Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Eğitim Girişimcisi Ümit Kalko’nun hazırlayıp sunduğu 2 Ekim’de Haber Global TV’de başlayan “Ümit Kalko ile Başarının Sırrı” programı sanattan spora, siyasetten iş dünyasına kadar tüm sektörlerden ünlü isimlerin saklı kalmış başarı öykülerini gözler önüne seriyor. Televizyon dünyasına farklı bir soluk getiren program, her hafta farklı başarı hikâyesiyle gençlere ilham kaynağı olmayı hedefliyor. Programa katılan başarılı isimler, önerileriyle gençlere yol gösteriyor.
YILMAZ VURAL: HER ZAMAN KENDİNE İNAN
Haber Global’de 2 Ekim’de başlayan “Ümit Kalko ile Başarının Sırrı” programının ilk konuğu deneyimli Teknik Direktör Yılmaz Vural’dı. İddialı açıklamalar yapan Vural, futbolun farklı görüşleri birleştiren sosyal bir olay olduğunu vurguladı. İçten ve doğal olduğu için taraftarların kendisine sempati beslediğini belirten deneyimli isim, genellikle küme düşme potasına girmiş takımları ayağa kaldırdığını, hiç şampiyonluğa oynayan bir takımda hocalık yapmadığını anlattı.
MİLLİ TAKIM RUHU
Başarının formülünü veren Vural, “Motivasyon, strateji ve inanç çok önemli. Bunu uygularsanız başarı ortaya çıkar” dedi.3 büyüklerde teknik direktör olma hayalinden vazgeçmediğini belirten Vural, “Kendi antrenörlük yeterliliğimin oralarda daha da ortaya çıkabileceğini düşünüyorum” diye konuştu. Milli Takım ruhundan uzaklaşıldığını da sözlerine ekleyen deneyimli teknik direktör, “Milli takımın başına gelseydim bunu değiştirirdim. Başarılı olmak adına ne yapmak gerektiğini iyi biliyorum. Ülkemi, insanımı tanıyorum. Onun için Milli Takıma yabancı antrenör getirilmesine çok üzülüyorum” dedi.
TERİM BELGESELİNİ ELEŞTİRDİ
Kariyerinde 24’ten fazla takım çalıştıran 69 yaşındaki deneyimli teknik direktör, Türkiye’nin konuştuğu Fatih Terim belgeselini de şu sözlerle eleştirdi: “Belgesel değil o. Fatih kardeşimizi anlatan bir çalışma. Belgeselde bir şey anlatamazsınız. Yaptıklarınızı gösterir herkes. Bunun ismine belgesel dememek lazım. Güzel olmuş ama biraz orada hocayla ilgili güzel şeyler gösteriliyor. Hep güzel şeyler yapmadık ki biz.”
Türk futboluyla ilgili önemli mesajlar veren Vural, gençlerin önünün açılması gerektiğini söyledi. Vural, “Türkiye’de takımlar alt yapıya değer vermiyor. Gençlere ‘Siz yarının geleceğisiniz’ diyoruz ama onların geleceğini iyi düzenleyemiyoruz. Gençlere imkân verilmesi gerekiyor” dedi.
OLİMPİYAT ŞAMPİYONU METE GAZOZ: İŞİNİZİ SEVİN VE ÇOK ÇALIŞIN
Olimpiyat Şampiyonu Milli Okçu Mete Gazoz, 9 Ekim’de katıldığı “Ümit Kalko ile Başarının Sırrı”nda bilinmeyenlerini anlattı. Eğitim Girişimcisi Kalko’nun sorularını yanıtlayan Mete, okla 3 yaşında tanıştığını, kendini geliştirmek için yüzme, basketbol, resim ve müzikle de ilgilendiğini söyledi.
İŞİN PÜF NOKTASI HIRS MI KARARLILIK MI?
2016 olimpiyatlarında zihinsel olarak hazır olmadığı için kaybettiğini belirten Gazoz, şampiyon olmak için çok çalıştığını belirtti. Gazoz, “2016’da 16 yaşındaydım. 5 yıl olimpiyatlara hazırlandım. ‘Tokyo’da şampiyon olacağım’ diye kendime söz verdim” dedi.
ŞAMPİYON OLDUKTAN SONRA HAYATIM DEĞİŞTİ
2020 Tokyo Olimpiyat Oyunlarında okçulukta Türkiye'ye tarihindeki ilk olimpiyat madalyasını kazandıran Gazoz, şampiyon olduktan sonra hayatının değiştiğini belirtti. Olimpiyatlardan sonra yolda yürürken herkesin kendisini tanıdığını ifade eden milli sporcu, bu duruma alıştığını da sözlerine ekledi.
TAKTİĞE DÖNÜŞEN GÜLÜŞÜN ARDINDAKİ GERÇEK
Rakiplerine karşı gülümsemesiyle bilinen Mete Gazoz, taktiğe dönüşen gülüşün ardındaki gerçeği açıkladı. Milli okçu, “Nasıl kaybettiğin ve nasıl kazandığın önemli. Bizim sporda temas olmadığı için bir şekilde rakibinizi tartmanız gerekir. Sahada üstünlük kurmak için rahat tavırlar sergiliyorum. Karşı tarafa ‘Ben stresliyim, bu adam nasıl bu kadar rahat’ hissini verdiğiniz zaman avantajlı oluyorsunuz” dedi.
Başarısıyla gençlere ilham olan Gazoz, “başarısının sırrını” da şu sözlerle paylaştı: “Disiplinli olmak yetenekten daha önemli. Yetenek bir faktördür. Ancak disiplin ve çalışmak yetenekten çok daha üstündür. Genç arkadaşlarıma tavsiyem yeteneklerini doğru keşfetsinler, sevdikleri işi yapsınlar ve disiplinli şekilde çalışsınlar.”
PİYANİST TULUYHAN UĞURLU: HER GÜN AYNI SAATTE ÇALIŞIN
“Ümit Kalko ile Başarının Sırrı” programına 16 Ekim’de konuk olan dünyaca ünlü piyanist ve besteci Tuluyhan Uğurlu, başarısının sırrını Ümit Kalko’ya anlattı. 2 yaşında kariyerine başlayan sanatçı, çocukluğunun Edip Cansever, Metin Eloğlu ve Fazıl Hüsnü Dağlarca ile geçtiğini, Anadolu sevgisini de büyük üstatlardan öğrendiğini belirtti.
MEHTER TAKIMI VE SENFONİNİN BULUŞMASI
İlklere imza atan piyanist, senfoni orkestrasıyla mehter takımını birleştirdiği ‘Senfoni Türk’ ile hayalini gerçekleştirdiğini söyledi. “Arif Sağ ve Orhan Gencebay’ın sazına hayranım” sözleri nedeniyle klasik müzik camiası tarafından eleştirilen sanatçı, “Beni ‘Bağlamanın, piyanonun yanında ne işi var’ diye eleştiriyorlar. Osmanlı ritimlerinden Mozart bile ilham almıştır” dedi.
NEMRUT DAĞINA ÇIKAN PİYANO
Ünlü Piyanist, “Nemrut Dağı’na piyano çıkartma fikrinin nasıl doğduğu” sorusuna da cevap verdi. Uğurlu, “Doğu ile batının kucaklaştığı topraklar. Misyonum doğu ile batıyı bütünleştirmek” ifadesini kullandı.
KUŞAĞIN ‘Z’Sİ OLUR MU?
Piyanist Uğurlu, “Z Kuşağı” ifadesini yanlış bulduğunu da söyledi. “Kuşağın Z’si olur mu? Bizim aslan gibi kuşağımız var. Cumhuriyet, Atatürk kuşağı var” dedi. Okullardaki müzik derslerine değinen sanatçı, müziğin görgü meselesi olduğunu söyledi ve ekledi: “Müzik ruhu yontar. Önce müzik dinleme ruhunu aşılamamız gerekiyor. Eğitim kurumlarından ricam, çocukları konsere götürsünler.”
Başarısının sırrını veren usta sanatçı, “Her gün aynı saatte yapılan çalışmalar, başarıya giden yoldur. Her gün aynı saatte piyanonun başına otururum. Başarının sırrından anladığım budur” diye konuştu.
MARTI’NIN KURUCUSU OĞUZ ALPER ÖKTEM: VAZGEÇMEYİN VE RİSK ALIN
Türkiye’nin ilk yerli elektrikli scooter girişimi Martı’nın Kurucusu Oğuz Alper Öktem, 23 Ekim’de ekranlara gelen “Ümit Kalko ile Başarının Sırrı” programında önemli tavsiyeler verdi.
GELECEK ELEKTRİKLİ VE SESSİZ OLACAK
İstanbul’un trafik sorununu çözmek için Martı’yı kurduğunu söyleyen Öktem, mikro mobilite ile başlayan serüvenin daha da ileriye gideceğine, tekerlekli olan her şeyin elektrikli olacağına ve elektrikli olan her şeyin de paylaşılacağına inandığını söyledi. Öktem, “1 kişinin sahibi olduğu araçların sonu geliyor. Gelecek paylaşımlı, elektrikli ve sessiz olacak” dedi.
BAŞARILI GİRİŞİMLERE YATIRIM YAPILIR
Girişimcilik yolunda yatırımcılara nasıl ulaştığını açıklayan Öktem, “Teknoloji alanında sermayeyi girişimcinin kurması beklenmez. Bunun için risk sermayesi var. Başarılı bir girişime insanlar yatırım yapıyor. Biz doğru yatırımcıları ikna ederek ciddi sermaye çekebildik” ifadelerini kullandı. Vazgeçmeyen ve risk alabilenlerin iyi girişimci olduğunu vurgulayan Öktem, “İlk yıllarda taktiğimiz alışkanlık yapması için scooter araçları çok sayıda insana kullandırmak ve sonrasında kâr marjını düşünmekti. Bu taktiğimiz bizi buralara kadar getirdi” diyerek alışkanlık yaptıktan sonra kara geçtiklerini vurguladı.
Kurumsal hayat mizacına uygun olmadığı için girişimciliği tercih ettiğini söyleyen Öktem, gelecek planlarından da bahsetti. “İnsanların karada kullandıkları tüm araçların elektrikli olması ve paylaşılması için çalışıyoruz” dedi. Öktem, hayali olan ancak imkânı olmayan girişimci adaylarına da şu tavsiyelerde bulundu: “Her şey kendine güven ve umutla başlıyor. Başarılı olacağına inanan ve bedel ödemeye razı olan bir insanın önünde kimse duramaz. İyi bir girişimciyi iyi bir girişimci yapan şey, risk iştahı ve strese karşı yılmamasıdır.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Eğitim Girişimcisi Ümit Kalko’nun hazırlayıp sunduğu 2 Ekim’de Haber Global TV’de başlayan “Ümit Kalko ile Başarının Sırrı” programı sanattan spora, siyasetten iş dünyasına kadar tüm sektörlerden ünlü isimlerin saklı kalmış başarı öykülerini gözler önüne seriyor. Televizyon dünyasına farklı bir soluk getiren program, her hafta farklı başarı hikâyesiyle gençlere ilham kaynağı olmayı hedefliyor. Programa katılan başarılı isimler, önerileriyle gençlere yol gösteriyor.
YILMAZ VURAL: HER ZAMAN KENDİNE İNAN
Haber Global’de 2 Ekim’de başlayan “Ümit Kalko ile Başarının Sırrı” programının ilk konuğu deneyimli Teknik Direktör Yılmaz Vural’dı. İddialı açıklamalar yapan Vural, futbolun farklı görüşleri birleştiren sosyal bir olay olduğunu vurguladı. İçten ve doğal olduğu için taraftarların kendisine sempati beslediğini belirten deneyimli isim, genellikle küme düşme potasına girmiş takımları ayağa kaldırdığını, hiç şampiyonluğa oynayan bir takımda hocalık yapmadığını anlattı.
MİLLİ TAKIM RUHU
Başarının formülünü veren Vural, “Motivasyon, strateji ve inanç çok önemli. Bunu uygularsanız başarı ortaya çıkar” dedi.3 büyüklerde teknik direktör olma hayalinden vazgeçmediğini belirten Vural, “Kendi antrenörlük yeterliliğimin oralarda daha da ortaya çıkabileceğini düşünüyorum” diye konuştu. Milli Takım ruhundan uzaklaşıldığını da sözlerine ekleyen deneyimli teknik direktör, “Milli takımın başına gelseydim bunu değiştirirdim. Başarılı olmak adına ne yapmak gerektiğini iyi biliyorum. Ülkemi, insanımı tanıyorum. Onun için Milli Takıma yabancı antrenör getirilmesine çok üzülüyorum” dedi.
TERİM BELGESELİNİ ELEŞTİRDİ
Kariyerinde 24’ten fazla takım çalıştıran 69 yaşındaki deneyimli teknik direktör, Türkiye’nin konuştuğu Fatih Terim belgeselini de şu sözlerle eleştirdi: “Belgesel değil o. Fatih kardeşimizi anlatan bir çalışma. Belgeselde bir şey anlatamazsınız. Yaptıklarınızı gösterir herkes. Bunun ismine belgesel dememek lazım. Güzel olmuş ama biraz orada hocayla ilgili güzel şeyler gösteriliyor. Hep güzel şeyler yapmadık ki biz.”
Türk futboluyla ilgili önemli mesajlar veren Vural, gençlerin önünün açılması gerektiğini söyledi. Vural, “Türkiye’de takımlar alt yapıya değer vermiyor. Gençlere ‘Siz yarının geleceğisiniz’ diyoruz ama onların geleceğini iyi düzenleyemiyoruz. Gençlere imkân verilmesi gerekiyor” dedi.
OLİMPİYAT ŞAMPİYONU METE GAZOZ: İŞİNİZİ SEVİN VE ÇOK ÇALIŞIN
Olimpiyat Şampiyonu Milli Okçu Mete Gazoz, 9 Ekim’de katıldığı “Ümit Kalko ile Başarının Sırrı”nda bilinmeyenlerini anlattı. Eğitim Girişimcisi Kalko’nun sorularını yanıtlayan Mete, okla 3 yaşında tanıştığını, kendini geliştirmek için yüzme, basketbol, resim ve müzikle de ilgilendiğini söyledi.
İŞİN PÜF NOKTASI HIRS MI KARARLILIK MI?
2016 olimpiyatlarında zihinsel olarak hazır olmadığı için kaybettiğini belirten Gazoz, şampiyon olmak için çok çalıştığını belirtti. Gazoz, “2016’da 16 yaşındaydım. 5 yıl olimpiyatlara hazırlandım. ‘Tokyo’da şampiyon olacağım’ diye kendime söz verdim” dedi.
ŞAMPİYON OLDUKTAN SONRA HAYATIM DEĞİŞTİ
2020 Tokyo Olimpiyat Oyunlarında okçulukta Türkiye'ye tarihindeki ilk olimpiyat madalyasını kazandıran Gazoz, şampiyon olduktan sonra hayatının değiştiğini belirtti. Olimpiyatlardan sonra yolda yürürken herkesin kendisini tanıdığını ifade eden milli sporcu, bu duruma alıştığını da sözlerine ekledi.
TAKTİĞE DÖNÜŞEN GÜLÜŞÜN ARDINDAKİ GERÇEK
Rakiplerine karşı gülümsemesiyle bilinen Mete Gazoz, taktiğe dönüşen gülüşün ardındaki gerçeği açıkladı. Milli okçu, “Nasıl kaybettiğin ve nasıl kazandığın önemli. Bizim sporda temas olmadığı için bir şekilde rakibinizi tartmanız gerekir. Sahada üstünlük kurmak için rahat tavırlar sergiliyorum. Karşı tarafa ‘Ben stresliyim, bu adam nasıl bu kadar rahat’ hissini verdiğiniz zaman avantajlı oluyorsunuz” dedi.
Başarısıyla gençlere ilham olan Gazoz, “başarısının sırrını” da şu sözlerle paylaştı: “Disiplinli olmak yetenekten daha önemli. Yetenek bir faktördür. Ancak disiplin ve çalışmak yetenekten çok daha üstündür. Genç arkadaşlarıma tavsiyem yeteneklerini doğru keşfetsinler, sevdikleri işi yapsınlar ve disiplinli şekilde çalışsınlar.”
PİYANİST TULUYHAN UĞURLU: HER GÜN AYNI SAATTE ÇALIŞIN
“Ümit Kalko ile Başarının Sırrı” programına 16 Ekim’de konuk olan dünyaca ünlü piyanist ve besteci Tuluyhan Uğurlu, başarısının sırrını Ümit Kalko’ya anlattı. 2 yaşında kariyerine başlayan sanatçı, çocukluğunun Edip Cansever, Metin Eloğlu ve Fazıl Hüsnü Dağlarca ile geçtiğini, Anadolu sevgisini de büyük üstatlardan öğrendiğini belirtti.
MEHTER TAKIMI VE SENFONİNİN BULUŞMASI
İlklere imza atan piyanist, senfoni orkestrasıyla mehter takımını birleştirdiği ‘Senfoni Türk’ ile hayalini gerçekleştirdiğini söyledi. “Arif Sağ ve Orhan Gencebay’ın sazına hayranım” sözleri nedeniyle klasik müzik camiası tarafından eleştirilen sanatçı, “Beni ‘Bağlamanın, piyanonun yanında ne işi var’ diye eleştiriyorlar. Osmanlı ritimlerinden Mozart bile ilham almıştır” dedi.
NEMRUT DAĞINA ÇIKAN PİYANO
Ünlü Piyanist, “Nemrut Dağı’na piyano çıkartma fikrinin nasıl doğduğu” sorusuna da cevap verdi. Uğurlu, “Doğu ile batının kucaklaştığı topraklar. Misyonum doğu ile batıyı bütünleştirmek” ifadesini kullandı.
KUŞAĞIN ‘Z’Sİ OLUR MU?
Piyanist Uğurlu, “Z Kuşağı” ifadesini yanlış bulduğunu da söyledi. “Kuşağın Z’si olur mu? Bizim aslan gibi kuşağımız var. Cumhuriyet, Atatürk kuşağı var” dedi. Okullardaki müzik derslerine değinen sanatçı, müziğin görgü meselesi olduğunu söyledi ve ekledi: “Müzik ruhu yontar. Önce müzik dinleme ruhunu aşılamamız gerekiyor. Eğitim kurumlarından ricam, çocukları konsere götürsünler.”
Başarısının sırrını veren usta sanatçı, “Her gün aynı saatte yapılan çalışmalar, başarıya giden yoldur. Her gün aynı saatte piyanonun başına otururum. Başarının sırrından anladığım budur” diye konuştu.
MARTI’NIN KURUCUSU OĞUZ ALPER ÖKTEM: VAZGEÇMEYİN VE RİSK ALIN
Türkiye’nin ilk yerli elektrikli scooter girişimi Martı’nın Kurucusu Oğuz Alper Öktem, 23 Ekim’de ekranlara gelen “Ümit Kalko ile Başarının Sırrı” programında önemli tavsiyeler verdi.
GELECEK ELEKTRİKLİ VE SESSİZ OLACAK
İstanbul’un trafik sorununu çözmek için Martı’yı kurduğunu söyleyen Öktem, mikro mobilite ile başlayan serüvenin daha da ileriye gideceğine, tekerlekli olan her şeyin elektrikli olacağına ve elektrikli olan her şeyin de paylaşılacağına inandığını söyledi. Öktem, “1 kişinin sahibi olduğu araçların sonu geliyor. Gelecek paylaşımlı, elektrikli ve sessiz olacak” dedi.
BAŞARILI GİRİŞİMLERE YATIRIM YAPILIR
Girişimcilik yolunda yatırımcılara nasıl ulaştığını açıklayan Öktem, “Teknoloji alanında sermayeyi girişimcinin kurması beklenmez. Bunun için risk sermayesi var. Başarılı bir girişime insanlar yatırım yapıyor. Biz doğru yatırımcıları ikna ederek ciddi sermaye çekebildik” ifadelerini kullandı. Vazgeçmeyen ve risk alabilenlerin iyi girişimci olduğunu vurgulayan Öktem, “İlk yıllarda taktiğimiz alışkanlık yapması için scooter araçları çok sayıda insana kullandırmak ve sonrasında kâr marjını düşünmekti. Bu taktiğimiz bizi buralara kadar getirdi” diyerek alışkanlık yaptıktan sonra kara geçtiklerini vurguladı.
Kurumsal hayat mizacına uygun olmadığı için girişimciliği tercih ettiğini söyleyen Öktem, gelecek planlarından da bahsetti. “İnsanların karada kullandıkları tüm araçların elektrikli olması ve paylaşılması için çalışıyoruz” dedi. Öktem, hayali olan ancak imkânı olmayan girişimci adaylarına da şu tavsiyelerde bulundu: “Her şey kendine güven ve umutla başlıyor. Başarılı olacağına inanan ve bedel ödemeye razı olan bir insanın önünde kimse duramaz. İyi bir girişimciyi iyi bir girişimci yapan şey, risk iştahı ve strese karşı yılmamasıdır.”
Son Güncelleme: Cumartesi, 19 Kasım 2022 11:25
Gösterim: 1999
MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer İnan, özel okullarla ilgili artı eğitim dergisinin sorularını yanıtladı.
* Kaliteli eğitime erişimin giderek önem kazandığı bu süreçte, eğitim ve öğretim alanında kritik öneme sahip özel okulların faaliyetlerini nitelikli biçimde sürdürmelerini sağlayacak çalışmalar gerçekleştiriyoruz.
* Kimi zaman özel sektör tarafından atıl kapasitenin kullanılması, eğitimde fırsat eşitliğinin artırılması gibi gerekçelerle eğitim ve öğretim desteğinin yeniden verilmesi talep edilmektedir. Bu ve benzeri mali talepleri değerlendirmekle birlikte, bütçe imkanları dahilinde finansmanı rahatlatacak farklı modellere yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
* Bizim açımızdan özel sektörün eğitim faaliyetlerinin dinamik bir yönü var. Bakanlık olarak sektörün karşılaştığı sorunların çözümü için hızlı biçimde karar almaya ve bu kararları uygulamaya geçirmeye çalışıyoruz.
Türk eğitim sistemi içinde özel okulların yeri ve önemi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Öncelikle özel öğretim kurumları aracılığıyla, daha spesifik olarak özel okullar aracılığıyla sürdürülen eğitim-öğretim hizmetlerinin kamu hizmeti niteliğini taşıdığını belirtmek isterim. Bu hizmetin, Bakanlığımızın denetimi ve gözetimi altında yürütülmesine, eğitim öğretim sürecinde kullanılan araç-gereçler, materyaller ve uygulanacak müfredatın standartlarının belirlenmesine yönelik hukuki zeminde çeşitli düzenlemeler gerçekleştirilmektedir.
Türk Eğitim Tarihi açısından bakacak olursak, özel okulların köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve bu köklü geçmişe yönelik ilk kayıtların 1882 yılına kadar uzandığını görmemiz mümkündür. Bugün geldiğimiz noktada ise özel okullar aracılığıyla sunulan kamu hizmetiyle, kamu kesiminin eğitim-öğretim ile ilgili sorumluluklarının bir ölçüde paylaşıldığına ilişkin bir öngörü sağlamış oluyoruz.
MALİ KONULAR GÜNDEMDE OLACAK
Özel öğretim kurumlarını nasıl eğitim-öğretim dönemi bekliyor? Bu dönemde sektörde öne çıkan konular neler olacak? Beklentileriniz ve öngörüleriniz nelerdir?
Hepimizin bildiği üzere tüm dünya ile birlikte ciddi bir salgın dönemi ile mücadele etmeye devam ediyoruz. Sayın Bakanımızın okulların açık kalmasına yönelik kararlı yaklaşımı, yalnızca kamu kurumlarında okuyan çocuklarımız için değil özel öğretim kurumlarına devam eden çocuklarımız ve bu kurumlarda görevli personel için de olumlu sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Öte yandan salgın sürecinin yaratmış olduğu çeşitli ekonomik güçlüklerin bazı özel öğretim kurumlarını mali olarak zayıflattığını biliyoruz. Ancak salgın sürecinin etkilerinin azalması, Bakanlığımızın kurumlar açısından telafisi güç zararlar olmasını engellemek açısından çeşitli dönemlerde yaptığı girişimler neticesinde bu dönemin daha sağlıklı başlayacağını düşünüyorum. Bu dönemde kurumlarımızın her eğitim öğretim yılında olduğu gibi bu yıl da eğitim öğretimin niteliğini artıracak çalışmalar gerçekleştirmesini umuyorum. Mali konuların da gündemde kalacağını düşünüyorum.
Bugün özel okullarda doluluk oranının yüzde 50 civarında olduğu biliniyor. Atıl kapasitenin kullanılması için neler yapılmalı?
Bildiğiniz gibi 2014 yılından itibaren özel okul oranlarını artırmak, özel okulların atıl kapasitelerinin kullanılması ve kamu kurumlarıyla birlikte derslik başına düşen öğrenci sayısının azaltılması amacıyla özel okullarda okuyan öğrencilere Bakanlığımızca eğitim öğretim desteği verilmiştir. Bu uygulama 2018-2019 eğitim öğretim yılından itibaren eğitim ve öğretim desteği alan öğrencilerin okullarından mezun olmalarına imkan verecek şekilde kademeli olarak kaldırılmıştır. Ancak, sanayinin ihtiyaç duyduğu ara teknik eleman yetiştirmek üzere organize sanayi bölgesi içinde veya dışında açılan özel mesleki ve teknik Anadolu liselerinde eğitim alan öğrencilere eğitim ve öğretim desteği verilmeye devam etmektedir.
Kimi zaman özel sektör tarafından atıl kapasitenin kullanılması, eğitimde fırsat eşitliğinin artırılması gibi gerekçelerle eğitim ve öğretim desteğinin yeniden verilmesi talep edilmektedir. Bakanlık olarak sektörden gelen bu ve benzeri mali talepleri değerlendirmekle birlikte, bütçe imkanları dahilinde finansmanı rahatlatacak farklı modellere yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
KDV ORANINI DİĞER KURUMLARLA DEĞERLENDİRİYORUZ
Verilere ve açıklamalara baktığımızda son dönemde kapanan özel okul kurumları oranının yüzde 14 olduğu belirtiliyor. Özel okulların yaşadığı ekonomik sorunlara sektörün KDV, vergi düzenlemeleri vb. talepleri göz önüne alındığında nasıl çözümler düşünüyorsunuz?
Salgın süreciyle yaşanan ekonomik zorluklar göz önünde bulundurularak, özel öğretim kurumlarının sürekliliğinin sağlanması ve özel okul velilerinin desteklenmesi amacıyla bilindiği üzere 1 Eylül 2020 ile 30 Haziran 2021 tarihleri arasında Cumhurbaşkanı Kararıyla KDV oranı %8’den %1’e düşürülmüştür. Özel öğretim kurumlarınca verilen eğitim-öğretim hizmeti alımlarında %8 olan KDV oranının tamamen kaldırılması ya da %1 olarak uygulanmasına yönelik talepleri güncel mali durumları göz önünde bulundurularak Bakanlığımız dışındaki diğer ilgili birimlerle değerlendiriyoruz.
Veliler özel okul seçerken nelere dikkat etmeliler? Bu kapsamda neler önerirsiniz?
Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü olarak özel okulların mevzuatımızda yer alan tüm asgari standartlara uygun nitelikli bir eğitim sağlayacak biçimde faaliyet göstermelerini sağlıyoruz. Ancak elbette kurumlarımız asgari standartların üstüne çıkarak, gerek eğitim-öğretim alanında gerekse destekleyici diğer eğitim faaliyetleri bağlamında niteliklerini artırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirmektedir. Bu nedenle Bakanlığımızı temsilen herhangi bir okulu öne çıkaracak ya da geri planda bırakacak kriterler söylemeyi etik bulmuyorum. Ancak yine mevzuat hükümleri doğrultusunda velilerimizin öğrenci kayıtlarında Genel Müdürlüğümüzün internet sitesinde yayımlanan sözleşmeyi inceleyerek, ön bilgi edinmeleri, kayıt yapılmasına kesin karar verilmesi halinde yapılmasını söyleyebilirim. Bu sözleşmede okul ile veli arasında mutabık kalınan ücret ile birlikte, eğitim öğretim dışındaki diğer ödemelere yer verilmesi gerekmektedir.
AYNI AĞACIN DALLARI
Özel okullarla resmi okullar arasındaki iletişim ve ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu alanda işbirliği imkanlarını geliştirmek için neler yapılmalı?
Özel okullarla resmi okulları aynı ağacın dalları olarak görüyorum. Hizmetlerin yürütülmesi açısından çeşitli boyutlarda farklılıklar olabilse de en nihayetinde her iki dalın da gayesi aynı olacaktır. Bu ortak gayeden hareketle daha önce çeşitli dönemlerde kurumlar arasındaki işbirliğini güçlendirmek adına farklı projeler gerçekleştirdik. Bu imkanları geliştirmek için Bakanlık olarak çalışma arkadaşlarımızla yeni projeler üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Öte yandan yerel düzeyde de bu tür çalışmaların gerçekleştirilmesini önemli görüyorum.
DÜNYA İLE KARŞILATIRILDIĞINDA ÖZEL OKULLARIN
TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ ETKİSİ ÇOK ÖNEMLİ BİR NOKTADA
Dünyada özel okulculuk alanında öne çıkan konu ve uygulamalar nelerdir? Bu çerçevede dünya ile karşılaştırıldığında Türk özel okulculuğunun yeri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Bu alanda yapılan akademik çalışmalar ve uluslararası yayınları incelediğimizde; Amerika Birleşik Devletlerinde özel okulların kaynakların bir bölümünün devlet tarafından karşılandığı, İngiltere’de ise bir kısmının ticari faaliyet kapsamında olsa da çoğunlukla vakıflar ya da hayır kurumları tarafından desteklendikleri, Fransa’da yasal düzenlemeler bakımından özel okul açmaya ilişkin bürokrasinin azaltılmaya çalışıldığı, Almanya’da özel okulların dağılımının eyaletler arasında farklılıklar gösterdiği gibi örneklerin olduğunu görebiliriz. Ancak ülkemizle diğer ülkeler arasındaki uygulamaların kıyaslanması için belirli odaklar üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarla daha sağlıklı sonuçların elde edilebileceğini söyleyebilirim. Yine de ülkemizdeki azınlık, yabancı ve milletlerarası okullar gibi farklı türde okulların sayısı ya da oranı göz önünde bulundurularak diğer ülkelerle kıyaslama yaptığımızda; okullarımızın Türk eğitim sistemindeki etkisinin oldukça önemli olduğunu söyleyebiliriz.
BİRLİKTE DÜŞÜNMEK…
Hepimizin bildiği gibi salgın dönemi doğrudan ve dolaylı yollarla eğitimi etkiledi. Bu olumsuz etkileri azaltmak ve özel okullarımızın eğitim ve öğretim sistemi içindeki konumlarını daha görünür hale getirmek için; eğitime ilginin ve eğitime yönelik beklentinin artırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirmelerini önemli buluyorum. Bu noktada biz Bakanlık olarak özel okullarımızın karşılaştıkları çeşitli sorunların çözülebilmesi için “birlikte düşünmek” mottosuyla hareket etmeye ve bunu her fırsatta dile getirmeye gayret gösteriyoruz. Bu vesileyle yeni eğitim öğretim döneminin Milli Eğitim Bakanlığı çatısı altındaki herkes için hayırlı olmasını içtenlikle diliyorum.
ÖZEL OKULLARDA NİTELİĞİ ARTIRACAK STRATEJİLER ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ
Türkiye’de özel okul sektörünün gelişmesi ve ilerlemesi için Bakanlık olarak strateji ve planlarınız nelerdir?
Bu konuyu daha geniş bir çerçevede ele almakta fayda görüyorum. Bilim ve teknolojideki gelişmelerin etkisiyle yaşam biçimlerimizde de üretimden ekonomiye, politikadan sosyal yapıya hayatın tüm alanlarında değişimler yaşanmaktadır. Bu değişimlerin etkileri hiç şüphesiz eğitim sistemi için de yeni bakış açılarına, yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmasına neden olmaktadır. Kaliteli eğitime erişimin giderek önem kazandığı bu süreçte, eğitim ve öğretim alanında kritik öneme sahip özel okulların faaliyetlerini nitelikli biçimde sürdürmelerini sağlayacak çalışmalar gerçekleştiriyoruz.
Bizim açımızdan özel sektörün eğitim faaliyetlerinin dinamik bir yönü var. Bakanlık olarak sektörün karşılaştığı sorunların çözümü için hızlı biçimde karar almaya ve bu kararları uygulamaya geçirmeye çalışıyoruz. Hızlı biçimde gerçekleştirilen bu aksiyonların yanında özel okulların eğitim kalitelerinin artırılması, öğrenciler, veliler, eğitim personeli ve kurucular gibi sürecin tüm paydaşlarını gözeterek sağduyulu biçimde kurumların eğitim sisteminin gerektirdiği çıktıları sağlamaları için geniş bir çerçeveden bakarak çeşitli stratejiler üzerinde çalışıyoruz.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer İnan, özel okullarla ilgili artı eğitim dergisinin sorularını yanıtladı.
* Kaliteli eğitime erişimin giderek önem kazandığı bu süreçte, eğitim ve öğretim alanında kritik öneme sahip özel okulların faaliyetlerini nitelikli biçimde sürdürmelerini sağlayacak çalışmalar gerçekleştiriyoruz.
* Kimi zaman özel sektör tarafından atıl kapasitenin kullanılması, eğitimde fırsat eşitliğinin artırılması gibi gerekçelerle eğitim ve öğretim desteğinin yeniden verilmesi talep edilmektedir. Bu ve benzeri mali talepleri değerlendirmekle birlikte, bütçe imkanları dahilinde finansmanı rahatlatacak farklı modellere yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
* Bizim açımızdan özel sektörün eğitim faaliyetlerinin dinamik bir yönü var. Bakanlık olarak sektörün karşılaştığı sorunların çözümü için hızlı biçimde karar almaya ve bu kararları uygulamaya geçirmeye çalışıyoruz.
Türk eğitim sistemi içinde özel okulların yeri ve önemi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Öncelikle özel öğretim kurumları aracılığıyla, daha spesifik olarak özel okullar aracılığıyla sürdürülen eğitim-öğretim hizmetlerinin kamu hizmeti niteliğini taşıdığını belirtmek isterim. Bu hizmetin, Bakanlığımızın denetimi ve gözetimi altında yürütülmesine, eğitim öğretim sürecinde kullanılan araç-gereçler, materyaller ve uygulanacak müfredatın standartlarının belirlenmesine yönelik hukuki zeminde çeşitli düzenlemeler gerçekleştirilmektedir.
Türk Eğitim Tarihi açısından bakacak olursak, özel okulların köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve bu köklü geçmişe yönelik ilk kayıtların 1882 yılına kadar uzandığını görmemiz mümkündür. Bugün geldiğimiz noktada ise özel okullar aracılığıyla sunulan kamu hizmetiyle, kamu kesiminin eğitim-öğretim ile ilgili sorumluluklarının bir ölçüde paylaşıldığına ilişkin bir öngörü sağlamış oluyoruz.
MALİ KONULAR GÜNDEMDE OLACAK
Özel öğretim kurumlarını nasıl eğitim-öğretim dönemi bekliyor? Bu dönemde sektörde öne çıkan konular neler olacak? Beklentileriniz ve öngörüleriniz nelerdir?
Hepimizin bildiği üzere tüm dünya ile birlikte ciddi bir salgın dönemi ile mücadele etmeye devam ediyoruz. Sayın Bakanımızın okulların açık kalmasına yönelik kararlı yaklaşımı, yalnızca kamu kurumlarında okuyan çocuklarımız için değil özel öğretim kurumlarına devam eden çocuklarımız ve bu kurumlarda görevli personel için de olumlu sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Öte yandan salgın sürecinin yaratmış olduğu çeşitli ekonomik güçlüklerin bazı özel öğretim kurumlarını mali olarak zayıflattığını biliyoruz. Ancak salgın sürecinin etkilerinin azalması, Bakanlığımızın kurumlar açısından telafisi güç zararlar olmasını engellemek açısından çeşitli dönemlerde yaptığı girişimler neticesinde bu dönemin daha sağlıklı başlayacağını düşünüyorum. Bu dönemde kurumlarımızın her eğitim öğretim yılında olduğu gibi bu yıl da eğitim öğretimin niteliğini artıracak çalışmalar gerçekleştirmesini umuyorum. Mali konuların da gündemde kalacağını düşünüyorum.
Bugün özel okullarda doluluk oranının yüzde 50 civarında olduğu biliniyor. Atıl kapasitenin kullanılması için neler yapılmalı?
Bildiğiniz gibi 2014 yılından itibaren özel okul oranlarını artırmak, özel okulların atıl kapasitelerinin kullanılması ve kamu kurumlarıyla birlikte derslik başına düşen öğrenci sayısının azaltılması amacıyla özel okullarda okuyan öğrencilere Bakanlığımızca eğitim öğretim desteği verilmiştir. Bu uygulama 2018-2019 eğitim öğretim yılından itibaren eğitim ve öğretim desteği alan öğrencilerin okullarından mezun olmalarına imkan verecek şekilde kademeli olarak kaldırılmıştır. Ancak, sanayinin ihtiyaç duyduğu ara teknik eleman yetiştirmek üzere organize sanayi bölgesi içinde veya dışında açılan özel mesleki ve teknik Anadolu liselerinde eğitim alan öğrencilere eğitim ve öğretim desteği verilmeye devam etmektedir.
Kimi zaman özel sektör tarafından atıl kapasitenin kullanılması, eğitimde fırsat eşitliğinin artırılması gibi gerekçelerle eğitim ve öğretim desteğinin yeniden verilmesi talep edilmektedir. Bakanlık olarak sektörden gelen bu ve benzeri mali talepleri değerlendirmekle birlikte, bütçe imkanları dahilinde finansmanı rahatlatacak farklı modellere yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
KDV ORANINI DİĞER KURUMLARLA DEĞERLENDİRİYORUZ
Verilere ve açıklamalara baktığımızda son dönemde kapanan özel okul kurumları oranının yüzde 14 olduğu belirtiliyor. Özel okulların yaşadığı ekonomik sorunlara sektörün KDV, vergi düzenlemeleri vb. talepleri göz önüne alındığında nasıl çözümler düşünüyorsunuz?
Salgın süreciyle yaşanan ekonomik zorluklar göz önünde bulundurularak, özel öğretim kurumlarının sürekliliğinin sağlanması ve özel okul velilerinin desteklenmesi amacıyla bilindiği üzere 1 Eylül 2020 ile 30 Haziran 2021 tarihleri arasında Cumhurbaşkanı Kararıyla KDV oranı %8’den %1’e düşürülmüştür. Özel öğretim kurumlarınca verilen eğitim-öğretim hizmeti alımlarında %8 olan KDV oranının tamamen kaldırılması ya da %1 olarak uygulanmasına yönelik talepleri güncel mali durumları göz önünde bulundurularak Bakanlığımız dışındaki diğer ilgili birimlerle değerlendiriyoruz.
Veliler özel okul seçerken nelere dikkat etmeliler? Bu kapsamda neler önerirsiniz?
Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü olarak özel okulların mevzuatımızda yer alan tüm asgari standartlara uygun nitelikli bir eğitim sağlayacak biçimde faaliyet göstermelerini sağlıyoruz. Ancak elbette kurumlarımız asgari standartların üstüne çıkarak, gerek eğitim-öğretim alanında gerekse destekleyici diğer eğitim faaliyetleri bağlamında niteliklerini artırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirmektedir. Bu nedenle Bakanlığımızı temsilen herhangi bir okulu öne çıkaracak ya da geri planda bırakacak kriterler söylemeyi etik bulmuyorum. Ancak yine mevzuat hükümleri doğrultusunda velilerimizin öğrenci kayıtlarında Genel Müdürlüğümüzün internet sitesinde yayımlanan sözleşmeyi inceleyerek, ön bilgi edinmeleri, kayıt yapılmasına kesin karar verilmesi halinde yapılmasını söyleyebilirim. Bu sözleşmede okul ile veli arasında mutabık kalınan ücret ile birlikte, eğitim öğretim dışındaki diğer ödemelere yer verilmesi gerekmektedir.
AYNI AĞACIN DALLARI
Özel okullarla resmi okullar arasındaki iletişim ve ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu alanda işbirliği imkanlarını geliştirmek için neler yapılmalı?
Özel okullarla resmi okulları aynı ağacın dalları olarak görüyorum. Hizmetlerin yürütülmesi açısından çeşitli boyutlarda farklılıklar olabilse de en nihayetinde her iki dalın da gayesi aynı olacaktır. Bu ortak gayeden hareketle daha önce çeşitli dönemlerde kurumlar arasındaki işbirliğini güçlendirmek adına farklı projeler gerçekleştirdik. Bu imkanları geliştirmek için Bakanlık olarak çalışma arkadaşlarımızla yeni projeler üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Öte yandan yerel düzeyde de bu tür çalışmaların gerçekleştirilmesini önemli görüyorum.
DÜNYA İLE KARŞILATIRILDIĞINDA ÖZEL OKULLARIN
TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ ETKİSİ ÇOK ÖNEMLİ BİR NOKTADA
Dünyada özel okulculuk alanında öne çıkan konu ve uygulamalar nelerdir? Bu çerçevede dünya ile karşılaştırıldığında Türk özel okulculuğunun yeri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Bu alanda yapılan akademik çalışmalar ve uluslararası yayınları incelediğimizde; Amerika Birleşik Devletlerinde özel okulların kaynakların bir bölümünün devlet tarafından karşılandığı, İngiltere’de ise bir kısmının ticari faaliyet kapsamında olsa da çoğunlukla vakıflar ya da hayır kurumları tarafından desteklendikleri, Fransa’da yasal düzenlemeler bakımından özel okul açmaya ilişkin bürokrasinin azaltılmaya çalışıldığı, Almanya’da özel okulların dağılımının eyaletler arasında farklılıklar gösterdiği gibi örneklerin olduğunu görebiliriz. Ancak ülkemizle diğer ülkeler arasındaki uygulamaların kıyaslanması için belirli odaklar üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarla daha sağlıklı sonuçların elde edilebileceğini söyleyebilirim. Yine de ülkemizdeki azınlık, yabancı ve milletlerarası okullar gibi farklı türde okulların sayısı ya da oranı göz önünde bulundurularak diğer ülkelerle kıyaslama yaptığımızda; okullarımızın Türk eğitim sistemindeki etkisinin oldukça önemli olduğunu söyleyebiliriz.
BİRLİKTE DÜŞÜNMEK…
Hepimizin bildiği gibi salgın dönemi doğrudan ve dolaylı yollarla eğitimi etkiledi. Bu olumsuz etkileri azaltmak ve özel okullarımızın eğitim ve öğretim sistemi içindeki konumlarını daha görünür hale getirmek için; eğitime ilginin ve eğitime yönelik beklentinin artırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirmelerini önemli buluyorum. Bu noktada biz Bakanlık olarak özel okullarımızın karşılaştıkları çeşitli sorunların çözülebilmesi için “birlikte düşünmek” mottosuyla hareket etmeye ve bunu her fırsatta dile getirmeye gayret gösteriyoruz. Bu vesileyle yeni eğitim öğretim döneminin Milli Eğitim Bakanlığı çatısı altındaki herkes için hayırlı olmasını içtenlikle diliyorum.
ÖZEL OKULLARDA NİTELİĞİ ARTIRACAK STRATEJİLER ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ
Türkiye’de özel okul sektörünün gelişmesi ve ilerlemesi için Bakanlık olarak strateji ve planlarınız nelerdir?
Bu konuyu daha geniş bir çerçevede ele almakta fayda görüyorum. Bilim ve teknolojideki gelişmelerin etkisiyle yaşam biçimlerimizde de üretimden ekonomiye, politikadan sosyal yapıya hayatın tüm alanlarında değişimler yaşanmaktadır. Bu değişimlerin etkileri hiç şüphesiz eğitim sistemi için de yeni bakış açılarına, yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmasına neden olmaktadır. Kaliteli eğitime erişimin giderek önem kazandığı bu süreçte, eğitim ve öğretim alanında kritik öneme sahip özel okulların faaliyetlerini nitelikli biçimde sürdürmelerini sağlayacak çalışmalar gerçekleştiriyoruz.
Bizim açımızdan özel sektörün eğitim faaliyetlerinin dinamik bir yönü var. Bakanlık olarak sektörün karşılaştığı sorunların çözümü için hızlı biçimde karar almaya ve bu kararları uygulamaya geçirmeye çalışıyoruz. Hızlı biçimde gerçekleştirilen bu aksiyonların yanında özel okulların eğitim kalitelerinin artırılması, öğrenciler, veliler, eğitim personeli ve kurucular gibi sürecin tüm paydaşlarını gözeterek sağduyulu biçimde kurumların eğitim sisteminin gerektirdiği çıktıları sağlamaları için geniş bir çerçeveden bakarak çeşitli stratejiler üzerinde çalışıyoruz.
Son Güncelleme: Çarşamba, 21 Eylül 2022 15:01
Gösterim: 1813
İstanbul Teknik Üniversitesinin önderliğinde kurulan İTÜ ETA Vakfı, yeni yatırımıyla eğitim sektörüne güç katmaya hazırlanıyor. İTÜ ETA Vakfı Kurs Merkezleri yeni bir soluk olarak sektöre farklı bir bakış getirmek için kolları sıvadı. “Türkiye’de Eğitim Mühendisliği Başlıyor” diye konuşan İTÜ ETA Vakfı Kurs Merkezleri Kurucusu Senay Ergün, yeni nesil kurs, yeni nesil sınava hazırlık ve yayıncılık ile eğitimin mühendisliğini gerçekleştirmek için alt yapılarını hazırladıklarını söyledi.
İTÜ ETA Vakfı Kurs Merkezi olarak sektöre giriş yaptınız. Markanın doğuş sürecinden bahsedebilir misiniz?
Bilindiği gibi İTÜ ülkemizin en büyük, en eski, en köklü üniversitelerinden biridir. İTÜETA VAKFI, İstanbul Teknik Üniversitesinin önderliğinde Bekoteknik, Netaş, Simko, Teletaş, Vestel, İnter, Arçelik, Aselsan, Akçasu gibi elektronik ve bilişim alanlarında önde gelen Dünya markalarımız tarafından 1989 da kurulmuş bir Vakıftır. Her zaman ilkleri gerçekleştirmiş, yenilikçi bakış açısı ile kurumsal bir tarihe sahip olan kurum, "Gelenekten geleceğe” uzanan akıl, bilim ve akademik güç ile örülmüş başarının kapıları, tüm gençlere açma hedefi ile K12 ve Özel Öğretim Kursları açmaya karar vermiştir.
Adımızı aldığımız 250 yıllık geçmişi ile bir ülkenin kaderine yön veren gençleri yetiştiren akademik dünyanın, değerli yol göstericisi İTÜ ETA VAKFI sadece Kurs Merkezleri ile değil aynı zamanda Yeni Nesil, Düşünmeyi önceleyen Yayınları ile de eğitim sektörüne önemli bir giriş yapmıştır. Eğitime, hem sınıf içi, hem kurum içi, hem hibrit süreçlerde bilimsel bir süreç olarak bakmak gerektiğine inanan ekibimiz tüm eğitim süreçlerini bir mühendislik perspektifinde dizayn ederek Türkiye eğitimine yepyeni bir yaklaşım getirmekteyiz. Akademik kadromuzdan almakta olduğumuz destek ile eğitimin her alanında İTÜ kalitesini sahaya yansıtmak gayretindeyiz ve tüm süreçlerde maksimum verimi hedefliyoruz.
EĞİTİM MÜHENDİSLİĞİ YAKLAŞIMINI GETİRİYORUZ
İTÜETA Vakfı Kurs Merkezi’nin eğitim anlayışı nasıl oluşturuldu? Kurumlarınızı diğer kurs markalarından farklı kılan özellikler nelerdir?
Eğitimin akılcı, bilimsel temellere dayanması gerektiğine inanan İTÜ ETA Vakfı Kursları ile Türk Milli Eğitim Sistemine Eğitim Mühendisliği yaklaşımını getiriyoruz. Eğitim Anlayışımız, akılcı, azimli, sınav ve yaşam başarısını birlikte hedefleyen, üretken, ideali olan gençlerimizin en iyi üniversitelerde öğrenim görerek kendilerine, hayata ve dünyaya değer katmalarıdır.
Üretkeniz; Bilim ve aklın ışığında yenilikleri üreterek büyümeyi, sürekli gelişmeyi önemsiyoruz.
Değerlerine bağlıyız; Gelenekten geleceğe açılan bir başarı kapısı olarak geçmişe bağlı ve saygılıyız geleceği inşa ediyoruz.
Yenilikçiyiz; Ülkemizin, gençliğimizin inovasyon gücüne inanıyor yeniliklerle onlara ilham veriyor, inovatif düşünme becerilerini önemsiyoruz.
Başarı odaklıyız; İTÜ ETA VAKFI kurs merkezi başarı bir bütündür, sınav başarısı gelecek tasarımının merkezinde yer alsa da yaşam başarısı çok değerlidir. Başarı aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda kendini ifade edebilen, özgüveni yüksek bireyler olmak ile de örtüştürmekteyiz.
Bilimseliz; Çağdaş bilimin gereklerini eğitim öğretimin tüm süreçlerine uyarlıyor, eğitime bir mühendislik olarak bakıyoruz.
Azimli ve kararlıyız; Öğrencilerimizin kariyer planlamalarında belirlemiş oldukları hedefe ulaşmalarında, motivasyonlarını artırmak için eğitim mühendisi öğretim kadromuzla öğrencilerimize yol arkadaşı olmada azimli ve kararlıyız. En çok ihtiyaç duyduğumuz şeyin çalışkanlık olduğu bilinci ile öğrencilerimizin hedeflerine ulaşmalarını sağlıyoruz.
Bütüncül rehberlik yaklaşımı ile; Öğrencilerimize desteğin bir sistemler bütünü olduğundan hareket ediyor, akademik, sosyal, psikolojik gelişmelerin yanında gelecek planlamaları ile onlara yol arkadaşı oluyoruz.
Stratejik düşünmeye önem veriyoruz; Düşünme becerilerini önemsiyor, öğrencilerimizin üst düzey düşünme becerilerini geliştirerek, bakış açısını değiştirmelerine yardımcı oluyor, farklı görebilme, dikkat ve mantık yürütme yeterliliklerinin gelişimini destekliyoruz.
Özgün ve güncel bilgiyi önemsiyoruz; Her bireyin özgün olduğundan hareketle kişilik özelliğine göre yeni, güncel ve bireysel eğitim materyallerini öğrencimizin hizmetine sunuyoruz.
EĞİTİM YATIRIMCILARININ YOL ARKADAŞI OLACAĞIZ
İTÜ ETA Vakfı Kurs Merkezi’nin kısa, orta ve uzun vadede hedefleri, büyüme stratejisi ve Franchise modeliniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Eğitimin bir mühendislik işi olduğuna inanan kurumumuz büyümenin de sağlıklı, sistematik ve planlı olması gerektiğine inanıyoruz. Kuruluştaki yer seçiminden, mimari projeye, ajans ve reklam desteğinden programlara, İK süreçlerinden kayıt süreçlerine, öğretmen eğitiminden rehberlik süreçlerine kadar tüm süreçlerde şubelerimize tam destek sunmayı hedefleyerek güçlü bir merkezi yapı oluşturduk.
Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden olan İTÜ’den aldığımız güçle gençlerin hedeflerine ışık olmak, zorlu sınav süreçlerinde onlara yol arkadaşı olmak adına eğitim mühendisliğini tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz. İTÜ ETA VAKFI Kursları ve Yayınları, yorulmuş yıpranmış eğitim yatırımcılarına ve bu süreçte yatırım planı olan tüm eğitim gönüllüleri ile yol arkadaşlığı etmek üzere hazırdır. Ülkemizin aydınlık geleceğini şekillendirmede geçmişten aldığımız güç ve tecrübenin ışığında, yeni, bilimsel bir yaklaşım ile doğru ve bilinçli bir büyümeyi hedefliyoruz. Eğitimin yeni projelerini, yeni vizyonunu inşa eden İTÜ ETA VAKFI Kurs ve İTÜ ETA VAKFI Yayınları eğitim girişimcileri ve eğitime gönül verenler için en doğru yatırım tercihi olacaktır.
Kurs yayınlarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Eğitim öğretimin her aşamasında yayınların eğitim personelinden sonra en önemli husus olduğu bilincindeyiz. İTÜ ETA VAKFI Eğitim Kurumları’nda özgün Yeni Nesil Yayınlar kullanılmaktadır. İTÜ ETA VAKFI Yayınları, kendi uzman ekibi tarafından üretilen bilimsel, düşünme becerilerini destekleyen, kazanım odaklı yeni nesil yayınlardır. Sınav başarısına yönelik tüm içeriklerin yer aldığı basılı ve dijital platformlar ile organize edilmiş yüz yüze ve hibrit eğitime tam destek verecek yeni nesil yayınlar ile sektöre yeni bir yaklaşım getiriyoruz.İTÜ ETA Vakfı yayın ekibi tarafından İTÜ ETAVAKFI kursları için özel üretilen standart yayın setlerimiz; konu anlatım kitapları, soru bankaları, yaprak testler, kazanım değerlendirme sınavları, kişiye özgü tamamlama setleri ve deneme sınavlarından oluşmaktadır. Deneme sınavlarımız ülke genelinde on binlerce öğrenci arasından karşılaştırılmakta ve detaylı sınav analizleri sıfır hata sistemi çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Öğrencinin hedefine onu götürecek sınav hazırlık programımızda öğrencilerin seviyelerine uygun, sarmal yapıda ve kazanım odaklı yeni nesil sorulara ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Bu amaçla sınav hazırlık yayınlarında çok büyük bir tecrübesi olan isimlerden bir Yayın Ekibi oluşturduk. Öncelikle konu kavratmak için kazanım odaklı yayınların çok iyi hazırlanması gerektiğinden hareketle konu hazırlık kitaplarını ve fasiküllerini oluşturduk. Konu tarama ve ünite değerlendirme yayınları ile tam öğrenmeyi sağlayıncaya kadar sarmal bir yapıda eksikleri tamamlama sistemini oluşturduk. Bu çalışmaları genel deneme sınavları ile de uzun soluklu, ilerleyişi göreceğimiz bir sistemle birleştirdik. Ancak biz bu üst seviye yayın sistemini biraz daha ileriye götürerek bireysel soru kaynağı oluşturma sistemi kurduk. Bu sisteme göre eksiği olunan konulardan ve onu destekleyen konulardan oluşan bireysel hazırlık yayınları oluşturduk. Bütün bu çalışmaları hibrit bir sistemle online soru çözüm havuzu ile de destekliyoruz. Bütün bu sistem yapay zeka temelli ölçme değerlendirme sisteminin verilerine dayalı bilimsel bir süreç olarak planlanmıştır. Bu sistemin çıktıları eğitim koçlarının değerlendirmesi, programlama ve takibi ile öğrencileri hedeflerine götürecek bir bilimsel program olarak yürütülmektedir.
İTÜ ETA Vakfı Kurs Merkezi’nin öğrenci yaklaşımı hakkında bilgi verebilir misiniz?
Öğrenme sitilleri ve süresi farklı olsa da her öğrencinin öğrenebilir olduğuna inanıyoruz. Bütünsel öğrenme, her öğrencinin doğuştan yetenekli olduğundan hareketle zeki ve öğrenebilir olduğunu kabul ediyoruz. Akademik çalışmalarımızı ve başarı takip sistemimizi, merkezi sınavlara hazırlıkta yenilikçi akademik yaklaşım, ölçme değerlendirme, koç öğretmen-danışman işbirliği, 360 derece başarı odaklı tam öğrenme ve sıfır hata sistemi uyguluyoruz.
Her öğrencimizin onu yakından takip eden bir eğitim koçu vardır. Birer uzman yol arkadaşı olan eğitim koçlarımız ile mükemmel süreç yönetiminin başarının anahtarı olduğuna inanıyoruz. Eğitim koçları öğrenciyi iyi tanıyan kişiye özel çalışma programı hazırlayan, akademik, sosyal ve psikolojik takipleri yapan eğitim mühendislerimizdir. Türkiye geneli denemeler, sınav simülasyonları ile öğrencilere gerçek sınav ortamı sunuyor, deneyim kazandırıyor, bulundukları seviye hakkında en doğru bilgiyi derleyerek özgün programlar üretiyoruz.
SIFIR HATA KİTAPÇIKLARI İLE TAM ÖĞRENME
Öğrencilerin sınav hazırlık süreçlerine yönelik program uygulamalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Başarılı bir sınav hazırlık süreci bilimsel olmalı ve bir mühendislik işidir. Hazırlık süreçleri öncelikle öğrenciyi tanıma, kapasitesini belirleme, doğru hedefleri ortaya koyma ve bu hedeflere giden yolu iyi bir planlama ile mümkündür.
İyi geleceği garanti altına almak için gereken temel yapı taşlarının en önemlisi mesleğinin öncüsü eğitim uzmanları öğretmenlerimizdir. İTÜ ETA VAKFI Eğitim Kurumlarında her öğretmen birer Eğitim Mühendisidir. Yönetim ve öğretim kadromuz; Hizmet içi eğitimlerle, bireysel araştırmaları ve deneyimleri ile sürekli kendini yenileyen, kişisel gelişimini önemseyen, modern eğitim yöntem araç ve gereçlerini kullanmakta yetkin birer eğitim mühendisleridir. Çok kaliteli bir eğitim kadrosu, mükemmel bir yapay zekâ ölçme değerlendirme sistemi, bütünsel rehberlik yaklaşımı ve özel eğitimden geçmiş öğrenci koçlarının profesyonel desteği hazırlık çalışmalarımızın çatısını oluşturur. Kişiye Özel analiz, Kişiye Özel Soru Bankası, Kişiye Özel Deneme Sınavları ile akademik çalışmaları en verimli hale getiriyoruz. Sınav simülasyonları ile gerçeğe en yakın sınav denemeleri ile öğrencinin sınav heyecanını azaltıyor, kendini daha iyi tanımasına katkıda bulunuyor, birlikte yol haritamızı çıkartıyoruz. Kişiye özel analizler; Analiz sonuçları hem kurumlarla hem de soru bazında değerlendirilir, zümre başkanlarıyla paylaşılır, süreç hakkında velilerimizi belli periyotlarda bilgilendiriyor işbirliğimizi sürekli kılıyoruz.
Yapay zekâ sistem tarafından oluşturulan Sıfır Hata Kitapçıkları ile tam öğrenmeyi hedefliyoruz. Online soru havuzu ile her zaman ve her yerden erişime imkân veriyoruz, tüm soru çözümleri yapay zekâ ile birleştirilerek öğrencinin kazanım haritası çıkarılmaktadır.Mobil uygulama ile eğitimin tüm paydaşları tüm süreçlere mobil cihazlardan her zaman ve her yerden ulaşma imkânına sahip olmaktadır. Öğrenci, veli, öğretmen bilgilendirme sistemi ile eğitim sürecinin tüm paydaşları tüm çalışmalar hakkında bilgi sahibi olur, eşgüdüm içinde çalışır.
Türkiye’de kurs sektörünün gelişimi hakkında değerlendirmeleriniz nelerdir?
Ülkemiz, sınav hazırlık süreçlerinin çok daha zor ve zahmetli olan bazı uzak doğu ülkeleri ile sınavların bir süreç değerlendirmesi şeklinde olduğu özellikle Kuzey Avrupa ülkeleri arasında sınav hazırlık süreçlerinin orta üstü yoğunlukta olduğu ülkelerden biridir. Sınav hazırlık süreci bu açıdan bir ülke gerçeğidir. Yakın gelecekte de sınavların Türkiye gündeminden çıkmayacağı da ortadadır. Eğitime ulaşımda tam eşitlik olmayan ülkelerde sınav hazırlık sistemleri ile bu eşitlik bir nebze olsun sağlandığı söylenebilir. Sınav hazırlık süreçleri planlı, devletin izni ve kontrolünde süreçler olması gerekmektedir. Zira hazırlık yapan kurumlar eğitimi tamamlayıcı unsurlar olarak kabul edilmeli ve Milli Eğitimin bir işlevini yerine getirdiği, okula ve sisteme destek verdiği gerçeğinden hareket edilmelidir. Bu noktada hazırlık süreçlerini bir ranta ve bir gayri resmi yapıya çevirme çabasının önüne geçilmesi elzemdir. Bu itibarla Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü çatısı altında programları bilinen, çalışanları ve öğrencilerinin kayıt altında olduğu kursların sorunlarının çözülmesi, özellikle gayri resmi yapıların önüne geçilmesi hem eğitimin birliği hem de öğrencilerin kontrolsüz yapıların kontrolü altına girmesine mani olması açısından çok önemli bir husustur. Öte yandan yüzbinlerce öğrencisi, on binlerce öğretmen ve çalışanı olan bu yapının bir sektör olarak da bakanlıklarımızın bilgisinin olduğu ekonomik ve yasal dayanak meselelerinin bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtmek isteriz.
KOLEJ YATIRIMLARIMIZA HIZ VERECEĞİZ
Türkiye’de Eğitim Mühendisliği Başlıyor. HYBRID ACADEMY CLASS programımız ile yeni nesil kurs, yeni nesil sınava hazırlık ve yayıncılık ile eğitimin mühendisliğini gerçekleştirmek için alt yapılarımızı hazırlıyoruz. Bu doğrultuda bir başka hedefimizde, kolej yatırımlarımıza da hız vermek, çalışmalarımızı 2023 yılı içerisinde Cumhuriyetimizin 100.yılına yakışır ışığı ile yolumuzu aydınlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirleri ile şekillenmiş yeni bir bakış açısı ile tüm Türkiye ile paylaşmayı hedefliyoruz.
EĞİTİM BENİM İÇİN SONSUZ BİR YOLCULUK
Eğitim dünyasına nasıl adım attınız? Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?
Ankara Fatih Sultan Mehmet Lisesi’nin ardından Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesini derece ile bitirdim, Öğrenmeye devam ediyorum diyebilirim. Halen Ekonomi Yüksek Lisans öğrencisiyim, eğitim benim için sonsuz bir yolculuk ve bu yolculuğu çok sevdim. İletişim Sektöründe çalışmalarım oldu. Sonrasında Sermaye Piyasası Kurulundan uzmanlık lisanları alarak finans sektöründe danışmanlık ve halka arz edilmiş olan şirketlerde finans uzmanı ve üst düzey yönetici olarak görevler aldım. Bu görevlerime danışmanlık şeklinde devam ediyorum.
2017 yılında kağıt ve kağıt ürünlerini ithal eden İstanbul merkezli SNY Grup İthalat ve İhracat isimli şirketi kurdum, 2018 yılında da Belçika Brüksel’de aynı şirketimin Avrupa ayağını yürütmek için yeni bir girişimim daha oldu, Eğitim Sektörüne girişim ise eğitim yayıncılığı üzerine devam eden 13 yıllık şirketimiz vasıtasıyla oldu, içerik üretmek, tüm sınavlara hazırlık konusunda öğrencilerimizin yanında olmak ve değerli eğitim yazarlarımızın emeklerine destek olmaktan çok mutluyuz, 2020 yılında eğitim sektöründe kurucu ortak ve yatırımcı olarak kolej, kurs ve yayınlardan oluşan bir gruba yatırımcı kurucu ortak olarak dahil oldum.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
İstanbul Teknik Üniversitesinin önderliğinde kurulan İTÜ ETA Vakfı, yeni yatırımıyla eğitim sektörüne güç katmaya hazırlanıyor. İTÜ ETA Vakfı Kurs Merkezleri yeni bir soluk olarak sektöre farklı bir bakış getirmek için kolları sıvadı. “Türkiye’de Eğitim Mühendisliği Başlıyor” diye konuşan İTÜ ETA Vakfı Kurs Merkezleri Kurucusu Senay Ergün, yeni nesil kurs, yeni nesil sınava hazırlık ve yayıncılık ile eğitimin mühendisliğini gerçekleştirmek için alt yapılarını hazırladıklarını söyledi.
İTÜ ETA Vakfı Kurs Merkezi olarak sektöre giriş yaptınız. Markanın doğuş sürecinden bahsedebilir misiniz?
Bilindiği gibi İTÜ ülkemizin en büyük, en eski, en köklü üniversitelerinden biridir. İTÜETA VAKFI, İstanbul Teknik Üniversitesinin önderliğinde Bekoteknik, Netaş, Simko, Teletaş, Vestel, İnter, Arçelik, Aselsan, Akçasu gibi elektronik ve bilişim alanlarında önde gelen Dünya markalarımız tarafından 1989 da kurulmuş bir Vakıftır. Her zaman ilkleri gerçekleştirmiş, yenilikçi bakış açısı ile kurumsal bir tarihe sahip olan kurum, "Gelenekten geleceğe” uzanan akıl, bilim ve akademik güç ile örülmüş başarının kapıları, tüm gençlere açma hedefi ile K12 ve Özel Öğretim Kursları açmaya karar vermiştir.
Adımızı aldığımız 250 yıllık geçmişi ile bir ülkenin kaderine yön veren gençleri yetiştiren akademik dünyanın, değerli yol göstericisi İTÜ ETA VAKFI sadece Kurs Merkezleri ile değil aynı zamanda Yeni Nesil, Düşünmeyi önceleyen Yayınları ile de eğitim sektörüne önemli bir giriş yapmıştır. Eğitime, hem sınıf içi, hem kurum içi, hem hibrit süreçlerde bilimsel bir süreç olarak bakmak gerektiğine inanan ekibimiz tüm eğitim süreçlerini bir mühendislik perspektifinde dizayn ederek Türkiye eğitimine yepyeni bir yaklaşım getirmekteyiz. Akademik kadromuzdan almakta olduğumuz destek ile eğitimin her alanında İTÜ kalitesini sahaya yansıtmak gayretindeyiz ve tüm süreçlerde maksimum verimi hedefliyoruz.
EĞİTİM MÜHENDİSLİĞİ YAKLAŞIMINI GETİRİYORUZ
İTÜETA Vakfı Kurs Merkezi’nin eğitim anlayışı nasıl oluşturuldu? Kurumlarınızı diğer kurs markalarından farklı kılan özellikler nelerdir?
Eğitimin akılcı, bilimsel temellere dayanması gerektiğine inanan İTÜ ETA Vakfı Kursları ile Türk Milli Eğitim Sistemine Eğitim Mühendisliği yaklaşımını getiriyoruz. Eğitim Anlayışımız, akılcı, azimli, sınav ve yaşam başarısını birlikte hedefleyen, üretken, ideali olan gençlerimizin en iyi üniversitelerde öğrenim görerek kendilerine, hayata ve dünyaya değer katmalarıdır.
Üretkeniz; Bilim ve aklın ışığında yenilikleri üreterek büyümeyi, sürekli gelişmeyi önemsiyoruz.
Değerlerine bağlıyız; Gelenekten geleceğe açılan bir başarı kapısı olarak geçmişe bağlı ve saygılıyız geleceği inşa ediyoruz.
Yenilikçiyiz; Ülkemizin, gençliğimizin inovasyon gücüne inanıyor yeniliklerle onlara ilham veriyor, inovatif düşünme becerilerini önemsiyoruz.
Başarı odaklıyız; İTÜ ETA VAKFI kurs merkezi başarı bir bütündür, sınav başarısı gelecek tasarımının merkezinde yer alsa da yaşam başarısı çok değerlidir. Başarı aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda kendini ifade edebilen, özgüveni yüksek bireyler olmak ile de örtüştürmekteyiz.
Bilimseliz; Çağdaş bilimin gereklerini eğitim öğretimin tüm süreçlerine uyarlıyor, eğitime bir mühendislik olarak bakıyoruz.
Azimli ve kararlıyız; Öğrencilerimizin kariyer planlamalarında belirlemiş oldukları hedefe ulaşmalarında, motivasyonlarını artırmak için eğitim mühendisi öğretim kadromuzla öğrencilerimize yol arkadaşı olmada azimli ve kararlıyız. En çok ihtiyaç duyduğumuz şeyin çalışkanlık olduğu bilinci ile öğrencilerimizin hedeflerine ulaşmalarını sağlıyoruz.
Bütüncül rehberlik yaklaşımı ile; Öğrencilerimize desteğin bir sistemler bütünü olduğundan hareket ediyor, akademik, sosyal, psikolojik gelişmelerin yanında gelecek planlamaları ile onlara yol arkadaşı oluyoruz.
Stratejik düşünmeye önem veriyoruz; Düşünme becerilerini önemsiyor, öğrencilerimizin üst düzey düşünme becerilerini geliştirerek, bakış açısını değiştirmelerine yardımcı oluyor, farklı görebilme, dikkat ve mantık yürütme yeterliliklerinin gelişimini destekliyoruz.
Özgün ve güncel bilgiyi önemsiyoruz; Her bireyin özgün olduğundan hareketle kişilik özelliğine göre yeni, güncel ve bireysel eğitim materyallerini öğrencimizin hizmetine sunuyoruz.
EĞİTİM YATIRIMCILARININ YOL ARKADAŞI OLACAĞIZ
İTÜ ETA Vakfı Kurs Merkezi’nin kısa, orta ve uzun vadede hedefleri, büyüme stratejisi ve Franchise modeliniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Eğitimin bir mühendislik işi olduğuna inanan kurumumuz büyümenin de sağlıklı, sistematik ve planlı olması gerektiğine inanıyoruz. Kuruluştaki yer seçiminden, mimari projeye, ajans ve reklam desteğinden programlara, İK süreçlerinden kayıt süreçlerine, öğretmen eğitiminden rehberlik süreçlerine kadar tüm süreçlerde şubelerimize tam destek sunmayı hedefleyerek güçlü bir merkezi yapı oluşturduk.
Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden olan İTÜ’den aldığımız güçle gençlerin hedeflerine ışık olmak, zorlu sınav süreçlerinde onlara yol arkadaşı olmak adına eğitim mühendisliğini tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz. İTÜ ETA VAKFI Kursları ve Yayınları, yorulmuş yıpranmış eğitim yatırımcılarına ve bu süreçte yatırım planı olan tüm eğitim gönüllüleri ile yol arkadaşlığı etmek üzere hazırdır. Ülkemizin aydınlık geleceğini şekillendirmede geçmişten aldığımız güç ve tecrübenin ışığında, yeni, bilimsel bir yaklaşım ile doğru ve bilinçli bir büyümeyi hedefliyoruz. Eğitimin yeni projelerini, yeni vizyonunu inşa eden İTÜ ETA VAKFI Kurs ve İTÜ ETA VAKFI Yayınları eğitim girişimcileri ve eğitime gönül verenler için en doğru yatırım tercihi olacaktır.
Kurs yayınlarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Eğitim öğretimin her aşamasında yayınların eğitim personelinden sonra en önemli husus olduğu bilincindeyiz. İTÜ ETA VAKFI Eğitim Kurumları’nda özgün Yeni Nesil Yayınlar kullanılmaktadır. İTÜ ETA VAKFI Yayınları, kendi uzman ekibi tarafından üretilen bilimsel, düşünme becerilerini destekleyen, kazanım odaklı yeni nesil yayınlardır. Sınav başarısına yönelik tüm içeriklerin yer aldığı basılı ve dijital platformlar ile organize edilmiş yüz yüze ve hibrit eğitime tam destek verecek yeni nesil yayınlar ile sektöre yeni bir yaklaşım getiriyoruz.İTÜ ETA Vakfı yayın ekibi tarafından İTÜ ETAVAKFI kursları için özel üretilen standart yayın setlerimiz; konu anlatım kitapları, soru bankaları, yaprak testler, kazanım değerlendirme sınavları, kişiye özgü tamamlama setleri ve deneme sınavlarından oluşmaktadır. Deneme sınavlarımız ülke genelinde on binlerce öğrenci arasından karşılaştırılmakta ve detaylı sınav analizleri sıfır hata sistemi çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Öğrencinin hedefine onu götürecek sınav hazırlık programımızda öğrencilerin seviyelerine uygun, sarmal yapıda ve kazanım odaklı yeni nesil sorulara ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Bu amaçla sınav hazırlık yayınlarında çok büyük bir tecrübesi olan isimlerden bir Yayın Ekibi oluşturduk. Öncelikle konu kavratmak için kazanım odaklı yayınların çok iyi hazırlanması gerektiğinden hareketle konu hazırlık kitaplarını ve fasiküllerini oluşturduk. Konu tarama ve ünite değerlendirme yayınları ile tam öğrenmeyi sağlayıncaya kadar sarmal bir yapıda eksikleri tamamlama sistemini oluşturduk. Bu çalışmaları genel deneme sınavları ile de uzun soluklu, ilerleyişi göreceğimiz bir sistemle birleştirdik. Ancak biz bu üst seviye yayın sistemini biraz daha ileriye götürerek bireysel soru kaynağı oluşturma sistemi kurduk. Bu sisteme göre eksiği olunan konulardan ve onu destekleyen konulardan oluşan bireysel hazırlık yayınları oluşturduk. Bütün bu çalışmaları hibrit bir sistemle online soru çözüm havuzu ile de destekliyoruz. Bütün bu sistem yapay zeka temelli ölçme değerlendirme sisteminin verilerine dayalı bilimsel bir süreç olarak planlanmıştır. Bu sistemin çıktıları eğitim koçlarının değerlendirmesi, programlama ve takibi ile öğrencileri hedeflerine götürecek bir bilimsel program olarak yürütülmektedir.
İTÜ ETA Vakfı Kurs Merkezi’nin öğrenci yaklaşımı hakkında bilgi verebilir misiniz?
Öğrenme sitilleri ve süresi farklı olsa da her öğrencinin öğrenebilir olduğuna inanıyoruz. Bütünsel öğrenme, her öğrencinin doğuştan yetenekli olduğundan hareketle zeki ve öğrenebilir olduğunu kabul ediyoruz. Akademik çalışmalarımızı ve başarı takip sistemimizi, merkezi sınavlara hazırlıkta yenilikçi akademik yaklaşım, ölçme değerlendirme, koç öğretmen-danışman işbirliği, 360 derece başarı odaklı tam öğrenme ve sıfır hata sistemi uyguluyoruz.
Her öğrencimizin onu yakından takip eden bir eğitim koçu vardır. Birer uzman yol arkadaşı olan eğitim koçlarımız ile mükemmel süreç yönetiminin başarının anahtarı olduğuna inanıyoruz. Eğitim koçları öğrenciyi iyi tanıyan kişiye özel çalışma programı hazırlayan, akademik, sosyal ve psikolojik takipleri yapan eğitim mühendislerimizdir. Türkiye geneli denemeler, sınav simülasyonları ile öğrencilere gerçek sınav ortamı sunuyor, deneyim kazandırıyor, bulundukları seviye hakkında en doğru bilgiyi derleyerek özgün programlar üretiyoruz.
SIFIR HATA KİTAPÇIKLARI İLE TAM ÖĞRENME
Öğrencilerin sınav hazırlık süreçlerine yönelik program uygulamalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Başarılı bir sınav hazırlık süreci bilimsel olmalı ve bir mühendislik işidir. Hazırlık süreçleri öncelikle öğrenciyi tanıma, kapasitesini belirleme, doğru hedefleri ortaya koyma ve bu hedeflere giden yolu iyi bir planlama ile mümkündür.
İyi geleceği garanti altına almak için gereken temel yapı taşlarının en önemlisi mesleğinin öncüsü eğitim uzmanları öğretmenlerimizdir. İTÜ ETA VAKFI Eğitim Kurumlarında her öğretmen birer Eğitim Mühendisidir. Yönetim ve öğretim kadromuz; Hizmet içi eğitimlerle, bireysel araştırmaları ve deneyimleri ile sürekli kendini yenileyen, kişisel gelişimini önemseyen, modern eğitim yöntem araç ve gereçlerini kullanmakta yetkin birer eğitim mühendisleridir. Çok kaliteli bir eğitim kadrosu, mükemmel bir yapay zekâ ölçme değerlendirme sistemi, bütünsel rehberlik yaklaşımı ve özel eğitimden geçmiş öğrenci koçlarının profesyonel desteği hazırlık çalışmalarımızın çatısını oluşturur. Kişiye Özel analiz, Kişiye Özel Soru Bankası, Kişiye Özel Deneme Sınavları ile akademik çalışmaları en verimli hale getiriyoruz. Sınav simülasyonları ile gerçeğe en yakın sınav denemeleri ile öğrencinin sınav heyecanını azaltıyor, kendini daha iyi tanımasına katkıda bulunuyor, birlikte yol haritamızı çıkartıyoruz. Kişiye özel analizler; Analiz sonuçları hem kurumlarla hem de soru bazında değerlendirilir, zümre başkanlarıyla paylaşılır, süreç hakkında velilerimizi belli periyotlarda bilgilendiriyor işbirliğimizi sürekli kılıyoruz.
Yapay zekâ sistem tarafından oluşturulan Sıfır Hata Kitapçıkları ile tam öğrenmeyi hedefliyoruz. Online soru havuzu ile her zaman ve her yerden erişime imkân veriyoruz, tüm soru çözümleri yapay zekâ ile birleştirilerek öğrencinin kazanım haritası çıkarılmaktadır.Mobil uygulama ile eğitimin tüm paydaşları tüm süreçlere mobil cihazlardan her zaman ve her yerden ulaşma imkânına sahip olmaktadır. Öğrenci, veli, öğretmen bilgilendirme sistemi ile eğitim sürecinin tüm paydaşları tüm çalışmalar hakkında bilgi sahibi olur, eşgüdüm içinde çalışır.
Türkiye’de kurs sektörünün gelişimi hakkında değerlendirmeleriniz nelerdir?
Ülkemiz, sınav hazırlık süreçlerinin çok daha zor ve zahmetli olan bazı uzak doğu ülkeleri ile sınavların bir süreç değerlendirmesi şeklinde olduğu özellikle Kuzey Avrupa ülkeleri arasında sınav hazırlık süreçlerinin orta üstü yoğunlukta olduğu ülkelerden biridir. Sınav hazırlık süreci bu açıdan bir ülke gerçeğidir. Yakın gelecekte de sınavların Türkiye gündeminden çıkmayacağı da ortadadır. Eğitime ulaşımda tam eşitlik olmayan ülkelerde sınav hazırlık sistemleri ile bu eşitlik bir nebze olsun sağlandığı söylenebilir. Sınav hazırlık süreçleri planlı, devletin izni ve kontrolünde süreçler olması gerekmektedir. Zira hazırlık yapan kurumlar eğitimi tamamlayıcı unsurlar olarak kabul edilmeli ve Milli Eğitimin bir işlevini yerine getirdiği, okula ve sisteme destek verdiği gerçeğinden hareket edilmelidir. Bu noktada hazırlık süreçlerini bir ranta ve bir gayri resmi yapıya çevirme çabasının önüne geçilmesi elzemdir. Bu itibarla Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü çatısı altında programları bilinen, çalışanları ve öğrencilerinin kayıt altında olduğu kursların sorunlarının çözülmesi, özellikle gayri resmi yapıların önüne geçilmesi hem eğitimin birliği hem de öğrencilerin kontrolsüz yapıların kontrolü altına girmesine mani olması açısından çok önemli bir husustur. Öte yandan yüzbinlerce öğrencisi, on binlerce öğretmen ve çalışanı olan bu yapının bir sektör olarak da bakanlıklarımızın bilgisinin olduğu ekonomik ve yasal dayanak meselelerinin bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtmek isteriz.
KOLEJ YATIRIMLARIMIZA HIZ VERECEĞİZ
Türkiye’de Eğitim Mühendisliği Başlıyor. HYBRID ACADEMY CLASS programımız ile yeni nesil kurs, yeni nesil sınava hazırlık ve yayıncılık ile eğitimin mühendisliğini gerçekleştirmek için alt yapılarımızı hazırlıyoruz. Bu doğrultuda bir başka hedefimizde, kolej yatırımlarımıza da hız vermek, çalışmalarımızı 2023 yılı içerisinde Cumhuriyetimizin 100.yılına yakışır ışığı ile yolumuzu aydınlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirleri ile şekillenmiş yeni bir bakış açısı ile tüm Türkiye ile paylaşmayı hedefliyoruz.
EĞİTİM BENİM İÇİN SONSUZ BİR YOLCULUK
Eğitim dünyasına nasıl adım attınız? Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?
Ankara Fatih Sultan Mehmet Lisesi’nin ardından Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesini derece ile bitirdim, Öğrenmeye devam ediyorum diyebilirim. Halen Ekonomi Yüksek Lisans öğrencisiyim, eğitim benim için sonsuz bir yolculuk ve bu yolculuğu çok sevdim. İletişim Sektöründe çalışmalarım oldu. Sonrasında Sermaye Piyasası Kurulundan uzmanlık lisanları alarak finans sektöründe danışmanlık ve halka arz edilmiş olan şirketlerde finans uzmanı ve üst düzey yönetici olarak görevler aldım. Bu görevlerime danışmanlık şeklinde devam ediyorum.
2017 yılında kağıt ve kağıt ürünlerini ithal eden İstanbul merkezli SNY Grup İthalat ve İhracat isimli şirketi kurdum, 2018 yılında da Belçika Brüksel’de aynı şirketimin Avrupa ayağını yürütmek için yeni bir girişimim daha oldu, Eğitim Sektörüne girişim ise eğitim yayıncılığı üzerine devam eden 13 yıllık şirketimiz vasıtasıyla oldu, içerik üretmek, tüm sınavlara hazırlık konusunda öğrencilerimizin yanında olmak ve değerli eğitim yazarlarımızın emeklerine destek olmaktan çok mutluyuz, 2020 yılında eğitim sektöründe kurucu ortak ve yatırımcı olarak kolej, kurs ve yayınlardan oluşan bir gruba yatırımcı kurucu ortak olarak dahil oldum.
Son Güncelleme: Perşembe, 02 Haziran 2022 14:34
Gösterim: 3030
Hisar Okulları Lise öğrencisi Gül Şener'in Sinema - Edebiyat dersinde hazırladığı kısa film uluslararası iki ayrı festivalden kabul aldı.
100’den fazla ülkeden 5000’in üzerinde başvuru alan “Student World Impact Film Festival (SWIFF) ve “First-Time Filmmaker Sessions 2022”de Hisar Okulları lise öğrencisinin senaryosunu yazdığı, yönettiği ve oynadığı; yaşamın rahatsız edici seslerinden kendini müzikle izole eden bireyin sessizliğe kaçışını konu edinen “Loud” isimli kısa film gösterime girmeye hak kazandı.
100’den fazla ülkeden 5000’in üzerinde başvuru arasından seçildi
SWIFF, dünyanın dört bir yanındaki öğrencileri film yapmaya özendirmek için düzenleniyor. Dünyanın her yerindeki öğrenciler ve film yapımcılığı hayali olan herkesin ücretsiz katılım gerçekleştirebildiği festivalde bu sene 100’den fazla ülkeden 5000’in üzerinde başvuru yer alıyor. Toplam 12 farklı kategoriden oluşan festivale, Hisar Okulları 11. sınıf öğrencisi Gül Şener yaşamın rahatsız edici seslerinden kendini müzikle izole eden bir bireyin sessizliğe kaçışını konu edinen “Loud” isimli kısa filmiyle katılmaya hak kazandı.
Festival aynı zamanda bağımsız filmlere ilginin artırılmasını amaçlanıyor
45 dakikadan daha az olan bağımsız kısa filmlerin gösterildiği First-Time Filmmaker Sessions festivali en iyi kısa filmleri ve özelliklerini seçmek yerine dünyanın her yerinden gelen birçok projeden farklı unsurlar taşıyan filmlere gösterim imkanı sağlıyor. Kısa filminde yer alan müzikleri de piyanoda kendisi besteleyen Gül Şener’in filmi “Loud” 22 Ağustos - 5 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalde gösterime girecek.
“Görsel içerik üretimi, gençlerin kendilerini ifade etme becerilerine de destek oluyor”
Öğrencinin filminin 5000’inden fazla kısa film arasından seçilmesiyle gurur duyduklarını ifade eden Hisar Lisesi Müdürü Okan Uzelli; görsel iletişimin giderek önem kazandığı günümüz dünyasında; gençlerin bu alanda sadece bir tüketici olmayıp, yaratıcı içerikler üreten bireyler olmalarının ve kendilerini görsel araçlarla ifade etmelerinin de büyük önem kazandığına dikkat çekerek, bu alanda öğrencileri desteklemeye devam edeceklerini belirtti.
Türk Dili ve EdebiyatıBölüm Başkanı Barış Has ise konuyla ilgili olarak; görsel içerik üretmeye yönelik çalışmaların öğrencilerin yaratıcılıklarını, kendilerini ifade etme ve planlama becerilerini daha üst seviyeye çıkardığına değinerek, gençlerin zamanlarının büyük bölümünü geçirdiği cep telefonu gibi iletişim araçlarının aynı zamanda bir görsel içerik üretim aracı olarak da değerlendirilebileceğini hatırlattı. Okulda aktif bir sinema kulübü ve öğrenciler tarafından hazırlanan kapsamlı bir sinema dergisini olduğunu ekleyen Has, öğrencilerin sinema sevgisini okulun akademik ve idari personelinin de paylaştığını ve Hisar Sinema Sohbetleri etkinliği ile katılımcıların film kültürü ve film inceleme pratiğini geliştirdiğini ifade etti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Hisar Okulları Lise öğrencisi Gül Şener'in Sinema - Edebiyat dersinde hazırladığı kısa film uluslararası iki ayrı festivalden kabul aldı.
100’den fazla ülkeden 5000’in üzerinde başvuru alan “Student World Impact Film Festival (SWIFF) ve “First-Time Filmmaker Sessions 2022”de Hisar Okulları lise öğrencisinin senaryosunu yazdığı, yönettiği ve oynadığı; yaşamın rahatsız edici seslerinden kendini müzikle izole eden bireyin sessizliğe kaçışını konu edinen “Loud” isimli kısa film gösterime girmeye hak kazandı.
100’den fazla ülkeden 5000’in üzerinde başvuru arasından seçildi
SWIFF, dünyanın dört bir yanındaki öğrencileri film yapmaya özendirmek için düzenleniyor. Dünyanın her yerindeki öğrenciler ve film yapımcılığı hayali olan herkesin ücretsiz katılım gerçekleştirebildiği festivalde bu sene 100’den fazla ülkeden 5000’in üzerinde başvuru yer alıyor. Toplam 12 farklı kategoriden oluşan festivale, Hisar Okulları 11. sınıf öğrencisi Gül Şener yaşamın rahatsız edici seslerinden kendini müzikle izole eden bir bireyin sessizliğe kaçışını konu edinen “Loud” isimli kısa filmiyle katılmaya hak kazandı.
Festival aynı zamanda bağımsız filmlere ilginin artırılmasını amaçlanıyor
45 dakikadan daha az olan bağımsız kısa filmlerin gösterildiği First-Time Filmmaker Sessions festivali en iyi kısa filmleri ve özelliklerini seçmek yerine dünyanın her yerinden gelen birçok projeden farklı unsurlar taşıyan filmlere gösterim imkanı sağlıyor. Kısa filminde yer alan müzikleri de piyanoda kendisi besteleyen Gül Şener’in filmi “Loud” 22 Ağustos - 5 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalde gösterime girecek.
“Görsel içerik üretimi, gençlerin kendilerini ifade etme becerilerine de destek oluyor”
Öğrencinin filminin 5000’inden fazla kısa film arasından seçilmesiyle gurur duyduklarını ifade eden Hisar Lisesi Müdürü Okan Uzelli; görsel iletişimin giderek önem kazandığı günümüz dünyasında; gençlerin bu alanda sadece bir tüketici olmayıp, yaratıcı içerikler üreten bireyler olmalarının ve kendilerini görsel araçlarla ifade etmelerinin de büyük önem kazandığına dikkat çekerek, bu alanda öğrencileri desteklemeye devam edeceklerini belirtti.
Türk Dili ve EdebiyatıBölüm Başkanı Barış Has ise konuyla ilgili olarak; görsel içerik üretmeye yönelik çalışmaların öğrencilerin yaratıcılıklarını, kendilerini ifade etme ve planlama becerilerini daha üst seviyeye çıkardığına değinerek, gençlerin zamanlarının büyük bölümünü geçirdiği cep telefonu gibi iletişim araçlarının aynı zamanda bir görsel içerik üretim aracı olarak da değerlendirilebileceğini hatırlattı. Okulda aktif bir sinema kulübü ve öğrenciler tarafından hazırlanan kapsamlı bir sinema dergisini olduğunu ekleyen Has, öğrencilerin sinema sevgisini okulun akademik ve idari personelinin de paylaştığını ve Hisar Sinema Sohbetleri etkinliği ile katılımcıların film kültürü ve film inceleme pratiğini geliştirdiğini ifade etti.
Son Güncelleme: Cuma, 02 Eylül 2022 16:02
Gösterim: 1465
Kandilli Koleji öğrencisi Güney Akça, İstanbul’un en fazla kitap okuyan öğrencisi seçildi. Günde ortalama 1,5 saat, ayda 35 , yılda ise 420 kitap okuyan 7. sınıf öğrencisi Güney Akça, “Kitap okumayı, resim yapmayı, çizgi film izlemeyi, oyuncaklarımla birlikte hayal kurmayı ve kitap yazmayı severim” diyor.
Kitap okumayı sevdiğinizi ilk nasıl fark ettiniz? Sizi etkileyen ve okuma isteğinizi arttıran bir kitap oldu mu?
ilk kitap okumayı sevdiğimi şöyle fark ettim. Herkes ince kitapla başlarken ben kalın bir kitap almıştım önce okumaya çekinmiştim daha sonra sıkıla sıkıla okumaya başladım ortalarına gelince eğlenmeye başladığımı gördüm. Böylece kitaplarda sinemaya gidip izlemiş gibi bir his yarattı. Beni etkileyen ilk kitap Maris Wicks’in “İnsan Vücudu Tiyatrosu” kitabı oldu. Okuma isteğimi arttıran kitap ise Adam Blade’nin Canavar Peşinde kitabı oldu. Nedeni ise seri bir kitap olması ve içinde aksiyon yer alması.
Okumayı en çok sevdiğiniz türler hangileri?
En çok okumayı sevdiğim türler Aksiyon, macera, korku…
Kadıköy Aziz Berker Kütüphanesi hakkında neler söyleyebilirsiniz, orada bir gününüz nasıl geçiyor?
Kütüphane küçük ve şirin bir yer. Minik olmasına rağmen zengin bir kütüphanesi var. Kütüphane içinde bir çok kitap türünü barındırıyor. Kütüphanede bir günüm çok verimli geçiyor. Arkadaşımla birlikte kitap okuyoruz. Saat 12.00’de girip 14.00’te dönüyoruz, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz.
En çok okuyan çocuk/genç kategorisinde İstanbul il birincisi oldunuz, Bu konu hakkında neler hissediyorsunuz, neler söyleyebilirsiniz?
Şaşırdım, böyle bir ödül alacağımı hiç beklemiyordum. Bu ödülü aldığıma çok mutlu oldum.
Kitap okuma konusunda yakınlarınızdan, arkadaşlarınızdan, öğretmenlerinizden ne gibi geri dönüşler alıyorsunuz?
Genelde annemle aynı kitabı okuruz, kitabı okuduktan sonra kitap üzerine yarım saat konuşuruz. Öğretmenlerim beni takdir eder yoğun programım olmasına rağmen ayda 35 kitap okuduğum için.
HAYALİM CERRAH OLMAK
İlerisi için hedef ve hayalleriniz nelerdir?
Hedefim, İstanbul Erkek Lisesi ya da İskenderun Fen Lisesini kazanıp kuzenlerimle aynı okulda okumak. Hayalim ise Genel Cerrah olmak.
Kitap okuma konusunda insanlara ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz?
İstedikleri, ilgi alanına giren kitapları okusunlar. Bir kitabı okuduktan sonra 5-6 ay geçtikten sonra tekrar okusunlar, çünkü her okuyuşumuzda farklı şeyler anlıyoruz. Hayal gücümü daha bir gelişiyor. Benim gibi gençlere tavsiyem kitap bolca okusunlar, kitaplar gerçek dostlardır her zaman yanımızdadır.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Kandilli Koleji öğrencisi Güney Akça, İstanbul’un en fazla kitap okuyan öğrencisi seçildi. Günde ortalama 1,5 saat, ayda 35 , yılda ise 420 kitap okuyan 7. sınıf öğrencisi Güney Akça, “Kitap okumayı, resim yapmayı, çizgi film izlemeyi, oyuncaklarımla birlikte hayal kurmayı ve kitap yazmayı severim” diyor.
Kitap okumayı sevdiğinizi ilk nasıl fark ettiniz? Sizi etkileyen ve okuma isteğinizi arttıran bir kitap oldu mu?
ilk kitap okumayı sevdiğimi şöyle fark ettim. Herkes ince kitapla başlarken ben kalın bir kitap almıştım önce okumaya çekinmiştim daha sonra sıkıla sıkıla okumaya başladım ortalarına gelince eğlenmeye başladığımı gördüm. Böylece kitaplarda sinemaya gidip izlemiş gibi bir his yarattı. Beni etkileyen ilk kitap Maris Wicks’in “İnsan Vücudu Tiyatrosu” kitabı oldu. Okuma isteğimi arttıran kitap ise Adam Blade’nin Canavar Peşinde kitabı oldu. Nedeni ise seri bir kitap olması ve içinde aksiyon yer alması.
Okumayı en çok sevdiğiniz türler hangileri?
En çok okumayı sevdiğim türler Aksiyon, macera, korku…
Kadıköy Aziz Berker Kütüphanesi hakkında neler söyleyebilirsiniz, orada bir gününüz nasıl geçiyor?
Kütüphane küçük ve şirin bir yer. Minik olmasına rağmen zengin bir kütüphanesi var. Kütüphane içinde bir çok kitap türünü barındırıyor. Kütüphanede bir günüm çok verimli geçiyor. Arkadaşımla birlikte kitap okuyoruz. Saat 12.00’de girip 14.00’te dönüyoruz, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz.
En çok okuyan çocuk/genç kategorisinde İstanbul il birincisi oldunuz, Bu konu hakkında neler hissediyorsunuz, neler söyleyebilirsiniz?
Şaşırdım, böyle bir ödül alacağımı hiç beklemiyordum. Bu ödülü aldığıma çok mutlu oldum.
Kitap okuma konusunda yakınlarınızdan, arkadaşlarınızdan, öğretmenlerinizden ne gibi geri dönüşler alıyorsunuz?
Genelde annemle aynı kitabı okuruz, kitabı okuduktan sonra kitap üzerine yarım saat konuşuruz. Öğretmenlerim beni takdir eder yoğun programım olmasına rağmen ayda 35 kitap okuduğum için.
HAYALİM CERRAH OLMAK
İlerisi için hedef ve hayalleriniz nelerdir?
Hedefim, İstanbul Erkek Lisesi ya da İskenderun Fen Lisesini kazanıp kuzenlerimle aynı okulda okumak. Hayalim ise Genel Cerrah olmak.
Kitap okuma konusunda insanlara ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz?
İstedikleri, ilgi alanına giren kitapları okusunlar. Bir kitabı okuduktan sonra 5-6 ay geçtikten sonra tekrar okusunlar, çünkü her okuyuşumuzda farklı şeyler anlıyoruz. Hayal gücümü daha bir gelişiyor. Benim gibi gençlere tavsiyem kitap bolca okusunlar, kitaplar gerçek dostlardır her zaman yanımızdadır.
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 May 2022 14:16
Gösterim: 1306

