Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, gelecek yıl sınav konforunu yükseltecek çalışmaları artıracaklarını ve pek çok iyileştirme projesini hayata geçireceklerini bildirdi.
Ali Demir, AA muhabirine, ÖSYM'nin gelecek yıla ilişkin proje ve hedeflerini anlattı. ÖSYM'nin, hak ve adalet ölçüsünden taviz vermeksizin sınav hizmetlerini yürütmek üzere son 3 yılda önemli yapılandırmalar gerçekleştirdiğini belirten Demir, 36 yıldır süre gelen altyapısını günümüz teknolojileriyle yenilediğini ve 6114 sayılı yasa kapsamında mevzuat altyapısını da tamamladığını dile getirdi.
Değişim ve yeniden yapılanma sürecinin büyük bir özveri ve sabırla yürütüldüğünü anlatan Demir, "2013 yılında toplam 45 sınav için 167 sınav merkezinde, 21 bin 328 binada, 296 bin 529 salonda, 5 milyon 936 bin 334 aday sınava alındı. Bu sınavlarda 893 bin 57 görevli kullanıldı. Toplam bin 100 ton sınav evrakı sınav merkezlerine gönderildi ve evrakları sınav sonrasında ÖSYM'ye geri getirildi" dedi.
Uygulanmaya alınan sistemlerin etkin bir şekilde kullanımıyla herhangi bir sorun yaşanmaksızın sınavların yürütüldüğünü vurgulayan Demir, modern dünyada ölçme merkezi niteliğine kavuşmayı kendisine temel ilke edinen ÖSYM'nin altyapı yenileme çalışmalarına devam edeceğini kaydetti.
Özellikle, sınavın hemen öncesinde, sırasında ve akabinde adayların görevlilerle yakın ilişki kurulup sorunlara anında çözüm üretilmesine yönelik “Sınav Günü Masası” gibi uygulamalara devam edeceklerinin altını çizen Demir, "Aday El Rehberi' dağıtımıyla ÖSYM aday ilişkisinin sağlıklı bir zemine oturtulması, sınav sonuçlarının 5-8 gün içinde açıklanması ile bir sonraki sınav için hazırlık sürecinin rahatlatılması, 'Sonuç Doğrulama Sistemi' ile sahte belge üretmenin önüne geçilmesi, ÖABT, VDK gibi 'Alan Bazlı Sınavların' yapılması, yeni sınav merkezlerinin açılması çalışmalarına aynı etkinlikle devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
"Tam teşekküllü sınav binaları oluşturulacak"
"ÖSYM, gelecek yıl sınav konforu ve hizmet kalitesinin artırılmasına odaklanacak" diyen Demir, önümüzdeki yıl sınav hizmetlerinin aksatılmadan yürütüleceğini ve 10 milyonun üzerinde adayın en uygun koşullarda ve ortamlarda sınav takviminde belirlenen zamanlardan sapmadan sınava alınacağına işaret etti.
"Açık Uçlu Sorularla Sınav Projesinde" ölçme kalitesinin artırılması, "Elektronik Sınav Projesi” ile hem daha güvenli hem de daha kısa sürelerde sınav yapılarak adaylar üzerindeki sınav stresinin kaldırılmasına ilişkin çalışmalarını daha da artıracaklarını vurgulayan Demir, şunları kaydetti:
"Soru Bankası Projesi' ile bilimsel denetimden geçmiş çok sayıda sınav sorusunun güvenliliğinin garanti altına alınması, 'Ortak Aday Havuz Projesi' ile adayların sınav başvurusunda kolaylık sağlanması ve sınav tarihçesinin sunulması gibi çalışmalar yapacağız. Hayata geçirilecek 'Sınav Binaları Projesi'yle yüzde 100 konfor altında sınav yapmayı sağlayacak tam teşekküllü sınav binalarının oluşturulması için çalışmalar yürüteceğiz. Böylece sürdürülebilir sınav konforunu sağlayabilmeyi hedefliyoruz. 'ÖSYM Kampüs Projesi' ile de soru hazırlamadan sonuç açıklamaya, sınav evrakının basımından sınav sonrasında depolanıp saklanmasına kadar tüm süreçleri günümüz teknolojileriyle donatılmış halde yürütüldüğü entegre bir sınav yönetim merkezinin oluşturulmasını sağlayacağız."
e-Okul ve Üniversitelerle Entegrasyon Projesi' ile de doğru verilere kaynağından ulaşmanın önünü açacaklarını bildiren Demir, "Bunlar projelerimizden sadece birkaçı. Bu projelerle sınav sisteminin ve kurumsal gelişmenin sürekliliğini sağlamayı hedefliyoruz. Tüm projelerini ve faaliyetlerin tamamını kendi öz kaynaklarımızla yürütüyoruz. Bu nedenle ÖSYM'nin 2014 yılı içerisinde herhangi bir kaynak sorunu yaşamasını beklemiyoruz. ÖSYM'nin şeffaf, adil, bilimsel, insan odaklı bir sınav sistemi oluşturma gayreti aynı kararlılıkla devam edecek" dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, gelecek yıl sınav konforunu yükseltecek çalışmaları artıracaklarını ve pek çok iyileştirme projesini hayata geçireceklerini bildirdi.
Ali Demir, AA muhabirine, ÖSYM'nin gelecek yıla ilişkin proje ve hedeflerini anlattı. ÖSYM'nin, hak ve adalet ölçüsünden taviz vermeksizin sınav hizmetlerini yürütmek üzere son 3 yılda önemli yapılandırmalar gerçekleştirdiğini belirten Demir, 36 yıldır süre gelen altyapısını günümüz teknolojileriyle yenilediğini ve 6114 sayılı yasa kapsamında mevzuat altyapısını da tamamladığını dile getirdi.
Değişim ve yeniden yapılanma sürecinin büyük bir özveri ve sabırla yürütüldüğünü anlatan Demir, "2013 yılında toplam 45 sınav için 167 sınav merkezinde, 21 bin 328 binada, 296 bin 529 salonda, 5 milyon 936 bin 334 aday sınava alındı. Bu sınavlarda 893 bin 57 görevli kullanıldı. Toplam bin 100 ton sınav evrakı sınav merkezlerine gönderildi ve evrakları sınav sonrasında ÖSYM'ye geri getirildi" dedi.
Uygulanmaya alınan sistemlerin etkin bir şekilde kullanımıyla herhangi bir sorun yaşanmaksızın sınavların yürütüldüğünü vurgulayan Demir, modern dünyada ölçme merkezi niteliğine kavuşmayı kendisine temel ilke edinen ÖSYM'nin altyapı yenileme çalışmalarına devam edeceğini kaydetti.
Özellikle, sınavın hemen öncesinde, sırasında ve akabinde adayların görevlilerle yakın ilişki kurulup sorunlara anında çözüm üretilmesine yönelik “Sınav Günü Masası” gibi uygulamalara devam edeceklerinin altını çizen Demir, "Aday El Rehberi' dağıtımıyla ÖSYM aday ilişkisinin sağlıklı bir zemine oturtulması, sınav sonuçlarının 5-8 gün içinde açıklanması ile bir sonraki sınav için hazırlık sürecinin rahatlatılması, 'Sonuç Doğrulama Sistemi' ile sahte belge üretmenin önüne geçilmesi, ÖABT, VDK gibi 'Alan Bazlı Sınavların' yapılması, yeni sınav merkezlerinin açılması çalışmalarına aynı etkinlikle devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
"Tam teşekküllü sınav binaları oluşturulacak"
"ÖSYM, gelecek yıl sınav konforu ve hizmet kalitesinin artırılmasına odaklanacak" diyen Demir, önümüzdeki yıl sınav hizmetlerinin aksatılmadan yürütüleceğini ve 10 milyonun üzerinde adayın en uygun koşullarda ve ortamlarda sınav takviminde belirlenen zamanlardan sapmadan sınava alınacağına işaret etti.
"Açık Uçlu Sorularla Sınav Projesinde" ölçme kalitesinin artırılması, "Elektronik Sınav Projesi” ile hem daha güvenli hem de daha kısa sürelerde sınav yapılarak adaylar üzerindeki sınav stresinin kaldırılmasına ilişkin çalışmalarını daha da artıracaklarını vurgulayan Demir, şunları kaydetti:
"Soru Bankası Projesi' ile bilimsel denetimden geçmiş çok sayıda sınav sorusunun güvenliliğinin garanti altına alınması, 'Ortak Aday Havuz Projesi' ile adayların sınav başvurusunda kolaylık sağlanması ve sınav tarihçesinin sunulması gibi çalışmalar yapacağız. Hayata geçirilecek 'Sınav Binaları Projesi'yle yüzde 100 konfor altında sınav yapmayı sağlayacak tam teşekküllü sınav binalarının oluşturulması için çalışmalar yürüteceğiz. Böylece sürdürülebilir sınav konforunu sağlayabilmeyi hedefliyoruz. 'ÖSYM Kampüs Projesi' ile de soru hazırlamadan sonuç açıklamaya, sınav evrakının basımından sınav sonrasında depolanıp saklanmasına kadar tüm süreçleri günümüz teknolojileriyle donatılmış halde yürütüldüğü entegre bir sınav yönetim merkezinin oluşturulmasını sağlayacağız."
e-Okul ve Üniversitelerle Entegrasyon Projesi' ile de doğru verilere kaynağından ulaşmanın önünü açacaklarını bildiren Demir, "Bunlar projelerimizden sadece birkaçı. Bu projelerle sınav sisteminin ve kurumsal gelişmenin sürekliliğini sağlamayı hedefliyoruz. Tüm projelerini ve faaliyetlerin tamamını kendi öz kaynaklarımızla yürütüyoruz. Bu nedenle ÖSYM'nin 2014 yılı içerisinde herhangi bir kaynak sorunu yaşamasını beklemiyoruz. ÖSYM'nin şeffaf, adil, bilimsel, insan odaklı bir sınav sistemi oluşturma gayreti aynı kararlılıkla devam edecek" dedi.
Son Güncelleme: Perşembe, 14 Kasım 2013 12:42
Gösterim: 1717
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 12 Kasım'da yapılan okul sütü alımı ihalesinin onaylanmadığını açıkladı. İşte nedeni…
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 12 Kasım'da yapılan okul sütü alımı ihalesinin onaylanmadığını açıkladı.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, ihalede 7 coğrafi bölge 4 kısım olarak belirlenerek, her kısım için veya birden çok kısımlara teklif verme imkanı sağlandı, istekliler tarafından kısımlar ortalaması olarak 57,53 kuruş birim teklif verildi.
Bu yılın ocak ayında yapılan okul sütü ihalesinde kısımlar ortalaması olarak 45,38 kuruş birim teklif verildiği ve bu teklif üzerinden mal alım işinin tamamlandığı hatırlatılan açıklamada, aynı yıl içerisinde yapılan her iki ihale arasında yüzde 27 oranında fark bulunduğu belirtildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Üretim maliyetleri, lojistik masrafları ve enflasyon oranları beraber değerlendirildiğinde aradaki farkın normal olmadığı değerlendirilmiştir. Kamu yararı gözetilerek yapılan ihale bu nedenle onaylanmamıştır. 2013-2014 eğitim öğretim yılının ikinci döneminin ilk gününde okullarımızda sütlerin bulunmasını sağlayacak şekilde önümüzdeki günlerde okul sütü alımı yeniden ihale edilecektir."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 12 Kasım'da yapılan okul sütü alımı ihalesinin onaylanmadığını açıkladı. İşte nedeni…
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 12 Kasım'da yapılan okul sütü alımı ihalesinin onaylanmadığını açıkladı.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, ihalede 7 coğrafi bölge 4 kısım olarak belirlenerek, her kısım için veya birden çok kısımlara teklif verme imkanı sağlandı, istekliler tarafından kısımlar ortalaması olarak 57,53 kuruş birim teklif verildi.
Bu yılın ocak ayında yapılan okul sütü ihalesinde kısımlar ortalaması olarak 45,38 kuruş birim teklif verildiği ve bu teklif üzerinden mal alım işinin tamamlandığı hatırlatılan açıklamada, aynı yıl içerisinde yapılan her iki ihale arasında yüzde 27 oranında fark bulunduğu belirtildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Üretim maliyetleri, lojistik masrafları ve enflasyon oranları beraber değerlendirildiğinde aradaki farkın normal olmadığı değerlendirilmiştir. Kamu yararı gözetilerek yapılan ihale bu nedenle onaylanmamıştır. 2013-2014 eğitim öğretim yılının ikinci döneminin ilk gününde okullarımızda sütlerin bulunmasını sağlayacak şekilde önümüzdeki günlerde okul sütü alımı yeniden ihale edilecektir."
Son Güncelleme: Perşembe, 14 Kasım 2013 12:33
Gösterim: 1469
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, üstün zekalı çocuklar için TÜBİTAK bünyesinde, İstanbul, Ankara, İzmir gibi öncelikli merkezlerde 3 tane okul kurmak istediklerini belirterek, "Bunların 100 öğrenci kapasiteli okullar olmasını ve bilim merkezleriyle iç içe olmasını arzuluyoruz" dedi.
Ergün, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, bakanlığının 2014 yılı bütçesi üzerinde milletvekillerinin sorularını cevaplandırdı.
Teknoparklara ilişkin bir soru üzerine Ergün, tüm üniversiteleri bu konuda desteklediklerini söyledi. Bu desteğin sadece moral, motivasyon anlamında olmadığına dikkati çeken Ergün, "Bu çalışmaya başladıklarında altyapı ve kuluçka merkezi binaları, araştırma merkezi binalarının yapımını da hibe olarak destekliyoruz" diye konuştu.
Ergün, üstün zekalı çocukların eğitimine ilişkin yapılan eleştiriler ve bu alandaki çalışmaların sorulması üzerine de şunları kaydetti:
"Bu konular ağırlıklı olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nın konuları ama biz TÜBİTAK'ta da bir çalışma yaptırdık, Milli Eğitim Bakanlığı ile de görüşmelerimiz oldu, inşallah onu sonuçlandıracağız. Üstün zekalı çocuklar için TÜBİTAK bünyesinde 3 tane okul kurmak istiyoruz, İstanbul, Ankara, İzmir gibi öncelikli merkezlerde. Bunların 100 öğrenci kapasiteli okullar olmasını ve bilim merkezleriyle iç içe olmasını arzuluyoruz. Bu şekilde bir kurgu var. Bunun bütçesi, planlaması gibi çalışmaları arkadaşlar sürdürüyorlar. Bunu başarmamız lazım. Çok sayıda öğrenci değil bunlar zaten, çok kısıtlı sayıda. Hatta bunların sınavları nasıl yapılacak, ortaokula, liseye geçişi nasıl sağlanacak gibi mekanizmaları da arkadaşlarımız kurgulamış durumdalar. Bunlar çerçevesinde böyle bir çalışmayı tamamlamış olacağız."
Bazı milletvekillerinin, "Bunu 6 ay içinde yapalım" sözlerine Ergün, "6 ay demeyelim, 1 yıl diyelim" karşılığını verdi.
Organize Sanayi Bölgeleri'ndeki leasing uygulaması konusuyla ilgili çalışmaları da tamamladıklarını aktaran Ergün, ilk uygun bir yasa içinde bunun Meclise getirileceğini bildirdi. Bu konunun yönetmelikle çözülemeyeceğini dile getiren Ergün, kanun çalışmasının tamamlandığını ifade etti.
"Kamu alımlarında yerli kullanım zorunluluğunu getireceğiz"
Kalkınma planlarında, kamu alımlarında yerli üretimin ve teknolojilerin kullanılmasının koordinasyonu görevinin kendi bakanlığında olduğunu dile getiren Ergün, bu konuyla ilgili çalışmaları ve takipleri sürdürdüklerini vurguladı. Ergün, şöyle konuştu:
"Ancak Kamu İhale Kanunu'nda yapılması gereken bazı değişiklikler var. Onları da hazırladık. Yasama döneminden önceki torba kanunda vardı bu değişiklikler. Maalesef o kanun çok uzadığı için bir takım değişiklikler çıkarıldı onun içinden. Yeni bir yasal düzenlemenin içinde kamu alımlarında yerli kullanımların belli oranda zorunluluğunu getiren düzenlemeyi de getirmiş olacağız. Özellikle Ar-Ge'si Türkiye'de desteklenmiş olan üretimlerin...
Şimdi kamu diyor ki, biz Ar-Ge desteği vermişiz, firma üretim yapmış. Bunu yurt dışına satmış ama yurt içinde kurum, Kamu İhale Kanunu'na göre iş bitirme belgesi istiyor. Çocuk, 'Yahu biz bunu yeni bulduk, icat ettik' diyor. Biz bunu kendi ülkemizde satamayacaksak, kime satacağız? Bu tür blokajların var olduğunu biliyoruz. Takiple biraz çözebiliyoruz ama takip yetmiyor. Yasal altyapı da oluşturmak gerekiyor."
"Yurt dışındaki insanlarımızdan çok daha fazla istifade edeceğiz"
"Beyin göçü" ile ilgili bir soru üzerine de Ergün, Türkiye'nin yurt dışında çok sayıda araştırmacısı, akademisyeni olduğunu söyledi.
Bunun ilk etapta bir sorun olarak algılandığını ancak gelişen iletişim kanalları sayesinde bu kişilerin hepsiyle temas kurduklarını anlatan Ergün, sözlerini şöyle tamamladı:
"Şimdi biz bu bilim adamlarımızın hepsiyle temas halindeyiz. Mutlaka ülkeye gelmeleri gerekmiyor bunların. Gelmeleriyle ilgili de hem YÖK hem üniversiteler hem de TÜBİTAK bünyesinde, onlara yeni çalışma alanları açtık ama onlarla yılda iki kez, iki çalıştay yapıyoruz. Bunu iki senedir başlattık. İlk yaptığımız çalıştayda bu beyin gücünden nasıl yararlanalım diye önerileri aldık ve o öneriler çerçevesinde ikinci toplantıda belirli konular belirledik. İstanbul'da çalıştaylar yaptık. Hem üniversiteler bünyesindeki hem de TÜBİTAK bünyesindeki projelerde bu insanlarımızın yer almasını sağladık. Şu anda bazı üniversitelerde, TÜBİTAK'taki bazı projelerde yurt dışındaki bir çok akademisyenimiz yer alabilmektedir. Mekanizmalardan birisi bu mesela. Ancak belki bunların belirli zamanlarını Türkiye'de geçirebilecekleri, belki hukuki altyapıya da ihtiyaç var. Milli Eğitim Bakanlığı'yla, YÖK'le birlikte yaptığımız bazı çalışmalar da var. O altyapılar oluştuğu zaman, yurt dışındaki insanlarımızdan çok daha fazla istifade etme imkanına sahip olacağız."
Komisyonda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ilgili ve bağlı kuruluşların 2014 yılı bütçeleri kabul edildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, üstün zekalı çocuklar için TÜBİTAK bünyesinde, İstanbul, Ankara, İzmir gibi öncelikli merkezlerde 3 tane okul kurmak istediklerini belirterek, "Bunların 100 öğrenci kapasiteli okullar olmasını ve bilim merkezleriyle iç içe olmasını arzuluyoruz" dedi.
Ergün, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, bakanlığının 2014 yılı bütçesi üzerinde milletvekillerinin sorularını cevaplandırdı.
Teknoparklara ilişkin bir soru üzerine Ergün, tüm üniversiteleri bu konuda desteklediklerini söyledi. Bu desteğin sadece moral, motivasyon anlamında olmadığına dikkati çeken Ergün, "Bu çalışmaya başladıklarında altyapı ve kuluçka merkezi binaları, araştırma merkezi binalarının yapımını da hibe olarak destekliyoruz" diye konuştu.
Ergün, üstün zekalı çocukların eğitimine ilişkin yapılan eleştiriler ve bu alandaki çalışmaların sorulması üzerine de şunları kaydetti:
"Bu konular ağırlıklı olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nın konuları ama biz TÜBİTAK'ta da bir çalışma yaptırdık, Milli Eğitim Bakanlığı ile de görüşmelerimiz oldu, inşallah onu sonuçlandıracağız. Üstün zekalı çocuklar için TÜBİTAK bünyesinde 3 tane okul kurmak istiyoruz, İstanbul, Ankara, İzmir gibi öncelikli merkezlerde. Bunların 100 öğrenci kapasiteli okullar olmasını ve bilim merkezleriyle iç içe olmasını arzuluyoruz. Bu şekilde bir kurgu var. Bunun bütçesi, planlaması gibi çalışmaları arkadaşlar sürdürüyorlar. Bunu başarmamız lazım. Çok sayıda öğrenci değil bunlar zaten, çok kısıtlı sayıda. Hatta bunların sınavları nasıl yapılacak, ortaokula, liseye geçişi nasıl sağlanacak gibi mekanizmaları da arkadaşlarımız kurgulamış durumdalar. Bunlar çerçevesinde böyle bir çalışmayı tamamlamış olacağız."
Bazı milletvekillerinin, "Bunu 6 ay içinde yapalım" sözlerine Ergün, "6 ay demeyelim, 1 yıl diyelim" karşılığını verdi.
Organize Sanayi Bölgeleri'ndeki leasing uygulaması konusuyla ilgili çalışmaları da tamamladıklarını aktaran Ergün, ilk uygun bir yasa içinde bunun Meclise getirileceğini bildirdi. Bu konunun yönetmelikle çözülemeyeceğini dile getiren Ergün, kanun çalışmasının tamamlandığını ifade etti.
"Kamu alımlarında yerli kullanım zorunluluğunu getireceğiz"
Kalkınma planlarında, kamu alımlarında yerli üretimin ve teknolojilerin kullanılmasının koordinasyonu görevinin kendi bakanlığında olduğunu dile getiren Ergün, bu konuyla ilgili çalışmaları ve takipleri sürdürdüklerini vurguladı. Ergün, şöyle konuştu:
"Ancak Kamu İhale Kanunu'nda yapılması gereken bazı değişiklikler var. Onları da hazırladık. Yasama döneminden önceki torba kanunda vardı bu değişiklikler. Maalesef o kanun çok uzadığı için bir takım değişiklikler çıkarıldı onun içinden. Yeni bir yasal düzenlemenin içinde kamu alımlarında yerli kullanımların belli oranda zorunluluğunu getiren düzenlemeyi de getirmiş olacağız. Özellikle Ar-Ge'si Türkiye'de desteklenmiş olan üretimlerin...
Şimdi kamu diyor ki, biz Ar-Ge desteği vermişiz, firma üretim yapmış. Bunu yurt dışına satmış ama yurt içinde kurum, Kamu İhale Kanunu'na göre iş bitirme belgesi istiyor. Çocuk, 'Yahu biz bunu yeni bulduk, icat ettik' diyor. Biz bunu kendi ülkemizde satamayacaksak, kime satacağız? Bu tür blokajların var olduğunu biliyoruz. Takiple biraz çözebiliyoruz ama takip yetmiyor. Yasal altyapı da oluşturmak gerekiyor."
"Yurt dışındaki insanlarımızdan çok daha fazla istifade edeceğiz"
"Beyin göçü" ile ilgili bir soru üzerine de Ergün, Türkiye'nin yurt dışında çok sayıda araştırmacısı, akademisyeni olduğunu söyledi.
Bunun ilk etapta bir sorun olarak algılandığını ancak gelişen iletişim kanalları sayesinde bu kişilerin hepsiyle temas kurduklarını anlatan Ergün, sözlerini şöyle tamamladı:
"Şimdi biz bu bilim adamlarımızın hepsiyle temas halindeyiz. Mutlaka ülkeye gelmeleri gerekmiyor bunların. Gelmeleriyle ilgili de hem YÖK hem üniversiteler hem de TÜBİTAK bünyesinde, onlara yeni çalışma alanları açtık ama onlarla yılda iki kez, iki çalıştay yapıyoruz. Bunu iki senedir başlattık. İlk yaptığımız çalıştayda bu beyin gücünden nasıl yararlanalım diye önerileri aldık ve o öneriler çerçevesinde ikinci toplantıda belirli konular belirledik. İstanbul'da çalıştaylar yaptık. Hem üniversiteler bünyesindeki hem de TÜBİTAK bünyesindeki projelerde bu insanlarımızın yer almasını sağladık. Şu anda bazı üniversitelerde, TÜBİTAK'taki bazı projelerde yurt dışındaki bir çok akademisyenimiz yer alabilmektedir. Mekanizmalardan birisi bu mesela. Ancak belki bunların belirli zamanlarını Türkiye'de geçirebilecekleri, belki hukuki altyapıya da ihtiyaç var. Milli Eğitim Bakanlığı'yla, YÖK'le birlikte yaptığımız bazı çalışmalar da var. O altyapılar oluştuğu zaman, yurt dışındaki insanlarımızdan çok daha fazla istifade etme imkanına sahip olacağız."
Komisyonda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ilgili ve bağlı kuruluşların 2014 yılı bütçeleri kabul edildi.
Son Güncelleme: Çarşamba, 13 Kasım 2013 18:36
Gösterim: 2462
Hükümetin "Dershaneler kapatılacak" açıklamasına, muhalefetten tepki geldi. MHP’li ve CHP’li vekiller dershanelerin fırsat eşitliği yarattığını belirtti.
Hükümetin dershaneleri kapatmasına yönelik tutumuna muhalefetten tepki geldi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Zuhal Topçu , dershanelerin öğrenciler arasında fırsat eşitliği sağladığını söyledi.
CHP Milletvekili Tanju Özcan ise hükümete "Ağrı'da okuyan bir öğrenci, Batı'da okuyan gençle nasıl yarışacak?" diye sordu…
MHP, dershanelerin yaşadığı problemlerin ele alınması için meclis araştırma komisyonu kurulmasını önerdi. Önerge sahibi MHP Genel Başkan Yardımcısı Zühal Topçu, hükümetin "dershaneleri kapatacağız" açıklamasını eleştirdi.
MHP'li Zuhal Topçu: "Dershanelere aileler daha fazla anlam yüklemeye başladılar. Çok soru çözme sınav tekniği kazandırmanın yanı sıra öğrenci takip sistemi ve kariyer planlama rolü üstlendiler. Bazı okullarda rehber hizmeti yokken dershanelerde var."
Topçu, dershanelerin bir ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Bölgelere göre okulların eğitim kalitesinin değiştiğini belirten Topçu,"Dershaneler öğrenciler arasında fırsat eşitliği sağlıyor" dedi.
MHP'li Topçu: "Gece kondu bölgesinde okuyan çocuğu diğer bölgelerde derse giren çocuğu nasıl aynı sınava tabi tutarsınız. Dersi boş geçen öğrenciler ile diğer öğrencileri nasıl aynı sınava tabi tutarsınız?"
MHP'nin dershanelerle ilgili önergesine CHP'den destek geldi. CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, dershanelerin kapatılmasının doğuda okuyan öğrencileri mağdur edeceğini söyledi.
CHP'li Tanju Özcan: "Dershaneler kapatılınca Ağrı Doğu Beyazıt'taki bir genç ile Batıd'a fen lisesindeki bir gencin eşit şekilde yarışabileceğini düşünüyor musunuz?"
CHP'li Özcan, dershanelerin kapatılmasının işsiz öğretmen sayısını artıracağını söyledi.
Özcan: "Dershalerde 70 bin öğretmen çalışıyor. Bu öğretmenlere iş verecek misiniz? 300 bin atanamayan öğretmen var bir de bu eklenince açık iyice artacak."
Muhalefete göre; dershanelerin kapatılması merdiven altı kursların ve denetimsizliğin de önünü açacak…
CHP'li Tanju Özcan: "Özel dershanecilik merdiven altına kayacak. Yarın gençlik etüt merkezi adı altında bunlar belediyelerden alınacak ruhsatla çalışacaklar. Bunun sonucunda ne olacak? Bugün en azından denetleyebildiğimiz dershaneler denetim dışı kalacak."
MHP'nin önergesine karşı çıkan AK Parti Muğla Milletvekili Yüksel Özden ise dershaneleri eleştirdi. Ama Özden'in tezine cevap gecikmedi.
AK Parti'li Yüksel Özden: "Dershaneler fırsat eşitliği oluşturuyor diyorsunuz. Dershaneye parası olan gidiyor."
MHP'li Zuhal Topçu: "Dershaneler bölgelere göre fiyat ayarlaması yapıyor…"
Dershanelerle ilgili önerge, MHP ve CHP'nin desteğine karşı, AK Parti ve BDP'nin "Hayır" oyuyla reddedildi…
Kaynak Samanyoluhaber
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Hükümetin "Dershaneler kapatılacak" açıklamasına, muhalefetten tepki geldi. MHP’li ve CHP’li vekiller dershanelerin fırsat eşitliği yarattığını belirtti.
Hükümetin dershaneleri kapatmasına yönelik tutumuna muhalefetten tepki geldi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Zuhal Topçu , dershanelerin öğrenciler arasında fırsat eşitliği sağladığını söyledi.
CHP Milletvekili Tanju Özcan ise hükümete "Ağrı'da okuyan bir öğrenci, Batı'da okuyan gençle nasıl yarışacak?" diye sordu…
MHP, dershanelerin yaşadığı problemlerin ele alınması için meclis araştırma komisyonu kurulmasını önerdi. Önerge sahibi MHP Genel Başkan Yardımcısı Zühal Topçu, hükümetin "dershaneleri kapatacağız" açıklamasını eleştirdi.
MHP'li Zuhal Topçu: "Dershanelere aileler daha fazla anlam yüklemeye başladılar. Çok soru çözme sınav tekniği kazandırmanın yanı sıra öğrenci takip sistemi ve kariyer planlama rolü üstlendiler. Bazı okullarda rehber hizmeti yokken dershanelerde var."
Topçu, dershanelerin bir ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Bölgelere göre okulların eğitim kalitesinin değiştiğini belirten Topçu,"Dershaneler öğrenciler arasında fırsat eşitliği sağlıyor" dedi.
MHP'li Topçu: "Gece kondu bölgesinde okuyan çocuğu diğer bölgelerde derse giren çocuğu nasıl aynı sınava tabi tutarsınız. Dersi boş geçen öğrenciler ile diğer öğrencileri nasıl aynı sınava tabi tutarsınız?"
MHP'nin dershanelerle ilgili önergesine CHP'den destek geldi. CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, dershanelerin kapatılmasının doğuda okuyan öğrencileri mağdur edeceğini söyledi.
CHP'li Tanju Özcan: "Dershaneler kapatılınca Ağrı Doğu Beyazıt'taki bir genç ile Batıd'a fen lisesindeki bir gencin eşit şekilde yarışabileceğini düşünüyor musunuz?"
CHP'li Özcan, dershanelerin kapatılmasının işsiz öğretmen sayısını artıracağını söyledi.
Özcan: "Dershalerde 70 bin öğretmen çalışıyor. Bu öğretmenlere iş verecek misiniz? 300 bin atanamayan öğretmen var bir de bu eklenince açık iyice artacak."
Muhalefete göre; dershanelerin kapatılması merdiven altı kursların ve denetimsizliğin de önünü açacak…
CHP'li Tanju Özcan: "Özel dershanecilik merdiven altına kayacak. Yarın gençlik etüt merkezi adı altında bunlar belediyelerden alınacak ruhsatla çalışacaklar. Bunun sonucunda ne olacak? Bugün en azından denetleyebildiğimiz dershaneler denetim dışı kalacak."
MHP'nin önergesine karşı çıkan AK Parti Muğla Milletvekili Yüksel Özden ise dershaneleri eleştirdi. Ama Özden'in tezine cevap gecikmedi.
AK Parti'li Yüksel Özden: "Dershaneler fırsat eşitliği oluşturuyor diyorsunuz. Dershaneye parası olan gidiyor."
MHP'li Zuhal Topçu: "Dershaneler bölgelere göre fiyat ayarlaması yapıyor…"
Dershanelerle ilgili önerge, MHP ve CHP'nin desteğine karşı, AK Parti ve BDP'nin "Hayır" oyuyla reddedildi…
Kaynak Samanyoluhaber
Son Güncelleme: Perşembe, 14 Kasım 2013 07:30
Gösterim: 2307
Manisa-Menemen karayolunun 14. kilometresinde önceki gün yoldan çıkan midibüsün devrilmesi sonucu 1 öğrencinin ölümü, 16 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının ardından Celal Bayar üniversitesi (CBÜ) öğrencileri, ulaşım sistemini protesto etti.
Öğrenciler kazanın meydana geldiği yolda bariyerlere pankart asıp, CBÜ Muradiye Yerleşkesi önünde basın açıklaması yaptı. Gruba kazada hayatını kaybeden Seher Dayı'nın (18) annesi Ayşe ve ablası Bahar Dayı da katılarak destek verdi.
Üst geçitteki bariyerlerin üzerine "Ulaşım sistemi denetlensin", "Öğrenci 2 lira değildir", "İnsan hayatına değer ver" yazılı dövizler asan öğrenciler adına açıklama yapan CBÜ Öğrenci Konseyi Başkanı Ahmet Genç, kazanın göz göre göre geldiğini savunarak, şöyle konuştu:
"Yıllardır süre gelen Muradiye ve Yağcılar Koooperatifi'nin öğrencilere yaşattığı sıkıntılar hala giderilmemiş, maalesef eğitimsiz, bilgisiz ve sorumsuz şoförlerin kullandığı dolmuşlara öğrenciler mecbur bırakılmıştır. Öğrenciyi para kaynağı olarak gören, daha fazla yolcu nasıl alırım diye yapmadığı oyun kalmayan şoförler, oy kaygısında olup da bu sorunlara çözüm bulmayan idareciler ve siyasiler bu kazanın ve can kaybının birebir muhataplarıdır."
Muradiye Kampüs köprülü kavşağının 90 derecelik keskin bir viraja sahip olduğuna ve hiçbir uyarı levhası bulunmadığına işaret eden Genç, "Bu kadar düzensiz ve projesiz yapılan bir kavşak ile aşırı hız kullanan sorumsuz bir şoför kaza meydana getirmiş 18 yaşında gencecik bir kardeşimizi kaybetmemize neden olmuşlardır. Yetkililerden isteğimiz köprülü kavşağın derhal düzenlenmesi ve Muradiye - Yağcılar Kooperatifleri'nin denetlenmesi ve gereken tüm önlemlerin alınmasıdır" dedi.
Genç, raylı sistem ulaşımının Muradiye kampüsüne kadar uzatılmasını ve bu süreç tamamlanana kadar büyükşehir belediyesinin otobüsleriyle öğrencileri güvenli, konforlu ve uygun fiyatlı taşımasını istediklerini ifade etti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Manisa-Menemen karayolunun 14. kilometresinde önceki gün yoldan çıkan midibüsün devrilmesi sonucu 1 öğrencinin ölümü, 16 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının ardından Celal Bayar üniversitesi (CBÜ) öğrencileri, ulaşım sistemini protesto etti.
Öğrenciler kazanın meydana geldiği yolda bariyerlere pankart asıp, CBÜ Muradiye Yerleşkesi önünde basın açıklaması yaptı. Gruba kazada hayatını kaybeden Seher Dayı'nın (18) annesi Ayşe ve ablası Bahar Dayı da katılarak destek verdi.
Üst geçitteki bariyerlerin üzerine "Ulaşım sistemi denetlensin", "Öğrenci 2 lira değildir", "İnsan hayatına değer ver" yazılı dövizler asan öğrenciler adına açıklama yapan CBÜ Öğrenci Konseyi Başkanı Ahmet Genç, kazanın göz göre göre geldiğini savunarak, şöyle konuştu:
"Yıllardır süre gelen Muradiye ve Yağcılar Koooperatifi'nin öğrencilere yaşattığı sıkıntılar hala giderilmemiş, maalesef eğitimsiz, bilgisiz ve sorumsuz şoförlerin kullandığı dolmuşlara öğrenciler mecbur bırakılmıştır. Öğrenciyi para kaynağı olarak gören, daha fazla yolcu nasıl alırım diye yapmadığı oyun kalmayan şoförler, oy kaygısında olup da bu sorunlara çözüm bulmayan idareciler ve siyasiler bu kazanın ve can kaybının birebir muhataplarıdır."
Muradiye Kampüs köprülü kavşağının 90 derecelik keskin bir viraja sahip olduğuna ve hiçbir uyarı levhası bulunmadığına işaret eden Genç, "Bu kadar düzensiz ve projesiz yapılan bir kavşak ile aşırı hız kullanan sorumsuz bir şoför kaza meydana getirmiş 18 yaşında gencecik bir kardeşimizi kaybetmemize neden olmuşlardır. Yetkililerden isteğimiz köprülü kavşağın derhal düzenlenmesi ve Muradiye - Yağcılar Kooperatifleri'nin denetlenmesi ve gereken tüm önlemlerin alınmasıdır" dedi.
Genç, raylı sistem ulaşımının Muradiye kampüsüne kadar uzatılmasını ve bu süreç tamamlanana kadar büyükşehir belediyesinin otobüsleriyle öğrencileri güvenli, konforlu ve uygun fiyatlı taşımasını istediklerini ifade etti.
Son Güncelleme: Çarşamba, 13 Kasım 2013 16:23
Gösterim: 1296

