Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Yükseköğretim Kurumu (YÖK) Bologna Süreci çerçevesinde  üniversitelerin not sistemine kendilerinin karar verdiğini açıkladı.

bologna süreci, üniversiteler, not sistemiBologna Süreci’ne ilişkin gazetelerde çıkan ‘Şimdi Öğrenciler Yandı!’ başlığıyla çıkan haberle ilgili bir açıklama yapan YÖK, her üniversitenin not sistemine kendilerinin karar verebileceğini söyledi. Bologna Sürecinin, Avrupa Yükseköğretim Alanı yaratmayı hedefleyen bir reform süreci olduğunu belirtilen açıklamada: “Süreç üyelik hükümetler/devletlerarası herhangi bir antlaşmaya dayanmamaktadır. Bologna Süreci kapsamında yayımlanan bildirilerin yasal bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Süreç tamamen her ülkenin özgür iradeleri ile katıldıkları bir oluşumdur ve ülkeler Bologna Süreci’nin öngördüğü hedefleri kabul edip etmeme hakkına sahiptirler. Sürece ülke bazında üyelik vardır ve ülkelerin yükseköğretim kurumları sürecin doğal üyesidir” denildi.
 

‘Bologna Süreci’nde tektip üniversite olmaz’

YÖK tarafından yapılan açıklamada Türkiye’nin 19 Mayıs 2001 Prag Bakanlar Konferansı’nda Bologna Sürecine katıldığı ve üye olduğu 2001 yılı itibariyle ülkemizdeki tüm üniversiteler Bologna süresinin bir parçası olduğu belirtildi. Bu nedenle ‘Bologna sürecinin pilot uygulayıcıları olan üniversiteler’ gibi bir tanımlama yapmak mümkün olmadığına değinildi. Açıklamada konuyla ilgili şu ayrıntılara yer verildi: “Avrupa Yükseköğretim Alanında istenmeyen durumun, üye ülkelerin eğitim sistemlerinin tek tip yükseköğretim sistemi haline getirilmesidir. Avrupa Yükseköğretim Alanı’nda asıl hedeflenen, çeşitliliktir. Amaç, yükseköğretim sistemlerinin kendilerine özgü farklılıkları korunarak birbirleriyle karşılaştırılabilir olması ve uyumlu hale getirilmesinden ibarettir. Bu şekilde, bir ülkeden ya da yükseköğretim sisteminden bir diğerine geçişin kolaylaşması ve böylece öğrenciler ve öğretim elemanları hareketliliği ve istihdamının artırılması planlanmaktadır. Bologna Süreci üniversitelerin not sistemine müdahale eden bir süreç değildir ve her üniversite not sistemine kendisi karar verir. Bologna Süreciyle asıl hedeflenen ulusal kredi sistemlerinin Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS) ile uyumlaştırılmasıdır. 13.01.2011 tarihli 6111 sayılı kanunda 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 44. Maddesinde yapılan değişiklikle ders kredilerinin hesaplanmasına ilişkin çerçeve belirlenmiştir. İlgili madde, yükseköğretim kurumlarının senatoları tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde ders kredilerinin hesaplandığını belirtmektedir. Nitekim çevremizdeki birkaç üniversiteyi bu anlamda gözden geçirmemiz bile farklılığı ortaya koymak için yeterli olacaktır. ‘Üniversitede sınıf geçme notu 65’e çıktı’ haberleri gerçeği yansıtmamakta olup, internet ortamındaki bilgi kirliliğinin genel bir kanıya dönüşmemesi adına bu açıklama yapılmıştır.”

> YÖK: Not sistemine üniversite karar verir

Yükseköğretim Kurumu (YÖK) Bologna Süreci çerçevesinde  üniversitelerin not sistemine kendilerinin karar verdiğini açıkladı.

bologna süreci, üniversiteler, not sistemiBologna Süreci’ne ilişkin gazetelerde çıkan ‘Şimdi Öğrenciler Yandı!’ başlığıyla çıkan haberle ilgili bir açıklama yapan YÖK, her üniversitenin not sistemine kendilerinin karar verebileceğini söyledi. Bologna Sürecinin, Avrupa Yükseköğretim Alanı yaratmayı hedefleyen bir reform süreci olduğunu belirtilen açıklamada: “Süreç üyelik hükümetler/devletlerarası herhangi bir antlaşmaya dayanmamaktadır. Bologna Süreci kapsamında yayımlanan bildirilerin yasal bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Süreç tamamen her ülkenin özgür iradeleri ile katıldıkları bir oluşumdur ve ülkeler Bologna Süreci’nin öngördüğü hedefleri kabul edip etmeme hakkına sahiptirler. Sürece ülke bazında üyelik vardır ve ülkelerin yükseköğretim kurumları sürecin doğal üyesidir” denildi.
 

‘Bologna Süreci’nde tektip üniversite olmaz’

YÖK tarafından yapılan açıklamada Türkiye’nin 19 Mayıs 2001 Prag Bakanlar Konferansı’nda Bologna Sürecine katıldığı ve üye olduğu 2001 yılı itibariyle ülkemizdeki tüm üniversiteler Bologna süresinin bir parçası olduğu belirtildi. Bu nedenle ‘Bologna sürecinin pilot uygulayıcıları olan üniversiteler’ gibi bir tanımlama yapmak mümkün olmadığına değinildi. Açıklamada konuyla ilgili şu ayrıntılara yer verildi: “Avrupa Yükseköğretim Alanında istenmeyen durumun, üye ülkelerin eğitim sistemlerinin tek tip yükseköğretim sistemi haline getirilmesidir. Avrupa Yükseköğretim Alanı’nda asıl hedeflenen, çeşitliliktir. Amaç, yükseköğretim sistemlerinin kendilerine özgü farklılıkları korunarak birbirleriyle karşılaştırılabilir olması ve uyumlu hale getirilmesinden ibarettir. Bu şekilde, bir ülkeden ya da yükseköğretim sisteminden bir diğerine geçişin kolaylaşması ve böylece öğrenciler ve öğretim elemanları hareketliliği ve istihdamının artırılması planlanmaktadır. Bologna Süreci üniversitelerin not sistemine müdahale eden bir süreç değildir ve her üniversite not sistemine kendisi karar verir. Bologna Süreciyle asıl hedeflenen ulusal kredi sistemlerinin Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS) ile uyumlaştırılmasıdır. 13.01.2011 tarihli 6111 sayılı kanunda 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 44. Maddesinde yapılan değişiklikle ders kredilerinin hesaplanmasına ilişkin çerçeve belirlenmiştir. İlgili madde, yükseköğretim kurumlarının senatoları tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde ders kredilerinin hesaplandığını belirtmektedir. Nitekim çevremizdeki birkaç üniversiteyi bu anlamda gözden geçirmemiz bile farklılığı ortaya koymak için yeterli olacaktır. ‘Üniversitede sınıf geçme notu 65’e çıktı’ haberleri gerçeği yansıtmamakta olup, internet ortamındaki bilgi kirliliğinin genel bir kanıya dönüşmemesi adına bu açıklama yapılmıştır.”

Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Şubat 2012 17:51

Gösterim: 3300

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Türkiye’deki üniversitelerde 10 bin 412’si burslu olmak üzere 26 bin yabancı öğrencinin okuduğunu açıkladı.

Türkiye'deki yabancı üniversite öğrencileriUluslararası Gençlik Buluşması, Mili Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in katılımıyla ATO Uluslararası Kongre Sarayı'nda gerçekleşti. Gençlik Buluşmasında Konuşan Dinçer, Türkiye’de yaklaşık 26 bin uluslararası öğrencinin öğrenim gördüğünü, uluslararası öğrencilerin eğitim süreçlerini sorunsuz bir şekilde sürdürmesinin en büyük arzuları olduğunu belirtti.Bakan Dinçer, ''Son 10 yıllık döneme baktığımızda, ülkemizdeki yabancı öğrenci sayısında yüzde 30 oranında bir artış sağlandı. Türk yüksek öğretiminin potansiyeli bunun çok üzerinde bulunuyor. Umarım önümüzdeki on yıllık dönemde son on yılda sağladığımız artışın üzerinde bir artışı gerçekleştirmeyi başarabiliriz'' dedi. Türk üniversitelerinde okuyan uluslararası öğrencilerin ülkelere dağılımında özellikle Türk Cumhuriyetlerinden Türk akraba topluluklarından ve Türkiye'ye yakın çevredeki ülkelerin yoğunlukta olduğuna dikkati çeken Bakan Dinçer, ''Ortak tarihe ortak bir geçmişe sahip olduğumuz dost ve kardeş ülkelerden geliyorsunuz. Sizlerle yüzlerce yıllık ortak tarihin ipliği ile dokunmuş sevgi ve gönül bağımız bulunuyor. Dolayısıyla yabancı öğrenci çalışmalarına sadece ekonomik kazanç olarak bakan ve eğitim öğretimin insani boyutunu göz ardı eden ülkelerden bu noktada ciddi bir şekilde ayrışıyoruz'' diye konuştu.
 

‘Türkiye Bursu’ ile 57 üniversitede 10 bin 412 öğrenci öğrenim görüyor.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın 1960 yılından bu yana çeşitli ülkelerden öğrencilere Türkiye'de eğitim imkânı sağladığını hatırlatan Bakan Dinçer, ''Türkiye Bursu'' ile şu an 57 üniversitede toplam 10 bin 412 öğrencinin öğrenimine devam ettiğini söyledi. Uluslararası öğrencilerin ailelerinden uzakta zorlu ve anlamlı bir süreçte eğitim geçirdiğini ifade eden Bakan Dinçer, ''Bu süreçte tüm kurum ve kuruluşlar ile görevli personel sizlere destek olmak, eğitiminizi huzurlu bir şekilde sürdürmenizi sağlamak için tüm imkânlarını seferber edecektir. Dileğimiz ülkemizde kalacağınız eğitim süresi içerisinde, hayatınızın ve gençlik yıllarınızın en güzel günlerini ve en anlamlı anlarını geçirmenizdir'' dedi. Her alanda olduğu gibi eğitim alanında da hızlı gelişmeler yaşandığına dikkati çeken Bakan Dinçer, başarıya ulaşmak için eğitim alanındaki yeniliklerin, ülkelerin ihtiyaçları da göz önüne alınarak yakından takip edilip uygulanması gerektiğini belirtti.
 

‘Uluslararası öğrenci sayısını artırmak için çalışmalar sürüyor’

Öğrencileri Türkiye'de ağırlamaktan mutluluk duyduğunu dile getiren Bakan Dinçer, ''Her biriniz Türk yüksek öğretimini zenginleştiren, kalıcı kardeşlik ve dostluk köprüleri oluşturan, ülkeler arasındaki eğitim ve kültür etkileşimini güçlendiren birer bilim ve kültür elçisi olarak görülüyorsunuz'' dedi. Öğrencilerin eğitim yaşamındaki sorunlarının hızlı bir şekilde çözümlenmesi için tüm hizmetlerin Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı çatısı altında birleştirildiğini anımsattı. Başkanlığın koordinasyonunda gelecek dönemlerde uluslararası öğrenci sayısını artırmak için önemli çalışmalar yapıldığını belirten Bakan Dinçer, Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli daha etkili kullanarak daha iyi eğitim ortamı sunmanın gayreti içerisinde olduğunu söyledi.

> Türkiye’de 26 bin yabancı öğrenci okuyor

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Türkiye’deki üniversitelerde 10 bin 412’si burslu olmak üzere 26 bin yabancı öğrencinin okuduğunu açıkladı.

Türkiye'deki yabancı üniversite öğrencileriUluslararası Gençlik Buluşması, Mili Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in katılımıyla ATO Uluslararası Kongre Sarayı'nda gerçekleşti. Gençlik Buluşmasında Konuşan Dinçer, Türkiye’de yaklaşık 26 bin uluslararası öğrencinin öğrenim gördüğünü, uluslararası öğrencilerin eğitim süreçlerini sorunsuz bir şekilde sürdürmesinin en büyük arzuları olduğunu belirtti.Bakan Dinçer, ''Son 10 yıllık döneme baktığımızda, ülkemizdeki yabancı öğrenci sayısında yüzde 30 oranında bir artış sağlandı. Türk yüksek öğretiminin potansiyeli bunun çok üzerinde bulunuyor. Umarım önümüzdeki on yıllık dönemde son on yılda sağladığımız artışın üzerinde bir artışı gerçekleştirmeyi başarabiliriz'' dedi. Türk üniversitelerinde okuyan uluslararası öğrencilerin ülkelere dağılımında özellikle Türk Cumhuriyetlerinden Türk akraba topluluklarından ve Türkiye'ye yakın çevredeki ülkelerin yoğunlukta olduğuna dikkati çeken Bakan Dinçer, ''Ortak tarihe ortak bir geçmişe sahip olduğumuz dost ve kardeş ülkelerden geliyorsunuz. Sizlerle yüzlerce yıllık ortak tarihin ipliği ile dokunmuş sevgi ve gönül bağımız bulunuyor. Dolayısıyla yabancı öğrenci çalışmalarına sadece ekonomik kazanç olarak bakan ve eğitim öğretimin insani boyutunu göz ardı eden ülkelerden bu noktada ciddi bir şekilde ayrışıyoruz'' diye konuştu.
 

‘Türkiye Bursu’ ile 57 üniversitede 10 bin 412 öğrenci öğrenim görüyor.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın 1960 yılından bu yana çeşitli ülkelerden öğrencilere Türkiye'de eğitim imkânı sağladığını hatırlatan Bakan Dinçer, ''Türkiye Bursu'' ile şu an 57 üniversitede toplam 10 bin 412 öğrencinin öğrenimine devam ettiğini söyledi. Uluslararası öğrencilerin ailelerinden uzakta zorlu ve anlamlı bir süreçte eğitim geçirdiğini ifade eden Bakan Dinçer, ''Bu süreçte tüm kurum ve kuruluşlar ile görevli personel sizlere destek olmak, eğitiminizi huzurlu bir şekilde sürdürmenizi sağlamak için tüm imkânlarını seferber edecektir. Dileğimiz ülkemizde kalacağınız eğitim süresi içerisinde, hayatınızın ve gençlik yıllarınızın en güzel günlerini ve en anlamlı anlarını geçirmenizdir'' dedi. Her alanda olduğu gibi eğitim alanında da hızlı gelişmeler yaşandığına dikkati çeken Bakan Dinçer, başarıya ulaşmak için eğitim alanındaki yeniliklerin, ülkelerin ihtiyaçları da göz önüne alınarak yakından takip edilip uygulanması gerektiğini belirtti.
 

‘Uluslararası öğrenci sayısını artırmak için çalışmalar sürüyor’

Öğrencileri Türkiye'de ağırlamaktan mutluluk duyduğunu dile getiren Bakan Dinçer, ''Her biriniz Türk yüksek öğretimini zenginleştiren, kalıcı kardeşlik ve dostluk köprüleri oluşturan, ülkeler arasındaki eğitim ve kültür etkileşimini güçlendiren birer bilim ve kültür elçisi olarak görülüyorsunuz'' dedi. Öğrencilerin eğitim yaşamındaki sorunlarının hızlı bir şekilde çözümlenmesi için tüm hizmetlerin Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı çatısı altında birleştirildiğini anımsattı. Başkanlığın koordinasyonunda gelecek dönemlerde uluslararası öğrenci sayısını artırmak için önemli çalışmalar yapıldığını belirten Bakan Dinçer, Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli daha etkili kullanarak daha iyi eğitim ortamı sunmanın gayreti içerisinde olduğunu söyledi.

Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Şubat 2012 16:02

Gösterim: 3641

İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTİCÜ) ile merkezi Londra'da bulunan finans şirketi CFT Financials LTD, İTİCÜ çatısı altında geleceğe yönelik türev eğitim hizmetlerini sağlamak ve Türkiye'de trader yetiştirmek için imzaladığı eğitim iş birliği protokolü çerçevesinde, ''Türev Hizmetlerde Kaliteli İşgücü'' eğitim konferansı düzenlendi.
Konferansa SPK, VOB, İMKB Takas ve Saklama Bankası gibi finans dünyasına yön veren kuruluistanbul ticaret unişların en üst yöneticilerinin yanı sıra Inter Continental Exchange, Trading Technologies, Trader Made Global, CFT Finans temsilcileri katıldı.
Konferansta konuşan SPK Başkanı Prof. Dr. Vedat Akgiray, 3 yıldır SPK başkanlığı yaptığını ancak 25 yıl boyunca yurt içinde ve yurt dışında finans hocalığı yaptığını kaydetti. Akgiray, bu noktada eğitimin önemine vurgu yaparak şunları söyledi:
"Finans konusunda eğitim vazgeçilmez derecede öneme sahip; bunu dillendirmek bile gereksiz. Finans sektöründe iyi eğitilmiş insanların bulunması halinde sıkıntılar daha da azalır. Bizler SPK olarak kanunlar koyuyoruz ve düzenlemeler yapıyoruz. Sonra bunlar uygulanıyor mu diye denetleniyoruz. Fakat düzenleyici otoritenin veya politika yapıcıların kastını anlayamayacak kadar az eğitimli nüfusu ne kadar düzenlerseniz düzenleyin sonuç alamazsınız. Mümkün değil. Finans sektöründe ve piyasalarında akademik
olarak en ideal en süper düzenlemeler kümesini bir araya koyalım, orada iş yapan tüccarlar, yatırımcılar cahil ise sonuç almak mümkün değil. Bu sektörde piyasa oyuncuları ne kadar bilgili, yetenekli ve akıllı olursa o kadar iyi. Çünkü onlar bizi zorlayacaklar fakat günün sonunda düzenlemenin hedeflediği amaç yerine gelmiş olacak. Yani eğitimli insanların bulunduğu piyasanın düzenleyici otoriteyi zorlaması, aslında düzenlemenin birinci amacıdır. Dolayısıyla neyi eksik yaptığımızı hemen göreceğiz ve tekrar
kendimizi toparlayabileceğiz. Ancak kimse bizi anlamıyor, ahlak zabıtası gibi görüyor, dolayısıyla bu iş pek de gelişmiyor. Eğitimin böyle görünmeyen önemli bir katkısı var.''
İşin asıl önemli parçasının akademik ve profesyonel dünyayla beraber işi bilen, ürünleri tasarlayacak ve etiketleyecek olan uzmanları yetiştirmek olduğunu kaydeden Akgiray, finansal eğitimi organize etme görevinin kurum olarak kendilerine düştüğünü ve bununla ilgili eylem planlarını yakın zamanda açıklayacaklarını sözlerine ekledi.

İTO'DAN DESTEK
İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şekip Avdagiç ise ticaret ve finansın kendine ait dili olduğunu ve günümüzde bu dili iyi öğrenen ülkelerin öne çıkacağını söyledi.
Son yıllarda ''küreselleşme'' ve ''kriz'' kavramlarının fazlasıyla öne çıktığını vurgulayan Avdagiç, ''İstanbul, ülkemizin geleceğinde kilit bir role sahip. Burada devreye giren uluslararası finans merkezi projesi var. Buna kayıtsız kalmayan İTİCÜ, insan kaynağı sağlamak amacıyla bu eğitim programını düzenlemiştir. Artık iş başvurularında önümüze gelen özgeçmişlerin hepsi nitelikli. Bu tür eğitimler ve buradan alınan sertifikalar gençlerin geleceğine dair gideceği yolu gösterir'' diye konuştu.

HANGİ DERSLER VERİLECEK?
Konferansta konuşan İTİCÜ Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren de mart ayının ikinci yarısında yapılacak eğitim programında; "finansal ürünler, pazar payları, teknik analiz, teknik analizlerde kullanılan formüller, makro-mikro ekonomik prensiplerin pazar hareketleri üzerine etkileri, arz-talep dengesi, paranın idaresi, risklere karşı korunma, pazar ve trade psikolojisi, trading yazılımlar ve performans geliştirme yönetimleri" gibi konular üzerinde yoğunlaşılacağını anlattı.

İKİ OTURUM YAPILDI
İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdoğan Alkin başkanlığındaki ilk oturuma; EUREX Avrupa Başkan Yardımcısı Dr. Murat Baygeldi /Inter Continental Exchange Enerji Ürünleri ve Pazar Geliştirme Müdürü Jean-Luc Amos, Vadeli İşlemler Borsası, Genel Müdürü Dr. Çetin Ali Dönmez, Trading Technologies, Global Satış Müdürü Matt Garley ve Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği Genel Sekreteri İlkay Arıkan katıldı.
İstanbul Ticaret Üniversitesi, Bankacılık ve Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Pamukçu başkanlığında gerçekleştirilen ikinci oturumda da Trader Made Global İş Geliştirme Müdürü James Lawrence, Trader Made Finans ve Emtia Türevleri Müdürü Ethem Arabacı, Ak Portföy Genel Müdürü Dr. Alp Keler, İMKB Takas ve Saklama Bankası AŞ Genel Müdür Yardımcısı Berna Çolak ve CFT Finans Global İş Geliştirme ve Eğitim Müdürü Gary Sinclair söz aldı.
Tahvil, bono, MTA ve türev ürünlerin finansal enstrüman yoluyla alınıp satılmasından sorumlu kişiler olan traderların yetiştirileceği eğitim programında, CFT Financials ve İTİCÜ, her geçen gün artan trader talebini karşılamak üzere Türkiye ayağında trader olmak isteyen tüm finansçılara eğitim imkanı sunacak.

> İTİCÜ İngilizlerle trader yetiştirecek

İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTİCÜ) ile merkezi Londra'da bulunan finans şirketi CFT Financials LTD, İTİCÜ çatısı altında geleceğe yönelik türev eğitim hizmetlerini sağlamak ve Türkiye'de trader yetiştirmek için imzaladığı eğitim iş birliği protokolü çerçevesinde, ''Türev Hizmetlerde Kaliteli İşgücü'' eğitim konferansı düzenlendi.
Konferansa SPK, VOB, İMKB Takas ve Saklama Bankası gibi finans dünyasına yön veren kuruluistanbul ticaret unişların en üst yöneticilerinin yanı sıra Inter Continental Exchange, Trading Technologies, Trader Made Global, CFT Finans temsilcileri katıldı.
Konferansta konuşan SPK Başkanı Prof. Dr. Vedat Akgiray, 3 yıldır SPK başkanlığı yaptığını ancak 25 yıl boyunca yurt içinde ve yurt dışında finans hocalığı yaptığını kaydetti. Akgiray, bu noktada eğitimin önemine vurgu yaparak şunları söyledi:
"Finans konusunda eğitim vazgeçilmez derecede öneme sahip; bunu dillendirmek bile gereksiz. Finans sektöründe iyi eğitilmiş insanların bulunması halinde sıkıntılar daha da azalır. Bizler SPK olarak kanunlar koyuyoruz ve düzenlemeler yapıyoruz. Sonra bunlar uygulanıyor mu diye denetleniyoruz. Fakat düzenleyici otoritenin veya politika yapıcıların kastını anlayamayacak kadar az eğitimli nüfusu ne kadar düzenlerseniz düzenleyin sonuç alamazsınız. Mümkün değil. Finans sektöründe ve piyasalarında akademik
olarak en ideal en süper düzenlemeler kümesini bir araya koyalım, orada iş yapan tüccarlar, yatırımcılar cahil ise sonuç almak mümkün değil. Bu sektörde piyasa oyuncuları ne kadar bilgili, yetenekli ve akıllı olursa o kadar iyi. Çünkü onlar bizi zorlayacaklar fakat günün sonunda düzenlemenin hedeflediği amaç yerine gelmiş olacak. Yani eğitimli insanların bulunduğu piyasanın düzenleyici otoriteyi zorlaması, aslında düzenlemenin birinci amacıdır. Dolayısıyla neyi eksik yaptığımızı hemen göreceğiz ve tekrar
kendimizi toparlayabileceğiz. Ancak kimse bizi anlamıyor, ahlak zabıtası gibi görüyor, dolayısıyla bu iş pek de gelişmiyor. Eğitimin böyle görünmeyen önemli bir katkısı var.''
İşin asıl önemli parçasının akademik ve profesyonel dünyayla beraber işi bilen, ürünleri tasarlayacak ve etiketleyecek olan uzmanları yetiştirmek olduğunu kaydeden Akgiray, finansal eğitimi organize etme görevinin kurum olarak kendilerine düştüğünü ve bununla ilgili eylem planlarını yakın zamanda açıklayacaklarını sözlerine ekledi.

İTO'DAN DESTEK
İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şekip Avdagiç ise ticaret ve finansın kendine ait dili olduğunu ve günümüzde bu dili iyi öğrenen ülkelerin öne çıkacağını söyledi.
Son yıllarda ''küreselleşme'' ve ''kriz'' kavramlarının fazlasıyla öne çıktığını vurgulayan Avdagiç, ''İstanbul, ülkemizin geleceğinde kilit bir role sahip. Burada devreye giren uluslararası finans merkezi projesi var. Buna kayıtsız kalmayan İTİCÜ, insan kaynağı sağlamak amacıyla bu eğitim programını düzenlemiştir. Artık iş başvurularında önümüze gelen özgeçmişlerin hepsi nitelikli. Bu tür eğitimler ve buradan alınan sertifikalar gençlerin geleceğine dair gideceği yolu gösterir'' diye konuştu.

HANGİ DERSLER VERİLECEK?
Konferansta konuşan İTİCÜ Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren de mart ayının ikinci yarısında yapılacak eğitim programında; "finansal ürünler, pazar payları, teknik analiz, teknik analizlerde kullanılan formüller, makro-mikro ekonomik prensiplerin pazar hareketleri üzerine etkileri, arz-talep dengesi, paranın idaresi, risklere karşı korunma, pazar ve trade psikolojisi, trading yazılımlar ve performans geliştirme yönetimleri" gibi konular üzerinde yoğunlaşılacağını anlattı.

İKİ OTURUM YAPILDI
İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdoğan Alkin başkanlığındaki ilk oturuma; EUREX Avrupa Başkan Yardımcısı Dr. Murat Baygeldi /Inter Continental Exchange Enerji Ürünleri ve Pazar Geliştirme Müdürü Jean-Luc Amos, Vadeli İşlemler Borsası, Genel Müdürü Dr. Çetin Ali Dönmez, Trading Technologies, Global Satış Müdürü Matt Garley ve Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği Genel Sekreteri İlkay Arıkan katıldı.
İstanbul Ticaret Üniversitesi, Bankacılık ve Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Pamukçu başkanlığında gerçekleştirilen ikinci oturumda da Trader Made Global İş Geliştirme Müdürü James Lawrence, Trader Made Finans ve Emtia Türevleri Müdürü Ethem Arabacı, Ak Portföy Genel Müdürü Dr. Alp Keler, İMKB Takas ve Saklama Bankası AŞ Genel Müdür Yardımcısı Berna Çolak ve CFT Finans Global İş Geliştirme ve Eğitim Müdürü Gary Sinclair söz aldı.
Tahvil, bono, MTA ve türev ürünlerin finansal enstrüman yoluyla alınıp satılmasından sorumlu kişiler olan traderların yetiştirileceği eğitim programında, CFT Financials ve İTİCÜ, her geçen gün artan trader talebini karşılamak üzere Türkiye ayağında trader olmak isteyen tüm finansçılara eğitim imkanı sunacak.

Son Güncelleme: Cumartesi, 18 Şubat 2012 17:52

Gösterim: 2752

AIESEC, Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler Koordinasyon Şubesi işbirliğinde Sanko Park'ta Ülkeler Panayırı açtı.

dunya ogrencileri110 ülkede 650 şubesiyle, 1948 yılından bu yana aktif olarak faaliyetlerine devam eden dünyanın en büyük öğrenci değişim organizasyonu olan, üniversite öğrencilerini değişimle tanıştırmak ve onların uluslararası vizyona sahip olmalarına katkı sağlamak misyonuyla yola çıkan AIESEC, Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler Koordinasyon Şubesi işbirliğinde Sanko Park'ta Ülkeler Panayırı açtı.
Sankopark AVM'de gerçekleştirilen Ülkeler Panayırı'nda Gaziantep yerelinde AIESEC'in yaptığı “Arkadaşımla Tanış” ve “Engelleri Kaldır” projeleri ile Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü'nün yürüttüğü “Bir Dil Bir İnsan” projelerinin Gazianteplilere tanıtımı yapıldı. Gün boyu açık kalan panayıra 19 farklı ülkeden gençler katılarak ülkelerinin tanıtım standlarını kurup, ulusal dans, şarkı, kıyafet ve yiyeceklerini sergilediler. Panayıra katılan ülkeler arasında Brezilya, Ukrayna, Mısır, Japonya, Slovakya, Çin, Pakistan, Tayvan, Kırgızistan, Rusya, Gana, Tunus, Nijerya, Fildişi Sahilleri, Polonya, Fas, Almanya, İtalya ve Türkiye yer aldı.
Gaziantep Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Cahit Bağcı, Gaziamtep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler ve Dış İlişkiler Koordinatörü Burhan Akyılmaz ve AIESEC Gaziantep Şube Başkanı Harun Reşit Karahan'ın ve yabancı gençlerin katılımıyla gerçekleşen panayır renkli görüntülere sahne oldu.
Panayır açılışında konuşan AIESEC Gaziantep Şube Başkanı Harun Reşit Karahan, bu panayırın gençler arasındaki kültürler arası öğrenme sürecine önemli katkılar sağladığını, tüm üniversiteli gençlerin böylesi uluslararası etkinlikte yer almalarının kişisel gelişimleri için önemli olduğunu anlattı.
Daha sonra söz alan Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler ve Dış İlişkiler Koordinatörü Burhan Akyılmaz, küreselleşme sürecinde sınırların birer birer kaybolduğu dünyada, tüm insanların kardeşlik, sevgi, barış ve dayanışma çevresinde buluştuğunu vurgulayarak, bugün burada düzenlenen bu uluslar arası ülkeler panayırının da bunun somut bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü olarak SODES kapsamında yürüttükleri “Bir Dil Bir İnsan” adlı proje kapsamında AIESEC'in Gaziantep'e gelen stajyerlerine Türk Dili Eğitimi vereceklerini, yabancı öğrencilerin Gaziantep'teki orta öğretim kurumlarında öğrencilere yönelik kültürel etkinlikler yapacaklarını anlatan Akyılmaz, kurumlarıyla işbirliği yapan AIESEC temsilcilerine teşekkür edip, bu işbirliklerinin artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Gün boyu açık kalan Ülkeler Panayırı'na büyük ilgi gösteren Gaziantepliler, yabancı gençlerin yöresel kıyafetleri, yiyecekleri, müzikleri ve danslarına hayran kalıp bol bol fotoğraf çektiler.

> Dünya öğrencileri Antep'te buluştu

AIESEC, Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler Koordinasyon Şubesi işbirliğinde Sanko Park'ta Ülkeler Panayırı açtı.

dunya ogrencileri110 ülkede 650 şubesiyle, 1948 yılından bu yana aktif olarak faaliyetlerine devam eden dünyanın en büyük öğrenci değişim organizasyonu olan, üniversite öğrencilerini değişimle tanıştırmak ve onların uluslararası vizyona sahip olmalarına katkı sağlamak misyonuyla yola çıkan AIESEC, Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler Koordinasyon Şubesi işbirliğinde Sanko Park'ta Ülkeler Panayırı açtı.
Sankopark AVM'de gerçekleştirilen Ülkeler Panayırı'nda Gaziantep yerelinde AIESEC'in yaptığı “Arkadaşımla Tanış” ve “Engelleri Kaldır” projeleri ile Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü'nün yürüttüğü “Bir Dil Bir İnsan” projelerinin Gazianteplilere tanıtımı yapıldı. Gün boyu açık kalan panayıra 19 farklı ülkeden gençler katılarak ülkelerinin tanıtım standlarını kurup, ulusal dans, şarkı, kıyafet ve yiyeceklerini sergilediler. Panayıra katılan ülkeler arasında Brezilya, Ukrayna, Mısır, Japonya, Slovakya, Çin, Pakistan, Tayvan, Kırgızistan, Rusya, Gana, Tunus, Nijerya, Fildişi Sahilleri, Polonya, Fas, Almanya, İtalya ve Türkiye yer aldı.
Gaziantep Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Cahit Bağcı, Gaziamtep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler ve Dış İlişkiler Koordinatörü Burhan Akyılmaz ve AIESEC Gaziantep Şube Başkanı Harun Reşit Karahan'ın ve yabancı gençlerin katılımıyla gerçekleşen panayır renkli görüntülere sahne oldu.
Panayır açılışında konuşan AIESEC Gaziantep Şube Başkanı Harun Reşit Karahan, bu panayırın gençler arasındaki kültürler arası öğrenme sürecine önemli katkılar sağladığını, tüm üniversiteli gençlerin böylesi uluslararası etkinlikte yer almalarının kişisel gelişimleri için önemli olduğunu anlattı.
Daha sonra söz alan Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler ve Dış İlişkiler Koordinatörü Burhan Akyılmaz, küreselleşme sürecinde sınırların birer birer kaybolduğu dünyada, tüm insanların kardeşlik, sevgi, barış ve dayanışma çevresinde buluştuğunu vurgulayarak, bugün burada düzenlenen bu uluslar arası ülkeler panayırının da bunun somut bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü olarak SODES kapsamında yürüttükleri “Bir Dil Bir İnsan” adlı proje kapsamında AIESEC'in Gaziantep'e gelen stajyerlerine Türk Dili Eğitimi vereceklerini, yabancı öğrencilerin Gaziantep'teki orta öğretim kurumlarında öğrencilere yönelik kültürel etkinlikler yapacaklarını anlatan Akyılmaz, kurumlarıyla işbirliği yapan AIESEC temsilcilerine teşekkür edip, bu işbirliklerinin artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Gün boyu açık kalan Ülkeler Panayırı'na büyük ilgi gösteren Gaziantepliler, yabancı gençlerin yöresel kıyafetleri, yiyecekleri, müzikleri ve danslarına hayran kalıp bol bol fotoğraf çektiler.

Son Güncelleme: Pazar, 19 Şubat 2012 14:36

Gösterim: 2661

Zonguldak'ta “Türkiye'de Yükseköğretimin Yeniden Yapılandırılması ve Kalite Güvence Sistemi Çalıştayı” gerçekleştirilecek.

yok rektorlerZonguldak Karaelmas Üniversitesi (ZKÜ) ve SETA Vakfı tarafından “Türkiye'de Yükseköğretimin Yeniden Yapılandırılması ve Kalite Güvence Sistemi Çalıştayı” gerçekleştirilecek. YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya ve bir çok üniversitenin rektörü Zonguldak'a gelecek. ZKÜ tarafından yapılan açıklamada, “Zonguldak Karaelmas Üniversitesi ve SETA Vakfının ortaklaşa düzenleyecekleri 'Türkiye'de Yükseköğretimin Yeniden Yapılandırılması ve Kalite Güvence Sistemi Çalıştayı' 20 Şubat 2012 tarihinde şehrimizde gerçekleştirecek. Çalıştaya YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay, YÖK Üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, SETA Vakfı Dış Politika Direktörü Prof. Dr. Talip Küçükcan, SETA Vakfı Eğitim Direktörü Dr. Bekir S. Gür ve otuz Rektör katılacak. Dedeman Otel Karaelmas Salonu'nda gerçekleştirilecek çalıştayda yurt çapında 40 üniversite rektör ve rektör yardımcısı düzeyinde temsil edilecek. Yükseköğretimin geleceğinin tartışılacağı toplantıya Zonguldak Valisi Erol Ayyıldız ve ilimizin Belediye Başkanı Muharrem Akdemir de katılacak. Programın açılış konuşmalarını YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Zonguldak Valisi Erol Ayyıldız, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer ve SETA Vakfı Dış Politika Direktörü Prof. Dr. Talip Küçükcan yapacak. Üç oturum şeklinde düzenlenecek çalıştayın ilk iki oturumunda rektörler, YÖK ve SETA Vakfı temsilcileri Türkiye'de yükseköğretimin yapılandırılmasını ve kalite güvence sistemi hakkında görüşlerini katılımcılara sunacaklar. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet'in moderatörlüğünü yapacağı son oturumda ise genel bir tartışma gerçekleştirilecek” denildi.

> YÖK Başkanı ve rektörler Zonguldak'ta buluşuyor

Zonguldak'ta “Türkiye'de Yükseköğretimin Yeniden Yapılandırılması ve Kalite Güvence Sistemi Çalıştayı” gerçekleştirilecek.

yok rektorlerZonguldak Karaelmas Üniversitesi (ZKÜ) ve SETA Vakfı tarafından “Türkiye'de Yükseköğretimin Yeniden Yapılandırılması ve Kalite Güvence Sistemi Çalıştayı” gerçekleştirilecek. YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya ve bir çok üniversitenin rektörü Zonguldak'a gelecek. ZKÜ tarafından yapılan açıklamada, “Zonguldak Karaelmas Üniversitesi ve SETA Vakfının ortaklaşa düzenleyecekleri 'Türkiye'de Yükseköğretimin Yeniden Yapılandırılması ve Kalite Güvence Sistemi Çalıştayı' 20 Şubat 2012 tarihinde şehrimizde gerçekleştirecek. Çalıştaya YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay, YÖK Üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, SETA Vakfı Dış Politika Direktörü Prof. Dr. Talip Küçükcan, SETA Vakfı Eğitim Direktörü Dr. Bekir S. Gür ve otuz Rektör katılacak. Dedeman Otel Karaelmas Salonu'nda gerçekleştirilecek çalıştayda yurt çapında 40 üniversite rektör ve rektör yardımcısı düzeyinde temsil edilecek. Yükseköğretimin geleceğinin tartışılacağı toplantıya Zonguldak Valisi Erol Ayyıldız ve ilimizin Belediye Başkanı Muharrem Akdemir de katılacak. Programın açılış konuşmalarını YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Zonguldak Valisi Erol Ayyıldız, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer ve SETA Vakfı Dış Politika Direktörü Prof. Dr. Talip Küçükcan yapacak. Üç oturum şeklinde düzenlenecek çalıştayın ilk iki oturumunda rektörler, YÖK ve SETA Vakfı temsilcileri Türkiye'de yükseköğretimin yapılandırılmasını ve kalite güvence sistemi hakkında görüşlerini katılımcılara sunacaklar. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet'in moderatörlüğünü yapacağı son oturumda ise genel bir tartışma gerçekleştirilecek” denildi.

Son Güncelleme: Cumartesi, 18 Şubat 2012 17:34

Gösterim: 2133


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.