Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Genel olarak sınavlar dönemi heyecan ve kaygı yaşayan adaylar, en önemli kaygı ve stresi meslek seçim aşaması diyebileceğimiz tercih döneminde yaşarlar. Bu dönemde adaylar, aile ile birlikte gelecekleri adına önemli bir karar verme aşamasına gelmiş bulunuyorlar…
Sayısal MF3 Başarı sıralamaları 2012 yılında İlk on binler düzeyinde olan adaylar, Tıp Fakültesinde okuyabilme şansına sahipken, 2013 yılında TIP Fakültesi Kontenjanları %26 arttı. Bu nedenle 13-14 bin sıralamaya sahip adayların TIP Fakültesine yerleşme şansları var diyebiliriz.
MF-3'te 565 programda 31.859 kontenjan 745 okul birincisi kontenjanı bulunuyor. Bu nedenle seçenekleri oldukça fazla olan bu düzeydeki adaylar tercihleri için detaylı bir araştırma yapmalı ve en doğru kararı vermelidirler. 2012 Tıp Fakültesi kontenjanı 9570 olarak açıklanmıştı. Bu kontenjan bu yıl 11 bin 936'ya çıkarıldı. 11 yeni Tıp Fakültesi açıldı. Puanların düşeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Tıp fakültesi tercihlerinizi yaparken tıp fakülteleri ile ilgili geniş bir araştırma yapmalı ve her yönüyle eğitim niteliğine bakmamız çok önemli.
Tıp fakültesini tercih edecek öğrencilerin, doğru ve gerçekçi bir karar verebilmesi için, aşağıda sıralanan hususları dikkate alarak değerlendirme yapması gerekir.
1 - Üniversitenin uyguladığı eğitim sistemi-Sınav sistemi
2 - Öğretim üyesi kadrosu/ Sayısı ve niteliği
3- Temel tıp eğitimi ve hastane-Laboratuvar imkanları,
4 – Daha önce yerleşen öğrencilerin niteliği ve alınan öğrenci sayısı,
5 - Fakültede eğitimde kullanılan teknoloji ve sosyal olanaklar
6- Staj olanakları.
Tercihler yapılırken bunlardan sadece bir veya iki tanesine göre yapmak yanlış olur. Yukarıda sıralanan 6 hususu birlikte değerlendirerek tercih yapılmalıdır..
Peki Tıp fakülteleri kaç gruba ayrılabilir?
Ülkemizde bulunan tıp fakültelerini genel olarak üç gruba ayırabiliriz.
1-Aralarında Hacettepe, Cerrahpaşa, Çapa, Marmara gibi fakültelerin bulunduğu ve sayıları ancak 7-8'i bulan ilk gruptaki tıp fakülteleri bu 6 maddeyi belirli oranda taşıyan ve en az 25-30 seneden beri eğitim programı oturmuş olan fakültelerdir.
2-İkinci grupta yer alan son yıllarda sayısı giderek artan Vakıf üniversitelerince açılan Acıbadem, Koç, Bezmi-alem, Bilim, Şifa, Fatih, Bahçeşehir gibi güçlü vakıf üniversitelerinin kurduğu Tıp Fakülteleridir.
3- Üçüncü grupta bulunan tıp fakültelerinde ise, yukarıda sıralanan 6 husustan bazıları zayıf olmakla birlikte, genel tıp eğitimi açısından standartları oluşturulmuş ve alınacak eğitim YÖK tarafından onaylanmıştır.
12 adımda doğru TIP tercihi;
Yukarıda sıralan 6 maddeyi dikkate alarak TIP FAKÜLTESİ tercihleri sırasında ilgilendiğimiz üniversitenin fakültesine giderek cevabını aramamız gereken sorular oldukça fazladır. Ancak önemli olanları aşağıdaki gibi derledim.
1 - Fakültenin bir yılda aldığı öğrenci sayısı kaç? Burs oranı ve koşulları nedir?
2 - Tıp fakültesinin eğitim sistemi nedir? Nasıl bir program uygulamaktadır?
3 - Fakültede klinik öncesi ve klinik eğitim programının içeriği nedir? Öğrenciler altı yıl boyunca hangi dersleri alırlar? Sınavlar nasıl yapılır. Ders geçme kriterleri nedir?
4 -Öğrenci başına düşen öğretim üyesi sayısı nedir? Bu öğretim üyeleri hangi hastanelerde görev yapmaktadır ve yüzde kaçı tam zamanlı ve öğrenciler için eğitimleri boyunca onlara eşlik edecektir?
5 - Tıp Fakültesi Hastanesi var mı? Bu hastanede bakılan hasta sayısı ve çeşitliliği açısından tüm öğrencilerine yeterli düzeyde tıp eğitimi verebilecek ölçekte ve seviyede mi?
6 - Fakülteyi tercih eden öğrencilerin başarı sıraları hangi dilimde? Öğrenci başarı sırası dağılımı nasıl?
7-Temel ve klinik bilimlere ait anabilim ve bilim dallarının ne kadarı bulunuyor? Bu alanlardan hangilerinde uzmanlık, yan dal uzmanlık, yüksek lisans ve doktora eğitimleri veriliyor ?
8 - Fakülte eğitim programı ve seçmeli ders çeşitliliği eğitimde değişime ve gelişime ne kadar açık? Esnek ve dinamik bir yapıya sahip mi?
9 – Fakültede eğitim süreci içinde öğrenciler nasıl bir sosyal ortamda yaşıyorlar? Bu ortam, öğrenciler için ne kadar teşvik edici, aldıkları eğitim ile meslek yaşamına yönelik hedef ve beklentileri karşılayacak ölçüde teorik ve pratiği birleştirebiliyor mu?
10- Eğitim dili nedir? Nasıl bir dil hazırlık programı uygulanıyor?
11-TUS hazırlık dersleri var mı? Varsa TUS başarısı nedir?
12- Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon standartlarına uygunluğu
Tüm bu soruları dikkate alarak, cevapları doğrultusunda bir çizelge yapabilirsiniz. Bu çizelgede Fakülteleri karşılaştırarak Tıp Fakültesini hangi üniversitede almak istediğiniz sonucuna ulaşacaksınız.
TIP Fakültelerinin genel yapısı;
Tıp Fakültelerinde Üç farklı sistem uygulanmaktadır..
Ülkemizde tıp fakültelerinde üç farklı sistem uygulanıyor.
1-Derslerin kendi içlerinde ayrı ayrı verildiği disipline dayalı 'klasik eğitim Sistemi'dir ve bu sistemin kullanıldığı tıp fakültesi sayısı artık çok az.
2- İkinci olarak ENTEGRE sistem olarak bilinir. Entegre sistem 1950'li yıllardan itibaren ABD'de uygulanmaya başlayan ve 1970'lerden sonra Hacettepe Üniversitesi tarafından ülkemize getirilip uygulanması başlatılan tıp eğitimi sistemidir.
3-Disiplinler arası ENTEGRE SİSTEM
İki Entegre sistem arasındaki fark ise şöyle:
Ülkemizde 'entegre sistem' olarak adlandırılan ilk sistemde program ağırlıklı olarak (yaklaşık yüzde 50-60) eğitici sunumları (öğretim üyelerinin verdiği dersler) ile yürüyor. 'Probleme dayalı eğitim' veya 'aktif eğitim' olarak adlandırılan ikinci sistemde ise ağırlık, 8-12 kişilik küçük gruplarla giden, öğrencilerin daha aktif oldukları ve kendi öğrenme sorumluklarını daha fazla taşıdıkları probleme dayalı öğrenim etkinlikleri yönündedir.
Peki eğitim işleyişi nasıldır?
Tıp disiplinleri teorik ve pratik dersler olmak üzere bütünleşmiş bir şekilde programda yerini almaktadır. Entegre bloklar mesleki ve klinik beceriler dersi ile desteklenerek zenginleştirilmiştir.(Tanyeri H. Acıbadem Ü.)
Tıp fakültelerinde eğitim iki döneme ayrılır. İlk üç yıl klinik öncesi eğitim, sonraki 3 yıl ise klinik eğitim dönemi olarak adlandırılır. Entegre sistemde öğrenciler, klasik sistemde olduğu gibi, tıp alanıyla ilgili bilgi ve becerileri birbirinden kopuk bir şekilde ayrı ayrı öğrenmek yerine, ilgili bilgi ve becerileri birbirlerini besleyecek şekilde bütünlüklü olarak bir arada öğrenirler. Konular 1,5-2 aylık paketler halinde planlanır ve yürütülür. Örneğin kalp ve damar sisteminin ele alındığı eğitim paketinde öğrenciler, öncelikle kalp ve damar sistemin yapısı ve işleyişini daha sonra hastalıklarını, tanısını ve tedavisini bir arada öğrenirler.(Batırel.H. Fevzi. M.Ü.)
Bütün bunların ışığında tıp fakültesi özveri isteyen, uzun soluklu zorlu bir eğitim olmakla birlikte saygın bir meslek olarak her zaman geçerliliğini korumaktadır. Tıp fakültesi tercih yapacak adayların mutlaka ilgili üniversitelere giderek öğretim üyelerinden yukarıdaki bilgilerin cevaplarını alarak en doğru kararı vermeleri gerekiyor..
TIP FAKÜLTESİ 2012 BAŞARI SIRALARI VE TABAN PUANLARI (2013 YGS-LYS TERCİH DÖNEMİ İÇİN)
2013 tercih döneminde TIP Fakülteleri başarı sıralamaları için yararlanabileceğiniz aşağıdaki linkte oldukça güzel hazırlanmış bir tablo bulunuyor. Bu başarı sıraları ve taban puanlara göre tercih de bulunacaksınız. Bilgilerde eksiklik ya da hata ihtimalini göz önünde bulundurarak bilgileri mutlaka 2013 tercih kılavuzuyla karşılaştırınız.
http://www.dogrutercih.com/dosya/2013/ozel-dosyalar/2013_DT_OZEL_DOSYA_01_Tıp.pdf
Üniversite yolundaki tüm adaylara başarılar dilerim..
Hayati OKTAY
Eğitim uzmanı
Twitter.com / hayatiokty
Üst Kategori: ROOT Kategori: Hayati Oktay Uzman eğitimci
Genel olarak sınavlar dönemi heyecan ve kaygı yaşayan adaylar, en önemli kaygı ve stresi meslek seçim aşaması diyebileceğimiz tercih döneminde yaşarlar. Bu dönemde adaylar, aile ile birlikte gelecekleri adına önemli bir karar verme aşamasına gelmiş bulunuyorlar…
Sayısal MF3 Başarı sıralamaları 2012 yılında İlk on binler düzeyinde olan adaylar, Tıp Fakültesinde okuyabilme şansına sahipken, 2013 yılında TIP Fakültesi Kontenjanları %26 arttı. Bu nedenle 13-14 bin sıralamaya sahip adayların TIP Fakültesine yerleşme şansları var diyebiliriz.
MF-3'te 565 programda 31.859 kontenjan 745 okul birincisi kontenjanı bulunuyor. Bu nedenle seçenekleri oldukça fazla olan bu düzeydeki adaylar tercihleri için detaylı bir araştırma yapmalı ve en doğru kararı vermelidirler. 2012 Tıp Fakültesi kontenjanı 9570 olarak açıklanmıştı. Bu kontenjan bu yıl 11 bin 936'ya çıkarıldı. 11 yeni Tıp Fakültesi açıldı. Puanların düşeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Tıp fakültesi tercihlerinizi yaparken tıp fakülteleri ile ilgili geniş bir araştırma yapmalı ve her yönüyle eğitim niteliğine bakmamız çok önemli.
Tıp fakültesini tercih edecek öğrencilerin, doğru ve gerçekçi bir karar verebilmesi için, aşağıda sıralanan hususları dikkate alarak değerlendirme yapması gerekir.
1 - Üniversitenin uyguladığı eğitim sistemi-Sınav sistemi
2 - Öğretim üyesi kadrosu/ Sayısı ve niteliği
3- Temel tıp eğitimi ve hastane-Laboratuvar imkanları,
4 – Daha önce yerleşen öğrencilerin niteliği ve alınan öğrenci sayısı,
5 - Fakültede eğitimde kullanılan teknoloji ve sosyal olanaklar
6- Staj olanakları.
Tercihler yapılırken bunlardan sadece bir veya iki tanesine göre yapmak yanlış olur. Yukarıda sıralanan 6 hususu birlikte değerlendirerek tercih yapılmalıdır..
Peki Tıp fakülteleri kaç gruba ayrılabilir?
Ülkemizde bulunan tıp fakültelerini genel olarak üç gruba ayırabiliriz.
1-Aralarında Hacettepe, Cerrahpaşa, Çapa, Marmara gibi fakültelerin bulunduğu ve sayıları ancak 7-8'i bulan ilk gruptaki tıp fakülteleri bu 6 maddeyi belirli oranda taşıyan ve en az 25-30 seneden beri eğitim programı oturmuş olan fakültelerdir.
2-İkinci grupta yer alan son yıllarda sayısı giderek artan Vakıf üniversitelerince açılan Acıbadem, Koç, Bezmi-alem, Bilim, Şifa, Fatih, Bahçeşehir gibi güçlü vakıf üniversitelerinin kurduğu Tıp Fakülteleridir.
3- Üçüncü grupta bulunan tıp fakültelerinde ise, yukarıda sıralanan 6 husustan bazıları zayıf olmakla birlikte, genel tıp eğitimi açısından standartları oluşturulmuş ve alınacak eğitim YÖK tarafından onaylanmıştır.
12 adımda doğru TIP tercihi;
Yukarıda sıralan 6 maddeyi dikkate alarak TIP FAKÜLTESİ tercihleri sırasında ilgilendiğimiz üniversitenin fakültesine giderek cevabını aramamız gereken sorular oldukça fazladır. Ancak önemli olanları aşağıdaki gibi derledim.
1 - Fakültenin bir yılda aldığı öğrenci sayısı kaç? Burs oranı ve koşulları nedir?
2 - Tıp fakültesinin eğitim sistemi nedir? Nasıl bir program uygulamaktadır?
3 - Fakültede klinik öncesi ve klinik eğitim programının içeriği nedir? Öğrenciler altı yıl boyunca hangi dersleri alırlar? Sınavlar nasıl yapılır. Ders geçme kriterleri nedir?
4 -Öğrenci başına düşen öğretim üyesi sayısı nedir? Bu öğretim üyeleri hangi hastanelerde görev yapmaktadır ve yüzde kaçı tam zamanlı ve öğrenciler için eğitimleri boyunca onlara eşlik edecektir?
5 - Tıp Fakültesi Hastanesi var mı? Bu hastanede bakılan hasta sayısı ve çeşitliliği açısından tüm öğrencilerine yeterli düzeyde tıp eğitimi verebilecek ölçekte ve seviyede mi?
6 - Fakülteyi tercih eden öğrencilerin başarı sıraları hangi dilimde? Öğrenci başarı sırası dağılımı nasıl?
7-Temel ve klinik bilimlere ait anabilim ve bilim dallarının ne kadarı bulunuyor? Bu alanlardan hangilerinde uzmanlık, yan dal uzmanlık, yüksek lisans ve doktora eğitimleri veriliyor ?
8 - Fakülte eğitim programı ve seçmeli ders çeşitliliği eğitimde değişime ve gelişime ne kadar açık? Esnek ve dinamik bir yapıya sahip mi?
9 – Fakültede eğitim süreci içinde öğrenciler nasıl bir sosyal ortamda yaşıyorlar? Bu ortam, öğrenciler için ne kadar teşvik edici, aldıkları eğitim ile meslek yaşamına yönelik hedef ve beklentileri karşılayacak ölçüde teorik ve pratiği birleştirebiliyor mu?
10- Eğitim dili nedir? Nasıl bir dil hazırlık programı uygulanıyor?
11-TUS hazırlık dersleri var mı? Varsa TUS başarısı nedir?
12- Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon standartlarına uygunluğu
Tüm bu soruları dikkate alarak, cevapları doğrultusunda bir çizelge yapabilirsiniz. Bu çizelgede Fakülteleri karşılaştırarak Tıp Fakültesini hangi üniversitede almak istediğiniz sonucuna ulaşacaksınız.
TIP Fakültelerinin genel yapısı;
Tıp Fakültelerinde Üç farklı sistem uygulanmaktadır..
Ülkemizde tıp fakültelerinde üç farklı sistem uygulanıyor.
1-Derslerin kendi içlerinde ayrı ayrı verildiği disipline dayalı 'klasik eğitim Sistemi'dir ve bu sistemin kullanıldığı tıp fakültesi sayısı artık çok az.
2- İkinci olarak ENTEGRE sistem olarak bilinir. Entegre sistem 1950'li yıllardan itibaren ABD'de uygulanmaya başlayan ve 1970'lerden sonra Hacettepe Üniversitesi tarafından ülkemize getirilip uygulanması başlatılan tıp eğitimi sistemidir.
3-Disiplinler arası ENTEGRE SİSTEM
İki Entegre sistem arasındaki fark ise şöyle:
Ülkemizde 'entegre sistem' olarak adlandırılan ilk sistemde program ağırlıklı olarak (yaklaşık yüzde 50-60) eğitici sunumları (öğretim üyelerinin verdiği dersler) ile yürüyor. 'Probleme dayalı eğitim' veya 'aktif eğitim' olarak adlandırılan ikinci sistemde ise ağırlık, 8-12 kişilik küçük gruplarla giden, öğrencilerin daha aktif oldukları ve kendi öğrenme sorumluklarını daha fazla taşıdıkları probleme dayalı öğrenim etkinlikleri yönündedir.
Peki eğitim işleyişi nasıldır?
Tıp disiplinleri teorik ve pratik dersler olmak üzere bütünleşmiş bir şekilde programda yerini almaktadır. Entegre bloklar mesleki ve klinik beceriler dersi ile desteklenerek zenginleştirilmiştir.(Tanyeri H. Acıbadem Ü.)
Tıp fakültelerinde eğitim iki döneme ayrılır. İlk üç yıl klinik öncesi eğitim, sonraki 3 yıl ise klinik eğitim dönemi olarak adlandırılır. Entegre sistemde öğrenciler, klasik sistemde olduğu gibi, tıp alanıyla ilgili bilgi ve becerileri birbirinden kopuk bir şekilde ayrı ayrı öğrenmek yerine, ilgili bilgi ve becerileri birbirlerini besleyecek şekilde bütünlüklü olarak bir arada öğrenirler. Konular 1,5-2 aylık paketler halinde planlanır ve yürütülür. Örneğin kalp ve damar sisteminin ele alındığı eğitim paketinde öğrenciler, öncelikle kalp ve damar sistemin yapısı ve işleyişini daha sonra hastalıklarını, tanısını ve tedavisini bir arada öğrenirler.(Batırel.H. Fevzi. M.Ü.)
Bütün bunların ışığında tıp fakültesi özveri isteyen, uzun soluklu zorlu bir eğitim olmakla birlikte saygın bir meslek olarak her zaman geçerliliğini korumaktadır. Tıp fakültesi tercih yapacak adayların mutlaka ilgili üniversitelere giderek öğretim üyelerinden yukarıdaki bilgilerin cevaplarını alarak en doğru kararı vermeleri gerekiyor..
TIP FAKÜLTESİ 2012 BAŞARI SIRALARI VE TABAN PUANLARI (2013 YGS-LYS TERCİH DÖNEMİ İÇİN)
2013 tercih döneminde TIP Fakülteleri başarı sıralamaları için yararlanabileceğiniz aşağıdaki linkte oldukça güzel hazırlanmış bir tablo bulunuyor. Bu başarı sıraları ve taban puanlara göre tercih de bulunacaksınız. Bilgilerde eksiklik ya da hata ihtimalini göz önünde bulundurarak bilgileri mutlaka 2013 tercih kılavuzuyla karşılaştırınız.
http://www.dogrutercih.com/dosya/2013/ozel-dosyalar/2013_DT_OZEL_DOSYA_01_Tıp.pdf
Üniversite yolundaki tüm adaylara başarılar dilerim..
Hayati OKTAY
Eğitim uzmanı
Twitter.com / hayatiokty
Son Güncelleme: Salı, 09 Temmuz 2013 11:21
Gösterim: 20121
İstanbul’da başlayan ve ardından Türkiye’nin bir çok ilinde devam eden Gezi Parkı eylemleri nedeniyle gündeme gelen Seviye Belirleme Sınavı’nın (SBS) ertelenmesi ile ilgili Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı açıklama yaparak sınavın 8 Haziran 2013 Cumartesi günü yapılacağını duyurdu.
Gezi eylemlerine destek veren tüm taraflar SBS günü(Cumartesi) için bir yıl boyunca gece gündüz çalışarak, dershanelere giderek hazırlanan öğrencilerin bu emeğine saygılı olmak zorunda. O gün hiçbir eylem veya gürültüye, kargaşaya yer vermemek düşüncesiyle hareket etmeliyiz ve buna yeltenenleri uyarmalıyız… Bu çocuklar bizim geleceğimiz, geleceğimize sahip çıkmak hepimizin görevi…
Sınav 8 Haziran 2013 Cumartesi günü yapılacak. Sonuçlar ise 12 Temmuz 2013 tarihinde açıklanacak. SBS sınavını yakından tanıyalım;
Sınavda sorulacak soruların dağılımı ise aşağıdaki gibi olacaktır.
|
Test |
Test Adı |
Soru Sayısı |
|
1
|
Türkçe |
23 |
|
2
|
Matematik |
20 |
|
3
|
Fen ve Teknoloji |
20 |
|
4 |
Sosyal Bilgiler -T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi -Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi Dersi -Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi |
20 |
|
5
|
Yabancı Dil |
17 |
|
Toplam
|
|
100 |
Sınavın uygulanması nasıl olacak ?
1- 2013-SBS, 08 Haziran 2013 Cumartesi günü yurt içi ve yurt dışı tüm sınav merkezlerinde Türkiye saatiyle saat 10.00’da başlayacaktır. Test 100 sorudan oluşacaktır, 120 dakika sürecek.
2- Kimlik kontrolleri ve salonlara yerleştirmenin zamanında yapılabilmesi için öğrenciler en geç saat 09.30’da, fotoğraflı sınav giriş belgelerinde belirtilen salonda hazır bulunacaktır.
3- Kimlik belgeleri (nüfus cüzdanı veya pasaport) yanında olmayan öğrenciler sınava alınmayacaktır.
4- Sınav başladıktan sonra ilk 20 dakika içinde gelen öğrenciler sınava alınacak, bu öğrencilere ek süre verilmeyecektir. Sınav güvenliğinin sağlanması için ilk 30 dakika içinde sınav salonu terk edilmeyecektir.
Sınav uygulandıktan sonra sınav salonunda Öğrenciler, cevap kâğıdını salon görevlilerine teslim edecek ve salon yoklama tutanağına imzasını atacaktır.
Sınavın değerlendirilmesi nasıl yapılacak?
• Her adayın cevap kâğıdı, 2 (iki) adet optik okuyucu tarafından çift kontrol sistemiyle okutulur.
• 2013-SBS’de soru sorulan derslere ait testlerin her biri için doğru ve yanlış cevap sayıları belirlenir.
• Her test için yanlış cevap sayısının 3’te 1i, doğru cevap sayısından çıkarılarak geçerli cevaplara karşılık gelen ham puanlar bulunur. Böylece her aday için beş ayrı ham puan hesaplanır.
• Tüm öğrencilerin ham puanları toplamı, sınava giren öğrenci sayısına bölünerek her bir testin ortalaması bulunur.
• Ham puanlar, test ortalamaları ile sınava giren öğrenci sayısı kullanılarak her testin standart sapması hesaplanır.
Standart puanlar hesaplanırken her testin ağırlık katsayılarına bakarak sınavda hangi testin daha fazla katkısı olduğunu görebiliriz.
Testlerin katsayıları;
|
1
|
Türkçe |
4 |
|
2
|
Matematik |
4 |
|
3
|
Fen ve Teknoloji |
3 |
|
4
|
Sosyal Bilgiler |
3 |
|
5
|
Yabancı Dil |
2 |
|
TOPLAM |
16 |
|
Yerleştirme puan hesaplamasında en değerli dersin Türkçe olduğunu görüyoruz. Matematik dersi de aynı oranda değerli. Her iki dersin test katsayısı 4 olarak belirlenmiş. Sınavda bu testlerden yapılacak her doğru soru daha değerli.. Yabancı dilin katsayısı geçen yıla göre iki katına çıkarıldığı için önemli hale geldiğini söyleyebiliriz..
Peki yerleştirme puanı nasıl hesaplanacak?
Özetleyecek olursak, öğrenci 2013 SBS’de 700 tam puan almış olsun. Orta öğretime Yerleştirme Puanı (OYP) şu şekilde hesaplanacak;
Örneğin; SBS Puanı 700, 6’ncı sınıf YBP’si 80, olsun 7’nci sınıf YBP’si 90 ve 8’inci sınıf YBP’si 80 olan bir öğrencinin OY( ortaöğretime yerleştirme puanı) :
OYP = ( SBS + YBP6 + YBP7 + YBP8 ) / 2
OYP = ( 700 + 80 + 90 + 80) / 2= 475 olur. Hesaplanan bu puan ile yerleştirme işlemleri gerçekleşecek.
Okuldaki başarının da etkili olduğu unutulmadan derslere iyi çalışan, okulda yapılan yazılı sınavlara iyi hazırlanan her öğrenci SBS için başarı yolunda en önemli adımı atmış olacaktır.
Sınav yolundaki tüm adaylara başarılar dilerim…
Hayati OKTAY
Uzman Eğitimci
Üst Kategori: ROOT Kategori: Hayati Oktay Uzman eğitimci
İstanbul’da başlayan ve ardından Türkiye’nin bir çok ilinde devam eden Gezi Parkı eylemleri nedeniyle gündeme gelen Seviye Belirleme Sınavı’nın (SBS) ertelenmesi ile ilgili Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı açıklama yaparak sınavın 8 Haziran 2013 Cumartesi günü yapılacağını duyurdu.
Gezi eylemlerine destek veren tüm taraflar SBS günü(Cumartesi) için bir yıl boyunca gece gündüz çalışarak, dershanelere giderek hazırlanan öğrencilerin bu emeğine saygılı olmak zorunda. O gün hiçbir eylem veya gürültüye, kargaşaya yer vermemek düşüncesiyle hareket etmeliyiz ve buna yeltenenleri uyarmalıyız… Bu çocuklar bizim geleceğimiz, geleceğimize sahip çıkmak hepimizin görevi…
Sınav 8 Haziran 2013 Cumartesi günü yapılacak. Sonuçlar ise 12 Temmuz 2013 tarihinde açıklanacak. SBS sınavını yakından tanıyalım;
Sınavda sorulacak soruların dağılımı ise aşağıdaki gibi olacaktır.
|
Test |
Test Adı |
Soru Sayısı |
|
1
|
Türkçe |
23 |
|
2
|
Matematik |
20 |
|
3
|
Fen ve Teknoloji |
20 |
|
4 |
Sosyal Bilgiler -T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi -Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi Dersi -Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi |
20 |
|
5
|
Yabancı Dil |
17 |
|
Toplam
|
|
100 |
Sınavın uygulanması nasıl olacak ?
1- 2013-SBS, 08 Haziran 2013 Cumartesi günü yurt içi ve yurt dışı tüm sınav merkezlerinde Türkiye saatiyle saat 10.00’da başlayacaktır. Test 100 sorudan oluşacaktır, 120 dakika sürecek.
2- Kimlik kontrolleri ve salonlara yerleştirmenin zamanında yapılabilmesi için öğrenciler en geç saat 09.30’da, fotoğraflı sınav giriş belgelerinde belirtilen salonda hazır bulunacaktır.
3- Kimlik belgeleri (nüfus cüzdanı veya pasaport) yanında olmayan öğrenciler sınava alınmayacaktır.
4- Sınav başladıktan sonra ilk 20 dakika içinde gelen öğrenciler sınava alınacak, bu öğrencilere ek süre verilmeyecektir. Sınav güvenliğinin sağlanması için ilk 30 dakika içinde sınav salonu terk edilmeyecektir.
Sınav uygulandıktan sonra sınav salonunda Öğrenciler, cevap kâğıdını salon görevlilerine teslim edecek ve salon yoklama tutanağına imzasını atacaktır.
Sınavın değerlendirilmesi nasıl yapılacak?
• Her adayın cevap kâğıdı, 2 (iki) adet optik okuyucu tarafından çift kontrol sistemiyle okutulur.
• 2013-SBS’de soru sorulan derslere ait testlerin her biri için doğru ve yanlış cevap sayıları belirlenir.
• Her test için yanlış cevap sayısının 3’te 1i, doğru cevap sayısından çıkarılarak geçerli cevaplara karşılık gelen ham puanlar bulunur. Böylece her aday için beş ayrı ham puan hesaplanır.
• Tüm öğrencilerin ham puanları toplamı, sınava giren öğrenci sayısına bölünerek her bir testin ortalaması bulunur.
• Ham puanlar, test ortalamaları ile sınava giren öğrenci sayısı kullanılarak her testin standart sapması hesaplanır.
Standart puanlar hesaplanırken her testin ağırlık katsayılarına bakarak sınavda hangi testin daha fazla katkısı olduğunu görebiliriz.
Testlerin katsayıları;
|
1
|
Türkçe |
4 |
|
2
|
Matematik |
4 |
|
3
|
Fen ve Teknoloji |
3 |
|
4
|
Sosyal Bilgiler |
3 |
|
5
|
Yabancı Dil |
2 |
|
TOPLAM |
16 |
|
Yerleştirme puan hesaplamasında en değerli dersin Türkçe olduğunu görüyoruz. Matematik dersi de aynı oranda değerli. Her iki dersin test katsayısı 4 olarak belirlenmiş. Sınavda bu testlerden yapılacak her doğru soru daha değerli.. Yabancı dilin katsayısı geçen yıla göre iki katına çıkarıldığı için önemli hale geldiğini söyleyebiliriz..
Peki yerleştirme puanı nasıl hesaplanacak?
Özetleyecek olursak, öğrenci 2013 SBS’de 700 tam puan almış olsun. Orta öğretime Yerleştirme Puanı (OYP) şu şekilde hesaplanacak;
Örneğin; SBS Puanı 700, 6’ncı sınıf YBP’si 80, olsun 7’nci sınıf YBP’si 90 ve 8’inci sınıf YBP’si 80 olan bir öğrencinin OY( ortaöğretime yerleştirme puanı) :
OYP = ( SBS + YBP6 + YBP7 + YBP8 ) / 2
OYP = ( 700 + 80 + 90 + 80) / 2= 475 olur. Hesaplanan bu puan ile yerleştirme işlemleri gerçekleşecek.
Okuldaki başarının da etkili olduğu unutulmadan derslere iyi çalışan, okulda yapılan yazılı sınavlara iyi hazırlanan her öğrenci SBS için başarı yolunda en önemli adımı atmış olacaktır.
Sınav yolundaki tüm adaylara başarılar dilerim…
Hayati OKTAY
Uzman Eğitimci
Son Güncelleme: Çarşamba, 05 Haziran 2013 08:47
Gösterim: 1808
YGS Sınavı istediği gibi geçmeyen adaylar durumlarını LYS'de nasıl telafi edebilirler?
Değerli üniversite adayları; Üniversiteye giriş süreci aşamaları ilk olarak YGS ‘nin tamamlanması ile başladı. ÖSYS’ye başvuran 1.924.563 adaydan 71.746’sı sadece sınavsız geçiş hakkından yararlanmak isteği ile YGS-2013’e girmedi. YGS-2013′e girmek için başvuran 1.852.857 adaydan, 1.805.125 aday YGS-2013′e girdi. Başvuru yapanlardan 47.692 aday ise YGS-2013′e girmedi. 234 adayın sınavı geçersiz sayıldı. Sınavı geçerli aday sayısı 1.804.891. Puanı hesaplanmayan (dört testten en az ikisinden 0,5 ve üzeri ham puanı olmayan) 61.036 aday bulunuyor. Testlerin hiçbirinde 0,5 veya üzeri ham puan olmayan aday sayısı ise 8.586. Bazı Öğrencilerin YGS'si stediği gibi gitmemiş olabilir. Birçok aday YGS’nin iyi geçmediği düşüncesiyle LYS'de kaygı yaşayacaklardır. Fakat adayların girdikleri YGS'nin LYS'lere etkisi maksimum yüzde 30 oranındadır. Buna göre net yapma oranına göre başarıyı önemli ölçüde etkileyebilecek yüzde 65-70'lik bir dilimlik LYS kalmaktadır.
Adaylar bundan sonraki kalan zamanı iyi bir biçimde değerlendirerek hedeflerine ulaşmak için önemli mesafe alacaklardır. Üç dönemlik bir süreç olarak tanımlayacağımız sınav döneminin ilk basamağı tamamlandı. İlk olarak YGS, daha sonra LYS ve sınavların sonucuna göre en kritik dönem olan tercih dönemi başlayacak. Süreçten başarıyla çıkmak ve hedefe ulaşmak için YGS’den daha çok LYS sonuçlarında performans göstermek gerekir. Bu nedenle LYS için hazırlık dönemini oldukça verimli geçirmek gerekiyor. Öncelikle sınavları tanımanız ve hangi testleri cevaplayacağınızı bilmeniz çok önemli.
Hangi puan türü için hangi sınava girmelisiniz?

LYS’lerde adaylara, her test için ayrı soru kitapçığı verilecek ve tek cevap anahtarı dağıtılacak. Sınavlarda ağırlık Lise 10-11-12. sınıf sonuna kadar olan derslerden oluşacak. Her testte olduğu gibi, 4 Yanlış 1 Doğruyu götürüyor. Her Puan türünün sınavlarında bulunan 4-5 testten herhangi 2’sinden en az 0,5’er net alan adayların 100-500 aralığında LYS MF-1-2-3-4 / TM-1-2-3 / TS-1-2 / DİL-1-2-3 puanları hesaplanacak. 180 ve üstü alan aday o puan türünde tercih hakkı kazanacak.



LYS-4'te ise sekiz Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi sorusu adayların önüne çıkacak. Yükseköğretim Genel Kurulunun 01/02/2013 tarihli toplantısında; ortaöğretim kurumlarında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini almak zorunda olmayan veya farklı müfredat ile alan öğrencilere mahsus olmak üzere,2013-LYS Sosyal Bilimler Sınavında yer alan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi sorularından bu öğrencilerin muaf tutulmasına ve söz konusu öğrencilere Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi soruları yerine LYS’de Sosyal Bilimler Sınavında yer alan Felsefe Grubu altındaki Psikoloji alanından 3, Sosyoloji alanından 3, Mantık alanından 2 soru sorulacak.

YGS Sınavı istediği gibi geçmeyen adaylar durumlarını LYS'de nasıl telafi edebilirler?
ÖZETLE:
Başarıyı yakalamanın olmazsa olmazı ÖSYM Kılavuzunda özellikle hangi puan türüne hangi testin ne oranda katkı sağlayacağını açıklayan tabloları dikkatle incelemeniz ve çalışmalarınızda hangi testlere ağırlık vermeniz gerektiğini belirleyerek buna göre hazırlığınızı planlamalısınız. (KILAVUZ Tablo 1.B. ve 1.E.).
• Konu eksiğini en kısa zamanda kapatarak
• Farklı birçok kaynaktan çalışarak
• Kalan sürede eksik olduğu konuları ve soru tiplerini belirleyip çalışarak
• Yüksek bir hedef belirleyerek
• Neyi ne zaman çalışacağını bilerek, plan yaparak
• Her gün en az bir denemeyi süreyi kontrol ederek çözerek
• Geçmiş yılların sorularına zaman ayırıp çözerek
• Hedefine ne kadar yaklaştığını izleyerek ve sabırla çalışmaya devam ederek
• Okul ve Dershanede rehber öğretmenlerinden öneriler alarak
• Bilgisayar, TV v.b . uzak durarak ve zamanını iyi kullanarak
• LYS’de Sınav stratejilerini uygulayarak başarıyı arttırmak mümkün.
Sonuç olarak Unutulmamalıdır ki LYS'ler, stratejik çalışan, zamanı verimli kullanan adayların karşılığını daha çok alacağı sınavlardır.
Üniversite yolundaki tüm adaylara başarılar dilerim…
Hayati Oktay – Uzman Eğitimci
Eğitimtercihi
Üst Kategori: ROOT Kategori: Hayati Oktay Uzman eğitimci
YGS Sınavı istediği gibi geçmeyen adaylar durumlarını LYS'de nasıl telafi edebilirler?
Değerli üniversite adayları; Üniversiteye giriş süreci aşamaları ilk olarak YGS ‘nin tamamlanması ile başladı. ÖSYS’ye başvuran 1.924.563 adaydan 71.746’sı sadece sınavsız geçiş hakkından yararlanmak isteği ile YGS-2013’e girmedi. YGS-2013′e girmek için başvuran 1.852.857 adaydan, 1.805.125 aday YGS-2013′e girdi. Başvuru yapanlardan 47.692 aday ise YGS-2013′e girmedi. 234 adayın sınavı geçersiz sayıldı. Sınavı geçerli aday sayısı 1.804.891. Puanı hesaplanmayan (dört testten en az ikisinden 0,5 ve üzeri ham puanı olmayan) 61.036 aday bulunuyor. Testlerin hiçbirinde 0,5 veya üzeri ham puan olmayan aday sayısı ise 8.586. Bazı Öğrencilerin YGS'si stediği gibi gitmemiş olabilir. Birçok aday YGS’nin iyi geçmediği düşüncesiyle LYS'de kaygı yaşayacaklardır. Fakat adayların girdikleri YGS'nin LYS'lere etkisi maksimum yüzde 30 oranındadır. Buna göre net yapma oranına göre başarıyı önemli ölçüde etkileyebilecek yüzde 65-70'lik bir dilimlik LYS kalmaktadır.
Adaylar bundan sonraki kalan zamanı iyi bir biçimde değerlendirerek hedeflerine ulaşmak için önemli mesafe alacaklardır. Üç dönemlik bir süreç olarak tanımlayacağımız sınav döneminin ilk basamağı tamamlandı. İlk olarak YGS, daha sonra LYS ve sınavların sonucuna göre en kritik dönem olan tercih dönemi başlayacak. Süreçten başarıyla çıkmak ve hedefe ulaşmak için YGS’den daha çok LYS sonuçlarında performans göstermek gerekir. Bu nedenle LYS için hazırlık dönemini oldukça verimli geçirmek gerekiyor. Öncelikle sınavları tanımanız ve hangi testleri cevaplayacağınızı bilmeniz çok önemli.
Hangi puan türü için hangi sınava girmelisiniz?

LYS’lerde adaylara, her test için ayrı soru kitapçığı verilecek ve tek cevap anahtarı dağıtılacak. Sınavlarda ağırlık Lise 10-11-12. sınıf sonuna kadar olan derslerden oluşacak. Her testte olduğu gibi, 4 Yanlış 1 Doğruyu götürüyor. Her Puan türünün sınavlarında bulunan 4-5 testten herhangi 2’sinden en az 0,5’er net alan adayların 100-500 aralığında LYS MF-1-2-3-4 / TM-1-2-3 / TS-1-2 / DİL-1-2-3 puanları hesaplanacak. 180 ve üstü alan aday o puan türünde tercih hakkı kazanacak.



LYS-4'te ise sekiz Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi sorusu adayların önüne çıkacak. Yükseköğretim Genel Kurulunun 01/02/2013 tarihli toplantısında; ortaöğretim kurumlarında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini almak zorunda olmayan veya farklı müfredat ile alan öğrencilere mahsus olmak üzere,2013-LYS Sosyal Bilimler Sınavında yer alan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi sorularından bu öğrencilerin muaf tutulmasına ve söz konusu öğrencilere Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi soruları yerine LYS’de Sosyal Bilimler Sınavında yer alan Felsefe Grubu altındaki Psikoloji alanından 3, Sosyoloji alanından 3, Mantık alanından 2 soru sorulacak.

YGS Sınavı istediği gibi geçmeyen adaylar durumlarını LYS'de nasıl telafi edebilirler?
ÖZETLE:
Başarıyı yakalamanın olmazsa olmazı ÖSYM Kılavuzunda özellikle hangi puan türüne hangi testin ne oranda katkı sağlayacağını açıklayan tabloları dikkatle incelemeniz ve çalışmalarınızda hangi testlere ağırlık vermeniz gerektiğini belirleyerek buna göre hazırlığınızı planlamalısınız. (KILAVUZ Tablo 1.B. ve 1.E.).
• Konu eksiğini en kısa zamanda kapatarak
• Farklı birçok kaynaktan çalışarak
• Kalan sürede eksik olduğu konuları ve soru tiplerini belirleyip çalışarak
• Yüksek bir hedef belirleyerek
• Neyi ne zaman çalışacağını bilerek, plan yaparak
• Her gün en az bir denemeyi süreyi kontrol ederek çözerek
• Geçmiş yılların sorularına zaman ayırıp çözerek
• Hedefine ne kadar yaklaştığını izleyerek ve sabırla çalışmaya devam ederek
• Okul ve Dershanede rehber öğretmenlerinden öneriler alarak
• Bilgisayar, TV v.b . uzak durarak ve zamanını iyi kullanarak
• LYS’de Sınav stratejilerini uygulayarak başarıyı arttırmak mümkün.
Sonuç olarak Unutulmamalıdır ki LYS'ler, stratejik çalışan, zamanı verimli kullanan adayların karşılığını daha çok alacağı sınavlardır.
Üniversite yolundaki tüm adaylara başarılar dilerim…
Hayati Oktay – Uzman Eğitimci
Eğitimtercihi
Son Güncelleme: Cuma, 19 Nisan 2013 11:07
Gösterim: 5460
LYS 2013 başvuruları başlıyor. Üniversite adaylarının geleceklerini belirleyecekleri önemli aşamalardan biri daha tamamlanmış olacak. LYS sonrası adaylar için belki de en önemli aşama olan tercih süreci başlamış olacak. Tercihlerini yapacak adaylardan bazıları hedefleri doğrultusunda Vakıf Üniversitelerini, bazı adaylar Devlet Üniversitelerini tercih edecektir. Adayların bir kısmı ise yurt dışında bir üniversitede kariyer planı yapmak düşüncesinde olacaktır…
Birçok ortaöğretim kurumu "Yurt dışı Üniversite Danışmanlığı" birimi ile öğrencilerin ilgi, yetenek ve başarılarını göz önüne alarak yurt dışı üniversite seçimlerinde öğrencilerine yardımcı olmaktadır. Bu başvurularda öğrencilere rehberlik edecek ana başlıkları derledim.
Adayların Üniversite seçimi sürecinde, okul, veli ve öğrenci birlikte yürütmeli bu yolla öğrenciye en uygun üniversite seçilmelidir. Sürece dahil olan tüm bireyler sorumluluk almalı mutlaka araştırmaya ve iletişime açık olmalılar. Öğrenci ise araştırarak, varsa çevresinde deneyimli olanlardan bilgi edinerek, doğru planlama yaparak geleceği için son kararı vermelidir. Okullar ise; öğrencilerini gerek yurt içi gerekse yurt dışı eğitim konusunda detaylı bir şekilde bilgilendirmek, Yurt dışında üniversite okumak isteyen öğrenciler için her ülkeye göre okulların başvuru sürecini takip etmek ve gerekirse profesyonel bir danışmanlık firmasından destek alarak öğrenciyi yönlendirmelidirler.
Ayrıca; Okulların en önemli görevleri içerisinde; öğrenciye Ülkeler, üniversiteler ve programları hakkında bilgi aktarmak, müracaat edilecek üniversitelerin listesini sunmak, referans mektubunu yazmak, öğrencinin katılması gereken sınavları belirlemek ve okul profilini oluşturmak, öğrenciyi en iyi şekilde üniversitelere tanıtmaktır.
İyi yönetilmiş bu süreçle birlikte, doğru yönlendirme ve organizasyon ile öğrencilerin yaşam boyu elde edecekleri bir tecrübe kazanmaları mümkündür. Bu nedenle Yurt içi ve Yurt dışı Üniversite Danışmanlığı Birimi okulların organizasyon yapısında olmazsa olmazlardandır…
YURT DIŞI ÜNİVERSİTE BAŞVURULARI HAZIRLIĞI İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Bu süreç aslında 9. sınıftan itibaren başlayan bir süreçtir. Öğrenciler 9. Sınıfın 2. Döneminde Kanada, İngiltere, Amerika gibi ülkelerde yarım dönemlik eğitime katılmaları bir başlangıç olabilir. Sonrasında 10 sınıftan itibaren Yurt dışı Üniversite hazırlığı fiilen başlamış olur. Bu dönemde öğrenciler öğrenim gördükleri Okulun varsa Yurt dışı Eğitim danışmanı ile birebir görüşmeler yaparak hedeflerini, beklentilerini anlatmalı ve bir yol haritası belirlemelidirler.
11. Sınıfta öğrenciler; PSAT, TOFL, SAT 1, SAT 2 , İELTS, ACT sınavların hazırlık çalışmalarına başlamalı ve sınıf ortalamalarını yüksek tutmalıdırlar. Bununla birlikte mutlaka Yurt dışı eğitim fuarlarına katılarak görüşmeler yapmalı ve ajandalarına kendi hedeflerine uygun okulların listesini almalılar. Bununla birlikte Kompozisyonlarını oluşturma aşaması başlamış olmalıdır. Sınavlar için İyi bir hazırlık süreci geçirdikten sonra dönem sonuna doğru (Mayıs- Haziran) TOEFL, SAT 1 ve/veya SAT 2 sınavlarına katılmalılar.
12. sınıfa gelen bir öğrenci için zorlu süreç daha da zorlaşacaktır. Bir yandan Yurt içi üniversite hazırlıkları biryandan Yurtdışı Üniversite hazırlıkları oldukça yorucu olacaktır. Ancak iyi bir planlama ile bunun üstesinden gelmek mümkün. Son sınıfa gelmiş öğrenci yukarıda bahsedilen adımları yapmış ise işi kolaylaştırmış sayılır. Öncelikle form doldurma zamanı gelmiştir. İlk dönem de Yurt dışı Danışmanlık ofisinden Gidilecek Ülke için formları alarak doldurmaya başlamalılar. Başvurular Kasım ayı içerisinde başlamaktadır. Hatta Amerika’daki bazı üniversitelerin erken başvuru dönemi bulunmakla birlikte, (Early Action / Early Decision) son başvuru tarihleri 1- 15 Kasım’dır.Bu tarihler doğrultusunda gitmeyi planladıkları okullar için istenen sınavlara(ACT,İELTS,SAT,TOEFL) kayıtlarını yapmalılar. Yurt dışı danışmanı ile tüm evraklarını bir kez daha gözden geçirmeli ve eksiklerini belirlemeliler.
Başvuruları yaptıktan sonra sonuçlar Mart-Nisan döneminde öğrencilere iletilmeye başlayacaktır. Öğrenciler bu yazışmaları Yurt Dışı Danışmanları ile birlikte takip etmeli ve istenen işlemleri yerine getirerek kayıt sürecini bitirmelidir.
Bu süreçte okullara büyük görevler düşerken, öğrenci ve ailesini de sorumluluklar beklemektedir. Öğrencinin bu kararı vermesinde tüm detayları ile öğrenciye destek olmalı ve en doğru kararı vermesinde ona rehberlik etmelidirler. Sonuçta gelecek onun.
Üniversite yolundaki adayların alternatif olarak seçebilecekleri bu seçenek imkanları ölçüsünde önemli bir fırsat. Bu fırsat olmazsa olmazlardan değil. Sonuçta Ülkemizde de çok iyi düzeyde eğitim veren Devlet ve Vakıf Üniversiteleri bulunaktadır. Bunu göz önünde bulundurmalı ve kararlarını verirken ne istediklerinin cevabını bilerek seçim yapmalıdırlar.
LYS başvuruları başlıyor ve 29 Nisan’da sona erecek. Adaylara en önemli tavsiyem ÖSYM Kılavuzunu çok dikkatli bir şekilde okuyarak başvurularınızı yapınız.
Şimdiden Üniversite yolundaki tüm adaylara başarılar dilerim…
Hayati OKTAY
Uzman Eğitimci
Üst Kategori: ROOT Kategori: Hayati Oktay Uzman eğitimci
LYS 2013 başvuruları başlıyor. Üniversite adaylarının geleceklerini belirleyecekleri önemli aşamalardan biri daha tamamlanmış olacak. LYS sonrası adaylar için belki de en önemli aşama olan tercih süreci başlamış olacak. Tercihlerini yapacak adaylardan bazıları hedefleri doğrultusunda Vakıf Üniversitelerini, bazı adaylar Devlet Üniversitelerini tercih edecektir. Adayların bir kısmı ise yurt dışında bir üniversitede kariyer planı yapmak düşüncesinde olacaktır…
Birçok ortaöğretim kurumu "Yurt dışı Üniversite Danışmanlığı" birimi ile öğrencilerin ilgi, yetenek ve başarılarını göz önüne alarak yurt dışı üniversite seçimlerinde öğrencilerine yardımcı olmaktadır. Bu başvurularda öğrencilere rehberlik edecek ana başlıkları derledim.
Adayların Üniversite seçimi sürecinde, okul, veli ve öğrenci birlikte yürütmeli bu yolla öğrenciye en uygun üniversite seçilmelidir. Sürece dahil olan tüm bireyler sorumluluk almalı mutlaka araştırmaya ve iletişime açık olmalılar. Öğrenci ise araştırarak, varsa çevresinde deneyimli olanlardan bilgi edinerek, doğru planlama yaparak geleceği için son kararı vermelidir. Okullar ise; öğrencilerini gerek yurt içi gerekse yurt dışı eğitim konusunda detaylı bir şekilde bilgilendirmek, Yurt dışında üniversite okumak isteyen öğrenciler için her ülkeye göre okulların başvuru sürecini takip etmek ve gerekirse profesyonel bir danışmanlık firmasından destek alarak öğrenciyi yönlendirmelidirler.
Ayrıca; Okulların en önemli görevleri içerisinde; öğrenciye Ülkeler, üniversiteler ve programları hakkında bilgi aktarmak, müracaat edilecek üniversitelerin listesini sunmak, referans mektubunu yazmak, öğrencinin katılması gereken sınavları belirlemek ve okul profilini oluşturmak, öğrenciyi en iyi şekilde üniversitelere tanıtmaktır.
İyi yönetilmiş bu süreçle birlikte, doğru yönlendirme ve organizasyon ile öğrencilerin yaşam boyu elde edecekleri bir tecrübe kazanmaları mümkündür. Bu nedenle Yurt içi ve Yurt dışı Üniversite Danışmanlığı Birimi okulların organizasyon yapısında olmazsa olmazlardandır…
YURT DIŞI ÜNİVERSİTE BAŞVURULARI HAZIRLIĞI İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Bu süreç aslında 9. sınıftan itibaren başlayan bir süreçtir. Öğrenciler 9. Sınıfın 2. Döneminde Kanada, İngiltere, Amerika gibi ülkelerde yarım dönemlik eğitime katılmaları bir başlangıç olabilir. Sonrasında 10 sınıftan itibaren Yurt dışı Üniversite hazırlığı fiilen başlamış olur. Bu dönemde öğrenciler öğrenim gördükleri Okulun varsa Yurt dışı Eğitim danışmanı ile birebir görüşmeler yaparak hedeflerini, beklentilerini anlatmalı ve bir yol haritası belirlemelidirler.
11. Sınıfta öğrenciler; PSAT, TOFL, SAT 1, SAT 2 , İELTS, ACT sınavların hazırlık çalışmalarına başlamalı ve sınıf ortalamalarını yüksek tutmalıdırlar. Bununla birlikte mutlaka Yurt dışı eğitim fuarlarına katılarak görüşmeler yapmalı ve ajandalarına kendi hedeflerine uygun okulların listesini almalılar. Bununla birlikte Kompozisyonlarını oluşturma aşaması başlamış olmalıdır. Sınavlar için İyi bir hazırlık süreci geçirdikten sonra dönem sonuna doğru (Mayıs- Haziran) TOEFL, SAT 1 ve/veya SAT 2 sınavlarına katılmalılar.
12. sınıfa gelen bir öğrenci için zorlu süreç daha da zorlaşacaktır. Bir yandan Yurt içi üniversite hazırlıkları biryandan Yurtdışı Üniversite hazırlıkları oldukça yorucu olacaktır. Ancak iyi bir planlama ile bunun üstesinden gelmek mümkün. Son sınıfa gelmiş öğrenci yukarıda bahsedilen adımları yapmış ise işi kolaylaştırmış sayılır. Öncelikle form doldurma zamanı gelmiştir. İlk dönem de Yurt dışı Danışmanlık ofisinden Gidilecek Ülke için formları alarak doldurmaya başlamalılar. Başvurular Kasım ayı içerisinde başlamaktadır. Hatta Amerika’daki bazı üniversitelerin erken başvuru dönemi bulunmakla birlikte, (Early Action / Early Decision) son başvuru tarihleri 1- 15 Kasım’dır.Bu tarihler doğrultusunda gitmeyi planladıkları okullar için istenen sınavlara(ACT,İELTS,SAT,TOEFL) kayıtlarını yapmalılar. Yurt dışı danışmanı ile tüm evraklarını bir kez daha gözden geçirmeli ve eksiklerini belirlemeliler.
Başvuruları yaptıktan sonra sonuçlar Mart-Nisan döneminde öğrencilere iletilmeye başlayacaktır. Öğrenciler bu yazışmaları Yurt Dışı Danışmanları ile birlikte takip etmeli ve istenen işlemleri yerine getirerek kayıt sürecini bitirmelidir.
Bu süreçte okullara büyük görevler düşerken, öğrenci ve ailesini de sorumluluklar beklemektedir. Öğrencinin bu kararı vermesinde tüm detayları ile öğrenciye destek olmalı ve en doğru kararı vermesinde ona rehberlik etmelidirler. Sonuçta gelecek onun.
Üniversite yolundaki adayların alternatif olarak seçebilecekleri bu seçenek imkanları ölçüsünde önemli bir fırsat. Bu fırsat olmazsa olmazlardan değil. Sonuçta Ülkemizde de çok iyi düzeyde eğitim veren Devlet ve Vakıf Üniversiteleri bulunaktadır. Bunu göz önünde bulundurmalı ve kararlarını verirken ne istediklerinin cevabını bilerek seçim yapmalıdırlar.
LYS başvuruları başlıyor ve 29 Nisan’da sona erecek. Adaylara en önemli tavsiyem ÖSYM Kılavuzunu çok dikkatli bir şekilde okuyarak başvurularınızı yapınız.
Şimdiden Üniversite yolundaki tüm adaylara başarılar dilerim…
Hayati OKTAY
Uzman Eğitimci
Son Güncelleme: Pazartesi, 22 Nisan 2013 09:00
Gösterim: 2354
Okullarda serbest kıyafet uygulaması serbestlik sağlar mı?
Okullarda kıyafet uygulamasını yıllardır eğitimciler olarak birçok yönüyle tartışır artıları ve eksilerini ortaya koyduğumuzda Kıyafet uygulamasının öğrencilerde okula olan bağlılık aidiyet duygularının kazanılması ve dikkatlerini derslere verebilme davranışları açısından önemli olduğu sonucuna varır ve devamı konusundaki fikirler ağırlık kazanırdı. Serbest kıyafet uygulamasını en azından okulun bir günü uygulayarak öğrencilere bir günlük de olsa rahat edebilecekleri bir durum ortaya konulurdu. Beden Eğitimi dersi olduğu gün okula eşofmanla gelmeleri konusunda izin verilerek bu durum biraz daha esnetilirdi. Aslında kıyafet uygulaması önceki yıllara bakıldığında oldukça esnek bir yapıya kavuşmuş durumda. Şimdi getirilen serbestlik bunun daha da ileriye götürerek tamamen öğrencilerin istedikleri gibi giyinmeleri konusunda getirdiği bir serbestlik. Bu serbestlik öğrencileri tek tip olmaktan kurtaracak olması kulağa hoş gelse de doğuracağı sonuçlar birçok öğrenciyi mutsuz edeceği gibi birçok veliyi de mutsuz edecektir. Sonuçları açısından bakıldığında Okullarda öğrencinin rahat edebileceği kıyafeti giymesi ne kadar önemliyse okuduğu okula aidiyet duygusu vermesi gerçeği de oldukça önemli. Aileleri her sabah çocuğa ne giydirmeliyim düşüncesi bile çocukların duygularında değişikliklere neden olacaktır.
Birey, çocukluğundan yaşlılığına kadar gelişen yaşam çizgisi üzerinde birbirinden farklı gelişim dönemlerinden geçer ve bu dönemler içerisinde birbiriyle aynı olmayan fizyolojik ve psikolojik bazı özellikler gösterir.
Gelişimi fiziksel gelişim, bilişsel (zihinsel) gelişim, psikososyal gelişim ve ahlak gelişimi olarak dörde ayırmak mümkündür. İlköğretim birinci kademesine denk gelen dönemde çocuk okulda bilgi edinirken, kendisi ile aynı yaşlardaki akranlarıyla kendini karşılaştırır ve karar verir. Bu dönemde çocuk sosyal ve akademik yönlerden kendi durumunu arkadaşlarının durumu ile kıyaslayarak doyum sağlamak ister. Kıyafet konusunda bir doyum sağlama ihtiyacı doğuracak olan bu değişiklik öğrencilerin ihtiyacı karşılanamadığında mutsuzluk duygusu verecektir. Mutsuz olan çocuk başarıya odaklanamaz. Dikkatini toplayamaz.
Çocukların yaş, cinsiyet vücut özellikleri gibi fiziksel farklılıkları, ailelerinin gelirleri, eğitim düzeyleri ve iş statüleri gibi özellikleri çocuklarının giysi alımlarındaki seçim rollerini ve algılamalarını etkilemektedir. Çocukların içinde bulunduğu arkadaş grupları giysi tercihlerine etki eden önemli etkenlerdendir. Çocuklar için arkadaşları çok önemlidir. Arkadaşlarının kendileri için ne düşündüklerini oldukça önemserler. Kendi aralarında aynı düşüncelere ve beğenilere sahip gruplar oluştururlar. Her çocuk belli bir arkadaş gruba dahil olmak ve kabul görmek ister. Yaşıtlarından oluşan arkadaş gruplarının içinde kabul görme ve etkinliklere katılma açısından giysiler iletişim ve kurma aracı olarak önemli bir etkiye sahiptir.
Şimdi tüm bunlardan yola çıkarak serbest kıyafet uygulamasının aslında öğrencilerde farklı sosyal statüler, farklı diyaloglar ve arkadaşlık grupları doğuracağı gibi velilerin her sabah öğrencilerine hangi kıyafeti giydireceği konusunda yaşayacağı kaygılar sonuçlardan sadece bir kaçı.
Yapılan araştırmalarda 7–11 yaş arası öğrencilerde giysi satın alırken etkili olan özelliklere ilişkin bulguların devlet okulundaki öğrencilerde %66.4 annenin tavsiyesi, %47.3 babanın tavsiyesi, %27.3 mağaza vitrinlerde görmek, %20.9 arkadaşlarda görmek satın almaya etkili olan unsurlar olarak ortaya çıkmıştır. Özel okuldaki öğrencilerde ise, % 43.6 anne tavsiyesinin, %38.2 mağaza vitrinlerinde görmenin, %26.4 baba tavsiyesinin, %22.7 arkadaşlarda görmenin satın almaya etkili olduğu belirlenmiştir.
Buna göre anne, baba, arkadaş ve mağaza unsurlarının her iki okul türü açısından da çocuklarda giysi satın alma davranışlarını önemli derecede etkilediği söylenebilir. Kıyafet serbestisi getiren yönetmeliğin bu sonuçları tersine çevireceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Öğrenciler kıyafet seçmede satın alınmasında arkadaşlarından göreceği ve arkadaşları arasına kabul edilmede önemli etken olacak giysileri için seçimleri konusun da aileyi zorlayacaktır. Maddi olanakları yetersiz aileler bu istekler karşısında çaresiz kaldığında öğrenci üzerinde oluşabilecek yıkımlar tamir edilemez. Devlet zorunlu olarak kıyafet yardımı olayına girecek ve arka sırlara oturarak kendini gizleyen bir öğrenci kitlesi belki arkadaşları tarafından küçük düşürülme endişesiyle bu ihtiyacını açıklayamayacaktır.
Ne yapılabilirdi? Burada bir orta yol bulunabilirdi. İlköğretim 1. Kademe eşofman gibi rahat bir kıyafetle okula gidebilir. İlköğretim 2. Kademe de ise kravat ve benzeri aksesuarların olmadığı rahat bir kıyafet uygulaması yapılabilir. Serbest kıyafet uygulamasına ise Liselerde geçilmesinin daha uygun olacağını söyleyebiliriz.. Çünkü bu dönemde öğrenci zaten tek tip kıyafeti istememektedir. Buna karşı direnç göstermektedir. Kravatını, gömleğini, sarkıtarak Öğretmenleri ile aralarında tartışmalara yol açmaktadır. Okul idaresi kravat, gömlek, saç vb konularda öğrencilerle karşı karşıya gelmekte ve disiplin sorunları oluşmaktadır. Bu yönüyle serbest kıyafet yönetmeliğinin lise öğrencileri için uygun olabileceğini söyleyebiliriz. Amaç öğrenciyi bir birey olma yolunda desteklemekse onun mutluluğu ön planda tutulmalıdır. Mutlu olmayacağı her uygulama başarısının önünde engel olacaktır. Can yücelin dediği gibi” Herkesi tek tip giydirerek “eşitlik hissi” vermeye çalışmaktansa, çocuklara hayatta kıyafetin değil fikriyatın önemli olduğunu anlatmak ve sınıfta onlara gerçekten eşit davranmak daha önemlidir.
Eğitimtercihi
HAYATİ OKTAY
UZMAN EĞİTİMCİ
Twitter.com/ hayatiokty
Üst Kategori: ROOT Kategori: Hayati Oktay Uzman eğitimci
Okullarda serbest kıyafet uygulaması serbestlik sağlar mı?
Okullarda kıyafet uygulamasını yıllardır eğitimciler olarak birçok yönüyle tartışır artıları ve eksilerini ortaya koyduğumuzda Kıyafet uygulamasının öğrencilerde okula olan bağlılık aidiyet duygularının kazanılması ve dikkatlerini derslere verebilme davranışları açısından önemli olduğu sonucuna varır ve devamı konusundaki fikirler ağırlık kazanırdı. Serbest kıyafet uygulamasını en azından okulun bir günü uygulayarak öğrencilere bir günlük de olsa rahat edebilecekleri bir durum ortaya konulurdu. Beden Eğitimi dersi olduğu gün okula eşofmanla gelmeleri konusunda izin verilerek bu durum biraz daha esnetilirdi. Aslında kıyafet uygulaması önceki yıllara bakıldığında oldukça esnek bir yapıya kavuşmuş durumda. Şimdi getirilen serbestlik bunun daha da ileriye götürerek tamamen öğrencilerin istedikleri gibi giyinmeleri konusunda getirdiği bir serbestlik. Bu serbestlik öğrencileri tek tip olmaktan kurtaracak olması kulağa hoş gelse de doğuracağı sonuçlar birçok öğrenciyi mutsuz edeceği gibi birçok veliyi de mutsuz edecektir. Sonuçları açısından bakıldığında Okullarda öğrencinin rahat edebileceği kıyafeti giymesi ne kadar önemliyse okuduğu okula aidiyet duygusu vermesi gerçeği de oldukça önemli. Aileleri her sabah çocuğa ne giydirmeliyim düşüncesi bile çocukların duygularında değişikliklere neden olacaktır.
Birey, çocukluğundan yaşlılığına kadar gelişen yaşam çizgisi üzerinde birbirinden farklı gelişim dönemlerinden geçer ve bu dönemler içerisinde birbiriyle aynı olmayan fizyolojik ve psikolojik bazı özellikler gösterir.
Gelişimi fiziksel gelişim, bilişsel (zihinsel) gelişim, psikososyal gelişim ve ahlak gelişimi olarak dörde ayırmak mümkündür. İlköğretim birinci kademesine denk gelen dönemde çocuk okulda bilgi edinirken, kendisi ile aynı yaşlardaki akranlarıyla kendini karşılaştırır ve karar verir. Bu dönemde çocuk sosyal ve akademik yönlerden kendi durumunu arkadaşlarının durumu ile kıyaslayarak doyum sağlamak ister. Kıyafet konusunda bir doyum sağlama ihtiyacı doğuracak olan bu değişiklik öğrencilerin ihtiyacı karşılanamadığında mutsuzluk duygusu verecektir. Mutsuz olan çocuk başarıya odaklanamaz. Dikkatini toplayamaz.
Çocukların yaş, cinsiyet vücut özellikleri gibi fiziksel farklılıkları, ailelerinin gelirleri, eğitim düzeyleri ve iş statüleri gibi özellikleri çocuklarının giysi alımlarındaki seçim rollerini ve algılamalarını etkilemektedir. Çocukların içinde bulunduğu arkadaş grupları giysi tercihlerine etki eden önemli etkenlerdendir. Çocuklar için arkadaşları çok önemlidir. Arkadaşlarının kendileri için ne düşündüklerini oldukça önemserler. Kendi aralarında aynı düşüncelere ve beğenilere sahip gruplar oluştururlar. Her çocuk belli bir arkadaş gruba dahil olmak ve kabul görmek ister. Yaşıtlarından oluşan arkadaş gruplarının içinde kabul görme ve etkinliklere katılma açısından giysiler iletişim ve kurma aracı olarak önemli bir etkiye sahiptir.
Şimdi tüm bunlardan yola çıkarak serbest kıyafet uygulamasının aslında öğrencilerde farklı sosyal statüler, farklı diyaloglar ve arkadaşlık grupları doğuracağı gibi velilerin her sabah öğrencilerine hangi kıyafeti giydireceği konusunda yaşayacağı kaygılar sonuçlardan sadece bir kaçı.
Yapılan araştırmalarda 7–11 yaş arası öğrencilerde giysi satın alırken etkili olan özelliklere ilişkin bulguların devlet okulundaki öğrencilerde %66.4 annenin tavsiyesi, %47.3 babanın tavsiyesi, %27.3 mağaza vitrinlerde görmek, %20.9 arkadaşlarda görmek satın almaya etkili olan unsurlar olarak ortaya çıkmıştır. Özel okuldaki öğrencilerde ise, % 43.6 anne tavsiyesinin, %38.2 mağaza vitrinlerinde görmenin, %26.4 baba tavsiyesinin, %22.7 arkadaşlarda görmenin satın almaya etkili olduğu belirlenmiştir.
Buna göre anne, baba, arkadaş ve mağaza unsurlarının her iki okul türü açısından da çocuklarda giysi satın alma davranışlarını önemli derecede etkilediği söylenebilir. Kıyafet serbestisi getiren yönetmeliğin bu sonuçları tersine çevireceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Öğrenciler kıyafet seçmede satın alınmasında arkadaşlarından göreceği ve arkadaşları arasına kabul edilmede önemli etken olacak giysileri için seçimleri konusun da aileyi zorlayacaktır. Maddi olanakları yetersiz aileler bu istekler karşısında çaresiz kaldığında öğrenci üzerinde oluşabilecek yıkımlar tamir edilemez. Devlet zorunlu olarak kıyafet yardımı olayına girecek ve arka sırlara oturarak kendini gizleyen bir öğrenci kitlesi belki arkadaşları tarafından küçük düşürülme endişesiyle bu ihtiyacını açıklayamayacaktır.
Ne yapılabilirdi? Burada bir orta yol bulunabilirdi. İlköğretim 1. Kademe eşofman gibi rahat bir kıyafetle okula gidebilir. İlköğretim 2. Kademe de ise kravat ve benzeri aksesuarların olmadığı rahat bir kıyafet uygulaması yapılabilir. Serbest kıyafet uygulamasına ise Liselerde geçilmesinin daha uygun olacağını söyleyebiliriz.. Çünkü bu dönemde öğrenci zaten tek tip kıyafeti istememektedir. Buna karşı direnç göstermektedir. Kravatını, gömleğini, sarkıtarak Öğretmenleri ile aralarında tartışmalara yol açmaktadır. Okul idaresi kravat, gömlek, saç vb konularda öğrencilerle karşı karşıya gelmekte ve disiplin sorunları oluşmaktadır. Bu yönüyle serbest kıyafet yönetmeliğinin lise öğrencileri için uygun olabileceğini söyleyebiliriz. Amaç öğrenciyi bir birey olma yolunda desteklemekse onun mutluluğu ön planda tutulmalıdır. Mutlu olmayacağı her uygulama başarısının önünde engel olacaktır. Can yücelin dediği gibi” Herkesi tek tip giydirerek “eşitlik hissi” vermeye çalışmaktansa, çocuklara hayatta kıyafetin değil fikriyatın önemli olduğunu anlatmak ve sınıfta onlara gerçekten eşit davranmak daha önemlidir.
Eğitimtercihi
HAYATİ OKTAY
UZMAN EĞİTİMCİ
Twitter.com/ hayatiokty
Son Güncelleme: Cuma, 30 Kasım 2012 12:01
Gösterim: 2617

