Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
MEB'in hazırlıklarını sürdürdüğü programa göre, okullara "ulusal düzeyde izleme ve değerlendirme sistemleri" getirilecek
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın talimatıyla okullara izleme ölçütleri getirilmesi için çalışma başlatıldı.
Okullar, öğrencilerinin sınıf içerisinde ve merkezi sınavlarda ortaya koyduğu eğitim-öğretim başarıları, okula devam durumları gibi kriterler çerçevesinde tüm yönleriyle izlemeye ve değerlendirmeye alınacak. Zayıf yönleri tespit edilen okullar için uygun tedbirler geliştirilecek.
AA muhabirinin MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden aldığı bilgiye göre, Bakanlık, Türkiye genelindeki tüm okullara yönelik "İzleme ve Değerlendirme" programının yürütülmesi için hazırlıklarını sürdürüyor.
Okulların objektif kriterlere göre izleme ve değerlendirmeye alınması için bir süre önce tüm genel müdürlükler bünyesinde "İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanlıkları" kuruldu.
Bu birimler, MEB tarafından üst politika belgelerinde konulan hedeflere ne kadar yaklaşıldığını ölçme görevini yürütecekler.
Bu kapsamda, Türkiye genelinde tüm il milli eğitim ve ilçe milli eğitim müdürlükleri ile okullarda objektif kriterler doğrultusunda ölçümler yapılacak. Bu ölçümlere göre, ulusal düzeyde izleme ve değerlendirme sistemleri geliştirilecek. Bu kapsamda beklenen sonuçlar ve verimlilik artışı için düzenli değerlendirmeler yapılacak, potansiyel eksiklikler erken tespit edilecek.
Bakanlığın çalışmasına göre, yapılacak değerlendirmeler sonucunda okulların kalitesini ortaya koymak amacıyla başarı kriterleri belirlenecek. Bakanlığın yaptığı son değerlendirmede, okullar öğrencilerinin okula devam durumları, okul terk oranları, okul öğrencilerinin sınıf içinde ve merkezi sınavlarda ortaya koyduğu eğitim öğretim başarıları, okullarda yaşanan adli olaylar, okulun güvenliği, okulda verilen eğitim, okul temizliği, altyapı gelişmişliği, okulun rekabet gücü, projelerdeki başarısı gibi kriterler çerçevesinde değerlendirmeye alınacak.
Daha sonra okulların analizleri yapılacak. Zayıf yönleri tespit edilen okullar için uygun tedbirler geliştirilecek. Okulun güçlü yönleri ise daha da geliştirilecek. Bütün bu çalışmalar, öğretmenler ve okul yöneticileriyle birlikte yapılacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
MEB'in hazırlıklarını sürdürdüğü programa göre, okullara "ulusal düzeyde izleme ve değerlendirme sistemleri" getirilecek
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın talimatıyla okullara izleme ölçütleri getirilmesi için çalışma başlatıldı.
Okullar, öğrencilerinin sınıf içerisinde ve merkezi sınavlarda ortaya koyduğu eğitim-öğretim başarıları, okula devam durumları gibi kriterler çerçevesinde tüm yönleriyle izlemeye ve değerlendirmeye alınacak. Zayıf yönleri tespit edilen okullar için uygun tedbirler geliştirilecek.
AA muhabirinin MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden aldığı bilgiye göre, Bakanlık, Türkiye genelindeki tüm okullara yönelik "İzleme ve Değerlendirme" programının yürütülmesi için hazırlıklarını sürdürüyor.
Okulların objektif kriterlere göre izleme ve değerlendirmeye alınması için bir süre önce tüm genel müdürlükler bünyesinde "İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanlıkları" kuruldu.
Bu birimler, MEB tarafından üst politika belgelerinde konulan hedeflere ne kadar yaklaşıldığını ölçme görevini yürütecekler.
Bu kapsamda, Türkiye genelinde tüm il milli eğitim ve ilçe milli eğitim müdürlükleri ile okullarda objektif kriterler doğrultusunda ölçümler yapılacak. Bu ölçümlere göre, ulusal düzeyde izleme ve değerlendirme sistemleri geliştirilecek. Bu kapsamda beklenen sonuçlar ve verimlilik artışı için düzenli değerlendirmeler yapılacak, potansiyel eksiklikler erken tespit edilecek.
Bakanlığın çalışmasına göre, yapılacak değerlendirmeler sonucunda okulların kalitesini ortaya koymak amacıyla başarı kriterleri belirlenecek. Bakanlığın yaptığı son değerlendirmede, okullar öğrencilerinin okula devam durumları, okul terk oranları, okul öğrencilerinin sınıf içinde ve merkezi sınavlarda ortaya koyduğu eğitim öğretim başarıları, okullarda yaşanan adli olaylar, okulun güvenliği, okulda verilen eğitim, okul temizliği, altyapı gelişmişliği, okulun rekabet gücü, projelerdeki başarısı gibi kriterler çerçevesinde değerlendirmeye alınacak.
Daha sonra okulların analizleri yapılacak. Zayıf yönleri tespit edilen okullar için uygun tedbirler geliştirilecek. Okulun güçlü yönleri ise daha da geliştirilecek. Bütün bu çalışmalar, öğretmenler ve okul yöneticileriyle birlikte yapılacak.
Son Güncelleme: Salı, 11 Kasım 2014 11:29
Gösterim: 1533
Eskişehir'de bulunan Şehit Hasan Önal Kız Teknik ve Meslek Lisesi'nin Yiyecek-İçecek Bölümü'nde öğrenim gören öğrenciler, mezun olur olmaz Türkiye'deki birçok 5 yıldızlı otelde ve kaliteli restoranda iş buluyor.
Eskişehir'de bulunan Şehit Hasan Önal Kız Teknik ve Meslek Lisesi'nin Yiyecek-İçecek Bölümü'nde öğrenim gören öğrenciler, mezun olur olmaz Türkiye 'deki birçok 5 yıldızlı otelde ve kaliteli restoranında iş buluyor.
Okul müdürü Cihan Taktekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Eskişehir'in şehitlerinden Hasan Önal'ın adını taşıyan okulun 2007 yılında eğitim -öğretime başladığını belirterek, şu anda 750 öğrenciye Çocuk Gelişimi ve Eğitimi, Giyim Üretim Teknolojisi, Güzellik ve Saç Bakım Hizmetleri, Bahçecilik, Yiyecek-İçecek Hizmetleri alanlarında hizmet verdiklerini kaydetti.
Okulda 65 öğretmeninin bulunduğunu ifade eden Taktekin, şöyle konuştu:
"Özellikle mutfak ve pastacılık alanında önemli eğitimler veriyoruz. Yiyecek-İçecek Bölümü çok talep edilen bir bölüm. İyi öğrenciler öğrenim görüyor. Başka okullarda da geliyor. Mutfak ve pastacılık dalında eğitim yapıyoruz. Yarışmalara katılıp, dereceler ede ediyoruz. Öğrencilerimiz birçok iyi otelde ve restoranda de staj yapıyor. Tamamı okulu bitirmeden 5 yıldızlı otellerde ve kaliteli restoranlarda iş buluyor. Okulumuz, atölye olarak eğitim ve öğretim için bütün imkanlara sahip. İyi öğrenci yetiştirmeye çalışıyoruz. Her yıl 40-50 mezun veriyoruz. Mezunlarımızın iyi yerlerde iş bulması sonraki mezunlara ekmek kapısı oluyor."

Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Eskişehir'de bulunan Şehit Hasan Önal Kız Teknik ve Meslek Lisesi'nin Yiyecek-İçecek Bölümü'nde öğrenim gören öğrenciler, mezun olur olmaz Türkiye'deki birçok 5 yıldızlı otelde ve kaliteli restoranda iş buluyor.
Eskişehir'de bulunan Şehit Hasan Önal Kız Teknik ve Meslek Lisesi'nin Yiyecek-İçecek Bölümü'nde öğrenim gören öğrenciler, mezun olur olmaz Türkiye 'deki birçok 5 yıldızlı otelde ve kaliteli restoranında iş buluyor.
Okul müdürü Cihan Taktekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Eskişehir'in şehitlerinden Hasan Önal'ın adını taşıyan okulun 2007 yılında eğitim -öğretime başladığını belirterek, şu anda 750 öğrenciye Çocuk Gelişimi ve Eğitimi, Giyim Üretim Teknolojisi, Güzellik ve Saç Bakım Hizmetleri, Bahçecilik, Yiyecek-İçecek Hizmetleri alanlarında hizmet verdiklerini kaydetti.
Okulda 65 öğretmeninin bulunduğunu ifade eden Taktekin, şöyle konuştu:
"Özellikle mutfak ve pastacılık alanında önemli eğitimler veriyoruz. Yiyecek-İçecek Bölümü çok talep edilen bir bölüm. İyi öğrenciler öğrenim görüyor. Başka okullarda da geliyor. Mutfak ve pastacılık dalında eğitim yapıyoruz. Yarışmalara katılıp, dereceler ede ediyoruz. Öğrencilerimiz birçok iyi otelde ve restoranda de staj yapıyor. Tamamı okulu bitirmeden 5 yıldızlı otellerde ve kaliteli restoranlarda iş buluyor. Okulumuz, atölye olarak eğitim ve öğretim için bütün imkanlara sahip. İyi öğrenci yetiştirmeye çalışıyoruz. Her yıl 40-50 mezun veriyoruz. Mezunlarımızın iyi yerlerde iş bulması sonraki mezunlara ekmek kapısı oluyor."

Son Güncelleme: Salı, 11 Kasım 2014 11:23
Gösterim: 1722
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 150 bin civarında Suriyeli öğrencinin şu anda Türkiye'de eğitim gördüğünü belirterek, "Türkiye kendi şartlarında yapılabileceklerin en iyisini yapmaktadır. Tüm dünyayı Suriyeli çocukların eğitimi konusunda duyarlı olmaya çağırıyorum" dedi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, "Sürdürülebilir Kalkınma için Eğitim UNESCO Dünya Konferansı"na katılmak üzere Japonya'nın Nagoya kentinde bulunan Bakan Avcı, burada yaptığı konuşmada, sürdürülebilir kalkınmanın ancak savaşsız bir dünyada daha anlamlı olabileceğini belirtti.
Dünyanın, Suriye'de yaşananlara sessiz kalmasının milyonlarca çocuğun eğitimini olumsuz etkilediğine dikkati çeken Avcı, bu durumun sürdürülebilir kalkınma kavramıyla açıklanamayacağını vurguladı.
Avcı, Suriye'yi terk etmek zorunda kalan 1,5 milyondan fazla kişinin Türkiye'de barındırıldığını, Suriyeliler için şu ana kadar kullanılan kaynağın 4,5 milyar doları aştığını bildirdi.
150 bin Suriyeli öğrenci Türkiye'de eğitim görüyor
Suriye krizinin giderek bölgesel ve küresel sorun haline geldiğine, buna insani ve siyasi açıdan ilgisiz kalınmasının artık mümkün olmadığına dikkati çeken Avcı, şunları kaydetti:
"Halihazırda 150 bin civarında Suriyeli öğrenci şu anda Türkiye'de eğitim görüyor. 70 bin öğrenci, 11 ilde kurulmuş kamplarda, kurduğumuz okullarda eğitimini sürdürüyorlar. 71 bin 500 öğrenci ise değişik vilayetlerimizde, belediyeler, valiliklerimiz, sivil toplum kuruluşlarınca organize edilen okullarda eğitimlerini görüyorlar. Bunun dışında 200 bine yakın henüz eğitime alınamamış, eğitime erişememiş Suriyeli çocuk bulunmaktadır. Yapılanlar yeterli değil ama Türkiye kendi şartlarında yapılabileceklerin en iyisini yapmaktadır. Tüm dünyayı Suriyeli çocukların eğitimi konusunda duyarlı olmaya çağırıyorum."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 150 bin civarında Suriyeli öğrencinin şu anda Türkiye'de eğitim gördüğünü belirterek, "Türkiye kendi şartlarında yapılabileceklerin en iyisini yapmaktadır. Tüm dünyayı Suriyeli çocukların eğitimi konusunda duyarlı olmaya çağırıyorum" dedi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, "Sürdürülebilir Kalkınma için Eğitim UNESCO Dünya Konferansı"na katılmak üzere Japonya'nın Nagoya kentinde bulunan Bakan Avcı, burada yaptığı konuşmada, sürdürülebilir kalkınmanın ancak savaşsız bir dünyada daha anlamlı olabileceğini belirtti.
Dünyanın, Suriye'de yaşananlara sessiz kalmasının milyonlarca çocuğun eğitimini olumsuz etkilediğine dikkati çeken Avcı, bu durumun sürdürülebilir kalkınma kavramıyla açıklanamayacağını vurguladı.
Avcı, Suriye'yi terk etmek zorunda kalan 1,5 milyondan fazla kişinin Türkiye'de barındırıldığını, Suriyeliler için şu ana kadar kullanılan kaynağın 4,5 milyar doları aştığını bildirdi.
150 bin Suriyeli öğrenci Türkiye'de eğitim görüyor
Suriye krizinin giderek bölgesel ve küresel sorun haline geldiğine, buna insani ve siyasi açıdan ilgisiz kalınmasının artık mümkün olmadığına dikkati çeken Avcı, şunları kaydetti:
"Halihazırda 150 bin civarında Suriyeli öğrenci şu anda Türkiye'de eğitim görüyor. 70 bin öğrenci, 11 ilde kurulmuş kamplarda, kurduğumuz okullarda eğitimini sürdürüyorlar. 71 bin 500 öğrenci ise değişik vilayetlerimizde, belediyeler, valiliklerimiz, sivil toplum kuruluşlarınca organize edilen okullarda eğitimlerini görüyorlar. Bunun dışında 200 bine yakın henüz eğitime alınamamış, eğitime erişememiş Suriyeli çocuk bulunmaktadır. Yapılanlar yeterli değil ama Türkiye kendi şartlarında yapılabileceklerin en iyisini yapmaktadır. Tüm dünyayı Suriyeli çocukların eğitimi konusunda duyarlı olmaya çağırıyorum."
Son Güncelleme: Pazartesi, 10 Kasım 2014 10:59
Gösterim: 1330
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar, hükümetin hangi yıl ne kadar öğretmen açığı olduğunu belirleyerek, bu açık üzerinden üniversitelere yerleştirilecek öğrenci kontenjanının belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Meclis’te atanamayan felsefe öğretmenleri ile birlikte düzenlediği basın toplantısında atanamayan öğretmenlerin sorunlarına dikkat çeken Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar, tüm bölümlerde atamaya esas olacak şekilde makul bir atama taban puan sınırı geliştirip, sınavsız bir şekilde atamaların gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti. Hükümete ve Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunan Baydar, “Hangi yıl ne kadar hangi alanda öğretmen açığımızın olacağı hazırlansın, bu açığın üzerinden kaç öğretmen adayının üniversitelere yerleşmesi gerektiği ortaya çıkartılsın, ileriki yıllarda üniversiteye alınacak öğrenci kontenjanı buna göre belirlensin. Uzun vadede bunu yapacak olan hükümet, kısa vadede öğretmen açıklarının hepsini kapatacak şekilde bekleyen tüm öğretmen adaylarının atamalarını gerçekleştirsin” dedi.
2012 yılında felsefe bölümünden mezun olduktan sonra girdiği KPSS sınavından 84 puan almasına rağmen atanamadığını belirten Ezgi Akkır, kürsüde konuşurken gözyaşlarına hakim olamadı. Ezgi Akkır, “Ben KPSS’den 84 puan aldım, okul ikincisi olarak mezun oldum ve şuan burada duruyorum. Sen 60 puan alan kişiyi öğretmen yapıyorsun, ben bu kadar başarılıyım beni almıyorsun. O zaman sizin Milli Eğitim’deki adaletiniz nasıl. Ben gece gündüz çalıştım. Gidiyorsun dershaneye öğretmen olmak için başvuruyorsun, 200-300 lira para veriyorlar” diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar, hükümetin hangi yıl ne kadar öğretmen açığı olduğunu belirleyerek, bu açık üzerinden üniversitelere yerleştirilecek öğrenci kontenjanının belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Meclis’te atanamayan felsefe öğretmenleri ile birlikte düzenlediği basın toplantısında atanamayan öğretmenlerin sorunlarına dikkat çeken Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar, tüm bölümlerde atamaya esas olacak şekilde makul bir atama taban puan sınırı geliştirip, sınavsız bir şekilde atamaların gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti. Hükümete ve Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunan Baydar, “Hangi yıl ne kadar hangi alanda öğretmen açığımızın olacağı hazırlansın, bu açığın üzerinden kaç öğretmen adayının üniversitelere yerleşmesi gerektiği ortaya çıkartılsın, ileriki yıllarda üniversiteye alınacak öğrenci kontenjanı buna göre belirlensin. Uzun vadede bunu yapacak olan hükümet, kısa vadede öğretmen açıklarının hepsini kapatacak şekilde bekleyen tüm öğretmen adaylarının atamalarını gerçekleştirsin” dedi.
2012 yılında felsefe bölümünden mezun olduktan sonra girdiği KPSS sınavından 84 puan almasına rağmen atanamadığını belirten Ezgi Akkır, kürsüde konuşurken gözyaşlarına hakim olamadı. Ezgi Akkır, “Ben KPSS’den 84 puan aldım, okul ikincisi olarak mezun oldum ve şuan burada duruyorum. Sen 60 puan alan kişiyi öğretmen yapıyorsun, ben bu kadar başarılıyım beni almıyorsun. O zaman sizin Milli Eğitim’deki adaletiniz nasıl. Ben gece gündüz çalıştım. Gidiyorsun dershaneye öğretmen olmak için başvuruyorsun, 200-300 lira para veriyorlar” diye konuştu.
Son Güncelleme: Pazartesi, 10 Kasım 2014 15:26
Gösterim: 1812
6. sınıflarda okutulan 'Fen ve Teknoloji' dersi kitabında geçen yıl 'Canlılar, üreme ve büyüme' ünitesi içinde yer alan 'İnsanlarda üreme, büyüme ve gelişme' başlığı ve başlığın içinde anlatılan konu kaldırıldı.
6. sınıf öğrencilerine geçen yıl okutulan Fen ve Teknoloji dersi kitabında insanların üremesi bilimsel olarak ve çocukların kavrayacağı şekilde anlatılıyordu. Bu yıl hazırlanarak öğrencilere dağıtılan ders kitabında ise “Bitki ve hayvanlar nasıl ürer, büyür ve gelişir” başlığı altında bitkilerin ve hayvanların üremesi anlatılıyor. İnsanlarla ilgili ‘üreme’ ve ‘döllenme’ konuları da detayları olmadan anlatılıyor. Kitapta üreme sadece kucağında bir bebek olan anne fotoğrafı ile temsil ediliyor.
Birgün gazetesinden Gülsen Candemir'in haberine göre, başlığın ve konunun kitapta anlatılmaması tepkiye yol açtı. Yeni kitapta insanların nasıl çoğaldığına sadece birkaç cümlede değinildiğini gören öğretmenler, bunun çocukların gelişimini ve doğru bilgiye erişimini olumsuz etkileyeceğine dikkat çekti.
Fen öğretmenleri değişikliğin çocuklar üzerinde olumsuz etkileri olacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Çocuk, üreme sistemindeki organları ve işlevlerini öğrenmediği zaman, bu bilgileri kulaktan dolma bilgilerle öğrenmeye çalışır. Bilimsel bilgiyi bu çocuklara öğretmezsek, tabular, günahlar, ayıplar ortaya çıkar. Altıncı sınıflar hata yapmaya müsait bir yaş olduğu için de kendini koruyamaz. Üreme sistemini anlatırken biz çocuklara, aynı zamanda ergenlik sürecini de anlatırız.
Ruhsal ve bedensel yaşadığı değişimleri öğrenmesi, bu değişimleri yaşadığında normal karşılamasını ve kendini bilerek kabullenmesini sağlar.
Üreme sistemi organlarını sakınıp, resimlerle gösterilmediği zaman merak duygusu ile tacizci bir bakış oluşturabilir. Ayrıca bu konular 8. sınıfta anlatılacak olan genetik konusu için temel bilgisi olduğu için eksik bilgi verilmiş olacaktır.”
"Bilim ayıp, günah oldu"
Eğitim Sen 1 No’lu eski Şube Başkanı Psikolojik Danışman Abdullah Tunalı, kitapta yapılan değişikliğin nedenini, bilimsel bilginin ayıp sayılması olarak gösterdi. Tunalı,”Bilimsel bilgi ayıp, günah ve tabu kavramları ile gölgelenerek, üzeri örtülmeye çalışılmaktadır” diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
6. sınıflarda okutulan 'Fen ve Teknoloji' dersi kitabında geçen yıl 'Canlılar, üreme ve büyüme' ünitesi içinde yer alan 'İnsanlarda üreme, büyüme ve gelişme' başlığı ve başlığın içinde anlatılan konu kaldırıldı.
6. sınıf öğrencilerine geçen yıl okutulan Fen ve Teknoloji dersi kitabında insanların üremesi bilimsel olarak ve çocukların kavrayacağı şekilde anlatılıyordu. Bu yıl hazırlanarak öğrencilere dağıtılan ders kitabında ise “Bitki ve hayvanlar nasıl ürer, büyür ve gelişir” başlığı altında bitkilerin ve hayvanların üremesi anlatılıyor. İnsanlarla ilgili ‘üreme’ ve ‘döllenme’ konuları da detayları olmadan anlatılıyor. Kitapta üreme sadece kucağında bir bebek olan anne fotoğrafı ile temsil ediliyor.
Birgün gazetesinden Gülsen Candemir'in haberine göre, başlığın ve konunun kitapta anlatılmaması tepkiye yol açtı. Yeni kitapta insanların nasıl çoğaldığına sadece birkaç cümlede değinildiğini gören öğretmenler, bunun çocukların gelişimini ve doğru bilgiye erişimini olumsuz etkileyeceğine dikkat çekti.
Fen öğretmenleri değişikliğin çocuklar üzerinde olumsuz etkileri olacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Çocuk, üreme sistemindeki organları ve işlevlerini öğrenmediği zaman, bu bilgileri kulaktan dolma bilgilerle öğrenmeye çalışır. Bilimsel bilgiyi bu çocuklara öğretmezsek, tabular, günahlar, ayıplar ortaya çıkar. Altıncı sınıflar hata yapmaya müsait bir yaş olduğu için de kendini koruyamaz. Üreme sistemini anlatırken biz çocuklara, aynı zamanda ergenlik sürecini de anlatırız.
Ruhsal ve bedensel yaşadığı değişimleri öğrenmesi, bu değişimleri yaşadığında normal karşılamasını ve kendini bilerek kabullenmesini sağlar.
Üreme sistemi organlarını sakınıp, resimlerle gösterilmediği zaman merak duygusu ile tacizci bir bakış oluşturabilir. Ayrıca bu konular 8. sınıfta anlatılacak olan genetik konusu için temel bilgisi olduğu için eksik bilgi verilmiş olacaktır.”
"Bilim ayıp, günah oldu"
Eğitim Sen 1 No’lu eski Şube Başkanı Psikolojik Danışman Abdullah Tunalı, kitapta yapılan değişikliğin nedenini, bilimsel bilginin ayıp sayılması olarak gösterdi. Tunalı,”Bilimsel bilgi ayıp, günah ve tabu kavramları ile gölgelenerek, üzeri örtülmeye çalışılmaktadır” diye konuştu.
Son Güncelleme: Pazartesi, 10 Kasım 2014 10:27
Gösterim: 1589

