Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

2014-2015 eğitim-öğretim yılı 15 Eylül’de başlıyor. Sektörde bu yıl adeta istihdam patlaması yaşanacak. Eğitim sektörüne 2 bin kişinin alınacağı bildirildi. En çok aranan ise İngilizce öğretmenleri…

Yenibiris.com’un verilerine göre en çok eleman aranan sektörlerin başında 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılına son hızla hazırlanan eğitim sektörü geliyor. En çok İngilizce öğretmeni ihtiyacının yaşandığı sektörde, satış danışmanı ve halkla ilişkiler elemanı da en çok aranan pozisyonlar arasında.

Eğitim sektöründe; yeni açılan kurumlar, özel okulların hızla şubelerini artırması ve koleje dönüşen dershanelerle birlikte sektördeki eleman ihtiyacı en üst seviyeye çıktı. Yenibiris.com’daki ilanlarla özel eğitim sektöründe bu dönemde yaklaşık 2 bin kişi aranıyor.

Bu dönemde en çok eleman arayan kurumların başında kolejler ve dil kursları geliyor. Öğretmen kadrosunun büyük bölümünü tamamlamış olan kurumlar, bu aralar en çok eğitim danışmanı arıyor. Velilerle görüşme yaparak okula öğrenci kazandırma işi için görevlendirilen eğitim danışmanından, satış ve pazarlama odaklı ve müşteri ilişkilerinde deneyimi olması bekleniyor.

Eğitim sektöründe yıl genelinde en fazla ihtiyaç duyulan branş İngilizce öğretmenliği. Kurumlar aradıkları İngilizce öğretmenlerinde daha çok 2 ila 5 yıl arası deneyim arıyor. Daha çok İngilizce öğretmenliği için lisans mezunu olma şartı aransa da, İngiliz Dili ve Edebiyatı ile Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunlarından pedagojik formasyon eğitimi almış olanlar da tercih ediliyor. İlanlarda iletişim yeteneği, dış görünüşüne önem kriterlerinin yanı sıra İngilizce öğretmenlerinden esnek saatlerde çalışabilmeleri de isteniyor.

Öğretmenliklerin ardından en çok eğitim satış danışmanı ve halkla ilişkiler elemanı aranıyor. Çağrı merkezi elemanına ihtiyaç da son bir yıldır artışta.

Özel eğitim kurumlarının bu dönemde sırasıyla en fazla şu branşlarda öğretmen arayışı söz konusu:

1-İngilizce öğretmeni

2-Matematik öğretmeni

3-Branş öğretmeni

4-Anaokulu öğretmeni

5-Sınıf öğretmeni

6-Biyoloji öğretmeni

7-Kimya öğretmeni

8-Fizik öğretmeni

9-Coğrafya öğretmeni

10-Rehber öğretmen

Öğretmenlikler dışında sektörde en çok aranan pozisyonlar ise sırasıyla şöyle:

1-Eğitim satış danışmanı

2-Halkla ilişkiler elemanı

3-Temizlik elemanı

4-Önbüro elemanı

5-Sekreter

6-Psikolog

7-Okul müdürü

8-Çağrı merkezi elemanı

9-Hemşire

10-Muhasebe elemanı 

Okul ve kolejlerin yanısıra, dersaneler, etüt merkezleri, kreş ve anaokullarında okullar açıldıktan sonra da işe alımların devam etmesi bekleniyor.

> Eğitimde sektöründe 2 bin kişi işe alınacak

2014-2015 eğitim-öğretim yılı 15 Eylül’de başlıyor. Sektörde bu yıl adeta istihdam patlaması yaşanacak. Eğitim sektörüne 2 bin kişinin alınacağı bildirildi. En çok aranan ise İngilizce öğretmenleri…

Yenibiris.com’un verilerine göre en çok eleman aranan sektörlerin başında 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılına son hızla hazırlanan eğitim sektörü geliyor. En çok İngilizce öğretmeni ihtiyacının yaşandığı sektörde, satış danışmanı ve halkla ilişkiler elemanı da en çok aranan pozisyonlar arasında.

Eğitim sektöründe; yeni açılan kurumlar, özel okulların hızla şubelerini artırması ve koleje dönüşen dershanelerle birlikte sektördeki eleman ihtiyacı en üst seviyeye çıktı. Yenibiris.com’daki ilanlarla özel eğitim sektöründe bu dönemde yaklaşık 2 bin kişi aranıyor.

Bu dönemde en çok eleman arayan kurumların başında kolejler ve dil kursları geliyor. Öğretmen kadrosunun büyük bölümünü tamamlamış olan kurumlar, bu aralar en çok eğitim danışmanı arıyor. Velilerle görüşme yaparak okula öğrenci kazandırma işi için görevlendirilen eğitim danışmanından, satış ve pazarlama odaklı ve müşteri ilişkilerinde deneyimi olması bekleniyor.

Eğitim sektöründe yıl genelinde en fazla ihtiyaç duyulan branş İngilizce öğretmenliği. Kurumlar aradıkları İngilizce öğretmenlerinde daha çok 2 ila 5 yıl arası deneyim arıyor. Daha çok İngilizce öğretmenliği için lisans mezunu olma şartı aransa da, İngiliz Dili ve Edebiyatı ile Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunlarından pedagojik formasyon eğitimi almış olanlar da tercih ediliyor. İlanlarda iletişim yeteneği, dış görünüşüne önem kriterlerinin yanı sıra İngilizce öğretmenlerinden esnek saatlerde çalışabilmeleri de isteniyor.

Öğretmenliklerin ardından en çok eğitim satış danışmanı ve halkla ilişkiler elemanı aranıyor. Çağrı merkezi elemanına ihtiyaç da son bir yıldır artışta.

Özel eğitim kurumlarının bu dönemde sırasıyla en fazla şu branşlarda öğretmen arayışı söz konusu:

1-İngilizce öğretmeni

2-Matematik öğretmeni

3-Branş öğretmeni

4-Anaokulu öğretmeni

5-Sınıf öğretmeni

6-Biyoloji öğretmeni

7-Kimya öğretmeni

8-Fizik öğretmeni

9-Coğrafya öğretmeni

10-Rehber öğretmen

Öğretmenlikler dışında sektörde en çok aranan pozisyonlar ise sırasıyla şöyle:

1-Eğitim satış danışmanı

2-Halkla ilişkiler elemanı

3-Temizlik elemanı

4-Önbüro elemanı

5-Sekreter

6-Psikolog

7-Okul müdürü

8-Çağrı merkezi elemanı

9-Hemşire

10-Muhasebe elemanı 

Okul ve kolejlerin yanısıra, dersaneler, etüt merkezleri, kreş ve anaokullarında okullar açıldıktan sonra da işe alımların devam etmesi bekleniyor.

Son Güncelleme: Cuma, 29 Ağustos 2014 11:22

Gösterim: 1457

İş dünyası, üniversitelerin meslek edindirmekten ve iş dünyasına hazırlamaktan çok; diploma sahibi yaptığını ve prestij kazandırdığını düşünüyor. İş dünyası profesyonellerine göre ders müfredatları yenilenmeli; teorik bilgilerle birlikte pratiğe de önem verilmeli.

İş dünyasının üniversitelerden beklentilerini yaklaşık 3 bin İnsan Kaynakları profesyoneline sorarak mercek altına alan Kariyer.net anketine göre, iş dünyası profesyonellerinin sadece %15’i üniversitelerin meslek edindirdiğini; %23’ü iş dünyasına hazırladığını düşünürken anketi yanıtlayanların %54’ü ise üniversitelerin adaylara teorik bilgi verdiğini söylüyor.  Ayrıca %46’sı diploma sahibi yaptığını,  %23’ü ise prestij kazandırdığını belirtiyor. Kariyer.net Genel Müdürü Yusuf Azoz, “Özel sektörün içinde bulunduğu nitelikli personel sıkıntısı, mesleki eğitimi ön plana çıkarıyor. Birçok şirket uygun pozisyonlar için deneyimsiz çalışanları istihdam edip, meslek içi eğitimler ve sertifika programlarıyla yetkinliklerini artırma yoluna gidiyor” diyor. Azoz, yükseköğretim kurumlarının da öğrencileri staj ve iş deneyimi konusunda yönlendirmesi gerektiğini, kariyer hayatlarına başlamadan önce öğrencilere pratik ve iş dünyasının insan kaynağı talebine uygun eğitim vermesi gerektiğinin altını çiziyor.

İş dünyası ve üniversiteler kol kola yürümeli

Yetenek savaşlarının hızlandığı günümüzde birçok seçkin firma, yetenekleri mezun olur olmaz bünyesine katabilmek için stajı da kapsayan özel programlar düzenliyor. Anketi yanıtlayan İK profesyonellerinin %66’sı üniversiteler ile ortak projeler yürüttüğünü belirtiyor, %8’i ise bu konunun gelecekte planlanan projeleri arasında olduğunu söylüyor.  Azoz, konuyla ilgili şu yorumu yapıyor:  “Bazı şirketler, özel oyun ve yarışmalarla seçtiği gençleri şirketinde uzun süreli stajyer olarak istihdam ediyor ve bu gençlerin şirkette kalması için özel bir çaba gösteriyor. Bu durumda, karşılıklı bir kazan-kazan ilişkisi söz konusu. Şirket, genç yetenekleri kendi kurum kültürüne uygun bir şekilde, yüksek bağlılıkla yetiştiriyor. Gençler de kariyer basamaklarını henüz öğrenciyken tırmanmaya başlayarak kariyerinde önemli bir avantaj yakalıyor. Gözlemlerimiz, adayların bu konuda yol gösterilmeye ve bilgiye ihtiyacı olduğu yönünde. İşverenle aday arasındaki köprü rolü de yükseköğretim kurumlarına düşüyor ve bu ihtiyaca yanıt verme yönünde onlara bir sorumluluk yüklüyor.”

Çalışanın yetkinlikleri ön planda tutuluyor

“İşe alımda adayın devlet veya vakıf üniversitesi mezunu olması kararınızı etkiler mi?” sorusunu yanıtlayanların %46’sı “Evet ama adayın yetkinliklerini ön planda tutarım” cevabını veriyor. Diğer yandan üniversiteye göre değişir diyen %15’lik bir bölüm de bulunuyor. “Hayır” cevabını verenlerin oranı ise % 38.

İnsan Kaynakları profesyonelleri, öğrencilerin özellikle staj yapmaları ve liderlik & kurumsal hayatta aranan yetkinliklere yönelik atölyelerle desteklenmeleri gerektiğini savunuyor. Şirketlerin üniversitelerden gelecek çalışanları ne tür bilgi ve beceri ile donatması ve iş dünyasına nasıl hazırlayacağını yine şirketlerle istişare etmesinin şart olduğunu söylüyor.

Azoz, “Sitemizde, hem deneyimli adaylar için hem de yeni mezun adaylar için birçok iş fırsatı bulunuyor. Burada göz önünde bulundurulması gereken nokta, yeni mezunların iş arama ve kariyer süreçlerinin henüz öğrencilik döneminde başlaması gerektiği… Kariyer.net olarak ülkemizin istihdam dinamiklerinde çok önemli bir rolü olan üniversiteler ve üniversiteliler için özel projeler geliştirme yönünde adımlar atıyoruz. Bu adımlardan en önemlisi üniversiteler ile gerçekleştirdiğimiz ve tüm hızıyla süren üniversite etkinliklerimiz. Etkinliklerimizde, her sene tüm Türkiye’deki farklı üniversitelerde yaklaşık 100 etkinlik ile on binlerce öğrenciye seminerler veriyoruz. Kariyer.net olarak yaptığımız tüm yayınlara, üniversitelerde ve meslek okullarında gerçekleştirdiğimiz bu etkinliklere rağmen adayların bu konuda hala yol gösterilmeye ve bilgiye ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Maalesef ziyaretlerimizde gençlerin, ister lisans ister yüksek lisans eğitimi alıyor olsun, iş dünyasına çok uzak olduğunu da gözlemliyoruz” açıklamasını yapıyor.

İş dünyası üniversitelerden ne bekliyor?

·         Kariyer merkezleri daha aktif olmalı.

·         Meslek ve bölümlere göre ilişkili firmalarla ortak projeler yürütülmeli.

·         Mezunlar ile mentorluk programları yapılmalı.

·         Teorik bilgiler dışında pratik bilgiler, iş hayatında kişilere avantaj sağlayacak olanaklar sunulmalı.

·         Staj yapmaları için yönlendirmeler yapılmalı.

·         Derslere iş hayatından çalışanların katılmalarını sağlanmalı.

·         İK personeli ile grup çalışmaları yapılmalı.

> İş dünyası üniversitelerden ne bekliyor?

İş dünyası, üniversitelerin meslek edindirmekten ve iş dünyasına hazırlamaktan çok; diploma sahibi yaptığını ve prestij kazandırdığını düşünüyor. İş dünyası profesyonellerine göre ders müfredatları yenilenmeli; teorik bilgilerle birlikte pratiğe de önem verilmeli.

İş dünyasının üniversitelerden beklentilerini yaklaşık 3 bin İnsan Kaynakları profesyoneline sorarak mercek altına alan Kariyer.net anketine göre, iş dünyası profesyonellerinin sadece %15’i üniversitelerin meslek edindirdiğini; %23’ü iş dünyasına hazırladığını düşünürken anketi yanıtlayanların %54’ü ise üniversitelerin adaylara teorik bilgi verdiğini söylüyor.  Ayrıca %46’sı diploma sahibi yaptığını,  %23’ü ise prestij kazandırdığını belirtiyor. Kariyer.net Genel Müdürü Yusuf Azoz, “Özel sektörün içinde bulunduğu nitelikli personel sıkıntısı, mesleki eğitimi ön plana çıkarıyor. Birçok şirket uygun pozisyonlar için deneyimsiz çalışanları istihdam edip, meslek içi eğitimler ve sertifika programlarıyla yetkinliklerini artırma yoluna gidiyor” diyor. Azoz, yükseköğretim kurumlarının da öğrencileri staj ve iş deneyimi konusunda yönlendirmesi gerektiğini, kariyer hayatlarına başlamadan önce öğrencilere pratik ve iş dünyasının insan kaynağı talebine uygun eğitim vermesi gerektiğinin altını çiziyor.

İş dünyası ve üniversiteler kol kola yürümeli

Yetenek savaşlarının hızlandığı günümüzde birçok seçkin firma, yetenekleri mezun olur olmaz bünyesine katabilmek için stajı da kapsayan özel programlar düzenliyor. Anketi yanıtlayan İK profesyonellerinin %66’sı üniversiteler ile ortak projeler yürüttüğünü belirtiyor, %8’i ise bu konunun gelecekte planlanan projeleri arasında olduğunu söylüyor.  Azoz, konuyla ilgili şu yorumu yapıyor:  “Bazı şirketler, özel oyun ve yarışmalarla seçtiği gençleri şirketinde uzun süreli stajyer olarak istihdam ediyor ve bu gençlerin şirkette kalması için özel bir çaba gösteriyor. Bu durumda, karşılıklı bir kazan-kazan ilişkisi söz konusu. Şirket, genç yetenekleri kendi kurum kültürüne uygun bir şekilde, yüksek bağlılıkla yetiştiriyor. Gençler de kariyer basamaklarını henüz öğrenciyken tırmanmaya başlayarak kariyerinde önemli bir avantaj yakalıyor. Gözlemlerimiz, adayların bu konuda yol gösterilmeye ve bilgiye ihtiyacı olduğu yönünde. İşverenle aday arasındaki köprü rolü de yükseköğretim kurumlarına düşüyor ve bu ihtiyaca yanıt verme yönünde onlara bir sorumluluk yüklüyor.”

Çalışanın yetkinlikleri ön planda tutuluyor

“İşe alımda adayın devlet veya vakıf üniversitesi mezunu olması kararınızı etkiler mi?” sorusunu yanıtlayanların %46’sı “Evet ama adayın yetkinliklerini ön planda tutarım” cevabını veriyor. Diğer yandan üniversiteye göre değişir diyen %15’lik bir bölüm de bulunuyor. “Hayır” cevabını verenlerin oranı ise % 38.

İnsan Kaynakları profesyonelleri, öğrencilerin özellikle staj yapmaları ve liderlik & kurumsal hayatta aranan yetkinliklere yönelik atölyelerle desteklenmeleri gerektiğini savunuyor. Şirketlerin üniversitelerden gelecek çalışanları ne tür bilgi ve beceri ile donatması ve iş dünyasına nasıl hazırlayacağını yine şirketlerle istişare etmesinin şart olduğunu söylüyor.

Azoz, “Sitemizde, hem deneyimli adaylar için hem de yeni mezun adaylar için birçok iş fırsatı bulunuyor. Burada göz önünde bulundurulması gereken nokta, yeni mezunların iş arama ve kariyer süreçlerinin henüz öğrencilik döneminde başlaması gerektiği… Kariyer.net olarak ülkemizin istihdam dinamiklerinde çok önemli bir rolü olan üniversiteler ve üniversiteliler için özel projeler geliştirme yönünde adımlar atıyoruz. Bu adımlardan en önemlisi üniversiteler ile gerçekleştirdiğimiz ve tüm hızıyla süren üniversite etkinliklerimiz. Etkinliklerimizde, her sene tüm Türkiye’deki farklı üniversitelerde yaklaşık 100 etkinlik ile on binlerce öğrenciye seminerler veriyoruz. Kariyer.net olarak yaptığımız tüm yayınlara, üniversitelerde ve meslek okullarında gerçekleştirdiğimiz bu etkinliklere rağmen adayların bu konuda hala yol gösterilmeye ve bilgiye ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Maalesef ziyaretlerimizde gençlerin, ister lisans ister yüksek lisans eğitimi alıyor olsun, iş dünyasına çok uzak olduğunu da gözlemliyoruz” açıklamasını yapıyor.

İş dünyası üniversitelerden ne bekliyor?

·         Kariyer merkezleri daha aktif olmalı.

·         Meslek ve bölümlere göre ilişkili firmalarla ortak projeler yürütülmeli.

·         Mezunlar ile mentorluk programları yapılmalı.

·         Teorik bilgiler dışında pratik bilgiler, iş hayatında kişilere avantaj sağlayacak olanaklar sunulmalı.

·         Staj yapmaları için yönlendirmeler yapılmalı.

·         Derslere iş hayatından çalışanların katılmalarını sağlanmalı.

·         İK personeli ile grup çalışmaları yapılmalı.

Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 12:55

Gösterim: 1165

Moda ve tasarım sektöründe ciddi ölçüde nitelikli eleman sıkıntısı var. Moda Tasarımı eğitimi veren üniversiteler, bu ihtiyacı karşılamak için önemli çalışmalara imza atıyor. Eğitim ile birlikte iş tecrübesine önem veren firmalar ise, bölüm mezunlarının mutlaka kısa ve uzun dönemli stajlar yaparak deneyim kazanmalarını öneriyor.

Moda ve tasarım sektörü, sistemli ve hukuksal altyapı çalışmaları düzenlendiğinde ülkemiz için önemli gelir getiren sektörler arasında yerini alacak. Ancak sektörde diğer sektörlerde olduğu gibi ciddi ölçüde nitelikli eleman sıkıntısı var. Moda Tasarımı eğitimi veren üniversiteler, bu ihtiyacı karşılamak için önemli çalışmalara imza atıyorlar. Eğitim ile birlikte iş tecrübesine önem veren firmalar ise, bölüm mezunlarının mutlaka kısa ve uzun dönemli stajlar yaparak deneyim kazanmalarını öneriyor.

Moda tasarımının ülkemizde yeni gelişen bir sektör olduğunu dile getiren Moda Tasarımcılar Birlik ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Düzgün, sektörün gelişime, yeniliğe ve iş istihdamına oldukça açık olduğunu vurguladı. Sektörün sistemli ve hukuksal alt yapı çalışmaları düzenlendiğinde ülkemiz için önemli gelir getiren sektörler arasında yerini alacağını kaydeden Düzgün, “Dünya pazar payları, markalaşma ve bu markayı hedef kitlelerine ulaştırmakta gerçekten başarılılar. Bizim de hedefimiz bu olmalı. Ülke olarak tekstil ve moda tasarımı alanında yapısal düzenleme eksikliği giderildiği takdirde bizimde uluslararası marka kimliğimizi kazanmamız zor olmayacaktır” dedi. Moda ve tasarım sektöründe diğer sektörlerde olduğu gibi ciddi ölçüde nitelikli eleman sıkıntısı olduğunu söyleyen Düzgün bu sorunun eğitim kurumlarında verilecek uygulamalı eğitimlerle önemli ölçüde azalacağına dikkat çekti.

Moda Tasarımcısı olmak için eğitimin şart olduğunu da vurgulayan Düzgün, moda tasarımcısında bulunması gereken özellikleri ise şöyle sıraladı: “Bir moda tasarımcısı, araştırmacı, yenilikçi olmalı ve mesleğini gerçekten sevmelidir. Sosyal, kültürel, sanatsal alanlarda da kendini geliştirmiş, öğrenmeye açık ve öğrendiklerini mesleğine, hayat tarzına uygulayabilen bireyler olmalıdır. Bu bölümü okuyan veya okumak isteyen kişilere tavsiyem Moda Tasarımcısı olmak için azimli, kararlı, sabırlı olmaları ve hayallerinden asla vazgeçmemeleri gerektiğidir. Bunlarla birlikte eğitiminizi geliştirmeniz ve dünyaya herkesten farklı bir bakış açısıyla bakmanız gerekir.”







Yrd. Doç. Dr. Nuriye İşgören

Marmara Üniversitesi

NİTELİKLİ ELEMANLARI YETİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Tasarım Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nuriye İşgören, tekstil ve moda sektörünün şiddetle hissettiği nitelikli eleman eksikliğine cevap verecek Moda Tasarımcısı yetiştirmek üzere eğitim öğretim programlarını planladıklarını ifade etti. Nitelikli eleman açığını  kapatmak için tüm Meslek Yüksekokullarının destek verdiğini dile getiren İşgören, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ancak bizlere sınavsız geçiş ile gelen öğrencilerin tasarım süreçlerine hazırlanmaları biraz süre almaktadır. 2 yıllık öğretim dönemi içinde bu konuda yeteneği olmayan öğrencilerin mükemmel Moda Tasarımcısı olmalarını beklemek bir hayalden öteye gidemez. Hiçbir eğitim kurumu öğrencilerini Moda Tasarımcısı yapmaz ancak Moda Tasarımcısı olmaları yönünde eğitimler verir ve onları motive ederler. Tüm mezunların Moda Tasarımcısı olmalarına zaten gerek yoktur ancak onların çalışmalarına sürekli destek verecek nitelikli, donanımlı ve aynı dili konuşabilen destek elemanlarını yetiştirmek şarttır. Sektörün büyümesi ile paralel olarak nitelikli eleman açığının büyüdüğü de düşünüldüğünde; bizler de bu açığı kapatacak 5. seviyeden mezun elemanların sahip olmaları gereken bilgi, beceri ve yetkinliklere sahip nitelikli elemanları yetiştirmek için var gücümüz ile çalışmaktayız.”

Sektördeki uzman kişilerden hem eğitim kadrolarında hem de seminerlerde faydalandıklarını dile getiren İşgören, “Bazı durumlarda bizler de ihtiyaç duyduğumuz konuların uzmanlarına ya da işletme ve kurumlara işbirliği çağrılarında bulunmaktayız. Yönetmeliklerimiz uyarınca öğrencilerimizin mezun olabilmeleri için 30 iş günü süren staj yapmaları gerekiyor. Öğrencilere staj yerlerini bulmaları konusunda destek verilirken mezun olduktan çalışabilecekleri işletmeleri seçmeleri şeklinde yönlendirme yapmaktayız” dedi.







Yrd. Doç. Dr. Serna Uçar

Okan Üniversitesi

MODA SEKTÖRÜ İLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDEYİZ

Moda Tasarımı bölümünde modayı yansıtan, geçmişine sahip çıkan, moda endüstrisi ile iç içe, araştırmacı, yenilikçi ve geleceğin moda tasarımlarını yaratacak gençler yetiştirdiklerini söyleyen Okan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Moda Tasarım Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Serna Uçar, “Aynı zamanda, ülkemizde ve dünyada her geçen yıl daha da büyüyüp gelişen bir sektör olan moda tasarımı konusunda öğrencilerin yetenekleri ile eğitimlerine destek olmayı hedeflemektedir. Bölüm eğitim programımız, Avrupa Yükseköğretim alanında ortak bir uyum oluşturmak üzere başlatılan Bologna sürecine uyumlu olarak, Avrupa Lisans Yeterlilikleri, Türkiye Yükseköğretim Yeterlilikleri Çerçevesinde belirtilen nitelikleri kazandırmakla kalmayıp, öğrencilerimizin henüz mezun olmadan kariyer planlarını tanımlayabilmelerine, kişisel becerileri ile moda sektöründe başarı yakalayabilecekleri iş alanlarının farkındalığına varabilmelerine olanak tanımaktadır” dedi.

Moda sektörü ile oldukça yakın iletişim ve işbirliği içinde olduklarını vurgulayan Serna Uçar, çeşitli seminer ve sergilerle bölümde eğitim gören genç yeteneklerle modanın profesyonellerini bir araya getirmeyi amaçladıklarını ifade etti. “Öğrencilerimiz eğitimleri süresince 60 gün zorunlu stajlarını tamamlamakla yükümlüdürler” diyen Uçar, gerek üniversitenin kariyer merkezi, gerekse fakülte ve bölüm olarak öğrencilerin staj ve iş bulmalarını sağladıklarını kaydetti. Bölümün sektörel işbirlikleri ve projelerle de öğrencilere firma yöneticileriyle birebir iletişimde olma imkânı sağladığından, kendilerini göstermeleri ve staj/iş imkânı bulmalarına olanak hazırladıklarını belirti.

Ülkemizde tekstil ve moda sektöründe kaliteli eleman açığının sektörle doğru orantılı olarak yakın gelecekte katlanarak devam edeceğinin altını çizen Uçar, “Eğitim sürecimiz boyunca moda ve tekstil sektörü ile yakın iletişim içinde bulunan öğrencilerimiz iş bulma sıkıntısı yaşamamakta; hatta mezun olmadan önce iş teklifleriyle karşılaşmaktadır. Öğrencilerimizin, ilgili bilgisayar teknolojilerini kullanabilen, sanatsal ve yaratıcı becerileri gelişmiş, hayal ettiğini gerçeğe dönüştürme noktasında ayakları yere sağlam basabilen, kendini ve projelerini sözlü ve yazılı olarak net şekilde ifade edebilen, tasarım sürecini teknik ekiple birlikte sonuçlandırana kadar takip edip yönetebilen bireyler olmaları için çalışmaktayız. Ancak küresel bir sektör olan moda dünyasında yabancı dil, aranan niteliklerin başında gelmektedir. Moda tasarımcısı adaylarının en az bir yabancı dili, tercihen İngilizce’yi, akıcı olarak kullanabilmeleri öncelikli tavsiyemizdir” diye konuştu.







Prof. Dr. Fahamet Akın

Kültür Üniversitesi

MODA TASARIM MEZUNLARININ ÇOK YÖNLÜ OLMASI ŞART

İstanbul Kültür Üniversitesi İşletmecilik Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Fahamet Akın, Moda Tasarım bölümünün kuruluş amacının sektörün beklentilerini karşılayabilecek nitelikte moda tasarımcıları yetiştirmek olduğunu belirterek, “Bu nedenle eğitim öğretime başlamadan önce verilecek eğitimin nitelik ve içeriği belirlenirken öncelikle sektörün beklentileri tespit edilmiş ve eğiğim öğretim planları bu eksiklerin giderilmesi doğrultusunda hazırlanmıştır. Programımızda 2. ve 4. dönemde yer alan “İş Yeri Uygulaması” dersleri öğrencinin sektörle gözlem yapabileceği şekilde aktif bir ders olarak hazırlanmıştır. ders kapsamı moda, hazır giyim, tekstil ve sanat alanında farklı niteliklerde iş yerleri, moda evleri, sanat atölyelerine gezi ve workshop uygulamalarından oluşmaktadır. Bunu dışında 20 iş gününden oluşan iki ayrı staj uygulaması ile öğrencilerimizin mezun olduklarında çalışabilecekleri kurumlar hakkında detaylı bilgi sahibi olmaları sağlanmaktadır” diye konuştu.

 “Okulumuz moda tasarım programında yer alan kadrolu akademisyenlerimizin tümü hem akademik hem de sektör tecrübesi olan bireylerdir” diyen Fehamet Akın,  bunun dışında sektör ve eğitim işbirliğini desteklemek ve spesifik bilgi içeren derslerin etkin ve verimli işlenmesini sağlamak amacıyla sektörde önemli isimlere sahip nitelikli eğitimcilerinin bulunduğunu ifade etti.

Moda tasarımı bölüm mezunlarının iş bulabilme olanakları çok fazla olduğunu kaydeden Akın, “Günümüz koşullarında da hız her zaman ön plandadır. Moda tasarım bölümünden mezun bir öğrenci usta öğreticilik yapabilmekte, Home Officelerde freelance koleksiyonlar tasarlayabilmekte ayrıca tekstil ve hazır giyim firmalarında üst kademelerde, bu firmaların tasarım departmanların da görev alabilmekte, tiyatro, sinema, reklamcılık gibi medya kurumlarının kostüm tasarımlarında ya da her türlü donanıma sahip olduğundan kendisine ait bir moda evini faaliyete geçirerek kendi markasını yaratabilmektedirler” dedi.










Seher Tereci

Plato Meslek Yüksekokulu

UYGULAMALI EĞİTİM VERİYORUZ

Moda Tasarım programında okuyan öğrencilere uygulamalı eğitim verdiklerini kaydeden Plato Meslek Yüksekokulu Moda Tasarım Program Başkanı Seher Tereci, aynı zamanda staj ve dönem içi projelerle moda ve tekstil sektörüyle iç içe olduklarını belirtti. “Firmalar Plato Meslek Yüksekokulumuzdan kalifiye iş gücü istemekte staja dahi belli bir düzeye gelen öğrenciyi alma konusunda söz verebilmektedirler” diyen Seher Tereci, Plato Meslek Yüksekokulu Endüstriyel Eğitime Dayalı Staj Merkezi’nin öğrencilerin eğitim-öğretim hayatından çalışma hayatına yapacakları geçişte her türlü desteği sağlamak üzere çalışmalar yaptığını vurguladı.  Bu geçiş sürecinde planlı ve bilinçli adımlar atmak amacıyla öğrencilere, meslek ve sektör tanıtımının yapıldığı Kariyer Günleri kapsamında sektör ziyaretleri ve seminerler düzenlediklerini de kaydeden Tereci, “Sektörde çalışan deneyimli ve başarılı isimlerin katılımlarıyla gerçeklesen söyleşi ve atölye çalışmalarında öğrenciler meslekleri hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmakta ve ayrıca sektördeki firmaları daha yakından tanıma şansına sahip olmaktadırlar. Bunun yanı sıra verilen eğitimler ile öğrencilere iş hayatında farklılık yaratacak özgeçmiş oluşturma becerisi ve mülakat teknikleri öğretilmektedir” dedi.

Nitelikli ara eleman yetiştirmenin ülke için faydalarının daha net anlayabilmek için, meslek liselerine ve teknik liselere gereken yatırım ve özendirmelerin gerçekleştirilmesi, gereken önemin verilmesi gerektiğini dile getiren Seher Tereci, “Ülkemiz bugünkü konumunda değerlendirildiğinde Moda sektörü aciliyetle nitelikli eleman ihtiyacı sorununu ön plana almalı, meslek edindirmek amacı taşıyan meslek ve teknik liselerin, eğitim kalitesinin yükseltilmesine ve iş sahasının genişletilmesine çalışılmalıdır” diye konuştu.







Süleyman Orakçıoğlu

Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı

MODA SEKTÖRÜNDE ÇALIŞMAK İSTEYENLER MUTLAKA STAJ YAPMALI

Türkiye’de tekstil sektörü büyük bir yatırım kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, önümüzdeki yıllarda stratejik eylem planının uygulanmasıyla birlikte dünyanın en önemli moda üreticileriyle yarışacak bir konuma geleceğine inandıklarını söyledi. Orka Holding’in tam zamanlı ve freelance olmak üzere dünyaca ünlü birçok moda tasarımcısının işbirliğinde koleksiyonlarını oluşturduğunu dile getiren Orakçıoğlu, bu kişilerin eğitim durumlarının moda alanında öncü kabul edilen üniversitelerin lisansüstü seviyesinde olduğunu vurguladı.

Hazır Giyim ve moda perakendeciliğinin son yıllarda hızla büyüyen bir sektör olmasının getirdiği avantaj ile yeni mezunlar tarafından yoğunlukla tercih edildiğini söyleyen Süleyman Orakçıoğlu, “Sektördeki açığın bu sebeple hızla kapatılacağına inanmaktayız. Eğitim kurumları bu noktada yerinde çalışmalar yapsa da kişilerin eğitim ile birlikte tecrübe edinmeleri ve iş hayatını yakından deneyimlemeleri konusunda eksiklikler olduğunu söyleyebiliriz. Bu alanda çalışmak isteyen kişilere mutlaka kısa ve uzun dönemli stajlar yaparak deneyim kazanmalarını öneriyoruz” diye konuştu.

Sabancı Üniversitesi ve İstanbul Kültür Üniversitesi ile devam eden işbirliklerinin olduğunu belirten Orakçıoğlu, şunları söyledi: “Management Trainee programımız, İstanbul Kültür Üniversitesi tarafından gerçekleşmekte ve kariyer yönetimi sürecinde bu eğitimin sonuçları yüksek çarpan değeri ile kişilere avantaj sağlamaktadır. Orka Holding’in know how’ı ile deneyimli akademisyenler tarafından sağlanan eğitimler her dönem çalışanların en çok tercih ettiği eğitimler arasında bulunur.”

> Moda ve tasarım sektöründe nitelikli eleman sıkıntısı var

Moda ve tasarım sektöründe ciddi ölçüde nitelikli eleman sıkıntısı var. Moda Tasarımı eğitimi veren üniversiteler, bu ihtiyacı karşılamak için önemli çalışmalara imza atıyor. Eğitim ile birlikte iş tecrübesine önem veren firmalar ise, bölüm mezunlarının mutlaka kısa ve uzun dönemli stajlar yaparak deneyim kazanmalarını öneriyor.

Moda ve tasarım sektörü, sistemli ve hukuksal altyapı çalışmaları düzenlendiğinde ülkemiz için önemli gelir getiren sektörler arasında yerini alacak. Ancak sektörde diğer sektörlerde olduğu gibi ciddi ölçüde nitelikli eleman sıkıntısı var. Moda Tasarımı eğitimi veren üniversiteler, bu ihtiyacı karşılamak için önemli çalışmalara imza atıyorlar. Eğitim ile birlikte iş tecrübesine önem veren firmalar ise, bölüm mezunlarının mutlaka kısa ve uzun dönemli stajlar yaparak deneyim kazanmalarını öneriyor.

Moda tasarımının ülkemizde yeni gelişen bir sektör olduğunu dile getiren Moda Tasarımcılar Birlik ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Düzgün, sektörün gelişime, yeniliğe ve iş istihdamına oldukça açık olduğunu vurguladı. Sektörün sistemli ve hukuksal alt yapı çalışmaları düzenlendiğinde ülkemiz için önemli gelir getiren sektörler arasında yerini alacağını kaydeden Düzgün, “Dünya pazar payları, markalaşma ve bu markayı hedef kitlelerine ulaştırmakta gerçekten başarılılar. Bizim de hedefimiz bu olmalı. Ülke olarak tekstil ve moda tasarımı alanında yapısal düzenleme eksikliği giderildiği takdirde bizimde uluslararası marka kimliğimizi kazanmamız zor olmayacaktır” dedi. Moda ve tasarım sektöründe diğer sektörlerde olduğu gibi ciddi ölçüde nitelikli eleman sıkıntısı olduğunu söyleyen Düzgün bu sorunun eğitim kurumlarında verilecek uygulamalı eğitimlerle önemli ölçüde azalacağına dikkat çekti.

Moda Tasarımcısı olmak için eğitimin şart olduğunu da vurgulayan Düzgün, moda tasarımcısında bulunması gereken özellikleri ise şöyle sıraladı: “Bir moda tasarımcısı, araştırmacı, yenilikçi olmalı ve mesleğini gerçekten sevmelidir. Sosyal, kültürel, sanatsal alanlarda da kendini geliştirmiş, öğrenmeye açık ve öğrendiklerini mesleğine, hayat tarzına uygulayabilen bireyler olmalıdır. Bu bölümü okuyan veya okumak isteyen kişilere tavsiyem Moda Tasarımcısı olmak için azimli, kararlı, sabırlı olmaları ve hayallerinden asla vazgeçmemeleri gerektiğidir. Bunlarla birlikte eğitiminizi geliştirmeniz ve dünyaya herkesten farklı bir bakış açısıyla bakmanız gerekir.”







Yrd. Doç. Dr. Nuriye İşgören

Marmara Üniversitesi

NİTELİKLİ ELEMANLARI YETİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Tasarım Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nuriye İşgören, tekstil ve moda sektörünün şiddetle hissettiği nitelikli eleman eksikliğine cevap verecek Moda Tasarımcısı yetiştirmek üzere eğitim öğretim programlarını planladıklarını ifade etti. Nitelikli eleman açığını  kapatmak için tüm Meslek Yüksekokullarının destek verdiğini dile getiren İşgören, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ancak bizlere sınavsız geçiş ile gelen öğrencilerin tasarım süreçlerine hazırlanmaları biraz süre almaktadır. 2 yıllık öğretim dönemi içinde bu konuda yeteneği olmayan öğrencilerin mükemmel Moda Tasarımcısı olmalarını beklemek bir hayalden öteye gidemez. Hiçbir eğitim kurumu öğrencilerini Moda Tasarımcısı yapmaz ancak Moda Tasarımcısı olmaları yönünde eğitimler verir ve onları motive ederler. Tüm mezunların Moda Tasarımcısı olmalarına zaten gerek yoktur ancak onların çalışmalarına sürekli destek verecek nitelikli, donanımlı ve aynı dili konuşabilen destek elemanlarını yetiştirmek şarttır. Sektörün büyümesi ile paralel olarak nitelikli eleman açığının büyüdüğü de düşünüldüğünde; bizler de bu açığı kapatacak 5. seviyeden mezun elemanların sahip olmaları gereken bilgi, beceri ve yetkinliklere sahip nitelikli elemanları yetiştirmek için var gücümüz ile çalışmaktayız.”

Sektördeki uzman kişilerden hem eğitim kadrolarında hem de seminerlerde faydalandıklarını dile getiren İşgören, “Bazı durumlarda bizler de ihtiyaç duyduğumuz konuların uzmanlarına ya da işletme ve kurumlara işbirliği çağrılarında bulunmaktayız. Yönetmeliklerimiz uyarınca öğrencilerimizin mezun olabilmeleri için 30 iş günü süren staj yapmaları gerekiyor. Öğrencilere staj yerlerini bulmaları konusunda destek verilirken mezun olduktan çalışabilecekleri işletmeleri seçmeleri şeklinde yönlendirme yapmaktayız” dedi.







Yrd. Doç. Dr. Serna Uçar

Okan Üniversitesi

MODA SEKTÖRÜ İLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDEYİZ

Moda Tasarımı bölümünde modayı yansıtan, geçmişine sahip çıkan, moda endüstrisi ile iç içe, araştırmacı, yenilikçi ve geleceğin moda tasarımlarını yaratacak gençler yetiştirdiklerini söyleyen Okan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Moda Tasarım Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Serna Uçar, “Aynı zamanda, ülkemizde ve dünyada her geçen yıl daha da büyüyüp gelişen bir sektör olan moda tasarımı konusunda öğrencilerin yetenekleri ile eğitimlerine destek olmayı hedeflemektedir. Bölüm eğitim programımız, Avrupa Yükseköğretim alanında ortak bir uyum oluşturmak üzere başlatılan Bologna sürecine uyumlu olarak, Avrupa Lisans Yeterlilikleri, Türkiye Yükseköğretim Yeterlilikleri Çerçevesinde belirtilen nitelikleri kazandırmakla kalmayıp, öğrencilerimizin henüz mezun olmadan kariyer planlarını tanımlayabilmelerine, kişisel becerileri ile moda sektöründe başarı yakalayabilecekleri iş alanlarının farkındalığına varabilmelerine olanak tanımaktadır” dedi.

Moda sektörü ile oldukça yakın iletişim ve işbirliği içinde olduklarını vurgulayan Serna Uçar, çeşitli seminer ve sergilerle bölümde eğitim gören genç yeteneklerle modanın profesyonellerini bir araya getirmeyi amaçladıklarını ifade etti. “Öğrencilerimiz eğitimleri süresince 60 gün zorunlu stajlarını tamamlamakla yükümlüdürler” diyen Uçar, gerek üniversitenin kariyer merkezi, gerekse fakülte ve bölüm olarak öğrencilerin staj ve iş bulmalarını sağladıklarını kaydetti. Bölümün sektörel işbirlikleri ve projelerle de öğrencilere firma yöneticileriyle birebir iletişimde olma imkânı sağladığından, kendilerini göstermeleri ve staj/iş imkânı bulmalarına olanak hazırladıklarını belirti.

Ülkemizde tekstil ve moda sektöründe kaliteli eleman açığının sektörle doğru orantılı olarak yakın gelecekte katlanarak devam edeceğinin altını çizen Uçar, “Eğitim sürecimiz boyunca moda ve tekstil sektörü ile yakın iletişim içinde bulunan öğrencilerimiz iş bulma sıkıntısı yaşamamakta; hatta mezun olmadan önce iş teklifleriyle karşılaşmaktadır. Öğrencilerimizin, ilgili bilgisayar teknolojilerini kullanabilen, sanatsal ve yaratıcı becerileri gelişmiş, hayal ettiğini gerçeğe dönüştürme noktasında ayakları yere sağlam basabilen, kendini ve projelerini sözlü ve yazılı olarak net şekilde ifade edebilen, tasarım sürecini teknik ekiple birlikte sonuçlandırana kadar takip edip yönetebilen bireyler olmaları için çalışmaktayız. Ancak küresel bir sektör olan moda dünyasında yabancı dil, aranan niteliklerin başında gelmektedir. Moda tasarımcısı adaylarının en az bir yabancı dili, tercihen İngilizce’yi, akıcı olarak kullanabilmeleri öncelikli tavsiyemizdir” diye konuştu.







Prof. Dr. Fahamet Akın

Kültür Üniversitesi

MODA TASARIM MEZUNLARININ ÇOK YÖNLÜ OLMASI ŞART

İstanbul Kültür Üniversitesi İşletmecilik Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Fahamet Akın, Moda Tasarım bölümünün kuruluş amacının sektörün beklentilerini karşılayabilecek nitelikte moda tasarımcıları yetiştirmek olduğunu belirterek, “Bu nedenle eğitim öğretime başlamadan önce verilecek eğitimin nitelik ve içeriği belirlenirken öncelikle sektörün beklentileri tespit edilmiş ve eğiğim öğretim planları bu eksiklerin giderilmesi doğrultusunda hazırlanmıştır. Programımızda 2. ve 4. dönemde yer alan “İş Yeri Uygulaması” dersleri öğrencinin sektörle gözlem yapabileceği şekilde aktif bir ders olarak hazırlanmıştır. ders kapsamı moda, hazır giyim, tekstil ve sanat alanında farklı niteliklerde iş yerleri, moda evleri, sanat atölyelerine gezi ve workshop uygulamalarından oluşmaktadır. Bunu dışında 20 iş gününden oluşan iki ayrı staj uygulaması ile öğrencilerimizin mezun olduklarında çalışabilecekleri kurumlar hakkında detaylı bilgi sahibi olmaları sağlanmaktadır” diye konuştu.

 “Okulumuz moda tasarım programında yer alan kadrolu akademisyenlerimizin tümü hem akademik hem de sektör tecrübesi olan bireylerdir” diyen Fehamet Akın,  bunun dışında sektör ve eğitim işbirliğini desteklemek ve spesifik bilgi içeren derslerin etkin ve verimli işlenmesini sağlamak amacıyla sektörde önemli isimlere sahip nitelikli eğitimcilerinin bulunduğunu ifade etti.

Moda tasarımı bölüm mezunlarının iş bulabilme olanakları çok fazla olduğunu kaydeden Akın, “Günümüz koşullarında da hız her zaman ön plandadır. Moda tasarım bölümünden mezun bir öğrenci usta öğreticilik yapabilmekte, Home Officelerde freelance koleksiyonlar tasarlayabilmekte ayrıca tekstil ve hazır giyim firmalarında üst kademelerde, bu firmaların tasarım departmanların da görev alabilmekte, tiyatro, sinema, reklamcılık gibi medya kurumlarının kostüm tasarımlarında ya da her türlü donanıma sahip olduğundan kendisine ait bir moda evini faaliyete geçirerek kendi markasını yaratabilmektedirler” dedi.










Seher Tereci

Plato Meslek Yüksekokulu

UYGULAMALI EĞİTİM VERİYORUZ

Moda Tasarım programında okuyan öğrencilere uygulamalı eğitim verdiklerini kaydeden Plato Meslek Yüksekokulu Moda Tasarım Program Başkanı Seher Tereci, aynı zamanda staj ve dönem içi projelerle moda ve tekstil sektörüyle iç içe olduklarını belirtti. “Firmalar Plato Meslek Yüksekokulumuzdan kalifiye iş gücü istemekte staja dahi belli bir düzeye gelen öğrenciyi alma konusunda söz verebilmektedirler” diyen Seher Tereci, Plato Meslek Yüksekokulu Endüstriyel Eğitime Dayalı Staj Merkezi’nin öğrencilerin eğitim-öğretim hayatından çalışma hayatına yapacakları geçişte her türlü desteği sağlamak üzere çalışmalar yaptığını vurguladı.  Bu geçiş sürecinde planlı ve bilinçli adımlar atmak amacıyla öğrencilere, meslek ve sektör tanıtımının yapıldığı Kariyer Günleri kapsamında sektör ziyaretleri ve seminerler düzenlediklerini de kaydeden Tereci, “Sektörde çalışan deneyimli ve başarılı isimlerin katılımlarıyla gerçeklesen söyleşi ve atölye çalışmalarında öğrenciler meslekleri hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmakta ve ayrıca sektördeki firmaları daha yakından tanıma şansına sahip olmaktadırlar. Bunun yanı sıra verilen eğitimler ile öğrencilere iş hayatında farklılık yaratacak özgeçmiş oluşturma becerisi ve mülakat teknikleri öğretilmektedir” dedi.

Nitelikli ara eleman yetiştirmenin ülke için faydalarının daha net anlayabilmek için, meslek liselerine ve teknik liselere gereken yatırım ve özendirmelerin gerçekleştirilmesi, gereken önemin verilmesi gerektiğini dile getiren Seher Tereci, “Ülkemiz bugünkü konumunda değerlendirildiğinde Moda sektörü aciliyetle nitelikli eleman ihtiyacı sorununu ön plana almalı, meslek edindirmek amacı taşıyan meslek ve teknik liselerin, eğitim kalitesinin yükseltilmesine ve iş sahasının genişletilmesine çalışılmalıdır” diye konuştu.







Süleyman Orakçıoğlu

Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı

MODA SEKTÖRÜNDE ÇALIŞMAK İSTEYENLER MUTLAKA STAJ YAPMALI

Türkiye’de tekstil sektörü büyük bir yatırım kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, önümüzdeki yıllarda stratejik eylem planının uygulanmasıyla birlikte dünyanın en önemli moda üreticileriyle yarışacak bir konuma geleceğine inandıklarını söyledi. Orka Holding’in tam zamanlı ve freelance olmak üzere dünyaca ünlü birçok moda tasarımcısının işbirliğinde koleksiyonlarını oluşturduğunu dile getiren Orakçıoğlu, bu kişilerin eğitim durumlarının moda alanında öncü kabul edilen üniversitelerin lisansüstü seviyesinde olduğunu vurguladı.

Hazır Giyim ve moda perakendeciliğinin son yıllarda hızla büyüyen bir sektör olmasının getirdiği avantaj ile yeni mezunlar tarafından yoğunlukla tercih edildiğini söyleyen Süleyman Orakçıoğlu, “Sektördeki açığın bu sebeple hızla kapatılacağına inanmaktayız. Eğitim kurumları bu noktada yerinde çalışmalar yapsa da kişilerin eğitim ile birlikte tecrübe edinmeleri ve iş hayatını yakından deneyimlemeleri konusunda eksiklikler olduğunu söyleyebiliriz. Bu alanda çalışmak isteyen kişilere mutlaka kısa ve uzun dönemli stajlar yaparak deneyim kazanmalarını öneriyoruz” diye konuştu.

Sabancı Üniversitesi ve İstanbul Kültür Üniversitesi ile devam eden işbirliklerinin olduğunu belirten Orakçıoğlu, şunları söyledi: “Management Trainee programımız, İstanbul Kültür Üniversitesi tarafından gerçekleşmekte ve kariyer yönetimi sürecinde bu eğitimin sonuçları yüksek çarpan değeri ile kişilere avantaj sağlamaktadır. Orka Holding’in know how’ı ile deneyimli akademisyenler tarafından sağlanan eğitimler her dönem çalışanların en çok tercih ettiği eğitimler arasında bulunur.”

Son Güncelleme: Salı, 18 Şubat 2014 12:08

Gösterim: 3457

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, iş fikri olan girişimcilere, büyük firmalarla işbirliği yapma fırsatı sunacakları belirterek, "Genç teknogirişimcilerimizi projelerini hazırlamaya ve bu yeni programdan yararlanmaya davet ediyoruz" dedi.

TÜBİTAK'ın 3 destek programının tanıtımı ve sonuçlarının açıklanması amacıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Işık, bu tür destek programlarının duyurulmasında önemli bir görev üstlenen basına teşekkür etti. 

Son 11 yılda önemli ilerleme sağlanmış olsa da henüz Türk milletine yakışan bir seviyeye erişilemediğine işaret eden Işık, orta seviye ülke konumundan gelişmiş ülke düzeyine çıkabilmek için, her açıdan rekabetçi ve yenilikçi reel sektör oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Ar-Ge harcamaları konusunda iyi bir ivme yakalandığını ve bunun artırılarak sürdürülmesi gerektiğinin altını çizen Işık, "Yıllık 500 milyar dolar ihracat yapacaksak, üretimde yüksek teknolojili ürünlerin payını en az yüzde 20 seviyesine çıkarmalıyız. Ülkemizdeki toplam Ar-Ge harcamalarının milli gelir içindeki payı 2002'ye göre yaklaşık 2 kattan daha fazla arttı ve yüzde 1 seviyesine ulaştı. 2023 yılında bu rakamı yüzde 3 seviyesine ulaştırmak zorundayız. 2023 yılında toplam Ar-Ge harcamamızın 60 milyar dolar olmasını ve bunun 40 milyar dolarının özel sektör marifetiyle, 20 milyar dolarının da kamu kaynaklarıyla yapılmasını hedefliyoruz" diye konuştu. 

Reel sektörün Ar-Ge kapasitesini artırmak için Bakanlığın, TÜBİTAK'ın ve KOSGEB'in çok değerli programlar oluşturduğunu ve yürüttüğünü belirten Işık, şunları kaydetti: 

"Bizim bu yıl Ar-Ge projeleri için ayırdığımız kaynak 1,5 milyar liranın üzerinde. Artık devletin parası çok ama ne olursa olsun boşa harcanacak bir tek kuruşumuz bile yok. Biz Türkiye'de bir ürünün fikir aşamasından ticarileşmesine, tanıtımına ve piyasadaki denetimine kadar piyasadaki her aşamasına yönelik çalışma yapıyoruz. Özellikle teknolojik ürünlerde bir fikir varsa, o fikrin bir projeye, girişime, yatırıma dönüşmesine destek veriyoruz. Bu projenin ölüm vadisinden sağsalim çıkmasını, güvenli şekilde ticarileşmesini çok önemsiyoruz." 

"Destek programlarını sürekli güncelliyoruz"

Destek programlarını, reel sektörün ve üniversitelerin de talebini dikkate alarak sürekli güncellediklerini, gerekirse yeni programlar da oluşturduklarını dile getiren Işık, bugün ilk kez açıklanan, iş fikri olan girişimciye büyük firmalarla işbirliği fırsatı sunan "1512-B Programı"na ilişkin şu bilgileri verdi: 

"Halihazırda uyguladığımız 1512 programıyla, teknogirişimcilere iş fikirlerinin ticarileşmesi için eğitim, iş rehberi ve 100 bin lira sermaye desteği veriyoruz. Bugüne kadar 239 girişimcimiz bundan yararlandı. Aynı desteği bakanlık olarak da teknogirişim sermaye desteği olarak da veriyoruz ki bin 300'den fazla girişimcimiz de bu destekten faydalandı. Yeni açtığımız 1512-B Programıyla da destek verdiğimiz girişimcileri büyük firmalarla buluşturmaya başlayacağız. 

Çağrıya çıkarken, TÜBİTAK'la ortak hareket eden büyük firmaların Ar-Ge ihtiyaçlarına uygun çözümler de geliştirmiş olacağız. Böylece genç girişimcilerimiz de yapacakları işbirlikleri ile hem önemli destekler alacak hem de pazarda kalma şanslarını artırmış olacaklar. Program, aynı zamanda reel sektörün TÜBİTAK'a da güvendiğinin de önemli bir göstergesi." 

11 büyük firma ortak oldu

1512-B Programına ortak olan 11 "büyük firmanın" bulunduğunu anlatan Işık, bunların Avea, Borusan, COMODO Yazılım, E-Kent Teknoloji ve Ödeme Sistemleri, General Elektrik, Intel, Kale Seramik, Kordsa, TOFAŞ, Türk Ekonomi Bankası ve Türk Telekomünikasyon olduğunu söyledi. 

Fikri Işık, bu 11 firmanın 30 konu başlığında girişimcilerden proje bekleyeceğini belirterek, "Firmalar en az 3 girişimciye, girişimci başına 10 bin liralık, toplamda da 30 bin liralık çekirdek sermaye desteği verecek. Yine en az 3 girişimciye, ofis alanı ya da 12 ay boyunca aylık 500 lira kira yardımı, ayda 1 gün teknik uzman personel desteği ile ayda 1 tam gün iş geliştirme desteği verecek. 1512-B çağrısı nisan ayında açılacak. Kazanan girişimciler, hem TÜBİTAK'ın desteğini hem de bu firmaların desteğini alacaklar. Genç teknogirişimcilerimizi projelerini hazırlamaya ve bu yeni programdan yararlanmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.

"Toplam fon büyüklüğü 430 milyon lira"

TÜBİTAK'ın, "1514 Girişim Sermayesi Destekleme Programı-1"in sonuçlarını da aktaran Işık, erken aşama teknoloji firmalarının finansman sorununun çözümünde risk sermayesi ve girişim sermayesi fonlarının çok önemli olduğunu söyledi.

Geçen yıl uygulamaya konulan programa Türkiye'de ya da yurt dışında faaliyet gösteren fon yöneticileri ve aday fon yöneticilerinin başvurabildiğini belirten Işık, şöyle devam etti: 

"Girişim sermayesi fonlarına toplam fon büyüklüğünün yüzde 20'sine varan oranda azami 15 milyon lira hibe desteği verebiliyoruz. Programın 2013 yılı çağrısına, 16 proje başvurusu yapıldı. Bunlardan 2 fon yöneticisini ve 6 aday fon yöneticisini destekleme kararı aldık. Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan bu programla, 6 yeni fonun kurulmasını sağlayacak adımı atmış bulunuyoruz. Teklifleri kabul edilen fonların taahhüt ettikleri toplam fon büyüklüğü 430 milyon lira. TÜBİTAK katkısı ise maksimum 86 milyon lira olacak. Fonun taahhüt ettiği para toplanınca ve destek olunacak erken aşama teknoloji firması tespit edilince, TÜBİTAK kendi payını fona aktaracak."

Program kapsamında desteklenecek fonları da açıklayan Işık, fon yöneticilerinin; Gözde GSYO AŞ ve TRPE Venture Capital olduğunu, aday fon yöneticilerinin ise Anka Capital Management, Angelwings Ventures, Ekin, Erih Finansal Hizmetler AŞ, Ida Capital ve Profectus'den oluştuğunu söyledi. 

"Ar-Ge kapasitesini artırmak isteyenlere mentor desteği"

Bakan Işık, "1601 Yenilik Girişimcilik Alanlarında Kapasite Artırılmasına Yönelik Destek Programı"na ilişkin sonuçları da açıkladı. 

TÜBİTAK'ın, bu programla Ar-Ge kapasitesini artırmak isteyen firmalara mentor (rehber) desteği vereceğini anlatan Işık, birinci aşamada mentorluk sistemini geliştiren danışmanlık şirketlerine en fazla 100 bin lira bütçeli hibe desteği vereceklerini bildirdi. 

İkinci aşamada ise danışmanlık şirketlerinin hazırladığı mentorluk sistemlerinin belirlenen KOBİ'lere uygulanması için, ilk aşamayla birlikte toplam 400 bin lirayı geçmeyecek şekilde destek vereceklerini belirten Işık, bu çağrıya da 33 başvuru yapıldığını ve bunlardan 6'sının desteklenmeye uygun bulunduğunu kaydetti. 

Işık, söz konusu program kapsamında desteklenecek firmaların ise Adana Teknoloji Transferi AŞ, İzmir ABİGEM Danışmanlık ve Özel Eğitim AŞ, İNOMER Rekabet ve Kalkınma için İnovasyon Merkezi Ltd. Şti, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, Pera EEMEA Büyüme Hizmetleri AŞ ve Ege Sistem Bilişim Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti'den oluştuğunu sözlerine ekledi.

> İş fikri olan girişimcilere büyük fırsat! Bakan açıkladı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, iş fikri olan girişimcilere, büyük firmalarla işbirliği yapma fırsatı sunacakları belirterek, "Genç teknogirişimcilerimizi projelerini hazırlamaya ve bu yeni programdan yararlanmaya davet ediyoruz" dedi.

TÜBİTAK'ın 3 destek programının tanıtımı ve sonuçlarının açıklanması amacıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Işık, bu tür destek programlarının duyurulmasında önemli bir görev üstlenen basına teşekkür etti. 

Son 11 yılda önemli ilerleme sağlanmış olsa da henüz Türk milletine yakışan bir seviyeye erişilemediğine işaret eden Işık, orta seviye ülke konumundan gelişmiş ülke düzeyine çıkabilmek için, her açıdan rekabetçi ve yenilikçi reel sektör oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Ar-Ge harcamaları konusunda iyi bir ivme yakalandığını ve bunun artırılarak sürdürülmesi gerektiğinin altını çizen Işık, "Yıllık 500 milyar dolar ihracat yapacaksak, üretimde yüksek teknolojili ürünlerin payını en az yüzde 20 seviyesine çıkarmalıyız. Ülkemizdeki toplam Ar-Ge harcamalarının milli gelir içindeki payı 2002'ye göre yaklaşık 2 kattan daha fazla arttı ve yüzde 1 seviyesine ulaştı. 2023 yılında bu rakamı yüzde 3 seviyesine ulaştırmak zorundayız. 2023 yılında toplam Ar-Ge harcamamızın 60 milyar dolar olmasını ve bunun 40 milyar dolarının özel sektör marifetiyle, 20 milyar dolarının da kamu kaynaklarıyla yapılmasını hedefliyoruz" diye konuştu. 

Reel sektörün Ar-Ge kapasitesini artırmak için Bakanlığın, TÜBİTAK'ın ve KOSGEB'in çok değerli programlar oluşturduğunu ve yürüttüğünü belirten Işık, şunları kaydetti: 

"Bizim bu yıl Ar-Ge projeleri için ayırdığımız kaynak 1,5 milyar liranın üzerinde. Artık devletin parası çok ama ne olursa olsun boşa harcanacak bir tek kuruşumuz bile yok. Biz Türkiye'de bir ürünün fikir aşamasından ticarileşmesine, tanıtımına ve piyasadaki denetimine kadar piyasadaki her aşamasına yönelik çalışma yapıyoruz. Özellikle teknolojik ürünlerde bir fikir varsa, o fikrin bir projeye, girişime, yatırıma dönüşmesine destek veriyoruz. Bu projenin ölüm vadisinden sağsalim çıkmasını, güvenli şekilde ticarileşmesini çok önemsiyoruz." 

"Destek programlarını sürekli güncelliyoruz"

Destek programlarını, reel sektörün ve üniversitelerin de talebini dikkate alarak sürekli güncellediklerini, gerekirse yeni programlar da oluşturduklarını dile getiren Işık, bugün ilk kez açıklanan, iş fikri olan girişimciye büyük firmalarla işbirliği fırsatı sunan "1512-B Programı"na ilişkin şu bilgileri verdi: 

"Halihazırda uyguladığımız 1512 programıyla, teknogirişimcilere iş fikirlerinin ticarileşmesi için eğitim, iş rehberi ve 100 bin lira sermaye desteği veriyoruz. Bugüne kadar 239 girişimcimiz bundan yararlandı. Aynı desteği bakanlık olarak da teknogirişim sermaye desteği olarak da veriyoruz ki bin 300'den fazla girişimcimiz de bu destekten faydalandı. Yeni açtığımız 1512-B Programıyla da destek verdiğimiz girişimcileri büyük firmalarla buluşturmaya başlayacağız. 

Çağrıya çıkarken, TÜBİTAK'la ortak hareket eden büyük firmaların Ar-Ge ihtiyaçlarına uygun çözümler de geliştirmiş olacağız. Böylece genç girişimcilerimiz de yapacakları işbirlikleri ile hem önemli destekler alacak hem de pazarda kalma şanslarını artırmış olacaklar. Program, aynı zamanda reel sektörün TÜBİTAK'a da güvendiğinin de önemli bir göstergesi." 

11 büyük firma ortak oldu

1512-B Programına ortak olan 11 "büyük firmanın" bulunduğunu anlatan Işık, bunların Avea, Borusan, COMODO Yazılım, E-Kent Teknoloji ve Ödeme Sistemleri, General Elektrik, Intel, Kale Seramik, Kordsa, TOFAŞ, Türk Ekonomi Bankası ve Türk Telekomünikasyon olduğunu söyledi. 

Fikri Işık, bu 11 firmanın 30 konu başlığında girişimcilerden proje bekleyeceğini belirterek, "Firmalar en az 3 girişimciye, girişimci başına 10 bin liralık, toplamda da 30 bin liralık çekirdek sermaye desteği verecek. Yine en az 3 girişimciye, ofis alanı ya da 12 ay boyunca aylık 500 lira kira yardımı, ayda 1 gün teknik uzman personel desteği ile ayda 1 tam gün iş geliştirme desteği verecek. 1512-B çağrısı nisan ayında açılacak. Kazanan girişimciler, hem TÜBİTAK'ın desteğini hem de bu firmaların desteğini alacaklar. Genç teknogirişimcilerimizi projelerini hazırlamaya ve bu yeni programdan yararlanmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.

"Toplam fon büyüklüğü 430 milyon lira"

TÜBİTAK'ın, "1514 Girişim Sermayesi Destekleme Programı-1"in sonuçlarını da aktaran Işık, erken aşama teknoloji firmalarının finansman sorununun çözümünde risk sermayesi ve girişim sermayesi fonlarının çok önemli olduğunu söyledi.

Geçen yıl uygulamaya konulan programa Türkiye'de ya da yurt dışında faaliyet gösteren fon yöneticileri ve aday fon yöneticilerinin başvurabildiğini belirten Işık, şöyle devam etti: 

"Girişim sermayesi fonlarına toplam fon büyüklüğünün yüzde 20'sine varan oranda azami 15 milyon lira hibe desteği verebiliyoruz. Programın 2013 yılı çağrısına, 16 proje başvurusu yapıldı. Bunlardan 2 fon yöneticisini ve 6 aday fon yöneticisini destekleme kararı aldık. Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan bu programla, 6 yeni fonun kurulmasını sağlayacak adımı atmış bulunuyoruz. Teklifleri kabul edilen fonların taahhüt ettikleri toplam fon büyüklüğü 430 milyon lira. TÜBİTAK katkısı ise maksimum 86 milyon lira olacak. Fonun taahhüt ettiği para toplanınca ve destek olunacak erken aşama teknoloji firması tespit edilince, TÜBİTAK kendi payını fona aktaracak."

Program kapsamında desteklenecek fonları da açıklayan Işık, fon yöneticilerinin; Gözde GSYO AŞ ve TRPE Venture Capital olduğunu, aday fon yöneticilerinin ise Anka Capital Management, Angelwings Ventures, Ekin, Erih Finansal Hizmetler AŞ, Ida Capital ve Profectus'den oluştuğunu söyledi. 

"Ar-Ge kapasitesini artırmak isteyenlere mentor desteği"

Bakan Işık, "1601 Yenilik Girişimcilik Alanlarında Kapasite Artırılmasına Yönelik Destek Programı"na ilişkin sonuçları da açıkladı. 

TÜBİTAK'ın, bu programla Ar-Ge kapasitesini artırmak isteyen firmalara mentor (rehber) desteği vereceğini anlatan Işık, birinci aşamada mentorluk sistemini geliştiren danışmanlık şirketlerine en fazla 100 bin lira bütçeli hibe desteği vereceklerini bildirdi. 

İkinci aşamada ise danışmanlık şirketlerinin hazırladığı mentorluk sistemlerinin belirlenen KOBİ'lere uygulanması için, ilk aşamayla birlikte toplam 400 bin lirayı geçmeyecek şekilde destek vereceklerini belirten Işık, bu çağrıya da 33 başvuru yapıldığını ve bunlardan 6'sının desteklenmeye uygun bulunduğunu kaydetti. 

Işık, söz konusu program kapsamında desteklenecek firmaların ise Adana Teknoloji Transferi AŞ, İzmir ABİGEM Danışmanlık ve Özel Eğitim AŞ, İNOMER Rekabet ve Kalkınma için İnovasyon Merkezi Ltd. Şti, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, Pera EEMEA Büyüme Hizmetleri AŞ ve Ege Sistem Bilişim Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti'den oluştuğunu sözlerine ekledi.

Son Güncelleme: Perşembe, 24 Nisan 2014 12:28

Gösterim: 2063

Gençlerin almak zorunda olduğu en önemli kararlardan biri de kuşkusuz ki meslek seçimi. Bu önemli seçimi yaparken dünyada ve ülkemizde gelişecek sektörleri göz önünde bulundurmak ve bugün hiç tanınmayan ama yakın gelecekte büyük potansiyele sahip alanlara yönelmek gerekiyor. İşte gelecekte yıldızı parlayacak meslekler…

Bilişim, yapı-inşaat, gayrimenkul, eğitim, üretim-imalat, turizm-otelcilik, perakendecilik, enerji ve lojistik sektörleri gelecekte en fazla iş fırsatı sunacak sektörler arasında yer alacak. Özellikle bilişim, nitelikli eleman açığının hızla arttığı sektörlerin başında geliyor. Bilişim teknolojileri sektöründe özellikle mobil cihazlara yönelik uygulama geliştirme ve pazarlama pozisyonları revaçta olacak. E-ticaret kullanım oranının arttığını ve gelecekte yeşil mesleklerin de önem kazanacağını dile getiren Yenibiris.com Yönetim Kurulu Üyesi Kâmil Özörnek, “Ödeme sistemleri ve yazılım güvenliği bu sektörde öne çıkan alanlar arasında. Yazılımdan iş zekâsına, büyük veri teknolojisi alanında çalışacak uzmanlara ihtiyaç olacak. Küresel iklim değişikliğiyle birlikte yeşil mesleklere olan talebin de artıyor. Şirketler bu alanda daha çok mühendislik mezunlarını tercih ediyor” diye konuşuyor.

TEKNOLOJİ SEKTÖRÜNDE ÖNE ÇIKACAK MESLEKLER

İş Zekası Uzmanı: Stratejik planlama bölümlerinde görev yapıyor. Yeni ürünlerin nasıl oluşturulacağı, yeni müşterilere nasıl ulaşılacağı ya da mevcut müşterilerin nasıl elde tutulacağı gibi stratejilere ve yatırım kararlarına yön veriyor.

Proje Yöneticisi: Özellikle telekom, bilişim ve sigorta sektörlerinde, PMP sertifikasına sahip proje yöneticilerine talep artıyor.

Veri Madenciliği Uzmanı: Şirket veritabanında bulunan verilerin, şirketlerin yeni müşteri kazanımı, müşteri bağlılığı, kârlılık artırma gibi hedeflerini destekleyecek modelleme ve analizleri gerçekleştiriyor ve gerekli iş stratejilerinin oluşturulmasına yönelik çalışıyor.

Yazılım Uzmanı/Yazılım Geliştirme Mühendisi: Yazılım, nitelikli eleman ihtiyacının çok fazla yaşandığı bir alan.

Veritabanı Yöneticisi: Şirketlerin giderek büyüyen verilerinin tutulduğu sistemin 7/24, 365 gün kesintisiz ulaşılabilir olması, korunması ve yönetilmesine yönelik çalışıyor. 

SAP/ERP Danışmanı: Şirketler, finanstan veri ambarına içinde birçok modül barındıran SAP programlarını kullanmayı bilen kişileri arıyor.

Dijital Pazarlama Uzmanı: Başta sosyal medya uzmanı olmak üzere dijital pazarlama uzmanı, online iletişim uzmanı, adwords hesap yöneticisi, sosyal ağlar iletişim uzmanı, SEO uzmanı, SEM uzmanı, şirketler tarafından en çok aranan pozisyonlar arasında.

YEŞİL YAKALILAR ÖNEM KAZANACAK

Yenilebilir Enerji Uzmanlığı: Bu alanda kendini geliştirecek başarılı mühendisler, MBA veya pazarlama mastırı da yaparlarsa ilerleyen yıllarda çok iyi şartlarda iş bulabilirler.

Rüzgar Enerjisi Uzmanlığı: Rüzgar enerjisi, yenilenebilir enerji alanında en bilinen ve popüler olan enerji dalı. Ülkemizde şu anda çok sayıda şirket, rüzgar türbini yapmaya başladı.

Çevre Mühendisliği / Çevre Hukuku Uzmanlığı: Doğal kaynakların en iyi biçimde kullanılması, çevrenin korunması ve insan sağlığına uygun biçimde geliştirilmesi konusunda çalıştıkları için, bu alanda eğitim gören mühendislere/uzmanlara atıkların arıtılması, gerekli tesislerin kurulması, işletilmesi, yapılanların denetlenmesi, gürültü kaynaklarının belirlenmesi gibi birçok iş düşüyor.

Yeşil Pazarlama (Green Marketing) Danışmanlığı: Ürünün üretiminden tüketimine kadar çevre ve doğa dostu olmasını ve doğaya katkı yapmasını sağlamak gibi görevleri yürütecek, pazarlama, işletme, endüstri veya çevre mühendisliği v.s. bölümlerden mezun, kendini pazarlama odaklı yetiştirmiş kişiler Yeşil Pazarlama Danışmanı olabilirler. Şirketler çevre bilinci geliştikçe böyle danışmanlara çokça ihtiyaç duyacaklar.

Organik Tarım Mühendisliği / Uzmanlığı: Organik ürünlerin yarattığı talebe dayalı olarak organik ürün yetiştiriciliği çok popüler. Bu konuda özel eğitim merkezleri olmamakla birlikte ziraat mühendisleri dünyadaki yeni ve gelişen uygulamaları takip ederek bu iş kolunda ilerleyebiliyorlar.

Yeşil ( Ekolojik) Turizm / Tatil Uzmanlığı: Önümüzdeki yıllarda doğa ve Ekolojik turizm konusunda uzmanlaşmış, kendini yetiştirmiş rehberlere/uzmanlara ve tesislere ihtiyaç olacak.

Doğal Yaşam Koçluğu: Uzun süre doğadan uzak kalan insan doğaya ve doğala alışmakta da zorluk çekiyor. Bu noktada devreye yön gösterecek Doğal Yaşam Koçları girebilir.

Yeşil İnsan Kaynakları Yönetmenliği: Şirketin personelinde çevre duyarlılığı yaratmak, onların şirket kaynaklarını daha tasarruflu kullanmalarını sağlamak, personelin çevre ile ilgili projelere katılımı, ofis ve çevrenin doğaya uygun ve doğaya zarar vermeyecek şekilde düzenlenmesi işlerini yapacak, işletme, insan kaynakları, çevre konusunda bilgili insan kaynakları yönetmenlerine / uzmanlarına ilerleyen yıllarda daha çok ihtiyaç duyulacak.

ARZ TALEBİN ARTTIĞI MESLEKLER

Son yıllarda özellikle Sosyal Medya Uzmanlığı, İş Güvenliği Uzmanlığı ve Yazılım Geliştirme gibi pozisyonların arz talebin arttığı meslek dalları olarak karşımıza çıktığını dile getiren Elemanonline.net Genel Müdürü Özlem Demirci Duyarlar,“Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde İnovasyon ve Gelişim Uzmanlığı, Fason Yöneticiliği, İnternet Gazeteciliği, Mobil Uygulama Geliştirme, Risk Yöneticiliği ve İş Zekası Uzmanlığı gibi mesleklerin yıldızının parlayacağını düşünüyoruz” diyor.

Sosyal Medya Uzmanlığı: Markaların konumlanması ve rakipleriyle rekabet edebilmesi için dinamik, aktif ve verimli bir şekilde sosyal medyayı kullanması ihtiyaç haline geldi. Bu ihtiyacın ortaya çıkmasıyla birlikte sosyal medya uzmanlığı pozisyonu şirketlerde yerini almaya başladı. Üniversiteler henüz Sosyal Medya Uzmanlığını çok yaygınlaştırmasa da yeni akım medya, lisans ve lisansüstü programlarıyla ilerleyen dönemlerin yükselen trendi olmaya aday.

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlığı: İş sağlığı ve Güvenliği'nde büyük açık devam ediyor. Ülkemizdeki tüm işyerlerine kademeli olarak 'İş Güvenliği Uzmanı' görevlendirme zorunluluğu getirildi.

Taşeron- Fason Yöneticiliği: Kurumlar sabit, ücretli çalışanlar kadar, hatta daha fazla, kendi uzmanlık alanlarında bağımsız hizmet sağlayıcı kişi ve/veya küçük-butik kurumlarla çalışacaklar indipill.com. Taşeron- Fason Yöneticiliği Değişik yapılardaki çok sayıda taşeron-fasoncu arasındaki rekabeti yönetmek ve uyumu sağlamaktan sorumlu olacaklar.

İnternet Gazeteciliği: İnsanlar artık haberler veya öğrenmek istedikleri diğer her şey için interneti kullanıyor. Dijital çağın sürekli gelişmesinden dolayı internet gazeteciliği geleceğin mesleklerinden biri olarak görülüyor.

Mobil Uygulama Geliştiricisi: Mobil cihazların yaygın kullanımı yazılım geliştiricisi olan binlerce kişiye yeni bir ekmek kapısı yarattı ve yaratmaya da devam ediyor.

HAREKETLİLİK YAŞANACAK SEKTÖRLER

Enerji, telekom, turizm, perakende, gıda-tarım ve finansal hizmetlerde olumlu gelişmeler olacağını belirten Secretcv.com Genel Müdürü Okan Tütüncü,“Bu sektörlere yönelik projeksiyonlarımız, bu tür büyümelerin işe alımlarda da bir hayli hareketlilik getireceği yönünde” diyerek bu sektörlerin gelecekte önem kazanacağının altını çiziyor.

Tohum Üretim Teknisyeni: Büyük şirketler şimdiden, tohum üretimi, dağıtımı ve ülkenin ekonomisinde büyük yer tutan ürünlerin belirlenip ticaretin yapılması için uzmanlar arıyor ve yetiştiriyor.

Beslenme Uzmanı: Gelecekte daha da artacağı düşünülen obezite ve beslenmeye bağlı hastalıların çözümü için neredeyse herkesin bir beslenme uzmanı ya da diyetisyenden yardım alması gerekecek.

Perakende Sektöründe Yöneticilik: Uzmanlar yeni markaların oluşması ve alışveriş merkezi yatırımlarıyla birlikte sektörde kendini geliştirmiş yöneticilere gelecekte de ihtiyacın artacağını vurguluyor.

Gıda ve Beslenme Mühendisliği: Günümüzde tüketicilerin hijyen standartları yüksek ortamlarda üretilmiş sağlıklı ürünleri talep etmeleri gıda firmalarının gıda mühendis ihtiyacını sürekli kılacak.

Turizm İşletmeciliği: Turizm otel yöneticileri, işletme yöneticileri, yiyecek-içecek işletme yöneticileri, pazar ve ürün geliştirme yöneticilerine olan ihtiyaç giderek artacak.

> Gelecekte hangi mesleklerin yıldızı parlayacak?

Gençlerin almak zorunda olduğu en önemli kararlardan biri de kuşkusuz ki meslek seçimi. Bu önemli seçimi yaparken dünyada ve ülkemizde gelişecek sektörleri göz önünde bulundurmak ve bugün hiç tanınmayan ama yakın gelecekte büyük potansiyele sahip alanlara yönelmek gerekiyor. İşte gelecekte yıldızı parlayacak meslekler…

Bilişim, yapı-inşaat, gayrimenkul, eğitim, üretim-imalat, turizm-otelcilik, perakendecilik, enerji ve lojistik sektörleri gelecekte en fazla iş fırsatı sunacak sektörler arasında yer alacak. Özellikle bilişim, nitelikli eleman açığının hızla arttığı sektörlerin başında geliyor. Bilişim teknolojileri sektöründe özellikle mobil cihazlara yönelik uygulama geliştirme ve pazarlama pozisyonları revaçta olacak. E-ticaret kullanım oranının arttığını ve gelecekte yeşil mesleklerin de önem kazanacağını dile getiren Yenibiris.com Yönetim Kurulu Üyesi Kâmil Özörnek, “Ödeme sistemleri ve yazılım güvenliği bu sektörde öne çıkan alanlar arasında. Yazılımdan iş zekâsına, büyük veri teknolojisi alanında çalışacak uzmanlara ihtiyaç olacak. Küresel iklim değişikliğiyle birlikte yeşil mesleklere olan talebin de artıyor. Şirketler bu alanda daha çok mühendislik mezunlarını tercih ediyor” diye konuşuyor.

TEKNOLOJİ SEKTÖRÜNDE ÖNE ÇIKACAK MESLEKLER

İş Zekası Uzmanı: Stratejik planlama bölümlerinde görev yapıyor. Yeni ürünlerin nasıl oluşturulacağı, yeni müşterilere nasıl ulaşılacağı ya da mevcut müşterilerin nasıl elde tutulacağı gibi stratejilere ve yatırım kararlarına yön veriyor.

Proje Yöneticisi: Özellikle telekom, bilişim ve sigorta sektörlerinde, PMP sertifikasına sahip proje yöneticilerine talep artıyor.

Veri Madenciliği Uzmanı: Şirket veritabanında bulunan verilerin, şirketlerin yeni müşteri kazanımı, müşteri bağlılığı, kârlılık artırma gibi hedeflerini destekleyecek modelleme ve analizleri gerçekleştiriyor ve gerekli iş stratejilerinin oluşturulmasına yönelik çalışıyor.

Yazılım Uzmanı/Yazılım Geliştirme Mühendisi: Yazılım, nitelikli eleman ihtiyacının çok fazla yaşandığı bir alan.

Veritabanı Yöneticisi: Şirketlerin giderek büyüyen verilerinin tutulduğu sistemin 7/24, 365 gün kesintisiz ulaşılabilir olması, korunması ve yönetilmesine yönelik çalışıyor. 

SAP/ERP Danışmanı: Şirketler, finanstan veri ambarına içinde birçok modül barındıran SAP programlarını kullanmayı bilen kişileri arıyor.

Dijital Pazarlama Uzmanı: Başta sosyal medya uzmanı olmak üzere dijital pazarlama uzmanı, online iletişim uzmanı, adwords hesap yöneticisi, sosyal ağlar iletişim uzmanı, SEO uzmanı, SEM uzmanı, şirketler tarafından en çok aranan pozisyonlar arasında.

YEŞİL YAKALILAR ÖNEM KAZANACAK

Yenilebilir Enerji Uzmanlığı: Bu alanda kendini geliştirecek başarılı mühendisler, MBA veya pazarlama mastırı da yaparlarsa ilerleyen yıllarda çok iyi şartlarda iş bulabilirler.

Rüzgar Enerjisi Uzmanlığı: Rüzgar enerjisi, yenilenebilir enerji alanında en bilinen ve popüler olan enerji dalı. Ülkemizde şu anda çok sayıda şirket, rüzgar türbini yapmaya başladı.

Çevre Mühendisliği / Çevre Hukuku Uzmanlığı: Doğal kaynakların en iyi biçimde kullanılması, çevrenin korunması ve insan sağlığına uygun biçimde geliştirilmesi konusunda çalıştıkları için, bu alanda eğitim gören mühendislere/uzmanlara atıkların arıtılması, gerekli tesislerin kurulması, işletilmesi, yapılanların denetlenmesi, gürültü kaynaklarının belirlenmesi gibi birçok iş düşüyor.

Yeşil Pazarlama (Green Marketing) Danışmanlığı: Ürünün üretiminden tüketimine kadar çevre ve doğa dostu olmasını ve doğaya katkı yapmasını sağlamak gibi görevleri yürütecek, pazarlama, işletme, endüstri veya çevre mühendisliği v.s. bölümlerden mezun, kendini pazarlama odaklı yetiştirmiş kişiler Yeşil Pazarlama Danışmanı olabilirler. Şirketler çevre bilinci geliştikçe böyle danışmanlara çokça ihtiyaç duyacaklar.

Organik Tarım Mühendisliği / Uzmanlığı: Organik ürünlerin yarattığı talebe dayalı olarak organik ürün yetiştiriciliği çok popüler. Bu konuda özel eğitim merkezleri olmamakla birlikte ziraat mühendisleri dünyadaki yeni ve gelişen uygulamaları takip ederek bu iş kolunda ilerleyebiliyorlar.

Yeşil ( Ekolojik) Turizm / Tatil Uzmanlığı: Önümüzdeki yıllarda doğa ve Ekolojik turizm konusunda uzmanlaşmış, kendini yetiştirmiş rehberlere/uzmanlara ve tesislere ihtiyaç olacak.

Doğal Yaşam Koçluğu: Uzun süre doğadan uzak kalan insan doğaya ve doğala alışmakta da zorluk çekiyor. Bu noktada devreye yön gösterecek Doğal Yaşam Koçları girebilir.

Yeşil İnsan Kaynakları Yönetmenliği: Şirketin personelinde çevre duyarlılığı yaratmak, onların şirket kaynaklarını daha tasarruflu kullanmalarını sağlamak, personelin çevre ile ilgili projelere katılımı, ofis ve çevrenin doğaya uygun ve doğaya zarar vermeyecek şekilde düzenlenmesi işlerini yapacak, işletme, insan kaynakları, çevre konusunda bilgili insan kaynakları yönetmenlerine / uzmanlarına ilerleyen yıllarda daha çok ihtiyaç duyulacak.

ARZ TALEBİN ARTTIĞI MESLEKLER

Son yıllarda özellikle Sosyal Medya Uzmanlığı, İş Güvenliği Uzmanlığı ve Yazılım Geliştirme gibi pozisyonların arz talebin arttığı meslek dalları olarak karşımıza çıktığını dile getiren Elemanonline.net Genel Müdürü Özlem Demirci Duyarlar,“Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde İnovasyon ve Gelişim Uzmanlığı, Fason Yöneticiliği, İnternet Gazeteciliği, Mobil Uygulama Geliştirme, Risk Yöneticiliği ve İş Zekası Uzmanlığı gibi mesleklerin yıldızının parlayacağını düşünüyoruz” diyor.

Sosyal Medya Uzmanlığı: Markaların konumlanması ve rakipleriyle rekabet edebilmesi için dinamik, aktif ve verimli bir şekilde sosyal medyayı kullanması ihtiyaç haline geldi. Bu ihtiyacın ortaya çıkmasıyla birlikte sosyal medya uzmanlığı pozisyonu şirketlerde yerini almaya başladı. Üniversiteler henüz Sosyal Medya Uzmanlığını çok yaygınlaştırmasa da yeni akım medya, lisans ve lisansüstü programlarıyla ilerleyen dönemlerin yükselen trendi olmaya aday.

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlığı: İş sağlığı ve Güvenliği'nde büyük açık devam ediyor. Ülkemizdeki tüm işyerlerine kademeli olarak 'İş Güvenliği Uzmanı' görevlendirme zorunluluğu getirildi.

Taşeron- Fason Yöneticiliği: Kurumlar sabit, ücretli çalışanlar kadar, hatta daha fazla, kendi uzmanlık alanlarında bağımsız hizmet sağlayıcı kişi ve/veya küçük-butik kurumlarla çalışacaklar indipill.com. Taşeron- Fason Yöneticiliği Değişik yapılardaki çok sayıda taşeron-fasoncu arasındaki rekabeti yönetmek ve uyumu sağlamaktan sorumlu olacaklar.

İnternet Gazeteciliği: İnsanlar artık haberler veya öğrenmek istedikleri diğer her şey için interneti kullanıyor. Dijital çağın sürekli gelişmesinden dolayı internet gazeteciliği geleceğin mesleklerinden biri olarak görülüyor.

Mobil Uygulama Geliştiricisi: Mobil cihazların yaygın kullanımı yazılım geliştiricisi olan binlerce kişiye yeni bir ekmek kapısı yarattı ve yaratmaya da devam ediyor.

HAREKETLİLİK YAŞANACAK SEKTÖRLER

Enerji, telekom, turizm, perakende, gıda-tarım ve finansal hizmetlerde olumlu gelişmeler olacağını belirten Secretcv.com Genel Müdürü Okan Tütüncü,“Bu sektörlere yönelik projeksiyonlarımız, bu tür büyümelerin işe alımlarda da bir hayli hareketlilik getireceği yönünde” diyerek bu sektörlerin gelecekte önem kazanacağının altını çiziyor.

Tohum Üretim Teknisyeni: Büyük şirketler şimdiden, tohum üretimi, dağıtımı ve ülkenin ekonomisinde büyük yer tutan ürünlerin belirlenip ticaretin yapılması için uzmanlar arıyor ve yetiştiriyor.

Beslenme Uzmanı: Gelecekte daha da artacağı düşünülen obezite ve beslenmeye bağlı hastalıların çözümü için neredeyse herkesin bir beslenme uzmanı ya da diyetisyenden yardım alması gerekecek.

Perakende Sektöründe Yöneticilik: Uzmanlar yeni markaların oluşması ve alışveriş merkezi yatırımlarıyla birlikte sektörde kendini geliştirmiş yöneticilere gelecekte de ihtiyacın artacağını vurguluyor.

Gıda ve Beslenme Mühendisliği: Günümüzde tüketicilerin hijyen standartları yüksek ortamlarda üretilmiş sağlıklı ürünleri talep etmeleri gıda firmalarının gıda mühendis ihtiyacını sürekli kılacak.

Turizm İşletmeciliği: Turizm otel yöneticileri, işletme yöneticileri, yiyecek-içecek işletme yöneticileri, pazar ve ürün geliştirme yöneticilerine olan ihtiyaç giderek artacak.

Son Güncelleme: Cuma, 14 Şubat 2014 16:16

Gösterim: 9593


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.