyıl dünya standartlarında eğitim süreçlerine öğrencilerimizle dâhil oluyoruz. Teknoloji ile akademik süreçleri entegre ederek günlük eğitim hayatımızın bir parçası haline getirdik. Böylece eğitimde çoklu deneyimi taze ve geçerli kıldık. Öğrencilerimiz dijital okul sistemi ile sınırsız eğitim hakkına sahip oldular. Eğitimde özgür irade diyebileceğimiz bir eğitim alanı yaratmış olduk. Öğrenci çalışma merkezi ile alan derslerimizi güçlendirmiş ve öğrencilerimize özgürlük alanı sunmuş olduk. Çağdaş eğitim, özgür nesiller ilkemizi bu çalışmalarımız ile hayata geçirdiğimizi söyleyebiliriz.

ULUSAL EĞİTİM BAŞARISININ ÖNCÜSÜ
Kavram Yatırım Ortaklığı modelimiz ile Kavramın hep bir adım önde olmasını sağlayacak, eğitimin her alanına ve ulus coğrafyasının her bölgesine yayılan kalitemizle ulusal eğitim başarısının öncüsü olmayı sürdüreceğiz.
Kariyerim boyunca eğitim alanında birçok farklı görevlerde bulundum. Yani eğitim dünyasının tabiri ile tebeşir tozu yutmuş, sahanın her alanında bulunmuş, alın teri dökmüş bir emektarım.1997 yılında PDR öğretmeni olarak başlayan kariyer yolculuğum Genel Müdür olarak devam ediyor. Sosyal sorumluluk kapsamında 2010 yılında, Eğitimde Değişim Hareketi Platformu'nun kuruculuğunu ve onursal başkanlığını 7 yıl boyunca yaptım. Yeni Nesil Eğitim Konferansları organize ederek binlerce öğretmenin kendisini yenilemesine ve geliştirmesine katkıda bulundum. Birçok eğitim yazılımına, yayın evine ve eğitim kurumuna danışmanlık yaparak pek çok projeye de başkanlık ettim. Birçok eğitim kurumunun ve markasının kuruluşunda, eğitim modelinin geliştirilmesinde ve yeniden yapılandırılmasında görev aldım. Çalıştığım eğitim kurumlarının vizyonuna uygun eğitim modelleri geliştirerek dijital ve teknolojik alt yapının kurulmasına öncülük edip vizyoner eğitim içeriklerinin hazırlanmasına öncülük ettim. Yıllarını eğitimle bütünleştirmiş, başarıyı her zaman daha iyi bir eğitime odaklamış ve Türkiye’de çağın eğitim yönetimi ve yatırımı adına büyük projelere imza atmak için “Kavram Yatırım Ortaklığı Reformu”nu kariyer hayatım boyunca edindiğim tecrübelerimle oluşturdum.

> Kavram’da eğitim değerler birlikteliği ile başlar

“Kavram Yatırım Ortaklığı modelimiz ile Kavramın hep bir adım önde olmasını sağlayacak, eğitimin her alanına ve ulus coğrafyasının her bölgesine yayılan kalitemizle ulusal eğitim başarısının öncüsü olmayı sürdüreceğiz.” diye konuşan Kavram Eğitim Kurumları Genel Müdürü Adem Durmuş, Kavram’ın eğitim politikası, kurumsal kimliği ve franchise sistemi hakkında bilgi verdi.

ademdurmusBİLİMDE ÇAĞDAŞ FİKİRDE ÖZGÜR NESİLLER
Kavram Eğitim Kurumları kurumsal kimliği ve eğitim politikası, bilimde çağdaş, fikirde özgür nesiller yetiştirme ilkesine dayanır.
Kavram, 1974 - 1975 eğitim-öğretim yılında kurucumuz ve onursal başkanımız Sayın Bahattin Durmuş’un vizyonuyla, bilimde çağdaş, fikirde özgür nesiller yetiştirme ilkesini benimseyerek kurulmuştur. Kavram, eğitim denince akla gelen nadide kurumlardan biridir. Kavram, her zaman kendisini yenileyen çağın eğitim argümanlarına uyum sağlayan ülkemizin güzide eğitim kurumlarındandır. Çağın dinamiklerine uygun yenilenme sürecini süreklilik haline getiren Kavram, öğrencilerin ihtiyaçlarını ve velilerin beklentilerini dikkate alarak eğitim sistemini, kurumsal kimliğini, dijital alt yapısını, yönetim kadrosunu, büyüme hedeflerini yapılandırmayı devam ettirir, çünkü Kavram oluşturduğu dinamik yapı ile değişime ve gelişime açıktır.
Aynı başarı bambaşka bir Kavram mottosu ile son dönemin öne çıkan eğitim algısı olmayı başaran Kavram Eğitim Kurumları, yapısında barındırdığı ilkeleri ve değerleri hedefleri doğrultusunda takip edebilmektedir. Her öğrencinin biricik olduğu inancı ve bilinci ile eğitim politikasını şekillendirmiş bir markadır. Bugün 55 kurs ve 21 okul ile eğitim hayatına öğrencilere dokunarak devam etmekteyiz. Kavram Eğitim Kurumları 27 yeni kurumu ve yeni markası Testfen ile 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde de büyümeye devam ediyor.

EN İYİ OKUL ÖĞRENCİSİNİ BAŞARIYA GÖTÜREN OKULDUR
Tam 45 yıldır “En iyi okul öğrencisini başarıya götüren okuldur” bakış açısının öncüsü olduk. Bizim için başarı, herkesin ortak değerlerde buluşması ile mümkündür. İşte bu yüzden Kavram’da eğitim, değerler birlikteliği ile başlar.
Her başarıda güven vardır. Eve giderken de, matematik sorusu çözerken de yeni yollar keşfetmeyi sağlayan güveni, içinde bulabilen öğrenciler var. Çünkü Kavram öğrencisi olmak demek, görüşlerini özgürce ifade edebilmek, hata yapmaktan korkmamak, sorumluluk almayı bilmek demektir. Sağladığımız bu güven ortamında, öğretmen ve öğrencilerimiz eğitim öğretim süreçlerine tutku ile devam ederler. Eğitim tutku ile mümkündür. Eğitim hayatlarında öğrencilerimiz, hangi alana ilgi duyduklarını keşfederler. Profesyonel yönlendirme ve eğitimde bireysel farkındalıklar ile öğrencilerimiz yabancı dil, sanat, spor, teknoloji gibi hayatın birçok alanında kendilerini geliştirme imkânı bulurlar. Eğitim tutkusunu hissettikleri alanda geleceklerinin mimarı olurlar.

KAVRAM’DA EĞİTİMİN KAPSAMA ALANI
Kavram’da eğitimin kapsama alanı, çocukların dünyası ve onların hayal güçleri ile şekillenir.
Bireylerin öğrenme hikâyelerinde hayatına etki eden canlı ve cansız tüm varlıklara yer açan okullarımızda, öğrencilerimizi hayata ve eğitime bir bütün olarak bakan yepyeni bir kapsama alanı ile tanıştırıyoruz. “Okul içinde Okul”konsepti ile “Akademik Okul”, “Yaşayan Okul” ve “Dijital Okul” kapsamında eğitim veriyoruz.
Kavram’da eğitim konseptinin kapsama alanında ‘akademik okul’ ve ‘yaşayan okul’ süreçlerinin yanı sıra ‘dijital okul’ ile 21.yüzyıl dünya standartlarında eğitim süreçlerine öğrencilerimizle dâhil oluyoruz. Teknoloji ile akademik süreçleri entegre ederek günlük eğitim hayatımızın bir parçası haline getirdik. Böylece eğitimde çoklu deneyimi taze ve geçerli kıldık. Öğrencilerimiz dijital okul sistemi ile sınırsız eğitim hakkına sahip oldular. Eğitimde özgür irade diyebileceğimiz bir eğitim alanı yaratmış olduk. Öğrenci çalışma merkezi ile alan derslerimizi güçlendirmiş ve öğrencilerimize özgürlük alanı sunmuş olduk. Çağdaş eğitim, özgür nesiller ilkemizi bu çalışmalarımız ile hayata geçirdiğimizi söyleyebiliriz.

ULUSAL EĞİTİM BAŞARISININ ÖNCÜSÜ
Kavram Yatırım Ortaklığı modelimiz ile Kavramın hep bir adım önde olmasını sağlayacak, eğitimin her alanına ve ulus coğrafyasının her bölgesine yayılan kalitemizle ulusal eğitim başarısının öncüsü olmayı sürdüreceğiz.
Kariyerim boyunca eğitim alanında birçok farklı görevlerde bulundum. Yani eğitim dünyasının tabiri ile tebeşir tozu yutmuş, sahanın her alanında bulunmuş, alın teri dökmüş bir emektarım.1997 yılında PDR öğretmeni olarak başlayan kariyer yolculuğum Genel Müdür olarak devam ediyor. Sosyal sorumluluk kapsamında 2010 yılında, Eğitimde Değişim Hareketi Platformu'nun kuruculuğunu ve onursal başkanlığını 7 yıl boyunca yaptım. Yeni Nesil Eğitim Konferansları organize ederek binlerce öğretmenin kendisini yenilemesine ve geliştirmesine katkıda bulundum. Birçok eğitim yazılımına, yayın evine ve eğitim kurumuna danışmanlık yaparak pek çok projeye de başkanlık ettim. Birçok eğitim kurumunun ve markasının kuruluşunda, eğitim modelinin geliştirilmesinde ve yeniden yapılandırılmasında görev aldım. Çalıştığım eğitim kurumlarının vizyonuna uygun eğitim modelleri geliştirerek dijital ve teknolojik alt yapının kurulmasına öncülük edip vizyoner eğitim içeriklerinin hazırlanmasına öncülük ettim. Yıllarını eğitimle bütünleştirmiş, başarıyı her zaman daha iyi bir eğitime odaklamış ve Türkiye’de çağın eğitim yönetimi ve yatırımı adına büyük projelere imza atmak için “Kavram Yatırım Ortaklığı Reformu”nu kariyer hayatım boyunca edindiğim tecrübelerimle oluşturdum.

Son Güncelleme: Pazartesi, 25 Ekim 2021 12:12

Gösterim: 1017

BİL LEARN Hibrit Eğitim Platformuyla teknoloji destekli yüz yüze, çevrimiçi eğitimi, ölçme değerlendirme ve iyileştirme aşamalarını tek bir yapının altında takip edebildiklerini belirten BİL Eğitim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Elif Pehlevan, yeni dönemde okullarında gerçekleştirilecek çalışmaları aktarırken, pandemi sonrası eğitimde e-pedagoji kavramının öne çıkacağını söyledi.

 

elif_pehlevan_eylul_2021Yeni dönemin pedagojisi nasıl şekillenecek?                           

COVID-19 pandemisi, diğer alanlarda olduğu gibi eğitim alanında da birtakım değişikliklere neden olmuştur. Salgın öncesinde ve sonrasında öğrenme ortamlarında dijitalleşmeye yönelik pek çok gelişme yaşanmıştır. Bu gelişmeler ile eğitim öğretim sürecinde yaşanan zorunlu değişimler öğrenci, öğretmen ve bütün eğitim paydaşlarını etkilemiştir. Bu değişimler, eğitimdeki pandemi risklerine karşı yapılabilecekler konusunda oldukça önem arz etmektedir. Çok yakın gelecekte sürekli öğrenme bağlamında uzaktan eğitimin, pandemi gibi zorunlu durumlar dışında da yüz yüze öğrenme gibi asıl eğitim platformu olacağı öngörülebilir. Hiperkişiselliğe ve öğrenme kayıplarının telafisine önem verilmesi gereken bu dönemde derslerin yanı sıra veli toplantılarının, hizmet içi eğitimlerin online yapılmaya devam edilmesi ile birlikte, hem zamandan hem de mekândan tasarruf ederek teknolojiyi olduğundan daha fazla faydaya çevirmek yeni normalin pedagojisine de yön verecektir.
Eğitimde pedagojiyi kısaca kimin, kime, neyi, nasıl ve ne zaman öğretmek gerektiğine dair strateji ve kurallar bütünü olarak tanımlayabiliriz. Hangi tür olursa olsun eğitimin çerçevesini pedagojik yaklaşım belirler. Her düzeyde uzaktan eğitim, sadece eğitimde mesafeyi ortadan kaldıran veya kullanılan eğitsel araçları farklılaştıran bir ayrıntı değil, pedagojinin tüm boyutlarını farklılaştıran, içinde geliştiği diğer unsurlar da dikkate alındığında eğitimde şimdiye kadar hiç karşılaşılmamış tamamen yeni bir duruma işaret eder. Uzaktan eğitim süreci, geleneksel eğitim içerikleri ve ölçme değerlendirme yöntemlerini değil eğitim felsefesi, psikolojisi ve sosyolojisini de içerecek biçimde köklü bir değişim ihtiyacının çok yakında olduğunu göstermiştir.
Pandemiden sonra e-pedagojinin kavramsallaştırılması beklenmektedir. Yeni 
nesil, teknoloji odaklı ve uzaktan destekli öğrenme ihtiyacı kaçınılmaz gerçeğimizdir. Bu yüzden geleneksel pedagojinin üstünlüklerini yeni döneme taşıyarak geliştirilen e-pedagojiyi mevcut öğretim sistemine entegrasyonunu sağlayacak yöntemler geliştirilmelidir. E-pedagoji sisteminde öğrenciler, geliştirmesi gereken kazanımları, hibrit eğitime göre destekleyici etkinliklerle, girişimlerle taçlandırma fırsatı bulacaktır.

HİPERKİŞİSEL ÖĞRENME ARTIŞA GEÇTİ
Teknoloji ve eğitim uyumu için neler öngörülüyor?
Eğitimde kaliteyi arttırmak, zamanı etkili kullanabilmek ve en önemlisi 21. yy becerileri ile donatılmış bireyler yetiştirmek için teknolojiyi eğitimde olabildiğince kullanmak zorunluluk haline gelmiştir. Teknoloji; öğrenme-öğretmede kolaylık, öğrenmede kalıcılık, görsel-işitsel destek, çağın gerekliliği, zamandan tasarruf ve dersi cazip hale getirmek için kullanılan en önemli araçtır. Pandemi döneminde yapay zekâ platformları ile öğrencilerin hiperkişisel öğrenme ivmeleri artışa geçmiştir. Bundan sonra artık hiçbir şey aynı devam etmeyecek, hepimiz hibrit eğitimin gerekliliklerini yerine getireceğiz. BİL Eğitim Kurumları olarak BİL LEARN Hibrit Eğitim Platformuyla teknoloji destekli yüz yüze, çevrimiçi eğitimi, ölçme değerlendirme ve iyileştirme aşamalarını tek bir yapının altında takip edebileceğiz. Çağın öğretim donanımına dair tüm fırsatları, öğrencilerin disiplinli ve motivasyonlarını kaybetmeden çalışmaları adına seferber ediyoruz. Başarıya götüren en önemli katkının iyileştirici geri bildirim sağlamak olduğunun bilincindeyiz ve yapay zekâ temelli kaynaklara yatırımlar yapıyoruz.

bil_koleji_e_pedagojiAİLE İLE BİRLİKTE ÖĞRETMENİN DE ROLÜ DEĞİŞİYOR

Okul iklimi yeni döneme göre nasıl uyarlandı?

Eğitim ekosistemini kurgularken sadece okulda eğitim öğretim çalışmalarına odaklanmak yerine, faaliyetleri tüm yaşam alanlarına entegre olacak şekilde planlamak çok önemlidir. Kişiselleştirilmiş eğitim için doğru sistemi, zamandan ve mekândan bağımsız bir eğitim anlayışı ile oluşturabiliriz. Okulda gerçekleşen öğrenmenin okul dışında da kendi hızında ve bireysel olarak devam etmesini sağlıyoruz.

Bilgiyi en doğru ve en güncel hâliyle öğrencilerimize aktarmak için her ortamı, öğrenme merkezi olarak yapılandırıyoruz. Bunun için aile iş birliğine ihtiyacımız var. Aile ile birlikte öğretmenin de rolü değişiyor. Okulların sadece öğrenci değil tüm paydaşları ile yaşam boyu öğrenme merkezi olmasını sağlıyoruz.


Öğrenme kayıplarının telafisi için nasıl bir program uygulanacak?
BİL Eğitim Kurumlarında öğrencilerimizin öğrenme kayıplarına yönelik eğitim öğretim yılı başlangıcı öncesinde Akademik Destek ve Hızlandırma Programı uygulandı. Ara sınıf (5,6,7. ve 9,10,11.) öğrencilerimize bir önceki sınıf düzeyinde tekrar çalışmaları yapıldı. 8 ve 12. sınıf öğrencilerimize yönelik tekrar çalışmaları ile ulusal sınavlara hazırlıklar başladı. Öğrencilerimizin eğitim öğretim faaliyetlerini 7/24 kuşatacak sistemlerle destekleyecek olan “Hibrit Öğrenme” sağlayacak BİL LEARN Hibrit Eğitim Platformu ile öğrencilerimizin kazanım eksikliklerine yönelik senkron ve asenkron dersler ile üst düzey telafi çalışmaları yapılmaktadır. Okullarımızda öğrencilerimizin akademik performanslarına yönelik yapılacak çalışmalar ile birlikte etkili ders çalışma metotları, kalıcı öğrenme yöntemlerine yer veren Hiperkişiselleştirilmiş programlar uygulanmaktadır. BİL Eğitim Kurumlarında öğrencilerimizin ayrıntılı konu, kazanım ve envanter analiz ve raporlarıyla en küçük öğrenme parçası ile ilgili performans gelişimi takip edilir. BİL LEARN Hibrit Eğitim Platformu ile öğretim programlarında hedeflenen davranışlara hangi düzeyde ulaşıldığını, süreç içerisindeki uygulamaların hedeflenen bilgi, beceri ve tutumların gelişmesinde ne ölçüde etkili olduğunu tespit ederek gerekli iyileştirme çalışmaları planlanmaktadır. Öğrencilerimizin öğrenme kayıplarına yönelik etkili ve nitelikli eğitimler ile telafi programlarımız devam edecektir.
 

YENİ DÖNEMİN İNOVATİF YAKLAŞIMLARI NELER OLACAK?
Yeni dönemde “İnovasyon” ve “Hiperkişiselleştirilmiş Eğitim” öne çıkacak. Eğitimde yenilikçi, hızlı, zaman ve mekândan bağımsız sistemleri olan eğitim kurumları daha başarılı olacak. Öğrencilerin gelişimleri için yapılan tüm etkinlik ve projelerin bu anlayışla planlanacağı yeni bir döneme geçiyoruz. Yeni döneme uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitimin harmanlandığı senkron ve asenkron derslerle öğrencilerimizin eğitim öğretim faaliyetlerini 7/24 kuşatacak sistemlerle destekleyecek olan “BİL LEARN Hibrit Eğitim Platformu” ile hazırız.

Çünkü biliyoruz ki, bugünü her zaman geçmişte bırakacak ve yeni şeyleri öğrenerek geleceğe daha güvenli adımlarla ilerleyeceğiz. Liderlik, girişimcilik, doğru öğrenme teknikleri ve gelişen teknolojiye adaptasyon için kendi alanında uzman kişilerden aldığımız yüz yüze/online eğitimler, seminerler, webinarlar, etkinlikler ve programlarla öğrenme heyecanını sürdürüyoruz.

> Pandemi sonrası eğitimde e-pedagoji kavramı öne çıkacak

BİL LEARN Hibrit Eğitim Platformuyla teknoloji destekli yüz yüze, çevrimiçi eğitimi, ölçme değerlendirme ve iyileştirme aşamalarını tek bir yapının altında takip edebildiklerini belirten BİL Eğitim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Elif Pehlevan, yeni dönemde okullarında gerçekleştirilecek çalışmaları aktarırken, pandemi sonrası eğitimde e-pedagoji kavramının öne çıkacağını söyledi.

 

elif_pehlevan_eylul_2021Yeni dönemin pedagojisi nasıl şekillenecek?                           

COVID-19 pandemisi, diğer alanlarda olduğu gibi eğitim alanında da birtakım değişikliklere neden olmuştur. Salgın öncesinde ve sonrasında öğrenme ortamlarında dijitalleşmeye yönelik pek çok gelişme yaşanmıştır. Bu gelişmeler ile eğitim öğretim sürecinde yaşanan zorunlu değişimler öğrenci, öğretmen ve bütün eğitim paydaşlarını etkilemiştir. Bu değişimler, eğitimdeki pandemi risklerine karşı yapılabilecekler konusunda oldukça önem arz etmektedir. Çok yakın gelecekte sürekli öğrenme bağlamında uzaktan eğitimin, pandemi gibi zorunlu durumlar dışında da yüz yüze öğrenme gibi asıl eğitim platformu olacağı öngörülebilir. Hiperkişiselliğe ve öğrenme kayıplarının telafisine önem verilmesi gereken bu dönemde derslerin yanı sıra veli toplantılarının, hizmet içi eğitimlerin online yapılmaya devam edilmesi ile birlikte, hem zamandan hem de mekândan tasarruf ederek teknolojiyi olduğundan daha fazla faydaya çevirmek yeni normalin pedagojisine de yön verecektir.
Eğitimde pedagojiyi kısaca kimin, kime, neyi, nasıl ve ne zaman öğretmek gerektiğine dair strateji ve kurallar bütünü olarak tanımlayabiliriz. Hangi tür olursa olsun eğitimin çerçevesini pedagojik yaklaşım belirler. Her düzeyde uzaktan eğitim, sadece eğitimde mesafeyi ortadan kaldıran veya kullanılan eğitsel araçları farklılaştıran bir ayrıntı değil, pedagojinin tüm boyutlarını farklılaştıran, içinde geliştiği diğer unsurlar da dikkate alındığında eğitimde şimdiye kadar hiç karşılaşılmamış tamamen yeni bir duruma işaret eder. Uzaktan eğitim süreci, geleneksel eğitim içerikleri ve ölçme değerlendirme yöntemlerini değil eğitim felsefesi, psikolojisi ve sosyolojisini de içerecek biçimde köklü bir değişim ihtiyacının çok yakında olduğunu göstermiştir.
Pandemiden sonra e-pedagojinin kavramsallaştırılması beklenmektedir. Yeni 
nesil, teknoloji odaklı ve uzaktan destekli öğrenme ihtiyacı kaçınılmaz gerçeğimizdir. Bu yüzden geleneksel pedagojinin üstünlüklerini yeni döneme taşıyarak geliştirilen e-pedagojiyi mevcut öğretim sistemine entegrasyonunu sağlayacak yöntemler geliştirilmelidir. E-pedagoji sisteminde öğrenciler, geliştirmesi gereken kazanımları, hibrit eğitime göre destekleyici etkinliklerle, girişimlerle taçlandırma fırsatı bulacaktır.

HİPERKİŞİSEL ÖĞRENME ARTIŞA GEÇTİ
Teknoloji ve eğitim uyumu için neler öngörülüyor?
Eğitimde kaliteyi arttırmak, zamanı etkili kullanabilmek ve en önemlisi 21. yy becerileri ile donatılmış bireyler yetiştirmek için teknolojiyi eğitimde olabildiğince kullanmak zorunluluk haline gelmiştir. Teknoloji; öğrenme-öğretmede kolaylık, öğrenmede kalıcılık, görsel-işitsel destek, çağın gerekliliği, zamandan tasarruf ve dersi cazip hale getirmek için kullanılan en önemli araçtır. Pandemi döneminde yapay zekâ platformları ile öğrencilerin hiperkişisel öğrenme ivmeleri artışa geçmiştir. Bundan sonra artık hiçbir şey aynı devam etmeyecek, hepimiz hibrit eğitimin gerekliliklerini yerine getireceğiz. BİL Eğitim Kurumları olarak BİL LEARN Hibrit Eğitim Platformuyla teknoloji destekli yüz yüze, çevrimiçi eğitimi, ölçme değerlendirme ve iyileştirme aşamalarını tek bir yapının altında takip edebileceğiz. Çağın öğretim donanımına dair tüm fırsatları, öğrencilerin disiplinli ve motivasyonlarını kaybetmeden çalışmaları adına seferber ediyoruz. Başarıya götüren en önemli katkının iyileştirici geri bildirim sağlamak olduğunun bilincindeyiz ve yapay zekâ temelli kaynaklara yatırımlar yapıyoruz.

bil_koleji_e_pedagojiAİLE İLE BİRLİKTE ÖĞRETMENİN DE ROLÜ DEĞİŞİYOR

Okul iklimi yeni döneme göre nasıl uyarlandı?

Eğitim ekosistemini kurgularken sadece okulda eğitim öğretim çalışmalarına odaklanmak yerine, faaliyetleri tüm yaşam alanlarına entegre olacak şekilde planlamak çok önemlidir. Kişiselleştirilmiş eğitim için doğru sistemi, zamandan ve mekândan bağımsız bir eğitim anlayışı ile oluşturabiliriz. Okulda gerçekleşen öğrenmenin okul dışında da kendi hızında ve bireysel olarak devam etmesini sağlıyoruz.

Bilgiyi en doğru ve en güncel hâliyle öğrencilerimize aktarmak için her ortamı, öğrenme merkezi olarak yapılandırıyoruz. Bunun için aile iş birliğine ihtiyacımız var. Aile ile birlikte öğretmenin de rolü değişiyor. Okulların sadece öğrenci değil tüm paydaşları ile yaşam boyu öğrenme merkezi olmasını sağlıyoruz.


Öğrenme kayıplarının telafisi için nasıl bir program uygulanacak?
BİL Eğitim Kurumlarında öğrencilerimizin öğrenme kayıplarına yönelik eğitim öğretim yılı başlangıcı öncesinde Akademik Destek ve Hızlandırma Programı uygulandı. Ara sınıf (5,6,7. ve 9,10,11.) öğrencilerimize bir önceki sınıf düzeyinde tekrar çalışmaları yapıldı. 8 ve 12. sınıf öğrencilerimize yönelik tekrar çalışmaları ile ulusal sınavlara hazırlıklar başladı. Öğrencilerimizin eğitim öğretim faaliyetlerini 7/24 kuşatacak sistemlerle destekleyecek olan “Hibrit Öğrenme” sağlayacak BİL LEARN Hibrit Eğitim Platformu ile öğrencilerimizin kazanım eksikliklerine yönelik senkron ve asenkron dersler ile üst düzey telafi çalışmaları yapılmaktadır. Okullarımızda öğrencilerimizin akademik performanslarına yönelik yapılacak çalışmalar ile birlikte etkili ders çalışma metotları, kalıcı öğrenme yöntemlerine yer veren Hiperkişiselleştirilmiş programlar uygulanmaktadır. BİL Eğitim Kurumlarında öğrencilerimizin ayrıntılı konu, kazanım ve envanter analiz ve raporlarıyla en küçük öğrenme parçası ile ilgili performans gelişimi takip edilir. BİL LEARN Hibrit Eğitim Platformu ile öğretim programlarında hedeflenen davranışlara hangi düzeyde ulaşıldığını, süreç içerisindeki uygulamaların hedeflenen bilgi, beceri ve tutumların gelişmesinde ne ölçüde etkili olduğunu tespit ederek gerekli iyileştirme çalışmaları planlanmaktadır. Öğrencilerimizin öğrenme kayıplarına yönelik etkili ve nitelikli eğitimler ile telafi programlarımız devam edecektir.
 

YENİ DÖNEMİN İNOVATİF YAKLAŞIMLARI NELER OLACAK?
Yeni dönemde “İnovasyon” ve “Hiperkişiselleştirilmiş Eğitim” öne çıkacak. Eğitimde yenilikçi, hızlı, zaman ve mekândan bağımsız sistemleri olan eğitim kurumları daha başarılı olacak. Öğrencilerin gelişimleri için yapılan tüm etkinlik ve projelerin bu anlayışla planlanacağı yeni bir döneme geçiyoruz. Yeni döneme uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitimin harmanlandığı senkron ve asenkron derslerle öğrencilerimizin eğitim öğretim faaliyetlerini 7/24 kuşatacak sistemlerle destekleyecek olan “BİL LEARN Hibrit Eğitim Platformu” ile hazırız.

Çünkü biliyoruz ki, bugünü her zaman geçmişte bırakacak ve yeni şeyleri öğrenerek geleceğe daha güvenli adımlarla ilerleyeceğiz. Liderlik, girişimcilik, doğru öğrenme teknikleri ve gelişen teknolojiye adaptasyon için kendi alanında uzman kişilerden aldığımız yüz yüze/online eğitimler, seminerler, webinarlar, etkinlikler ve programlarla öğrenme heyecanını sürdürüyoruz.

Son Güncelleme: Pazartesi, 27 Eylül 2021 13:59

Gösterim: 1001

Girne Koleji CEO’su Dilek Cambazoğlu, önümüzdeki dönemde eğitimin nihai hedeflerini, öğrencilerin psikososyal ihtiyaçlarını akademik başarıyla denk tutarak belirlediklerini söyledi. Cambazoğlu, yüz yüze eğitim için yaptıkları hazırlıkları artı eğitim’e anlattı.

dilek_cambazoglu_29Kesintisiz yüz yüze eğitim için hangi tedbirler alınmalı?
Okullar yalnızca akademik bilginin aktarıldığı ortamlar değil. Yaşanan süreç eğitimcileri, öğrencileri, velileri eğitimin ve okulun işlevleri ile ilgili tekrar düşünmeye sevk etti. Eğitim yaşamından fiziksel olarak uzaklaşılmasıyla okul içi sosyal öğrenme ile sınıf içi iletişime dayalı akran etkileşimi kayboldu, küçük yaş gruplarında somut öğrenme deneyimleri eksik kaldı. ‘Okulların açılmaması daha fazla kaldırılabilir mi?’ bu soruyu sormalıyız. Öncelik açılması olmalı ve tüm tedbirler buna göre alınmalı.
Öğrencilerin, öğretmenlerin ve diğer personelin sağlığının her anlamda korunabileceğinden emin olunması gerekiyor. Okul ile temas eden herkesin fiziksel sağlığının güvence altına alınmasının yanı sıra pandemi döneminin ve okula dönüşün getirdiği psikososyal zorluklara karşı hem öğretmenler hem de öğrenciler desteklenmeye devam edilmeli. Öğretmenlerin sınırlı bir bölümü aşılanmaya başladı, çocukların ise aşılanmalarının önünde uzun bir süreç var. Bu süreçler MEB ve Sağlık Bakanlığı iş birliği ile hızlı bir şekilde planlanarak koordine edilmeli.
Yüz yüze eğitimin özellikle de çocukların sosyalleşmesi ve okula aidiyet gibi konulardaki önemini düşününce önümüzdeki dönemde eğitimin nihai hedeflerini, öğrencilerin psikososyal ihtiyaçlarını akademik başarıyla denk tutarak belirlemek gerekecek. Eğitim ortamları oturma düzenleri, teneffüsler, servisler ve beden eğitimi gibi virüs bulaşma riski yüksek dersler başta olmak üzere her açıdan yeniden düzenlendi. Bu ortamlarda fiziksel koruma için konulmuş olan sosyal mesafe, maske, ateş ölçümü ve hijyen kurallarının uygulanmasında disiplini elden bırakmamak, okullarda kuralların uygulanmasını sağlayacak sayıda görevli bulundurmak gerekecek.

OKULA UYUM İÇİN 7 GÖREV
MEB ve okullar kriz yönetimine hazır mı?
Pandemi, beklenmedik ve hızlı bir şekilde hayatımızın içine girdi. 2 seneye yaklaşan bu süreçte epey bir tecrübe kazandık. Pandemi süreci özellikle belirsiz karşımıza çıkabilecek afetler ile ilgili de bir eylem planı oluşturmak gerektiğinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Salgın sonrasında okul ortamının güvenli hale getirilmesi ve okula uyumun kolaylaştırılması sürecinde okul yönetimi, öğretmenler, okul çalışanları, aileler ve öğrencilere düşen görev ve sorumlulukları maddeler halinde özetlemek isterim:
 Salgını dikkate alarak okul psikososyal koruma, önleme ve krize müdahale eylem planı ile acil durum eylem planını güncellenmeli
 Her sınıf için iletişim ağı oluşturulmalı
 Öğrenci, öğretmen ve okul çalışanlarına ait acil durumlarda iletişime geçilecek kişilerin listesi oluşturulmalı ve/veya güncellenmeli
 Okul dışındaki paydaşlarla (Aileler, Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi, Milli Eğitim Bakanlığı vb.) bilgi paylaşım sistemi geliştirilmeli
 Koruma ve önleme konusunda tüm paydaşları bilgilendirilmeli
 Okulların açılmama ihtimaline karşılık online eğitim süreçleri önceden tasarlanmalı
 Her sınıf seviyesindeki kritik kazanımlara yönelik ölçme değerlendirme çalışmaları planlanmalı
Pandemi nedeniyle oluşacak olumsuzluklar için hangi senaryolar hayata geçirilecek?
Uluslararası dokümanlar incelendiğinde, salgının dünya geneline yayıldığı ilk şok sürecinde, bu krizin eğitim sistemleri ve öğrenciler üzerindeki etkilerini anlamlandırma ve yaşanan ve yaşanabilecek etkiler karşısında çözümler üretmeye yönelik bir odak bulunuyordu. Zamanla salgın hayatımızın bir gerçeği haline geldi ve birçok kurum ve sistemde önemli değişikliklere gidildi. Çalışmaların odağı da önümüzdeki süreçte eğitim sistemlerini nelerin beklediği, salgın sonrası eğitimin nasıl yapılandırılabileceği, salgından hangi derslerin çıkarılabileceği, daha güçlü ve esnek bir yapının nasıl oluşturulabileceği gibi konularda yoğunlaştı.
Milli Eğitim Bakanlığımız yeni eğitim öğretim yılına ilişkin farklı senaryolar üzerine çalıştığını biliyoruz. Biz de kurum olarak her türlü gelişmeyi yakın takip ederek tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Bu senaryolar ile ilgili başlıklara kısaca değinmek isterim:
TERS YÜZ SINIF MODELİ
İlk senaryo Ters Yüz Sınıf Modeli.Bu modelde, eğitimin bir kısmı yüz yüze bir kısmı uzaktan yapılacak.Bazı derslerin tamamı uzaktan verilebileceği gibi, bazı derslerde teorik eğitim okulda pratik eğitim evlerde yapılacak.Öğrenciler okullarında derslerini dinledikten sonra verilen proje ve ödevlerle konuyu evlerinde pekiştirecek. Öğretmenler sürecin her aşamasında öğrencileriyle iletişimde olacak.

SEYRELTME SINIF
Bir diğer senaryo ise öğrencilerin kendi okullarında ikili eğitime geçmesi. Bu plana ilişkin fizibilite çalışmaları başlatıldı. Sınıflar için "seyreltme çalışması" yapılıyor.Senaryo uygulanırsa 20 öğrencilik bir sınıf yarı yarıya seyretilecek.10 öğrenciye sabah, 10 öğrenciye ise öğlen yüz yüze eğitim verilecek.
Okulların hiç açılmaması veya açıldıktan sonra tekrar ara verilmesi ihtimaline karşı da tam zamanlı uzaktan eğitim planı çalışılıyor.

UZAKTAN EĞİTİM
Söz konusu içerikler, yüz yüze eğitime geçilse dahi kurumların online eğitim platformları üzerinden öğrencilere sunulmaya devam edilecek.
Farklı senaryolara göre, kantin, yemekhane ve ulaşım hizmetlerinin nasıl düzenleneceği üzerinde de çalışılıyor.

MEB ve eğitim dünyası kesintisiz yüz yüze eğitim için hangi ortak adımları atmalı?
Kesintisiz yüz yüze eğitim için MEB ve eğitim dünyasının ortak adımlar atması önemlidir. Yapılacak takvim planlamalarında ve takvimlendirmelerde bölgesel farklılıklar da dikkate alınarak süreç yönetilebilir düşüncesindeyim. Atılacak adımlarla ilgili TEDMEM (Türk Eğitim Derneği Düşünce Kuruluşu) tarafından hazırlanan ve önemli gördüğüm Türkiye’nin Telafi Eğitimi Yol Haritası çalışmasında yer alan başlıklardan kısaca bahsetmek isterim:
 Hiçbir öğrenci olması gereken düzeyin gerisinde bırakılmamalıdır.
 Öğretmenler her koşulda desteklenmelidir.
 Öğrencilerin öğrenmeye etkin bir şekilde katılabilmeleri için sosyal ve duygusal iyi olma halleri önceliklendirilmelidir.
 Her bir öğrencinin öğrenme kayıpları ve eksikliklerini tespit etmeye kaynaklık edecek geçerli, güvenilir ve aynı zamanda süreç odaklı bir ölçme değerlendirme yaklaşımı benimsenmelidir.
 Karar alma süreçlerinde telafi programının genel çerçevesi ve temel prensipleri merkezi düzeyde belirlenmeli; uygulamada okulların ihtiyaçları esas alınmalıdır.
 Öğrenme kayıpları ve eksikliklerinin belirlenmesi kadar öğrencilerin sosyal ve duygusal gereksinimleri de belirlenmeli ve izlenmelidir.
 Yeni öğretim programı çalışmaları kapsamında mevcut öğretim programları çerçeve program anlayışıyla yeniden uyarlanmalı, salgında önemi anlaşılan yaşam becerilerine de yer verilmelidir.
 Uzaktan öğrenme sürecinde çoğunlukla kapsam dışı bırakılan uygulamalı dersler, öğrencinin bütüncül gelişimini de destekleyecek biçimde yeni bir anlayışla düzenlenmelidir.
Öğrenciler okullara hangi şartlar altında adım atacaklar?
Pandemi sonrası öğrencilerimizin rahatlıkça adapte olabilmeleri için Okula Uyum programımızı oluşturduk. Okula Uyum Programımız çerçevesinde öncelikle öğrencilerimizin COVİD-19 süreci ile ilgili bilgilendirmelerini sağladık. Bu süreçte rehberlik servisimiz salgın sürecinde ortaya çıkan stres, kaygı ,depresyon gibi psikolojik tepkilere karşılık çalışmalar yürüttü ve yürütmeye devam edecek.
Salgın sonrasında okul ortamının güvenli hale getirilmesi ve okula uyumun kolaylaştırılması sürecinde okul yönetimi, öğretmenler, okul çalışanları, aileler ve öğrencilere düşen görev ve sorumluluklar ile ilgili tüm paydaşları bilgilendirdik.
Salgını da dikkate alarak okul psikososyal koruma, önleme ve krize müdahale eylem planı ile acil durum eylem planımızı güncelledik.
Sınıf mevcutları ve zaman çizelgeleri pandemi koşullarına göre düzenlenerek eğitim öğretim takvimleri paylaşıldı.
Yeni dönemin eğitim modelinde hangi teknolojilerden nasıl yararlanılacak?
Girne Kolejleriolarak güçlü bir akademik programı her platformda sunabilmek en büyük hedefimiz ve önceliğimizdir. Öğrenmenin merkezinde öğrenci vardır. Öğrenci öğrenme sürecinde aktiftir. Araştırarak, keşfederek, yaparak yaşayarak, tartışarak öğrenir. Bir konuyu anlamak bilmekten veya yapmaktan çok daha fazlasını gerektirir. Bir konuyu anlamak, o konuya ilişkin bilgi ve becerileri daha gelişmiş, esnek biçimlerde ve ortamlarda kullanmaktır.
Okullarımızın teknoloji altyapısı “okulda ve okul dışında gerçekleşen öğrenme aktivitelerini destekleyecek”, “doğru kaynaklara uygun araçlar ile hızlı bir şekilde ulaşılmasını sağlayacak” ve “öğrenmenin zamandan ve mekandan bağımsız bir şekilde devam etmesine olanak verecek” şekilde yapılandırılmıştır.
Eğitim öğretim faaliyetlerinin planlaması noktasında öğretmen, öğrenci ve yöneticilerimizin teknolojik yeterliliklerini arttırmak için Girne Amerikan Üniversitesi BÖTE bölümü öğretim üyelerinden ve Bilişim Öğretmenlerimizden eğitimler alarak süreci yönettik ve yönetmeye devam ediyoruz. Özellikle web 2.0 araçlarının derslere entegrasyonu konusunda önemli çalışmalar yaptık. Pandemi döneminin en önemli kazançlarından biri öğrencilerin kendi başlarına zamanı yönetmelerini ve öğrenmelerini sağlayacak çalışmalara olanak tanımasıydı. Yürüttüğümüz planlamalarda bu başlıkları önceliklendirerek önemli bir yol kat ettik.

YENİ DÖNEM İÇİN YOL HARİTASI HAZIR
Yeni eğitim – öğretim dönemi başlarken akademik ve sosyal hazırlıklarınızı tamamladınız mı?
Yeni eğitim-öğretim dönemi için “Covid-19 Salgını Sonrası Eğitim ve Öğretimde Alınacak Tedbirler ve Uygulamalar Rehberi” çalışmamızı tamamladık. Bu çalışmada hem akademik hem de sosyal anlamda yapılan tüm hazırlıklara yer verildi.
Her alan için özenle çalışıp ayrı ayrı önlem maddeleri oluşturduk. Servis araçlarımız, okul girişleri, sınıfların içleri, diğer derslik alanlarımız, yemekhane, kantin, tuvalet ve duş alanları, bahçemiz ve açık alanlar, ortak kullanım alanları, laboratuvarlar, kütüphane, spor salonu, öğretmenler odası gibi okuldaki her fiziki ortamımıza özel tedbirlerimizi hazırladık ve uygulayacağız. Okulumuza gelecek personelimiz, ziyaretçilerimiz, velilerimiz bu kurallar dahilinde gelebilecek.
Maske, ateş ölçer, dezenfektan ve sosyal mesafe gibi artık yeni düzenimizin en başında yer alan maddeleri her alanda, kesintisiz uygulayacağız. Öğrenci servislerimizin mevcudunu sosyal mesafe kurallarını dikkate alarak yeniden düzenleyeceğiz. Hem servis hem okul araçlarımızın hijyeni çok sık aralıklarla yapılacak. Okulun merdivenleri sadece çıkış ve sadece iniş merdivenleri olarak ayrılacak ve temas azaltılacak. Lobi alanlarındaki veli oturma alanları kaldırılacak. Kargolarımız dahi dezenfekte edilip personelimize teslim edilecek.
Sosyal mesafe kuralına göre oturma düzeni oluşturuyoruz. Ders esnasında sınıf kapıları açık olacak, öğrenciler ve öğretmenler maskeli olacak, öğretmenimiz siperlik de takacak. Ders öncesi, ders esnası ve ders sonrası olmak üzere her koşul göz önünde bulundurularak tedbirler alınacak ve takibi yapılacak. Havalandırma hem okulda hem servislerde klima ile değil doğal yollarla sağlanacak. Pencereler açık kalacak, sınıflar hem gece hem gündüz düzenli olarak havalandırılacak. Teneffüsler her sınıf kademesi ayrı kullanacak şekilde kurgulanacak.
Yemekhanede de tüm hijyen kuralları gözetilerek ve yemeğe çıkış saatleri planlanarak hizmet verilecek. Menüler salgın döneminde bağışıklık sistemini güçlendirecek şekilde düzenlenecek.
Yapılan bu fiziki hazırlıkların yanı sıra öğrencilerin bir önceki yıldan getirdikleri akademik eksikliklerinin tespiti ve bunların kapatılması noktasında da telafi programlarımızı tamamladık.
Rehberlik servisimiz tüm çalışan, öğrenci ve öğretmenlerimizin psikolojik sağlamlıklarını ve kendini iyi hissetme durumlarını artırmak üzerine yapacağı çalışmaları planladı ve uygulamaya başladık. Bahsettiğimiz bu planlamalarımız çerçevesinde yeni eğitim-öğretim yılına hazırız.

> Girne Koleji yüz yüze eğitime nasıl hazırlandı?

Girne Koleji CEO’su Dilek Cambazoğlu, önümüzdeki dönemde eğitimin nihai hedeflerini, öğrencilerin psikososyal ihtiyaçlarını akademik başarıyla denk tutarak belirlediklerini söyledi. Cambazoğlu, yüz yüze eğitim için yaptıkları hazırlıkları artı eğitim’e anlattı.

dilek_cambazoglu_29Kesintisiz yüz yüze eğitim için hangi tedbirler alınmalı?
Okullar yalnızca akademik bilginin aktarıldığı ortamlar değil. Yaşanan süreç eğitimcileri, öğrencileri, velileri eğitimin ve okulun işlevleri ile ilgili tekrar düşünmeye sevk etti. Eğitim yaşamından fiziksel olarak uzaklaşılmasıyla okul içi sosyal öğrenme ile sınıf içi iletişime dayalı akran etkileşimi kayboldu, küçük yaş gruplarında somut öğrenme deneyimleri eksik kaldı. ‘Okulların açılmaması daha fazla kaldırılabilir mi?’ bu soruyu sormalıyız. Öncelik açılması olmalı ve tüm tedbirler buna göre alınmalı.
Öğrencilerin, öğretmenlerin ve diğer personelin sağlığının her anlamda korunabileceğinden emin olunması gerekiyor. Okul ile temas eden herkesin fiziksel sağlığının güvence altına alınmasının yanı sıra pandemi döneminin ve okula dönüşün getirdiği psikososyal zorluklara karşı hem öğretmenler hem de öğrenciler desteklenmeye devam edilmeli. Öğretmenlerin sınırlı bir bölümü aşılanmaya başladı, çocukların ise aşılanmalarının önünde uzun bir süreç var. Bu süreçler MEB ve Sağlık Bakanlığı iş birliği ile hızlı bir şekilde planlanarak koordine edilmeli.
Yüz yüze eğitimin özellikle de çocukların sosyalleşmesi ve okula aidiyet gibi konulardaki önemini düşününce önümüzdeki dönemde eğitimin nihai hedeflerini, öğrencilerin psikososyal ihtiyaçlarını akademik başarıyla denk tutarak belirlemek gerekecek. Eğitim ortamları oturma düzenleri, teneffüsler, servisler ve beden eğitimi gibi virüs bulaşma riski yüksek dersler başta olmak üzere her açıdan yeniden düzenlendi. Bu ortamlarda fiziksel koruma için konulmuş olan sosyal mesafe, maske, ateş ölçümü ve hijyen kurallarının uygulanmasında disiplini elden bırakmamak, okullarda kuralların uygulanmasını sağlayacak sayıda görevli bulundurmak gerekecek.

OKULA UYUM İÇİN 7 GÖREV
MEB ve okullar kriz yönetimine hazır mı?
Pandemi, beklenmedik ve hızlı bir şekilde hayatımızın içine girdi. 2 seneye yaklaşan bu süreçte epey bir tecrübe kazandık. Pandemi süreci özellikle belirsiz karşımıza çıkabilecek afetler ile ilgili de bir eylem planı oluşturmak gerektiğinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Salgın sonrasında okul ortamının güvenli hale getirilmesi ve okula uyumun kolaylaştırılması sürecinde okul yönetimi, öğretmenler, okul çalışanları, aileler ve öğrencilere düşen görev ve sorumlulukları maddeler halinde özetlemek isterim:
 Salgını dikkate alarak okul psikososyal koruma, önleme ve krize müdahale eylem planı ile acil durum eylem planını güncellenmeli
 Her sınıf için iletişim ağı oluşturulmalı
 Öğrenci, öğretmen ve okul çalışanlarına ait acil durumlarda iletişime geçilecek kişilerin listesi oluşturulmalı ve/veya güncellenmeli
 Okul dışındaki paydaşlarla (Aileler, Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi, Milli Eğitim Bakanlığı vb.) bilgi paylaşım sistemi geliştirilmeli
 Koruma ve önleme konusunda tüm paydaşları bilgilendirilmeli
 Okulların açılmama ihtimaline karşılık online eğitim süreçleri önceden tasarlanmalı
 Her sınıf seviyesindeki kritik kazanımlara yönelik ölçme değerlendirme çalışmaları planlanmalı
Pandemi nedeniyle oluşacak olumsuzluklar için hangi senaryolar hayata geçirilecek?
Uluslararası dokümanlar incelendiğinde, salgının dünya geneline yayıldığı ilk şok sürecinde, bu krizin eğitim sistemleri ve öğrenciler üzerindeki etkilerini anlamlandırma ve yaşanan ve yaşanabilecek etkiler karşısında çözümler üretmeye yönelik bir odak bulunuyordu. Zamanla salgın hayatımızın bir gerçeği haline geldi ve birçok kurum ve sistemde önemli değişikliklere gidildi. Çalışmaların odağı da önümüzdeki süreçte eğitim sistemlerini nelerin beklediği, salgın sonrası eğitimin nasıl yapılandırılabileceği, salgından hangi derslerin çıkarılabileceği, daha güçlü ve esnek bir yapının nasıl oluşturulabileceği gibi konularda yoğunlaştı.
Milli Eğitim Bakanlığımız yeni eğitim öğretim yılına ilişkin farklı senaryolar üzerine çalıştığını biliyoruz. Biz de kurum olarak her türlü gelişmeyi yakın takip ederek tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Bu senaryolar ile ilgili başlıklara kısaca değinmek isterim:
TERS YÜZ SINIF MODELİ
İlk senaryo Ters Yüz Sınıf Modeli.Bu modelde, eğitimin bir kısmı yüz yüze bir kısmı uzaktan yapılacak.Bazı derslerin tamamı uzaktan verilebileceği gibi, bazı derslerde teorik eğitim okulda pratik eğitim evlerde yapılacak.Öğrenciler okullarında derslerini dinledikten sonra verilen proje ve ödevlerle konuyu evlerinde pekiştirecek. Öğretmenler sürecin her aşamasında öğrencileriyle iletişimde olacak.

SEYRELTME SINIF
Bir diğer senaryo ise öğrencilerin kendi okullarında ikili eğitime geçmesi. Bu plana ilişkin fizibilite çalışmaları başlatıldı. Sınıflar için "seyreltme çalışması" yapılıyor.Senaryo uygulanırsa 20 öğrencilik bir sınıf yarı yarıya seyretilecek.10 öğrenciye sabah, 10 öğrenciye ise öğlen yüz yüze eğitim verilecek.
Okulların hiç açılmaması veya açıldıktan sonra tekrar ara verilmesi ihtimaline karşı da tam zamanlı uzaktan eğitim planı çalışılıyor.

UZAKTAN EĞİTİM
Söz konusu içerikler, yüz yüze eğitime geçilse dahi kurumların online eğitim platformları üzerinden öğrencilere sunulmaya devam edilecek.
Farklı senaryolara göre, kantin, yemekhane ve ulaşım hizmetlerinin nasıl düzenleneceği üzerinde de çalışılıyor.

MEB ve eğitim dünyası kesintisiz yüz yüze eğitim için hangi ortak adımları atmalı?
Kesintisiz yüz yüze eğitim için MEB ve eğitim dünyasının ortak adımlar atması önemlidir. Yapılacak takvim planlamalarında ve takvimlendirmelerde bölgesel farklılıklar da dikkate alınarak süreç yönetilebilir düşüncesindeyim. Atılacak adımlarla ilgili TEDMEM (Türk Eğitim Derneği Düşünce Kuruluşu) tarafından hazırlanan ve önemli gördüğüm Türkiye’nin Telafi Eğitimi Yol Haritası çalışmasında yer alan başlıklardan kısaca bahsetmek isterim:
 Hiçbir öğrenci olması gereken düzeyin gerisinde bırakılmamalıdır.
 Öğretmenler her koşulda desteklenmelidir.
 Öğrencilerin öğrenmeye etkin bir şekilde katılabilmeleri için sosyal ve duygusal iyi olma halleri önceliklendirilmelidir.
 Her bir öğrencinin öğrenme kayıpları ve eksikliklerini tespit etmeye kaynaklık edecek geçerli, güvenilir ve aynı zamanda süreç odaklı bir ölçme değerlendirme yaklaşımı benimsenmelidir.
 Karar alma süreçlerinde telafi programının genel çerçevesi ve temel prensipleri merkezi düzeyde belirlenmeli; uygulamada okulların ihtiyaçları esas alınmalıdır.
 Öğrenme kayıpları ve eksikliklerinin belirlenmesi kadar öğrencilerin sosyal ve duygusal gereksinimleri de belirlenmeli ve izlenmelidir.
 Yeni öğretim programı çalışmaları kapsamında mevcut öğretim programları çerçeve program anlayışıyla yeniden uyarlanmalı, salgında önemi anlaşılan yaşam becerilerine de yer verilmelidir.
 Uzaktan öğrenme sürecinde çoğunlukla kapsam dışı bırakılan uygulamalı dersler, öğrencinin bütüncül gelişimini de destekleyecek biçimde yeni bir anlayışla düzenlenmelidir.
Öğrenciler okullara hangi şartlar altında adım atacaklar?
Pandemi sonrası öğrencilerimizin rahatlıkça adapte olabilmeleri için Okula Uyum programımızı oluşturduk. Okula Uyum Programımız çerçevesinde öncelikle öğrencilerimizin COVİD-19 süreci ile ilgili bilgilendirmelerini sağladık. Bu süreçte rehberlik servisimiz salgın sürecinde ortaya çıkan stres, kaygı ,depresyon gibi psikolojik tepkilere karşılık çalışmalar yürüttü ve yürütmeye devam edecek.
Salgın sonrasında okul ortamının güvenli hale getirilmesi ve okula uyumun kolaylaştırılması sürecinde okul yönetimi, öğretmenler, okul çalışanları, aileler ve öğrencilere düşen görev ve sorumluluklar ile ilgili tüm paydaşları bilgilendirdik.
Salgını da dikkate alarak okul psikososyal koruma, önleme ve krize müdahale eylem planı ile acil durum eylem planımızı güncelledik.
Sınıf mevcutları ve zaman çizelgeleri pandemi koşullarına göre düzenlenerek eğitim öğretim takvimleri paylaşıldı.
Yeni dönemin eğitim modelinde hangi teknolojilerden nasıl yararlanılacak?
Girne Kolejleriolarak güçlü bir akademik programı her platformda sunabilmek en büyük hedefimiz ve önceliğimizdir. Öğrenmenin merkezinde öğrenci vardır. Öğrenci öğrenme sürecinde aktiftir. Araştırarak, keşfederek, yaparak yaşayarak, tartışarak öğrenir. Bir konuyu anlamak bilmekten veya yapmaktan çok daha fazlasını gerektirir. Bir konuyu anlamak, o konuya ilişkin bilgi ve becerileri daha gelişmiş, esnek biçimlerde ve ortamlarda kullanmaktır.
Okullarımızın teknoloji altyapısı “okulda ve okul dışında gerçekleşen öğrenme aktivitelerini destekleyecek”, “doğru kaynaklara uygun araçlar ile hızlı bir şekilde ulaşılmasını sağlayacak” ve “öğrenmenin zamandan ve mekandan bağımsız bir şekilde devam etmesine olanak verecek” şekilde yapılandırılmıştır.
Eğitim öğretim faaliyetlerinin planlaması noktasında öğretmen, öğrenci ve yöneticilerimizin teknolojik yeterliliklerini arttırmak için Girne Amerikan Üniversitesi BÖTE bölümü öğretim üyelerinden ve Bilişim Öğretmenlerimizden eğitimler alarak süreci yönettik ve yönetmeye devam ediyoruz. Özellikle web 2.0 araçlarının derslere entegrasyonu konusunda önemli çalışmalar yaptık. Pandemi döneminin en önemli kazançlarından biri öğrencilerin kendi başlarına zamanı yönetmelerini ve öğrenmelerini sağlayacak çalışmalara olanak tanımasıydı. Yürüttüğümüz planlamalarda bu başlıkları önceliklendirerek önemli bir yol kat ettik.

YENİ DÖNEM İÇİN YOL HARİTASI HAZIR
Yeni eğitim – öğretim dönemi başlarken akademik ve sosyal hazırlıklarınızı tamamladınız mı?
Yeni eğitim-öğretim dönemi için “Covid-19 Salgını Sonrası Eğitim ve Öğretimde Alınacak Tedbirler ve Uygulamalar Rehberi” çalışmamızı tamamladık. Bu çalışmada hem akademik hem de sosyal anlamda yapılan tüm hazırlıklara yer verildi.
Her alan için özenle çalışıp ayrı ayrı önlem maddeleri oluşturduk. Servis araçlarımız, okul girişleri, sınıfların içleri, diğer derslik alanlarımız, yemekhane, kantin, tuvalet ve duş alanları, bahçemiz ve açık alanlar, ortak kullanım alanları, laboratuvarlar, kütüphane, spor salonu, öğretmenler odası gibi okuldaki her fiziki ortamımıza özel tedbirlerimizi hazırladık ve uygulayacağız. Okulumuza gelecek personelimiz, ziyaretçilerimiz, velilerimiz bu kurallar dahilinde gelebilecek.
Maske, ateş ölçer, dezenfektan ve sosyal mesafe gibi artık yeni düzenimizin en başında yer alan maddeleri her alanda, kesintisiz uygulayacağız. Öğrenci servislerimizin mevcudunu sosyal mesafe kurallarını dikkate alarak yeniden düzenleyeceğiz. Hem servis hem okul araçlarımızın hijyeni çok sık aralıklarla yapılacak. Okulun merdivenleri sadece çıkış ve sadece iniş merdivenleri olarak ayrılacak ve temas azaltılacak. Lobi alanlarındaki veli oturma alanları kaldırılacak. Kargolarımız dahi dezenfekte edilip personelimize teslim edilecek.
Sosyal mesafe kuralına göre oturma düzeni oluşturuyoruz. Ders esnasında sınıf kapıları açık olacak, öğrenciler ve öğretmenler maskeli olacak, öğretmenimiz siperlik de takacak. Ders öncesi, ders esnası ve ders sonrası olmak üzere her koşul göz önünde bulundurularak tedbirler alınacak ve takibi yapılacak. Havalandırma hem okulda hem servislerde klima ile değil doğal yollarla sağlanacak. Pencereler açık kalacak, sınıflar hem gece hem gündüz düzenli olarak havalandırılacak. Teneffüsler her sınıf kademesi ayrı kullanacak şekilde kurgulanacak.
Yemekhanede de tüm hijyen kuralları gözetilerek ve yemeğe çıkış saatleri planlanarak hizmet verilecek. Menüler salgın döneminde bağışıklık sistemini güçlendirecek şekilde düzenlenecek.
Yapılan bu fiziki hazırlıkların yanı sıra öğrencilerin bir önceki yıldan getirdikleri akademik eksikliklerinin tespiti ve bunların kapatılması noktasında da telafi programlarımızı tamamladık.
Rehberlik servisimiz tüm çalışan, öğrenci ve öğretmenlerimizin psikolojik sağlamlıklarını ve kendini iyi hissetme durumlarını artırmak üzerine yapacağı çalışmaları planladı ve uygulamaya başladık. Bahsettiğimiz bu planlamalarımız çerçevesinde yeni eğitim-öğretim yılına hazırız.

Son Güncelleme: Pazar, 29 Ağustos 2021 11:19

Gösterim: 1118

İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu, Kültür Koleji’nin zorluklara uyum sağlayan ve mükemmellik için çabalayan dünyadaki 100 okuldan biri seçildiğini söyledi.

biriz_kutoglu_77* Pandemi döneminde, öğrenciler hareket ve oyundan uzak kaldılar. Bu da beraberinde önemli bir ihtiyacı getirdi. Yeni ders yılında, açık hava etkinlikleri ayrı bir öneme sahip olacak okulumuzda…
* Eğitim programı ve öğrenme ortamlarını sürekli güncelleyerek matematik, bilim, teknoloji ve mühendisliği küçük yaşlardan başlayarak birbirine entegre bir şekilde öğrenebilecekleri ortamlar hazırlıyoruz.
* Biz eğitimcilerin, gelişmeleri evrensel boyutta değerlendirmesi, bireyleri geleceğin dünyasına hazırlamak açısından çok önemli. Unutmayalım ki; önümüzdeki 20 yıl, milenyumun geride bıraktığımız ilk 20 yılından çok farklı olacak.

Eğitimde yeni dönem başladı. Yaklaşık 2 yıldır devam eden pandemi sürecinin eğitimde yarattığı olumlu ve olumsuz yönleri değerlendirebilir misiniz? Yeni döneme nasıl başlayacaksınız?

Uzaktan eğitimin yol açtığı öğrenme kayıpları, okul başarısında gelecek yıllarda oldukça belirleyici bir unsur olarak karşımıza çıkacak. Bu noktada, öğrenme kayıplarına yönelik önlem olarak okullarımızda “Müfredat Revizyonu”nu başlattık.

“Müfredat Revizyonu” ile ulaşmak istediğimiz nokta; yeni ders yılının yüz yüze eğitimle başlamasıyla birlikte öncelikle öğrencilerde oluşan öğrenme kayıplarını gidermek…

Neredeyse 1,5 yıldır uzaktan eğitim alan öğrenciler, eskiden olduğu gibi aynı müfredatla adeta kaldığı yerden devam edercesine okula gelmemeli… Öğrencilerin, gerek sosyal-duygusal yönden gerekse akademik yönden güncellenmiş, revize edilmiş bir müfredata ihtiyacı var. Yaptığımız gözlemler ve tespitler bize öğrencilerin en çok yazma becerilerinin gerilediğini gösterdi. Gerek anadil gerekse yabancı dilin en önemli öğrenme alanlarından biri “yazma”. Bu alanda oluşan gerilemeye karşı anadil ve yabancı dil müfredatımızda “yazma” ile ilgili olan etkinlikleri ve süreyi artırdık. Önümüzdeki yılın tamamında öğrencilerimiz, geri kaldıkları bu alana yönelik daha fazla etkinlik yapacaklar… Hareket, insanın hayati bir ihtiyacıdır. Çocuk, hareket etme yoluyla dünya ile etkileşime girer. Dünyayı tüm duyuları ile algılamaya, keşfetmeye, test etmeye, kavramaya ve anlamaya çalışır. Deneyim kazanıp, kendine güven duygusunu geliştirmesine imkan sağlar. Bu kapsamda beden eğitimi çocuğun duygusal, zihinsel, sosyal ve fiziksel gelişimini destekler. Oyun ise çocuğun, psikomotor, sosyal ve duygusal gelişimini etkilediği gibi aynı zamanda zihinsel gelişimini de etkilemektedir. Çünkü oyun, çocuğa çevresini araştırma, objeleri tanıma ve problem çözme imkânı sağlamaktadır. Çocuk bu yolla büyüklük, şekil, renk, boyut, ağırlık, hacim, ölçme, sayma, zaman, mekân, uzaklık, uzay gibi pek çok kavramı ve eşleştirme, sınıflandırma, sıralama, analiz, sentez ve problem çözme gibi birçok zihinsel işlemleri de öğrenebilir.

Pandemi döneminde, öğrenciler hareket ve oyundan uzak kaldılar. Bu da beraberinde önemli bir ihtiyacı getirdi. Yeni ders yılında, açık hava etkinlikleri ayrı bir öneme sahip olacak okulumuzda… Açık sınıf uygulamalarımızla, bahçe etkinliklerimizle, hareketi ve oyunu eskiye göre daha fazla içeren bir öğrenme süreci oluşturuyoruz.

KÜLTÜR’DE İNOVASYON ÖN PLANDA

Kültür Koleji eğitimde inovasyonu temel alan bir anlayışa sahip. Eğitimde inovasyondan ne anlamalıyız? Bu çerçevede kurumdaki inovatif uygulamalar hakkında bilgi verebilir misiniz? Yeni dönemde geleceğin insan ihtiyacı nasıl şekillenecek? Bu anlamda siz gençleri geleceğe nasıl hazırlıyorsunuz?

İnovasyon kavramı son yıllarda ülkelerin temel politikalarında ve stratejilerinde yer alan önemli bir kavram. Yeniliğin uygulanmaya konma süreci anlamına geliyor. Kavram olarak hem bir süreci hem de bir sonucu anlatıyor. Bazı yenilik ve yenilenmelerin kültüre dahil edilmesi ve bazılarının da ayıklanması kaçınılmazdır. Bu ayıklanma sürecine bağlı olarak seçilen yenilikler üretilecek ve hatta gelecek zamanlara örnek olacak bir yapıya dönüşecek. Biz, Kültür Koleji ve Kültür2000 Kolejinde bu döngüyü oluşturabilecek, süreç içine dahil olabilecek bireyler yetiştirmeyi amaçlıyoruz. İnovasyon merkezlerimiz, Future Kültür dersleri, Evreka Ön Kuluçka Merkezi tamamen bu amaca yönelik olarak kurulmuş yapılardır. İçinde bulunduğumuz çağ, bilim ve teknoloji ile şekilleniyor. Bu durum öğrencilere analitik düşünme, sorgulama, tasarlama, üretme ve girişimcilik becerilerini geliştirme zorunluluğunu getiriyor. Yeni ve çağdaş teknolojileri eğitim öğretimde kullanmaya ve kullandırmaya önem veren ve bunları etkin bir öğrenme aracı olarak gören okullarımız, bu süreçte öğrencilerine yaratıcı ve yenilikçi bir bakış açısı kazandırmayı amaçlıyor. Bu amaç doğrultusunda, eğitim programı ve öğrenme ortamlarını sürekli güncelleyerek matematik, bilim, teknoloji ve mühendisliği küçük yaşlardan başlayarak birbirine entegre bir şekilde öğrenebilecekleri ortamlar hazırlıyoruz.


EN ÖNEMLİ PARAMETRE TEKNOLOJİ OLACAK
Pandemi sonrası yeni bir dönemden bahsediliyor. Yeni dönemin parametreleri neler olacak?

Pek çok ülke, pandeminin öğrenme üzerindeki olumsuz etkisini en aza indirmek için birçok farklı yaklaşım geliştirdi ve geliştirmeye devam ediyor. Çünkü çocuklar, bu dönemde, sadece eğitimden değil, aynı zamanda sosyalleşme, spor ve kültürel faaliyetler gibi kişilik gelişimini etkileyen birçok boyuttan mahrum kaldılar. Kapanma süreci uzadıkça özellikle çocukların zihinsel sağlıklarını korumak için ailelere ve öğretmenlere yönelik desteğin artırılması gerekiyordu. Pandemi ardından, düzenlenen müfredat, okul içi çalışmalar esasında bu amaca hizmet edecek. Elbette yeni dönemin en önemli parametresi teknoloji olacak. 2 yıla yakın bir süredir online ve onunla birlikte bir grup öğrenci için devam eden hibrit eğitim, eğitimde teknoloji kullanımını daha da görünür bir hale getirdi.

ÖNÜMÜZDAKİ 20 YIL ÇOK FARKLI OLACAK

Uzaktan, hibrit ya da yüz yüze eğitim, her koşulda eğitimin temel unsuru öğretmen olacak. Öğretmenleri nasıl bir değişim bekliyor? Kültür’de bu değişim nasıl yönetiliyor?

Tüm dünyada etkisini gösteren ve pandemi haline gelen COVID-19 nedeniyle zorunlu bir dijital dönüşüm ile karşı karşıya kaldık. Eğitim dünyası, bu dijital dönüşümün orta yerinde diyebiliriz. Biz öğretmenler de pandemi sebebiyle yaşamımızda köklü değişiklikler yaşayarak benzersiz bir deneyimden geçtik, hala da geçiyoruz. Sadece yükseköğretimden aşina olduğumuz uzaktan eğitim kavramına, ilköğretim ve ortaöğretimi de dahil ederek zorlu bir süreçten geçtik. Eğitim-öğretimi kaldığı yerden devam ettirebilmek adına öğretmenler ve yöneticiler üstün çaba gösterdiler. Normal bir uzaktan öğretim süreci olmayan bu süreçte, sürekli geri bildirim alınan ve doğru planlama yapmak kilit nokta oldu. Pandemi ile başlayan bu süreçte ve yeni dönemde, hızlı ve yenilikçi adımlar atarak öğrenme sürecini devam ettirmek adına aktif olunması gerektiğini gördük. Öncelikli olarak işbirlikçi çalışmanın önemini bir kez daha anladık. Dijital dünyadaki hızlı değişimlerin eğitimin yönünü nasıl etkilediğini fark ettik. Anaokulundan üniversiteye tüm kademelerde etkili bir uzaktan öğretim süreci yönetebilmek için öğretmenlerin dijital becerilere sahip olması gerektiğinin önemini de bir kere daha görmüş olduk. Biz eğitimcilerin, gelişmeleri evrensel boyutta değerlendirmesi, bireyleri geleceğin dünyasına hazırlamak açısından çok önemli. Unutmayalım ki; önümüzdeki 20 yıl, milenyumun geride bıraktığımız ilk 20 yılından çok farklı olacak.

PANDEMİDE KÖKLÜ BİR KURUM OLMANIN KONFORUNU YAŞADIK
Uzun bir geçmişi ve buna bağlı gelenekleri olan köklü bir kurumu yönetiyorsunuz. Eğitim yöneticiliği de kabuk değiştiriyor. Bu değişim sizde ne tür farklılıklar ortaya çıkarıyor. Kendinizi bir yönetici olarak yeni döneme nasıl hazırlıyorsunuz? Pandemi sürecinden bir yönetici olarak hangi dersleri çıkardınız?

Pandemi, hayatımızı aniden değiştiren bir gerçek olarak karşımıza çıktı. Alışkanlıklarımız değişti, hayatımızı sürdürebilmek için öğrenmeye çalışmak tek çaremiz oldu. Buradan çıkartılacak sonuç bence şu: Çevik olmak, değişime çok hızlı ayak uydurmak, problem çözme ve yaratıcılık becerisini geliştirmek, dayanıklı olabilmek, alıştıklarınızdan vazgeçip yeniliklere adapte olabilmek… Bu saydıklarımın kilit noktasında olduğuna inanıyorum. Evet uzun bir geçmişi olan köklü bir kurumun yönetimindeyim. Pandemi döneminde köklülüğün sağladığı hantallık değil konfor oldu. Çünkü, geleceğe yatırım yapmayı alışkanlık haline getirmiş olan bir kurum Kültür Koleji… Uzun yıllar boyunca teknolojiye yapılan yatırım, öğretmen eğitiminde teknolojik okur-yazarlığın oluşturulmuş olması, teknolojik donanımın güçlülüğü pandemide öğrencilerimiz için büyük şans, bizler için de büyük bir konfora dönüştü. Bununla birlikte elbette güçlü bir iletişim ve işbirliği… Kenetlenebilmek ve buna liderlik edebilmek…Ekip arkadaşlarım ve ben yılmadan çalıştık. İnandık ve başardık. Uzaktan eğitimde %95’in üzerinde öğrenci memnuniyetine ulaştık. Benim kendi adıma çıkarttığım ders okumak, araştırmak, geleceğe yatırım yapmak… Son 1,5 yıldır dünyada eğitimle ilgili olup bitenler, hangi ülke ne yapmış, orada nasıl çözümler getirilmiş? Bunlarla ilgili özel bir komisyon kurduk. Bilgi paylaşımını çok hızlandırdık.

GELECEĞİN EĞİTİMİ HANGİ AYAKLAR ÜZERİNDE DURACAK?

Biz eğitimciler, nitelikli ve geleceğin sorunlarını gören, onlara çözüm üretebilen bireyler yetiştirmek zorundayız. Değişimi görebilmek ve yönetebilmek için eğitim anlayışını biçimlendirmemiz gerekiyor. Öğrenme ortamlarını yeniliklerle entegre hale getirmeli ve öğrenme deneyimini geliştirmeliyiz. Az önce de bahsettiğim gibi, dijital bir dönüşüm içindeyiz. Uzaktan ve hibrit eğitim sürecinde farklı deneyimler edindik. Teknolojiyi artık çok daha fazla günlük hayatımıza dahil ettik. Tüm bu süreçler farkı şekillerde de olsa da kendini yenileyecek. Yapmamız gerekense, her koşula adapte olabilen bir yapıya sahip olmak, hazırlıklı olmak. Sürekli yenilenmek gerekiyor. Bence, geleceğin eğitiminde, öğrenmenin zamanında ve mekanında farklılaşmalar olacak. Yani öğrenciler kendi öğrenim düzenlerine göre zaman ve mekan seçimi yapabilecekler. Bununla beraber, öğrenciler kendilerini ve öğrenme yöntemlerini tanıyacak ve buna göre kendileri için düzenlenmiş öğrenme yöntemine bağlı olarak yetiştirilecek.

 

> Kültür Koleji Dünyanın En İyi 100 Okulu listesinde

İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu, Kültür Koleji’nin zorluklara uyum sağlayan ve mükemmellik için çabalayan dünyadaki 100 okuldan biri seçildiğini söyledi.

biriz_kutoglu_77* Pandemi döneminde, öğrenciler hareket ve oyundan uzak kaldılar. Bu da beraberinde önemli bir ihtiyacı getirdi. Yeni ders yılında, açık hava etkinlikleri ayrı bir öneme sahip olacak okulumuzda…
* Eğitim programı ve öğrenme ortamlarını sürekli güncelleyerek matematik, bilim, teknoloji ve mühendisliği küçük yaşlardan başlayarak birbirine entegre bir şekilde öğrenebilecekleri ortamlar hazırlıyoruz.
* Biz eğitimcilerin, gelişmeleri evrensel boyutta değerlendirmesi, bireyleri geleceğin dünyasına hazırlamak açısından çok önemli. Unutmayalım ki; önümüzdeki 20 yıl, milenyumun geride bıraktığımız ilk 20 yılından çok farklı olacak.

Eğitimde yeni dönem başladı. Yaklaşık 2 yıldır devam eden pandemi sürecinin eğitimde yarattığı olumlu ve olumsuz yönleri değerlendirebilir misiniz? Yeni döneme nasıl başlayacaksınız?

Uzaktan eğitimin yol açtığı öğrenme kayıpları, okul başarısında gelecek yıllarda oldukça belirleyici bir unsur olarak karşımıza çıkacak. Bu noktada, öğrenme kayıplarına yönelik önlem olarak okullarımızda “Müfredat Revizyonu”nu başlattık.

“Müfredat Revizyonu” ile ulaşmak istediğimiz nokta; yeni ders yılının yüz yüze eğitimle başlamasıyla birlikte öncelikle öğrencilerde oluşan öğrenme kayıplarını gidermek…

Neredeyse 1,5 yıldır uzaktan eğitim alan öğrenciler, eskiden olduğu gibi aynı müfredatla adeta kaldığı yerden devam edercesine okula gelmemeli… Öğrencilerin, gerek sosyal-duygusal yönden gerekse akademik yönden güncellenmiş, revize edilmiş bir müfredata ihtiyacı var. Yaptığımız gözlemler ve tespitler bize öğrencilerin en çok yazma becerilerinin gerilediğini gösterdi. Gerek anadil gerekse yabancı dilin en önemli öğrenme alanlarından biri “yazma”. Bu alanda oluşan gerilemeye karşı anadil ve yabancı dil müfredatımızda “yazma” ile ilgili olan etkinlikleri ve süreyi artırdık. Önümüzdeki yılın tamamında öğrencilerimiz, geri kaldıkları bu alana yönelik daha fazla etkinlik yapacaklar… Hareket, insanın hayati bir ihtiyacıdır. Çocuk, hareket etme yoluyla dünya ile etkileşime girer. Dünyayı tüm duyuları ile algılamaya, keşfetmeye, test etmeye, kavramaya ve anlamaya çalışır. Deneyim kazanıp, kendine güven duygusunu geliştirmesine imkan sağlar. Bu kapsamda beden eğitimi çocuğun duygusal, zihinsel, sosyal ve fiziksel gelişimini destekler. Oyun ise çocuğun, psikomotor, sosyal ve duygusal gelişimini etkilediği gibi aynı zamanda zihinsel gelişimini de etkilemektedir. Çünkü oyun, çocuğa çevresini araştırma, objeleri tanıma ve problem çözme imkânı sağlamaktadır. Çocuk bu yolla büyüklük, şekil, renk, boyut, ağırlık, hacim, ölçme, sayma, zaman, mekân, uzaklık, uzay gibi pek çok kavramı ve eşleştirme, sınıflandırma, sıralama, analiz, sentez ve problem çözme gibi birçok zihinsel işlemleri de öğrenebilir.

Pandemi döneminde, öğrenciler hareket ve oyundan uzak kaldılar. Bu da beraberinde önemli bir ihtiyacı getirdi. Yeni ders yılında, açık hava etkinlikleri ayrı bir öneme sahip olacak okulumuzda… Açık sınıf uygulamalarımızla, bahçe etkinliklerimizle, hareketi ve oyunu eskiye göre daha fazla içeren bir öğrenme süreci oluşturuyoruz.

KÜLTÜR’DE İNOVASYON ÖN PLANDA

Kültür Koleji eğitimde inovasyonu temel alan bir anlayışa sahip. Eğitimde inovasyondan ne anlamalıyız? Bu çerçevede kurumdaki inovatif uygulamalar hakkında bilgi verebilir misiniz? Yeni dönemde geleceğin insan ihtiyacı nasıl şekillenecek? Bu anlamda siz gençleri geleceğe nasıl hazırlıyorsunuz?

İnovasyon kavramı son yıllarda ülkelerin temel politikalarında ve stratejilerinde yer alan önemli bir kavram. Yeniliğin uygulanmaya konma süreci anlamına geliyor. Kavram olarak hem bir süreci hem de bir sonucu anlatıyor. Bazı yenilik ve yenilenmelerin kültüre dahil edilmesi ve bazılarının da ayıklanması kaçınılmazdır. Bu ayıklanma sürecine bağlı olarak seçilen yenilikler üretilecek ve hatta gelecek zamanlara örnek olacak bir yapıya dönüşecek. Biz, Kültür Koleji ve Kültür2000 Kolejinde bu döngüyü oluşturabilecek, süreç içine dahil olabilecek bireyler yetiştirmeyi amaçlıyoruz. İnovasyon merkezlerimiz, Future Kültür dersleri, Evreka Ön Kuluçka Merkezi tamamen bu amaca yönelik olarak kurulmuş yapılardır. İçinde bulunduğumuz çağ, bilim ve teknoloji ile şekilleniyor. Bu durum öğrencilere analitik düşünme, sorgulama, tasarlama, üretme ve girişimcilik becerilerini geliştirme zorunluluğunu getiriyor. Yeni ve çağdaş teknolojileri eğitim öğretimde kullanmaya ve kullandırmaya önem veren ve bunları etkin bir öğrenme aracı olarak gören okullarımız, bu süreçte öğrencilerine yaratıcı ve yenilikçi bir bakış açısı kazandırmayı amaçlıyor. Bu amaç doğrultusunda, eğitim programı ve öğrenme ortamlarını sürekli güncelleyerek matematik, bilim, teknoloji ve mühendisliği küçük yaşlardan başlayarak birbirine entegre bir şekilde öğrenebilecekleri ortamlar hazırlıyoruz.


EN ÖNEMLİ PARAMETRE TEKNOLOJİ OLACAK
Pandemi sonrası yeni bir dönemden bahsediliyor. Yeni dönemin parametreleri neler olacak?

Pek çok ülke, pandeminin öğrenme üzerindeki olumsuz etkisini en aza indirmek için birçok farklı yaklaşım geliştirdi ve geliştirmeye devam ediyor. Çünkü çocuklar, bu dönemde, sadece eğitimden değil, aynı zamanda sosyalleşme, spor ve kültürel faaliyetler gibi kişilik gelişimini etkileyen birçok boyuttan mahrum kaldılar. Kapanma süreci uzadıkça özellikle çocukların zihinsel sağlıklarını korumak için ailelere ve öğretmenlere yönelik desteğin artırılması gerekiyordu. Pandemi ardından, düzenlenen müfredat, okul içi çalışmalar esasında bu amaca hizmet edecek. Elbette yeni dönemin en önemli parametresi teknoloji olacak. 2 yıla yakın bir süredir online ve onunla birlikte bir grup öğrenci için devam eden hibrit eğitim, eğitimde teknoloji kullanımını daha da görünür bir hale getirdi.

ÖNÜMÜZDAKİ 20 YIL ÇOK FARKLI OLACAK

Uzaktan, hibrit ya da yüz yüze eğitim, her koşulda eğitimin temel unsuru öğretmen olacak. Öğretmenleri nasıl bir değişim bekliyor? Kültür’de bu değişim nasıl yönetiliyor?

Tüm dünyada etkisini gösteren ve pandemi haline gelen COVID-19 nedeniyle zorunlu bir dijital dönüşüm ile karşı karşıya kaldık. Eğitim dünyası, bu dijital dönüşümün orta yerinde diyebiliriz. Biz öğretmenler de pandemi sebebiyle yaşamımızda köklü değişiklikler yaşayarak benzersiz bir deneyimden geçtik, hala da geçiyoruz. Sadece yükseköğretimden aşina olduğumuz uzaktan eğitim kavramına, ilköğretim ve ortaöğretimi de dahil ederek zorlu bir süreçten geçtik. Eğitim-öğretimi kaldığı yerden devam ettirebilmek adına öğretmenler ve yöneticiler üstün çaba gösterdiler. Normal bir uzaktan öğretim süreci olmayan bu süreçte, sürekli geri bildirim alınan ve doğru planlama yapmak kilit nokta oldu. Pandemi ile başlayan bu süreçte ve yeni dönemde, hızlı ve yenilikçi adımlar atarak öğrenme sürecini devam ettirmek adına aktif olunması gerektiğini gördük. Öncelikli olarak işbirlikçi çalışmanın önemini bir kez daha anladık. Dijital dünyadaki hızlı değişimlerin eğitimin yönünü nasıl etkilediğini fark ettik. Anaokulundan üniversiteye tüm kademelerde etkili bir uzaktan öğretim süreci yönetebilmek için öğretmenlerin dijital becerilere sahip olması gerektiğinin önemini de bir kere daha görmüş olduk. Biz eğitimcilerin, gelişmeleri evrensel boyutta değerlendirmesi, bireyleri geleceğin dünyasına hazırlamak açısından çok önemli. Unutmayalım ki; önümüzdeki 20 yıl, milenyumun geride bıraktığımız ilk 20 yılından çok farklı olacak.

PANDEMİDE KÖKLÜ BİR KURUM OLMANIN KONFORUNU YAŞADIK
Uzun bir geçmişi ve buna bağlı gelenekleri olan köklü bir kurumu yönetiyorsunuz. Eğitim yöneticiliği de kabuk değiştiriyor. Bu değişim sizde ne tür farklılıklar ortaya çıkarıyor. Kendinizi bir yönetici olarak yeni döneme nasıl hazırlıyorsunuz? Pandemi sürecinden bir yönetici olarak hangi dersleri çıkardınız?

Pandemi, hayatımızı aniden değiştiren bir gerçek olarak karşımıza çıktı. Alışkanlıklarımız değişti, hayatımızı sürdürebilmek için öğrenmeye çalışmak tek çaremiz oldu. Buradan çıkartılacak sonuç bence şu: Çevik olmak, değişime çok hızlı ayak uydurmak, problem çözme ve yaratıcılık becerisini geliştirmek, dayanıklı olabilmek, alıştıklarınızdan vazgeçip yeniliklere adapte olabilmek… Bu saydıklarımın kilit noktasında olduğuna inanıyorum. Evet uzun bir geçmişi olan köklü bir kurumun yönetimindeyim. Pandemi döneminde köklülüğün sağladığı hantallık değil konfor oldu. Çünkü, geleceğe yatırım yapmayı alışkanlık haline getirmiş olan bir kurum Kültür Koleji… Uzun yıllar boyunca teknolojiye yapılan yatırım, öğretmen eğitiminde teknolojik okur-yazarlığın oluşturulmuş olması, teknolojik donanımın güçlülüğü pandemide öğrencilerimiz için büyük şans, bizler için de büyük bir konfora dönüştü. Bununla birlikte elbette güçlü bir iletişim ve işbirliği… Kenetlenebilmek ve buna liderlik edebilmek…Ekip arkadaşlarım ve ben yılmadan çalıştık. İnandık ve başardık. Uzaktan eğitimde %95’in üzerinde öğrenci memnuniyetine ulaştık. Benim kendi adıma çıkarttığım ders okumak, araştırmak, geleceğe yatırım yapmak… Son 1,5 yıldır dünyada eğitimle ilgili olup bitenler, hangi ülke ne yapmış, orada nasıl çözümler getirilmiş? Bunlarla ilgili özel bir komisyon kurduk. Bilgi paylaşımını çok hızlandırdık.

GELECEĞİN EĞİTİMİ HANGİ AYAKLAR ÜZERİNDE DURACAK?

Biz eğitimciler, nitelikli ve geleceğin sorunlarını gören, onlara çözüm üretebilen bireyler yetiştirmek zorundayız. Değişimi görebilmek ve yönetebilmek için eğitim anlayışını biçimlendirmemiz gerekiyor. Öğrenme ortamlarını yeniliklerle entegre hale getirmeli ve öğrenme deneyimini geliştirmeliyiz. Az önce de bahsettiğim gibi, dijital bir dönüşüm içindeyiz. Uzaktan ve hibrit eğitim sürecinde farklı deneyimler edindik. Teknolojiyi artık çok daha fazla günlük hayatımıza dahil ettik. Tüm bu süreçler farkı şekillerde de olsa da kendini yenileyecek. Yapmamız gerekense, her koşula adapte olabilen bir yapıya sahip olmak, hazırlıklı olmak. Sürekli yenilenmek gerekiyor. Bence, geleceğin eğitiminde, öğrenmenin zamanında ve mekanında farklılaşmalar olacak. Yani öğrenciler kendi öğrenim düzenlerine göre zaman ve mekan seçimi yapabilecekler. Bununla beraber, öğrenciler kendilerini ve öğrenme yöntemlerini tanıyacak ve buna göre kendileri için düzenlenmiş öğrenme yöntemine bağlı olarak yetiştirilecek.

 

Son Güncelleme: Cuma, 24 Eylül 2021 11:36

Gösterim: 957

Okulların açılması ve çocukların eğitimlerinin yarım kalmaması için “Sosyal Sorumluluk Kampanyası” düzenlediklerini belirten Vatan Eğitim Kurumları Genel Müdürü Orhan Dağhan, “Annesi babası aşı olmuş tüm öğrencilere ekstra yüzde 10 indirim uyguluyoruz. Tüm kurumlarımızda idarecilerimizin, öğretmenlerimizin ve çalışan personelimizin aşılanması bizim için son derece önemlidir.” diye konuştu. 

orhan_daghan_vatanKesintisiz yüz yüze eğitim için hangi tedbirler alınmalı?
Yüz yüze eğitime geçilebilmesi için salgın belirli oranlarda tutulmalı, sosyal hareketliliği azaltacak tedbirler alınmalı ve okullarda sağlık riskinin oluşmasını engelleyecek gerekli tüm önlemlerin hayata geçirilmesi gerekir. Ayrıca sağlıklı ve kesintisiz yüz yüze eğitimin sürdürülebilmesi için sadece okulların değil ailelerin de bu süreçte Covid 19 sosyal mesafe kurallarına uyması maske takması vb. noktalarda daha dikkatli olması gerekir. Yine Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tüm personel ve çocuklarınave çocuğu okula giden velilere aşı takviminde öncelik sağlanması en önemli nokta olarak karşımızda duruyor.

Bizler de bu konuda üzerimize düşen her şeyi yapıyoruz. Bu bağlamda Vatan Eğitim Kurumları olarak okullarımızın açılması ve çocuklarımızın eğitimlerinin yarım kalmaması için “Sosyal Sorumluluk Kampanyası” düzenledik. Annesi babası aşı olmuş tüm öğrencilere ekstra yüzde 10 indirim uyguluyoruz. Tüm kurumlarımızda idarecilerimizin, öğretmenlerimizin ve çalışan personelimizin aşılanması bizim için son derece önemlidir. Bunun yanında başta temizlik ve hijyen çalışmaları olmak üzere hazırlıklarımız aralıksız olarak titizlikle yürütüyoruz. Kurum çalışanlarımıza el yıkama yöntemleri, el dezenfektan kullanımı, maske takılması vb. eğitimleri içeren hizmet içi seminerler düzenlenerek hem okullarımızın fiziksel olarak bu sürece hazırladık hem de yaptığımız rehberlik çalışmaları ve hazırladığımız telafi programlarını içeren güncel programlarımızla yeni döneme ilişkin hazırlıklarımızı tamamlamış durumdayız. Derslerimizin bir kısmını hava koşullarını göz önüne alarak açık havada oyun temelli olarak yapmayı planlıyoruz. Kurumlarımızda her sınıf için bahçede de sabit alanlar belirleyerek sosyal mesafe kuralları ile ilgili yönlendirme ve işaretlemeler yaptık. Okullarımızınbelirli alanlarına öğrencilerimizin de görebileceği şekilde Covid 19 önlemleri ile ilgili bilgilendirici afişler (El yıkama, tıbbi maske kullanımı, okul içinde uyulması gereken kurallar vb.) astık.

YÜZ YÜZE EĞİTİME HAZIRIZ
MEB ve okullar kriz yönetimine hazır mı?
Kovid-19 salgını dünyada ve ülkemizde bütün hızıyla yayılmaya devam ederken, sağlık, eğitim ve çalışma yaşamı başta olmak üzere toplumsal yaşamın birçok alanını olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Dünya genelinde bütün eğitim kademelerinde bir buçuk milyarın üzerinde öğrencinin eğitim hayatı pandemiden dolayı olağan akışının dışına çıkmış durumda. Bu durum maalesef bizim ülkemizde de böyle. Bu süreçte geleneksel yüz yüze eğitim ortamlarından zorunlu olarak uzaklaşıldı. Pandemi sürecinde uygulanan online eğitim ya da hibrit eğitim imkanlarıyla oluşan eğitim kayıpları minumum seviyeye indirilmeye çalışıldı.Bu süreçte özel okullar uzaktan ve hibrit modellerle eğitim – öğretim süreçlerini kesintisiz sürdürmeyi başarırken aynı başarıyı Milli Eğitime bağlı diğer kurumlarda görmek çok mümkün olmadı. Özel okullar diğer okullara göre zaten belli oranlarda hibrit eğitim programlarını önceden uyguladıkları için bu süreçte çok daha hazır olarak girdiler. Vatan Eğitim Kurumları olarak bu süreci başarılı bir şekilde yönettiğimizi söyleyebilirim. Yeni Eğitim Öğretim döneminde tüm hazırlıklarımızı yüz yüze eğitim yapmak üzere tamamlamış durumdayız. Ancak olası tekrar bir kapanma ya da okulların açılmaması ihtimaline karşın B planımızı hazırlamış durumdayız. Bu bağlamda hem öğretmenlerimizin hem öğrencilerimizin hem de velilerimizin bu süreçte neler yapacakları hangi programları uygulayacağımızı ve ürettiğimizi içerikler ve dijital platformlarla sürece hazır olduğumuzu söyleyebilirim.

Pandemi nedeniyle oluşacak olumsuzluklar için hangi senaryolar hayata geçirilecek?
Yukarıda da belirttiğim gibi MEB ve eğitim camiasının tek çabası yüz yüze eğitimin başlaması olmalı. Öğrencilerimizde oluşan öğrenme kayıplarını tekrar uzaktan online eğitimle telafi etme şansımız erişim engelleriyle beraber zorlaşıyor. Ayrıca öğrencilerde ve ailelerde yaşanan psikolojik ve sosyolojik durumlarıda düşündüğümüzde bu sürecin başarıyla yönetilme şansının çok az olduğunu söyleyebilirim. Ancak pandemi nedeniyle bir olumsuzluk oluşması durumunda tam kapanmanın bu süreçte doğru olmadığını kademeli ya da öğrencilerin belli günlerde okul ortamına dahil olduğu bir süreç devreye sokulmalı. Öğrencilerin haftada en az iki gün okullara gelecekleri şekilde seyreltilmiş programlar yapılmalı. 

Yeni eğitim – öğretim dönemi başlarken okullar akademik ve sosyal hazırlıklarını tamamladılar mı?
Bildiğiniz üzere Milli eğitim Balkanımız Prof. Dr. Sn. Ziya Selçuk geçen günlerde istifa etti. Yerine gelen Sn. Mahmut Özer daha önce sayın Ziya Selçuk’un da belirtiği gibi ilk önceliğimiz okullarımızı 6 Eylül tarihinde açmak dedi. Ancak orda dikkat çeken şöyle bir cümle vardı. Bu tarihe kadar önceliğimiz okullarımızı hazır hale getirmek. Burada da şöyle bir soru akla geliyor okullarımız halen bu sürece hazır değil mi? Özel okulların yeni eğitim öğretim dönemine geçilirken tüm hazırlıklarını tamamladığını söyleyebiliriz. Bizler kurumlarımızda uyguladığımız tam öğrenme modeli ve oyun ve beceri temelli programlarla sürece hazır bir şekilde giriyoruz. Ayrıca kurduğumuz öğrenci, veli ve öğretmen akademileriyle bu süreci daha sağlıklı yürüteceğimize inanıyorum. 

Öğrenciler okullara hangi şartlar altında adım atacaklar?
Öğrencilerimizin okullarını, arkadaşlarını ve öğretmenlerini çok özlediğini hepimiz biliyoruz. Elbette ki büyük bir heyecanla okullarına geleceklerdir. Okullarda emin olun öğrencileri fazlasıyla özlemiş durumda. Busürecin sağlıklı başlayabilmesi için öncelikle okullarda oryantasyon ve rehberlik çalışmalarına öncelik verilmeli. Geçmiş dönemde yaşanan öğrenme kayıplarının giderilmesine yönelik telafi programları yapılmalı. Öğrencilerin sürece daha iyi adapte olabilmesi için rehberlik birimi öğrencilerle bireysel görüşmeler yapıp destek programlarını hayata geçirmeli. 

Yeni dönemin programları nasıl oluşturuldu?
Bizler programlarımızı oluştururken öğrencilerimizle öğretmenlerimiz ve ilgili alanlardan sorumlu koordinatörlerimiz ve zümre ve bölüm başkanlarımızla beraber yapmış olduğumuz çalıştaylar sonucunda hazırladık. Temel amacımız öğrencilerimizin sürece sağlıklı bir şekilde başlamalarını sağlamak ve yaşanan eğitim kayıplarını giderirken aynı zaman da psikolojik açıdan da öğrencilerimizin, çalışanlarımızın ve velilerimizinyanında olarak onlara bu noktalarda destek olmaktır. Ayrıca uygulayacağımız beceri temelli öğrenme ve programlarla da bu alanlarda uzaktan eğitim sürecinde eğitimin aksayan uygulamalı alanlarını da tamamlamış olacağız. 

Yeni dönemin eğitim modelinde hangi teknolojilerden nasıl yararlanılacak?
Her ne kadar bütün hazırlıklarımız yüz yüze eğitim verilmesine yönelik yapsak da her hangi bir aksaklık olmasına karşın hibrit ve online eğitimin daha sağlıklı sürdürebilmek için bir çok farklı dijital platformlar ve içerikler ürettik. Bizler bu süreçte hem yüze eğitimde hem de hibrit ve online eğitim için gerekli hazırlıklarımızı, dijital platformlarımızı ve buna ilişkin içeriklerimizi tamamlamış durumdayız. Yaptığımız çalışmalarla yüz yüze verdiğimiz eğitime yakın bir eğitimi öğrencilerimize vermek üzere tasarladık. Anlaşmış olduğumuz çözüm ortaklarımızla öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin bu süreci daha sağlıklı yürütebilmesi için bütün hazırlıklarımızı tamamlamış durumdayız. Bu bağlamda öğrencilerimizin hem akademik hem sosyal açıdan hem de yabancı dil, rehberlik ve IT ve kültür sanat noktalarında ilgili içeriklerimizi ve programlarımızı hazırlamış durumdayız. 

SERVİS ve YEMEK HİZMETİ YENİDEN YAPILANDIRILDI
Servis-yemek vb lojistik konularda nasıl bir hizmet sunulacak?
Pandemi sürecinde velilerin ve okulların karşı karşıya geldiği konuların başında yemek ve servis ücretlerinin iadesinin yapılıp yapılmayacağı noktası olmuştu. Sonrasında alınan kararla bu ücretlerin velilere iade edilmesi kararlaştırıldı. Yeni eğitim öğretim döneminde bizlerde bu sıkıntıların yaşanmaması için velilerimizle bu yönde anlaşmalar yaptık. Ayrıca pandemiden dolayı servislerin taşıyacağı öğrenci sayıları ve hijyen kuralları yeniden oluşturuldu. Aynı şey yemek servisi içinde geçerli. Öğrencilerimizin kalabalık bir şekilde bu alanları kullanmamaları için gerekli önlemleri alarak tek kullanımlık setler aldık. Hijyen ve temizlik konularında çok daha hassas bir şekilde gerekli tedbirler alınarak öğrencilerimizin bu sürece sağlıklı bir şekilde başlamalarını hedeflemekteyiz.

ÖZEL OKULLAR ÜLKEMİZİN ORTAK SERMAYESİ
MEB ve eğitim dünyası kesintisiz yüz yüze eğitim için hangi ortak adımları atmalı?
Bu nokta da ilk öncelik aşılanma oranlarının artırılması olmalı. Bu bağlamda hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin ve ailelerinin aşılanmasına öncelik verilmeli. Ayrıca özel okulların bu süreci başarıyla yönettiğini düşündüğümüzde MEB özel okulların bu deneyimlerinden yaralanmalı ve ortak programlar oluşturmalı. Daha da ileriye giderek şunu belirtmeliyim. Pandemi sürecininolumsuz etkilediği sektörlerin başında özel okulların geldiğini hepimiz biliyoruz. Birçok özel okul öğrencilerinin azalması nedeniyle kapanmak durumunda kaldı. Ancak bu kurumlar ülkemizin ortak sermayesi. Bunların yok olmasına izin verilmemeli. MEB bu bağlamda belirli koşullarla kalabalık olan devlet okullarındaki öğrencileri özel okullara gönderebilir. Bu şekilde hem özel okullar desteklenmiş olur hem de öğrencilerimizin bu şekilde daha iyi koşularda eğitim görmeleri sağlanabilir. Ayrıca bu kurumlarda çalışan binlerce öğretmenin de işsiz kalmasının önüne geçilmiş olur. 

“Vatan Eğitim Kurumları olarak Ağustos ayının başından itibaren kurumlarımızda telafi eğitimine başladık. Program içeriklerini oluştururken de daha çok oryantasyon ve rehberlik temelli olarak düzenledik. Bunun yanında programımızı oluştururken öğrencilerimizin bir önceki sene eksik kalan kazanımlarını tamamlamaya yönelik olarak hazırladık.”

 

> Vatan’dan okulların açılması için Sosyal Sorumluluk Kampanyası

Okulların açılması ve çocukların eğitimlerinin yarım kalmaması için “Sosyal Sorumluluk Kampanyası” düzenlediklerini belirten Vatan Eğitim Kurumları Genel Müdürü Orhan Dağhan, “Annesi babası aşı olmuş tüm öğrencilere ekstra yüzde 10 indirim uyguluyoruz. Tüm kurumlarımızda idarecilerimizin, öğretmenlerimizin ve çalışan personelimizin aşılanması bizim için son derece önemlidir.” diye konuştu. 

orhan_daghan_vatanKesintisiz yüz yüze eğitim için hangi tedbirler alınmalı?
Yüz yüze eğitime geçilebilmesi için salgın belirli oranlarda tutulmalı, sosyal hareketliliği azaltacak tedbirler alınmalı ve okullarda sağlık riskinin oluşmasını engelleyecek gerekli tüm önlemlerin hayata geçirilmesi gerekir. Ayrıca sağlıklı ve kesintisiz yüz yüze eğitimin sürdürülebilmesi için sadece okulların değil ailelerin de bu süreçte Covid 19 sosyal mesafe kurallarına uyması maske takması vb. noktalarda daha dikkatli olması gerekir. Yine Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tüm personel ve çocuklarınave çocuğu okula giden velilere aşı takviminde öncelik sağlanması en önemli nokta olarak karşımızda duruyor.

Bizler de bu konuda üzerimize düşen her şeyi yapıyoruz. Bu bağlamda Vatan Eğitim Kurumları olarak okullarımızın açılması ve çocuklarımızın eğitimlerinin yarım kalmaması için “Sosyal Sorumluluk Kampanyası” düzenledik. Annesi babası aşı olmuş tüm öğrencilere ekstra yüzde 10 indirim uyguluyoruz. Tüm kurumlarımızda idarecilerimizin, öğretmenlerimizin ve çalışan personelimizin aşılanması bizim için son derece önemlidir. Bunun yanında başta temizlik ve hijyen çalışmaları olmak üzere hazırlıklarımız aralıksız olarak titizlikle yürütüyoruz. Kurum çalışanlarımıza el yıkama yöntemleri, el dezenfektan kullanımı, maske takılması vb. eğitimleri içeren hizmet içi seminerler düzenlenerek hem okullarımızın fiziksel olarak bu sürece hazırladık hem de yaptığımız rehberlik çalışmaları ve hazırladığımız telafi programlarını içeren güncel programlarımızla yeni döneme ilişkin hazırlıklarımızı tamamlamış durumdayız. Derslerimizin bir kısmını hava koşullarını göz önüne alarak açık havada oyun temelli olarak yapmayı planlıyoruz. Kurumlarımızda her sınıf için bahçede de sabit alanlar belirleyerek sosyal mesafe kuralları ile ilgili yönlendirme ve işaretlemeler yaptık. Okullarımızınbelirli alanlarına öğrencilerimizin de görebileceği şekilde Covid 19 önlemleri ile ilgili bilgilendirici afişler (El yıkama, tıbbi maske kullanımı, okul içinde uyulması gereken kurallar vb.) astık.

YÜZ YÜZE EĞİTİME HAZIRIZ
MEB ve okullar kriz yönetimine hazır mı?
Kovid-19 salgını dünyada ve ülkemizde bütün hızıyla yayılmaya devam ederken, sağlık, eğitim ve çalışma yaşamı başta olmak üzere toplumsal yaşamın birçok alanını olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Dünya genelinde bütün eğitim kademelerinde bir buçuk milyarın üzerinde öğrencinin eğitim hayatı pandemiden dolayı olağan akışının dışına çıkmış durumda. Bu durum maalesef bizim ülkemizde de böyle. Bu süreçte geleneksel yüz yüze eğitim ortamlarından zorunlu olarak uzaklaşıldı. Pandemi sürecinde uygulanan online eğitim ya da hibrit eğitim imkanlarıyla oluşan eğitim kayıpları minumum seviyeye indirilmeye çalışıldı.Bu süreçte özel okullar uzaktan ve hibrit modellerle eğitim – öğretim süreçlerini kesintisiz sürdürmeyi başarırken aynı başarıyı Milli Eğitime bağlı diğer kurumlarda görmek çok mümkün olmadı. Özel okullar diğer okullara göre zaten belli oranlarda hibrit eğitim programlarını önceden uyguladıkları için bu süreçte çok daha hazır olarak girdiler. Vatan Eğitim Kurumları olarak bu süreci başarılı bir şekilde yönettiğimizi söyleyebilirim. Yeni Eğitim Öğretim döneminde tüm hazırlıklarımızı yüz yüze eğitim yapmak üzere tamamlamış durumdayız. Ancak olası tekrar bir kapanma ya da okulların açılmaması ihtimaline karşın B planımızı hazırlamış durumdayız. Bu bağlamda hem öğretmenlerimizin hem öğrencilerimizin hem de velilerimizin bu süreçte neler yapacakları hangi programları uygulayacağımızı ve ürettiğimizi içerikler ve dijital platformlarla sürece hazır olduğumuzu söyleyebilirim.

Pandemi nedeniyle oluşacak olumsuzluklar için hangi senaryolar hayata geçirilecek?
Yukarıda da belirttiğim gibi MEB ve eğitim camiasının tek çabası yüz yüze eğitimin başlaması olmalı. Öğrencilerimizde oluşan öğrenme kayıplarını tekrar uzaktan online eğitimle telafi etme şansımız erişim engelleriyle beraber zorlaşıyor. Ayrıca öğrencilerde ve ailelerde yaşanan psikolojik ve sosyolojik durumlarıda düşündüğümüzde bu sürecin başarıyla yönetilme şansının çok az olduğunu söyleyebilirim. Ancak pandemi nedeniyle bir olumsuzluk oluşması durumunda tam kapanmanın bu süreçte doğru olmadığını kademeli ya da öğrencilerin belli günlerde okul ortamına dahil olduğu bir süreç devreye sokulmalı. Öğrencilerin haftada en az iki gün okullara gelecekleri şekilde seyreltilmiş programlar yapılmalı. 

Yeni eğitim – öğretim dönemi başlarken okullar akademik ve sosyal hazırlıklarını tamamladılar mı?
Bildiğiniz üzere Milli eğitim Balkanımız Prof. Dr. Sn. Ziya Selçuk geçen günlerde istifa etti. Yerine gelen Sn. Mahmut Özer daha önce sayın Ziya Selçuk’un da belirtiği gibi ilk önceliğimiz okullarımızı 6 Eylül tarihinde açmak dedi. Ancak orda dikkat çeken şöyle bir cümle vardı. Bu tarihe kadar önceliğimiz okullarımızı hazır hale getirmek. Burada da şöyle bir soru akla geliyor okullarımız halen bu sürece hazır değil mi? Özel okulların yeni eğitim öğretim dönemine geçilirken tüm hazırlıklarını tamamladığını söyleyebiliriz. Bizler kurumlarımızda uyguladığımız tam öğrenme modeli ve oyun ve beceri temelli programlarla sürece hazır bir şekilde giriyoruz. Ayrıca kurduğumuz öğrenci, veli ve öğretmen akademileriyle bu süreci daha sağlıklı yürüteceğimize inanıyorum. 

Öğrenciler okullara hangi şartlar altında adım atacaklar?
Öğrencilerimizin okullarını, arkadaşlarını ve öğretmenlerini çok özlediğini hepimiz biliyoruz. Elbette ki büyük bir heyecanla okullarına geleceklerdir. Okullarda emin olun öğrencileri fazlasıyla özlemiş durumda. Busürecin sağlıklı başlayabilmesi için öncelikle okullarda oryantasyon ve rehberlik çalışmalarına öncelik verilmeli. Geçmiş dönemde yaşanan öğrenme kayıplarının giderilmesine yönelik telafi programları yapılmalı. Öğrencilerin sürece daha iyi adapte olabilmesi için rehberlik birimi öğrencilerle bireysel görüşmeler yapıp destek programlarını hayata geçirmeli. 

Yeni dönemin programları nasıl oluşturuldu?
Bizler programlarımızı oluştururken öğrencilerimizle öğretmenlerimiz ve ilgili alanlardan sorumlu koordinatörlerimiz ve zümre ve bölüm başkanlarımızla beraber yapmış olduğumuz çalıştaylar sonucunda hazırladık. Temel amacımız öğrencilerimizin sürece sağlıklı bir şekilde başlamalarını sağlamak ve yaşanan eğitim kayıplarını giderirken aynı zaman da psikolojik açıdan da öğrencilerimizin, çalışanlarımızın ve velilerimizinyanında olarak onlara bu noktalarda destek olmaktır. Ayrıca uygulayacağımız beceri temelli öğrenme ve programlarla da bu alanlarda uzaktan eğitim sürecinde eğitimin aksayan uygulamalı alanlarını da tamamlamış olacağız. 

Yeni dönemin eğitim modelinde hangi teknolojilerden nasıl yararlanılacak?
Her ne kadar bütün hazırlıklarımız yüz yüze eğitim verilmesine yönelik yapsak da her hangi bir aksaklık olmasına karşın hibrit ve online eğitimin daha sağlıklı sürdürebilmek için bir çok farklı dijital platformlar ve içerikler ürettik. Bizler bu süreçte hem yüze eğitimde hem de hibrit ve online eğitim için gerekli hazırlıklarımızı, dijital platformlarımızı ve buna ilişkin içeriklerimizi tamamlamış durumdayız. Yaptığımız çalışmalarla yüz yüze verdiğimiz eğitime yakın bir eğitimi öğrencilerimize vermek üzere tasarladık. Anlaşmış olduğumuz çözüm ortaklarımızla öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin bu süreci daha sağlıklı yürütebilmesi için bütün hazırlıklarımızı tamamlamış durumdayız. Bu bağlamda öğrencilerimizin hem akademik hem sosyal açıdan hem de yabancı dil, rehberlik ve IT ve kültür sanat noktalarında ilgili içeriklerimizi ve programlarımızı hazırlamış durumdayız. 

SERVİS ve YEMEK HİZMETİ YENİDEN YAPILANDIRILDI
Servis-yemek vb lojistik konularda nasıl bir hizmet sunulacak?
Pandemi sürecinde velilerin ve okulların karşı karşıya geldiği konuların başında yemek ve servis ücretlerinin iadesinin yapılıp yapılmayacağı noktası olmuştu. Sonrasında alınan kararla bu ücretlerin velilere iade edilmesi kararlaştırıldı. Yeni eğitim öğretim döneminde bizlerde bu sıkıntıların yaşanmaması için velilerimizle bu yönde anlaşmalar yaptık. Ayrıca pandemiden dolayı servislerin taşıyacağı öğrenci sayıları ve hijyen kuralları yeniden oluşturuldu. Aynı şey yemek servisi içinde geçerli. Öğrencilerimizin kalabalık bir şekilde bu alanları kullanmamaları için gerekli önlemleri alarak tek kullanımlık setler aldık. Hijyen ve temizlik konularında çok daha hassas bir şekilde gerekli tedbirler alınarak öğrencilerimizin bu sürece sağlıklı bir şekilde başlamalarını hedeflemekteyiz.

ÖZEL OKULLAR ÜLKEMİZİN ORTAK SERMAYESİ
MEB ve eğitim dünyası kesintisiz yüz yüze eğitim için hangi ortak adımları atmalı?
Bu nokta da ilk öncelik aşılanma oranlarının artırılması olmalı. Bu bağlamda hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin ve ailelerinin aşılanmasına öncelik verilmeli. Ayrıca özel okulların bu süreci başarıyla yönettiğini düşündüğümüzde MEB özel okulların bu deneyimlerinden yaralanmalı ve ortak programlar oluşturmalı. Daha da ileriye giderek şunu belirtmeliyim. Pandemi sürecininolumsuz etkilediği sektörlerin başında özel okulların geldiğini hepimiz biliyoruz. Birçok özel okul öğrencilerinin azalması nedeniyle kapanmak durumunda kaldı. Ancak bu kurumlar ülkemizin ortak sermayesi. Bunların yok olmasına izin verilmemeli. MEB bu bağlamda belirli koşullarla kalabalık olan devlet okullarındaki öğrencileri özel okullara gönderebilir. Bu şekilde hem özel okullar desteklenmiş olur hem de öğrencilerimizin bu şekilde daha iyi koşularda eğitim görmeleri sağlanabilir. Ayrıca bu kurumlarda çalışan binlerce öğretmenin de işsiz kalmasının önüne geçilmiş olur. 

“Vatan Eğitim Kurumları olarak Ağustos ayının başından itibaren kurumlarımızda telafi eğitimine başladık. Program içeriklerini oluştururken de daha çok oryantasyon ve rehberlik temelli olarak düzenledik. Bunun yanında programımızı oluştururken öğrencilerimizin bir önceki sene eksik kalan kazanımlarını tamamlamaya yönelik olarak hazırladık.”

 

Son Güncelleme: Pazar, 29 Ağustos 2021 11:13

Gösterim: 2204


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.